DÜNYA l SEKTÖR ARAŞTIRMASIEnerjiYatırımların yolu‘Enerji Borsası’ ileaçılacak“2023’te petrol ve doğalgaz ithal etmeyen Türkiye hedefliyoruz”Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılı olan 2023’te temel hedeflerinin petrol ve doğalgaz ithal etmeyen bir Türkiye olduğunu söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Enerjide sadece yeni yatırımlarla yetinmiyor, Türkiye’yi bir enerji koridoru, bir enerji terminali yapmak için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. k 8’deSEKTÖRDEN...12 TPAO Besim ŞişmanTürkiye gelecek 10 yılda petrol ve doğalgaz ithalatı için yaklaşık 600 milyar dolar harcayacak. Bu faturayı minimuma indirebilme gayreti ile yurtiçi ve yurtdışında çalışmalarımıza yüksek bir ivme ile devam ediyoruz.24ENERJİSA Selahattin HakmanFaaliyetlerimizi 2015’de 5 bin MW kurulu güç ve toptan satış piyasasında yüzde 10 pazar payına ulaşma hedefi doğrultusunda sürdürüyoruz. Bu doğrultuda 2015 sonuna kadar 5.5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapmayı planlıyoruz.30BORUSAN ENBW ENERJİ Mehmet AcarlaUzun vadede 2 bin MW’lık toplam kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Planladığımız tüm projeleri gerçekleştirmek için yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapmayı düşünüyoruz.42YIRCALI Sırrı YırcalıBalıkesir ve Manisa’da işleyen RES projelerimizin ardından Antakya RES için lisans alımını gerçekleştirdik. Samandağ ilçesine 75 milyon Euro değerinde yatırımda bulunacağız. Proje gerçekleştiğinde 72 MV enerji elde edeceğiz.97ALSTOM Adil TekinGüriş AŞ ile imzaladığımız RES anlaşmasıyla Türkiye’de rüzgâr enerjisi pazarına giriş yaptık. Anlaşma uyarınca temin edeceğimiz dokuz adet Alstom ECO 100 rüzgâr türbinini, yılbaşından itibaren işletmeye alacağız.
4 l SEKTÖR lENERJİ Dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarının başında gelen Türkiye enerji sektörünün, 2020’ye kadar bu cazibesini sürdürmesi bekleniyor. Bu noktada yapılacak yeni yatırımlar, sektörün büyümesini destekleyen itici güç olacak Yerli ve yabancı yatırımlara zemin hazırlaması ve enerji piyasasını derinleştirmesi açısından atılacak en önemli adım olarak kabul edilen Enerji Borsası’nın kurulması ile Türkiye’nin ihtiyacı olan yatırımların daha kısa sürede faaliyete geçeceği tahmin ediliyorSektör,yatırımlarınyolunu ‘EnerjiBorsası’ileaçmakistiyorBetül TOPAKLITürkiye, ekonomik gelişme, sanayileşme ve kentleşme dinamiklerine paralel olarak yüksek talep artışı ile dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarının başında geliyor. Türkiye’nin 2020 yılına kadar dünya ve Avrupa ortalamalarının üzerinde büyümesini sürdürmesi beklenirken, bu büyümenin desteklenmesi için büyük ölçekli enerji yatırımlarının hayata geçirilmesi gerekiyor. Son dönemde sıkça gündeme gelen ‘Enerji Borsası’ liberalleşme sürecinde kilit noktada bulunuyor. Borsa fırsatını değerlendirmesi halinde Türkiye enerji sektörü, gelecek 10 yılda ihtiyacı olan 100 milyar dolarlık yatırımı bölgesine çekmenin planlarını yapıyor. Sektörün talebinin yanı sıra hükümetin seçim bildirisinde de yer alan Enerji Borsası’nın kurulması, Türkiye enerji piyasasında birçok değişimin zeminini hazırlayacak. Yatırımcıların gelecekle ilgili daha rahat strateji belirlemesine imkan verecek olan Enerji Borsası sayesinde, Türkiye’de özelleştirmelerle başlayan liberalleşme süreci şeffaf ve likit bir piyasanın kurulmasıyla tamamlanacak. Borsa ve serbest ticaretin yapıldığı bir pazar yapısı, doğru fiyat sinyallerini vereceği için uzun dönemli planlamaları daha hesaplanabilir hale getirecek. Bununla birlikte, bu yapı, likiditeyi ve yatırımları da olumlu yönde etkileyecek. En önemlisi, doğru fiyatın oluşmasını ve tüm katılımcıların eşit koşullarda rekabet etmesini sağlayacak. Sektörde yaşanan yatırım atağına bağlı olarak Enerji Borsası’nın kurulmasına olumlu bakan Enerji ve Tabii Kaynaklar Ba-kanlığı, kanuni hazırlıkların yapılması için çalışmalarına hız verdi. Bu arada kurulması planlanan Borsa’nın ortakları arasında enerji şirketleri, bankalar, İMKB hatta VOB ile birlikte odaların da yer alması bekleniyor. Enerji Borsası’nın kurulması hakkında net bir tarih açıklanmazken, çalışmaların başlamasının ardından en geç iki yıl içinde borsanın tamamlanacağı tahmin ediliyor. Şu an şekline son hali verilmek üzere bekleme halinde olan çalışmanın, yeni yasama döneminde tamamlanacağı tahmin ediliyor. Enerji sektörünün en önemli ülkelerinin yanı başında hatta merkezinde olan Türkiye, finans merkezi İstanbul’da kurulacak Enerji Borsası sayesinde petrol, doğalgaz, elektrik gibi ürün-EPDK’dan lisans alan inşa halindeki kapasitenin yakıt türlerine göre dağılımıleri alıp satabilecek. Borsa, hem enerji, cari açık ve istihdam sorunlarına katkıda bulunacak, hem de yüksek büyümeye yardımcı olacak. Dünya enerji tüketiminin yaklaşık üçte biri, enerji ticareti ile karşılanıyor. Bu noktada Enerji Borsası, enerji arz güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Enerji Borsası’nın faaliyete geçmesi ile birlikte Türkiye’de de batı ülkelerinde görüldüğü gibi hem üretici hem de tedarikçiler açısından bir markalaşma ve uzmanlık söz konusu olacak. Bu da kamu yararını gözeten, hizmet kalitesi ve sürekliliğini iş anlayışı olarak benimseyen enerji şirketlerinin artmasına zemin hazırlayacak. Sektör temsilcilerine göre, yatırımların yapılabilmesi için gerekli olan güvenli ve büyümeye açık pazar ortamı, Enerji Borsası’nın kurulması ile mümkün olacak. 2020’ye kadar enerjiye yapılması gereken yatırım ihtiyacı 130 milyar $ Enerji talebi ve arzı, sektörün son yıllarda en çok tartıştığı ve global ölçekte çözümler aradığı konuların başında geliyor. Global ölçekte ülkeler, arz güvenliğini ancak enerji üretimine hız vererek ve kaynak çeşitliliğine giderek artırabilecekleri konusunda tartışmasız hem fikirler. İstikrarlı makroekonomik gelişme, bir yandan Türkiye’de elektrik enerjisi talebini tetikliyor, diğer yandan da yeni kapasite ihtiyacını gündeme getiriyor. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık oranı bugün yüzde 70’ler seviyesinde. 2011 yılının ilk yedi aylık döneminde, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz faturası geçen yılınBAKANLIK YASAL HAZIRLIKLARINA HIZ VERDİSektörde yaşanan yatırım atağına bağlı olarak Enerji Borsası’nın kurulmasına olumlu bakan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kanuni hazırlıkların yapılması için çalışmalarına hız verdi. Özel sektör yatırım payının arttığı Türkiye enerji piyasasında, serbest üreticilerin serbest tüketicilere elektrik sattığı bir ortamın yakalandığına dikkat çeken Bakanlık, bunun sistematize edilmesi ve daha da şeffaflaşması açısından Enerji Borsası’nın kurulmasının faydalı olacağını vurguluyor.Kaynak: EPDKKASIM 2011Dünya Süper Veb Ofset AŞ adına imtiyaz sahibiAraştırma Servisi Müdürü: Gürhan DEMİRBAŞ Danışman: Talip AKTAŞ Araştırma Servisi Şefi: Yıldız BARS Editör: Eser SOYGÜDER YILDIZ Hazırlayan: BETÜL TOPAKLI Tasarım ve Uygulama: Çağatay ÖZEN G Reklam Müdürü: Meral ÖGAT Reklam Planlama Müdürü: Barbaros DARUGA Reklam Sorumlusu: Sibel ŞENAY G Merkez: “Globus” Dünya Basınevi, Balamir Sokak No:7 34810 Kavacık-Beykoz-İSTANBUL Telefon: (0216) 681 18 00 Fax: (0216) 680 39 75 e-posta: dunya@dunya.com web: www.dunya.com Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. 100. Yıl Mah. 34440 Bağcılar-İSTANBUL G Araştırma Servisi (0216) 681 19 40-681 18 66 arastirma@dunya.com G Reklam Servisi (0216) 681 18 50- 681 18 52 reklam@dunya.com G Ücretsiz Danışma Hattı: 0 800 219 20 24-25SEKTÖR ARAŞTIRMASI: 23ENERJİDidem DEMİRKENTGenel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞ
6 l SEKTÖR lENERJİaynı dönemine göre yüzde 42.4 artışla 29.58 milyar dolara ulaştı. İlk yedi aylık seyrin yılın kalan döneminde de sürmesi durumunda net enerji ithalatının yaklaşık 48 milyar dolarla yeni bir rekor kırabileceği belirtiliyor. Sektör aktörlerine göre, bu oranı minimuma indirgemek için Türkiye’nin 2020 yılına kadar yatırım ihtiyacı 130 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. EPDK analizlerine göre ise, Türkiye 2010-2030 döneminde yapılacak enerji yatırımlarının toplamı 225-280 milyar dolar. Bu noktada özel sektör yatırımlarının hız kazanmasının Türkiye enerji sektörünün geleceğini önemli ölçüde etkileyeceği yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Son dönemde siyasi otoritenin sergilediği kararlı tutum ve hayata geçirilen uygulamalar da sektörün liberalleşmesinde ve buna bağlı olarak yatırımların hız kazanmasında rol oynayan faktörlerin başında geliyor. Tüketim artışı, özel sektör yatırımlarını enerjinin merkezine oturttu 2010 yılı Türkiye elektrik enerjisi sektörü açısından gerek kapasite ve talep artışı, gerekse piyasa oyuncularının uzun zamandır beklediği yasal düzenlemeler açısından kilit bir yıl oldu. 2010 yılında 4 bin 763 MW’lık kapasitenin eklenmesi ile Türkiye’nin toplam kurulu gücü 49 bin 524 MW’a ulaştı. Bu kaynaklardan doğalgazın toplam elektrik üretimindeki payı yüzde 48.6, hidroelektriğin payı yüzde 18.5, yerli kömürün payı yüzde 21.7 ve rüzgarın payı ise yüzde 0.8 oranında bulunuyor. Türkiye’de küresel ekonomik krizin etkilerinin azalması ile birlikte sanayi üretimi kapasite kullanım oranının artması, elektrik talebi üzerinde olumlu etki yarattı. 2010 yılında yüzde 8.4 oranında artan elektrik tüketimi Ağustos 2010’da 700 milyon kWh ve 34 bin MW kapasite kullanımı ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde rekor kırdı. 2010 yılında yaşanan bir diğer kayda değer gelişme de, farklı yenilenebilir enerji kaynakları için farklı teşvik seviyeleri belirleyen ve yerli üretim katkısı getiren YEK Kanunu’nun yıl bitmeden kabul edilmesi oldu. Uygulama Yönetmeliği’nin de 2011 yılında yürürlüğe girmesi ile 2012 yılından itibaren yenilenebilir enerji yatırımcıları açısından yeni bir satış kanalı daha devreye girmiş olacak. Bunun yanı sıra Eylül 2011’de Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası (VOB) altında baz yük elektrik ticaretinin başlatılması ve Aralık 2011’de Gün Öncesi Piyasası ve Teminat Mekanizması’nın devreye girecek olması da önümüzdeki yıllarda risk yönetimi olanaklarının sunulduğu daha şeffaf ve liberal bir elektrik piyasası oluşacağının göstergesi niteliğinde. 2011 yılının dokuz ayında ise Türkiye’nin toplam kurulu gücü 51 bin 547 MW’a ulaşırken, temmuz ayında 736 milyon kWh, 36 bin 122 MW kapasite kullanımı ile yeni tüketim rekorları kırıldı. Türkiye’nin ekonomik büyümesi ile doğru orantılı olarak tüketimde oluşacak baskı, özel sektör yatırımlarını enerji sektörünün merkezine oturttu. EÜAŞ santrallerinin özelleştirilmesi gündemdeki yerini koruyacak 2010 yılı özelleştirmeler anlamında da hızlı geçti. 2010 Ekim ayı sonu itibarıyla özel sektör tarafından yapılan yatırım 3 bin 200 megavata ulaştı ve bir rekor kırıldı. Kalan 11 elektrik dağıtım bölgesinin ihalesi tamamlandı ve ihale rakamlarına göre toplam 12 milyon doların üzerinde gelir kaydedildi. Ancak geçtiğimiz yıllarda hızlı bir gelişme göstermiş olan devir sürecinin, bazı bölgelerin devra-Devreye alınan kapasitenin yakıtlara göre dağılımı (MW)Kaynak: EPDKYerli linyitin elektrik üretimindeki payının artırılması için düğmeye basıldı Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için yollar aranırken, yerli ve ucuz bir enerji kaynağı olan linyitten elektrik üretiminin artırılması için düğmeye basıldı. Yerli linyitin elektrik üretimindeki payının artırılması çalışmaları çerçevesinde, ilk aşamada linyitte 7 bin MW düzeyinde bir termik potansiyelin özel sektöre ihale edilmesi planlanıyor.Türkiye’nin elektrik üretimi için kurulu gücü halen 52 bin 24 MW düzeyinde bulunuyor. Üretim kapasitesine 7-8 bin MW yerli linyit eklenmesi durumunda, kapasite yaklaşık yüzde 15-16 artmış olacak. EÜAŞ’ye ait linyit sahalarından ilk aşamada, Konya-Karapınar, Kahramanmaraş-Elbistan, Trakya sahası, Afşin-Elbistan Kışlaköy, Çöllolar ile C, D ve E sahaları ihale edilecek. Jeotermal potansiyelini kullanmak için yeni girişimler dikkat çekiyor Türkiye, jeotermal ısı potansiyeli açısından dünyada yedinci, Avrupa’da ise birinci sıra yer alıyor. Jeotermal, Türkiye’de potansiyeli yüksek olan ancak yeterince kullanılmayan bir zenginlik. Türkiye’de halk arasında ‘termal’ ve ‘kaplıca’ olarak bilinen jeotermal kaynaklı suların kullanımı maalesef şifa ve sağlık amaçlı kullanımın ötesine geçemedi. Ancak Türkiye, son yıllarda jeotermal potansiyelini kullanmak için yeni girişimlere sahne oluyor. Jeotermalin seralarda kullanımının beş yıl gibi kısa bir geçmişi var. Elektrik enerjisi üretiminde de durum farklı değil. Uluslararası standartlara sahip termal oteller yeni yeni yapılıyor. Belediyeler jeotermalle zenginleşebileceklerini yeni keşfediyor. Kısacası yeraltındaki jeotermal artık bundan sonra paraya ve zenginliğe dönüşecek gibi görünüyor. Rüzgâr projelerindeki düğüm çözülüyor Türkiye giderek rüzgar enerjisi sektöründe ağırlığı daha fazla hissedilen bir ülke olmaya başladı. Bu nedenle dünya ve özellikle Avrupa stratejisi içinde Türkiye’nin yeri giderek artıyor. Türkiye’de Ekim 2011 itibarıyla kurulu gücü bin 600 MW’ı aşan rüzgar enerjisi santrali bulunuyor. 2011 yılında 1 Kasım 2007 rüzgâr enerji santrali başvurularının ihale sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, önümüzdeki birkaç yıl içinde yaklaşık 11 bin MW rüzgâr kapasitesinin yatırımı ve devreye alınması için çalışmalar yürütülecek. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde proje finansmanının özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler üzerindeki etkisi daha fazla olacak.lınamamış olmasından kaynaklanan belirsizlik ile 2011 yılının ikinci yarısından itibaren yavaşlama sürecine girdiği görülüyor. Elektrik dağıtım bölgelerinin devri, 2012 yılının önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek. Üretim tarafında EÜAŞ santrallerinin özelleştirmesinde de gelişme kaydedilmesi bekleniyor. 2009 yılı sonunda başlayan EÜAŞ özelleştirmeleri süreci 2010 yılında 52 akarsu santralinin özelleştirme işlemleri ile devam etti. 2011’e gelindiğinde bu santrallerin ağırlıklı kısmının özel sektöre devrinin tamamlandığı görülüyor. 2011 içinde ayrıca EÜAŞ’ın özelleştirme kapsamına alınmış olan rezervuarlı ve termik santrallerinin de ihalesine başlandı. İlk olarak Hamitabat Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali ihaleye çıktı ancak yeterli sayıda bağlayıcı teklif gelmediği için ihale şimdilik iptal edildi. Sektör aktörlerine göre, EÜAŞ santrallerinin özelleştirmesi 2012 ve devam eden yılların gündeminde yer almaya devam edecek. LPG’deki büyüme devam ediyor Türkiye’de doğalgaz kullanım oranının yükselmesi LPG sektöründe tüplügaz ve dökmegaz pazarlarında küçümsenmeyecek daralma yarattı. Ancak, sektör otogazdaki gelişmeye bağlı olarak yıllık 3.7 milyon tonluk tüketimiyle Avrupa’da ikinci büyük LPG pazarı konumunda bulunuyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 2011 yılı için hazırladığı ilk altı aylık raporlarında bu büyümeyi ortaya koyuyor. EPDK tarafından yayımlanan 2011 yılı Ocak-Haziran dönemi LPG Piyasası Raporu’na göre Türkiye’de, ilk altı aylık dönemde 1 milyon 764 bin 450 ton LPG tüketildi. Bu miktarın yüzde 69.7’si otogaz, yüzde 27.60’ı tüplügaz ve yüzde 3.34’ü de dökmegaz olarak gerçekleşti. İlk altı aylık dönemde kümülatifte tüketimin yüzde 2.39 arttığı görülüyor. 2011 yılı sonu itibarıyla LPG tüketiminin, 2010 yılına oranla asgari yüzde 2 seviyesinde artmasıyla büyümenin devamı bekleniyor. 2012, güneş enerjisinde başlangıç yılı olacak Coğrafi konumu nedeniyle sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre şanslı durumda bulunan Türkiye, bu potansiyelini yeterince kullanamıyor. Yılın 110 gününü güneşli geçiren Türkiye, ürettiği enerjinin sadece yüzde 0,1’ini güneşten elde ediyor. 2012 yılında ise 600 MW büyüklüğünde lisansa dayalı üretim sahalarının açılması ile birlikte 2013-2014 yılından itibaren sektörde büyük bir hareketlenme görülecek. Önümüzdeki yıl içinde Malatya ve Şanlıurfa Birecik’te toplam 45 MW değerinde güneş santrallerinin kurulması planlanıyor. 31 Aralık 2012 tarihine kadar 600 MW değerinde kurulum lisansı başvurusu kabul edilecek. 2012 Türkiye tarihinde güneş enerjisine dayalı elektrik üretiminde ilk lisans dağıtımlarının yaşanacağı yıl olması sebebiyle sektör için bir başlangıç olarak kabul edilecek. Lisanslama işlemlerinin ardından en yakın kurulumların 2013 yılından itibaren devreye alınması planlanıyor.Türkiye Elektrik Enerjisi Kurulu Gücü (2010)Şirket EÜAŞ EÜAŞ’a Bağlı Ortaklık Santralleri İşletme Hakkı Devredilen Santraller Mobil Santraller Yap İşlet Yap İşlet Devret Tipi Termik Hidrolik Termik Termik Hidrolik Termik Termik Termik Hidrolik Rüzgar Termik Hidrolik Jeoter. Rüzgar Termik Hidrolik Rüzgar Termik Hidrolik Jeoter. Rüzgar Santral Sayısı 15 104 5 1 1 2 5 4 17 2 88 134 6 36 144 4 1 264 260 6 39 Kurulu Toplam Güç (MW) Güç (MW) 8,691 20,369 11,678 3,834 620 30 263 6,102 1,450 972 17 8,722 2,607 94 1,302 2,636 544 1 32,317 15,831 94 1,320 3,834 650 263 6,102 2,439Serbest Üretim ŞirketleriEnerji ve puant talebin gelişimiYıl Puant Artış Enerji Artış Talep (MW) Oranı (%) Talebi (GWh) Oranı (%) 2000 19.390 2,4% 128.276 8,3% 2005 25.174 7,2% 160.794 7,2% 2008 30.517 4,3% 198.085 4,2% 2009 29.870 -2,1% 194.079 -2,0% 2010 33.392 11,8% 209.390 7,9% Ortalama 5,4% 5,4% Kaynak:TEİAŞ (2010 yılı verileri henüz kesinleşmemiştir.)12,724Otoprodüktörler3,181Toplam49,562Kaynak: TEİAŞ
ENERJİ 7 FUARÖnümüzdekidönemdebüyümede enerjiyoğunluğuyenidenartacakYael TARANTO Türkiye Sınai Kalkınma Bankası AŞ Danışman Ekonomist2011 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekreteryası’na iletilen Türkiye sera gazı envanterine göre 1990-2009 döneminde Türkiye’nin sera gazı salımları %98 oranında arttı. Bu değerle Türkiye, Nisan 2011’de envanter ileten 42 ülke arasında emisyonları en fazla artan ülke oldu. Sera gazı azaltımı için elektrik üretiminde fosil yakıtlardan yenilenebilir kaynaklara yönelmek gerekiyor. Diğer taraftan, sürdürülebilir kalkınma açısından enerjide arz tarafı kadar talep tarafını da sorgulanmalı. 1990-2010 döneminde Türkiye’nin yıllık ortalama ekonomik büyüme hızı %4,2, elektrik tüketimi artış hızı ise %6,9’dur. Diğer bir ifadeyle, bu dönemde ekonomik büyüme hızındaki her %1’lik artış için elektrik tüketiminin %1,6 artması gerekmiş. 2001 ekonomik krizi sonrası dönemi incelediğimizde biraz farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. 2002-2010 döneminde ortalama ekonomik büyüme hızı %5,1, elektrik tüketimindeki ortalama artış hızı %5,8 olarak gerçekleşiyor. Elektrik tüketiminde hizmetlerin payı artıyor Elektrik tüketiminin dağılımını incelediğimizde 1990 yılında %62,4 olan sanayi payının 2000 yılında %49,7’ye, 2009 yılında %42,8’e ge-rilediğini görüyoruz. Diğer taraftan kamu hizmetleri dahil olmak üzere hizmetlerin elektrik tüketimindeki payı 1990 yılında %11,4, 2000’de %19,5, 2009’da %25,8. Aynı dönemde konutların payı da %19,4’ten %25’e çıktı. Son 20 yılda yaşanan gerilemeye karşın Türkiye’de sanayinin elektrik tüketimi içindeki payı OECD ortalamasına kıyasla yüksektir. Türkiye’de elektrik tüketiminin seyri alt sektörler bazında incelendiğinde 2001 yılı sonrasında önemli bir dönüşüm yaşandığı gözleniyor. İmalat sanayiinden hizmetlere yönelişin yanısıra imalat sanayinin üretim kompozisyonundaki değişimin de elektrik tüketiminde sanayi payının düşüşünde etkili olduğu görülüyor. 2002-2010 döneminde demir-çelik, çimento ve tekstil gibi enerji-yoğun sektörlerdeki üretim artışı yavaşlarken enerji yoğunluğu daha düşük olan otomotiv, plastik, kimya ve makine sektörleri hızla büyüdü. Bu dönemde kara taşıtları üretimi %175, plastik üretimi %97, kimya sanayii üretimi %91 artarken çimento ve demir-çelik üretimi yaklaşık %60 arttı, tekstil üretimi ise %24 azaldı. Enerji yoğunluğundaki azalma verimlilikten değil üretim kompozisyonundaki değişimden... 2002 yılı sonrasında ekonomik büyüme hı-Türkiye’de Elektrik Tüketiminin Sektörel Dağılımı (%)Sanayi Konutlar Hizmetler Diğer 2005 46,9 23,7 23,1 6,3 2006 46,4 24,1 23,6 5,9 2007 46,2 23,5 24,4 5,9 2008 44,9 24,4 24,6 6,1 2009 42,8 25,0 25,8 6,4Büyümede enerji yoğunluğunun yeniden artacağını tahmin ediyoruz. Demir-çelik, çimento, tekstil gibi enerji-yoğun sektörlerde üretim artışlarının yanısıra, turizm başta olmak üzere hizmet sektörlerinin aydınlatma, ısıtma ve soğutma ihtiyaçları elektrik tüketiminde hızlı artışa yol açıyor.Kaynak: TEDAŞzındaki her birim artış için önceki döneme kıyasla daha az elektrik tüketildi. Ancak bu gelişme enerji verimliliğine yönelik çabalar sonucunda değil, üretimin kompozisyonundaki değişimden dolayı oldu. Önümüzdeki dönemde büyümede enerji yoğunluğunun yeniden artacağını tahmin ediyoruz. Demir-çelik, çimento, tekstil gibi enerjiyoğun sektörlerde üretim artışlarının yanısıra, turizm başta olmak üzere hizmet sektörlerinin aydınlatma, ısıtma ve soğutma ihtiyaçları elektrik tüketiminde hızlı artışa yol açıyor. Diğer yandan, hizmet sektörünün ağırlığındaki artış aynı zamanda elektrik tüketiminde mevsimsel dalgalanmaların ve yedek kapasite ihtiyacının da artmasına yol açıyor. Ekonomik büyüme politikasının enerji kaynaklarının verimli kullanımı ve çevrenin korunması doğrultusunda yeniden sorgulanması, planlanması ve yapılandırılması önümüzdeki 10 yılın kritik gündem maddeleri arasında yer alacak.Türkiye’de elektrik ve doğalgaz ürünleri bağımsız bir enerji borsasında değerlendirilmeliSibel ÇETİNKAYA Deloitte Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Endüstrisi Sorumlu OrtağıTürkiye, demografik ve iktisadi dinamikleri nedeniyle enerji talebi sürekli artan bir ülke. Çevre ülkelere görece makroekonomik büyüklüğü, coğrafi konumu ve birçok alanda serbest piyasayı tercih etmesi nedeniyle yalnız iç talebe yönelik değil, aynı zamanda bölge ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve enerji koridoru olarak rol oynayacak bir piyasaya sahip olabilir. Piyasanın gelişmesi elbette artan talebe paralel gelişim gösterecek. Yine de piyasanın potansiyeline ulaşabilmesi için atılacak bazı adımlar bulunuyor. Bunlar; Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de elektrik ve doğalgaz spot ve türev ürünlerinin bağımsız işleyen bir enerji borsası kapsamında değerlendirilmeye başlanması, elektrik dağıtım ve perakende hizmetlerinin ayrışması ile perakende satış alanında rekabetin yaygınlaşması, Türkiye’nin doğalgaz ticaretinde etkin bir pazaryeri olabilmesi için doğalgaz piyasasının liberalleşmesi ve Avrupa ile hem altyapı hem de piyasa açısından entegrasyonunun sağlanması gibi gelişmeler piyasanın potansiyelini gerçekleştirmesinde etkili olacak. Elektrik enerjisi sektörü için konuşursak 2010 yılı, piyasa gelişimi anlamında çok önemli adımların atıldığı bir yıl oldu. 2010 yılı içinde 4 bin 700 MW’ın üzerinde yeni elektrik üretim kapasitesi devreye girdi. Bu, şimdiye dek bir yıl içinde kaydedilen en yüksek kurulu güç artışı oldu. 2010 yılında 2009’a göre yıllık yüzde 8.4 düzeyinde bir tüketim artışı gerçekleşti. Bu rakam ekonomide canlanmanın da bir sonucu oldu. 2011’in ilk 10 ayına baktığımızda da 2010’un ilk 10 ayına nazaran yüzde 8.5 se-viyesinde bir tüketim artışı görüyoruz. 2011 yılını da muhtemelen yine yüzde 8.5’e yakın bir kümülatif tüketim artışı ile kapatacağız. Türkiye’de tüketimin ekonomik canlılık ve nüfus artışına paralel ancak bunların da üzerinde bir ivmeyle arttığını göz önünde bulunduracak olursak, 2012 yılının da 2011’e benzer bir performans göstereceğini söyleyebiliriz. EÜAŞ santrallerinin özelleştirmesi 2012’de de devam edecek 2010 yılı özelleştirmeler anlamında da hızlı geçti. Kalan 11 elektrik dağıtım bölgesinin ihalesi tamamlandı ve ihale rakamlarına göre toplamda 12 milyon doların üzerinde gelir kaydedildi. Ancak geçtiğimiz yıllarda hızlı bir gelişme göstermiş olan devir sürecinin, bazı bölgelerin devralınamamış olmasından kaynaklanan belirsizlik ile 2011 yılının ikinci yarısından itibaren yavaşlama sürecine girmiş olduğunu görüyoruz. Elektrik dağıtım bölgelerinin devri, 2012 yılının önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek. Üretim tarafında EÜAŞ santrallerinin özelleştirmesinde de gelişme kaydedileceğini düşünüyoruz. 2009 yılı sonunda başlayan EÜAŞ özelleştirmeleri süreci 2010 yılında 52 akarsu santralinin özelleştirme işlemleri ile devam etti. 2011’e geldiğimizde bu santrallerin ağırlıklı kısmının özel sektöre devrinin tamamlandığını görüyoruz. 2011 içinde ayrıca EÜAŞ’ın özelleştirme kapsamına alınmış olan rezervuarlı ve termik santrallerinin de ihalesine başlandı. İlk olarak Hamitabat Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali ihaleye çıktı. Ancak yeterli sayıda bağlayıcı teklif gelmediği için ihale şimdilik iptal edilmiş durumda. Görünen o ki, EÜAŞ santrallerinin özelleştirmesi 2012 ve devam eden yılların gündeminde yer almaya devam edecek.
8 l SEKTÖR lENERJİ“2023’tepetrolvedoğalgazithal etmeyenTürkiyehedefliyoruz”Enerji sektöründe dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla özellikle son dokuz yılda çok büyük yatırımlar yapıldığını hatırlatan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, bu yatırımlarının tutarının 25 milyar doları aştığını söyledi. Yıldız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılı olan 2023’te temel hedeflerinin petrol ve doğalgaz ithal etmeyen bir Türkiye olduğunu açıkladıANKARAEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılı olan 2023’te temel hedeflerinin petrol ve doğalgaz ithal etmeyen bir Türkiye olduğunu söyledi. Yıldız, sadece yapılan yatırımlarla yetinmediklerini, Türkiye’yi bir enerji koridoru haline getirmeyi planladıklarını kaydetti. 2023 yılında sadece madencilik ihracatını 20 milyar dolara çıkarmak için çalışmalar yapıldığını belirten Taner Yıldız, bu süreçte 10 bin MW kurulu güçte iki nükleer santralin üretime geçmesinin yanı sıra bir santralin de inşaatına başlamayı hedefleri arasına aldıklarına vurgu yaptı. Enerji sektöründe dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla özellikle son dokuz yılda çok büyük yatırımlar yapıldığını hatırlatan Taner Yıldız, bu yatırımlarının tutarının 25 milyar doları aştığını söyledi. Enerjiye yapılan yatırımlarla günümüzde elektrik santrallerinin toplam kurulu gücünün yaklaşık olarak 51 bin megavata çıkarıldığını ifadeeden Yıldız, bu kapsamda hidroelektrik santrallerin kurulu gücünün de 12 bin 200 megavattan 16 bin 883 megavata ulaştığını kaydetti. Rüzgar enerjisinde kurulu gücün bin 563 MW düzeyine geldiğini belirten Taner Yıldız, “Aynı şekilde jeotermal kaynaklardan elde ettiğimiz enerji de 100 megavatı buldu” dedi. Enerjiye yapılan 25 milyar dolarlık yatırımın, 4 milyar 600 milyon dolarlık kısmının petrol ve doğalgaz aramaları için kullanıldığını ifade eden Yıldız, “Petrol ve doğalgaz aramaları için dokuz yılda 4.6 milyar dolar kaynak kullandık. Kömür rezervlerimizi 5 milyar tonluk artışla 13 milyar tona çıkardık. 2002 yılında elektriği ithal eden bir ülke olarak devraldığımız Türkiye’yi, talepteki yüzde 50’lik artışa rağmen, kendi ihtiyacını karşıladığı gibi elektrik ihraç eden bir ülke haline getirdik” şeklinde konuştu. Özel sektörün, enerjideki payının yüzde 34’ten yüzde 52’ye çıkarıldığı bilgisini veren Taner Yıldız, “Enerji alanındaki yatırımları, devletinsırtına yüklemeden, büyük ölçüde özel sektörümüzün gücünü ve dinamizmini devreye sokarak gerçekleştirdik” yorumunu yaptı. “Doğalgaz kullanan il sayısı 70’e çıktı” Türkiye’deki doğalgaz dağıtım hatlarını geliştirme çalışmalarının kesintisiz şekilde devam ettiğini belirten Taner Yıldız, doğalgaz kullanılan il sayısının dokuzdan 70’e çıktığını, 4 bin 500 kilometre olan doğalgaz boru hattı uzunluğunun da 11 bin 822 kilometreye ulaştığını ifade etti. Elektrik dağıtım özelleştirme süreci tamamlandıktan sonra, kamuya ait 17 termik ve 26 hidroelektrik üretim tesisinin özelleştirme sürecini de gerçekleştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Taner Yıldız, “Enerji noktasında sadece yeni yatırımlarla yetinmiyor, Türkiye’yi bir enerji koridoru, bir enerji terminali yapmak için de çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz” diye konuştu. 2006 yılında işletmeye alınan Bakü-TiflisCeyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın enerji koridoru hedefinde Türkiye’ye önemli bir mevzi kazandırdığını belirten Yıldız, “Doğalgaz konusunda, Güney Avrupa Gaz Ringi’nin ilk aşamasını tamamladık. Azeri Şah Deniz doğalgazının ülkemiz üzerinden Avrupa’ya geçişini sağlayan Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattını 2007 yılında devreye aldık. Nabucco Projesiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor” bilgisini verdi. Kerkük-Yumurtalık anlaşması ile enerji güvenliğinin teminat altına alındığını ve Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Anlaşması’nın süresinin 20 yıl uzatıldığını hatırlatan Taner Yıldız, enerji sorununun yaşanmaması için her türlü önlemin alındığını bildirdi. 20 bin MW’lık hidroelektrik santrali özel sektör tarafından yapılacak Rüzgar, güneş ve jeotermal enerji üretim hedeflerinden de bahseden Taner Yıldız, kurulu gücü rüzgar enerjisinde 20 bin megavata, güneş enerjisinde 3 bin megavata, jeotermal enerjide ise 600 megavata çıkarmayı planladıklarını dile getirdi. Bu hedeflere ulaşılmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam elektrik enerjisi üretimi içindeki payının yüzde 30’a çıkmasını hedeflediklerini anlatan Yıldız, 2023 yılına kadar yaklaşık 20 bin megavat toplam kurulu güce sahip hidroelektrik santralin özel sektör tarafından yapılmasını hedeflediklerini kaydetti.YENİLENEBİLİR KAYNAKLARIN ÜRETİM PAYININ YÜZDE 30’A ÇIKMASI PLANLANIYORRüzgar, güneş ve jeotermal enerji üretim hedeflerini belirlediklerini aktaran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, kurulu gücü rüzgar enerjisinde 20 bin megavata, güneş enerjisinde 3 bin megavata, jeotermal enerjide ise 600 megavata çıkarmayı planladıklarını dile getirdi. Bu hedeflere ulaşılmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam elektrik enerjisi üretimi içindeki payının yüzde 30’a çıkmasını hedeflediklerini anlatan Yıldız, 2023 yılına kadar yaklaşık 20 bin megavata toplam kurulu güce sahip hidroelektrik santralin özel sektör tarafından yapılmasını hedeflediklerini kaydetti.“TÜRKİYE’Yİ NÜKLEER ENERJİ TEKNOLOJİSİYLE BULUŞTURMAYA KARARLIYIZ”Türkiye’de devam eden petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri hakkında da bilgi veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, şu hedefleri ortaya koydu: “Petrol ve doğalgaz aramalarımızdan ümitliyiz. 2023 hedefimiz petrol ve doğalgaz ithal etmeyen bir Türkiye’dir. Kömür kaynaklarımızın şu anda yalnızca yüzde 37’lık kısmı değerlendiriliyor. 2023 yılında tüm kömür kaynaklarımızı ekonomiye kazandırmak istiyoruz. 2023 yılında madencilik sektörünün ihracatı 20 milyar dolara çıkacak. Ülkemizi nükleer enerji teknolojisiyle buluşturmaya kararlıyız. 2023 yılına kadar toplam 10 bin MW kurulu gücünde iki nükleer santralin üretime geçmesini, bir nükleer santralin de inşasına başlanmasını hedefliyoruz.”
10 l SEKTÖR lENERJİ“Enerjisektöründerekabetedayalı birortamınsağlanmasıiçinçalışıyoruz”Türkiye’de gelişen ekonominin ve artan refah seviyesinin sonucu olarak elektrik, doğalgaz, petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazdan oluşan sektörde hızlı bir talep artışına dikkat çeken Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı (EPDK) Hasan Köktaş, enerji sektöründe rekabete dayalı bir ortamın sağlanması için çalıştıklarını ifade ettiANKARAEkonomik büyümenin istikrarlı bir şekilde devam etmesinde enerji sektörünün payının çok önemli olduğunu belirten Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, sektörün ekonomiye ve gündelik yaşama doğrudan ve dolaylı birçok güçlü etkisi olduğunu söyledi. Türkiye’de gelişen ekonominin ve artan refah seviyesinin sonucu olarak elektrik, doğalgaz, petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazdan oluşan sektörde hızlı bir talep artışına dikkat çeken Köktaş, EPDK olarak enerji sektöründe rekabete dayalı bir ortamın sağlanması için çalıştıklarını bildirdi. Köktaş, bu kapsamda mali açıdan güçlü, şeffaf ve istikrarlı enerji piyasalarının oluşturulması ve piyasaların düzenlenmesi ve denetlenmesi faaliyetlerinin gerektiği şekilde yerine getirilmesinin de çok önemli olduğunu vurguladı. Köktaş, “Bu bağlamda, enerji sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesi olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na merkezi bir rol düşüyor. Üstlendiği görev ve sorumlulukların bilincinde olan Kurumumuzun öncelikli hedefi; tüketicilere enerjinin daha verimli, güvenli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çev-reyle uyumlu olarak sunulmasını sağlayacak ortamı oluşturmak” diye konuştu. EPDK’nın sorumluluklarını yerine getirebilmek için tüketiciler, sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve ilgili kamu kuruluşları gibi tüm paydaşların görüş ve önerilerini almayı önemsediğini dile getiren Köktaş, gelişimde ortak aklın büyük payı olduğunu söyledi. Kurum faaliyetlerinde çevre, ekonomi, piyasa odaklı yatırımcı açısından öngörülebilirlik, şeffaf ve eşitlikçi bir piyasa yapısının oluşturulmasına özen gösterildiğini vurgulayan Hasan Köktaş, bu çerçevede; enerji üretimi, dağıtımı ve ticaretinin gerek proje finansmanın sağlanması gerekse yatırım ve işletme süreçlerinin basitleştirilmesini hedefleyen mevzuat çalışmaları yapıldığı bilgisini verdi. Hasan Köktaş, kurumun önümüzdeki dönem faaliyetleriyle ilgili şunları söyledi: “Kurumumuz geçmişte olduğu gibi gelecekte de kendi görev ve sorumluluk alanı kapsamındaki elektrik, doğal gaz, petrol ve sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) piyasalarına dair düzenleme ve denetleme görevlerini etkin ve başarılı bir şekilde yerine getirmeye yönelik çalışmalarına devam edecek. Düzenleme ile denetlememize tabi olan sek-törlerde faaliyet gösteren kuruluşların temsilcileri ile temas halinde olmaya özen göstereceğiz.” “Enerji sektöründe yenilikçi bir süreç yaşanıyor” Türkiye’de enerji sektörünün son 10 yılda tüm alanlarında büyük bir yapısal dönüşüm gösterdiğini hatırlatan Köktaş, bu sürecin devam ettiğini ifade ederek, “Bu dönem, piyasa ve mülkiyet ilişkileri, yatırım ve ticaret hacmi, yerli ve yabancı sermaye birikimi, tüketici memnuniyeti, hizmet kalitesi ve çeşitliliği gibi her alanda yaşanan yenilikçi bir süreçtir” şeklinde konuştu. Elektrik dağıtımında 2008 yılından itibaren hızlanan özelleştirme çalışmalarının, önümüzdeki dönemde elektrik üretim santralleri ile Ankara ve İstanbul doğalgaz dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesiyle devam edeceğini anlatan Köktaş, özelleştirme sürecinde yaşanan bazı sorunları ise şöyle özetledi: “Ülkemizde 2009 yılı başından itibaren ilk devir işlemlerinin yapılmasının ardından özel sektör işletmeciliğine ilişkin geçiş döneminde bazı sıkıntılar yaşandı. Bunun üstüne son özelleştirme ihalelerinde, birinci olan şirketlerin teklif ettikleri bedelleri ödememesi ve sürecin ikinci ve üçüncü firmalarla devam ediyor olması da bu iki konuda kamuoyunda bazı tartışmaların yaşanmasına sebep oldu. Bu tartışmalardan ilki özelleştirilen bölgelerde hizmet kalitesinin düştüğü, kayıp ve kaçak miktarlarının arttığı ve bu nedenle özelleştirmelerin amacına ulaşamadığı yönünde. Üstelik bu tespitler, ‘özelleştirme ve piyasa işleyişine yönelik kurulan modelin ve uygulamaların yanlış olduğundan başlayıp özelleştirmenin gerekli olmadığına’ kadar varan bir yanılsama yaratıyor.” “Kayıp kaçak önlenince tüketici 3 milyar lira kazanacak” EPDK tarafından hazırlanan tarifelendirme metodolojisinde elektrik dağıtım şirketlerinin yapacakları yatırımlarla kayıp-kaçak oranlarını hangi seviyeye indireceklerinin belirlendiği bilgisini veren Köktaş, “Önümüzdeki beş yıllık süre zarfında özel sektör tarafından yapılacak Kurumumuz ve Kurumumuz adına özel denetçiler tarafından denetlenecek yatırımlar sonucunda öngörülen kayıp kaçak oranlarına ulaşıldığında kayıp ve kaçak hanesinden 22 milyar kilovat saat tasarruf sağlanacak bir başka ifade ile tüketicilerin hanesine 3 milyar lira kazanç yazılacak” açıklamasında bulundu. Dünya çapında ekonomik krizlerin devam ettiği dönemde Türkiye’nin kalkınma ve sanayileşmesini sürdürebilen bir ülke olduğunu kaydeden Hasan Köktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kesintisiz gelişme eğilimi ülkemiz enerji sektörüne müspet yönde sirayet etmekte, elektrik tüketimi aylık yüzde 9-10 seviyelerinde artmakta, yatırımlar ve özelleştirme süreci devam etmektedir. Elbette ülkemiz dünyadan bağımsız yaşamıyor. Ülkemiz ekonomisi, dünya ekonomisi ile piyasalarımız dünya piyasaları ile güçlü bağlarla bağlanmış durumda ve etkileşim gösteriyor. Bu bilinçle Kurum olarak mesaimizin önemli bir kısmını yerli ve yabancı yatırımcıların enerji sektörümüze daha vakıf olmaları ve ilgi duyarak katkı sunmaları için harcıyoruz.”“TESİSLER DAHA VERİMLİ VE TÜKETİCİ ODAKLI OLARAK İŞLETİLMESİ İÇİN ÖZELLEŞTİRİLDİ”Özelleştirmedeki olumsuz tespitlerin yıllarca yaşanan birikmiş sorunların çözümünde özel sektörün sihirli dokunuşla düzelteceği yönündeki yanlış beklentiye dayandığını dile getiren Hasan Köktaş, “Enerji sektörünü biraz yakından takip eden herkesin çok yakından yaşarak gördüğü ve bildiği gibi; yıllardır devlet tarafından işletilen elektrik dağıtım bölgeleri zaten dünya ortalamalarının çok üzerinde seyreden kayıp ve kaçak oranlarının artması değil; bilakis azalması, bu tesislerin daha verimli ve tüketici odaklı olarak işletilmesi için özelleştirildi. Üstelik bu hedefin sözde kalmaması için de gerekli tüm tedbirler alınmış bulunuyor” dedi.
12 l SEKTÖR lENERJİ“600milyardolarlıkenerjiithalatını minimumaindirmeyeçalışıyoruz”Türkiye’nin 10 yılda petrol ve doğalgaz ithalatı için yaklaşık 600 milyar $ harcayacağını kaydeden TPAO Genel Müdür Yardımcısı Besim Şişman, bu faturayı minimuma indirebilmek için yurtiçinde ve yurtdışında çalışmalara devam ettiklerine dikkat çektiANKARATürkiye’nin önümüzdeki 10 yılda petrol ve doğalgaz ithalatı için 600 milyar dolar civarında harcama yapacağının öngörüldüğünü belirten Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdür Yardımcısı Besim Şişman, yaptıkları çalışmalarda bu faturayı minimuma indirmeyi hedeflediklerini bildirdi. TPAO olarak geçmişte yapılan başarılı projelere çok daha büyük ölçekli yeni projeleri ekleyebilmek için çalıştıkları bilgisini veren Şişman, Türkiye’nin gelecek 10 yılda petrol ve doğalgaz ithalatı için yaklaşık 600 milyar dolar harcayacağını kaydetti. TPAO’nun bu faturayı minimuma indirebilmenin gayreti ile gerek yurtiçinde ve gerekse yurtdışında çalışmalarına yüksek bir ivme ile devam ettiğine dikkat çeken Şişman, “İşte bu hedefi yakalayabilmek için son 10 yılda yurtiçi yatırım bütçemiz 16 kat artarak 50 milyon dolardan 800 milyon dolara ulaştı” dedi. TPAO’nun bir yandan yakın coğrafyasındaki imkanları en iyi şekilde değerlendirerek global bir enerji şirketi olma yolunda hızla ilerlediğinin altını çizen Besim Şişman, “Diğer yandan da küresel aktör olma yolunda çok büyük mesafeler kat etmekte olan ülkemizin bu hedefine ulaşması noktasında maksimum katkıyı verebilmek adına çalışmalarımızı devletin ve milletin menfaatlerine paralel bir biçimde yoğun olarak devam ettiriyoruz” diye konuştu. 2010 yılı itibariyle bakıldığında TPAO’nun yaklaşık 70 bin varil/gün yurtiçi ve yurtdışı petrol üretimi ile ülke ihtiyacının yüzde 10’unu karşıladığını ifade eden Besim Şişman, petrol arama faaliyetleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Bir yandan Karadeniz’in derin sularında dünya devi şirketlerle ortaklıklar kurarak petrol ve doğalgaz aramalarını sürdürürken, diğer yandan da Akdeniz’de yoğun bir çalışma trafiği ile yola devam ediyoruz. Yine kara alanlarındaki arama çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bütün dünyada büyük yankı uyandıran ve doğalgaz aramalarında çok büyük önem arz eden shale gaz (unconventional gas) üretimi konusunda da gerekli adımlar atılarak geçtiğimiz yıl Trakya’da ya-pılan çalışmalara dünyanın önde gelen şirketleriyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde devam ediliyor.” “Dünyadaki enerji ihtiyacını karşılamak için her türlü mücadeleyi vereceğiz” Dünyanın 2030’lu yıllardaki durumuna çeşitli kaynaklarda farklı öngörüler bulunduğunu hatırlatan Besim Şişman, dünya nüfusunun 7 milyardan 8.5 milyara, toplam elektrik üretiminin 20 bin Twh’dan 35 bin Twh’a , birincil enerji tüketiminin 12 milyar varil petrol eşdeğerinden 17 milyar varil petrol eşdeğerine ulaşmasının beklendiğini söyledi. Birincil enerji tüketimi içindeki yenilenebilir yakıtların kullanım oranının yüzde 8’lerden yüzde 20’lere doğru çıkacağını kaydeden Besim Şişman, “Ancak yüzde 7-8’ler civarında olması beklenen nükleeri de bir kenara koyacak olursak, kalan yüzde 72’ler hâlâ fosil yakıtlardan karşılanmaya devam edecek. Bunun üçte ikisi de petrol ve doğal gazdan karşılanıyor olacak. Petrol tüketimi 83 milyon varil/gün’den 102 milyon varil/gün’e ve doğal gaz tüketimi de 3 trilyon m3/yıl’dan 4.5 trilyon m3/yıl’a çıkacak” açıklamasında bulundu. Gelişmiş ülkelerin yaklaşımlarına paralel olarak gelişmekte olan ülkelerin de önümüzdeki birkaç 10 yıllık periyotlarda dünya enerji tüketiminde çok önemli bir konumda olacağını vurgulayan Şişman, bunların da enerji ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her türlü mücadeleyi vereceklerini dile getirdi. Bugün birçok ülkeyi etkisi altına alan ekonomik krizin dünyadaki büyümeyi yavaşlatsa da enerjiye olan talebin devam ettiğini anlatan Besim Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısı ile her ülke kendi enerji arz güvenliği noktasında gerekli adımları atıyor. Yakın coğrafyamızda yaşanan ve herkesin yakından takip ettiği gelişmelerin asıl sebebinin de enerji olduğunu biliyoruz. Kimin ne yaptığını hepimiz biliyoruz. Ama bize düşen samimi ve adaletli davranmaktır. Elbette ki biz de kendi enerji arz güvenliğimiz için gerekenleri yapmalıyız. Ama biz başkaları gibi ‘ihtiyacımızı görelim, gerisi ne olursa olsun’ mantığı ile hareket etmemeliyiz.”“YAKIN COĞRAFYADAKİ İMKANLARI EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİYORUZ”TPAO’nun bir yandan yakın coğrafyasındaki imkanları en iyi şekilde değerlendirerek global bir enerji şirketi olma yolunda hızla ilerlediğinin altını çizen Besim Şişman, “Diğer yandan da küresel aktör olma yolunda çok büyük mesafeler kat etmekte olan ülkemizin bu hedefine ulaşması noktasında maksimum katkıyı verebilmek adına çalışmalarımızı, devletin ve milletin menfaatlerine paralel bir biçimde yoğun olarak devam ettiriyoruz” diye konuştu.“Depolama tesisinin kapasitesi artırıldı” Özellikle kış aylarındaki yoğun talebin karşılanmasına önemli katkılar yapan Silivri doğalgaz depolama projesinin geliştirilerek, depolama kapasitesinin 2.66 milyar metreküpe yükseltildiğini belirten Besim Şişman, bunun debisinin de günlük 17 milyon metreküp seviyelerine çıkarıldığını söyledi. Yapılacak yeni yatırımlarla 2016 yılında depolama kapasitesinin 2.84 milyar metreküpe çıkarılacağını bildiren Şişman, geri üretim kapasitesinin de günlük 50 milyon metreküpe çıkarılacağını anlattı. Yurtdışı projelerinin hızla devam ettiğine işaret eden Besim Şişman, “Kazakistan ile ortak olan Kazakturkmunay şirketinin çalışmaları, gerek üretim ve gerekse geliştirme bazında sürüyor. Yine Azerbaycan’da Şahdeniz ve AGÇ projelerimiz de başarıyla yürütülüyor. ALOV projesindeki ortaklığımız da devam ettirilmekte ve ülkelerarası anlaşmazlık dolayısı ile askıya alınan proje ile ilgili gelişmeler yakından takip edilmektedir. BTC ve SCP petrol ve doğalgaz boru hattı projeleri başarı ile hayata geçirildi” şeklinde konuştu. Irak’taki ihalelerde ise birinde operatör olmak üzere dört projede yer alan TPAO’nun yeni yılda yapılacak arama ihalelerine de çok ciddi bir şekilde hazırlandığının altını çizen Şişman, Irak’ta her türlü iş fırsatını değerlendirmek üzere teknik ekiplerinin geceli gündüzlü çalıştığını vurguladı. Libya’da Fizan Çölü’ndeki ruhsatlarda devam eden projelerinin iç savaş sırasında askıya alınsa da ofislerinin sürekli açık tutulduğuna dikkat çeken Şişman, “29 Ekim itibari ile Libya ofis yöneticilerimiz Trablus’a giderek çalışmalarına başladı. Libya’daki gelişmeleri çok yakından takip etmeye devam ediyoruz. Şartlar olgunlaştığında bakanlığımızın da desteği ile vakit kaybetmeden gerekli adımlar hızla atılacak. Rusya’da ise bir yabancı şirkete ait olan iki üretim sahasına ortak olabilmek için çalışmalarımız devam ediyor” bilgilerini verdi.YURTDIŞINDA İŞ GELİŞTİRMEK İÇİN 1.2 MİLYAR $’LIK YATIRIM PROGRAMLANDITPAO’nun bugüne kadarki yurtdışı yatırımlarının toplamının 5 milyar dolar seviyelere ulaştığına dikkat çeken Besim Şişman, sadece Irak’taki dört proje için ise yine ayrı miktarda yatırım gerçekleştirileceğini dile getirdi. Gelecek yıl yapılacak jeolojik ve sismik faaliyetler ile arama-geliştirme ve üretim faaliyetleri ve depolama faaliyetleri başta olmak üzere diğer tüm projeler için yaklaşık 720 milyon TL’lik yatırım planlandığını belirten Şişman, yurtdışı faaliyetleri için ise Azerbaycan, Kazakistan, Irak ve Libya başta olmak üzere devam eden ve planlanan iş geliştirmeleri için yaklaşık 1.2 milyar dolarlık bir yatırım programlandığını söyledi.
ENERJİ 93 FUAR 13AgeEnerji,2016yılında700MW kurulugüceulaşmayıhedefliyorANKARAİnşaat sektöründen gelen tecrübelerini hidroelektrik santrallerine aktaran Age Enerji, sektörde 2010 yılında yakaladığı ivmeyi artırarak devam ettirmeyi hedefliyor. Şu anda toplam 95 MW kurulu güce sahip beş adet hidroelektrik santralini işletmeye aldıklarını söyleyen Age Holding Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Önen, “Büyüme stratejilerimiz içinde hedefimiz 2016’da 700 MW kurulu güce ulaşarak, yaklaşık 1.5 milyar dolarlık bir yatırım büyüklüğüne ulaşmak. Ciro hedefimizi 500 milyon dolar olarak planlıyoruz” dedi. 1993 yılında Age Grubu’nun çatısı altında çalışmalarına başlayan Age Enerji’nin aynı zamanda 200 MW’lık yeni doğalgaz santrallerinin inşaat safhasında olduğunu ifade eden Önen, önümüzdeki dönemde büyüme stratejileri içinde, enerji yatırımlarına öncelik verileceğini dile getirdi. Önen, 2010 yılında enerji üretim ve satışında yaklaşık 80 milyon dolar ciroya ulaştıklarını ve iyi bir yıl geçirdiklerini belirterek, 2010’da yakalanan bu ivmeyi devam ettirmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. 2011 yılını Age Enerji için gerek enerji ticareti gerekse de yatırımlarlaolgunluk yılı olarak nitelendiren Önen, “Bu yıl inşaatına bağladığımız Age Denizli Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, Age Enerji olarak en önemli yatırımlarımızdan biri. Bu proje tamamlandığında toplam üretim kapasitemizi yaklaşık yıllık 2 milyar kilovatsaate çıkacak” bilgisini verdi. Enerji yatırımlarında kaynak çeşitliliği konusunun üzerinde hassasiyetle durdukları bir konu olduğunu dile getiren Atilla Önen, hidroelektrik santrallerde ulaştıkları portföy büyüklüğünü doğalgaz, rüzgar, kömür ve ileriki zamanlarda da güneş ile desteklemek istediklerine değindi. Bu kapsamda doğalgaz ile ilgili yatırımlarını 2013 yılı başında devreye almayı planladıklarını ifade eden Önen, diğer alanlardaki ArGe faaliyetlerinin de hızla devam ettiğini kaydetti. “Enerji sektörü Türkiye’nin parlayan yükselen değeri olmaya devam edecek” Sektörün 2010 yılında 211 milyar kilovatsaatlik bir elektrik üretimine ulaştığını belirten Önen, özel üretim şirketlerinin bu üretimdeki payının ise yüzde 55’lere çıktığını dile getirdi. “2011 yılının ilk üç çeyreğine baktığımızda ise,“ATIL KAPASİTENİN HAYATA GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR”Hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilmek için enerji üretim kapasitesinin sürekli artırılması gerektiğini dile getiren Atilla Önen, Türkiye’de su, rüzgar ve güneş enerjisi açısından büyük bir potansiyelin bulunduğunu ancak tam olarak değerlendirilemediğini ifade etti. Önen, “Türkiye’de hali hazırda önemli bir bölümü atıl kalan bu büyük kapasitenin hayata geçirilmesi gerekiyor” yorumunu yaptı.bir önceki yıla oranla üretimdeki artış ortalama yüzde 7.2 olarak gerçekleşti ve özel üretim şirketlerinin payı ise yüzde 59’a çıktı” diyen Önen, 2012 yılında Gün Öncesi Piyasası’nın devreye girmesi ile birlikte daha organize bir piyasayla karşı karşıya kalınacağını belirten Önen, özel sektörün hem üretimde hem de tedarikteki payının giderek artacağına dikkat çekti. Önen, “Kısacası enerji sektörü Türkiye’nin parlayan yükselen değeri olmaya devam edecek” dedi.
94 l SEKTÖR lENERJİTeknoyap,El-KhairatSantrali’nin tanklarınıimaletmeyedevamediyorMersin Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni fabrika yatırımını tamamladıklarını açıklayan Teknoyap Genel Müdür Yardımcısı Eda Dövenci, ilk olarak Çalık Enerji Grubu’nun Irak Hükümeti’ne Kerbala Bölgesi’nde yapmakta olduğu El-Khairat santralinin imalat dahil 210 bin metreküplük tank işlerini üstlendiklerini ifade ettiMERSİNYurtiçi ve dışında endüstriyel tesislerin projelendirilmesi, imalat ve montajı, teknik bakım ve onarımı üzerine faaliyet gösteren Teknoyap, Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (MTOSB) yeni fabrika yatırımını tamamladı. Firma yeni fabrikasında ilk işini Çalık Enerji adına gerçekleştirdi. Fabrikalarının 5 bin 800 metrekaresi kapalı toplam 20 bin metrekarelik alan üzerine kurulduğunu kaydeden Teknoyap Genel Müdür Yardımcısı Eda Dövenci, ilk olarak Çalık Enerji Grubu’nun Irak Hükümeti’ne Kerbala Bölgesi’nde yapmakta olduğu El-Khairat Santrali’nin imalat dahil 210 bin metreküplük tank işlerini üstlendiklerini ifade etti. Bu yatırım bittiğinde bin 250 megavatlık Irak’ın en büyük elektrik santrallerinden biri olacağını anlatan Dövenci, “Böyle bir yatırımın içinde yer almak firmamızın Irak’taki varlığı açısından için çok önemli bir dönüm noktası. Bu sözleşme kapsamında ilk imalatı MTOSB’deki fabrikamızda tamamladık ve sevkiyatı yaptık. Ekiplerimiz Irak’ta çalışmaya devam ediyor. Ayrıca Süleymaniye ve Erbil’de almış olduğumuz iki petrol depolama tesisinin imalat ve montaj işleri devam ediyor. O bölgede iş potansiyeli oldukça yüksek ve biz de 2008’den bu yana gelen tecrübemizi en iyi şekilde değerlendiriyoruz” diye konuştu. Dövenci, gelecek yıl Irak’ta bir temsilcilik kurmayı planladıklarını ve bu sayede iş hacimleri içindeki yüzde 40’lık yurtdışı payını da yüzde 70’e taşımayı hedeflediklerini dile getirdi. Çalışmalarını Türkiye geneli ve yurtdışında sürdürdüklerini kaydeden Eda Dövenci, yurtiçinde özel sektör ve kamuya yönelik olmak üzere çalışmala-rının iki ayrı kulvarda devam ettiğini anlattı. Kamuya yönelik olarak EUAŞ’a bağlı termik santrallerin teknik bakım ve onarım işlerini yürüttüklerini açıklayan Dövenci, şöyle konuştu: “Afşin Elbistan, Orhaneli, Diyarkakır ve Çanakkale’de kamuya sekiz ayrı sözleşmede 680 personel ile hizmet veriyoruz. Diyarbakır Kralkızı ve Dicle Hidroelektrik Santralleri’nin işletmeciliğinin ardından geçen günlerde uhdemizde kalan Mersin-Tarsus bölgesinde yer alan Berdan Hidroelektrik Santrali’nin 3+3 yıllık işletmeciliği işi ile de bu alandaki faaliyetlerimize yenisini eklemiş olduk. Tabii bu santralin şirketimizin kurulu olduğu bölge için enerji üretiyor olması bizim için ayrı bir memnuniyet vesilesi oldu.” “Yeni fabrikamız ve makine yatırımlarımız imalat gücümüzü artırdı” Toplamda 980 personel ile çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Eda Dövenci, oldukça iyi bir sezon geçirdiklerini ve yeni yatırımlarıyla birlikte yıl sonunda cirolarını üçe katlama hedefinde olduklarını anlattı. Fabrika yatırımıyla birlikte yeni makine yatırımları yaptıklarına da değinen Dövenci, şu bilgileri verdi: “Yeni fabrikamız ve makine yatırımlarımız imalat konusundaki gücümüzü artırdı. Üretim kapasitemizi ikiye katlamasının yanı sıra daha kaliteli ve seri üretime başladık. Ayrıca daha önce kumlama ve boyama işlerini fason olarak dışarıya yaptırırken artık kendi bünyemizde yapar olduk. Bu da maliyetlerimizin aşağıya çekilmesiyle birlikte rekabet gücümüzü artırdı. Bu yatırımımız ile birlikte artık biz de dışarıya fason olarak kumlama ve boyama hizmeti verebileceğiz.” Son üç yıldır Irak’ta faaliyet gösterdiklerini ve Kuzey“YIL SONUNDA CİROYU ÜÇE KATLAMA HEDEFİNDEYİZ”Toplamda 980 personel ile çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Eda Dövenci, oldukça iyi bir sezon geçirdiklerini ve yeni yatırımlarıyla birlikte yıl sonunda cirolarını üçe katlama hedefinde olduklarını anlattı. Dövenci, fabrika yatırımıyla birlikte yeni makine yatırımları da yaptıklarını kaydetti.Irak’taki yeniden yapılanma sürecinde pazarın daha da hareketlendiğini kaydeden Eda Dövenci, gelişen bu pastadan daha fazla pay alabilme hedefinde olduklarını anlattı. Irak’taki taleplerde ciddi artışlar yaşandığını vurgulayan Dövenci, aynı zamanda Rusya ve Türk cumhuriyetlerinde de artan yatırımlar paralelinde yoğun teklifler vermeye başladıklarını söyledi. Türkmenistan’da gerçekleşecek olan bir gübre fabrikası yatırımına ait bir kısım imalat ve montaj çalışmaları için Rönesans firması ile sözleşme imzaladıklarını kaydeden Dövenci, bu imza ile Türkmenistan pazarına da adım attıklarını, önümüzdeki yıl bu pazardaki güçlerini artırma hedefinde olduklarını ifade etti.Etik Enerji’den binalara enerji yönetimi hizmetiEnerji verimliliği alanında hizmet vermek için 2009 yılında Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü’nden yetki alarak kurulan Etik Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri, belirli büyüklükteki binalarda ‘enerji yönetimi’ hizmeti veriyor. Etik Enerji Verimliliği Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Genel Koordinatörü İbrahim Kayahan, 5627 Sayılı Enerji Verimliliği Yasası ile ilgili yönetmelikler ve tebliğlere göre belirli büyüklükteki binalarda enerji yönetimiyle ilgili hizmet sunduklarını dile getirdi. Bünyelerindeki personel kadrosunda bina etüt-proje uzmanı, sanayi etüt-proje uzmanı, enerji kimlik belgesi uzman eğiticisi, bina enerji yöneticisi ve sanayi enerji yöneticilerinin çalıştığı bilgisini veren Kayahan, oteller, alışveriş merkezleri ve sanayi kuruluşlarında ön etüt, detaylı etüt ve verimlilik artırıcı proje çalışmalarına yoğunlaştıklarını kaydetti. Derindağ Mimarlık Mühendislik ile birlikte özellikle yeni bina tasarımı ve projelendirme çalışmaları yaptıklarını aktaran Kayahan, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan yetki ile bina tasarımı yapan ve projelendiren proje şirketlerinde çalışan makine, elektrik, inşaat mühendisleri ve mimarlara Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlığı Eğitimleri’nin verilerek sınav yaptıklarını ve uzmanlık sertifikası verdiklerini duyurdu. Özellikle mevcut binalarda yapılan ısı yalıtımı çalışmaları için danışmanlık ve teknik kontrollük hizmetleri verdiklerini belirten Kayahan, şöyle konuştu: “Yeni binalarda yüzlerce tasarım ve projelendirme ve Enerji Kimlik Belgesi (EKB) hazırlanması yaptık. Onlarca otel ve AVM’lerde etüt çalışmalarını tamamladık. Kamu binaları, şirketimizden onlarca teklif istedi ve teklifler sunuldu. Sanayi sektöründe de yine onlarca firmaya teklif verdik. Bazı firmalarda etüt çalışmalarını sürdürüyoruz.”
ENERJİ 95 FUAR 15OSTİM,MİLRESiçin desteğinisürdürecekANKARATürkiye’nin, enerji sektöründe üretime dönük proje geliştirme konusunda geç kaldığını söyleyen OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Çelikdoğan, tasarım ekibi yetiştirmek ve yan sanayii geliştirmek amacıyla ‘Milli Rüzgâr Türbini Projesi’ni (MİLRES) yürüten grubun içinde olduklarını söyledi. MİLRES’in 500 KW’lık ilk rüzgar türbinin 2013 yılının ilk çeyreğinde üretime geçeceğini vurgulayan Çelikdoğan, bu projenin başarılı olması durumunda 2 bin 500 kw’lık ikinci türbini kuracaklarını dile getirdi. Rüzgâr türbini üreten firmaların pek çoğunun yabancı olduğuna dikkat çeken Çelikdoğan, Türk firmalar tarafından da birçok projenin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Enerji sektörünün gelişiminde her yerde, her alanda aktif olmalıyız. OSTİM de bu sahada çalışmalarını etkin bir şekilde devam ettirecek” dedi. Türkiye’nin enerji alanında çok büyük potansiyelinin olduğuna, ancak bu potansiyelin çok geç fark edildiğine dikkat çeken Sedat Çelikdoğan, Türkiye’nin 80 bin MW’lık rüzgâr potansi-yelinin bulunduğunu ifade ederek, şu anda Türkiye’nin kurulu gücünün 42 bin MW civarında olduğunu söyledi. Türkiye’nin, yenilenebilir enerji bakımından güneş ve rüzgâr türbinlerini tam kullanması halinde gelecekte termik santrallere ihtiyacının azalacağını dile getiren Çelikdoğan, OSTİM’de Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknoloji Kümelenmesi ve Enerji Bakanlığı ile birlikte üç senelik bir çalışması sonucunda MİLRES Projesi’nin doğduğunu ifade etti. TÜBİTAK, TAİ, Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Ulaşım ile birlikte yürütülen projeyi iki aşamalı bir şekilde gerçekleştireceklerini söyleyen Çelikdoğan, birinci projede 500 KW’lık türbin kuracaklarını ifade etti. Birinci projenin başarılı olması halinde ise, 2 bin 500 KW’lık ikinci projenin yürürlüğe gireceğini kaydeden Çelikdoğan, “Bir direct drive, bir de dişli kutulu yapacağız. Bunların arasındaki farkı göreceğiz. Sonra hangisi başarılıysa, 2 bin 500 KW’lığı ona göre yapacağız” diye konuştu. Türkiye’de bu alandaki projelerin parmakla gösterilecek kadar az sayıda olduğuna dikkat çeken Sedat Çelikdoğan, dolayısıyla yan sanayinin gelişemediğini ve oluşturulacak yeni projelere ha-“PROJE, İKİ AYRI KALEMDEKİ İTHALAT GİRDİSİNİ AZALTACAK”MİLRES Projesi’nin 500 kw ile2 bin 500 kw’lık versiyonlarının başarılması, tasarım kabiliyeti kazanılması ve üretime geçilmesi halinde katma değerinin oldukça yüksek olacağını vurgulayan Sedat Çelikdoğan, “Birinci kazanım, enerji faturasında, ithalat girdisi azalacak ve ithal türbinler yerine yerli üretim kullanılabilecek. Proje, iki ayrı kalemde ithalat girdisi azaltacak” diye konuştu.zırlıklı olunmadığını kaydetti. Buna ek olarak tasarım eksikliğinin de mevcut olduğunu belirten Çelikdoğan, bütün bunların sonucunda Türkiye’nin bu alanda ileri bir adım atamadığının altını çizdi. Çelikdoğan, “Biz de bu boşluğu gördüğümüz için tasarım ekibi yetiştirmek, Türk firmalarını kullanmak ve yan sanayiyi geliştirmek hedefi ile MİLRES oluşturuldu. Çünkü, yan sanayiyi geliştirir, tasarım ekibini de kurarsanız, bundan sonra rüzgar türbinini her açıdan üretebilir hale gelirsiniz. Rüzgar türbinlerini imal edebilmemiz için, tasarımları kendinizin yapması ve bunları üretecek yan sanayinizi kurmanız gerekir” şeklinde konuştu.
ENERJİ 97 FUAR 17Alstom,yılbaşındadokuz rüzgârtürbininiişletmeyealacakEmre KAYAY/GEBZERüzgâr enerjisi bakımından Türkiye’nin yüksek bir potansiyel barındırdığını ifade eden Alstom Türkiye Başkanı Adil Tekin, geçen yıl Güriş İnşaat ve Mühendislik Şirketi ile imzaladıkları 27 megavatlık Şenköy Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES) anlaşmasıyla Türkiye’de bu pazara da giriş yaptıklarını açıkladı. Proje kapsamında dokuz adet Alstom ECO 100 rüzgâr türbinini temin edecekleri bilgisini veren Tekin, bu türbinleri, 2012 yılı başında işletmeye almayı planladıklarını belirtti. Tekin, “Hedefimiz, hidroelektrik pazarında olduğu gibi önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’de rüzgâr enerjisi pazarında da önemli bir oyuncu olmak” şeklinde açıkladı. Alstom’un enerji üretiminde tüm yakıt çeşitlerine cevap verebilen bir portföyü bünyesinde barındırdığını söyleyen Tekin, bu özelliklerinin, yatırımcı firmalar açısından da büyük avantaj yarattığını dile getirdi. Yine son dönemde ‘Grid’ adını verdikleri enerji iletimi alanında faaliyet gösteren üçüncü sektörü de bünyelerine kattıklarını aktaran Tekin, böylece müşterilerine anahtar teslim çözümler ürettiklerini belirtti. Tekin, ayrıca üretilen enerjiyi Türkiye’deki enterkonnekte sisteme taşı-yacak tüm sistemleri kombine edip müşteriye sunma kapasitesine sahip olduklarını da dikkat çekti. Alstom’un tüm dünyada 100’den fazla ülkede 92 bin çalışanıyla enerji üretimi, enerji iletimi ve raylı sistem altyapıları alanlarında faaliyet gösterdiğini anlatan Adil Tekin, 1950’li yıllardan bugüne kadar Türkiye’de de bu faaliyetlerini sürdürdüklerini açıkladı. 1966 yılında Gebze’de kurulan güç transformatörü fabrikalarının, dünyanın en büyük transformatör fabrikalarından biri olduğunu ve üretimlerinin yüzde 85’ini ihraç ettiklerini belirten Tekin, yıllar içinde Türkiye’deki büyümelerini sürdürdüklerini ve geçen yıl Areva’nın iletim birimini de bünyelerine kattıklarını aktardı. Türkiye’deki en büyük hidroelektrik santrali olan Atatürk Barajı da dâhil olmak üzere Türkiye’nin kurulu güç üretim kapasitesinin yüzde 55’i için temel teçhizat sağladıklarının altını çizen Tekin, aynı zamanda Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) kurulu iletim imalatlarının yaklaşık yüzde 50’sini de temin ettiklerini dile getirdi. Türkiye’nin Alstom için önemli bir ülke olduğunu dile getiren Adil Tekin, iletim birimlerinin geçen yıl, Gebze’de bulunan güç transformatörü üretim fabrikalarına ek olarak, güç transformatörleri tamir fabrikasını“2010 YILI CİROMUZ 849 MİLYON TL”Türkiye’nin kurulu güç üretim kapasitesinin yüzde 55’i için temel teçhizat sağladıklarını bildiren Adil Tekin, Alstom Türkiye olarak 2010 yılında 849 milyon TL’lik ciro elde ettiklerini kaydetti. da açtığını aktardı. Bu yatırımın yanı sıra yine iletim bölümünü kapsayacak şekilde; İstanbul ofislerinin, Portekiz’den Kırgızistan’a kadar geniş bir coğrafyayı içine alan Güney Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’nin merkez ofisi haline geldiğini açıklayan Tekin, bu bölgedeki tüm projelerin, önümüzdeki dönemde Türkiye’den yönetileceğini bildirdi. Tekin, “Tüm bu gelişmeler, Alstom’un Türkiye’ye verdiği önemin bir göstergesi” dedi.
98 l SEKTÖR lENERJİKSGMakina,HESprojeleriverüzgar kuleleriyleyatırımınısürdürecekDidem AKIN AKÇAY / ADANAİş makineleri, otomotiv, inşaat, savunma sanayi ve enerji sektörlerinde oluşan çelik imalat ihtiyaçlarına yönelik Adana’daki 30 bin metrekare alana kurulu fabrikasında üretim gerçekleştiren KSG Makina, enerji sektöründe yürüttüğü iki yönlü faaliyetlerini önümüzdeki dönemde de yoğun şekilde sürdürmeyi hedefliyor. Bir yandan Hidro Elektrik Santralleri (HES) inşaatları için gerekli tüm hidromekanik teçhizatların imalatını yaparken, diğer yandan Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES) için çelik kule imalatı alanında gerekli altyapı çalışmalarına hız kazandırdıklarını aktaran KSG Makina İmalat Sanayi ortağı Şener Sezgin, “2012 senesinde de HES projelerine devam edeceğiz. Bu sektörde bağlantıları şimdiden kesinleşmiş 10 projenin fabrika imalatları ve bunların 4’ünün de saha montajları tamamlanacak. Rüzgar kulesi konusunda da ilk imalatlarımızı yapacağımız bir yıl olacağını tahmin ediyoruz” dedi. Geçtiğimiz yıl bir yandan krizden çıkmaya başlayan iş makineleri sektöründe artış gösteren siparişlerin üretimini gerçekleştirirken, diğer yandan da 2009 senesinden beri ilgilenmeye başladıklarıBU YILI 8 MİLYON TL CİRO İLE KAPATACAK2010 yılında toplam altı HES projesinin anahtar teslimi tüm hidromekanik teçhizatlarının imalatını yapmaya başlayan KSG Makina, bu yıl projelerini tamamladı. Yılın ilk 10 aylık döneminde HES imalatları ile ilgili yaklaşık 6 milyon TL ciro yapan firma, senenin geri kalan kısmında da bu rakamı 8 milyon TL’ye çıkarmayı öngörüyor.enerji sektöründeki ilk projelerine start verme imkanı yakaladıklarını belirten Sezgin, “2010 senesinde bağlantılarını yaptığımız toplam altı HES projesinin anahtar teslimi tüm hidromekanik teçhizatlarının imalatlarını yapmaya başladık. Bu yıl da 2010’da başlanan projelerin tamamlanmasıyla ilgilendik. Yılın ilk 10 aylık döneminde HES imalatları ile ilgili olarak yaklaşık 6 milyon TL ciro yaptık. Senenin geri kalan kısmında da bu rakamın 8 milyon TL’ye ulaşacağını öngörüyoruz” diye ko-nuştu. Enerji sektöründe kalıcılığını ispatlayan KSG Makina’nın 2012 senesinde de HES projelerine devam edeceğini açıklayan Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: “HES sektöründeki üretimlerimizin yanı sıra, önümüzdeki yıl rüzgar kulesi konusunda da çalışmalarımızın somutluk kazanacağını düşünüyoruz. Şimdiden ön anlaşması tamamlanmış olan bir rüzgar çiftliğinin tüm kuleleri KSG Makina tarafından yapılacak. Toplam 20 adet 65 metre yüksekliğinde kule teslimi öngörülen söz konusu projenin bu yıl içinde imzalanmasını, buna bağlı olarak da ilk beş kulenin 2012 senesinde yerine montajının yapılmasını bekliyoruz. Hem HES hem de RES sektörlerindeki varlığımızı sürdürerek, bu sektörlere yatırım yapacak olan yatırımcılara hizmet sunmaya devam etmekte kararlıyız.” Şener Sezgin, önümüzdeki dönemde rüzgar enerjisi alanındaki eksikliklerin giderilmesi sonucu yatırımların çok büyük bir ivme kazanabileceğine işaret etti. Sezgin, “2011 senesinin başında kabul edilen Yenilenebilir Enerji Kanunu ile rüzgar enerjisine olan ilginin beklendiği gibi daha da yoğunlaştığını gördük, ancak yatırımlarda halen arzu edilen hız yakalanabilmiş değil” diye konuştu.
ENERJİ 99 FUAR 19Enor,biyogazteknolojisiyle50 MW’lıkelektriküretmeyiplanlıyorTürkiye’de kurmayı planladıkları biyogaz tesislerinin hayata geçirildiğinde büyük talep patlaması olacağını dile getiren Enor Genel Koordinatörü İlda Değirmentaş, bu paralelde 2012-2013 yıllarında toplam 50 MW’lık elektrik üretimi sağlayacaklarını açıkladıEndüstriyel atık suların arıtım süreçlerinde ortaya çıkan biyogazın değerlendirilerek, işletmelere geri kazanımı konusunda faaliyet gösteren Enor, bunun yanı sıra Türkiye’de henüz çok yeni bir alan olan ‘atıktan enerji kazanımı’ konusunda çalışmalar yapıyor. Türkiye’de ilk biyogaz tesislerinin kurulup hayata geçirildiğinde büyük talep patlaması olacağını ve 2012 yılında kurulacak biyogaz tesislerinin sayısında artış olacağını savunan Enor Genel Koordinatörü İlda Değirmentaş, “Enor olarak 2012-2013 döneminde toplamda 50 MW’lık elektrik üretimi sağlayacak yatırımlar yapacağız” dedi. 2011 ve 2012 sonlarında teslim edilmek üzere Ukrayna’nın Chernigiv ve Kharkiv şehirlerinde dünyanın en büyük bira üreticilerinden AB-InBev’in iki tesisinin anaerobik arıtma ve biyogaz kazanımı projelerinin inşaatlarının sürdüğüne değinen Değirmentaş, “Bu iki tesis Ukrayna’nın en büyük endüstriyel atık su arıtım tesisleri olma özelliğini taşıyor. Ayrıca bunlar oldukça yüksek değerlerde biyogaz kazanımı teknolojisi uyguladığımız yaklaşık 15 milyon Euro’luk yatırımlar. Bu iki tesisten üretilecek olan toplam biyogazdan, 2 MW’lık enerji kazanımı sağlanacak” diye konuştu. Enor’un enerji ve çevre teknolojileri konusunda mühendislik, geliştirme ve tesis kurulumları gerçekleştirmek üzere Envirotek Arıtma Teknolojileri ile Tempa Grup firmalarından; elektrik, güç, dağıtım ve otomasyon konularında uzmanlaşan Tempa Sistem ortaklığında 2010 yılında yapılandırıldığını anlatan İlda Değirmentaş, özellikle endüstriyel atık suların arıtım süreçlerinde ortaya çıkan biyogazın değerlendirilerek, işletmelere geri kazanımını sağladıklarını söyledi. ‘Atıktan enerji kazanımı’ konusunda sektöre hizmet vermeye başladıklarını belirten Değirmentaş, “HavasızUKRAYNA’DAKİ İKİ TESİSTE BİYOGAZ KAZANIM TEKNOLOJİSİ UYGULADI2011 ve 2012 sonlarında teslim edilmek üzere Ukrayna’nın Chernigiv ve Kharkiv şehirlerinde dünyanın en büyük bira üreticilerinden AB-InBev’in iki tesisinin anaerobik arıtma ve biyogaz kazanımı projelerinin inşaatlarının sürdüğüne değinen İlda Değirmentaş, Bu iki tesisten üretilecek olan toplam biyogazdan, 2 MW’lık enerji kazanımı sağlanacak” diye konuştu.arıtma uygulamalarında 25 yılı aşkın bir sürelik tecrübeye sahip olan kadromuz biyogaz uygulamalarına kolayca adapte oldu. Referanslarımız arasında yer alan anahtar teslimi tesislerde sadece biyogaz üretmekle kalmadık. Ayrıca çıkan suyun geri kazanımı ve tekrar sistemde kullanımının sağlanıyor olmasıyla birlikte ürettiğimiz çözümlerin bize özgü ve ekonomik oluşu müşterilerimiz için önem arz ediyor” şeklinde konuştu.
100 l SEKTÖR lENERJİMarmore,ikiyeniyeşil enerjiteknolojisigeliştiriyorBu yıl biyokütle ve atık enerji laboratuvarlarını kurduklarını ve önümüzdeki yıl ürün gamlarına iki yeni yeşil enerji teknolojisini daha ekleyeceklerini vurgulayan Ömer Turhan, “Bu iki teknolojinin satışına önümüzdeki yılın ortalarında başlayacağız” dedi“BİYOEKONOMİ POLİTİKASI GELİŞTİRİLMELİ”İş hacimlerinin yarısından fazlasının yurtdışında olduğunu ve makinenin yanı sıra know-how da ihraç ettiklerini ifade eden Ömer Turhan, Türkiye’de enerji sektörünün bir alt dalı olarak biyoenerjinin oluşmadığını, bunun da sıkıntı yarattığını söyledi. Turhan, çevre, tarım ve enerjiyi kesiştiren, buluşturan bir biyoekonomi politikası geliştirmeden bu sektörü geliştirmenin mümkün olmadığını vurguladı. lirten Turhan, yine bu dönemde yabancı bir müşteri için yapmaya başlakları Ar-Ge projeleri olduğunu vurguladı. Gebze’deki tesislerinde üretimlerini gerçekleştirdiklerini, bunun yanı sıra Teknopark içinde bir ofisleri bulunduğunu dile getiren Ömer Turhan, “Araştırma, geliştirme sürecimizi daha iyi yönetebilmek ve hızlı yapabilmek için kapsamlı bir laboratuvar kurduk. Gerek Ar-Ge gerekse imalât sürecinde çok sayıda iş ortağımızı süreçlerimizin parçası haline getirdik. Şu an aktif olarak iş yaptığımız ve en önemlisi birlikte değer ürettiğimiz 20’den fazla iş ve proje ortağı kuruluş var. Onların ürün ve hizmetlerini, en önemlisi entellektüel birikimlerini yenilikçi projelere taşıyoruz. Networkümüz ile birlikte 500’den fazla insana nitelikli istihdam sağlıyoruz” diye konuştu. Türkiye’de henüz emekleme aşamasında olan biyoekonomi sektöründe hızla ilerlediklerini ve geliştirdikleri teknolojilerin sadece Türkiye’de değil dünyadaki değişik ülkelerde de kullanıldığını ifade eden Turhan, piroliz tabanlı atık ve biyokütle enerji santralleri, biyoyakıt tesisleri ve enerji tarımı plantlarının ana faaliyet alanları olduğunu söyledi. “Türkiye’deki ilk hayvansal atıklardan gazlaştırmaya dayalı tesis yapıyoruz” Türkiye’nin enerji teknolojileri alanında tam anlamıyla bir ithalatçı ülke olduğunu vurgulayan Ömer Turhan, bu alanda yatırım yapan az sayıda yatırımcıdan biri olduklarını dile getirdi. Türkiye’nin uluslararası enerji ajansına üye olmasının yanında Avrupa Birliği (AB) uyum süreci içinde Kyoto protokolüne imza attığını ve uluslararası alanda iklim, çevre, sürdürülebilirlik, kalkınma gibi birçok küresel organizasyonun içinde bulunduğunu dile getiren Turhan, uluslararası prensiplere ‘evet’ derken, ulusal stratejilerin uygulayabilmek konusunda zayıf kalındığını söyledi. Bu alanda AB’nin, sıvı araç yakıtlarına katılacak biyoetanol, metanol hedefini yüzde 20 olarak belirlediğini hatırlatan Turhan, günümüzde Almanya’da bu oranın yüzde 12’yi geçtiğini ifade etti. Turhan, İtalya’da çalışan bine yakın biyogaz tesisinin bulunduğunu, Avusturya’da elektrik üretiminin yüzde 8’inin biyokütleden elde edildiğini vurguladı. Türkiye’de ise bu rakamların henüz oluşmadığını ifade eden Ömer Turhan,“Avrupa’ya göre bu alanda geri olduğumuz rakamlarla belirtilmiş durumda. Marmore Mühendislik olarak Türkiye’deki ilk hayvansal atıklardan gazlaştırmaya dayalı tesisi biz yapıyoruz. Türkiye’nin ilk ve yüzde 100 yerli ömrünü tamamlamış lastik atıklarını piroliz yöntemiyle geri kazanan ve enerji üreten ticari boyuttaki tesisini biz yaptık. Biyometanol, biyokarbon, biyoetanol gibi birçok ilki gerçekleştirdik. Henüz olgunlaşmamış bir pazarda lider durumdayız. Ülkemizde son 10 yılda sadece enerji tarımı ve biyoyakıtlara dayalı ulusal bir politika ortaya konabilmiş ve de olgunlaşabilmiş olsaydı, en kötümser hesaplarla bugün yılda 3-5 milyar dolar daha az ithalat olurdu” dedi.Emre KAYAY/GEBZEEnerji sektörü içinde atıktan enerji üretimi, biyokütle enerji sistemleri, enerji tarımı ve biyoyakıt alanlarında çalışan ve bu alanlara anahtar teslim tesisler kuran Marmore Mühendislik, önümüzdeki yıl ürün gamına iki yeni yeşil enerji teknolojisi ekleyecek. Bu yıl biyokütle ve atık enerji laboratuvarlarını kurduklarını ve önümüzdeki yıl ise ürün gamlarına iki yeni yeşil enerji teknolojisini daha ekleyeceklerini vurgulayan Marmore Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Turhan, bu teknolojilerin temel araştırmalarının bittiğini söyledi. Laboratuvar seviyesinde araştırmalara başladıklarını ve prototip pilotlar yapmaya başlayacaklarını dile getiren Turhan, Türkiye için önemli olan bu iki teknolojinin satışına önümüzdeki yılın ortalarında başlayacaklarını ifade etti. İç pazarda anlaşmaları yapılmış dokuz projelerinin olduğunu fakat bürokratik engellerden dolayı sadece iki tanesine başlayabildiklerini be-“Rüzgar sahaları için gerekli izinler yatırımcıyı zorluyor”ANKARAEnergy Danışmanlık ve Proje Genel Müdürü Göknur Atalay, rüzgar sahaları için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun gerekli olmamasına rağmen bu belgeyi temin ederken zorlu bir mücadele verildiğini dile getirerek, “Çevreci ve doğaya uyumlu olmasına karşın rüzgar yatırımlarını gerçekleştirirken alınan izinler bazen yatırımcının önünde aşılması zor engeller oluşturuyor” şeklinde konuştu. 1 Kasım 2007’den bu yana rüzgar enerjisi yatırımcısının beklediği lisans sürecinin sona eridiğini belirten Atalay, bu süreçte yatırımcının yanında olduklarını belirtti. Lisansını alan yatırımcıları bekleyen birkaç önemli soruna değinen Göknur Atalay, bu konuda en önemli sorunun santrallerin yüzde kaçının hayata geçebileceği konusunda yaşandığını vurguladı. Yüklü katkı payları verilen projelerin bu katkı payı ile verimli olup olmayacağının endişe konusu olduğuna dikkat çeken Göknur Atalay, “Bunun yanı sıra yatırımcının önünde teknik etkileşim analizi var. Uzun bir süreç alan bu analizin sonucunda yatırımcı ne ile karşılaşacağını bilemediğinden yatırıma tam olarak başlayamıyor. Bu durum lisansla-ra derç edilen inşaat öncesi sürelerden kaybedilen bir zaman olarak ortaya çıkıyor” diye konuştu. “Maddi kaygılar sahaya uygun türbin seçimine engel oluyor” Lisans aldıktan sonraki süreci tamamlamaya çalışan yatırımcının kredi bulmakta zorlandığına ve ve finansal kaygılar yüzünden sahaya uygun türbin seçiminden çok finansal açıdan uygun türbin seçimine gittiğine de dikkat çeken Göknur Atalay, bu durumun rüzgar enerjisi sahalarının verimsiz kullanılmasına neden olduğunun altını çizdi. Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanı sıra ihaleyi kazanma kriteri olarak sahanın verimliliği göz önüne alınmadığından, ihaleyi kaybetmiş ve yıllarca harcama yapmış ciddi yatırımcıların ellerinden kayıp giden verimli sahaların durumu belirsizliğini koruyor. Ancak tüm bunlara rağmen yatırımlara bu kadar talep olması, geçmişte görüşmek için çaba gösterdiğimiz dünya markalarının şu anda Türkiye’de yatırıma ve desteğe hazır olduklarını görmek mutluluk verici. Bu kapsamda uygulayıcı kurumların çok daha destekçi ve programlı bir şekilde hareket etmesini ve uluslararası konjonktüre göre şekil almasını da bekliyoruz.”Lisans aldıktan sonraki süreci tamamlamaya çalışan yatırımcının kredi bulmakta zorlandığına ve ve finansal kaygılar yüzünden sahaya uygun türbin seçiminden çok finansal açıdan uygun türbin seçimine gittiğine dikkat çeken Göknur Atalay, bu durumun rüzgar enerjisi sahalarının verimsiz kullanılmasına neden olduğunun altını çizdi.
ENERJİ 101 FUAR 21ElpimElektrik,yenienerji kaynaklarınayönelecekSAKARYAElektrik malzemeleri satışı ve satış sonrası hizmetleri konusunda faaliyet gösteren Elpim Elektrik, yeni yatırımları paralelinde yeni enerji kaynaklarına yönelik araştırmalarını da sürdürüyor. Bu doğrultuda devam ettiği altyapı çalışmalarını hızlandıran firma, ikinci kısım mağaza inşaatını da kısa sürede tamamlamayı planlıyor. Sektördeki gelişmeler doğrultusunda yatırımlarının devam edeceğinin altını çizen Elpim Elektrik Genel Müdürü Erhan Yılmaz, güneş enerji sistemlerinde enerjinin daha kolay depolandığı sistemleri araştırdıklarından bahsetti. Güneş enerjisi bataryaları ile ilgili üretim yapmayı planladıklarını kaydeden Yılmaz, “Bu konuda Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Ar-Ge çalışmalarımızın tamamlanması ile birlikte batarya üretimine başlamayı ve önümüzdeki dönemde her ölçekteki yere setler halinde satışa sunmayı hedefliyoruz. Tasarruf sağlayan LED elektronik kompenetler satışımızda daha fazla yer tutmaya başlamıştır. Bu alanda bizlerde piyasamızı daha fazla genişletmeyi, yapacağımız ihracat ve ithalatlarla, doğru satış hizmetimizle büyümemizi sürdüreceğiz” dedi. Yeni yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte kapalı alanlarını 7 bin metrekareye çıkaracaklarını belirten Erhan Yılmaz, bu büyümeye paralel olarak yeni enerji kaynakları ile ilgili gelişmelerin de takipçisi olduklarını söyledi. Yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte tüketicilerin tüm çeşitleri görebileceği, toptan alışveriş yapabileceği modern ve güçlü bir altyapı ile hizmet vereceklerini dile getiren Yılmaz, faaliyetlerine 1989 yılında başlayan firmalarının yeni yatırımlarla sürekli geliştiğini aktardı. Yılmaz, “Firmamız, enerji tasarruflu ve verimliliği sağlayan, uzun ömürlü, güvenli malzemelerin satışını ilke edinen bir anlayışla istikrarlı büyümesini sürdürüyor” ifadesini kullandı. Firmalarının kurumsal firmalara ve KOBİ’lere tedarikçilik yaptığından bahseden Yılmaz, dünya çapında ünlü birçok markanın bayisi olduklarını da ifade etti. Yurtiçinde ve yurtdışında geniş bir alana hitap edebilecek güçlü bir altyapıya sahip olduklarına dikkat çeken Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: “15 bin metrekare açık alan üzerinde kurulu bulunan mağazamızın ikinci kısım inşaatını kısa sürede tamamlayacağız ve kapalı alanımızı 7 bin metrekareye çıkaracağız. Bayisi olduğumuz 100’den fazla marka ve satışa sunduğumuz 20 bin çeşitten fazla elektrik malzemesi ile müşterilerimiz aradığı bütün ürünleri mağazamızda bulabiliyor.”Enerji kaynaklarına yönelik araştırmalara devam ettiklerini belirten Erhan Yılmaz, güneş enerji sistemlerinde enerjinin daha kolay depolandığı bataryaların üretimini yapacaklarını kaydetti
102 l SEKTÖR lENERJİEltem-Tek,TEİAŞ’agüzergah seçimindedestekolacakANKARAElektrik tesisleri sahasında mühendislik, danışmanlık ve proje hizmetleri veren Eltem- Tek, Türkiye’de ve yurtdışında gerçekleştirdiği projelere yenilerini eklemeyi sürdürüyor. 2011 yılında yaklaşık 13 milyon TL ciro hedeflediklerini belirten Eltem-Tek Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Coşkun, 2012 yılında yüksek çözünürlükteki uydu görüntülerinden ve coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanarak Türkiye Elektrik İletim AŞ’ye iletim hatlarının güzergahının seçiminde hizmet vermeyi hedeflediklerini söyledi. Türkiye’nin elektrik ihtiyacının eksiksiz ve güvenilir bir şekilde karşılanması amacıyla elektrik tesisleri sahasında mühendislik, danışmanlık ve proje hizmetlerini vermek üzere Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) yüzde 47’lik iştirakiyle kurulan Eltem-Tek’in faaliyetlerine hızla devam ettiğine değinen Coşkun, Türkiye çapında 200’ün üzerinde personel ile elektrik santralleri, elektrik iletim tesisleri, çevre ve enerji ile ilgili birçok alanda hizmet verdiklerini söyledi. Coşkun, “Şirketimiz 2011 yılının ilk sekiz ayında başta enerji iletim hatlarının ve trafo merkezlerininetüd ve projelendirilmesi, hidrolik santrallerin bakım, onarım ve işletilmesi, çevre çalışmaları başta olmak üzere faaliyet alanına giren işlerde oldukça başarılı bir şekilde geçirdi. 2011 yılı başında sözleşmesini imzaladığımız yaklaşık 600 kilometrelik enerji iletim hattının etüt ve projelendirme çalışmalarını ilk dokuz aylık dönemde tamamladık. Yıl sonuna kadar da yaklaşık 100 kilometrelik yeni işin tamamlanacağını öngörüyoruz. Ayrıca iletim hatlarında LİDAR yöntemi kullanılarak havadan etüt yapılmasına yönelik hazırlıklarımızı tamamladık. 2011 yıl sonuna kadar bu yöntem ile ilk etüt çalışmamızı yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Güneş enerjisi 2012’de hareketlenecek” Elektrik Üretim AŞ’ye ait toplam gücü yaklaşık 340 MW olan Batman, Kürtün ve Şanlıurfa HES’lerinin bakım onarım ve işletmesi işlerini gerçekleştirdiklerini dile getiren Sinan Coşkun, bu santrallerde 2011 yılında yaklaşık 650 milyon Kwh elektrik üretiminin gerçekleştirileceğini kaydetti. Yüksek çözünürlükteki uydu görüntülerinden ve coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılarak iletim hatlarının güzergâhının seçiminde Türkiye Elektrik İletim AŞ’ye 2012 yılın-“ELEKTRİĞE İHTİYAÇ UZUN YILLAR YÜKSEK ORANLARDA ARTACAK”Kişi başı elektrik tüketimine bakıldığında, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerin üçte biri düzeyinde bir tüketime sahip olduğunu dile getiren Sinan Coşkun, Türkiye’nin dünya ortalamasının altında olduğuna dikkat çekti. Coşkun, “Bu da ülkemizin elektriğe olan ihtiyacının daha uzun yıllar yüksek oranlarda artacağını gösteriyor. Gereksinim duyulan elektrik enerjisini karşılamak üzere kaliteli, ekonomik, güvenilir yatırımlara yönelik projelerin geliştirilmesi gerekiyor” dedi.da hizmet vermek istediklerinin altını çizen Coşkun, “Şirketimizin 2010 yılı cirosu 10 milyon TL civarında gerçekleşti. 2011 yılı için ise yaklaşık 13 milyon TL ciro hedeflemekteyiz. Yıl sonuna kadar bu hedefe ulaşacağımızı öngörmekteyiz” şeklinde konuştu. Kişi başı elektrik tüketimine bakıldığında, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerin üçte biri düzeyinde bir tüketime sahip olduğunu dile getiren Coşkun, Türkiye’nin dünya ortalamasının altında olduğuna dikkat çekti. Sinan Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu da ülkemizin elektriğe olan ihtiyacının daha uzun yıllar yüksek oranlarda artacağını gösteriyor. Gereksinim duyulan elektrik enerjisini karşılamak üzere kaliteli, ekonomik, güvenilir yatırımlara yönelik projelerin geliştirilmesi gerekiyor.”
14 l SEKTÖR lENERJİTPIC,Irakpetrol pastasındaki payınıbüyütmeyi amaçlıyorSondaj saha hizmetleri noktasında, özellikle savaş sonrası Irak’ta devasa bir sondaj pazarı oluştuğuna dikkat çeken Mithat Cansız, “Elinde bulundurduğu 45 kuyuluk sondaj kontratı ile bugüne kadar beş kuyunun sondajını gerçekleştiren TPIC, sadece 45 kuyuluk kontrat için değil, bölgede sondajı planlanan binlerce kuyuluk pastadaki dilimini büyütmeye çalışıyor” dediANKARATürkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bağlı olarak yurtdışı projelerinde faaliyet gösteren Turkish Petroleum International Company’nin (TPIC) Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Cansız, Irak’ta 45 kuyuluk sondaj kontratından beş tanesinde faaliyetin başladığını, ancak asıl amaçlarının bölgede sondajı planlanan binlerce kuyuluk pastadaki dilimi büyütmek olduğunu söyledi. Sondaj saha hizmetleri noktasında, özellikle savaş sonrası Irak’ta devasa bir sondaj pazarı oluştuğuna dikkat çeken Cansız, “Elinde bulundurduğu 45 kuyuluk sondaj kontratı ile bugüne kadar beş kuyunun sondajını gerçekleştiren TPIC, sergilediği performans ile kısa sürede koşullara adaptasyon sağlayarak sadece 45 kuyuluk kontrat için değil, bölgede sondajı planlanan binlerce kuyuluk pastadaki dilimini büyütmeye çalışıyor” dedi. Enerji politikalarının son dönemlerde artan stratejik hamlelerin öngörülerek seri bir şekilde konum alınmasını gerektirecek bir satranç oyununa dönüştüğünü söyleyen Mithat Cansız, “Ülkelerin gelecek projeksiyonlarında en temel sabitlerden olan enerji, gerek kaynaklara sahip ülkelerle ilişkiler, gerekse de transit pazarları itibarıyla artık ayrı bir hassasiyet taşıyor. İşte bu ve benzer hassasiyetlerin gözetilerek, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bağlı bir şirket olarak 1988 yılında kurulan Turkish Petroleum International Company (TPIC), geride kalan 23 yıl içinde enerji alanında ülkemize sağladığı katma değer ve son dönemlerde uluslararası dengelerde günün koşullarına göre sergilediği aktif ve sonuç odaklı faaliyetleri ile ülkemizin önemli kuruluşları arasındaki yerini sağlamlaştırıyor” şeklinde konuştu. TPIC’in temel olarak petrol ve petrol ürünleri ticareti, petrol ve jeotermal saha hizmetleri ve de arama faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyleyen Cansız, kritik zamanlarda kritik hamleleri ile Türkiye’nin dış politikasını da güçlendirecek stratejik projelere imza attığını söyledi. Cansız, 1990’lı yılların sonlarında, Irak ile petrol ticareti kapsamında hem bölgede ciddi bir istihdam sağlayan hem de kaçakçılığın önüne geçerek milli ekonomiye katkı sağlayan TPIC’in özellikle Irak’ta patlak veren savaşın ardından faaliyet odağını ve coğrafyasını o günün koşullarına göre yeniden şekillendirdiğini bildirdi. Bu sürecin bir sonucu olarak Kolombiya’daki petrol arama faaliyetlerini örnek gösteren Mithat Cansız, “Faaliyet gösterilen Latin Amerika pazarında sadeceKolombiya değil, Ekvador ve özellikle Venezüella ile de yoğun işbirliği ve iş geliştirme çalışmaları sürüyor” bilgisini verdi. “Konut Karşılığı Petrol projesinin getirisi Türkiye için çok büyük olacak” Petrol ve petrol ürünleri ticareti kapsamında, ‘Konut Karşılığı Petrol’ olarak bilinen projenin bugün geldiği kritik aşamada TPIC’in lokomotif bir rol üstlendiğini kaydeden Mithat Cansız, bu çerçevede ilgili yerli tarafların organize edilmesi konusunda üzerlerine düşeni hızla yerine getirdiklerini söyledi. Söz konusu projenin gerçekleşmesi halinde, Türkiye için getirisi çok büyük bir anlaşmanın sağlanmış olacağının altını çizen Cansız, “İnşaat sektörü için de devasa bir pazara adım atılmış olacak. Projenin sağlayacağı doğrudan ve dolaylı katkıların, gelişmekte olan milli ekonomimiz için ayrı bir ivme unsuru olacağı aşikar. Projenin, diğer ülkelerle de ilişkiler bakımından model ve uygulanabilir olması, pazarı daha da genişletme olanağını beraberinde getirecek” yorumunu yaptı. Son dönemlerdeki stratejik hamlelere Libya’ya yönelik yapılan akaryakıt sevkiyatını örnek veren Mithat Cansız, “Libya’nın yeni döneme geçiş ik-EKVADOR VE VENEZÜELLA İLE İŞBİRLİĞİ VE İŞ GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI SÜRÜYORMithat Cansız, 1990’lı yılların sonlarında TPIC’in özellikle Irak’ta patlak veren savaşın ardından faaliyet odağını ve coğrafyasını o günün koşullarına göre yeniden şekillendirdiğini bildirdi. Bu sürecin bir sonucu olarak Kolombiya’daki petrol arama faaliyetlerine yoğunlaştığını söyleyen Mithat Cansız, “Faaliyet gösterilen Latin Amerika pazarında sadece Kolombiya değil, Ekvador ve özellikle Venezüella ile de yoğun işbirliği ve iş geliştirme çalışmaları sürüyor” bilgisini verdi.liminde çok önemli olduğu kadar çok da kritik bir yapı taşı olarak değerlendirilebilecek bu sevkiyatın yeniden tesis edilecek Türkiye-Libya ilişkilerine de faydası olacağı düşünülüyor” diye konuştu. Benzer bir diğer TPIC projesi’nin KKTC elektrik santrallerine yakıt ihtiyacı olan fuel-oil tedarikinin sağlanması olduğuna değinen Cansız, “TPIC tarafından sağlanan fuel-oil, sadece KKTC için değil, geçtiğimiz yaz meydana gelen patlama sonucu enerji sıkıntısına düşen Rum Kesimi için de önemlidir. Rum tarafının elektrik açığını KKTC’den karşılamak durumunda kalması, bu tür durumlar için atılacak adımların uluslararası ilişkiler düzleminde kadar stratejik olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi. TPIC’in sahip olduğu kuleler ile Türkiye’de petrol arama faaliyetleri gerçekleştiren yerli ve yabancı petrol şirketlerine sondaj hizmetleri sağladığı bilgisini de veren Mithat Cansız, “TPIC, sondaj konusunda kanıtlanmış başarısı ve kalitesini, yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edildiği son dönemlerde jeotermal kaynaklardan elektrik üretimi amacıyla yatırım yapan firmaların hizmetine sundu. Özellikle Ege Bölgesi’nde yoğun olarak devam eden jeotermal yatırımlarda yatırımcılara kılavuzluk ediyor” şeklinde konuştu.“ARAMA-ÜRETİM VE SONDAJ SAHA HİZMETLERİNDE DAHA AKTİF ROL ÜSTLENECEĞİZ”Dünyada son dönemlerde meydana gelen baş döndürücü değişikliklere paralel olarak kendisini sürekli yenilen TPIC’in piyasalarda hakim olan petrol fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağı öngörüsü doğrultusunda faaliyetlerini sürdüreceğini ifade eden Mithat Cansız, “Gerek uzak coğrafyalarda petrol ticareti faaliyetleri bağlamında, gerekse de içinde bulunduğumuz petrol coğrafyasında hem arama-üretim hem de sondaj saha hizmetleri noktasında daha aktif bir rol üstlenmek, hem de rekabetçi fiyatlarda nitelikli hizmet kalitesi ile ülkemize daha fazla stratejik katma değer üretmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.
16 l SEKTÖR lENERJİ“Türkiye’deenerjiticaretinin yapılmasındabazıeksiklervar”Türkiye’de enerji ticaretinin adil ve serbest yapılabilmesi için bazı eksiklikler olduğunu aktaran Enerji Ticareti Derneği (ETD) Başkanı Mustafa Karahan, bu eksikliklerin giderilmesi için öncelikle tezgah üstü piyasalar ile derinliğin en yoğun olması beklenen diğer piyasaların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.Türkiye’de enerji ticaretinin adil ve serbest yapılması konusunda ulaşılması hedeflenen nokta bakımından bazı eksiklerin bulunduğunu aktaran Enerji Ticareti Derneği (ETD) Başkanı Mustafa Karahan, öncelikle OTC adı verilen tezgah üstü piyasalar ile derinliğin en yoğun olması beklenen diğer piyasaların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Sözleşmelerde damga vergisi maliyetinin yarattığı yük nedeniyle bu pazarların oluşma şansının bulunmadığına dikkat çeken Karahan, “Ayrıca, tüm enerji ve türevlerinin standart ürünler ve vadelerde alınıp satılabildiği organize bir borsa yapısı da önemli bir pazar. Bu yapıların oluşmasından sonra derinliği olan ve fiyatın ekonomik bir rasyonelle oluşan arz ve talebe göre belirlendiği bir pazar yapısından bahsedilebilir” diye konuştu. Günümüzde pazarda yapılan işlemlerin sadece fiziki teslimatlı olarak yapıldığını dile getiren Karahan, Almanya’da üretilen her 1 MWh elektrik enerjisinin üretiminden önce 10 kez alınıp satıldığını ifade etti. Böylece, 1 MW büyüklüğündeki bir kapasitenin işlem derinliğinin 10 MW olduğunu aktaran Karahan, “Serbest ticaretin en uçtaki ayağı da doğal olarak nihai tüketicidir. Serbest tüketici ile ilgili uygulama ve rekabet koşulları da bu bakımdan son derece önemli. Pazarın gerek ticaret gerekse satış yönünde bu açıdan büyük gelişmeler gözlemleni-“ADİL VE SERBEST BİR TİCARET ORTAMI İÇİN ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ”ETD’nin Türkiye’de enerji ticaretinin serbestçe yapılabilmesini ve sürdürülebilir, derinliği olan ve şeffaf bir pazar yapısının oluşturulmasını sağlamak için 2010’da kurulduğunu kaydeden Mustafa Karahan, 33 üyesi bulunan derneğin adil ve serbest bir ticaret ortamının oluşabilmesi ve sürdürülebilmesi için gerekli olan evrensel kuralların, düzenleme ve standartların doğru şekilde uygulanmasına yönelik çalışmalar yaptığını aktardı. yor” diye konuştu. Türkiye’nin enerji potansiyelinin özellikle elektrik ile ilgili rakamlara bakıldığında kendini açıklar nitelikte olduğunu söyleyen Mustafa Karahan, özellikle son 10 yılda ortalama yıllık yüzde 8 civarında büyüyen bir talep artışının yaşandığını ve bu büyüme eğiliminin önemli kriz yıllarıyla kıyaslandığında yadsınamayacak bir rakam olduğunu dile getirdi. Karahan, ayrıca Türkiye’nin hedeflerine bakıldığında, mevcut büyüme dinamiği içinde bu hedeflerin yakalanabilmesi için genel anlamda enerji talebi büyümesinin bir ön koşul olduğu-nu ifade etti. “Bu eğilimlerin önümüze çıkardığı en önemli husus, talep artışıyla birlikte gerekli finansmanın yeterliliği yani büyümenin finansmanı konusudur” diyen Karahan, önümüzdeki 10 yıl içinde elektrik üretiminde kurulu kapasitesini iki katına çıkaracak olan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu finansman miktarının yaklaşık olarak 100 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini açıkladı. Bu kaynağın dünya piyasalarından sağlanmasının gerekliliğine değinen Karahan, doğrudan ve dolaylı yabancı sermayenin bu büyümeyi finanse etmesinin en önemli ön koşulunun doğru fiyat göstergesi olduğunu ifade etti. Yatırımcının ya da borç verenin uzun dönemli hesap yapabilmesi için spot ve vadeli fiyatların sağlıklı olarak belirlenmesinin ve piyasa derinliğinin olmasının gerekliliğine değinen Mustafa Karahan, şöyle konuştu: “Elbette, mali ve siyasi istikrar, özel sektör payı, yasal ve bürokratik altyapı gibi etkenler de belirleyici rol oynuyor. Ancak fiyat mekanizmasının işlemiyor ya da yanlış işliyor olmasının maliyeti genellikle bütçeye ek yük olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle, özelleştirmelerin tamamlanması, yasal ve bürokratik düzenlemelerin serbest rekabeti teşvik edecek şekilde yapılması gerekiyor. Ayrıca enerji ile türevlerinin serbestçe alınıp satılmasının mümkün olduğu piyasa yapılarının kurulması sektörün öncelikli konusu olmalıdır.”Biyoetanol üreticileri, sürdürülebilir enerjide Ar-Ge çalışmalarına odaklandıDidem AKIN AKÇAY / ADANA“EPDK’NIN ZORUNLULUĞU SEKTÖRE HAREKETLİLİK GETİRDİ”Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) akaryakıta tarımsal ürün katkısına ilişkin yaptığı düzenlemeyle birlikte, yerli tarım ürününden üretilen yakıt biyoetanolünün benzin ile harmanlanmasının zorunlu hale getirmesinin sektöre önemli ölçüde hareketlilik getirdiğine değinen Ali Tezcan, uygulamanın ülke adına büyük avantajlar sağladığının altını çizdi.Yakıt etanolünün Türkiye’ye tanıtılmasına yönelik çalışmalarını yaklaşık dört yıldır sürdürdüklerini ve Ar-Ge çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini belirten Biyoetanol Üreticileri Derneği Başkanı Ali Tezcan, sektörel bazda daha efektif enerji kullanımı ve çevresel bazda sürdürülebilir enerji kaynakları konusuna yoğunlaşarak, yatırım planlarına bu doğrultuda yön verdiklerini aktardı. Tezcan, “Bu ülkenin bilinçli sanayicileri olarak sektörümüzle ilgili Ar-Ge çalışmalarına daha da önem verip, atıl hammaddelerden üretim yapmanın peşinde olacağız” diye konuştu. Biyoetanol Üreticileri Derneği’nin 2007 yılında yenilenebilir bir yakıt ve yakıt katkısı olan biyoetanolün sektördeki üç üreticisi tarafından kurulduğunu ifade eden Ali Tezcan, derneğin yakıt etanolünün Türkiye’ye tanıtılması ve kullanımına ilişkin yasal sürecin hazırlanmasına önemlikatkılar sağladığına işaret etti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) akaryakıta tarımsal ürün katkısına ilişkin yaptığı düzenlemeyle birlikte, yerli tarım ürününden üretilen yakıt biyoetanolünün benzin ile harmanlanmasının zorunlu hale getirmesinin sektöre önemli ölçüde hareketlilik getirdiğine değinen Ali Tezcan, uygulamanın ülke adına büyük avantajlar sağladığının altını çizdi. Yakıt etanol sektörünün sürdürmüş olduğu Ar-Ge çalışmalarıyla, sektörü geleceğe daha sağlam temellerle taşıdığını söyleyen Tezcan, “Yakın ve uzak vadedeki enerji ihtiyaçları konusunda yapmış olduğumuz çalışmalarla gelecek döneme ilişkin önemli adımlar atıyoruz” dedi. Yakıt biyoetanolünün hem Türkiye hem de dünya enerji pazarındaki konumunu değerlendiren Tezcan, Türkiye’nin önemli ihracat kalemlerinden biri haline gelen ve ekonomiye büyük katkılar sağlayan yakıt biyoetanolünün, 2000’li yılların başından bu yana tüm dünyada temiz çevre bilinci ile destek gördüğüne işa-ret etti. “Yakıt biyoetanolü dünyadaki enerji çeşitliliğinin sağlanması konusunda en temel enerji hammaddeleri arasına girdi” diyen Tezcan, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Dünyanın ortaya koymuş olduğu ortak çevre bilinci olan Kyoto sözleşmesinin en temel yardımcı enerji kaynağı oldu. Derneğimiz, Türkiye’nin bu çerçevedeki hedeflere ulaşması ve enerji çeşitliliğini sağlamasında önemli katkılarda bulunuyor. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesinde çiftçimize çok büyük destekler sağlıyoruz. Yakıt etanolü, Türkiye’nin şu anda en temel sorunlarından olan enerjide dışa bağımlı olmayı ve cari açığı azaltacak önemli bir yerli hammadde. Bununla birlikte tarımsal sanayi devrimi bu sektör kanalıyla ülkemizde tamamlanmış olacak. İnsanlığın yerin altında aradığı petrolün bir kısmını biz yerin üstünde elde ederek daha milli bir petrol sektörünü ortaya çıkaracak ve enerji çeşitliliği sağlanması çalışmalarına büyük katkı sağlayacağız.”
18 l SEKTÖR lENERJİ“Otogazdaki gelişimTürkiye’yi Avrupa’nınikinci LPGpazarıyaptı”Otogazdaki gelişmeye bağlı olarak Türkiye’nin yıllık 3.7 milyon tonluk tüketimiyle Avrupa’da ikinci büyük LPG pazarı konumunda bulunduğunu kaydeden Türkiye LPG Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selim Şiper, 2011 yılı sonunda LPG tüketiminin, 2010 yılına oranla asgari yüzde 2 seviyesinde artmasıyla büyümenin devamının beklendiğini kaydettiTürkiye’de doğalgaz kullanım oranının yükselmesinin tüplügaz ve dökmegaz pazarlarında küçümsenmeyecek daralma yarattığını belirten Türkiye LPG Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selim Şiper, “Buna karşın otogazın gelişiminin artmasıyla bağlantılı olarak 3.7 milyon tonluk yıllık tüketimle, ülkemiz Avrupa’da ikinci büyük LPG pazarı konumunda bulunuyor” dedi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 2011 yılı için hazırladığı ilk altı aylık raporların da bu büyümeyi ortaya koyduğuna dikkat çeken Şiper, EPDK tarafından yayımlanan 2011 yılı Ocak- Haziran dönemi LPG Piyasası Raporu’na göre Türkiye’de ilk altı aylık dönemde 1 milyon 764 bin 450 ton LPG tüketildiğini kaydetti. Şiper, bu miktarın yüzde 69.7’sinin otogaz, yüzde 27.60’ının tüplügaz ve yüzde 3.34’ünün de dökmegaz olarak gerçekleştiğini aktardı. İlk altı aylık dönemde kümülatifte tüketimin yüzde2.39 arttığının görüldüğünü söyleyen Şiper, 2011 yılı sonu itibarıyla LPG tüketiminin, 2010 yılına oranla asgari yüzde 2 seviyesinde artmasıyla büyümenin devamının beklendiğini kaydetti. “LPG temiz ve yaşanabilir bir dünya için en sağlıklı ve çağdaş enerji türlerinden biridir” diyen Selim Şiper, LPG’nin güvenli olduğu kadar muadil yakıtlarla kıyaslandığında çevreyle de dost olduğunu söyledi. LPG’nin yanması sonucunda karbon salınımının düştüğünü ve sera etkisi bakımından en avantajlı yakıtlardan biri olduğunu belirten Şiper, “Hatta yanmamış durumda doğalgaz sera etkisi bakımından çok tehlikeli bulunurken, LPG bu değerlendirmeye girmiyor. İklim değişikliği ile ilgili duyarlılığın artmasıyla, LPG’nin çevreci niteliğinin kamuoyu ve kamu otoritesi gündeminde ön sıralara taşındığına inanıyoruz” diye konuştu. Bu bağlamda yetkili kurumlardan tüketicilere kadar geniş bir yelpazede, küresel ısınmayla mücadele çabalarında, LPG’nin önemli bir alternatif olduğunu anlattıklarını ifade eden Şiper, daha temiz ve sağlıklı bir dünya için faaliyet göstermeyi sürdürdüklerini dile getirdi. Propan, bütan ve bileşiklerinden meydana gelen LPG’nin, hem doğalgaz kuyularından hem de ham petrol rafinaj işlemleri sırasında elde edilebildiğini söyleyen Selim Şiper, doğalgazdan elde edilen LPG’nin toplam üretimin yaklaşık yüzde 55’ini oluşturduğunu ve bu oranın düzenli olarak arttığını vurguladı. LPG’nin bilinenin aksine petrol değil doğalgaz kaynaklı bir ürün olduğunu aktaran Şiper, şöyle konuştu: “LPG temini konusunda kaynak sıkıntısı da yok. Dünyanın dört bir tarafında birçok üretici bulunuyor ve enerji güvenliği açısından da yararlar sağlıyor. Doğalgaz kaynaklarının çoğalmasıyla LPG’nin arzının gelecekte daha da artacağı ve LPG’nin daha çok tasarruf sağlayan bir yakıt olacağı öngörülüyor.” “Türkiye’de 2020’ye kadar enerjiye yatırım ihtiyacı 120 milyar doları aşacak” Birincil enerji arzının 2020 yılında 222 milyon“LPG, TÜRKİYE ENERJİ HAVUZUNDA SON DERECE DEĞERLİ”Çevreci bir yakıt seçeneği sunması açısından LPG’nin Türkiye enerji havuzunda son derece değerli olduğuna değinen Selim Şiper, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayımlanan ‘Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’ kapsamında LPG’nin de alternatif ürün olarak yer almasının sektör açısından büyük önem ifade ettiğine dikkat çekti.tep düzeyine ulaşacağının beklendiğini söyleyen Selim Şiper, bu değerlerin enerji arzının yılda yaklaşık yüzde 6 düzeyinde artış göstereceğine işaret ettiğini dile getirdi. Ancak, 2009 yılında yaşanan küresel ekonomik durgunluğun etkisi nedeniyle bu değerlerin ilgililerce revize edildiğini duyuran Şiper, net ithalat oranının yüzde 74 seviyesinde olduğu Türkiye’de petrol ve doğalgazın neredeyse tümünün, kömürün ise beşte birinin ithal edildiğini aktardı. Türkiye’de enerji sektörünün 2020 yılına kadar toplam yatırım ihtiyacının 120 milyar doları aşacağının ilgililerce de ifade edildiğini belirten Şiper, “Bu yatırım miktarının ülkemiz açısından büyük önem ifade edeceği ve enerji konusunda geleceği planlayacağı aşikar. Bu çerçevede, ihtiyaç duyulan yatırımların mümkün olduğu kadar özel sektör tarafından yapılmasını sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönünde gerekli çalışmaların da yürütüldüğü biliniyor ve görülüyor. Yine ülkemiz açısından gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar ve uygulamalar dışa bağımlılığın azaltılmasına ivme kazandıracak” şeklinde konuştu. LPG sektöründe gündemin ağırlığını mevzuatlarla ilgili değişikliklerin oluşturduğunu kaydeden Selim Şiper, sözlerine şöyle devam etti: “LPG sektöründe bugün kanun, yönetmelikler ve standartlarla tüm uygulamalar tanımlandı. Ancak, yasal mevzuatın gelişen teknoloji ve pazar koşulları çerçevesinde, güncellenmesi ve revizyonu gerekiyor. Gelecekteki sağlıklı pazar koşulları için gerekli yasal ve stratejik altyapının bugünden hızla oluşturulması büyük önem taşıyor. LPG, ülkemizin enerji havuzunda değerli ve gerekli bir alternatif kaynak. LPG dönüşümü yapılan araçlara yönelik muafiyetler ile sosyal anlamda LPG kullanımına yönelik gereken yönlendirici ve özendirici düzenlemelerin yapılması önemli. Bu gibi teşvik edici politikaların yalnızca sektörümüzün gelişimine değil, aynı zamanda ülkemizin çevreyi koruma çalışmalarına katkı sağlayacağına inanıyoruz.”
20 l SEKTÖR lENERJİ“Güneşenerjisi pazarındabüyük yatırımcılar2013’den sonrayerinialacak”Türkiye’de 2013 yılı sonuna kadar güneşten elektrik üretimi ile ilgili 600 MW’lık lisans verileceği, bununla birlikte 2013-2014 yılından itibaren sektörde büyük bir hareketlenme görüleceğini söyleyen Hakan Erkan, en erken 2013 yılından itibaren büyük yatırımcıların güneş enerjisi santralleriyle pazarda yer alacağını dile getirdiGüneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan, Türkiye’de halen kurulu tesislerin küçük işletmeler ile ev ihtiyacını karşılamaya yönelik uygulamalar olduğunu belirterek, “En erken 2013 yılından itibaren büyük yatırımcıların güneş enerjisi santralleriyle pazarda yer alacağı düşünülüyor” dedi. Günümüzde güneş enerjisinden elektrik üretimi ile ilgili uygulamaların kurulu güçleri hakkında sağlıklı verilerin olmadığına değinen Erkan, bununla birlikte ülke genelinde yatırımcıların lisans için gerekli olan güneş ölçümlerine başladığını söyledi. Ölçüm zorunluluğunun 6094 sayılı ‘Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile zorunlu hale geldiğini belirten Hakan Erkan, güneş ölçümünün nasıl yapılacağı konusunda EPDK’nın ilgili yönetmeliği yayınlamasının beklendiğini hatırlattı. Ölçüm Yönetmeliği ile ilgili EPDK’nın taslak bir metin hazırladığını ve görüş için askıya çıkarttığını dile getiren Erkan, GENSED olarak konu ile ilgili görüşlerini yazılı ve sözlü olarak EPDK yetkililerine aktardıklarını söyledi. 2013 yılında verilecek 600 MW Güneş Lisansı, Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği’nin (Lisans gerektirmeyen 500 kW altı uygulamalar) hayata geçmesi ve düşen yatırım maliyetleri sonucu 2013 ve sonrasında sektörde büyük bir hareketlenme görüleceğini söyleyen Erkan, “2013 Türkiye’de güneşten elektrik üretiminde milat olacaktır” dedi. Türkiye’de gerçekleştirilen elektrik üretiminin doğalgaz, rüzgar,hidroelektrik, kömür ve diğer üretim teknikleri ile üretilen enerji miktarlarının devlet kurumları tarafından kaydedildiğini, ancak bugüne kadar kurulu güneş enerjisi yatırımları hakkında devlet kurumlarında tutulmuş resmi kurulu kapasite bilgisi mevcut olmadığını vurgulayan Hakan Erkan, gayri resmi rakamlara göre, güneş enerjisi kurulumlarının 5 MW civarında olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda düşen yatırım maliyetleri ve Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği ile küçük ve orta ölçekli uygulamaların oldukça yaygınlaşacağını belirten Erkan, “500kW altı uygulamaların hayata geçmesi için EPDK tarafından ilgili usül ve esasların yayınlanması gerekiyor” uyarısında bulundu. “Türkiye’nin toplam güneşlenme saati birçok Avrupa ülkesinin üzerinde” Türkiye’nin özellikle güney kesimlerinin güneşlenme saat miktarı ve yıllık ışınım değerleri açısından şanslı sayılabilecek bir konumda olduğunu dile getiren Hakan Erkan, “Ülkemizde ortalama ışınım değeri ortalama 3.6 kwh/m2/gün ve toplam güneşlenme saat sayısı ise ortalama 2 bin 600 saat olup bu değerler birçok Avrupa ülkesinin sahip olduğu değerlerin üzerindedir” şeklinde konuştu. Türkiye’de güneş enerjisine bağlı su ısıtma sistemlerinin son derece yaygın olduğunu, güneş enerjisinden elektrik üreten sistemlerin ise henüz tam anlamıyla bilinmediğini söyleyen Erkan, GENSED olarak hedeflerinden birinin de, toplumu güneşten elektrik üretimi konusunda bil-TÜRKİYE’DE GÜNEŞ ENERJİSİ KURULUMLARI 5 MW CİVARINDATürkiye’de gerçekleştirilen elektrik üretiminin doğalgaz, rüzgar, hidroelektrik, kömür ve diğer üretim teknikleri ile üretilen enerji miktarlarının devlet kurumları tarafından kaydedildiğini, ancak bugüne kadar kurulu güneş enerjisi yatırımları hakkında devlet kurumlarında tutulmuş resmi kurulu kapasite bilgisi mevcut olmadığını vurgulayan Hakan Erkan, gayri resmi rakamlara göre, güneş enerjisi kurulumlarının 5 MW civarında olduğunun tahmin edildiğini söyledi.gilendirmek olduğunu ve bu konuda birçok faaliyetlerinin olduğunu söyledi. Erkan, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkemizin elektrik tüketiminin yarısına yakını doğalgazdan elde ediliyor. Böyle düşünüldüğünde sahip olduğumuz zengin yenilenebilir enerji kaynaklarının başta güneş enerjisi olmak üzere orantılı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu durumda ilk yatırım maliyetleri haricinde yüksek bakım ve onarım giderlerine sahip olmayan başta güneş enerjisi üretim tesislerinin enerji bağımsızlığını elde etme yolunda hayati bir önem taşıdığı bilinmelidir.” “Güneş, sahip olunan istisnasız en büyük enerji kaynağı” Hakan Erkan, nükleer ve fosil yakıtlardan sağlanan yenilenebilir olmayan enerjinin toplam kapasitesinin 10 milyon 800 bin terawatt iken, güneşin tek başına sahip olduğu enerji miktarının 350 milyon terawat olduğunu açıkladı. Bu durumun göz önüne alındığında yenilenebilir enerji kaynakları arasında güneşin sahip olunan istisnasız en büyük enerji kaynağı olduğuna dikkat çeken Erkan, “1 kwp değerinde bir güneş enerjisinden elektrik üreten sistem bir yıl içinde 75 kilogram kömürün yakılmasına eşdeğer enerji üretir” dedi. Geleceğimiz olan güneş enerjisi için iki yıl evvel sektörden 44 kurucu ortak ile kurulan ve şu anda 82 üyesi olan Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği’ ne sektörle ilgilenen tüm şirketleri beklediklerini belirtti.
22 l SEKTÖR lENERJİArtanenerjitalebikaliteli vemakulfiyatlarlakarşılanmalıC. Tanıl KÜÇÜK İstanbul Sanayi Odası BaşkanıTÜRKİYE, ENERJİ İÇİN RAKİPLERİNE GÖRE DAHA YÜKSEK BEDEL ÖDÜYORÜlkemizde sektörden sektöre farklılık gösterse de çoğu sanayi kolu için enerji maliyeti en önemli girdi kalemi olarak karşımıza çıkıyor. Maliyetinin yüzde 50’sinden fazlasını enerjinin oluşturduğu sektörler bulunuyor. Bununla birlikte Türk sanayicisi üretimde kullandığı enerji için rakiplerinden daha yüksek bedel ödüyor.Petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olmayan Türkiye, enerjide net ithalatçı konumunda bulunuyor. Enerji tüketimimizin yüzde 70’inden fazlası ithalatla karşılanıyor. Petrol ve doğalgazın ise neredeyse tümü ithal ediliyor. Artan nüfusumuza ve yüksek büyüme potansiyelimize bağlı olarak, enerji talebimiz her geçen yıl artıyor. Giderek artan bu talep kesintisiz, kaliteli ve makul fiyatlarda enerji ile karşılanmak zorunda. Bu durum sanayimizin rekabet gücü açısından da kritik önemde bir konu. Nitekim, sanayicilerimizin önemli gider kalemlerinden birini enerji maliyetleri oluşturuyor. Enerji maliyetinin toplam işletme maliyetleri içerisindeki payının izlenmesi ve değerlendirilmesi, bir sanayi işletmesinin rekabet ortamında ayakta kalması için çok önemli. Ülkemizde sektörden sektöre farklılık gösterse de çoğu sanayi kolu için enerji maliyeti en önemli girdi kalemi olarak karşımıza çıkıyor. Maliyetinin yüzde 50’sinden fazlasını enerjinin oluşturduğu sektörler bulunuyor. Bununla birlikte Türk sanayicisi üretimde kullandığı enerji için rakiplerinden daha yüksek bedel ödüyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, 2010 yılında satın alma gücü paritesine göre, sanayi elektrik fiyatlarında OECD ülkeleri ortalaması 10.8 dolar cent iken, ülkemizde bu rakam 22.9 dolar cent oldu. Türkiye, 2010yılında satın alma gücü paritesine göre, Slovakya ve İtalya’dan sonra OECD ülkeleri içinde sanayi elektriğini en pahalı kullanan ülke konumunda bulunuyor. Ayrıca, yalın enerji maliyetlerinin üzerine eklenen KDV, TRT payı, enerji fonu ve belediye vergisi açısından da OECD ülkeleri içinde en yüksek vergi maliyetine sahip olan ülkelerden biriyiz. Ancak, yakın bir zaman önce petrol ve doğalgaz fiyatlarına yapılan zamlar ve kurlarda yaşanan yükselişler ülkemizdeki enerji fiyatlarının daha da artmasına sebep oldu. Yüksek oranlı bu zamlar maliyet hesaplamalarını ve gelecek öngörülerini bozan bir etki yapıyor ve sanayimizin uluslararası rekabet gücünü son derece olumsuz etkiliyor. Sanayimizin enerji maliyetlerini belirleyen önemli konulardan biri de verimlilik. Enerjinin akılcı yönetimi açısından başta KOBİ’ler olmak üzere bütün sanayicilerimiz için enerjinin verimli kullanılması büyük önem taşıyor. Ülkemizde kişi başına enerji tüketimi OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık dörtte biri olmasına karşın, birim GSMH başına tüketilen enerji olan enerji yoğunluğu ülkemizde 0.28 iken OECD ortalaması 0.18 değerinde bulunuyor. Sanayideki enerji yoğunluğunun düşürülmesi; üretimde verimlilik artırıcı teknolojilerin uygulanması ve rehabilitasyon yatırımları gibi çalışmalar ile sağlanabilir. Ülkemizdeki enerjinin yaklaşık yüzde 45’inin sanayi sektöründe, yüzde 20’sinin ticarethanelerde, yüzde 25’inin konutlarda kullanıldığı düşünülür-se, verimli ve etkin kullanımın ülkemize getireceği faydalar daha iyi ortaya çıkıyor. Sanayi sektöründe yüzde 20-25 civarında enerji tasarruf potansiyeli bulunuyor. Enerji verimliliği yatırımlarının ortalama üç ay ila beş yıl içinde kendini finanse ettiği biliniyor. Verimlilik, enerjiyi kullanacak ekipmanların verimli olanlarının tercih edilmesi ve üretim yöntemlerinin daha verimli olarak gerçekleştirilmesiyle sağlanabilir. Verimlilik alanında gerçekleştirilecek ve kısa vadede geri dönüş sağlayabilecek imkanlar olmasına rağmen özellikle KOBİ’lerimiz finansal sıkıntılar ve yeterince bilgi sahibi olmadıkları için bu konuya gerekli ilgiyi gösteremiyor. Verimlilik konusunda sanayicilerimiz bilgilendirilmeli, doğru yönlendirilmeli ve uygun yöntemlerle teşvik edilmeli. Öte yandan, ülkemiz kaynaklarının daha verimli kullanımı ve dağıtımı amacıyla elektrik ve doğalgaz sektöründe yapılan özelleştirmeler, tam olarak sonuçlandırılamadı. Ülkemizde elektrik dağıtımında teknik ve ticari kayıp oranının yüksek olduğu ve dağıtım hatlarındaki verimsizliğin bedelinin faturalara yansıdığı bilinen bir gerçek. Haksız rekabete de yol açan bu durumu engellemek için özelleştirmelerin sonuçlanması büyük önem taşıyor. Bu noktada petrol ve doğalgaz açısından fakir olsa da ülkemizin; rüzgar, güneş ve jeotermal gibi alternatif enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olduğunu unutmamalıyız. Ülkemiz bu zenginlikten mutlaka daha iyi ve daha fazla yararlanabilmeli.“Uzun vadeli enerji politikalarında mutabakat amaçlıyoruz”Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki Türkiye Enerji Meclisi’nin Başkanı Mehmet Ali Neyzi, meclis olarak ana amaçlarının sektördeki güncel sorunlara çözüm getirmek ve uzun vadeli enerji politikalarında mutabakat sağlamak olduğunu söyledi. Türkiye Enerji Meclisi olarak yeni hedefleri doğrultusunda bir yapılanma öngörüldüğünü belirten Mehmet Ali Neyzi, bu çerçevede doğalgaz, kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi için üç ayrı çalışma grubu oluşturduklarını bildirdi. Yine meclis olarak mevzuat alanında da çalışmalar yapacaklarını dile getiren Neyzi, bunun da dağıtım ve ticaret konularını kapsayacağını söyledi. Çalışmalarını Türkiye Enerji Meclisi’nde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK ve diğer kamu temsilcilerinin de aktif katılımı ile yaptıklarını ifade eden Mehmet Ali Neyzi, “Kamu-özel sektör işbirliği yoluyla güncel sorunlara çözümler ile uzun vadeli enerji politikaları konusunda mutabakat ana amacımızdır” şeklinde konuştu. Konuyla ilgili olarak sektörde faaliyet gösteren diğer dernek ve sivil toplum örgütleri ile koordinasyon sağlanmasının da yararlı olacağına inandıklarınısöyleyen Neyzi, “Gerek yurtiçinde artan ihtiyaç, gerek yurtdışına ihracat yoluyla elektrik üretim ve satış hacmimizin hızla gelişmesi, kayıpların azaltılması ve özel sektörün sektörde payının arttırılması hedeflerimiz arasındadır” bilgisini verdi.
24 l SEKTÖR lENERJİEnerjisa,2015’te5binMWkurulu güçile%10pazarpayıhedefliyorFaaliyetlerini 2015’de 5 bin MW kurulu güç ve toptan satış piyasasında yüzde 10 pazar payına ulaşma hedefi doğrultusunda sürdürdüklerini kaydeden Selahattin Hakman, 2015 yılı sonuna kadar enerji kaynakları bakımından çeşitlendirilmiş, dengeli bir üretim portföyü yaklaşımını esas alarak 5.5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapmayı planladıklarını dile getirdiTürkiye elektrik enerjisi piyasasının üretim, dağıtım, toptan ve perakende ticaret alanlarında, dikey entegrasyon ve optimizasyona dayalı bir strateji çerçevesinde faaliyet gösteren Enerjisa, faaliyetlerini 2015 yılında Türkiye elektrik piyasasında 5 bin MW kurulu güç ve toptan satış piyasasında yüzde 10 pazar payına ulaşma hedefi doğrultusunda sürdürüyor. Firma, bu doğrultuda 2015 yılı sonuna kadar elektrik üretimi alanında enerji kaynakları bakımından çeşitlendirilmiş, dengeli bir üretim portföyü yaklaşımını ve en verimli teknolojilerin kullanımını esas alarak 5.5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapmayı planlıyor. Şu anda işlettikleri bin 550 MW’ın üzerinde kurulu güç kapasitesi ile Türkiye elektrik üretiminde lider özel sektör şirketleri arasında ön sıralarda yer aldıklarını söyleyen Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman, “Aynı zamanda özelleştirme süreci ile devraldığımız, Türkiye’nin en büyük dağıtım bölgelerinden biri olan Başkent Elektrik bölgesinde yedi ilde 3.4 milyon müşteriye hizmet veriyoruz. Faaliyetlerimizi 2015 yılında 5 bin MW kurulu güç ve toptan satış piyasasında yüzde 10 pazar payına ulaşma hedefi doğrultusunda sürdürüyoruz” bilgisini verdi. Enerjisa’nın 2010 yılında 2015 yılı hedeflerine ulaşma yönünde piyasadaki konumunu güçlendirdiğini dile getiren Hakman, bunun yanı sıra firmanın gerek yeni yatırımlarında gerekse süreçlerinde en verimli teknolojiler üzerinde odaklanmayı sürdürdüğü kaydetti. 930 MW kurulu gücünde Bandırma doğalgaz santralini 2010 yılı Ekim ayında Türkiye’nin en verimli çevrim santrali olarak işletmeye aldıklarını belirten Hakman, dağıtım ve perakende satış tarafında ise Başkent Elektrik bölgesinde çalışmalarına, operasyonel kalitenin en üst düzeye çıkarılmasına, şebeke yenileme ve iyileştirme çalışmalarına yoğunlaşacak şekilde yürüttüklerini dile getirdi. “Portföy büyüklüğümüzü 5 bin MW’ın üzerine çıkardık” “İşletmedeki bin 557 MW kurulu güce ilaveten, inşaatı devam eden bin 606 MW, lisanslı olup mühendislik çalışmaları devam eden 914 MW ve lisans başvuru aşamasında bin MW olmak üzere üretim portföy büyüklüğümüzü toplamda 2015 yılı için hedefimiz olan 5 bin MW’ın üzerine ulaştırmış durumdayız” diyen Selahattin Hakman, Adana, Erzurum, Kahramanmaraş ve Trabzon’da toplam 10 hidroelektrik santralinde, Mersin’de bir rüzgar santralinde ve Adana’da bir yerli kömür santralinde inşaat çalışmalarının devam ettiğini duyurdu. Lisansına sahip oldukları dört hidroelektrik santral ve bir rüzgar santrali için mühendislik çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Hakman, şöyle konuştu: “Enerjisa olarak Türkiye’nin gelişen enerji sektörüne en fazla yatırım yapan şirketler arasında en ön sıralarda bulunuyoruz. Elektrik piyasasında lider oyuncu olmak üzere belirlediğimiz stratejik hedeflere ulaşmayı planlıyoruz. Bu hedefler doğrultusunda 2015 yılı sonuna kadar elektrik üretimi alanında enerji kaynakları bakımından çeşitlendirilmiş ve dengeli bir üretim portföyü yaklaşımını ve en verimli teknolojilerin kullanımını esas alarak 5.5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapmış olmayı planlıyoruz.” Türkiye elektrik üretiminde yıl sonu pazar payı hedefi, yüzde 4 Bu yıl bir taraftan yeni üretim tesislerini devreye alarak pazar paylarını artırmaya devam ederken, diğer taraftan enerji kaynakları bakı-YENİLENEBİLİR ENERJİDE İKİ ÖNEMLİ YATIRIMBu yıl içinde iki önemli yenilebilir enerji yatırımı olarak 30 MW kurulu güce sahip Çanakkale Rüzgar Santralini ve 142 MW kurulu güce sahip Hacınınoğlu Regülatörü ve Hidroelektrik Santralini işletmeye aldıklarını duyuran Selahattin Hakman, böylece kurulu güçlerini bin 550 MW’ın üzerine çıkardıklarını açıkladı. Hakman, bu yıl ayrıca 85 MW gücünde Menge Hidrolik Santralini işletmeye almayı planladıklarını aktardı.mından çeşitlendirilmiş üretim portföylerini yeni projeler devralarak daha da zenginleştirdiklerini ifade eden Selahattin Hakman, ayrıca bu dönem içinde yerli enerji kaynaklarına dayalı çeşitli yatırımların da inşaatlarını başlattıklarını kaydetti. Bu yıl içinde imzaladıkları 700 milyon Euro’luk finansman paketinin de hedeflerine ulaşmak yönünde attıkları bir diğer önemli adım olduğunu söyleyen Hakman, “Sektörde en çok tercih edilen tedarikçi olma hedefimiz çerçevesinde süreç ve sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürürken, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik perspektiflerimizden hareketle üretim ve tüketim zincirindeki bütün yatırımlarımızda verimli enerji teknolojilerinin kullanımını esas almaya devam ettik” dedi. Bu yıl içinde iki önemli yenilebilir enerji yatırımı olarak 30 MW kurulu güce sahip Çanakkale Rüzgar Santralini ve 142 MW kurulu güce sahip Hacınınoğlu Regülatörü ve Hidroelektrik Santralini işletmeye aldıklarını duyuran Hakman, böylece kurulu güçlerini bin 550 MW’ın üzerine çıkardıklarını açıkladı. Bu yıl ayrıca 85 MW gücünde Menge Hidrolik Santralini işletmeye almayı planladıklarını aktaran Hakman, 2011 yılı sonu itibarıyla Türkiye elektrik üretiminde yüzde 4, nihai tüketici seviyesinde yaklaşık yüzde 9 pazar payına ulaşmayı öngördüklerine dikkat çekti.“ENERJİ TALEBİNDE 10 YILDA İKİ KAT BÜYÜME POTANSİYELİ VAR”“Türkiye ekonomik gelişme, sanayileşme ve kentleşme dinamiklerine paralel olarak yüksek talep artışı ile dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarının başında geliyor” diyen Selahattin Hakman, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda enerji talebinde en yüksek büyümeyi gerçekleştirecek OECD ülkesi durumunda olacağını dile getirdi. Elektrik enerjisi talebine bakıldığında, Türkiye’nin kişi başına elektrik tüketimi değerleri bakımından OECD ortalamasının üçte biri düzeyinde olduğunu belirten Hakman, son 10 yılda yaklaşık iki kat artış gösteren elektrik talebinde önümüzdeki 10 yılda da yaklaşık iki kat büyüme potansiyelinin bulunduğuna dikkat çekti. Büyüyen elektrik talebini sürekli ve güvenilir koşullarda karşılayabilmek için öncelikle üretim tarafında çeşitlendirilmiş bir portföyün geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Hakman, bunun için de yatırım ortamını geliştirmeye ve piyasanın rekabetçiliğini artırmaya yönelik adımların kararlılıkla sürdürülmesinin önemine değindi.
ENERJİ 81 FUAR 13Yapı-Tek’inenerjiyeyatırımı 100milyonTL’yibulacakKOCAELİEnerji alanında tesis kurma, işletme ve yatırım danışmanlığı hizmetleri veren Yapı-Tek Grup, şu ana kadar enerji alanında yaptığı 60 milyon TL’yi bulan yatırımını yeni projelerle 100 milyon TL’ye ulaştıracak. Firma, Trabzon Maçka’da yaptığı hidroelektrik santralinden de yılda 5 milyon dolar ciro yapmayı ve 55 milyon kilowatt elektrik üretmeyi hedefliyor. Hidroelektrik santral kurmak isteyen firmalara anahtar teslim tesisler inşa ettiklerini söyleyen Yapı-Tek Çelik Sanayi Genel Müdürü Günay Köse, grup olarak enerjiye yöneldiklerini söyledi. Bir enerji yatırımında fizibilite çalışması, proje yeri hazırlanması ve sonrasında proje oluşturduklarını söyleyen Köse, Yapı-Tek Grubu olarak santralin inşaatından işletilmesine kadar tüm aşamalarda yer aldıklarını aktardı. HES ile ilgili yaklaşık 20’nin üzerinde lisans başvurularının olduğunu açıklayan Köse, “Trabzon Maçka’da yaptığımız hidroelektrik santralde yılda 5 milyon dolar civarında ciro yapmayı ve yılda 55 milyon kilowatt elektrik üretmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Gelecek dönemde oto-masyon santral yönetim sistemi yazılımı yapmayı hedeflediklerini söyleyen Köse, şu anda bu kontrollerin elle yapıldığını hatırlattı. Enerji santrallerinin yönetimine yönelik belirli projeler yapmayı düşündüklerini aktaran Köse, türbin yönetim yazılımı için firmalarla görüşmeye başladıklarını söyledi. Günay Köse, “Türbin üretiminde firmalarla anlaşma aşamasındayız. Türkiye’ye yönelik bir yatırım olacak. Santrallerin işletmesi esnasında bu santrallerin bakımı ve servis kısmını düşünüyoruz. Bu iki konu üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu konuda kendi santrallerimizin olması bize birçok avantaj sağlayacak. Şu ana kadar enerji alanında 60 milyon TL yatırım yaptık. Yeni yapılacak olan yatırımlarla bu rakam 100 milyon TL’yi bulacak” dedi. Madenle ilgili de, kömür işletmeleri için tünel inşaatı yaptıklarını söyleyen Köse, “Aynı zamanda çelik imalatlarını yapıyoruz. Kömürden diğer kısımlara da açılmak istiyoruz. TÜBİTAK ile gerçekleştirdiğimiz ortaklaşa çalışma ile monoray rayları ilk kez biz yaptık. Tüneli açan makinelerin tamir ve bakımını yapmaya başladık. Tünel açmak için 3 milyon dolar civarında yatırım yaparak altı tane makine aldık” dedi.“TÜRBİN YÖNETİMİ YAZILIMI İÇİN FİRMALARLA GÖRÜŞÜYORUZ”Enerji santrallerinin yönetimine yönelik belirli projeler yapmayı düşündüklerini aktaran Günay Köse, yazılım türbin yönetim yazılımı için firmalarla görüşmeye başladıklarını söyledi. Köse, “Türbin üretiminde firmalarla anlaşma aşamasındayız. Türkiye’ye yönelik bir yatırım olacak. Santrallerin işletmesi esnasında bu santrallerin bakımı ve servis kısmını düşünüyoruz. Bu iki konu üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
82 l SEKTÖR lENERJİCSEnerji,beşyıliçinderüzgar türbinfabrikasıkuracakCenk Çolak, 2012’de yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi santralleri kurmayı ve doğalgaz toptan satış lisansı almayı planladıklarını belirterek, “Beş yıl içinde ise, rüzgar türbin fabrikası ve anahtar teslim yenilenebilir enerji santralleri kurmayı hedefliyoruz” dediEnerji sektöründeki faaliyetleri çerçevesinde önümüzdeki yıl itibarıyla yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi santralleri kurmayı ve doğalgaz toptan satış lisansı almayı planladıklarını dile getiren CS Enerji İcra Kurulu Üyesi Cenk Çolak, gelecek beş yıl içinde ise, enerji sektörü üzerine yapacakları yatırımlar kapsamında rüzgar türbin fabrikası kurmayı amaçladıklarını kaydetti. Çolak, “Ayrıca bu beş yıllık süreçte anahtar teslim yenilenebilir enerji santralleri kurmayı da planlıyoruz” açıklamasında bulundu. 1972 yılında kurulan Asaş Group şirketlerinin Saffet Çerçi önderliğinde otomotiv, filtre, demiryolu taşımacılığı, demiryolu taşıt aracı imalatı, güvenlik ve savunma sanayi, liman işletmeciliği, ambalajlanmış kaynak suları, spor kompleksleri yapımı ve işletmeciliği gibi sektörlerde ülke ve dünya çapında yatırımlar yaptığını anlatan Çolak, firmanın 2008 yılında ise CS Enerji’yi kurarak enerji sektöründeki faaliyetlerine başladığını kaydetti. CS Enerji’nin Scada sistemleri ve GSM/GPRS haberleşme sistemleri konusunda çalışmalar yaptığını aktaran Çolak, bunun yanı sıra enerji otomasyon yol aydınlatma, abone takip ve uzaktan okuma trafo alarm yönetim izleme sistemleri ile ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü ve yatırımlarına devam ettiğini kaydetti. 2009 yılında enerji sektöründeki ikinci şirketleri CS Uluslararası Elektrik Enerjisi Toptan Satış’ı kurduklarını aktaran Cenk Çolak, EPDK tarafından verilen toptan satış lisansı aldıklarını ve kurdukları pazarlama ekibi ve bayilikleri ile toptan elektrik satışı alanında faaliyet gösterdiklerini kaydetti. CS Enerji’nin 2011 yılının ilk sekiz ayında Scada sistemleri, proje bazlı otomasyon sistemleri, mevcut projelerin işletilmesi ve yeni enerji otomasyon yazılımları geliştirilmesi alanında faaliyet gösterdiği bilgisini veren Çolak, “Yılın ilk sekiz ayında bayilik ağımızı kurup müşteri portföyümüzü hedeflenen miktara ulaştırdık. Bununla beraber müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için uzaktan okuma ve denetim sistemini kurduk. Yıl sonu hedeflerimiz arasında, mevcut müşteri portföyünü iki katına çıkarmak var. Bunun yanı sıra 21 elektrik dağıtım şirketinin olduğu bölgelerde en az bir bayiliğimizin olmasını hedefliyoruz” diye konuştu. “2018’e kadar enerji talebinde her yıl yüzde 6 artış bekleniyor” Türkiye’nin büyüyen bir ekonomiye sahip olduğunu ve her geçen yıl enerji ihtiyacının arttığını söyleyen Cenk Çolak, üretim kapasitelerinin yükselmesi ve şehirleşme ile birlikte 2018 yılına kadar enerji talebinde her yıl yüzde 6 artış beklendiğini dile getirdi. Bununla birlikte toptan satış piyasasında serbest tüketici limitlerinin her yıl düşürülmesiyle elektrik enerjisi pazarının genişleyeceğini ifade eden Çolak, şöyle konuştu: “Dolayısıyla büyüyen pazarla birlikte toptan satış şirketleri ve elektrik piyasasında yer alan di-“YIL SONUNDA MÜŞTERİ PORTFÖYÜNÜ İKİ KATINA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”CS Enerji’nin yılın ilk sekiz ayında bayilik ağını kurup müşteri portföyünü hedeflenen miktara ulaştırdığını dile getiren Cenk Çolak, bununla beraber müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için uzaktan okuma ve denetim sistemini kurduklarını aktardı. Çolak, “Yıl sonu hedeflerimiz arasında, mevcut müşteri portföyünü iki katına çıkarmak var. Bunun yanı sıra 21 elektrik dağıtım şirketinin olduğu bölgelerde en az bir bayiliğimizin olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.ğer aktörlerin çok daha farklı ve yeni pazarlama satış stratejileriyle hareket etmelerini mecbur kılacak. EPDK’nın 2015 yılında serbest tüketici limitinin olmayacağını açıklaması ile birlikte toptan satış şirketlerinin hedef kitlesine ev kullanıcıları da dahil olacak. Bütün bu gelişmeler elektrik piyasasını çok hareketli günlerin beklediğini gösteriyor.” 2010 yılında serbest tüketici limitinin düşmesi ile birlikte serbest tüketici adedinin 380’den ortalama yüzde 1.700 artışla yüzde 6.718’e çıktığını belirten Çolak, 2011 yılı ilk 10 ay itibarıyla 27 bin 759 adede çıkarken bir önceki yıla göre yüzde 400’lük bir artışa tekabül ettiğini kaydetti. Serbest tüketici limitinin her yıl aşağıya çekilmesi ile birlikte toptan satış şirketlerinin her geçen yıl öneminin attığına değinen Çolak, “Buna paralel olarak gün öncesi piyasasına geçilmesi ile birlikte fiyatlandırma çok daha etkin hale gelerek elektrik enerjisi piyasası bir nevi borsa işlevini görecek. Gün öncesi piyasasının 2011 yılının son ayında başlayacak olması 2012 yılını daha önemli kılıyor” yorumunu yaptı.Ender Enerji, abonelerine indirimli elektrik satıyorESKİŞEHİRÇalışmalarına 2011 yılında hız verdiklerini ifade eden Ender Enerji Genel Müdürü Şener Şentürk, Eskişehir bölgesinde firmaların yüzde 80’ine enerji sağladıklarını açıkladı. Aynı zamanda Kütahya, Bilecik, Uşak ve Bursa’daki firmalara da hizmet sunduklarını kaydeden Şentürk, “Şirketimizin amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, çevreye uyumlu ve düşük maliyetli bir şekilde müşterilerimize ulaştırılması. Serbest piyasa ekonomisine geçen enerji sektöründe, serbest tüketicilere indirimli elektrik enerjisi satışı yaparak büyük tasarruf sağlamayı sürdürüyoruz” dedi. Her tip abonenin serbest tüketici olabileceğine değinen Şentürk, kurum ve kuruluşların bu sayede büyük enerji tasarrufu sağlayacaklarını ve maliyetlerini de aynı oranda düşürebileceklerini dile getirdi. Satışın yanında Cojen ve Trijen tesisleri kurulumunda da hizmet verdiklerini ifade eden Şentürk, enerji piyasasının devlet elinden çıkmasının sebeplerini ve avantajlarını ise şöyle özetledi: “Enerji sektö-rünün özelleşmesi Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak amacıyla, devletin sadece düzenleyici ve denetleyici rol üstlenmesine neden oldu. Bunun yanı sıra sektörün özelleştirilmesi elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının etkin ve verimli bir şekilde işletilerek maliyetlerin düşürülmesini, elektrik enerjisi arz güvenliğinin sağlanmasını, dağıtım kayıpları ve kaçaklarının OECD ülkeleri düzeyine çekilmesini, gerekli yatırım ve maliyetlerin özel sektörce üstlenilmesini sağlayarak oluşan rekabet ortamında, tüm faydaların tüketiciye yansıtılmasını da sağladı.” Sistemin çalışma şeklinin müşteriye sundukları teklif sonrasında karşılıklı olarak imzalanan sözleşme ile başladığını söyleyen Şentürk, “Abonemiz şirketimize başvurup sözleşmesini imzalıyor ve gerekli evrakları veriyor. Ardından şirketimiz aboneyi PMUM’a kayıt ediyor. Kayıt işlemini takip eden aybaşından itibaren indirimli satış başlatılıyor. Faturalama ve ödeme aynı eskisi gibi devam ederken, tek fark olarak abonenin faturası bizim tarafımızdan kesiliyor ve ödeme yine birimimize yapılıyor” diye konuştu.
ENERJİ 83 FUAR 15SPEnerji’denGESyatırımcılarına anahtarteslimihizmetGüneş Enerjisi Santralleri (GES) kurmak isteyen yatırımcılara malzeme ve mühendislik desteği vererek anahtar teslimi hizmet sunduklarını açıklayan Serdar Tabakoğlu, güneş enerjisinin tasarruf sağlamanın yanı sıra enerji kaçaklarının önüne de geçebildiğini aktardıADANAGüneş enerjisi ve hibrid çözümlerle; konut, endüstriyel tesis, hastane, park, tarla ve deniz araçları gibi noktalarda güneş enerjisinden elektrik üretimine ve sulama ile aydınlatma sistemlerine yönelik malzemelerin temininde çalışmalarını titizlikle yürüttüklerini belirten SP Enerji Elektrik Üretim Şirketi Genel Müdürü Serdar Tabakoğlu, projelendirme ve entegrasyon hizmeti de sunduklarını dile getirdi. Elektrik ve enerji sektörlerinde uzun yıllar mühendislik ve satış deneyimine sahip olduklarına işaret eden Tabakoğlu, geçtiğimiz günlerde bitirip teslim ettikleri ‘Sun City’ projesiyle Adana’da kurulu bir plazanın asansör, hidrofor, çevre aydınlatmak gibi ortak kullanım alanlarının elektrik enerjisi ihtiyacının, SP Enerji tarafından kurulan güneş enerjisi sistemiyle karşılanmasını sağladıklarını belirtti. 20.2 kWp kurulu güce sahip projeninşebeke senkron olarak devreye alındığını açıklayan Tabakoğlu, “Sistem entegratörlüğü, güneş panelleri distribütörlüğü ve büyük Güneş Enerjisi Santralleri (GES) kurmak isteyen yatırımcılara malzeme ve mühendislik desteği vererek anahtar teslimi hizmet sunuyoruz. Güneş enerjisi, enerji tüketiminde sağladığı tasarrufun yanı sıra ülkede kayıp ve kaçakların önüne geçilebilmesi açısından da oldukça önem taşıyor” diye konuştu. Kurulu gücü 500 kWp’dan büyük GES’ler için birçok hizmet sunduklarını aktaran Tabakoğlu, bunların arasında proje geliştirme, santral yeri belirleme ve değerlendirme, sistem fizibilite analizi, sistem tasarımı ve mühendislik, proje yönetimi ve yürütülmesi gibi çalışmaların olduğunu söyledi. Ayrıca sistem komponentlerinin temini ve entegrasyonları, EPDK’ya başvuru dosyasının hazırlanması ve sonuçlandırılması, TEİAŞ ve TEDAŞ ile enerji bağlantı anlaşması yapılması, yatırım indi-BÜYÜK ÇAPLI GES’LER İÇİN PROJE GELİŞTİRİYORKurulu gücü 500 kWp’dan büyük GES’ler için birçok hizmet sunduklarını aktaran Serdar Tabakoğlu, bunların arasında proje geliştirme, santral yeri belirleme ve değerlendirme, sistem fizibilite analizi, sistem tasarımı ve mühendislik, proje yönetimi ve yürütülmesi gibi çalışmaların olduğunu söyledi.rimi, gümrük muafiyeti ve KDV istisnası gibi teşvik araçlarından yaralanmak amacı ile Hazine Müsteşarlığı’ndan teşvik çıkartılması gibi çalışmalar yaptıklarını dile getiren Tabakoğlu, proje ile ilgili finansman temini amacı ile bankalara fizibilite raporu hazırladıklarını da aktardı. Güneş enerjisiyle üretilen elektriğin, Türkiye’de yaşanan kayıp ve kaçak sorununa da çözüm olacağına değinen Tabakoğlu, elektrikte transfer esnasında kaçaklar yaşandığını ifade etti. Tabakoğlu, “Eğer, enerjiyi tükettiğiniz yerde üretiyorsanız bu risk sıfırlanır. Evlere kurulabilecek güneş enerji panelleri de buna en güzel örnek” şeklinde konuştu.
84 l SEKTÖR lENERJİHünerTeknik,kapasitesiniartırıp direktihracatyapmayıhedefliyorBüyüyen iş hacmi paralelinde üretim atölyelerini büyütüp, cihaz ve makine parkı oluşturduklarını dile getiren Hüseyin Hüner, yeni makine yatırımlarıyla üretimi yüzde 40 oranında artırmayı ve direkt ihracata başlamayı planladıklarını aktardıKOCAELİHer türlü orta ve alçak gerilim malzemelerin tamir ve koruyucu bakımlarını 1978 yılından bu yana gerçekleştiren Hüner Teknik, imalat yönünü güçlendirerek, makine yatırımı ile üretim kapasitesini yüzde 40 artırmayı hedefliyor. Firma ayrıca, bugüne kadar dolaylı olarak yaptığı ihracatı direkt gerçekleştirmek istiyor. Orta ve alçak şalt elektrik malzemelerinin yedek parça temini konusunda hizmet verdiklerini söyleyen Hüner Teknik Sanayi ortaklarından Hüseyin Hüner, ayrıca orjinale uygun imalat yaptıklarını, birçok atıl duruma çıkmış malzemeyi tekrar sisteme kazandırarak enerji sektöründe tasarruf sağladıklarını belirtti. Ürün yelpazelerinin içinde başta çimento, demir döküm, şeker fabrikaları, elektrik üretim ve dağıtım işletmeleri olduğunu söyleyen Hüner, “Tüm OG-AG şalt malzemelerin tamir, bakım-onarım ve yedek parça teminin yanı sıra kontak ve kömür tutucu imalatları, özel parça ve gezer vinç elemanları yapıyoruz. HT markamızla hizmet veriyoruz. Talebe göre ürün çeşitleri farklılık gösteriyor. Yaklaşık 70 çeşit ürünümüz var. Kalite standart belgelerine de sahibiz” dedi.Hizmet alanlarını genişletmek için hem bakım-onarım hem de imalat gruplarına gerekli yatırımı yaparak iş hacimlerini genişletmeyi planladıklarını aktaran Hüseyin Hüner, ayrıca ciroyı ve istihdamı sayısını da artırmak istediklerini belirtti. tırmayı hedefliyoruz. Dolaylı olarak başta Ortadoğu ve Türk cumhuriyetleri olmak üzere imalatımız olan malzemeleri yurtdışına ihraç ediyoruz. Oluşan talepler doğrultusunda yıl sonu itibariyle bu ihracatları kendimiz gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Hizmet alanlarını genişletmek için hem bakımonarım hem de imalat gruplarına gerekli yatırımı yaparak iş hacimlerini genişletmeyi planladıklarını aktaran Hüseyin Hüner, ayrıca cirolarını ve istihdamı da artırmak istediklerini belirtti. Makine ekipmanı, dış ticaret ve kurumsallaşma alanlarında sıkıntılar yaşadıklarına değinen Hüner, “Biz bunları görerek ihtiyacımız olan gerekli yatırımları yapacağız. Kalifiye eleman yetiştirmek, hizmet ve ürün yelpazemizi artırmak istiyoruz. Bunun için altyapı çalışmalarımızı tamamladık ve uygulamaya koyduk” bilgisini verdi.Büyüyen iş hacmi nedeniyle üretim atölyelerini büyütüp, cihaz ve makine parkı oluşturduklarını dile getiren Hüner, yatırımlara ihtiyaca göre kademeli olarak devam ettiklerini söyledi. Birçok yedek parçayı özellikle kontak takımları olmak üzere orijinaline uygun yaptıklarını aktaran Hüner, “İmalat yönümüzü geliştirmek istiyoruz. Alacağımız makinelerle üretim kapasitesini yüzde 40 ar-
ENERJİ 85 FUAR 17HesKablo,alüminyumiletkenve kabloüretiminiikiyıldaüçekatladıKAYSERİÜretilen enerjinin iletimini sağlayan havai hatlarda kullanılan alüminyum iletken üretimine son yıllarda ağırlık veren Hes Kablo, alüminyum iletken ve alüminyum kablo üretimini iki yılda üç katına çıkardı. Hes Kablo, bu yıl yüzde 15 oranında büyümeyi planlıyor. Boydak Holding’in enerji, haberleşme ve bilişim sektöründeki temsilcisi Hes Kablo’nun piyasalardaki ve dünyadaki gelişmeleri takip ederek, üretim teknolojisini ve geleceğe ilişkin yatırım planlarını o doğrultuda yaptığını söyleyen Hes Kablo Genel Müdür Ticari Yardımcısı Şükrü Kakillioğlu, bakır fiyatlarındaki belirgin artışlardan dolayı bakıra alternatif ürün olarak alüminyum kablo kullanımının arttığını ve şu andaki fiyatlarla alüminyum kablo fiyatlarının bakıra göre daha cazip olduğunu söyledi. Kakillioğlu, “Bu durum son beş yıldır devam ediyor. Sektör artık bu durumun geçici olmadığını ve bu farkın bundan sonraki süreçte de devam edeceğini öngörüyor. Bu yüzden biz de alüminyum iletken kablo üretim kapasitemizi artırma yönünde yatırımlar yapıyoruz. İki yıl önce aylık 300 ton civarında bir kullanım varken, bu yıl aylık or-talama bin ton gibi bir kullanımıma eriştik. Üç katı gibi bir artış oldu. Bu artış devam edecek” bilgisini verdi. Son birkaç yıldır üzerinde önemle durdukları ve kablo sektörüyle ilgili diğer ana konunun yanmaz ya da yandığı zaman zehirli gaz çıkarmayan kabloların üretimi olduğunu aktaran Kakillioğlu, “Son dönemde tüketicinin de bilinçlenmesiyle birlikte ‘Hes Flaret’ olarak lanse ettiğimiz kabloların üretimini artırma yönünde sürekli çalışmalar yapıyoruz” dedi. Hes Kablo’nun yüzde 25’lerde olan ihracatını yüzde 50’lere çıkarma hedefinde olduğunu söyleyen Kakillioğlu, ihracatlarını her yıl ciddi oranda artırdıklarını kaydetti. İhracatı yüzde 50 seviyesine çıkarmayı hedeflediklerine dikkat çeken Kakillioğlu, şöyle konuştu: “Aslında Avrupa’daki ekonomik durum ortada, Kuzey Afrika bizim içinde pazardı ama orada yaşanan Arap Baharı sonrası yaşanan hadiseler ve yine Ortadoğu’da yaşanan olaylara baktığınızda istikrar anlamında iç piyasa onlara göre hala cazip. Ama hedefimiz aynı yüzde 50 ihracat, yüzde 50 iç pazar.” Bu yıl yüzde 15 büyüyecek olan Hes Kablo’nun her yıl yüzde 10 reel büyüme sağlama hedefinde ol-BU YILKİ BÜYÜME HEDEFİ, YÜZDE 15Hes Kablo’nun her yıl yüzde 10 reel büyüme sağlama hedefinde olduğunu aktaran Şükrü Kakillioğlu, “Bu yıl başında ciro olarak kendimize 820 milyon TL hedefini koymuştuk. Ama 10’uncu ayda 900 milyon TL’yi geçtik. Bu yıl yüzde 15’lik reel büyüme söz konusu” diye konuştu.duğunu aktaran Şükrü Kakillioğlu, “Bu yıl başında ciro olarak kendimize 820 milyon TL hedefini koymuştuk. Ama 10’uncu ayda 900 milyon lirayı geçtik. Bu yıl yüzde 15’lik reel büyüme söz konusu. Amacımız her yıl yüzde 10 reel büyüme sağlamak. İŞKUR ile birlikte yürüttüğümüz bir proje var. Yıl sonu itibariyle istihdamda bin kişiye ulaşmış olacağız. Hes Kablo olarak toplamda 410 bin metrekare anda üretim yapıyoruz” şeklinde konuştu.
86 l SEKTÖR lENERJİSolentek,2015’ekadarsolarenerjiye 25milyonEuro’lukyatırımplanlıyorÜretim yaptıkları fabrikanın satın alınması ve ekipman yatırımı için 4 milyon Euro’luk bir yatırım gerçekleştirdiklerini dile getiren Uğur Bozluolçay, solar panel ve solar cell üretimi için 25 milyon Euro’luk bir yatırımı da 2015’e kadar devreye almayı planladıklarını belirtti. Bozluolçay, “Hedefimiz, yılda 50 megavatlık elektrik üretecek paneller imal etmek” dediBirgül TELLİ UYSAL / BURSAÜniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde üç katmanlı güneş pili üretme ve güneş takip sistemleri gibi projelere imza atan Solentek, solar paneller için 25 milyon Euro’luk bir yatırımı 2015 yılına kadar gerçekleştirmeyi planlıyor. Bozlu Holding iştiraklerinden olan Solentek’in Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Bozluolçay, Almanya’ya fabrika platformları, Fransa’ya vagon şasileri imal ettiklerini, yine Fransa ile birlikte İspanya’ya da otomotiv sektörü için taşıma aparatları ve konveyör sistemleri ürettiklerini belirtti. Yaptıkları çalışmaları müşteri talebine göre yürüttüklerini dile getiren Bozluolçay, metal üretim ayağında demiryolu araçlarına yönelme ve bu alanda uzmanlaşma hedeflerinin olduğunu kaydetti. Bozluolçay, metal işleme alanında güneş enerjisi altyapıları konusunda çalışmalarının olduğunu söyleyerek, “Çatılara ya da güneş enerjisi tarlalarına yönelik proje bazlı çelik konstrüksiyon altyapıları yapıyoruz. Ayrıca güneş enerjisi konusunda anahtar teslimi proje imalatları gerçekleştiriyoruz. Güneşten elektrik üretmek adına bir sistem kurulmak istendiğinde, sistemi sıfırdan elektrik üretir hale getiriyoruz. Hem projelendirme hem uygulama hizmeti sağlıyoruz” diye konuştu. Uğur Bozluolçay, 9 bin 200 metrekare kapalı alanda kurulu fabrikalarında yaklaşık 50 personelle hizmet verdiklerini belirtti. Üretim yaptıkları fabrikanın satın alınması ve ekipman yatırımı için 4 milyon Euro’luk bir yatırımın gerçekleştiğini dile getiren Bozluolçay, 2011 yılının ilk çeyreğinde 1 milyon Euro civarında bir bütçeyle üretim alanı için gerekli yeni makine yatırımı yaptıklarını kaydetti. Bozluolçay, bununla birlikte solar panel ve solar cell üretimi için 2 bin 500 met-“ANAHTAR TESLİMİ PROJE İMALATLARI YAPIYORUZ”Uğur Bozluolçay, metal işleme alanında güneş enerjisi altyapıları konusunda çalışmalarının olduğunu söyleyedi. Bozluolçay, “Çatılara ya da güneş enerjisi tarlalarına yönelik proje bazlı çelik konstrüksiyon altyapıları yapıyoruz. Ayrıca güneş enerjisi konusunda anahtar teslimi proje imalatları gerçekleştiriyoruz. Güneşten elektrik üretmek adına bir sistem kurulmak istendiğinde, sistemi sıfırdan elektrik üretir hale getiriyoruz. Hem projelendirme hem uygulama hizmeti sağlıyoruz” diye konuştu.yürüttüklerini belirten Uğur Bozluolçay, üç katmanlı güneş pili üretme projesini Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü ile birlikte yürüttüklerini ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın da çalışmayı desteklediğini kaydetti. Bozluolçay, projeleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Söz konusu ortaklık, üniversite-sanayi işbirliğine önemli bir örnek teşkil ediyor. Güneşten gelen enerjinin yüzde 40 oranında elektriğe çevrilmesi projesi. Burada üç katmanlı güneş pili üreteceğiz. Bu teknolojinin dünyada örnekleri var. Söz konusu bu teknolojiyi destekleyen, ona entegre çalışan ve panellere düşen güneş ışınlarının kaybını minimuma indirerek maksimum verimliliği esas alan güneş takip sistemleri projesinde de önemli aşama kaydettik. Proje üç katmanlı güneş pili projesine entegre bir çalışmadan oluşuyor.” “2012’de solar enerjide büyük yatırımlar olmayacak” Türkiye’de 2012’de şebekeye güneş enerjisinden enerji satan evler ve işletmelerin görülebileceğini dile getiren Uğur Bozluolçay, ancak bunların en azından 2012 yılı için çok büyük yatırımlar olacağına inanmadıklarını vurguladı. Bozluolçay, görüşlerini şöyle aktardı: “Bizim alanımız olan güneşte belirlenen rayiç bedel büyük yatırımcıyı çekecek kadar değil. Rüzgar enerjisi ve HES’lere sunulan avantajlar güneş enerjisine henüz sunulmuş değil. Bunun yanında özellikle belli bir enerjinin altında üretim yapacak olan emsal kullanıcılar ya da ufak tesisler sektöre hareketlilik getirecektir. Burada önemli olan ne kadar uzun vadeli gördüğünüzle ilgili. Bir gerçek var ki, kısa vadede sistem kendisini döndürmüyor. Verimlilikten bahsetmek için uzun vadede düşünmek gerekiyor.”rekare alana yayılan 25 milyon Euro’luk, otomatik hat yatırımını da 2015’e kadar devreye almayı planladıklarını belirterek, “Hedefimiz yılda 50 megavatlık elektrik üretecek paneller imal etmek. 2020’de kullanılan elektriğin yüzde 20’si temiz enerji sistemleriyle elde edilmeli” şeklinde konuştu. Solar enerji için iki yeni proje Son dönemde firma olarak iki önemli projeResistürk, doğal yoğuşmalı tip panosunun üretimine başladıSAKARYAResistürk, sürdürdüğü Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdiği doğal yoğuşmalı tip panosunun üretimine başladı. Isı şemsiyesi ve tahliye kanalları kullanılarak ortaya çıkan yenilik, kabin içinde hava sirkülasyonu oluşturarak yoğunlaşmayı en aza indiriyor. Pano, oluşabilecek yoğunlaşmanın da tahliye kanalları vasıtasıyla kabin dışına atılmasına imkân veriyor. Uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda HES yatırımcıları ve TEİAŞ için kaliteli ve alternatif bir ürünün ortaya koyduklarını vurgulayan Resistürk Elektrik Genel Müdürü Salim Doğramacı, diğer taraftan daha fonksiyonel ürünlerin üretimi ile ilgili çalışmalarının da devam ettiğini söyledi. Üretimine yeni başladıkları nötr topraklama dirençlerinin de artık daha güvenli olduğunu belirten Doğramacı, “Mevcut dirençlerde kullanılan eğimli çatılarda yoğunlaşma nedeniyle oluşan su, doğrudan kabinin ortasındaki çalışan bölüme aktığında direncin devreye girmesi olası. Bu du-rum da dirençte hasarların oluşmasına ve deformasyona neden olur. Yeni tip yoğuşmalı kabinli nötr topraklama dirençleri özellikle gece-gündüz sıcaklık farkının fazla olduğu bölgelerde su buharı yoğunlaşmasının çok fazla olmasından dolayı su kaynaklı ekipman deformasyonunun veya hasarının önlenmesi için kullanılır. Yeni yoğuşmalı tip kabinin, sıvı birikmesi ve yoğunlaşmanın kabinin yapısına uzun vadede verdiği korozyonel zararı da önlediği gibi ekipmanın ömrünü de artırıyor ve yoğuşmalı tip panolarda pano ısıtıcısı, kurutucu veya diğer cihazların kullanımına gerek kalmıyor” dedi. Bu yıl biri devlet destekli üç yeni ürün, dört yan ürün ve altı iyileştirme ile 13 Ar-Ge faaliyeti gerçekleştirdiklerini ifade eden Doğramacı, iki yeni patent başvurusunda bulunduklarını kaydetti. Doğramacı, “Müşterilerine daha yenilikçi, daha güvenli, daha uzun ömürlü ürünler sağlamayı ilke edinen Resistürk elektrik, yeni yılda yeni yatırımlarıyla Ar-Ge faaliyetlerine hız kesmeden devam ederek yenilikçi ürünler ve gelişmeler ortaya koymaya devam edecek” diye konuştu.“BU YIL İKİ PATENT BAŞVURUSU YAPTIK”Bu yıl biri devlet destekli üç yeni ürün, dört yan ürün ve altı iyileştirme ile 13 Ar-Ge faaliyeti gerçekleştirdiklerini ifade eden Doğramacı, iki yeni patent başvurusunda bulunduklarını kaydetti.
ENERJİ 87 FUAR 19TagemTeknoloji’denhidroelektrikve termiksantrallereçevredanışmalığıYaptıkları çalışmalarla enerji üreten hidroelektrik santrallerin çevre dostu olmasını sağladıklarını dile getiren Tagem Teknoloji Müdürü Mehmet Karpuzcu, verdikleri hizmetin bir santralin inşaat, çalışma ve kapanma aşamalarını kapsadığını belirttiGEBZESanayi kuruluşlarına arıtma tesisi, gürültü ve emisyon gibi sorunlarının çözümü konularında danışmanlık hizmeti veren Tagem Teknoloji, hidroelektrik santrallerde çevreye verilen zararları en aza indirmenin yolları üzerine çalışmalar yapıyor. Yaptıkları çalışmalarla enerji üreten hidroelektrik santrallerin çevre dostu olmasını sağladıklarını dile getiren Tagem Teknoloji Müdürü Mehmet Karpuzcu, yaptıkları bütün çalışmaların bir santralin inşaat, çalışma ve kapanma aşamalarını da kapsadığını belirtti. Bunun yanında, hidroelektrik santrallerin çevreye en az zarar vermesini ve bu doğrultuda dizayn edilmesi konusunda çalışmalar içinde olduklarını aktaran Karpuzcu, “Termik santrallerde ortaya çıkan küllerin dışa salınması ve filtre edilmesi konusunda da firmalara danışmanlık hizmeti veriyoruz.Yine kömür küllerinin çimento üretiminde ve seramik yapımında kullanılarak geri kazanılması için çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu. Çevreyle ilgili Ar-Ge çalışmaları yapmak amacıyla 2003 yılında kurulduklarını ve Gebze OSB Teknopark’ta bulunan ofislerinde faaliyetlerini sürdürdüklerini anlatan Mehmet Karpuzcu, Ar-Ge faaliyetleri sonucu katı atıklardan enerji üretebildiklerini söyledi. Sanayi kuruluşlarına çevre konusunda projeler geliştirdiklerini ifade eden Karpuzcu, kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlara yurtiçi ve yurtdışı destekli ArGe projelerine de danışmanlık hizmeti verdiklerini dile getirdi. Önümüzdeki dönemde yurtdışından bir firmayla ortak hareket ederek baca gazları, toz ve koku alanında bir çalışma içinde bulunacaklarını ifade eden Karpuzcu, elektronik burun adındaki koku ölçme cihazları ve bu cihazların proses geliştirmede kullanımı konula-İŞ HACMİ BU YIL YÜZDE 20 ARTTIBu yıl iş hacimlerinin 2010’a göre yüzde 20 oranında artış kaydettiğini bildiren Mehmet Karpuzcu, yeni projelerle önümüzdeki yıl iş aktivitelerinin daha da artacağını tahmin ettiklerini belirtti.rında yapacakları çalışmalarla Türkiye’de kokudan kaynaklanan problemlerin tespiti ve çözümünde bir ilki gerçekleştirebileceklerini vurguladı. Karpuzcu, kokuların kaynağının tespiti konusunda çalışan bu tip cihazların sanayi ve arıtma tesislerinde kullanımına dair çalışmalar yapacaklarını aktardı.
88 l SEKTÖR lENERJİAnkablo,makineyatırımıileürün çeşidiniveiçpazarpayınıartıracakAnkablo’nun 2.5 milyon dolarlık makine yatırımı yapacağını açıklayan Emre Alan, böylece hem ürün çeşidini artıracaklarını hem de halen yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde olan iç pazar paylarını yüzde 40’a çıkarmayı hedeflediklerini söylediKOCAELİTürkiye’nin elektrifikasyon alanındaki iletim ve dağıtım hatları ihtiyacı için Türk ve uluslararası standartlara uygun çelik özlü ve tam alüminyum iletkenleri ile alüminyum telleri üreten Ankablo, iç pazarda hedef büyüttü. Halen yurtiçi pazarda yaklaşık yüzde 30’luk paya sahip olduklarını dile getiren Ankablo İletken Metal Finans Müdürü Emre Alan, 2.5 milyon dolarlık makine yatırımı ile ürün çeşidini artırmanın yanı sıra, iç pazardaki pazar paylarını yüzde 40’a çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. 1.50 ile 9.50 milimetre arasında alüminyum ve alaşımlı alüminyum telleri dünya standartlarına uygun imal ettiklerini söyleyen Emre Alan, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ile ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemleri’ne sahip olduklarını söyledi. Alan, 2005 yılından bu yana üretiminisürdüren firmanın Bulgaristan, Romanya ve başta İsrail ve Filistin olmak üzere Ortadoğu ülkelerine ihracat yaptığını belirtti. Yurtiçi pazarında yaklaşık yüzde 30 pazar payına sahip olduklarını söyleyen Emre Alan, “Alüminyum döküm hattı ve alüminyum kablo kılıflama makinesi yatırımı yapacağız. 2.5 milyon dolarlık bir yatırım olacak. Bu yatırımlarda mühendislik ve Ar-Ge faaliyetleri ön plana çıkacak. Bu yatırımla birlikte hem ürün çeşidimizi hem de pazar payımızı yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz” dedi. Aylık üretim kapasitesi 500 ton Toplam üretim kapasitelerinin ayda 500 ton olduğunu söyleyen Emre Alan, “Ayda yaklaşık 250 ton alüminyum tel üretimi yapıyoruz. Aynı zamanda TEDAŞ’ın ihalelerine de katılıyoruz. İhracatımızı daha da güçlendirmek için yurtdışında satış ofisleri oluşturmak istiyoruz” açıklamasınıAYDA 250 TON ALÜMİNYUM TEL ÜRETİMİ VARToplam üretim kapasitelerinin ayda 500 ton olduğuna dikkat çeken Emre Alan, ayda yaklaşık 250 ton alüminyum tel üretimi yaptıklarını açıkladı. Alan, firmanın ihracatını daha da güçlendirmek için yurtdışında satış ofisleri oluşturmak istediklerini dile getirdi. yaptı. Bakır fiyatlarında oluşan artışlar nedeniyle elektrik enerjisinin iletiminde, tel olarak kullanımında bakır tel, iletken ve kablo kullanımından alüminyum tele, iletkene ve kabloya dönüşler yaşandığını aktaran Alan, enerjinin üretilmesi, taşınması ve kullanımında daima iletken malzemelere ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
ENERJİ 89 FUAR 21Hasçelik,220kV’yakadaryüksek gerilimenerjikablosuüretecekGünlük 200 ton olan iletken/kablo üretimini 300 ton/gün’e çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Hasçelik Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Necmettin Baktır, 220 kV’ya kadar yüksek gerilim enerji kablosu imalatının da uzun vadeli hedefleri arasında olduğunu belirttiKAYSERİAvrupa’da tek lokasyonda üretim yapan en büyük alüminyum ve iletken tesise sahip olan Hasçelik Kablo, 2012 yılında dünya pazarındaki yerini pekiştirecek önemli adımlar atmaya hazırlanıyor. Özellikle alüminyum iletken ve enerji kabloları konusunda dünyada çok iyi bir yere sahip olan şirketin Uzakdoğu ve Avustralya hariç dünyanın her ülkesindeki ihalelere katılarak büyük çaplı projelerin tedarikçiliğini üstlendiğini dile getiren Hasçelik Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Necmettin Baktır, gelecek yıl büyük ölçekli bir kapasite artışı planladıklarını aktardı. Baktır, günlük 200 ton olan iletken/kablo üretimini 300 ton/gün’e çıkartarak, global çapta hedeflerini büyüteceklerini söyledi. 220 kV’ya kadar yüksek gerilim enerji kablosu imalatının da uzun vadeli hedefleri arasında olduğunu belirten Baktır, “Müşteri odaklı satış an-layışıyla komple çözümler sunmayı ilke edinen şirketimiz, sürekli gelişim ilkesini, sürekli yatırım anlayışı ile harmanlayarak her yıl yeni ürünleri üretim hattına ekliyor. Hasçelik, en büyük beş şirket arasında yer alıyor. Önümüzdeki 10 yılda kablo sektöründe ilk üçe girmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Hasçelik Kablo’yu rakiplerinden ayıran en önemli özelliğin geniş ürün yelpazesi olduğunu vurgulayan Necmettin Baktır, çelik halattan alüminyum kabloya, OPGW’den çelik topraklama teline, yer altı kablosundan havai hat orta gerilim kablolara kadar çok çeşitli ürünü 65 ülkede müşterileriyle buluşturduklarını kaydetti. Yıl sonu ihracat hedefini 200 milyon dolar olarak belirleyen Hasçelik Grubu’nun son dönemde Afrika, Kafkas ülkeleri ve Balkanlar’da toplamı 30 milyon doları bulan projelerin kontratları yaptığını belirten Necmettin Baktır, şu bilgileri verdi: “Global an-65 ÜLKEYE İHRACATHasçelik Kablo’yu rakiplerinden ayıran en önemli özelliğin geniş ürün yelpazesi olduğunu vurgulayan Necmettin Baktır, çelik halattan alüminyum kabloya, OPGW’den çelik topraklama teline, yer altı kablosundan havai hat orta gerilim kablolara kadar çok çeşitli ürünü 65 ülkede müşterileriyle buluşturduklarını kaydetti. lamda baktığımızda Afrika pazarının hızlı şekilde büyüdüğünü görebiliyoruz. Bunda, kalitesiz Uzakdoğu menşeli ürünlerin artık Afrika pazarında kabul görmemesinin büyük etkisi var. 2012’de özellikle Orta Asya ve Doğu Avrupa’da daha aktif yer almayı planlıyoruz. Bu ülkelere yönelik pazarlama faaliyetlerini artırarak devam ettireceğiz.”
90 l SEKTÖR lENERJİ“Yenilenebilirenerjikaynakları,en önemliyatırımkalemlerindenbirioldu”İsmail Hakkı Altun, Türkiye’nin enerji kaynaklarında en büyük potansiyeli yenilenebilir enerjilerin oluşturduğunu aktararak, bunlar arasında özellikle hidrolik kaynakların dikkat çektiğini ifade ettiANKARATürkiye’nin çeşitli bölgelerinde 1999 yılından itibaren enerji sektöründe hizmet veren Enerden Enerji, faaliyetlerine hızla devam ediyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında oldukça büyük bir potansiyelinin olduğunu belirten Enerden Enerji Şirket Müdürü İsmail Hakkı Altun, “Gelişen Türkiye enerji sektörü, gerek yerli gerekse yabancı firmalar için büyük bir yatırım isteği doğurdu. Bu nedenle, son yıllarda yenilenebilir enerji kaynakları Türkiye’nin en önemli yatırım kalemlerinden biri haline geldi” dedi. Santral teçhizatı montaj işleri alanında hizmeti vermek amacıyla kurulduklarını söyleyen İsmail Hakkı Altun, bugün ise, özel sektöre devredilen hidroelektrik santral projelerinin türbin, jeneratör ve bunların ilgili teçhizatı dışında kalan tüm santral elektrik ve yardımcı teçhizatının projelendirilmesi, teçhizatın temin ya da imal edilmesi ve montajının yapılarak kabul testlerinin tamamlanıp işletmeye alınması işlerini gerçekleştirdiklerini kaydetti. 35 mühendisin yanı sıra, montaj ve üretim bölümünde çalışan 200 kişi ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yaptıklarını kaydeden Altun, 4628 sayılı yasanın çıkmasının ardından bugüne kadar 18 adet projeyi tamamladıklarını vurguladı. Bu projelerin tümünün bakanlıkça kabulleri yapılarak işletmeye alındığını aktaran Altun, “Santral jeneratör çıkış hücreleri ile santral iç ihtiyaç sistemi AA ve DA ana ve tali dağıtım panolarının imalatı, Ankara’da kendi atölyemizde tamamen kendi pro-jelendirmemiz ile üst sınıf teçhizat kullanılarak gerçekleştiriliyor” diye konuştu. Bugün Avrupa’da ve Çin’de sektörün önde gelen firmalarıyla birlikte çalıştıklarını, konsorsiyumlar oluşturduklarını ve Türkiye’deki yatırımlarda yer aldıklarını söyleyen Altun, burada teçhizatta kaliteye, işin yapımı sırasında doğa ile çevreye ve özellikle işçi sağlığı ve güvenliğine verdikleri önemin büyük rol oynadığını vurguladı. “Yenilenebilin enerji yatırımları şeffaf düzenlemelerle desteklenmeli” Türkiye’nin enerji kaynaklarına bakıldığında, en büyük potansiyeli yenilenebilir enerjilerin oluşturduğunu ifade eden İsmail Hakkı Altun, bunların arasında özellikle hidrolik kaynakların dikkat çektiğine işaret etti. Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özel sektörümüz de Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin farkında. Bu potansiyel, bu ilgiyi sadece ülkemiz yatırımcılarından değil, diğer ülke yatırımcılarından da görüyor. Ancak, yenilenebilir enerji yatırımlarının şeffaf düzenlemeler ile desteklenmesi gerekiyor. Günümüzde ülkemizin tespit edilen ekonomik hidrolik enerji potansiyeli, 130 milyar kilovat saat/yıl olup, bu potansiyelin yüzde 35’i işletilmekte, yüzde 9’u inşaat halinde, geri kalan yüzde 56’sı ise proje aşamasındadır.” Sektörün en önemli gelişmesinin, 2001 yılına kadar tümü devlet eliyle yapılan enerji yatırımlarının özel sektör tarafından yapılmasına ve bu yatırımın yatırımcı tarafından işletilmesine devlet tarafından karar verilmesi olduğunu dile getiren Altun, bunun yanı sıra, 5346 sayılı KHK“KANUNDAN SONRA 18 PROJEYİ TAMAMLADIK”Türkiye’nin farklı bölgelerinde 35 mühendisin yanı sıra, montaj ve üretim bölümünde çalışan 200 kişi ile hizmet verdiklerini kaydeden İsmail Hakkı Altun, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çıkmasının ardından bugüne kadar 18 adet projeyi tamamladıklarını vurguladı. Altun, bu projelerin tümünün bakanlıkça kabulleri yapılarak işletmeye alındığını aktardı.ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının da gündeme geldiğini kaydetti. 2011 yılında ve gelecek senelerde enerji değer zinciri içinde rüzgar, güneş ve hidrolik enerjinin öneminin artacağına dikkat çeken Altun, “Suyun önemini anlatırken bir yandan da halka HES’lerin çevreye zarar vermediğini ve yenilenebilir enerji kaynakları içinde en önde geldiğini anlatmamız gerekir” yorumunu yaptı. Sektörde yaşanan sıkıntıların kendilerini dolaylı olarak etkilediğini söyleyen İsmail Hakkı Altun, şöyle devam etti: “Yatırımcıların en büyük sıkıntısı yenilenebilir enerji kaynakları yönetmeliklerinde sık yapılan değişiklikler. Yatırım planları yapıldıktan ve ilgili resmi kuruluşlarca onaylandıktan sonra çevresel etkilerle yapılan yönetmelik değişiklikleri yatırımcının yatırım kararını doğrudan etkileyebilmekte ve zor durumda bırakmaktadır. Bunun bizlere etkisi ise işin uzaması ve dolayısı ile işçilik maliyetlerimizin artmasına neden olması.”Diston’dan güneş enerjili tesislere altyapı hizmetiADANAEnerji sektörüne yönelik faaliyetleri kapsamında güneş santrallerinden oluşan yenilenebilir elektrik enerjisi üretmenin yanı sıra, güneş enerjili aydınlatma sistemleri ve kendi enerjisini üreten ekolojik binaların projelendirilmesi hedefiyle yola çıktıklarını açıklayan Diston Solar Panel Genel Müdürü Veysel Demir, Türkiye’nin güneşten faydalanma oranı anlamında oldukça avantajlı bir konumda bulunduğuna işaret etti. Önümüzdeki yüzyılın en büyük sorunlarından birinin enerji olduğunu söyleyen Demir, güneş solar panel sistemiyle elektrik üretiminin maliyetinin oldukça azalabileceğine değindi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesisi kurmak için yapılacak lisans başvuruları kapsamında, bu tesislerin bağlanabileceği trafo merkezlerinin belirlendiğini bildiren Demir, “YEK Belgeli tesisler devletin birçok imkanından faydalanabilir. Bu tesisleri kurmak isteyen yatırımcılara gerekli altyapı çalışmalarında hizmet sunuyoruz” diye konuştu.Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde 10 dönümü kapalı olmak üzere toplam 20 dönüm alanda kurulu tesislerinde faaliyet gösterdiklerini ifade eden Veysel Demir, sanayide enerji tasarrufu, alternatif enerji, enerji verimliliği gibi alanlarda çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. Enerji yatırımları için konusunda uzman bir ekip kurduklarını söyleyen Demir, Çin’den getirdikleri solar panellerin projelendirme ve montajını gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Demir, şu bilgileri verdi: “Belediyeler, alışveriş merkezleri, organize sanayi bölgeleri, turizm tesisleri ve fabrikalar için güneş enerjili çatı sistemleri; çiftlik, dağ evleri, tarla, sera ve bahçe sulaması için solar enerjiyle çalışan dalgıç ve yüzey pompaların montajını gerçekleştiriyoruz. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için güneş enerjisinden elektrik üreten sistemlerin satış, montaj ve servisini yürütmenin yanı sıra güneş enerjisiyle şebekeden bağımsız çalışan sokak lambaları, güneş enerjili bahçe aydınlatma panoları ve temiz enerji odaklı sosyal sorumluluk projeleri, yatırımımız çerçevesinde planladığımız faaliyetler arasında bulunuyor.”
ENERJİ 23 FUAR 91MimsanGrup,atıkları enerjiyedönüştürüyorFabrika atıklarından, şehir çöplerinden, zirai atıklardan ve baca gazlarından enerji üreten başarılı çalışmalara imza attıklarını dile getiren Enver İlhan, çay çöpü, ağaç kabuğu, talaş, ayçiçeği kabuğu, pamuk şiftini enerjiye dönüştürüp ekonomiye kazandırdıklarını aktardıMALATYABaşta kalorifer ve endüstriyel kazanlar olmak üzere ısı teknolojisi alanında faaliyet gösteren Mimsan Grup, atıklardan enerji üretiyor. Tüm faaliyetlerinde minimum atık ve kirlilik, maksimum verim prensibiyle çalıştıklarını vurgulayan Mimsan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Enver İlhan, “Mimsan Grup şirketlerinden Sungurlar Enerji, 53 yıllık tecrübe ve birikimiyle enerji maliyetlerini azaltacak özel çözümlere konsantre oldu. Şirketimiz, fabrika atıklarından, şehir çöplerinden, zirai atıklardan ve baca gazlarından enerji üreten başarılı çalışmalara imza attı. Çay çöpü, ağaç kabuğu, talaş, ayçiçeği kabuğu, pamuk şifti Mimsan Grup şirketlerinin kolektif çabası ile enerjiye dönüştürülüp ekonomiye kazandırılıyor. Yine çimento ve kimya sanayinde atık ısıların ge-ri kazandırıldığı ve enerji üretildiği başarılı uygulamalarımız sorunsuz çalışıyor” dedi. Mimsan Grup’un Malatya’da 150 metrekarelik bir atölyede doğduğunu anlatan Enver İlhan, bugün Türkiye’nin en büyük ilk üç endüstriyel kazan üreticisinden biri haline geldiğini bildirdi. Mimsan Grup’un, enerji kazanları, endüstriyel ısı santralleri, kalorifer kazanları ve çelik döküm yedek parça alanında faaliyet gösterdiğini ifade eden İlhan, ısı teknolojisi, yakma sistemleri ve enerji sektörü olmak üzere üç temel alana odaklanan grubun, kömür yakarak elektrik üretimi sağlayan endüstriyel kazanları üreten ilk yerli şirket unvanını taşıdığını söyledi. Mimsan Grup olarak gerek termik santrallerin ekipman üretimi, gerekse montaj konusunda başarılı çalışmalar yaptıklarını aktaran İlhan, ısı ve enerji cihazları konusunda uzman olduklarını belirte-“KÖMÜR YAKARAK ELEKTRİK SAĞLAYAN ENDÜSTRİYEL KAZANLAR ÜRETİYORUZ”Mimsan Grup’un enerji kazanları, endüstriyel ısı santralleri, kalorifer kazanları ve çelik döküm yedek parça alanında faaliyet gösterdiğini ifade eden Enver İlhan, Grup’un ısı teknolojisi, yakma sistemleri ve enerji sektörü olmak üzere üç temel alana odaklandığını söyledi. rek, “Tek dairelik kaloriferden binlerce evin ısıtıldığı bölge ve şehir ısıtma kazanlarına, küçük bir işletmenin buhar kazanından büyük endüstri kazanlarına kadar geniş bir yelpazedeki kalorifer, buhar ve enerji kazanlarında imalat ve montaj tecrübemiz var” diye konuştu. Grup’un faaliyetlerini 400’ü aşkın tecrübeli personele sürdürdüğünü kaydeden Enver İlhan, 100’ü aşkın bayi ağı ve teknik servisle Türkiye’nin her noktasına hizmet verdiklerini, 30’u aşkın ülkeyle de sıcak bağlantılarının olduğunu ifade etti.
92 l SEKTÖR lENERJİEEEAŞ’densanayicilere kesintisizenerjiimkanıSavaş Özaydemir, EEE AŞ’nin 2008 yılında başlayan global krizde Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan şirketlere ucuz elektrik temin etmek üzere elektrik fiyatlarında indirime gittiğini ve bu indirimin halen devam ettiğini açıkladıESKİŞEHİROrganize sanayi bölgesindeki sanayicilere kesintisiz ve kaliteli enerji temin etmenin yanında, kuruluşların düzenli üretimde bulunmalarını sağlayarak verimliliği artırmayı ve bölgenin yeni yatırımcılar için bir cazibe merkezi olmasını sağlamayı hedeflediklerini açıklayan Eskişehir Sanayi Odası Başkanı ve Eskişehir Endüstriyel Enerji Elektrik Üretim A.Ş (EEE A.Ş) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş M. Özaydemir, organize sanayi bölgesinde üretimlerini sürdüren sanayiciye sürekli, kaliteli ve ucuz elektrik enerjisi imkanı sunduklarını vurguladı. Eskişehir Sanayi Odası öncülüğünde kurulan ve sanayicilerin ortak olduğu EEE A.Ş. Kombine Çevrim Elektrik Üretim Santrali’nin 1997 yılında Otoprodüktör Grubu statüsünde 246 ortakla kurulduğunu anlatan Özaydemir, yılda 420 milyon kWh üretim yapan santralin 1998 yılında deneme üretimine başladığı günden itibaren sanayiciye enerji sağladığını söyledi. 2009 yılında Elektrik Piyasası Kanunu’nda yapılan değişikliğe istinaden üretim lisansı aldıklarını kaydeden Özaydemir, “Santralin ilk ünitesi 40 MW gücünde gaz türbini olup, yılda 280 milyon kWh elektrik üretiyor. Santralin 20 MW’lık ikinci ünitesi olan buhar türbini ise 2001 yılında faaliyete geçti. Bu ek ünite ile yılda 140 milyon kwh elektrik üretiliyor. Eskişehir Endüstriyel Enerji Kombine Çevrim Elektrik Santrali’nde bir adet 40 MW gücünde GE MS6001Bmodel gaz türbini, bir adet atık ısı buhar kazanı, bir adet 20 MW gücünde Alstom TM2 model buhar türbini var. Eskişehir Endüstriyel Enerji Kombine Çevrim Elektrik Santrali, elektrik üretiminin yanında sanayiciye buhar sağlayabilecek yapıya da sahip bulunuyor” şeklinde konuştu. 2008 yılında başlayan global krizde Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan şirketlere ucuz elektrik temin etmek üzere elektrik fiyatlarında indirime gidildiğini ve bu indirimin halen devam ettiğini açıklayan Özaydemir, elektrik fiyatlarını 2009 Mart ayı elektrik tüketimlerinden başlayarak, firmaların elektrik tüketimine göre yüzde 8-10 arasında ıskontoya tabi tutarak düşürdüklerini hatırlattı. 2010 Haziran ayından itibaren tek terimli abonelere yüzde 15 oranında ıskonto uygulamaya başladıklarına değinen Özaydemir, “Değişken elektrik piyasası şartlarına göre tavır alabilmek ve Eskişehir OSB’de faaliyet gösteren sanayicinin artan enerji ihtiyacını daha büyük bir kaynaktan karşılamak amacıyla 2010 Ağustos ayında Eskişehir OSB ile direkt bara bağlantımızı ayırdık. Daha önce Otoprodüktör Grubu lisansı ile elektrik fazlamızın yüzde 50’si kadarını serbest piyasada satabilirken, şimdi elektrik fazlamızın yüzde 100’üne kadar serbest piyasada satabilme imkânımız var. Şu anki piyasa şartlarında Eskişehir OSB’nin elektrik tedarikine devam etmekteyiz” diye konuştu. EEE A.Ş’nin 2010 yılı sonunda 65 milyon TL’lık ciro yaptığını, 2011 yılı ilk sekiz ayı so-İLK SEKİZ AYIN CİROSU 43 MİLYON TLEEE A.Ş’nin 2010 yılı sonunda 65 milyon TL’lık ciro yaptığını, 2011 yılı ilk sekiz ayı sonunda 43 milyon TL’lık ciro gerçekleştirdiğini açıklayan Savaş Özaydemir, aynı zamanda santralin Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında Elektrik Serbest Piyasası’nda oyuncu olarak rol aldığının altını çizdi.nunda 43 milyon TL’lık ciro gerçekleştirdiğini açıklayan Özaydemir, aynı zamanda santralin Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında elektrik serbest piyasasında oyuncu olarak rol aldığının altını çizdi. Özaydemir, “EEE A.Ş, serbest piyasasının risklerini göz önüne alarak piyasaya elektrik alışı ve satışı yönünde teklif veriyor. Santralimiz, OSB ile yapmış olduğu ikili anlaşma kapsamında, elektrik piyasasında dengeden sorumlu taraf olarak yer alıyor. Piyasada oluşan olumsuz durumları sanayicimize yansıtmadan, indirimli elektrik satışına devam ediyor” dedi.Kam Enerji, Körsulu Çayı’na yatırım yapıyorKAHRAMANMARAŞIndar’ın yıl sonu satış hedefi, 22 milyon EuroDünya çapındaki projelerde kullanılmak üzere döner elektrik malzemelerinin üretimini yapan İspanyol şirketi Indar, Türkiye pazarına ilk olarak HES projeleri ile girdiği 2005’ten bu yana faaliyetlerine devam ediyor. Indar’ın şu ana kadar 120’nin üzerinde generatörünün Türkiye’deki hidroelektrik santrallerinde elektrik ürettiğini veya devreye alınma aşamasında olduğunu söyleyen Indar Electric S.L. Türkiye Temsilcisi Mahzuni Yaşar, “2010 yılında Indar’ın Türkiye cirosu yaklaşık 20 milyon Euro’yu buldu. 2011 yılının ilk sekiz ayında ise Indar 13.5 milyon Euro’luk generatör satışı yaptı. Firma olarak imza aşamasındaki projelerin bitirilmesi neticesinde yıl sonu hedefimiz olan 22 milyon Euro’yu yakalayacağız” dedi. Aynı zamanda BLG Makine’nin Genel Müdürü olan Mahzuni Yaşar, şirketleri BLG Makine’nin Indar Electrıc S.L.’in Türkiye temsilciliğini yaptığını dile getirdi. Yaşar, “Firmanın ürettiği generatörler, rüzgar gülleri, hidroelektrik santralleri, buhar türbinleri, gaz türbinleri ve dizel veya gaz motorlarına akuple edilerek elektrik üretiminde kullanılıyor” diye konuştu. Yaşar, Indar’ın Türkiye’de ve dünyanın değişik yerlerinde birçok rüzgar gülü, buhar türbini, gaz türbini ve hidrolik türbin üreticileri ile birlikte çalıştığını söyledi.Kahramanmaraş Körsulu Çayı üzerinde 10 ay önce başlattığı yatırımları sürdüren Kam Enerji, bu projeyle 30 milyon dolarlık enerji yatırımına imza atacak. Kam Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Bildirici, projeleri kapsamında Körsulu Çayı üzerinde 15 MW kurulu güce sahip bir hidroelektrik santrali kuracaklarını ifade eden Bildirici, tesiste yılda 35 milyon kilovatsaat enerji üretmeyi hedeflediklerini vurguladı. Kahramanmaraş-Andırın yolu üzerinde kurulan hidroelektrik santrali projesi kapsamında tünel yapım çalışmalarının devam ettiğini vurgulayan Bildirici, “Hidroelektrik santrali projemizi 10 ay önce başlattık. 2 bin 547 metre uzunlukta olacak tünelin yapımına odaklanmış durumdayız. Projemiz için 30 milyon do-lar harcayacağız ve 2012 yılı Mart ayında enerji üretimine başlayacağız” bilgisini verdi.Kahramanmaraş’ın hidroelektrik enerjisi üretimi için zengin bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Bildirici, bu potansiyeli fark eden girişimcilerin ilde önemli enerji yatırımları yapmaya soyunduğuna dikkat çekti. Bildirici, Kam Enerji olarak enerji yatırımlarının Türkiye için çok önemli olduğuna inandıklarına değinerek, açıklamasını şöyle tamamladı: ‘’Su kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılmasını çok önemsiyoruz. Bununla birlikte özellikle hükümetimizin enerji sektörüne yönelik desteğini de yadsımıyoruz. Hidroelektrik projemizi tamamlayıp, ardından enerji alanlarında yeni yatırımlar da yapabiliriz.’’
26 l SEKTÖR lENERJİEnerjiye2milyardolaryatıranZorlu, gücünü2015’te2binMW’açıkaracakToplam 15 santralle 745 MW elektrik üretim kapasitesine sahip olduklarını belirten Zorlu Enerji Genel Müdürü Arif Özozan, yenilenebilir enerji alanında yoğunlaşacak olan yeni ve mevcut yatırımları ile planladıkları kapasite artırımları sonucunda kurulu güçlerini 2015’e kadar 2 bin MW’a yükseltmeyi hedeflediklerini açıkladıüç sahadan potansiyeli en yüksek olan Kızıldere jeotermal sahasındaki faaliyetlerimize hız verdik. 2008 yılında ADÜAŞ ihalesi ile devraldığımız Kızıldere jeotermal sahasında, halen faaliyette olan 15 MW kapasiteli santrale ek olarak yeni bir santral yapmayı planlıyoruz. Bu yeni santral toplam 60 MW kurulu gücü ile Türkiye’nin en büyük jeotermal santrali olacak” diye konuştu. Kızıldere’deki yeni santrali 2013’de devreye alacak Geçen iki yıl içinde 15 MW’lık mevcut Kızıldere Santrali’nde verimliliği maksimuma çıkarmak için bir dizi rehabilitasyon çalışması gerçekleştirdiklerini kaydeden Arif Özozan, sahayı besleyen rezervuarın doğru bir şekilde kullanılamadığına dikkat çekti. Özozan, çalışmalar sonrasında santralin 7 MW’a kadar düşen kapasitesini, kurulu kapasitesi olan 15 MW’a çıkararak sürekliliğini sağladıklarını dile getirdi. Kızıldere’deki yeni santral içinse ilk adımı haziran ayında attıklarını ve santralde kullanılacak buhar türbini için açtıkları alım ihalesini sonuçlandırdıklarını duyuran Özozan, şöyle konuştu: “İhaleyi dünyanın önde gelen şirketlerinden Japon Sumitomo Corporation ve Fuji Electric işbirliği kazandı. Fuji Electric, 650 ton/saat jeotermal buhar ile yıllık 470 milyon kWh elektrik kapasitesine sahip olacak buhar türbinini Japonya’da üretecek ve 2012 yılının Temmuz ayında teslim edecek. Bu yeni yatırımımızı 2013 yılında hayata geçirmeyi planlıyoruz. Kızıldere’nin yanı sıra Manisa Alaşehir jeotermal sahamızda yeni gelişmeler var. Sahada fizibilite çalışmalarının tamamlanmasının ardından, 2012 yılında 30 MW kurulu güce sahip olacak jeotermal santralinin inşasına başlayacağız.” Türkiye’nin önemli potansiyele sahip jeotermal sahalarından biri olan Alaşehir Jeotermal Sahası’nda ilk açtıkları kuyuda yüksek sıcaklıkta üretken bir jeotermal kaynağa ulaştıklarını söyleyen Özozan, 10 MW jeotermal güce sahip kuyunun bölgede elektrik üretimine uygun olarak keşfedilen ilk ticari kuyu olma özelliğinde olduğuna vurgu yaptı. Özozan, sahada mevcut kaynağın en verimli şekilde elektrik enerjisine dönüştürülebilmesi için gerekli fizibilite çalışmalarına devam ettiklerini kaydetti. Hidroelektrik alanında yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Özozan, Dalaman Çayı üzerindeki 124 MW’lık Sami Soydam ve Tirebolu’daki 60 MW’lık santrallerinde yatırım öncesi çalışmalara devam ettiklerini dile getirdi. “Siyasilerin kararlı tutumu yatırımlara hız kazandırdı” Enerji talebi ve arzının enerji sektörünün son yıllarda en çok tartıştığı ve global ölçekte çözümler aradığı konuların başında geldiğine değinen Arif Özozan, global ölçekte, ülkelerin arz güvenliğini ancak enerji üretimine hız vererek ve kaynak çeşitliliğine giderek artırabilecekleri konusunda hemfikir olduklarını dile getirdi. İstikrarlı makro ekonomik gelişmenin, bir yandan Türkiye’de elektrik enerjisi talebini tetiklerken, diğer yandan da yeni kapasite ihtiyacını gündeme getirdiğini söyleyen Özozan, “Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık oranı bugün yüzde 70’ler seviyesinde. Bu oranı minimuma in-YENİ SANTRALLERLE RÜZGARDA KAPASİTE 245 MW’A YÜKSELECEKSon iki yılda yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık verdiklerine işaret eden Arif Özozan, Türkiye’nin en büyük rüzgar santrali olan 135 MW kurulu güce sahip Gökçedağ Rüzgar Santrali’ni 2010 yılında tam kapasite faaliyete geçirdiklerini söyledi. Osmaniye’de, Gökçedağ Rüzgar Santrali’nin yanı sıra Sarıtepe’de 50 MW ve Demirciler’de 60 MW’lık iki rüzgar santrali lisansına daha sahip olduklarını belirten Özozan, bu santrallerin de devreye girmesi ile rüzgar kapasitelerini toplam 245 MW’a yükseltecekleri bilgisini verdi.dirgemek için ülkemizin 2020 yılına kadar yatırım ihtiyacının 120-130 milyar dolar düzeyinde olduğu belirtiliyor. Bu noktada özel sektör yatırımlarının hız kazanmasının Türkiye enerji sektörünün geleceğini önemli ölçüde etkileyeceği yadsınamaz” diye konuştu. Son dönemde siyasi otoritenin sergilediği kararlı tutum ve hayata geçirilen uygulamaların da sektörün liberalleşmesinde ve buna bağlı olarak yatırımların hız kazanmasında rol oynayan faktörlerin başında geldiğine dikkat çeken Özozan, 1980 yılında 5 bin MW olan Türkiye’nin kurulu gücünün bugün 48 bin 500 MW’a ulaştığını bildirdi. Gelecek 10 yılda bunun iki kat daha artarak, 100 bin MW’a ulaşacağının öngörüldüğünü söyleyen Özozan, “Ancak ülkemizde özelleştirmelerin amacına ulaşabilmesi için şeffaf ve güven yaratan piyasa koşullarının sağlanmasına ihtiyaç var. Yatırımcıların kararlarını etkileyecek, finansman olanaklarını geliştirecek etkin ve uluslararası normlarda bir enerji piyasası, sektörün yakın dönemdeki en önemli hedeflerinin başında yer almalı” yorumunu yaptı.Zorlu Enerji’nin Ankara, Yalova, Bursa, Lüleburgaz ve Kayseri’de bulunan beş doğalgaz santralinin yanı sıra yedi hidrolik ile Osmaniye’de bir rüzgar ve Denizli’de bir jeotermal santrali bulunuyor. Toplam 15 santralle 745 MW elektrik üretim kapasitesine sahip olan şirket, yenilenebilir enerji alanında yoğunlaşacak olan yeni ve mevcut yatırımlarıyla planladığı kapasite artırımlarıyla kurulu gücünü, 2015 yılına kadar 2 bin MW’a yükseltmeyi hedefliyor. 1993 yılından bu yana elektrik üretiminin yanı sıra elektrik, buhar ve doğalgaz satışı, santral kurulumu, enerji tesislerinin işletilmesi ve doğalgaz dağıtımı hizmeti verdiklerini söyleyen Zorlu Enerji Genel Müdürü Arif Özozan, bugüne kadar enerji sektörüne yurtiçi ve dışında toplam 2 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını açıkladı. “Önümüzdeki dönemde hayata geçecek yeni projelerimiz ve mevcut santrallerimizdeki rehabilitasyon çalışmalarımızla birlikte bu rakam hızla artacak” diyen Özozan, Zorlu Enerji Grubu cirosunun 2011 yılı ilk altı aylık döneminde 178 milyon TL olarak gerçekleştiğinin altını çizdi. Özozan, “Grubun aktif büyüklüğü ise 2.9 milyon TL’ye ulaştı. Yılın ilk altı aylık döneminde 1.1 milyar kWh elektrik, 308 bin ton buhar satışı gerçekleşti. 30 Haziran 2011 tarihi itibarıyla toplam yatırım harcamaları tutarımız 55.3 milyon dolar oldu” bilgilerini verdi. Son iki yılda yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık verdiklerine işaret eden Arif Özozan, Türkiye’nin en büyük rüzgar santrali olan 135 MW kurulu güce sahip Gökçedağ Rüzgar Santrali’ni 2010 yılında tam kapasite faaliyete geçirdiklerini söyledi. Osmaniye’de, Gökçedağ Rüzgar Santrali’nin yanı sıra Sarıtepe’de 50 MW ve Demirciler’de 60 MW’lık iki rüzgar santrali lisansına daha sahip olduklarını belirten Özozan, bu santrallerin de devreye girmesi ile rüzgar kapasitelerini toplam 245 MW’a yükseltecekleri bilgisini verdi. Jeotermalde ise çalışmalarının Denizli-Kızıldere, Kütahya-Simav ve Manisa-Alaşehir’de olmak üzere üç farklı sahada devam ettiğini aktaran Özozan, “Yakın zamanda, buYATIRIMLAR YURTDIŞINDA DA HIZ KESMİYOR2011 yılında yurtdışı yatırımlarında da olumlu gelişmeler kaydettiklerini söyleyen Arif Özozan, Moskova’da her biri 340 MW kurulu güçte iki doğalgaz santrali projelerinin bulunduğunu dile getirdi. Tereshkovo’nun 170 MW kapasiteli ilk fazının inşasını tamamladıklarını ve 2011 yılının son aylarında devreye almayı hedeflediklerini duyuran Özozan, “İkinci santral projemiz Kojukhovo’nun 170 MW’lık ilk faz çalışmaları ise Tereshkovo’nun hayata geçmesine paralel olarak hız kazanacak”dedi. Pakistan’ın güneyindeki Thatta şehrinin Jhimpir bölgesinde yapımını sürdürdükleri 50 MW kapasiteye sahip olacak rüzgar santralinin finansman sürecini tamamladıklarını dile getiren Özozan, “Pakistan’ın ilk rüzgar santralinin inşasında kullanmak üzere, Uluslararası Finans Kurumu IFC’den 38.1 milyon dolar, Asya Kalkınma Bankası, ECO Ticaret ve Kalkınma Bankası ile Pakistan’ın en büyük özel bankası Habib Bank’tan 159 milyon dolar olmak üzere toplam 111.1 milyon dolar tutarında kredi aldık” açıklamasını yaptı. Türbinlerin montajına yıl sonunda başlamayı hedeflediklerini belirten Özozan, Pakistan’daki rüzgar santralinin inşasının hız kazanacağını, hedeflerinin santrali 2012 yılında hizmete açmak olduğunu kaydetti. İsrail’de ise dört doğalgaz projelerinin bulunduğunu aktaran Özozan, “Ashkelon bölgesinde yapımı planlanan 800 MW kapasiteli Dorad Doğal Gaz Çevrim Santrali’nin proje finansmanı 2010 yılında sonlandı. Ülkedeki 250 MW kurulu güce sahip olacak Ashdod, Ramat ve Solad projelerinin değerlendirme süreci ise devam ediyor” şeklinde konuştu.
28 l SEKTÖR lENERJİ“HESprojeleri,Türkiye’nin kalkınmasındaiticigüçolacak”Andritz Va Tech Hydro Türkiye Müdürü Wolfgang Hofmann, Türkiye’nin değerlendirilmemiş çok büyük bir hidroelektrik enerji potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, HES projelerinin ülkenin hızlı kalkınmasındaki en önemli itici güç olacağını belirttiANKARAAvusturya’nın enerji devlerinden Andritz Va Tech Hydro’nun Türkiye Müdürü Wolfgang Hofmann, Türkiye’nin bugüne kadar değerlendirilmemiş çok büyük bir hidroelektrik enerji potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, hidroelektrik enerji santralleri (HES) projelerinin Türkiye’nin hızlı kalkınmasındaki en önemli itici güç olacağını belirtti. Türkiye’nin hızlı gelişmesine paralel olarak, hâlihazırda 50 bin megavata yaklaşan kurulu gücü kısa sürede 100 bin megavatın üzerine çıkarmak zorunda olduğuna dikkat çeken Hofmann, “Türkiye, hidroelektrik enerji ekonomik potansiyelinin yüzde 50’sini gerçekleştiriyor. Diğer yüzde 50’sinin de kamu ve özel sektör tarafından en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerekiyor” diye konuştu. Türkiye’de enerji arzı konusunda gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında hâlâ önemli bir açık olduğunun altını çizen Hofmann, kurulu gücün artırılması konusunda geçtiğimiz yıllarda özel sektörün güçlü ve hızlı olarak devreye girmesi ile bir sıkıntı yaşanmayacağını öngördü. Yatırımcıların önünün açılması için gerekli mevzuat yenilemeleri ve ayarlamaların kamu tarafından yapıldığını hatırlatan Hofmann, özel sektörün HES alanında çok önemli bir performans ortaya koyduğunu belirtti. Hofmann, Türkiye’nin HES kurulu gücünü çok kısa bir sürede 13 bin megavatlardan 20 bin megavata çıkaracak yatırımlara başlandığını, bir kısmının da devreye alındığını bildirdi. Andritz’in hikâyesinin 160 yıl öncesine dayandığını anlatan Hofmann, 2000 yılında Sulzer Hydro, Va Tech Voest Mce ve Va Tech Elin firmalarının, Va Tech Hydro’yu oluşturmak için birleştirildiğini söyledi. 2006 yılında Uluslararası Andritz Group tarafından satın alınarak faaliyetlerine Andritz Hydro olarak devam ettiklerini aktaran Hofmann, şirketin dünya çapında 16 bin çalışanı olduğunu, yıllık cirosunun ise 4.132 milyar Euro olduğunu aktardı. Hofmann, sözlerine şöyle devam etti: “Hidroelektrik santralleri için elektromekanik (türbinler, generatörler)ve hidro mekanik (cebri boru ve kapaklar) ekipman, ikaz, koruma ve otomasyon şalt sahaları sistemleri için tedarikçi ve servis sağlayıcı olarak hizmet veriyoruz. Türkiye’deki yatırımlarımızı artırmak için çalışma yapıyoruz. Hidroelektrik santraller için komple elektromekanik paketler kapsamında türbin, jeneratör, kapama vanaları, kontrol, koruma, cebri borular ve kapaklar dahil olmak üzere sudan kabloya kadar üst kalite ürün sunuyoruz.” Türkiye’deki kurulu HES’lerin % 70’ine ekipman tedariki sağladı Türkiye’nin, Andritz Hydro için en önemli pazarlardan biri olmaya devam ettiğini kaydeden Wolfgang Hofmann, bu yılın ilk üç çeyreğinin firmaları için çok başarılı geçtiğini ve Türkiye’deki en önemli yerli ve yabancı HES yatırımcılarının Andritz Hydro’yu elektromekanik ekipman tedarikçisi olarak seçtiğini ifade etti. Türkiye’nin hidroelektrik santrallerindeki kurulu gücün yüzde 70’ine yakınının ekipman tedarikinin Andritz tarafından yapıldığını belirten Hofmann, “Atatürk, Karakaya, Keban gibi hidroelektrik santrallerini düşündüğümüzde aslında gözbebeğimiz olan projemizi söylemek zor. Ama Borçka ve Muratlı projelerinin anahtar teslimini konsorsiyum lideri olarak yaptık. Projede lider olduğumuz için ayrı bir yeri var” dedi. Türkiye pazarının özellikle birçok küçük yatırımcının olması sebebiyle dünyadaki en rekabetçi pazar olduğunu söyleyen Hofmann, “Bu bizim için önemli bir yarış. Bugün için gerçekleştirilememiş Türkiye’nin çok büyük bir hidroelektrik enerji potansiyeli var. Bu potansiyel önümüzdeki yıllarda devreye alınacak. Türkiye’nin en önemli avantajının büyük baraj inşaatlarını tamamlamış olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bundan sonra büyük baraj inşaatı fazla gözükmüyor olması önemli bir avantaj” açıklamasını yaptı. “Pompaj depolamalı HES ihtiyacı var” Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından birinin rüzgâr santrallerinin gelişmesiyle onlarıDÜNYA ÇAPINDA 16 BİN ÇALIŞANI VARAndritz Va Tech Hydro’nun dünya çapında 16 bin çalışanı olduğunu, yıllık cirosunun ise 4.132 milyar Euro’yu bulduğunu aktaran Wolfgang Hofmann, hidroelektrik santralleri için elektromekanik ve hidro mekanik ekipman, ikaz, koruma ve otomasyon şalt sahaları sistemleri için tedarikçi ve servis sağlayıcı olarak hizmet verdiklerini dile getirdi.yedekleyecek pompaj depolamalı hidroelektrik santrali olduğuna dikkat çeken Wolfgang Hofmann, bu konuda Türkiye’de önemli bir potansiyel olduğunu dile getirdi. Bu konunun önemli bir iş kolu yaratacağı görüşünü savunan Hofmann, şunları söyledi: “Diğer taraftan tüm dünya nükleer enerjiden kaçarken; rüzgâr, hidroelektrik, pompaj depolamalı hidroelektrik santralleri gibi önemli alternatif enerji kaynaklarının tamamı kullanılmaya açılmalıdır. Türkiye, doğal enerji kaynakları açısından zengin bir ülke. Bu zenginliğin tamamı hayata geçirildiğinde belki nükleer enerji yatırımı tekrar gözden geçirilebilir. Yaklaşık 500 atıl sulama barajının enerjiye katılımıyla yenilebilir enerji potansiyelinin maksimuma çıkarılması gerek.” Türkiye’nin çok hızlı bir şekilde geliştiğini ve her şeyi çok hızlı yapmak zorunda kaldığını ifade eden Hofmann, “Bazı şeylerin yapılması da zaman aldı. Bazı sektörler bu gelişmeye ayak uyduramıyor veya bazı sektörlerin gelişmesi zaman alıyor” ifadesini kullandı. Yatırımcıların kamudan beklentisinin onayların daha hızlandırılmış bir şekilde tamamlanması olduğunu dile getiren Hofmann, bunların arasında proje onayları, ruhsat ve izinler, ÇED raporları, bağlantı görüşlerinin en önemli hususları teşkil etmekte olduğunu kaydetti.“KURULU HES’LER RANTABL ÇALIŞMIYOR”Enerji piyasasının yıllardır dünyadaki en önemli sektör olduğunu anımsatan Wolfgang Hofmann, dolayısıyla herhangi bir şekilde başka sektörde yatırımı düşünmediklerinin altını çizdi. Türkiye’de olduğu süre içinde enerji sektörünün gelişimini gözlemlediğinden bahseden Hofmann, “Fakat bunun yanında Türkiye’nin hidroelektrik enerjisine baktığımız zaman 40-45 yıllık santrallerin faaliyette olduğunu görüyoruz. Bu santraller bugünün teknolojisiyle baktığımızda rantabl çalışmıyor. Dolayısıyla bu eski santrallerin tekrar üretim ve verimliliğinin artırılması gibi bir pazarda Türkiye’de ortaya çıkacaktır. Şu an bunun için çalışmaya başlamış durumdayız” ifadesini kullandı. Bu yıl Darenhes’e ait Tatar ve Pembelik HES projeleri ve Statkraft’a ait Çetin HES ile 200 megavatın üzerinde 10 adet küçük HES’in yapımına başlandığını aktaran Hofmann, HES projelerinin çevreci özellikleri, yenilebilir olmaları ve enerji üretim maliyetlerinin düşük olması nedeniyle Türkiye’nin hızlı kalkınmasındaki en önemli itici güç olacağını bildirdi.
30l SEKTÖR lENERJİBorusanEnBWEnerji,yatırım projelerine2milyardolarayırdıPortföylerinin tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santraller ve projelerden oluştuğunu kaydeden Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla, uzun vadede 2 bin MW’lık toplam kapasiteye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Acarla, “Planladığımız tüm projeleri gerçekleştirmek için yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz” dediBorusan Holding ve Alman EnBW Energie Baden Württemberg AG tarafından oluşturulan bir ortak girişim şirketi olan Borusan EnBW, uzun vadede 2 bin MW’lık toplam kapasite hedefi kapsamında rüzgâr ve hidroelektrik santrallerinin toplam üretimindeki payını yüzde 75’e çıkaracak. Firma, planladığı tüm projeleri gerçekleştirmek için ise yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapmayı öngörüyor. Borusan Holding ve Almanya’nın üçüncü büyük enerji şirketi EnBW Energie Baden Württemberg AG tarafından oluşturulan bir ortak girişim şirketi oldukları bilgisini veren Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla, firmanın kurulduğu tarih olan Temmuz 2009’dan bu yana portföyünü geliştirmek ve değerlendirmek yönünde faaliyetlerine devam ettiğini kaydetti. “Ortaklığın orta vadeli hedefi yenilenebilir enerji kaynakları ağırlıklı bir portföy dağılımıdır” diyen Acarla, bu doğrultuda bugün için Borusan EnBW portföyünün tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santraller ve projelerden oluştuğunu dile getirdi. 45 MW’lık ilk fazını Eylül 2009’da devreye aldıkları Bandırma Rüzgâr Enerji Santrali’nin 2010 yılında işletmede olan tek santralleri olduğunu dile getiren Acarla, “Temmuz 2010 tarihinde bu santralimizde kapasite artırımı gerçekleştirdik. Bandırma Rüzgâr Enerji Santrali’nin de Ağustos 2011 tarihi itibariyle tam kapasite üretime geçmesi ile birlikte toplam üretim kapasitemiz 60 MW’a ulaştı. Erzurum İspir’de bulunan 22.4 MW kurulu gücündeki Yedigöl Hidroelektrik Santrali’ni ise Ekim 2011 itibariyle devreye aldık” dedi. 2011 yılının özellikle 1 Kasım 2007 rüzgâr enerji santrali ihaleleri sonucunda kazandıkları bağlantı kapasiteleriyle rüzgâr portföyü açısından önemli bir yıl olduğunu söyleyen Acarla, TEİAŞ tarafından çoklu başvurular için yürütülen ihale sürecinin de tamamlanmasıyla Borusan EnBW Enerji’nin Çanakkale’de Koru, Bursa’da Harmanlık ve Mersin’de Mut Rüzgâr Enerji Santrali projeleri için toplam 150 MW’lık bağlantı kapasitesine hak kazandığını kaydetti. Acarla, buna ek olarak, ağustos ayı içinde 50 MW gücündeki Tekirdağ Balabanlı Rüzgâr Enerji Santrali’ni satın aldıklarını ve lisans devrini tamamladıklarını duyurdu. Portföyüne yeni projeler ekleyip, elektrik satışına yoğunlaşacak Erzurum İspir’de bulunan yatırımlarının ikinci fazını oluşturan Aksu Hidroelektrik Santrali’ni yakın zamanda devreye almayı planladıklarını belirten Mehmet Acarla, böylelikle hidroelektrik kurulu güçlerini 50 MW’a, toplam kurulu güçlerini 110 MW’a yükselteceklerini açıkladı. Önümüzdeki dönemde proje geliştirme ve yatırım aşamasına geçecek portföy projeleri ile ilgili çalışmalarını sürdürmeye devam edeceklerini dile getiren Acarla, “Bu kapsamda 1 Kasım 2007 rüzgâr enerji santrali ihaleleri sonucu bağlantı kapasitesi kazandığımız ve piyasadan satın aldığımız projelere odaklanacağız. İletim altyapısı hazır olanlarının yatırımlarına vakit kaybetmeden başlayacağız. Bu projelerin hazırlık çalışmaları bu yıl başladı. İnşaat çalışmalarına ise 2012 yılı sonunda başlamayı planlıyoruz” diye konuştu. Bunlara paralel olarak toplam 300 MW gücündeki hidroelektrik santrali projelerinin optimizasyon çalışmalarını da sürdürdüklerini ileten Acarla, 2011 yılı tamamlanmadan portföylerine yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni projeler eklemeyi düşündüklerini söyledi. Acarla, söz konusu bu projelerin de hayata geçirilmesinin ardından elektrik satışına yoğunlaşmayı planladıklarını dile getirdi. Uzun vadede, 2 bin MW’lık toplam kapasite hedefleri kapsamında rüzgâr ve hidroelektrik santrallerinin toplam üretimlerindeki payının yüzde 75 dolayında olacağını aktaran Acarla, “Planladığımız tüm projeleri gerçekleştirmek doğrultusunda yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırım yapmamız gerekeceğini öngörüyoruz” açıklamasını yaptı. “2010’da Türkiye elektrik tüketimi ve kapasite kullanımında rekor kırdı” 2010’un Türkiye elektrik enerjisi sektörü açısından gerek kapasite ve talep artışı, gerekse piyasa oyuncularının uzun zamandır beklediği yasal düzenlemeler açısından kilit bir yıl ol-TEKİRDAĞ BALABANLI RÜZGÂR ENERJİ SANTRALİ’NİN LİSANS DEVRİ TAMAMLANDI2011’in, özellikle 1 Kasım 2007 rüzgâr enerji santrali ihaleleri sonucunda kazandıkları bağlantı kapasiteleriyle rüzgâr portföyü açısından önemli bir yıl olduğunu söyleyen Mehmet Acarla, TEİAŞ tarafından çoklu başvurular için yürütülen ihale sürecinin de tamamlanmasıyla Borusan EnBW Enerji’nin Çanakkale’de Koru, Bursa’da Harmanlık ve Mersin’de Mut Rüzgâr Enerji Santrali projeleri için toplam 150 MW’lık bağlantı kapasitesine hak kazandığını kaydetti. Acarla, buna ek olarak, ağustos ayı içinde 50 MW gücündeki Tekirdağ Balabanlı Rüzgâr Enerji Santrali’ni satın aldıklarını ve lisans devrini tamamladıklarını duyurdu.duğunu vurgulayan Mehmet Acarla, 2010 yılında 4.763 MW’lık kapasitenin eklenmesi ile Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 49.524 MW’a ulaştığını açıkladı. Türkiye’de küresel ekonomik krizin etkilerinin azalması ile birlikte sanayi üretimi kapasite kullanım oranının artmasının, elektrik talebi üzerinde olumlu etki yarattığını söyleyen Acarla, şöyle konuştu: “2010 yılında yüzde 8.4 oranında artan elektrik tüketimi Ağustos 2010’da 700 milyon kWh ve 34 bin MW kapasite kullanımı ile Türkiye tarihi rekorunu kırdı. 2011 yılının dokuz ayında toplam kurulu güç 51.547 MW’a ulaşırken, temmuz ayında 736 milyon kWh, 36.122 MW kapasite kullanımı ile yeni tüketim rekorları kırıldı. Türkiye’nin ekonomik büyümesi ile doğru orantılı olarak tüketimde oluşacak baskı özel sektör yatırımlarını enerji sektörünün merkezine oturtuyor.” Elektrik sektöründe özelleştirme sürecinin 2010 yılından itibaren ivme kazanmasının sektör açısından olumlu bir gelişme olduğuna değinen Mehmet Acarla, 2010 yılında 11 elektrik dağıtım şirketinin ihale süreci sonuçlanırken, beş elektrik dağıtım şirketinin devrinin gerçekleştirildiğini dile getirdi. Ayrıca, Elektrik Üretim A.Ş.’nin (EÜAŞ) elindeki 50 küçük hidroelektrik santralinin özelleştirme ihalelerinin tamamlandığını söyleyen Acarla, bugün itibariyle devir süreci devam eden elektrik dağıtım bölgelerinden bazıları için ek süre tanınması ve bazıları için de üçüncü sırada teklif veren şirketlere yönelik davet sürecinin devam ettiğini dile getirdi. Acarla, “Bu kapsamda, piyasanın liberalleşme çalışmalarına hız kazandırılması, EÜAŞ özelleştirme sürecinde ihalelerin gerçekleştirilmesi ve dağıtım özelleştirmelerinde ise devirlerinin tamamlanması 2012 yılında da sektörün en önemli beklentileri arasında olmaya devam edecektir” dedi.
32 l SEKTÖR lENERJİPolatEnerji,2012yılındayaklaşık 960milyonkWhelektriküretecekSektörde önümüzdeki yıl yapacağı yatırım tutarını 305 milyon Euro olarak açıklayan Polat Enerji, halen devam eden yatırımların zamanla devreye girmesiyle birlikte 2012 yılında yaklaşık 960 milyon kWh elektrik üretmeyi planlıyor. Polat Enerji iştiraklerinin toplam kurulu gücü ise 2012 yıl sonu itibariyle yaklaşık 355 MW olacak“2023 YILINDA GÜÇLÜ BİR EKONOMİ HEDEFİ İÇİN UCUZ ENERJİ ŞART”Türkiye’nin 2000 yılından bu yana yerli kaynaklarını desteklemeye çalıştığını ancak desteklerin yeterli olmadığına değinen Eda Polat, şöyle konuştu: “2023 yılında güçlü bir ekonomi hedefi için ucuz enerji şart. Bunun yegane yolu yerli kaynakların kullanımının maksimize edilmesidir. Geç kalındıkça en kolay ve en erişilebilir kaynak olan doğalgaza yöneliniyor ve iş içinden çıkılmaz bir bağımlılığa doğru sürükleniyor. Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda enerji ile ilgili en önemli sorunu bağımlılık olacaktır.”SANTRALLERİN HAZİRAN 2012’DE DEVREYE ALINMASI HEDEFLENİYORİzmir Aliağa’daki 30 MW gücündeki Seyitali RES (Doruk Enerji A.Ş. ) projesinin inşaatına 2011 yılı başında başlayan ve santrali 2011 yılı Temmuz ayında devreye alan Polat Enerji, 54.9 MW gücündeki Poyraz RES (BalıkesirKepsut), 30 MW gücündeki Samurlu RES (İzmir-Aliağa), 30 MW gücündeki Kozbeyli RES (İzmir, Foça) ve 20 MW gücündeki Sayalar kapasite artışı yatırımlarına 2011 yılında başladı. Şirket, bu santrallerin de Haziran 2012’de devreye alınmasını hedefliyor.ralleri ve EDF-EN ile birlikte Türkiye’nin geleceğini temiz enerjiyle korumakta kararlı olduğunu ispatladı” yorumunu yaptı. Polat Enerji’nin iştirakleri ile birlikte yapacağı toplam yatırım tutarının 2012’de 440 milyon Euro olduğunu açıklayan Polat, Polat Enerji tarafından yapılacak net yatırım tutarının 305 milyon Euro olduğunu kaydetti. Bu yatırımlar içinde Polat Enerji’nin net kurulu güç payının 247 MW olduğunu söyleyen Eda Polat, santrallerinin tüm üretiminin 2010 yılı Haziran ayından beri Akenerji’ye satıldığı bilgisini verdi. 2012 yılında daha da büyük hedefler koyduklarını belirten Polat, EDF EN ile birlikte gerek öz kaynak gerekse finansman olarak çok büyük güçlerinin olduğunu ifade etti. “Ancak yatırım yapmak için sadece bunlar yeterli değil. Reel bir alım fiyatına ihtiyaç var” diyen Polat, şöyle konuştu: “Ayrıca mevzuatta kanunun getirdiği bazı gerekliliklere rağmen yönetmeliklerde eksiklikler bulunuyor. Bu ve benzer mevzuat yanlışlıkları dolayısıyla da bizim gibi firmalar yatırımlarında daha dikkatli davranmak zorunda kalıyor ve yatırım hızı da doğal olarak düşüyor. Binlerce MW rüzgar gücü olan ülkemizde bu ve benzer uygulamalardan dolayı altı yılda ancak bin 500 MW güç devreye alınabildi.” “Türkiye’nin dışa bağımlılığı azalmaktan ziyade artıyor” Türkiye’nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’ini ithal ettiğini söyleyen Eda Polat, Türkiye’nin elektrik enerjisindeki toplam kurulu gücünün 2010 sonu itibarıyla 49 bin 562 MW olduğunu dile getirdi. Polat, bu kaynaklardan doğalgazın toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 48.6, hidroliğin payının yüzde 18.5, yerli kömürün payının yüzde 21.7 ve rüzgarın payının yüzde 0.8 olduğu bilgisini verdi. Talep tarafına bakıldığında ise 2010 yılı itibarıyla puant talep yüzde 11.8’lik bir artışla 33.392 MW’a, enerji talebi ise yüzde 7.9’luk bir artışla 209 TWh’a ulaştığını açıklayan Polat, “2011 yılında da artış devam ediyor. Yılın ilk yarısında elektrik tüketimi yüzde 9.7 artış göstererek 110 TWh seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo bize Türkiye’nin dışa bağımlılığının azalmaktan ziyade artmaya devam ettiğini gösteriyor” şeklinde konuştu. Türkiye’de, petrol ve doğalgazın neredeyse tümünün, kömürün ise beşte birinin ithal edildiğini söyleyen Polat, bu nedenle uluslararası enerji fiyat hareketlerinin Türkiye’nin cari açığını doğrudan etkilediğini ifade etti. Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının artmasıyla Türkiye’nin dış ticaret açığının da ciddi tehlike sinyalleri vermeye başladığını belirten Eda Polat, “2011 yılının ilk yedi aylık döneminde, Türkiye’nin petrol ve doğalgaz faturası geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 42.4 artışla 29.58 milyar dolara ulaştı. İlk yedi aylık seyrin yılın kalan döneminde de sürmesi durumunda net enerji ithalatının yaklaşık 48 milyar dolarla yeni bir rekor kırabileceği belirtiliyor” dedi. Bu durum karşısında hükümetin enerjiden kaynaklanan cari açığı düşürmenin yollarını aradığını dile getiren Polat, bunun üzerine hükümetin yerli ve yenilenebilir kaynaklarının payının artırılması konusundaki çalışmalarını yoğunlaştıracaklarını programlarında açıkça belirttiklerini söyledi.Burgaz RES, Sayalar RES, Soma RES ve Seyitali RES olmak üzere dört rüzgar santrali devrede bulunan Polat Enerji, 17.3 MW’lık mevcut kurulu gücüyle yatırımlarına devam ediyor. 140.1 MW kurulu gücündeki Soma RES projesinin tamamlanması ve 54.9 MW gücündeki Poyraz RES, 30 MW gücündeki Samurlu RES, 30 MW gücündeki Kozbeyli RES ve 20 MW gücündeki Sayalar RES kapasite artışının devreye alınmasıyla Polat Enerji iştiraklerinin toplam kurulu gücü 2012 yıl sonu itibariyle yaklaşık 355 MW olacak. Polat Enerji Genel Müdür Yardımcısı Eda Polat, halen devam eden yatırımların peyderpey devreye girmesiyle ise Polat Enerji’nin 2012 yılında yaklaşık 960 milyon kWh elektrik üreteceğini ve yıllık 612 bin tCO azaltımı sağlayacağını açıkladı. Polat Enerji’nin çevreci bir yatırım politikası benimsediğini ve rüzgar santralleri başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmak üzere 2000 yılında kurulduğunu anlatan Polat, elektrik piyasasının serbestleşmesi yönündeki adımlarla birlikte Polat Enerji iştiraklerinin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan yaklaşık 350 MW gücündeki yedi adet rüzgar enerjisi santralinin lisansını aldığını dile getirdi. Bu santrallerden 14.9 MW gücündeki Burgaz RES (Çanakkale-Gelibolu) projesinin 2007 yılı Ağustos ayında; 34.2 MW gücündeki Sayalar (Manisa-Akhisar) Rüzgar Enerji Santrali’nin ise 2008 yılı Mayıs ayında devreye alındığını belirtenEda Polat, “Polat Enerji’nin yüzde 100 iştiraki olan Soma Enerji A.Ş.’ye ait 140.1 MW gücündeki Soma RES (Manisa-Soma) projesi 2010 yılında devreye alındı ve 2011 Ekim sonu itibariyle 99.2 MW elektrik üretiyor” diye konuştu. 2011 yılı sonuna kadar kalan 40.9 MW’ın da devreye alınacağını aktaran Polat, ayrıca İzmir Aliağa’daki 30 MW gücündeki Seyitali RES (Doruk Enerji A.Ş. ) projesinin inşaatına 2011 yılı başında başlandığını ve santralin 2011 yılı Temmuz ayında rekor bir sürede devreye alındığını dile getirdi. 54.9 MW gücündeki Poyraz RES (Balıkesir-Kepsut), 30 MW gücündeki Samurlu RES (İzmir-Aliağa), 30 MW gücündeki Kozbeyli RES (İzmir, Foça) ve 20 MW gücündeki Sayalar kapasite artışı yatırımlarına da 2011 yılında başlandığını ileten Polat, bu santrallerin de Haziran 2012’de devreye alınmasının hedeflendiğini kaydetti. 2012’de 305 milyon Euro’luk yatırım yapacak Polat Enerji’nin Aralık 2008’de Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada kurduğu yenilenebilir enerji santralleriyle tanınan Fransız EDF-EN (EDF Energies Nouvelles) ile bir ortaklık anlaşması imzaladığını ve Polat Enerji hisselerinin yüzde 50’sini EDFEN’e devrettiğini hatırlatan Eda Polat, “Polat Enerji, dünyadaki iştiraklerinin 3 bin 500 MW’a ulaşan kurulu gücü ve bin 500 MW inşa halindeki sant-
34 l SEKTÖR lENERJİAksa,Suriye’yeyılda2milyarkwh elektrikenerjisiihraçedecekAksa Elektrik’in Birecik-Halep hattı üzerinden 500 MW’a kadar elektrik enerjisi ihracatına başladığını belirten Serdar Nişli, “Suriye’ye bir yılda yaklaşık 2 milyar kwh elektrik enerjisi ihraç etmeyi planlıyoruz” dediTürkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Avrupa enterkoneksiyon sistemine bağlanması ile 2010 yılında Yunanistan ve Bulgaristan’a ihracat gerçekleştiren Aksa Elektrik, BirecikHalep hattı üzerinden 500 MW’a kadar elektrik enerjisi ihracatına başladı. Şirket, Suriye’ye bir yılda yaklaşık 2 milyar kilowatsaat (kwh) elektrik enerjisi ihraç etmeyi planlıyor. Aksa Enerji’nin Türkiye’nin en büyük serbest elektrik üreten şirketlerinden biri olduğunu kaydeden Aksa Enerji Üretim Genel Müdürü Serdar Nişli, ülke geneline yayılmış 14 enerji santralinde toplam bin 982 MW üretim kapasitesine sahip olduklarını açıkladı. Nişli, “Tüm Türkiye’ye yayılmış, akaryakıt santralleri, doğalgaz santralleri, rüzgâr santralleri ve hidroelektrik santrallerinde elektrik enerjisi üretiyoruz. Bünyemizde bulunan dört rüzgâr santrali ve bir hidroelektrik santrali ile toplamda 175 MW kurulu güçle ve ye-nilenebilir enerji kaynağından elektrik üretiyoruz” dedi. Aksa Enerji’nin 2011 yılında yatırımlarına hızla devam ettiğini aktaran Nişli, 2010 yılında bin 542 MW olan kurulu güçlerini hayata geçirdikleri yatırımlar sonucunda 440 MW artırarak bin 982 MW’a yükselttiklerini duyurdu. Nişli, 2010 yılında 4.2 milyar kwh elektrik üreten firmalarının bu yıl üretimini 5.5 milyar kwh’e çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Aksa Elektrik’in Suriye’ye elektrik ihraç etmeye haziran ayında başladığını belirten Nişli, “Birecik-Halep hattı üzerinden 500 MW’a kadar elektrik enerjisi ihracatına başlayan Aksa Elektrik, Suriye’ye bir yılda yaklaşık 2 milyar kwh elektrik enerjisi ihraç etmeyi planlıyor. 2010 yılında Türkiye’nin Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Avrupa enterkoneksiyon sistemine bağlanması ile firmamız Yunanistan ve Bulgaristan’a ihracata da başladı” diye konuştu. Yenilenebilir enerji kaynakları ile elektrik üretim konusunda da oldukça duyarlı davrandıklarına değinen Nişli, 2012 yılında dört rüzgâr ile bir hidroelektrik enerji santrali yatırımına başlamayı planladıklarını kaydetti. Nişli, ayrıca Şanlıurfa’daki doğalgaz santrali kombine çevrim yatırımını da tamamlayarak kapasite ve verim artışı sağlayacaklarını dile getirdi. 2011 yılında elektrik tüketimi 225 milyar kwh’e çıktı “Türkiye doğu ile batı bloğu arasında çok stratejik bir geçiş noktasında yer alıyor” diyen Serdar Nişli, ülkenin batıda Yunanistan ve Bulgaristan, doğuda Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve İran’a, kuzeyde Karadeniz ile Rusya’dan, güneyde Akdeniz, Irak ve Suriye’ye uzanan bir hattın ortasında bulunduğunu kaydetti. Nişli, Türkiye’nin 783 bin 562 kilometrekare yüzölçümü ve 78 milyon nüfusu ile yakaladığı yüksek büyüme oranlarıyla enerji potansiyeli sürekli artış gösterecek bir ülke konumunda olduğunu söyledi. Türkiye’nin yerli birincil enerji kaynaklarının sınırlı olduğunu, bu nedenle enerji üretiminde kullanılan kaynakların yurt-AKSA, SERBEST TÜKETİCİLERE İNDİRİMLİ ELEKTRİK TEDARİK EDİYORGrup şirketlerinden Aksa Elektrik Toptan Satış’ın şu anda ikili anlaşmalar ile serbest tüketicilere indirimli elektrik tedarik ettiğini duyuran Serdar Nişli, “Yıllık enerji tüketimi 2 bin 500 KWh olan, bir başka deyişle aylık 800 TL ve üzerinde fatura ödeyen sanayiciler, ticarethaneler ve KOBİ’ler elektriklerini Aksa’dan indirimli olarak tedarik edebiliyor” dedi. Aksa’nın tüm Türkiye’ye yayılmış üretim santralleri ile ürettiği elektriği serbest tüketicilere indirimli olarak ulaştırdığını söyleyen Nişli, serbest tüketicilerin herhangi bir altyapı değişikliğine ihtiyaç duymadan, hiçbir ek maliyete katlanmadan indirimli elektrik kullanmaya başlayabildiklerine dikkat çekti. Ayrıca farklı illerde mağazaları bulunan bir işletmenin de bu hizmetten faydalanabildiğini ifade eden Nişli, “Müşterilerimizin tarife gruplarına göre farklı oranlarda maksimum indirim sağlayarak onlara kesintisiz elektrik temin ediyoruz. Serbest tüketicilerin bu hizmetten faydalanmaları için satış danışmanlarımıza son elektrik faturalarını ulaştırmaları yeterli oluyor” açıklamasında bulundu.“BU YIL ÜRETİMİ 5.5 MİLYAR KWSA’E ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”Aksa Enerji’nin 2011 yılında yatırımlarına hızla devam ettiğini aktaran Serdar Nişli, 2010 yılında bin 542 MW olan kurulu güçlerini hayata geçirdikleri yatırımlar sonucunda 440 MW artırarak bin 982 MW’a yükselttiklerini duyurdu. Nişli, 2010 yılında 4.2 milyar kwh elektrik üreten firmalarının bu yıl üretimini 5.5 milyar kwh’e çıkarmayı hedeflediğini söyledi.dışından ithal edildiğini aktaran Nişli, şöyle konuştu: “Yerli kaynaklar toplam üretim kaynağının sadece yüzde 24’ünü karşılayabiliyor. Bu sebeple yakın tarihte, enerji üretiminde doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak daha da önemli hale gelecek. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları kullanım oranı da bu şekilde artacak.” Türkiye’de 2010 yılında elektrik tüketiminin artarak 210 milyar kwsa’e ulaştığı bilgisini veren Serdar Nişli, serbest tüketici limitinin 30 bin kwh’e indirilmesi ile ticari ve sanayi müşterilerinin daha ucuz elektrik kullanma imkânına kavuştuğunu ifade etti. 2011’in tüketimin 225 milyar kwh’e çıkmasıyla beraber arzdaki artışla fiyat rekabetinin de başladığı yıl olduğunu söyleyen Nişli, 2012 yılında arz artışı ile rekabetin artmasının beklendiğini söyledi. Elektrik dağıtım bölgelerinin ve elektrik üretim tesislerinin özelleştirilmelerinin sektörün en önemli gündem başlığını oluşturduğunu ifade eden Nişli, bu süreçler ve devir işlemleri sonucunda, Türk halkına daha iyi hizmet verileceğini ve devlet içinde önemli bir gelir kaynağı olacağını dile getirdi.
36 l SEKTÖR lENERJİDoğalgaz kombine çevrim elektrik santrali ve Socar & Turcas Ege Rafinerisi yatırımlarının devam ettiğini söyleyen Turcas CEO’su Batu Aksoy, önümüzdeki dönemde rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretim yatırımları gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade etti“ENERJİ ÖZELLEŞTİRMELERİ BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI”Enerji sektöründeki liberalizasyon çalışmalarına hız vermek gerektiğini aktaran Batu Aksoy, bunun için hükümet gündeminde olan enerji özelleştirmelerinin bir an önce tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Böylece kamunun hem elektrik hem de doğalgaz sektörlerindeki pazar payı yüzde 70-80 seviyelerinden ilk etapta hızla yüzde 50’lere sonra da yüzde 15-20’ler seviyesine düşmeli” diyen Aksoy, bu paralelde piyasada şeffaf bir arz-talep oluşturularak adil rekabetin ve maliyetlerin belirlendiği bir fiyatlama yapılması gerektiğini kaydetti. Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “Devlet yüksek pazar payları ile bir sektörün içinde varlığını sürdürdüğü zaman ister istemez fiyatta da belirleyici bir rol oynuyor. Bu nedenle çapraz sübvansiyonlarla karşılaşabiliyoruz. Bu da sektörümüzün potansiyelinin doğru bir şekilde ortaya çıkmasını engelliyor. Dolayısıyla bizim önerimiz özelleşmelerin hızlanması ve liberalizasyona sadık kalınması.”RWE AG firmasıyla 2009’da RWE & Turcas Güney Elektrik Üretim adlı bir ortak girişim şirketi kurduklarını söyleyen Aksoy, “Tüm bu yatırım ve ortaklıklar çerçevesinde bugün enerjide, akaryakıt ve otogaz dağıtımı ile depolaması, madeni yağlar üretimi ve satışı, petrokimya üretimi ve petrol rafinajı, elektrik üretimi, toptan satışı ile doğalgaz toptan satışı konularında faaliyet gösteriyoruz. Ayrıca enerjide yenilenebilir kaynaklara dayalı projeler geliştiren bir şirket konumundayız” bilgisini verdi. Shell & Turcas Petrol, 2011 yılında 8 milyar TL ciro sağladı 2010 yılında dünyadaki küresel krize rağmen operasyon ve yatırımlarını hedefledikleri bütçe ve zamanda sürdürdüklerine vurgu yapan Batu Aksoy, tüm iştiraklerinin kârlılık açısından beklenen hedefleri tutturacağını dile getirdi. 2011 yılı ilk dokuz ay itibariyle Shell&Turcas Petrol’ün yaklaşık 8 milyar TL ciro elde ettiğine dikkat çeken Aksoy, “Petkim Petrokimya Holding, yaklaşık 3 milyar TL ciro gerçekleştirdi. Denizli’deki enerji santralimizin inşaatında da çok ciddi bir ilerleme kaydederek Ekim 2011 itibariyle inşaatın yüzde 70’ini tamamladığımızı söyleyebilirim. Bu santralin Ekim 2012’de tamamlanmasıyla RWE&Turcas ortaklığının Türkiye’deki kurulu güç miktarının yaklaşık 800 MW’a ulaşması öngörülüyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin 2020 yılına kadar dünya ortalamalarının üzerinde büyümesini sürdüreceğinin öngörüldüğünü belirten Batu Aksoy, bu büyümenin desteklenmesi için enerji yatırımlarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Enerji yatırımlarının yeterli hız ve büyüklükte yapılmazsa ülke ekonomisinin büyümesinin de frenlenmiş olacağını söyleyen Aksoy, bundan dolayı Türkiye’nin enerji potansiyelinin, en az 2020 yılına kadar çok ciddi boyutta olduğunun altını çizdi. Bu potansiyelin değerlendirilmesi amacıyla değişik ortaklıklar vasıtasıyla entegre bir enerji şirketi olmalarını sağlayacak yatırımlar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Aksoy, “Beş sene önceki Turcas’a baktığımızda sadece akaryakıt dağıtımı ve madeni yağlar sektöründe faal bir şirket konumundaydı. Bugünkü Turcas ise akaryakıtın yanı sıra rafinaj, petrokimya üretimi, elektrik ve doğalgaz sektörlerinde yatırımları olan entegre bir yapıya kavuştu” diye konuştu. Türkiye’nin enerji potansiyelinin daha iyi değerlendirilmesi için enerji borsasının kurulması gerektiğini vurgulayan Batu Aksoy, Turcas, RWE & Turcas ve Elektrik Ticaret Derneği olarak bununla ilgili önemli çalışmalar yaptıklarının altını çizdi. Bunları Enerji Bakanlığı’na ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na aktardıklarını anlatan Aksoy, “Türkiye Enerji Borsası’nın kurulmasıyla birlikte sınır ötesi ticaretler artacak. Böylece Türkiye’ye milyarlarca dolarlık yatırımların gelmesi ve enerjide bir arz sıkıntısı oluşmaması teminat altına alınmış olacak” görüşünü savundu.Turcas’danyenilenebilir enerjikaynaklarınayatırımDenizli’deki 800 MW kurulu güce sahip doğalgaz kombine çevrim elektrik santrali yatırımlarının şu an devam eden iki ana yatırımlarından biri olduğunu aktaran Turcas CEO’su Batu Aksoy, yüzde 30’una sahip oldukları ve inşasının yüzde 70’i bitmiş olan bu santralin yatırım miktarının yaklaşık 550 milyon Euro olduğunu dile getirdi. Diğer önemli yatırımlarının ise ekonomi gündeminde de yer alan ve 25 Ekim’de temelini attıkları Socar & Turcas Ege Rafinerisi olduğunu vurgulayan Batu Aksoy, yılda 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip bu yatırımın, Petkim tesislerinin içinde yapılacağını kaydetti. Bu yatırımın 2015 yılında tamamlanarak ticari işletmeye geçmesini öngördüklerini belirten Batu Aksoy, “Bu projenin yatırım tutarı da yaklaşık 5 milyar dolar olacak. Bunların yanı sıra Turcas olarak rüzgâr ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretim yatırımları da yapmayı hedefliyoruz. Bu konuda proje geliştirmelerimiz ve olası satın alma imkânlarına yönelik araştırmalarımız devam ediyor” diye konuştu. Turcas’ın 1931 yılında kurulmuş Türkiye’nin ilk özel sermayeli akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu anlatan Batu Aksoy, 2006’da Shell firmasıyla akaryakıt dağıtımı ve madeni yağlar sektöründeki faaliyetlerini Shell&Turcas Petrol adı altında birleştirdiklerini aktardı. Gerçekleştirdikleri yatırımlarla enerjinin değişik alanlarında faaliyet gösteren bir holding konumuna geldiklerine dikkat çeken Aksoy, bugün Turcas’ın üç adet ana iştiraki olduğunu ifade etti. Bunlardan biri olan Shell & Turcas Petrol’ün, Türkiye’nin akaryakıt dağıtımı ve madeni yağlar konusunda önemli bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Aksoy, ikinci iştiraklerinin ise Socar&Turcas Enerji olduğu bilgisini verdi. “Bu iştirakimiz altında Petkim Petrokimya Holding ve yeni inşa edeceğimiz Socar&Turcas Ege Rafinerisini (Star Projesi) mevcut” diyen Aksoy, üçüncü önemli iştiraklerinin de elektrik ve doğalgaz faaliyetlerini bünyesinde bulunduran Turcas Enerji Holding olduğunu kaydetti. Elektrik üretiminde Almanya’nın büyük enerji şirketlerinden biri olan
70 l SEKTÖR lENERJİHalkaaçılmayıplanlayanStarpet 2015’teyurtdışındabayileraçacakYüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan Starpet’in 2011 yılında ortaklık konusunda çok sayıda teklif aldığını dile getiren Murat Okalin, 2013 yılında halka açılmayı planlayan Starpet’in 2015 yılında ise yurtdışında akaryakıt bayileri açmayı hedeflediğini kaydettiEnerji sektöründe faaliyet gösteren yerel ve uluslararası şirketlerden son dönemde çok sayıda ortaklık teklifi alan Starpet, 2013’te halka açılmayı, 2015’te de yurtdışında akaryakıt bayileri açmayı hedefliyor. Geçen yılı 400 milyon TL ciro ile kapatan şirket, 2011 yılında ise 650 milyon TL’lik ciroya ulaşmanın planlarını yapıyor. Starpet’in yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulduğunu söyleyen firma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Okalin, 2011 yılında ortaklık yönünde çok sayıda teklif aldıklarını ve bu tekliflerin içinde yabancı girişimcilerin de bulunduğunu kaydetti. Teklif veren şirketlerin enerji sektöründe faaliyet gösteren yerel ve uluslararası şirketlerden oluştuğunu ve tüm tekliflerin değerlendirme sürecinden geçtiğini belirten Okalin, “Değerlendirme sonucunda uygun görülen teklif ve projeler hayata geçiriliyor. 2013’te halka açılmayı, 2015’te de yurtdışında akaryakıt bayileri açmayı hedefliyoruz” dedi. Starpet’in 1978 yılından bu yana akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren Mahfuz Okalin tarafından Starpet Garzan Akaryakıt Dağıtım Pazarlama adıyla 2002 yılında ana dağıtım şirketi olarak Mersin’de kurulduğu bilgisini veren Okalin, 2005 yılında akaryakıt dağıtım lisansı aldıklarını ve o günden bu güne akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiklerini dile getirdi. Şu an bünyelerinde dört ayrı firmanın bulunduğunu aktaran Okalin, “2006 yılında Starpet markası ile madeni yağ üretimine başladık. 2008’de kendi madeni yağ fabrikamızı faaliyete sokarak Starpet Madeni Yağlar firmasını kurduk. 2010 yılında sektörün her türlü otomasyon ihtiyacını karşılamak üzere Startech firmamız faaliyete geçti. 2011 yılı Ocak ayında da StarLPG firmamızı faaliyete geçirdik” diye konuştu. 2010 yılının Starpet için çok olumlu geçtiğini ve hedeflerine ulaştıklarını aktaran Okalin, 2010 yılı cirolarının 400 milyon TL olduğunu dile getirdi. 2011’de toplam yatırım hedefi, 40 milyon TL 2011 yılında büyümeye odaklandıklarını, hedeflerini ve stratejilerini bunun üzerine oluşturduklarını aktaran Murat Okalin, 2011 yılında sadece Marmara Bölgesi’nde 25 milyon TL’lik bir yatırım hedefi belirlediklerini kaydetti. Toplamda ise bu hedefin 40 milyon TL’lik bir yatırım olduğunu açıklayan Okalin, “2011 ciro hedefimiz 650 milyon TL’dir. Satış hedeflerimizi bölgelere göre ayırdık ve her bölgede hedeflediğimiz rakamlara ulaşıyoruz. Yeni şube açılışlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu doğrultuda pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Hedefimiz, her il merkezine yakın olan bölgelerde istasyon açmak” şeklinde konuştu. Türkiye’nin genç ve dinamik bir ülke olduğunu ve yabancı yatırımcıların Türkiye’yi yakından izlediğini söyleyen Okalin, enerji sektörünün de büyümeye ve gelişime açık olduğunu kaydetti. Faaliyet gösterdikleri sektörün halen çözümlenememiş sorunları olduğuna değinen Okalin, şöyle konuştu: “Bu durum sektörün büyüme hızına olumsuz yansıyor. Hükümetin uyguladığı vergi sistemi bu olumsuzlukların başında ge-“STARLPG BAYİ SAYISINI YIL SONUNDA 100’E ÇIKARACAĞIZ”Şu anda kendileri için en çok önem arz eden yatırımlarının StarLPG olduğunu söyleyen Murat Okalin, StarLPG’yi 2011 yılı Ocak ayında faaliyete geçirdiklerini ve geçen nisan ayında da bayilerine lansmanını yaptıklarını kaydetti. Şu an itibariyle 70 LPG bayilerinin bulunduğunu ileten Okalin, yıl sonuna kadar ulaşmayı hedefledikleri StarLPG bayi sayısının 100 olduğunu açıkladı.liyor. Mevzuattaki boşlukların giderilmesi ve bu konunun çözüme kavuşturulması gerekiyor. Vergi yükü çok ağır ve bu tüketiciye de yansıyor. Uygulanan vergiler yüksek olmasına rağmen, tüketicinin menfaati için düzenli aralıklarla indirim kampanyaları düzenliyoruz. Halkın çok yoğun ilgisi var.” “Türkiye, motorinde en yüksek vergi uygulayan ülkelerinden biri” 2010 yılında toplam akaryakıt tüketiminin yüzde 3.9 azalmasına karşın ÖTV’nin artırılması ve KDV matrahı yükseltmesi nedeniyle geçen yıl akaryakıt tüketiminden sağlanan dolaylı vergilerin bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 35 milyar liraya ulaştığını aktaran Murat Okalin, 2010 yılı sektör raporuna göre, 2010 yılında benzin, motorin ve LPG Otogaz’dan oluşan toplam otomotiv yakıtları tüketiminin 2009 yılının aynı dönemine göre yüzde 1.9 artarak 18.4 milyon ton olarak gerçekleştiğini kaydetti. Toplam benzin tüketiminin 2010 yılında, 2009 yılına göre yüzde 7.7 azalarak yaklaşık 2.1 milyon ton olduğunu ileten Okalin, daha düşük ÖTV tutarı nedeniyle benzinden artan bir pay alan Otogaz LPG tüketiminin aynı dönemde yaklaşık yüzde 8 artarak 2.5 milyon tona ulaştığını ifade etti. Okalin, 2010 yılında doğalgaz kullanımının daha da artması ve yaygınlaşmasıyla fuel oil ve kalyak türleri tüketiminin bir önceki yıla göre yüzde 44 azalarak 1.1 milyon ton olduğunu duyurdu. Türkiye’nin motorinde dünyanın en yüksek vergi uygulayan ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Okalin, benzinde ise dünyanın en yüksek vergi uygulayan ülkesi olma özelliğini 2010 yılında da sürdürdüğünü kaydetti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) 15 Aralık 2010 tarihli kararı gereğince akaryakıt satışlarındaki promosyon uygulamalarının 31 Ocak 2011 tarihi itibariyle sona ermesinin, akaryakıt sektörünü harekete geçirdiğini belirten Okalin, “Sektör açısından daha olumlu bir tablo ortaya çıktı. Bu durumun 2012’de de devam edeceğini öngörüyorum” yorumunu yaptı.
74 l SEKTÖR lENERJİAsmakinsan,RESveHES’tensonra güneşenerjisiyatırımınahazırlanıyorEnerji yatırımlarında büyüme kararı aldıklarını belirten Asmakinsan Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Parseker, yenilenebilir enerjide önümüzdeki üç yılda yıllık 150 megavat, beş yıl içinde de yıllık 250 megavat enerji üretir hale gelmek istediklerini aktardı“GÜNEŞ ENERJİSİ YATIRIMLARI 2.5 YILDA YÜZDE 35 UCUZLAR”Yenilenebilir enerji yatırımlarında yerli sanayinin devreye girmesi ve yeni teknolojilerin ortaya çıkmasıyla birlikte ilk yatırım maliyetlerinin giderek gerilediğine dikkat çeken İlhan Parseker, bunun güneş enerjisi yatırımlarını da etkileyeceğini söyledi. Güneş yatırımlarının en erken 2.5 yıl sonra başlayacağının altını çizen Parseker, bu süre zarfında yatırım maliyetlerinin yüzde 35 oranında ucuzlayacağını tahmin ettiklerini aktardı.Esra ÖZARFAT / BURSAEnerji yatırımlarına hız veren Asmakinsan, RES ve HES’in ardından güneş enerjisine de yatırım yapacak. Bandırma’da kurdukları 50 milyon Euro’luk 25 megavat elektrik üreten rüzgar enerjisi yatırımının ardından Yenişehir Boğazköy Hidroelektrik Santrali projesinin inşaatına devam ettiklerini aktaran Asmakinsan Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Parseker, 10 megavat gücünde olacak 15 milyon dolarlık yatırımın 2012 yılı Nisan ayında devreye gireceğini kaydetti. Yenilenebilir enerji kaynakları alanında yatırımlara devam edeceklerini dile getiren Parseker, “Şu anda kurulu güç 35 megavat. Önümüzdeki yıllarda enerji konusunda yatırımlara devam ederek büyümeyi planlıyoruz. Yenilenebilir enerjide önümüzdeki üç yılda yıllık 150 megavat, beş yıl içinde de yıllık 250 megavat enerji üretir hale gelmek istiyoruz. Bu arada yeniprojeler de araştırıyoruz” dedi. Aydın’ın Söke ilçesinde bir rüzgar enerji santrali projesi üzerinde çalıştıklarını ifade eden İlhan Parseker, ön anlaşma imzaladıkları 104 megavatlık proje için araştırmalarının devam ettiği bilgisini verdi. Parseker, “Aydın’da daha önceden lisansı alınmış bir yerin projesini devralıyoruz. Onunla ilgili ölçümler devam ediyor. Veriler ortaya çıktığında yatırımımız 4-5 ay içinde belli olacak. Burasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarındaki gücümüzü tamamlamış olacağız. Aydın’daki projenin maliyeti 150 milyon Euro olacak. Ön anlaşma yapıldı, rüzgar verileri bize sunulan çerçevedeyse projeyi alacağız” bilgisini verdi. Ayrıca önümüzdeki yıl EPDK tarafından açılması planlanan güneş enerjisi ihalesine katılmak için hazırlıklara başladıklarını belirten İlhan Parseker, bu alanda da yeni projeler üretmeye çalıştıklarını anlattı. Parseker, şunları söyledi: “Güneş ener-jisinde en az bir yıllık güneş ölçümleri gerekiyor. Bu ölçümlerle birlikte yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Güneş ölçümleriyle ilgili çıkmış olan bir radyasyon haritası var. Burada güneş oranının yüksek olduğu bölgeler belirtiliyor. Güneydoğu Anadolu da dahil olmak üzere Konya ve güneyindeki bölgelerde yatırımlar öngörülüyor. Biz de buralar üzerinde çalışıyoruz.” Güneş enerjisi yatırımlarının şu anki mevcut fiyatlarla hâlâ fizibl olmadığını belirten İlhan Parseker, fiyatların gerilememesi halinde güneş yatırımlarının yapılmasının güç olduğuna vurgu yaptı. Yenilenebilir kaynaklarda fiyatın belli olmasına rağmen diğer alanlarda yatırım yapmanın zorlaştığına dikkat çeken Parseker, “Gaz maliyetleri enerji satış maliyetimizi kurtarmıyor. Doğalgazdan enerji üretmek kârlı bir yatırım olmaktan çıktı. Şu anda devletin alım garantisi olması bakımından en uygun olanı yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Ancak, bununla ilgili de bir handikap var. Siz 10 yıl borçlarınızı ödeyeceksiniz ve geri dönüşümünüzü alacaksınız. 10 yıl kazanç sağlayamayacaksınız. 10 yıl sonra devletin alım garantisi bittiği gün ne olacağı ne yazık ki bilinemiyor. Bu nedenle hükümet yenilebilir enerji kaynaklarının kullanılmasıyla ilgili yatırımcıyı teşvik etmeli” ifadesini kullandı.Eltes, 2012 yılında dokuz yeni projeye imza atacakEnerji santrallerinin işletme sürecinde temin ettiği veya montajını yaptığı ekipman ve sistemlerin bakım ve onarımını yapan Eltes Enerji Mühendislik, 2012 yılında kurulu gücü yaklaşık 600 MW olan dokuz yeni projeye imza atacak. Geçen yılı oldukça iyi geçirdiklerini ve yıl içinde 24 ayrı projede hizmet verdiklerini dile getiren Eltes Enerji Mühendislik Genel Müdürü Hüseyin Erol, “Bu projelerden 10 adedi 2010 yılında, 14 adedi ise 2011 yılında işletmeye alındı. 2010 yılından devreden projeler haricinde toplam kurulu gücü yaklaşık olarak 400 MW olan dokuz yeni projeye 2011 yılında başlandı” dedi. 2011 yılında çalışılan proje sayısının 23 olduğunu duyuran Erol, bu yıl 14 proje bitirildiğini ve yıl sonuna kadar dört projenin daha işletmeye alınmasının planlandığını kaydetti. Erol, 2012 yılında ise sözleşmesini imzaladıkları, kurulu gücü yaklaşık olarak 600 MW olan dokuz yeni projeye başlayacaklarını duyurdu. Firmalarının 1977 yılında Eltes Mühendislik adıyla kurulduğunu ve uzun yıllar boyunca baraj ve hidroelektrik santral tesisleri, endüstriyel tesisler, trafo merkezleri, havaalanları, otel ve hastaneler, kimya ve petrokimya tesislerinde mühendislik, müşavirlik, imalat, montaj ve işletmeye alma çalışmaları yaptığını anlatan Hüseyin Erol, daha sonra firma adının Eltes Mühendislik olarak değiştirildiğini ve yeni ortakların katılımları ile yoluna devam ettiğini dile getirdi. Erol, Eltes Enerji’nin enerji santrallerinin işletme sürecinde temin ettiği veya montajını yaptığı ekipman ve sistemlerin bakım ve onarımını yaptığı bilgisini verdi. “Türkiye’deki büyüme enerji talebini de artırdı” Türkiye’nin özellikle son dönemde gerçekleştirdiği atılımlarla bölgenin ve dünyanın en güçlü ülkelerinden biri konumuna geldiğini söyleyen Hüseyin Erol, bu büyümenin enerji talebini de artırdığını ifade etti. Bu talebi karşılayabilmek için enerji sektörüne yönelik yatırımların ciddi oranlarda artış gösterdiğini belirten Erol, “Arz güvenliğinin sağlanmasında yatırımlarda enerji konusunda çeşitliliğe gidilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanılması ve kayıpların en aza indirilmesi hedeflenmelidir” şeklinde konuştu.
76 l SEKTÖR lENERJİKahramanmaraş’tahidrolikelektrik üretimiyılda3.5milyarKwh’eulaşacakDevam eden yatırımların tamamlanmasıyla Kahramanmaraş’ta yılda 3.5 milyar Kwh hidrolik elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Özel sektörün enerji üretimine yaptığı yatırım tutarı 1 milyar doları geçiyor. Bunun 388 milyon doları tamamlanmış durumdaAli ESKALEN/ KAHRAMANMARAŞ“GİRİŞİMCİLER, BÜYÜK BİR BAŞARI ÖRNEĞİ SERGİLİYOR”Enerji üretimi ve tüketimi konusunda Türkiye’nin büyüyen gücü haline gelen Kahramanmaraş, termik ve hidrolik kaynak zenginliğini kullanarak, bölgenin en dikkat çekici enerji merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Afşin ve Elbistan ilçelerindeki linyit rezervi, ilin en önemli kaynaklarından birini oluşturuyor. Türkiye’nin en büyük linyit rezervi olan 4.4 milyar tonluk linyiti işlemek üzere 1987 yılında Afşin-Elbistan A Termik Santrali’nin kurulduğu Kahramanmaraş’ta, 2005 yılında ise Afşin-Elbistan B Termik Santrali işletmeye açıldı. Bu iki santral Türkiye linyit kurulu gücünün yüzde 58.9’una, toplam termik elektrik kurulu gücünün ise yüzde 8.9’una sahip bulunuyor. İldeki bir diğer önemli potansiyeli ise yenilenebilir enerji oluşturuyor. Elbistan ilçesinden doğan 509 kilometre uzunluğundaki Ceyhan Nehri, hidroelektrik üretimi için vazgeçilmez bir öneme sahip bulunuyor. Ceyhan Havzası’nda yapılan hidroelektrik santrali projelerinin 21’i işletmeye alınırken, bu santrallerin toplam kurulu gücü 758 MW’ı buluyor. İnşa aşamasındaki 12 santralin toplam kurulu gücü 394 MW iken, su kullanım hakkı anlaşması yapılan 11 santral ise 117 MW’lık kurulu güce sahip olacak. İşletmedeki santrallerin yıllık üretimi 2.207 Gwh, inşa aşamasındakilerin üretimi 1.013 Gwh ve su kullanım hakkı anlaşması yapılan santrallerin üretimi ise 344 Gwh’tir. Buna göre Kahramanmaraş, mevcut santraller-le Türkiye hidrolik elektrik kurulu gücünün yüzde 4.5’ine sahip bulunuyor. Diğer projelerin tamamlanmasıyla birlikte bu oran 7.6’ya yükselecek. İl böylece kurulu hidrolik gücünü, termik elektrikteki payına yaklaştırmış olacak. Kahramanmaraş, 2010 yılı sonu itibariyle fiili termik ve hidrolik elektrik üretiminin yüzde 5’ini karşılıyor. Devam eden yatırımların tamamlanmasıyla Kahramanmaraş’ta yılda 3.5 milyar Kwh hidrolik elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Özel sektörün enerji üretimine yaptığı yatırım tutarı 1 milyar doları geçiyor. Bunun 388 milyon doları tamamlanmış durumda. Diğer kısmı ise devam eden yatırımlardan oluşuyor. Kahramanmaraş’ın sanayi üretiminden doğan enerji tüketimi ise, üst sıralarda yer alıyor. 2 milyar Kwh’in üstünde tüketim ile 81 il içinde dokuzuncu sırada bulunuyor.İLDEKİ KURULU HİDROLİK GÜÇ, TERMİK ELEKTRİK PAYINA YAKLAŞACAKKahramanmaraş, mevcut santralleriyle Türkiye hidrolik elektrik kurulu gücünün yüzde 4.5’ine sahip bulunuyor. Diğer projelerin tamamlanmasıyla birlikte bu oran 7.6’ya yükselecek. İl böylece kurulu hidrolik gücünü, termik elektrikteki payına yaklaştırmış olacak.Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Karaküçük, Kahramanmaraş’ın bugün sanayide olduğu gibi kısa vadede enerji alanında da merkez haline geleceğini açıkladı. Rakamlara bakıldığında ilin yaklaşık yüzde 10’luk bir pay ile Türkiye elektrik üretiminde ciddi bir yere sahip olduğunu dile getiren Karaküçük, ildeki girişimcilerin var olan potansiyeli iyi değerlendirerek büyük bir başarı örneği sergilediğini vurguladı. Yapılan yatırımların daha çok sermaye yoğun yatırımlar olduğuna değinen Karaküçük, “Enerji ithal etmek durumunda olan ülkemizde yerel kaynakların verimli şekilde kullanılması çok stratejik bir konu. Devam eden yatırımlar tamamlandığında yıllık ortalama 3.5 milyar Kwh üretime ulaşacağını hesaplıyoruz. Bazı kamu yatırımlarının tamamlanması, iletim sisteminin güçlendirilmesi ve gerekli hizmet altyapısının oluşturulmasıyla birlikte enerji üretiminin daha da artacağına inanıyorum” yorumunu yaptı.Süper Enerji Grubu’ndan jeotermal enerjiye 2012 yılında 155 milyon dolarlık yatırımBünyesinde bulunan Elite Enerji Üretim A.Ş., Süper Jeotermal Enerji Üretim A.Ş., Süper Enerji Üretim A.Ş. ve Süper Elektirik Toptan Satış A.Ş. şirketleri ile faaliyet gösteren Süper Enerji Grubu, 2011 yılı sonuna kadar jeotermal aramaları için 10 milyon dolar yatırım yapmayı planlıyor. Grup, 2012 yılında ise jeotermal enerji üretimi için 155 milyon dolar yatırım yapmayı hedefliyor. Elite Enerji’nin hidroelektirik üretimi yaptığını ve Bolu’da bulunan 15 MGW gücünde Kayabükü HES’in bu şirket bünyesinde yer aldığını söyleyen Süper Enerji Grubu Başkanı İsmail Yasubuğa, bir yıldır faaliyete olan hidroelektirik santralinin 80 milyon KW enerji üretmesinin beklendiğini kaydetti. Süper Jeotermal’in Manisa Alaşehir’de üç, Denizli’de bir adet ruhsata sahip olduğunun altını çizen Yasubuğa, Alaşehir’deki ruhsatlarda veri toplama işlemlerinin bittiğini, kuyu çalışmalarının devam ettiğini dile getirdi. Yasubuğa, Denizli ruhsatında ise arama disiplinine uygun çalışmalarının devam ettiğini ifade etti. Süper Elektirik Toptan’ın Ekim 2011 tarihinde toptan satış lisansını EPDK’dan alarak faliyetlerine başladığını duyuran Yasubuğa, “Süper Elektirik Üretim rüzgar enerjisi üretimi gerçekleştiriyor. İstanbul Çatalça’da Çataltepe RES lisansını almaya hak kazandı. Katkı payı anlaşması imzalandı, EPDK lisans işlemlerinin tamamlanmasını bekleniyor. 2012 yılı başında tesisin yapımının başlaması planlanıyor” diye konuştu. Yılın ilk sekiz ayında 55 milyon KW enerji üretimi gerçekleştirdiklerini ve 5 milyon 500 bin TL ciroya ulaştıklarını açıklayan İsmail Yasubuğa, elektirik fiyatlarının üretici açısından ucuz olması nedeni ile beklenen cironun yapılamadığına dikkat çekti. Yıl sonuna kadar planlanan yatırımların beklenen üretim lisansları çıkmadığı için 2012 yılına kaydırıldığını söyleyen Yasubuğa, 2011 yılı sonu itibarıyla jeotermal aramaları için 10 milyon dolar yatırım planlaması yaptıklarını kaydetti. Yapılması düşünülen 12 MGW gücündeki Çataltepe RES tesisinin 2012 yılında planlanan yatırım miktarının 25 milyon dolar olduğu bilgisini veren Yasubuğa, jeotermal arama çalışmalarının 2011 yılı sonunda bitmesinin planlandığını kaydetti. Ruhsatlarda yapılan çalışmaların keşifle sonuçlanacağının hesaplandığını aktaran Yasubuğa, “Grubun jeotermal enerji üretimi için planlanan yatırım tutarı 2012 yılı itibarıyla 155 milyon dolar” dedi. Türkiye’nin yenilenebilir doğal enerji kaynaklarını kullanmakta başarısız olduğunu ifade eden Yasubuğa, özel sektör yatırımlarıyla bu eksikliğin giderilebileceğini kaydetti. Yasubuğa, sözlerine şöyle devam etti: “Yatırımların yapılması esnasında ağır bürokratik işlemler azaltılmalı ve zaman kayıpları önlenmeli. Ayrıca yatırımcının ağır vergi yükü azaltılarak, üretilen enerjideki fiyatların üreticiyi koruyacak biçimde düzenlemesi gerekiyor.”
ENERJİ 21 FUAR 77GasTurkey,sektörü beşincikezbuluşturacakYaptığı organizasyonlar ile sektörün gündemine yön veren Gas Turkey / Uluslararası LPG, CNG, LNG Fuarı, 29 Mart-1 Nisan 2012 tarihleri arasında CNR Expo Fuar Alanı’nda sektörün liderlerini beşinci kez biraraya getirecekTürkiye’den tüm dünya ülkelerine ihracat imkanı yaratması açısından zamanla gaz ve gaz ekipmanları ticaretinin merkezi haline gelen Gas Turkey, beşinci kez sektörü bir araya getirecek. 5. Uluslararası LPG, CNG, LNG Fuarı, Senexpo Uluslararası Fuarcılık’ın organizatörlüğünde 29 Mart-1 Nisan 2012 tarihleri arasında CNR Expo Fuar Alanı’nda gerçekleşecek. Fuar, beşinci yılında da LPG, CNG ve LNG’ye dair tüm yeniliklerin sergilendiği ve fırsatların değerlendirildiği yer olacak. Yaklaşık 2.3 milyon aracın otogaz kullandığı ve yılda 250 bin civarında araç dönüşüm kitinin satıldığı Türkiye’de Gas Turkey, otogaz dönüşümü yapmak isteyen ziyaretçiler için fırsatlar sunarken, katılımcılar için de yeni iş bağlantıları sağlayacak. Gas Turkey’de geçen yıl toplam 134 firma yer aldı. ABD, Almanya, Arjantin, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Çin, Fransa, Güney Kore, İran, İspanya, İtalya, Hollanda, Kanada, Litvanya, Makedonya, Norveç, Polonya, Tayland, Yeni Zelanda’dan 52 yabancı firmanın katılım gösterdiği fuar, 5 bin 572 metrekare alanın üzerinde gerçekleşti. Fuar, bin 14’ü yabancı, toplam 11 bin 749 profesyonel ziyaretçi tarafından gezildi. Enerji sektöründe ekonomik ve çevreci ürünlerin sergilendiği Türkiye’nin ilk ve tek LPG, CNG, LNG Fuarı; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye LPG Derneği, ODİDER, ÇMO, KMO, Botaş, TOMDER, GAZDER,FUAR, KATILIMCILARA YENİ İŞ BAĞLANTILARI SAĞLAYACAKFuar, beşinci yılında da LPG, CNG ve LNG’ye dair tüm yeniliklerin sergilendiği ve fırsatların değerlendirildiği yer olacak. Yaklaşık 2.3 milyon aracın otogaz kullandığı ve yılda 250 bin civarında araç dönüşüm kitinin satıldığı Türkiye’de Gas Turkey, otogaz dönüşümü yapmak isteyen ziyaretçiler için fırsatlar sunarken, katılımcılar için de yeni iş bağlantıları sağlayacak.ALSİAD, MMO, Enerji Ekonomisi Derneği gibi dernek ve odalar tarafından destekleniyor. Dernek ve odaların desteği, yurtdışı acenteleri ile yürütülen ortak çalışmalar, yerel ve ulusal basında yapılan tanıtım çalışmaları ile performansını her geçen yıl artıran fuarda, Avrasya Bölgesi’ne yatırım yapmak isteyen çok sayıda firma, bölgedeki yatırım olanaklarını keşfetmek amacıyla yer alacak. Her geçen yıl artan performansıyla sektördeki yerini sağlamlaştıran fuar, dört gün boyunca ziyaretçilerine ev sahipliği yapacak. Gas Turkey’in fuar profilini ise; LPG, CNG, LNG sınai gazlar üretici ve dağıtıcı firmalar, otogaz kit üreticileri, distribütörleri, otogaz dönüşümcüleri, istasyon ekipman üretici ve ithalatçıları, tüp dolum tesisi ekipman üreticileri, basınçlı kaplar üretici ve ithalatçıları, gaz ölçüm cihazları, gaz depolama, taşıma sistemleri, mühendislik, proje ve taahhüt, yazılım firmaları ve sektörel basın yayın kuruluşları ve dernekler oluşturuyor.
78 l SEKTÖR lENERJİ“Türkiye,düşüküretimmaliyetleriile Avrupa’yaelektriksatarhalegelecek”Enerji yatırımlarında son yıllarda yaşanan artışın yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da ilgisini çeker hale geldiğini ifade eden Enpro Mühendislik Genel Müdürü Ahmet Fayez, ‘enerji üretim bölgesi’ olma yolunda ilerleyen Türkiye’nin Avrupa’daki potansiyel tüketicilere düşük üretim maliyetleri ile ciddi miktarlarda elektrik satar hale geleceğini savunduANKARASon yıllarda Türkiye’de yapılan enerji yatırımlarının dünyanın ilgisini çektiğini söyleyen Enpro Mühendislik Genel Müdürü Ahmet Fayez, “Türkiye, Avrupa’daki potansiyel tüketicilere düşük üretim maliyetleri ile ciddi miktarlarda elektrik satar hale gelecek ve bu pazarda önemli bir yerde olacak. Türk yatırımcılar bu hedeflere yönelik çalışmalara devam etmeli. Yatırımlarından önce doğru ve teknik fizibilite yaparak önlerini görecek şekilde ilerlemeli” dedi. Türkiye’nin enerji potansiyelini değerlendiren Fayez, son yıllarda enerji yatırımlarında yaşanan artışın yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da ilgisini çeker hale geldiğini ifade etti. Türkiye’nin bir ‘enerji üretim bölgesi’ olma yolunda ilerlediğini aktaran Fayez, son yıllarda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) yapılan başvuruların da bunu desteklediğini bildirdi. Türkiye’nin Avrupa’daki potansiyel tüketicilere düşük üretim maliyetleri ile ciddi miktarlarda elektrik satar hale geleceğini ve bu pazarda önemli bir yer edineceğini öngören Fayez, “Türkiye ve Türkiye’deki yatırımcılar bu hedeflere yönelik çalışmalara devam etmeli. Fakat yatırım yapmadan önce doğru ve teknik fizibilite çalışmaları yaparak önlerini görecek şekilde ilerlemeliler” ifadesini kullandı. 2010 yılının önceki yıllara nazaran yatırım-cı ve projeler anlamında bir düşüş eğrisi ile devam ettiğini dile getiren Ahmet Fayez, son yıllarda yaşanan krizlerin olumsuz etkilerini yaşadıklarını, ama beklentilerinin hâlâ yüksek olduğunu söyledi. 2010’un her sektör için verimsiz bir yıl olduğu görüşünü paylaşan Ahmet Fayez, “Fakat 2011, önceki yıla göre çizdiği düzelme eğrisi ile sonraki yılların da daha iyi olacağının göstergesi. Özellikle enerji sektöründeki bu yatırım atağı, önümüzdeki yıllarda diğer tüm sektörlerde de yatırımların devam edeceğinin işareti” diye konuştu. EPDK’da asılı duran binlerce enerji yatırımı başvurusunun nasıl sonuçlanacağının sektördeki en önemli gündem maddesini oluşturduğunu kaydeden Ahmet Fayez, “Ön çalışmaları bitirilmeden yapılan başvurular hem sürecin uzamasına neden oluyor, hem de EPDK’nın üzerine gereksiz yere iş bindirip işleri içinden çıkılmaz hale getiriyor. Yatırımcıların başvurularında profesyonel danışmanlık yapan firmalardan hizmet alması gerek. Yatırım başvurularında da teknik ve ticari fizibilitelerin doğru bir şekilde yapılması şartı aranmalı ve seçim kriterleri artırılmalı” açıklamasını yaptı. “11 ülkede pek çok yerli ve yabancı projede yer aldık” Enpro’nun 2003 yılında doğalgazla çalışan elektrik santrallerine mühendislik hizmetleri ver-“EPDK BAŞVURULARINDA ÖN ÇALIŞMA YAPILMALI”EPDK’da asılı duran binlerce enerji yatırımı başvurusunun nasıl sonuçlanacağının sektördeki en önemli gündem maddesini oluşturduğunu kaydeden Ahmet Fayez, “Ön çalışmaları bitirilmeden yapılan başvurular hem sürecin uzamasına neden oluyor, hem de EPDK’nın üzerine gereksiz yere iş bindirip işleri içinden çıkılmaz hale getiriyor. Yatırım başvurularında teknik ve ticari fizibilitelerin doğru bir şekilde yapılması şartı aranmalı ve seçim kriterleri artırılmalı” açıklamasını yaptı.YENİ ÜRÜNLER TANITILACAKSekiz yıl gibi kısa bir zamanda uluslararası pek çok proje tamamlayan Enpro’nun Ankara’da genişlemiş kadrosu ile çalışmalarına devam ettiğinin altını çizen Ahmet Fayez, Türkiye’de hızla artmakta olan enerji ihtiyacı karşısında müşterilerine mümkün olabildiğince yerli hizmetler verebilmek için Ar-Ge çalışmalarına devam ettiklerini kaydetti. Fayez, yakın zamanda tasarımı tamamlanan yeni ürünlerini müşterilerine tanıtacaklarını belirterek, “Yalnızca mühendislik, tedarik ve taahhüt hizmetleri vermekle sınırlı kalmayıp, firmamızı uluslararası arenada tanınan bir marka haline getirmek istiyoruz” dedi.mek için kurulduğunu anlatan Ahmet Fayez, 11 ülkede pek çok yerli ve yabancı projede yer aldıklarını söyledi. Fayez, enerji üretimi yapmadıklarını, enerji üretimi yapan firmalara mühendislik, tedarik, montaj ve devreye alma işleri yaptığını söyledi. Firmanın ilk yıllarında mühendislik ve danışmanlık hizmetleri verdiğini dile getiren Fayez, bir yandan da mühendisliğini kendi bünyesinde tamamladığı gaz türbini exhaust sistemlerini uluslararası yatırımcılara tanıtmayı başardığını aktardı. Tamamen Türk mühendislerin yer aldığı kadro ile Ar-Ge çalışmalarına hızla devam ettiklerini ifade eden Fayez, “By pass sisteminin körüklerinin ve susturucusunun tasarımını da kısa zamanda tamamlayarak sektörde uluslararası alanda adımızı daha çok yatırımcıya duyurmayı başardık. Enerji sektörünün talepleri doğrultusunda çalışmalarımıza devam ederken, satın alma ve lojistik bölümlerini de güçlendirerek yolumuza devam ettik” bilgisini verdi. Enpro’nun yalnızca kendi tasarımı olan ürünleri müşterilerine sunmakla kalmadığını vurgulayan Ahmet Fayez, elektrik santralleri için gerekli ekipman ve malzemelerin dünyanın dört bir yanından proje sahalarına tedarikini sağlayabilen, hammadde, ekipman tedariki yapabilen bir şirket haline geldiğini bildirdi. Mühendislik ve malzeme tedariklerinin ardından taahhüt sektöründe de çalışmalara başladıklarını, yurtiçi ve yurtdışında elektrik santralleri için montaj hizmetleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Fayez, “Günümüzde Enpro, doğalgaz ile çalışan elektrik santrallerinin kavramsal ve detay tasarımlarını, fizibilite çalışmalarını, şartname hazırlıklarını, proje danışmanlı ve yönetim hizmetlerini yapabilen, kendi ürünlerinin mühendisliğini yapan, ekipman ve malzeme tedarikleri sağlayan, imalat ve montaj hizmetleri verebilen aynı zamanda da elektrik santralleri bakım-onarım işleri için tespit, yedek parça tedariki ve rehabilitasyonlar yapabilen uluslararası bir şirket oldu” şeklinde konuştu.
ENERJİ 23 FUAR 79Sateksolar,Melexelektrikliarabaları Türkiye’deüretmehedefindeSolar Drive güneş enerjisi kiti distribütörlüğünü 2011 yılı başında, Melex elektrikli arabaların distribütörlüğünü nisan ayında aldıklarını vurgulayan Ayfer Gülüm, hedeflerinin yılda 300 adet Melex elektrikli araba satıp, üretimi Türkiye’ye kaydırmak olduğunu söylediElektrikli arabalar ve güneş enerjisinden elektrik üretimi ile ilgili ürünlerin distribütörlüğünü yapan Sateksolar, Melex elektrikli arabaların hedef satış adedini yakalayarak, üretimini Türkiye’ye kaydırmayı amaçlıyor. Firma, bunu yılda 300 adet araba sattığı takdirde gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu yıl fuarlara katılarak daha çok tanıtım faaliyetlerinde bulunduklarını ve ürünlerinin çok ilgi çektiğini kaydeden Sateksolar Yenilenebilir Enerji Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Ayfer Gülüm, “Firmamız enerji yatırımı konusunda faaliyet gösteren bir yapıya sahip değil. Amacımız güneş enerjisi kullanımını yaygınlaştırarak, CO2 emisyonunu azaltmak. Dolayısıyla sürdürülebilirliği sağlamayı ve bu misyona seçtiğimiz ürünlerin kullanımını yaygınlaştırarak katkıda bulunabileceğimizi düşünüyoruz” dedi. Hedeflerinin özellikle Melex elektrikli arabaların hedef satış adedini yakalayarak, üretimini Türkiye’ye kaydırmak olduğunu aktaran Gülüm, bu projenin yılda 300 adet araba satıldığı takdirde gerçekleşmesi planlanan bir proje olduğunu ifade etti. Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında özellikle güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisini önemli bir potansiyel olarak gördüklerini vurgulayan Ayfer Gülüm, AB ve diğer ülkelerin de Türkiye’deki bu potansiyelin bilincinde olduklarını dile getirdi. “Türkiye, güneş kemeri (SolarBelt) ülkelerinden birisi olarak, önümüzdeki 20 yıl içinde güneş enerjisinden üreteceği elektrik ile AB için kaynak ülke olarak görülüyor” diyen Gülüm, “Ancak, Türkiye’de maalesef güneş enerjisi dünyada diğer ülkelerde olduğu kadar desteklenmiyor. Bu nedenle gelişme ve yatırımlar, olması gereken seviyenin çok altında kaldı. Türkiye için CSP (Concentrated Solar Power) güneş enerjisinden üretilen su buharı ile elektrik üretimi sistemlerinin daha doğru olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.“DOĞAL ENERJİ KAYNAKLARININ TEŞVİK EDİLMESİ TÜRKİYE’YE KAZANÇ SAĞLAYACAK”Ayfer Gülüm, Türkiye’nin enerji ihtiyacında yüzde 70 dışa bağımlı olduğunu dile getirdi. Bu durum göze alındığında güneş ve rüzgâr gibi doğal kaynakları kullanarak yapılacak yatırımlarının teşvik edilmesinin uzun vadede Türkiye’nin kazancı olacağını belirten Gülüm, 2012 yılında güneş enerjisi santrali yapılmaya başlanacağını öngördüklerini kaydetti.Dünyada elektrikli arabalar ve güneş enerjisinden elektrik üreten ürünlerle ilgili vergi konusunda çok ciddi teşvikler olduğunu söyleyen Gülüm, Türkiye’de ise teşviklerin düşük seviyelerde olması nedenle bu tür yatırımların yapılma ve ürünlerin kullanılma süreçlerinin yavaş ilerlediğini vurguladı.
80 l SEKTÖR lENERJİAttogroup’tanenerji sektörüneyeniteknolojilerAltyapı ve enerji sektöründe faaliyetlerine 2000 yılından bu yana devam eden Attogroup, dünyada Horizontal Directional Dirilling Technology (HDD) olarak bilinen Yönlendirilebilir Yatay Sondaj Sistemi (YYS) ve Mikrotünel Sistemi’ni Türkiye ile buluşturduANKARAHızla gelişen dünyada, projeleri kısa zamanda ve daha ekonomik koşullarda toprak altına indirebilmek için büyük bir yarış olduğunu belirten Attogroup Genel Müdürü Refik Atay, Türkiye’ye getirdikleri Horizontal Directional Dirilling Technology (HDD), Yönlendirilebilir Yatay Sondaj Sistemi (YYS) ve Mikrotünel Sistemi’nin ülke ekonomisine büyük kazanç sağlayacağına dikkat çekti. Dünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek altyapı ve enerji sektöründe yatırımlara yöneldiklerini belirten Refik Atay, toplam kalite prensipleri doğrultusunda akılcı çözümler üretmeyi hedeflediklerini aktardı. Dünyada uygulanan altyapı çalışmaları ile ilgili modern teknolojileri Türkiye’de uyguladıklarını vurgulayan Atay, “Mikrotünel Boru Yenileme Sistemi ile üst yapıda kazı yapılmaksızın yer altına is-tenilen çapta ve nitelikte boru döşenebiliyor. Teknolojideki gelişmeleri takip ederek bilgi birikimimizi sürekli yeniliyoruz ve böylece müşteri portföyümüzü artırmaya devam ediyoruz” diye konuştu. Buna ek olarak hidroelektrik santrallerinde cebri borularının yatay sondajla sürülmesi işlerinde çözüm ortağı olduklarını belirten Refik Atay, “Bu sistemle, kayalık zeminlerde zemin gevşetme metodu uyguladıktan sonra 900 milimetre ile 3 bin milimetre çapı arasında, minimum 8 milimetre, maksimum 20 milimetre et kalınlığındaki, maksimum 500 metre uzunluğa kadar cebri boruları, maksimum yüzde 35-40 metre eğimle sürebilmektedir” dedi. Bu çalışmayla sürülen boruların, çıkış aynasından çıktıktan sonra zemin ile cebri boru arasında yapılan kontakt enjeksiyonu yaptırılarak zemine sabitlendiğini kaydeden Refik Atay, “Al-ALTYAPI VE ENERJİ ALANINDA YATIRIMLARA YÖNELDİDünyadaki teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek altyapı ve enerji sektöründe yatırımlara yönelen Attogroup, toplam kalite prensipleri doğrultusunda akılcı çözümler üretmeyi hedefliyor. Firma, dünyada uygulanan altyapı çalışmaları ile ilgili modern teknolojileri Türkiye’de uygulamayı sürdürüyor.ternatif çözümlerdeki cebri boruların tünel içinden götürülmesi durumunda açılacak tünel maliyetinin ortadan kalkması, cebri boruların yüzeyden gitmesi durumunda ise eğimli arazide ana zemini bulana kadar yapılacak hafriyat, kayar ve sabit mesnetlerin betonlama işlemleri, çalışma yollarının açılması gibi maliyetler ortadan kalkmaktadır. Bu sayede projelerde ciddi tasarruflar sağlanmaktadır” şeklinde konuştu.
38 l SEKTÖR lENERJİAkfen’denHESsantrallerine 532milyonEuro’lukyatırımAkfen Holding’in proje aşamasında olanlar da dahil olmak üzere portföyünde yer alan hidroelektrik santrallerinin toplam yatırım tutarının 532 milyon Euro değerinde olduğunu açıklayan Saffet Atıcı, “HES santrallerinin yatırımı tamamlandığında toplam 354.18 MW kurulu güç kapasitesine ve yıllık 1329,22 Gws üretim kapasitesine ulaşacağız” dedivurusu yapıldığını aktaran Atıcı, 450 MW kurulu güç ve yıllık 3.262,5 milyar kwh üretim kapasitesine sahip olacak Mersin Kombine Doğalgaz Santrali ile ilgili gerekli tüm yasal izinlerin alınarak, lisans için gerekli başvuruların yapıldığını dile getirdi. “Türkiye’de enerji, en hızlı büyüyen sektörlerden biri” Türkiye’nin doğal enerji kaynakları açısından çok zengin bir ülke olmadığına değinen Saffet Atıcı, şunları söyledi: “Dolayısıyla ülkemizin gelişen ekonomisinin en büyük ihtiyacı olarak ortaya çıkan enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için makro yatırım ve üretim planları yapılmalı. Her projenin mutlaka realize edilmesi lazım. Ancak birçok proje yatırım aşamasında olmamasına rağmen gerçek yatırımcıya açık değil. Gerçek yatırımcıların proje bulmakta sıkıntı çektiğini görüyoruz.” Türkiye’de enerji sektörünün en hızlı büyüyen sektörlerden biri olduğunu dile getiren Atıcı, 20052009 yılları arasında ortalama yüzde 4.7 bileşik büyüme oranıyla artan enerji talebinin, 2009-2018 yılları arasında yaklaşık yüzde 6.3 ila 7 bandında artmasının beklendiğine dikkat çekti. Bu yüksek talep artışını karşılamak üzere özel sektör tarafından enerji sektörüne 2010 yılında ciddi yatırımlar yapıldığını belirten Saffet Atıcı, yeni yatırımlarla birlikte 2011 yıl sonunda geçen yılın üzerine çıkılacağının göründüğünü söyledi. Son dönemde hızlanan serbestleşme süreci ile Türkiye enerji sektörünün çehresinin de önemli ölçüde değiştiğinin altını çizen Atıcı, rekabetin arttığına ve her geçen gün yeni oyuncuların piyasaya dahil olduğuna işaret etti. Atıcı, sektörün önde gelenlerinin de enerji portföylerine yeni santraller ekleyerek mevcut kurulu güçlerini artırdıklarını ifade etti. HES’lere yapılan yatırımların önüne her geçen gün daha fazla engel çıktığını savunan Atıcı, şöyle konuştu: “Ekonomik anlamda proje bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Yine rüzgâr enerjisinin önündeki engeller de henüz kaldırılamadı. Güneş enerjisi ise pahalı bir yatırım olarak özelliğini koruyor. Dolayısıyla gelişmeleri izliyor ve çıkabilecek fırsatları değerlendirmek üzere pozisyon alıyoruz.”“TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜNÜN ÇEHRESİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE DEĞİŞTİ”Yüksek talep artışını karşılamak üzere özel sektör tarafından enerji sektörüne 2010 yılında ciddi yatırımlar yapıldığını belirten Saffet Atıcı, yeni yatırımlarla birlikte 2011 yıl sonunda geçen yılın üzerine çıkılacağının göründüğünü söyledi. Son dönemde hızlanan serbestleşme süreci ile Türkiye enerjisi sektörünün çehresinin de önemli ölçüde değiştiğinin altını çizen Atıcı, rekabetin arttığına ve her geçen gün yeni oyuncuların piyasaya dahil olduğuna işaret etti.“ŞİRKETLERİMİZ GERÇEK DEĞERİNİ BULDUĞU ZAMAN SATABİLİRİZ”Enerjide 350 MW toplam kapasiteyle 17 ruhsatın sahibi oldukları bilgisini veren Saffet Atıcı, “Akfen Holding olarak gerektiğinde bulunduğumuz bütün şirketlerden çıkabilme prensibimiz var. Şirketlerimiz gerçek değerini bulduğu zaman da satabiliriz” açıklamasında bulundu. Atıcı, “Bunda bir sakınca da görmüyoruz. Bizim için önemli konu, şirketimizin gerçek değerini bulmasıdır. Alıcı çıkarsa uygun koşullar oluştuğunda iştiraklerimizi nakde çevirebiliriz. Ama bu demek değildir ki, bu sektörden tamamen çekilebiliriz” yorumunu yaptı.Enerji sektöründe daha önce yapımına başlanan projelerinin devam ettiğini kaydeden Akfen HES Yatırımları ve Enerji Üretimi Genel Müdürü Saffet Atıcı, hidroelektrik santralleri yatırımlarının üç ana şirket bünyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Atıcı, “Akfen Holding’in portföyünde bulunan hidroelektrik santrallerinin (HES) yatırımı tamamlandığında, toplam 354.18 MW kurulu güç kapasitesine, yıllık ise 1329,22 Gws üretim kapasitesine ulaşacağız” bilgisini verdi. Akfen HES Yatırımları ve Enerji Üretim AŞ (HES-1) bünyesinde toplam 131.67 MW kurulu gücünde 11 proje, Akfen Hidroelektrik Santrali Yatırımları AŞ (HES-2) bünyesinde toplam 118.81 MW kurulu gücünde sekiz proje olduğunu açıkla-yan Saffet Atıcı, Akfen Enerji Kaynakları Üretim AŞ (HES-3) bünyesinde proje dizayn süreci devam eden baraj tipi Laleli HES ve lisans süreci devam eden nehir tipi Adadağı HES olmak üzere toplam 104 MW kurulu güce sahip iki proje bulunduğunu vurguladı. Atıcı, “Bunun yanı sıra Çoruh Nehri üzerinde yapılması planlanan Laleli HES projesinin de temelini yine 2012 yılı içinde atmayı planlıyoruz” dedi. Akfen Holding’in enerji yatırımlarının, proje aşamasında olanlar da dahil olmak üzere portföylerinde yer alan hidroelektrik santrallerinin toplam yatırım tutarı hakkında bilgi veren Saffet Atıcı, HES-1 için 228 milyon Euro, HES-2 için 147 milyon Euro ve HES-3 için 157.5 milyon Euro olmak üzere toplam 532 milyon Euro değerinde olduğunu açıkladı. Atıcı, enerji yatırımlarının finansmanını kendi öz kaynakları ve banka kredileri vasıtasıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Akfen Holding olarak hidroelektrik santrali yatırımlarında Ocak 2007 tarihinden bu yana iştirakleri vasıtasıyla faaliyet gösterdiklerini hatırlatan Atıcı, yenilenebilir HES portföylerinin megavatsaat başına 73 dolar alım garantisine sahip olduğunu, üretiminin ilk 10 yılı boyunca oluşabilecek fiyat risklerine karşı koruma altında bulunduğunu dile getirdi. Yatırım programlarına uygun şekilde hidroelektrik santrallerinin ticari enerji üretimi için devreye alınmasıyla beraber, 2011 yılının ilk dokuz ayı itibariyle faaliyete geçen dokuz santralin toplam kurulu gücünün 115.02 MW olduğunu söyleyen Atıcı, “Yıllık ise 497.71 milyon GWh enerji üretim kapasitesine ulaştı. 2012 yılı sonuna kadar toplam 224 MW enerji üretimine ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Ayrıca enerji projeleri geliştirme kapsamında Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’ne 12 kilometre mesafede belirlenen lokasyonda lisans baş-
40 l SEKTÖR lENERJİStatkraft,ÇetinProjesi’ni2015 yılındatamamlamayıplanlıyorİnşaatı devam eden Kargı Kızılırmak Hidroelektrik Santrali’ni 2013 yılı sonunda devreye alacaklarını söyleyen Statkraft Enerji Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Filiz Kolat, bunun yanı sıra yapımına başladıkları toplam 500 milyon Euro yatırım maliyetli Çetin Hidroelektrik Santral Projesi’ni de 2015 yılında bitirmeyi planladıklarını açıkladıro civarında olacağına dikkat çeken Kolat, “Statkraft’ın Türkiye’de hidroelektrik alanında önde gelen üreticiler arasına girme stratejisiyle uyumlu olarak Çetin yatırımına başlandı. Bu yatırım, Türkiye’deki hidroelektrikten sağlanan kurulu kapasitede ciddi bir artış sağlayacak. Böylece Türkiye ve Avrupa’ya daha fazla temiz enerji sağlanmasına katkıda bulunacak. Ayrıca bölgede istihdam ve kalkınma yaratarak, sürdürülebilir gelişmeyi destekleyecek” dedi. Çetin Projesi’nin, Siirt il sınırları içinde Botan Çayı üzerinde yer alacak biri ana, biri Aşağı Çetin olarak adlandırdıkları iki baraj ve iki santralden oluştuğunu anlatan Ayşe Filiz Kolat, Ana Çetin’in 401 MW kurulu gücüyle büyük bir baraj gölü olacağının altını çizdi. Aşağı Çetin’in ise 116 MW’lık kurulu gücü olmasının planlandığını söyleyen Kolat, proje tamamlandığında yıllık bin 400 GWs elektrik üreteceğini dile getirdi. Bunun Türkiye’de 460 bin hanenin enerji tüketimi demek olduğunu vurgulayan Kolat, “Yatırımın inşaat işleri, Yüksel ve İlci adlı iki Türk inşaat firmasının ortaklığı tarafından yürütülecek. Elektromekanik aksamın ise Avusturyalı Andritz Hydro firması tarafından tedarik edilmesi için anlaşma sağlandı” bilgisini verdi. “Türkiye, enerji piyasasında Avrupa’da en hızlı büyüyen ülke” Türkiye’nin, dünyada enerji piyasasının Çin’den sonra ikinci, Avrupa’da ise en hızlı büyüyen pazar konumunda olduğunu vurgulayan Ayşe Filiz Kolat, yıllık elektrik enerjisi talebinin 2020 yılına kadar ikiye katlanarak 200 TWh’den 400 TWh’ye çıkmasının öngörüldüğünü dile getirdi. “Biz yenilenebilir enerji odaklı bir firma olduğumuz için diğer kaynaklarla ilgili bir değerlendirmeye girmeden, kendi konumuzla ilgili bazı tespitlerde bulunabiliriz” diyen Kolat, günümüzde hidroelektrik ile Türkiye’de tüketilen enerjinin yüzde 20-25’inin karşılandığının altını çizdi. Yerel kaynakların kullanımına öncelik verme politikası göz önüne alındığında hidroelektrikte ciddi bir büyüme potansiyelinin bulunduğunu söyleyen Kolat, hidroelektrik potansiyelinin değerlendirilmesi için birkaç yıldır özel sektöre lisans verildiğini kaydetti. Yatırımcıların, projelerini tamamlamak için gereken çalışmaları sürdürdüklerini belirten Kolat, “Ancak bazı projelerde çeşitli sebeplerden kaynaklanan geciktirici ve maliyet artırıcı problemler mevcut. Bunların çözümü için yatırımcı ve düzenleyici mekanizmanın el ele çalışması gerekiyor. Bunu yaparken de sürdürülebilir büyüme için enerji üretimi ve çevre dengesinin iyi kurulmasında fayda olduğunu düşünüyoruz” yorumunu yaptı. “HES’lerde bazı kötü örnekler sektörün genelini olumsuz etkiliyor” Enerji sektöründeki talep büyümesi ve bu talebin hangi kaynaklardan karşılanacağının, gaz ve petrolde dışa bağımlılığın, yerel kaynakların etkin kullanımı ve nükleer enerjide planlanan yatırımların gündem maddeleri arasında yer aldığını aktaran Ayşe Filiz Kolat, uzun vadede yatırım artışı, istihdam ve buna bağlı sosyal ve demografik gelişmelerin de yakından ilişkili konular olduğunu ifade etti. Bütün yatırımlarda olduğu gibi enerji yatırımlarında da çevresel ve sosyal etkilerin oluştuğunu vurgulayan Kolat, bu etkilerin zaman zaman sorun haline geldiğini dile getirdi. Özellikle HES’ler söz konusu olduğunda bazı kötü örneklerin sektörün genelini olumsuz yönde etkilediğini söyleyen Kolat, yatırımların yol açabileceği etkilerin doğru olarak saptanması ve değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Halkla, yöneticilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve diğer paydaşlarla diyalog halinde olunması ve etkilerin iyi anlatılmasının büyük önem taşıdığını belirten Kolat, “Bunun yanında oluşabilecek zararların önlenmesi ve gerekirse tazmini çok önemli hususlar. Bugüne kadar devlet eliyle yürütülen yatırımların kısmen özel sektöre aktarılması, devletin rolünü biraz değiştiriyor. Bu açıdan kanun yapıcıların, denetleyici mekanizmaların ve yatırımcıların ortak faydaları için çok sıkı işbirliği yapmak gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu..“ÇETİN PROJESİ, TÜRKİYE’DEKİ HİDROELEKTRİK KAPASİTESİNDE CİDDİ ARTIŞ SAĞLAYACAK”Statkraft’ın Türkiye’de hidroelektrik alanında önde gelen üreticiler arasına girme stratejisiyle uyumlu olarak Çetin Projesi’nin yatırımına başlandığını açıklayan Ayşe Filiz Kolat, “Bu yatırım, Türkiye’deki hidroelektrikten sağlanan kurulu kapasitede ciddi bir artış sağlayacak. Böylece Türkiye ve Avrupa’ya daha fazla temiz enerji sağlanmasına katkıda bulunacak. Ayrıca bölgede istihdam ve kalkınma yaratarak, sürdürülebilir gelişmeyi destekleyecek” dedi.Türkiye’de yatırım yapma kararı alınırken gelecek döneme yönelik öngörülen büyüme potansiyelinin önemli rol oynadığını aktaran Statkraft Enerji Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Filiz Kolat, şu ana kadar şirketin inşaat projeleri dâhil toplam yatırım miktarının 1.2 milyar dolar civarında olduğunu kaydetti. Kolat, “Bundan sonra da büyüme hedeflerimizle uyumlu olarak yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Gerek kamuda, gerekse özel sektörün geliştirdiği projelerde uygun fırsatları gözden geçirip değerlendiriyoruz” diye konuştu. Adana’daki 20 MW’lık Çakıt HES tesisinin yanı sıra Çorum’da inşaatı devam eden 102 MW’lık Kargı Kızılırmak Hidroelektrik Santrali yatırımını 2013 yılı sonunda tamamlamayı hedeflediklerini belirten Kolat, ayrıca Siirt’te 517 MW kapasitede Çetin Hidroelektrik Santral Projesi yatırımına da başladıklarını dile getirdi. Çetin Projesi’nin 2015 yılında tamamlanmasının planlandığını vurgulayan Kolat, Çetin Projesi’nin inşaat safhasında bin 500 kişinin istihdam edileceğini aktardı. Projenin toplam yatırım maliyetinin 500 milyon Eu-ŞİRKETİN 2010 YILI TOPLAM CİROSU, 3.8 MİLYAR EUROStatkraft’ın Avrupa’nın yenilenebilirde en büyük enerji üreticilerinden biri konumunda olduğuna dikkat çeken Ayşe Filiz Kolat, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde hidroelektrik, rüzgar ve şehir ısıtma konularındaki işletmelerinin bulunduğunu ifade etti. Bunların yanı sıra Statkraft’ın çoğunluk ortağı olduğu SN Power şirketi vasıtası ile Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’da yaklaşık 20 ülkede hidroelektrik projelerinde inşaat ve işletme faaliyetini sürdürdüğünü anlatan Kolat, “Norveç devletine ait profesyonel yöneticiler tarafından idare edilen bir şirket olan Statkraft, Türkiye’deki faaliyetlerine 2009 yılında başladı. Şirketin toplam çalışan sayısı 3 bin 200’e ulaştı. 2010 yılı toplam cirosu ise 3.8 milyar Euro” şeklinde konuştu.
42 l SEKTÖR lENERJİManisa’nın Akhisar ilçesinde kısa süre önce AKRES Santrali’ni tamamlayan Yırcalı Şirketler Grubu, rüzgar enerjisine yeni yatırımlar gerçekleştiriyor. Yırcalı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sırrı Yırcalı, Antakya’nın Samandağ ilçesindeki projenin lisansının EPDK’dan onaylandığını belirttiYırcalı,Antakyarüzgarına 75milyonEuro’lukyatırımyapacakSultan AZİZOĞLU BALIKESİRYırcalı Şirketler Grubu, Balıkesir ve Manisa’da işleyen RES projelerinin ardından Antakya RES için lisans alımını gerçekleştirdi. Yırcalı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sırrı Yırcalı, Samandağ ilçesine 75 milyon Euro değerinde yatırımda bulunacaklarını ifade ederek, proje gerçekleştiğinde 72 MV enerji elde edeceklerini söyledi. Manisa’nın Akhisar ilçesinde kısa süre önce AKRES Santrali’ni tamamladıklarını söyleyen Yırcalı, rüzgar enerjisine yeni yatırımlar yaptıklarına dikkat çekti. Sırrı Yırcalı, Antakya’nın Samandağ ilçesindeki projenin lisansının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından onaylandığını belirtti. Yırcalı, 2012 yılında tamamlanacak projenin ekonomiye büyük katma değer sağlayacağını kaydederek, “Antakya’daki proje için bu yıl yatırıma başlanıyor. 2012 yılında projenin tamamen sona ermesini ve aktif haline gelmesini bekliyoruz. Yırcalı Grubu ola-rak enerji yatırımlarına devam ediyoruz” açıklamasında bulundu. Antakya’nın Samandağ ilçesindeki RES projesi ile 72 MV enerji elde edileceğini açıklayan Yırcalı, bir uçtan diğer uca 4.5 kilometre uzunluğundaki RES projesi için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan ‘uygundur raporu’nun geldiğini hatırlatarak, “Bu nedenle biz de çalışmalarımızı hızlandırarak 2012 yılında tamamlamayı öngörüyoruz. Tesisin yapılacağı yer ile bağlantı yolu arasında 23 kilometrelik mesafe var. Bu da maliyetleri artırıyor. Projenin toplam maliyeti 75 milyon Euro civarında olacak” dedi. 2011 yılında rüzgar enerjisine 50 milyon Euro yatırımda bulunduklarını aktaran Sırrı Yırcalı, üretilen enerji gücünün 100 MV’ın üzerinde olduğunu söyledi. Enerji sektöründe yatırımlarını sürdüreceklerini anlatan Yırcalı, “Giresun’un Dereli ilçesine bağlı Çırakdamı Bölgesi’nde iki adet HES projemiz var. Yaklaşık 150 milyon dolarlık bir yatırım ile aralık ayından sonra enerji üreteceğiz. Balıkesir’de yatırımları tamamlanan ve enerji üreten Pamuk HES ile Gönen HES faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’de ilk kez yap-işlet-devret modeli ile yapılan ve serbest piyasaya ilk kez enerji satan HES olma özelliği taşıyor. Ürettiğimiz enerjiyi bazı santrallerde direkt anlaşma yapılan yere, bazılarında ise direkt enerji hattına veriyoruz” bilgisini verdi. “Türkiye’de temiz ve kesintisiz enerji en büyük ihtiyaç” Sırrı Yırcalı, enerji sektörüne önem verdiklerini ve ellerinde 100 MV üzerine inşaatına başlanacak enerji yatırımı olduğunu söyledi. Temiz, kesintisiz enerjinin Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından birisi olduğunu ifade eden Sırrı Yırcalı, “Kuruluşumuzun transformatör üretimi de dahil olmak üzere geneldeki enerji çalışmalarında Bakanlığımızın ve EPDK’nın ciddi desteğini gördük. Bugün enerji ve enerji tedarik güvenliği küresel ekonominin en önemli meselesidir. Aynı zamanda verimli, temiz, kesintisiz enerjiyi rekabetçi fiyatlarla temin etmek tüm ülkelerin en önemli önceliği haline geldi. Son 10 yıl-“RÜZGAR ENERJİSİNE BU YIL 50 MİLYON EURO YATIRIM YAPTIK”2011 yılında rüzgar enerjisine 50 milyon Euro yatırımda bulunduklarını aktaran Sırrı Yırcalı, üretilen enerji gücünün 100 MV üzerinde olduğunu söyledi. Enerji sektöründe yatırımlarını sürdüreceklerini anlatan Yırcalı, “Giresun’un Dereli ilçesine bağlı Çırakdamı Bölgesi’nde iki adet HES projemiz var. Yaklaşık 150 milyon dolarlık bir yatırım ile aralık ayından sonra enerji üreteceğiz” diye konuştu.da hızlı ekonomik büyümesine paralel olarak enerji talebi hızla artan Türkiye, enerji tüketimi artışında Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor” diye konuştu. Türkiye’nin geçtiğimiz yılki ithal enerji faturasının 34 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yırcalı, bu yılın ilk yedi ayında enerji ithalatının net 26 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Aynı temponun devam etmesi halinde bu yılki seviyenin 48 milyar dolar olacağına işaret eden Yırcalı, görüşlerini şöyle aktardı: “Bu bildiğiniz gibi cari açık sorunumuz üzerinde de ciddi baskı oluşturuyor. Türkiye’nin artan enerji talebi ve yüksek ekonomik büyüme potansiyeli göz önüne alındığında 2020 yılına kadar 120 milyar dolarlık enerji yatırımı gerektiği hesaplanmaktadır. Ülkemizin uzun soluklu ulusal hedefleri doğrultusunda bu yatırımların hayata geçirilmesi kaçınılmaz. Daha temiz, verimli rekabetçi bir enerji geleceğinin kurgulanması için yatırım teşvikleri çok önemli. Bu teşvikler açık, öngörülebilir, uzun vadeli ve nihayet ekonomik ortamı hızlandırıcı olmalı. Bu konuda hem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na hem de EPDK’ya destek olabilmek için DEİK Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu önderliğinde Enerji İş Konseyi’nin çalışmalarını başlattık. Her iki kuruluşumuzun da konseyimizin doğal üyeliğini kabul etmesi bize güç verdi.”“2011’DE AEG ŞİRKETİ ÜZERİNDEN 100 MİLYON TL CİRO BEKLİYORUZ”Sırrı Yırcalı, her geçen yıl büyümeye devam eden Yırcalı Grubu’nun Çırağan Sarayı, İş Bankası kuleleri ve Sabancı Center kulelerinin elektronizasyon referansına sahip AEG şirketinin yüzde 100 Best A.Ş. iştirakine katıldığını belirtti. Konuyla ilgili bilgi veren Sırrı Yırcalı, “Büyük bir anlaşmaya imza atarak AEG şirketini bünyemize kattık. Temelinde Alman menşeli şirket, şu anda yüzde 100 Best A.Ş’nin iştiraki durumda. Türkiye’nin birçok yerinde yapılmış alçak-ortayüksek gerilim elektronizasyonu yapan bu şirketin referansında Sabancı kuleleri, Çırağan Sarayı ve İş Bank kuleleri bulunuyor. Bu anlaşma ile yeni bir dağıtım kanalı elde etmiş olduk. 2011 yılında AEG şirketi üzerinden 100 milyon TL’lik ciro bekliyoruz” dedi.
44 l SEKTÖR lENERJİGamaEnerji,kurulugücünü2015’te 2bin500MW’açıkarmahedefindeANKARAGüç santralleri, petrol, çimento, petrokimya ve gaz tesisleri, köprü ve çeşitli altyapı yapımları gibi birçok alanda 1959 yılından bu yana faaliyet gösteren Gama Holding, enerji alanındaki yatırımlarıyla satın alma-birleşme fırsatları ile birlikte toplam kurulu gücünü 2015 yılında 2 bin 500 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Gama Holding grup şirketlerinden Gama Enerji olarak bugüne kadar dünya çapında 21 bin 500 MW’lık enerji üretim kapasitesinin yapımı ve geliştirilmesinde rol oynadıklarını belirten Gama Enerji Genel Müdürü Semih Ergür, bu kapasitenin Türkiye’deki kurulu enerji üretimi kapasitesinin yüzde 45’ine karşılık geldiğinin altını çizdi. Gama Holding’in enerji ve su yatırımlarını bünyesinde barındıran şirketlerinin toplam kurulu gücünün şu anda bin 610 MW, net kurulu gücünün ise 398 MW olduğunu aktaran Ergür, toplam su kapasitesinin 242 milyon m3/yıl, net su kapasitesinin 203 milyon m3/yıl olduğu-nun altını çizdi. Ergür, “Gama Enerji, 2014 yılında devreye girmesi beklenen kombine çevrim doğalgaz santrali ile birlikte portföy çeşitliliği anlamında elektrik enerjisi üretiminin her alanında var olan bir oyuncu olacak. Satın alma-birleşme fırsatlarıyla toplam kurulu gücümüzü 2015 yılında 2 bin 500 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Gama Grup’un bünyesindeki enerji ve su yatırım şirketlerinin 2002 yılında geçirdiği yeniden yapılanma sürecinde Gama Enerji’nin çatısı altında birleştirildiğini belirten Ergür, Türkiye’nin ilk yap-işletdevret projelerine sahip olan enerji ve su yatırım şirketleri olan İzmit Su, Birecik HES, Trakya Elektrik ve TGT Enerji’nin 2004 yılında Gama Enerji çatısı altında toplandığını açıkladı. Bunların yanı sıra 2004 yılında Gama’nın ilk uluslararası enerji yatırımını gerçekleştirerek İrlanda’da bulunan 384,5 MW kapasiteli Tynagh Kombine Çevrim Doğal Gaz Santrali’nin inşaatına başladığını hatırlatan Se-mih Ergür, “2006 yılında, General Electric’in bir iştiraki olan GE Energy Financial Services Tynagh santralinin yüzde 40 hissesini satın aldı. Böylelikle Gama ile GE-EFS arasında günümüzdeki mevcut ortaklık yapısının temelleri atıldı. Proje bazlı bu birliktelik, stratejik bir ortaklığa dönüştü ve GE-EFS 2008 yılında Gama Enerji’nin yüzde 50 hissesini satın alarak iki ana ortaktan biri oldu” dedi. Gama Enerji olarak sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşmesi için, ekonomik büyüme ve refah seviyesini yükseltme çabalarının, çevreyi ve toplumun yaşam kalitesini koruyarak gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Semih Ergür, Gama Enerji iştiraklerinin OHSAS 18001 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ile süreçlerinde sürekli iyileştirmeler yaparak, işçi sağlığı ve güvenliğini korumayı, çevre kirliliğini önlemeyi ve sosyal kalkınmaya yardım etmeyi ilke edindiğini belirtti.
ENERJİ 61 FUAR 9BoydakEnerji’ninsektöre yatırımhedefi,1milyardolarBoydak Enerji Genel Müdürü Gültekin Eranıl, İstanbul’da kurulu gücü 45 MW olan rüzgar santralinin yatırımı için çalışmalara başladıklarını açıkladı. Santralin 2013’te devreye gireceğini belirten Eranıl, enerji sektörüne 1 milyar dolarlık yatırım yapmayı öngördüklerini söylediKAYSERİBoydak Holding bünyesinde enerji alanında faaliyet gösteren Boydak Enerji, temmuz ayında rüzgar (RES) enerji üretim alanında faaliyet gösteren Bora Rüzgar Elektrik Üretim A.Ş.’nin yüzde 100’ünü satın alarak, 45 MW RES projesi ile portföyünü toplamda 235 MW’a çıkardı. Boydak Enerji Genel Müdürü Gültekin Eranıl, İstanbul’da kurulu gücü 45 MW olan rüzgar santralinin yatırımı için çalışmalara başladıklarını açıkladı. 2013 yılının başında devreye girmesi planlanan santralin yılda 160 milyon kW/saat enerji üretmesinin planlandığını belirten Eranıl, enerji sektörüne toplam 1 milyar dolarlık yatırım yapmayı öngördüklerini söyledi. Eranıl, “Yatırım hedefinin 300 milyon dolara yakın bölümü gerçekleştirildi. İlerleyen günlerde de bu alanda ya-tırımlar devam edecek” şeklinde konuştu. Boydak Enerji’nin geçtiğimiz yıl aralık ayında Boydak Enerji Hidroelektrik (HES) enerji üretim alanında faaliyet gösteren Muradiye Elektrik Üretim A.Ş.’nin yüzde 70 hissesini, 2010 yılının Ağustos ayında Ataç Şirketler Grubu bünyesinde bulunan Nisan Enerji’nin yüzde 50’sini satın alarak enerji sektörüne giriş yaptığını hatırlatan Gültekin Eranıl, “Nisan Enerji ortaklığı kapsamında, Orta Karadeniz’de 11 adet hidroelektrik santrali projesini tamamlamayı planlıyoruz. Üçü hali hazırda bitmiş olan projelerin tamamlanması durumunda, 150 megavatlık bir kurulu güç ile yıllık 550 milyon kw/saat enerji üretimi yapılması hedefleniyor” dedi. Van’ın Muradiye ilçesinde toplam kurulu gücü 42 megavattan oluşan iki adet santral projesini içeren Muradiye Elektrik Üretim A.Ş. ortaklı-MURADİYE SANTRALİ, VAN DEPREMİNİ HASARSIZ ATLATTIVan’ın Muradiye ilçesinde toplam kurulu gücü 42 megavattan oluşan iki adet santral projesini içeren Muradiye Elektrik Üretim A.Ş. ortaklığı kapsamında, ilk projenin Mart 2011, ikinci projenin de Eylül 2011’de devreye alınarak elektrik üretimine başlandığını söyleyen Gültekin Eranıl, Van’daki depremi hasarsız olarak atlatan Muradiye elektrik santrallerinin 170 milyon kw/saat enerji üretmesinin beklendiğine dikkat çekti.ğı kapsamında ise ilk projenin Mart 2011, ikinci projenin de Eylül 2011’de devreye alınarak elektrik üretimine başlandığını söyleyen Eranıl, Van’daki depremi hasarsız olarak atlatan Muradiye elektrik santrallerinin 170 milyon kw/saat enerji üretmesinin beklendiğine dikkat çekti.
62 l SEKTÖR lENERJİBereketEnerji,758MWkurulu güçtekiekkapasiteyidevreyealacakBereket Enerji Grubu’nun şu an 11 adet hidroelektrik santrali ile bir adet jeotermal santralinde elektrik enerjisi üretimi gerçekleştirdiğini belirten Ceyhan Saldanlı, önümüzdeki dört yıllık dönemde toplam 758 MW kurulu güçte ek bir kapasiteyi devreye alma çalışmaları içinde olduklarının altını çizdiGülsüm CAN-DENİZLİDenizli’de 1995 yılında kurulan ve ilk enerji üretimini 1997 yılında gerçekleştiren Bereket Enerji, toplam 470 MW kurulu güçte altı adet hidroelektrik santral, yerli linyite dayalı 135 MW kurulu güçte bir adet termik santral, toplam 153 MW kurulu güçte üç adet rüzgar santrali inşa ederek toplam 758 MW kurulu güçte ek kapasiteyi hayata geçirecek. Şu an 11 adet hidroelektrik santrali ile bir adet jeotermal enerji santralinde elektrik enerjisi üretimi gerçekleştirdiklerini belirten Bereket Enerji Üretim Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, bir adet çöpgazı ile çalışan santral için test çalışmalarına başladıklarını vurgulayarak, santrali çok kısa bir sürede devreye alacaklarını kaydetti. Bereket Enerji Grubu’nun önümüzdeki dört yıllık dönemde toplam 470 MW kurulu güçte altı adet hidroelektrik santral, yerli linyite dayalı 135 MW kurulu güçte bir adet termik santral, toplam 153 MW kurulu güçte üç adet rüzgar santrali inşa ederek toplam 758 MW kurulu güçte ek bir kapasiteyi devreye alma çalışmaları içinde olduğunun altını çizen Saldanlı, “Söz konusu tesislerin hayata geçirilebilmesi için yaklaşık 1,15 milyar dolar yatırım gerçekleştir-1,15 MİLYAR DOLAR YATIRIM YAPILACAKBereket Enerji’nin önümüzdeki dört yıllık süreçte yapacağı yatırımlardan bahseden Ceyhan Saldanlı, “Toplam 470 MW kurulu güçte altı adet hidroelektrik santral, yerli linyite dayalı 135 MW kurulu güçte bir adet termik santral, toplam 153 MW kurulu güçte üç adet rüzgar santrali inşa ederek toplam 758 MW kurulu güçte ek bir kapasiteyi devreye alacağız. Bu süreç sonunda Bereket Enerji Grubu’nun toplam kurulu gücü 915 MW’a, yıllık ortalama enerji üretim potansiyeli ise 3,9 milyar kWh seviyesine ulaşacak. Söz konusu tesislerin hayata geçirilebilmesi için yaklaşık 1,15 milyar dolar yatırım yapacağız” şeklinde konuştu.meyi planlıyoruz” diye konuştu. 1,15 milyar dolarlık yatırım sonrasında Bereket Enerji Grubu’nun toplam kurulu gücünün 915 MW’a, yıllık ortalama enerji üretim potansiyelinin ise 3,9 milyar kWh seviyesine ulaşacağını ifade eden Ceyhan Saldanlı, “Bereket Enerji Grubu, elektrik üretmek üzere ülkemizin özellikle yenilenebilir ve yerli enerji potansiyelini kullanmayı amaçladı. Şu an geldiğimiz noktada 11 adet hidroelektrik santrali, bir adet jeotermal enerji santralinde elektrik enerjisi üretimi gerçekleştiriyoruz. Bir adet çöpgazı ile çalışan santralimiz test ça-lışmalarına başladı, çok kısa bir sürede devreye alınacak. Bu santrallerimizin toplam kurulu gücü 150 MW olup, yıllık enerji üretimi ortalama 840 milyon kWh’tir. Bu yatırımlar sonucu Bereket Enerji’nin aktif büyüklüğü 525 milyon TL’ye ulaştı. 2010 yılı net satışlarımız ise 150 milyon TL olarak gerçekleşti. 2010 yılı net kârımız 55 milyon TL oldu” bilgilerini verdi. Türkiye’de ilk olarak, üstelik tüm riski üstlenerek ve herhangi bir hazine veya alım garantisi olmaksızın gerçekleştirdikleri projelerin çabalarının bir ürünü olduğunu vurgulayan Ceyhan Saldanlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başta güneş enerjisi olmak üzere, her tür yenilenebilir ve yerli enerji türü üzerinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunuyoruz. Pamukkale Üniversitesi ile birlikte güneş enerjisine yönelik ortak çalışmalar yürütüyoruz. Sahip olduğumuz arama ruhsatları ile jeotermal kaynak arama faaliyetlerini de sürdürüyoruz. Grup bünyesindeki şirketlerimiz çevre dostu ve sürdürülebilir kalkınmayı prensip edindi. Grubumuzun enerji üretimindeki temel önceliği, boşa giden yerli kaynakları değerlendirmek, çevreyi korumak ileri teknoloji kullanılmasına ve yaratılmasına katkı sağlamak.”Bosen, yatırımlarını 2012’nin ilk çeyreğinde tamamlayıp kaynak çeşitliliğine gidecekBURSATOPTAN SATIŞ ŞİRKETİ KURACAKFiyatını optimize edebilmek amaçlı projeler başlatacak olan Bosen, enerji ticaretinde yer almak için bir toptan satış şirketi kuracak. Böylece enerjinin üretiminde ve ticaretinde olmayı amaçlayan firma, enerji verimliliği projeleriyle de mevcut santral yatırımlarındaki üretim maliyetlerini optimize edecek.Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) OSB’deki sanayi tesislerinin elektrik enerji ihtiyaçlarını sürekli olarak karşılamak ve özel sektörün enerji üretimine katkı sağlamak için 1999 yılında 47 milyon dolarlık yatırımla kurduğu Bosen Enerji Elektrik Enerji A.Ş, bugün 236 megavat enerji üretim gücüne sahip bulunuyor. Ocak ayında American Eximbank ile 55.8 milyon dolarlık kefilsiz kredi anlaşması imzalayan Bosen Enerji, başlattığı kapasite artırımına yönelik bir dizi yatırımı da 2012 yılının ilk çeyreğinde tamamlayacak. Üretimini BTSO OSB içindeki 250 sanayi kuruluşuna veren Bosen’in yıllık elektrik üretim kapasitesi ise 1.775 milyar kilovatsaati buluyor. Yılbaşında başladıkları kapasite artırımı yatırımlarını yüzde 90 oranında tamamladıklarını aktaran Bosen Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, buhar türbini yatırımının da hayata geçmesiyle önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde 262 megavatlık güce ulaşacaklarını belirtti. Durmaz, bundan sonraki hedefleri içinde kaynak çeşitliliğine gitmek olduğunu vurguladı. Piyasa içinde var olmak için tek kaynağa bağımlı kalmamak gerektiğine dikkat çeken Durmaz, “Üreticinin kararlı çalışması fiyatları iyi kontrolünden geçiyor. Bu da iyi izleme, iyi strateji geliştirme ve serbest pazarda iyi yer sağlama imkanı doğuruyor. Kaynak çeşitliliği yaratarak fiyat optimizasyonunda serbest piyasada yeralmak için strateji geliştiriyorsunuz” dedi. Yatırım çerçevesinde yıl içinde 135 megavattan 236 megavat enerji üretim kapasitesine yükseldiklerini dile getiren Durmaz, 2012’nin ilk çeyreğinde 262 megavata ulaştıracak olan ilave yatırımın tamamlanmasının ardından buhar üretimine yönelik maliyetlerini minimize etmek için çalışmalar yapacaklarının altını çizdi. Buhar üretimi konusuna önümüzdeki günlerde odaklanacaklarını açıklayan Durmaz, “Hedefimiz sanayicimize kesintisiz, temiz, kaliteli ve uygun enerji teminini sürdürmek. Bu süreçte Bosen’in serbest rekabet ortamında rekabet edebilme yeteneğini artırması için çalışmalar yürüteceğiz. Şu anda üretilen 236 megavat enerjinin 120 megavatını OSB’deki sanayicilerimize veriyoruz. Kalanını da serbest piyasada değerlendiriyoruz” bilgisini verdi. Bosen’de yatırımların piyasa şartlarının gerekleri doğrultusunda süreceğini kaydeden Hüseyin Durmaz, Türkiye ekonomisindeki büyümeye paralel olarak enerji tüketiminin önümüzdeki yıllarda yüzde 7.5-8 civarında artacağını öngördüklerini ifade etti. Durmaz, bu artışa göre ülkede 3-4 bin megavatlık yatırıma ihtiyaç duyulacağını dile getirerek, “Bu da fiyatın uygun olduğu yatırımlarda olacak. Bu çerçevede Bosen fiyatını optimize edebilmek amaçlı projeler başlatacak. Önce enerji ticaretinde yer almak için bir toptan satış şirketi kuracağız. Dolayısıyla enerjinin üretiminde ve ticaretinde olacağız. Enerji verimliliği projeleriyle de mevcut santral yatırımlarındaki üretim maliyetlerini optimize edeceğiz” diye konuştu.
64 l SEKTÖR lENERJİHarput,buhardaneldeedeceği enerjiyletopraksıztarımyapacakKütahya Gediz’de 33 milyon Euro yatırımla kurdukları doğalgaz çevrim santralini bu yılın başında devreye aldıklarını hatırlatan Murat Zaim, yine bu yıl tamamlayacakları buhar türbini yatırımının ardından elde edecekleri enerjiyi topraksız tarımda kullanacaklarını söylediEsra ÖZARFAT / BURSATekstil üretiminin yanı sıra inşaat, kimya ve catering alanlarında da büyüyen Harput Grup, son yıllarda enerji yatırımlarına odaklandı. Grup bünyesinde faaliyet gösteren H.G. Enerji, Kütahya Gediz’de 33 milyon Euro yatırımla kurduğu 54 megavat/saat kurulu güce sahip doğalgaz çevrim santralini bu yılın başında devreye aldı. Harput Grup, yine bu yıl tamamlayacağı buhar türbini yatırımının ardından elde edeceği enerjiyi topraksız tarımda kullanacak. Enerji yatırımının Harput Grup içinde yüzde 25’lik bir paya sahip olduğunu belirten H.G. Enerji Genel Müdürü Murat Zaim, Gediz’deki doğalgaz çevrim santralini 2010 yılının Ekim ayında tamamladıklarını ve Ocak 2011’de de ilk üretime başladıklarını aktardı. Zaim, “Santralin kuruluş aşamasında, enerji yatırımını planlarken elektrik üretimi olmayan bölgelerde yatırım yaparsak Türkiye’nin en büyük hastalığı olan kayıp kaçağını bir nebze düşürebiliriz diye düşündük. 54 megavat/saat kapasiteli doğalgaz santralde, 24 saat ve 365 gün 22 kişiyle çalışıyoruz” diye konuştu. Bu yıl içinde buhar türbini yatırımını tamamlayacaklarını bildiren Zaim, buradan elde edilecek enerjiyi sera yatırımında kullanacaklarını ifade etti. 5 megavat/saat olarak planlanan buhar türbini yatırımının 4 milyon Euro’ya mal olacağını aktaran Zaim, buhar türbini yatırımıyla bağlantılı olarak bir sera projesine de başlayacakları bilgisini verdi. Zaim, şu bilgileri verdi: “Tesisin arkasında 300 dönümlük bir sera projemiz olacak. İlk etapta 100 dönümlük arazide projeyi tamamlayacağız ve 2012’de hayata geçireceğiz.Burada modern cam seralarda topraksız tarım yapılacak. Hollanda başta olmak üzere, bu alanda kendini kanıtlamış olan yabancı firmalarla görüşmelerimiz devam ediyor. Sera yatırımı 12 milyon Euro’yu bulacak. İlk etapta domates üreteceğiz. Ardından salça ve domates suyu üretimine geçmeyi düşünüyoruz. Ayrıca projede yer alan soğuk hava deposu kurulması gibi unsurlarla, burada entegre bir yapılanmaya gidilecek. İlerleyen yıllarda da ürün çeşitliliği düşünülüyor.” Piyasaya elektrik satmaya başladıklarını duyuran Zaim, bunun için grup bünyesinde H.G.Ç. Toptan Elektrik Enerji Ticaret Sanayi adı altında bir satış şirketi kurduklarını kaydetti. Yenilenebilir enerjiye de yönelecek Piyasada rekabet edebilmek için doğalgaz üretim tesisinin yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklarına da yatırım yapılması gerektiğine dikkat çeken Murat Zaim, Türkiye’nin büyüme hızından daha fazla elektrik üretmesi gerektiğinin altını çizdi. Zaim, bu çerçevede şirket olarak önümüzdeki yıllarda hidroelektrik, rüzgâr veya güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına da yöneleceklerini dile getirdi. Elektrik dağıtımlarının özelleştirilmesinden sonra kanun değişikliğine gidildiğini hatırlatan Zaim, alınan kayıp kaçak bedelinin serbest rekabet şartlarına uygun olmayan bir uygulama olduğunu savundu. Grup, tekstil, inşaat ve catering sektörlerinde faaliyet gösteriyor Elazığ’da 1958 yılında Hacı Sadi Etkeser tarafından kurulan Harput Grup, adını antik kentten alıyor. 1980 yılından sonra Bursa’ya yerleşen ve ticaret hayatına devam eden ikinci ku-4 MİLYON EURO’LUK BUHAR TÜRBİNİ YATIRIMIBu yıl içinde buhar türbini yatırımını tamamlayacaklarını bildiren Murat Zaim, buradan elde edilecek enerjiyi sera yatırımında kullanacaklarını ifade etti. 5 megavat/saat olarak planlanan buhar türbini yatırımının 4 milyon Euro’ya mal olacağını aktaran Zaim, buhar türbini yatırımıyla bağlantılı olarak bir sera projesine de başlayacakları bilgisini verdi. Zaim, “Tesisin arkasında 300 dönümlük bir sera projemiz olacak. İlk etapta 100 dönümlük arazide projeyi tamamlayacağız ve 2012’de hayata geçireceğiz” dedi.şak Etkeser ailesi, 1980 sonlarına doğru önce dokuma, ardından da iplik ve büküm üretimiyle sanayiciliğe adım attı. 25 adet tezgahla başladığı dokuma üretimini bugün 770 makineyle sürdüren Harput Grup, tekstilde iplik, dokuma, büküm, ev tekstili, boyama, nevresim yatak örtüsü üretiminin yanı sıra enerji, inşaat, kimya ve catering alanlarında faaliyet gösteriyor. Grubun lokomotifini Harput Tekstil oluştururken, grup dokuma ve boyada Kinteks, kimyada Maitürk, catering sektöründe Limon, inşaatta Sedaş şirketleri ile faaliyet gösteriyor. Grup, ev tekstilinde de Verussa, Via Dante, Miranda markalarıyla öne çıkıyor.Akçin Mühendislik, rotasını kamu ihalelerine çevirdiMERSİNFİRMANIN MERKEZİ MERSİN’E TAŞINDIGeçmişte merkezleri Kahramanmaraş iken Mersin’de bu sektörün önünün açık olduğunu tespit etmeleri üzerine merkezlerini Mersin’e taşıdıklarını bildiren Hasan Akçin, “Mersin’de oldukça iyi bir taleple karşılaştık” diye konuştu.Yurtiçi ve dışında elektrik sektörü üzerine faaliyet gösteren Akçin Mühendislik, önümüzdeki yıl yurtiçi çalışmalarına ağırlık vererek kamu ihalelerine yönelmeyi planlıyor. Enerji santrallerine yoğunlaşacaklarını kaydeden Akçin Mühendislik Genel Müdürü Hasan Akçin, hedefledikleri ihaleleri almaları halinde 80 kişiye daha ek istihdam sağlayacaklarını ve yeni ekipman yatırımları gerçekleştireceklerini açıkladı. Firma olarak yaklaşık 25 yıldır elektrik ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini dile getiren Hasan Akçin, elektrik bina tesisatları, bina otomasyonları, elektrik panoları yaptıklarını, aydınlatma sistemleri kurduklarını söyledi. Çalışmalarını 34 kişilik bir ekiple sürdürdüklerini bildiren Akçin, ağırlıklı olarak yurtdışına çalışırken şimdi yurtiçine yoğunlaştıklarını ifade etti. Yurtdı-şındaki çalışmalarının Dominik Cumhuriyeti Amerikan konsolosluğu inşaatında devam ettiğini bildiren Hasan Akçin, yurtiçinde ise İzmir Aliağa’da petrol rafinerisinde şalt sahası revizyonu yaptıklarını dile getirdi. Geçmişte merkezleri Kahramanmaraş iken Mersin’de bu sektörün önünün açık olduğunu tespit etmeleri üzerine merkezlerini Mersin’e taşıdıklarını bildiren Akçin, “Mersin’de oldukça iyi bir taleple karşılaştık. Faaliyete bu yıl başlamamıza karşın şu anda kentin üç önemli müteahhidi ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hedefimiz yıl sonuna kadar bu rakamı beşe çıkarmak” diye konuştu. Böylece bir taraftan çalışmalarındaki kaliteyi yerel referanslarla sunmak istediklerini vurgulayan Hasan Akçin, ayrıca bir sonraki yıl hedeflerine ulaşmaları adına yapacakları işlere rakamsal katkı sağlayacaklarına değindi. Gelecek yıl kamu iha-lelerine de yöneleceklerini anlatan Hasan Akçin, ihale almaları halinde mevcut devam eden işleriyle birlikte 7-8 ayrı projeyi aynı anda sürdüreceklerini anlattı. Sektöre ilişkin değerlendirme de yapan Hasan Akçin, “Mersin’de elektrik malzeme fiyatları diğer illere oranla daha uygun. Çok büyük kârlar konulmadan müşteriye satış gerçekleştiriliyor. İşçilik fiyatlarının da uygun olması nedeniyle yüksek kalitede işi uygun fiyatlarla sunabiliyoruz” dedi. Faaliyetlerini ikinci kuşak olarak sürdürdüklerine dikkat çeken Hasan Akçin, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’de sektörümüzde ciddi bir açık var. Enerji Bakanlığı enerji açığını azaltmak adına termik santrallere HES’lere ağırlık veriyor. Bu yöndeki çalışmalar bizim sektörümüzü de hareketlendiriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yurtiçindeki yapılanmamızı artırmak istiyoruz.”
66 l SEKTÖR lENERJİEser, yenilenebilirenerjiye dönükyeni çözümlersunmayadevamedecekAlternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarını araştırarak, bu kaynaklara yönelik oluşan olumlu ortamı değerlendirdiklerini bildiren Ufuk İmir, bu bağlamda Türkiye’ye öncü teknolojileri ve çözümleri 2012 yılı içinde de getirmeye devam edeceklerini söylediANKARAYenilenebilir ve sürdürülebilir modelleri desteklediklerini belirten Eser Enerji Elektrik Toptan Satış Genel Müdür Yardımcısı Ufuk İmir, uzun süreden beri alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarını araştırdıklarını, bu kaynaklara yönelik oluşan olumlu ortamı değerlendirdiklerini bildirdi. İmir, bu bağlamda Türkiye’ye öncü teknolojileri ve çözümleri 2012 yılı içinde de getirmeye devam edeceklerini söyledi. 2011 yılı içinde enerji sektöründeki dikey bütünleşme çalışmasının son ayağı olan elektrik toptan satış firmasını da yapılandırdıklarının altını çizen İmir, “Henüz olgunlaşma aşamasında olan toptan satış piyasasında Eser kalitesinin ve kurumsallığının müşterilerimiz ve iş ortaklarımız açısından önemli bir fark yaratacağını düşünüyoruz. Özellikle 2012 yılı içinde piyasanın olgunlaşmasıyla sadece kurumsallaşmış büyük oyuncuların ayakta kalacağını ve sektörün içinde bulunduğu birçok belirsizliğin yerini dinamikleri ve kuralları oturmuş bir yapıya bırakacağını öngörüyoruz. Eser olarak, bu yeni yapıda hak ettiğimiz yeri alarak potansiyelimizi ortaya koymak arzusundayız” dedi. Türkiye’de enerji ihtiyacının dünya ortalamasının çok üzerinde bir hızla arttığının altını çizen Ufuk İmir, bu artışın enerji sektöründe za-ten var olan büyük potansiyelin her yıl katlanarak büyümesi anlamına geldiğini aktardı. İmir, iyi değerlendirilebilirse, bu büyümenin hem yapım hem de işletme aşamalarında birçok kalifiye elemana yeni iş imkânlarının sunulması ve ülke ekonomisine büyük katkıların yapılmasını olası kılacağına dikkat çekti. Ancak yanlış teknoloji seçimleri, eksik işletme uygulamaları ve başından hatalı yapılan planlamaların sektöre yapılan büyük yatırımların arzu edilen katkılara dönüşmesini engellediğini açıklayan İmir, “Burada planlama ve projelendirmeden, kurulum ve işletmeye kadar geniş bir yelpazede birikime sahip olmak önemli. Böyle bir dikey bütünleşmeyi yapabilmiş olmak bize birçok fırsat sunuyor. Bu potansiyeli ve güveni hem kendi projelerimizde, hem de iş ortaklarımızla yürüttüğümüz projelerde kullanıyoruz” diye konuştu. Türkiye’de her alanda olduğu gibi enerji sektöründe kullanılabilecek yerli kaynakların yeterince değerlendirilemediğini dile getiren Ufuk İmir, yurtdışı örnekleri incelendiğinde bu ülkelerin ekonomik değeri olabilecek en ufak kaynaklarını bile yaratıcı çözümler kullanarak değerlendirdiklerini gördüklerini söyledi. Türkiye’de pek çok ülkeyi kıskandıracak kaynakların mevcut olduğuna işaret eden İmir, şunları söyledi: “Son yıllarda enerji sektörünün devlet tekelinden çıkması ve rekabete açılmasıyla bu sahaya ina-“KURUMSALLAŞMAYLA BÜYÜK OYUNCULAR AYAKTA KALACAK”Özellikle 2012 içinde piyasanın olgunlaşmasıyla sadece kurumsallaşmış büyük oyuncuların ayakta kalacağını ve sektörün içinde bulunduğu birçok belirsizliğin yerini, dinamikleri ve kuralları oturmuş bir yapıya bırakacağını öngördüklerini açıklayan Ufuk İmir, “Bu yeni yapıda hak ettiğimiz yeri alarak potansiyelimizi ortaya koymak arzusundayız” dedi.nılmaz bir ilgi oluştu. Daha önceki hantal yapıda değerlendirilemeyen birçok kaynak yeni oluşan bu dinamik ortamda hak ettikleri öneme kavuşmaya başladı. Bu dinamizme bir de yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik kanuni düzenlemeler eklenince yerli kaynaklardan enerji üretiminin cazibesi bir kat daha artmış oldu.”Kaya Enerji, 2012’de tedarikçi olduğu proje sayısını artırma hedefindeANKARA“2012 YILI RÜZGAR YATIRIMCISINA LOKOMOTİF OLACAK”HES’ler açısından çok verimli geçen 2011’in rüzgâr yatırımları için de en önemli yıl olduğunu dile getiren Ahmet Kuyumcuoğlu, “1 Kasım 2007’den beri devam eden süreç, 13 paket halinde ihale edilerek, geçen ay sonu itibariyle lisansa bağlandı. Bu neticenin yansıması olarak 2012’nin rüzgâr yatırımcısı açısından lokomotif yıl olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.Faaliyetlerine 2007 yılında başlayan Kaya Enerji, makine ekipmanı tedarik ettikleri proje sayısını artırmak için çalışmalarına hız verdi. Bu yıl hidroelektrik santrallerinde makine ekipmanı tedarik ettikleri toplam gücü 350 MW’a çıkardıklarını dile getiren Kaya Enerji Direktörü Ahmet Kuyumcuoğlu, hidroelektrik santrallerde 15 civarında yatırımcı ile toplamda 500 MW’lık, rüzgâr santrallerinde ise 10 civarında yatırımcı ile toplamda 350 MW’lık güce sahip proje için görüşmelere devam ettiklerini kaydetti. Kuyumcuoğlu, “2012’deki hedefimiz, görüşmeleri devam eden yatırımların, en azından yüzde 50’sinde tedarikçi olmayı gerçekleştirmek” dedi. Lisansı olan yatırımcının projeyi hayata geçirebilmesi aşamasında türbin tedariki sağladıklarını belirten Ahmet Kuyumcuoğlu, benzer çalışmaları termik ve doğalgaz santralleri için de yürüttüklerini ifade etti. Kuyumcuoğlu, “Bu bağlamda 2011’in son çeyreğine kadar toplam beş yatırımcı ile sekiz projeye daha imza atarak,hidroelektrik santrallerinde makine ekipman tedarik ettiğimiz toplam gücü 350 MW’lara ulaştırdık” diye konuştu. Önümüzdeki 20 yıllık sürece ilişkin yapılan projeksiyonların, elektrik talebindeki artışın ortalama yüzde 8 civarında olduğunu gösterdiğini ifade eden Kuyumcuoğlu, “Türkiye’nin şu anda toplam kurulu gücü 50 bin MW civarında. Bunun 32 bin MW’lık kısmı termik, 16 bin MW hidroelektrik, bin 600 MW rüzgâr, 94 MW civarı ise jeotermaldir. Rüzgâr santral sayısı 72’ye ulaştı, 2011’de 15 santral daha devreye alındı” bilgisini verdi. 2011 yılının HES’ler açısından çok verimli geçtiğini dile getiren Ahmet Kuyumcuoğlu, Türkiye’de hâlâ yapımı süren 600 HES’in bulunduğuna, buna ek olarak 116 yeni lisansın verildiğine dikkat çekerek, “2011 bu anlamda rekora doğru gidiyor. Rüzgâr yatırımları için ise 2011 en önemli yıl denilebilir. Ayrıca, 1 Kasım 2007’den beri devam eden süreç, 13 paket halinde ihale edilerek, geçen ay sonu itibari ile lisansa bağlandı. Bu neticenin yansımasıolarak 2012 yılının rüzgâr yatırımcısı açısından lokomotif yıl olacağını düşünmekteyiz” şekline konuştu. Sektörün en önemli sorununun rüzgâr türbinlerinde yerli katkı payı düzenlenmesi olduğunu belirten Kuyumcuoğlu, şunları söyledi: “Rüzgâr türbinlerinde yerli üretilen parçalara, katkı payı sağlanacağı, yönetmelik ile karara bağlandı. Bunun doğru bir karar olmasını asla tartışmamamıza karşın, alt yapısı tam olarak hazırlanmadan verilmiş bu kararın uygulanabilirliği maalesef tam anlamıyla mümkün olmuyor. Türkiye’de bugün itibariyle yüzde 100 yerli türbin üretmek, teknoloji transferinin alacağı zaman sebebi ile mümkün değil. Bu altyapının hazırlanması süresince de mutlak surette gümrük mevzuatında gerekli değişiklikler yaparak, ithalatta vergi resim ve harçlardan muafiyet tanınmalıdır ki, sistem amaca hizmet eder hale gelsin.” Kuyumcuoğlu, bu konunun yalnızca teknik altyapı ile sınırlandırılmaması gerektiğini, konunun bir diğer boyutunu da finansmanın oluşturduğunu aktardı.
68 l SEKTÖR lENERJİÇakmaktepe,Alresilerüzgarve jeotermaldeyatırımplanlıyorBünyesinde kurulan Alres firmasıyla Aydın Atça’da jeotermal sahası alan ve bu alanda sondaj çalışmalarına başlayan Çakmaktepe, aynı zamanda Aliağa’da 60 megavatlık rüzgar enerjisi sahası için lisans başvurusunda bulundu. Şirket, ayrıca yeni bir doğalgaz çevrim santrali kurmak için çalışmalarına devam ediyorİZMİRAliağa’daki sanayicilere elektrik, buhar ve sıcak su sağlayan Çakmaktepe, bünyelerinde yer alan Alres firması ile rüzgar ve jeotermal enerjileri konusunda yatırım planlıyor. Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (ALOSBİ) sanayicilere ve bölgeye, uygun koşullarda kaliteli ve kesintisiz elektrik sağlamak amacıyla son teknoloji kullanılarak kurulan Aliağa Çakmaktepe Enerji Üretim A.Ş, aynı zamanda atık ısıdan kazanılan buhar ve sıcak suyu da yine bölgedeki sanayicinin kullanımına sunarak, enerji maliyetlerinde büyük tasarruf sağlıyor. İlk etapta dört makine ve dört buhar kazanı devreye alınarak 2007 yılı Ekim ayında elektrik ve buhar üretmeye başlayan Çakmaktepe, şu anda 280 megevat elektrik üretim kapasite ile hizmet veriyor ve yaklaşık saatte 140 ton buhar üretebiliyor. Aynı zamanda sahip olduğu 28 adet içten yanmalı gaz motoru ile dünyanın en büyük içten yanmalı gaz motoru tesislerinden biri olma özelliğine sahip olan Çakmaktepe Enerji Santrali, bir kojenerasyon tesisi olması sayesinde doğalgaz ile çalışan motor-jeneratör grubu ile elektrik üretirken, aynı zamanda motorlardan çıkan atıl ısı (egzoz gazı) enerjisi ile su borulu kazanlarda buhar elde ediliyor. Ayrıca motor soğutma suyu sayesinde sıcak su da elde ediliyor.Çakmaktepe Enerji Santrali’nin bulunduğu ALOSBİ’de yer alan sanayi kuruluşları başta olmak üzere diğer bölgelerdeki tesislerinde elektrik ihtiyacını TEİAŞ/TEDAŞ hatları vasıtası ile karşıladıklarını belirten Aliağa Çakmaktepe Enerji Üretim Genel Koordinatörü Şükrü Akkan, “Bu uygulamada sanayi kuruluşlarının TEİAŞ/TEDAŞ’la mevcut abonelikleri devam etmek ve mevcut fiziki bağlantıları değişmemek kaydıyla enerji nakli şeklinde yapılıyor. Bunun yanında santralde üretilen buhar da ALOSBİ’de bulunan sanayi kuruluşlarının buhar ve sıcak su ihtiyacı, direkt boru hatları vasıtası ile istenilen sıcaklık ve basınçta karşılanabiliyor” diye konuştu. “Enerji yatırımlarını artırmayı planlıyoruz” Türkiye’nin ekonomisindeki ortalama büyümenin yaklaşık iki katı kadar enerji üretiminin artırılması gerektiğinden hareketle ülkedeki enerji açığının artacağını ileri süren Şükrü Akkan, bu öngörüyle enerji yatırımlarını artırmayı planladıklarını açıkladı. Çakmaktepe bünyesinde kurulan Alres firmasının Aydın Atça’da jeotermal sahası aldığını ve bu alanda sondaj çalışmalarına başlanacağını bildiren Akkan, yapılan hesaplamalara göre bu bölgede 60 ila 200 megavat/saat enerji üretebilecek potansiyel görüldüğünü söyledi. Yatırımlarının bununla sınırlı kalmayacağını aktaranAkkan, şu bilgileri verdi: “Aydın Atça’daki jeotermal saha için lisans alındı. Bu alanda da sondaj çalışmaları başlayacak. Bunun yanında Aliağa’da 60 megavatlık rüzgar enerjisi sahası için lisans başvurusunda bulunduk. Bu yatırımları Alres şirketimiz yapacak. Ayrıca yeni bir doğalgaz çevrim santrali kurmak için çalışmalarımız devam ediyor.”YEY Enerji, 2012’de tesis kurup elektrik üretecekANKARAFirma olarak bu yıl hedeflerini tutturduklarını ifade eden Atilla Yıldırım, 2012 yılı içinde kendi üretim tesislerini kurma yatırımlarına başlamayı ve önümüzdeki yıllarda ihtiyaçları olan elektriği üretmeyi planladıklarını açıkladı.Toptan elektrik enerjisi ticareti alanında faaliyet göstermek amacıyla 2010 yılında kurulan YEY Enerji, Türkiye genelinde hizmet veren 40’ı aşkın bayisinin yanı sıra 2012 yılında saha satış organizasyonunu daha da güçlendirip küçük işletmelere ulaşmayı hedefliyor. Bu yıl hedeflerini tutturduklarını ve gelecek yılın hedeflerine ilişkin çalışmalara başladıklarını ifade eden YEY Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Yıldırım, 2012 yılı içinde kendi üretim tesislerini kurma yatırımlarına başlamayı ve önümüzdeki yıllarda ihtiyaçları olan elektriği üretmeyi planladıklarını açıkladı. Türkiye genelinde 40’ı aşkın bayilerinin bulunduğunu ve yeni yılda toptan satışa odaklanacaklarını belirten Yıldırım, “Yıl sonunda mevcut bayilerimizle geleneksel olarak yaptığımız toplantımızda yeni üyeler ekleyerek 2012 yılında sektörde daha hızlı büyümeyi ve pazar payımızı artırarak güçlenmeyi planlıyoruz. Yeni bayilerle saha organizasyonunu daha da güçlendireceğiz. Hedefimiz, daha yaygın bir yapı oluşturmak” dedi.2010 yılı sonu ve 2011 yılı içinde elektrik fiyatlarının üretici açısından düşük kalması ve döviz kurlarının yükselmesi sebebiyle, doğalgaz ve rüzgar enerjisi gibi alanlarda daha önce aldıkları yatırım kararlarını yeni piyasa koşullarında tekrar gözden geçirdiklerini söyleyen Atilla Yıldırım, bu zaman dilimi içinde ticarete öncelik verdiklerini kaydetti. 2011’i YEY Enerji için bir sıçrama yılı olarak nitelendiren Yıldırım, yapılarını daha güçlendirerek, portföylerini büyüttüklerini ifade etti. Bu sektörde başarılı olmak için kapsamlı bir yapılanma içinde olunması gerektiğini belirten Yıldırım, bu sektörde başarılı olabilmenin ancak satış ve temsilcilik ağının kurulması, enerji alımlarının doğru bir şekilde planlanması, tüketici portföyünün oluşturulması, mevzuatın takip edilmesi ile mümkün olacağını vurguladı. Bu işi sadece masa başından yapmak amacıyla toptan satış lisansı almanın yanlış olduğunu kaydeden Yıldırım, kapsamlı bir organizasyon yapamayacak firmalara alınan lisansın zarar vereceğini söyledi. Rekabet ortamında yürütülen yanlış politikaların elektrik enerjisi ticareti sektörünün en önemli sıkıntısı olduğunuvurgulayan Atilla Yıldırım, “Toptan satış firmaları bir araya gelip ticaretin daha sağlıklı koşullarda yapılabilmesi için fikir birliğine varması lazım. Sektörün etkin bir sivil toplum çatısı altında toplanması ve bu şekilde sorunları çözmesi çok önemli” yorumunu yaptı. Sektörün bir başka sıkıntısının da üreticilerin toptan satış şirketi kurmaları olduğunu ifade eden Atilla Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Üreticiler daha verimli ve optimize üretim yapmaya odaklanmalı. Şu anda Türkiye’de hali hazırda işletilmekte olan çoğu santralin optimal kapasitesinde olduğunu düşünmüyorum. Özellikle son dönemde hayata geçirilen üretim yatırımları işletmecilik yönünden çok zayıf. Hâlâ, devlet tarafından işletilen santrallerde kullanılan işletme modelleriyle, eski sistemlerle santraller çalıştırılıyor. Santral projeleri ve imalatı da güncel piyasa dinamikleri hesaplanarak yapılmıyor. Piyasa fiyatlarının da öngörülenin altında gerçekleşmesi sebebiyle, şu anda elektrik üreticilerinin birçoğunun kredilerini ödeyemediklerini ve üretimden dolayı ciddi mali sıkıntılar içinde olduğunu biliyoruz.”
46 l SEKTÖR lENERJİYabancı ortaklarıyla birlikte 200 MW’lık fotovoltaik güneş enerjisi santrali kurma hazırlıklarının hızla sürdüğünü belirten Akiş Enerji Yönetici Ortağı Berk Eyilik, rüzgâr ve hidroelektrikte de toplam 100 MW’lık yatırım çalışmalarının olduğunu dile getirdi. Eyilik, ayrıca Ortadoğulu yenilebilir enerji yatırımcısı olan bir şirket ile işbirliği ve yatırım kararı aldıklarını aktardıGüneşsantralikuracakolanAkiş,rüzgar vehidroelektriğidegündeminealdırımın uygun hale gelmesi için yerli üretim sistemleri zorunlu kılındı. Bu durum da ülkemizde üretim yapılması amacıyla kurulan firmaların ve istihdamın artmasını sağlayan bir gelişme olacak. Fotovoltaik sektörünün Türkiye’de 22 bin direkt işgücü yaratması mümkün. Bu açıdan ekonomiye katkısı büyük olacak. Rüzgârda ise, kule ve kanat üretimi mevcut, fakat ileride türbin ve jeneratör üretimi de mevcut olacak.” “Türkiye’nin yenilebilir enerjide potansiyeli yüksek” Akiş Grup’un Türkiye’de enerji sektörünün ilk yatırımcılarından olduğuna dikkat çeken Berk Eyilik, elektrik üretim faaliyetlerinin devlet tekeli altında olduğu dönemde, ilk özel elektrik şirketleri Kepez Elektrik ve Çukurova Elektrik’in de kurucu ortaklarından oldukları bilgisini verdi. 2007 yılında kurulan Akiş Grup Enerji ve Pazarlama’nın temiz enerji üzerine odaklandığına belirten Eyilik, özellikle güneş ve rüzgâr enerjisinden elektrik enerjisi üreten sistemlerin Türkiye’de yaygınlaşmasında öncü olmayı hedeflediklerini aktardı. 2010 yılında, güneş ve rüzgâr enerjisi ile ilgili yasal süreçlerin tamamlanmasını beklerken, İtalyan yenilenebilir enerji şirketi Solar Ventures ile ortak bir şirket kurduklarını anlatan Eyilik, “Bu ortaklık ile Türkiye’de yeni projelere yönelik yatırım kararı alındı. Bu zaman zarfında beklenen YEK, 2010 yılının Aralık ayında son halini aldı. Bu kanunun alt yönetmelikleri 2011 yılında da çıkmaya devam ediyor” şeklinde konuştu. Yenilenebilir enerji açısından Türkiye’nin oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğuna vurgu yapan Berk Eyilik, Türkiye’deki güneş ve rüzgâr potansiyelinin hükümetin yerli üretime vermiş olduğu teşviklerle birlikte pek çok yabancı yatırımcıyı çektiğini ifade etti. 1 Kasım 2007’de lisans başvuruları sürecinde yaklaşık 80 bin MW’lık başvuruların EPDK tarafından değerlendirilmesinin uzun sürdüğünü söyleyen Eyilik, bunun başvuru esnasında ölçümsüz ve standart dışı başvurularla karşılaşılması nedeniyle olduğunu kaydetti. Çıkacak olan rüzgar ölçüm tebliği ile başvuru önkoşulu olarak, belirlenen lokasyonda en az bir yıl süreli ölçümlerin alınacağını belirten Eyilik, “En erken 2013 yılında gerçekleşmesi beklenen duruma göre, TEİAŞ’tan bağlantı görüşü alındıktan sonra yeni başvurular kurum tarafından kabul edilecek” dedi.ORTADOĞULU ŞİRKETLE TÜRKİYE’DE ÜRETİM TESİSİ KURULACAK2011 yılı içinde YEK yönetmeliklerini beklerken, Ortadoğulu yenilebilir enerji yatırımcısı olan bir şirket ile işbirliği ve yatırım kararı aldıklarını aktaran Berk Eyilik, enerji yatırımlarında yerli üretim teşviklerinden faydalanmak amacıyla Türkiye’de üretim tesisi kurulmasının amaçlandığını kaydetti. Yeni çıkarılan yerli üretimden faydalanma yasasının yurtiçindeki cari açığa da yararlı olacağına dikkat çeken Eyilik, aynı zamanda Avrupa’nın en büyük elektrik şirketlerinden biriyle de görüşmelerinin sürdüğünü ve yatırım yapılacak yenilenebilir enerji projeleri aradıklarını dile getirdi.Güneş enerjisine yönelik yabancı ortaklarıyla beraber 200 MW’lık fotovoltaik santral kurma hedefinde şu an hazırlıklarının tüm hızıyla devam ettiğini söyleyen Akiş Enerji Yönetici Ortağı Berk Eyilik, aynı zamanda yine yabancı ortakları ile rüzgâr ve hidroelektrikte de toplam 100 MW’lık yatırım yapma planlarının gündemlerinde olduğunu ifade etti. 2010 yılında Türkiye’nin mevcut rüzgâr sistemlerine 528 MW’lık güç eklediğini vurgulayan Eyilik, “Ülkemizde toplam kurulu güneş enerjisi gücü ise yaklaşık 3 MW. Bu rakamlar yatırım hedeflerimizin büyüklüğünün anlaşılması için önemli” dedi. Firma olarak 2011’de Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEK) yönetmeliklerini beklerken, Ortadoğulu yenilebilir enerji yatırımcısı olan bir şirket ile işbirliği ve yatırım kararı aldıklarını aktaran Eyilik, enerji yatırımlarında yerli üretim teşviklerinden faydalanmak amacıyla Türkiye’de üretim tesisi kurulmasının amaçlandığını kaydetti. Yeni çıkartılmış olan yerli üretimden faydalanma yasasının yurtiçindeki cari açığa da yararlı olacağına dikkat çeken Eyilik, aynı zamanda Avrupa’nın en büyük elektrik şirketlerinden biriyle de görüşmelerinin sürdüğünü ve yatırım yapılacak yenilenebilir enerji projeleri aradıklarını dile getirdi. Hükümetin yerli üretime çeşitli teşvikler getirdiğini söyleyen Eyilik, şunları ekledi: “Güneş santrali kurulabilmesi ve yatı-“Yeni açılan elektrik santralleri ülke büyümesine katkı sağlıyor” Enerji sektörünün, ileriki yıllarda yüzde 6-7 oranında büyümeye devam etmesini beklediklerini söyleyen Berk Eyilik, kur farkından dolayı yaşanan kayıpların, ileriki yıllarda piyasa ve emtia şartlarına göre düzeleceğini öngördüklerini ifade etti. Talep miktarı yükselirken, arz miktarında da bu yıl büyüme sağlandığını belirten Eyilik, yeni açılan elektrik santrallerinin ülke büyümesine katkıda bulunacağını kaydetti. “Şu an sektördeki yatırımcıların bir kısmı yatırımlarını olumlu fiyat öngörülerine göre gerçekleştiriyor. Ancak rüzgârda bu öngörüler ile ihaleden alınan projelerin finansman modellerine bakıldığında kâr payının çok düşük olduğu görülüyor” diyen Eyilik, fizibilite aşamasında yanlış yapılan öngörülerin yatırımı zarara uğratabildiğinin altını çizdi. Sektör gündemindeki bir diğer konunun ise, 2010 yılı sonunda yenilenebilir enerji alanında birçok yönetmelik çıkması olduğunu vurgulayan Berk Eyilik, “Fakat bu yönetmeliklerin tebliğ ve usulleri netleşmediği için, yatırımcılar belirsizlikle karşı karşıya. 2012 yılında gerekli usuller açıklandığında, sistemlerin kurulum maliyetlerinin daha da düşmesi ile birlikte sektörün canlanacağını düşünüyoruz” sözlerini ekledi.“GÜNEŞ YATIRIMLARI İÇİN BELİRLENEN LOKASYONDA ÖLÇÜMLERİN YAPILMASI GEREK”Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli açısından oldukça şanslı bir ülke olduğuna dikkat çeken Berk Eyilik, sistem maliyetlerinin yüksek ve sistemin amorti süresinin uzun olması nedeniyle, güneş enerjisinin henüz evsel uygulamalarda çok fazla tercih edilmediğini dile getirdi. Santral bazında ise EPDK tarafından güneş enerjisine dayalı yatırım yapılabilecek trafolar ve kapasitelerinin açıklanmış olmasına rağmen, nasıl bağlantı yapılacağı konusunda yine net bir bilgi olmadığını vurgulayan Eyilik, sözlerine şöyle devam etti: “TEİAŞ’ın belirlediği kapasitelere göre 2013 yılına kadar güneş enerjisi alanında yapılabilecek bağlantı kapasitesi 600 MW. Güneş yatırımları için belirlenen lokasyonda ölçümler yapılması gerekiyor. Yaklaşık iki aydır, ölçüm konusunda açıklama yapılması bekleniyor. Güneş enerjisine dayalı tesislerin kurulumu ile ilgili bu gelişmeler yavaş ilerlese de umut yaratıyor.”
48 l SEKTÖR lENERJİSiemens,rüzgardayeniteknoloji türbinleriylepazarınıbüyüttüRüzgar enerjisinde yeni teknoloji türbinlerini 2011 yılı başında pazara sunduklarını belirten Siemens Enerji Üretimi Bölüm Direktörü Sinan Bubik, enerji iletiminde yurtiçi ve yurtdışından aldıkları işlerle büyümeye devam ettiklerini dile getirdi“2010 TİCARİ YILINI HEDEFLERİMİZİN ÜZERİNDE KAPATTIK”Uygun maliyetli yatırım ve finansman modelleriyle müşterilerine çözümler sunduklarını belirten Sinan Bubik, “Siemens, aynı zamanda enerji sektörüne yönelik entegre çözümleri ile dünyanın en geniş çevre portföyüne sahip firmalardan biri. Ülkemizde ve bölgemizdeki büyük enerji yatırımlarından aldığımız payla 2010 ticari yılını hedeflerimizin üzerinde kapattık” diye konuştu.cari yılını hedeflerimizin üzerinde kapattık. Aynı zamanda hem istihdam yaratan, hem de ülkedeki katma değerimizi artıran bazı üretim yatırımlarını da yine 2010’da İstanbul-Kartal ve Kocaeli-Gebze tesislerimizde gerçekleştirdik.” “Türkiye, yenilenebilir enerjide büyük bir potansiyele sahip” Türkiye’nin rüzgar, hidro, güneş ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji anlamında büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Sinan Bubik, rüzgar enerjisi santrali kurmak için zamanında EPDK’ya yapılan başvuruların bunun bir göstergesi olduğunu dile getirdi. “TEİAŞ trafo kapasite yarışmalarında verilen katkı paylarının yüksekliği de yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye’deki enerji potansiyelinin farkında olduğuna işaret ediyor” diyen Bubik, güneş enerjisi lisansları için de talep olacağını öngördüklerini ifade etti. Komşu ülkelerdeki petrol ve gazın Türkiye’den geçtiğini vurgulayan Bubik, bu durumun Türkiye’yi enerji koridoru anlamında kilit oyuncu yaptığını kaydetti. Bubik, “Hem yenilenebilir hem de petrol ve gaz kaynakları için doğru stratejiler ile aksiyon planları koyabilirsek 2023 yılı kurulu güç hedefimize (90-100GW) ulaşmakta zorluk çekeceğimizi düşünmüyorum. Bunun için dikkat edilmesi gereken konu mevcut kurulu gücün 10 yıl içinde iki katına çıkması amacıyla iletim altyapısının enerji yatırımlarıyla paralel gitmesini sağlamak” şeklinde konuştu. Yenilenebilir enerji alanında pazardaki büyümenin bu yıl da devam ettiğini belirten Sinan Bubik, özellikle 2011 yılında belirsizliklerin ortadan kalktığını ifade etti. Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun teşviklerle beraber hayata geçmesi ve 2007 yılından beri devam eden lisans başvuru sürecinin dokuz ay içinde tamamlanan ihaleler ile sonlandırılmasının yatırımlara yeniden yön verdiğini söyleyen Bubik, yenilenebilir enerji alanında 2010 yılında 500 MW’ın üzerinde kurulum ve yeni iş girişi olduğunu dile getirdi. 2011 yılında ise 600-700 MW arasında yatırım tamamlanacağına dikkat çeken Bubik, 2012 yılında bu büyümenin devam etmesinin önünde en önemli engelin ise finansman olduğunu kaydetti. Türkiye’de tüm enerji yatırımları için arz veya iletim altyapısı sınırlamalarından daha da önemlisinin, bu tür projeler için Türkiye’nin toplam finansman kapasitesi olduğuna dikkat çeken Bubik, “Biz Siemens olarak yatırımcılara Leasing, Finansal Hizmetler ve Project Ventures olmak üzere üç ana başlık altında finansal destek sağlıyoruz. Sunduğumuz çözümler, yatırımcıların finansman sıkıntısı çekmeden projelerini belirlenen sürede işletmeye almasına katkı sağlıyor” dedi.Rüzgar enerjisi alanında yeni teknoloji türbinlerini 2011 yılı başında Türkiye pazarına sunduklarını söyleyen Siemens Enerji Üretimi Bölüm Direktörü Sinan Bubik, bu yatırımla çok önemli bir referans elde ettiklerini ifade etti. Petrol ve gaz çözümlerinde iyi bir iş girişi gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bubik, enerji iletiminde Türkiye ve Türkiye dışından aldıkları işlerle bu alanda sürekli büyüme sağladıklarını kaydetti. Türkiye’de yaklaşık 6 bin MW’lık kurulu güce hizmet veren servis teşkilatlarının iş girişlerinin de bu yıl firmalarına ciddi anlamda katkı sağladığını aktaran Bubik, “Siemens, enerji alanında yatırımcı bir firma olarak değil, firmalara çözüm getiren, bazen tedarikçi, bazen sistem entegratörü kimliği ile hareket eden bir şirket. Dolayısıyla bu sene en büyük yatırımı insana yaptık. Aramıza yeni katılan yaklaşık 100 arkadaşımızile ulaştığımız mühendislik gücü bizi Türkiye’nin en büyük mühendislik şirketlerinden biri yapıyor” diye konuştu. Siemens’in sağlık, altyapı ile şehirler, endüstri ve enerji sektöründe 1958’den beri Türkiye’de faaliyet gösteren 164 yıllık bir şirket olduğunu anlatan Bubik, enerji sektörü olarak enerji dönüşüm zincirinin her noktasında yer aldıklarının altını çizdi. Fosil yakıtlardan enerji üretimi, petrol ve gaz, rüzgar, güneş, hidro, servis ve iletim iş kollarında yenilikçi teknolojilerle, uygun maliyetli yatırım ve finansman modelleriyle müşterilerine çözümler sunduklarını belirten Bubik, şöyle devam etti: “Siemens, aynı zamanda enerji sektörüne yönelik entegre çözümleri ile dünyanın en geniş çevre portföyüne sahip firmalardan biri. Ülkemizde ve bölgemizdeki büyük enerji yatırımlarından aldığımız payla 2010 ti-
50 l SEKTÖR lENERJİErenEnerji’ninbuyıltoplam gücübin500MW’aulaştıEren Enerji Elektrik Üretim’in üç ayrı üniteden oluşan tesislerinin 160 MW’lık kapasitedeki ilk birimini 2010 yılında devreye aldıklarını söyleyen Ulvi F. İlhan, projenin tamamlanmasının ardından bu yıl toplam güçlerinin yaklaşık bin 500 MW’a çıktığını dile getirdiBünyelerine bağlı iki ayrı enerji şirketinin faaliyet gösterdiğini belirten Eren Enerji Elektrik Üretim Yönetim Kurulu Üyesi Ulvi F. İlhan, bunlardan ilki olan Modern Enerji Elektrik Üretim’in 100 MW doğalgaz yakıtlı kurulu güç ile 1994 yılından beri Çorlu’da faaliyetlerine devam ettiğini ifade etti. Zonguldak Çatalağzı’nda faaliyetlerini sürdüren Eren Enerji Elektrik Üretim’in ise toplamda bin 360 MW kurulu güç ile ithal kömürden elektrik ürettiğini vurgulayan İlhan, biri 160 MW ve ikisi 600 MW olmak üzere üç ayrı üniteden oluşan tesislerinin 160 MW’lık kapasitedeki ilk biriminin 2010 yılının başında hizmete girdiğini kaydetti. 600 MW’lık diğer iki ünitenin yatırımlarının ise 2010 yılı son çeyreğinde bitirilerek hizmete sunulduğunu aktaran İlhan, “Bu projemizin bir parçası olarak yine aynı bölgede yılda toplam 10 milyon ton kuru yük elleçleme kapasitesine sahip olan Eren Limanı’nı faaliyete aldık. Normal şartlar altında Eren Enerji projesinin tamamlanmasının 2011 yılında olması öngörülüyordu. Fakat projemizi 2010 yılı sonu itibarıyla tamamladık. 2011 yılı itibariyle de grubumuzun toplam gücü yaklaşık bin 500 MW oldu” dedi. 2011 yılının ilk yarısının özel sektörde faaliyet gösteren elektrik üreticileri adına oldukça zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken İlhan, 2010 sonu ve 2011 başı itibariyle hizmete giren ek kapasiteler ile beklenmedik mevsimsel yağış ve sıcaklık koşullarının elektrik üretiminde bir arz fazlasına neden olduğunu dile getirdi. Buna sık değişen piyasa düzenlemeleri ve yaşanan belirsizlikler eklenince orta ve uzun vadeli planlama yapmakta oldukça zorlandıklarını söyleyen İlhan, “Ayrıca dünya enerji piyasaları ile ülkemiz arasında yaşanan ayrışmalar, geleceğe yönelik yatırım planlarımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen grubumuz, ülkemizin geleceği adına çok önemli bir yere sahip olan enerji sektörüne yönelik yatırımlarına devam etme kararlılığında çalışmalarını sürdürüyor” şeklinde konuştu. “Türkiye’de elektrik tüketimi OECD ülkelerinin yarısı kadar” Gelişmekte olan Türkiye’de kişi başına düşen elektrik tüketiminin OECD ülkeleri ortalamasının yarısı civarında olduğu bilgisini veren Ulvi F. İlhan, son yıllarda sağlanan düzenli ekonomik büyümenin umut verici olduğunu ifade etti. “Nitekim oluşan bu özgüven ortamında Türkiye, Cumhuriyetin 100’üncü yılında dünya ekonomi sıralamasındaki ilk 10 büyük ülke arasında yer almayı hedefliyor” diyen İlhan, bunun sağlanması adına en önemli adımın enerji sektörüne yönelik düzenli olarak yatırım yapılması olduğunun altını çizdi. 2011 yılı ilk dokuz ayındaki elektrik talebinin yaklaşık yüzde 8 civarında arttığına dikkat çeken İlhan, “Gelecek 10 yılda ülkemiz ekonomisinin yaklaşık yüzde 4-5 civarında büyümesi öngörülüyor. Bu beklenti de elektrik enerjisi sektöründe yaklaşık yüzde 6-7 civarında bir büyüme gerekliliğini gösteriyor” diye konuştu. Bu noktada aşılması gereken iki büyük engelin bulunduğunu vurgulayan İlhan, bunlardan ilkinin yılda 4-5 milyar dolarlık bir yatırımın finanse edilmesi, diğerinin ise bu yatırımların ülke ihtiyaçlarına cevap verebilecek doğru enerji kaynaklarına yönelik yapılabilmesi olduğunu kaydetti. Türkiye’nin sınırlı miktarda enerji hammaddesine sahip olduğu için net olarak ‘enerji tüketen’ bir ülke konumunda olduğunu söyleyen Ulvi F. İlhan, Türkiye’nin sahip olduğu zengin yenilenebilir kaynaklar bir umut“TÜRKİYE, ELEKTRİK İHTİYACINI TERMAL VE NÜKLEERDEN SAĞLAMAK ZORUNDA”Türkiye’nin sınırlı miktarda enerji hammaddesine sahip olduğu için net olarak ‘enerji tüketen’ bir ülke konumunda olduğunu söyleyen Ulvi F. İlhan, Türkiye’nin sahip olduğu zengin yenilenebilir kaynaklar bir umut olsa da, bu kaynaklardan üretilen elektriğin düzenli ve öngörülebilir miktarlarda olmamasının ciddi bir problem yarattığının altını çizdi. İlhan, “Diğer gelişmiş ülkeler örneğinde olduğu gibi ülkemizin de esas anlamda ihtiyaç duyduğu ‘baz yük’ elektrik ihtiyacını termal ve nükleer kaynaklardan sağlama zorunluluğu bulunuyor” dedi.olsa da, bu kaynaklardan üretilen elektriğin düzenli ve öngörülebilir miktarlarda olmamasının ciddi bir problem yarattığının altını çizdi. “Diğer gelişmiş ülkeler örneğinde olduğu gibi ülkemizin de esas anlamda ihtiyaç duyduğu ‘baz yük’ elektrik ihtiyacını termal ve nükleer kaynaklardan sağlama zorunluluğu bulunuyor” diyen İlhan, bu noktada ‘çeşitlilik ilkesi’ unutulmadan sahip olunan yerli kömür kaynaklarına yapılan yatırımların hızlanması gerektiğini aktardı. Aynı zamanda nükleer enerji yatırımlarının hızlandırılarak hayata geçirilmesi gerekliliğine dikkat çeken İlhan, sözlerine şöyle devam etti: “İthal kaynaklara dayalı doğalgaz ve kömür yatırımlarının da arz güvenliğinin temini adına doğru planlama ile devam etmesi bir zorunluluk. Finansman sağlanması adına ise özel sektörün çok önemli bir rol oynayacağı kanaatindeyiz. Ayrıca serbest piyasaya geçiş dönemini yaşadığımız bugünlerde özellikle spot piyasalara verilecek sinyallerin, yatırımcıların kararlarını etkileyeceği için spekülatif ve sert hamlelerden uzak durulması gerekiyor.”MTB Danışmanlık, rüzgar enerjisi yatırımına 2012 sonunda başlayacakANKARA“ARZ GÜVENLİĞİ PROBLEMİ DEVAM EDECEK”Türkiye’nin enerji yatırımcıları açısından halen çekici olduğunun altını çizen Mahmut Celal Kaya, “Ancak talep artışları ve artış ivmeleri ile özel sektör tarafından realize edilen yatırımlara bakıldığında Türkiye’deki arz güvenliği probleminin devam edeceği görülüyor. Bu doğrultuda arz güvenliği probleminin özel sektör eliyle aşılabilmesi için uygulanması gereken teşviklerin neler olacağı öncelikli olarak çözümlenmesi gereken bir konu” dedi.MTB Enerji Mühendislik ve Danışmanlık Şirketi kurucu ortaklarından Mahmut Celal Kaya, Türkiye’deki enerji açığı ve enerji yatırımlarının gerekliliği nedeniyle rüzgar enerjisi konusunda yatırım gerçekleştirdiklerini açıkladı. Yeni elektrik piyasasında rol almak isteyen yerli ve yabancı tüm şirketlere dağıtım ve üretim tesislerinin özelleştirilmesi ve iş geliştirme fırsatları konuları başta olmak üzere enerji piyasası ile ilgili diğer tüm konularda müşavirlik hizmeti vermek üzere kurulduklarını hatırlatan Kaya, danışmanlık hizmetinin yanı sıra enerji sektörüne yatırımcı olarak da girdiklerini kaydetti. Yatırımcı bir firma ile ortak girişim olarak TEİAŞ nezdinde bu sene içinde gerçekleştirilen yarışmaya girildiğini ve 30 MW’lık Mahyadağ RES projesi için lisans alındığını dile getiren Kaya, “Bu yatırımımızın inşaatı 2012 yılı sonunda başlayacak” açıklamasında bulundu. ‘Elektrik Dağıtım Hizmetleri’ başlığı altında elektrik dağıtım özelleştirmeleri teknik fizibilite ve hazırlık çalışmaları, devir süreci danışmanlığı çalışmaları, tesis süreci kontrollüğü, master planlama çalışmalarında danışmanlık, elektrik sektörüne kredi verecek finanskuruluşları adına bağımsız mühendislik çalışmaları hizmetini verdiklerini belirten Kaya, “Elektrik üretim hizmetleri olarak ise üretim özelleştirmeleri teknik fizibilite ve hazırlık çalışmaları, yeni üretim santralleri yer tespit çalışmaları, elektrik üretimi yeni projeler teknik fizibilite çalışmaları, üretim tesisleri ile ilgili uluslararası ihale şartnamelerinin ve sözleşmelerinin hazırlanması hizmetleri veriyoruz” diye konuştu. Kaya, MTB Proje Şirketi adı altında yatırımcılara lisans başvuru işlemleri, elektrik üretim tesislerinin son durum projelerinin ETKB standardında hazırlanması, proje onaylarının alınması, üretim tesislerinin geçici ve kesin kabullerinin yönetimi ve konularında da hizmet verdiklerinin altını çizdi. Koruma ve otomasyon sistemleri ile ilgili olarak yatırımcılara anahtar teslim otomasyon sistemleri tasarımı, uygulaması, montajı ve devreye alınması konusunda da çözüm ürettiklerini belirten Mahmut Celal Kaya, “Ulusal elektrik şebekesine bağlantı konfigürasyonu çok büyük önem taşıyor. MTB olarak bu konuda konfigürasyon oluşturulması/değiştirilmesi, iletim hattı güzergahının tespiti, iletim tesisi yapım kontrollüğü ve bağlantı görüşleri ile ilgili birçok yatırımcıya hizmet vermeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
52 l SEKTÖR lENERJİ“BaşkentDoğalgaz,hakettiği değerüzerindensatılacak”Başkent Doğalgaz’ın % 80 hissesinin satış ihalesinin 27 Ocak 2012’de yapılacağını anımsatan Halil İbrahim Kırşan, şirketin hak ettiği değer üzerinden satılmasını beklediklerini vurguladı. Kırşan, yıl sonunda 3 milyar metreküpü aşan bir doğalgaz satış hacmi hedeflediklerini aktardıMeltem GÜNDÜZ / ANKARABaşkent Doğalgaz’ın yüzde 80 hissesinin satış ihalesinin 27 Ocak 2012’de yapılacağını anımsatan Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı ve Başkent Doğalgaz Genel Müdürü Halil İbrahim Kırşan, şirketin hak ettiği değer üzerinden satılmasını beklediklerini vurguladı. Nihai aşamada şartname alan firmalara yönetici sunumları yaptıklarını dile getiren Kırşan, “Başkent Doğalgaz hak ettiği değer üzerinden satılacaktır. İptal edilen ihalede verilen 1 milyar 211 bin dolarlık teklif çok ciddi bir rakamdı. Ancak sorun tamamen teklif sahiplerinin süreci iyi öngörememelerinden kaynaklandı. Şu anda son hazırlıklar devam ediyor. 10’un üzerinde yatırımcı şartname aldı ve beş-altı firma bilgi odasını kullandı. Herhangi bir aksaklık öngörmüyoruz” diye konuştu. İhalenin ertelenmesinin daha iyi olduğunun altını çizen Halil İbrahim Kırşan, Kızılcahamam ve Şereflikoçhisar’dan da doğalgaz bağlama talepleri geldiğini bildirdi. Şereflikoçhisar’ın talebi ile ilgili görüşmelerin devam ettiğinin altını çizen Kırşan, “Bu kapsamda BOTAŞ tarafından yapılması gereken 40-45 kilometrelik ana iletim hattı var. BOTAŞ o iletim hattını yaparsa Şereflikoçhisar da bizim dağıtım lisansı kapsamına dahil olacak. En azından önümüzdeki üç aylık süre içinde Başkent Doğalgaz’ın dağıtım alanı da genişlemiş olacak. Daha fazla doğalgaz satışı gerçekleşecek” ifadesini kullandı. Özelleştirme sürecini ve önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmaları anlatan Kırşan, özelleştirmesüreçlerinin kamu kurumları adına çok sıkıntılı olduğunu vurgulayarak, sanki özeleştirme olmayacakmış gibi gelen doğalgaz bağlantı taleplerini karşılamaya devam ettiklerini kaydetti. BOTAŞ’a olan borç 100 TL’ye düştü 5669 sayılı yasa gereği ihale geliri ile özelleştirme giderleri düşürüldükten sonra BOTAŞ ve Hazine’nin borcunun ödeneceğine işaret eden Halil İbrahim Kırşan, geri kalan paranın da altyapı işlerinde kullanılmak üzere belediyeye aktarılacağını anımsattı. Belediye’nin BOTAŞ’a olan sabitlenmiş borcunun yanı sıra Başkent Doğalgaz’ın BOTAŞ’a borcunun 400 milyon TL’den 100 milyon TL’ye düştüğünü kaydeden Kırşan, “Bu konuda bir sıkıntımız yok. Belediye ile borç alacak-verecek ilişkisine dair bir protokolümüz var. Yeni dönemde de belediye ile görüşmelerimiz çok iyi bir seviyeye geldi. Umuyorum ki yakın bir zamanda son nihai alacaklar üzerinde de bir mutabakat sağlayıp bir protokol imzalayacağız” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin ikinci büyük dağıtım şirketi olduklarını aktaran Kırşan, 8 bin 250 kilometreye ulaşan yeraltı şebekesine sahip olduklarını bildirdi. Kırşan, “Gaz satış hacmimiz 2 milyar metreküp seviyelerinde idi. RSM istasyonunu ve BOTAŞ’tan Baymina santralini devraldık. Bu yılın ilk altı ayında, geçen senenin aynı dönemine göre 560 milyon metreküp daha fazla gaz sattık. Geçen seneye göre gaz satışlarımız yüzde 50 arttı. 2010 yılını 2 milyar metreküp seviyelerinde satış hacmiyle kapatmışken, yıl sonunda Baymi-GAZ SATIŞI YÜZDE 50 ARTTITürkiye’nin ikinci büyük dağıtım şirketi olduklarını aktaran Halil İbrahim Kırşan, “Bu yılın ilk altı ayında, geçen senenin aynı dönemine göre 560 milyon metreküp daha fazla gaz sattık. Geçen seneye göre gaz satışlarımız yüzde 50 arttı” dedi.na ve RSM istasyonlarıyla beraber 3 milyar metreküpü aşan bir doğalgaz satış hacmini yakalayacağız” diye konuştu. Kırşan, vatandaştan gelen doğalgaz bağlama taleplerini halen değerlendirdiklerini, 600 kilometreye yakın bir altyapı döşemiş olacaklarını kaydetti. 1930’lu yıllardan kalan toplam 280 kilometreye yakın havagazı hatlarının Ankara için çok ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Halil İbrahim Kırşan, bu konuda da radikal bir karar alarak 300 kilometrelik eski havagazı hatlarını yenilecek bir proje başlattıklarını söyledi. Şu anda hattın 25-30 kilometresini tamamladıklarını belirten Kırşan, “Önümüzdeki sene bu hatların hepsi tamamlanacak. Eski hava gazı hatlarını değiştirmeye yönelik 17 milyon TL’lik bir projemiz vardı. Diğer altyapı hatları ile birlikte toplam 42 milyon TL’lik yatırım yaptık. Yoğun bir şekilde Ankara halkına emniyetli olarak çalışmalar devam ediyor. Havagazı hattı çalışmaları Çankaya, Cebeci, Mamak, Yenimahalle, Emek, Bahçelievler gibi merkezi yerlerde yoğunlaştı. Can güvenliği her şeyin üzerinde. Bu noktada gerekli çalışmaları yürütüyoruz” şeklinde konuştu. Altyapı yatırımlarının yüzde 95’i tamamlandı Ankara’daki altyapı yatırımlarının yüzde 90-95’lik kısmının tamamlandığını duyuran Kırşan, Gölbaşı, Çubuk, Kazan, Akyurt ve Elmadağ’da hâlâ ulaşılamadık noktalar olduğunu vurguladı. Abone sayısının 1 milyon 315 bini aştığını aktaran Kırşan, “Her sene 100 bin abone sisteme dahil oluyor. Önümüzdeki üç-dört sene içinde abone sayısı 1 milyon 750 bine ulaşacak. Ama nihai hedefimiz beş sene içinde 2 milyon aboneye kavuşmak. Çünkü Ankara’da o potansiyel var. Hem TOKİ hem de diğer müteahhit firmalar aracılığıyla konut artışı devam ediyor. Plan ve projeksiyonları o şekilde yapıp, 2012’de 110 bin yeni abone bekliyoruz” dedi. Doğalgazla ilgili tüm taleplerin Alo 187 hattına geldiğini hatırlatan Halil İbrahim Kırşan, bu hatta yazın 3 bin 500 ile 7 bin, kışın 5 bin ile 7 bin arasında arama yapıldığını ifade etti. Kaçak gaz kullanımı konusunda da çalışmalar yaptıklarından bahseden Kırşan, hem mobil hem de personelin taşıdığı kaçak arama cihazlarının araçlarla yılda iki defa sokakları ve caddeleri taradığı bilgisini verdi. Bunun dışında vatandaşların da Alo 187 hattına ihbarda bulunduğunu bildiren Kırşan, bütün ihbarları ciddi bir şekilde dikkate aldıklarına dikkat çekti.
54 l SEKTÖR lENERJİGlobalEnerji,üretimyatırımlarıyla portföyünügüçlendirmeyiplanlıyorYapılanma çalışmaları doğrultusunda Galata Enerji ve Geliş Enerji şirketlerinde sahip oldukları hisse oranlarını yüzde 80’e çıkardıklarını söyleyen Global Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Atay Arpacıoğulları, bu doğrultuda doğalgaz satışı ile yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretimi yatırımlarıyla daha güçlü bir portföy oluşturmayı planladıklarını ifade ettiFaaliyete başladıkları günden itibaren Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinden birisi olma hedefi doğrultusunda yapılanmaya devam ettiklerini belirten Global Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Atay Arpacıoğulları, bu kapsamda Galata Enerji ve Geliş Enerji’de sahip oldukları hisse oranını yüzde 80’e çıkartarak portföylerini güçlendirdiklerini kaydetti. Arpacıoğulları, “Galata Enerji ve Geliş Enerji ile ilgili hisse devir onayları sonrasında, doğalgaz dağıtımı ve toptan satışı, sıkıştırılmış doğalgaz dağıtımı, satışı ile yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretimi yatırımlarından oluşan güçlü bir portföye sahip olmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Global Yatırım Holding iştiraklerinden biri olan Global Enerji’nin, Şırnak’ta faaliyet gösteren Geliş Enerji’nin yüzde 80 oranındaki hisselerinin mevcut hissedarlarından devralınması konusunda anlaşmaya vardığını söyleyen Arpacıoğulları, aynı zamanda, 49 yıl süreyle elektrik üretim lisansına sahip olan Galata Enerji’nin ek yüzde 20 hissesinin devir alınarak hisse oranını yüzde 60’dan, yüzde 80’e çıkardıklarını aktardı. Her iki sözleşmenin detaylarının kamuoyu ile hisse devir işlemlerinin tamamlanmasına paralel olarak açıklanacağını vurgulayan Atay Arpacıoğulları, maden ruhsatına sahip Geliş Enerji’nin ve elektrik üretim lisansına sahip Galata Enerji’nin yeni anlaşmalar çerçevesinde yüzde 80 hisselerine sahip olacaklarını ifade etti. Böylece Geliş Enerji’nin halen Şırnak’ta işletmekte olduğu ve sekiz adet filonu içeren maden sahasından sağlanacak asfaltitin yanı sıra Galata Enerji’nin yakın dönemde inşaatına başlamayı planladığı 270 megavat kapasitesindeki termik santralde kullanımı ve yıllık yaklaşık 1.8 milyar kilovat saat elektrik üretimini kapsayan entegre projesinde ana hissedar olacaklarına dikkat çeken Arpacıoğulları, şöyle devam etti: “Geliş Madencilik bünyesinde Şırnak’ta yer alan maden sahalarından, Avgamasya dışındaki filonlarındaki rezerv çalışmaları bizim için çok önemli. Rezerv çalışmaları sonuçlarının olumlu olması halinde bölgede elektrik üretim kapasitelerini“REZERV ÇALIŞMALARI OLUMLU OLURSA BÖLGEDE ELEKTRİK ÜRETİM KAPASİTESİNİ ARTIRACAĞIZ”Geliş Enerji’nin halen Şırnak’ta işletmekte olduğu ve sekiz adet filonu içeren maden sahasından sağlanacak asfaltitin ana hissedarı olacaklarına dikkat çeken Atay Arpacıoğulları, “Geliş Madencilik bünyesinde Şırnak’ta yer alan maden sahalarından, Avgamasya dışındaki filonlarındaki rezerv çalışmaları bizim için çok önemli. Rezerv çalışmaları sonuçlarının olumlu olması ile birlikte bölgede elektrik üretim kapasitelerini artırmayı planlıyoruz” bilgisini verdi.artırmayı planlıyoruz. Böylece Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yerli kaynaklardan karşılanması sayesinde ülke ekonomisine çok daha fazla oranda katkı sağlamayı hedefliyoruz.” “Elektrik üretim kapasitemizi ilerleyen dönemlerde artırmayı planlıyoruz” Geliş Enerji bünyesindeki maden sahalarında yer alan sekiz filondan biri olan Avgamasya filonuyla ilgili rezerv tespit çalışmaları yapıldığını söyleyen Atay Arpacıoğulları, Almanya’nın uluslararası düzeyde en geniş kapsamlı hizmetini sunan ve bir danışman mühendislik kuruluşu olan Fichtner GmbH & Co. KG tarafından gerçekleştirilen yaklaşık 9 bin metrelik sondaj çalışması sonucunda rezerv raporunun tamamlandığını kaydetti. Rapora göre, söz konusu filonda 26.5 milyon ton görünür ve 15.5 milyon ton muhtemel rezerv bulunduğunun tespit edildiğini vurgulayan Arpacıoğulları, raporda madencilik faaliyetlerinin halen devam ettiği Avgamasya Filonu’nun, elektrik santralini tek başına 30 yıl süresince besleyebilecek kadar rezerv bulundurduğunun yer aldığını dile getirdi. Bu miktarın 270 megavatlık ilk elektrik üretim kapasitesi için kullanılacağını belirten Arpacıoğulları, “Ayrıca Global Enerji’nin maden sahasındaki diğer filonlarda yapılacak detaylı rezerv çalışmalarına paralel olarak elektrik üretim kapasitesini ilerleyen dönemlerde artırmayı planlıyoruz. Böylece ülke ekonomisine yerli kaynaklar sayesinde daha fazla katkı sağlamak için gerekli adımları atmak hedefindeyiz” dedi.Faik Çelik Holding, İspanyollarla güneş enerjisine de yönelecekEsra ÖZARFAT / BURSADünyanın önde gelen otomotiv ana sanayi kuruluşlarına kalıp üreten Bursalı Faik Çelik Holding, kurduğu FC Enerji ve Gesbey ile enerji sektöründe de boy gösteriyor. İspanyol Gestamp Eolica ortaklığıyla faaliyet gösteren FC Enerji, Aydın’ın Çine ilçesinde 35 milyon Euro yatırımla kurduğu Turguttepe Rüzgar Enerji Santrali’nde 82,5 metre ve 2 megavatlık 12 adet rüzgar tribünüyle 24 megavatlık enerji üretiyor. Yabancı fonların yenilenebilir enerji konusuna yoğun ilgisinin olduğunun ve bazı projelere dahil olmak istediklerinin altını çizen Faik Çelik Holding CEO’su Baran Çelik, FC Enerji’de İspanyol Gestamp Eolica ile yüzde 50 ortaklıklarının bulunduğunu hatırlattı. Bu konuda İspanyollarla beraber Türkiye’de büyümeyi planladıklarına değinen Çelik, İspanyol ortaklarıyla birlikte güneş enerjisi sektörüne yönelik yatırım kararı aldıklarını belirtti. Baran Çelik, “Mevcut ortağımızın enerji alanında İspanya’da diğer alanlardaki ortaklarıyla birlikte sürdürdüğü bir yapısı var. Onlardan da know-how alıyoruz. Bu konuda beraber hareket etmeyi, riski paylaşmayı ve tecrübelerinden faydalanmayı uygun görüyoruz. İspanyol ortağımızın yenilenebilir enerjideki asıl büyük kolu güneş enerjisinde bulunuyor. Doğruproje yapabilirsek 2015 hedefimiz olan 300 megavatlık üretimimizin üzerine bir de güneş enerjisini eklemiş olacağız. Bunun için hazırlık yapıyoruz” bilgisini verdi. FC Enerji’nin 2015 yılı hedefinin 300 megavat enerji üretimi olduğunu kaydeden Çelik, ilk olarak 24 megavatı devreye aldıklarını açıkladı. Ellerinde 10 megavatlık bir lisans olduğunu belirten Çelik, 82 megavatlık lisansın da EPDK’dan çıkışını beklediklerini söyledi. 2012 ve 2013’te 92 megavatlık bir güce ulaşacaklarını açıklayan Çelik, “Bu güce ulaşmak için yeni santraller kuracağız. Yatırımlar Kayseri ve İzmir bölgesinde olacak ve yüzde 75 yabancı kaynakla gerçekleşecek” dedi. Rüzgar kulesi üretimiyle ithalatı kesmeyi hedefliyor Gestamp Renewables adlı şirketin iştiraki olan Gestamp Wind Steel ile birlikte Gesbey şirketini kurarak rüzgar kulesi üretimine başladıklarını da hatırlatan Baran Çelik, Bandırma OSB içinde 24 milyon Euro yatırımla kurulan tesiste seri üretime de başladıklarını açıkladı. İlk teslimatları 2012 yılı Ocak ayında yapacaklarını belirten Çelik, şunları söyledi: “100 metrelik 2.5 megavatlık ilk kulemizi tamamladık. Onay süreci tamamlandı. Teslimatını ocak ayında yapacağız. Ayrıca 2.75 megavat gücünde85 metrelik bir kule siparişi daha aldık. Kule tipine göre 250 ile 300 kule/yıl üretim kapasitemiz var. Kule üretiminden yıllık 80 milyon Euro ciro beklentimiz var. İlk üretimi yurtiçine yaptık. Böylece ithal ikame yoluna giderek ithalatı azaltmayı hedefliyoruz. Ama asıl pazarlarımız Karadeniz’e kıyısı olan komşu ülkeler ve Ege’ye kıyısı olan Yunanistan. Şu an Yunanistan’ın öyle bir yatırım planı olmasa da önümüzdeki dönemde bu alanda yatırımlara başlayacak.” Öte yandan Türkiye’de de ciddi bir potansiyel olduğuna değinen Baran Çelik, kapasitelerinin yarısından fazlasının Türkiye’deki talep tarafından dolacağına inandıklarını aktardı. 53 bin metrekarelik alanda kurulu tesise 18 bin metrekare daha ekleyeceklerini ifade eden Baran Çelik, 20 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 70 bin metrekarelik alanda faaliyet göstereceklerini anlattı.
56 l SEKTÖR lENERJİSchneiderElectric,yatırımlarını Türkiye’yekaydırmayadevamediyorSchneider Electric enerji verimliliği ve temiz enerji yatırımlarını Türkiye’ye kaydırmaya devam ediyor. Türkiye’de yaptığı satın almalarla büyümeyi hedefleyen şirket, yaklaşık 200 iş ortağı ile başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere toplam 16 ilde çalışmalarını sürdürüyorgüvenlik alanlarındaki uzmanlığını bir araya getirdiği Ecostruxure mimarisinden de yararlanacağını dile getirdi. “Yüzde 30’a kadar tasarruf sağlayan enerji verimliliği projeleri yapabilir durumdayız” Dünyada pek çok ülkede hayatın tüm alanlarında mevcut kaynakların artık en verimli şekilde kullanıldığını söyleyen Bora Tuncer, “Bizler de dünyada tüketilen enerjinin yüzde 72’lik kısmına verimlilik çözümleri sunuyoruz. Şu an mevcut bilgi seviyemiz ve gerçekleştirdiğimiz çözümlerle enerji, altyapı, endüstri, konut ve bina pazarlarında yüzde 30’a kadar tasarruf sağlayan enerji verimliliği projeleri yapabilir durumdayız” açıklamasında bulundu. Ayrıca karbondioksit salımının düşürülmesine katkıda bulunarak, çevre dostu binalar yaptıklarını aktaran Tuncer, şöyle konuştu: “Schneider Electric olarak, Türkiye’de enerjinizden en iyi biçimde faydalanmanıza ve enerji tasarruf hedeflerinizi yakalamanıza yardımcı olmak için gereken insan gücüne, teknolojiye ve bilgiye sahibiz. İşte bu nedenlerle de kendimizi 2011 yılının global enerji yönetimi uzmanı olarak konumlandırıyoruz.” “Schneider Electric olarak enerji ve altyapı, endüstri, bina ve veri merkezleri pazarlarında aktif enerji verimliliği çözümlerini etkin bir şekilde uyguluyoruz” diyen Tuncer, endüstri ve altyapı pazarında elektrik motorları, güç ölçümü, enerji izleme ve yönetim sistemlerinin yanı sıra endüstriyel otomasyon sistemleri ile ortalama tesis tüketiminin yüzde 10-20 azaltılabileceğine değindi. Türkiye’de enerji tüketimini yüzde 20 azaltmanın parasal karşılığının 60 milyar dolar olduğunu açıklayan Tuncer, firmalarının tüm bu alanlara enerji verimliliği çözümleri sunduğunu kaydetti. Tüm bunları yaparken sadece enerji tüketiminin azaltılması ile sınırlı kalmadıklarını söyleyen Tuncer, enerji kaynaklarının yönetimine bağlı olarak enerji maliyetlerinin düşürülmesi, enerjinin güvenilirlik ve sürekliliğinin geliştirilmesini de sağladıklarını dile getirdi. “Manisa’daki fabrikamız yüzde 30’a varan oranda daha az enerji tüketiyor” Global bir üretim merkezi ve ihracat üssü olan Manisa fabrikalarının sundukları çözümlerin birebir uygulandığı en önemli referansları olduğunu belirten Bora Tuncer, 8 Nisan 2010 tarihinde Manisa’da, Türkiye’de ilk kez düzenlenen ‘yeşil etkinlik’ ile çevre dostu yeni fabrikalarının açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Verimlilik çözümleriyle donatılmış yeni fabrikalarının benzerlerinden yüzde 30’a varan oranda daha az enerji tükettiğini ileten Tuncer, “Doğaya saygılı, yeşil etkinliğimizi ise Uluslararası Live Earth kuruluşunun belirlediği kriterlere göre planladık. Amacımız kaynak kullanımını ve çevre üzerinde oluşabilecek negatif potansiyel etkileri minimize edecek bir etkinlik gerçekleştirmekti. Bu şekilde tüm elektrik kullanımında yaklaşık yüzde 45’lik bir enerji tasarrufu sağladık” şeklinde konuştu. Bu sayede doğaya salınan karbondioksit gazı oranında aynı ölçüde standart bir etkinlikteki elektrik kullanımı ile karşılaştırıldığında yüzde 33’lik bir fayda sağladıkları bilgisini veren Tuncer, bu konuda pek çok referanslarının bulunduğunu kaydetti.MASDAR CİTY’E ENERJİ ÇÖZÜMLERİ SUNACAK2010 yılında Masdar City ile stratejik ortaklık gerçekleştiren Schneider Electric, bu anlaşma ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dhabi’deki 6 kilometrekarelik temiz teknoloji bölgesi olan Masdar City’ye enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji çözümleri temin edecek. Şirket, Masdar City’deki güneş enerjisi santralleri için anahtar teslim çözümlerin geliştirilmesi ve Masdar City’de bulunan Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü ile işbirliği yaparak, Schneider Electric Yenilik ve Uygulamada Yeterlilik Merkezi’ni kuracak.Elektriğin üretildiği ya da tüketildiği tarafta bulunmayan firmalarının bu iki tarafın arasında kalan elektrik enerjisinin yönetimi ve altyapısının oluşturulması alanında yer aldığını dile getiren Schneider Electric Güç Çözümleri Genel Müdür Yardımcısı Bora Tuncer, “Schneider Electric olarak enerji verimliliği ve temiz enerji yatırımlarımızı ülkemize kaydırmaya devam ediyoruz. Diğer yandan Türkiye’de yaptığımız satın almalarla büyümeyi hedefliyoruz” dedi. Schneider Electric için 2009 ve 2010 yıllarının hem yatırımlar açısından hem de ekonomik anlamda tam bir büyüme dönemi olduğunu söyleyen Tuncer, özellikle 2009 yılının ilk yarısına denk gelen global kriz döneminde yatırımlarını kısmak yerine hedefleri doğrultusunda büyümeye devam ettiklerini dile getirdi. 2010’un başlattıkları yatırımların devamına sahne olduğunu aktaran Tuncer, “Schneider Electric olarak 190 ülkede, toplam 120 bin çalışana sahibiz. 2009 yılında global olarak 15.7 milyar Euro’yu aşan bir satış rakamına ulaştık. Bunun yüzde 5 civarını Türkiye’nin de içinde bulunduğu Balkanlar ve Ortadoğu ülkelerinde gerçekleştirdik” diye konuş-tu. Bu bölgedeki çalışan sayısının yaklaşık 2 bin 500 kişi olduğunu ve bunun 2 bini aşkın kişisinin Türkiye’de çalıştığını belirten Tuncer, Türkiye’de ikisi İzmir’de olmak üzere üç fabrika, iki Ar-Ge merkezi ve yaklaşık 200 iş ortağı ile başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere toplam 16 ilde çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Firmalarının 2010 yılında Masdar City ile stratejik ortaklık gerçekleştirdiğini belirten Bora Tuncer, bu anlaşma ile Schneider Electric’in Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dhabi’deki 6 kilometrekarelik temiz teknoloji bölgesi olan Masdar City’ye enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji çözümleri temin edeceğini söyledi. “Schneider Electric, Masdar City’deki güneş enerjisi santralleri için anahtar teslim çözümlerin geliştirilmesi ve Masdar City’de bulunan Masdar Bilim ve Teknoloji Enstitüsü ile işbirliği yaparak Schneider Electric Yenilik ve Uygulamada Yeterlilik Merkezi’ni kuracak” diyen Tuncer, Masdar City’nin aynı zamanda Schneider Electric’in birden fazla alanda enerji verimini optimum hale getirmek için güç, veri merkezleri, proses ve makineler, bina kontrolü ve fiziksel
58 l SEKTÖR lENERJİ“Enerjiyi,DoğtaşDoğanlarGrubu’nun lokomotifsektörüyapacağız”D-Enerji firmasıyla Çanakkale ve Balıkesir’de 24 farklı RES, Erzurum ve Ağrı’da ise iki HES projesi gerçekleştirerek, enerjiye 1 milyar doların üzerinde yatırım yapmaya hazırlandıklarını aktaran Davut Doğan, enerji sektörünü Doğtaş Doğanlar Grubu’nun lokomotifi haline getirmek istediklerini vurguladıSultan AZİZOĞLU / BALIKESİRDoğtaş Doğanlar Grup iştiraklerinden D-Enerji, Çanakkale ve Balıkesir’de 24 farklı rüzgar enerji santrali (RES), Erzurum ve Ağrı’da ise iki hidroelektrik santrali (HES) projesi gerçekleştirerek, 1 milyar doların üzerinde bir bütçeyle yatırım yapmaya hazırlanıyor. 24 RES projesini hayata geçirmek için başvuruda bulunan şirket, yatırımlarına hız vermek için en kısa zamanda lisans almayı bekliyor. 2007’de başvuru yapmasına rağmen bölgedeki altyapı ve trafo eksikliğinden dolayı sorun yaşayan firma, eksikliklerin giderilmesi ile çalışmalarına başlamayı hedefliyor. Erzurum’da kuracağı HES projesine ise başlayan D-Enerji, aynı zamanda Ağrı’daki HES projesinin etüt çalışmalarını sürdürüyor. Doğtaş Doğanlar Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, mobilya, enerji, sağlık, turizm, inşaat ve perakende sektörlerinde hizmet verdiklerini hatırlatarak, şimdi de enerji sektöründe önemli projelerle adlarını duyurmayı hedeflediklerini belirtti. Enerji sektörünü, Doğtaş Doğanlar Grubu’nun lokomotif sektörü haline getirmek istediklerini vurgulayan Davut Doğan, “RES ve HES yatırımlarımızda ortaklık bilinci ile hareket ediyoruz. Diğer yatırımlarımız için de or-taklık görüşmelerimize ve ortak arayışına devam ediyoruz. Hedefimiz, enerjiye 1 milyar doların üzerinde yatırım yapmak“ şeklinde konuştu. Çanakkale ve Balıkesir illerinin rüzgar bakımından Türkiye’nin en iyi bölgeleri arasında yer aldığını dile getiren Doğan, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinden biri olan D-Enerji’nin Kasım 2007’de Çanakkale ve Balıkesir illerinde toplam 900 MW’lık 24 ayrı RES projesinin başvurusunda bulunduğunu hatırlattı. Ancak Çanakkale, Balıkesir, Bandırma ve Ayvalık’ta kurulmak üzere hazırladıkları bu projeleri bir türlü hayata geçiremediklerine değinen Doğan, “Başvurumuz bölgedeki altyapı ve trafo eksikliğinden dolayı bir türlü netleşmedi. Projelerimiz için 18 ayrı noktaya her biri 1.5 milyon dolarlık maliyeti bulan rüzgar enerji ölçüm cihazı diktik. Toplam maliyeti 27 milyon doları bulan rüzgar enerji ölçüm cihazlarının yanı sıra yapmış olduğumuz başvurular için 15 milyon dolarlık bekleyen teminatımız var” diye konuştu. Bekleyen teminatlarının şirketin başka yatırımlarını askıya almasına sebep olduğuna vurgu yapan Davut Doğan, “Bu projeleri bir an önce hayata geçirmek istiyoruz. Bölgemizin altyapı ve trafo eksikliklerinin en kısa sürede giderilmesi gerekiyor. Çünkü bu lisanları sadeceBERGGUREN HOLDİNG İLE RES ORTAKLIĞIDünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Bergguren Holding ile RES yatırımlarının 750 MW’lık kısmı için ortaklık yaptıklarını dile getiren Davut Doğan, “Gerçekleştirdiğimiz müracaatlardan 750 MW kısmı için Bergguren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nicolas Bergguren ile ortaklık anlaşması yaptık. Lisans konusundaki sorunlarımız çözüldüğü an yatırıma başlamak için hazırız” şeklinde konuştu.biz değil, bu bölgelerde RES yatırımlarında bulunmak için 2007 yılında başvuran hiçbir şirket alamadı” bilgisini verdi. Erzurum ve Ağrı’ya 100 milyon dolarlık HES yatırımı Erzurum’da hidroelektrik santral (HES) yapımına başladıklarını belirten Davut Doğan, yatırım için regülatör ve türbin siparişlerini verdiklerini açıkladı. Regülatör ve türbinlerin üç ay içinde teslimini beklediklerini söyleyen Doğan, “Ağrı’da da HES yatırımımız olacak. Bu konuda etüt çalışmalarımız devam ediyor. Erzurum ve Ağrı’daki HES projelerimizin toplam yatırım maliyeti 100 milyon dolar civarında olacak” dedi. D- Enerji şirketi ile üreticilerle anlaşma sağlamaya başladıklarına dikkat çeken Doğan, şimdiden 150 şirkete ulaşan bir portföye sahip olduklarını vurguladı. Doğan, “Bu sektörde de Türkiye’de ilk 25 şirket arasında yer alan şirketimizin portföyünde ilk etapta hastane, sanayi grupları ve büyük tüccarlar var. İki aydır elektrik satışı gerçekleştiriyoruz. Kanun gereği yıllık elektrik tüketimi 30 bin kW ve üzerinde kullanım gerçekleştiren tüketicilere satış yapıyoruz” diye konuştu. Hükümetin zamanla tüketim miktarlarını düşürmesi ile hanelere kadar ilerleyecek olan bu projede satış yapan öncü şirketlerden biri olduklarına değinen Davut Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Temmuz ayından itibaren 25 MW’lık bir satış portföyüne ulaşmayı hedefliyoruz. Satışlarımızda tüketicilere yüzde 10, 20 hatta yüzde 25’e varan ıskonto uygulayabiliyoruz.““BEKLEYEN TEMİNATLAR DİĞER YATIRIMLARIN ASKIYA ALINMASINA NEDEN OLUYOR”D-Enerji’nin Kasım 2007’de Çanakkale ve Balıkesir illerinde toplam 900 MW’lık 24 ayrı RES projesinin başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Davut Doğan, toplam maliyeti 27 milyon doları bulan rüzgar enerjisi ölçüm cihazlarının yanı sıra yapmış oldukları başvurular için 15 milyon dolarlık bekleyen teminatlarının olduğunu kaydetti. Bekleyen teminatlarının şirketin başka yatırımlarını askıya almasına sebep olduğuna vurgu yapan Davut Doğan, “Bu projeleri bir an önce hayata geçirmek istiyoruz. Bölgemizin altyapı ve trafo eksikliklerinin en kısa sürede giderilmesi gerekiyor” dedi.
60 l SEKTÖR lENERJİGüriş,santrallerindekiyıllıküretimi yüzde20artırmayıhedefliyorduman, EOLOS Rüzgar Enerjisi AŞ’nin projeleri arasındaki Şenköy RES’in Hatay ili sınırları içinde ve toplam 26 MW güce sahip olduğunu açıkladı. Bu santralden yılda 85 milyon Kwh elektrik üretiminin hedeflendiğine değinen Karaduman, Olgu Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret’in ise Afyon ilinin Dinar ilçesinde kurulması planlanan 50 MW’lık rüzgar enerji santralinin başlıca projeleri arasında yer aldığını kaydetti. Yatırımı 2011 yılının üçüncü çeyreğinde başlayacak olan projenin bittiği zaman yaklaşık 160 GWh’lik yıllık elektrik üreteceğini ve 120 bin tonun üzerinde CO2 üretimini önleyeceğini vurgulayan Karaduman, şu bilgileri verdi: “Sivas ilinin Kangal ilçesinde kurulması planlanan 128 MW’lık rüzgar enerji santrali ise Kangal Elektrik Enerji Üretim ve Ticaret’in en önemli projeleri arasında bulunuyor. Gürsu Temiz Enerji Üretim’in projeleri arasında yer alan ARCA Regülâtörü ve HES projesine 31.12.2007 tarihinden itibaren 49 yıllık üretim lisansı alındı. ARCA Regülâtörü ve HES Projesi 15.3 MWe gücünde geliştirilmiş nehir tipi HES olup yapımı devam ediyor. GG Doğalgaz Elektrik Üretim de Aydın ili Germencik ilçesinde 450 MWe kurulu gücünde doğalgaz elektrik enerjisi üretim tesisi kurulması, tesisin işletmeye alınması, elektrik enerjisi üretilmesi, üretilen enerjinin müşterilere satışı amacıyla kuruldu.” Özelleştirmeler sayesinde 2010 yılında rekor düzeyde hız kazanan enerji sektöründeki birleşme ve satın alma faaliyetlerinin 2011’de de devam ettiğini belirten Ali Karaduman, “2011 yılında özellikle yerli oyuncuların yatırım iştahını göz önünde tutarak, birleşme ve satın alma işlemleri değerlerinin 2010 yıl sonu değerlerine yaklaşacağını düşünüyoruz” yorumunu yaptı.ANKARAHidroelektrik, termik, jeotermal ve rüzgar enerjisine dayalı enerji yatırımları ile Türk enerji sektöründe faaliyet gösterdiklerini söyleyen Güriş İnşaat ve Mühendislik Genel Müdür Yardımcısı Ali Karaduman, halihazırda işletmede yer alan 47.4 MW gücündeki Aydın Germencik Jeotermal Santrali’nin 2011 yılının ilk sekiz ayına ait enerji üretim değerinin 214 bin 576 MWh olduğunu açıkladı. Yine aynı dönemde bir diğer yenilenebilir enerji alanındaki Belen Rüzgar Santrali’nin üretim değerinin 62.192 MWh olduğunu vurgulayan Karaduman, “2011 yıl sonu hedefimiz, bu santrallerdeki 2010 yılı değerlerinin yüzde 20 oranında üzerine çıkmak ve devam eden projelerimizi en kısa süre içinde tamamlamak” şeklinde açıkladı. 1958 yılında kurulan Güriş İnşaat’ın bugün Türkiye’nin önde gelen taahhüt firmalarından biri olmayı sürdürdüğünü belirten Karaduman, Türkiye, Ortadoğu, Yakın ve Orta Asya, BDT veKuzey Afrika ülkelerinde faaliyet gösterdiklerini ve inşaat sektörünün hemen her alanına yönelik anahtar teslimi projeler gerçekleştirdiklerini kaydetti. Karaduman, 20’ye yakın iştirak ve 5 bini aşkın personele sahip Güriş Holding bünyesinde 1968 yılında kurulan Parsan Makina Parçaları AŞ’nin, 1973 yılında kurulan Güriş İnşaat ve Mühendislik ile 1975 yılında kurulan Güriş Makina ve Montaj Sanayi’nin yer aldığını söyledi. Ali Karaduman, “Güriş İnşaat ve Mühendislik, hidroelektrik, termik, jeotermal ve rüzgar enerjisine dayalı enerji yatırımları ile Türk enerji sektöründeki konumunu güçlendiriyor. Yeşil enerji ile üretilen elektrik enerjisi yine Güriş bünyesinde kurulmuş olan Bordo Elektrik Enerjisi Toptan Satış Şirketi tarafından kullanıcılara ikili anlaşmalar yolu ile sağlanıyor. Ayrıca Gold Standard bünyesinde sertifikalandırılan karbon emisyon hakkımız da yurtiçi ve yurtdışında alıcılara ulaştırılıyor” dedi. Şu anda devam etmekte olan enerji yatırımlarından söz eden Ali Kara-Güriş İnşaat ve Mühendislik, hidroelektrik, termik, jeotermal ve rüzgar enerjisine dayalı enerji yatırımları ile Türk enerji sektöründeki konumunu güçlendiriyor. Yeşil enerji ile üretilen elektrik enerjisi yine Güriş bünyesinde kurulmuş olan Bordo Elektrik Enerjisi Toptan Satış Şirketi tarafından kullanıcılara ikili anlaşmalar yolu ile sağlanıyor. Ayrıca Gold Standard bünyesinde sertifikalandırılan karbon emisyon hakkı da yurtiçi ve yurtdışında alıcılara ulaştırılıyor.Form Grup, 2012’de bin kw kapasitelik uygulamayla güneşten elektrik üretecekİklimlendirme alanında yüksek verimli iklimlendirme sistemleri; temiz enerji alanında ise, güneşten elektrik elde ederek ve gün ışığı ile aydınlatma yaparak yüksek verimli yeşil binalar kuran Form Grup, 2012 yılında güneşten elektrik elde etme konusunda yaklaşık bin kw kapasitede toplam uygulama yapmayı hedefliyor. 1965 yılında kurulan Form Şirketler Grubu’nun iklimlendirme ve güneşten elektrik üretimi (fotovoltaik) alanında faaliyet gösterdiğini anlatan Form Grup Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun, enerji sektöründeki faaliyetlerinde birey ve kurumların enerji ihtiyaçlarını doğal kaynaklardan sağlayacak şekilde sistem kurulumu, cihaz temini, düzenli bakım ve ürün imalatı çözümleri ürettiklerini dile getirdi. İklimlendirme alanında yaşam ve imalat kalitesini artıracak sistemlerin kurulumunu yaptıklarını aktaran Korun, ayrıca cihazların temini, düzenli bakım ve ürün imalatı sağladıklarını kaydetti. Korun, bunları yaparken de mümkün olan en az enerjiyi kullanmayı sağlayan ve sistem çözümlerini üreten bir firma olduklarını ifade etti. Ana faaliyet konularının her zaman klima olduğunu dile getiren Korun, zamanla farklı alanlara da yatırım yaptıklarını belirtti. Korun, yalıtım alanında Türkiye’ye ilk polietilenli yalıtımı getiren ve bu alanda ilk olarak üretime başlayan firma olduklarını hatırlattı. İstanbul’daki merkez ofislerinin yanı sıra Ankara, Adana, Antalya, İzmir ve Bursa’da müdürlüklerinin bulunduğunu açıklayan Korun, “Form Şirketler Grubu bünyesindeki Form Endüstri Ürünleri Şirketi ile iklimlendirme sektörü alanında, Form Endüstri Tesisleri Sanayi ile imalat sektöründe, Form Temiz Enerji Sistemleri Şirketi ile yenilenebilir enerji sektöründe, Form Tesisler Bakım Ticaret Şirketi ile bakım-servis alanında ve Form Munters ile satış alanında faaliyet gösteriyor” dedi. Form Grup olarak beş yıl içinde en büyük gelişmenin güneşten elektrik üretiminde, gün ışığı aydınlatma sistemlerinde ve ısı pompası ile VRF ürünlerinde olmasını hedeflediklerini söyleyen Korun, “İklimlendirme sektöründe farklı ürünleri satmayı öngörüyoruz. İklimlendirmede enerji tasarrufu ve yeşil bina konularına odaklanmaktayız. Form Şirketler Grubu olarak, 2011 yılını 100 milyon TL üzerinde bir ciro ile bitireceğiz. Bu rakamla geçtiğimiz yıla göre yaklaşık yüzde 30’luk ciro artışı sağlamış oluyoruz” diye konuştu. “Güneşten elektrik hızla gelişen bir sektör olmakla birlikte halen emekleme aşamasında” diyen Tunç Korun, bu konuda yaptıkları birçok uygulama olduğunu, bunlardan biri olan Duran Doğan fabrikasının fotovoltaik uygulamasını geçen aylarda bitirdiklerini söyledi. Bu uygulama sayesinde fabrikanın yılda yaklaşık 10.520 kwh güneşten elektrik üreteceğini ve yılda 2 bin 524 kilogram karbondioksit tasarrufu elde edileceğini ileten Korun, “Bunun yaklaşık beş katı büyüklüğündeki bir uygulamayı Varyap Ataşehir yeni binalarına uygulamak için sözleşmemizi tamamladık. Yıl sonundan önce çalıştırmış olacağız. 2012’de ise güneşten elektrik elde etme konusunda yaklaşık bin kw kapasitede toplam uygulama yapmayı öngörüyoruz” bilgisini verdi.Tunç Korun, 2011’de Duran Doğan fabrikasının fotovoltaik uygulamasını bitirdiklerini, bunun beş katı büyüklüğündeki bir uygulamayı da Varyap Ataşehir binalarına yapacaklarını belirtti. Korun, “2012’de güneşten elektrik elde etme konusunda yaklaşık bin kw kapasitede toplam uygulama yapmayı hedefliyoruz” dedi.