8 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTürkiye,2023ihracathedefine bölgesindelojistiküsolarakulaşacakAvrupa, Balkanlar, Karadeniz, Orta Asya, K. Afrika ve Ortadoğu’nun bağlantı merkezi niteliği ile uluslararası lojistik pazarındaki cazibesini her yıl artıran Türkiye, son yıllarda ciddi bir gelişim grafiği çizen lojistik sektörüyle bölgede üs olma özelliğini güçlendiriyor Stratejik konumunu ve potansiyelini değerlendirmek ve 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefini gerçekleştirmek adına Türkiye’nin ulaştırma ve lojistik alanında atacağı adımlar artık çok daha büyük önem taşıyorTürkiye, 2023 yılına kadar ihracatta toplam 500 milyar dolara ulaşmayı hedefliyor. Bu hedefte en büyük pay, malların kısa sürede tüketicilere ulaştırılması, güvenilir ve ekonomik taşıma modellerinin kullanılması, ithalat ve ihracatçılara yeni pazar olanaklarının açılması gibi birçok konuda destekçi olan lojistik sektörüne düşüyor. Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun bağlantı merkezi olması sayesinde Türkiye, dünyada lojistik cazibesi hızla artan bir ülke. Stratejik konumu ve olanaklarıyla, yer aldığı coğrafyada bölgesel lojistik üs olma potansiyeline sahip Türkiye için 2023 yılı ihracat hedeflerini gerçekleştirmek adına ulaştırma ve lojistik alanında atılacak adımlar büyük önem taşıyor. Türkiye, coğrafi yapısı sayesinde transit geçiş ülkesi konumunda olmasının avantajıyla, dünya üzerindeki ticarette çok önemli bir noktada bulunuyor. Karayolları, demiryolları, üç tarafını çevreleyen denizleri, havaalanları ve dağıtım merkezleriyle özellikle Avrasya ticaretinin kalbinde yer alan Türkiye, son yıllarda ciddi bir gelişim grafiği çizen lojistik sektörüyle bölgede üs olma özelliğini güçlendiriyor. Ancak bu konuma gelmek için lojistik faaliyetlerinin ve yatırımlarının programlı bir şekilde yönlendirilmesi gerek. Bölgesel lojistik üs hedefi doğrultusunda ise öncelikli yapılması gerekenler üretim merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerde lojistik merkezler kurulması ve güçlü bir lojistik altyapının oluşturulması. Bu amaç doğrultusunda taşıma modları arasında düşük maliyetli, hızlı, güvenli, aktarma alanı ve donanımlarına sahip olma özelliği taşıyan lojistik merkezler kurulmaya başlandı. Bu merkezler modern yük taşımacılığının kalbi olarak görülen, diğer ulaşım sistemleriyle entegre olarak kombine taşımacılığı geliştiriyor. Yine lojistik üs hedefine yönelik gerekli yatırımlarla ulaştırma altyapılarının çağın koşullarına uygun hale getirilmesi de büyük önem taşıyor. Bu noktada bölgesel lojistik üs hedefi kapsamında altyapıyla birlikte yasal düzenlemelerdeki uygulama eksikliklerinin hızla iyileştirilmesi bekleniyor.AĞUSTOS 2011Araştırma Servisi Müdürü: Gürhan DEMİRBAŞ Danışman: Talip AKTAŞ Araştırma Servisi Şefi: Yıldız BARS Editör: Eser SOYGÜDER YILDIZ Hazırlayan: Nihan ÇETİN Dünya Süper Veb Ofset AŞ adına imtiyaz sahibi Tasarım ve Uygulama: Çağatay ÖZEN G Reklam Müdürü: Meral ÖGAT Reklam Planlama Müdürü: Barbaros DARUGA Reklam Sorumlusu: Yeşim AKIN-Mustafa GÖKDEMİRGSEKTÖR ARAŞTIRMASITaşımacılık ve LojistikDidem DEMİRKENTGenel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞMerkez: “Globus” Dünya Basınevi, Balamir Sokak No:7 34810 Kavacık-Beykoz-İSTANBUL Telefon: (0216) 681 18 00 Fax: (0216) 680 39 75 e-posta: dunya@dunya.com web: www.dunya.com Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. 100. Yıl Mah. 34440 Bağcılar-İSTANBUL G Araştırma Servisi (0216) 681 19 40-681 18 66 arastirma@dunya.com G Reklam Servisi (0216) 681 18 50- 681 18 52 reklam@dunya.com G Ücretsiz Danışma Hattı: 0 800 219 20 24-25
10 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKStratejik konumu sayesinde geniş bir bölgeye tedarik potansiyeline sahip olan Türkiye, yabancı yatırımcılar için de cazip bir pazar. Çünkü yatırımcılar, Türkiye pazarından güvenli bir ortamda risk almadan hedef pazarlara ulaşabiliyor. Bu doğrultuda önümüzdeki dönem içinde beklenen yasal düzenlemelerin sektörün ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilirse yabancı sermayenin var olan ilgisinin daha da artması öngörülüyor. Bu amaçla gümrük ve antrepo konularında AB standartlarının oluşturulmasının ve bürokratik engellerin azaltılıp vergi avantajlarının getirilmesi gerektiğine dikkat çeken sektör yetkilileri, böylece hem yurtiçinde yatırımların artacağını, hem de yeni yabancı yatırımcıların teşvik edileceğini vurguluyor. Rekabette daha da güçlenecek olan Türkiye’nin dünya lojistik pastasından daha da fazla pay alabilir konuma geleceğine inanan sektör temsilcileri, ayrıca Türkiye’de ağırlıklı uygulanan karayolu taşımacılığının yanı sıra önümüzdeki yıllarda denizyolu, havayolu ve demiryolu taşımacılık modellerinin de yoğun olarak kullanılacağını öngörüyor. Sektör, böylece Türkiye’nin dünya ticaret hacminden de daha fazla pay almayı hedefliyor. Lojistik pazarının 2012 yılı tahmini büyüklüğü 60 milyar dolar Türkiye’de şu an lojistik hizmet sağlayıcı yaklaşık 2 bin firma faaliyet gösteriyor. Ekonomik açıdan katma değer yaratan lojistik sektörünün, GSYH içinden aldığı pay yüzde 10-13 arasında. Büyüme oranı ise yüzde 15-20 civarında. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesi bekleniyor. Ayrıca son dönemde otomotiv ve tekstil sektörlerinin yurtdışı siparişlerindeki artışta, lojistik sektörünün büyümesinde etkili olacağı belirtiliyor. Büyüme potansiyeli oldukça yüksek olarak değerlendirilen lojistikte, 2010 yılı itibarıyla en büyük pay yurtiçi taşımalara ait. Aynı dönemde Türkiye lojistik pazarının 45 milyar dolar olduğu görülüyor. 2011 yıl sonunda lojistik pazarının 50 milyar dolar, potansiyel pazarın ise 100 milyar dolara çıkması öngörülüyor. 2012 yılı tahminlerine göre lojistik pazarının 60, potansiyel pazarın ise 110 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu paralelde lojistik pazarının üç yıl içinde ulaşmayı planladığı büyüklük hedefi ise, 70 milyar dolar. Türkiye’deki yük taşıma oranlarına baktığımızda 2010 yılı itibariyle yurtiçi yük taşıma miktarı yaklaşık 500 milyon ton olarak gerçekleşti. Or-talama yıllık yüzde 5’lik bir ekonomik büyüme ile bu rakamın 2023 yılında 860 milyon tonu bulacağı tahmin ediliyor. 2050’ye gelindiğinde ise Türkiye’de yıllık taşınan yük miktarının 3.2 milyar ton olacağı öngörülüyor. Son dönemde Türkiye’nin lojistik üs olarak giderek önemini artırmasıyla dünya üzerinde taşınan yüklerin ülkemiz üzerinden sevkine de ağırlık verilmeye başlandı. Böylece lojistik sektörü son yıllarda büyük bir ivme kazandı. Bu doğrultuda 2010 yılına baktığımızda özellikle Ortadoğu ve Asya ülkelerine olan taşıma miktarlarında artış olduğu görülüyor. 2010 yılında lojistik sektörünün Avrupa ülkelerine olan ihraç taşımaları yüzde 7 oranında arttı. Rusya, BDT ve Asya ülkelerine olan ihracatta yüzde 15, Ortadoğu ülkelerine ihracat miktarında ise yüzde 28 oranında artış sağlandı. Bu rakamlar ışığında lojistikte taşıma ekseninin batıdan doğuya doğru değiştiği net olarak görülüyor. Yurtiçi taşımalarının %90’ı karayoluyla gerçekleştiriliyor Türkiye’de baskın taşıma türü karayolu olup, yurtiçi taşımaların yüzde 90’ı karayoluyla yapılıyor. Avrupa Birliği’ne bakıldığında bu oran yüzde 44 civarında. Karayollarına yönelik yeni yatırımlara duyulan ihtiyaç doğrultusunda ulaşım kalitesinin artırılması için bölünmüş yolların uzunluklarının artırılması planlanıyor. Bu noktada Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında bölünmüş karayolları uzunluğunu 32 bin kilometreye çıkarmak yer alıyor. Konuyla ilgili ayrıca kuzey-güney karayolunda iyileştirme çalışmaları ve çevre yolu yapımı da gerçekleştirilecek yatırımlar arasında bulunuyor. Karayollarının iyileştirilmesi ve otoyol uzunluğunun normal yollara göre oranının Avrupa standartlarına getirilmesi lojistik sektörü açısından çok büyük önem taşıyor. Son dönemde karayoluyla yapılan taşıma miktarının Doğu ülkelerine gerçekleştirilen ihracatla orantılı olarak arttığı görülüyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) verilerine göre, 2011 yılı ilk beş ayında karayoluyla uluslararası eşya taşımalarında daha hızlı bir büyüme söz konusu olan sektörde 2008 yılı rakamlarına tekrar yaklaşılıyor. Karayolu taşımacılığındaki bu büyüme AB ülkelerinde sınırlı seviyede. Buna rağmen doğu ve kuzeyde Karadeniz sınır kapılarından yapılan seferlerde yüzde 35.2 ve yüzde 48.6’lik artış yaşandı. Türkiye’den yurtdışına gerçekleştirilen karayolu ihraç se-Türkiye’nin ulaştırma modlarına göre 2010 yılı dış ticaret değerimilyon $ Deniz 171.322 Demiryolu 3.447 Karayolu 88.406 Hava 25.094 Diğerleri 11.153 Toplam 299.422 Kaynak: UTİKAD pay % 57 1 30 8 4 100ferlerinde 2010 yılının Ocak-Mayıs dönemine kıyasla 2011’in ilk beş ayında 493 bin 235 seferle yüzde 11 oranında bir artış sağlandı. Bu artışta yüzde 28’lik payla Rusya ve BDT (Orta Asya) ülkelerine 2011 yılı ilk beş ayında gerçekleştirilen 83 bin 266 seferin etkisi büyük. Karayollarıyla Rusya ve BDT ülkelerinin ardından en çok Ortadoğu’ya ihracat yapılıyor. Avrupa ülkelerine gerçekleştirilen ihracatta ise düşüş var. 2011 yılı ilk beş ayında 131 bin 794 sefer yapılan Avrupa ülkelerine gerçekleştirilen ihracat oranı yüzde 1’le düşüşte. Karayoluyla gerçekleştirilen seferlerde yaşanan artıştaki pay Rusya, Kırgızistan, Beyaz Rusya ve Asya’da Pakistan’da görüldü. Avrupa’da ise ağırlıklı İsveç, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Bosna Hersek ve Lüksemburg gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde kendini gösterdi. Ortadoğu’ya baktığımızda da İran ve Bahreyn’e yapılan ihracatta artış sağlandı. 2011 yılı ilk yarısında Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde meydana gelen siyasi ayaklanmalar nedeniyle, Ortadoğu’da BAE ve Yemen’e olan ihraç taşımalarında yüzde 10-20 arasında azalma meydana geldi. Mısır, Fas ve Libya’ya taşımalarında ise yüzde 50’lere varan azalma kaydedildi. Karayolları taşımacılığında ithalat verilerine göre ise, 2011 yılı ilk beş ayında 135 bin 279 seferle yüzde 10’luk artış yaşandı. İthalatta da ilk sırada Rusya ve BDT ülkeleri yer alıyor. Bu dönem içinde Ortadoğu ülkeleri ithalat oranlarında ise azalma gerçekleşti. Yine UND verilerine göre, transit taşımacılığa baktığımızda Türk araçlarının ülkemiz üzerinden gerçekleştirdiği taşımaların 2011 yılı ilk beş ayında 14 bin 237 sefere ulaştığı belirtiliyor. Bu seferler ağırlıklı olarak Türkiye üzerinden Gürcistan, Irak, İran, Suriye, Rusya ve Azerbaycan’a yapıldı. Özellikle son dönemde Türkiye üzerinden gerçekleştirilen transit taşımalarda yabancıların payında artış yaşanıyor. UND’ye göre 2011’in ilk beş ayında ihracat pazarlarında Türk araçları yüzde 85’ten yüzde 83’e indi. İthalata bakıldığında ise, Türk araçlarının yüzde 68.8’den yüzde 62.8’e düştüğü görülüyor. Aynı verilerde yabancı araçların ithalatta paylarının yüzde 31.1’den yüzde 37.1’e çıktığı belirtiliyor. Hem sektörün hem de ekonominin gelişimi noktasında sektör aktörleri, 2006 yılında hayata geçen Karayolu Taşımacılık Kanunu’nun uygulanması adına daha kararlı adımlar atılması gerektiğini ifade ediyor. Yetkililer, bu kapsamda belirtilen maksimum yük sınırlarının, yollara zarar vermemesi için zorunlu olarak uygulanması gerektiğini vurguluyor. Yine bu kanunda yer alan yaş haddindeki eski kamyonların trafikten çekilmesi konusuna da daha dikkatli yaklaşılması gerektiğine değinen sektör yetkilileri, ayrıca Türkiye’ye karayolu ile gelen gönderilerin tamamından gümrük vergisi alınması konusundan da oldukça şikayetçi. Avrupa’da düşük değerli gönderiler numune niteliğinde olduğu için gümrükten muaf tutuluyor. Bu durum Türkiye’de ticareti olumsuz yönde etkiliyor. Türk havacılık sektörü, filosunu ve taşıdığı yolcu sayısını büyütüyor Türkiye’de 2002 yılında toplam 532 bin 531 olan havayolu trafiği, 2010 yılına kadar yüzde 127.8 büyüyerek 1 milyon 213 bine çıktı. 33 milyon 783 bin olan yolcu trafiği ise yüzde 204 artarak 102 milyon 800 bine ulaştı. Son sekiz yıl içinde yıllık ortalama uçak trafiğinin yüzde 16 oranında büyüdüğü görülüyor. Yolcu trafiği ise yıllık ortalama yüzde 25.5 oranında büyüme kaydetti. 2011 yılı Temmuz ayı itibariyle de uçak ve yolcu trafiğindeki büyüme devam ediyor. 2011 yılı sonunda havacılıkta 125 milyon yolcu sayısına ulaşılması bekleniyor. 2023 yılında ise öngörülen yolcu trafiği ise 350 milyon. Havaalanı terminal kapasitesi, istihdam, ciro, uçuş noktaları, uçak ve yolcu trafiği, filo, koltuk kapasitesi gibi pek çok gösterge 2002 yılına göre yüzde 100yüzde 900 arasında değişen artış oranlarının yakalandığını gösteriyor. Türkiye’nin bölgesinde, gelecek 10 yıl içinde 5 bin uçaklık dev bir filoya bakım merkezleri ile ev
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 11 FUAR 9sahipliği yapması hedefleniyor. Hava Ulaştırma Araştırma Merkezi’nin kurulması ve 200’den fazla uçuş nokta sayısına ulaşılması, yine bu hedeflerin en önemlileri arasında bulunuyor. Ayrıca yer tespit çalışmaları devam eden 60 milyon yolcu kapasiteli, 1.30 milyon kapasiteli ve 2.15 milyon kapasiteli üç havaalanı yatırımı hedefleniyor. Yine bu paralelde havacılık faaliyetlerinde uluslararası standartlara tam uyum sağlanması, SGHM ve DHMİ Genel Müdürlüğü’nün yeniden yapılandırılması gibi planlar da gündemde. Havayolu ulaştırmasına yönelik uçak-dolmuş-taksi işletmelerinin de önümüzdeki dönem içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın 10’uncu Ulaştırma Şurası’nda 2023 yılı hedefleri kapsamında havacılık sektörünün gelişimine yönelik alınan kararlar arasında hava kargo taşımacılığına uygun havalimanlarının serbest bölge ilan edilmesi de söz konusu. Türk Sivil Hava taşımacılığı filo yapısının ise 2023 yılında 100 geniş gövde, 450 dar gövde, 200 bölgesel uçak olacak şekilde 750 uçaklık bir yapıya ulaşması planlanıyor. Böylece toplam 350 milyonluk yolcu kapasitesinin oluşması öngörülüyor. DHMİ’ye göre Türkiye’de hava ulaştırmasının büyüklüğü 2002 yılında 2.2 milyar dolar iken, 2010 yılında beş kattan daha fazla bir artış kaydederek 12 milyar dolara ulaştı. 2010 yılı itibarıyla Türkiye’deki hava alanlarının dünya ve Avrupa yolcu sıralamalarına bakıldığında, Atatürk Havalimanı’nın dünyada 37’nci sırada, Antalya Havalimanı’nın ise 60’ıncı sırada bulunduğu görülüyor. Avrupa’da ise, Atatürk Havalimanı 8’inci sırada yer alırken; Antalya Havalimanı 14’üncü sırada bulunuyor. Bu doğrultuda sektördeki beklenti tüm dünyadaki hava ulaşım talebinden Türkiye’nin daha çok pay alması. Böylece Türkiye’nin havayolu taşımacılığında dünya sıralamasında ilk beşe girmesi hedefleniyor. Yedi havayolu şirketi yedi merkezden 46 noktaya uçuş gerçekleşiyor SHGM’den alınan verilerde ise, Türkiye’de iç hatlarda 2002 yılında Türk Hava Yolları’ndan iki merkezden 25 noktaya uçuş düzenleniyordu. Bugün yedi havayolu şirketi tarafından yedi merkezden 46 noktaya uçuş gerçekleşiyor. Bu paraleldeTürkiye, iç hatlarda Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı olarak gösteriliyor. Yurtdışında ise 2002 yılında 60 noktaya uçuş düzenlenirken, şu an yurtdışında 157 noktaya uçuş gerçekleştiriliyor. Bu paralelde Türkiye, uçuş yapılan nokta sayısı itibariyle dünyada ilk 10 ülke içinde gösteriliyor. Mevcut rakamlar ışığında 2002 yılında iç ve dış hatlarda toplam 85 noktaya uçuş yapılırken, iç ve dış hatlarda uçuş ağına 118 yeni nokta eklendiğini görülüyor. Böylece bugün uçuş ağı olarak 203 noktaya ulaşıldı. SHGM verilerine göre yolcu sayısına baktığımızda ise, 2002 yılında iç hatlarda yolcu sayısı 8.5 milyon iken, bu sayı 2010 yıl sonunda 50.5 milyona çıktı. Dış hatlarda ise 2002 yılında 25 milyon olan yolcu sayısı, 2010 yıl sonunda 52 milyona ulaştı. Yine SHGM’ye göre 2002 yılında 110 olan büyük gövdeli uçak sayısına 2010 yılında 222 yeni uçak eklendi. Böylece 2010 yılı sonunda havayolu işletmelerindeki uçak sayısının 332’ye ulaştığı belirtiliyor. Yine aynı verilerde 2002 yılında sayıları 14 olan hava taşıma işletmelerinin cirosu 2.2 milyar dolarken, bugün 16 havayolu işletmesinin toplam cirosunun yaklaşık 12 milyar doları bulduğu görülüyor. Bu açıdan güçlü bir yapıya kavuşan havayolu işletmelerinin, gerçekleştirdikleri ortaklıkları ile küresel işletmeler haline dönüştükleri vurgulanıyor. Türk sivil havacılık sektöründeki büyüme sadece yolcu, uçak trafiği, uçak filosundaki artışlarla sınırlı kalmadı. Havaalanları, yer hizmetleri, hava taksi taşımacılığı, genel havacılık, uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği, seyrüsefer hizmetleri, mevzuat çalışmaları, denetlemeler ve daha pek çok alanda kendini gösterdi. Atağa geçmek isteyen demiryolları devletten destek istiyor Türkiye’de 1950’li yıllardan beri demiryollarına yönelik uzun yıllardır yeterli oranda yatırım yapılmadı. Bu nedenle demiryolu altyapısı açısından Türkiye, Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde. Türkiye’nin taşımacılık alanındaki gelişimi açı-sından demiryolu yatırımlarının bir an önce hız kazanması büyük önem teşkil ediyor. Demiryolu sektörünün rekabet gücünü belli bir oranda kazanması için son birkaç yıldır özel ve kamu sektöründe bazı önemli adımlar atılıyor. Sektör aktörleri, bu doğrultuda demiryolu ağının bugünkü uzunluğunun en az beş katına çıkarılması gerektiğini ifade ediyor. 10’uncu Ulaştırma Şurası’nda, 2023 yılında demiryolları hedeflerinde yüzde 20 oranında taşıma gerçekleştirmesi hedeflendi. Bu doğrultuda demiryollarıyla 2023 yılında yıllık 170 milyon ton taşıma yapılması öngörülüyor. 2050’de ise demiryollarının yine yüzde 20’lik bir payla yılda 600 milyon ton taşıması tahmin ediliyor. 2023 yılı yatırım hedefleri içinde ise 6 bin 792 kilometrelik yeni yüksek hızlı tren ağı ve 4 bin 707 kilometrelik konvansiyonel yeni hat inşa edilmesi planlanıyor. Sektör yetkilileri, söz konusu hedeflere ulaşmak için demiryolu yatırımlarında önceliğin yük taşıma projelerine verilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Rakamsal olarak baktığımızda yük taşımacılığının yurtiçi dağılımının karayolunda yüzde 94, demiryolunda yüzde 4, diğerlerinde ise yüzde 2 paya sahip olduğunu görüyoruz. Bu nedenle son dönemde özellikle demiryolları sektörüne yönelik yatırımlar ve katkı payları artıyor. TCDD verilerine göre, 2003’ten 2010 yılı sonuna kadar 2011 fiyatları ile demiryolu sektörüne toplam 13.5 milyar TL civarında kaynak ayrıldı. TCDD’nin 2010 yılı verilerine göre demiryolu yük taşımalarında bir önceki yıla kıyasla yüzde 9 oranında artış yaşandı. Taşıma miktarında ise 2003 yılına göre 2010’da yüzde 50, ton-kilometrede yüzde 30 oranlarında artış gerçekleşti. Yine TCDD verilerine göre, 2008 yılında Türkiye’de demiryolları, yolcu- kilometre olarak yüzde 2.2 oranında pay aldı. Avrupa ülkelerinde ise ulaştırma sistemleri içinde demiryolunun aldığı pay ülkemize kıyasla oldukça yüksek. Rakamsal olarak baktığımızda 2008 verilerinde demiryollarının İn-Türkiye demiryolu yük taşıma oranlarıYük taşımaları Milyon ton Ton-km Yük ham ton-km Kaynak: TCDD 2003 15.9 8.669 16.732 2004 17.9 9.417 17.075 2005 19.1 9.152 16.969 2006 20.1 9.676 17.713 2007 21.4 9.921 17.172 2008 23.8 10.552 18.343 2009 21.8 10.163 17.105 2010 23.8 11.300 18.128
12 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKolarak gerçekleşti. Bu miktarın 96.353 mtonu ithalat-ihracat olurken; 49.082 mtonu ise transit yüklerden oluşuyor. OECD ülkeleriyle yapılan denizyolu ihracat taşımacılığında ise Türk bayraklı gemilerin payı yüzde 15.5, OECD ülke bayraklı gemilerin payı yüzde 3,1 ve yabancı bayraklı gemilerin payı yüzde 81.4 olarak gerçekleşti. 2010 yılında miktar olarak, AB Ülkelerine denizyoluyla 29.5 milyon ton ihracat, 37.5 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 67 milyon tonluk yük taşındı. En fazla yükleme (ihracat ve transit) ülke sıralamasında yüzde 60.6 ile İtalya, yüzde 8.8 ile İspanya ve yüzde 6.3 ile Fransa yer alıyor. 2010’da AB ülkelerinden 43.2 milyon tonluk yük taşındı Deniz Ticaret Odası verilerinde ithalat oranlarına baktığımızda ise, 2010 yılında miktar olarak, AB ülkelerinden denizyoluyla 40.9 milyon ton ithalat, 2.3 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 43.2 milyon tonluk yük taşındığı görülüyor. En fazla boşaltma (ithalat ve transit) ülke sıralamasında ilk sırada yüzde 22,5 ile İtalya, yüzde 14.3 ile Belçika ve yüzde 14.2 ile Romanya yer alıyor. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki denizyolu dış ticaret hacmi ise geçen yıl 110 milyon 210 mton olarak gerçekleşti. Bu miktarın 70 milyon 451 mtonu ithalatihracat ve 39 milyon 760 mtonu ise transit yüklerden oluşturuyor. AB ülkelerine yapılan denizyolu ithalat taşımacılığında Türk bayraklı gemiler yüzde 19.1, AB ülke bayraklı gemiler yüzde 4.3 ve yabancı bayraklı gemiler ise yüzde 76.6 paya sahip bulunuyorlar. Deniz Ticaret Odası verilerinde geçen yıl Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) ülkelerine denizyoluyla 9.3 milyon ton ihracat, 4.2 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 13.5 milyon tonluk yük taşındığı belirtiliyor. En fazla yükleme (ihracat ve transit) ülke sıralamasında yüzde 27.1 ile Rusya Federasyonu, yüzde 26.5 ile Yunanistan ve yüzde 17 ile Ukrayna yer alıyor. 2010 yılında KEİ ülkeleri ile denizyolu ticaret hacmi ise 58.3 milyon ton olarak gerçekleşti. 58.3 milyon ton hacmin 5.8 milyon tonu ihracat, 52.5 milyon tonu ise ithalat yüklerineden oluşuyor. Aynı dönemde miktar olarak, KEİ ülkelerinden denizyoluyla 61.8 milyon ton ithalat, 1.6 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 63.5 milyon tonluk yük taşındı. En fazla boşaltma (ithalat ve transit) ülke sıralamasında yüzde 49.6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 29.1 ile Ukrayna ve yüzde 9.7 ile Romanya başı çekiyor. 2010 yılında Türkiye ile KEİ ülkeleri arasındaki denizyolu dış ticaret hacmi ise 76 milyon 995 mton oldu. Bu miktarın 71 milyon 167 mtonu ithalat-ihracat ve 5 milyon 827 mtonu ise transit yüklerden oluşuyor. Aynı veriler ışığında KEİ ülkelerine yapılan denizyolu ithalat taşımacılığında Türk bayraklı gemilerin payının yüzde 20.4, KEİ ülke bayraklı gemilerin payının yüzde 8.8 ve yabancı bayraklı gemilerin payının ise yüzde 70.8 olduğu görülüyor.LOJİSTİK SEKTÖRÜ MASTER PLANINI BEKLİYORLojistik sektörünün gelişimi açısından limanlar ve demiryolu başta olmak üzere ulaşım ağının gerekli yatırımlarla bir an önce iyileştirilmesinin yanında depolama konusundaki imar sorunlarına da çözüm aranıyor. Bu doğrultuda özellikle karayollarına ek olarak limanların ve demiryolu ağının etkin kullanımlarının sağlanmasına yönelik düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca sektörde karma taşımacılık yapısı da gerektiği gibi oluşturulabilmiş değil. Bunların dışında sektörde başı çeken sorunlar arasında Türkiye’nin lojistik master planının oluşturulmamış olması da yer alıyor. Bununla birlikte olması gereken özelliklere sahip lojistik köy projeleri de yeterli değil. Sektör, en kısa sürede bir master plan hazırlanması ve lojistik köy çalışmalarına hız verilmesi konusunda gerekenlerin yapılmasını bekliyor. Bu nedenle lojistik sektöründe kurumsal yapının sağlanması için bazı standartların oluşturulması ve mevzuatsal düzenlemelerin hızlandırılması gerekiyor. Türk lojistik şirketlerinin genel olarak yerel pazara odaklanmış olması da sektörün eksik yönleri arasında yer alıyor. Türkiye’de çoğu lokasyonda serbest piyasa ekonomisi kuralları oluşumu da henüz sağlanabilmiş değil. Bunların yanı sıra yerel pazardaki girdi maliyetlerinin yüksekliği de ayrı bir sorun. Özellikle yakıt fiyatlarındaki yükseliş ile birlikte sektörde maliyet sıkıntıları gittikçe artıyor. Metropol şehirlerde trafik ve yoğunluk nedeniyle dağıtım sıkıntıları daha da kronik hale gelmiş durumda. Ayrıca lojistik ve taşımacılık şirketlerinde kurumsallaşma ve profesyonel yönetim yeterli seviyede değil. Sektörde beklenen ölçüde çağdaş bilgi teknolojileri kullanımı da yok. Uzun zamandır gündemde olan haksız rekabet, kalifiye insan açığı gibi problemler de çözüm bekleyen konular arasında. Yetkililer bu sorunları çözüme kavuşturmak amacıyla kamu kuruluşları ile sektör temsilcilerinin birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyor.giltere’de yüzde 7, Almanya’da 7.7, Belçika’da yüzde 7.3 ve Fransa’da yüzde 10.3’lük pay aldığını görüyoruz. Aynı dönemde ton-kilometre bazında ise demiryollarının Türkiye’de yüzde 4.6, İngiltere’de yüzde 7.1, Almanya’da yüzde 20.9, Belçika’da yüzde 24.6 ve Fransa’da yüzde 14.5 payı bulunuyor. Nüfusun bir yıl içinde demiryolu ile seyahat sıklığı 2009 yılında Türkiye’de 1.1’di. Bu oran İngiltere’de 20, Almanya’da 23, Belçika’da 21, Fransa’da ise 18 olarak gerçekleşti. Kilometrekare yüz ölçüm başına ise Türkiye 12 km demiryolu ağına sahip bulunuyor. Bu miktar Almanya’da 94 km, Belçika’da 115 km, İngiltere’de ise 129 km uzunluğunda. Deniz taşımacılığında hedef, dünyanın en büyük 10 limanından biri olmak Karayolu, havacılık ve demiryollarının yanı sıra Türkiye’yi lojistik alanında daha ileri bir seviyeye taşıyabilmek için denizciliğin de gerekli ölçüde geliştirilmesi gerekiyor. Özellikle son yıllarda dünyada Türkiye limanlarının öneminin artmasıyla bu alandaki özel sektör liman yatırımları da hızlandı. Türkiye’deki limanların birçok armatör tarafından aktarma limanı olarak görülmeye başlamasının ar-dından, lojistiğin bütünleşik faaliyetlerinde çok önemli gelişmeler kaydedildi. Türkiye’nin 2023 yılı deniz yolu hedeflerine baktığımızda öne çıkan proje, dünyanın en büyük 10 limanından birinin inşaatını gerçekleştirmek. Bu yatırım bölgesel lojistik üs hedefi açısından da tüm dünyada ticaret mallarının dolaşımında deniz yolu ulaşım oranının oldukça yüksek olması nedeniyle büyük önem taşıyor. Deniz Ticaret Odası’ndan alınan bilgiye göre, 2010 yılında miktar olarak, OECD ülkelerine denizyoluyla 36.9 milyon ton ihracat, 46.5 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 83.4 milyon tonluk yük taşındı. En fazla yükleme (ihracat ve transit) ülke sıralamasında ilk üçte yüzde 48.6 ile İtalya, yüzde 12.9 ile ABD ve yüzde 7.1 ile İspanya yer alıyor. Aynı yıl miktar olarak, OECD ülkelerinden denizyoluyla 59.5 milyon ton ithalat, 2.5 milyon ton transit yük olmak üzere toplam 62.0 milyon tonluk yük taşındı. En fazla boşaltma (ithalat ve transit) ülke sıralamasında yüzde 19.1 ile ABD, yüzde 15.7 ile İtalya ve yüzde 10 ile Belçika bulunuyor. Aynı verilere göre 2010 yılında Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki denizyolu dış ticaret hacmi 145.435 mtonRusya, BDT, Asya7 %15 %28%AB Ortadoğu2010’da Türkiye’nin ülkelere göre lojistik ihracat taşımalarındaki artış oranı
14 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKDeniztaşımacılığınereye?Global krizin etkisiyle 2009 yılında daralan dış talepten ötürü Türkiye’nin geleneksel pazarları olan gelişmiş ekonomilere yönelik ihracatında gerileme yaşandı. İhracata konu ürünlerin üretimi ve dolayısıyla bunlar için gerekli hammadde ve ara malı ithalatında da gerileme oldu. Miktar bazında bakıldığında ithalat bir önceki yıla göre yüzde 13 gerilerken, ihracat da yüzde 7,2 düştü ve dış ticarete konu toplam yük miktarı yüzde 10 civarında azaldı. Ancak deniz taşımacılığına konu olan deniz yoluyla taşınan dış ticaret yük miktarındaki düşüş yüzde 5 civarında kaldı. Deniz taşımacılığına konu dış ticaret yüklerinin dış ticaret daralmasından daha az etkilenmesinin bir nedeni, yeni pazarlar oldu. 2009 yılında geleneksel pazarlar daralırken Ortadoğu ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere yeni pazarlara yönelik ihracat artışı gerçekleşti. 2009 yılında miktar bazında en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke arasında Irak, Mısır, Libya, BAE ve Suudi Arabistan’ın yer alıyor olması bu değişimi anlatıyor. Deniz taşımacılığındaki gerilemenin dış ticaretin genel gerilemesine göre daha az olmasının bir diğer nedeni olarak ise dünya ticaretindeki daralmadan ötürü düşen navlun fiyatlarının etkisiyle uluslararası taşımalarda deniz taşımacılığının daha fazla tercih edilmiş olması düşünülebilir. Yeni pazarlar güneydeki limanların krizden neredeyse hiç etkilenmemesini sağlarken, Ege ve Marmara Bölgesi limanları krizin etkilerini fazlasıyla hissetti. Akdeniz Bölgesi’nde elleçlenen yük miktarı yüzde 5 civarında artarken, özellikle İzmir Alsancak Limanı başta olmak üzere ihracat ağırlıklı çalışan limanların bulunduğu Ege Bölgesi’nde elleçlenen yük miktarı yüzde 15’in üzerinde, Marmara Bölgesi’nde ise yüzde 5 civarında azaldı. 2009 yılının deniz taşımacılığı açısından en dikkat çekici noktalarından biri de 2001 krizinden sonra çift haneli oranlarda büyüyen konteyner elleçlemelerinin yüzde 15 civarında azalması oldu. 2010 yılında ise ithalat yüzde 20, ihracat ise yüzde 7 civarında arttı. Dış ticaretin miktar bazında toplam yüzde 13 civarında artması ile 2009 yılındaki gerileme telafi edilmiş oldu. Henüz kesin rakamlar açıklanmamış olmakla birlikte deniz yoluyla taşınan toplam dış ticaret yük miktarının 2008 düzeyini geçtiği tahmin ediliyor. Limanlarda elleçlenen yük miktarı da bu tahmini destekliyor. 2010 yılında konteyner elleçlemeleri yüzde 30 civarında artarak 5,9 milyon TEU oldu ve 2008 yılındaki 5,2 milyon TEU da yüzde 14 aşıldı. 2011 yılının ikinci yarısı yaşanırken global krizin yeni bir dip yapıp yapmayacağı ve Türkiye’nin 2008 yılının son çeyreği ve 2009 yılının ilk yarısına benzeyen dış talep düşüşüne dayalı bir daralma yaşayıp yaşamayacağı akılları kurcalıyor. Elbette deniz taşımacılığının olası bir dış ticaret daralmasından nasıl etkileneceği de. 2009 dersi, deniz taşımacılığında, global krizde ikinci dalga ve Libya’nın ardından Suriye’deki gelişmelere rağmen, gelişmekte olan ekonomilerdeki ayrışma etkisi, ihracatta TL’nin değer kaybetmesinin olumlu etkisi gibi avantajlarla, 2012 yılında 2011 yılının gerisine düşülse bile 2009’un gerisine düşülmeyeceğine işaret ediyor.YENİ PAZARLAR GÜNEYİ CANLANDIRDIAkdeniz Bölgesi limanlarının elleçlenen yükler içindeki payındaki artışı, bu limanların hinterlandı olan illerin ihracattaki payının gelişimi de destekliyor. En büyüğü Mersin MIP Limanı olmak üzere, ağırlıklı olarak ihracat ve ithalatlarında Akdeniz Bölgesi’ndeki limanları kullanan, Adana, Mersin, Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Konya başta olmak üzere 35 civarında ilin ihracattaki payı 2004 yılında yüzde 11 civarında iken 2010 yılında yüzde 16,7’ye ulaştığı, 2011 yılının ilk 7 ayında da yüzde 16,9 olduğu görülüyor. Paydaki sıçramanın 2009 yılında olduğu dikkat çekiyor. Toplam ihracat gerilerken bu illerin, özellikle de Güneydoğu ve Çukurova bölgelerindeki illerin ihracatında artış yaşanıyor.
FLAMMABLEBIOHAZARD4OXIDIZER5.1
16 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTürkiye,yurtdışında157noktayauçuş iledünyadailk10ülkearasınagirdiHavacılık sektöründe, iç hatlarda Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı olarak lanse edilen Türkiye, yurtdışında ise bugün 157 noktaya uçuş gerçekleştiriyor. Uçuş gerçekleştirilen nokta sayısı itibariyle dünyada ilk 10 ülke arasında yer alan Türkiye sivil havacılığının, bu gelişmeler ışığında önümüzdeki 10 yıllık süreçte çok daha büyük bir hızla büyüyeceğini öngörüyoruzYETKİLİ HAVA KARGO ACENTE SAYISI 301’E YÜKSELDİolarak bu yıl çok önemli bir hedef belirlemiş bulunuyoruz. Yerli havayolu işletmelerimizin yurtdışı operasyonlarında bulgu oranının 0.8’e düşürmesi hedefi kapsamında, havayolu işletmelerimizin iç kontrol mekanizmalarının da devreye sokulması yönünde bir uygulama başlattık. Havacılık sektörümüzdeki eksikliklerin giderilmesine yönelik çalışmaların eşgüdüm içinde yapılması, sürecin takibi ve eğitim çalışmalarını sürdürüyoruz. Yer hizmetleri kuruluşlarını da içine alan bu uygulama ile yurtdışında yapılan SAFA denetimlerindeki bulgu sayılarını en aza indirerek, sağlıklı ve niteliksel bir büyümeye katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra, ülkemizdeki uçuş okullarının Türk sivil havacılığındaki büyümeye paralel olarak ihtiyaç duyulan pilot sayısını karşılayabilmesi amacıyla yeni bir projeyi hayata geçirdik. Uçuş okullarının katılımı ile gerçekleştirdiğimiz çalıştay kapsamında, Türkiye’de ilk defa Uçuş Okulları Çalışma Grubu’nu oluşturduk. Uçuş eğitim organizasyonlarının kapasitelerinin artırılması ve eğitim kalitesinin yükseltilmesine yönelik çalışmalarda bulunacak bu grubun özellikle yerli pilot istihdamı konusunda önemli katkılar sağlayacağı inancındayız. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda sivil havacılıkta eğitim ve bakım üssü olması hedefi doğrultusunda bakım onarım (MRO) kuruluşları ile bir dizi çalıştay başlattık. Genel Müdürlük olarak sektörümüze sadece denetlenen olarak bakmadan, sektörün tüm paydaşları ile işbirliği içinde sivil havacılığımızı daha da büyütmenin peşinde olacağız. Kargo taşımacılığına yönelik düzenlemeler yapıyoruz Hava kargo taşımacılığında fiziksel yeterliliğin ve altyapı çalışmalarının yanı sıra büyük önem arz eden uçuş ağının kargo taşımacılığının gelişimini destekleyecek nitelikte olmasına yönelik çalışmalarda bulunuyoruz. Bu kapsamda, ikilli hava ulaştırma anlaşmalarımızda kargo taşımacılığına yönelik düzenlemeler yaparak, kargo alanında frekans kısıtlamalarını kaldırıyoruz. Frekans sayılarının açıkça belirlenmediği anlaşmalar ile birden fazla havayolu işletmesinin sınırsız kargo seferi yapılabilmesine olanak tanıyan yeni düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Ulaştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 10’uncu Ulaştırma Şurası sonunda, havacılık sektörümüz ile ilgili alınan kararlar içinde ‘hava kargo taşımacılığına uygun olan havaalanlarının serbest bölge ilan edilmesi’ bulunuyor. Atatürk Havalimanı’na bitişik olan ve Bakanlığımıza tahsis edilmiş olan yaklaşık 1.2 milyon metrekarelik alan üzerinde kargo köyü kurulması çalışmaları ile diğer hava alanlarına yakın bölgelerde kargo köylerinin kurulması çalışmalarına başlandı. Sabiha Gökçen Havaalanı’nın kargo taşımacılığı konusunda gelişmesine yönelik faaliyetler de devam ediyor. Bunun yanı sıra şura kararları içinde yer alan hava kargo sektörünün gelişmesine katkı sağlayacak iki önemli karar daha bulunuyor. Bunlardan ilki ülkemizde, 60 milyon yolcu kapasiteli 1.30 milyon kapasiteli 2.15 milyon kapasiteli üç havaalanı yapılması. Diğeri ise Türk sivil hava taşımacılığı filo yapısının 2023 yılında; 100 geniş gövde, 450 dar gövde, 200 bölgesel uçak olacak şekilde 750 uçaklık bir yapıya ve toplam 350 milyonluk yolcu kapasitesine ulaşılması. Bu hedefler çerçevesinde 60 milyon yolcu kapasiteli havaalanı ile ilgili yer tespit çalışmaları sürüyor. Hava kargo acentelerinin görev, yetki ve sorumlulukları hakkında özel kuralları belirleyen SHT-150.11 sayılı Havacılık Talimatı kapsamında Genel Müdürlüğümüz tarafından “Hava Kargo Acentesi Yetki Belgesi” veriliyor. Talimatın yayımlandığı günden bugüne kadar merkez ve şube birlikte olmak üzere toplam 378 adet Hava Kargo Acentesi Yetki Belgesi düzenlendi. Yapılan denetimlerde eksiklik tespit edilmesi nedeniyle 77 adet yetki belgesi de iptal edildi.Kargo Köyü Projesi’nin uygulamaya konulmasına yönelik önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu kapsamda düşünülen Çorlu Havaalanı’nın da ekonomik havaalanı kapsamına dahil edilerek, konma, konaklama ve aydınlatma ücretlerinde önemli indirimler yapıldı. Kısa bir süre önce tarifeli seferlere açılan Çorlu Havaalanı’nın birkaç yıl içinde hava kargo için önemli bir merkez haline geleceği düşünülüyor. Hava kargo acentelerinin uluslararası kural ve standartlarda hizmet vermesi amacıyla sektöre yönelik düzenlemelerimiz devam ediyor. Ülkemizdeki kargo acentelerinin sayısında da önemli artışlar yaşandı. 2002 yılında Türkiye’de faaliyet gösteren kargo acentelerinin sayısı 119 iken, bugün 301 tane yetkili hava kargo acentesi bulunuyor.Havacılık faaliyetleri, ülkelerin ekonomik ve refah düzeyinin en önemli göstergelerinden biri. Bu nedenle havacılık faaliyetlerini geliştirmek için hayata geçirilen politikalar ülkelerin geleceği açısından da büyük önem arz ediyor. Ülkemizde 2003 yılında ‘Bölgesel Havacılık Politikası’ hayata geçirildi. Sivil havacılıkta serbestleşme yönünde atılan adımlar ve özel sektörün rekabete açılmasını sağlayan Bölgesel Havacılık Projesi ile havacılıkta tahminlerin üstünde çok hızlı bir gelişme göstererek ulusal ve uluslararası alanda büyük başarılara imza atıldı. Proje kapsamında öncelikli olarak bölgesel havacılığın geliştirilip yaygınlaştırılması amacıyla tarifeli yolcu ve kargo taşımacılığının THY dışındaki özel havayolu işletmelerince yapılabilmesi için gerekli düzenlemeler hayata geçirildi. 2002 yılında iç hatlarda sadece THY tarafından iki merkezden 25 noktaya gerçekleştirilen uçuşlar, bugün yedi havayolu şirketi tarafından yedi merkezden 46 noktaya gerçekleştiriliyor. Uçuş ağımıza iç hatlarda 21 yeni nokta eklenmiş olup, iç hatlarda Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı olarak gösteriliyoruz. 2002 yılında yurtdışında ise 60 noktaya uçuyorken, bugün yurtdışında 157 noktaya uçuş gerçekleştiriyoruz. Uçuş ağımıza dış hatlarda 97 yeni nokta eklendi. Uçuş gerçekleştirilen nokta sayısı itibariyle dünyada ilk 10 ülkenin içindeyiz. Mali olarak son derece güçlü bir yapıya kavuşan havayolu işletmelerimiz, dünya çapındaki ortaklıkları ile küresel işletmeler haline dönüştü. Uçak bakım, onarım ve yenileme sektöründeki kuruluş sayımız 19’dan 34’e yükseldi. Avrupa Sivil Havacılık Örgütü’nden Uçak Bakım Akreditasyonu alarak yerli uçakların yanı sıra yabancı uçakların bakımını yapmaya başladık. Akreditasyonun alındığı 2006 yılından bu yana, Türk tescilli uçaklara 907, yabancı tescilli uçaklara 381 olmak üzere toplam bin 288 uçağın üs bakımı gerçekleştirildi. Sektördeki denetlemeler konusunda da bir istatistik vermek gerekirse; 2002 yılında havacılık sektörünün tüm alanlarında sadece 528 denetim yapılırken, 2010 yılında sivil havacılığın tüm alanlarınayönelik toplam 4 bin 882 denetim gerçekleştirildi. Sivil havacılıktaki büyüme oranlarının çok daha üstünde, neredeyse 10 kat artış yaşandı. Hava araçlarına yapılan emniyet denetimlerinde Türkiye, 44 üyesi bulunan Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC) içinde Fransa ve Almanya’dan sonra en çok hava aracı emniyet denetimi yapan 3’üncü ülke konumuna yükseldi. Bu gelişmeler ışığında ve uluslararası örgütler tarafından açıklanan istatistik ve raporlar çerçevesinde, Türk sivil havacılığının önümüzdeki 10 yıllık süreçte 2023 hedefleri doğrultusunda çok daha büyük bir hızla büyüyeceğini öngörüyoruz. Yurtdışı uçuş ağına yeni noktalar eklenmesine devam ediliyor Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen bölgesel işbirliği toplantıları ile havacılık sektörümüzün yurtdışındaki pazarlara açılmasına yönelik önemli katkılar sağlandı. Bu anlaşmayla aynı zamanda uçuş ağlarında yeni noktalar eklemeye olanak tanıyan ikili havacılık anlaşmaları imzalanmış oldu. İkili hava ulaştırma anlaşmalarımız çerçevesinde yurtdışı uçuş ağımıza yeni noktaların ilave edilmesine yönelik çalışmalarımız 2011 yılında da tüm hızıyla devam ediyor. Yeni ülkelerle yeni anlaşmalar imzalamanın yanı sıra, mevcut anlaşmalar da revize ediliyor. Genel Müdürlüğümüz bu yıl Kolombiya, Madagaskar, Afganistan, Pakistan, Macaristan, Irak, Ukrayna, Meksika ve Fas olmak üzere dokuz ülkeyle daha uçuşların geliştirilmesine yönelik müzakerelerde bulundu. Genel Müdürlüğümüz’ün ‘Türkiye’nin Uçak Bakım ve Eğitim Merkezi Olma Projesi’, ‘Ekonomik Havaalanları’, ‘Engelsiz Havaalanları’, ‘Her İle Bir Heliport Projesi’, ‘Open-Sky Havaalanları’, ‘Yeşil Havaalanları’ gibi projelerine yönelik çalışmalar devam ederken, bu yıl içinde hayata geçirilecek yeni projelerle ilgili de faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Özellikle sivil havacılık sektörümüzün beklenti ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, öncelikli çözüme kavuşturulması gereken konularla önem veren bir yaklaşım içindeyiz. Uçuş emniyeti açısından büyük önem taşıyan ‘Hava Aracı Emniyet Denetimleri’ çerçevesinde Genel Müdürlük
18 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKFiilen42havaalanıişletenDHMİ’nin ödeneği412.6milyonTL’yeulaştıTürkiye genelinde sivil hava trafiğine açık 46 havaalanının 42’sini fiilen Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) işletiyor. Sektörün altyapısını oluşturan hava seyrüsefer ve havaalanlarının işletilmesi görevlerini üstlenen DHMİ’ye bu yıl 32 proje için 408 milyon 700 bin TL ödenek tahsis edildi. Kastamonu Havaalanı yatırımıyla birlikte bu miktar 412 milyon 600 bin TL’ye ulaştıZAFER BÖLGESEL HAVAALANI PROJESİ 2013 YILINDA TAMAMLANACAKYatırımlarımız bünyesinde çoğu gerçekleşmiş olan Yap İşlet Devret (YİD) projelerimiz bulunuyor. Bu grupta Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali, Antalya Havalimanı 1’inci ve 2’nci Dış Hatlar Terminali, Esenboğa Havalimanı İç ve Dış Hatlar Terminali, Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminal, Dalaman Havalimanı Dış Hatlar Terminali, Milas-Bodrum Havalimanı Dış Hatlar Terminali ve Zafer Havaalanı yer alıyor. Türkiye’de bölgesel ve YİD kapsamında bir ilk olarak inşa edilmekte olan Zafer (Kütahya-Afyon-Uşak) Bölgesel Havaalanı projesi ise 2013 yılında tamamlanacak. Yine, Adana ve Mersin illerine hizmet verecek bölgesel bir havaalanı olan Çukurova Havaalanı’nın YİD modeli ile ihale hazırlık çalışmaları da devam etmekte olup, bu yıl ihalenin sonuçlandırılması planlanıyor. Bu yıl içinde kısa sürede başlanacak projelerimiz içinde Körfez Havaalanı Terminal Binası, Konya Havaalanı Terminal Binası, Mardin Havaalanı Terminal Binası, Diyarbakır Havaalanı Terminal Binası, Diyarbakır Havaalanı apron ve taksiyolu yapımı ve Hava Seyrüsefer Hizmetleri Eğitim Kompleksi yatırımları bulunuyor. Bunların dışında çoğu gerçekleşmiş olan YİD Projelerimiz de var. Bu grupta Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali, Antalya Havalimanı 1’inci ve 2’nci Dış Hatlar Terminali, Esenboğa Havalimanı İç ve Dış Hatlar Terminali, Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminal, Dalaman Havalimanı Dış Hatlar Terminali, Milas-Bodrum Havalimanı Dış Hatlar Terminali ve Zafer Havaalanı yer alıyor. Türkiye’de bölgesel ve YİD kapsamında bir ilk olarak inşa edilmekte olan Zafer (Kütahya-AfyonUşak) Bölgesel Havaalanı projesi 2013 yılında tamamlanacak. Yine, Adana ve Mersin illerine hizmet verecek bölgesel bir havaalanı olan Çukurova Havaalanı’nın Yap İşlet Devret modeli ile ihale hazırlık çalışmaları da devam etmekte olup; 2011 yılında ihalenin sonuçlandırılması planlanıyor. Düzenlemelerle ulaşım modlarında önemli aşamalar kaydedildi Yeni yüzyılın değişim dinamikleri ile yeniden şekillenmekte olan dünyamızda, taşıma küresel boyutta ele alınıyor. Ülkemizde son dönemde yapılan düzenlemelerle hava, kara ve denizyolu ulaşım modlarının entegrasyonunda önemli aşamalar kaydedildi. Hava, kara ve deniz ulaşımı ile ilgili kuruluşların aynı bakanlık bünyesine alınması da sorunların giderilmesinde büyük ölçüde yardımcı oldu. Bu şekilde birlikte proje geliştirilmesi sağlandı. Nitekim buna Sabiha Gökçen Havalimanı ile Atatürk Havalimanı arasına demiryolu bağlantısı yapılması projesi güzel bir örnek olabilir. 10’uncu Ulaştırma Şurası’nda da gündeme getirildiği gibi, ulaşım modları arasındaki entegrasyonun sağlanmasına yönelik tedbirler, ilgili tüm kuruluşların koordinasyonunun sağlanması ile sürdürülüyor. Sağlanan koordinasyon ile özellikle yeni planlanan havaalanlarında kara, demir veya denizyolu bağlantıları öncelikle ele alınıyor. Bu doğrultuda son yıllarda Türk sivil havacılığı, havacılık kuralları çerçevesinde havacılık faaliyetlerinin icrası için gerekli tüm uygulamaları başarıyla yerine getiriyor. Ülkemiz havayolu istatistiklerindeki büyüme, sivil havacılığımızın sunduğu emniyetli uçuş ve yerinde uygulanan ulaştırma politikaları ile her geçen yıl kesintisiz artmış ve artmaya da devam ediyor.Mevcut durum itibariyle Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü Türkiye genelinde sivil hava trafiğine açık toplam 46 havaalanının 42 adedini fiilen işletiyor. Bunlardan ikisinin kontrol, denetim ve hava trafik hizmetlerini (Zonguldak-Çaycuma ve Antalya Gazipaşa Havaalanları), birinin ise sadece hava trafik kontrol hizmetlerini (Sabiha-Gökçen Havaalanı) yürütüyor. Havacılık sektörü hata kabul etmeyen, önceden belirlenen kural, plan ve usullerin uygulanması ile operasyonların sürdürüldüğü bir ulaşım modudur. Bu itibarla, hizmetlerin gerektirdiği ileri teknoloji ürünü sistem ve araçları azami ölçülerde kullanılıyor. Bugün, dünyada yer alan hava seyrüsefer ve havaalanları işletme sistem ve araçları yeni geliştirilen ürünlerle modernize edilerek, hizmetlerimizde kullanılıyor. Buna uygun olarak 25’i radar sistemi olmak üzere, 288 adet hava seyrüsefer yardımcı sistemi günün 24 saati kesintisiz olarak hizmet veriyor. Uçuş kontrol hizmetleri ve hava seyrüsefer yardımcı cihazlarının test, yer tespiti, onarım ve kontrollerinin yapılması, teknik donanımlı iki adet uçak ve dört adet helikopterle yapılıyor. DHMİ olarak sektörün altyapısını oluşturan hava seyrüsefer ve havaalanlarının işletilmesi görevlerini üstlenmiş bulunuyoruz. Sivil havacılık alanındaki gelişmeler doğrultusunda, ileri teknoloji ürünlerinin ve modern işletim yöntemlerinin uygulanmasına büyük önem veriyoruz. Ayrıca, havacılıkta söz sahibi uluslararası kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon içinde, verilen hizmetlerin uluslararası kalite ve standartlarda yapılması yönünde gerekli özeni gösteriyoruz. 2010 yılında 28 proje ile başlangıç ödeneği 350 milyon TL olarak tahsis edildi. Alınan ek ödenek ile birlikte 537 milyon TL’yeulaştı. Yılsonu itibariyle 532 milyon 470 bin 791 TL harcama yapılarak yüzde 99.2 oranında gerçekleşme sağlandı. 2011 yılında ise 32 proje için 408 milyon 700 bin TL ödenek tahsis edildi. Yıl içinde Kastamonu Havaalanı yatırımlarının da dâhil edilmesi ile birlikte bu ödenek 412 milyon 600 bin TL’ye ulaştı. Türkiye’de havaalanı sayısı 52’ye ulaşacak Atatürk’ün başkanlığında 1933 yılında kuruluşumuzdan itibaren adım adım yaşanan gelişmeler ile bugün 46 havaalanına sahibiz. Yarın bu sayılar elbette ki çok daha fazla olacak. Eskiden üzerinde sebze kurutulan atıl havaalanlarımız vardı. Atıl havaalanlarımızdan da uçuşlar başlatılarak aktif hale getirildi. 2003 yılında 36 tane olan havaalanlarından sadece 25 tanesi aktifti. Bugün ise DHMİ Genel Müdürlüğü Türkiye genelinde sivil hava trafiğine açık toplam 46 havaalanının 44 adedini işletiyor. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Havaalanını, Genel Müdürlüğümüz işletmesinin dışında olmakla birlikte Sabiha Gökçen Havalimanının hava trafik hizmetlerini de Genel Müdürlüğümüz yürütüyor. Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları (DLH) İnşaatı Genel Müdürlüğünce yatırım çalışmaları başlayan Hakkari, Iğdır, Bingöl, Ordu- Giresun, Şırnak Havaalanları ve DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından Yap İşlet Devret Modeli ile inşa edilecek olan Çukurova Havaalanı ile birlikte, havaalanları sayısı 52’ye ulaşacak. Havaalanlarımızda uluslararası düzeyde verilen hizmetlerin daha iyi daha verimli olması için gerçekleştirilmeye başlanan projelerimiz var. Bunlardan biri Kars Havaalanı İç Hatlar ve Dış Hatlar Terminal Binası yapımı. Ayrıca Van - Ferit Melen Havaalanı Terminal Binası Aks ilave edilmesi işi ve Adıyaman Havaalanı Terminal Binası Yapımı ile Ağrı Havaalanı Terminal Binası yapımı da sürüyor.
20 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKUlaştırmabaşlığınınaskıyaalınması sektördeataletesebepolduTürkiye-AB tam üyelik müzakerelerinde ‘ulaştırma’ başlığının askıya alınmasıyla ulaştırma sektörü paydaşları, genel bir ‘bekleyelim-görelim’ tutumu sergiliyor. Oysa AB cephesinde sular hızla akıyor. Müzakerelerin er ya da geç başlayacağını düşünüp birtakım hazırlıklarımızı şimdiden hayata geçirmemiz, bizi AB ile ‘daha sıkı pazarlık’ yapabilir konuma getirebilecek“AB mevzuatı son derece dinamik bir hızla değişiyor, gelişiyor ve gelecek projeksiyonlarına göre sürekli evrim geçiriyor. Bu durum, ülkemizde de tüm taşıma türlerinde ve hatta yeni gelişen karma taşımacılık türlerinde genel bir paralel dönüşümü gerekli kılacak.”formansın geliştirilmesi’ endişeleri çevre endişelerinden daha ön planda geliyor. AB Komisyonu tarafından 2006 yılında alınan karar sonrasında ‘ulaştırma’ başlığının Türkiye-AB tam üyelik müzakerelerinde askıya alınan başlıklar arasına girmesi, kamu kesiminde mevzuat uyumu bakımından belli bir düzende yürüse de, özel sektör açısından atalete sebep oldu. Bu süreçte, üstelik de bu başlığın tam olarak ne zaman açılacağı belirsizliğini korurken, ulaştırma sektörü paydaşları, uzun zamandır halihazırda dış ticaretimizin yüzde 46’sında payı olan AB’ye yönelik taşıma faaliyetlerini sürdüren ‘uluslararası taşımacılık’ sektörü dışında genel bir ‘bekleyelim-görelim’ tutumu sergiliyor. Oysa AB cephesinde sular hızla akıyor, küresel krizin olumsuz etkilerine rağmen gelecek planlamaları güncel durum değerlendirmelerini de aşarak 2050’lere kadar uzanabiliyor. Nitekim, 2011 yılı Mart ayında yayınlanan son Ulaştırma Beyaz Kitabı’nda Avrupa Birliği ‘Küresel Isınma, Kaynakların Etkin Kullanımı ve Çevrenin Korunması’ konularını temel meseleleri olarak ilan etti. Bu temel kaygıların öne çıktığı resmi belgede (ki AB’nin 2050 yılına kadar yayınlayacağı ulaştırma mevzuatında bunların yansımalarını göreceğiz) küresel krizden ulaştırma ve lojistik sektörü adına çıkarılan dersler kadar, çevre kirliliğinin iklim değişikliği, doğal felaketlerin hızla artması ve diğer acı sonuçlarının nihayetinde tüm ülkeleri, ekonomileri ve sektörleri olumsuz etkileyeceği endişelerine yanıt çabalarının izlerini taşıyor. Ancak ülkemizin, çoğu gelişmekte olan ya da güncel tabirle ‘yeni gelişen’ ekonomiler için geçerli olduğu gibi, ‘kârlılık-üretkenlikverimlilik, dolayısıyla kazanç artışları ya da mevcut perSektör olarak ödevlerimizi zamanında yapmamız büyük önem taşıyor Müzakerelerin bir şekilde, er ya da geç, başlayacağını düşünürsek sektör olarak birtakım hazırlıklarımızı şimdiden yapmamız, bizi resmi ulaştırma müzakereleri sırasında AB ile ‘daha sıkı pazarlık’ yapabilir konuma getirebilecek. Aksi takdirde, en az 2006 yılından bu yana geçen bu uzun süre kadar bir süre daha, AB’nin ulaştırma alanındaki mevzuatı ve düzenlemelerine tam olarak uyumlu düzeye gelene kadar sürecek. Ayrıca, AB karşısında sektörümüzün kendi çıkarlarını koruyabilmemiz için gerek duyulacak bazı geçiş dönemi taleplerini öne sürmemiz için de ödevlerimizi zamanında yapmamız büyük önem taşıyor. Üstelik en başta da belirttiğimiz gibi, AB mevzuatı da son derece dinamik bir hızla değişiyor, gelişiyor ve gelecek projeksiyonlarına göre sürekli evrim geçiriyor. Bu durum, ülkemizde de tüm taşıma türlerinde ve hatta yeni gelişen karma taşımacılık (intermodal/multimodal) türlerinde genel bir paralel dönüşümü gerekli kılacak. Bu bakımdan halen Meclis gündemimizde öne çıkan hususlar olarak Demiryolu Kanunu ve TCDD Kanunu Tasarısı’nın bir an önce yasalaşması, yıllardan bu yana sektörün gündeminde olan lojistik köy yapılanmalarının bir mevzuata ve merkezi bir koordinasyon mekanizmasına kavuşturulması gerekiyor. Ayrıca kargoculukla ilgili bazı yasal düzenlemelerin getirilmesi, gümrüklerde tüm taşıma türleri için 24 saat mesai sisteminin yerleşik kılınması, mesleki eğitim ve öğretim ala-LOJİSTİK KÖYLERİN MEVZUATA KAVUŞTURULMASI GEREKMeclis gündemimizde öne çıkan hususlar olarak Demiryolu Kanunu ve TCDD Kanunu Tasarısı’nın bir an önce yasalaşması, yıllardan bu yana sektörün gündeminde olan lojistik köy yapılanmalarının bir mevzuata ve merkezi bir koordinasyon mekanizmasına kavuşturulması gerekiyor. Ayrıca kargoculukla ilgili bazı yasal düzenlemelerin getirilmesi, gümrüklerde tüm taşıma türleri için 24 saat mesai sisteminin yerleşik kılınması, mesleki eğitim ve öğretim alanında müfredat bakımından çağdaş bir standardın getirilmesi gibi konuları bir an önce çözüme kavuşturmalıyız.nında müfredat bakımından çağdaş bir standardın getirilmesi gibi konuları bir an önce çözüme kavuşturmalıyız. Buna karşılık, sektörümüz ise, AB ulaştırma mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında özellikle bazı başlıklarda, (uyumlaşacak olan mevzuatın getireceği sonuçların rakamsal analizlerini içeren) ‘sektörel düzenleyici etki analizlerini’ kamunun desteğiyle hızla gerçekleştirerek, iç muhasebesini tamamlamak zorunda. Çevrenin korunmasına yönelik düzenlemeler için hazırlıkları başlatmalıyız Hemen ardındansa, AB’nin gelecek projeksiyonlarının yanında Türkiye olarak imzaladığımız Kyoto Sözleşmesi’nin ülkemizdeki tüm sektörler için zorunlu kılacağı ‘çevrenin korunmasına yönelik’ düzenlemelerin lojistik sektörüne potansiyel yansımalarına hazırlıkları başlatmalıyız. Filonun çevreci, dönüşümünden üretim tesislerinin ‘yeşil lojistik’ bakış açısıyla yeniden yapılandırılması, çevre bilincini sektörde yaygınlaştırılmasından mesleki eğitimde yakıt tüketiminin azaltılmasına yönelik modüllerin geliştirilmesine kadar çok fazla yapacak işimiz var. Bu alanda önümüzde iki temel fırsat bulunuyor. Bunlardan ilki yeni kurulan AB Bakanlığı’nın AB ile her sektör açısından ilişkilerde eskisinden daha fazla etki ve dinamizm kazanacak olması. İkincisi ise AB’nin ülkemize tahsis ettiği mevcut ulaştırma fonlarının kullandırılması konusunda özel sektörü artık çok daha fazla dinleme eğilimi (AB’nin temel ulaşım stratejileri kapsamında). Meclis olarak bu fırsatları ve gelişmeleri yakından takip ederek sektörümüz adına üyelerimizden gelen proje önerilerini ilgili kesimlere ulaştırmaya devam edeceğiz.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 19 FUAR 21TCDD’nin2011yılıyatırım programında35projevarTürkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) 2003 yılına kadar işletme ve yatırım faaliyetlerini kısıtlı finansman kaynakları ile sürdürürken son üç hükümet döneminde ulaştırma politikaları içinde demiryolları yeniden devlet politikası haline geldi. Bunun sonucu olarak, bu dönemde diğer birçok KİT’in yatırım ödeneği düşerken, TCDD’nin yatırım ödeneği arttı. 2011 fiyatları ile demiryolu sektörüne bu dönemde toplam 13.5 milyar TL kaynak aktarıldı. Yatırım programımızda yer alan toplam 35 adet proje için 2011 yılı yatırım tutarı ise 25 milyar 642 milyon TL. Türkiye’nin ileri ülkelerdeki gibi kalkınması için etkin bir ulaşım sistemine, bu ulaşım sistemi içinde de yapım maliyeti ucuz, kullanım ömrü uzun, enerjiyi verimli kullanan, güvenli ve çevre dostu demiryoluna ihtiyacı var. Modernleşmenin bir diğer ölçüsü de sahip olduğunuz demiryolu ağı ve verilen hizmetin kalitesi. Biz, bir taraftan yeni yollar yaparken, diğer yandan da mevcut yolları yeniliyor, demiryolu araçlarımızı ve tesislerimizi modernize ederek, üstün hizmet anlayışına sahip personelimizle birlikte halkımıza modern ulaşım hizmeti vermeye çalışıyoruz. Gelişmiş ülkelerdeki ulaştırma sistemi içindeki demiryolu ağırlığı ve taşıma payı gelişmemiş ülkelere nazaran daha dengeli bir tablo çiziyor. Ayrıca çevre dostu olan demiryolu ve denizyolu için son yıllarda gelişmiş ülkelerde daha çok yatırım ayrılıyor ve hızlı tren taşımacılığı da hızla gelişiyor. Avrupa ülkelerinde Türkiye’ye nazaran ulaştırma sistemleri içinde demiryolunun aldığı pay, özellikle yük taşımacılığında dengeli bir dağılım gösteriyor. 2008 yılında yolcu-kilometre bazında değerlendirdiğimizde Türkiye’de demiryolunun aldığı pay yüzde 2.2 iken, İngiltere’de yüzde 7, Almanya’da yüzde 7.7, Belçika’da yüzde 7.3 ve Fransa’da yüzde 10.3 oldu. 2008 yılında ton-kilometrede ise Türkiye’de yüzde 4.6 iken, İngiltere’de yüzde 7.1, Almanya’da yüzde 20.9, Belçika’da yüzde 24.6 ve Fransa’da yüzde 14.5 oldu. Türkiye’de kilometrekare yüzölçüm başına 12 kilometre demiryolu ağı düşerken Almanya’da 94 kilometre, Belçika’da 115 kilometre, İngiltere’de 129 kilometre demiryolu düşüyor. 2008 yılı itibariyle 1 kilometre demiryoluna Belçika’da 10, Almanya’da beş, Avusturya’da dokuz, Fransa’da beş personel düşerken, Türkiye’de üç personel bulunuyor. Nüfusun bir yıl içinde demiryolu ile seyahat sıklığı ise Avrupa ülkelerinin çok altında seyrediyor. Bu oran 2009 yılında Türkiye’de 1.1 iken, İngiltere’de 20, Almanya’da 23, Belçika’da 21, Fransa’da ise 18 olarak gerçekleşti. Ayrıca Türkiye’nin ton-kilometre ve yolcu-kilometre taşıma toplamı olarak adlandırılan trafik biriminde de Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldığı görülüyor. Ulaştırma politikaları içinde demiryollarının yeniden devlet politikası haline gelmesiyle birlikte yatırım ve altyapı çalışmalarımız arttı. Yatırım programımızdaTÜRKİYE’NİN GÜVENLİ VE ÇEVRE DOSTU DEMİRYOLUNA İHTİYACI VARTürkiye’nin ileri ülkelerdeki gibi kalkınması için etkin bir ulaşım sistemine, bu ulaşım sistemi içinde de yapım maliyeti ucuz, kullanım ömrü uzun, enerjiyi verimli kullanan, güvenli ve çevre dostu demiryoluna ihtiyacı var. Biz, bir taraftan yeni yollar yaparken, diğer yandan da mevcut yolları yeniliyor, demiryolu araçlarımızı ve tesislerimizi modernize ederek, üstün hizmet anlayışına sahip personelimizle birlikte halkımıza modern ulaşım hizmeti vermeye çalışıyoruz. yer alan toplam 35 adet proje için 2011 yılı yatırım tutarı 25 milyar 642 milyon TL. Söz konusu projeler için 2010 yılı sonuna kadar 5 milyar 759 milyon TL harcama yapıldı. DPT Müsteşarlığı’nca 2011 yılı yatırım ödeneği de 3 milyar 105 milyon TL olarak verildi. TCDD’nin gerçekleştireceği bu projeler içinde Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi, Ankara-Konya Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi, Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi, BandırmaBursa-Ayazma-Osmaneli Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi, Ankara-Polatlı-Afyonkarahisar-Uşak-İzmir Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi, Sivas-Erzincan Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi bulunuyor. Bunların yanı sıra Palu-Genç- Muş Demiryolu Deplasmanı, Sinyalizasyon ve Elektrifikasyon Projeleri, çeken-çekilen araçlar ve GAP Eylem Planı Demiryolu Projeleri de gündemde. Yol yenileme çalışmaları içinde 2002-2010 yılları arasında 5 bin 700 kilometre yol yenileme ve bakımı yapıldı. 2011 yılında ise bin 174 kilometre yol yenilemesi planlandı.
22 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKDoğuülkelerineartanihracat karayolutaşımalarınaolumluyansıyorDoğu ülkelerine yapılan ihracatta geçen yılın aynı dönemine göre bu yılın ilk beş ayında yüzde 16’lık artış olduğunu söyleyen UND Yönetim Kurulu Başkanı Engin Özmen, bu doğrultuda karayolu taşımalarında da önemli artışlar yaşandığını ifade etti. Özmen, Türkiye’den yapılan karayolu ihraç seferlerinde 2010’un Ocak-Mayıs dönemine kıyasla 2011’de yüzde 11’lik bir artış sağlandığını açıkladıGeleceğin üretim ve tüketim merkezi olan doğu ülkelerine yönelik ihracatta geçen yılın aynı dönemire göre 2011’in ilk beş ayında yaşanan yüzde 16’lık artış paralelinde, karayolu taşımalarında önemli artışlar sağladıklarını belirten Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Engin Özmen, bu artışta Ortadoğu ve Orta Asya bölgesine başta olmak üzere yeni gelişen ekonomileri içinde barındıran doğu coğrafyasına yakınlık avantajının etkili olduğunu dile getirdi. 2011 yılı ilk beş ayı itibariyle karayoluyla uluslararası eşya taşımalarının performansında daha hızlı bir iyileşme gerçekleştiğini vurgulayan Özmen, böylece 2008 yılı seviyelerine yaklaştıklarını kaydetti. Ancak bu iyileşmenin, AB ülkeleri başta olmak üzere batı kapılarından gerçekleştirdikleri taşımalarda çok daha düşük seviyelerde olduğunu aktaran Özmen, “Doğu ve kuzeyde Karadeniz sınır kapılarımızdan gerçekleştirdiğimiz seferlerde sırasıyla yüzde 35.2 ve yüzde 48.6 olmak üzere çift haneli artışlar göze çarpıyor. Genel olarak ülkemizden gerçekleştirilen karayolu ihraç seferlerinde 2010’un Ocak-Mayıs dönemine kıyasla 2011’de 493 bin 235 seferle yüzde 11 oranında bir artış sağlandı” diye konuştu. Bölgesel olarak bakıldığında bu artışta en büyük payın yüzde 28 ile Rusya ve BDT ülkelerine yönelik taşımalara ait olduğunu söyleyen Engin Özmen, bu bölgelere 2011 yılı ilk beş ayında 83 bin 266 sefer yaptıklarını ifade etti. Bu bölgeleri Ortadoğu ülkelerine yönelik taşımaların izlediğini belirten Engin Özmen, ihracatta genel payı hızla azalan Avrupa ülkelerine yönelik ihraç taşımalarının ise ilk beş ayda 131 bin 794 seferle sadece yüzde 1 oranında arttığını dile getirdi. İthalat taşımalarına bakıldığında ilk beş ayda 135 bin 279 seferle yüzde 10 artış yaşandığını aktaran Engin Özmen, “İthalat ayağında bölge olarak Rusya ve BDT öne çıkarken; onu Avrupa ülkeleri izliyor. Ortadoğu ülkelerine olan ithalatta düşük de olsa bir azalma yaşandı. Söz konusu taşımalardan elde edilen navlun gelirleri bakımından izlediğimiz göstergelerden biri olan ‘Hazine Müsteşarlığı Dış Ticaret Ödemeler Dengesi’ne göre 2010’un ilk dört ayına kıyasla 2011’in aynı döneminde sektörün elde ettiği navlun geliri yüzde 6.7 artışla 1.1 milyar dolara çıktı” şeklinde konuştu. Son dönemde ihracatta ve karayoluyla gerçekleştirilen seferlerde artış sağlandığını vurgulayan Özmen, Avrupa güzergahında özellikle İsveç, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Bosna Hersek, Lüksemburg gibi kuzey Avrupa ülkelerine ve Rusya-Orta Asya güzergahında Rusya, Kırgızistan, Beyaz Rusya, Asya’da Pakistan ülkelerine yönelik taşımlarda artış olduğunu kaydetti. Ortadoğu’da ise İran ve Bahreyn’e önemli artışlar gerçekleştiğine dikkat çeken Özmen, “Ancak 2010 sonlarında ve 2011 başlarında Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde meydana gelen siyasi ayaklanmalar, Ortadoğu’da BAE ve Yemen’e ihraç taşımalarında yüzde 10-20 arasında azalmalara neden oldu. Özellikle Mısır, Fas, Libya’ya taşımalarda yüzde 50 civarında düşüşler kaydedildi. Esasen, normal ihracat seyri hesaplandığında, krizin sona erdiği söylenebilir. Ancak komşu coğrafyamızda yaşanan siyasi ve ekonomik olumsuzluklar elbette ihracatımızı olumsuz etkileyebiliyor” dedi. “Rekabet gücünü artıracak desteklemeler yapılmalı” Hakim oldukları pazarlarda, mevcut durumlarını korumak ve ilerletmek amacıyla taşımacılar için yeni pazarlar bulmanın en önemli görevleri olduğunu söyleyen Engin Özmen, sektörde yaşanan pazar payı kaybında, maliyet unsurunun ön planda olduğunu dile getirdi. Bu nedenle nakliyecilerin rekabet gücünü artıracak bazı desteklemeler beklediklerine dikkat çeken Özmen, bu desteklerden birinin ihraç malı taşıyan Türk araçlarına yurtdışına çıkışlarda tanınan KDV’siz ve ÖTV’siz akaryakıt alma hakkındaki 550 litre miktar sınırının artırılması olduğunu kaydetti. Bir diğerinin ise her yıl ödemek durumunda oldukları Motorlu Taşıt Vergisi konusunda olduğunu vurgulayan Özmen, “Sanayicilerin ülkesine fabrikalar aracılığıyla sunduğu hizmeti nakliyeciler TIR’larla sunuyor. Sanayiciler fabrikaları için sadece kuruluşta vergi verirken Türk nakliyecileri her yıl ‘bacasız fabrika’ olan“İHRAÇ SEFERLERİNDE EN BÜYÜK PAY RUSYA VE BDT ÜLKELERİNE YÖNELİK”Genel olarak Türkiye’den yurtdışına gerçekleştirilen karayolu ihraç seferlerine bölgesel olarak bakıldığında en büyük payın yüzde 28 ile Rusya ve BDT ülkelerine yönelik taşımalara ait olduğunu söyleyen Engin Özmen, bu bölgelere 2011 yılı ilk beş ayında 83 bin 266 sefer gerçekleştiğini ifade etti. Bu bölgeleri Ortadoğu ülkelerine yönelik taşımaların izlediğini belirten Özmen, ihracatta genel payı hızla azalan Avrupa ülkelerine yönelik ihraç taşımalarının ise ilk beş ayda 131 bin 794 seferle sadece yüzde 1 oranında arttığını dile getirdi.TIR’ları için Motorlu Taşıt Vergisi veriyor. Üye şirketlerimiz için büyük maddi külfet yaratan bu verginin kaldırılmasını, sadece araç alımlarında verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu. Sektörde rekabet gücünü azaltan unsurlardan birinin yurtdışında özellikle de Avrupa ülkelerinde karşılaşılan zorluklar olduğunu belirten Özmen, bunların başında geçiş belge kotalarının geldiğinin altını çizdi. Yol ücretleri ve trafik cezalarının fazlalığının diğer sebepler olduğunu aktaran Özmen, şöyle devam etti: “Bu konuda, hükümetimizden beklentimiz, lojistiğin dış ticaretin en önemli unsurlarından biri olduğu gerçeğinden hareketle, müzakerelerinde ulaştırma ve lojistik sektörünü gündemde tutmaları. Dünyanın en önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Türkiye’nin dünya lojistik pazarından aldığı payı artırarak, kalkınmanın ayaklarından birine de lojistiği yerleştirmesi, en büyük hedeflerimizden biri.” “Sektörün geleceğine yön verecek projeler başlatıyoruz” 2011’in dünya ticaretinde dengelerin kriz öncesine dönmeye başladığı bir yıl olduğunu söyleyen Engin Özmen, bu yıla yönelik olarak Türkiye’nin mevcut istikrarını, sektörün ise ilk beş ayda yüzde 11’i bulan sefer artış oranını koruyacağı yorumunu yaptı. 2011’in ikinci yarısı ile 2012 yılının karayolu taşımacıları için önemli olduğunu vurgulayan Özmen, şunları ekledi: “Bu süreçte geleceğimize yön verecek büyük projeler başlatıyoruz. Bunların başında ayrıntılarını yakında kamuoyu ile paylaşacağımız Güney İpek Yolu Projesi geliyor. Bir diğeri ise 75 ülkeye doğrudan taşıma hizmeti veren Türk nakliyecisini dünyadaki meslektaşları ile buluşturarak, taşımaların gerçekleştirilmesinin önündeki engellerin tartışılacağı ‘Vizyon: Sınırsız Avrasya’ konferansı. Bu projelerin, yaşayan bir organizma olan taşımacılık sektörünün yollarının açık olması ve dahası yeni pazarlar kazanması için hayati öneme sahip oldukları kanaatindeyiz.”
24 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİK“Marmaray,sektörünuluslararası rekabetteetkialanınıgenişletecek”Lojistik sektörünün son dönemde intermodal-kombine taşımacılık alanında altyapısını geliştirmeye odaklandığını belirten Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Genel Müdürü Cavit Uğur, bu paralelde devam eden Marmaray projesi yatırımıyla uluslararası rekabette etki alanlarında büyüme beklediklerini dile getirdiLojistik sektörünün son yıllarda, intermodal-kombine taşımacılıkta çeşitli olanaklara sahip olmak amacıyla altyapısını geliştirmeye ve çeşitlendirmeye başladığını söyleyen Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Genel Müdürü Cavit Uğur, bu amaç doğrultusunda yapımı süren ve Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayacak olan Marmaray projesiyle uluslararası rekabette sektörün etki alanının genişleyeceğini ifade etti. Bunun yanı sıra bir diğer önemli projenin “Kars-TiflisBakü” demiryolu projesi olduğunu vurgulayan Uğur, “Bu projenin 2012 yılında tamamlanması hedefleniyor. Demirden İpekyolu olarak adlandırılan ‘Kars-Tiflis-Bakü’ demiryolu projesi ile birlikte Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaşım Koridoru (TRACECA) projesi de uluslararası arenada Türkiye’nin lojistik gücünü gösterebilmesi açısından oldukça büyük önem arz ediyor” diye konuştu. Türkiye’de lojistik sektörünün, önündeki bazı stratejik ve teknik darboğazları henüz aşamadığını vurgulayan Uğur, sektörde var olan altyapı eksikliklerinin yanı sıra, özellikle gümrük ve vergi mevzuatından kaynaklanan temel sıkıntıların ve uygulamalardaki aksaklıkların bugüne kadar giderilemediğinin altını çizdi. Uğur, ayrıca üretim, dış ticaret ve lojistik hizmetlerinin yoğun olarak yaşandığı Marmara Bölgesi ile İstanbul’un Avrupa ve Asya yakalarında, halen lojistik merkez ya da tesislerin yapılandırılmadığını ifade etti. Türkiye’nin, Dünya Bankası tarafından açıklanan 2010 yılı lojistik performans endeksinde, beş tam değerlendirme notu üzerinden 3.22 puanla 39’uncu sırada yer aldığını aktaran Uğur, “Sıralamanın en başında ise Almanya bulunuyor. Almanya ile Türkiye arasındaki bu farkın azalması ve ülkemizin daha üst sıralara yükselebilmesi için, lojistik performansımızda, İngilizce’den dilimize geçen mobilite kelimesiyle ifade ettiğimiz, yüklerin hareket kolaylığının ve hızının artırılması gerekiyor. Ayrıca sektör-deki altyapı ve mevzuat gibi üstyapı eksikliklerinin giderilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi de büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Tüm dünyada etkisini hissettiren küresel ekonomik krizin, birçok sektör gibi lojistik sektörünü de etkilediğini söyleyen Uğur, krizin yansıması olarak, taşıma işleri organizatörlerinin, uluslararası pazarda daralan talepler karşısında faaliyet alanlarını gözden geçirme arayışına girdiklerini dile getirdi. Buna karşın Türkiye’nin küresel finansal krize karşı oldukça direnç gösterdiğini aktaran Uğur, kriz sonrası gelişen dış ticaretin etkisiyle bu yıl lojistik sektörünün ivme kazandığını ve sektörde olumlu gelişmeler yaşanmaya başlandığını ifade etti. Artan müşteri taleplerini karşılamak için yapılan yatırımların, büyüyen istihdam yapısı ve sektörün borsaya açılması gibi gelişmelerin, bu durumun en büyük göstergeleri olduğunu vurgulayan Uğur, “2011 yılının son verilerine göre Mayıs ayında, 2010 yılının aynı ayına göre ihracatımız yüzde 11.7 artarak 10.948 milyon dolar, ithalatımız ise yüzde 42.6 artarak 21.005 milyon dolar olarak gerçekleşti. İthal veya ihraç edilen tüm ürünler de lojistik hizmetlere konu oluyor. Dolayısıyla dış ticaret ve lojistik, özellikle de taşımacılık arasında doğrudan bir ilişki olduğu varsayımı ile dış ticaretimizde yaşanan bu artışın, sektörümüzün pazar büyüklüğünü de arttırdığını söyleyebiliriz” dedi. “Altyapı yatırımları ve mevzuat iyileştirmeleri tamamlanmalı” Bu yılın ilk yarısında yaşanan gelişmeler paralelinde, yılın ikinci yarısına ve devamı olarak 2012 yılına ilişkin beklentilerinin, sektörde olumlu gelişmeler yaşanacağı yönünde olduğunu vurgulayan Cavit Uğur, Türkiye’nin 2023 yılı ülke hedefleri kapsamında öngörülen dış ticaret hacminin 500 milyar doları ihracat olmak üzere yaklaşık toplam 1.2 trilyon dolar olduğunu hatırlattı. “Bu rakamı 2010“SEKTÖRDE GÜMRÜK VE VERGİ MEVZUATI KAYNAKLI SORUNLAR VAR”Türkiye’de lojistik sektörünün, önündeki bazı stratejik ve teknik darboğazları henüz aşamadığını vurgulayan Cavit Uğur, sektörde var olan altyapı eksikliklerinin yanı sıra, özellikle gümrük ve vergi mevzuatından kaynaklanan temel sıkıntıların ve uygulamalardaki aksaklıkların bugüne kadar giderilemediğinin altını çizdi.yılındaki mevcut dış ticaret rakamımız olan 300 milyar dolarla karşılaştırdığımızda 12 yılda tam dört kat artış hedeflediğimiz görülüyor” diyen Uğur, dış ticaret gelişimi doğrultusunda, Türkiye’deki genç nüfus göz önüne alındığında GSYH’nin de buna paralel bir gelişme göstereceğini aktardı. Cavit Uğur, sözlerine şöyle devam etti: “Yani bir yandan uluslararası taşımalar, bir yandan da yurtiçindeki lojistik etkinlikler 12 yılda birkaç kat birden artacak. Belirlenen bu hedefler doğrultusunda Türkiye’nin bölgesel ve küresel lojistik üs olması herkesin ortak dileği. Kamunun ve sektörümüzün asıl görevinin bu konudaki gerekli altyapı yatırımlarını ve mevzuat iyileştirmelerini devlet öncülüğünde tamamlamaları olduğunu düşünüyoruz.” “KDV cezaları sektörde sıkıntı yaratıyor” Cavit Uğur, sektörde yaşanan sıkıntıların başında uluslararası kara ve denizyolu taşımacılığında faaliyet gösteren taşıma işleri organizatörlerine ‘eksik evrak gerekçesiyle’ KDV cezası kesilmesi geldiğini söyledi. Uğur, taşıma işleri organizatörlerinin KDV istisnalarından yararlanabilmeleri için, kanıtlayıcı tek belge olarak yük manifestosu istendiğini dile getirdi. Ancak taşıma işleri organizatörlerinin, fiziki taşıyıcılar tarafından düzenlenen söz konusu belgeye ulaşma imkânının bulunmadığına dikkat çeken Uğur, “Konuyla ilgili olarak Gelir İdaresi, Gümrük Müsteşarlığı ve Ulaştırma Bakanlığı yetkilileriyle yoğun temaslarda bulunuyoruz. Sorunun çözümü için yetkililerden gümrük bilgi sisteminde taşıma işleri organizatörlerinin kaydedileceği bir alan tanımlanmasını talep ediyoruz. Böylece işlemler ilgili tüm kamu birimleri tarafından görülebilir hale gelir ve bu bilgiler KDV kontrollerini yapan Gelir İdaresi birimleri ile elektronik ortamda paylaşılabilmiş olur” diye konuştu.
26 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİK“Lojistikpazarı,yılsonunda 50milyardolaraulaşacak”Yurtiçi taşımanın ağırlıklı olduğu 2010 yılında 45 milyar dolar seviyesinde olan lojistik pazarının son üç yılda 70 milyar dolara yükselmesini beklediklerini aktaran LODER Başkanı Mehmet Tanyaş, bu yıl sonu hedeflerinin ise 50 milyar dolar olduğunu ifade ettiTürkiye lojistik sektörünün üretim ve ticaretteki büyümeye paralellik gösterdiğini belirten Lojistik Derneği (LODER) Başkanı Mehmet Tanyaş, sektörün GSYH içindeki payının yüzde 10-13 arasında olduğunu dile getirdi. Dolayısıyla sektörün, iç ve dış ekonomi ile orantılı biçimde değiştiğini vurgulayan Tanyaş, Türkiye’de lojistik sektörünü ekonomik artışlardan daha fazla oranda etkileyen diğer bir konunun lojistikte dış kaynak kullanımı (outsourcing) olduğunu kaydetti. 2010 yılı itibariyle en büyük payın yurtiçi taşımalara ait olmak üzere Türk lojistik pazarının 45 milyar dolar olduğunu söyleyen Tanyaş, pazarın üç yıl içinde 70 milyar dolara çıkacağını öngördüklerini aktardı. Tanyaş, “2010 yılı itibariyle lojistikte potansiyel pazar dış kaynak kullanmayanlar ile birlikte 85-90 milyar dolar civarında seyretti. 2011 yıl sonu itibariyle lojistik pazarının 50 milyar dolara, potansiyel pazarın ise 100 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu. 2008 yılında yaşanan krizin Türkiye’yi 2009’da özellikle uluslararası taşımacılık alanında derinden etkilediğine dikkat çeken Mehmet Tanyaş, sektörün 2010 yılını toparlanma çalışmalarıyla geçirdiğini ifade etti. 2011 yılı ilk yarısı itibarıyla sektörde fazla bir değişiklik görülmediğini belirten Tanyaş, halen en büyük sorunun kârlılık oranlarının düşüklüğü olduğunun altını çizdi. Kriz ile birlikte Avrupa’ya olan taşıma oranları düşerken Ortadoğu ve Asya’da gerçekleştirilen taşımaların arttığını vurgulayan Tanyaş, kriz beklentisinin sektörün uzun vadeli yatırımlarını olumsuz etkilediğini kaydetti. 2012 yılı için lojistik sektör öngörülerinin ekonomiye bağlı olduğunu aktaran Tanyaş, “Dolayısıyla sağlıklı ekonomi öngörülerinden hareketle lojistik sektörüne yönelik beklenti ve hedefler oluşturulabilir. Bu çerçevede 2012 yılı için 850 milyar dolar GSYH, 150 milyar dolar ihracat ve 230 milyar dolar ithalat gerçekleşeceği tahminlerine göre lojistik pazarının 60 milyar dolar, potansiyel pazarın ise 110 milyar dolar olacağı öngörülebilir” diye konuştu. “Karma taşımacılık sistemleri geliştirilmeli” Lojistiğin taşımacılıktan çok daha geniş bir alan olduğunu vurgulayan Mehmet Tanyaş, değer ve tedarik zinciri yaklaşımı ile lojistik yol haritası çizilmesi gerektiğinin altını çizdi. “Ölçeği büyütmeden birim maliyeti düşürmek olası değil. Bir an önce küçük liman, tersane, depo gibi lojistik merkezlerden ziyade komşu ülkelerin yapabileceğinden daha büyük merkezlere yönelmemiz ve bu merkezleri desteklememiz gerekir” diyen Tanyaş, bu çerçevede karma taşımacılık sistemlerinin geliştirilerek kapasite ve kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini kaydetti. Artık nakliyecilik ile fazla katma değer yaratılamayacağını söyleyen Tanyaş, bu nedenle lojistik hizmet çeşitliliğini artırmanın önemli olduğunu dile getirdi. “Sektörde kayıtdışını önlemek gerek” Tanyaş, “Ayrıca sektörün gereksinimi olan kalifiye işgücünün oluşturulması da büyük önem taşıyor. Lojistik şirketlerin sınıflandırılması, sertifikasyonu ve akreditasyonu ile lojistik çalışanların sertifikasyon çalışmalarını en kısa zamanda gerçekleştirmemiz gerekiyor” dedi. Türkiye’nin lojistik stratejilerine ve master planına gereksinimi olduğuna dikkat çeken Mehmet Tanyaş, Stratejik Lojistik Master Planı’nın sanayi ve ticaret envanteri ve projeksiyonlarının yapılması gerektirdiğini aktardı. Lojistik bölge yer, fonksiyon ve büyüklüklerinin ancak bu şekilde belirlenebileceğini belirten Tanyaş, “Bölgelerin yeterlilik kriterlerine bakılmadan lojistik köyler oluşturuluyor. Ayrıca kurumsallaşma ve profesyonelleşmeye de yeterli önem verilmiyor. Bunların yanı sıra kayıtdışını ve haksız rekabeti önlemeden, ülke çapında lojistik faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamadan, zamanında yeşil ve tersine lojistiğe önem vermeden ve tam rekabet koşullarını oluşturmadan lojistik sektörünü arzu edilen düzeye çıkarmanın mümkün olmadığı kanaatindeyim” şeklinde konuştu.Türkiye’nin lojistik stratejilerine ve master planına gereksinimi olduğuna dikkat çeken Mehmet Tanyaş, Stratejik Lojistik Master Planı’nın sanayi ve ticaret envanteri ile projeksiyonlarının yapılması gerektirdiğini aktardı. Lojistik bölge yer, fonksiyon ve büyüklüklerinin ancak bu şekilde belirlenebileceğini belirten Tanyaş, “Bölgelerin yeterlilik kriterlerine bakılmadan lojistik köyler oluşturuluyor. Bunların yanı sıra kayıtdışını ve haksız rekabeti önlemeden, ülke çapında lojistik faaliyetlerin koordinasyonunu sağlamadan, zamanında yeşil ve tersine lojistiğe önem vermeden ve tam rekabet koşullarını oluşturmadan lojistik sektörünü arzu edilen düzeye çıkarmanın mümkün olmadığı kanaatindeyim” görüşünü savundu.“STRATEJİK LOJİSTİK MASTER PLANI’NIN SANAYİ VE TİCARET ENVANTERİ OLUŞTURULMALI”“Sektörde kurumsallaşma artmalı” Lojistik faaliyetlerin, başta ulaştırma, sanayi, ekonomi, çevre ve orman, içişleri ve dış işleri bakanlıkları ile gümrük müsteşarlığı gibi çok sayıda resmi kurumu ilgilendirdiğini vurgulayan Mehmet Tanyaş, ayrıca konu ile ilgili çok sayıdasivil toplum örgütünün de bulunduğunu dile getirdi. Dolayısıyla bir ulusal koordinasyona ve yönetişime gereksinim olduğunu söyleyen Tanyaş, bunun çözümünün ise sekreteryasını Ulaştırma Bakanlığı’nın yürüteceği ve ilgili resmi kurum ve sivil toplum örgüt temsilcilerinin oy hakkı ile katılacağı bir üst kurul olduğunun altını çizdi. Karayollarında kamyon bazlı ve bireysel taşımacılıktan, TIR bazlı ve kurumsal taşımacılığa yönelerek yolların TIR trafiğine müsait hale getirilmesi gerektiğine değinen Tanyaş, küçük ölçekli limanlardan yüksek kapasiteli ve otomatik limanların hayata geçirilmesi ve kıyıların en uygun şekilde turizm, konut, lojistik gibi sektörlere paylaştırılması gerektiğini ifade etti. Demiryolu ve denizyollarının ise karma taşımacılık bazlı geliştirmesinin önemini vurgulayan Tanyaş, “Sektörde kurumsallaşma ve profesyonelleşme düzeyi de artırılmalı. Ayrıca komşu ve yoğun ihracat yapılan ülkelerle karşılıklı avantajları optimum şekilde kullanan ortak serbest bölgeler ve lojistik merkezler kurulmalı. Özetle tüm bu unsurları dikkate alan sanayi ve ticaret envanter ve projeksiyonlarına dayanan ülke ve bölgesel lojistik master planlarını hazırlamamız gerekiyor” sözlerini ekledi.“SEKTÖRÜN GELECEĞİ, LOJİSTİK KORİDORLARINI KENDİSİNE ÇEKEBİLME BECERİSİNE BAĞLI”Dünya Bankası tarafından da, altı farklı lojistik kriter dikkate alınarak geliştirilen Lojistik Performans Endeksiyle ülkelerin lojistik açıdan gelişmişlik düzeyinin belirlendiğini söyleyen Mehmet Tanyaş, LPI olarak kısaltılan endeksin temel olarak; gümrük ve sınır kapısı işlemleri, lojistik altyapı, uluslararası taşıma olanakları, lojistik operasyonların kalitesi, ürünlerin izlenebilirliği ve zamanında teslimat performans gibi kriterleri dikkate aldığını kaydetti. Son olarak 2010 yılı için yayınlanan endekste, Türkiye’nin 155 ülke arasında 39’uncu sırada yer aldığını vurgulayan Tanyaş, 2007 yılında hazırlanan raporda 3.15 puan ile 34’üncü sırada bulunan Türkiye’nin iki yılda beş basamak gerileyerek 39’uncu sıraya yerleştiğini dile getirdi. Bu durumun Türkiye’nin lojistik alanında daha fazla çaba göstermesi gerektiğini ifade ettiğini belirten Mehmet Tanyaş, şöyle devam etti: “Türkiye’nin lojistikteki geleceği, uluslararası taşımacılık ve lojistik koridorlarını kendisine çekebilme becerisine bağlı. Bu sağlanırsa ancak bölgenin lojistik üssü olunabilir. Söz konusu koridorların ülkemizden geçmesi uygun maliyet, hız, kalite, güvenlik ve kolaylıklarla sağlanabilir. Bu koşullar oluşturulmadan lojistik üs olmayı beklemek sadece bir hayal. Bilindiği üzere üç kıtanın kesiştiği bir bölgedeyiz ve bu avantajı çok iyi değerlendirmeliyiz.”
30 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİK“Demiryollarında2023hedefi taşımamiktarınıyedikatartırmak”Demiryollarına yönelik 2023’te yıllık 170 milyon ton, 2050’de ise yıllık 600 milyon ton taşıma öngördüklerini belirten İbrahim Öz, bu taşıma miktarı hedefleriyle demiryollarının bugüne göre, 2023’te yedi misli, 2050’de ise 26 misli taşıma gerçekleştireceğini kaydetti. Öz, söz konusu hedeflere ulaşmak için yatırımlarında önceliğin yük taşıma projelerine verilmesi gerektiğine dikkat çektiGerçekleştirilen 10’uncu Ulaştırma Şurası’nda, 2023 yılında demiryoluna yönelik yüzde 20’lik bir taşıma payının hedef gösterildiğini söyleyen Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Öz, bu paralelde demiryollarının 2023 yılında yıllık 170 milyon ton taşımasının hedeflendiğini dile getirdi. 2050’de ise yine yüzde 20 payla yılda 600 milyon ton taşıma beklediklerini vurgulayan Öz, bu taşıma miktarı hedefleriyle demiryollarının bugüne göre, 2023’te yedi misli, 2050’de ise 26 misli taşıma gerçekleştireceğini kaydetti. Söz konusu hedeflere ulaşmak için demiryolu yatırımlarında önceliğin yük taşıma projelerine verilmesi gerektiğine dikkat çeken Öz, “10’uncu Ulaştırma Şurası’na göre demiryolu yük taşımacılığının bugün yüzde 5 olan payının 2023 yılında yüzde 20 oranında gerçekleşmesi öngörülüyor. Ancak bunu gerçekleştirmek için AB’ye uyum çerçevesinde ‘demiryolu ulaştırma sistemini serbestleştirmek’ gerekiyor. Türkiye’nin 2023 demiryolu hedefine ulaşması, Türkiye’nin ekonomik gelişme hedefinin gerçekleşmesini sağlayacak. Bu nedenle ‘demiryolu geleceğimizdir’ diyoruz” dedi. Serbestleşmenin geciktiği takdirde, 2023 yılında demiryolu için hedeflenen miktarlara ulaşmanın mümkün olmayacağını belirten Öz, serbestleşmenin özelleştirme değil, ihtiyaçların giderilmesi amacıyla kaynakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak için devletin tekelinde bulunan mal veya hizmetlerinin üretiminde devlet kısıtlamalarının kaldırılması olduğunu aktardı. Bunun genellikle devlet gibi bir tekel tarafından mal veya hizmet üretim ve satışının diğer kişilere de açılması anlamına geldiğini söyleyen Öz, bu doğrultuda koşullar mevcutsa herhangi bir mal veya hizmetin üretilmesinin serbest piyasada rekabet koşullarında yapılmasının sağlandığını ifade etti. Bu nedenle avantajların yitirilmemesi için demiryolu taşımacılığında serbestleşmenin hemen şimdi yapılması gerektiğine dikkat çeken Öz, “Hizmet, maliyet, kalite ve emniyet standartları mevcut yapıda hızla gelişmiyor. Tam işleyen bir piyasaya geçiş en az dört-beş yıl alacak. Bu süreç hızlandırılmazsa Türk taşımacılık sektörünün istenilen seviyede gelişme göstermesinin zor olduğunu düşünüyoruz” yorumunu yaptı. “Kontrolsüz büyüme rekabet gücünü etkiliyor” Demiryolu sektörünün 1950 yılından beri ihmal edildiğini belirten İbrahim Öz, yük taşımalarında karayolu taşımacılığının dengesiz ve kontrolsüz bir biçimde büyümesi karşısında sektörün rekabet gücünü yitirdiğini ifade etti. Bu gelişmenin, Türkiye’ye çok önemli maliyet girdileri, çevre sorunları ve trafik yoğunluğu getirdiğine dikkat çeken Öz, yük taşımacılığının yurtiçi dağılımda karayolunun yüzde 94, demiryolunun yüzde 4, diğerlerinin ise yüzde 2 paya sahip olmasının bu durumu açıkça gösterdiğini kaydetti. Son yıllarda demiryollarının yeniden ‘devlet politikası’ haline geldiğini vurgulayan Öz, şöyle devam etti: “60 yıl sonra ilk defa demiryoluna ayrılan yatırım payı, karayoluna ayrılan yatırım payından yüzde 10 daha fazla oldu. AB Müktesebatında, 9’uncu Kalkınma Planı’nda, Ulusal Programda ve hükümet programlarında da belirtildiği gibi geleceğin taşımacılık sektörü demiryolu taşı-“YATIRIMLAR TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”Yakın dönemde demiryolu sektörü için çok olumlu gelişmeler yaşandığını ancak yatırımların tek başına yeterli olmadığını belirten İbrahim Öz, yetersiz ve kalitesiz olan demiryolu altyapısının yenilenmesi ve yeni demiryolu hatlarının yapılmasına hız verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca demiryolu işletmeciliğinin serbestleştirilerek kamunun işletmecilikten kaynaklanan maliyet baskısının azaltılması gerektiğini aktaran Öz, Avrupa ülkelerindeki demiryollarının hem altyapı hem de araç filo seviyesine ulaşmak ve verimli demiryolu işletmeciliği yapabilmek için yatırımların artarak devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin taşımacılık sektörünün gündemindeki en önemli konunun, AB’nin müktesebatı gereği olarak istediği ‘olmazsa olmaz’ düzenlemeler olduğunu söyleyen İbrahim Öz, “Demiryollarına yönelik iki önemli yasanın çıkması bekleniyor. Bu yasalardan bir tanesinin altyapı ile yolcu ve yük taşımacılığını birbirinden ayıran ‘Demiryolu Çerçeve Yasası’, diğeri de TCDD’nin yeniden yapılandırılmasına yönelik yasa” şeklinde konuştu.macılığı üzerine kuruluyor. Bu Türkiye için sevindirici bir durum. Çünkü taşımacılık sektöründe, alt sektörler arasındaki büyük dengesizliğin giderilmesi için demiryolunun öne çıkarılması, taşımacılık maliyetlerinin düşmesinin dışında dünya geleceği ile de çok yakından bağlantılı.” “Coğrafyamıza en uygun taşımacılık, demiryolu” Türkiye’de taşımacılık sektöründeki dengesiz dağılımın önüne geçilecek önlemler alınmasının gerektiğini söyleyen İbrahim Öz, önümüzdeki yakın dönemde demiryolu taşımacılığının hızla geliştirileceğini ve yaygınlaştırılacağını dile getirdi. Bu taşımacılık yaklaşımının, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya içinde en uygun yaklaşım biçimi olduğunu belirten Öz, “Zaten AB’nin taşımacılık sektörüne yaklaşımı, karayolu taşımacılığı kısıtlanması vedemiryolu taşımacılığı yeniden canlandırılmasına yönelik. Yük taşımalarında taşımanın ana aksı demiryolu, denizyolu ve iç su yolu olmalı ve kombine taşımacılık yaygınlaştırılmalı. 9’uncu Kalkınma Planında, sektörel ve tematik politikalar ve öncelikler AB’nin bu yaklaşımına göre ele alındı ve aynı stratejik amaca hizmet edecek şekilde ilişkilendirildi” dedi. Bu anlayışla hazırlanan 9’uncu Kalkınma Planı’na göre yük taşımalarının demiryolu ağırlıklı yapılmasının ulaştırma sektöründe stratejik bir amaç olduğunu vurgulayan Öz, bu doğrultuda özel sektör tren işletmeciliğinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Planda yük ve yolcu taşımacılığının özel sektörün işletmecilik avantajlarından yararlanılmak üzere serbestleştirileceğini aktaran İbrahim Öz, “Kombine taşımacılık yaygınlaştırılacak. Demiryolu altyapısı ihtiyaçlarının karşılanmasında özel sektör katılımını artıracak modeller geliştirilecek. Ayrıca yük taşımacılığında demiryolu ve denizyoluna ağırlık verilecek, yük taşımalarının demiryollarına kaydırılmasını sağlayan politikalar izlenecek, yüklerin demiryolu ve denizyolu ile taşınması özendirilecek” diye konuştu.“SERBESTLEŞMENİN HEMEN YAPILMASI GEREK”Sektördeki avantajların yitirilmemesi için demiryolu taşımacılığında serbestleşmenin hemen yapılması gerektiğine dikkat çeken İbrahim Öz, “Hizmet, maliyet, kalite ve emniyet standartları mevcut yapıda hızla gelişmiyor. Tam işleyen bir piyasaya geçiş en az dört-beş yıl alacak. Bu süreç hızlandırılmazsa Türk taşımacılık sektörünün istenilen seviyede gelişme göstermesinin zor olduğunu düşünüyoruz” yorumunu yaptı.
32 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİK“Türktreylersektörü,üretim üssükonumunugüçlendirdi”Treyler üreticilerinin son dönemde gerçekleştirdiği yatırımlar sonucunda sektörün yıllık üretim kapasitesinin 30 bini geçtiğini belirten Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Serin, bu doğrultuda Türk treyler sektörünün, bölgenin üretim üssü olarak konumunu daha da güçlendirdiğini vurguladıTürkiye treyler sektöründe, bazı imalâtçıların son yıllarda yaptıkları yatırımlarla kendi üretim kapasitelerini 10-15 binli rakamlara ulaştırdıklarını söyleyen Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Serin, “Böylece Türk treyler sektörünün toplam yıllık üretim kapasitesinin 30 bini geçtiğini tahmin ediyoruz” dedi. Bu doğrultuda sektörün, bölgenin üretim üssü olarak konumunu daha da güçlendirdiğini vurgulayan Serin, Türkiye’deki üreticilerin, bölgenin her türlü treyler ihtiyacını karşılayacak bilgi birikimi ve kapasiteye sahip durumda olduğunun altını çizdi. Bugün Türkiye’de şasiden komple bitmiş ürüne kadar her tip treylerin üretilebildiğini belirten Serin, “Sektörümüz başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, Rusya’dan Ortadoğu’ya ve Türk cumhuriyetlerinden Afrika’ya kadar 40’a yakın ülkeye treyler ihracatı gerçekleştiriyor” dedi. Üyelerinin satışlarının ciddi anlamda düştüğü 2009 yılını kayıp bir yıl olarak kapadıklarını aktaran Serin, 2010’u ise bir önceki yıla göre oldukça iyi geçirdiklerini dile getirdi. 2010’da sektörün krizin etkilerini yavaş yavaş atlatarak toparlanmaya başladığını vurgulayan Serin, TREDER üyelerinin 2010 yılı iç satışlar toplamının 7 bin 621, ihracat toplamının ise bin 540 adede ulaştığını aktardı. Bu rakamın 2009 yılına göre yaklaşık üç kat artış ifade ettiğine dikkat çeken Serin, 2010 yılında toplam treyler pazarının ise 15 bin civarında olduğunun tahmin edildiğini kaydetti. Dernek üyeleri dışındaki üreticilerinüretim adetlerine sağlıklı olarak ulaşmanın son derece güç olduğunu belirten Serin, “Bu yıl satışlardaki artış trendinin şu ana kadar devam ettiğini görüyoruz. 2010 yılında ithal edilen treylerlerin Türk treyler üreticilerinin iç pazarda sattığı treylerlere oranı yaklaşık olarak yüzde 10 civarında gerçekleşti. 2011 yılı için de benzer oran bekleniyor” diye konuştu. “Bu yıl satışlarda artış bekliyoruz” Sektörün bu yıl sonu itibariyle toplam satışlarının bir önceki yıla göre daha fazla olacağını öngördüklerini söyleyen Recep Serin, TREDER üyelerinin ilk altı aylık toplam satışlarının 7 bin 50 adedi geçtiğinin altını çizdi. Son günlerde dünyada yine bir ekonomik kriz beklentisi içine girildiği için, yılın ikinci yarısında satışların azalma trendi göstermesini beklediklerini vurgulayan Serin, bu öngörünün gerçekleşmesi halinde 2012 yılının hem genel ekonomi hem de sektör açısından çok zorlu geçeceğini dile getirdi. Serin, bu durumda sektörde, 2009 yılındaki rakamlardan bile daha düşük satışların olacağını tahmin ettiklerini ifade etti. Sek-“YENİ KRİZ OLURSA 2012 YILI ZORLU GEÇER”Sektörün bu yılki satışlarının bir önceki yıla göre daha fazla olacağını öngördüklerini söyleyen Recep Serin, TREDER üyelerinin ilk altı aylık toplam satışlarının 7 bin 50 adedi geçtiğini belirtti. Serin, son günlerde dünyada yine bir ekonomik kriz beklentisi içine girildiğini, bunun gerçekleşmesi halinde 2012 yılının hem genel ekonomi hem de sektör açısından çok zorlu geçeceğini dile getirdi.“AVRUPALI TREYLER ÜRETİCİLERİ TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPMAYA BAŞLADI”Sektörün uluslararası pazarlarda rekabet düzeyinin oldukça iyi durumda olduğunu belirten Recep Serin, esnek üretim yapabilen sektörün, bazı ürünleri daha ucuza imal edebildiğini dile getirdi. Bu nedenle krizden önce bazı Avrupalı treyler üreticilerinin, Türkiye’de yatırım yapmaya başladıklarına dikkat çeken Serin, “Krizin etkileri ortadan kalktıktan sonra, yine Avrupalı ve belki de Kuzey Amerikalı bazı üreticilerin Türkiye’de yatırım yapabileceklerini düşünüyoruz. Fakat kriz gerçekleşirse, doğal olarak işler yine tersine dönecek ve sektörümüzde yapılması beklenen yatırımlar ertelenecek” dedi.törde ihracat adetlerinin henüz istenilen seviyeye gelmediğini aktaran Serin, “TREDER üyelerinin yılın ilk altı ayında ihracat adetleri 750 civarında. Bu rakam çok yetersiz. Bunun çeşitli sebepleri var. Avrupa’da treyler sektöründe etkileri hâlâ devam eden kriz ve bazı Ortadoğu ülkelerine geçmişte yapılan kalitesiz treyler satışları ile kaliteli üretim yapan Türk üreticilerinin de o ülkelerden pazar kaybetmesi ihracat adetlerinin düşüklüğünün nedenleri olarak gösterilebilir” şeklinde konuştu. Sektördeki en önemli gündem maddelerinin, Tehlikeli Maddelerin Karayolunda Uluslararası Taşınması ile ilgili Avrupa Anlaşması (ADR) ve merdivenaltı üretim olduğunu vurgulayan Serin, bu iki konuya yönelik TREDER olarak büyük çaba sarf ettiklerini ifade etti. “ADR ile ilgili düşüncelerimizi ve beklentilerimizi gerek yazılı gerekse sözlü olarak çeşitli bakanlıklar, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) nezninde çeşitli defalar ifade ettik, geçen ay da TSE Otomotiv Grup Başkanlığı’nda ADR konusunda ortak bir toplantı yaptık ve üstümüze düşecek her türlü görevi yapmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ettik” diyen Serin, merdivenaltı treyler imalâtı yapan firmaların ise maliyetleri aşağıya çekmek için standartların altında üretim yaptıklarını kaydetti. Yan sanayi sektöründe de standart dışı üretim yapan firmaların hızla çoğaldığını söyleyen Serin, “Tip Onay belgesi olmadan üretim yapan, bir Tip Onay belgesiyle birden fazla araç üreten, Tip Onayı’nı satan veya satın alan bu tip firmalar, düşük fatura keserek satış yapıyor ve eleman çalıştırıyor. Bu konuyla ilgili olarak Sanayi Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü nezhinde çeşitli görüşmelerimiz var. Bu doğrultudaki çalışmalarımız halen devam ediyor” açıklamasını yaptı.
34 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTürkLoydu,IACSüyesiolmak içinçalışmalarınahızverdiUluslararası Klas Kuruluşları Birliği (IACS) üyeliğini bu yıl içinde gerçekleştirmeyi amaçladıklarını söyleyen Tamer Yılmaz, bu üyeliğin uluslararası rekabet konusunda oldukça önemli bir avantaj sağlayacağını belirtti. Yılmaz ayrıca, ‘Denizyoluyla Taşınan Tehlikeli Yüklere İlişkin Uluslararası Kod’ kapsamında eğitim seminerleri vermek üzere yetkilendirildiklerini açıkladıUlusal klaslama, belgelendirme ve uygunluk değerlendirme kuruluşu Türk Loydu, bu yıl içinde Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği’ne (IACS) üye olmak için harekete geçti. Bu yıl IACS üyesi olmanın gündemlerindeki en önemli hedef olduğunu söyleyen Türk Loydu Başkanı Tamer Yılmaz, bu üyeliğin tamamı ile nitelik gereklerinin sağlanmasından geçen zorlu bir süreç olduğunu ifade etti. IACS üyeliğinin uluslararası rekabet konusunda oldukça önemli bir avantaj sağlayacağını vurgulayan Yılmaz, vakıf tüzük senedinde belirtildiği üzere sektörün eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere mevcut eğitim hizmetlerini Türk Loydu Akademi çatısı altında toplamayı hedeflediklerini kaydetti. Yılmaz, “Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından Türk Loydu olarak ‘Denizyoluyla Taşınan Tehlikeli Yüklere İlişkin Uluslararası Kod (IMDG Kod) Kapsamında Eğitim ve Yetkilendirme Yönetmeliği’ uyarınca eğitim seminerleri vermek üzere, ‘yetkilendirilmiş kuruluş’ olarak kabul gördük. Amacımız 2011 yılı Eylül ayından itibaren bu alanda eğitimler gerçekleştirerek sektörün ihtiyaçlarına yanıt verebilmek” diye konuştu. Yılmaz, kodun ortaya çıkışının,1960 SOLAS (International Convention for the Safety of Life at Sea) Uluslararası Sözleşmesi’nde, deniz yoluyla taşınan tehlikeli yüklere ilişkin tek tip bir uluslararası kodun benimsenmesi gerekliliğinin hükümetlere önerilmesine dek uzandığı bilgisini verdi. Yılmaz, IMDG Kod’un paketleme, konteyner trafiği, istifleme gibi konuları kapsayan deniz yoluyla tehlikeli yüklerin taşınmasında uygulanmak üzere, tek tip bir uluslararası kod olarak IMO bünyesinde geliştirildiğini aktardı. Kod uygulanırken, aynı zamanda geliştirilmesinin de devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, şöyle devam etti: “Kodun 2009 yılı ilk yarısında başlayan ve 2011 yılı bitimine dek uygulanabilen sürümü 34-08 sayılı değişiklik. 2011 yılı başından bu yana uygulanmakta olan 35–10 sayılı değişiklik ise 2013 yıl sonuna dek yürürlükte olacak. IMDG Kodu’na yönelik değişiklikler iki kaynaktan beslenir. Bunlar; IMO’ya üye devletler tarafından doğrudan sunulanlar ve tüm taşıma modları için temel gereksinimleri belirleyen ‘Birleşmiş Milletler Tehlikeli Yüklerin Taşınması Üzerine Öneriler’deki değişmeleri dikkate alan değişiklikler.” Türk Loydu’nun 1962 yılında TMMOB Gemi Mühendisleri Odası tarafından Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin katkılarıyla ku-“İNSAN KAYNAĞI VE CİRODA BÜYÜMEMİZ SÜRÜYOR”Türk Loydu olarak deniz ve kara endüstrisi olmak üzere iki alanda uygunluk değerlendirme hizmetleri sunduklarını aktaran Tamer Yılmaz, kara endüstri alanında verilen hizmetlerde yetkinliklerin akreditasyonlar ile sağlandığını dile getirdi. Bununla birlikte rekabette hizmet kalitesinde önemli sorunlar yaşandığına dikkat çeken Yılmaz, müşterilerin düzenlenen belgeyi ürün güvenliğinin sağlanması için bir garanti olarak değerlendirmesi gerekirken, ürünü pazarlamak üzere bir reklam aracı olarak kullanmalarının rekabette kaliteyi azalttığını kaydetti. Türk Loydu’nun 130 kişilik uzman ekibi ile uluslararası standart ve teknik şartnamelere uygun hizmetler gerçekleştirerek, sektöre yönelik çalışmalarına devam edeceğini vurgulayan Tamer Yılmaz, “Türk Loydu 2008’de başlayan özellikle gemi inşa sanayiinde 2009, 2010 yıllarında etkisi devam eden küresel krize rağmen etkin kriz yönetimi ile ciro ve insan kaynağında büyümeye devam etti. 2011 yılında ise bir önceki yıla göre insan kaynağında yüzde 2, ciroda yüzde 47 artış sağladık” dedi.rulduğunu anlatan Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Deniz Ticaret Odası (DTO), İstanbul Sanayi Odası (İSO), TMMOB, Armatörler Birliği, Gemi İnşa Sanayiciler Birliği, Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği gibi kuruluşların temsil edildiği “Ulusal Klaslama, Belgelendirme ve Uygunluk Değerlendirme Kuruluşu” olduklarını kaydetti. Yılmaz, “Hizmetlerimiz arasında gemi ve her türden yüzer araç klaslama, klas sörveyleri ve bayrak devletleri adına sörveyler yer alıyor. Endüstrinin her alanında ürün / personel belgelendirme, üçüncü taraf kontrollük hizmetleri ile yönetim sistem standartları kapsamında ISO 9001 Kalite, ISO 14001 Çevre, OHSAS (TS) 18001 İş Güvenliği ve Sağlığı, ISO 14064 Sera Gazı Emisyonları Beyanlarının Doğrulanması, ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri belgelendirmesi ile faaliyet alanında yer alan ürünlerde CE işareti kapsamında uygunluk değerlendirmesi hizmetleri sağlıyoruz. Faaliyetlerimizi yurtiçi ve yurtdışında çeşitli bölge ofisleri ve temsilciliklerle gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuştu. “Denizcilik sektörünün gelişimine katkı sağlıyoruz” Denizcilik sektörünün taşımacılıkla ilgiliHİZMET AĞI GENİŞLİYORTamer Yılmaz, Türk Loydu’nun endüstrinin her alanında ürün / personel belgelendirme, üçüncü taraf kontrollük hizmetleri ile yönetim sistem standartları kapsamında ISO 9001 Kalite, ISO 14001 Çevre, OHSAS (TS) 18001 İş Güvenliği ve Sağlığı, ISO 14064 Sera Gazı Emisyonları Beyanlarının Doğrulanması, ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemleri belgelendirmesi ile faaliyet alanında yer alan ürünlerde CE işareti kapsamında uygunluk değerlendirmesi hizmetleri verdiğini söyledi.alanında da faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Tamer Yılmaz, Türkiye’de denizciliğin uluslararası ortamda rekabet edebilir olmasına ve gelişimine katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi. Yılmaz, bu çerçevede denizciliğin uluslararası anlamda düzenlenmesine dönük faaliyetlerin Türk Loydu’nun temel ilgi alanlarından biri olduğunun altını çizdi. Gemi inşaatından makine imalâtına, borudan gıda üretimine değişen yelpazede uygunluk değerlendirme hizmetleri verdikleri için ilgili sektörlerde yaşanan sorunlardan doğrudan etkilendiklerini vurgulayan Yılmaz, faaliyetlerini büyük oranda deniz endüstrisinde gerçekleştirmeleri nedeniyle sektörde devam eden krizin kendilerine de yansıdığını ifade etti. Bu alanda yaşanan daralmayı kompanse etmek üzere başta savunma sanayi projeleri, endüstriyel tesis ve ürünlerin belgelendirmesi olmak üzere farklı alanlarda uygunluk değerlendirme hizmetleri gerçekleştirdiklerini belirten Yılmaz, “Uygunluk değerlendirme hizmetlerinin ulusal ve uluslararası alanda büyümesinin yegâne koşulu yatırımların artması ve ürün güvenliğini birinci sıraya koyan bilinçli müşteri sayısının artması. Zira Türk Loydu mevzuatla düzenlenmiş alanın yanında uygunluk değerlendirme hizmetlerini çok sayıda ulusal ve uluslararası rakip kuruluşların olduğu gönüllü alanda gerçekleştiriyor” diye konuştu.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 35 FUAR 9Mersin,Lojistikİhtisas OSBiçinizinbekliyorLojistik zenginliği ile son yıllarda öne çıkan Mersin, bu alandaki gücünü artırmak için sektöre ilişkin yatırımların vakit kaybedilmeden hayat bulmasını bekliyor. Gün geçtikçe artan depo ve antrepo yatırımlarının tek merkezde toplanıp belli bir düzen oluşturulması adına Lojistik İhtisas OSB’nin yapımı için bakanlık izinlerinin beklendiğini kaydeden Lojistik Platformu Başkanı Jozef Atat, “Havayolu taşımalarının güçlenmesi için de Çukurova Bölgesel Havaalanı inşaatının başlamasını bekliyoruz” diye konuştu. Mersin’de deniz, hava, kara ve demiryolu taşımacılığına yönelik önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Jozef Atat, Mersin Limanı’nın 2007’de özelleştiğini hatırlatarak, o günden bugüne yük hacminin ve kapasitesinin 1.5 kat arttığına değindi. Limanın geçen yılı 1 milyon 30 bin TEU yük ile kapattığını söyleyen Atat, bu yılki hedefin ise 1 milyon 200 bin TEU olduğunu açıkladı. Gidişata göre bu hedefin tutturulacağını tahmin ettiklerini kaydeden Jozef Atat, yük ve konteyner elleçleme artışının getirdiği hareketliliğe paralel olarak kent içindeki depo ve antrepo yatırımlarının da hız kazandığını ifade etti. Adana ile Mersin arasında yapılması planlanan Çukurova Bölgesel Havaalanı temelinin vakit kaybedilmeden gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydeden Jozef Atat, bu yatırımın bölgenin lojistik faaliyetlerinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını vurguladı. Bu sayede bölgede yetişen tarımsal ürünlerin yurtdışına daha hızlı taşınacağını dile getiren Atat, Türk ihracatçılarının yurtdışı pazarlardan daha fazla pay alabileceğini belirtti. Atat, bu yatırımın Lojistik İhtisas Bölgeyi destekleyen bir çalışma olacağına da dikkat çekti. Yapılacak merkezin otoban bağlantısının olmasının büyük önem taşıdığına değinen Jozef Atat, bu sayede bir taraftan kent içi trafiğin büyük ölçüde rahatlayacağını, diğer taraftan da yüklerin daha hızlı ve güvenilir şekilde taşınabileceğini anlattı. Mersin’de yaşanan gelişmelerin paralelinde son zamanlarda lojistik merkez fikrinin tüm Türkiye’ye yayılmaya başladığına işaret eden Jozef Atat, “Bu alanda pek çok ilimizde çalışma yapılıyor. Bu çalışmalardan istenilen sonuçların alınabilmesi için Ulaştırma Bakanlığı bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmalar ışığında Mersin’in de en kısa zamanda lojistik ihtisas bölge çalışmasını gerçekleştirip bir lojistik şehir olmasını bekliyoruz” dedi.“SEKTÖRDE KALİFİYE ELEMAN AÇIĞI ÇOK FAZLA”Lojistik Platformu olarak sektör sorunlarına yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Jozef Atat, özellikle kalifiye eleman sıkıntısı üzerinde durduklarını belirtti. Bu açığı kapatmak adına çeşitli kurslar açtıklarını söyleyen Atat, bugüne kadar yaklaşık 200 kişiye eğitim verdiklerini, bundan sonra da eğitimlere devam edeceklerini aktardı. Atat, hedeflerinin yılda 150-200 kişiye sektörde iş imkânı sağlamak olduğunu vurguladı.Son aylarda Mersin’de yapılmakta olan lojistik depoların hızla arttığını aktaran Atat, geçen 20 senede inşa edilen depoların iki katı kadar son iki yıl içinde depo inşa edildiğini ve hizmete sunulduğunu söyledi. Şu an inşaatı devam eden birçok lojistik deposunun olduğunu vurgulayan Atat, “Dağınık ve plansız bir şekilde yapılan bu depolar yerine yapılacak olan Lojistik Merkezi’nin ne kadar gerekli bir yatırım olduğu bir kez daha anlaşılıyor” değerlendirmesini yaptı. Atat, şunları söyledi: “Yeni yapılan lojistik depoların demiryolu bağlantılarının ve otoban bağlantılarının bulunmaması ileride verecekleri hizmetin rekabetçi olmasını engelleyecek. Mersin Lojistik Merkezi’nin kurulmasındaki en büyük amaç rekabet ortamının oluşturulması. Ancak kentimizdeki lojistik faaliyetlerin hızla artması nedeniyle antrepo ve depo yatırımları da devam edecek. Bu sorunun önüne geçilmesi için bakanlık onayları tamamlanarak Lojistik İhtisas Bölgesi’nin hayata geçirilmesi gerekiyor.”
36 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKBalnak,intermodaltaşımacılığa yönelikyatırımahazırlanıyorİntermodal taşımacılığa yönelik bu yıl içinde swap body ve dorse yatırımları gerçekleştireceklerini belirten Gurur Eralp, yurtiçi operasyonlarında ise öncelikli hedefleri arasında ilaç sektörüne yönelik soğuk hava deposu yatırımlarının olduğunu dile getirdiKombine taşımacılık veya intermodal taşımacılığın önümüzdeki dönemde ön plana çıkacağını, böylece uzun mesafelerin denizyolu veya demiryolu ile kat edileceğini söyleyen Balnak Pazarlama ve Satış Müdürü Gurur Eralp, yaklaşık 250 kilometrelik yarıçap içinde kapıdan kapıya teslim olarak karayolunun devreye gireceğini ifade etti. Balnak olarak uzun bir süredir bu tip taşıma organizasyonlarına yönelik çalışma içinde olduklarını vurgulayan Eralp, 2011 yılında intermodal taşımacılığa yönelik swap body ve dorse yatırımları yapmayı planladıklarını kaydetti. Hali hazırda ortağı oldukları Cream projesi gibi girişimlerin 2011 ve 2012’de de devam edeceğini duyuran Eralp, yurtiçi operasyonlarında 2010 senesinde başladıkları ilaç sektörüne yönelik soğuk hava deposu yatırımlarını, öncelikli büyüme alanları projeleri arasına aldıklarını aktardı. Depolarında ağırlıklı olarak hızlı tüketim malları olmak üzere ilaç, tekstil, perakende, elektrikli ve elektronik eşya gibi sektörlerden büyük firmalar bulunduğuna dikkat çeken Eralp, “Özellikle koli altı toplama ve küçük ancak hızlı hareket eden ürünler için fizibilite çalışmalarımızın yanı sıra hem mevcut operasyonlarımızda hem de yeni müşterilere yönelik çok ciddi uygulamalar yapacağımız otomasyon çözümlerimiz olacak” diye konuştu. 12 kişilik çekirdek kadroyla 25 yıl önce kurulan Balnak’ın şimdi bin 800 çalışanı ve 140 milyon Euro’luk cirosuyla hizmet verdiğini söyleyen Eralp, sektöre ilk Almanya hattında karayolu taşımacılığı ile adım attıklarını ifade etti. 1988 yılında hava ve deniz yolu nakliye organizasyonuna başladıklarını aktaran Eralp, 1990’da IATA (International Air Transport Association) lisansı aldıklarını kaydetti. 1995 yılında Alman ortakları kontrolündeki hisselerin satın alınmasıyla birlikte yüzde 100 Türk sermayeli bir şirket haline geldiklerine dikkat çeken Eralp, “2003’de bu yapılanmanın sonucu olarak, 12’nci Ulusal Kalite Kongresi KOBİ Kategorisi’nde Kalite Ödülü’nü aldık. 2007’de sektörde bir ilke imza attık ve Amerikan yatırım fonu Great Circle Capital ile ortaklık kurduk. 2008’de ise İzmir Lojistik Grup ile birleştik. Şimdi ise sektörde akla gelen ilk beş şirketten biri konumundayız” şeklinde konuştu. Dünyanın her yerinde karayolu, denizyolu ve demiryolu kombinasyonunda olduklarını vurgulayan Eralp, uluslararası taşımacılık hacmine bakıldığında ise kendileri için en büyük pazarın Avrupa olduğunun altını çizdi. Karayoluyla en çok tekstil taşıdıklarını belirten Eralp, tekstili otomotiv, yedek parça ve beyaz eşya sektörlerinin izlediğini dile getirdi. Dönüşte elektronik, kimya, yedek parça ve makine gibi her türlü yükü getirdiklerini söyleyen Eralp, yurtiçinde ise ağırlıklı olarak hızlı tüketim ürünlerinin dağıtımında var olduklarını kaydetti. Büyük market zincirlerinin ürünlerini taşımakla birlikte etiketleme, istifleme gibi tüm süreci de takip ettiklerine dikkat çeken Eralp, bütün olarak lojistik hizmeti verdiklerini aktardı. Balnak olarak 2010 Mart ayında Kuzey Afrika’da Libya Tripoli’de kendi ofislerini açtıklarını duyuran Eralp, ancak Libya’daki ofislerini, ülkedeki politik karışıklıklar sebebiyle bir süre kapatmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Ortadoğu’da Irak Erbil’de de ofis açtıklarına işaret eden Eralp, “Özetle hedefimizin Balkanlar, Ukrayna, Rusya, Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde etkinliğimizi artırmak olduğu söyleyebiliriz. Çin’de buna dahil. Türk cumhuriyetlerine de büyük taşımalarımız olduğu için 2011’de, en geç 2012 yılı içinde buralarda da bir oluşuma gideceğimiz kesin. Sekiz adet depomuz var. Depo kullanım kapasitemiz ise 220 bin metrekare” dedi. “Bu yıl ciro hedefimiz 165 milyon Euro” 2010’un lojistik sektörünün küresel krizin etkilerini silmek için büyük çaba gösterdikleri bir yıl olduğunu vurgulayan Gurur Eralp, Avrupa pazarının daralmasına bağlı olarak sektörün yeni pazarlara odaklandığını dile getirdi. Bu durumun sektör genelinde iş hacimlerini artırdığını belirten Eralp, 2011 yılına da çok hızlı bir giriş yaptıklarını kaydetti. Gerçekleştirdikleri ilk altı aylık rakamların“TÜRK CUMHURİYETLERİNDE 2012’YE KADAR OLUŞUMA GİDECEĞİZ”Balnak olarak 2010 Mart ayında Kuzey Afrika’da Libya Tripoli’de kendi ofislerini açtıklarını duyuran Gurur Eralp, ancak Libya’daki ofislerini, ülkedeki politik karışıklıklar sebebiyle bir süre kapatmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Ortadoğu’da Irak Erbil’de de ofis açtıklarına dikkat çeken Eralp, “Özetle hedefimizin Balkanlar, Ukrayna, Rusya, Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde etkinliğimizi artırmak olduğu söyleyebiliriz. Çin’de buna dahil. Türk cumhuriyetlerine de büyük taşımalarımız olduğu için 2011’de, en geç 2012 yılı içinde buralarda da bir oluşuma gideceğimiz kesin. Sekiz adet depomuz var. Depo kullanım kapasitemiz ise 220 bin metrekare” dedi.hedeflerinin üstüne çıktığına dikkat çeken Eralp, bu doğrultuda 2011 yılı için hedefledikleri 165 milyon Euro’luk ciroya rahatlıkla ulaşabileceklerini ifade etti. Balnak olarak Rhenus ile 1 Şubat 2011 tarihinden itibaren çalışmaya başladıklarını duyuran Eralp, “Bu anlaşma neticesinde Almanya, Hollanda ve Türkiye arasında direkt hatlarda birlikte çalışıyoruz. Hilden, Duisburg, Nürnberg, Kirchheim (Münih) ve Venlo kentlerinde bulunan Rhenus, Almanya ve Hollanda şubeleri ile İstanbul, İzmir ve Bursa’da bulunan Balnak Türkiye tesisleri arasında doğrudan seferler gerçekleştirilecek. Rhenus ile birlikte karşılıklı olarak bilgi birikimlerimizden yararlanıyoruz” diye konuştu. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye’nin Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Rusya gibi büyük pazarlara çok yakın mesafede yer aldığına işaret eden Gurur Eralp, bu anlamda Türkiye’nin bulunduğu bölge itibariyle çok önemli bir pazar olduğunu dile getirdi. Rusya’nın geliştiğini ve Azerbaycan’ın petrolle zenginleştiğini söyleyen Eralp, sözlerine şöyle devam etti: “Canlı bir bölge olan Kuzey Irak’a ise inşaat, yapı malzemesi, gıda gibi çok fazla mal gidiyor. Bir de Bağdat ve Basra bölgesi imar edilmeye başladığı zaman Türkiye için müthiş bir öneme sahip olacak. Suriye ve Mısır da öyle. Türkiye’nin 2023’e kadar 500 milyar dolarlık ihracat hedefi var. Bu hedef lojistiğin önemini daha da artırıyor. Bu doğrultuda Türkiye’yi lojistik üs yapabileceğimizi düşünüyoruz.” “Lojistik sektörü işsizliğe çare olabilir” Türkiye’nin en önemli sorunun işsizlik olduğunu vurgulayan Gurur Eralp, lojistik sektörünün işsizliğe çare olabileceğinin altını çizdi. Bunun önündeki en önemli engel olan gümrük mevzuatının yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çeken Eralp, ayrıca dünya devi şirketlerin de Türkiye’de üs kurmaya teşvik edebileceğini ifade etti. Bu noktada en büyük engelin hedeflerin olmaması olduğunu belirten Eralp, “Türkiye’nin lojistik üst yapılması ile ilgili planının yapılması ve buna uygun bir koordinasyonunun sağlanması lazım. Dış Ticaret, İçişleri, Gümrük, Denizcilik Müsteşarlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve özel sektör bir araya gelip koordinasyon oluşturmalı. Bu yalnızca özel sektörün yapacağı bir şey değil. Bu hizmeti verecek altyapı ve insan kaynağı da mevcut. Hava limanlarımız, limanlarımız ve karayolu ağımız var. Demiryolu ağının ise gelişmesi lazım” şeklinde konuştu.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 37 FUAR 11SunExpreess,buyıl 8milyonyolcutaşıyacakSunExpress’in temellerinin 1989 yılında Türk Hava Yolları ve Lufthansa arasında imzalanan eşit ortaklık anlaşmasıyla atıldığını kaydeden Sun Express Genel Müdür Yardımcısı Hacı Say, ilk uçuşa 1990 yılında başladıklarını, 2010 yılına girildiğinde ise orta ölçekli ve çok farklı pazarlara hizmet sunan bir havayolu şirketi haline geldiklerini dile getirdi. SunExpress’in istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü aktaran Hacı Say, 2011 yılının ilk altı ayında yolcu sayısı, gelirler, uçuş rakamları gibi operasyonel verilerde yüksek artışlar elde ettiklerini söyledi. Yılın ilk yarısında yüzde 18.6 artışla 3.4 milyon yolcu taşıdıklarını ifade eden Hacı Say, “Gelirlerimizi yüzde 44 geliştirerek 271 milyon Euro’ya yükselttik. Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortaklığındaki kuruluşumuz, aynı dönemde uçuş sayısını ağırlığı dış hatlarda olmak üzere yüzde 12.3 artırarak 24.2’ye yükseltti” dedi. SunExpress olarak yaz sezonuna güçlü bir giriş yaparak haziran ayında da çift haneli büyüme elde ettiklerini anlatan Say, “Haziran 2011’de taşınan yolcu sayısı, bir yıl önce aynı döneme oranla yüzde 21.6 yükselerek 706 bine çıktı. Haziran ayı gelirlerimiz ise yüzde 45.4 artışla 67.9 milyon Euro olarak gerçekleşti. 2011’in Haziran ayında, bir önceki yıl aynı döneme oranla yüzde18 artışla 4 bin 870 uçuş gerçekleştirdik” diye konuştu. 2011 sonu itibarıyla 8 milyondan fazla yolcu taşıyarak 600 milyondan fazla gelir elde etmeyi hedeflediklerini söyleyen Hacı Say, “Halen iç hatlarda 17, dış hatlarda 33 havalimanına tarifeli sefer düzenliyoruz. Charter operasyonu da dahil edildiğinde Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın da çok büyük bir bölümünde faaliyetlerimize devam ediyoruz. 2011’in sonlarına doğru yan kuruluşumuz SunExpress Al-“ANADOLU DESTİNASYONLARININ ALMAN SEYAHAT PAZARINDA TALEBİ ARTIYOR”Türkiye’nin bu yaz sezonundaki popülaritesinin devam ettiğini bildiren Hacı Say, “SunExpress olarak ülkemizin bu büyük turizm potansiyelinin kuvvetli bir destekçisi olmaya devam edeceğiz. Antalya, İzmir ve İstanbul Sabiha Gökçen gibi klasik destinasyonlarımızın yanı sıra Anadolu destinasyonları da Alman seyahat pazarında gittikçe daha fazla talep görüyor” dedi.manya’nın Kızıl Deniz operasyonları da başladığında, Türkiye ve Almanya çıkışlı uçuşlarda daha da geniş bir coğrafyaya hizmet götürüyor olacağız” bilgisini verdi. 2011’in ilk altı ayında şirket tarihinde önemli kilometre taşlarından birini geride bıraktıklarını kaydeden Say, Almanya’da kurulan kardeş kuruluşu SunExpress Almanya’nın 2011’in ilk altı ayı içinde operasyonlarına başladığını belirterek, şunları söyledi: “Uçuşlarına 8 Haziran’da 3 Boeing 737-800 ile başlayan SunExpress Almanya, faaliyetlerinin ilk üç haftası içinde 281 uçuş gerçekleştirdi. 42 bin 621 yolcu taşıdı ve 6.2 milyon Euro gelir elde etti. Halen Frankfurt-Antalya hattı ile Alman ve Anadolu şehirleri arasındaki direkt seferleri gerçekleştiren SunExpress Almanya, ekim ayının sonlarında filosuna 3 Boeing 737-800 daha ekleyecek ve Almanya’dan Türkiye destinasyonlarının yanı sıra Mısır’ın Kızıl Deniz bölgesine de uçmaya başlayacak.”
38 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKİSTİKRARLI BÜYÜME SÜRÜYORHem yolcu sayısında hem de büyüme oranında son yıllarda istikrarlı bir büyüme sağlayan Türk Hava Yolları, 2008 yılında 22.5 milyon, 2009’da 25.1 milyon, 2010’da ise 29.1 milyon yolcu taşıdı.THY,yılsonunakadarfilosuna 21uçakdahaekleyecekYurtiçinde 42, yurtdışında ise 187 noktada hizmet veren THY’nin dünyadaki en geniş sekizinci uçuş ağına sahip havayolu şirketi olduğunun altını çizen Ali Genç, büyüme planları doğrultusunda bu yıl uçak ve dış hat sayılarını artırmaya devam edeceklerini söyledi. Genç, bu yıl başında 157 olan uçak sayısını yıl sonunda 178’e çıkarmayı planladıklarını ifade ettiTürk Hava Yolları’nın (THY), yurtiçinde 42, yurtdışında 187 nokta ile dünyanın en geniş 8’inci uçuş ağına sahip havayolu şirketi olduğunu dile getiren THY Basın Müşaviri Ali Genç, bu yılbaşında 157 olan uçak sayısını yıl sonuna kadar 178’e çıkarmayı planladıklarını açıkladı. Bu yıl sonuna kadar dış hat sayılarını da artırmayı planladıklarını vurgulayan Genç, THY’yi ileri götürecek, büyümesine katkı sağlayacak gündemlerinde yer alan projelere yönelik çalışma içinde olduklarını kaydetti. THY olarak en kısa sürede Avrupa pazarındaki 4’üncülük konumlarını 3’üncülüğe çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Genç, “Dünyada da pazar payımızı yüzde 2.5 artırarak, dünyanın en büyük 10 havayolundan birisi olmayı amaçlıyoruz. Bunların yanı sıra ayrıca hizmet kalitesi açısından da 5 yıldızlı havayolu şirketi olmayı hedefliyoruz” dedi. THY’nin 20 Mayıs 1933 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı ‘Hava Yolları Devlet İşletmesi’ adıyla kurulduğunu anlatan Genç, ilk filonun, iki King Bird (beş koltuklu), iki Junkers F-13 (dört koltuklu), bir ATH-9 (10 koltuklu) beş uçaktan oluştuğunu dile getirdi. “THY’nin beş uçaklık filo ile başlayan bir hikâyesi var” diyen Genç, THY’nin 1938 yılında ‘Devlet Hava Yolları Umum Müdürlüğü’ adı ile Ulaştırma Bakanlığı’na bağlandığını aktardı. THY’nin ilk dış seferinin 1947 yılında Ankara-İstanbul-Atina arasında gerçekleştiğini vurgulayan Genç, “1956 yılında Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı 60 milyon TL sermaye ile kuruldu. 1990 yılında özelleştirilecek kurumlar listesinde yer aldı ve aynı yıl ekim ayında ortaklığın yüzde 1.55 oranı halka arz edildi” şeklinde konuştu. 2004’de yüzde 23’lük ikinci halka arz sürecinin tamamlandığını söyleyen Ali Genç, 2006’da yüzde 25’lik üçüncü özelleştirilme süreciyle THY’nin özel şirket statüsü aldığını ifade etti. Şirketin 1 Nisan 2008 tarihinde dünyanın en büyük uçuş ailesinden olan Star Alliance ittifakı üyesi olduğunun altını çizen Genç, hem THY’yi dünya markası yapmak hem de havacılık sektörüne katkı sağlamak amacıyla 10 farklı şirketle ortaklıklarının devam ettiğini vurguladı. Genç, “Türk Hava Yolları son yıllarda hem yolcu sayısında hem de büyüme oranında istikrarı yakalamış durumda. Bu bağlamda 2008 yılında 22.5 milyon, 2009’da 25.1 milyon, 2010’da ise 29.1 milyon yolcu taşıdık” diye konuştu. İlk altı ayda 14.8 milyon yolcu taşıdı Yolcu sayılarında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10’luk bir artış olduğunu belirten Ali Genç, buna göre yolcu sayısının, OcakHaziran 2010 döneminde 13.4 milyon iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 10.3 artışla 14.8 milyona ulaştığını kaydetti. Dış hatlarda business/comfort class ve dıştan dışa transfer yolcu sayılarında da Ocak-Haziran 2010 dönemine kıyasla sırasıyla yüzde 25.2 ve yüzde 10.7’lik artış sağlandığını vurgulayan Genç, arz edilen koltuk km (AKK), Ocak-Haziran 2010 döneminde 30.4 milyar iken bu yılın aynı döneminde yüzde 23.6 artarak 37.5 milyara ulaştığını dile getirdi. Ücretli“YOLCU SAYIMIZ YÜZDE 10 ARTTI”Avrupa pazarındaki dördüncülük konumlarını en kısa sürede üçüncülüğe çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Ali Genç, yolcu sayısında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10’luk bir artış olduğunu belirtti. Genç, buna göre Ocak-Haziran 2010 döneminde 13.4 milyon olan yolcu sayısının, bu yılın aynı döneminde yüzde 10.3 artışla 14.8 milyona ulaştığını kaydetti.yolcu-km (ÜYK) Ocak-Haziran 2010 döneminde 21.9 milyar iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 19 artışla 26.1 milyara çıktığını aktaran Genç, “Konma sayısı, 2010 döneminde 113 bin 317 iken, 2011 yılının aynı döneminde yüzde 10.2 artışla 124 bin 866’ya yükseldi. Kargo-posta da 2010 döneminde 151 bin 765 ton iken 2011 yılının Ocak-Haziran döneminde yüzde 22.2 artışla 185 bin 466 ton olarak gerçekleşti. Bu doğrultuda 2011 yılı sonunda rakamsal hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz.”TÜRKİYE’NİN SİVİL HAVACILIKTA GELECEĞİ PARLAKTürkiye’nin coğrafi konumu açısından dünya hava trafiğinin en yoğun olduğu bölgenin tam ortasında yer aldığına dikkat çeken Ali Genç, şu anda Avrupa-Asya bölgesinde dünya hava trafiğinin yüzde 66’sının gerçekleşmekte olduğunu dile getirdi. Bu oranın 2015 yılında yüzde 70’e ulaşacağının öngörüldüğünü söyleyen Genç, bu paralelde Türkiye’nin konum itibari ile geleceğini parlak olarak değerlendirdi. Hava trafiğinden azami ölçüde yararlanabilmek için altyapılarını güçlendirmeye devam ettiklerine dikkat çeken Ali Genç, şöyle devam etti: “Yeni uçaklardan, yeni dış hatlara kadar farklı konularda yakaladığımız büyüme ve gelişmeyle Türkiye’deki diğer firmalara da öncülük ediyoruz. Bunun dışında İstanbul’un uluslararası uçuşlarda bir transfer noktası olması THY kadar diğer firmalar için de şans. Türkiye’de sivil havacılığın son yedi yılda beş kat büyüdüğünü de düşünürsek, geleceğimiz oldukça parlak.”
40 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKCeva,havadansonravagon taşımacılığınadaodaklandıHava taşımacılığını kullanan firmalara yönelik IT destekli çözümler üreterek farklı bir lojistik hizmet sağlamayı planladıklarını belirten Ufuk Kaçar, hava taşımacılığının yanı sıra vagon taşımacılığıyla dünyanın her yerine ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdiUluslararası taşımacılık cirolarını yüzde 50, yükleme sayılarını ise ürün bazında yaklaşık yüzde 40 oranında artırdıkları 2011 yılında hedefleri doğrultusunda büyüdüklerini söyleyen Ceva Uluslararası Taşımacılık Operasyonları Direktörü Ufuk Kaçar, bu yıl yeni projelerini hayata geçirdiklerini ifade etti. Bu doğrultuda müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda, standart hava taşımacılığı hizmetlerinin yanı sıra tamamen butik ve verimliliklerini arttırıcı çözümler üretmeye çalıştıklarını vurgulayan Kaçar, hava taşımacılığını düzenli ve belli bir hacmin üzerinde kullanan tüm firmalar için IT destekli çözümler üreterek, bu alanda al-sattan farklı bir lojistik hizmet halinde sunmayı hedeflediklerini kaydetti. Yalnızca hava taşımacılığında değil, aynı zamanda deniz, kara ve uygun coğrafyalarda vagon taşımacılığı ile dünyanın her yerine ulaşmayı planladıklarını aktaran Kaçar, “Bu paralelde bölgelerdeki alanlarımızda bulunan depo ve antrepo çözümlerimizi birleştirerek, yurtiçi dağıtım hizmetimizi kesintisiz bir hale getirmek en önemli hedeflerimizden biri” dedi. Amerika’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Ortadoğu ve Orta Asya’ya kadar yayılan 170’i aşkın ülkede bin 200’den fazla ofisleri bulunduğu bilgisini veren Kaçar, müşterilerine lojistiğin her alanında çözümler sunduklarının altını çizdi. Hava taşımacılığıyla parsiyel ya da komple bir malı dünyanın farklı noktalarına en uygun maliyetle hızlı ve güvenli bir şekilde taşıdıklarına dikkat çeken Kaçar, Ceva Uluslararası Taşımacılık markasıyla Türkiye’de faaliyet gösterdiklerini dile getirdi. IATA acentesi olarak 1998 yılından beri hava taşımacılığı hizmeti verdiklerini söyleyen Kaçar, “Hava taşımacılığında ağırlıklı olarak Amerika ve Uzakdoğu başta olmak üzere, Avrupa, Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerine hizmet veriyoruz. Operasyonlarımızı, ülkemizin şartlarına müşterilerimizin talep ve ihtiyaçlarına en uygun şekilde cevap verecek şekilde yönetiyoruz. Üstün teknolojimiz sayesinde müşterilerimizin lojistik ihtiyaçlarına kalıpların ötesinde, yaratıcı çözümler ile cevap veriyoruz” şeklinde konuştu. “Toplam ciromuz 2010’da yüzde 30 arttı” Ceva Lojistik olarak dünya üzerinde, yurtiçi ve yurtdışında müşterilerine özel tedarik zinciri çözümleri tasarlayarak hayata geçiren sayılı firmalar içinde yer aldıklarını vurgulayan Ufuk Kaçar, entegre taşımacılıkla müşteri taleplerinin ve ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanmasının temel hedefleri olduğunu kaydetti. Müşteri talepleri dışında, onların ihtiyaçlarını analiz ederek yüksek verimlilik ve düşük maliyetle en uygun lojistik çözümü üretmeyi amaçladıklarını belirten Kaçar, “Lojistik sektörünün en hızlı büyüyen uluslararası şirketlerinden biri olarak, tanımlanan bir bölgede yönetim kararına paralel olarak yatırımlarımızı da büyüterek sürdürüyoruz. Hava, deniz ve kara olarak toplam ciromuz 2010’da 2009 yılına gö-“170’İ AŞKIN ÜLKEDE BİN 200’DEN FAZLA OFİSİMİZ VAR”Amerika’dan Avrupa’ya, Uzakdoğu’dan Ortadoğu ve Orta Asya’ya kadar yayılan 170’i aşkın ülkede bin 200’den fazla ofisleri bulunduğu bilgisini veren Ufuk Kaçar, müşterilerine lojistiğin her alanında çözümler sunduklarının altını çizdi. Hava taşımacılığıyla, parsiyel ya da komple bir malı dünyanın farklı noktalarına en uygun maliyetle hızlı ve güvenli bir şekilde taşıdıklarına dikkat çeken Kaçar, Ceva Uluslararası Taşımacılık markasıyla Türkiye’de faaliyet gösterdiklerini dile getirdi.re yüzde 30 gibi bir büyüme gösterdi. Geniş hizmet ağımız ve müşteri kitlemizle her geçen gün büyümeye devam ediyoruz” diye konuştu. “Türkiye, dünyada daha güçlü bir konuma gelecek” Türkiye’de hava kargo taşımacılığının her yıl gelişme kaydettiğini vurgulayan Ufuk Kaçar, özellikle THY’nin dünya pazarındaki başarısının kargo taşımacılığını da olumlu olarak etkilediğinin altını çizdi. Türkiye’nin stratejik coğrafik konumunun, Türkiye’yi çok önemli bir ‘transit ticaret noktası’ haline getirdiğine dikkat çeken Kaçar, bu nedenle kargo pazarında Türkiye’yi sadece bir çıkış veya varış noktası olarak görmemek gerektiğini dile getirdi. Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’yu göz önünde bulundurarak, çeşitli kombine taşıma yöntemleri açısından bir HUB olan Türkiye’nin dünya pazarında çok daha güçlü bir konuma geleceğini vurgulayan Kaçar, “Türk kargo pazarında hizmet veren firmalara baktığımızda, ülkemizin zengin bir yelpazeye sahip olduğunu görüyoruz. Uluslararası kargo taşımacılığında, çok uluslu ve yerli binlerce firma bulunuyor. Ceva olarak Türkiye’de tedarik zincirinin her halkasına hizmet veren sayılı şirketler arasında yer alıyoruz” yorumunu yaptı.İnci Lojistik, Ege’yi Avrupa’ya deniz otobanıyla bağlayacakteyner ile müşterilerine hizmet verileceğini söyledi. Proje kapsamında Denizli, Manisa, İzmir’den demiryolu ve karayolu ile Aliağa limanına getirilecek konteynerlerin deniz yolu ile Trieste Limanı’na taşınacağını ve bu limandan Kuzey İtalya, Avusturya, Almanya’da ana terminallere blok trenler ile dağıtımının yapılacağını dile getiren Gezgin, bu terminallerden müşterilerin istediği gün ve saatte kapı teslimi yapılacağını belirtti. Gezgin, “Bu servis ile Kuzey İtalya’ya kapıdan kapıya beş gün, Avusturya ve Almanya’ya altı gün, İsveç ve Danimarka’ya yedi günde kapıdan kapıya servis sağlanacak. Servis kapsamında kullanılacak 45’ paletwide HC konteynere takılan uydu takip cihazı ile tüm hareketler uydu üzerinden takip edilebilecek” şeklinde konuştu. Hizmete girecek bu servis ile dış ticaretin yoğun olduğu dönemlerde yaşanan TIR sıkıntısının ortadan kalkacağına vurgu yapan Emrah Gezgin, müşterilere yıllık bazda sabit fiyat ve düzenli servisin sağlanacağını söyledi. Gezgin, İnci Lojistik olarak Türkiye ve Almanya’da yürütülen lojistik operasyonlarda müşteriye daha maliyet avantajı sağlayacak sürdürülebilir çözümlerin başında gelen multimodal servisine bu yıl içinde İzmir’e ek olarak Gebze Limanı’nı da ilave ederek servis kapsamını genişleteceklerini kaydetti. İnci Lojistik olarak kendileri için önemli olan bir diğer unsurun çevre olduğunun altını çizen Gezgin, “Her geçen gün gelişen çevre bilinci şirketleri tedarik zincirinde karbon salınımını azaltmak için projeler üretmeye yöneltiyor. Lojistik operasyonlarında karayolu taşımacılığı en önemli sera gazı salınımı yapan taşıma modları arasında yer alıyor. Avrupa Birliği, sera gazının azaltılması için karayolu taşımacılığından deniz ve demiryolu taşımacılığına geçişleri destekliyor. Hedef, Avrupa içinde yapılan taşıma parkurunun sadece ön ve son taşımasındaki yaklaşık 200 kilometrelik bölümünün karayolu ile büyük bölümünün ise demiryolu ve nehir yolu ile taşınması sağlamak” şeklinde konuştu. Avrupa’da karayolu taşımalarına getirilen yol vergileri ve hafta sonu uygulanan yürüme yasakları gibi uygulamalara da değinen Emrah Gezgin, Türk TIR’larına uygulanan dozvala belge kısıtlamalarının karayolu ile taşıma yapan firmaların hareket kabiliyetini kısıtladığını ve maliyetlerin her geçen gün artmasına sebep olduğunu sözlerine ekledi.İnci Lojistik, eylül ayında başlayacağı deniz otobanı servisi ile İtalya’nın Trieste Limanı’ndan Avrupa’yı kapsayacak multimodal taşıma hizmetini hayata geçiriyor. Karayolu, denizyolu ve demiryolu taşımalarının kombine edildiği multimodal taşımacılık ile karayolu taşımalarına göre daha ekonomik, denizyolu taşımalarına göre daha hızlı teslimat süresi sağlanacak. İnci Lojistik Genel Müdürü Emrah Gezgin, yeni servis kapsamında TIR dorsesi ile aynı ölçülere sahip 45 feetlik kon-
42 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKGökbora,soğukhavadeposunda yüzde100dolulukhedefliyorHaftada yaklaşık 100 araçlık operasyon gerçekleştiren Gökbora Lojistik Bursa Bölge Müdürlüğü, mayıs ayında açılışını gerçekleştirdiği bin metrekarelik soğuk hava deposu yatırımıyla dondurulmuş gıda ürünlerini iklim koşullarından etkilenmeden depolamaya başladı. Bugün gelinen noktada yüzde 60’lık doluluk oranına ulaşan firma, eylül ayında ise tesisin tamamını kullanmayı hedefliyor. Otomotiv, mobilya, orman ürünleri, tekstil, gıda ve metal başta olmak üzere birçok sektöre hizmet verdiklerini söyleyen Gökbora Lojistik Bursa Bölge Müdürü Özgür Öner, normal kuru yük taşıma araçlarının yanı sıra bu araçlara sığmayan özel yükleri de taşıdıklarını belirtti. 2010’da tamamladıkları ve yaklaşık 1 milyon Euro’ya mal olan 4 bin 500 metrekarelik ek depo yatırımı ile kapalı depolama alanını 11 bin metrekareye çıkardıklarını ve antrepo ile serbest depolama hizmeti verdiklerini belirten Öner, “Bunun yanında 500 bin Euro’ya mal olan bin metrekarelik soğuk hava deposunu da mayıs ayında tamamlayarak hizmete açtık. Müşterilerimizden gelen talepler çerçevesinde şekillendirdiğimiz bu yatırım, özellikle dondurulmuş taze ürünlerin iklim koşullarından etkilenmeden depolanmasını ve taşınmasını sağlıyor. Toplam 750 metrekarelik kullanım alanıyla altı odası olan ve eksi 24 dereceye kadar rejimli tesisimizin şu an yüzde 60’ı dolu. Eylül ayında bu oranı yüzde 100’e çıkarmayı planlıyoruz” diye konuştu. “3 bin 500 metrekarelik ek soğuk hava deposu yapabiliriz” Şu an soğuk hava tesislerinde Bursalı gıda firmalarının ürünlerini depoladıklarını ancak Türkiye’nin diğer illerindeki firmalara da hizmet verebileceklerini dile getiren Özgür Öner, tesisin geri kalan kapasitesini de yine gıda ürünleriyle doldurmayı planladıklarını kaydetti. Öner, talebin artması durumunda serbest depolamada kullandıkları 11 bin metrekarelik alanın 3 bin 500 metrekaresini soğuk depoya çevirebileceklerini ifade ederek, 2012’de gelişen şartlara göre söz konusu yatırımın gündeme alınabileceğine değindi. Öner, şöyle devam etti: “Serbest depolarımızda da otomotiv, konserve, makine, elektronik, elektrik ve iplik gibi kuru yüklere yer veriyoruz. Bu alanlarımızda da yüzde 80’e yakın doluluk oranımız var. Son dönemde normal araçla-KAPALI DEPOLAMA ALANI 11 BİN METREKAREYE ÇIKTI2010’da tamamladıkları ve yaklaşık 1 milyon Euro’ya mal olan 4 bin 500 metrekarelik ek depo yatırımı ile kapalı depolama alanını 11 bin metrekareye çıkardıklarını ve antrepo ile serbest depolama hizmeti verdiklerini belirten Özgür Öner, “Bunun yanında 500 bin Euro’ya mal olan bin metrekarelik soğuk hava deposunu da mayıs ayında tamamlayarak hizmete açtık” dedi.ra sığmayan yüklerin proje taşımacılığına uygun araçlarla taşınmasına yönelik operasyonlarımız hız kazandı. Bu alanda otomotiv ve içecek sektöründeki yatırımlarla ilgili önemli projeler gerçekleştirdik. Bursa’da yatırımlar sürdüğü sürece proje araçlarına ihtiyaç sürecek. Biz de bu alanda hizmet vermeye ve başarılı operasyonlara imza atmaya devam edeceğiz.”
44 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTNTEkspres,SabihaGökçenHavalimanı operasyonmerkezinidevreyealdıOperasyon merkezi yatırımlarını geçtiğimiz yıl tamamlayan TNT Ekspres’in Liege’de bulunan ana merkezinden Türkiye’ye gelen ve giden TNT uçaklarının Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kullanmaya başladığını belirten Turgut Yıldız, bu yıl içinde operasyon merkezi yatırımlarının devam edeceğinin altını çizdiAVRUPA’YA İHRACAT ARTIYOR2011 yılı ilk beş ayında tahminlerinin ve bütçelerinin üzerinde bir sonuç elde ettiklerini vurgulayan Turgut Yıldız, bunun en büyük nedeninin Avrupa’ya dönük ihracatta artışın başlamış olması olduğunu ifade etti. 2008 yılı sonunda meydana gelen global kriz sonucu Türk ihracatçısının yönünü Avrupa’dan Afrika, Ortadoğu ve Asya’ya çevirdiğini belirten Turgut Yıldız, “Bu durum bize krizden daha az etkilenme gibi pozitif bir durum yaratsa da iş hacmimiz Avrupa ülkelerine göre daha düşük kalıyor. 2011 başından beri özellikle Almanya, Fransa, Benelüx ülkelerine olan ihracat ve gönderi trafiğinin artışı bizim tahminlerimizin üzerinde ilk beş ayda yüzde 22 büyümemizi sağladı” diye konuştu.lanıyor. Listeye yeni giren sağlık ve yaşam bilimi gibi sektörler de bulunuyor” diye konuştu. “2010’da sektör ortalamasının % 25 üstünde büyüme kaydettik” TNT Express ve Post’un 2010 yılı global cirosunun 11 milyar 346 milyon Euro olarak gerçekleştiğini vurgulayan Yıldız, TNT Express global cirosunun ise 7 milyar 53 milyon Euro olduğunu kaydetti. 2010’u büyüme yılı ilan eden TNT Ekspres Türkiye’nin, hedefine ulaşarak yüzde 25 büyüme ile sektörün üzerinde bir büyüme gerçekleştirdiğine dikkat çeken Yıldız, gösterdikleri bu performansla TNT’nin faaliyet gösterdiği 200 ülke arasında hem iş hacmi hem de coğrafi konumla öne çıktığının altını çizdi. Son dönemde domestik büyüme yatırımlarının da olduğunu söyleyen Yıldız, “2009 yılında Samsun, Diyarbakır, Van ve Elazığ’da, 2010 yılında ise Erzurum’da yeni açtığımız acentelerle yurtiçinde 36 noktada hizmet veriyoruz. Ayrıca yıl içinde 110’dan fazla yeni personel alımı gerçekleştirdik” bilgisini verdi. Ekonomiye öncülük yapan taşımacılık sektörünün, gelişiminin ülke ekonomisiyle çok yakından ilişkili olduğuna dikkat çeken Turgut Yıldız, uluslararası markaların lojistik ve hava kargo olarak Türkiye’ye giriş yapabildiklerini dile getirdi. Türkiye’nin lojistik alanında vergi konusu gibi bazı açılardan eksik olsa da iş hacmi açısından oldukça cazip durumda olduğunu söyleyen Yıldız, uluslararası taşımacılıkta, krizden sonra ihracat ve ithalat anlamında yaşanan artışın pozitif bir etki yarattığını kaydetti. Lojistik sektörünün son yıllardaki büyüme hızının dikkat çekici olduğuna değinen Turgut Yıldız, şunları ekledi: “Lojistik sektörü dünyada yüzde 10 seviyelerinde büyüme kaydetti. Dünya özellikle son 25-30 yıldır büyük bir hızla değişiyor ve gelişiyor. Globalleşmeyle birlikte pazarlar hızlı bir şekilde bütünleşiyor ve ekonomiler arasındaki engeller ortadan kalkıyor. Böylece ülkeler birbirlerine daha fazla yaklaşıyor.”Sabiha Gökçen Havaalanı için 2010 yılı ilk yarısında 8 milyon Euro’luk bir yatırım yaparak, kendi operasyon merkezilerini açtıklarını söyleyen TNT Ekspres Türkiye Genel Müdürü Turgut Yıldız, Sabiha Gökçen Havalimanı operasyon merkezinin TNT Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olduğunu kaydetti. TNT Ekspres’in Liege’de bulunan ana merkezinden Türkiye’ye gelen ve giden TNT uçaklarının Sabiha Gökçen Havalimanı’na indiğini vurgulayan Yıldız, havayoluyla gelen gönderiler ve Avrupa karayolu hizmet ağı dahilinde olan TIR’lardaki gönderilerin de burada bulunan operasyon merkezinde işlem gördüğünü ifade etti. Yıldız, “Bu yatırımla, TNT uçakları ile gelerek işlem görecek günlük gönderi hacmi 60 ton, karayolundan gelerek işlem görecek gönderi hacmi ise 30 ton oluyor. Günlük toplam işlem görecek gönderi adedi ise 8 bin civarında. Operasyon merkezine yönelik yatırımlarımızı önümüzdeki yıllarda sürdüreceğiz” dedi. TNT’nin global bir firma olması sebebiyle tüm dünyada gelişen pazarlara yatırım yaptığına dikkat çeken Turgut Yıldız, bu pazarlardan bazılarının Hindistan, Çin, Asya-Pasifik, Güney Amerika, Ortadoğu olduğunu dile getirdi. “Türkiye’de ise 2011, bizim için artık yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize daha kaliteli servis vereceğimiz bir yıl olarak devam ediyor” diyen Yıldız, Türkiye’de büyük ölçüde bina, otomasyon gibi önemli altyapı yatırımlarını tamamladıkları-nın altını çizdi. Bu anlamda Türkiye ağlarını geliştirmek adına Anadolu ve özellikle Doğu Anadolu’da acenta ve şube yapılanmalarına odaklanacaklarını belirten Yıldız, bunun yanı sıra İzmir Bölge Müdürlüğü’nü ve depolarını daha geniş bir binaya taşıdıklarını kaydetti. Ayrıca geçen yıl uçaklarını günlük kapasitesi 14 ton daha fazla olan Boeing 757 olarak büyüttüklerini vurgulayan Yıldız, “Bu uçak artık tam dolu kapasite çalıştığından daha büyük bir modelle değiştirilebilir. TNT Türkiye, 2011 yılında Anadolu’daki acente ve şubelerin yapılanmalarına öncelik verecek” yorumunu yaptı. Merkezi Hollanda’da bulunan TNT Express’in dünya çapında ekspres teslim ihtiyaçları konusunda geniş hizmet seçenekleri sunduğunu aktaran Turgut Yıldız, 200’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren TNT’nin yaklaşık 83 bin çalışanı, 50 uçağı, 30 bin 239 kara aracı bulunduğu bilgisini verdi. Yıldız, 1988 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TNT Ekspres Türkiye’nin ise 825 çalışanı, 370 aracı ve 36 lokasyonu ile hizmet verdiğini belirtti. Türkiye genelinde 25 şubesi ve 11 acentası bulunan TNT Ekspres’in yüzde 100 yabancı sermayeli bir şirket olduğunu söyleyen Yıldız, “Ekspres, hızlı hava taşımacılığı konusunda hizmet verdiğimiz için tüm sektörlerden müşterilerimiz var. Ama en çok hizmet verdiğimiz sektörler; tekstil, otomotiv, elektronik, kimya, gıda, perakende olarak sıra-“ANADOLU VE DOĞU ANADOLU’DA ACENTA VE ŞUBE YAPILANMALARINA ODAKLANACAĞIZ”“Türkiye’de 2011, bizim için artık yaptığımız yatırımlarla müşterilerimize daha kaliteli servis verileceğimiz bir yıl olarak devam ediyor” diyen Turgut Yıldız, Türkiye’de büyük ölçüde bina, otomasyon gibi önemli altyapı yatırımlarını tamamladıklarının altını çizdi. Bu anlamda Türkiye ağlarını geliştirmek adına Anadolu ve özellikle Doğu Anadolu’da acenta ve şube yapılanmalarına odaklanacaklarını belirten Yıldız, bunun yanı sıra İzmir Bölge Müdürlüğünü ve depolarını daha geniş bir binaya taşıdıklarını kaydetti.
46 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKBorusan,Kazakistan’daşirketiyle faaliyetegeçmeyehazırlanıyorYurtiçi ve yurtdışında kapasitelerini artırmaya yönelik yatırım çalışmalarına hız verdiklerini söyleyen İbrahim Dölen, yılın ilk altı ayında filolarına 30 yeni araç eklediklerini dile getirdi. Dölen, “Faaliyet gösterdiğimiz ülkelere odaklanmamızın yanı sıra Kazakistan’da da yüzde 100 Borusan Lojistik’e ait bir şirketi faaliyete geçirmeyi planlıyoruz” bilgisini verdiYeni ve çevreci araçlarla filolarını genişletmek amacıyla yılın ilk altı ayında 30 araç satın aldıklarını aktaran Borusan Lojistik Türkiye Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Dölen, yıl sonuna kadar yatırımlarının devam edeceğini ifade etti. Yatırımlarına hem Türkiye’de hem de yurtdışındaki kapasitelerini artırma hedefleri paralelinde devam ettiklerini vurgulayan Dölen, yurtdışındaki yapılanmalarını Borusan Logistics markasına yaptıkları yatırımlarla sürdürdüklerini kaydetti. Bu doğrultuda Ortadoğu’da depo ve araç yatırımlarının olduğunu duyuran Dölen, “Faaliyet gösterdiğimiz ülkelere odaklanmamızın yanı sıra Kazakistan’da da yüzde 100 Borusan Lojistik’e ait bir şirketi faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Bu çalışmalarımızla yakın coğrafyamızda lider olma hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Uzun vadede ise 2015 yılında uluslararası taşımacılık şirketleri arasında ilk üçte yer almayı hedefliyoruz. Bu amaçla yatırımlarımızı sürdürürken, yayılımımızı da genişletmek için çalışıyoruz” dedi. Borusan Grubu bünyesindeki şirketlere hizmet vermek amacıyla 1973 yılında kurulan Borusan Lojistik’in, üçüncü taraflara da hizmet sunmaya başlayarak 2000 yılında ‘entegre hizmet sağlayıcısı’ olarak pazarda kendini yeniden konumlandırdığını anlatan Dölen, Gemlik’te Borusan Limanı’nın bulunduğu bilgisini verdi. Borusan Limanı’nda kapasite kullanım oranındaki hızlı artışı takiben sonraki yatırım fazlarının devreye alımına yönelik çalışmalara hız verdiklerinin altını çizen Dölen, “Bu kapsamda Gemlik’teki liman yatırımlarının üçüncü fazını bu yıl başlatacağız” bilgisini verdi. İstanbul’da genel müdürlüklerinin olduğunu, Ankara, Bursa, İzmir ve Karadeniz’de ise bölge müdürlüklerinin bulunduğunu söyleyen Dölen, Mersin ve Ereğli’de de şubelerinin yer aldığını dile getirdi. Borusan Lojistik olarak, dört stratejik alanda faaliyet gösterdiklerine dikkat çeken Dölen, “Faaliyet alanlarımızı Türkiye lojistik hizmetleri, liman hizmetleri, uluslararası taşımacılık hizmetleri ve yabancı ülkeler lojistik hizmetleri oluşturuyor. ‘Tedarik zincirine stratejik değer katmak vizyonuyla müşterilerimizin operasyonları için özel çözümler sağlıyoruz. Onların ihtiyaç ve taleplerini karşılayan hizmetlerimiz arasında depolama, yurtiçi taşımacılık ve dağıtım hizmetleri, PDI, gümrükleme, uluslararası taşımacılık, proje taşımacılık ve liman hizmetlerimiz bulunuyor” şeklinde konuştu. Türkiye’deki toplam depolama alanlarının 270 bin metrekareyi aştığını vurgulayan İbrahim Dölen, depo ve antrepolarının İstanbul’da Tuzla, Tepeören, Avcılar ve Kıraç, Tekirdağ’da Çorlu, İzmit’te Şekerpınar ve Köseköy, Ankara’da Ankara Lojistik Üssü (Kazan), Bursa, İzmir, Mersin ve Düzce’de bulunduğunu ifade etti. Pre-Delivery Inspection (PDI) ve gümrükleme hizmetlerini ise Borimli limanı olduğuna dikkat çeken Dölen, “Limanda verdiğimiz hizmetler arasında genel kargo, konteyner, PCC RORO, proje kargo ve dökme yük hizmetleri bulunuyor. 2008 yılında başlayıp, 2010 yılında tamamladığımız birinci ve ikinci faz yatırımlarımız kapsamında ise 450 metrelik lineer bir rıhtım inşa ettik. Her noktasında su derinliği 14.5 metre olan bu rıhtım ile Türkiye’de bir ilke imza attık” açıklamasını yaptı. Yıl sonu ciro hedefi 320 milyon dolar 2010 yılını başarılı bir şekilde tamamladıklarını vurgulayan İbrahim Dölen, bu dönemde hedeflerinin üzerinde bir performans gösterdiklerini dile getirdi. 2010’da yüzde 33 oranında büyüme kaydettiklerini söyleyen Dölen, bu yıla liman yatırımlarının da aralarında bulunduğu, kapasite artırmaya yönelik yatırımlarını tamamlamış olarak girdiklerinin altını çizdi. 2010 yılı kadar olmasa da bu yıl da Türkiye ekonomisinin önemli oranda büyümesini beklediklerini aktaran Dölen, “Borusan Lojistik’in yine Türkiye ekonomisinin büyüme oranının üzerinde performans göstereceğini öngörüyoruz. Son sekiz yıldır gerçekleştirdiğimiz büyümeyi sürdürerek 2011 yılı sonunda 320 milyon doları aşan bir ciro elde etmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Uluslararası taşımacılık birimlerinin ise chartering ve multimodal taşımacılık, uluslararası kara taşımacılığı ve uluslararası konteyner taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini söyleyen İbrahim Dölen, müşterilerine en rekabetçi fiyatları vermeyi hedeflediklerini ve sundukları entegre hizmetlerle onların işlerine değer kattıklarını savundu. İstanbul, İzmir, Bursa, Trabzon ve Mersin’de yapılanma çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Dölen, Mersin Limanı’na 2 kilometrelik mesafede depolama sahalarının bulunduğu bilgisini verdi. Bu sayede konteyner taşımacılığı alanında Mersin Limanı bağlantılı Ortadoğu ülkeleri için intermodal taşımacılık hizmetleri sunduklarını aktaran Dölen, şöyle devam etti: “Yurtdışındaki faaliyetlerimizi Borusan Logistics markamızla gerçekleştiriyoruz. Bu markamızla Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Hollanda ve ABD’de yüzde 100 Borusan Lojistik’e ait şirketlerimiz bulunuyor. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da kazandığımız ihalelerin yanı sıra bu ülkelerde yarattığımız kapasiteler ve know-how’ımızla büyümeye devam ediyoruz. Hedefimiz, bölgesel güç olmak. Bu doğrultudaki yatırımlarımızı, hizmetlerimizi çeşitlendirerek kapasitemizi artırarak sürdürüyoruz.” Türkiye’de karayollarının, demiryollarından çok daha iyi durumda olduğunu söyleyen İbrahim Dölen, ancak bu alanda da eski araçların kullanıldığını ve bu araçların kapasitelerinin üzerinde miktarlarda yük taşıdığını dile getirerek, “Bu durum, hem haksız rekabete yol açıyor hem de verilen hizmetin kalitesini düşürüyor” dedi.“KARA, DENİZ VE DEMİRYOLUNUN ENTEGRE EDİLMESİ GEREK”Türkiye’nin özellikle rekabet avantajı kazanması açısından karayolu, denizyolu ve demiryolunun entegre edilmesi, birbirleriyle uyumlu olması gerektiğine işaret eden İbrahim Dölen, “Bu sorunların çözümü için geçerli mevzuatların düzenlenmesi, özel sektörle birlikte devletin de bu konulara yoğunlaşması gerektiğini düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.rusan Lojistik Köseköy Araç Lojistik Merkezleri’nde verdiklerini belirten Dölen, stratejik faaliyet alanlarından biri olan Borusan Limanı’nın ise 280 bin metrekare gümrüklü ve 80 bin metrekare gümrüksüz olmak üzere toplam 360 bin metrekare terminal sahasına sahip olduğunu kaydetti. Bu limanın Gemlik bölgesinin en hızlı ve en ve-
48 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKArkas,Anadolu’yu limanlarabağlayacakBiri yurtiçinde diğeri yurtdışında olmak üzere iki önemli projelerinin bulunduğunu dile getiren Diane Arkas Aktaş, yurtdışında ‘Bizim Deniz’ projesiyle Akdeniz ve Karadeniz’deki yapılanmalarını devam ettirmek ve güçlerini artırmak istediklerini kaydetti. Aktaş, Anadolu Projesi ile ise beş yıl içinde Anadolu şehirlerini limanlara bağlayarak, sanayici ve yatırımcılara ucuz nakliye imkanı sağlamayı hedeflediklerini açıkladıpılanma ve büyüme çalışmaları kapsamında Akdeniz ve Karadeniz’de 15 ülkede 32 ofis açtıklarını dile getiren Aktaş, “Yurtiçinde ise önümüzdeki beş yıl planımızda Anadolu var. Türkiye’nin geleceğini Anadolu’da görüyoruz. Arkas Anadolu Projesi diye adlandırdığımız Anadolu şehirlerini limanlara bağlayarak oradaki sanayici ve yatırımcılara ucuz nakliye imkanı sağlamaya yönelik yatırımlarımız devam ediyor. Karayolu ve demiryolundan sonra intermodal taşıma sisteminin yeni ayağı denizyolu devreye girdiği için Arkas Anadolu Projesi’nin de bir aşaması niteliğinde olan kabotaj taşımalarında kapasitemizi artırdık. İç limanlarımız arasında haftalık düzenli servis veren gemilerimizin kapasitesi iki katına çıkarıldı” bilgisini verdi. “Bu yıl da ciroda yüzde 10 artış bekliyoruz” 2010 yılının kendileri için çok iyi geçtiğini kaydeden Diane Arkas Aktaş, “2010 yılında ciromuzu yüzde 10 artırdığımızı söyleyebilirim. 2011 yılında da aynı büyümeyi bekliyoruz” dedi. Aktaş, deniz, kara ve demiryolunu entegre ederek sunulan lojistik hizmetleri kapsamında üç alanda da filo yatırımlarının devam ettiğinin altını çizdi. Nisan ayında Almanya’dan Türkiye’nin en büyük konteyner gemisi Gülbeniz A’yı teslim aldıklarını hatırlatan Aktaş, geçen yılın mayıs ayında aynı geminin ikizi Vivien A’yı filoya kattıklarını söyledi. Aktaş, “2 bin 500 TEU kapasiteleri ile Tür-Lojistik Hizmetleri Grubu çatısı altında birleşen şirketleri ile kara nakliyesi, tren taşımacılığı, depoculuk ve uluslararası forwarding yapan Arkas Holding, bir yandan yatırımlarına devam ederken, bir yandan da biri yurtiçi, diğeri yurtdışında iki proje ile yatırımlarını sürdürüyor. ‘Bizim Deniz’ projesi ile Akdeniz ve Karadeniz’deki yapılanmasına devam eden firma, Arkas Anadolu Projesi ile de önümüzdeki beş yıl içinde Anadolu şehirlerini limanlara bağlayarak sanayici ve yatırımcılara ucuz nakliye imkanı sağlamayı hedefliyor. Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Diane Arkas Aktaş, hiçbir taşıma modunun tek başına verimli olmadığından yola çıkarak multimodal taşıma hizmeti sunduklarını belirtti. Aktaş, “Lojistik gerçek anlamda komple bir taşıma hizmeti sistemi olarak kurgulanıp uygulandığında üreticiler, ihracat ve ithalatçılar başta olmak üzere lojistik ihtiyacı olan tüm firmalar için büyük önem teşkil ediyor” şeklinde konuştu. Biri yurtiçinde diğeri yurtdışında olmak üzere iki çok önemli projelerinin bulunduğunu dile getiren Aktaş, yurtdışında ‘Bizim Deniz’ projesiyle Akdeniz ve Karadeniz’deki yapılanmalarını devam ettirmek ve güçlerini artırmak istediklerini kaydetti. Düzenli servis veren etkin bir hat operatörü olmak ve acentelik hizmeti vermek amacıyla 10 yıldan fazla süredir yürüttükleri yurtdışında ya-FİLODA 26 TÜRK BAYRAKLI KONTEYNER GEMİSİ BULUNUYORNisan ayında Almanya’dan Türkiye’nin en büyük konteyner gemilerinden biri Gülbeniz A’yı teslim aldıklarını hatırlatan Diane Arkas Aktaş, geçen yılın mayıs ayında aynı geminin ikizi Vivien A’yı filoya kattıklarını söyledi. Aktaş, “2 bin 500 TEU kapasiteleri ile Türkiye’nin en büyük konteyner gemileri olan Gülbeniz A ve Vivien A’nın toplam maliyeti 48 milyon Euro idi. Gülbeniz A’nın katılmasıyla 26 Türk bayraklı konteyner gemisine sahip olan filomuz, Türkiye’nin en büyük konteyner gemi filosu konumuna geldi” diye konuştu.kiye’nin en büyük konteyner gemileri olan Gülbeniz A ve Vivien A’nın toplam maliyeti 48 milyon Euro idi. Gülbeniz A’nın katılmasıyla 26 Türk bayraklı konteyner gemisine sahip olan filomuz, Türkiye’nin en büyük konteyner gemi filosu konumuna geldi” diye konuştu. Arkas’ın gemilere yakıt ikmali yapan şirketi Arkas Petrol’un filosuna da bu yıl iki yeni Türk bayraklı petrol tankerinin katıldığını ifade eden Aktaş, yeni tankerlerin katılmasıyla Arkas Petrol’un filosundaki beş kendine ait petrol tankeri ile gemilere yakıt ikmali hizmetine devam ettiğini söyledi. Ar-Gü’nün filosundaki vagon sayısı 610’a yükselecek Demiryolu taşımacılığı yapan şirketleri ArGü’nün 100 adet siparişle özel sektördeki en büyük vagon siparişini TÜLOMSAŞ’a verdiğine işaret eden Aktaş, Türkiye’de ilk defa üretilecek olan 45 feet’lik yeni vagonların siparişi ile Ar-Gü’nün Türkiye’de vagon sanayisinin gelişimine destek olduğunu söyledi. Yıl sonundan önce teslimatların tamamlanmasını beklediklerine dikkat çeken Aktaş, “Teslimatların tamamlanmasıyla Ar-Gü’nün filosundaki vagon sayısı 610’a yükselecek” dedi. Aktaş, 2010 yılının son günlerinde kara filosu için 114 Renault Trucks çekici aldıklarını belirterek, Arkas Ulaştırma şirketinin filosunun bu alımla dört yaş daha gençleştiğini ve filonun ortalama yaşının 4.8 olduğunu vurguladı.“SERBESTLEŞME KANUNU’NUN ÇIKMASININ ARDINDAN LOKOMOTİF YATIRIMI YAPACAĞIZ”Türkiye’de ticaret hacminin gelecek yıllarda artacak olması ve devletin altyapı çalışmalarına ağırlık vermesinin lojistik sektörünün yıldızını parlatacağının altını çizen Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Diane Arkas Aktaş, grup olarak yatırımlar ile geleceğe hazırlandıklarını kaydetti. Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle demiryolu taşımacılığında ülke olarak daha yolun başındayız. Beklenen Serbestleşme Kanunu’nun çıkması ve özel sektör yatırımlarının da devreye girmesiyle demiryolu taşımacılığı gelişecek. Hava yolu işletmeciliğinde yaşanan gelişme demiryollarında da kendini gösterecek. Bu nedenle Serbestleşme Kanunu’nun çıkmasını çok önemsiyoruz. Kanunun çıkmasının ardından lokomotif yatırımı yapacağız.”
24 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKHorozLojistik,yenidepoalanını 2012’dedevreyealmayahazırlanıyorteknolojileri ve havacılık alanları yeni ürün olarak hedefimiz” diyen Arslan, bu ürünlere yönelik yeni yapılanmalar gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Ayrıca 2011 yılı itibariyle SDV’nin de bağlı olduğu Group Bolloré’nin bir kuruluşu olan Bolloré Africa Logistics ile işbirliği yaptıklarını söyleyen Arslan, “Bu işbirliği ile Türkiye Afrika ülkeleri arasında hava ve denizyolu taşımacılığı hizmetlerinin yanı sıra tüm Afrika ülkelerinde depolama, elleçleme, demiryolu ve karayolu kanalıyla dağıtım, liman hizmetleri vermeye başladık” dedi. Horoz Lojistik’in 1942 yılında Mehmet Emin Horoz tarafından Gaziantep’te karayolu ve demiryolu taşımacılığı ile ambarcılık alanında faaliyet göstermek üzere kurulduğunu anlatan Arslan, bugün dünya ölçeğinde bir şirket konumuna ulaştıklarının altını çizdi. Horoz Lojistik’in birçok taşımacılık modunda, Türkiye ve dünya genelinde sunabileceği geniş bir hizmet yelpazesine sahip olduğunu vurgulayan Arslan, deniz, hava ve kara forwarding faaliyetleri, uluslararası karayolu taşımacılığı, yurtiçi dağıtım, depolama ve elleçleme faaliyetlerinin sundukları hizmetlerin ana başlıklarını oluşturduğunu kaydetti. Uluslararası karayolu taşımacılığı alanında Avrupa genelinde faaliyet gösterdiklerini söyleyen Arslan, “Batı Avrupa’da Almanya, Fransa, İtalya ve Benelüx öncelikli destinasyonlarımız arasında yer alıyor. Doğu Avrupa’daki filomuz vasıtasıyla Polonya, Rusya ve Ukrayna hatlarında da taşımacılık yapıyoruz. Son dönemde ağımızı özellikle Türk cumhuriyetleri ve Doğu Avrupa’da artırdık. Bu iki iş hacmimiz yükselse de Türkiye hâlâ en büyük ticaretini Fransa, Almanya ve İtalya ile gerçekleştiriyor. Dolayısıyla her zaman öncelikli olarak bu destinasyonlara odaklanıyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün iş hacminde gidişat olumlu” SDV Horoz olarak, dünya genelinde 88 ülkeye yayılmış 520 ofisle verdikleri deniz ve hava forwarding hizmetlerinin yanı sıra proje yüklerinin taşınması konusunda özel çözümler ürettiklerini belirten Cenk Arslan, Avrupa ile karayolu çalışmalarının yanı sıra proje ve deniz taşımacılığı alanında da kazanımları olduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda Avrupa’nın da dışında Asya ve Kuzey Afrika coğrafyasında çeşitli işler yaptıklarına dikkat çeken Arslan, şöyle devam etti: “Türkiye genelinde 28 aktarma platformu ve 300 kadar dağıtım aracı ile hizmet veriyoruz. Oluşturduğumuz bu dağıtım ağı ile İstanbul, Ankara ve İzmir çıkışlı adresten adrese taşımacılık, dağıtım, eve teslim, saatli teslim, e-satış lojistiği ve montaj hizmetleri sunuyoruz. Ev teslimatı ve diğer geçici depolamalar için yaklaşık 10 bin metrekare alan kullanıyoruz.” Sektörde iş hacmi olarak gidişatın olumlu gözüktüğüne de değinen Arslan, fakat sezonsallık ve kaynak ihtiyacındaki değişkenliklerin problem yarattığını kaydetti. Burada çeşitli alternatif taşıma modlarının yeterli olmamasının önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Arslan, “Regülasyon sayesinde, maliyet baskısı nedeniyle kurumsal olmayan hizmet sağlayıcılardan alınan hizmetlerin yavaş yavaş kurumsal hizmet sağlayıcılara doğru yönlenmesini bekliyoruz. Bu noktada denetim ve devlet kurumlarının kararlı tutumu da önem arz ediyor. Özellikle karayolu taşımacılığında dipleri gören navlunların yakıt artışlarından daha fazla oranda yükselmesi beklenebilir” değerlendirmesini yaptı.“BU YIL YÜZDE 25 BÜYÜME BEKLİYORUZ”Cenk Arslan, yaklaşık 30 bin metrekare alanda cross-dock ve dağıtım operasyonları, 178 bin metrekare alanda da depolama ve elleçleme faaliyetleri yürüttüklerini kaydetti. Bu alanın yüzde 40’lık kısmının İstanbul ve çevresindeki endüstriyel bölgelerde yer aldığını söyleyen Arslan, İzmir, Bursa, Ankara ve Adana gibi büyük illerde de depolama hizmetleri sunabildiklerinin altını çizdi. Geçen yılı 430 milyon TL’lik ciro ile kapattıklarına da değinen Arslan, “Bu yılın ilk altı aylık değerlerine bakıldığında ise yılı 500 milyon TL ciro ile kapatacağımızı öngörüyoruz. Yurtiçi dağıtım faaliyetlerinde 2011’de yüzde 25 oranında bir büyüme bekliyoruz” diye konuştu.İstanbul Anadolu yakasındaki yeni depolama alanı yatırımlarını 2012 yılının ilk yarısında tamamlamayı planladıklarını söyleyen Cenk Arslan, ayrıca İzmir ve Antalya’daki lojistik merkezlerini yenileyerek bin metrekare cross-dock ve 4 bin metrekare depolama alanı oluşturduklarını vurguladıDepolama hizmetlerinde artan talebe cevap verebilmek adına İstanbul Anadolu bölgesinde yeni depolama alanı için sözleşme imzaladıklarını aktaran Horoz Lojistik Yurtiçi Dağıtım ve IT Grup Başkanı Cenk Arslan, bu deponun 2012 yılının ilk altı ayında faaliyete geçeceğini dile getirdi. İzmir ve Antalya’daki iki büyük lojistik merkezlerinin yenilendiğini ve yer değişikliğine gidildiğini vurgulayan Arslan, böylece ilave 2 bin metrekare cross-dock ve 4 bin metrekare depolama alanı yaratıldığının altını çizdi. Bunların yanı sıra yurt genelinde kullanılan dağıtım araçlarının yüzde 20’lik kısmının gelişen ihtiyaçlar ve standartlara uygun olarak yenileme çalışmaları yaptıklarını da belirten Arslan, “İlk uygulamaları İstanbul ve Antalya’da gerçekleştirdik. Ayrıca artan iş hacmini karşılamak üzere ilk altı ay içinde Çorlu, Aksaray ve Mersin’de üç yeni aktarma merkezi açılışı yaptık” diye konuştu. IT tarafında mevcut finansal sistemler (SAP) üzerine geliştirmelerin, donanım ve güvenlik alanlarında yatırımlarının devam edeceğini vurgulayan Arslan, özellikle sunucular, el terminalleri ve ilgili operasyonel ekipmanda gelişen iş hacmine paralel olarak artış gerçekleştiğini ifade etti. Diğer kritik ekipmanların da programlı yenilenmesine devam edeceklerine dikkat çeken Arslan, sektörde teknolojinin ve insanın önemini düşünerek bu iki alana yaptıkları yatırımları destekleyecek şekilde bilişim ekibinde de kadrosal bir artışa gittiklerini ve önümüzdeki günlerde genişlemeye devam edebileceklerini kaydetti. “Horoz Holding bünyesinde hizmet veren iki lojistik firmasından biri olan SDV Horoz çatısı altında da ortağımız SDV Logistics’in uzun yıllardır tecrübe ettiği savunma sanayi ile uzay
52 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKDHLSupplyChain,depolama teknolojisineyatırımyapacakBüyüme planları doğrultusunda, şirket satın alma dahil, pek çok yeni yatırımın gündemlerinde olduğunu açıklayan Hakan Kırımlı, bunun yanı sıra depo alanlarını artırmayı, depolama teknolojisi ve IT altyapı yatırımları yapmayı planladıklarını söyledi. Kırımlı, depo alan büyüklüğünü bu yıl 350 bin metrekareye, 2012’de ise 500 bin metrekareye çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdiTÜRKİYE’DE BİN 600 ÇALIŞANI VARŞirketin Türkiye’de 2000 yılında faaliyet göstermeye başladığını belirten Hakan Kırımlı, DHL Supply Chain Türkiye’nin toplam bin 600 çalışanı ve 315 bin metrekare depolama alanı bulunduğunu kaydetti. Kırımlı, 100’den fazla firmaya tedarik zinciri ve lojistik hizmetleri sağladıklarının altını çizdi. ğunu belirten Kırımlı, şöyle devam etti: “Özellikle oluşturulacak olan lojistik köyler, üretim merkezleri ve depolar ile deniz yolu, demiryolları gibi alternatif modlar arasında çift yönlü bağlantıların tamamlanmasıyla Türkiye’nin sektördeki konumunu daha da güçlendireceğini düşünüyoruz. Sektördeki çok parçalı yapılanmanın da hizmet kalitesinin istenilen düzeye gelmesine engel oluşturduğu kanaatindeyiz. Gerçekleşecek bazı denetleme ve düzenlemeler, bu çok parçalı yapıda konsolidasyonu sağlayarak hizmet kalitesinin artmasına yardım edecek.” “Türkiye’de demiryolu ağı yetersiz” Türkiye’de halen taşımacılığın ağırlıklı olarak karayolu ile yapılmasının sektör gündemindeki en önemli konulardan biri olduğuna değinen Hakan Kırımlı, altyapı yetersizliği nedeniyle modlar arasındaki dengenin hâlâ kurulamamış durumda olduğunu dile getirdi. Yetersiz demiryolu ağının liman bağlantılarının bulunmadığına da dikkat çeken Kırımlı, bu nedenle limanlardan gerçekleşen yük trafiğinin de nispeten düşük düzeyde olduğunu ifade etti. Sektörde faaliyet gösteren firmaların hizmet kalitelerini artırmaları amacıyla araç filolarını yenilemeleri gerektiğini aktaran Kırımlı, “Ayrıca firmaların depolama alanlarını modernleştirerek kapasitelerini artırmaları ve çevreci yaklaşım ile yeşil lojistik konularına ağırlık vermelerinin Türk lojistik sektörünün büyümesi ve öngörülen hedeflerin gerçekleşmesi için önemli olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.Türkiye’de organik ve inorganik büyüme planları olduğunu aktaran DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Hakan Kırımlı, bu yıl içinde şirket satın alma dahil pek çok yeni yatırımın gündemlerinde olduğunu ifade etti. Organik büyüme yönünde 2011 yılı yatırım planları arasında depolama alanlarının artırılması, yeni depolama teknolojisi ve IT altyapısı yatırımları gibi konuların yer aldığını vurgulayan Kırımlı, önümüzdeki dönemde kapalı depolama alan büyüklüğünü 315 bin metrekareden 350 bin metrekareye çıkaracaklarını belirtti. Kırımlı, kapalı depolama alanında 2012 yılı sonuna kadar da 500 bin metrekareye ulaşmak istediklerinin altını çizdi. DHL Supply Chain’in uluslararası bilgi birikimi ve sektörel tecrübeye sahip bir şirket olması paralelinde müşterilerin ihtiyaç duyduğu yeni teknoloji ve sistemleri çok kısa sürede hayata geçirebilme yeteneğine sahip olduğuna dikkat çeken Hakan Kırımlı, “Dünyanın herhangi bir ülkesinde DHL tarafından kullanılan bir sistemi, ihtiyaç olması durumunda çok hızlı bir şekilde Türkiye’de hayata geçirebiliyoruz. Bu sayede ağırlıklı olarak sağlık, teknoloji ve perakende sektörlerinde müşteri portföyümüzü genişletmeyi ve çalışanlarımızın hizmet kalitesini artıracak çeşitli eğitim modüllerini uygulamayı hedefliyoruz” diye konuştu. DHL’in tedarik zinciri ve lojistik çözümleri şirketi olan DHL Supply Chain’in, dünyada 60’tan fazla ülkede 2 bin 400 lokasyonda 120 bin çalışanı ile faaliyet gösterdiği bilgisini veren Kırımlı, depolama alanı büyüklüğü 23 milyon metrekare olan DHL Supply Chain’in, yılda 13 milyar Euro ciro gerçekleştirdiğini ifade etti. DHL Supply Chain’in Türkiye’de ise 2000 yılında faaliyet göstermeye başladığını belirten Kırımlı, DHL Supply Chain Türkiye’nin toplam bin 600 çalışanıve 315 bin metrekare depolama alanı bulunduğunu kaydetti. Otomotivden teknolojiye, sağlıktan perakendeye yedi sektördeki birçok firmaya depolama ve dağıtımın yanında etiketleme, paketleme, teknik servis, eve teslimat, yedek parça lojistiği ve ters lojistik gibi katma değerli hizmetler verdiklerine dikkat çeken Kırımlı, 100’den fazla firmaya tedarik zinciri ve lojistik hizmetleri sağladıklarının altını çizdi. “Geçen yılki büyümeyi yakalarız” “Lojistik operasyonlarını baştan sona sorunsuz bir şekilde yöneterek müşterilerimizin hayatını kolaylaştırıyoruz” diyen Kırımlı, önümüzdeki dönem içinde başlamayı planladıkları yeni alanlardaki lojistik hizmetleri ile yenilikçi ve yaratıcı çözümler sunmaya devam edeceklerini kaydetti. Bunların yanı sıra DHL Supply Chain Türkiye olarak aynı zamanda karbon ayak izini düşürmek için yeşil ofis uygulamalarından, yeşil lojistik çalışmalarına kadar birçok çevreye duyarlı proje hayata geçirdiklerini vurgulayan Kırımlı, “Geçen yıl yüzde 30’un üzerinde bir büyüme gerçekleştirdik. 2011 yılında da benzer bir büyüme planlıyoruz. Yılın ilk yarısının sonuçlarına baktığımızda hedefimize yaklaştığımızı söyleyebilirim” dedi. “Altyapı yatırımları hızla tamamlanmalı” Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi 2010 yılı raporuna göre Türkiye’nin bugün 39’uncu sırada yer aldığına dikkat çeken Hakan Kırımlı, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafi konum sayesinde lojistikte bölgesel üs olması için büyük avantaja sahip olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin bu potansiyeli, altyapı yatırımlarını hızla tamamlayarak desteklemesinin şart oldu-
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 53 FUAR 3MarsLogistics,filobüyütme hedefiparalelinde200çekicialdıFilo yatırımı gerçekleştirerek 2011 yılı ilk yarısında 200 adet çekici aldıklarını belirten Ali Tulgar, karayolu taşımacılığında Ortadoğu ülkelerine, hava ve denizyolu taşımacılığında ise Uzakdoğu’ya yoğunlaşarak, hacim artışı planladıklarını ifade ettiTuzla’da 18 bin metrekarelik bir lojistik merkezi ve Mersin’de yeni bir şube açtıklarını söyleyen Mars Logistics Genel Müdür Yardımcısı Ali Tulgar, bu yıl ayrıca filolarını büyütme hedeflerinin devam ettiğini dile getirdi. Geçen yıl sonu ve 2011’in başında 200 adet çekici alarak filolarına yönelik yatırım yaptıklarına dikkat çeken Tulgar, diğer yandan teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek BT alanında proje ve yatırım yapacaklarını kaydetti. Alman lojistik firması olan Barth ile yaptıkları işbirliği neticesinde kısa sürede Almanya’da önemli bir konumuna geldiklerini vurgulayan Tulgar, “Ayrıca karayolu taşımacılığında Ortadoğu ülkelerine, hava ve denizyolu taşımacılığında ise Uzakdoğu’ya ağırlık vererek mevcut hacmimizi büyütmeyi hedefliyoruz. Proje taşımacılığının da giderek artan önemini göz önünde bulundurarak bu alanda pazar payımızı artırmayı planlıyoruz” diye konuştu. Mars Logistics’in kara, hava, deniz ve demiryolu nakliyesi, fuar ve etkinlik lojistiği, proje taşımacılığı, gümrükleme, sigorta, depolama ve diğer tüm lojistik hizmetleri sunan kurumsal bir lojistik firması olduğunu aktaran Ali Tulgar, firma çatısı altında topladıkları şirketlerinde 700’ün üzerinde profesyonel çalışan bulunduğunu dile getirdi. Sahip oldukları tam donanımlı altyapı ve iletişim ağıyla, tam hizmet politikası güden organize bir kurum olarak yapılandıklarına dikkat çeken Tulgar, gerçekleştirdikleri son yatırımlarla birlikte hepsi uydu takip sistemi ile izlenen, ADR taşıma donanımına sahip tam 500 adetlik TIR filosuna sahip olduklarının altını çizdi. Mars Logistics olarak bünyelerinde Mars Lojistik Uluslararası Taşımacılık Depolama Dağıtım, Mars Hava ve Deniz Kargo ve Mars Sigorta şirketlerinin yer aldığını vurgulayan Tulgar, merkezleri İstanbul Yenibosna, Ambarlı ve Tuzla olmak üzere Bursa, İzmir, Adana, Ankara, Mersin, Atatürk Havalimanı, Adnan Menderes Havalimanı ve Esenboğa Havalimanı’nda da şubeleri bulunduğunu ifade etti. 2010 yılını 171 milyon dolarlık ciro ile kapattıklarını söyleyen Tulgar, “2011 yılı için yüzde 20 büyüme hedefimiz var. İlk altı aylık verilere baktığımızda hedefimizi tutturacağımızı, hatta üzerine çıkacağımızı söyleyebiliriz. 2011 Haziran ayı verilerine göre son bir yılda 7 bin 520 B2B müşterimize yani firmaya lojistik hizmeti sunduk” dedi. Lojistik sektöründe acil olarak önlem alınması gereken iki konunun olduğunu vurgulayan Ali Tulgar, kara taşıması yapan araç sayısının çok fazla olduğu, ancak buna karşılık taşınacak yük sayısının yetersiz olduğunun göze çarptığını kaydetti. Bunun sonucu olarak navlun rakamlarının maliyet sınırlarında hatta çoğu zaman maliyetlerin altında oluşturulduğunu söyleyen Tulgar, maliyetlerin altında oluşan gelir rakamlarının da hizmet kalitesinin ciddi anlamda düşmesine neden olduğunu dile getirdi. Tulgar, “Bir diğer konu ise giderek artan mazot fiyatları. Maliyet kalemlerinin başında gelen mazot giderinin artması ancak bunun karşılığında navlun fiyatlarına gerektiği oranda yansıtılamaması sektörün kanayan bir diğer yarası” şeklinde konuştu.
54 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTLSLojistik’ten16.5milyon Euro’lukdepovearaçyatırımılirten Hacıalioğlu, “Yıllık yaklaşık 20 bin sefer ile toplam 135 bin binek ve hafif ticari araçların taşımaları özenle, maliyet avantajı yaratarak deneyimli ekiplerimizce organize ediliyor. Araçlarımız uydu takip sistemi ile internet üzerinden bayilere verilmiş olan şifrelerle izlenebiliyor ve araçların anlık konum bilgisi alınabilecek şekilde iş ortaklarımıza hizmet sunuyoruz” şeklinde konuştu.Araç filolarına 40 yeni araç eklediklerini ve bu sayıyı yıl sonuna kadar 100 adete çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Altuğ Hacıalioğlu, bir diğer yatırımları olan Orhanlı’daki yeni depolarını ise eylül ayında devreye almayı planladıklarını aktardı. Hacıalioğlu, “Bu yıl toplam 16.5 milyon Euro’luk depo ve araç yatırımı gerçekleştirmek istiyoruz” dediYurtiçi operasyonlarında 2010 yılında 200 bin araç yüklediklerini, 2011’de bu rakamın 250 binin üzerinde gerçekleşmesini beklediklerini belirten TLS Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Altuğ Hacıalioğlu, yönettikleri 500 araçlık filolarına bu yıl 100 yeni araç daha ekleyeceklerini dile getirdi. 10 adet oto taşıma araçları, 17 adet Shell taşımalarında kullanmak için LPG tankeri, 15 adet DAF çekici olmak üzere toplam 40 adet yeni araç teslim aldıklarını duyuran Hacıalioğlu, bu araçlar için 4.5 milyon Euro’luk yatırım gerçekleştirdiklerini kaydetti. Yıl sonuna kadar 60 adet aracı daha filolarına eklemeyi planladıklarını vurgulayan Hacıalioğlu, bunun yanı sıra Eylül 2011’de faaliyete geçecek olan Orhanlı’daki depo yatırımlarının da devam ettiğini aktardı. Orhanlı’da kuracakları yeni depo yatırımları ile depolama alanlarını 12 milyon Euro’luk yatırımla 75 bin metrekareden 110 bin metrekareye çıkardıklarının altını çizen Hacıalioğlu, “2011 yılında toplam 16.5 milyon Euro’luk depo ve araç yatırımı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ayrıca enerji taşımalarında Türkiye’nin iki önemli markası Shell ve Aygaz, oto taşımada ise Toyota ile çalışmaya başladık” dedi. TLS’nin enerji lojistiği alanında Türkiye’nin bir numaralı şirketi olmayı hedeflediğini belirten Hacıalioğlu, enerji lojistiğinin TLS için stratejik önemi olduğunu ifade etti. Türkiye’nin en büyük ulusal enerji şirketlerinden biri olan Aygaz’ın LNG operasyonlarını yürüttüklerini vurgulayan Hacıalioğlu, akaryakıt dağıtımında ise Shell ile 2011 yılında çalışmaya başladıklarını kaydetti. Shell’in istasyon ve müşterilerine LPG dağıtımını önümüzdeki dört yıl boyunca TLS’nin üstleneceğine dikkat çeken Hacıalioğlu, “2010’da 2,5 milyon Euro’luk ADR’li araç yatırımımıza ilaveten 2011’de 2 milyon Euro’luk 20 ADR’li araç daha ilave ediyoruz. Enerji lojistiği en önem verdiğimiz alanlardan biri. 2014 yılına kadar 150 araçlık filoyu yönetmeyi ve enerji lojistiğinde Türkiye’nin bir numaralı şirketi olmayı planlıyoruz” diye konuştu. “Oto taşımacılığında büyümek istiyoruz” TLS’nin oto taşımacılık alanında da iş ortaklarına rekabetçi lojistik çözümler sunduğunu aktaran Hacıalioğlu, 2011 yılında Toyota ile sözleşme imzaladıklarını dile getirdi. “Toyota’yı iş ortaklarımız arasına dahil etmekten son derece memnunuz. Toyota Adapazarı fabrikasında üretilen araçların elleçlemelerini tamamlayarak araç stok sahasına sevkıyatını gerçekleştireceğiz” diyen Hacıalioğlu, oto taşımacılığının büyümek istedikleri alanlardan biri olduğunun altını çizdi. Oto taşımada ithal araçların limanlardan stoklama alanlarına, ihraç araçların, fabrika sahalarından limanlara ve Türkiye geneli bayii sevkıyatlarını düzenli olarak gerçekleştirdiklerini be-“ITT İLE İŞ ORTAĞI ANLAŞMASI İMZALADIK”TLS olarak likit ve kimyasal taşımacılık alanında uluslararası operatör olmayı amaçladıklarını söyleyen Altuğ Hacıalioğlu, kimyasal konteyner operatörlüğünde dünyanın büyük şirketlerinden ITT ile Türkiye’de münhasır iş ortaklığı anlaşmasına imza attıklarını ifade etti. Hacıalioğlu, “Bu anlaşmayla hem onların kimyasal konteynerlarını hem de kendi yatırım yaptığımız kimyasal konteynerları kullanarak uluslararası operatör olma hedefimizi yakalayacağımıza inanıyoruz” yorumunu yaptı.2011 ciro hedefi, 175 milyon TL TLS’nin 2000 yılında kurulduğunu ve yüzde 100 Türk sermayeli bir şirket olduğunu anlatan Altuğ Hacıalioğlu, 11 bölge müdürlüğü ve 37 operasyon merkeziyle hizmet verdiklerini dile getirdi. 700 çalışan istihdam ettiklerini ve 75 bin metrekarelik depolama alanlarına sahip olduklarını vurgulayan Hacıalioğlu, yurtiçinde konrat lojistiği hizmeti verdiklerini ifade etti. Büyüyen müşteri portföyleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük 500 özel şirketi arasında yer aldıklarına dikkat çeken Hacıalioğlu, iş ortaklarına rekabetçi lojistik çözümler sunduklarının altını çizdi. Bir önceki yıl cirolarının 130 milyon TL olduğunu ve yüzde 26’lık bir artış sağladıklarını vurgulayan Hacıalioğlu, TLS’nin her yıl büyüme trendi içinde olduğunu dile getirdi. Türkiye’de küresel mali krizden lojistik sektörünün fazlasıyla etkilendiğini belirten Hacıalioğlu, şöyle devam etti: “TLS Lojistik olarak kriz yılı 2009’da yüzde 15 büyüme kaydettik. 2010 yılında ise büyük bir sıçrama yaparak yüzde 50 büyüdük. 2011 büyüme hedefimizi ise yüzde 25 olarak belirledik. 2011 yılını 175 milyon TL ciro ile kapatacağız. Mevcut büyüme planlarımızı değerlendirdiğimizde 2014 yılı ciro hedefimiz 300 milyon TL.” TLS olarak likit ve kimyasal taşımacılık alanında uluslararası operatör olmayı amaçladıklarını söyleyen Altuğ Hacıalioğlu, kimyasal konteyner operatörlüğünde dünyanın büyük şirketlerinden ITT ile Türkiye’de münhasır iş ortaklığı anlaşmasına imza attıklarını ifade etti. Hacıalioğlu, “Bu anlaşmayla hem onların kimyasal konteynerlarını hem de kendi yatırım yaptığımız kimyasal konteynerları kullanarak uluslararası operatör olma hedefimizi yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 55 FUAR 5Atako,yeniterminalini devreyealmayahazırlanıyorLojistik operasyonlarda kullanabilecekleri 6 bin metrekarelik ilave bir terminal yatırımı gerçekleştirdiklerini açıklayan Gökhan Homurlu, devreye girmesini planladıkları bu terminal ile birlikte toplam alanlarının 36 bin metrekareye ulaşacağını söyledimurlu, devreye girmesini planladıkları bu terminal ile birlikte toplam alanlarının 36 bin metrekareye ulaşacağına dikkat çekti. Bunun yanı sıra 5 bin metrekare kapalı Genel A tipi antrepoları bulunduğunu hatırlatan Gökhan Homurlu, bu antrepo ile Mersin’de bir öncülük yaptıklarını ve 840 modülden oluşan raf sistemleri ile kapasitelerinin yüzde 30 üzerinde hizmet verdiklerini kaydetti. Gelecek yıl bu alanda yatırım yapacaklarını ifade eden Homurlu, Genel A tipi antrepolarını genişleterek 10 bin metrekareye çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Öte yandan Hyundai Merchant Marine hattının Türkiye genel temsilciliğini ve konteyner taşımacılığını devam ettirdiklerine de değinen Gökhan Homurlu, 31 Mayıs 2010 tarihi itibari ile Buson / KoreYML, HNJ, UASC ve HMM (Uzakdoğu-Adriyatik) direkt servisle Mersin’den Uzakdoğu’ya haftalık gemilerle gerçekleşen servislerinin ilk yılını tamamladığını bildirdi. Homurlu, bu hat ile Mersin’denANTREPO ALANINI BÜYÜTÜYOR5 bin metrekare kapalı Genel A tipi antrepoları bulunduğunu belirten Gökhan Homurlu, bu antrepo ile Mersin’de bir öncülük yaptıklarını ve 840 modülden oluşan raf sistemleri ile kapasitelerinin yüzde 30 üzerinde hizmet verdiklerini kaydetti. Gelecek yıl bu alanda da yatırım yapacaklarını ifade eden Homurlu, Genel A tipi antrepolarını genişleterek 10 bin metrekareye çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.Dış ticarette rekabetin artması için lojistik maliyetlerin azalması gerektiğinden hareketle yatırımlarını sürdüren Atako Uluslararası Taşımacılık ve Denizcilik, bu yıl devam ettirdiği depo yatırımları ile kapalı alanını 36 bin metrekareye çıkarmaya hazırlanıyor. 5 bin metrekare Genel A tipi antrepoya sahip olan firma, gelecek yıl devam ettireceği yatırımlarla Genel A tipi antreposunu 10 bin metrekareye çıkarmayı planlıyor. Atako Lojistik Hizmetler Müdürü Gökhan Homurlu, ekonomik krizin yaşandığı 2009’da 30 bin metrekare açık alanda başlamış oldukları konteyner terminaline ilave olarak iki ay önce yeni bir yatırım başlattıklarını açıkladı. Lojistik operasyonlarda kullanabilecekleri 6 bin metrekarelik ilave bir terminal yatırımı gerçekleştirdiklerini açıklayan Ho-Uzakdoğu’ya haftalık gemiler ile kapasitelerini 4 bin TEU’ya çıkararak hizmetlerini devam ettirdiklerini dile getirdi. Küreselleşmenin beraberinde getirmiş olduğu etkilerin sonucunda gerek uluslararası gerek ülke çapında rekabetin kendisini çok önemli ölçüde hissettirdiğini kaydeden Gökhan Homurlu, “Tedarik zinciri sürecini doğru planlayan, doğru yöneten ve kontrol edebilen kuruluşlar rekabette fark yaratabilecek” dedi. Homurlu, şöyle konuştu: “Maliyetlerin birbirine çok yaklaştığı küresel pazarda rekabet etmek oldukça güçleşti. Lojistik firmaların sağladığı hizmet için ayrılan maliyet, işletmelerin gözünde hep ek bir masraf gibi düşünüldüğünden, birçok firma arasından tercih edilebilmenin en önemli yolunun hizmetleri rakiplerden daha düşük maliyetlerle sunma yolu ile gerçekleşebilmektedir. Rekabetçi üstünlük için müşteri memnuniyetini sağlamak ve uzun vadeli müşteri ilişkileri kurmak gerekir.”
56 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKMNGKargo aktarmaotomasyon sistemlerini2011’de faaliyetealacakEkonomik ve hızlı hizmet hedefleri paralelinde bu yıl içinde aktarma merkezleri otomasyon sistemleri yatırımlarını tamamlamayı planladıklarını ifade eden Aslan Kut, böylece hem daha ekonomik hem de daha hızlı hizmet üretmiş olacaklarının altını çizdilay hizmet dönemini başlatmayı planladıklarını aktaran Kut, “Türkiye’de taşımacılık sektörüne çağdaş dinamikler kazandırarak, teknolojik altyapısı ve gelişmiş insan kaynaklarıyla üstün müşteri hizmetleri seviyesinde hızlı bir entegrasyon gerçekleştiriyoruz. MNG Kargo olarak hızlı hava kargo taşımacılığı ile ticaret hayatına hız ve güven kazandırmaya 2011 yılında da devam etmeyi amaçlıyoruz” dedi. MNG Kargo’nun yaptıklarıyla Türkiye’de kargo taşımacılığı sektörünün gelişmesini sağlayan ve çağdaş hizmet anlayışı kazandıran bir marka olduğunu söyleyen Kut, sekiz yıl gibi kısa bir sürede, dünya standartlarındaki hizmet kalitesini Türkiye’nin her köşesine yaymak ve dünya şirketi olmak hedeflerini gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bunu hızlı hava taşımacılığı kategorisinde dünya lideri FedEx Express temsilcilikleri ve MNG Kargo ailesinin 6 bin çalışanı ile Türkiye’nin bin 750 noktasına 2 bin karayolu aracı ve uçakları ile günde 330 bin adrese hizmet vererek sağladıklarını vurgulayan Kut, 2009 yılında FedEx Express ile global hizmet ortağı olarak lisansörlük anlaşması imzaladıklarını kaydetti. Bu anlaşmanın sadece MNG Kargo için değil, coğrafi konum itibariyle dünyanın oldukça stratejik bir bölgesinde yer alan Türkiye için gerek istihdam gerek hizmet avantajları olarak önemli kazanımlar sağladığına dikkat çeken Kut, “MNG Kargo, hizmetlerini dünya çapında yaygın hale getirecek adımları atarken, teknolojik ve operasyonel süreçlerini en yüksek standartlarda yapılandırarak üstün müşteri hizmetleri seviyesinde hızlı bir entegrasyon gerçekleştiriyor” şeklinde konuştu. “Sektörde hiçbir ulusal kargo şirketinin FedEx gibi dünya devi bir iş ortağı yok. Yine hiçbir uluslararası hizmet veren kargo şirketinin de MNG Kargo gibi yurt genelinde yaygın, hızlı ve güvenli hizmet veren bir ulusal partneri bulunmuyor” diyen Kut, FedEx Express lisansörlükleri ile tüm müşterilerinin Amerika ve Avrupa’ya ertesi gün teslim hizmetinden yararlanabildiklerinin altını çizdi. Firma olarak kuruldukları günden itibaren hava kargo taşımacılığı, el terminali, X-ray uygulaması, LOCA sistemi gibi yeniliklerle anıldıklarını belirten Kut, katma değer sağlayan çalışmalarının her yıl birçok ödüle laik görüldüğünü dile getirdi. “Özelleştirmeyle sektörün büyüme potansiyeli artar” Özelleştirme ile sektörün 10 kat büyüme potansiyeli olduğunu söyleyen Aslan Kut, bütün sektörlerin serbest rekabete açıldığını ve devletin ekonomik faaliyetlerden çoktan elini çektiğini kaydetti. Ancak posta sektöründe halen ‘devlet tekeli’ anlayışının hakim olduğunu vurgulayan Kut, bu durumun kargo, kurye ve lojistik firmalarının sorunu olmasından çok, reel sektörün gelişmesinin önünde bir engel teşkil ettiğinin altını çizdi. Yasama ve yürütme organlarının PTT tekelinin kaldırılması ve özelleştirme ile ilgili çalışmalarının 2005’de başlattığını ama sonuçlandırılmadığını belirten Kut, bu sürecin birçok AB ülkesinde yıllar önce tamamlandığını, Rusya’da bile 20 yıl önce posta sektöründe tekelin kaldırılmış olduğunu ifade etti. AB normlarında Posta Kanun Taslağı’nın içeriği ile ilgili olarak sivil toplum kuruluşu sorumluluğu çerçevesinde yetkili makamlara sundukları raporların takipçisi olmayı sürdürdüklerine dikkat çeken Kut, “AB normlarında Posta Kanunu’nun bir an önce çıkarılması bir zorunluluk. Posta Kanunu’nun çıkarılması sırasında özel sektörle bir mutabakat sağlanmazsa çok önemli bir fırsatı ıskalanmış olacak. Posta İdaresi’nin bir an önce şirketleşerek serbest piyasa ekonomisine uygun rekabet ortamına dahil olması gerekiyor” şeklinde konuştu. Posta hizmetleri düzenleyicisi bir üst kurulunun oluşturulmasında özel sektör temsilcilerinin yer alması ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının eşit temsil edilmesinin sağlanması gerektiğini söyleyen Kut, evrensel posta hizmet sağlayıcılığı konusunda düzenlemeler yapılarak altyapısı uygun olan tüm özel şirketlerin bu alanda hizmet verebilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını beklediklerini kaydetti. Kut, şöyle devam etti: “Posta İdaresi’nin evrensel posta hizmetini tekel olarak vermesi ayrıcalık olduğu gibi sektördeki diğer oyunculardan herhangi bir fon kesintisi olmaksızın hizmet verebilmeli. Son olarak başkanlığını yürütmekte olduğumuz Türkiye Kargo, Kurye ve Lojistik İşletmecileri Derneği olarak Türkiye’nin lojistik merkez olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için gerekli ortam ülkemizde mevcut.”“POSTA KANUNU’NUN BİR AN ÖNCE ÇIKARILMASI BİR ZORUNLULUK”AB normlarında Posta Kanun Taslağı’nın içeriği ile ilgili olarak sivil toplum kuruluşu sorumluluğu çerçevesinde yetkili makamlara sundukları raporların takipçisi olmayı sürdürdüklerini vurgulayan Aslan Kut, “AB normlarında Posta Kanunu’nun bir an önce çıkarılması bir zorunluluk. Posta Kanunu’nun çıkarılması sırasında özel sektörle bir mutabakat sağlanmazsa çok önemli bir fırsatı ıskalanmış olacak. Posta İdaresi’nin bir an önce şirketleşerek serbest piyasa ekonomisine uygun rekabet ortamına dahil olması gerekiyor” şeklinde konuştu.Uyguladıkları sürdürülebilir kalkınma politikalarıyla son bir buçuk yıldır büyük adımlar attıklarını belirten MNG Kargo Yönetim Kurulu Başkan Vekili Aslan Kut, aktarma merkezleri otomasyon sistemlerinin bu yıl faaliyete geçmesiyle sektörde en az iki saat zaman kazanmayı hedeflediklerini dile getirdi. MNG Kargo olarak bu teknolojiye sahip olduklarını vurgulayan Kut, böylece hem daha ekonomik hem de daha hızlı hizmet üretmiş olacaklarının altını çizdi. Sahip oldukları yaygın hizmet ağı, mal badeli tahsilatlı gönderi hizmeti, şube anlayışını değiştiren el terminali, ipad, iphone uygulamaları ve bu yıl devreye alacakları aktarma otomasyon sistemleri ile sektörde daha kaliteli, daha kazançlı ve daha ko-
58l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKYurtiçiLojistik,depolama kapasitesiniikikatartıracakTuzla lojistik merkezlerini 2011 yılı Haziran ayında faaliyete geçirdiklerini, yılın ikinci yarısında ise İstanbul Avrupa yakası ile İzmir’deki yeni lojistik merkezlerini devreye alacaklarını söyleyen Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Murat İnce, bu yatırımlarla depolama alanlarının kapasitesini iki katı büyütmeyi amaçladıklarını vurguladı“WEB TABANLI UYGULAMALAR KULLANIYORUZ”Yurtiçi Lojistik olarak, tedarik zinciri içindeki ilk ve son halka arasındaki tüm aşamaları kapsayan her yerden ve her zaman erişime olanak veren web tabanlı uygulamalar kullandıklarını ifade eden Murat İnce, bunları geliştirmeyi kesintisiz sürdürdüklerinin altını çizdi. Murat İnce, “Operasyon yazılımlarımıza entegre etmek üzere, CRM bazlı müşteri veri tabanının oluşturulmasını da kapsayan yazılım geliştirmelerimizi tamamladık. Tüm geleneksel lojistik hizmeti sağladığımız müşterilerimize birçok raporu internet üzerinden online ve realtime olarak alabilme imkanı sunuyoruz. Kendi yazılımımızı geliştirmiş olmanın verdiği esneklik ile müşterilerimizin değişik taleplerini hızlı ve tam olarak yerine getirebiliyoruz” dedi. “Türkiye’de lojistik hızla büyüyor” Lojistik sektörünün dünyada küresel GSMH ile paralel geliştiğini ve her yıl ortalama yüzde 10’un üzerinde büyüdüğünü söyleyen Murat İnce, Türkiye’de büyüme hızında ise outsource oranındaki artışın yüksek olmasının etkili olduğunu kaydetti. “Hacmine bakıldığında toplam büyüklüğünün 2010 yılında yaklaşık 40 milyar doları bulduğu konuşulan lojistik sektörünün, önümüzdeki yıllarda daha hızlı büyüyerek gelecek 10 yıl içinde 80-90 milyar dolara ulaşması tahmin ediliyor” diyen Murat İnce, sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün büyümesi, ekonomideki üretim ve satışların seyrine bağlı olarak reel yüzde 5 ila 10, fiyatlama ve para politikalarına bağlı olarak da nominal yüzde 20-25 oranlarında gelişiyor. GSMH içindeki lojistik gelirlerinin payı yüzde 5’lerde kalarak gelişmiş ülkelerdeki yüzde 12’leri bulan payın altında kalıyor. Firmaların dış kaynak kullanım taleplerindeki değişimlerin artarak devam etmesi nedeniyle sektörün büyümesi bekleniyor. 2012’de lojistik sektörünün 90 milyar dolar dolayında bir potansiyele ulaşacağını tahmin ediyoruz.” Özellikle son zamanlarda yapılan araştırmalarda iklim değişikliği, yükselen enerji fiyatları ve artan yerel kaynak bulma sorunlarının lojistik sektörünün günümüzdeki ve gelecekte karşı karşıya kalacağı zorlukların başında geldiğini vurgulayan Murat İnce, yeni araçların eski taşıma araçlarına göre otomasyon, kullanılacak yakıt türü ve taşıma kapasitesi optimizasyonu gibi değişimlerle, hava, deniz ve kara taşımacılığında daha etkin ve esnek taşımacılık modellerinin geliştirileceğini aktardı. Ayrıca sektörde halen yeterli düzenleme ve denetimlerin olmamasının, lojistik firmalarının kalite kaygısı olmadan hızla çoğalmasına neden olduğunu belirten İnce, bu durumun sektörde haksız rekabet oluşmasını tetiklediğini dile getirdi. İnce, “Buna bağlı olarak taşımacılık üzerine planlanan ve yapılan mevzuatların zaman içinde günlük hayatın gerçekleri ile daha iyi örtüşeceğini ümit ediyoruz. Ancak burada özellikle denetlemelerin yapılması ve hizmetten faydalananların da resmi gereklere haiz firmaları tercih etmeleri gerekiyor. Ancak bu şartlar sağlanırsa yasalar ve mevzuatlar tam olarak hayata geçebilir” sözlerini ekledi.Erzurum, Düzce, Merzifon, Samsun ve İstanbul Esenyurt’ta 2011 yılının başında faaliyete aldıkları depolarının yanı sıra haziran ayında İstanbul Anadolu yakasında Tuzla lojistik merkezlerini de hizmet ağlarına kattıklarını belirten Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Murat İnce, 2011 yılının ikinci yarısında ise İstanbul Avrupa yakası ile İzmir’deki yeni lojistik merkezlerini tamamlamayı planladıklarını kaydetti. Bu tesislerin açılışlarını yaparak depolama alanlarının kapasitesini iki katına çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayan İnce, mevcut lojistik hizmetlerinin tam entegrasyonunu gerçekleştirerek bu alandaki servislerini geliştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Bunların yanı sıra, paletli parsiyel taşımacılık alanında da kaliteli hizmet ve zamanında teslimat konularında pazardaki ihtiyaç ve artan talepleri karşılamayı amaçladıklarını aktaran İnce, “Bu amaca yönelik 2011 yılının ikinci çeyreğinde kendi filomuz ve IT altyapımız ile hizmete aldığımız paletli parsiyel taşımacılık hizmetine başladık. İstanbul-Ankara, İstanbul-İzmir ve İstanbul-Bursa hatlarında karşılıklı düzenli seferler ile ertesi gün teslimat garantisini vererek, uygun maliyetlerle sunduğumuz parsiyel hizmetini 2011 yılı sonuna kadar yeni hatları bünyemize katarak büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yurtiçi Lojistik’in değişen ihtiyaçlara ve gelişen pazarlara paralel olarak 2002 yılında Arıkanlı Holding’e bağlı olarak faaliyetlerine başladığını aktaran İnce, müşterilerinin tedarikzinciri içinde malzeme, hizmet ve bilgi akışını, bilgi teknolojileri ile desteklediklerini dile getirdi. Depolama, komple ve parsiyel nakliye, katma değerli hizmetler, gümrükleme, konsolidasyon, mikro ve makro dağıtım ve toplama gibi hizmetleri de kapsamlı olarak sunduklarını söyleyen İnce, “Yurtiçi Lojistik, mevcutta İstanbul Anadolu yakasında yeni hizmete soktuğu Tuzla lojistik merkezinin yanı sıra Anadolu yakasında Çayırova’da, Avrupa yakasında Hadımköy, İkitelli ve Esenyurt’ta, ayrıca Anadolu’da Ankara, İzmir, Antalya, Trabzon, Konya, Düzce, Merzifon, Erzurum, Samsun ve Bursa bölgelerinde 13 adet lojistik merkezinde depolama hizmetlerini sürdürüyor” şeklinde konuştu. Yurtiçi Lojistik olarak, tedarik zinciri içindeki ilk ve son halka arasındaki tüm aşamaları kapsayan her yerden ve her zaman erişime olanak veren web tabanlı uygulamalar kullandıklarını ifade eden İnce, bunları geliştirmeyi kesintisiz sürdürdüklerinin altını çizdi. İnce, “Operasyon yazılımlarımıza entegre etmek üzere; CRM bazlı müşteri veri tabanının oluşturulmasını da kapsayan yazılım geliştirmelerimizi tamamladık. Tüm geleneksel lojistik hizmeti sağladığımız müşterilerimize birçok raporu internet üzerinden online ve realtime olarak alabilme imkanı sunuyoruz. Kendi yazılımımızı geliştirmiş olmanın verdiği esneklik ile müşterilerimizin değişik taleplerini hızlı ve tam olarak yerine getirebiliyoruz” dedi.“YILIN İLK YARISINDA YÜZDE 30 BÜYÜME SAĞLADIK”Yurtiçi Lojistik’in son yıllarda araç filosunu genişlettiğine dikkat çeken Murat İnce, ‘Yurtiçi’nden dünyaya açılan lojistik’ sloganı ile Türkiye’yi Avrupa’ya ve komşu ülkelere bağlayan yeni uluslararası taşıma ağının lansmanı ile komple ve parsiyel taşımacılığı hizmeti verdiklerini kaydetti. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde yaşanan ekonomik krize rağmen 2010 yılında ciro büyüme hedefleri olan yüzde 15’in üzerinde büyüme yakaladıklarını vurgulayan İnce, “2011’da ise hedef büyüme oranımız olan yüzde 30’luk büyümeyi yılın ilk yarısında yakaladık. Bu doğrultuda Yurtiçi Lojistik olarak pazardaki payımızı her geçen yıl yeni tesis ve yatırımlarımızla artırarak hedeflerimize ulaşacağımızı öngörüyoruz” diye konuştu.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 59 FUAR 9Pamukkale,sanayikenti Bursa’ya20şubeyleüskurduAtılım yılı olarak ilan ettikleri 2011’de en büyük yatırımlarını Bursa’da hayata geçirdiklerini dile getiren Ahmet Bababalım, 20 yeni şube ekledikleri Bursa operasyonunda çalışacak otobüsler için 9 milyon Euro’luk yatırım yaptıklarını açıkladıKarayolu ulaştırma sektöründe 1962 yılından bu yana faaliyet gösteren ve son yıllarda gerçekleştirdiği yatırımlar ve yapısal dönüşümle Türkiye’nin en hızlı büyüyen firmaları arasına giren Pamukkale Turizm, sanayi şehri Bursa’ya üs kurdu. 50 yıllık geçmişe sahip Pamukkale Turizm, büyüme stratejisi çerçevesinde Türkiye ekonomisine yön veren Bursa’da 20 yeni şubeyle atılıma geçti. Mayıs ayından itibaren Bursa’dan faaliyet gösterdiği Akdeniz, Ege, Batı Karadeniz, İç Anadolu, Marmara bölgelerine direkt kalkışlı seferler düzenlemeye başlayan firma, sadece Bursa operasyonunda çalışacak otobüsleri için 9 milyon Euro yatırım gerçekleştirdi. Pamukkale Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bababalım, “Yatırım yılı olarak ilan ettiğimiz 2011’de en büyük yatırımımızı Bursa’da yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bursalılara, Pamukkale kalitesi ve keyfiyle yolculuk yapmalarını sağlamak amacıyla sadece Bursa operasyonunda çalışacak otobüslerimiz için 9 milyon Euro’luk yatırım yaptık. Bursalıların sunduğumuz hizmetlerden daha kolay ve rahat faydalanabilmeleri için Nilüfer, Heykel, Çekirge, Altıparmak, Setbaşı, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı gibi önemli merkezlerde ve Bursa genelinde var olan şubelerimize 20 yeni şube ekledik” dedi. 2010 yılında 500 değişik noktaya 7 milyon yolcu taşıdıklarını vurgulayan Ahmet Bababalım, 2011 model otobüslerden oluşan 443 araçlık filosu, kişisel yolculuk keyfini maksimuma çıkaran özel donanımlı Teknobüs ve Pamukyol seferleri ile günde 517 noktaya sefer yapma imkanına sahip olduklarını söyledi. Türkiye genelinde bulunan 427 iletişim noktası ve yenilikçi hizmetleriyle sektör ortalamalarının“PAMUKKALE AKADEMİ EĞİTİMLERİNİ SÜRDÜRÜYOR”Karayolu yolcu taşıma sektöründe insan kaynağı kalitesinin çok önemli olduğu bilinciyle Pamukkale Akademi’yi hayata geçirdiklerine vurgu yapan Ahmet Bababalım, “Pamukkale Akademi karayolu ulaştırma sektörü için de uzun soluklu ve sorunlara çözüm getirecek eğitimler üzerinde çalışıyor. Sektörde uzmanlaşmak isteyen genç arkadaşlarımıza Pamukkale Akademi ile kişisel gelişim, mesleki eğitim, genel kültür, yabancı dil gibi birçok konuda eğitim hizmeti veriyoruz” dedi. üzerinde yakaladığı büyüme performansından dolayı 2009 ve 2010 yıllarında ulaştırma sektörü birincisi seçildiklerini belirten Bababalım, “Ulaşım, çok sektörlü ve çok dallı bir yapıya sahip olduğundan dolayı karmaşık süreçleri olan bir sistem. Bu anlamda Pamukkale Turizm olarak bizler süreçlerimizi sadeleştirmek, verileri bilgiye dönüştürmek, verimliliği artırmak ve kuralların sürekli değiştiği bir sektörde standardı sağlamak amacıyla yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Pamukkale Turizm olarak Türkiye genelinde başlattığımız değişim hareketinin, sanayi, üretim ve ekonomik gücüyle ülkemize sürekli değer katan Bursa ile birlikte daha da büyüyeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
60 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKFiloTürk,2014sonunda300bin aboneyeulaşmayıhedefliyorMobil takip sistemleri alanında başarılarını artırmaya yönelik çalışmalar içinde olduklarını söyleyen Tunca Akkaya, 2014 yılı sonundaki hedefleri olan 300 bin abone sayısı için hizmet bölgelerini artırdıklarını dile getirdi“2011 YILI İLK YARISINDA CİROMUZU İKİ KAT ARTIRDIK”Mobiliz firmasının yoğun Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirdiğini belirten Tunca Akkaya, bu Ar-Ge çalışmalarının Bilkent Cyberpark Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde sürdüğü bilgisini verdi. FiloTürk olarak ise mobil takip operatörü olarak müşterilerine Mobiliz’in yüksek teknolojili ürünlerini sunmaya ve onların memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Akkaya, “FiloTürk’ün 2010 yılı cirosu 5 milyon 527 bin TL olarak gerçekleşti. 2011 yılının kesinleşmemiş ilk yarı cirosu da 5 milyon 317 bin TL’ye ulaştı. Anlaşılacağı üzere iki katı büyüme sağlamış durumdayız. 2011 yılının ilk yarısında Mobiliz ve FiloTürk’ün konsolide edilmemiş toplam cirosu da 10 milyon 461 bin TL oldu. Bu doğrultuda hedeflerimizi gerçekleştirmekte olduğumuzu söyleyebilirim” dedi.“AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ALTINCI ARAÇ TAKİP FİRMASIYIZ”FiloTürk olarak 100 bin adet mobil takip cihazıyla 8 bin adet müşteriye hizmet verdiklerini vurgulayan Tunca Akkaya, “Bu bizi Avrupa’nın en büyük altıncı araç takip ve filo yönetim firması yapıyor. Dünyada da bu konuyla ilgili ilk 20 firma arasında yer alıyoruz. 10 bin adet civarındaki araç takip cihazımız CanBus özelliğine sahip. Bu konuda ülkemizde açık ara önde olduğumuzu düşünüyoruz” dedi.Lojistik sektörüne yönelik ürünlerinden birinin Mobiliz’in geliştirdiği Entegre Navigasyon Sistemi olduğunu vurgulayan Akkaya, bir diğerinin ise Mobiliz’in otomotiv teknolojileri çözüm ortağı AVL firmasıyla geliştirdiği EcoDrive teknolojisi olduğunu ifade etti. EcoDrive’ın özellikle araç filosu geniş olan şirketlerin bakım ve yakıt giderlerinde tasarruf etmelerini ve verimliliği artırmalarını sağladığına dikkat çeken Akkaya, “EcoDrive cihazı, araçların bilgisayar sistemleriyle entegre edilebiliyor. Böylece yoldaki sürücülere sesli uyarıda bulunmanın yanı sıra yol güvenliği ve yakıt tüketimi açısından da en uygun tepkileri vermelerine yardımcı oluyor. Sürücünün iletişim giderlerini en aza indirmesine ek olarak da en uygun rotayı çizerek ilgili adrese en kısa zamanda ulaşmasını sağlıyor” diye konuştu. “Türkiye’de araç takip cihazı sayısı 250 bin adet civarında” Türkiye’nin hızla büyüyen ekonomiler arasında yer alması, geçmişte karşılaşılan krizler nedeniyle verimliliğe verilen önemin artması, akaryakıt fiyatlarının ve araç fiyatlarının yüksek olması gibi nedenlerden dolayı araç takip ve filo yönetimi sistemleri kullanımının artmaya başladığını vurgulayan Akkaya, sektörün şu andaki büyüklüğünün yurtdışında faaliyet göstermeye yeterli olmadığını kaydetti. Türkiye’de 7.5 milyon ticari araç bulunmasına karşın kullanımda olan araç takip cihazı sayısının 250 bin adet civarında olduğunun tahmin edildiğini belirten Akkaya, hem iç pazarın büyüme eğilimde olması hem de yurtdışı faaliyetlere yönelik yeterli teşviklerin olmamasının yurtdışına açılmalarını geciktirdiğini dile getirdi. Bazı müşterilerin farklı marka araç takip sistemleri arasında karar verirken en uygun maliyetli sistem yerine en düşük fiyatlı sistemleri tercih ettiklerini aktaran Akkaya, telekomünikasyon ve bilgi teknolojilerinin bir arada yer aldığı telematik ve filo yönetimi konusunda tüm müşterilerin yeterli bilgiye sahip olmalarının mümkün olmadığını ifade etti. Ancak sadece rölanti zamanın doğru ölçülmesi sayesinde ayda 10 litre civarında akaryakıt tasarrufu yapılabildiğine dikkat çeken Akkaya, şöyle devam etti: “FiloTürk her ay müşterilerine FiloRapor göndererek rölanti süreleri konusunda bilgi veriyor. EcoDrive kullanımıyla araçların yakıt tüketiminde yüzde 15’e varan azalma sağlandığını örnek verirsek, aylık akaryakıt harcaması çekici başına 15 bin TL olan bir firma için nasıl bir rekabet avantajı sağlayacağı anlaşılabilir.”Daha önce hiçbir araç takip tedarikçisinin sunmadığı yeni hizmetler sunma hedefleri doğrultusunda 2011 yılında da çalışmaya devam ettiklerini aktaran FiloTürk Genel Müdürü Tunca Akkaya, çözüm ortaklıklarıyla birlikte sundukları toplam sistem özellikleri ile yatırım geri dönüşü konusunda en avantajlı firmalardan biri olma hedefleri paralelinde sektördeki konumlarını sağlamlaştırmayı amaçladıklarını kaydetti. Müşteri ilişkileri yapılanmalarıyla mobil takip sistemlerinde Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan Akkaya, önümüzdeki dönem içinde bu alanda başarılarını artırarak sürdürmeyi planladıklarını ifade etti. Rakamsal olarak 2011’de bir önceki yıla göre yüzde 100’lük bir büyüme öngördüklerini belirten Akkaya, “Ayrıca Securitas ile yaptığımız işbirliği sonucunda Türkiye’de ilk defa abonelerimize ‘mobil güvenlik hizmeti’ sunmaya başladık. Önümüzdeki ay içinde de Bilsag ile birlikte ‘saha gücü takip hizmeti’ ile mobil insan kaynaklarına iş atanması, takibi ve performans değerlendirmesi hizmetlerini abonelerimize açmış olacağız. 2014 yılı sonunda 300 bin abone sayısına ulaşmak üzere bayi sayımızı ve hizmet verdiğimiz bölgeleri artırmaya da devam ediyoruz” diye konuştu. FiloTürk’ün Mobiliz tarafından geliştirilen araç takip ve filo yönetim sistemlerinin satış, pazarlama, satış sonrası hizmetleri ile müşteri ilişkilerini yönetmek amacıyla mobil takip operatörü olarak 2010 yılında faaliyete başladığını anlatan Akkaya, şirket yönetim kadrosunun önemli bir bölümünün alanlarında 20 yıllık deneyime sahip olduğunu kaydet-ti. FiloTürk olarak 2011’in ilk yarısında geçen yıl gerçekleştirdikleri ciro rakamını yakaladıklarına dikkat çeken Akkaya, böylece yüzde 100’e yakın bir büyüme sürecine girmiş bulunduklarının altını çizdi. Halihazırda 81 ilde yaygın yetkili servis hizmeti verdiklerini söyleyen Akkaya, özellikle bu satış kanallarını güçlendirerek müşterilerine yerinde hızlı ve kaliteli hizmet verme hedeflerine yönelik önemli yol kat ettiklerini ifade etti. “Hizmetlerimizle %13 oranında yakıt tasarrufu sağlanıyor” Sağladıkları hizmetlerle kurumların sahip olduğu araçların işletim maliyetlerini azaltmanın yanı sıra kurumun operasyonel verimliliğini de artırarak rekabet şansını güçlendirdiklerini belirten Tunca Akkaya, şu an sundukları araç takip ve filo yönetim sistemlerinin sağladığı rölanti, yol tipine göre hız denetimi, rota planlama, periodik bakım kontrolü ve yakıt giderleri takip ile yüzde 13 civarında yakıt tasarrufu olanağı sunduklarını dile getirdi. “EcoDrive gibi aracın daha verimli kullanımına ve sürücü davranışlarını geliştirmeye yönelik teknolojiler ile birlikte araçların daha verimli kullanılması mümkün olacak” diyen Akkaya, “Mobiliz’in geliştirdiği ve bizim müşterilerimize sunduğumuz Yük İzleme Sistemi, helikopterlere, vagonlara yerleştirildiği zaman araçlar internet üzerinden gerçek zamanlı izlenebiliyor. Kıymetli yüklerin internet üzerinden izlenmesini bu ürünle sağlayarak Türkiye’de önemli bir çalışmaya imza atmış bulunuyoruz” şeklinde konuştu.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 61 FUAR 11OktTrailer’den‘yarı römorktanker’üretimiPetrol türevleri, inşaat sektörü, beton, agrega ve gıda taşımacılığı gibi alanlarda araç üstü ekipman ve treylerleriyle 30 yıldır çözüm üreten Okt Trailer, Türkiye’de üretimi yapılmayan ve sektörde boşluğu hissedilen yarı römork tanker üretimine odaklandı. Bir yıla yakın süredir yarı römork tanker üretimini gerçekleştirdiklerini dile getiren Okt Trailer Genel Müdürü Hakan Maraş, yurtdışında olmasına rağmen Türkiye’de üretimi bulunmayan yarı römork tankerle ilgili sektördeki boşluğu hissettiklerini ve yatırım yaptıklarını kaydetti. Bu ürünü, istasyonlar arası akaryakıt aktarımının çok yoğun olmadığı dönemlerde, akaryakıt tankerlerindeki bölünmezlik sorununu ortadan kaldırmak ve az miktarlardaki akaryakıtı şehir içinde manevra esnekliği avantajından yararlanarak taşımak için ürettiklerini dile getiren Maraş, “Tasarımını buna uygun hazırladık. Piyasada bulunan akaryakıt tankerlerinin yaklaşık yarısı boyutunda olan yarı römork tankerler, çekiciye akaryakıt tankerleri ile aynı anda da bağlanabiliyor. Bu istasyon başına sefer sayısını da azaltarak maliyetlerde ciddi bir düşüş sağlıyor. Manevra esnekliği yanında kullanılan malzeme bakımından önemli hafiflik avantajı sunan yarı römork akaryakıt tankerlerimiz sektörde oldukça ilgi uyandırdı. Dolayısı ile önümüzdeki günlerde söz konusu üretimlerin yoğunluk kazanacağını tahmin ediyoruz” bilgisini verdi. Sektördeki ADR’li tanker talebinin yüzde 31.6’sını, inşaat sektöründe ihtiyaç duyulan nitelikteki silobas, damper ve diğer üretim kalemleri ile toplam talebin yüzde 33.26’sını firma olarak karşıladıklarını aktaran Maraş, üretimlerinin yüzde 75’ini yurtdışına ihraç ettiklerine vurgu yaptı. 2009 yılında Mısır, Almanya ve Makedonya’ya satış yaparken, geçen yıl bu ülkelere Özbekistan, İsveç, İtalya ve Rusya’yı da eklediklerini açıklayan Hakan Maraş, “Kalitemizin Avrupalı üretimlerle eş değer olmasının yanında bu üretimi geliştirdiğimiz projelerle daha düşük maliyetlerde çıkarabilmemiz bize yurtdışında önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Yurtiçi satış ağımızda ise Bursa, İzmir, Bilecik, Ankara, Çanakkale ve diğer birçok şehirde yatay anlamda genişleyerek coğrafi kapsama sahamızı genişlettik” şeklinde konuştu. Karayolu taşımacılığı yapan firmaların çözüm ortağı olduklarını hatırlatan Maraş, Türkiye’de her yıl yaklaşık 22 milyon ton akaryakıtın karayolu ile taşındığını söyledi. Stoklama mantığı ile üretimi“MÜŞTERİYE ÖZEL TASARIM YAPIYORUZ”Müşteri tabanlı çalıştıklarını belirten Hakan Maraş, tasarımları müşteri odağında ürettiklerini kaydetti. “Proje mantığı ile yaklaştığımız bu özel üretimler müşterimizin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir ve bizim hayal gücümüz ile teknolojiye dönüştürülerek ihtiyaca hizmet eder” diyen Maraş, yapılan özel üretimlerin kapsamının oldukça geniş olduğunu ve piyasada ihtiyaç kaynağının oluşturduğu açıklığı teknolojiyle doldurarak sunduklarını söyledi. yapılan akaryakıt tankerlerinin can ve mal güvenliği açısından karayolunda büyük bir risk taşıdığını belirten Hakan Maraş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa ülkelerinde kabul görmüş olan Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Standartları’nı (ADR), henüz Türkiye imzalamadı. Anlaşmanın kabulü ülkemiz tarafından 2013 yılına ertelenmiş görünüyor. Biz standartların neleri kapsadığı ve neden böyle olması gerektiği konusunda müşterilerimize ücretsiz danışmanlık hizmeti sağlıyoruz. En önemlisi onları stoklama mantığı ile üretilen ürünlerden uzaklaştırarak bu işi en güvenli şekilde yapabilecekleri ADR’li akaryakıt tankerlerine yönlendiriyoruz. Anlaşmanın 2013 yılında kabul edilmesi ile birlikte birçok firma ADR’siz ürünlerle karayoluna çıktıkları için cezai yaptırımlara tabi olacak. Biz müşterilerimizin mağdur olmaması açısından ADR’li üretimlere yönelmelerini ısrarla vurguluyoruz.”
62 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKDemiryoluyatırımlarınahızveren Reysaş,araçparkınıbüyütecekDemiryolu yatırımlarına odaklandıkları 2011 yılında bu stratejiye bağlı olarak araç parklarını genişletme çalışmalarına öncelik verdiklerini söyleyen Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, ayrıca geçen yıl başladıkları ve inşaatı süren 14 deponun da yıl sonuna kadar faaliyete geçeceğini açıkladıDemiryolu operasyonlarını tek bir çatı altında toplayarak ayrı bir şirket haline getirdiklerini belirten Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, şu an bu şirketin yüzde 50’sinin yabancı yatırım şirketine satışı konusunda bir ön protokolün imzalandığını dile getirdi. Bu yıl içinde demiryolu yatırımlarına hız vereceklerinin altını çizen Döven, Türkiye’de demiryolu lojistiğinde meydana gelecek altyapı ve yeni mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde öncelikli olarak araç parklarında hızlı bir büyüme sağlamayı planladıklarını kaydetti. İnşaatı süren terminallerini tamamlayıp henüz arazi konumunda olanların inşasına başlayacaklarını vurgulayan Döven, uluslararası taşımalarda kendi trenlerini hareket ettirmek amacıyla altyapı oluşturacaklarını aktardı. Sadece vagon üzerine değil aynı zamanda stratejik önemlerine göre terminal yatırımlarının olduğunu söyleyen Döven, bu yatırım stratejilerinin Türkiye açısından da önem taşıdığını ifade etti. Unutulan demiryolu ağı zenginliğinin hatırlatılması ve etkin kullanımının sağlanması konusunda öncü olmayı hedeflediklerini aktaran Döven, “Ayrıca, 2010 yılında sadece depoculuk alanına 30 milyon dolarlık yatırım yaptık. Halen 14 depomuzun inşaatı devam etmekte olup, yıl sonuna kadar bunları faaliyete almayı planlıyoruz. Bu alandaki ihtiyacı göz önüne aldığımızda, bugün yaklaşık 550 bin metrekareyi bulan depo alanımızı 2015 yıl sonu itibariyle 1 milyon metrekareye ulaştırmak öncelikli hedefimiz” dedi. Reysaş olarak ulusal ve uluslararası birçok markaya hizmet sunduklarını aktaran Döven, bin 200’ün üzerindeki özmal araç ve ekipmanlarının yanı sıra Avrupa hatlarında sahip oldukları portföy ile yurtiçi ve yurtdışında faaliyetlerine devam ettiklerini dile getirdi. Toplam şirket cirosunun yaklaşık yüzde 61’inin lojistik ve depolama olduğu bilgisini veren Döven, “Ciromuzun yüzde 25’ini akaryakıt ve otomotiv taşımacılığı,yüzde 14’ünü ise uluslararası taşımacılık ve diğer faaliyetler oluşturuyor. Yaklaşık 2 bin kişinin çalıştığı şirket filomuz, Avrupa’dan Asya’ya her ay 10 milyon kilometrenin üzerinde yol kat ediyor. Türkiye genelinde yaklaşık 550 bin metrekare depolama alanına sahibiz. İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, İzmir, Bursa ve Adapazarı’nda bulunan bölge müdürlüklerimiz hizmet veriyor” şeklinde konuştu. “Sektörde 2011 yılında %15 büyüme bekliyoruz” Sektörde taşıma ve lojistik hizmeti veren yaklaşık 600 bin civarında kurum ve bireyin 1 milyonun üzerinde araç parkı ile faaliyet gösterdiğini belirten Durmuş Döven, sektörde 400 bin kişiye yakın istihdam sağlandığını dile getirdi. 2 milyon kişinin de bu sistemden doğrudan veya dolaylı olarak faydalandığını söyleyen Döven, dünya lojistik pazarının yaklaşık 6.5 trilyon dolar olduğu bilgisini verdi. Türkiye’de ise sektör büyüklüğünün yaklaşık 80 milyar dolar civarında olduğunu vurgulayan Döven, sektörün sahip olduğu büyüme potansiyelinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. 2011 yılı ve sonrası içinde büyüme trendinin yüzde 15’lere ulaşacağını öngördüklerini aktaran Döven, toplam dünya ticaretinde ise sektörün iş hacminin 2015 yıl sonuna kadar 10-12 trilyon doları geçmesinin beklendiğini kaydetti. Türkiye’nin dünya lojistik pazarından çok daha fazla pay alması gerektiğinin altını çizen Döven, “Yakın gelecekte jeolojik konumu itibariyle ülkemizin daha da ön plana çıkacağına inanıyoruz. Bu bakımdan ülkemizin sadece bölgesel değil aynı zamanda global bir lojistik hizmeti sağlayıcısı olabilmesi için bu alandaki yatırımlara ayrı bir önem ve ağırlık verilmesi gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu. Sektörde altyapı eksiklikleri olduğuna dikkat çeken Durmuş Döven, organize olmayan yapı-“HER YIL 30-35 MİLYON DOLARLIK YATIRIM YAPIYORUZ”2010 yılında 135 milyon dolar ciro kaydettiklerine dikkat çeken Durmuş Döven, şirket olarak her yıl ortalama 30-35 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdiklerini ifade etti. Depo yönetimini tek bir çatı altında toplamak amacıyla kurdukları Reysaş GYO’nun 2010 yılında halka arzını gerçekleştirdikleri vurgulayan Döven, 2011 yılı ilk yarısında kuruluş çalışmalarına hız verdikleri yeni demiryolu şirketleri ile depoculuk ve demiryolu alanında yaptıkları yatırımların, tüm yatırımları içinde en büyük paya sahip olduğunu belirtti. Döven, “Önümüzdeki dönemlerde de bu alanlarda stratejik yatırımlarımız devam edecek. Depoculuk özellikle ülkemizde çok geri kalmış durumda. Maalesef yeterli büyüklük ve kalitede depo amaçlı kullanılabilecek ticari alan yok. Ulaşım bağlantılarına yakın ticari depo alanı da son derece kısıtlı. Biz bu eksiği görerek depo lojistiği alanında milyonlarca dolar yatırım yaptık” dedi.“FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN EKSİKLİKLERİ TAMAMLAMALIYIZ”Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yapacak bir bölgede son derece stratejik bir konumda yer aldığını dile getiren Durmuş Döven, “Bunun sağlayacağı fırsatlardan yararlanabilmek için tüm bu teknik altyapısal ve mevzuatsal eksikliklerin biran önce tamamlanması gerekiyor” yorumunu yaptı.lanma, kalifiye ve eğitimli çalışan eksikliğinin yanı sıra sektörel düzenlemelerin yetersizliğinin başlıca sorunlar arasında yer aldığını dile getirdi. Türkiye’de limanların ve demiryolu ağının etkin kullanımının sağlanamadığı için yurtiçinde taşımacılığın yaklaşık yüzde 94’ünün karayollarından yapıldığını belirten Döven, son dönemlerde özellikle demiryolu tarafında ciddi iyileştirmeler düşünüldüğünü ifade etti. Bunun çok önemli bir adım olduğuna dikkat çeken Döven, “Bununla beraber sektörün alt kollarından olan depolama ihtiyacı ve kaliteli depo inşası eksikliği de oldukça fazla. Reysaş olarak biz de bu anlamda yatırımlarımızı hızlandırmış durumdayız” bilgisini verdi.
64 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKSatko,M2Myatırımıylamakineve yakıtkullanımdaverimiartıracakAr-Ge çalışmalarına geçen yıl başladıkları M2M yatırımlarının devam ettiğini belirten Satko Teknoloji Genel Müdürü Nedim Çelebiler, bu yatırımla amaçlarının insan gücü, makine ve yakıt kullanımını daha verimli hale getirmek olduğunu dile getirdi“MÜŞTERİ PORTFÖYÜMÜZ ÇOK GENİŞ”Türkiye’de farklı sektörlerden gelen çeşitli firmalara araç takip ve filo yönetim sistemleri çözümleri sunduklarını anlatan Nedim Çelebiler, “Soğuk gıda taşımacılığı yapan Havi Lojistik’ten uluslararası taşımacılık firması Ran Lojistik’e, yolcu taşımacılığı sektöründe Ulusoy Turizm Seyahat’ten akaryakıt pazarından Total’e kadar geniş bir yelpazeden oluşan müşteri portföyüne hizmet veriyoruz” şeklinde konuştu. Aktif olarak izledikleri araç sayısının geçtiğimiz 12 ay içinde yüzde 40 artış gösterdiğini söyleyen Satko Teknoloji Genel Müdürü Nedim Çelebiler, 2010 yılında başlattıkları M2M (Makine-Makine İletişimi) alanındaki Ar-Ge yatırımlarına bu yıl ağırlık vereceklerini dile getirdi. Bu amaç doğrultusunda geliştirmeyi hedefledikleri M2M platform tabanı üzerinde iş ortaklarına birçok yeni hizmet sunmayı planladıklarını vurgulayan Çelebiler, bu hizmetler çerçevesinde halihazırdaki mobil araç takibi çözümlerinin güçlendirilmesinin yanı sıra jeneratör ve iş makinesi ile sayaç kontrolü gibi çözümler geliştireceklerini kaydetti. Bu hizmetlerdeki temel hedeflerinin insan gücü, makine ve yakıtın verimli kullanılmasının sağlanması olduğunu aktaran Çelebiler, araştırma çalışmalarına dayanarak M2M teknolojisini uyguladıkları yerlerde en az yüzde 10 yakıt tasarrufu sağlandığını aktardı. Çelebiler, “Bu da tabii çalıştığımız şirketlere yalnızca maliyet açısından değil, çevreye duyarlılık anlamında da olumlu etki etmemizi sağlıyor. Bir de Traylertracks Sistemi ile yaptığımız dorse ve remork takibiyle hizmet verdiğimiz müşterilerimize yurtiçinde veya yurtdışında kaybolan araçlarının bulunması konusunda tam destek veriyoruz” dedi. Satko Teknoloji’nin kuruluş amacı olarak sunduğu mobil araç takip ve filo yönetimi sistemleri üzerinden müşterilerine araçlarının yerini harita üzerinde göstermeyi ve bu sayede gerekli yönlendirmeleri yapabilmelerini sağlamayı hedeflediğini aktaran Çelebiler, sundukları araç takip sistemleri sayesinde işbirliği içinde oldukları kuruluşların araç filolarının verimini artırdıklarını ifade etti. Bunun yanı sıra hizmet verdikleri kurumlara şeffaf bir yapı geliştirmelerinde yardımcı olduklarına dikkat çeken Çelebiler, “Böylece Satko Teknoloji kilometre, devir ve takograf
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 65 FUAR 15“BU YIL YÜZDE 30 BÜYÜME İLE 10 MİLYON TL CİRO HEDEFLİYORUZ”durum bilgisi, yakıt alım ve harcama tutarları, şoförlerin araç kullanma süresi yakıt sarfiyatı ve hız verileri gibi kritik öneme sahip noktaların raporlanabilmesine olanak tanıyor” diye konuştu. “Kanunen gerekli süreler boyunca bilgilerin saklanmasını sağlıyoruz” Dünyada çoğu lojistik firmasının dijital takograftan alınan arşivlenmiş sürücü içerisindeki iki yıllık sefer verilerini saklama zorunluluğu bulunduğuna değinen Çelebiler, ancak ehliyete yerleştirilen çiplerin ancak bir aylık bilgileri saklayabildiğini ve yeni bilgiler yüklendikçe bunların üzerindeki eski bilgilerin kaybolduğunu ifade etti. Bu nedenle elde edilen bilgilerin sürekli olarak araç üzerine çıkılarak alınması ve merkezi bir yerde saklanması için toplanması gerektiğine dikkat çeken Çelebiler, “Satko Teknoloji tarafından sunulan çözümler ile bu bilgilerin tümünün Satko Araç Takip Sistemi ile merkeze iletilmesi sağlanıyor. Böylece kanunen gerekli süreler boyunca bu bilgilerin saklanması sağlanıyor. Satko Teknoloji, bir veri tabanı oluşturulmasını da kolaylaştırıyor” diye konuştu. Avrupa’da denetimi oldukça sıkı bir şekilde yapılan dijital takograf kullanımının, Türkiye’de 2010 yılının Haziran ayından itibaren uluslararası taşımacılıkta kullanılacak TIR’larda zorunlu hale geldiğini belirten Çelebiler, araç kullanımıyla ilgili zaman ve performans bilgilerinin çok yaSatko Teknoloji olarak 2010 yılında mobil araç takip sistemleri pazarına yönelik Ar-Ge yatırımı yaptıklarını belirten Nedim Çelebiler, böylece geçen yıl doğru sistemler ve hizmetler sunarak müşterilerinin mobil varlıklarını daha verimli kullanmalarını sağladıklarını dile getirdi. Bu doğrultuda hedeflerinin önemli bir kısmını gerçekleştirmiş olduklarını vurgulayan Çelebiler, “2011 yılı sonu için önümüzde yüzde 30 büyüme hedefimiz bulunuyor. Buna karşılık ciro hedefimizin ise 10 milyon TL civarında olduğunu söyleyebiliriz” dedi.kın bir şekilde takip edilmesi gerektiği için aracın kaç saat kullanıldığı ya da sefer süresince ne kadar hareket ettiği bilgisinin alınmasının zorunlu hale geldiğini kaydetti. Günümüzde uluslararası taşımacılıkta bu tür kurallara uyulmadığı takdirde sürücünün yanı sıra firmaya da büyük cezaların kesilmesinin söz konusu olduğunu vurgulayan Çelebiler, “Satko Teknoloji olarak sunduğumuz çözümlerle nakliye ve lojistik firmalarının 3821/85/AET sayılı tüzüğün gerekliliklerini yerine getirmesine yardımcı oluyoruz. Çözümlerimiz sayesinde ehliyet çipinin üzerindeki bilgiler otomatik olarak merkeze aktarılıyor ve yasaya uygun bir şekilde rahatlıkla bir yıl boyunca veri tabanında saklı tutuluyor. Kullanım kolaylığı, esneklik, veri güvenilirliği ve birçok ek işlev ile Satko Teknoloji olarak müşterilerimize bu önemli süreçte en iyi hizmeti sağlayabilmek için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. “Firmaların iş verimliliğini artırmalarına yardımcı oluyoruz” Satko olarak, firmaların sabit varlık yatırımlarında olduğu gibi tüm mobil kaynaklarını uygun maliyet seçenekleri ile uzaktan kolayca kontrol etmelerini sağlamayı amaçladıklarının altını çizen Nedim Çelebiler, otomobil ya da TIR gibi tüm mobil ekipmanları ile sahada görev yapan personellerin iş verimliliğini artırmalarına yardımcı olmak için çalıştıklarını ifade etti. İş verimliliğini etkin bir biçimde sağlamanın lojistik sektörü açısından oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Çelebiler, son yıllarda lojistik sektörü gibi rekabetçi ve maliyet kontrolünün yoğun olarak yaşandığı tüm diğer sektörlerde de benzer kaynak kontrolleri yapılmasının firmalara büyük katkı sağladığını aktardı.
66 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKAlışan Lojistik’in 1985 yılında Ertuğrul Alışan başkanlığında İstanbul’da faaliyetlerine başladığı bilgisini veren Jan Devrim, sahip oldukları uzman kadro ile lojistik sektörüne yönelik talepler için farklı çözümler ürettiklerini kaydetti.Alışan,40binpaletbüyüklüğünde yenideposunudevreyealdıTuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde 40 bin palet büyüklüğündeki yeni depo yatırımlarını tamamladıklarını söyleyen Alışan Grup Operasyonlar Koordinatörü Jan Devrim, bu yıl yüzde 20’nin üzerinde büyüme ve istihdam artışı hedeflediklerini ifade ettiGlobal pazar ihtiyaçları doğrultusunda bu yıl içinde yapılanmalarını güncel tutarak, müşterilerin ihtiyaç duydukları tüm kanalları en pratik çözümlerle sunmaya devam edeceklerini belirten Alışan Grup Operasyonlar Koordinatörü Jan Devrim, filolarında ciddi yenileme çalışmaları yapacaklarını dile getirdi. 2011 yılının ilk yarısı için 19 milyon TL’lik bir yatırımlarının söz konusu olduğunu vurgulayan Devrim, “Ayrıca 2011 yılı Mayıs ayı itibariyle 40 bin palet büyüklüğündeki yeni depomuzu, Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete açtık. Yüzde 20’nin üzerinde öngördüğümüz büyüme hedefine bağlı olarak aynı oranlarda istihdam artışı da yaratacağımızı düşünüyoruz” dedi. Alışan Lojistik’in 1985 yılında Ertuğrul Alışan başkanlığında İstanbul’da faaliyetlerine başladığı bilgisini veren Jan Devrim, sahip oldukları uzman kadro ile lojistik sektörüne yönelik talepler için farklı çözümler ürettiklerini kaydetti. Uluslararası taşımacılık, gümrükleme, depo&antrepo hizmetleri, likit ve toz kimyevi madde taşımacılığı ile yurtiçi nakliyenin verdikleri hizmetler arasında bulunduğunu söyleyen Devrim, ayrıca bütün bu fonksiyonların beraberce kullanıldığı entegre lojistik projelerinin de uzmanlık alanları içinde yer aldığını ifade etti. Alışan Lojistik’in toplamda 160 bin paletlik depolama alanına sahip olduğunu aktaran Devrim, “450 birimlik özmal araç filosu ile başta Avrupa ülkeleri olmak üzere CIS ülkeleri ve Ortadoğu’ya taşımacılık gerçekleştiriyoruz. 2010 yılında yüzde 20’nin üzerinde bir büyümeyle 120 milyon dolarlık ciro elde ettik. 2011 yılında da aynı hedefe koşuyor, yüzde 20 ve üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Bu rakam Türkiye büyümesinin biraz üzerinde. Ancak bu hedefi daha önce gerçekleştirdik ve yine başaracağımıza inanıyoruz” diye konuştu. Türkiye’de taşımacılık sektörünün uzun yıllar Avrupa’da gerek hizmet kalitesi gerek maliyetler açısından büyük avantajlarla rekabet ettiğini vurgulayan Jan Devrim, ancak son dönemde yaşanan gelişmelerin sektörün rekabet gücünü elinden aldığını dile getirdi. Gümrük mevzuatında yapılan değişikliklerin kaçakçılığı önlemek açısından önemli aşamalar sağlamış olsa da, ithalat araçlarının ürün teslim sürelerinde ciddi artışlara sebep olduğunu söyleyen Devrim, bu nedenle filo verimliliğinde önemli kayıplar yaşandığının altını çizdi. Sefer başına iki ila dört gün arasında artan sürelerin, toplam maliyetler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirten Devrim, “Yurtdışı lojistik hizmetlerinin yurtiçi süreçlerinde destek birimleri akaryakıt maliyetleri açısından da büyük baskı altında. Lojistik ekipmanlarını satın alma sürecinin başından sonuna kadar maliyetlerimiz, uluslararası pazarda rekabet gücümüzü olumsuz etkiliyor. Uluslararası lojistik pazarlarında etkinlik için“2010’DA 120 MİLYON DOLARLIK CİRO ELDE ETTİK”Alışan Lojistik’in toplamda 160 bin paletlik depolama alanına sahip olduğunu aktaran Jan Devrim, “450 birimlik özmal araç filosu ile başta Avrupa ülkeleri olmak üzere CIS ülkeleri ve Ortadoğu’ya taşımacılık gerçekleştiriyoruz. 2010 yılında yüzde 20’nin üzerinde bir büyümeyle 120 milyon dolarlık ciro elde ettik. 2011 yılında da aynı hedefe koşuyor, yüzde 20 ve üzerinde bir büyüme bekliyoruz. Bu rakam Türkiye büyümesinin biraz üzerinde. Ancak bu hedefi daha önce gerçekleştirdik ve yine başaracağımıza inanıyoruz” diye konuştu.topyekün bir strateji belirlemek ve bu amaca uygun bir çalışma yapmak gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu. “Yatırımlarımıza ADR kurallarına göre yön veriyoruz” Türkiye’de lojistik sektörünün geçtiğimiz yıllara oranla gelişmesini sürdürse de bu alanda daha alınacak çok yol olduğuna dikkat çeken Jan Devrim, şu anda en önemli gündem maddeleri olan ADR yönetmeliğinin yürürlüğe girmesinin sektör adına önemli bir adım olacağının altını çizdi. Türkiye’de ADR kurallarının yürürlülükte olmamasına rağmen Alışan Lojistik olarak bu kurallara göre süreçlerini yönettiklerini ve yatırımlarına yön verdiklerini kaydeden Devrim, “ADR yönetmeliğinin ertelenmesi, sektörün bu kurallara adaptasyon ve uyumunu da erteliyor. ADR yönetmeliğine uyum ciddi maliyet gerektiren bir yatırım. İlgili yönetmelik bir an önce yürürlüğe girmeli ve firmaların buna uyumu için zaman verilmeli” dedi. “ADR kurallarına birebir uyuyoruz” Alışan Uluslararası Taşımacılık olarak tüm taşımacılık süreçlerinde ADR kurallarına göre çalıştıklarını vurgulayan Jan Devrim, sözlerine şöyle devam etti: “Gerek aracın içinde olması gereken özel ekipmanlar, gerek sürücülerin ADR ehliyetleri ve eğitimleriyle ADR kurallarına Türkiye’de halen yürürlülükte olmamasına karşın birebir uyuyoruz. Bunun için yatırımlar devam ediyor. Türkiye’de tehlikeli kimyasal taşımacılığı yapan firmalar arasında yapmış olduğumuz yatırımlarla, yurtdışında sertifikalandırılan tehlikeli kimyasal uzmanına (DGSA) sahip ilk taşımacılık firmalarından biriyiz.”
68 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKEkolLojistik,ilaçvetekstil lojistiğiyatırımlarınaodaklandıİstanbul Avrupa yakasında tekstil lojistiğine ve Anadolu yakasında ilaç lojistiğine yönelik bu yıl içinde depo yatırımı yapacaklarını belirten Umur Özkal, depolama alanlarını ve dağıtım merkezi sayısını artırmanın yanı sıra filolarını büyütmeyi planladıklarını dile getirdi. Özkal, ayrıca yılın ikinci yarısında yeni yatırımlara başlayacaklarını kaydetti“İNTERMODAL TAŞIMA OPERASYONLARIMIZI SIKLAŞTIRACAĞIZ”Yeni merkezlerin yanı sıra yakın coğrafyada yeni iş imkânları için de araştırmalar yaptıklarına dikkat çeken Umur Özkal, 2011’in ikinci yarısında yeni yatırımlara başlayacaklarını kaydetti. Bu dönemde yeşil lojistik çalışmalarına da devam edeceklerini belirten Özkal, “AB Cream Konsorsiyumu tarafından ödüle layık görülen treylerlerin Ro-Ro’yla İtalya’ya bu noktadan Almanya’ya trenle taşınması ve son olarak Avrupa’nın her noktasına karayoluyla gönderilmesi esasına dayanan intermodal taşıma operasyonlarımızı sıklaştıracağız. Ayrıca 2011 yılında dünyanın herhangi bir noktasından diğerine taşıma operasyonları gerçekleştirmemizi sağlayan forwarding departmanımız kapsamında proje taşımacılığı operasyonları gerçekleştiriyor olacağız” bilgisini verdi. rımların izlemesini planlıyoruz. Ayrıca 2010 yılında inşaatına başladığımız Ankara’da sahip olduğumuz otomasyon teknolojilerinin bir benzerini Gebze’de uygulama çalışmalarımızı da sonlandırdık. Kasım ayında bir bölümünü kullanıma açtığımız ASRS sisteminin geriye kalan kısmı da şu an itibarıyla kullanımda” diye konuştu. “Rekabet gücü için deniz taşımacılığı yatırımları artmalı” Lojistik sektörünün uluslararası rekabette gücünü artırmak için deniz taşımacılığına daha fazla odaklanması gerektiğini vurgulayan Umur Özkal, bu doğrultuda deniz taşımacılığına yönelik yatırımların artması gerektiğinin altını çizdi. Bunun sektörün en eksik yönlerinden biri olduğunu düşündüklerini söyleyen Özkal, Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülke olarak deniz taşımacılığı açısından henüz olması gereken seviyeye ulaşamadığı kanaatinde olduklarını ifade etti. Bu amaçla yeni limanların açılması gerektiğini belirten Özkal, böylece Türkiye’nin İspanya ve İtalya gibi ülkelerle yarışabilecek konuma gelebileceğini aktardı. Türkiye’nin jeopolitik konumu itibariyle lojistik sektörü için oldukça büyük önem taşıdığını ifade eden Özkal, sektörün gelişimi açısından lojistik sağlayıcıların kalite standartlarını artırması, devlet teşvikleri, yeni ticari limanları inşası, lojistik süreçler de göz önünde bulundurularak şehir planlaması gibi bir dizi çalışma yapılması gerektiğini kaydetti. Bu alanda devlet ve lojistik sağlayıcıların el ele verip ortak çalışmalar yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Özkal, “Eğer biz bunu gerçekleştiremezsek; süreçler yine maliyet ve süre avantajları anlamında en uygun rotayı çizer ama biz bunun dışında kalırız. Bunların yanı sıra sektör çok geniş bir hizmet ağını temsil ettiği için, tüm sektörü temsil eden bir üst kurum olmasının birçok sorunu çözmeye fayda sağlayabileceği kanaatindeyiz” sözlerini ekledi.Büyük potansiyel taşıyan sağlık sektörü alanında kaliteli lojistik servis sağlayıcı olmak için yatırım çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Ekol Lojistik Genel Müdürü Umur Özkal, bu kapsamda 2011 yılında ilaç lojistiği üzerine yoğunlaştıklarını ifade etti. Tuzla Logipark’ta Türkiye’nin en büyük ilaç deposundan birini inşa ettiklerini vurgulayan Özkal, şimdiden çok önemli ilaç firmalarıyla anlaşmalar yaptıklarının altını çizdi. Bu alanda yaptıkları yatırımlarla ilaç lojistiğinde fark yaratmayı amaçladıklarını aktaran Özkal, “Bu yıl içinde İstanbul Avrupa yakasında tekstil lojistiğine özel yeni bir depo, Anadolu yakasında ise FMCG ve ilaç sektörüne özel bir depo yatırımı yapmayı planlıyoruz. Yine depo konsolidasyonu yaparak, depolama alanımızı artırmayı hedefliyoruz. Bu şekilde önemli bir kapasite artışı sağlayacağız. Bir yandan dağıtım merkezi sayımızı artırırken, diğer yandan filomuzu büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yeni merkezlerin yanı sıra yakın coğrafyada yeni iş imkânları için de araştırmalar yaptıklarına dikkat çeken Özkal, 2011’in ikinci yarısında yeni yatırımlara başlayacaklarını kaydetti. Bu dönemde sundukları çözümler ve filolarındaki araçlarla müşteri beklentisi doğrultusunda gerçekleştirdikleri yeşil lojistik çalışmalarına da devam edeceklerini belirten Özkal, şöyle devam etti: “AB Cream Konsorsiyumu tarafından ödüle layık görülen treylerlerin Ro-Ro’yla İtalya’ya bu noktadan Almanya’ya trenle taşınması ve son olarak Avrupa’nın her noktasına karayoluyla gönderilmesi esasına dayanan intermodal taşıma operasyonlarımızı sıklaştıracağız. Ayrıca 2011 yılında dünyanın herhangi bir noktasından diğerine taşıma operasyonları gerçekleştirmemizi sağlayan forwarding departmanımız kapsamında proje taşımacılığı operasyonları gerçekleştiriyor olacağız.” Yurtiçinde 21 noktada dağıtım merkezi var Ekol Lojistik olarak 1990 yılında faaliyete geçtiklerini ve kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakaladıklarını söyleyen Umur Özkal, bugün itibariyle farklı sektörlerden yerli ve yabancı müşterilere Tür-kiye ve Avrupa’da en yeni teknoloji ile donatılmış dağıtım merkezleri, genç ve çevreci filolarıyla taşımacılık, depo yönetimi, dış ticaret ve tedarik zinciri yönetimi gibi konularda hizmet verdiklerini kaydetti. Dağıtım merkezlerinin 400 bin metrekare kapalı alana sahip olduğuna dikkat çeken Özkal, bin 400 araçlık filoları ve 2 bin 800 çalışanla Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü entegre lojistik hizmet sağlayıcıları arasında yer aldıklarının altını çizdi. Yurtiçinde 21 farklı noktada sahip oldukları dağıtım merkezleri ve İstanbul, Ankara, Bursa, Denizli, Adana, Mersin, İzmir’deki ofisleriyle hizmet verdiklerini anlatan Özkal, “Yurtdışında ise sahip olduğumuz geniş ve güçlü acente ağımızın yanı sıra yurtdışı ofislerimizle hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Ekol Lojistik olarak sektörlere ayrı uzmanlık dalları olarak bakıyor ve kendi bünyemiz içinde sektör bazlı yapılanmalar oluşturuyoruz. Bu şekilde tekstilden otomotive, inşaata, gıdaya, sağlıktan dekorasyona kadar birçok farklı sektörde kusursuz hizmet sağlayabiliyoruz” şeklinde konuştu. “İtalya’da gelecek yıl %100 büyüme planlıyoruz” Ekol Lojistik olarak uluslararası pazarlardaki açılımlarını sürdürdüklerini söyleyen Umur Özkal, 2010 yılında STS firmasını bünyelerine katarak İskandinav hattını güçlendirdiklerini ve pazar paylarını artırdıklarını dile getirdi. 2011 yılı içinde ise İtalya’da da öncü hizmet sağlayıcı firmalardan biri olma hedefleri paralelinde yatırım yaptıklarını vurgulayan Özkal, bu doğrultuda nisan ayı içinde Modena’da bir ofis açtıklarını ifade etti. Önceki yıllarda İtalya pazarında yabancı bir firma olarak iyi bir işlem hacmi elde etmeye başladıklarının altını çizen Özkal, önümüzdeki yıl bu pazarda yüzde 100 büyüme sağlamayı planladıklarını kaydetti. İtalya’nın Avrupa’da önemli ve zor bir pazar olduğuna dikkat çeken Özkal, bu bölgede faaliyet gösteren müşterilerine deniz yolunun yanı sıra kara yolunda da daha avantajlı hizmetler sunacaklarını aktardı. Türkiye’den olduğu gibi İtalya’dan da dünyanın her köşesine hizmet vereceklerine vurgu yapan Özkal, “Ekol İtalya’yı kısa sürede yeni yatı-
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 69 FUAR 19NGTaşımacılık,butik lojistikilebüyüyecekEntegre lojistik alanında müşterilerin istekleri doğrultusunda çözümler sunduklarını ifade eden NG Taşımacılık Yönetim Kurulu Başkanı Nezir Gürsoy, “Müşterinin ölçüsüne göre takım elbise dikmeye çalışıyoruz. ‘Her işi yaparız’ mantığı ile hareket etmiyoruz. Butik lojistik yapmaya ve branşlaşmaya çalışıyoruz. Değişik alanlarda fizibilite çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Şu anda 12 araç ve bir kamyonla hizmet verdiklerini ve ihtiyaçlar doğrultusunda yatırım yapmayı sürdürdüklerini aktaran Gürsoy, 2010 yılında 300 bin TL’lik araç yatırımı yaptıklarını söyledi. Bu yatırımı 2011 hedeflemelerine rağmen planlanandan erken gerçekleştirdiklerini dile getiren Gürsoy, “2011 yılı için planlanmış bir yatırım hedefimiz yok. Ancak bir ihtiyaç olduğunda yine yapabiliriz. Mümkün olduğunca planlı gitmeye çalışıyoruz. İhtiyaç anında personel sayısını da artırarak büyüme hedefindeyiz. Şu anda 15 kişiye istihdam sağlıyoruz” bilgisini verdi. Gürsoy, konteyner taşımacılığı, konteyner dış dolum- stuffing, konteyner humugation, lushing/unlushing-securing hizmetleri, vinç kiralama, ağır konvansiyonel yük taşımacılığı, tekne, iş makineleri taşımacılığı, şehir içi kamyonet ve kamyon taşımacılığı, yurtiçi komple kamyon ve TIR organizasyonları, dönemsel, aylık veya günlük kiralık araç organizasyonları, TIR, vagon, konteyner dolum veya tahliye hizmetleri, etiketleme-inspection işlemleri, ihracat konteyner/TIR gözetleme ve refakat resimleme, açık saha depolama, kapalı saha depolama ve antrepolama hizmetleri verdiklerini belirtti. Müşterilerle güvene dayalı işbirliği kurduklarını aktaran Gürsoy, “Müşterilerimiz ve iş ortaklarımız ile uzun soluklu projelerde dirsek dirseğe çalışıyoruz. Attığımız her adımda, sonuçlandırdığımız her uygulamada ve karar verdiğimiz her konuda güven odaklı kurduğumuz ilişkilerimizi uzun süreli işbirliklerine dönüştü ve dönüştürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Bu yıl yurtiçi parsiyel taşımacılığa ağırlık verdiklerinin altını çizen Nezir Gürsoy, bu doğrultuda ciddi adımlar attıklarını belirtti. Gürsoy, gelecekte uluslararası taşımacılık yapmak istediklerine işaret ederek, “Şimdi uluslararası taşımacılıkta, uluslararası konteyner trafiğinde aracı olarak faaliyetlerimiz devam ediyor. Ama ileride uluslararası TIR anlamında taşımacılık“EĞİTİME ÖNEM VERİLMELİ”Nezir Gürsoy, sektörde mutlaka eğitime önem verilmesi gerektiğinin altını çizerek, firmaların ekiplerinin sanayi ve ticaret odalarının mesleki eğitim programlarına katılmasını sağlamaları gerektiğini vurguladı.hedeflerimiz arasında yer alıyor. Mevcut sistemimizde ağırlık yurtiçi, belli bir potansiyeli tutturup ardından uluslararası taşımacılığa aşamalı olarak mevcut müşterilerle girme stratejimiz var” şeklinde konuştu. Piyasadaki aşırı rekabetin, haksız rekabeti de beraberinde getirdiğine işaret eden Nezir Gürsoy, tüketicinin fiyat endeksinin yanı sıra hizmetin yapılabilirliğine de önem vermesi gerektiğini vurguladı. Gürsoy, şunları söyledi: “Ulaştırma Bakanlığı’nın aldığı kararlar var, belgelendirmeler geldi. Bu yeni sistem bazı uygulamaları engelledi, ancak hâlâ eksiklikler var. Belli yaşın altında araçlar artık çalıştırılamıyor. Bu konuda denetlemeler artırılmalı. Ayrıca sigortasız şoför çalıştıran şirket kalmamalı. Mazotta dalgalanmalar bizi çok yakından ilgilendiriyor, ana maliyetimizi mazot oluşturuyor. Ucuz mazotun önüne geçilmeli.”
70 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKFirmalardepolamayayöneldi Reta,kapasitesiniüçekatladıBir gözde 200 kilogramdan başlayıp 4 bin 500 kilograma kadar yük taşıyabilen raflar üreten Reta Mühendislik, firmaların depolama sistemlerine yaptıkları yatırımların etkisiyle büyümesini sürdürüyor. Sektörde kaynak robotu kullanan üç firmadan biri olarak otomasyonlu yeni boya tesisini faaliyete geçirdiklerini belirten Sevtap Yükselir, “Böylece üretim kapasitemiz üç katına çıktı” diye konuştuğini bildirdi. Bu projede sadece depo olarak kullanılacak alanın normal prefabrike ya da çelik yapı konstrüksiyondan tasarlanmadığını aktaran Yükselir, projede raf ayak profillerinin birer kolon görevi gördüğünü, aynı zamanda yatay elemanlar sayesinde paletlemeye uygun halde projelendirilmesiyle giydirme depo oluşturulduğunu dile getirdi. Yükselir, “Bu sistem raf ihtiyacını karşılayacağı gibi, depolar için gerekli çatı ve dış cephe ihtiyacını ortadan kaldırır. Kısacası bu sistem için önceden bir bina inşasına gerek duyulmaz. Benzer bir projenin Türkiye’de de kurulumu şu anda devam ediyor” dedi. Norveç, Kazakistan, Romanya, Azerbaycan, Rusya, Yunanistan, Litvanya, Gürcistan gibi ülkelerde çeşitli raf sistemleri kurduklarını söyleyen Sevtap Yükselir, depo kurdukları işletmelere daha sonra sundukları işbirliğinin de Reta’nın ismini uluslararası alanda öne çıkaran özelliklerinden olduğunu ifade etti. Reta Mühendislik’in 2011’in ilk yarı yılı performansını da değerlendiren Yükselir, şöyle konuştu: “2011 ilk yarı yılı firmamız için çok verimli geçti. Firmalar yatırımlarını artırdıkça daha çok üretmeye başladılar. Ürettikçe de ürettikleri mal için rafa ihtiyaçları arttı. Önümüzdeki sene için de çok umutluyuz. Yatırımlar devam ettiği sürece herkes çarkını çevirir. Biz de şu anda yaptığımız yatırımların dönüşünü önümüzdeki senelerde çok daha iyi alacağımıza inanıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz geçen dört yıldır sürdürdüğümüz büyümeyi devam ettirmek; yurtiçi ve özellikle yurtdışında firmamızın bilinilirliğini artırmak olacak.”“GELECEK YILDAN UMUTLUYUZ”Reta Mühendislik’in 2011’in ilk yarı yılı performansını değerlendiren Sevtap Yükselir, “2011 ilk yarı yılı firmamız için çok verimli geçti. Firmalar yatırımlarını arttırdıkça daha çok üretmeye başladılar. Ürettikçe de ürettikleri mal için rafa ihtiyaçları arttı. Önümüzdeki yıl için de çok umutluyuz” yorumunu yaptı.Depo raf sistemleri alanında faaliyet gösteren Reta Mühendislik, son üç yıldır üretim altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlar yaparak, kapasitesini üçe katladı. Üretim ve ticaret işletmelerinin son yıllarda tesislerinde kuracakları depolama sistemlerine daha büyük önem verdiğini söyleyen Reta Mühendislik Genel Müdürü Sevtap Yükselir, müşterilerinin beklentilerine daha iyi cevap verebilmek için önemli yatırımlar yaptıklarını belirtti. 1979 yılından bu yana İzmir’deki tesislerinde büyümeyi sürdürdüklerine değinen Yükselir, “Müşteriler için anahtar teslim süresi, yapılan işin güvenilirliği, kalitesi çok önemli. Biz de firma olarak müşterilerimizin bu ve diğer beklentilerine daha iyi cevap verebilmek adına hedeflerimizi gerçekleştirmeye dört sene önce İzmir Kemalpaşa’daki 14 dönümlük araziye kurulu fabrikamızı faaliyete geçirip, mevcut makine parkına üç roll form hattı daha ekleyerek başladık. 2009 senesindeki küresel krize inat kaynak robotu yatırımı yaptık. Şu anda sektörümüzde imalatında kaynak robotu kullanan üç firmadan biriyiz. Bununla da yetinmeyip otomasyonlu yeni boya tesisimizi faaliyete geçirdik. Böylece üretim kapasitemiz üç katına çıktı” diye konuştu. Sevtap Yükselir, müşterilerinin ihtiyaçlarına optimum ve en ekonomik çözümü sunmayı hizmet anlayışı olarak belirleyen Reta Mühendislik’in, bir gözde 200 kilogramdan başlayıp 4 bin 500 kilograma kadar yük taşıyabilen raflar ürettiğini söyledi. Her sektöre uygun modern çözümler geliştirdiklerini kaydeden Yükselir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ağır yük rafları, yüksek irtifa rafları, sırt sırta raflar, drive in sistem (içi-ne girilebilir raflar), konsol kollu raflar, dar koridor rafları, hafif yük rafları, sipariş hazırlama rafları, paletli kayar raf sistemi, giydirme depo raf sistemleri, runner sistem, mobil raf sistemleri her sektöre yönelik modern depolama çözümleri sunuyoruz. Firmamız son olarak gıda sektörü başta olmak üzere, elektronik, mağazalar zinciri, sigara, kimyasal, boya, otomotiv, lojistik sektörünün önde gelen firmalarına yönelik projeler gerçekleştirdi. Dünyanın en büyük gıda firmalarından olan Nestle’nin Bursa’daki tesislerine yaklaşık 3 bin 500 paletlik ‘Drive In’ projesi ve 3 bin paletlik High Rack projesinin kurulumu geçtiğimiz günlerde tamamlandı. 11 metre yüksekliğindeki rafların kullanıldığı depoda maksimum yükseklik ve minimum alan gereksiniminden dolayı, müşterimize verimli yer kullanımı sağlayan ve yüksek miktarda ürüne ulaşılan uygun raf sistemlerini önerdik.” Azerbaycan’da 2 bin 500 paletlik giydirme depo projesi gerçekleştirdi Türkiye’nin önde gelen firmaları için de sırt sırta raf sistemleri kurduklarını aktaran Sevtap Yükselir, Ülker, Sütaş, Perfetti van Melle, Migros, Dr. Oetker, Dimes, Tuborg, Saray Bisküvi, Karmez, British American Tobacco, Tetrapak, Ekol Lojistik, Mado, Özsüt, Vege Kağıt, Türk Telekom, Mahle Mopisan, Orkide firmaları sırt sırta raf projesi kurdukları firmalardan bazıları olduğunu kaydetti. Yükselir, bu raf sisteminin mevcut depoların daha verimli hale gelmesi, kapasite artışı, zaman ve işçilik tasarrufu sağladığını vurguladı. Yurtiçinin yanı sıra yurtdışında da birçok projeye imza attıklarını aktaran Sevtap Yükselir, Reta Mühendislik’in Azerbaycan’da 2 bin metrekarelik alanda 2 bin 500 paletlik giydirme depo projesini gerçekleştirdi-
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 21 FUAR 71Kahramanlı,otomobil depolamasınayöneldiKahramanlı Lojistik Grup Genel Müdürü Erhan Efe, Mersin Gümrüğü’nün Otomobil İhtisas Gümrüğü olarak yetkilendirilmesi nedeniyle kentin otomobil depolama konusunda önümüzdeki yıllarda önemli bir güce sahip olacağını ifade ederek, firmalarının yatırımlarını bu gelişme doğrultusunda sürdürdüğünü açıkladı. Mevcut durumda 25 bin metrekarelik asfaltlı, açık gümrük sahalarının bulunduğunu kaydeden Efe, bu alan ile Mersin’de otomobil depolaması konusunda en hazır firma olduklarını söyledi. Gelecek yıl 60 bin metrekarelik bir arsayı daha asfaltlayarak, otomobil depolaması için gümrüklü açık saha olarak kullanacaklarına dikkat çeken Efe, “Yurtdışından birkaç araç firması ile görüşme yapıyoruz. Bu görüşmeler sonucunda elimizdeki büyüklüğün yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Müşterilerimiz 60 bin metrekarelik yerimizi bu hizmet için ayırmamızı talep ediyor. Önümüzdeki yıl, bu yatırımı hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi. Mersin’de 1993 yılında faaliyete başladıklarını ve uluslararası kara nakliyesi, depolama, antrepo, soğuk hava deposu, yurtiçi lojistik ve araç depolama hizmeti verdiklerini anlatan Erhan Efe, çalışmalarını toplam 72 bin metrekarelik alan üzerinde sürdürdüklerini dile getirdi. Kara taşımasını 240 özmal araç ile gerçekleştirdiklerini ve ağırlıklı olarak Türk cumhuriyetleri ile Ortadoğu’ya çalıştıkları bilgisini veren Efe, “Kuru yük olarak tabir edilen daha çok inşaat ve tekstil malzemesi taşıyoruz” diye konuştu. Firmalarında yaklaşık 300 kişinin istihdam edildiğini kaydeden Efe, yurtiçinde merkez Mersin’in dışında İstanbul’da ofisleri, yurtdışında ise Türkmenistan ve Özbekistan’da ofis, Afganistan ve İran’da ise acente ofislerinin bulunduğunu ifade etti. Yaz sezonundaki rutin durgunluğa karşın iyi bir yıl geçirdiklerini ve yıl sonunda yaklaşık yüzde 10-15 büyüme hedeflediklerini anlatan Erhan Efe, her alandaki yatırımlarını büyük bir hızla sürdürdüklerini anlattı. Bu yılın başında 30 adet araç yatırımı gerçekleştirdiklerini ve yıl sonuna kadar 20 aracı daha bünyelerine katmayı planladıklarını açıklayan Efe, ardından soğuk hava deposu yatırımlarına değindi. Firmalarının bin 500 metrekarelik soğuk hava deposuna sahip olduğunu ve bunu 3 bin metrekareye tamamlamak istediklerini aktaran Efe, “Özellikle Japonya ve Avustralya’dan gıda üzerine depolama ve transit lojistik hizmeti konusunda yeni projelerimiz var. Gerekli anlaşmaları sağladık. Önümüzdeki dönemde çalışmaya başlamak için yatırımlarımıza hız verdik” şeklinde bilgi verdi. “İran geçiş ücretleri düzenlenmeli” Sektör sorunlarına da değinen Erhan Efe, özellikle İran geçiş ücretleri üzerinde durdu. Türk cumhuriyetlerine taşıma yapmak için Türk araçlarının İran üzerinden geçmesi gerektiğini anlatan Efe, İran’ın araç başına 3 bin dolara yakın para aldığını bildirdi. Diğer ülkelerden bu kadar yüksek rakamlar talep edilmediği gibi İran plakalı araçların Türkiye’ye girerken hiçbir ödeme yapmadığına, yalnızca depolarının mühürlendiğine işaret eden Efe, “Biz de farklı değil paralel bir uygulamanın yapılmasını istiyoruz. Hükümetimiz ve UND bu konuya sahip çıkmalı” diye konuştu. Bu uygulamanın sağlanması halinde Türkiye’ye yılda yaklaşık 90 milyon dolar para kalacağını vurgulayan Efe, aynı zamanda navlun ücretlerinin düşeceğine, ihracatçının da maliyetlerini düşürerek rekabet gücünü artıracağına dikkat çekti.SOĞUK HAVA DEPOSU BÜYÜYECEKBu yılın başında 30 adet araç yatırımı gerçekleştiren ve yıl sonuna kadar 20 aracı daha bünyesine katmayı planlayan Kahramanlı Lojistik, ayrıca bin 500 metrekarelik soğuk hava deposunu 3 bin metrekareye çıkarmak istiyor.
72 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKÇelebi,Frankfurt’takiyenitesisinde UnitedAirlines’akargohizmetiveriyorFrankfurt’ta ocak ayında devreye aldıkları tesislerinde Continental Airlines ile yaptıkları birleşme ile birlikte United Airlines’a kargo hizmeti vermeye başladıklarını belirten Çelebi Havacılık Holding Cargo Satış ve Pazarlama Direktörü Mehmet Sanlı Şekercioğlu, ayrıca bu yıl içinde özellikle Hindistan ve Frankfurt’un yanı sıra yurtiçi yatırımlarının da süreceğini dile getirdiFrankfurt’ta Ocak 2011’de yıllık 240 bin ton kapasiteye ve lokasyonunda yüksek teknolojili teçhizatlara sahip yeni tesislerini hizmete açtıklarını söyleyen Çelebi Havacılık Holding Cargo Satış ve Pazarlama Direktörü Mehmet Sanlı Şekercioğlu, bu tesiste Continental Airlines ile yaptıkları birleşme sonucu ciro olarak dünyanın bir numaralı havayolu şirketi haline gelen United Airlines’a hizmet vermeye başlamanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Çelebi Grubu olarak ayrıca deniz taşımacılığı alanındaki hedefleri paralelinde, kazandıkları özelleştirme ihalesi sonucunda Bandırma Limanı’nı Mayıs 2010’da devir alarak gerekli yatırım ve idari yapılandırma çalışmalarını başlattıklarını vurgulayan Şekercioğlu, “Bu bölgenin ve limanın, denizcilik açısından önünün açık olduğunu düşünüyoruz. Bunların yanı sıra bu yıl sonuna kadar özellikle Hindistan ve Frankfurt’ta yatırımlarımıza devam edeceğiz. Türkiye’de ise yeni lokasyonlarda yatırımlarımız sürüyor” diye konuştu. Amiral gemileri olarak nitelendirdikleri Çelebi Hava Servisi’nin, havacılık sektöründeki ihtiyaçlar ve potansiyeller paralelinde 53 yıl önce ilk yerli yer hizmetleri şirketi olarak kurulduğunu anlatan Şekercioğlu, girişimci ve müşteri odaklı yaklaşımları sonucunda yıllar içinde katlanarak büyüdüklerini ifade etti. 2003 yılında hava kargo sektörüne giriş yaptıklarını belirten Şekercioğlu, “Uluslararası havayolları nezdindeki marka değerimiz, yüksek performansımız, stratejik ortaklık yaklaşımımız, yüksek müşteri memnuniyetimiz, ileri teknoloji yatırımlarımız ve öncü yaklaşımlarımız neticesinde sadece Türkiye içinde büyümekle kalmayıp aynı zamanda Hindistan, Macaristan ve Almanya’da da modern tesisler açtık. Avrupa ve Uzakdoğu’daki faaliyetlerimize ilave olarak Ortadoğu ve Afrika da mercek altına aldığımız diğer coğrafyalar. Bu bağlamda firma olarak hizmetlerimizi global bazda artırarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu. “Yılın ilk yarısı sonuçları hedeflere ulaşmada umut verici” 2006 yılı Kasım ayından bugüne Macaristan hava trafiğinin yüzde 95’ine sahip Budapaşte Ferihegy Havalimanı’nda iki ayrı tesis ile yaklaşık 55 bin tonluk hem hava kargo, hem de karayolu taşımacılığına hizmet verdiklerini aktaran Mehmet Sanlı Şekercioğlu, Kasım 2009’da Hindistan New Delhi’deki IGI Havalimanı antrepo ihalesini kazanarak yaklaşık 70 bin metrekarelik alana sahip antreponun 25 yıl boyunca işletmesini aldıklarını dile getirdi. Şekercioğlu, mevcutta yaklaşık 600 bin ton hacme ulaşan bu lokasyonun önümüzdeki bir kaç yıl içinde bir milyon ton hacme çıkacağının altını çizdi. 2010 yılını 347 milyon TL ciro ile kapattıklarını vurgulayan Şekercioğlu, bu sonuçla yaklaşık yüzde 12 oranında büyüme elde ettiklerini kaydetti. Bu yıl için tonaj olarak yüzde 25’in üzerinde büyüme hedeflediklerine dikkat çeken Şekercioğlu, “Yılın ilk yarısı sonuçlarına göre hedefimizi gerçekleştireceğimizi öngörüyoruz. Global ekonomik kriz sonucunda bazı daralmalar olmasına rağmen bu hedefimizi yakalamadaki en büyük etkenlerden biri yeni lokasyon ve hizmetlerle büyüme hedeflerimiz paralelinde gerçekleştirdiğimiz başarılar” dedi. Özellikle global kriz nedeniyle yaşanan maliyet baskısının sonucu olarak hizmet kalitesinin limitlerinin aşağı doğru bazı müşteriler tarafından sorgulandığını söyleyen Şekercioğlu, bu-“TONAJ OLARAK YÜZDE 25’İN ÜZERİNDE BÜYÜME HEDEFLİYORUZ”Geçen yılı 347 milyon TL ciro ile kapattıklarını vurgulayan Ahmet Sanlı Şekercioğlu, bu sonuçla yaklaşık yüzde 12 oranında büyüme elde ettiklerini kaydetti. Bu yıl için tonaj olarak yüzde 25’in üzerinde büyüme hedeflediklerine dikkat çeken Şekercioğlu, “Yılın ilk yarısı sonuçlarına göre hedefimizi gerçekleştireceğimizi öngörüyoruz” dedi.nun sonucu olarak bazı rakiplerin zararına da olsa iş alma çalışmalarının sıkıntı yarattığını ifade etti. Sektörde özellikle güvenliğin ve kalite olarak olmazsa olmazların dikkate alınmasının şart olduğunu belirten Şekercioğlu, son olarak global ekonomik krizin devam eden etkileri ve petrol fiyatlarının yüksekliğinin sektördeki en önemli gündem maddeleri olduğunu sözlerine ekledi.
74 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKElmasLojistik,ikinciyarı yıldayüzde15büyüyecekElmas Lojistik olarak 2011’in ilk altı ayında yakaladıkları yüzde 20 büyümeyi, yatırımlarıyla yılın ikinci yarısında da korumayı hedeflediklerini aktaran Cemal Elmasoğlu, “Yaz dönemi durgunluğunda daralma yaşanıyor. Ancak ikinci altı ayı da yüzde 15’in üzerinde büyüme ile kapatırız” yorumunu yaptıNecdet Elmasoğlu önderliğinde 1951 yılında faaliyetine başlayan ve 1973 yılında Yaşar Holding ortaklığı ile lojistik sektöründe yer alan Elmas Lojistik, 1998 yılında Elmas Group olarak yeniden yapılanarak entegre lojistik hizmetler vermeyi sürdürüyor. Global ve yurtiçi ticarete konu olan tüm ürünlerin taşınması, gümrüklü ve gümrüksüz depolanması ve dağıtımı faaliyetlerini tekil ya da entegre çözümler halinde sunduklarını aktaran Elmas Group Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Elmasoğlu, yılın ilk altı ayını yüzde 20 büyüme ile kapattıklarını, ikinci altı ayda aynı oranları koruyacaklarını söyledi. Elmasoğlu, “Yaz dönemi durgunluğunda daralma yaşanıyor. Ancak ikinci altı ayı da yüzde 15’in üzerinde büyüme ile kapatırız” dedi. L2 belgesine sahip 29, R2 belgesine sahip 209 şirketten biri olduklarının altını çizen Elmasoğlu, Kemalpaşa’da 38 bin metrekare alanda gümrüklü antrepolarının yanı sıra yine Kemalpaşa’da 71 bin metrekarelik toplam alana sahip lojistik merkezine sahip olduklarını dile getirdi. İzmir, İstanbul ve Denizli’de bölge müdürlüklerinin bulunduğunun altını çizen Elmasoğlu, “Avrupa’da Almanya, Fransa, İtalya, Avusturya, İngiltere, İspanya ve Belçika’ya; Ortadoğu, Türk cumhuriyetleri, ABD, Uzakdoğu ve Afrika’ya taşımacılık yapıyoruz. Yurtiçine komple parsiyel taşımacılık yapıyoruz. Işıkkent’te 11 bin metrekarelik yerimiz mevcut” şeklinde konuştu. Hizmeti ürün olarak kullanımına sunan, bilgi ve birikimlerini teknoloji ile bütünleştiren, gerçek anlamda ‘kapıdan kapıya taşıma’ konusunda büyük deneyimlere sahip olan bir kuruluş olduklarını dile getiren Cemal Elmasoğlu, müşteri beklentilerinin de ötesine geçerek katma değer yaratmayı amaçladıklarını ifade etti. Grup olarak her zaman yıllık sözleşmeler imzaladıklarının, diğer firmalarla karşılaştırıldığında bunun bir avantaj olduğunun altını çizen Elmasoğlu, “Biz spot iş yapmıyoruz, taahhüt işleri yapıyoruz. Hem yurtiçi hem de yurtdışında şirketlerimizin olması önemli. Grup olarak birçok ülkede kendi yatırımlarımız ve temsilciliklerimiz var. İşi bağ-lama aşamasında ön plana çıkıyoruz. Faaliyet sonunda lojistiği farklı lanse ediyoruz. Sektöre yeni oyuncular girmeye başladı, onlar da sektördeki açılımı görünce genişledi. Daha gelecek olanlar da var. Rekabete açık sistemler geliştirmek gerektiğini düşünüyoruz. Geliştiremezseniz, kendi içinizde kendinizi yenileyemezsiniz. Bunun için sürekli yatırımlar yapıyoruz” diye konuştu. Lojistik merkezine 3.5 milyon Euro’luk yatırım Elmasoğlu, bu yıl içinde Kemalpaşa’da Necdet Elmasoğlu Lojistik Merkezi’ni açtıklarını belirterek, şu bilgileri verdi: “Lojistik merkezinde, imalattan çıkan ürünü banttan ambalajlı ya da ambalajsız alıp, ihracata ya da stoklamaya hazır hale getiriyoruz. Bu sene yatırım planlarımızdaydı, ek arsaların alınması söz konusuydu, o gerçekleşti. Birinci etap ile ilgili yatırıma başlandı. 3.5 ay gibi kısa sürede tamamlayacağız. Bunun için 3.5 milyon Euro’luk bir yatırım yapıyoruz. Çalışmalar sürüyor, yeni aldığımız arsalar da var, ikinci etap ise son çeyrekte, 2011 yılının sonunda tamamlanacak.” Lojistik sektörünün geliştiğini ve farklılaştığını söyleyen Cemal Elmasoğlu, son iki senedir lojistiğin ana teması olarak ortak kullanım alanları yarattıklarını, birim maliyet avantajını kullandıklarını vurguladı. Elmasoğlu, 1997 yılında gümrüklü antrepo işletmesine adım attıklarını anımsatarak, “Kullanım alanı ve metrekare olarak sürekli yatırım gerçekleştirerek bir noktaya geldik. Şu anda sistemleri, yine farklılık yaratmak adına, her bir malın depolanmasına müsait ola-“REKABETE AÇIK SİSTEMLER GELİŞTİRİLMELİ”Sektöre yeni oyuncular girmeye başladığını dile getiren Cemal Elmasoğlu, “Onlar da sektördeki açılımı görünce genişledi. Daha gelecek olanlar da var. Rekabete açık sistemler geliştirmek gerektiğini düşünüyoruz. Geliştiremezseniz, kendi içinizde kendinizi yenileyemezsiniz. Bunun için sürekli yatırımlar yapıyoruz” diye konuştu.rak oluşturduk. Yanıcı, parlayıcı, patlayıcı, muhafazası özel tertip gerektiren mallar dediğimiz bir grup var, bunları özel değerlendiriyoruz. Tekstil depoları, makine aksam parçaları gibi ürünlerin hepsi için ayrı depolarımız bulunuyor” açıklamasında bulundu. “Kanundaki bazı unsurlar iyileştirilmeli” Karayolu Taşınma Kanunu’nun çıktığını, ancak bazı eksiklikler barındırdığını kaydeden Cemal Elmasoğlu, uygulama ile ilgili bazı unsurların daha da iyileştirilmesini istediklerini söyledi. Özellikle Ulaştırma ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın otokontrol sistemlerinin bir arada olmasını talep ettiklerine dikkat çeken Elmasoğlu, “Belgelendirme getirildi, belgesi olmayan kuruluş bizim yaptığımız işi yapamıyor. Ama bu belge kontrollerinde bir sorun olduğunda, belge sahibi olan ciddi paralar ödüyor. Lojistik, ulaştırma sektörü haksız rekabete uğruyor. Esasları belirleyen merciler ile denetim ve kontrolü yapacak olanların net belirlenmesi ve üzerine gidilmesi gerek. Yoksa bizim hep şikayet ettiğimiz haksız rekabete neden oluyor” dedi. İzmir Ticaret Odası’nın Lojistik Merkezi yatırımı olduğuna işaret eden Cemal Elmasoğlu, “Ben İZTO’ya üye bir şirketim. Lojistik merkezi kurmaları İZTO ile rekabet etmem gerektiği anlamına geliyor. Ama İZTO öyle bir karar almış. İleri dönemlerde onlarla da rekabet edeceğiz sanırım. Herkesin bildiği işi yapmasında fayda var. İZTO gibi kuruluşların bir adım önünde olmak adına daha da yatırım yapacağız” ifadesini kullandı.
76 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKYeşilyurtLimanı,yatırımlarlaaçık depolamakapasitesiniartırdıKapasite ve ekipman artırımı ile ilgili 2010 yılında aldıkları yatırım kararının ardından çalışmalarına hız verdiklerini dile getiren Murat Yeşilyurt, yatırımın yüzde 90’ını tamamladıklarını kaydetti. Murat Yeşilyurt, limanın toplamda 950 metrelik yanaşma iskelesine sahip ve 21 metre derinlik ile bölgenin en önemli limanı olarak hizmet verdiğini vurguladıYeşilyurt Limanı’na yönelik 2010 yılında almış oldukları yatırım kararının ardından çalışmaları istikrarlı şekilde sürdürdüklerini belirten Yeşilyurt Demir Çelik Endüstrisi ve Liman İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yeşilyurt, yatırımın yüzde 90’ını tamamlamış olduklarını söyledi. Yeşilyurt Limanı’nın toplamda 950 metrelik yanaşma iskelesine sahip ve 21 metre derinlik ile bölgenin en önemli limanı olduğunu vurgulayan Yeşilyurt, “100 bin tonluk panamax tipi gemilerin yanaşabilirliğine sahip olan Yeşilyurt Limanı, depolama kapasitesi 75 bin ton kapalı antrepo depolama, 35 bin ton kapalı silo depolama ve 100 bin metrekare de açık depolama kapasitesine ulaşmış bulunuyor” bilgisini verdi. Tüccarlıktan sanayiciliğe ilk olarak Karabük’te kurdukları çelik haddehanesi ile başladıklarını ve sonrasında Samsun’da 1987 yılında ikinci haddehaneyi faaliyete geçirdiklerini anlatan Yeşilyurt, ardından kendi kütük ihtiyaçlarını karşılamak için 1997 yılında Samsun’da izabe fabrikasını devreye aldıklarını ifade etti. 2006 yılı başında ise çelikhane hammadde ihtiyacını karşılamak ve üçüncü şahıslara hizmet vermek için liman işletmesini hizmete sunduklarını söyleyen Yeşilyurt, limanlarının bugün kapasite bakımından yıllık 10 milyon ton elleçleme ve 2 bin adet gemi kabul kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Yeşilyurt, limanın geçen ilk beş yılında 15 milyon ton yük elleçlemesi gerçekleştirdiğini ve bunların yüzde 74’ünü ithalat, yüzde 17’sini ihracat, yüzde 9’unu ise dâhili yük elleçlemesinin oluşturduğunu kaydetti. 2010 yılında 3.5 milyon ton yük elleçlediklerini ifade eden Yeşilyurt, “2009 yılında devam eden global krizin etkilerinin 2010 yılı ikinci çeyreğinde zayıflamaya başlaması ile birlikte yük hacminde bir hareketlilik yaşandı. 2010 yılında rıhtım kapasitesinin yüzde 50 artırılması, depolama kapasitesinin yüzde 100 artırılması gibi önemli yatırım kararları aldık” diye konuştu. “Bürokratik işlemler asgariye düşürülmeli” Yeşilyurt Limanı olarak hedeflerinin devamlı genişlemeden ve ilerlemeden yana olduğunu vurgulayan Yeşilyurt, bu bağlamda Ar-Ge çalışmalarının devam etmekte olduğunu, ekonomik veriler ölçeğinde yeni yatırım planlarının da devam edeceğini bildirdi. Yeşilyurt, “Limancılık işleri özellikle son beş yıl içinde çok büyük gelişme kaydetti. Birçok yeni liman inşaatları tamamlandı. Yine özelleştirme ile devir alınan işletmelerin modernizasyonu tamamlanarak hizmete sokuldu. Bu bağlamda ülkemiz birçok modern liman tesisine kavuştu. Gelinen noktayı azımsamamak gerektiği gibi, Avrupa ile kıyaslandığında yapılacak daha çok çalışmanın olduğunu düşünüyoruz” açıklamasında bulundu. Gelinen bu süreci ileriye taşımak adına devletin ve özel sektör temsilcilerinin yeni kararlar alması gerektiğini belirten Murat Yeşilyurt, özellikle bu bağlamda, kamuya yeni yatırımların önünü açmada ve destekleme noktasında önemli görevler düştüğünü söyledi. Yeni yatırım yapılacak alanların tespitinde ve kiralama süreçlerinde bürokratik işlemlerin asgariye çekilmesi gerektiğini söyleyen Murat Yeşilyurt, sözlerine şöyle devam etti: “Ülke ekonomisinin de gerçek göstergeleri limanlardır. Ülkemizde de artık Avrupa’daki gibi liman şehirleri kurulmalıdır. Devlet altyapı olarak önümüzü açacak, gerekli uygun yerleri bizlere tahsis edecek. Bizlerde o alanlara yatırımlarımızı yaparak sektörün kalkınmasını gerçekleştireceğiz.”
78 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKMetsan,acentaağındaülke sayısını150’yeçıkaracakHavayolu, karayolu, denizyolu, demiryolu ve karma taşımacılık modları, gümrükleme hizmetleri, depolama ve sürecin gerektirdiği sigorta hizmetlerinin ‘optimum’ organizasyonu ve yönetimini ‘Akıllı Lojistik’ anlayışı ile gerçekleştirdiklerini belirten Metsan Pazarlama Yönetmeni Sabri Ergenecoşar, optimizasyonu müşteri talepleri ile şekillendirdiklerini ifade etti. Metsan’ın dünyanın 120 ülkesinde büyük bir acenta ağı bulunduğunu vurgulayan Ergenecoşar, “Bu sayının 150’ye çıkması konusundaki hedefler, yıl sonuna kadar gerçekleşmiş olacak. 2012 yılı hedeflerimiz arasında ise depo alanımızı yüzde 100’e yakın oranda büyütmek bulunuyor. Ayrıca yeni dönem çalışmaları arasında atık lojistiğine ve tersine lojistiğe ağırlık vermeyi planlıyoruz” diye konuştu. Metsan’ın, 1990 yılında gümrük danışmanlığı firması olarak kurulduğunu anlatan Ergenecoşar, bugün 20 yılı aşkın deneyimle ‘lojistikte tam hizmet’ kuruluşu olarak örgütlenmelerini tamamladıklarını dile getirdi. Ergenecoşar, firma ana departmanlarını, gümrük işlemleri, taşımacılık, depolama hizmetleri ve sigortacılığın oluşturduğu bilgisini verdi. “Lojistik hizmetlerin açılımlarına baktığımızda, her bir alt açılımın ülkemizde hatırı sayılır bir geçmişe sahip olduğunu görebiliriz. Ama lojistik gibi kombine bir disiplin, henüz kavram olarak bile yeni sayılır” diyen Ergenecoşar, Metsan’ın lojistiği bütünleşik bir mühendislik disiplini olarak ele alan yaklaşımının, çıtası günden güne yükselen müşteri beklentilerini karşılayabilme yeteneğini geliştirdiğinin altını çizdi. Endüstrideki ‘one piece flow’ anlayışını hizmet sektörüne uyguladıklarına dikkat çeken Ergenecoşar, bu anlayışın üretim bantlarında farklı çalışanların görev almasının yerine aynı çalışanın ürünü, geçmesi gereken tüm üretim hatlarından geçirerek tamamlaması olarak özetlenebileceğini kaydetti. One piece flow sisteminde ürünü tek başına tamamlayan kişinin, kalite sorumluluğunu da taşıdığına dikkat çeken Ergenecoşar, böylece hata oranının düştüğünü ve çalışanın üretim aşamaları için işe yarar fikir geliştirebildiğini ifade etti. Böylece müşteri memnuniyetinin artırılabildiğini vurgulayan Ergenecoşar, şöyle devam etti: “Metsan, bu modeli hizmet zincirine adapte etti. Müşteri, kurum içinde farklı departman yetkilileri ile görüşmek durumunda bırakılmadığı için süreçler arasında iletişim kopuklukları oluşmuyor. Müşteri temsilcisi“FARK YARATACAK HİZMET ANLAYIŞI GELİŞTİRİLMELİ”Yapılan araştırmalara göre 258 milyar dolarlık lojistik pazarında Türkiye’nin 20 milyar dolarlık paya sahip olduğunu aktaran Sabri Ergenecoşar, firmaların fiyat odaklı sert rekabet koşullarından şikâyetçi olduklarının altını çizdi. Ergenecoşar, bunun önüne geçebilmek için, fark yaratacak hizmet anlayışı ve alt disiplinlere yönelik özel uzmanlıkların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.müşterisinin talep ve beklentilerini çok daha iyi anlayabiliyor. Çünkü fotoğrafın bütününü görebiliyor. Tüm bunlar Metsan’ın ‘müşteri odaklı’ çözüm ortağı hizmet kuruluşu kimliğini güçlendiriyor.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 79NisaLojistik deposunu genişletiyor5 bin metrekare alana sahip depolarını, bu yıl içinde 11 bin metrekareye taşıma hedefinde olduklarını dile getiren Nisa Lojistik Genel Müdürü Şerif Çetin, ardından depolarını gümrüklü antrepoya çevirme projelerinin bulunduğunu kaydettiLojistik sektöründe 1996’dan bu yana faaliyet gösteren ve kara, deniz, hava taşımacılığı olmak üzere hemen her taşıma modunda hizmet veren Nisa Lojistik, Mersin’de yaşanan sektörel gelişime paralel olarak taşımacılığın yanı sıra depolama yatırımlarına da ağırlık veriyor. Mersin Limanı’nın özelleşmesi sonrasında artan yük trafiği ve canlanan ticarete paralel olarak kentte depolama faaliyetlerine duyulan ihtiyaç giderek artıyor. Bu ihtiyacı gören Nisa Lojistik, depolama kapasitesini yeni yatırımları ile artırıyor. Mevcut durumda 5 bin metrekare depoya sahip olduklarını dile getiren Nisa Lojistik Genel Müdürü Şerif Çetin, bu yıl içinde kapalı alanlarını 11 bin metrekareye taşıma hedefinde olduklarını söyledi. Ardından depolarını gümrüklü antrepoya çevirme projeleri bulunduğunu kaydeden Çetin, “Yine bu yıl içinde makine parkımıza bir adet dolu makinesi olan Linde marka stacker ve bir adet 32 tonluk Hyster marka çatallı forklift ekleyerek yatırımlarımızı sürdürdük” dedi. Yatırımlarının bununla da sınırlı kalmadığını açıklayan Şerif Çetin, açık alanlarında da betonlama çalışmalarının sürdüğünü, ağustos ayı sonunda toplam 20 bin metrekarelik alanın betonlamasının tamamlanacağını ifade etti. Firma hakkında bilgi veren Şerif Çetin, merkezlerinin Mersin olduğunu ve çalışmalarını 40 personel ile sürdürdüklerini açıkladı. Mersin’in yanı sıra Antalya, İskenderun, Gemlik, Trabzon, Elazığ başta olmak üzere proje bazlı, açık ve kapalı sahalarda Türkiye genelinde hizmet verdiklerini ifade eden Şerif Çetin, aynı zamanda kapıdan kapıya taşımalar gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Bu sayede müşterilerinin yükün çıkış noktasından yurtiçi, dışı ya da denizaşırı fark gözetmeksizin, yerine ulaşana kadar, dışarıdan ekstra bir hizmete gerek duymadan, sadece yükün yerine ulaştığı haberini aldığını vurgulayan Çetin, anahtar teslimi hizmet anlayışları sayesinde müşterilerinin, ara hizmet stresinden de kurtulduğunu belirtti. Sahip oldukları makine parkları hakkında bilgi veren Çetin, şunları söyledi: “Üç adet 45 ton kapasiteli dolu konteyner yükleme makinesi, dört adet 32 ton kapasiteli blok mermer yükleme makinesi, bir adet 10 ton kapasiteli farklı yüklemeler için forklifte sahibiz. Bunun yanında dokuz adet 5 ton kapasiteli dökme maden için forkliftimiz bulunmakta. 40 adet 3 ton kapasiteli konteyner içi yükleme için forklift, dört adet Volvo marka loader / yükleyici, iki adet Bobcat ve 15 adet de çekici ile dorseye sahibiz. Bununla birlikte 25 bin metrekarelik açık alanımız bulunuyor.”“MERSİN, TÜRKİYE’NİN LOJİSTİK ÜSSÜ OLMAYA ADAY KONUMDA”Mersin’in Türkiye’nin en önemli limanlarından birisine sahip olması nedeniyle ülkenin lojistik üssü olmaya aday konumda olduğunu kaydeden Şerif Çetin, kentte demiryolu taşımacılığına yönelik çalışmalar da yürütüldüğünü hatırlattı. Bu çalışmaların da ilerlemesi ile birlikte Mersin’in lojistik anlamda daha da büyük önem kazanacağını kaydeden Çetin, “Demiryolu taşımacılığı ekonomik olarak istediğimiz noktaya geldiğinde sadece Mersin için değil, tüm Türkiye için çok büyük bir ilerleme olacak” değerlendirmesini yaptı.RCERT
80 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKPortAkdenizAntalyaLimanı yeniyatırımlarlahedefbüyüttüEkipman ve altyapıya yönelik yatırımlarını sürdüren Port Akdeniz Antalya Limanı, bu yıl için planlanan 20 milyon dolarlık yatırımın 12 milyon dolarlık kısmını hayata geçirdi. Nilüfer Gülerman Kalkan, 2010’da 126 bin TEU olan konteyner hareketini bu yıl 175 bin TEU’ya, dökme ve genel yük hareketini ise 4.1 milyon tona çıkarmayı hedeflediklerini söylediPort Akdeniz Antalya Limanı’nda ekipman ve altyapıya yıl sonuna kadar 20 milyon dolarlık yatırım yapılacağını açıklayan Port Akdeniz Kalite ve Kurumsal İletişim Şefi Nilüfer Gülerman Kalkan, “Port Akdeniz olarak, 2010 yılında 126 bin TEU olan konteyner hareketimizi bu yıl 175 bin TEU’ya yükseltmeyi, yine dökme ve genel yük hareketini de 4.1 milyon tona çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Kalkan, bu yıl limana kruvaziyer turizmine yönelik olarak yeni bir cruise hattının ekleneceğini, limana gelecek yolcu sayısının 220 bine ulaşmasını beklediklerini dile getirdi. Nilüfer Gülerman Kalkan, kruvaziyer ile yük turizmini birlikte yürüten ender limanlardan biri olan Port Akdeniz’in, Türkiye’nin gelişme potansiyeli en yüksek limanları arasında yer aldığını kaydetti. Limanın, tamamı kullanıma açık olan deniz sahasının toplam genişliğinin 136 bin metrekare, manevra çapının ise 300 metre olduğunu bildiren Kalkan, “Limanımız bin 322 metre uzunluğunda toplam dokuz adet rıhtım ile hizmet veriyor. Port Akdeniz’de bin 440 metre boyunda bir adet ana mendirek ile 650 metre boyunda bir tali mendirek bulunuyor. Mendirekler arası açıklık ise 250 metre. Yaklaşma kanalına ilişkin derinlik -11 metre. Bu yıl yürüttüğümüz dip temizliği ve derinlik artırma çalışmaları ile güvenli draftı artırmaya çalışıyoruz. Bu ay sonunda net değerlere ulaşacağız. Böylelikle daha büyük gemilere de kapılarımızı açmış olacağız” dedi. Dokuz ayda 12 milyon dolarlık yatırım Port Akdeniz’in yaklaşık 3 bin ton olan yıllık gemi kapasitesi ile 4-5 milyon ton arasında olan yük elleçleme kapasitesini artırmak için çalışma yürütüldüğünü ifade eden Nilüfer Gülerman Kalkan, limanda bu kapsamda yatırımların hız kesmeden sürdüğünü söyledi. Geçen dokuz aylık süreçte toplam 12 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını kaydeden Kalkan, şunları söyledi: “Böylelikle toplam rıhtım vinci sayımız dörde, 45 ton kapasiteli konteyner elleçlenmesinde kullanılan kara vinç sayısı ise beşe çıkacak. Yıl sonuna kadar ekipman ve altyapı yatırımlarımız 20 milyon dolara ulaşacak.” Bunun yanı sıra akaryakıt ile çalışan vinçlerin çevreye duyarlı elektriğe dönüşüm projesi, blok mermer deposu, deniz dibi derinleştirme, liman içi trafik ve düzenlemesi çalışmaladı. 11 yıllık know-how, acente verimliliği, uluslararası EDI standartlarında entegrasyonları, operasyonel maliyetleri azaltıcı optimize özellikleri ile büyüyen Solon Port liman otomasyonu, Port Akdeniz için performansı artırıcı ve çalışanları motive edici bir döneme geçiş sağlayacak. Satın alınan bu programla beraber sahada da oldukça büyük yatırımlarla, yeni bir kapalı depo inşa edildi. Geçici depolama statüsünde bin 620 metrekarelik alana kurulu depo, 2011 yılı Haziran sonu itibariyle faaliyete başladı.” Bu yıl için planlanan 20 milyon dolarlık yatırım kapsamında liman içinde inşa edilen kapalı depo ve blok mermer deponun faaliyete başladığı bilgisini veren Kalkan, liman dışındaki depoların ise bu ay içinde açılacağını ifade etti. Deniz dibi taramasının geçen ay tamamlandığını aktaran Kalkan, “Elektrik altyapı ve elektriğe dönüşüm yatırımları ile liman otomasyonu Ağustos 2011’de tamamlanacak. Ekipman parkının genişletilmesi, liman sahasının zemin düzenlemesi ve muhtelif rıhtımların uzatılması gibi işler yapılacak” dedi. “İhtisas gümrükleri sektörün kanayan yarası” Türk denizcilik sektöründeki en büyük sıkıntının limanların yeterince büyük olmamasından kaynaklandığını bildiren Nilüfer Gülerman Kalkan, “Bunun paralelinde limanlarımıza uğrak yapan ve artan gemi trafiği gözetilerek aynı anda kısıtlı sayıda gemiye hizmet verilebiliyor. Hizmet kalitesinin artması ve uluslararası limanlarla daha ciddi rekabet edilebilmesi için maliyetler de gözetilerek parmak iskele yerine mutlaka rıhtım inşaatına yönelik limanlar yapılmalı” diye konuştu. İhtisas gümrükle ilgili sıkıntının sektörün en çok kanayan yarası olduğunu dile getiren Kalkan, şöyle devam etti: “Eğer ihtisas gümrükleri kalkacak olursa özellikle İstanbul, İzmir, Bursa ve Mersin dışında bulunan diğer limanlar da kalkınır. Zira ihtisas gümrüğü bulunmayan bazı liman bölgelerinde müşteriler ihracat ve ithalatını ihtisas gümrüğüne sahip belirli limanlardan yapmak zorunda kalıyor ve bu da yanında ekstra maliyet getiriyor. Aynı zamanda bunun istihdama da direkt etkisi mevcut. Türkiye genelinde ihtisas gümrüklerinin kaldırılması ile birlikte mevcut limanlar birbirleri ile daha rahat rekabet edebilir ve müşteriler ilave maliyetlerden kurtarılarak ilave istihdam sağlanır.”“YENİ VİNÇLERLE DAHA SERİ HİZMET VERİLECEK”Geçen dokuz aylık süreçte hizmetlerin daha seri yapılması için limana bir adet 100 tonluk rıhtım vinci, üç adet 45 ton kapasiteli konteyner elleçlenmesinde kullanılan kara vinci, bir adet 32 tonluk forklift, üç adet 3 tonluk forklift satın alındığını söyleyen Nilüfer Gülerman Kalkan, bu ay içinde dördüncü 150 ton kapasiteli rıhtım vincinin de limana ulaşacağını kaydetti.rı ve muhtelif rıhtımların uzatılması alanlarında yatırımlarının devam ettiğini dile getiren Kalkan, “Kruvaziyer turizmi açısından baktığınızda, yolcuların güvenliğini sağlamak ve daha iyi hizmet vermek amacıyla yeni yolcu terminali ve uluslararası tur şirketlerinin azami önem verdiği yeni bir bagaj salonu yapıldı. Hatta salon, orada çok kısa zaman geçiren yolcu ve personel düşünülerek çağdaş düzeyde soğutma sistemleri ile donatıldı. Müşteri odaklı hizmet anlayışımızı iş güvenliği ve çevre öğeleri ile besleyerek çağdaş limanlar arasında üst sıralarda yer almayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Solon Port liman otomasyonu yazılımını satın aldık” En önemli yatırımlardan birinin de, Port Akdeniz Antalya Limanı’nın büyüyen yük trafiğini uluslararası standartlarda yönetebilmek için Solon Port liman otomasyonu yazılımını satın almaları olduğunu aktaran Nilüfer Gülerman Kalkan, şu bilgileri verdi: “Yıllık 60 bin TEU konteyner kapasitesinden 400 bin TEU konteyner kapasitesine çıkan Port Akdeniz Limanı’nda pilotaj/ römorkaj, genel yük, dökme yük ve konteyner operasyonlarını yönetebilmek amacı ile Solon Port liman otomasyon yazılımı satın alın-
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 81 FUAR 7Pamfilya’nınbuyılkihedefi 2milyonkiloürüntaşımakPamfilya Turizm bünyesinde 1993 yılında kurulan hava kargo taşımacılık bölümü, bozulabilen kargo taşımacılığında her geçen gün ivme kazanıyor. Kesme çiçek başta olmak üzere yaş meyve sebze, canlı kerevit, canlı arı, canlı çekirge, tekstil, orkinos, gülyağı, gülsuyu, silah, mantar gibi çabuk bozulabilen ürünleri dünyanın her yerine taşıyan Pamfilya Turizm, geçen yıl 1 milyon 700 bin kilo ürün taşırken bu yıl bu rakamı 2 milyon kiloya çıkarmayı hedefliyor. Pamfilya Turizm’in 1993 yılında IATA kargo acentesi olarak hava kargo departmanını kurduğunu dile getiren Pamfilya Hava Kargo Taşımacılık Müdürü Osman Ersoy, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden Antalya Havalimanı’nda faaliyet göstermek üzere yetki belgesine sahip olduklarını söyledi. IATA birinci sınıf kargo acentesi olduklarını ifade eden Ersoy, “Kargo taşımacılığımız büyük bir ivme kazanarak yoluna devam ediyor. Antalya’nın büyük bir bölümünü biz taşıyoruz. Müşterilerimize tarifeli sefer düzenleyen ticari havayolları ve charter uçuşları ile de hizmet vermekteyiz. Bütün havayolları şirketleri ile çalışarak müşterilerimizin ürünlerini tüm dünyaya ulaştırıyoruz” dedi. Pamfilya Kargo’nun Antalya Havalimanı’ndan çıkan gümrüklü ihracat kargolarının yaklaşık yüzde 80’lik kısmını taşıdıklarını anlatan Ersoy, “Antalya dışındaki Antalya’da ofisi olmayan global kargo acentalarının Antalya çıkışlarını organize ediyoruz. Yüksek kargo potansiyelimizin olması bizi rekabet etmekte bir adım önde tutuyor” diye konuştu. 2011 yılında 2 milyon kilo hava kargo taşımayı hedeflediklerini söyleyen Ersoy, “Hava kargo acenteliğimizin yanı sıra 2011 yılında deniz yolu ile kargo taşımacılığı yapmaya başladık. Deniz yolu ile iki adet ithalat yaptık” diye konuştu. “Havaalanına soğuk hava deposu yapılmalı” Antalya Havalimanı’nda soğuk hava deposunun olmamasından dolayı büyük sıkıntı yaşadıklarını bildiren Ersoy, şunları söyledi: “Bunun için THY Antalya Kargo Müdürlüğü’nün çalışması var. Ancak henüz somut bir gelişme olmadı. Antalya’nın en önemli ihracat ürünü bozulabilir kargo özelliği taşıyor. Fakat Antalya Havalimanı’nda ihracat ürünleri beklerken ısınıyor ve varış noktasına yüzde 10-“YILIN İLK YARISINI YÜZDE 11 ARTIŞ İLE GEÇİRDİK”2010 yılını bir önceki yıla göre yüzde 23 artış ile kapattıklarını ifade eden Osman Ersoy, 2011 yılının ilk yarısına kadar bu ivmenin devam ettiğini, yılın ilk altı ayını yüzde 11 artış ile geçirdiklerini kaydetti. 2011 yılında 2 milyon kilo hava kargo taşımayı hedeflediklerini söyleyen Ersoy, “Hava kargo acenteliğimizin yanı sıra 2011 yılında deniz yolu ile kargo taşımacılığı yapmaya başladık. Deniz yolu ile iki adet ithalat yaptık” dedi. 20 fire vererek ulaşıyor. Bu durum hem ihracatçıların kâr marjını düşürüyor, hem de diğer ülkelerden gelen ürünler ile rekabet etmesini zorlaştırıyor.” Antalya’da ihtisas gümrüklerinin olmamasını sektördeki diğer sorunlardan biri olarak açıklayan Ersoy, bu durumun Antalya Havalimanı’nda ithalat yapılmasını zorlaştırdığı için, ihtisas gümrüklerine tabi ürünlerin İstanbul gibi ihtisas gümrüğü olan şehirlerden gümrüklenerek Türkiye’ye giriş yaptığını kaydetti. Ersoy, “Antalya’nın ithalat girdisi düşmekte, ihtisas gümrüğü olan şehirlerin ithalat girdisi artmaktadır. Bu durum bizi de olumsuz yönde etkiliyor. Turizm yöresindeyiz, otel ekipmanları ihtisas gümrüğüne tabi. Bu potansiyelden ihtisas gümrüğü olmadığı için Antalya havalimanındaki, gümrükçü, nakliyeci, depocu, handling firması, hiçbiri kazanç sağlayamıyor” yorumunu yaptı.
82 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKSertrans,Hadımköy’de lojistikmerkezikuruyorHadımköy’de 36 bin metrekarelik yeni lojistik merkezi çalışmalarının devam ettiğini belirten Nilgün Keleş, Gebze’de 10 bin metrekarelik kapalı depo açılışına hazırlandıklarını ifade etti. Keleş, ayrıca bu yılki büyüme hedeflerini yüzde 15 olarak belirlediklerini söylediSamandıra’da bulunan depolarına bu yıl içinde 20 bin metrekare kapalı alan eklemeyi planladıklarını söyleyen Sertrans Genel Müdürü Nilgün Keleş, bunun yanı sıra Hadımköy’de yapımına başlamış oldukları 36 bin metrekarelik yeni lojistik merkezi yatırımlarının bulunduğunu dile getirdi. Ayrıca sanayinin gelişen bölgesi Gebze’de de 10 bin metrekarelik kapalı depo açılışı gerçekleştireceklerini vurgulayan Keleş, “Yatırımlarımız doğrultusunda 2011 yılına ait büyüme hedefimizi yüzde 15 olarak belirledik. Bu büyümeyi, taşıma ve lojistik faaliyetlerinin tümünde dengeli bir şekilde hayata geçirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Sertrans’ın 1989 yılında İstanbul’da bir aile şirketi olarak kurulduğunu belirten Keleş, 2007 yılından itibaren de Sertrans Holding şemsiyesi altında ana faaliyet alanı lojistik olan bir kuruluş olarak Sertrans Logistics markasıyla hizmet vermeye devam ettiklerini ifade etti. “Özellikle kara, deniz, hava, demiryolu taşımacılığı ve gümrükleme hizmetlerine ek olarak, tedarik zinciri yönetiminden, depo-stok yönetimine, nakliye yönetiminden danışmanlık hizmetlerine kadar lojistik sektörüne yönelik en iyi şekilde hizmet sağlıyoruz” diyen Nilgün Keleş, yurtdışında ağırlıklı olarak, İspanya, Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre, Belçika, Hollanda, Portekiz, Kuzey Afrika, Bulgaristan, Romanya, Fas ve Tunus’ta faaliyet gösterdiklerini aktardı. Keleş, “Türkiye’de İstanbul, Bursa, İzmir, ve Adana; yurtdışında ise Romanya ve Bulgaristan’da olmak üzere toplamda 200 bin metrekare açık ve 50 bin metrekare kapalı depolarımız bulunuyor. Öz mal filomuz olarak 200’ün üzerinde olan araçlarımız ortalama olarak üç yaşında. Ayrıca bu araçlarımız Avrupa ülkelerinde geçiş üstünlüğüne sahip olan EURO4 ve EURO5 normlarına uygun” şeklinde konuştu. 2010’da bir önceki yıl kriz nedeni ile meydana gelen yüzde 17’lik kaybı telafi etmeyi ve yüzde 10’luk bir artış sağlamayı amaçladıklarını söyleyen Nilgün Keleş, 2010’u planları doğrultusunda geçirdiklerini dile getirdi. 2011 yılının ilk yarısında büyümeye devam ettiklerine dikkat çeken Keleş, bu doğrultuda hedeflerini yakalamış olduklarının altını çizdi. “Şirket bünyesinde oluşturduğumuz Sertrans Academy ile sürekli öğrenen şirket olma kimliğimizi pekiştirecek, insan kaynaklarına yatırım yapmaya devam edeceğiz” diyen Keleş, evrensel modelleri baz alan akredite olmuş kuruluş çalışmalarının 2011 yılında daha da hız kazanacağını kaydetti. Nilgün Keleş, sözlerine şöyle devam etti: “Bu kapsamda geçtiğimiz yıl başarılı uygulamalar ile Avrupa’nın en önemli networke sahip olan System Aliance’a kabul edildik ve ISO 10002 Müşteri Şikayet Yönetim Sistemi belgesi aldık. KalDer İş Mükemmelliği modelinde de 3 yıldızla ödüllendirildik. 2011 yılında ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Ve ISO 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerini almak için de gerekli çalışmaları başlattık.” “En genç karayolu taşıma filosuna sahip ülkeyiz” Sektörün Türkiye’deki ayağında yer alan tüm“HEDEFLERİ YAKALADIK”2010’da bir önceki yıl kriz nedeni ile meydana gelen yüzde 17’lik kaybı telafi etmeyi ve yüzde 10’luk bir artış sağlamayı amaçladıklarını söyleyen Nilgün Keleş, 2010’u planları doğrultusunda geçirdiklerini dile getirdi. 2011 yılının ilk yarısında büyümeye devam ettiklerine dikkat çeken Keleş, bu doğrultuda hedeflerini yakalamış olduklarının altını çizdi. ,üreticilerin çok başarılı olduğunu vurgulayan Nilgün Keleş, Avrupa’nın en genç karayolu taşıma filosuna sahip ülkenin Türkiye olduğunu ifade etti. Uluslararası pazardaki fiyat politikalarının Türkiye lojistik sektörü açısından zaman zaman sıkıntı yarattığına dikkat çeken Keleş, yeni depoların açılması, sağlanan IT altyapı ortamları ve son teknolojiye sahip AB Euro normlarındaki araçlar ile sektörde rekabet gücü yönünden üstünlük sağlandığını kaydetti. Şu anda sektördeki en önemli gündem maddesinin maliyetlerdeki artışa rağmen gelirlerde aynı oranda artışa ulaşılamaması olduğunu söyleyen Keleş, “Bu durumu sistemin ters yönde çalışması olarak nitelendirebiliriz. Mevzuatlarda yapılan düzenlemelerin henüz tam oturmamasına bağlı olarak gümrüklerde yaşanan bir takım sorunların, hızlı ve kalıcı şekilde giderilmesi durumunda ülkemizin iş hacminin pozitif yönde gelişeceği kanaatindeyiz” dedi.Servicexpress, demiryolunda beş bölgeye tarifeli sefer düzenleyecekKarayolu taşımacılığıyla FMCG sektörünün depolama ve dağıtımında Türkiye’nin önemli firmaları arasına girmeyi hedefleyen Servicexpress, demiryolu taşımacılığında ise beş bölgeye tarifeli seferler düzenlemeyi amaçlıyor. Servicexpress, ayrıca geçtiğimiz yıl karbon salımını azaltırken, yeşil lojistiğe yöneli çalışmalarına hız veriyor. Türkiye ve Avrupa kıtasının tamamı ile Türk cumhuriyetlerine yönelik taşımacılık faaliyetlerini sürdüren şirket, bugün Unilever, Diversey Kimya, Kimberly-Clark, Kraft Foods ve Filli Boya gibi uluslararası firmaların yanı sıra Kastamonu Entegre, İstikbal Mobilya, Denizli Çimento, As Çimento ve Göltaş gibi ulusal firmaların da çözüm ortaklığını yapıyor. Servicexpress Yönetim Kurulu Üyesi Adem Yalçınkaya, bu firmalara yurtiçi ile yurtdışına kara ve demiryolu taşımacılığı alanlarında hizmet vermelerinin yanı sıra aynı zamanda depolama, cross-docking ve co-packing hizmetleriyle de tam anlamıyla lojistik çözüm ortaklığı sunduklarını söyledi. Yalçınkaya, 110 tanesi kendilerine ait olmak üzere kiraladıklarıyla toplam 350 adet vagonla demiryolu taşımacılığı yaptıklarını, bunun yanı sıra 550 tane konteynerleri bulunduğunu söyledi. Demiryolu taşımacılığına önümüzdeki dönemlerde de yatırım yapmaya devam edeceklerini ve 2016’ya kadar yılda 1.5 milyon tonluk bir yük taşıma kapasitesine ulaşmayı planladıklarını vurgulayan Yalçınkaya, “Özellikle hızlı tüketim ürünleri dediğimiz FMCG sektöründe önümüzdeki yılda Türkiye genelindeki beş bölgeye tarifeli seferler düzenlemeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Taşımacılık alanında karayolu ile ayda 62 bin ton yük taşıyabilen Servicexpress’in kendi bünyesindeki 244 aracın yanı sıra Türkiye genelinde kiraladıklarıyla birlikte 40 bin araçlık bir portföye sahip olduğunu ifade eden Yalçınkaya, 2000 yılından itibaren depolama faaliyetlerine yoğunluk verdiklerini dile getirdi. Yalçınkaya, depolama ve istifleme sektörü için 2009 yılında Gebze’de 40 bin paletlik bir depo sahasına yatırım yaptıklarını, Ankara’da ise 3 bin paletlik bir alanda cross-docking ve depolama hizmeti verdiklerini vurguladı. Karayolu taşımacılığında önümüzdeki üç yıl içinde 290 milyon TL’lik yatırım yapmayı ve bu yatırım sonucunda Türkiye geneline lojistik hizmeti vermeyi amaçladıklarını aktaran Yalçınkaya, “Bu alanda yapacağımız yatırımlarla FMCG sektörünün depolama ve dağıtımında Türkiye’nin önemli şirketleri arasına girmeyi hedefliyoruz” dedi. Servicexpress’in karayolu taşımacılığı haricinde 2002’den itibaren de demiryolu taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini ifade eden Yalçınkaya, demiryolu taşımacılığına şimdiye kadar 10 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi.
84 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKEvranTransport,dökmeürün taşımacılığındahedefbüyüttüPazarda dökme mamul ya da yarı mamul üreticilerinin çözüm ortağı olmak istediklerini dile getiren Evran Transport Genel Direktörü Hikmet Evran, “Hedefimiz, dökme ürün taşımacılığında ana ve ara hizmet üreticisi olmak” diye konuştuAdana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) faaliyetlerini sürdüren Evran Transport, araç parkına yaptığı ilave yatırımla Avrupa ülkelerinde onaylı dökme ürün taşıyıcısı konumuna gelerek, bu alanda yeni projeler üretmeye başladı. Kendileri gibi AOSB’de hizmet sunan Makinsan Treyler’den sipariş ettikleri 45 tankcontainer taşıyıcının ilk 10 tanesini geçtiğimiz günlerde teslim aldıklarını ifade eden Evran Transport Genel Direktörü Hikmet Evran, “Artan araç sayısıyla birlikte filomuz, yüzde 38 oranında büyüme kaydetti. Hedefimiz, dökme ürün taşımacılığında ana ve ara hizmet üreticisi olmak. Pazarda, dökme mamul ya da yarı mamul üreticilerinin çözüm ortağı olmak istiyoruz. Dökme ürün taşımacılığında ürüne özel ürettirdiğimiz tanker ve tankcontainerlerimiz ile müşterilerimizin taleplerine daha etkili ve hızlı çözümler sağlayabiliyoruz” dedi. Hem hizmet ağını genişletmek hem de kapasiteyi artırmak adına araç filolarını genişlettiklerini aktaran Hikmet Evran, proje kapsamında Makinsan’la işbirliği yürüttüklerini dile getirdi. “Bu bağlamda Avrupalı partnerlerimizle birlikte yeni projeler üretiyor ve hayata geçirebiliyoruz” diyen Evran, firmayı bu yatırıma yönelten dinamiklere ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “İngiltere, Almanya, Hollanda’da üretim ve faaliyet tesisleri olan Hollandalı bir taşıyıcı firma ile partnerlik anlaşması imzaladık. Böylece firmanın Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerinde aktarma, depolama, gümrükleme, transit, transport, yükleme, boşaltma, tamir ve servis gibi tüm acente işlerini üstlendik. Bu anlamda kapasite artışı gerekiyordu. Pazar ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak araç filomuzu genişletme kararı aldık. Makinsan’dan sipariş ettiğimiz araçlarla birlikte filomuzda yüzde 38 büyüme yakaladık. Şimdi dökme ürün taşımacılığı pazarında; dökme mamul ya da yarı mamul üreticilerinin çözüm ortağı olmak istiyoruz.” Müşterilerinin fabrikalarında yükleme sürecinden başlayıp farklı taşıma tipleri ile tüm gümrükleme, sigortalama, ardiye ve transfer işlemlerini sağlayarak acentelik hizmeti sunmayı planladıklarını aktaran Evran, ilave ettikleri yeni araçlarla, araç parkının değişken ve fonksiyonel bir yapıya kavuştuğunu vurguladı. “Değişik fonksiyonlara sahip tank trailer filosu, tank container filosu, reefer grubu ve damperli dökme ürün taşıyıcılarımızla, müşteri odaklı kaliteli hizmet üretmeye devam ediyoruz” diyen Evran, Türkiye’de bir ilke imza atarak özel proje ile üretimini sağladığı ‘mikserli tank trailer’ filosu ile bölgenin önde gelen bir gıda firmasının spesifik gıda ürününün başarı ile yurtiçi dağıtımını gerçekleştirdiklerini belirtti. Evran, müşterilerin ihtiyacına göre geliştirilen projenin, ihtiyaç olunan tankların üretimi ve çalışan ekibi ile hayata geçen bir proje olarak farklılaştığını kaydetti. “Karayolu taşımacılığının daha da geliştirilmesi gerek” Kurumsal bir aile firması olarak taşımacılık ve lojistik sektöründe hizmet ürettiklerini ifade eden Hikmet Evran, şirket temellerinin 1960’lı yıllara dayandığını ifade etti. Şirketin ikinci ve üçüncü kuşak aile bireyleri, profesyonel yöneticileri ile yönetildiğini söyleyen Evran, sektörün her zaman bü-“LİKİT TAŞIMACILIĞININ YÜZDE 7’SİNİ YURTİÇİNE AYIRMAYI PLANLIYORUZ”Hikmet Evran, uluslararası alanda Orta Avrupa, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerine ve yurtiçine dağıtım, dökme ürün taşımacılığı yaptıklarını kaydetti. Avrupa pazarında dökme ve likit ürün komple lojistik hizmet sağlayıcılığı alanında öncülük etmek istediklerini ileten Evran, “Bu sene gerçekleştirdiğimiz altyapı yatırımları ve iş ortaklığı anlaşmalarımızla yaptığımız likit taşımacılığın yüzde 35’ini Batı Avrupa, yüzde 33’ünü Orta Avrupa, yüzde 25’ini Orta Asya ve Ortadoğu transit pazarlarına; yüzde 7’sini ise yurtiçi taşımacılığa ayırmayı planlıyoruz. Bu alanda hizmet sunacağımız sektörleri gıda, kimya ve petrol ürünleri olarak sıralayabiliyoruz” diye konuştu.yüyen ve değişen bir yapıya sahip olduğunu ifade etti. Lojistik sektörüne ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Evran, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Karayolu taşımacılığında, sabit maliyetleri düşük fakat değişken maliyetleri yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Karayolu taşımacılığının ucuz yatırım maliyeti, yüksek oranda erişilebilirlik ve kullanışlılık gibi avantajlarının yanında; düşük kapasite, yüksek kaza riski gibi dezavantajları da bulunuyor. Kapıdan kapıya teslim gibi bir imkâna sahip olan karayolu taşımacılığı, gerek demiryolu gerekse havayolu taşımacılığına göre de bu açıdan üstünlük sağlıyor. Günümüzde Türkiye’de yolcu taşımacılığının yaklaşık yüzde 95’i, mal taşımacılığının da yaklaşık yüzde 90’ı karayolu üzerinden yapılıyor. Ülkemizde büyük ekonomik bir değer ve önemli rekabet avantajları bulunan karayolu taşımacılığının daha da geliştirilmesi ve ilerletilmesi Avrupa’nın en büyük filosuna sahip olan Türkiye için, önemli bir hedef olması gerektiğini düşünüyorum.”Büyümeye odaklanan Akdemirler yetkili servis alma hedefindeMersin’de 1986’dan bu yana Man ve Mercedes yedek parça satışı ile özel servis hizmeti verdiklerini dile getiren Akdemirler Otomotiv sahibi Kemal Akdemir, bugün çalışmalarını yaklaşık 25 kişi ile sürdürdüklerini söyledi. 4 bin 500 metrekare alanda çalıştıklarını, aynı anda 10 araca birden hizmet verebilme kapasitesine sahip olduklarını anlatan Akdemir, yedek parça bölümlerinde ise yaklaşık 15 bin kalem ürün bulunduğunu bildirdi. Kendilerini sürekli yenilediklerini ve her yıl ortalama yüzde 10-15 büyüme gösterdiklerini ifade eden Kemal Akdemir, “Bu yıl da benzer bir hedefimiz var. Sektör Mersin’de hızla gelişiyor. Bu gelişime ayak uydurarak gelecek yıllarda yetkili servis alma çabası içindeyiz” dedi. Türkiye’de lojistik sektörünün hızla geliştiğini, konumu ve altyapısı itibariyle bu gelişimin Mersin’de daha büyük oranlarda gerçekleştiğini kaydeden Kemal Akdemir, Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler nedeniyle Mersin’de yakın zamanda lojistik sektöründeki iş potansiyelinde ciddi ölçüde artış beklediklerini vurguladı. Ortadoğu ülkelerinde mevcut durumda yaşanan siyasi karışıklıklar nedeniyle bir yıkım döneminin yaşandığını anlatan Akdemir, bir süre sonra bu kargaşanın sona ermesi ile birlikte yeniden yapılanma dönemi başlayacağını, bu durumun da lojistik sektöründeki iş hacmini yüzde 30-40 oranında artıracağını dile getirdi. Mevcut durumdaki hareketlilik nedeniyle dahi bölgedeki araç sayılarında artışlar meydana geldiğine işaret eden Kemal Akdemir, bu araç artışının uzun vadede bakım onarım sektörünü de canlandıracağını ifade etti. “Yakıtın pahalı olması sektörün gelişimini engelliyor” Lojistik sektörünün Türkiye genelinde, özellikle Mersin’de büyük bir hızla geliştiğine işaret eden Kemal Akdemir, ancak yakıtın pahalı olmasının gelişimin önünde ciddi bir engel olduğunu dile getirdi. Kemal Akdemir, şunları söyledi: “Mazot fiyatlarının uygun olması halinde araç satışlarının daha da artacağına inanıyorum. Yakıtın pahalı olması nedeniyle kaçak mazotların ya da 10 numara yağların kullanımı artıyor. Kaçak yakıt, araçlar yeni olsa dahi çabuk bozulmalarına neden oluyor. Biz de bakım yaptıktan sonra garanti veremiyoruz ve kısa süre sonra araç yine bozulunca sektörümüz güvenirliğini de yitiriyor. Oysa burada sıkıntı kaçak yakıtta.” Sektörün diğer bir sorununun kalifiye eleman olduğuna değinen Kemal Akdemir, Mersin’deki iki sanayi sitesinin ortaklaşa kullanabileceği bir meslek lisesi açılması ve burada uygulamalı eğitimler verilerek kalifiye eleman sorununun önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Kalifiye eleman yetersizliği nedeniyle kapasitelerini artıramadıklarını kaydeden Akdemir, bu sıkıntıyı aşmaları durumunda çalışmalarını en az 30 kişi ile sürdürüp kapasitelerini de artırabileceklerini belirtti.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 85 FUAR 11HakanGıda,siloyatırımıplanlıyorMersin’de depo ve antrepo yatırımları ile sektörün önde gelen firmaları arasında yer alan Hakan Gıda, bu yıl silo ve mısır kurutma tesisi yatırımı da planlıyor. Dökme yük depolamayan, son teknolojiye sahip raflı sistemle çalışan Hakan Gıda, mobilya, beyaz eşya, oyuncak sektörünün Türkiye’de önde gelen firmalarına hizmet veriyor. Bölgede kuru taneli gıda üzerine faaliyet gösteren çok sayıda firma bulunduğunu anlatan Hakan Gıda Genel Müdürü Nazım Yılmaz Bahçeci, özellikle mısır depolanmasında istenilen kalitede hizmet açığı bulunması nedeniyle böyle bir yatırım planladıklarını söyledi. Mersin’de 1989’da bakliyat ticareti ile sektöre adım attıklarını, ardından 1991’den itibaren transit dondurulmuş gıda ticaretine başladıklarını kaydeden Nazım Yılmaz Bahçeci, geçen zaman içinde pazarlarının büyümesiyle ürünlerini depolama gereği duyduklarını söyledi. Mersin’de o yıllarda yeterli depo bulunmaması nedeniyle kendi kullanımları adına depo yatırımına başladıklarını belirten Bahçeci, 13 bin 500 metrekare alan üzerine bin 500’ü soğuk hava deposu olmak üzere toplam 8 bin metrekare depo inşa ettiklerini söyledi. Ancak bir süre sonra bu deponun da yeterli gelmediğini ve ürünlerinin kalan kısmını kiralama yöntemiyle depoladıklarını açıklayan Bahçeci, “Mersin’de bu alanda önemli bir eksik olduğunu görerek, önce kendi kullanımımız için başladığımız depo yatırımını genişletip diğer firmalara da hizmet verme kararı aldık ve gıdadan lojistik sektörüne adım attık. Bu yıl toplam 12 bin metrekare daha depo yatırımı gerçekleştirdik. Yeni yatırımlarla birlikte 4 bin 500’ü soğuk hava deposu olmak üzere toplam 40 bin metrekarelik depoya sahip olduk” bilgisini verdi. “Bölgemizde dökme yük giderek artıyor” Mersin’in lojistik sektöründe hızla geliştiğini ve özellikle dökme yüklerde bu yıl ciddi bir artış yaşandığını kaydeden Nazım Yılmaz Bahçeci, bu artışın sebeplerini şöyle özetledi: “Bu yıl Ortadoğu’da yaşanan karışıklıklar nedeniyle yüklerin bir kısmı depolarda bekletiliyor. Ayrıca emtia fiyatlarında sürekli iniş çıkışlar yaşanması nedeniyle ticaretin önü biraz tıkanıyor ve bu tıkanmalar ister istemez malların depolarda kalmasına neden oluyor. Bu da depolama konusunda sektöre hareketlendiriyor.” Sektörde yaşanan gelişmelere paralel olarak depo yatırımları gerçekleştirdiklerine de değinen Nazım Yılmaz Bahçeci, kendi bünyelerinde kullanmak adına 6 bin metrekarelik yatırım gerçekleştirdiklerini, bir de 6 bin metrekarelik yeni bir depo daha inşa edip sektörün önde gelen firmalarından birine kiraladıklarını açıkladı.DEPO YATIRIMLARINI ARTIRIYORFirma olarak dökme yük depolamayan, son teknolojiye sahip raflı sistemle çalışan Hakan Gıda, mobilya, beyaz eşya, oyuncak sektörünün Türkiye’de önde gelen firmalarına hizmet veriyor. Sektörde yaşanan gelişmelere paralel olarak depo yatırımları gerçekleştiren firma, kendi bünyesinde kullanmak adına 6 bin metrekarelik yatırım gerçekleştirdi. Firma, bir de 6 bin metrekarelik yeni bir depo daha inşa edip sektörün önde gelen firmalarından birine kiraladı.“Liman çevresinde kent trafiği rahatlatılmalı” Mersin’de lojistik sektörünün hızla gelişmesine paralel olarak sıkıntılarının da arttığına değinen Nazım Yılmaz Bahçeci, özellikle liman çevresinde ciddi araç trafiği oluştuğunu söyledi. Liman ile depoları arasında 4 kilometre gibi kısa bir mesafe olmasına karşın araçlarının limandan depoya varmasının iki saati bulduğunu vurgulayan Bahçeci, liman çevresindeki yolların yeniden düzenlenmesi ile kent trafiğinin rahatlatılması gerektiğini sözlerine ekledi.
86 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKHenüz 2.5 yıllık bir firma oldukları için rakamların çok yüksek boyutlarda olmadığını aktaran Hakan Çınar, “Biz yüksek ciroyu değil, kârlı işleri ve verimliliği hedefliyoruz. Buna rağmen, ikinci yılımız olan 2010’u 5 milyon dolar ciro seviyesinde tamamladık. 2011’in son çeyreğinden daha da umutluyuz” dedi.Conmar,depolamavekontrat lojistiğindebüyümehedefindeDepolamada 7 bin metrekarelik kapasitelerini önümüzdeki dönem içinde birkaç kat artırmayı hedeflediklerini belirten Conmar Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çınar, bu yıl depolama ve kontrat lojistiğinde büyümeye odaklandıklarını ifade etti. Çınar, “Kısa bir süre içinde sektörün sürpriz oyuncusu olarak dikkat çekeceğimiz kanaatindeyiz” dediHer yıl yüzde 50 büyüme hedefi ile hareket ettiklerini ve 2012 yılından itibaren bu hedefi büyüteceklerini söyleyen Conmar Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çınar, hem firmalarının hem de lojistik sektörünün geliştiğini dile getirdi. Depolamada henüz 7 bin metrekarelik bir kapasiteye sahip olduklarını ve önümüzdeki dönem içinde bu hacmi birkaç kat artırmayı planladıklarını vurgulayan Çınar, özellikle 2011’i depolama ve kontrat lojistiğinde büyüme yılı olarak ilan ettiklerinin altını çizdi. Çınar, “Araca yatırım yapan bir firma değiliz ve hiçbir zaman da yapmayı düşünmüyoruz. İnsana yatırım ise, tümüyle bizim işimiz. Yatırımlarımızı daha çok depolama alanında ve yavaş yavaş da olsa, dağıtım tarafında yapmayı düşünüyor ve bu yönde ilerliyoruz. Tüm ekip olarak kısa bir süre içinde sektörün sürpriz oyuncusu olarak dikkat çekeceğimiz kanaatindeyiz” diye konuştu. “Conmar, 2008 yılında kendi deyimimizle krize nazır kurulmuş bir lojistik şirketi” diyen Çınar, firmalarının denizyolu ve havayolu taşımacılıkları başta olmak üzere, tüm taşıma modlarında hizmet veren bir lojistik organizatörü olduğu bilgisini verdi. Özellikle Uzakdoğu ithalatlarının taşımacılıkta en kuvvetli oldukları nokta olduğuna dikkat çeken Çınar, buradan gerek Türkiye, gerekse dünyanın farklı ülkelerine taşımalar gerçekleştirdiklerini kaydetti. Henüz 2.5 yıllık bir firma oldukları için rakamların çok yüksek boyutlarda olmadığını aktaran Çınar, şöyle devam etti: “Biz yüksek ciroyu değil, kârlı işleri ve verimliliği hedefliyoruz. Buna rağmen, ikinci yılımız olan 2010’u 5 milyon dolar ciro seviyesinde tamamladık. Ancak 2011 yılını, 2010’a göre çok daha iyi geçiriyoruz. Hedeflerimize ulaşıyoruz, ancak 2011’in son çeyreğinden daha fazla umutlu olduğumuzu da belirtmek isterim.” 2011’in tüm dünya için 2010 kadar kritik bir yıl olacağını tahmin ettiklerini söyleyen Çınar, geçen yıl tükenen stokların tekrar üretilmesinin herkesi umutlandırdığını dile getirdi. Ancak, gerçekte talep ile arz arasındaki dengesizliğin ve dünyadaki talep patlaması ile finans sisteminin dengeli işlememesinin ekonomik krizlerin belli dönemlerde tekrarlanacağına işaret ettiğini vurgulayan Çınar, 2010’da başlayan bu hareketli dönemin ve piyasalardaki olumlu seyrin 2011 yılında da sürmesini beklediklerinin altını çizdi. Türkiye’nin coğrafi konumunun lojistik sektörü açısından büyük avantaj olduğunu söyleyen Çınar, gerçek anlamda avantaj yakalayabilmek için ülkenin siyasi güvenilirliği, ekonomik istikrarlığı, lojistik yatırımlara bakışı, altyapıdaki gelişimler ile bürokrasinin işleyişinin çok önemli olduğunu kaydetti. Bunların yanı sıra Avrupa Birliği’ne (AB) giriş sürecinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çınar, “Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleşirse lojistik faaliyetler daha da artacak. Ancak gerek yeni Türk Ticaret Kanunu ile, gerekse önümüzdeki dönem AB’ye girmemizle beraber, sosyal hakların her geçen gün iyileştirilmesi sonucu işçilik maliyetleri de sürekli olarak yukarıya doğru seyredecek. Enerji ve yakıt maliyetlerimizin yüksekliğini de eklediğimizde, avantajlarımızın çok da fazla olmayacağını şimdiden kestirebiliriz” şeklinde konuştu. “Sektörün uzun vadeli planlara ihtiyacı var” Türkiye’nin hâlâ gerçek anlamda bir master planının olamayışı ve bu konuda geç kalınıyor olmasının önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Çınar, bölgesel çözümlerin yeterli olmadığını uzun vadeli planların öncelikli olması gerektiğini ifade etti. Bazı lojistik köylerin ve lojistik merkezlerinin profesyonel bir anlayış ile planlandığını belirten Çınar, ancak bazılarının bu konuda son derece yetersiz ve kısa vadeli planlar ile tasarlandığını kaydetti. Doğru ve başarılı olan her projenin, lojistik sektörüne katkı sağlayacağına dikkat çeken Çınar, bunların yanı sıra Gümrük Mevzuatı’nın AB’ye uyumlu hale getirilmeye çalışıldığını ifade etti. Ancak bu konuda yeterli adımların atılmadığını söyleyen Çınar, “Bugün hızlı kargo taşımacılığı yapan firmalar kendi bünyelerinde gümrükleme hizmeti verebilirken, bizim tarzımızdaki lojistik firmaları bu hizmeti veremiyor. Gümrük Müşavirliği mesleğinin bilgi gerektirdiği konusunda hepimiz mutabıkız. Ancak gelinen noktada dünyanın pek çok ülkesinde bu hizmet lojistiğin bir devamı niteliğinde. Lojistik şirketlerinin bünyelerinde gümrük müşaviri istihdam ederek bu hizmeti verebilmeleri gerekir” yorumunu yaptı.“UZAKDOĞU İTHALATINDA KUVVETLİYİZ”Firmalarının denizyolu ve havayolu taşımacılıkları başta olmak üzere, tüm taşıma modlarında hizmet verdiğini ifade eden Hakan Çınar, özellikle Uzakdoğu ithalatlarında kuvvetli olduklarına dikkat çekti. Çınar, gerek Türkiye, gerekse dünyanın farklı ülkelerine taşımalar gerçekleştirdiklerini kaydetti.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 87 FUAR 13SönmezBustaş,donmuşgıdaları -25derecededepolamayabaşladıTaşımacılık sektöründeki ağırlığını lojistik zincirini tamamlayarak güçlendiren Sönmez Bustaş ve Lojistik, soğuk depo ve soğuk lojistik zincirindeki yatırımlarını sürdürüyor. Firma, -25 + 25 derecelerde ürün muhafaza eden 11 bin metreküp kapasiteli donmuş gıda muhafaza deposunu faaliyete geçirdi. Lojistik hizmetleri, uluslararası taşıma, uluslararası ekspres taşıma, parsiyel taşıma, soğutuculu taşıma, proje taşıması, ADR’li taşıma, yurtiçi taşıma alanlarında faaliyet gösteren Sönmez Bustaş ve Lojistik, yurtdışı depolama, dağıtım, elleçleme, soğuk depo, dondurulmuş gıda depo, genel depo, gümrüklü antrepo, gümrüklü soğuk ve donmuş antrepo hizmetlerine devam ediyor. Depoculuk faaliyetlerine 1969’da başlayan Sönmez Bustaş ve Lojistik, 1977’den bu yana da uluslararası taşımacılık yapıyor. 2001’den bu yana yaptığı yatırımlarla lojistik tedarik zincirinin altyapısını tamamlayan firma, 2005’ten sonra lojistik depo, 2010’dan itibaren de donmuş lojistik depo-antrepo yatırımlarına ağırlık verdi. Son olarak 1 milyon TL’lik yatırımla beş ayrı odadan oluşan merkezi sistem bilgisayar kontrollü, -25 + 25 derecelerde ürün muhafaza eden 11 bin metreküp kapasiteli donmuş gıda muhafaza deposunu devreye alan Sönmez Bustaş ve Lojistik, aynı zamanda 34 ayrı odadan oluşan, teksel soğutma sistemine ve -25 + 25 derecelerde ürün depolamasına haiz, 13 bin 500 metreküplük tesise sahip. Taşımacılık sektörünün artık dağıtım, malların elleçlenmesi, gümrüklü gümrüksüz depolama gibi alanlarla hizmet alanını genişlettiğini belirten Sönmez Bustaş Lojistik Genel Müdürü Fahrettin Arabacı, yeni yatırımla birlikte gıda, ilaç ve kimyasal maddelerin soğuk depolanmasında da etkin olacaklarını kaydetti. İstanbul Avrupa yakasında kurmayı planladıkları depolama alanının ön adımı şeklinde bir şube açtıkları bilgisini veren Arabacı, Bursa’da sürdürdükleri çalışmaların devamı olarak operasyon ve pazarlama faaliyetlerini sürdüreceklerini, ithalat ve ihracat yükleri alacaklarını anlattı. Ayrıcalıklı bir hizmet olarak küçük araçlarla ekspres hizmet verdiklerini dile getiren Arabacı, 2010 yılında özellikle uçakla gidecek ürünler ya da küçük çaplı yükler için daha hızlı taşımayı sağlayan bir sistem kurduklarını, bu özellikleriyle de sektör içinde öne çıktıklarını söyledi. Arabacı, şunları söyledi: “Son bir yıl içinde özel ekspres taşımalarla müş-“YIL SONU BÜYÜME HEDEFİMİZ, YÜZDE 30”Sönmez Bustaş Lojistik olarak ilk altı aylık hedeflerinin yüzde 21 önünde olduklarını ifade eden Fahrettin Arabacı, “2010 yılına göre ciromuz yüzde 20.8 oranında daha fazla. Yıl sonu büyüme hedefimiz ise, yüzde 30 oranında. İlk altı ayda 3 bin 500 araçlık yükleme gerçekleşti. Bu yıl daha çok yenileme yatırımı olmak üzere toplamda 2 milyon Euro’luk yatırım yapıldı. 100 adet özmal, 30 adet de kiralık aracımız var. Yıl sonunda yüzde 8 istihdam artışıyla 185 kişiye ulaşacağız” dedi.terilerimizin uçak yük maliyetlerini yüzde 50 oranında azaltmış durumdayız. Şirketimiz 2010’da Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre sefer sayısında sekizinci, Almanya, Belçika, Hollanda ülkelerine yapılan seferlerde ise 5-8 arasında yer aldı. Bu ülkeler başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerine hizmet veriyoruz. Verdiğimiz hizmetin yüzde 50’sini Bursa dışındaki müşterilere ulaştırıyoruz.”
88 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKKonteyner taşımacılığı yatırımlarıyla önümüzdeki dönemde Karadeniz ve Akdeniz limanlarında söz sahibi olmayı amaçladıklarını aktaran Cihan Sünel, bu yıl sonunda toplam ciro ve sefer bazında yüzde 35 büyüme beklediklerini dile getirdiLogitransLojistik,seferve ciroda%35büyümebekliyorgümrüksüz antrepo, gümrük müşavirliği şirketi ve sigortacılık şirketi ile müşterilerimize tüm lojistik ve bağlantılı hizmetleri ile çözümlerini tek çatı altından sunuyoruz” diye konuştu. Bulgaristan ofisi martta açıldı, sırada Ukrayna var Rusya ve BDT ülkelerine özellikle kendi özmal araç filolarının yanı sıra UA, RU, KZ plakalı ve kiralık araçlarıyla hizmet verdiklerini söyleyen Cihan Sünel, diğer taşıma modlarıyla da servis ve hizmet sunduklarını dile getirdi. Özellikle konteyner taşımacılığı ile müşterilerine bu bölgelerde alternatif yarattıklarına dikkat çeken Sünel, ithalat ve ihracatçılara yükün özelliklerine göre en uygun taşıma modelini sunabilmeyi hedeflediklerini kaydetti. Yüzde 100 Türk sermayeli Almati, Kustanay ve Moskova’daki ofislerinin yanında geçen mart ayı başı itibariyle Bulgaristan Haskovo’da (Dmitryrovgrad) yeni ofislerinin açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Sünel, “Önümüzdeki dönem içinde Ukrayna’da bir ofis devreye almayı planlıyoruz. Bu ülkelerdeki ofislerimiz, müşterimizin ve iş ortaklarımızın istedikleri zaman bize ulaşabilmesi ve herhangi bir problemde daha çabuk sonuç alınabilmesi açısından oldukça önemli” açıklamasını yaptı.RUSYA’DAKİ ‘TRUCK MASTER’ FİRMASINI BÜNYESİNE KATTICihan Sünel, ofislerinde hizmet kalitesini daha da artırmak için yoğun uğraş verdiklerini dile getirdi. Yatırımlarını da bu şekilde yönlendirdiklerini vurgulayan Sünel, “Bu doğrultuda şirketimiz, ASMAP kayıtlı, TIR karneli ve 10 araçlı Rusya’da kurulu ‘Truck Master’ firmasını da bünyesine kattı. Bu sayede toplam araç parkımız 105 çekici ve 110 dorseye ulaştı” şeklinde konuştu. Yeni yatırımlarıyla çok yakında kendi konteynerleri ile Karadeniz ve Akdeniz limanlarına servis vermeye başlayacaklarını söyleyen Logitrans Lojistik ve Taşımacılık Genel Müdürü Cihan Sünel, bu sayede konteyner taşımacılığında bölgede söz sahibi olmayı hedeflediklerini ifade etti. 2010 yılında başlattıkları kombine taşımacılık, denizyolu ve havayolu lojistik hizmetleri sayesinde müşterilerine daha fazla alanda çözüm ortağı olmayı başardıklarını belirten Sünel, aynı dönemde ihracatta otomotiv, beyaz eşya, yedek parça, inşaat malzemeleri, yapı ve bağlantı elemanları, tekstil ve yan sanayisi gibi sektörlerde yoğun bir çalışma gerçekleştirdiklerini kaydetti. İthalat kalemlerinde ise hammadde, petro kimya ürünleri ve ara mamuller, ağaç ve ahşap ürünlerinin başı çektiğini vurgulayan Sünel, “İhracat ve ithalat dengemiz toplam taşıma kapasitemizde yarı yarıya bir orana sahip. Bu yıl filomuzdaki yüzde 25’lik artış ile yeni acentelik sözleşmeleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Buna paralel olarak müşteri ağındaki artış ile bu yıl hedefimiz toplam ciro ve sefer bazında yüzde 35 büyüme sağlamak” dedi. Logitrans Lojistik ve Taşımacılık’ın 1998 yılında kurulduğu bilgisini veren Cihan Sünel, özellikle Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Beyaz Rusya, Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ülke taşımalarında lojistik çözüm ortağı durumunda olduklarının altını çizdi. Logitrans Lojistik olarak TR plakalı 65 çekici ve 70 adet römork ile 11 araç Moskova’da, 8 araç Almati’de, 22 araç Dmitriyrovgrad’da olmak üzere müşterilerine tüm taşıma modellerinde kesintisiz ve doğru hizmeti verebilmek için çalıştıklarını aktaran Sünel, bu ofislerinde hizmet kalitesini daha da artırmak için yoğun uğraş verdiklerini dile getirdi. Sünel, “Bu yatırımlar sayesinde toplam araç parkımız 105 çekici ve 110 dorseye ulaştı” şeklinde konuştu. Moskova’da Almati Kustanay’da ve Haskovo/Dmitriyrovgrad’daki yüzde 100 Türk sermayeli şirketleri aracılığı ile müşterilerinin parsiyel ya da full yüklerini Rusya’da ithalat gümrüklemelerini de yaparak alıcıların adreslerine kadar teslim ettiklerini belirten Cihan Sünel, ayrıca Rusya ve Kazakistan’da iç nakliye hizmeti de verdiklerini kaydetti. Karayolu taşımalarında, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine gabari dışı ve proje yükleri için de servis verdiklerini vurgulayan Sünel, “Bu taşımaları yapabilmek için ortaklarımıza ait ve bizim tasarrufumuzda bulunan çeşitli tip ve özellikte 60 adet lowbed ile gabari dışı taşıma hizmetlerini de sağlıyoruz. Ayrıca, Tuzla’da 20 bin metrekare arazi üzerine kurulu gümrüklü ve
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 89 FUAR 15AraçlarınıyenileyenG&C 2011’iyatırımyılıilanettiAraç yatırımlarına bu yılın sonuna kadar devam edeceklerini dile getiren Gül Erturhan, yatırımlarla birlikte istihdamı %25 artırdıklarını kaydetti. Erturhan, araç yatırımlarının yanı sıra haziran ayı itibariyle lojistik hizmet ağında genişleme sağlamak için bazı özel anlaşmalara imza attıklarını bildirdiMersin’de 2003’ten bu yana International Freight Forwarding hizmeti veren G&C Uluslararası Taşımacılık, geçen yıl başladığı yurtiçi kara taşıması faaliyetlerini bu yıl da yeni yatırımlarıyla güçlendiriyor. Merkezlerinin Mersin olduğunu, İstanbul, Bursa, Ankara ve İzmir’de ise ofisleriyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren G&C Uluslararası Taşımacılık Genel Müdürü Gül Erturhan, tüm dünya ülkelerine yük ayrımı yapmadan her tür ürün ve proje taşımasını deniz, hava ve karayolu ile gerçekleştirdiklerini vurguladı. Geçen yıl kasım ayında başladıkları araç yatırımlarını bu yılın sonuna kadar devam ettireceklerini dile getiren Gül Erturhan, “İhracat ve ithalatçılarımızın konteynerlerinin yurtiçinde fabrika gidiş ve gelişlerini artık özmal araçlarımızla gerçekleştiriyoruz” dedi. Böylece bir taraftan gerek kendilerinin gerekse müşterilerinin maliyetlerini düşürdüklerini vurgulayan Erturhan, diğer taraftan da tüm operasyonların kontrolleri altına girmesini sağladıklarını belirtti. Bu yatırımlar sayesinde istihdamı da yüzde 25 artırdıklarını kaydeden Erturhan, araç yatırımlarının yanı sıra haziran ayı itibariyle lojistik hizmet ağında genişleme sağlamak için bazı özel anlaşmalara imza attıklarını bildirdi. Bu kapsamda yıl sonuna kadar sürecek bazı altyapı çalışmaları olacağına değinen Erturhan, “Hedefimiz her zaman büyümek ancak bunu sağlam adımlarla yapmaktı. Bu doğrultuda sağlam bir adım daha attığımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. “KOBİ’lere lojistik firmalarının desteği artmalı” Sektörde 20 yıldan fazla süredir hizmet verdiklerini anlatan Gül Erturhan, bu süre zarfında edikleri tecrübelerle ve şu an orta ölçekli bir firma statüsünde olan G&C çatısı altında tüm firmalara aynı koşullarla hizmet verdiklerini vurguladı. Ayda bir konteyner yükleyen firmaya da 100 konteyner yükleyen firmaya da eşit mesafede yaklaşım gösterip ziyaretlerini gerçekleştirdiklerini anlatan Erturhan, KOBİ’lerin verilecek desteklerle kısa sürede daha rahat büyüyebileceğini vurguladı. Bu nedenle KOBİ’lere lojistik firmalarının mutlaka destek vermesi gerektiğini kaydeden Erturhan şunları söyledi: “KOBİ’lerimizin ihracatlarında lojistik hizmet vermek, onların sorunlarını çözmek ve hatta taşıma maliyetlerini düşürmek için fikirler, taktikler vermeliyiz. G&C olarak, belirli bir kapasiteye ulaşmış firmalarımızın başarılarını takdir ederken, bir zamanlar onların da küçük işletmeler olduğunu unutmadan, küçük büyük ayırmadan tüm ihracatçı/ithalatçılarımıza lojistik anlamda destek olmaya devam edeceğiz.”
90 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKKılıçNakliyat,15araçlıkyatırımla Payas’taoperasyonmerkezikurduAğırlıklı olarak demir-çelik sektörüne hizmet veren Kılıç Nakliyat, 2011 yılı başında yaptığı 15 araçlık bir yatırım ile Hatay Payas’ta operasyon merkezini kurdu. Kılıç Nakliyat olarak 42 yıldan beri yurtiçi nakliyecilik alanındaki faaliyetlerini sürdürdüklerini, 1990’dan itibaren de Dilovası ile Gebze bölgesindeki limanlardan ağırlıklı olarak demirçelik sektörü olmak üzere endüstriyel tesislere hizmet verdiklerini ifade eden Kılıç Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kılıç, günümüz itibariyle 130’un üzerinde bir araç filosuna sahip olduklarını söyledi. Kılıç Nakliyat’ın demir çelik sektörüne yönelik çalıştığını ve Kocaeli ile Hatay bölgelerindeki müşterilerinin istekleri doğrultusunda hurda, kütük, inşaat ve profil demiri ile sac, levha sac, kutu profil, doğalgaz borusu, çelik mil, granit mermer ve konteyner taşıması yaptıklarını belirten Kılıç, “Araç filomuzu büyütme çalışmalarına devam ediyoruz. Bu doğrultuda 2011 yılının ilk yarısında 1.5 milyon Euro’luk yeni araç yatırımı yaptık. Yılın ikinci yarısında da ekonomik göstergeleri göz önüne alarak yeni araç yatırımı yapmayı planlıyoruz” dedi. 2004 yılından itibaren bulundukları Ha-“DENETİMLER YETERSİZ”Devletin nakliyecileri sınıflandırmaya çalıştığını belirten Ayhan Kılıç, fakat denetimlerin yeterli derecede yapılamadığını söyledi. Kılıç, “Firma olarak organizatörlük faaliyetleri için yaklaşık 200 bin TL ödeyerek R1 belgesine sahip olduk. Fakat bu belgeye sahip olmayan binlerce nakliye ofisi bu işi bir şekilde yapabiliyor. Devlet denetimleri yeterince hayata geçiremiyor” dedi.rımları son yıllarda büyük artış gösterdi ve elleçleme kapasitesinde de her yıl düzenli olarak artış yaşanıyor. Buradaki yatırımımızla sadece Hatay’da değil Osmaniye, Adana, Mersin ve Gaziantep gibi yerel pazarlarda da etkili olacağız” bilgisini verdi. Hatay’ın Payas bölgesinde kurdukları operasyon merkezinden sonra aynı bölgede yılın ikinci yarısında kendi garajlarını oluşturduklarını ve sürücü eğitimleri, işçi sağlığı ile iş güvenliği eğitimlerini tamamladıklarını vurgulayan Kılıç, bölgedeki iş potansiyelinden dolayı zaman zaman filo büyüklüklerinin ölçüsünde kiraladıkları araçlarla da çalıştıklarını söyledi. İhracat taşımalarına başlayacak Hatay bölgesinde Irak ve Suriye’nin iş fırsatı yarattığını söyleyen Ayhan Kılıç, müşterilerinin bu ülkelere yönelik zaman zaman ihracat talepleri olduğunu ifade etti. Kılıç, “Müşterilerimizin ihracat isteklerinin her gün daha da artış göstermesi bizi bu pazara yöneltiyor. Bu doğrultuda sağlam bir altyapı düşünerek gerekli fizibilite çalışmalarımız devam ediyor. Yakın bir zamanda ihracat taşımalarına başlayabileceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.tay Payas’taki ofislerine, bu yılın başında 15 araçlık yatırım yaptıklarını ve geçtiğimiz dönemde taşeron ile yönettikleri bu ofisi günümüzde kendilerinin yönetmeye karar verdiğini dile getiren Kılıç, “Bölgeyi ele aldığımızda demir çelik sektöründe çok gelecek vadeden bir bölge olacağını düşündük ve burada olmaya karar verdik. Bölgedeki liman yatı-
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 91 FUAR 17Borajet,2012’deyediuçakla 25noktayauçmayıhedefliyorFilolarına aralık ayında bir uçak ekleyerek bu yılı beş uçakla kapatmayı öngördüklerini belirten Borajet Genel Müdürü Kadir Peker, 2012 yılında ise yedi uçak ile minimum 25 noktaya uçmayı planladıklarını dile getirdiBölgesel havacılık operasyonu yapmak üzere 2008 yılında faaliyete geçtiklerini ve 2010 yılının Mayıs ayında seferlere başladıklarını söyleyen Borajet Genel Müdürü Kadir Peker, halihazırda dört adet ATR72-500 tipi uçakla hizmet vermekte olduklarını ifade etti. 2011 yılı Aralık ayında fabrika çıkışlı bir uçağı daha filolarına eklemeyi planladıklarını duyuran Peker, 2012 yılında yedi uçak ile minimum 25 noktaya uçmayı amaçladıklarını aktardı. 2011 yılını beş uçakla kapatmayı öngördüklerini vurgulayan Peker, filolarını ve uçuş noktalarını çoğaltarak Borajet markasını geliştirmek için tüm ekibin birlikte titizlikle çalışarak ilerlediğini kaydetti. Firma olarak hedeflerine ulaşmak için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu belirten Peker, “Şu an sistemin altyapısını oluşturma aşamasındayız. Bu durum ciddi anlamda yatırım gerektiriyor. Biz de bunun için planlı ve programlı olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” şeklinde konuştu. Borajet’in yeni uygulaması online check-in ile biletlenmiş rezervasyonu bulunan yolcuların tüm uçuş noktalarına internet üzerinden ücretsiz online check-in işlemlerinin yapılabildiğini anlatan Kadir Peker, böylece müşterilerin zaman kazandıklarını ifade etti. İnternet bağlantısı olan her yerden gerçekleştirilebilen online checkin işleminin, uçuştan 24 saat önce başladığına ve kalkışa iki saat kalana kadar devam ettiğine dikkat çeken Kadir Peker, “Borajet ile İstanbul, Ankara, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Alanya, Gökçeada, Isparta, Kahramanmaraş, Kayseri, Mykonos, Siirt, Sivas, Tekirdağ, Tokat ve Edremit uçuşlarınızda rahatlıkla online check-in işlemi yapılabilir. Sınırların ötesinde hizmet anlayışımızla günden güne genişleyen filomuz ve bölgesel havacılık yatırımlarıyla hızla büyümeye devam ediyoruz” dedi.“SİSTEMİN ALTYAPISINI OLUŞTURMA AŞAMASINDAYIZ”2011 yılını beş uçakla kapatmayı öngördüklerini vurgulayan Kadir Peker, filolarını ve uçuş noktalarını çoğaltarak Borajet markasını geliştirmek için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu belirtti. Peker, “Şu an sistemin altyapısını oluşturma aşamasındayız. Bu durum ciddi anlamda bir yatırım gerektiriyor. Biz de firma olarak bunun için planlı ve programlı olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” diye konuştu.Türkiye’de havacılığı önü açık bir sektör olarak değerlendiren Kadir Peker, Ulaştırma Bakanlığı’nın teşvik ve destekleriyle Türkiye’de havacılık sektörünün çok daha hızlı ilerlediğini dile getirdi. “Havacılık sektörünün son dönemde gelişerek büyüme kaydettiğini tecrübe ediyoruz” diyen Peker, “Atıl alanlara yatırım yapan sanayicilere destek teşvikleri veriliyor. Türkiye’de geri kalmış bölgesel havacılık alanında yatırım yapan ve bir eksiği tamamlayan bölgesel havacılık konusunda öncü şirketlerin de aynı kapsamda değerlendirilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
92 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKCorendon’ınbuyıltaşımayı hedeflediğiyolcusayısı,1.5milyonCorendon Havayolları, bu yıl başında kurduğu Hollanda merkezli Corendon Dutch Havayolları ile yolcu taşıma hedeflerini büyüttü. Geçen yıl yedi uçakla 1 milyon yolcu taşıdıklarını belirten Corendon Havayolları Genel Müdürü Yıldıray Karaer, bu yıl içinde 25 bini Kuzey Kıbrıs’a olmak üzere toplam 1.5 milyon yolcu taşımayı hedeflediklerini vurguladıCorendon Havayolları, yolcu taşıma hedeflerini büyüttü. Bu yıl başında Hollanda merkezli Corendon Dutch Havayolları’nı kuran şirket, geçen yıl yedi uçakla 1 milyon yolcu taşırken, bu yıl içinde 25 bini Kuzey Kıbrıs’a olmak üzere toplam 1.5 milyon yolcu taşımayı hedefliyor. Yıl sonuna doğru belirlenen sosyo-ekonomik konjonktüre göre hem Corendon hem de Corendon Dutch Havayolları’nın filolarında bir genişlemeye de gidebileceklerini açıklayan Corendon Havayolları Genel Müdürü Yıldıray Karaer, “Corendon markasının başta Hollanda ve Belçika olmak üzere Avrupa’daki sağlam konumunu daha da güçlendirmek istiyoruz” dedi. Corendon Tur Operatörlüğü’nün gelişen müşteri portföyüne hizmet etmek amacıyla 2005 yılında kurulan Corendon Havayolları’nın zaman içinde hizmet portföylerine diğer tur operatörlerini ve son tüketiciyi de ekleyerek, tümü Boeing 737 serisinden olmak üzere sekiz uçakla faaliyet gösterdiğini dile getiren Karaer, şirketin 450 personele istihdam olanağı sağladığını kaydetti. Belçika, Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, Polonya, KKTC, Romanya, İsrail, Makedonya, Estonya, Kosova destinasyonlarına uçuşlar düzenlediklerini ifade eden Karaer, “Hollanda, Belçika, Almanya ve Türkiye’de idari ve teknik merkezlerimiz mevcut. Hollanda’nın farklı şehirleri ve Belçika’dan günlük olarak Türkiye mızda büyüme ve yeni yatırımlarımız için altyapı çalışmalarımızı sürdürdüğümüz bir süreç yaşadık. 2010 yıl sonu itibariyle Corendon Havayolları olarak 150 milyon dolar ciro yaptık. 2010’da başladığımız planlama ve organizasyon süreci sonunda 2011 yılı itibariyle Hollanda bayraklı Corendon Dutch Havayolları’nı kurduk. Bu hem Türk turizmi hem de şirketimiz açısından çok önemli ve büyük bir adım.” Uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için öncelikli olarak sağlam bir müşteri portföyüne sahip olmak gerektiğini anlatan Karaer, “Süreç içinde müşteri sadakatini güçlendirirken marka bilinirliğinizi, hizmet kalitenizi geliştirmeniz gerekiyor. Bizim hitap ettiğimiz Avrupa pazarı, almak istediği hizmeti ve sahip olduğu hakları bilen profesyonel müşteri olarak tabir edebileceğimiz bir kitleden oluşuyor” bilgisini verdi. Havacılık sektörünün turizm sektörüyle paralel ilerlediğini kaydeden Yıldıray Karaer, “Dolayısıyla turizm ve havacılığı birbiriyle bağlantılı olarak düşünmemiz gerekiyor. Sivil havacılık ve turizm sektörlerinin en öncelikli sorunu ön ve arka sezonlardaki durağanlıktır. Yaz sezonunda ülkemize yönelik turist hareketlerini yılın diğer dönemlerinde de canlı tutmaya yönelik başta devlet büyüklerimizin önderliğinde planlama ve organizasyon yapılması gerektiğine inanıyoruz” yorumunu yaptı.uçuşlarımız var. Ayrıca bu yıl kurduğumuz Corendon Dutch Havayolları ile Asya, Afrika ve Avrupa üzerinde birçok farklı ülkeye Hollanda çıkışlı uçuşlar yapıyoruz” şeklinde konuştu. “2010’da 150 milyon dolar ciro elde ettik” 2010’un şirket açısından hayli verimli geçtiğini belirten Yıldıray Karaer, şunları söyledi: “Filomuzda, ciro, ihracat, kârlılık rakamları-“GEÇEN YILI VERİMLİ GEÇİRDİK”Şirket açısından geçen yılın oldukça verimli geçtiğini dile getiren Yıldıray Karaer, filoda, ciro, ihracat, kârlılık rakamlarında büyüme ve yeni yatırımlar için altyapı çalışmalarının yapıldığı bir süreç yaşadıklarını söyledi. Karaer, 2010’da 150 milyon dolarlık ciro yaptıklarını açıkladı.Havi Lojistik’ten 2014’e kadar 25 milyon Euro’luk yatırımAmerikan Havi Group’un şirketlerinden biri olan ve üç kıtada yer alan Havi Lojistik, Türkiye’deki yapılanması çerçevesinde 2014 yılına kadar 25 milyon Euro’luk yatırım yapacak. ABD merkezli Havi Group şirketlerinden biri olarak üç kıtada yer aldıklarını belirten Havi Lojistik Genel Müdürü Altan Sekmen, dünya genelinde sadece lojistik alanında 7 bin kişiye istihdam sağladıklarını söyledi. Avrupa kıtasında 27 ülkede faaliyet gösteren Havi Lojistik’in Türkiye’de 1990 yılında kurulduğunu ve günümüze kadar gıda lojistiği konusunda çok önemli işler yaptığını dile getiren Sekmen, Türkiye’de restoran-kahve-büfe zincirleri, gıda üreticisi-tedarikçisi ve perakende zincirlerine komple tedarik hizmeti verdiklerini vurguladı. Gıda lojistiği alanında zincir müşterileri ile restoranlara lojistik hizmeti verdiklerini belirten Sekmen, “Aynı zamanda müşterilerinin ihtiyaç duydukları ürünlerin satın alma işlemlerini de yapıyoruz. Firma olarak Türkiye’deki dağıtım merkezlerimiz, teknolojik altyapımız, araç ve kapasitemizle birlikte farklı bölgelerde yeni depolar açmayı planlıyoruz. Bunun için 2014 yılına kadar yaklaşık 25 milyon Euro’luk bir yatırım hedefimiz var” diye konuştu. Türkiye genelinde Gebze, İzmir ve Ankara’da dağıtım merkezleri bulunduğunu ve yurt genelindeki müşterilerine bu merkezleri sayesinde hizmet verebildiklerini ifade eden Sekmen, araçlarının hepsinin ATP standartları ile HCCP standartlarına uygun olduğunu vurguladı. 2014 yılına kadar dağıtım merkezi, farklı bölgelerde yeni merkezler, kapasite ve araç sayılarını artırmaya yönelik yatırım yaparak üç senelik bir dönem içinde düzenli olarak büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Sekmen, “Kendimizi sürekli yenilememiz gerekiyor. Bu doğrultuda personelimiz üzerine yatırım yapmayı her dönemde sürdürüyoruz” yorumunu yaptı. Ankara’daki dağıtım merkezinin kapasitesi dört katına çıkacak 2014 yılına kadarki büyüme stratejilerini belirlediklerini ve çalışmalarını bu şekilde gerçekleştirdiklerini dile getiren Altan Sekmen, bu yıl için yüzde 40 büyüme hedeflerine ulaşabileceklerini ve bundan sonraki yıllarda büyümelerini yüzde 30 oranında sürdüreceklerini söyledi. 2014 yılına kadar yapacakları yatırımlar doğrultusunda geçtiğimiz aylarda İzmir’deki tesislerini büyüttüklerini de vurgulayan Sekmen “Önümüzdeki dönemde yine İzmir’de ikinci bir dağıtım merkezi daha açacağız. Bunun yanı sıra 2012 yı-lında İstanbul’un Avrupa yakasında da bir dağıtım merkezi açacağız. Ayrıca Ankara’daki dağıtım merkezimizin kapasitesini dört katına çıkaracağız” dedi.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 93 FUAR 19MersinSerbestBölge genişlemealanınıbekliyorGenişleme alanı ile ilgili devam eden çalışmalarının yıl sonunda tamamlanmasını beklediklerini anlatan Edvar Mum, mevcut durumda çalışmalarını 836 dönüm arazi üzerinde sürdürdüklerini, genişleme alanının ise 334 dönüm olacağını kaydettiCoğrafi konumu ve Mersin Limanı ile bağlantılı olması nedeniyle yoğun talep alan Mersin Serbest Bölge, yatırım alanlarının dolu olması nedeniyle yeni taleplere yanıt vermekte zorlanıyor. Genişleme alanı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini anlatan Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, yıl sonunda çalışmaların tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Mevcut durumda çalışmalarını 836 dönüm arazi üzerinde sürdürdüklerini açıklayan Mum, genişleme alanının ise 334 dönüm olacağını kaydetti. Temmuz ayı sonu itibariyle 83’ü yabancı 401 firma ile faaliyetlerini sürdürdüklerini dile getiren Mum, geçen yılın aynı dönemine göre firma sayısında bir değişim olmamasına karşın firmaların kapasitelerini artırması nedeniyle istihdamın yüzde 30 artarak 6 bin 500 kişiye ulaştığını ifade etti. Önümüzdeki dönemde Mersin’e kurulması planlanan beş yeni nesil serbest bölge ile kentin cazibesinin daha da artacağına değinen Mum, böylece serbest bölgeler arasında bir sinerji oluşacağını ve bölgeye yatırım taleplerinin, paralelinde istihdamın da daha fazla artış göstereceğine inandığını söyledi. Mevcut durumda Mersin Serbest Bölgesi’nin karma faaliyet göstermesine karşın yatırımı planlanan beş yeni nesil serbest bölgede kümelenmelerin olacağını anlatan Mum, bu serbest bölgeler kurulurken kentin yapısının göz önünde bulundurulup, tarım, lojistik, dış ticaret gibi sektörler üzerinde yoğunlaşma olduğunu bildirdi. “Tarım ve sanayi ticaretinde artış yaşandı” Mersin Serbest Bölge’de temmuz ayı sonu itibariyle işlem hacminin yüzde 24 artarak 1.9 milyar dolara ulaşıldığını bildiren Edvar Mum, bu artışta tarım ve sanayi ürünleri ticaretinin büyük rol oy-“YENİ NESİL SERBEST BÖLGELER KENTİN CAZİBESİNİ ARTIRACAK”Önümüzdeki dönemde Mersin’e kurulması planlanan beş yeni nesil serbest bölge ile kentin cazibesinin daha da artacağına değinen Edvar Mum, böylece serbest bölgeler arasında bir sinerji oluşacağını ve bölgeye yatırım taleplerinin, paralelinde istihdamın da daha fazla artış göstereceğine inandığını söyledi.nadığını vurguladı. Tarım ürünleri ticaretinin yüzde 23, sanayi ürünlerinin ise yüzde 20 arttığını açıklayan Mum, madencilikte ise ciddi bir değişim olmadığını bildirdi. Bölgede ihracatın artıp ithalatın azaldığına değinen Mum, Türkiye’den serbest bölgeye girişlerde yüzde 28’lik artış, serbest bölgeden Türkiye’ye çıkışlarda ise yüzde 6 azalma yaşandığını dile getirdi. Yine temmuz ayı sonu itibariyle serbest bölgeden yurtdışına çıkışlarda yüzde 25, yurtdışından serbest bölgeye girişlerde de yüzde 28 artış gerçekleştiğine değinen Edvar Mum, şunları söyledi: “Özellikle son iki yılda kentte lojistik sektöründe meydana gelen yoğun artış gümrük hattı dışındaki işlemlerin Mersin Serbest Bölgesi’nde yapılmasını sağladı. Ayrıca bölgemizin coğrafi konumu ve liman bağlantısı da istikrarlı iş artışını beraberinde getiriyor.”
94 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKAdanaTaşımacılık,araçyatırımları ilesevkıyatfilosunubüyüttüNakliye ambarcılığı ve kargo sevkıyatları hizmetlerinin yanı sıra nakliye-depolama entegrasyonuna yönelik yeni hedefler belirlediklerini söyleyen Adana Taşımacılık firma ortağı Hakkı Başman, bu hedefler doğrultusunda yaptıkları yatırımlar ile İstanbul Yenibosna mevkiinde 6 bin 500 metrekarelik alanda yeni depolama ve lojistik merkezini hizmete açtıklarını ifade etti. Genişleyen hizmet entegrasyonlarına paralel olarak 10 adet yeni araç yatırımları ile toplam 70 adet özmal ile sevkıyat filolarını genişlettiklerini vurgulayan Başman, “Grup şirketlerimiz olarak 2010 yılında taşıdığımız kargo yük miktarı, 275 bin ton dolayında gerçekleşti. 2011 yılı için ise sadece parsiyel yük bazında 500 bin tona ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Grup firmalarının birleşmeden önce her birinin yaklaşık 50 yıllık sektörel hizmet tecrübesine sahip oldukları bilgisini veren Başman, bugün grup şirketleri bünyesinde bulunan Adana Taşımacılık Kargo’nun 10 ambar taşımacılık firmasının birleşmesiyle kurulduğunu aktardı. Mersin Taşımacılık Kargo’nun ise bölgesindeki sekiz ambar taşımacılık firmasının 1995 yılında birleşmesinden oluştuğunu belirten Başman, bu etkin birleşme neticesinde İstanbul merkezli Adana-Mersin ve devamındaMÜŞTERİLER SÜRECİ ÖZEL ŞİFREYLE TAKİP EDİYORMüşterilerinin aldıkları hizmetin tüm süreçlerini kendilerine verilen özel şifre sistemi ile takip ettiğini aktaran Hakkı Başman, “Bunun yanı sıra günlük, haftalık, aylık hatta yıllık parça, tonaj gibi raporlama bilgilerine ulaşabiliyoruz. Grup şirketlerimizin sektörel tecrübesiyle, hedef ve hizmetlerinden sapmadan çalışmalarımıza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.tüm ilçelere yapılan ticari emtia sevkıyatının pazar payı olarak yüzde 60’ını gerçekleştirdiklerini kaydetti. Teknolojik gelişmeleri yakından takip etmenin ve gerekli olan altyapıların devamlı geliştirilerek kurulmasına ve devamlılığının sağlanmasına yönelik çalıştıklarına dikkat çeken Başman, grup şirketlerinin verdikleri hizmetlere yönelik teknolojiyi üst seviyede kullandıklarının altını çizdi. Günümüzde nakliye, depolama ve lojistik alanında hiz-met veren yerel şirketlerin yanı sıra yabancı sermayenin de sektörde yer aldığına değinen Hakkı Başman, bu durumun hizmet kalitesinden taviz vermeden sadece fiyat rekabeti konusunda daha çok çalışmalarını sağladığını dile getirdi. Sektörün çerçeve ve standartlarını belirleyen Karayolu Taşımacılığı Kanunu’nun 28’inci maddesi a ve b şıklarında nakliye ambarcılığı yapabilmenin asgari şartlarının belirlendiğini vurgulayan Başman, buna göre şirketin, kendi adına kayıt ve tescil edilmiş 100 ton istihap haddinde en az 10 adet eşya taşımaya mahsus öz mal ticari taşıta ve taşıt belgesinde kayıtlı her taşıt başına 3 bin Euro karşılığı nakdi işletme sermayesine sahip olması gerektiğini kaydetti. Ayrıca asgari iki coğrafi bölge, dört il şube ve/veya acente ile yapılanılması ve hizmet verilmesi gerektiğini söyleyen Başman, “Kanunun 14‘üncü maddesinin c şıkkında ise Cumhuriyet savcılığından alınmış adli sicil kaydı ve mesleki yeterlilik belgesine yönelik teferruatlı maddeler yer alıyor. Her iki madde günümüz şartlarında doğru ve kaliteli hizmet verebilmenin olmazsa olmaz ön şartının ‘mesleğin icrası ile ilgili yeterli bilgi ve birikime sahip olmayı, ticari alanda kötü şöhret sahibi olmamayı gerektirdiği’ gerçeğini işaret ediyor” dedi.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 95 FUAR 21MersinLimanı’ndan ÖTVveKDV’sizakaryakıtMersin Limanı’nda nakliye araçlarına ÖTV’siz ve KDV’siz akaryakıt satışıyla ilgili başlayan yeni uygulama ile, Türk ihraç ürünlerini taşıyan ve yurtdışına gidecek olan nakliye araçları, Mersin’de şu anda ortalama litre fiyatı 3.70 TL olan motorini 1.70 TL’ye alabilecekpabilecek. Yeni uygulama Türkiye’deki karayolu trafiğine de olumlu olarak yansıyacak. ÖTV’siz ve KDV’siz akaryakıt uygulaması ayrıca Mersin ve çevresinde ihracatın, ihracat gelirlerinin ve istihdamın artmasında ve Mersin’e çevre illerden gelecek taşımacılar nedeniyle bölge ekonominin canlanmasında da önemli bir role sahip olacak. Otomotiv ithalatı Mersin’den olabilecek Öte yandan bu yıl Mersin Limanı’ndaki hareketliliği artıracak önemli bir gelişme daha yaşandı. Daha önce yalnızca Türkiye’nin batısında gerçekleştirilebilen otomotiv ithalatı bu yıldan itibaren Mersin’den de yapılabilecek. Mart ayında yayınlanan Gümrük Genel Tebliği’ne göre Otomotiv İhtisas Gümrüğü Uygulaması Mersin Gümrük Müdürlüğü’nden de yapılabilecek. Buna göre daha önce yalnızca İstanbul Gebze ve İzmir’de gerçekleştirilebilen otomotiv ithalatı Mersin’de de yapılabilecek. Bu uygulamanınTürkiye’nin en yoğun ihracat kapılarından biri olan Mersin Limanı’nda faaliyete geçen akaryakıt istasyonu, ihracat amaçlı ürün taşıyan ve gemi ile yurtdışına çıkacak olan nakliye araçlarına ÖTV’siz ve KDV’siz akaryakıt satışına başladı. Yeni uygulama ile Türk ihraç ürünlerini taşıyan ve yurtdışına gidecek olan nakliye araçları, Mersin’de şu anda ortalama litre fiyatı 3.70 TL olan motorini 1.70 TL’ye alabilecek. ÖTV’siz KDV’siz akaryakıt sayesinde taşıma maliyetlerinde sağlanacak önemli düşüş hem ihracatçıya hem de Türkiye ekonomisine ciddi bir tasarruf imkânı getirecek. Mersin ve çevresinden denizyolu ile yurtdışına çıkan araçlar, bugüne kadar Marmara Bölgesi’ne kadar karayolu ile gidip buradan gemiye binerken, artık bu yolu katetmeden doğrudan Mersin’den çıkış ya-YENİ UYGULAMA BÖLGE EKONOMİSİNİ CANLANDIRACAKTürkiye’deki karayolu trafiğine olumlu olarak yansıyacak olan ÖTV’siz ve KDV’siz akaryakıt uygulaması, Mersin ve çevresinde ihracatın, ihracat gelirlerinin ve istihdamın artmasında ve Mersin’e çevre illerden gelecek taşımacılar nedeniyle bölge ekonominin canlanmasında da önemli bir role sahip olacak.özellikle Irak ve Suriye’ye gidecek transit araçlarla yurtdışından aynı gemiyle Türkiye’ye getirilen ithal araçların navlun giderlerinde önemli avantajlar sağlaması bekleniyor. Bu sayede Mersin Limanı’nın yük çeşitliliği de artacak. Lojistik maliyetlerin düşmesinde etkili olacak bu uygulama ile bölgede depolama, nakliye, gümrükleme gibi hizmetler de hız kazanacak. Otomotiv İhtisas Gümrüğü Uygulaması, Mersin Limanı, Mersin Lojistik Merkezi, Çukurova Bölgesel Havalimanı ve mevcut demiryolu bağlantılarıyla kurulacak intermodal taşımacılık ağını da destekleyecek. Ayrıca Marmara Bölgesi dışındaki yüzde 50’lik pazar payını karşılayan bölgelere erişimin hızlı ve kolay olması, bu pazarlara yapılacak sevkiyatlarda maliyet avantajı sağlayacak. Bunun yanında daha fazla sayıda aracı daha kısa sürede sevk etme imkânı oluşacağından, yoğun sevkiyat dönemlerinde karayolunda yaşanan araç sıkıntısı ortadan kalkacak.
96 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKNakKargo,taşıdığıyük miktarınıyüzde35artırdıSevkıyat miktarlarının her geçen yıl arttığına dikkat çeken Ayşen Özkan, taşıdıkları yük, kârlılık ve personel sayısı açısından geçen seneye göre yüzde 35 dolayında büyüdüklerini kaydetti. Özkan, “Buna paralel olarak sürekli yeni acenteler açıyoruz” dediPiyasaların canlanması taşımacılık şirketlerinin işlerine de olumlu yansıdı. Nak Kargo, taşıdığı yük miktarını ve kârlılığını geçen yıla oranla yüzde 35 dolayında artırdı. Yedi ortakla kurularak 2000 yılından bu yana Türkiye’nin yedi bölgesinde hizmet verdiklerini söyleyen Nak Kargo Yönetim Kurulu Üyesi Ayşen Özkan, kuruldukları günden bu yana komple ve parsiyel nakliye hizmetleri, filo nakliye çözümleri ve dağıtım-organizasyon alanında faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Sevkıyat miktarlarının her geçen yıl arttığına değinen Özkan, taşıdıkları yük, kârlılık ve personel sayısı açısından geçen seneye göre yüzde 35 dolayında büyüdüklerini kaydetti. Özkan, “Buna paralel olarak sürekli yeni acenteler açıyoruz. Şu an Türkiye geneline yayılmış 66 acentemiz var. İstanbul, Ankara, Antalya ve Bursa en yoğun çalıştığımız hatlar. Fakat Türkiye’nin en ücra noktalarına kadar hizmet sunuyoruz” dedi. Kendilerine ait 50 araçlık filo yanında yüzlerce sözleşmeli araçla hizmet verdiklerini vurgulayan Özkan, Pınarbaşı’daki terminallerinin 22 dönüm alanda kurulu bulunduğunu ve Avrupa’nın en büyük kargo elleçleme terminallerinden biri olduğunu açıkladı. Terminale aynı anda 85 TIR’ın yanaşabildiğine dikkat çeken Özkan, “Ayrıca Kamyoncular Sitesi’nde de yerimiz var. Burası komple taşımacılık yapıyor. Terminalde, doğrudan istihdam sağladığımız personel sayısı 230 civarında. Fakat acentelerimiz, filolarımızda görev yapan ve sözleşmeli araçlarda çalışan şoförleri de sayarsak bu rakam bini aşar” diye konuştu. Akzo Nobel, DYO Matbaa Mürekkepleri, Hamdi Küçük Makine, Bisan, BMC, İzeltaş, Beşer Balata gibi firmaların müşterileri arasında bulunduğunu söyleyen Ayşen Özkan, sürekli hizmet verdikleri kurumsal işletme sayısının 2 bin 600 civa-PINARBAŞI’NDA 22 DÖNÜMLÜK TERMİNALKendilerine ait 50 araçlık filo yanında yüzlerce sözleşmeli araçla hizmet verdiklerini vurgulayan Ayşen Özkan, Pınarbaşı’daki terminallerinin 22 dönüm alanda kurulu bulunduğunu ve Avrupa’nın en büyük kargo elleçleme terminallerinden biri olduğunu açıkladı. Özkan, terminale aynı anda 85 TIR’ın yanaşabildiğine dikkat çekti.rında olduğunun altını çizdi. Özkan, “Bunun dışında günlük hizmet alan binlerce kişi ve kuruluş daha var. Ağırlıklı olarak sanayi işletmelerine hammadde ve ara mal taşıyoruz. Piyasalardaki canlanmaya paralel olarak bu yıl bizim işlerimizde de artış var” şeklinde konuştu. Yaygın dağıtım ağının Nak Kargo’yu rakiplerinden bir adım öne taşıdığını belirten Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Malını birkaç kente göndermek isteyen bir müşteri, bunun için farklı şirketlerden, farklı araçlardan çözüm aramak zorunda kalır. Oysa biz bunu Türkiye’nin her yerine ulaştırabiliriz. Taşımacılıkta güven çok önemli. Biz, sektördeki deneyimimiz ve kurumsal yapımızla bunu sağlıyoruz. Bizim araçlarımıza yüklenen tüm mallar sigortalıdır. Sektörde kaza, kayıp gibi durumlarda malın tazmini zordur, fakat bizde bu konuda hiç sıkıntı yaşanmaz. Mümkün olduğunca zamanında teslime çalışırız. Araç filomuzu genç tutabilmek adına sürekli yeni araçlar alırız.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 23 FUAR 97Hermes’dennormal,yanıcıvesoğuk havagümrüklüantrepohizmetiHermes Global Lojistik, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek aynı antrepo çatısı altında normal gümrüklü, yanıcı gümrüklü ve soğuk hava gümrüklü antrepo hizmeti vermeye başladı. Faaliyetlerine 2010 yılının son çeyreğinde başladıklarını anlatan Hermes Global Lojistik firma sahibi Ufuk Erden, “Bu yılki hedefimiz Halkalı Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı olarak gümrüklü soğuk hava donanımlı antrepo ruhsatını almaktı. 13 Ağustos’ta bu hedefimize ulaşarak antrepo hizmetinde önemli bir farka imza attık” dedi. Firmanın 2012 yılı hedefleri arasında Halkalı Gümrüğü’ne bağlı ikinci antrepoyla birlikte, Erenköy Gümrüğü’ne bağlı üçüncü antrepoyu açmak olduğundan bahseden Ufuk Erden, Erenköy Gümrüğü’ne bağlı antrepolarında da yanıcı ve soğuk hava tertibatlı olarak inşa edilmesinin hedeflendiğini söyledi. Hermes Global Lojistik’in Halkalı Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı 4 bin 200 metrekare antreposu ve bin 800 metrekare lojistik deposuyla hizmet verdiğini aktaran Erden, sekiz adet teleskopik otomatik rampaları, depolarının tamamına oranı 4/3 olan raf sistemi olduğunu kaydetti. Antrepo’nun internet üzerinde 7 gün 24 saat izlenebilir bir sistemle donatıldığını vurgulayan Erden, “Antrepomuzu 42 adet harekete duyarlı ve beş yıl geriye dönük 32 TB kayıt yapabilen kameralarla donattık. Bu görüntüler online olarak üç ayrı statik IP üzerinden izlenebiliyor. Ayrıca Hermes depolarının tamamı sprinker yangın söndürme sistemi ve laser alarm yangın uyarı sistemleri ile donatılmış durumda. Bu eşyalarını depolayan müşterilerimize ayrı bir güven veriyor” açıklamasını yaptı. “Destek bir yana elimizdeki haklar da alınıyor” Antrepoların bir anlamda ithalat depoları olarak algılandığını dile getiren Ufuk Erden, bu sebeple hiçbir hükümetin sevmediği ve desteklemediği bir sektör olduklarından yakındı. Erden, “Desteklemek bir yana hak edilen kanun ve yönetmelikler bile geri alınıyor. Antrepoların şu andaki en büyük sorunu, geçici depolama statüsünde eşya alamamak. Eskiden bu hak Gümrük Kanunu’nda vardı, ama kaldırıldı. Firmalar antrepo rejimine tabii olmayı zorunluluk olarak görüyor ve aksi durumda eşyayı antrepolara boşaltmanıza izin vermiyor. Hele parsiyel araçlarda birden fazla alıcı bulunduğunda bu büyük bir problem oluyor. 10 parsiyel varsa ve dokuz müşteri antrepo beyannamesi verse bile 10’uncuyu kati işlemlere başlamak için beklemek zorundalar. Aslında bu durum ülkemizde uluslararası nakliye yapan şirketlerimizin işine de sekte vuruyor” şeklinde konuştu.Aynı antrepo çatısı altında normal gümrüklü, yanıcı gümrüklü ve soğuk hava gümrüklü antrepo hizmeti vermeye başladıklarını kaydeden Ufuk Erden, yaptıkları bu çalışmayla Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek antrepo hizmetinde önemli bir farka imza attıklarını söyledi
98 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKKantarcıRaf,Almanya’dansonra RomanyaveRusya’dadaofisaçacakYurtiçinde yedi bölgede satış temsilcileri olan firmanın yurtdışında ise Azerbaycan, Bulgaristan ve Irak’ta şubeleri bulunduğunu açıklayan Kantarcı Raf Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Kantarcı, “Almanya’daki satış ve proje ofisini faaliyete geçirdik. Ayrıca Romanya ve Rusya’da satış ofisi açma çalışmalarına başladık” diye konuştuTek vardiyada yıllık 30 bin ton saç işleme kapasitesine sahip olan Kantarcı Raf, yurtiçi satış noktalarının yanı sıra Azerbaycan, Bulgaristan ve Irak’taki şubelerine Almanya’daki satış ve proje ofisini de ekledi. Romanya ve Rusya’da da satış ofisi açma çalışmalarına başlayan Kantarcı Raf’ın 2011 yılı ciro hedefi 14 milyon Euro. Kantarcı Raf’ın yarım asırdır sektörde olduğunu, üretim hayatına basit bir sistem olan cıvatalı çelik raf sistemleri ile başladığını anımsatan Kantarcı Çelik Raf Sanayi ve Ticaret Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Kantarcı, “Türkiye’de başlayan kalkınma hareketleri ile sektörün gerektirdiği yatırımları yaparak, bugün tüm depo sistemleri ve raf sistemleri ile market rafları ve aksesuarları konusunda da üretim yapıyoruz. 12 bin metrekare kapalı sahada 140 uzman personel ile tüm üretimi kendi tesislerimizde gerçekleştiriyoruz. Firmamız müşteri beklentileri ile kendi bilgi ve tecrübelerini bir araya getirerek en ekonomik çözümleri üretmeye devam ediyor” şeklinde konuştu. 2010 yılında 11 milyon Euro ciro yapan firmanın 2011 yılı ciro hedefinin 14 milyon Euro olduğunu vurgulayan Kantarcı, yurtiçinde yedi bölgede satış temsilcileri olan firmanın yurtdışında ise Azerbaycan, Bulgaristan ve Irak’ta şubeleri bulunduğunu açıkladı. Kantarcı, “Bunların yanı sıra Almanya’daki satış ve proje ofisini faaliyete geçirdik. Ayrıca Romanya ve Rusya’da satış ofisi açma çalışmalarına başladık” diye konuştu.ÜÇ BOYUTLU GÖRSEL PROJE İMKANISekiz rollforming hattı, iki boya tesisi, otomatik kaynak makineleri, tava ve raf makinesi hatları ile yıllık 30 bin ton saç işleme kapasitesine tek vardiyada sahip olan Kantarcı Raf’ın lazer makinesi ve CNC tezgâhlarıyla tüm kalıpları ve özel tasarım çalışmalarını kendi bünyesinde çözdüğünü aktaran Turgut Kantarcı, “Ahşap mağaza tasarımları ve uygulamaları konusunda, müşterilerimize hiçbir bedel talep etmeden üç boyutlu görseller sunarak müşterilerimizin beklentilerine karşı proje üretme çabasıdayız” diye konuştu.mamız sektöründe her türlü ihtiyaca cevap verebilecek raf sistemlerini üretiyor. Raf İmalatçılar Birliği’ne üye olan firmamız 2011 yılında uluslararası depo ve taşıma sistemleri kuruluşu olan FEM üyesi olma çalışmalarını tamamlayarak yıl içinde FEM üyeliğini de sağlayacak.” Raflar sigortalı Son yıllarda uygulamasına ağırlık verdikleri giydirme cepheli depolama sistemlerinde, en üst seviyede iş ve can güvenliğini sağlayıp sistemin tüm statiklerini yaparak uygulamaya geçirdiklerini söyleyen Turgut Kantarcı, “Bu konuda müşterilerimiz sadece zemin betonunu atmakta, diğer kısmı anahtar teslim olarak biz sunmaktayız. Kullanım hataları dışında imalat ve proje hatalarına karşı müşterilerimizi teminat altına almak için yapmış olduğumuz ürünler 1 milyon dolarla, sigorta firması tarafından güvence altına alındı. Depo raf sistemleri artık bir demir yığını olma dönemini geçti. Özel şekillendirilmiş profiller sayesinde uluslararası standartlarda üretim ve uygulamalar ile ekonomik, emniyetli sistemler olarak müşterilerimize sunulmakta” bilgisini verdi. Kantarcı Raf’ın hedeflerine ulaşmak için kaynaklarını üst seviyede yatırıma çevirdiğini ifade eden Turgut Kantarcı, firmanın 2011 yılında 28 istasyon ile profil çekme hattını devreye alarak özel yapı profilleri konusunda da faaliyetlerini hızlandırdığını söyledi. Kantarcı, “4 minimetre kalınlığa kadar Sigma, C ve Z profilleri istenilen boy ve özelliklerde üretiyoruz. Ayda 2 bin 500 ton kapasiteyle hizmet veren profil grubumuz, ekonomik fiyatları ile bu konuda müşterilere hizmet veriyor” dedi.2011 yılının başında faaliyete geçen yapı profil hatları ile inşaat sektöründe ihtiyaç duyulan profillerin çekilmesine de başladıklarını beliren Turgut Kantarcı, şunları söyledi: “Temel çalışma prensiplerimiz, müşterilerimizin beklentilerini tanımladıktan sonra, iş tecrübelerimizi katarak öncelikle projelendirmenin müşterilerimizin beklentilerine karşılık doğru yapılmasıdır. Buradaki hedefimiz, yapmış olduğumuz proje ve uygulamalarda müşterilerimiz tarafından takdir gördüğü üzere gelecekte de kullanabilecekleri alternatif çözümleri üretmek ve müşteri memnuniyetini kazanmak. Projelendirmede en çok dikkat ettiğimiz konu, maksimum seviyede alandan istifade ederek müşterilerimizin minimum eleman ve ekipmanla ürünlerini depolaması ve lojistiğini sağlayacak proje üretmesi. Fir-“Demiryolu yatırımları bir an önce tamamlanmalı”Maden depolama, lojistik, kapıdan kapıya teslim, demiryolu taşımacılığı ve demiryolu terminal hizmetleri üzerine faaliyet gösteren Rotamer Konteyner Taşımacılığı, demiryolu yatırımlarının bir an önce tamamlanmasını bekliyor. Devletin demiryoluna yönelik çalışmalarını takip ettiklerini kaydeden Rotamer Konteyner Taşımacılığı Genel Müdürü Hamit Gürbüz, “Ancak hedeflere daha rahat ulaşım için başlatılan yatırımların vakit kaybedilmeden tamamlanması gerekir” dedi. Özellikle Mersin’de Tırmıl ve Yenice lojistik üslerinin bir an önce hayata geçirilmesini beklediklerini dile getiren Gürbüz, bu çalışmaların tamamlanması halinde demiryolu elleçlemelerinin artacağını anlattı. Ayrıca buralardan organize sanayi bölgelerine demiryolu hattı çekilmesinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürbüz, şunları söyledi: “Bu tür yatırımların yanında önümüzdeki dönemde demiryolu taşımalarının özelleştirilmesini de istiyoruz. Böylece demiryollarında daha seri bir çalışma gerçekleştirilebilir. 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefine böylece daha rahat ulaşılır. Çünkü dış ticaretin en önemli ayağı lojistik ve sürat. Demiryolundaki iyileştirmeler ve özelleştirme bir taraftan lojistik maliyetleri aşağı çekerken diğer taraftan hızı artıracaktır. Ayrıca demiryolu taşımalarında KOBİ desteklerinin artırılması gerektiğine de inanıyorum. Bu sağlanırsa demiryolu taşımalarında daha iyi bir gelişim sağlanabilir.” Sektörde 30 yıllık tecrübeye sahip olduğunu ve 2004’te Mersin’de kendi şirketini kurduğunu açıklayan Hamit Gürbüz, çalışmalarını sekiz personel ile sürdürdüklerini açıkladı. İzmir, İskenderun, İstanbul’da partner şirketleri bulunduğunu bildiren Gürbüz, maden taşımaları üzerine faaliyet göstermeleri nedeniyle ağırlıklı olarak Uzakdoğu’ya çalıştıklarını ifade etti. Türkiye genelindeki firmalara hizmet verdiklerini ve Uzakdoğu’da da acenteleri bulunduğunu kaydeden Hamit Gürbüz, iş hacminin yüzde 50-60’ını madenin oluşturduğunu, krom, mangan ve demir cevheri de taşıdıklarını dile getirdi. İlk yedi ayın madencilik sektörü açısından durgun geçmesi nedeniyle maden taşımalarının da durgunlaştığını kaydeden Hamit Gürbüz, “Çin’deki alıcılar fiyatları düşürünce satışlar azaldı. Şu sıralar stoklarının bitmesi nedeniyle geçici bir süre olduğunu tahmin ettiğim satışlar başladı. Dokuzuncu ayın sonuna kadar böyle devam edeceğini ve yıl sonunda yaklaşık yüzde 15 büyüme göstereceğimizi tahmin ediyorum” dedi. Yılın ilk yarısında yatırım yaptıklarına da değinen Gürbüz, artık dökme yüklerin de konteynera dönmeye başladığını görerek konteynerla taşınabilecek dökme yükler için özel ekipman yatırımları gerçekleştirdiklerini ifade etti. Ancak gerek maden taşımalarındaki durgunluk gerekse dünyadaki ekonomik kriz beklentisi nedeniyle bundan sonrasında çalışmalarını rölantide sürdüreceklerini açıklayan Gürbüz, “Önümüzdeki yıl gelişmelere paralel yatırımlarımıza devam edeceğiz” ifadesini kullandı.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 99 FUAR 1GöçmenYapı,soğukhava deposuyatırımıyapıyorEndüstriyel gıda tesisleri ve lojistik antrepo inşaatlarının çatı cephe kaplamaları ve soğuk hava depolarını inşa ederek faaliyete başlayıp bugün anahtar teslim lojistik depo inşaatları gerçekleştiren Göçmen Yapı, bölgede soğuk hava deposu açığını görerek yatırıma başladı. Mersin’de 8 bin metrekare yer satın aldıklarını dile getiren Göçmen Yapı Genel Müdür Yardımcısı Metin Göçmen, artı ve eksi derecelerde muhafaza gerektiren tüm sektörlere hitap edecek bir lojistik tesis kurmayı düşündüklerini açıkladı. 2012’de faaliyete geçirmeyi planladıkları yatırımlarında ilk etapta 8 bin metrekarenin 3 bin metrekaresini kapatacaklarını kaydeden Metin Göçmen, yatırımlarının ikinci aşamasında konteyner depolama sahası inşa etmeyi hedeflediklerini bildirdi. Faaliyete 1997’de Mersin’de başladıklarını dile getiren Metin Göçmen, çalışmalarını 25 kişi ile yurtiçi ve dışında sürdürdüklerini anlattı. Geçmiş yıllarda ağırlıklarının yurtiçi çalışmalarda olmasına karşın geçen yıldan itibaren rotalarını yurtdışına çevirdiklerini ifade eden Göçmen, bugün çalışmalarının yüzde 60’ını yurtdışında gerçekleştirdiklerini belirtti. Ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerine çalıştıklarını kaydeden Metin Göçmen, sektörde dördüncü aydan itibaren sezona bağlı olarak bir hareketlilik başladığını ve bu dönemde iş hacimlerinin önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 30 arttığını dile getirdi. Üretimlerini fabrika alanlarında gerçekleştirdiklerini ve bugüne kadar yalnızca endüstriyel gıda tesislerine soğuk hava depoları yaptıklarını açıklayan Metin Göçmen, bu yıl ise inşaata, çelik ve projelendirmeye yönelik çalışmalara başlayıp anahtar teslim lojistik depolar inşa ettiklerini açıkladı. ISO 9001:2000 Kalite belgesine sahip olduklarına da değinen Göçmen, çalışmalarını Göçmen markası ile sürdürdüklerini dile getirdi. “Lojistik depolarda yangın riskini azaltıyoruz” Çalışmalarını geçen yıldan bu yana lojistik depolardaki yangın riskini azaltan IPN Fire Safe sandviç paneller üzerinde yoğunlaştırdıklarını kaydeden Metin Göçmen, bu malzemenin kullanılmasıyla birlikte lojistik depolardaki yangın riskinin yüzde 90 azaldığını bildirdi. Bu malzemenin yan-SATIŞLARININ YÜZDE 60’INI İHRACAT OLUŞTURUYORGeçmiş yıllarda ağırlıklı olarak yurtiçine yönelik çalışmasına karşın geçen yıldan itibaren rotasını yurtdışına çeviren Göçmen Yapı, bugün çalışmalarının yüzde 60’ını yurtdışında gerçekleştiriyor. Ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerine yönelik çalışan firma, sektörde dördüncü aydan itibaren sezona bağlı olarak başlayan hareketliliğe bağlı olarak,bu dönemde iş hacimlerini önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 30 arttırdı.gını geciktirme etkisi bulunması nedeniyle yangın güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Göçmen, Türkiye’de oldukça yeni bir ürün olduğuna dikkat çekerek,mevcut ürünleri kaldırıp bu ürünü yerleştirme yönünde çalışma sürdürdüklerini söyledi. Türkiye’de soğuk depo zincirlerinde sigorta kanunları gereği oluşan yangın önlemlerinin gerektiği gibi alınmadığına işaret eden Metin Göçmen, şu bilgileri verdi: “IPN Fire Safe sandviç paneller Kingspan-İzopoli’nin ürünü. Biz de Akdeniz Bölge çözüm ortaklığını yapıyoruz. Bu firma Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde yatırımlarını tamamladı ve yeniliklerine de hızla devam ediyor. Firma ürettiği bu sandviç paneller ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Özellikle sigorta eksperleri ve yardımcılar tarafından tercih ediliyor. Yeni ürün satışlarımızı yüzde 20-30 artırdı.”
100 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKDengeYGM,mevzuatta yenidüzenlemeleristiyorArtan dış ticaretle birlikte Denge Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği’nin (YGM) de öneminin arttığına işaret eden Ferudun Gündüz, YGM olmanın koşullarının oldukça ağır olduğunu dile getirdi. YGM’lerin sayısının antrepo sayısına paralel artmadığını belirten Gündüz, mevzuatta yapılacak değişiklikle tip belirtmeden bir YGM’ye altı antrepoya hizmet hakkı tanınmasını istedilesi yapmamalıdır” diye konuştu. Dış ticarette rekabeti artırıcı en önemli kalemin lojistik olduğunu vurgulayan Ferudun Gündüz, lojistikte zamanın çok önemli olduğunu, bu nedenle işlemlerini en kısa sürede ve yüksek bir hızla tamamlayan firmanın rekabette bir adım öne geçeceğini anlattı. Bu noktada işlerin hızlanması için devletin özel sektörle birlikte çalışmasının önemine değinen Gündüz, YGM’lerin öneminin bir kat daha arttığına işaret etti. YGM’lerin yaklaşık üç yıl önce kurulduğunu ve Gümrük Müsteşarlığı’nın resmi antrepo memurlarının yerine YGM’lere görev verdiğini, böylece işlemlerin daha etkin ve hızla yürümeye başladığını hatırlatan Gündüz, “Bu proje devletimizin kendi resmi memurları yanında bizim gibi uzmanlara da güvenip yeni bir görev alanı açtığının ispatıdır. Devletimizin birçok alanda özelleşmek istediğinin somut bir kanıtıdır” dedi. Ancak YGM’lerin yalnız başına bırakılmaması gerektiğini söyleyen Gündüz, Başmüdürlüklerin en az altı ayda bir YGM’lerle bir araya gelip dış ticaret firmalarının ve onlara hizmet sunan genel antrepo işletmecilerinin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri konusunda çalıştaylar düzenlemesi gerektiğine değindi. Gündüz, alınan kararların da müsteşarlıkla paylaşılıp yeni stratejiler oluşturulması gerektiğini anlattı. “Antrepo sayısı artıyor YGM sayısında sıkıntı var” Denge YGM’nin yaklaşık üç yıl önce faaliyete başladığını ve bugün dokuz adet A tipi, bir adet de C tipi antrepoya hizmet verdiğini açıklayan“YGM’LER İLE GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ BİRBİRİNDEN AYRILMALI”YGM’ler ile gümrük müşavirlerinin farklı hizmetler vermesine karşın Gümrük Müşavirleri Dernekleri içinde örgütlendiğini açıklayan Ferudun Gündüz, her iki meslek örgütünün birbirinden bağımsız olarak örgütlenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Gümrük müşavirlerinin dış ticaret firmasının çıkarlarını, YGM’lerin ise devletin çıkarlarını gözettiğini vurgulayan Gündüz, bu nedenle gümrük müsteşarlığı ve ona bağlı başmüdürlüklerin YGM’lere daha yakın davranması, sorunlarını dinleyip sahip çıkması gerektiğini söyledi.Ferudun Gündüz, çalışmalarını 20 kişi ile sürdürdüklerini bildirdi. Antrepo denetimlerinin yanı sıra antrepo içi ve dışı elleçleme yetkisinin de gümrük memurlarından alınıp YGM’lere verildiğini anlatan Gündüz, önümüzdeki günlerde bu konudaki uygulamanın başlayacağını anlattı. Bu sayede YGM’lerin iş hacimlerinin artacağını, ek istihdamlar sağlanabileceğini ve hizmet verilen firmaların da işlemlerinin hızlanacağını kaydeden Gündüz, “Sektörde önemli gelişmeler yaşanırken bir taraftan da ciddi sorunlarla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu. “YGM olma koşulları oldukça ağır” YGM’ler üç yıl önce çalışmaya başladığında her bir YGM’nin sorumluluğunda dört A tipi, altı C tipi olmak üzere toplam 10 adet antrepo bulunabildiğini hatırlatan Ferudun Gündüz, şu bilgileri verdi: “Bugün gelinen noktada her bir YGM, iki A tipi ve dört de C tipi antrepoya hizmet verebiliyor. YGM olmanın koşulları oldukça ağır. Bu nedenle antrepoların artış hızına paralel YGM sayısı artmıyor. Bir de yetki kapsamındaki antrepo sayısının düşmesi ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Mevzuatta bir takım değişiklikler yapılarak en azından tip belirtmeden bir YGM’ye altı antrepoya hizmet verme hakkı tanınmalıdır.” Denetimlerin daha sağlıklı ve etkin devam edebilmesi için tespit ücretlerinin ise müsteşarlık üzerinden YGM’lere ödenmesi konusunun da tartışılması gereken sorunlar arasında yer aldığına değinen Gündüz, ücret alınan firmaya denetim yapılmasının çok ideal olmadığına dikkat çekti.Türkiye’nin 2023’te 500 milyar dolarlık ihracat hedefi koymasının ardından dış ticaret kavramının öneminin daha da arttığına dikkat çeken Denge Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği (YGM) Şirketi ortağı Ferudun Gündüz, bu noktadan hareketle önümüzdeki dönemde YGM’lerin ve gümrük müşavirlerinin öneminin daha fazla artacağına dikkat çekti. Bu nedenle gerek Gümrük Müsteşarlığı’nın gerekse gümrük müşavirleri derneklerinin daha etkin çalışarak çeşitli düzenlemelere destek olması gerektiğine değinen Gündüz, “YGM’ler devlet adına çalışma yürütüyorsa Gümrük Müsteşarlığı sorunlarımızı dinleyip daha yakından ilgilenmeli. Bizlerin dış ticaret firmalarının dolaylı temsilcisi olan gümrük müşavirliğinden daha farklı bir statüde olduğumuzu teslim edip üvey evlat muame-Akan-Sel’den araç parkına yatırımLojistik sektörünün önde gelen firmalarından Akan-Sel, yapacağı araç ve iş makinesi yatırımlarıyla sektördeki gücünü artırmayı hedefliyor. Firma, yıl sonuna kadar araç parkını yüzde 20 oranında artıracak. Faaliyetlerine 1981 yılında Mersin’de başlayan Akan-Sel, uluslararası kara, deniz ve havayolu taşımacılık hizmetleri, genel kargo için paketleme, istifleme, depolama, gümrükleme ve danışmanlığın yanı sıra 2007’den bu yana Mersin Limanı için taşeronluk hizmeti veriyor. Liman içi taşımacılık, elleçleme, boş ve dolu saha, gemiden tahliye veya gemiye yük götürme işlemleri yaptıklarını kaydeden Akan-Sel Lojistik Müdürü Nedim Gürbüz, 70 adet oto taşıyıcı araçlarının yanı sıra tenteli araçlar, lowbedler ve ağır yük araçları olmak üzere özmal ve C2 kartına kayıtlı kiralık olarak toplamda 230 civarında araca sahip olduklarını dile getirdi. Gürbüz, ayrıca liman içi çalışmalar için de geniş bir iş makinesi parkları bulunduğunu anlatarak, “Yıl sonuna kadar araç parkımızı yüzde 20 oranında artırmayı hedefliyoruz” dedi. Uluslararası nakliye sektöründe ise ağırlıklı olarak Ortadoğu’ya otomobil ile proje bazlı petrol ve sondaj malzemesi taşıdıklarını anlatan Gürbüz, Ortadoğu’ya aylık 3 bin ton civarında genel kargo, petrol ve sondaj malzemesi ile ayda ortalama bin 500 araç taşıdıklarını bildirdi. Dünyanın çeşitli ülkelerinden Ortadoğu’ya taşımalar gerçekleştirmelerinin yanı sıra parsiyel taşımalar da yaptıklarını ifade eden Gürbüz, “Türkiye’nin her noktasından Ortadoğu’ya taşıma yapıyoruz” diye konuştu. Türkiye’de İstanbul, Ankara, İskenderun, Gaziantep ve Silopi’de, yurtdışında ise Irak’ta Bağdat, Basra, Erbil ve Zaho’da ofisleri bulunduğunu kaydeden Gürbüz, geniş ofis ağlarıyla birlikte müşterileriyle daha yakın ilişkiler kurabildikleri gibi çalıştıkları bölgelerde işlerini daha yakından takip etme imkânı yakaladıklarını söyledi. Sektöre ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nedim Gürbüz, Mersin’de Otomobil İhtisas Gümrüğü kurulmasının sektörün gelişmesi adına önemli bir adım olduğunu söyledi. Henüz bu sistemin tam olarak oturmadığını ve önümüzdeki yıldan itibaren asıl sonuçların alınmaya başlayacağını dile getiren Gürbüz, bu gümrüğün bir taraftan iş hacmini artırırken diğer taraftan dağınık olan bürokratik çalışmaların bir araya getirilmesi ile çalışma şartlarının rahatlatılacağını anlattı.“ORTADOĞU ‘YA AYDA BİN 500 ARAÇ TAŞIYORUZ”Uluslararası nakliye sektöründe ağırlıklı olarak Ortadoğu’ya otomobil ile proje bazlı petrol ve sondaj malzemesi taşıdıklarını anlatan Nedim Gürbüz, Ortadoğu’ya aylık 3 bin ton civarında genel kargo, petrol ve sondaj malzemesi ile ayda ortalama bin 500 araç taşıdıklarını bildirdi. Gürbüz, dünyanın çeşitli ülkelerinden Ortadoğu’ya taşımalar gerçekleştirmelerinin yanı sıra parsiyel taşımalar da yaptıklarını ifade etti.
102 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKMAOTürkiye,ilkaltıayda 2010’uncirosunu%42aştıCiro olarak bu yılın ilk altı ayında bir önceki yıla göre yüzde 42 büyüme kaydettiklerini belirten Mid America Overseas (MAO) Türkiye Genel Müdürü Savlet Tigin, 2013 yılında ise depo yatırımı yapmaya hazırlandıklarını ifade ettiGündemlerine aldıkları depo yatırımını 2013 yılında gerçekleştirmeyi planladıklarını söyleyen Mid America Overseas (MAO) Türkiye Genel Müdürü Savlet Tigin, 2011 ve 2012 yıllarını büyümeyle kapatmayı hedeflediklerini dile getirdi. 2011 yılının ilk altı aylık döneminde 2010’un yıllık cirosunun yüzde 42 üzerinde bir büyüme sağladıklarını vurgulayan Tigin, “Mid America Overseas, Türkiye marketine geldiği 2009’un Kasım-Aralık periyodunu yapılanma ile geçirdi. 2010 yılını ise markette yer edinmeye ayırdı. Rekabet ortamı içinde, MAO Türkiye müşterilerinden almış olduğu destek ve butik hizmet ilkesi ile şu ana kadar istediği hedeflere ulaştı” diye konuştu. 1976 yılında ABD’de kurulan Mid America Overseas’ın hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri ile faaliyetlerine başladığını anlatan Tigin, ilerleyen süreçte lojistik alanında tüm hizmetleri sunabilen bir lojistik servis sağlayıcı firma haline geldiğinin altını çizdi. Mid America Overseas Türkiye’nin ise 2009 yılında kurulduğunu belirten Tigin, Mid America Overseas Inc’nin dünya genelinde 37 ofisi 450 bin metrekare depolama alanı, eğitimli personeli ve acentaları ile sektörde hizmet vermekte olduğunu kaydetti. Başlıca hizmet alanlarının havayolu, denizyolu, gümrükleme olduğu bilgisini veren Tigin, özellikle savunma sanayi, havacılık ve uzay sanayii, yüksek teknoloji, tersane, gemi, yat sanayi ve medikal sektörler için taşıma ve lojistik hizmetler sunduklarını ifade etti. Yaşanan ekonomik kriz sonrası MAO Türkiye’nin, daha çok niş marketlere yöneldiğini vurgulayan Tigin, “Bununla birlikte Kuzey ve Güney Amerika, Uzakdoğu, Ortadoğu ve Kuzey Afrika gibi marketlerde ithalat ve ihracat gerçekleştiren, müşterilerimize hizmet veriyoruz. Mid America Overseas Türkiye marketinde yeni olmasına rağmen, zamanında teslimat, kaliteli hizmet, güvenilirlilik ve tecrübeyle süratli bir şekilde pazarda yer edindi” dedi. “Türkiye lojistikte Avrupa’nın en büyük filosuna sahip” Türk lojistik sektörünün, son yıllarda gösterdiği performans ile tüm dünyanın ilgisini çekmeye devam ettiğine dikkat çeken Savlet Tigin, uluslararası arenada Türk lojistik sektörünün, gösterdiği hızlı gelişimle Dünya Ekonomik Forumu’nun yapıldığı, Davos Zirvesi’ne de konu olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin Davos Zirvesi’nde lojistik alanında dünyada en hızlı büyüyen 10 ülke arasında gösterildiğini söyleyen Tigin, şunları ekledi: “Dünya Ekonomik Forumu toplantıları“YABANCI SERMAYE TÜRKİYE’YE KÂRLILIĞINI ARTIRMAK İÇİN GELİYOR”Tahmini 5 milyar Euro ciro yapan lojistik sektörünün yaklaşık 400 bin kişi istihdam eden bir konuma ulaştığını vurgulayan Savlet Tigin, “Son dönemde hükümetin istikrarlı politikası sayesinde, Türkiye’ye her sene kendi ofisleri ve depoları ile yatırım yapan yabancı lojistik servis sağlayıcı firma sayısı arttı. Dünyanın yaşadığı ekonomik kaos içinde, yabancı sermaye Türkiye’ye ciro ve kârlılıklarını artırmak için geliyor” şeklinde konuştu.çerçevesinde yayımlanan endekse göre, dünya genelinde hızlı yükselen 39 pazar karşılaştırıldı. Ülkeleri, lojistik alandaki cazibeleri açısından değerlendiren endekse göre, Türkiye, dünyanın en hızlı gelişen 10 ülkesi arasında gösterildi. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Brezilya, Hindistan ve Çin’in hızlı bir yükselişte oldukları belirtildi. Bunun nedeni, Türkiye’nin lojistikteki en önemli avantajının, üretim merkezleri ile tüketim merkezlerine olan coğrafi avantajı.” Son yıllarda Türkiye ekonomisindeki gelişmeye paralel bir gelişme gösteren lojistik sektörünün, coğrafi avantajını da kullanarak 15-20 yıllık bir süre içinde bölgesel bir güç haline geldiğini belirten Savlet Tigin, sektörün bugün geldiği noktada, bin 500’e yakın şirket ve 46 bin araçla Avrupa’nın en büyük filosuna sahip durumda olduğunun altını çizdi.Vega’dan anahtar teslimi RES hizmeti“MEGA YACHT TRANSPORT İLE YAT NAKLİYESİNİ ORGANİZE EDİYORUZ”Defne Cizre Artar, kardeş firma Mega Yacht Transport ile yat nakliyesinde büyük bir ihtiyacı karşıladıklarını dile getirdi. Firmanın yatları çok özel proje yükleri şeklinde düşünerek, hem ağır hem de hassas olan bu özel yüklerin nakliyesini organize ettiğini ileten Artar, Türkiye’deki hem ithalatçı hem de ihracatçılara büyük destek verdiklerini ifade etti. Lojistik ve gemi kiralama konusunda özellikle enerji sektörünün ihtiyaçlarına odaklanan Vega Proje ve Yük Taşımacılık, Zorlu Enerji’nin Bahçe ilçesinde kurduğu rüzgâr enerjisi santralinin gemi nakliyesini gerçekleştirmesinin ardından mühendislik departmanı da kurarak hizmetlerini genişletti. Firma, artık Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES) kurmak isteyen girişimcilere anahtar teslim RES hizmeti de veriyor. Denizcilik ve lojistiği konusunda yurtdışında aldığı eğitimin ardından çalıştığı Türk ve yabancı armatör firmalarda gördüğü eksiklerden yola çıkarak kendi şirketini kurduğunu anlatan Vega Proje firma sahibi Defne Cizre Artar, şu anda yaptıkları ‘anahtar teslim’ modelini uygulayan başka armatör veya nakliye firmasının olmadığını söyledi. RES nakliyelerinin Vega Proje’nin tek konusu olmadığını ifade eden Artar, Vega’nın özellikle konsantre olduğu yük çeşitlerinin, proje yükleri denilen trafolar, çelik konstrüksiyonlar, fabrikalar, gaz tankları, basınçlı tanklar, kazanlar, askeri ekipman, patlayıcı yükler ve akla gelebilecek her çeşit ağır veya hacimli ve konteynere sığmayan yükler olduğunu vurguladı. RES nakliyeleri ile ilgili gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi veren Defne Cizre Artar, sürecin arazi etüdüyle başladığını, istenilen enerji üretimi ve bütçe için hangi rüzgâr türbininin seçilmesi gerektiğine müşteri ile beraber karar verildiğini ve tedarikle ilgili çalışmaların yapıldığını kaydetti. Türbinlerin teslim alınabileceği tarihe uygun olarak ilk kara nakliyesi sonrasında gemiyle en yakın limana gelmesinin ve son kara nakliyesinin birbiriyle uyumlu olarak gerçekleştirilmesinin planlandığını aktaran Artar, “Mühendisler her şeyin yolunda gittiğine emin olmak için tüm süreçte yer alıyor ve her şey bitip teslim edildiğinde de teknik servis çalışmalarına devam ediyor” dedi. Defne Cizre Artar, ayrıca kardeş firma Mega Yacht Transport ile de yat nakliyesinde büyük bir ihtiyacı karşıladıklarını dile getirdi. Firmanın yatları çok özel proje yükleri şeklinde düşünerek, hem ağır hem de hassas olan bu özel yüklerin nakliyesini organize ettiğini ileten Artar, Türkiye’deki hem ithalatçı hem de ihracatçılara büyük destek verdiklerini ifade etti. Artar, sözlerine şöyle devam etti: “Mega Yacht Transport kurulmadan önce Türkiye’de yat ithalatı ve ihracatı yapanlar maalesef çok profesyonel olmayan firmalarla çalışmak zorunda kalıp, zarar görüyorlardı. Piyasada kartel gibi istediğini uygulayan firmalar vardı. Artık bizim şeffaf politikalarımız var. Yatın sadece nakliyesini yapmıyoruz, ayrıca müşteriyi bilgilendiriyoruz. Hukuki haklarını da anlatıyoruz. Hiçbir işe tek seferlik yapılan bir organizasyon olarak bakmıyoruz. Müşteri bilinçlenirse, karşılaştırmayı daha iyi yapabilir.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 103 FUAR 5GaziantepTaşımacılık araçfilosunuyenileyecekKapasite yatırımları kapsamında araç filolarında yüzde 15 yenileme gerçekleştireceklerini söyleyen Eyüp Saraçlar, hedeflerinin sözleşmeli araç sayılarını artırmak olduğunu dile getirdiSektör bünyesinde kurulmuş ve kısa sürede önemli ölçüde büyümüş olan İsnak Yatırım Kooperatifi’nde katılımcı olarak yatırımlarının devam ettiğini belirten Gaziantep Taşımacılık Genel Müdürü Eyüp Saraçlar, her yıl gerçekleştirdikleri kapasite yatırımlarına yönelik olarak özmal araç filolarında yüzde 15 yenileme yapmayı planladıklarını ifade etti. Bu doğrultuda sözleşmeli araç miktarını artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Saraçlar, ayrıca internet üzerinden müşterilerine sundukları kargo takip sistemlerini daha da geliştirmeyi düşündüklerini kaydetti. Böylece teslimatların ıslak imzalı scan edilmiş dokümanlarını müşterilerin şifreleriyle internet ortamında görüntüleyebilme özelliklerinin yanı sıra müşterilerin cari hesaplarını görüntüleme ve ödeme yapabilme imkanı da sağlayacaklarını aktaran Saraçlar, “Bunların dışında iki yıldır hazırlık çalışmaları süren yeni yazılımımızı bu yıl sonunda kullanmaya başlamayı hedefliyoruz. Hemen hemen her şeyin internet üzerinden yapılabildiği, müşterilerimizin de kullanımına ve rapor almasına imkân verecek şekilde planladığımız programımızı, sektördeki meslektaşlarımızla paylaşıp onların da kullanımına imkân vermeyi planlıyoruz” dedi. Gaziantep Taşımacılık’ın 1978 yılında şehirlerarası nakliyat ambarı işletmeciliği faaliyeti için kurulduğunu anlatan Saraçlar, 2004 yılı 4925 sayılı Karayolu Taşımacılık Kanunu’yla, faaliyet gösterdikleri sektöre ilişkin yapılmış düzenlemelere uyum sağlayabilmeyi ve bu ivme ile büyümeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu amaca yönelik, bünyelerine Malatya Adıyaman Taşımacılık, Elazığ Taşımacılık ve bu firmaların Anadolu’daki acentelerini kattıklarını belirten Saraçlar, böylece sektörde yeniledikleri anlayış ve vizyonla faaliyet göstermeye başladıklarını aktardı. Saraçlar, “Bugün sekiz ilde faaliyet gösteren şube ve acentelerimizle günlük ve standartların üstünde hizmet veriyoruz. Bugün itibariyle firmamız 50 özmal, 400 de sözleşmeli araçla, 11 noktada, 200 personelle günlük 400 tonluk parsiyel yükü, adresinden alıp adresine sevk ediyor” şeklinde konuştu. Planlaması daha eskiye dayanmakla birlikte, ilk hareketine 2003 yılında başladıkları lojistik aktarma merkezlerini tamamen kendi öz kaynaklarıyla inşa ettiklerini söyleyen Saraçlar, GAP bölgesinde bulunan bu merkezlerini, temelinden ruhsatına kadarki bütün süreçlerde tamamen kendi iş sahalarına uygun bir şekilde titizlikle tasarlayarak inşa ettiklerini aktardı. 2009 yılında faaliyete aldıkları bu tesisin, müşterilerine uluslararası standartlarda ve daha kaliteli hizmet verme anlamında kendilerine yardımcı olduğunu vurgulayan Eyüp Saraçlar, “Tesisimiz 6 bin 500 metrekare alanda 2 bin metrekaresi kapalı olarak inşa edilmiş günlük 500 tonluk nakliye ürününü dağıtır hale getirebilir kapasitede. Bugün hala daha o bölgede işimizle ilgili yapılmış en büyük tesis olma özelliğini taşıyor” diye konuştu.“YILIN İLK YARISINDA CİRO VE BÜYÜMEMİZ DAHA İYİ”2010 yılının cirosunun ve büyüme hızının bir önceki yıla göre daha az ve yavaş olduğunu aktaran Eyüp Saraçlar, bu yılın ilk yarısının 2010’un ilk yarısına ciro ve büyüme açısından kıyasla daha iyi olduğunu ifade etti. Sanayiyi ilgilendiren her türlü durgunluk ve hareketliliğin sektörde çok çabuk hissedildiğini kaydeden Saraçlar, bu doğrultuda firmalarında ve sektörde bu dönemler içinde büyüme ve daralmalar yaşandığını dile getirdi.
104 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKÇukurovaKargo,dağıtımağınıve araçparkınıgenişletmehedefindeKomple, taahhüt ve lojistik hizmetleri ile parsiyel taşımacılıkta 39 yıldır hizmet sunan Çukurova Kargo, bu yılı hem dağıtım ağını hem de ekibini genişleterek tamamlamayı hedefliyor. Bu yıl sonu için genişletilmiş yaygın dağıtım ağını yüzde 10 büyütmeyi hedeflediklerini aktaran Çukurova Kargo Genel Müdürü Cömert Çelik, 2012 yılı içinde de 1.5 milyon dolarlık yatırımla araç parkını büyütmeyi planladıklarını dile getirdi. Söz konusu yatırımlarla karayolu taşımacılığının öncü firmalarından olmayı sürdüreceklerini ifade eden Çelik, “Dağıtım ağımızın ve araç parkımızın genişlemesiyle hem ülke ekonomisine hem de sektöre daha nitelikli hizmet sunmayı ve güçlü bir altyapıyla önümüzdeki yılları karşılamayı arzu ediyoruz” dedi. Firmanın, 106 özmal araçla kargo-nakliye operasyonlarını yürüttüğü bilgisini veren Çelik, günlük yaklaşık 400 bin desi parsiyel kargo kapasitesine sahip olduklarını bildirdi. 24 ilde kargo aktarma merkezleri bulunduğunu söyleyen Çelik, “Kargo aktarma merkezlerimize bağlı 35 ilde kargo yaygın dağıtım yapılanmamız söz konusu. Adana merkez olmak üzere; Adana- İstanbul- Mersin hattında karşılıklı günlük ekspres parsiyel kargo sevkiyatında 16 saatte teslimat yapıyoruz. Komple karayolu taşımacılığında da Adana ve Mersin’den tüm Türkiye’ye komple taşımacılık gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte, ithalat – ihracat taşımaları, her türlü tekstil ve konfeksiyon taşımacılığı ve hi-tech ürün taşımacılığı da yapıyoruz” diye konuştu. “Firmalara özel dağıtım ve toplama seçenekleri sunuyoruz” Yurtiçi parsiyel kargo hizmet çatısı altında yaygın dağıtım ağıyla, hızlı ve uygun maliyetlerde kargo dağıtım hizmetini ‘çözüm ortağı’ anlayışıyla sürdürdüklerini belirten Çelik, karayolu taşıma kanununa göre gerekli tüm belgelerle hizmet kalitelerini tescillediklerini dile getirdi. Çelik, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Müşterilerimize güvenilir bir partner olmayı sürdüreceğiz. Yaygın şube ve acente yapılanmamızla, kargoların işletmelerinden alınarak müşterilerine teslim edilmesini sağlıyoruz. Firmalara özel dağıtım ve toplama seçenekleri sunarak, parsiyel kargoda çözüm adresi olmaya devam ediyoruz. Kara nakliyesi operasyonlarında yarattığımız çözümler ve rekabet stratejilerine uygun maliyetlerle, müşterilerimize ra-106 ARAÇLA HİZMET VERİYORFirmanın 106 özmal araçla kargonakliye operasyonlarını yürüttüğü bilgisini veren Cömert Çelik, günlük yaklaşık 400 bin desi parsiyel kargo kapasitesine sahip olduklarını bildirdi. Çelik, firmanın 24 ilde kargo aktarma merkezi bulunduğunu ifade etti. kiplerine karşı avantaj kazandıran çözümler üretmeyi misyon ediniyoruz. Çukurova Kargo ailesi içinde çalışanların memnuniyeti ve takım ruhunun yanı sıra; operasyonel kalitemizin ve etkinliğimizin teknoloji kadar insana da dayalı olduğunu bilerek çalışanlarımızı eğitmek ve kararlara katılımlarını sağlamak bizim için öncelikli geliyor.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 105 FUAR 7Yeğenler Lojistik’ten İtalya ve Fransa’ya parsiyel taşımacılıkLojistik alanında 2008-2009 dönemlerinde 4 milyon dolara yakın yatırım yaptıklarını söyleyen Yeğenler Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yasar, bunun TIR filosu ve lojistik ofis yatırımları olduğunu dile getirdi. Ancak şu an Avrupa’daki kriz beklentisinin firma faaliyetlerini olumsuz yönde etkilediğini belirten Yasar, bu nedenle ihracat çalışmalarının azalması yönünde endişeleri olduğunu kaydetti. Yasar, bu konuda hükümetin bir an önce tedbir almasını beklediklerini aktardı. Yeğenler Kimya olarak 27 yıllık bir deneyime sahip olduklarının altını çizen Yasar, uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren Yeğenler Lojistik’in yaklaşık 60 personeli ile hizmet vermekte olduğunu ifade etti. Ağırlıklı olarak İtalya ve Fransa’ya parsiyel taşımacılık yaptıklarını vurgulayan Yasar, “Milano’da ofisimiz ayrıca beş ayrı yerde acentemiz var. Kendi araçlarımızla hizmet veriyoruz. Yurtiçinde de antrepo işletmeciliği yapıyoruz” diye konuştu. Türki-Raykam, kapasitesini yüzde 40 artırdıDemir ve MDF sektörüne ağırlıklı olarak kapıdan kapıya demiryolu ile taşıma hizmeti veren Raykam Lojistik, geçen yıla göre kapasitesini yüzde 40 oranında artırarak müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor. Özellikle Türkiye’den İran’a yapılan ihracat taşımalarında Van Gölü feribot geçişlerindeki sıkıntıyı Tatvan-Van arası karayolu aktarma sistemi ile çözdüklerini belirten Raykam Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Zakir Bozkurt, bu sistem ile 2008-2010 yılları arasında müşterilerinin İran’a yaptığı ihracatı 10 katına çıkardıklarını söyledi. Bünyelerindeki 16 iş makinesi ve 300 araçlık filolarıyla demiryolu taşımacılığının yanı sıra vagon temini, yükleme boşaltma ve sağlamlaştırma başlıkları altında çözümler sunduklarını ifade eden Bozkurt, “Yurtiçindeki 13 ayrı istasyonda kapıdan kapıya taşımalar yapıyoruz. 2010 yılında bir önceki yıla göre kapasitemizi yüzde 30 oranında artırdık ve 180 bin ton yurtiçi, 150 bin ton uluslararası taşıma gerçekleştirdik. 2011’de de kapasitemizi yüzde 40 oranında artırdık” diye konuştu. İzmit, Adapazarı, Karabük, Samsun, Amasya, İzmir, İskenderun, Mersin, Mardin, Balıkesir, Batman, Tatvan ve Van’daki istasyonlar arasında demir ve MDF sektörüne ağırlıklı olarak kapıdan kapıya demiryoluyla taşıma hizmeti verdiklerini söyleyen Bozkurt, 50 kişilik ekipleriyle blok tren avantajını kullandırarak müşterilerinin stoklama maliyetlerini en aza indirdiklerini vurguladı.ye’nin lojistik sektöründe çok ileride olduğuna dikkat çeken Yasar, buna rağmen sektörün devlet tarafından yeterli teşvikleri göremediğini aktardı. Lojistik sektörünün ülkeye döviz getirisi yanında istihdam yarattığını söyleyen Yasar, “Sektör açısından en önemli beklentimiz devletimizi arkamızda görmek. Maalesef tırlarımız sınır kapılarında günlerce bekliyor” şeklinde konuştu.
106 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKÜçgeDRS,otomatikdepolama çözümleriyleithalata‘dur’diyecekTürkiye’de yılda ortalama 50 milyon Euro’luk otomatik depolama robotu ithalatı yapıldığını belirten Okan Aras, TÜBİTAK destekli ‘Otomatik Depolama Robot Üretimi’ ile ithalatı durduracaklarını vurguladı. Aras, yeni ürünle ihracat yapmayı da hedeflediklerini söylediTeknolojide dünya standartlarını yakalayan ve 67 ülkeye ihracat gerçekleştiren Üçge DRS, TÜBİTAK destekli ‘Otomatik Depolama Robot Üretimi’ ile ithalata ‘dur’ dedi. Firmnın hedefi, önce yakın çevre ülkeleri, ardından da dünyayı Üçge DRS çözümleriyle tanıştırmak. Lojistik dünyasına sunduğu yenilikçi depolama çözümleri ile sektörde adını duyuran Üçge DRS, ArGe yatırımları ile de dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl 10 milyon dolarlık ek yatırım ile üretim hatlarında yüksek teknoloji tercihi yapan firma, TÜBİTAK destekli ‘AS/RS Palet’ uygulaması ile daha önce ithal edilen akıllı otomatik depolama çözümlerini de Türkiye’de hayata geçiren ilk firmalardan biri konumunda. Üçge DRS Başkan Vekili Okan Aras, “Lojistik merkezlerinde, giriş çıkış hızları dikkate alınarak tamamen insansız çalışan tam otomatik depolama sistemlerinin adresi bundan böyle Üçge DRS olacak. Uluslararası standartlarda geliştirdiğimiz AS/RS palet ve box uygulamaları, fayda-fiyat dengesiyle, uluslararası pazarda da çok ciddi bir yer edinecek” dedi. Türkiye’de yılda ortalama 50 milyon Euro’luk otomatik depolama robotu ithalatı yapıldığını belirten Aras, yerlileştirdikleri ürünle ithalatı durduracaklarını vurguladı. Yeni geliştirilen ürünle, öncelikle yakın çevre ülkelerine ihracat yapmayı hedeflediklerini ifade eden Aras, bugün 67 ülkeye farklı ürünlerini ihraç ettiklerini açıkladı. Aras, şu bilgileri verdi: “İhracatımıza kazandırdığımız, yerel, bölgesel destekler, çok ilgi görüyor. Özellikle 2012’de ithalata tamamen ‘dur’ diyeceğiz. AS/RS robot uygulamalarında, bir ihracat patlaması bekliyoruz. Bugün dünyanın geldiği nokta, her alanda verimlilik üzerine konuşlanmış durumda. Bu verimliliğin en önemli kriteri de sürdürülebilir olma özelliği. Aksi“AYNI ANDA 16 YÜKLEME RAMPAMIZ HİZMET VERİYOR”Yüksek teknolojiye sahip, esnek üretim hatları sayesinde, çok farklı sipariş kalemlerini, tam zamanında üretim anlayışı ile sektöre sunabildiklerine dikkat çeken Okan Aras, “Aynı anda 16 yükleme rampamız hizmet veriyor. Bu rakamlarla, dünyanın depo raflarına ve akıllı depolamaya talip olduğumuzu da kanıtlamış oluyoruz” dedi.halde yapılan çalışmaların bir anlamı kalmıyor. Günümüzde pek çok ürün, hızla emtia konumuna geldi. Bu durum hızlı üretim/düşük fiyat gerçeğini gündeme taşıyor. İşte, bu noktada Üçge DRS, lojistiğin verimlilik anahtarını, doğru tercih edilen ‘depolama çözümleri’ olarak görüyor.” Aras, günlük 400 ton çelik işleme kapasitesine sahip olduklarını, 150 bin metrekareye ulaşan üç organize sanayi bölgesinde, beş ayrı fabrikada, 80 bin metrekare kapalı alanda, 700 çalışan ile sektörde yer aldıklarını aktardı.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 107 FUAR 9FSL,sebzevemeyvelojistiğinde agresifbüyümehedefindeMarketlerin sebze ve meyve tedarikinde yaşadığı sıkıntıları çözmek, verimli lojistik yönetimi ile maliyetleri düşürmek, ürün raf yaşam süresini artırmak amacıyla kurulan FSL Lojistik, agresif büyümeye odaklandı. 2009 yılında kurulmuş olmalarına rağmen her yıl yüzde 50 ile büyümesine devam ettiğini kaydeden FSL Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı İshak Özbek, “2011 ve 2012 yıllarında agresif büyüme isteği ile yeni platformlar açmayı, yeni markalara benzer çözümler sunmayı, taze sebze ve meyve lojistik ihtiyacı olan firmalara entegre hizmetler vermeyi planlıyoruz. Büyüme öngörüleri doğrultusunda yeni araç filosunu genişletmek amacıyla 2011’de 12 TIR yatırımı yaptık ve 2 bin metrekare yeni platform alanını hizmete sunduk” şeklinde konuştu. Metro ve Real gibi markaların şu anda taze grup ürünlerinin Antalya merkezli olmak üzere platform yönetimini yapan, mağazalara sevk eden bir model olarak çalıştığını dile getiren Özbek, şu bilgileri verdi: “Bu hizmeti, diğer markalara da sunmak için altyapımızı genişlettik. Toplamda 8 bin palet elleçleme kapasitesine sahip olan FSL,ELLEÇLEME KAPASİTESİ 8 BİN PALETToplam 8 bin palet elleçleme kapasitesine sahip olan FSL, operasyonlarını Antalya’da 4 bin metrekarelik platformunda yürütüyor. Grup içi nakliye hizmetleri sunan frigorifik araç parkı olan şirketleri Defne Trans ise, parsiyel, komple olmak üzere firmalara FSL ile birlikte entegre hizmet sunuyor. bu operasyonları Antalya’da 4 bin metrekarelik platformunda yürütüyor. Grup içi nakliye hizmetleri sunan frigorifik araç parkı olan şirketimiz Defne Trans, parsiyel, komple olmak üzere firmalara FSL ile birlikte entegre hizmet sunuyor. 40 bin ton ürün taşıması, 50 bin ton, 100 bin palet ürün elleçlemesi var. Müşterilerin ihtiyacına göre, İstanbul, İzmir, Adana gibi üretim, dağıtım bölgelerinde de bu hizmeti sunmaya hazır durumdayız. Türkiye çapında toplamda, 10 bin met-rekare kapasiteli iklimlendirilmiş alanda depolama hizmeti sunacak kapasitemiz mevcut” dedi. Lojistik sektörünün uluslararası pazarda rekabet durumunu değerlendiren Özbek, sektörün tarım ve organize ticaret, perakende sektörlerine özel çözüm sunan hizmetlerin ihtiyaçlarını karşılamadığını aktardı. Yurtdışında özellikle büyük AB ülkelerinde bu konulara odaklı bir çok lojistik firmasının olduğuna dikkat çeken Özbek, “Nakliye bacağında, frigo taşıma hizmeti sunan nakliye şirketleri Avrupa standartlarında hizmet sunmaya çalışsalar da, zamanında teslimat, hizmetin sertifikalandırılması konularında eksiklikleri var” yorumunda bulundu. “Gıda lojistiğinde kalite ve uzmanlık çok önemli” FSL Lojistik’in rekabet gücü yüksek bir firma olduğunun altını çizen Özbek, “Bu gücünü, taze sebze ve meyve grubu odaklı yapılanması, market ve Horeca müşterilerine sunduğu entegre hizmetleri ile sağlıyor. Dünyanın en büyük markalarının bizi tercih etme sebebi de bu. FSL, Metro Grosmarketleri ile birlikte IFS Logistics belgesini alarak, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi” diye konuştu.
108 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKMürseloğlu, kapasite artışına ‘devam’ diyecekKayseri ve çevre illerde bulunan firmaların ürünlerini ağırlıklı Avrupa ülkelerine taşıyan Mürseloğlu Nakliyat, bu yıl araç ekipmanlarını yenileyerek taşıma kapasitesini yüzde 40 artırdı. Firma, yeni yatırımlar yaparak bu artışı 2012 yılında da devam ettirmeyi hedefliyor. Teknolojiyi yakından takip ederek araç ekipmalarına yönelik yatırım yaptıklarının altını çizen Mürseloğlu Uluslararası Nakliyat İşletme Müdürü Ümit Daş, “Bu yıl yatırım yaparak yeni araçlar aldık. Taşımacılık yapıyorsanız araçların mutlaka çağa ayak uydurması ve yeni sistemlere göre olması gerekiyor. Bu yatırım sayesinde kapasitemizi yüzde 40 artırdık. Bu ay içinde üç adet daha araç alacağız” açıklamasında bulundu. Toplamda 30 TIR’lık araç filolarının olduğunu ifade eden Daş, “Araçlarımız C2 taşıma belgesine sahip. Tamamen Avrupa ülkelerine mal taşıyoruz. Firmamızda 30 kişiye istihdam sağlıyoruz. Güvenli bir şekilde uluslararası taşımacılık yaparak, geçen yıl 2 milyon TL tutarında ciro yaptık. Bu yıl ise bu rakamın üzerine çıkmayı hedefliyoruz” dedi.Bedirhan Nakliyat’ın araç sayısı 99’a ulaştıUluslarası taşımacılıkta 30 yılı geride bırakan Bedirhan Grup, bünyesindeki Bedirhan, Bedir ve Rodotras taşımacılık firmalarıyla, Türkiye-Avrupa, Avrupa-Türkiye ve Türkiye-Orta Asya arasında taşıma yapıyor. Avrupa’daki deposunu büyüten Grup, araç sayısını 64’ten 99 adete çıkardı. 4 milyon Euro’luk yatırımla araç sayılarını 99’a yükselttiklerini aktaran Bedirhan Nakliyat Genel Müdürü Ahmet Kınış, firmanın Avrupa’daki deposunu da büyüterek 10 bin metrekareye çıkardığını söyledi. Kınış, “Yurtdışında Türkiye-Avrupa, Avrupa-Türkiye ve Türkiye-Orta Asya taşıma yapıyoruz. Avrupa’dan Türkiye’ye parsel taşımacılık da yapıyoruz.Yurtiçi taşımacılığımız devam ediyor” dedi. Bu yıl gerçekleştirilen yatırımlar hakkında bilgi veren Kınış, şunları söyledi: “Gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında tüm taşımalarda araçlarımızı GPR ile takip ediyoruz. Bilgisayar yatırımlarımızı tamamladık. Avrupa’da yer alan depomuzu büyüterek 10 bin metrekareye çıkardık. Firmalarımıza Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde gümrüklü ve Kayseri Serbest Bölgesi’nde gümrüksüz antrepo hizmeti ile gümrük müşavirliği hizmeti de veriyoruz.”
110 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKÇavuşoğluNakliyat,filosuna 20yeniaraçekleyecekYaklaşık çeyrek asırdır sadece dökme yemeklik yağ taşımacılığı yapan Çavuşoğlu Nakliyat, yatırıma ara vermiyor. Filosunu sürekli yenileyen firma, bu yıl da 5 milyon TL’lik yatırımla 20 yeni araç alacak. Çavuşoğlu Nakliyat, bu yıl ayrıca lisanslı tanker içi yıkama tesisi kuracak. Faaliyete 1987 yılında başlayan Çavuşoğlu Nakliyat, o günden bu yana sadece tankerlerle dökme bitkisel yağ taşımacılığı yapıyor. Türkiye’de sadece bu konuda hizmet veren başka firma olmadığını dile getiren Çavuşoğlu Nakliyat Genel Müdürü Mustafa Karakuyu, “Sektörde genellikle başta kimyasallar olmak üzere başka ürünler için taşımacılık hizmeti veren firmalar, araç filoları elverdiği ölçüde bitkisel yağ da taşıyorlar. Fakat bizim tek işimiz bu. Zeytinyağı, ayçiçekyağı, mısır ve soya yağları, margarinler başta her türlü bitkisel yağı taşıyoruz. Bitkisel yağ Türkiye’nin en büyük ithalat kalemlerinden biri. Bu ürünlerin limandan ya da kırma tesislerinden rafine tesislerine taşınmasında, dökme bitkisel yağın taşınması gereken her durum bizim uzmanlık alanımız içinde” diye konuştu. Ağırlıklı olarak Ege ve Marmara bölgelerinde hizmet verdiklerini söyleyen Karakuyu, “Sektörün en büyük oyuncularının bulunduğu yer de bu bölgeler. Orkide, Yudum, Yonca, Kristal, Ekiz, Komili, Tariş, Marmarabirlik, Trakya, Unilever, Marsa gibi bitkisel yağ denince akla ilk gelen markalar müşterilerimiz arasında. Türkiye’de tüketilen bitkisel yağların yarısından fazlasının bizim araçlarımızla taşındığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta bu firmaların kendi araçlarıyla yaptıkları taşımayı çıkarırsak, pazardaki payımız daha da artar” dedi. Şu an 80 araçlık filo ile hizmet verdiklerini belirten Karakuyu, “Bunların hepsi Gıda Kodeksi’ne uygun krom-nikel sacdan mamul araç üstü ekipmanlara sahip. Türkiye’nin yemeklik yağ tüketimi yıllık 1.2 milyon ton dolayında. Bunun 750 bin tonluk kısmı bizim araçlarımızdan geçiyor. 2010’da taşıdığımız yağ miktarını bir önceki yıla göre yüzde 30 artırdık. Bu yıl da yaklaşık bu oranda büyüme hedefliyoruz. Bu doğrultuda araç filomuzu büyütme kararı aldık. Araçlarımızı yenileme çalışmalarımız zaten sürüyor. 80 olan araç sayımızı 100’e çıkaracağız. Bu da yaklaşık 5 milyon TL’lik bir yatırım anlamına geliyor. Bizim konumuzda araç üstü ekipman fiyatı neredeyse aracın fiyatından daha yüksek. Hem bu yatırım, hem de müşterileri-“BİTKİSEL YAĞ TAŞIMACILIĞINDA DA LİSANSLAMA YAPILMALI”Bitkisel atık yağ taşıma ruhsatına sahip olduklarını hatırlatan Mustafa Karakuyu, atık yağın kontrollü şekilde taşınmasının çevre açısından çok önemli olduğuna işaret etti. Ancak bitkisel yağ taşımacılığında lisans zorunluluğunun olmadığına dikkat çeken Karakuyu, “Gıda, direkt insan sağlığıyla ilgili bir konu. Atık yağda olduğu gibi bitkisel yağ taşımacılığında da lisanslama yapılmalı. İnsan sağlığı da çevre kadar önemli” görüşünü ifade etti. mizin kapasitelerinin artması dolayısıyla yüzde 30’luk büyüme hedefine ulaşırken zorlanmayacağız” diye konuştu. Tanker içi yıkama tesisi kuracak Bu yıl aynı zamanda tanker içi yıkama tesisi de kuracaklarını dile getiren Karakuyu, şu bilgileri verdi: “Şimdiye kadar yıkama insan gücüyle yapılıyordu. Bu tesis Çevre Bakanlığı lisanslı olacak. 2009 yılında yayımlanan Tanker İçi Yıkama Genelgesi’ne göre gıda taşımacılığında kullanılan tankerlerin içleri lisanslı tesislerde yıkanmak zorunda. Bu tesis 200 bin TL’ye mal olacak. Biz zaten halihazırda da tanker içi temizliğe büyük önem gösteriyoruz. Çünkü Türkiye’nin en önemli markaları ile çalışıyoruz. Eğer gereken temizlik ve hijyen koşullarını sağlamasaydık müşteriler bizi geri çevirirlerdi.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 111 FUAR 13Erdoğanlar,enerjisektörüneyönelik verdiğihizmetiartırmayıplanlıyorFilolarını yeni araçlarla güçlendirdiklerini ifade eden Hasan Hüsnü Erdoğan, bu yıl sonuna doğru almayı planladıkları 16 akslı modüler ve üç adet 47 metreye uzayabilen rüzgâr gülü dorseleriyle enerji sektörüne yönelik hizmetlerini artırmayı hedeflediklerini dile getirdiFilolarını 2011 yılının ilk çeyreğinde 10 adet 6x4 çekici, beş adet sekiz akslı lowbed araçlarla güçlendirdiklerini söyleyen Erdoğanlar Lojistik Müdürü Hasan Hüsnü Erdoğan, bu yıl sonuna doğru almayı planladıkları 16 akslı modüler ve üç adet 47 metreye uzayabilen rüzgar gülü dorseleriyle enerji sektörüne yönelik hizmetlerini artırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bugüne kadar Avrupa, Asya, Ortadoğu, CIS ülkeleri, Türk cumhuriyetleri ve Afrika olmak üzere birçok farklı destinasyona proje lojistiği operasyonları gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, “Kazakistan’a sekiz adet gaz türbini ve iki adet trafo taşıması, Avrupa’dan Bingöl ve Nahçıvan’daki HES şantiyelere dört adet 70 tonluk alternatörlerin taşımasını gerçekleştirdik. Başarıyla gerçekleştirdiğimiz diğer projeler arasında Suriye Enerji Santrali Projesi, Balıkesir-Ashgabat GAJA Projesi, ayrı ayrı iki adet güç trafosu ve sekiz adet gaz türbininin taşınması bulunuyor” dedi. Erdoğan, 1976 yılında kurularak proje taşıma, parsiyel taşıma, gümrükleme ve depolama konularında hizmet verdiklerini ifade etti. Uluslararası ofis ve acenta ağları ile Avrupa’dan CIS ülkeleri, Asya ve Ortadoğu’ya ve bu ülkelerden üçüncü ülke taşımalarında faaliyet göstermekte olduklarını vurgulayan Erdoğan, taşımalarını 80 adet özmal ve kiralık çekici araç, 90 adet özmal ve kiralık lowbed, 30 adet özmal ve kiralık tenteli yarı römork ve kamyonla müşterilerine sunduklarını kaydetti. 35 yıllık tecrübeyle, Avrupa’dan Asya’ya kurmuş oldukları köprünün ve müşteri güveninin en büyük güçleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti: “Geniş acenta ağımız ile dünyanın herhangi bir noktasından başka bir noktasına malzemeleri güvenli bir şe-ANAHTAR TESLİM ÇÖZÜMLER SUNUYORLashingini, depolamasını ve gümrüklemesini yapan Erdoğanlar Lojistik, sigorta hizmeti ile montajını gerçekleştiriyor ve anahtar teslim çözümler sunuyor.kilde ulaştırıyoruz. Lashingini, depolamasını ve gümrüklemesini yapıyor, sigorta hizmeti ile montajını gerçekleştiriyor ve anahtar teslim çözümler sunuyoruz. Malzemenin taşınacağı coğrafyayla ilgili yol etüdü çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Firmamız enerji sektöründeki müşterilerine en uygun ve en güvenilir şekilde hizmet sunmayı sürdürüyor.”
112 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKMarineLine,Chemlineile 2012’depazarpayınıartıracakChemline ürünleriyle kara sektöründe 2012’de pazar paylarını artırmayı planladıklarını söyleyen Koray Karagöz, aynı yıl içinde İstanbul’a yakın OSB’lerde uygulamalarını gerçekleştirmek üzere araştırması süren kapalı alanlarını devreye alacaklarını dile getirdiÖzellikle kara sektöründe Chemline ürünleriyle 2012 yılında pazar paylarında artış hedeflediklerini belirten Marine Line Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Koray Karagöz, İstanbul’a yakın organize sanayi bölgelerinde uygulamalarını gerçekleştirmek üzere kapalı alan araştırmalarının devam ettiğini ve bu alanları 2012 yılı içinde faaliyete geçirmeyi planladıklarını ifade etti. Benzer bir tesisin Almanya’nın Düsseldorf şehrinde bulunduğunu vurgulayan Karagöz, “Bu tesisin modelini Türkiye’de de gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Ayrıca gemi kimyasal tankerlerinde re-coating dediğimiz başka tip coatinglerle daha önce kaplanmış olan kimyasal tankerlerin marine line ile kaplanması planlarımız arasında yer alıyor. Bu doğrultuda özellikle Avrupalı armatörleri Türk tersanelerine çekmek istiyoruz. Bunu 2010 yılında da gerçekleştirdik” diye konuştu. 2011 yılında yeni inşadaki düşüşten firma olarak etkilendiklerini aktaran Koray Karagöz, 2010 yılı içinde 78 adet yeni inşa kimyasal tanker gemi coating kaplaması yaptıklarını, bu yıl da yaklaşık olarak 35 adet proje tamamlayacaklarını dile getirdi. 2011 yılı içinde Türkiye tersanelerinde tamamlanan yeni inşa kimyasal tanker projesi sayısının zaten bu kadar olduğunu söyleyen Karagöz, piyasanın kimyasal tanker cargo tankı coating kaplaması olarak yaklaşık yüzde 95’ine hakim olduklarını ifade etti. Karagöz, şöyle devam etti: “Re-coating yani başka tip bir kaplamadan marine line kaplamasına geçiş projelerimiz de devam ediyor. Bu konuda özellikle Avrupalı armatörleri re-coating uygulamalarını gerçekleştirmek üzere Türkiye tersanelerine yöneltmek için çalışmalar yapıyoruz. Bununla birlikte gerçek anlamda 2011 yılı içinde pazara giriş yaptığımız kara kimya endüstri sektöründe de çalışmalarımız ve projelerimiz bulunuyor. Sekiz ay gibi kısa bir sürede Türkiye’nin çeşitli yerlerinde 20 projemizi tamamlamış bulunuyoruz.” Marine Line’nin ana firması Advanced PolymerCoatings’in (APC), korozyon ve kimyasal saldırı hasarına karşı koruma sağlayan ve gerek karada, gerekse denizde güvenli kimyasal depolaması ve taşıması imkanı veren özel kaplamaların geliştirilmesinde faaliyet gösterdiğini anlatan Koray Karagöz, APC’nin havacılık sektörü için yüksek sıcaklık performanslı kompozit parçalarda, emprenye parçalarda ve kaplamalarda kullanılan çapraz bağlı organik– inorganik bir polimer olan Siloxirane’ı geliştirerek faaliyetlerine başladığını vurgulayan Karagöz, “APC, tasarlanan polimerlerden sağlanan başarıya dayanarak, vinil ester, epoksi, kauçuk, fenolik ve paslanmaz çelik gibi geleneksel koruyucu kaplamaların ve astarların korozyona karşı yetersizliklerine daha iyi çözümler geliştirilmesine odaklanarak, başka sektörlerdeki problemleri çözmek içinde çalışıyor” dedi. Endüstriyel kaplama sektörü için APC’nin, oldukça düşük VOC’larla yüzde 97 katı olan yüksek performanslı kaplamalar sağlamak için, patentli Siloxirane polimerini ChemLine kaplama markasına dahil ettiğini söyleyen Koray Karagöz, ChemLine’nin kaplama sisteminin, korozyon dayanımını önemli ölçüde arttırdığını ve ürün saflığını koruduğunu dile getirdi. “Uygulamadan sonra ChemLine ısı ile kürlenir. Bu durum polimerlerin, epoksi ve vinil esterler için dörtlü 784 çapraz bağlı, sıkı dokunmuş, oldukça yoğun, üç boyutlu moleküler yapı halinde birbiri ile çapraz bağlanmasına yol açar” diyen Karagöz, ayrıca, diğer kaplamalardan farklı olarak ChemLine’nin bir eter (karbon – oksijen – karbon) bağı üzerinden çapraz bağlandığını ifade etti. Böylece hidroliz ve asit saldırısına bağlı yüksek hidroksil grubu konsantrasyonlarını ortadan kalktığını belirten Karagöz, ester gruplarının oluşmasının önlediğinin altını çizdi. ChemLine’nin cihaz altyapısının sızıntı ve korozyona karşı korunması ve ilgili olduğunda“BU YIL 35 ADET PROJE TAMAMLAMAYI PLANLIYORUZ”Firma olarak 2011 yılında yeni inşadaki düşüşten etkilendiklerini aktaran Koray Karagöz, 2010 yılı içinde 78 adet yeni inşa kimyasal tanker gemi coating kaplaması yaptıklarını, bu yıl da yaklaşık olarak 35 adet proje tamamlayacaklarını dile getirdi. ürün saflığını korumak için, içinde bulunan kimyasal veya başka sıvıların korunması gibi birçok işlev gerçekleştirdiğini vurgulayan Karagöz, “ChemLine’nin özel kimyasal ihtiyaçlarını nasıl karşıladığı hakkında net bilgiler sağlamak için 5 binden fazla kimyasal ve fiziksel test yapıldı. Ayrıca, kapsamlı testler taşımacılık, depolama ve işleme tesislerine uzun yıllar verilen hizmet, ChemLine’nin, paslanmaz çelik ve epoksi ve çinko esaslı kaplamalardan daha üstün olduğunu ortaya çıkardı” diye konuştu. ChemLine ile çok çeşitli piyasalara hizmet verdiklerine dikkat çeken Koray Karagöz, karayolu, demiryolu ve denizyolu ulaştırma sektöründe ChemLine’nin, taşıma sırasında kimyasal saldırısına ve pelet ve kristallerin aşındırıcı özelliğine dayanarak, aşındırıcı kimyasallar için taşıma kapasitesi sağladığını dile getirdi. Kimyasal proses sektöründe ChemLine’nin, kimyasal işlemcilere korozyon çözümleri sunduğunu vurgulayan Karagöz, “Kaplamaları, astardan sızmaya izin vermez. Böylece, tehlikeli kimyasalların yapısal korozif özelliğine karşı koyarak cihazı ve yapıları korur. Petrol üretim ve arıtma sektöründe ChemLine kaplamaları, çalışma ortamının içinde ve çevresinde birçok uygulamada kullanılmak üzere özel olarak tasarlandı” bilgisini verdi.Gentra Lojistik, halka arzla yatırımlarına hız verecekUluslararası alanında 1986 yılından bu yana faaliyet gösteren Gentra Lojisitik, sermayesinin yüzde 44’ünü halka arz ederek, elde edeceği gelirle büyümeyi planlıyor. Şirket, 5.5 milyon TL olan sermayesini halka arzdan sonra 8.5 milyon TL’ye çıkaracak. Halka arzla birlikte büyüme sürecini hızlandırmayı planlayan Gentra Lojsitik, gelişme gösteren pazarlara yönelerek cirosunu ikiye katlayacak. Bugüne kadar yedi fabrika ve 3 bin trafo taşıyan Gentra Lojistik’in projeleri arasında ABD Elçilik Binası’nı Türkmenistan’a götürmek de yer alıyor. 2010 yılında 43 milyon TL ciro yapan şirket, Afrika pazarına yönelik gerçekleştireceği proje bazlı yatırımlarla cirosunu 75 milyon TL’ye çıkarmayı hedefliyor. 2011 yılında yeniden yapılandırma sürecine girerek, şirketi büyütecek yatırımlara yöneldiklerini söyleyen Gentra Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Haldun Gedizşener, “Halka arz sürecinden sonra antrepo, araç ve gemi yatırımı yapmayı hedefliyoruz. Sadece antrepo ve araç yatırımı için 9 milyon TL ayırdık. Karadeniz’den Doğu Afrika arasında ilk düzenli Afrika Deniz Hattı’nı kuracağız. Bu hat için yapacağımız gemi yatırımı için ise yıl sonuna kadar 4 bin 500 tonluk gemi yatırımı yapmayı planlıyoruz” dedi. Afrika’da özellikle Etiyopya pazarına Türkiye’den yatırım yapıldığını ifade eden Gedizşener, “Etiyopya’ya Türk ve Ortadoğulu yatırımcıların mallarını taşıyoruz. Etiyopya’da fabrika yatırımı yapmak için hiçbir malzeme yok. Türkiye’den, elektrik direkleri, çimento fabrikası yapılacak şirketler için malzeme taşıyoruz. Proje bazlı bu çalışmalar için anlaşmalarımız yapıldı. Bu pazar, şirketimizin gelişimine katkı sağlayacak olan finansmanı elde etmemizi sağlayacak. Bu proje ile 2010 yılı sonunda 43 milyon TL olan ciromuzu 2014 yılında 75 milyon TL’ye çıkarmayı planlıyoruz” diye konuştu. 70 ülkede 3 bin trafo taşıdı Şirketin Angola’dan Amerika’ya kadar proje bazlı özel taşımacılık yaptığını aktaran Gedizşener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar 7 çimento fabrikasının taşınması ve yenilenmesiyle ilgili projeleri gerçekleştirdik. Türkmenistan’a ABD elçilik binasının taşıması gibi özel projeleri gerçekleştirdik. 70 ülkede 3 bine yakın yere trafo taşıdık. Daha çok enerji sektöründe taşımacılık yapıyoruz. Ağır sanayi taşımacılığı için 11 özel TIR’ımız var, 300 ton taşıma kapasitesi olan çekicilerimiz var. 2010 yılında 40 bin araç yükledik.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 113 FUAR 15OkyanusyaLojistik 2012’de20araçalacakGebze bölgesinde firmalara antrepo hizmeti vermek amacıyla bu yıl 2.5 milyon TL’lik yatırımla kurulduklarını açıklayan Yakup Çetinkaya, Derince ve Mersin’de de yatırımlarını sürdüreceklerini söyledi. Çetinkaya, gelecek yıl 20 araç almayı planladıklarını vurguladıaraç kiraladık ve önümüzdeki yıl 20 araç almayı planlıyoruz” diye konuştu. Depolama, lojistik ve antrepo alanlarında faaliyet gösteren Okyanusya Lojistik, önümüzdeki yıl 20 araç almayı planlıyor. Lojistik sektöründe daha önce çalışan bir firmayı satın alarak bu sektöre yöneldiklerini belirten Okyanusya Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Çetinkaya, depolama, lojistik ve antrepo alanlarında faaliyet gösterdiklerini söyledi. Dört ortaktan oluşan Okyanusya Lojistik’in Gebze bölgesinde bu yıl içinde kurulduğunu ve ithalat yapan firmalara antrepo hizmeti vererek güven sağlamayı amaçladıklarını ifade eden Çetinkaya, kuruluş aşamalarında 2.5 milyon TL’lik bir yatırım gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Bu yatırımın dışına çıkmadan Derince ve Mersin bölgelerinde de yatırımlarına devam edeceklerini söyleyen Çetinkaya, “Taşımacılık ve lojistik hizmeti için dışarıdan “Ağırlıklı olarak kimya ve gıda sektörlerine çalışıyoruz” Okyanusya Lojistik’in 4 bin 500 metrekare gümrüklü genel antreposu, bin 500 metrekare kimyasal madde ve bin 500 metrekare yanıcı madde depolama yeri ile 15 bin metrekare serbest depolama alanının bulunduğunu vurgulayan Yakup Çetinkaya, ağırlıklı olarak kimya ve gıda sektörlerine yönelik çalıştıklarını söyledi. Bununla birlikte sanayiye yönelik firmalar ile ithalat yapan firmalara hizmet verdiklerini ifade eden Çetinkaya, çalıştıkları firmalardan bazılarının Fasdat, Krombeycan, Mavi Kimya, Bando Koçkaya, Shell, Coca-Cola ve Efekim olduğunu dile getirdi. Genel depo bölümlerinde çalışanlarla birlikte 30 kişilik bir eki-“SEKTÖRDEKİ EN BÜYÜK SORUN, HAKSIZ REKABET”Sektörde haksız rekabetin firmaları etkileyen en büyük sıkıntı olduğunu dile getiren Yakup Çetinkaya, firmaların müşteri kazanabilmek için fiyatları düşük tuttuğunu kaydetti. Çetinkaya, “Sektörümüzle ilgili bir kooperatif de olmadığı için fiyatlarda belli bir sınırlama yapılmıyor. Önümüzdeki yıl antrepoculuk kooperatifi açılması için girişimlerde bulunacağız” dedi.be sahip olduklarını kaydeden Çetinkaya, “Sektörde haksız rekabet, firmaları etkileyen en büyük sıkıntı olarak ön plana çıkıyor. Sektörde yer alan firmalar müşteri kazanabilmek için fiyatları düşük tutuyor. Sektörümüzle ilgili bir kooperatif de olmadığı için fiyatlarda belli bir sınırlama yapılmıyor. Önümüzdeki yıl hedeflerimize ulaştığımız zaman antrepoculuk kooperatifi açılması için girişimlerde bulunarak, sektördeki önemli bir sıkıntının üstesinden gelmeye çalışacağız” şeklinde konuştu.
114 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKErkutNakliyat,buğdayithalatına yönelikyatırımlarınıartırıyorBölgedeki yük çeşitliliğine ve değişkenliğine göre yatırım ve hizmetlerini genişleterek 1991 yılından bu yana Samsun’da lojistik alanda hizmet veren Erkut Nakliyat, pazar talepleri doğrultusunda, silo ve depolar ile çekici filosuna ilave takviyeler yapmayı hedefliyor. 2009 yılında çoğunluğu tahıl ithalatı olan yaklaşık 800 bin metreküp elleçleme gerçekleştirdiklerini söyleyen Erkut Nakliyat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pak, 2010 yılında Rusya’nın buğday ihracatını kısmi süreçte durdurması sebebiyle ürün ağırlıklarını metalize maden grubuna çevirdiklerini söyledi. 2010 yılında yaklaşık 850 bin metreküp elleçleme gerçekleştirdiklerini belirten Pak, 2011 yılının ilk yarısının ağırlıklı olarak yine metalize maden grubu elleçlemeleriyle geçtiğini vurguladı. Pak, “Yılın ikinci yarısından itibaren Rusya’nın tekrar buğday ihracatına başlaması ve Samsun’un bu üründe Türkiye’de giriş noktası olması itibariyle pazar haline gelmesi sebebiyle, 2011 yılında buğday ithalatının çok yoğun olacağını ve talepler doğrultusunda bu ürün üzerinde yüksek tonajda elleçlemeler gerçekleştireceğimizi öngörüyoruz. Bu sebeple pazar talepleri doğrultusunda, halihazırdaki depo ve antrepolara ilave silo ve depolar ve ayrıca çekici filomuza takviyeler yapmayı hedefliyoruz” bilgisini verdi. Şu anda Yeşilyurt Limanı yakınında 15 adet çekici ile 10 bin metrekare ve 60 metrekarelik gümrüksüz depolara, Samsun Limanı içinde 3 bin 800 metrekarelik gümrüksüz depoya sahip olduklarını dile getiren Ali Pak, Yeşilyurt Limanı içinde 8 bin metrekare kapalı yatay ve 5 bin metrekare açık A tipi antrepo, serbest bölgede 3 bin metrekare kapalı depo ve 5 bin metre kapasiteli bir silo ile müşterilerine hizmet vermeye devam ettiklerini kaydetti. Pak, “Bu altyapı doğrultusunda müşterilerimize sadece taşıma hizmeti değil, mallarının ithalatta tahliyesinden depolanmasına ve alıcılarına ulaşana kadar son taşımalarına varıncaya kadar hizmet veriyoruz. İhracatta ise fabrika çıkışlarından yine depolama ve gemiye yüklenene kadarki tüm lojistik alanlarında kapıdan kapıya gerekli hizmetin tamamını sunuyoruz” dedi. “Bölgenin acilen teşvik kapsamında OSB’lere ihtiyacı var” Yakın gelecekte bölgede yine dökme katı tahıl ürünlerinin, metalize maden grubu ürünlerinin, hammadde ihracatının ön plana çıkaca-SERBEST BÖLGEDE KAPALI DEPO VE SİLO İLE HİZMET VERİYORŞu anda Yeşilyurt Limanı yakınında 15 adet çekici ile 10 bin metrekare ve 60 metrekarelik gümrüksüz depolara, Samsun Limanı içinde 3 bin 800 metrekarelik gümrüksüz depoya sahip olan Erkut Nakliyat, Yeşilyurt Limanı içinde 8 bin metrekare kapalı yatay ve 5 bin metrekare açık A tipi antrepo, serbest bölgede 3 bin metrekare kapalı depo ve 5 bin metre kapasiteli bir silo ile müşterilerine hizmet vermeye devam ediyor.ğını aktaran Ali Pak, bölgelerinde sanayi ve üretime dayalı şirket sayısının çok az olduğunu söyledi. Bölgenin acilen teşvik kapsamında büyük organize sanayi bölgelerine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Pak, “Bu anlamda yerel yönetim ve siyasilerin bu konu üzerine eğilmeleri lazım. Gerekli kanun tasarıları hazırlanarak yeni kurulacak özellikle ihracat ağırlıklı üretim yapacak şirketlere birçok konuda kolaylık sağlanması bölgesel gelişim ve ülke gelişimi açısından son derece gereklidir” dedi. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik kâr marjlarının her geçen gün düşmesinin firmaları masraflardan kısma yoluna sevk ettiğini vurgulayan Pak, en büyük gider kalemlerinden birinin yakıt olduğunu belirtti. Aynı zamanda bu gider kalemini hafifletmek adına bazı yasak araçların kullanıldığını ve yine yasak olmasına rağmen motor yağları ve kaçak mazot kullanılarak navlun dengelerinin bozulduğunu dile getiren Pak, “Bu bağlamda kanunların uygulanmasında devletin ilgili denetleyici kuruluşlarının devamlı olarak denetlemelerini düzenli yapmaları oluşabilecek haksız rekabetin ortadan kaldırılması açısından çok önemlidir” açıklamasında bulundu.Triolog, bu yıl araç filosunu yüzde 40 büyütmeyi hedefliyorAraç filolarında 2011 yılı içinde yüzde 40 oranında büyüme sağlamayı amaçladıklarını söyleyen Triolog Genel Müdürü Mustafa Demirağa, bunun yanı sıra aynı zamanda İstanbul Anadolu yakasında depo ve antrepo yatırımlarına hız verdiklerini ifade etti. Son üç yıllık süreçte cirolarını yıllık ortalama yüzde 80 oranında artırarak kısa ve uzun dönem hedeflerinin üzerine çıktıklarını vurgulayan Demirağa, Triolog olarak bu yıl hedefledikleri 5 milyon Euro’luk yatırımın büyük bir kısmını gerçekleştirmiş olduklarını kaydetti. Triolog olarak uzun bir zamandır sektörde faaliyet göstermekte olduklarını belirten Demirağa, İngiltere ve İrlanda başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerine kara, hava, deniz ve vagon taşımaları konusunda hizmet verdiklerini dile getirdi. Triolog olarak tamamı çevre koruma standartlarına uygun olarak yeşil ve sessiz motor özellikleriyle donatılmış büyük bir filoyu yönetmekte olduklarına dikkat çeken Demirağa, bu duruma rağmen, filo yöneticisi olma kimliğinden öte yük organizatörü kimliği ile sektörün önde gelen kuruluşları içinde yer aldıklarının altını çizdi. Mustafa Demirağa, “Yurtdışında İngiltere, Hollanda, Almanya ve Bulgaristan’da ofislerimiz bulunuyor. Yurtiçinde ise Bursa ve İzmir’de şubelerimiz var. İstanbul’da toplam 6 bin 500 metrekare depolama kapasitesi olan serbest depo ve antrepomuz ile müşterilerimize hizmet vermeye devam ediyoruz” diye konuştu. Artan mazot ve Ro-Ro fiyatlarına rağmen sektördeki yoğun rekabetten dolayı ithalat ve ihracat firmalarına bu maliyet farklarını yansıtmanın pek mümkün olmadığını vurgulayan Demirağa, “Ro-Ro taşımacılığını tekelden çıkarıp en kısa zamanda alternatifler üreterek rekabet ortamının yaratılması gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.Araç filolarını yüzde 40 oranında genişletmek için çalışmalarının sürdüğünü aktaran Mustafa Demirağa, bu yıl ayrıca İstanbul Anadolu yakasında depo ve antrepo yatırımı yapmayı planladıklarını söyledi.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 115 FUAR 17Ün-KaLojistik,kendiaraç filosunuoluşturuyorŞube sayısını artırmak için çalışmalarını sürdüren Ün-Ka Lojistik, kendi filosunu kurmak için de kolları sıvadı. Sözleşmeli 12 araç ve bir TIR ile hizmet verdiklerini bildiren Ünsal Kaçakoğlu, “Bu yıl üç araç alarak, özmal araçlarla da hizmet vermeye başlayacağız” dediNakliye organizatörlüğündeki 20 yıllık deneyimlerini 2003 yılından bu yana lojistik hizmetlerine dönüştüren Ün-Ka Nakliyat Lojistik Hizmetleri, kendi araçlarıyla da hizmet vermeye başlıyor. Çalışmalarına sözleşmeli 12 araç ve bir TIR ile devam ettiklerini ifade eden Ün-Ka Nakliyat Lojistik’in sahibi Ünsal Kaçakoğlu, “Bu yıl toplam 100 ton istihap haddine sahip üç araç daha alarak, özmal araçlarla da hizmet vermeye başlayacağız” dedi. Şehir içi ve şehirlerarası her türlü taşıma, nakliye ve lojistik hizmetleri organizatörlüğü yaptıklarını söyleyen Ünsal Kaçakoğlu, nakliyat ve lojistik sektöründe rakiplerine örnek olduklarını savundu. Kaçakoğlu, Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğü R1 Yetki Belgesi ile müşterilerine hizmet verdiklerini ifade ederek, değer yaratma ve büyüme anlamında liderliği hedeflediklerini ve bu amaç doğrultusunda bir çok alanda kendilerini yenilediklerini belirtti. Yük taşımacılığı alanında çözüm üretme misyonuyla yola çıktıklarını, müşterileri için ürünü, en kısa zamanda, en uygun nakliye fiyatı ile taşımayı amaçladıklarını kaydeden Kaçakoğlu, “Hizmet kapasitemizi genişletmek ve iyileştirmek adına önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. En önemlisi firmamızın verimliliğini ve müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşımak için artan rekabet ortamında ekip olarak büyük emek sarf ettiğimiz nakliye organizatörlüğünde liderliği hedefliyoruz. Önümüzde üzerimize düşen görevin sorumluluğuyla yatırım yapmaya devam edeceğimiz, çalışanlarımızın gösterdiği üstün hizmetin yanı sıra değerlerimize ve vizyonumuza olan inancımızla güçlendireceğimiz uzun bir yol var. Bu yolda ilerlerken müşterile-DEPOLAMA HİZMETİ DE VERECEKTürkiye’nin pek çok noktasında şubeleşmek için çalışmalarını sürdürdüklerinin altını çizen Ünsal Kaçakoğlu, Gebze’den sonra bu yıl içinde Karadeniz Ereğli’de şube açtıklarını dile getirdi. Kaçakoğlu, açık ve kapalı alanda depolama hizmeti de vermek için çalışmalara başladıklarını kaydetti. rin ilk tercihi olmak, her geçen gün sektöre ve ÜnKa Lojistik’i tercih edenlere daha iyi hizmet sunmak için hizmet ağımızı genişletmeye ve büyümeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Ünsal Kaçakoğlu, Türkiye’nin önde gelen firmalarına lojistik hizmeti verdiklerine işaret ederek, sözleşmeli 12 araç ve bir TIR ile çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı. Küçük çaplı olarak başladıkları nakliye sektöründe hızlı bir ilerleme sergilediklerinin altını çizen Kaçakoğlu, “Nakliye firması iken lojistik firması haline geldik. Türkiye’nin her yerine taşımacılık hizmeti veriyoruz. 2012 yılında uluslararası taşımacılığı hedefliyoruz. Yıllık sadece 50 bin ton PVC taşıyoruz. 100 bin tonluk taşıma kapasitesine sahibiz” ifadesini kullandı.
116 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKLogistEurasia,24Kasım’da TüyapKongreMerkezi’ndeLojistik sektörü, bu yıl 5’inci kez düzenlenecek olan Logist Eurasia Fuarı’nda bir araya gelecek. Tüyap Kongre Merkezi’nde 24-27 Kasım 2011 tarihleri arasında düzenlenecek olan fuara 25-30 bin arasında ziyaretçi beklendiğini dile getiren Hakan Mirgün, “Sektör, yeni pazarlara bölgesinin en önemli ticaret platformu olan Logist Eurasia 2011 Fuarı ile ulaşacak” dediLogist Eurasia 2011 5’inci Lojistik Endüstrisi, Taşımacılık, Yükleme, Boşaltma, İstifleme, Depolama Araç, Donanım, Sistem ve Teknolojileri Fuarı, 24-27 Kasım 2011 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Logist Eurasia 2011 Fuarı’nın Türk lojistik sektörünün Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Afrika coğrafyasındaki avantajlı konumunu daha etkin kullanmasına hizmet eden önemli bir pazarlama platformu olduğunu vurgulayan Tüyap Genel Müdür Yardımcısı Hakan Mirgün, “Doğuyu batıyla, kuzeyi güneyle buluşturan önemli aktarma noktası olan ülkemiz, lojistik ve taşımacılık sektörleri açısından benzersiz bir konuma sahip. Avrasya coğrafyasında gerçekleşen ticaretin, ürün ve hizmetlerin transferi konusunda büyük bir etkinliğe sahip Türk lojistik sektörü, beklentisi olan yeni pazarlara bölgesinin en önemli ticaret platformu olan Logist Eurasia 2011 Fuarı ile ulaşacak” dedi. Fuarda lojistik, taşımacılık, limancılık, yükleme, boşaltma, istifleme ve depolama sektörlerinin önde gelen kurumlarının katılımcı olarak yer alacağını aktaran Hakan Mirgün, İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalâtçıları Derneği (iSDER) işbirliğiyle yurtiçinde ve yurtdışında pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinin aralıksız olarak devam ettiğini kaydetti. Yurtiçinde ve yurtdışında işbirliği yapılan oda ve derneklerin fuara yoğun ilgisi olduğuna dikkat çeken Mirgün, 32 yıldır birçok sektörle ilgili organize ettikleri ih-140 FİRMANIN KATILIMI HEDEFLENİYORHakan Mirgün, fuara taşımacılık, kargo, nakliye, taşıma işleri organizasyonu, liman işletme, lojistik köy, gemi inşa, lokomotif, vagon, konteyner, iş makinesi, istifleme aracı, elleçleme ekipmanı, depo ve raf sistemi, gümrükleme, bilgi teknolojileri, bakım ve onarım, danışmanlık, sigorta, finansal kiralama gibi lojistik tedarik zincirinin her aşamasında yer alan 140 firmanın katılımının hedeflendiğini söyledi.bilgi teknolojileri, bakım ve onarım, danışmanlık, sigorta, finansal kiralama gibi lojistik tedarik zincirinin her aşamasında yer alan 140 firmanın katılımının hedeflendiğini söyledi. “Fuar, sektör gelişimi için bir pazarlama platformu olacak” “Ülkemizin son dönemde uluslararası ortamda yükselen değer olması, Türk ekonomisinin sergilediği çarpıcı büyüme ve üretim kapasitesi dikkatleri bu coğrafyaya çevirdi” diyen Hakan Mirgün, dünya gündemindeki son gelişmeler ve yeni yatırımlar dikkate alındığında Türkiye merkezli hareketlerin gelişmekte olduğunu dile getirdi. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü kuruluş yıldönümündeki 500 milyar dolar ihracat hedefinin bu gelişmeleri pekiştireceğini vurgulayan Mirgün, şöyle devam etti: “Türk ekonomisinin hedeflerine ulaşması yolunda; ekonomik şartların her geçen gün ağırlaştığı, rekabet koşullarının zorlaştığı, mevcut pazar ve piyasaların daraldığı bir ortamda, girişimcileri dünyadaki iş ortaklarıyla buluşturacak ve yeni işbirlikleri yaratacak olan fuarlar, gün geçtikçe daha büyük önem kazanıyor. Tüyap olarak 32 yıllık birikimimizi ve tecrübemizi ülkemiz sektörlerine yeni pazarlar yaratmak için kullanıyoruz. Bu noktada Logist Eurasia Fuarı da katılımcılarımız ve ziyaretçilerimiz için tarafsız ufuk açıcı, sektörün gelişimine katkı sağlayacak bir pazarlama platformu olacak.”tisas fuarları katılımcılarının, lojistik sektörü için ziyaretçi konumunda yer aldıklarını aktardı. Logist Eurasia Fuarı’nın, bu çerçevede tüm tarafları bir araya getiren, 25-30 bin arasında değişen nitelikli ziyaretçinin ilgi odağı olacağını söyleyen Mirgün, “Fuara Ekonomi Bakanlığı, Sivil Toplum Dernekleri arasından Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üreticileri Derneği (UTİKAD), İstif Makinaları Distribütörleri ve İmalâtçıları Derneği (İSDER) ve Demiryolu Taşımacılığı Derneği’nin (DTD) katkıları olacak” diye konuştu. Mirgün, fuara taşımacılık, kargo, nakliye, taşıma işleri organizasyonu, liman işletme, lojistik köy, gemi inşa, lokomotif, vagon, konteyner, iş makinesi, istifleme aracı, elleçleme ekipmanı, depo ve raf sistemi, gümrükleme,Cengizhan Lojistik’ten yüzde 40’lık kapasite artışıLojistik sektöründe yaklaşık 35 yıldır faaliyet gösteren Cengizhan Lojistik, bu yıl kapasitesini yüzde 40 oranında artırarak, hizmet ağını genişletti. Şube sayılarına her geçen gün yenilerini ekleyerek, kapasitelerini artırdıklarına dikkat çeken Cengizhan Lojistik Genel Müdürü Veli Cengiz, “Geçen yıla oranla bu yıl kapasitemizi yüzde 40, araç sayımızı da yüzde 50 oranında artırdık.Önümüzdeki yıl da araç sayımızı ve buna bağlı olarak kapasitemizi artırmaya devam etmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Firmalarının yurt geneline taşıma yaptığının altını çizen Cengiz, 12 bin metrekare alan üzerine kurulu işletmelerinde ISO 9001-2000 kalite belgesi ve taşıma sektörünün özel belgesi olan R ve K belgeleriyle sektöre hizmet verdiklerini anlattı. Firmalarının bir aile şirketi olduğunu aktaranVeli Cengiz, 1982 yılında Serinhisar’da kurulduklarını anımsattı. Geçen zaman içinde çalıştıkları sektör sayısını artırdıklarını vurgulayan Veli Cengiz, “Hizmet kalitemizle bölgemizde aranan firma konuma geldiğimizi düşünüyorum. Gerek yurtiçi, gerekse de yurtdışı taşımacılığında Denizli eksenli olarak tüm ihracatçı firmalara hizmet veriyoruz. Anlaşmalı olarak taahhüt işleri yapıyoruz” şeklinde konuştu.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 117 FUAR 19Merkür’ünuzunvadelihedefi havayoluşirketiolmakUluslararası taşımacılık, turizm ve havacılık alanlarında faaliyet gösteren Merkür’ün Yönetim Kurulu Başkanı Güler Filiz, önümüzdeki dönem içinde havayolu şirketi olma hedefleri paralelinde proje ve fizibilite çalışmalarının sürdüğünü ifade ettiUzun vadede en önemli hedeflerinin havayolu şirketi olarak hizmet vermek olduğunu söyleyen Merkür Yönetim Kurulu Başkanı Güler Filiz, bu konuyla ilgili projeler ve fizibilite çalışmalarının devam ettiğini dile getirdi. Uçak kiralama servisinde birçok havayoluyla direkt irtibat kurarak her türlü yolcu, kargo, ambulans ve özel uçak kiraladıklarını ve bu sayede gelen taleplere cevap verdiklerini vurgulayan Filiz, yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere her türlü uçuşu gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. 2003 yılında kurulan Merkür’ün uluslararası taşımacılık, turizm ve havacılık alanlarında faaliyet gösterdiğini anlatan Filiz, uluslararası nakliye departmanlarında birçok ülkeye tüm taşıma modlarıyla hizmet verebildiklerini ifade etti. Turizm departmanlarında TÜRSAB’a kayıtlı ve IATA üyesi seyahat acentası olarak uçak bileti, vize ve otel rezervasyonu hizmeti sunduklarına dikkat çeken Filiz, “Havacılık departmanımızda ise yabancı havayollarına Türkiye’de her türlü yönetsel ve operasyonel hizmeti veriyoruz. Bunların yanı sıra kargo ve yolcu için komple uçak kiralama hizmetleri de sağlıyoruz. Bu kapsamda her tür yüke ve yolcu sayısına uygun uçak tipleriyle operasyonel ve maliyet anlamında uygun çözümler sunuyoruz” diye konuştu. Son 12 ayda genel olarak firma grafiğinin yükselme yönünde olduğunu vurgulayan Güler Filiz, tüm departmanlarının şirket genelinde büyüme hedefli çalıştığını dile getirdi. Bu dönem içinde yatırım yaparak seyahat acentalarını IATA üyesi haline getirdiklerini belirten Filiz, mevcut olan Atatürk, Sabiha Gökçen ve Çorlu Havalimanları Gözetim Yönetim ve tüm meydanlar temsil ruhsatlarının yanı sıra Antalya Hava-“FİRMA GRAFİĞİ YÜKSELİYOR”Son 12 ayda genel olarak firma grafiğinin yükselme yönünde olduğunu vurgulayan Güler Filiz, tüm departmanlarının şirket genelinde büyüme hedefli çalıştığını dile getirdi. Filiz, bu dönem içinde yatırım yaparak seyahat acentalarını IATA üyesi haline getirdiklerini belirtti. limanı Gözetim Yönetim Ruhsatı başvurularının da hali hazırda işlemde olduğunu kaydetti. “Kuzey Afrika bölgesindeki bazı olumsuz gelişmeler her ne kadar işlerimizi bir miktar olumsuz etkilese de yerine koyabildiğimiz ilave işlerle büyüme grafiğimizi yukarı yönlü sürdürdük” diyen Güler Filiz, bu bağlamda büyüme odaklı hedeflerini gerçekleştirmiş durumda olduklarını sözlerine ekledi.
118 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKTEPAL,eurpaletüretiminibeş katınaçıkarmakiçinkollarısıvadıAvrupa standartlarına sahip palet olarak bilinen eur paletin Türkiye’deki lisanslı üreticileri tarafından kurulan ve Avrupa Palet Üreticileri Derneği’nin Türkiye Ulusal Komitesi olma hakkını alan Tüm Epal Palet Üreticileri Kalite Derneği (TEPAL), sektörün önünü açacak çalışmalara imza atmaya hazırlanıyor. Geçen yıl temmuz ayında İzmir merkezli olarak sektörü temsil etmek amacıyla kurulan TEPAL’in 60’a yakın üyesi bulunuyor. Türkiye’de şu anda yılda sadece 2 milyon eur palet üretildiği bilgisini veren TEPAL Başkanı Akın Balcıoğlu, yaptıkları çalışmalarla bu sayıyı ilk etapta yıllık 5 milyona, ardından da 10 milyona çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Balcıoğlu, Türkiye’de eur palet kullanımını artırabilmek amacıyla ilk olarak üreticilere ve kullanıcılara yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarıyla işe başlayacaklarını anlattı. Sektörde üretim yapan firmaların son yıllarda yatırımlar sonucunda Türkiye’de üretilen ahşap paletlerin Avrupa Birliği (AB) standartlarına yükseldiğine dikkat çeken Balcıoğlu, “Ahşap palet sektörü günümüz lojistik yönetiminin vazgeçilmez gereçlerinden biri. Otomotiv sanayiinden taze sebze ve meyvelerin ambalajlanmasına, gıda, tarım, makine – metal, plastik, tekstil gibi pek çok sektörde kullanılan ahşap paletler sanayinin temel taşlarından biri konumunda. Ahşap palet ve ahşap ambalaj sektörleri için hammadde kaynaklarının son derece zengin olduğu Türkiye’de sektörün yıllık cirosu yaklaşık 1 milyar doları buluyor. Yılda yaklaşık 4 milyon metreküp ağaç işleyen sektörde 50’si büyük olmak üzere yaklaşık 750 firma faaliyet gösteriyor. 10 bin kişiyi istihdam eden ahşap palet ve ahşap ambalaj sektörü önem verdiği makine yatırımlarına da yıllık yaklaşık 100 milyon dolar pay ayırıyor” dedi. “Eur palet ile kalite artıyor” Türkiye’deki ahşap palet ve ahşap ambalaj üretiminin kalitesinin sürekli arttığını vurgulayan Balcıoğlu, son yıllarda Türkiye’de EPAL lisansı ile üretilen ‘eur palet’ kullanımının arttığını vurguladı. Akın Balcıoğlu, ahşap paletlerin standart şekilde üretilmesinin işletmeler için hayati önem taşıdığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’da depolama ve taşımacılık standartlarının oluşmasında ahşap paletin rolü çok büyük. Konteynerler, depolar, raf sistemleri, vagonlar bu ölçülere göre tasarlandı. Ayrıca paletlerin standart olması dolaşımını da mümkün kılıyor. Türkiye’de de“EUR PALET KULLANIMI ÖNEM KAZANDI”Akın Balcıoğlu, ahşap paletlerin standart şekilde üretilmesinin işletmeler için hayati önem taşıdığının altını çizdi. Türkiye’de küresel ve ihracatçı şirketlerin sayısının artması ile ‘eur palet’ kullanımının daha da önem kazandığını vurgulayan Balcıoğlu, “Özellikle ihracatçı firmalara önerimiz nakliye sırasında ‘eur palet’ kullanmaları yönünde” dedi.küresel ve ihracatçı şirketlerin sayısının artması ile ‘eur palet’ kullanımı daha da önem kazanıyor. Bu nedenle özellikle ihracatçı firmalara önerimiz nakliye sırasında ‘eur palet’ kullanmaları yönünde. ‘Eur palet’ ilk başta pahalı gibi görünmekle birlikte havuz sistemi ve çoklu kullanım nedeniyle daha ekonomik bir ürün.”
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 119 FUAR 21Bakü’deofisaçanMatrixLojistik buyıl%70büyümeyiplanlıyorAzerbaycan pazarındaki etkinliklerini artırmak için 2011 Nisan ayında ise Matrix Bakü ofisini hizmete geçirdiklerini dile getiren Matrix Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Burak Savaşan, ofis ile birlikte pazardan önemli pay almaya başladıklarını aktardı. Savaşan, “Siyasi gelişmelerden dolayı Libya pazarını kaybetmiş olmamıza rağmen, shipping ve proje birimimiz birçok farklı ülkede yeni projelere imza atmaya devam ediyor” dedi. 2010 yılında beklentilerinin çok üzerine çıktıklarını ve ciroda yüzde 65’lik büyüme yakaladıklarını söyleyen Burak Savaşan, aynı şekilde 2011 yılının ilk yedi ayında 2010 yılı cirosunu yakaladıklarını bildirdi. Yıl sonunda ise geçen seneye göre yüzde 70’lik bir büyüme öngördüklerini dile getiren Savaşan, bu durumda 15 milyon Euro ciroyu yakalayacaklarını açıkladı. Matrix Lojistik’in 2004 yılında kurulduğunu ve araç lojistiği segmentinde faaliyet gösterdiği bilgisini veren Savaşan, firmalarının yeni ticari araçların ve otomobillerin Türkiye, Avrupa, Afrika, Ortadoğu, Türk cumhuriyetleri, Rusya’da karayolu ve Ro-Ro kombine taşımalarıyla, ihracat, ithalat ve transit nakliyelerini organize ettiğini kaydetti.“YENİ FİRMAMIZ YABANCI YATIRIMCILARIN DA GÖZDESİ OLACAK”Matriks Otomotiv Taşıma Hizmetleri adıyla yeni bir firma kurduklarını aktaran Burak Savaşan, “15 oto taşıyıcımızı yeni şirkete devrederek, tamamen otomobil pazarına hizmet edecek bir firma haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada yeni firmamız muhtemelen yabancı yatırımcıların da gözdesi olacak. Ayrıca, eylül ayından sonra farklı segmentlerde projeler geliştirmek üzere yeni yapılanmalarımız olacak” dedi.dikleri için haksız rekabet yaratan birçok firma bulunuyor. Bu firmaların hem gümrük, ulaştırma hem maliye açısından denetlenmeleri önemli. İlgili kurumlarımızdan bunu beklemekteyiz” diye konuştu. Ticari araç ve otomobil segmentlerini ayırdı Matrix’in son beş yılda gümrüklü/gümrüksüz antrepo yatırımlarının yanı sıra yeni oto taşıyıcı yatırımları ile 17 adet oto taşıyıcı ve 16 adet kamyon taşıyıcı araç filosuna ulaştığını duyuran Burak Savaşan, firmanın 2010 yılı Kasım ayında anonim şirket olarak faaliyet göstermeye başladığını kaydetti. Firmalarının ticari araç ve otomobil segmentlerini ayırmak amacıyla, Matriks Otomotiv Taşıma Hizmetleri adıyla yeni bir firma kurduğunu aktaran Savaşan, şöyle konuştu: “15 oto taşıyıcımızı yeni şirkete devrederek, tamamen otomobil pazarına hizmet edecek bir firma haline getirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada yeni firmamız muhtemelen yabancı yatırımcıların da gözdesi olacak. Ayrıca, eylül ayından sonra farklı segmentlerde projeler geliştirmek üzere yeni yapılanmalarımız olacak.”Uluslararası ve yurtiçi TIR üstü taşımalarında C2 belgeleriyle hareket ettiklerini belirten Savaşan, “Ayrıca kombine taşımalar organize ettiğimiz için R2 belgemiz de mevcut. Bu belgeler maliyetleri oldukça yüksek olan, çeşitli donanımlar, sorumluluklar ve teminatlar gerektiren belgelerdir. Oysa sektörümüzde hiçbir belgesi olmadan faaliyet göstermekte olan ve denetlenme-
120 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKLogitransFuarı,yabancıkatılımcı sayısını%50’yeçıkarmahedefindeLogitrans Transport Lojistik Fuarı’nın 8-10 Aralık 2011 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleneceğini belirten Altınay Bekar, bu yıl fuara yüzde 50’nin üzerinde yabancı katılımcı ve en az yüzde 10 oranında yabancı ziyaretçi beklediklerini dile getirdiLogitrans Transport Lojistik Fuarı’nın, Eko Fuarcılık ile Messe Münich International (MMI) ortaklığı ile 8-10 Aralık 2011 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirileceğini aktaran Eko Fuarcılık Logitrans Fuar Müdürü Altınay Bekar, artan talep karşısında iki salona çıkarak 5’inci kez kapılarını açacak olan Logitrans’ın, hızla büyüyen taşımacılık ve lojistik pazarının ulusal ve uluslararası platformlarda yapılacak işbirliklerine zemin hazırladığını ifade etti. Geçen yıl, 8 bine yakın ziyaretçinin katıldığı fuara, 112 firmanın 213 markayı temsil ettiğini vurgulayan Bekar, fuara yabancı katılımcı oranının yüzde 8.9, ziyaretçi oranının ise yüzde 6 olarak gerçekleştiğini kaydetti. Bu yılki hedeflerinin ise yüzde 50’yi aşan oranda yabancı katılımcı ve en az yüzde 10’a varan yabancı ziyaretçi olduğunu söyleyen Bekar, bu hedeflere, global bir fuar şirketi ile yapılan anlaşma sonrasında 90 ülkede gerçekleşen satış ve tanıtım faaliyetleri ile ulaşmayı planladıklarının altını çizdi. Fuarda temelde hizmet sunumları yapılacağını belirten Bekar, “Bununla birlikte sergilenecek ürünler arasında bu hizmetlerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan binlerce çeşit ekipman bulunuyor. Özellikle araçlar, depo ve raf sistemleri, IT sistemleri, liman ekipmanları gibi ürünler de fuarda yer alacak” diye konuştu. Fuarın temel hedefinin, doğu ile batı arasında yılda 2 trilyon dolara yaklaşan ticaret hacminin Türkiye üzerinden geçen kısmının artmasına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Bekar, bunun için altyapısı giderek güçlenen sektörün yatırımcılarını, dünya şirketleri ile buluşturmayı ve işbirlikleri geliştirmelerini sağlamayı amaçladıkları kaydetti. Fuara ilginin üst düzeyde olduğuna dikkat çeken Bekar, fuarın bir yılda iki katı aşan bir oranda büyüme kaydettiğini dile getirdi. Yüzde 50’den fazlası Türkiye dışından gelenlere ayrılan fuarın neredeyse tamamının dolmak üzere olduğunu belirten Bekar, “Üstelik lojistik denilince akla gelen ilk markaların yaratıldığı ülkeler, başta Almanya olmak üzere ulusal katılım sağlıyor. İtalya gibi Türkiye’nin yoğun bir dış ticaret ve taşımacılık ilişkisi içinde bulunduğu ülkeler, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa yük trafiğinde etkin faaliyet alanları konumundaki ülkeler Logitrans’ın güçlü katılımcıları arasında. Türkiye’nin önde gelen tüm markaları da yıllardır bu fuarın katılımcıları durumunda” dedi. “Logitrans, MMI tarafından 90 ülkede birden tanıtılıyor” Logitrans’ın, konusunda yapılan fuarlar arasında dünyadaki ilk beş arasında yer aldığını söyleyen Altınay Bekar, taşımacılık ve lojistikteki en büyük organizasyonun, Messe Münich tarafından iki yılda bir Münih’de gerçekleştirildiği bilgisini verdi. Bir diğer fuarın yine aynı ekip tarafından ve aynı isimle Şanghay’da düzenlendiğini belirten Bekar, yine iki yılda bir Paris, Madrid ve Milano’da da benzer fuarların düzenlendiğini kaydetti. Logitrans’ın Münih-Şanghay hattını birleştiren İstanbul’da yapılıyor olmasının ayrıcalık sağladığını vurgulayan Bekar, bu hattın aynı zamanda tüm dünya ticaretindeki mal akışının da geçiş yolu olduğunun altını çizdi. Logitrans’ın, Messe Münich International (MMI) tarafından 90 ülkede birden tanıtıldığına dikkat çeken Bekar, “Fuar doğrudan doğruya 60 ülkede faaliyet gösteren yerleşik ofis ve temsilcilikler aracılığıyla tanıtılıyor. Bu çalışmalar elbette fuarın bilinirliğini ve itibarını artırıyor. Za-“AMAÇ, SEKTÖR YATIRIMCILARINI DÜNYA ŞİRKETLERİYLE BULUŞTURMAK”Fuarın temel hedefinin, doğu ile batı arasında yılda 2 trilyon dolara yaklaşan ticaret hacminin Türkiye üzerinden geçen kısmının artmasına katkı sağlamak olduğunu vurgulayan Altınay Bekar, bunun için altyapısı giderek güçlenen sektörün yatırımcılarını, dünya şirketleri ile buluşturmayı ve işbirlikleri geliştirmelerini sağlamayı amaçladıkları kaydetti.ten Türkiye, lojistik endüstrisi açısından ilgiyle izlenen bir ülke konumunda. Bu avantajımızı kullanmakla birlikte, ülkemizin ulaştırma politikalarına uygun çalışmalar yapıyoruz” şeklinde konuştu. Türk taşımacılık ve lojistik dünyasının artık tam bir ‘sektör’ tanımına ulaştığını vurgulayan Bekar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çünkü artık yasal tanımı, süreli yayınları, konferans ve kongreleri ile eğitim kurumları kadar olmazsa olmaz bir diğer eksikliği de sektör, Logitrans Transport Lojistik Fuarı ile tamamlanıyor. Pek çok sektörün kendini ifade platformu olarak kullandığı fuarların, hizmet esaslı bir etkinlik olan lojistik için de olmazsa olmaz bir şov alanı olarak görülmesi gerekir. Kendini yalnızca yatırımlarıyla, hizmetiyle değil rakipleriyle aynı kulvarda yarışırken de gösterme fırsatını, hizmetine güvenen hiçbir lojistik şirketi kaçırmaz.”Cas Antrepo’dan gümrüğe en yakın soğuk hava deposuSönmez Bustaş’ın iştiraki olarak faaliyetlerini sürdüren Cas Antrepo, geçen yıl yaptığı 1.5 milyon dolarlık yatırımla gümrüklü alanını 8 bin 200 metrekareye çıkardı. Bin 500 metrekare soğuk depolama alanıyla Bursa Gümrüğü’ne en yakın antrepo olmanın avantajlarını yaşayan Cas Antrepo, toplam 10 bin 200 metrekarelik alanda gümrük ve antrepo hizmeti veriyor. Firma, 2 bin 500 metrekarelik geçici bir depolama alanı yatırımına hazırlanıyor. Cas Antrepo’nun Bursa sanayisinin gümrüklü depolama ihtiyacını karşılamak için 2005 yılı ikinci yarısında Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 5 bin metrekarelik alanda faaliyetlerine başladığını hatırlatan Cas Antrepo Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Çekiç, firmanın Sönmez Filament’in depolarını da bünyesine ekleyerek gümrüklü depolama alanını genişlettiğini söyledi. Hayati Çekiç, Cas Antrepo’nun Bursa’nın en büyük, teknolojik ve gümrüğe en yakın soğuk hava deposu olma özelliğiyle öne çıktığını vurgulayarak, 2 bin 500 metrekarelik geçici bir depolama alanı yatırımına hazırlandıklarını söyledi. Toplam 10 bin 200 metrekare alanda gümrük ve antrepo hizmeti veren Cas Antrepo’nun 2010 yılında yaptığı yatırımların karşılığını almaya başladığını aktaran Hayati Çekiç, “Cas Antrepo’nun mevcut gümrüklü alanı 8 bin 200 metrekare. Lojistik alanıyla birlikte 10 bin metrekarelik kapalı alana sahip. Bunun bin 500 metrekaresi soğuk depolama alanı. Bursa’da şu anda bu konuda en büyük, en iyi teknolojideki ve gümrüğe en yakın soğuk hava deposu” dedi. Bu kapsamda bina içinde olmak kaydıyla 1.5 milyon dolara yakın yatırım yapıldığını aktaran Hayati Çekiç, Gemlik ve Bursa olmak üzere iki gümrüğe hizmet verdiklerini söyledi. Çekiç, ayrıca diğer antrepolarda olmayan gümrüklü soğuk depo ve donmuş gıda hizmeti de sunduklarını vurguladı.
TAŞIMACILIK & LOJİSTİK 121 FUAR 23ConvoyLogistics,içpiyasada yüktaşımayahazırlanıyorR2 Yetki Belgesi kapsamında uluslararası taşıma organizatörlüğü gerçekleştiren Convoy Logistics, iç piyasada araçları fabrikada üretim yerinden alıp müşterilerine kadar teslim etmeyi, ardından da C2 Yetki Belgesi kapsamında yük taşımasına başlamayı hedefliyor. Yüzde 50 Polonya ortaklığı ile üç ay önce faaliyete başladıklarını anlatan Convoy Logistics Şirketi ortağı Erkan Orak, henüz şirket olarak çok genç olmalarına karşın 40 yıllık bir tecrübeye sahip olduklarını açıkladı. Uluslararası taşıma işleri organizatörlüğü yaptıklarını bildiren Orak, Türkiye’den geçen ikinci el ve sıfır araçların transit taşımalarını organize ettiklerini söyledi. “Araçların kendi tekerlekleri üzerinde sevkini yapıyoruz” diyen Orak, çalışmalarını 29 kişi ile sürdürdüklerini ifade etti. Hedeflerinin iç piyasaya da girmek olduğunu belirten Orak, “İç piyasada araçları fabrikadan alıp müşterilerine kadar teslimini sağlayacağız” dedi. Polonyalı ortakları aracılığıyla Avrupa’da hemen her ülkede varlık gösterdiklerini dile getiren Erkan Orak, İran, Irak, Azerbaycan ve Rusya’da da acenteleri bulunduğunu ifade etti. Polonyalı ortaklarıyla birlikte 33 yıldır çalıştıklarını ve ardından birlikte şirket kurma kararı aldıklarını ifade eden Orak, şirket kurulumu için de bölgedeki yatırımların artışını ve coğrafi konumunu, lojistik avantajlarını göz önünde bulundurarak Mersin’i tercih ettiklerini söyledi. Mersin’den özellikle Ortadoğu’ya güçlü şekilde transit geçiş imkânı bulunduğuna dikkat çeken Orak, “Gerek ülkelere yakınlığı gerekse gümrük işlemlerinin kolaylaşması adına birçok bölgeye göre Mersin daha avantajlı durumda. Mersin’de çalışarak maliyetlerimizi üçte bir oranında azaltabiliyoruz” değerlendirmesini yaptı. “Üç yıl içinde yük taşımasına başlama hedefindeyiz” Hızla büyüyen bir şirket olduklarına işaret eden Erkan Orak, kentteki lojistik gelişime paralel şeklinde firma olarak da yeni hizmetlere yönelme eğiliminde olduklarını bildirdi. Yaklaşık üç yıllık bir zaman zarfında C2 yetki belgesi kapsamında da çalışmak istediklerine değinen Orak, araç sevkıyatı yapmanın yanı sıra yük taşımacılığına da başlamak istediklerini ifade etti.“LOJİSTİK AVANTAJLARI NEDENİYLE MERSİN’İ TERCİH ETTİK”Polonyalı ortakları aracılığıyla Avrupa’da hemen her ülkede varlık gösterdiklerini dile getiren Erkan Orak, İran, Irak, Azerbaycan ve Rusya’da da acenteleri bulunduğunu ifade etti. Polonyalı ortaklarıyla birlikte 33 yıldır çalıştıklarını ve ardından birlikte şirket kurma kararı aldıklarını ifade eden Orak, şirket kurulumu için de bölgedeki yatırımların artışını ve coğrafi konumunu, lojistik avantajlarını göz önünde bulundurarak Mersin’i tercih ettiklerini söyledi.Sektöre ilişkin değerlendirmeler yapan Erkan Orak, Taşıma Kanunu’ndaki maddelerin daha titizlikle uygulanmasını beklediklerini söyledi. Sektörde yetki belgesi bulunmadan faaliyet gösteren firmalar bulunduğunu anlatan Orak, bu durumun haksız rekabete yol açtığını dile getirdi. “Biz yetki belgesi almak adına 285 bin TL para yatırıyoruz” diyen Orak, diğer firmaların ise böyle bir harcama yapmayarak müşterilere daha uygun fiyatlar sunduklarını ve daha rahat iş alabildiklerini, bu durumun da haksız rekabete yol açtığını söyledi. Ulaştırma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’nın ortak bir çalışma ile bu sorunun önüne geçmesi gerektiğini kaydeden Erkan Orak, ağır yaptırımlar getirilmesi halinde sorunun çözümleneceğine inandığını anlattı. Aksi halde haksız rekabetin yanında sektörde kalite standartlarının da çok düştüğüne işaret eden Orak, “Devlet kanun koyuyor ama denetlemiyor. Sonuç alınması, kanunların uygulanabilmesi için denetim şart” dedi.
122 l SEKTÖR lTAŞIMACILIK & LOJİSTİKHoşcanLojistik,hizmet ağınayenibölgelereklediKuruluşunun 70’inci yılını kutlayan Hoşcan Lojistik’in Eskişehir’de sunduğu lojistik hizmet ağına Gebze, İzmir Kemalpaşa Aktarma Merkezi ve Ankara Lojistik Üssü’nü de eklediğini belirten Temindar Onay, Gemlik Liman bölgesindeki yatırımlarını da 2012 yılı başında faaliyete geçirmeyi planladıklarını söylediEskişehir Organize Sanayi Bölgesi (OSB) merkezli olarak faaliyetlerini sürdüren Hoşcan Lojistik, yatırımlarını sürdürüyor. Kuruluşunun 70’inci yılını kutlayan firma, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alarak, Eskişehir’de sunduğu lojistik hizmet ağına Gebze, İzmir Kemalpaşa Aktarma Merkezi ve Ankara Lojistik Üssü’nü ekledi. Bu lokasyonda depolama, aktarma, bayi veya son kullanıcı teslimatı hizmetleri verdiklerini belirten Hoşcan Genel Müdürü Temindar Onay, müşterilerinin rekabet gücünün artmasına katkıda bulunmayı sürdüreceklerini dile getirdi. Ulusal ve çok uluslu müşterilerinin istekleri doğrultusunda İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Gaziantep ve komşu illerine tarifeli seferlerle parsiyel taşımacılık gerçekleştirdiklerini ifade eden Temindar Onay, yeni yatırımlarıyla ilgili şöyle konuştu: “Gemlik Liman Bölgesi’ndeki arazimizin imar mevzuatıyla ilgili çalışmaları tamamlandı ve 2012 başında burayı da faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. İki liman arasında, sanayici ve işadamlarımıza, ithalat ve ihracattaki maliyetlerini optimize edecek bir iş dolum tesisi kuruyoruz. Tüm bunların yanı sıra, 2011 başından bu yana filomuzu 30 yeni Renault Premium çekici ile güçlendirdik. Lojistik köy projelerinde öncü rol oynamaya devam ederek, 70’inci yılımızı kutladığımız 2011’de, istihdam yaratmak için çalışmayı sürdüreceğiz. Bugün itibarıyla 200’ün üzerinde kişiye istihdam sağlıyoruz.” ‘Yeşil Lojistik’ çalışmaları da başladı Türkiye’nin en etkin şeker tedarikçileri arasında olduklarını hatırlatan Temindar Onay, bu durumu daha iyi hale getirmek için Eskişehir OSB tesislerindeki yatırımlara devam ettiklerini aktardı. Yakında, yine Eskişehir OSB’de, ileri teknolojiyle donatılmış 50 bin metrekarelikESKİŞEHİR OSB’DE YENİ DEPO KURACAKTürkiye’nin en etkin şeker tedarikçileri arasında olduklarını ifade eden Temindar Onay, bu alandaki çalışmalarını artırmak için Eskişehir OSB’deki tesislerinde yatırımlara devam ettiklerini aktardı. Onay, yakında Eskişehir OSB’de, ileri teknolojiyle donatılmış 50 bin metrekarelik yeni bir deponun inşaatına başlayacaklarını bildirdi.yeni bir deponun inşaatına başlayacaklarını bildiren Onay, şu şekilde devam etti: “Yeşil lojistik konusunda da çalışma başlattık ve araç seçimi ile depo yönetimi operasyonlarında karbon salınımının azaltılması ile ilgili somut adımlar attık. Zaman içinde haksız rekabetin çözüleceği, yakıt fiyatlarının ve diğer yüksek girdilerin belli standartlara ulaşacağı, artan hizmet kalitesi ile daha adil bir rekabetçi ortamın hazırlanacağı inancındayız.” Onay, Hoşcan Lojistik’in Ulaştırma Bakanlığı’nın Karayolu Taşıma Kanunu ve Karayolu Taşıma Yönetmeliği hükümlerine göre, karayolu taşımacılığı ve lojistik işi ile uğraşan firmaların almak zorunda oldukları yetki belgeleri R1 Yetki Belgesi ve L1 Yetki Belgesi ile ISO 9001 sertifikasına sahip olduğunu sözlerine ekledi.