DÜNYA l SEKTÖR ARAŞTIRMASITıp&SağlıkİÇİNDEKİLER04 OHSAD Reşat BAHATÖzel hastaneler 2005–2009 yılları arasında hızlı bir büyüme gösterdi Sektör, 2003’te yüzde 8 paya sahipken 2010’da Türkiye’deki sağlık ihtiyacının yüzde 35’ini karşılar duruma geldi.07Memorial Uğur GENÇAntalya’da An-Deva Sağlık Grubu’nun yüzde 62.5 hissesini satın alarak hastane sayımızı sekize yükselttik. Bu yılın ikinci çeyreğinde ise Diyarbakır’da bir hastane daha açmayı planlıyoruz.Sektörde,yatırım,satın almavebirleşmelerartıyor2bin2010 yılı özel sağlık kuruluşlarının sayısı Sağlık Bakanlığı, birden fazla sağlık tesisinin bulunduğu il ve ilçelerde, kapasite, donanım, insan gücü ve gelirgider dengesi daha iyi durumda olan hastane bünyesinde bir veya birden fazla sağlık tesisi birleştirilmesini öngören bir yasa taslağı hazırlığı içinde. Hastanelerin daha etkin ve verimli çalışmasını hedefleyen söz konusu tasarı yasalaşırsa, sektörde birleşme ve satın almaların artması bekleniyor. Sağlıkta Dönüşüm Programı, uygulamaya konulduğu 2003 yılından bu yana tıp ve sağlık sektörünün gündeminden düşmüyor. Program özetle Genel Sağlık Sigortası, Aile Hekimliği Sistemi, Hastane Özerkliği ve Sağlık Bilişimi başlıklarını içeriyor. Dönüşüm çerçevesinde 2005 yılında üniversite hastaneleri dışındaki hastaneler Sağlık Bakanlığı çatısı altında toplandı. Bunun yanı sıra Bağkur, Emekli Sandığı, SSK ve yeşil kart tek çatı altında bir araya getirildi. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda önemli bir diğer adım ise 2007 yılında atıldı. Buna göre, söz konusu yıl, özel sağlık kuruluşlarıyla hizmet alım sözleşmesinin önü açıldı. Bu uygulamayla hastaların istediği hastanede hizmet alması sağlandı. Tüm bu gelişmeler, 2003 yılında sağlık sektöründeki payı yüzde 8 olan özel hastanelerin payının, 2010 yılı itibariyle yüzde 35’e ulaşmasına yol açtı. Bu arada sektörde yaşanan en önemli gelişmelerden biri de Sağlık Bakanlığı tarafından 15 Şubat 2008 tarihinde değiştirilen yönetmelik ile özel sağlık kuruluşlarının, branş ve tam ya da kısmi zamanlı kadro almasının engellenmesi oldu. Bu durum, mevcut kadrosunu artırmak için hastanelerin satın alma ve birleşme yoluna gitmesine yol açtı. Türkiye’de, 2008 Ocak’tan 2011 Şubat’ına kadar toplam 217 milyon Euro tutarında 13 birleşme ve satın alma gerçekleşti. Özel kuruluşlar için kadroyu artırmak halen sıkıntılı. Bu konuda da bir çalışma yürütülüyor. Buna göre, Sağlık Bakanlığı, Özel Hastaneler Platformu Derneği’nden ‘Ek Kadro Talep Formu’ hazırlayarak özel sağlık kuruluşlarına göndermesini ve sektörün bu konudaki taleplerini rapor halinde kendisine sunmasını talep etti. Platforma, şu ana kadar 300’ün üzerinde sağlık kuruluşundan ek kadro için talep geldi. Sağlık Bakanlığı’nın ek kadro taleplerini toplama yönündeki bu çalışması, sektör için ‘kadro artırma’ yolunda yeni bir umut oldu. Bu arada sektörde, geçen yıl 40’a yakın özel hastane açıldı. Bu yatırımlarla birlikte özel hastanelerde büyüme yüzde 15 dolayında olurken, 2010 yılı itibariyle sektörde özel kuruluşların sayısı, 500’ü özel hastane olmak üzere 2 bine yaklaştı. Özel kurum ve kuruluşlarda 19 bin 500’ü uzman olan 21 bin doktor ve yaklaşık 200 bin çalışan bulunuyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2002–2009 arası 60 yeni devlet hastanesi faaliyete girerken, hizmete başlayan özel hastane sayısı ise180 oldu. İlaç sanayiinde ise sektör halen ithalata dayalı. Sektörün ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğu belirtilirken, sektörde gelişim için Ar-Ge ve üretim anlamında daha fazla yatrıma ihtiyaç duyuluyor.09Dünyagöz Gülferi YILDIRIM ÖĞÜNDünyagöz Hastanesi 15 yılda 300 milyon dolarlık bir yatırım yaptı. Yurtiçi ve yurtdışında yeni hastane ve klinik yatırımları planlıyoruz. 2011 ve 2012’de hayata geçirmeyi planladığımız bu yatırımlar için 20 milyon dolarlık kaynak ayırdık.10Bilim İlaç Erhan BaşBilim İlaç’ın hedefi Ar-Ge gücü ile 2014 yılı sonuna kadar Türk ilaç pazarında ilk iki firma arasında yer almak ve en fazla ihracat yapan yerli ilaç üreticisi olmaktır. Bu vizyonla Bilim İlaç, her yıl bütçesinin yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırıyor.21Doruk Tıp Mustafa ESGİNTemelini attığımız Doruk Yıldırım Hastanesi, kasım ayında hizmete girecek. Nilüfer ilçesinde sağlık turizmi alanında hizmet verecek yeni hastanemizi ise 2012’de devreye alacağız.%35payÖzel hastanelerin sektörden aldığı pay20Echomar Serdar MUTLUGeçtiğimiz ay Özel Ataköy Hastanesi’ni bünyemize kattık. Bundan sonra da satın alma ve yatırımlarımız sürecek.
4 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKSağlık Bakanlığı, birden fazla sağlık tesisinin bulunduğu il ve ilçelerde, kapasite, bina, donanım, sağlık insan gücü daha iyi durumda olan hastane bünyesinde, bir veya birden fazla sağlık tesisinin birleştirilmesini öngören yasa taslağı hazırlıyor. Tasarı yasalaşırsa, birleşme ve satın almaların artması bekleniyor.Uzman değerlendirmesiTasarı yasalaşırsa birleşme ve satın almalar artacakTuna TAŞPINAR TSKB İktisat Müdürlüğü Uzmanı“Sağlıkihtiyacının yüzde35’iniözel kurumlarkarşılıyor”2003 yılında özel sağlık kuruluşlarının sektörün yüzde 8’ini oluşturduğunu kaydeden Reşat Bahat, “Özel sektör 2005– 2009 yılları arasında hızlı bir büyüme gösterdi. 2010’da Türkiye’deki sağlık ihtiyacının yüzde 35’ini karşılar duruma geldi” diye konuştu.Sağlık sektöründe 2003 yılından itibaren radikal bir değişim sürecinin başladığını söyleyen Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Genel Başkanı Reşat Bahat, özel sağlık sektörünün 2005-2009 yılları arasında hızlı bir büyüme kaydettiğini belirtti. Üniversite hastaneleri dışındaki hastanelerin Sağlık Bakanlığı çatısı altında toplandığını hatırlatan Bahat, bunun dışında Bağkur, Emekli Sandığı, SSK ve yeşil kartın da tek çatı altında toplandığını vurguladı. 2007 yılından itibaren de özel sağlık kuruluşları ile yapılan hizmet alım sözleşmelerine dikkat çeken Bahat, “Bu uygulamayla hastalar istediği hastaneye, istediği doktora gitme serbestliğine kavuştular. SGK’lının istediği eczaneden ilacını alabilmesi takdirle karşılanabilecek, eleştirel yanları olsa da iyi uygulandığında olumlu sonuçlar verebilecek değişimler ve dönüşümlerdir” şeklinde konuştu. Özel kuruluşların 2003 yılında sektörün yüzde 8’ini oluşturduğunu kaydeden Bahat, “Cılız özel sağlık sektöründen, kamunun hizmet satın alması ile beraber hızlı bir büyümeye girdiği 2005 yılından 2009 yılına kadar, Türkiye’de inşaattan sonra en fazla büyüyen sektör olmasına sebep olmuştur” dedi. Bahat, 2010 yılına gelindiğinde 500’ü özel hastane olmak üzere 2 bine yakın özel kurum ve kuruluşun Türkiye’deki sağlık ihtiyacının yüzde 35’ini karşılar duruma geldiğini bildirdi. Özel kurum ve kuruluşlarda 19 bin 500’ü uzman olan 21 bin doktor ve yaklaşık 200 bin çalışan bulunduğunu kaydeden Bahat, “Özel sağlık kuruluşlarının yılda 84 milyon muayene, 2 milyon ameliyat, 3 milyon yatışla kamu sağlık hizmetinin üzerinden çok önemli bir yükü alıp, sağlığa kalite kattığı görülmektedir” dedi. 2010 yılından daha önce alınmış hastane yapım izinlerinin bir kısmının, 2010 yılında hayata geçtiğini ve 40’a yakın hastane açıldığını duyuran Bahat, bu yatırımlarla sektörün yüzde 15 civarında büyüdüğünü dile getirdi. Özel hastaneler yapılırken branş, doktor sayısı ve teknoloji yoğunluğunun Sağlık Bakanlığı iznine bağlı olduğunu anlatan Bahat, “Bu nedenle yatırımda nitelik olarak çok ön plana çıkan alanlara ciddi yatırım yapıldığını söylemek zor. İsteseniz de ihtiyacınız olsa da açık kalp, onkoloji, radyoterapi, nitelikli görüntüleme, tüp bebek, transplantasyon gibi bir çok nitelikli iş ön izin kapsamına alınmış olup, yatırımına müsaade edilmemektedir” diye konuştu. Yurtdışı hastaların Türk sağlık sistemine ilgisinin çok fazla olduğunu ve bunun sevindirici bir durum olduğunu vurgulayan Bahat, “Bu sanıldığı gibi sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile sınırlı değil. Hollanda, İngiltere, Belçika, Romanya, Arnavutluk gibi birçok ülkeden Türkiye’ye tedavi için hasta geliyor” dedi. Özel hastanelerin hizmetlerinin yüzde 90’ını SGK’ya sunduklarını ifade eden Bahat, şunları söyledi: “Özel hastaneler, 2008 Şubat ayından bu yana sağlık planlaması frenleme yönetiminin bir türlü değiştirilmemesinden dolayı hedefsiz ve belirsizlik içindedir. Özellikle tamamlayıcı sağlık sigortası bir türlü hayata geçirilmedi. SGK, beş yıldır Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatı denilen ödeme biçiminde hiçbir değişiklik yapmadı. Hastanelerin önünde doktor, branş ilavesi, nitelikli cihaz alımı konularında engeller bulunuyor. Vatandaştan hiç fark alınmadan verilen hizmetlerin cirodaki payı giderek yükseliyor. Özel kuruluşlar, devlet hastanelerine giden hastadan 5 TL, özel hastaneye gelen vatandaştan alınan 15 TL katılım bedeli adaletsizliği ile karşı karşıya bırakılıyor.”Sağlık harcamalarının GSYİH’dan aldığı pay Türkiye’de son yıllarda artarak yüzde 4.5’lerden yüzde 6’ya yükseldi. GSYİH’dan alınan payda, ABD (yüzde 16.0), Fransa (yüzde 11.0), Almanya (yüzde 10.4), Kanada (yüzde 10.1) İtalya (yüzde 8.7), İspanya (yüzde 8.5) ve İngiltere (yüzde 8.4) gibi gelişmiş ülkeler önde geliyor. Ülkemizde bin 350 yataklı tedavi kurumunda, 188 bin 65 yatak kapasitesi bulunuyor. Kapasitenin yüzde 63’ü Sağlık Bakanlığı, yüzde16’sı üniversite, yüzde11’i özel ve yüzde10’u diğer hastanelerde bulunuyor. Bir hastanedeki ortalama yatak sayısı ülke genelinde 139, özel hastanelerde 52 ve üniversite hastanelerinde 525. Buna göre özel hastanelerin genelde küçük işletmeler olduğu anlaşılıyor. Hastane sayısı 2000-2008 yılları arasında yılda ortalama yüzde1.6; muayene/poliklinik sayısı yüzde12.6; yatak sayısı yüzde 4.2; yatan hasta sayısı yüzde 8.4; ameliyat sayısı da yüzde17.8 arttı. Talep artışı, arz artışından yüksek. Sağlık Bakanlığı’nın 2008 Şubat’ında özel hastane ruhsatı verilmesini durdurması sonucunda, ruhsat sahibi olan işletmeler, yatırımcıların ilgi odağı oldu. 2008’de Dubai merkezli Abraaj Capital, Acıbadem Sağlık Hizmetleri’nin yüzde 61’ine ve 2009 Kasım’ında ABD’li Carlyle Group Medikal Park Grubu’nun yüzde 40’ına 68 milyon Euro karşılığında ortak oldu. 2010 yılında ise Diamed Diyaliz Hizmetleri’nin yüzde 90’ı Alman Fresenius tarafından satın alındı. İngiliz ve Katar ortaklığı olan Argus Capital Partners & Quatar First Investment Bank, Memorial Hastaneleri’nin yüzde 40’ına; Acıbadem Sağlık Hizmetleri Konur Sağlık Hizmetleri’nin yüzde 50’sine ve Kuveyt kökenli NKB Capital, Swan Holding, Dünya Göz Hastanesi’ne yüzde 30 hissedar odu. TOBB ve TOBB ETU Mesa Söğütözü Hastanesi’nden ve Yunan Hygeia Grubu JFK Kennedy, İstanbul Şafak ve Göztepe Şafak hastanelerinden pay aldı. Rhea Investments ise Dentistanbul’u satın aldı. Bıçakçılar Tıbbi Cihazlar’ın yüzde75’i de Kuveytli Global Capital Management’a satıldı. Alman Hastanesi, Çamlıca, İtalyan, Ege Sağlık İzmir gibi hastanelerin bünyesinde bulunduğu Universal Sağlık Yatırımları ise yabancı ortaklık çalışması yürütüyor. Birleşik Sağlık Kurumları, üç yıl içinde 100 milyon dolar ile 30 hastaneye ortak olmak istediğini açıkladı. Tüm bu gelişmeler ışığında ülkede, 2008 Ocak’tan 2011 Şubat’ına kadar toplam 217 milyon Euro tutarında 13 birleşme ve satın alma gerçekleşti. Sağlık Bakanlığı, birden fazla sağlık tesisinin bulunduğu il ve ilçelerde, hizmet sunum kapasitesi, bina, donanım, sağlık insan gücü ve gelir-gider dengesi daha iyi durumda olan hastane bünyesinde bir veya birden fazla sağlık tesisi birleştirilmesini öngören bir yasa taslağı hazırlıyor. Söz konusu tasarı ile hastanelerin daha etkin ve verimli çalışması hedefleniyor. Tasarı yasalaşırsa, birleşme ve satın almaların çok daha fazla artması bekleniyor. Ülkemizde ekonomik büyüme ve nüfusun yaşlanmasına paralel olarak, sağlık harcamalarının orta ve uzun vadede GSYİH’dan aldığı payın artacağı; özel sektör yatırımlarının ve birleşme-satın almaların gündemde olacağı öngörülüyor.MART 2011Dünya Süper Veb Ofset AŞ adına imtiyaz sahibiAraştırma Servisi Müdürü: Gürhan DEMİRBAŞ Danışman: Talip AKTAŞ Araştırma Servisi Şefi: Yıldız BARS Hazırlayan: İlhan DUMAN Tasarım ve Uygulama: Çağatay ÖZEN G Reklam Müdürü: Meral ÖGAT Reklam Planlama Müdürü: Barbaros DARUGA Reklam Sorumlusu: Deniz COŞKUNKAN G Merkez: “Globus” Dünya Basınevi, Balamir Sokak No:7 34810 Kavacık-Beykoz-İSTANBUL Telefon: (0216) 681 18 00 Fax: (0216) 680 39 75 e-posta: dunya@dunya.com web: www.dunya.com Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. 100. Yıl Mah. 34440 Bağcılar-İSTANBUL G Araştırma Servisi (0216) 681 19 40-681 18 66 arastirma@dunya.com G Reklam Servisi (0216) 681 18 50- 681 18 52 reklam@dunya.com G Ücretsiz Danışma Hattı: 0 800 219 20 24-25SEKTÖR ARAŞTIRMASI: 6TIP&SAĞLIKDidem DEMİRKENTGenel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞ
6 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIK“Tıbbi cihazda ithalat-ihracat makası çok açık, Ar-Ge teşvik edilmeli”Dünya genelinde 296 milyar doları bulan tıbbi cihaz pazarında Türkiye, teknoloji sıkıntısı nedeniyle dış ticarette açık veriyor. Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) Başkanı Kemal Yaz, Türkiye’nin tıbbi cihaz ihtiyacının yüzde 85’inin ithalat ile karşılandığını, yerli üretimin ancak ihtiyacın yüzde 15’ini karşıladığını söyledi. Türkiye’nin dünya ihracatındaki payının yüzde 0.1 iken, ithalattaki payının yüzde 1 olduğunu kaydeden Yaz, “İhracat yapılan ürünler daha çok Ar-Ge ve mühendislik birikimi gerektirmeyen ucuz ürünler. Buna karşılık ithalatımızın yüksek teknolojiye sahip, ileri üretim teknikleri gerektiren pahalı ürünler olması nedeniyle, ithalat-ihracat makasımız çok açık” diye konuştu. Tıbbi cihaz sektörünün, yaklaşık 300 bin çeşit ürünü içeren geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ifade eden Yaz, Sağlık Bakanlığı Ulusal Bilgi Bankası’na kayıtlı ürün sayısının 1 milyon 832 bin 830 adet olduğunu belirtti. Kayıtlı firma sayısı hakkında da bilgi veren Yaz, “2 bin 100 üretici, 3 bin 100 ithalatçı ve 3 bin bayi kayıtlı bulunuyor” dedi. Yaz, tıbbi cihaz sektörünün, yarattığı katma değer açısından 13’üncü sırada olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ihracat yaptığı başlıca ülkeler; Almanya, Azerbeycan, Nahcivan, Irak, ABD, Fransa, Belçika, Hollanda, Suudi Arabistan, Mısır, Cezayir, Kazakistan, Rusya Federasyonu ve Pakistan” şeklinde konuştu. Türkiye’de üretilen başlıca ürünlerin röntgen cihazları, laboratuvar cihazları, şırıngalar, pamuklar, pedler, cerrahi el aletleri, hastane demirbaşları, stent ve kateterler, kauçuk ve silikon sondalar olduğunu anlatan Yaz, dünyada toplam satışların yaklaşık yüzde 8’inin Ar-Ge’ye dönüştüğünü, Türkiye’de ise bu oranın yaklaşık yüzde 0.8 olduğunu söyledi. Ar-Ge konusundaki sıkıntının bir an önce aşılması gerektiğini dile getiren Yaz, Ar-Ge teşviki bağlamında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Bölgelerin tesis kapasitesine göre üretim şekilleri belirlenmeli, her bölge kendi alanında uzmanlaşmalıdır. Uzmanlaşmış organize sanayi bölgeleri ve teknokentler oluşturularak hem dışa bağımlılık azaltılmalı hem de sektör dünya ile rekabet edebilecek konuma getirilmelidir. Ar-Ge faaliyetlerine aktarılan kaynakların vergiden düşülmesi yaratıcılığı artıracaktır. Yerli üreticiyi koruma ve teşvike yönelik uzun vade-düşük faizli krediler uygulanmalıdır. Ülkemizin teknolojik birikimi ve tesis yapısı değerlendirilmek suretiyle ilk etapta yurtiçinde üretilebilecek tıbbi cihazların listesi belirlenmeli, fizibilite çalışması başlatılmalıdır.” Sektörün meslek kanununun olmamasından yakınan Kemal Yaz, “Federasyonumuzun bu yönde taslak çalışmaları var. 2011 yılı plan ve hedeflerimizin başında Meslek Kanunu taslağımızın yasalaştırılmasını, sektörümüzün güçlü ve kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını sağlamak geliyor” dedi.“İlaçtailk10mümkün ancakyeterliyatırımyok”Gelişmelerin, sektörün ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu, önümüzdeki yıllarda dünyada 10’uncu sıraya yükseleceğini gösterdiğini belirten AİFD Başkan Yardımcısı Engin Güner, “Ancak yeterli miktarda Ar-Ge ve üretim yatırımı yapıldığını söylemek güç” dedi.yar doların üstünde yatırım yapıldığını belirterek, “Araştırmacı ilaç firmaları ve biyoteknoloji sektörü; yatırım yapmak için ülke ararken, Türkiye yılda 45–50 milyon dolar düzeyinde Ar-Ge yatırımı ile yetinmek zorunda kalıyor. Alınacak bazı önlemlerle bu miktarın yılda rahatlıkla 1 milyar dolar seviyesine çıkması sağlanabilir” dedi. Sektörde yaklaşık 300 firma, 43 üretim tesisinin faaliyette bulunduğunu kaydeden Engin Güner, yaklaşık 25 bin kişinin istihdam edildiğini ve 8 bin civarında ürün sunulduğunu açıkladı. “Türkiye toplam 18 milyar TL’lik ilaç hacmi ile dünyanın sayılı ülkelerindendir” diyen Güner, bu miktarın, 1 trilyon dolara yaklaşan dünya ilaç piyasasının yaklaşık yüzde 1’i oranında olduğunu söyledi. Güner, AİFD’nin temsil ettiği araştırmacı ilaç firmalarının ilaç sektörünün TL bazında yaklaşık yüzde 55’ini oluşturduğunu ifade etti. Uluslararası ilaç Ar-Ge yatırımcılarının öncelikle şeffaf, öngörülebilir ve istikrarlı ortama sahip ülkeleri tercih ettiğini vurgulayan Güner, şöyle devam etti: “Yatırımcılar, fikri mülkiyet haklarının uygulamada uluslararası standartlarda korunduğunu görmek istemektedir. Türkiye bu alanlarda önemli mesafeler kat etmiş olmakla birlikte, daha atılması gereken adımlar var. Özellikle sektörün dinamiklerini belirleyen temel alanlar arasında yer alan fiyatlandırma, geri ödeme, ruhsatlandırma gibi konularda, sektörle diyalog içinde oluşturulmuş uzun vadeli politikaların istikrarlı bir şekilde uygulanması yatırım ortamının ve endüstrinin gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır.” Hükümetin 2009 yılında küresel bütçe uygulamasını başlattığını hatırlatan Güner, “Bu kapsamda bütçe sıkıntılarını aşmak için sadece ilaç fiyatlarını indirmeye odaklanması, sektörde istikrarlı büyüme imkânlarını azalttığı gibi, ülkemizin yatırımlar için cazibesini de azaltmıştır. Sektörümüzle ilgili temel politikaların, sektör temsilcileriyle birlikte gözden geçirilerek yapısal reformlar hazırlanması ve istikrarlı bir şekilde uygulanması hem ilaç endüstrimizin gelişimi, hem de hastalarımızın yenilikçi ilaçlara erişiminin güçlenmesi için şarttır” değerlendirmesini yaptı.Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Başkan Yardımcısı Engin Güner, Türkiye’nin bugün yüksek kapasiteli, altyapısı belli bir düzeye ulaşmış, nitelikli insan kaynakları bulunan bir ilaç sektörüne sahip olduğunu, ABD ve Almanya gibi sıkı bir şekilde düzenlenen, yüksek standartlı pazarlara ihracat yapan ilaç firmaları bulunduğunu söyledi. Güner, “Ancak ihracatımız 440 milyon dolar gibi halen düşük bir seviyede. 74 milyonluk yaşlanma eğilimindeki nüfus, bu kapsamda artan kronik hasta sayısı ve hükümetimizin uyguladığı reformlar sonucunda sağlık hizmetlerine erişimin giderek artıyor olması gibi etkenler dikkate alındığında, ülkemiz ilaç sektörünün ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu, önümüzdeki yıllarda dünyada 10’uncu sıraya yükseleceğini göstermektedir. Ancak bu potansiyelin gerektiği şekilde değerlendirildiğini, yeterli miktarda Ar-Ge ve üretim yatırımı yapıldığını söylemek son derece güç” diye konuştu. Bu durumun, sektörün hızlı gelişimini ve potansiyellerini gerçekleştirmesini zorlaştırdığını aktaran Güner, son yıllarda önemli oranda iyileştirilmiş olmasına rağmen, yatırım ortamının daha da iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. Güner, tüm dünyada yenilikçi ilaç ve tedaviler geliştirmek için her yıl 100 mil-Sektör ‘ek kadro’dan umutluSağlık Bakanlığı ve Özel Hastaneler Platformu Derneği’nin işbirliği yaparak bir çalışma başlattığını dile getiren Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, derneğin, bakanlığın isteği üzerine ‘Ek Kadro Talep Formu’ hazırlayarak özel sağlık kuruluşlarına gönderdiğini ifade etti. Derneğin, sektörün bu konudaki taleplerini rapor halinde bakanlığa sunacağını belirten Altuğ, şu ana kadar 300’ün üzerinde sağlık kuruluşundan ek kadro için talep geldiğini ifade ederek, “Sağlık Bakanlığı’ndan gelen talep, kuruluşlarımız için büyük bir umut kaynağı oldu” dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından 15 Şubat 2008 tarihinde değiştirilen yönetmelik ile özel sağlık kuruluşlarının branş ve tam ya da kısmi zamanlı kadro almasının engellendiğini hatırlatan Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, yönetmelik değişikliğinde 2008 Ekim ayında planlama kriterlerinin belirleneceğine dair madde bulunsa da bugüne kadar herhangi bir gelişme olmadığını vurguladı. Özel sağlık kuruluşlarının hala ek kadro alamadığını dile getiren Altuğ, “Özel Hastaneler Platformu Derneği, özel sağlık kuruluşlarına ek kadro verilmesi için şimdiye kadar birçok kez Sağlık Bakanlığı’na talepte bulundu ancak girişimlerden bir sonuç alınamadı” dedi. Bu kez Sağlık Bakanlığı’nın konuyu gündemine aldığını ve Özel Hastaneler Platformu Derneği’nden bu konuyla ilgili bir çalışma yapmasını istediğini vurgulayan Altuğ, derneğin bu talep üzerine özel sağlık kuruluşlarına yönelik ‘Ek Kadro Talep Formu’ hazırladığını ve sektörün taleplerini toplamaya başladığını söyledi. Altuğ, “Özel Hastaneler Platformu Derneği tarafından hazırlanan form ile toplanan talepler Sağlık Bakanlığı’na rapor halinde sunulacak. Çok sayıda sağlık kuruluşu tarafından doldurulan talepler bu güne kadar kadro alamayan sağlık kuruluşları için bir umut oldu” şeklinde konuştu. Şu ana kadar 300’ün üzerinde sağlık kuruluşundan ek kadro için talep geldiğini ifade eden Dr. Altuğ, mart ayı içinde taleplerini Sağlık Ba-kanlığı’na ileteceklerini söyledi. Altuğ, “Sağlık Bakanlığı’ndan gelen talep kuruluşlarımız için büyük bir umut kaynağı oldu. Daha hızlı ve daha kaliteli hizmet verebilmek isteyen kuruluşlarımızın taleplerini bakanlığın mutlaka ciddi bir şekilde dikkate alacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.
TIP&SAĞLIK 7 FUARMemorial,hastanesayısınıyılın ikinciçeyreğindedokuzaçıkaracakAntalya’da An-Deva Sağlık Grubu’nun yüzde 62.5 hissesini satın alan Memorial Sağlık Grubu, önümüzdeki aylarda Diyarbakır’da bir hastane daha açmayı planlıyor. An-Deva’yı satın alarak hastane sayısını sekize yükselttiklerini vurgulayan Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü Uğur Genç, ikinci çeyrekte Diyarbakır’daki yatırımın devreye alınmasıyla birlikte bu sayının dokuza çıkacağını söyledi. Grup olarak An-Deva Sağlık Grubu işbirliği ile sağlık turizminde lider konuma yükselmeyi hedeflediklerini belirten Genç, “Filmsiz hastane özelliğimizle, İstanbul’daki hekim kadromuz Antalya ve diğer lokasyonlarımızda tedavi gören hastaların tahlil ve tetkik sonuçlarını sanal ortamda değerlendirebilme imkanı bulacak. Diyarbakır’da ise SGK anlaşmaları kapsamında tüm branşlarda hastalara ulaşacağız” diye konuştu. Genç, hastane yatırımlarının yanı sıra; Memorial Şişli ve Ataşehir hastanelerinde kilo kontrolü ve obezite tedavi merkezi, meme cerrahisi merkezi, kemik iliği nakli merkezi, onkoloji merkezi, da Vinci robotik cerrahi merkezi yatırımlarıyla her alanda sağlık hizmetini sunmaya başladıklarını kaydetti. 2010 yılının Memorial Sağlık Grubu için yatırımlar yılı olduğunu belirten Uğur Genç, Memorial’ın ilk olarak, Türk Böbrek Vakfı İstanbul Özel Hizmet Hastanesi’nin yönetimini 10 yıllığına devraldığını ifade etti. “Önümüzdeki dönemde, bu doğrultuda yapacağımız yatırımların da startını vermiş olduk” diyen Genç, “2010’da hizmete açtığımız Memorial Ataşehir Hastanesi, İstanbul’un Anadolu yakasındaki hastaların sağlık ihtiyacını karşılayan bir kompleks oldu” dedi. Haziran 2010’da hizmete giren Memorial Antalya Hastanesi’nin grubun İstanbul dışındaki ilk lokasyonu olduğunu hatırlatan Genç, “Turizmin kalbi Antalya’da, sağlık turizminin öncüsü olmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Türkiye’de üç hastane, iki cerrahi tıp merkezi ile hizmet verdiklerini kaydeden Genç, “Memorial Sağlık Grubu’nun ilk projesi Memorial Şişli Hastanesi’nin 169 hasta, 51 yoğun bakım ve 37 gözlem yatak kapasitesi ve altı ameliyathanesi bulunuyor. Geçtiğimiz yıl hizmete başlayan Ataşehir Hastanesi’nin ise 128 hasta, 15 gözlem yatak kapasitesi ve beş ameliyathanesi mevcut. Memorial Antalya Hastanesi ise 111 hasta, 25 yoğun bakım ve 18 gözlem yatak sayısı ile beş ameliyathanesi tüm Akdeniz’e hizmet sunuyor” açıklamasında bulundu. “Dünyanın 65 ülkesinden hasta kabul eden Memorial Sağlık Grubu, bu ülkelerin sayısını artırmak için çalışmalarını ve temaslarını sürdürüyor” diyenULUSLARARASI HASTA MERKEZİ İLE DE FAALİYET SÜRDÜRÜYORUluslararası Hasta Merkezi yoluyla da belirledikleri ülkelerde pazarlama faaliyetlerini sürdürdüklerini açıklayan Uğur Genç, “Çalışmalarımızı Hollanda, Almanya, Avusturya, İngiltere gibi diğer Avrupa ülkelerinin yanı sıra Balkan ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Bağımsız Devletler Topluluğu’na yoğunlaştırmış bulunuyoruz” dedi.Genç, “Bunun için yurtdışında temsilciliklerimizi hayata geçirdik. Arnavutluk Tiran, Makedonya Üsküp ve Azerbaycan Bakü’de irtibat ofislerimiz bulunuyor. Temsilciliklerimizin sayılarını artırmak için çalışıyoruz. Dünyanın en prestijli sağlık sigortaları ile anlaşmalar yapıyoruz ve bu anlaşmaların kapsamını genişletmeye çalışıyoruz.”
8 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKBayındır,sonhalkası ‘İçerenköy’ilebüyüdüGeçtiğimiz yıl İçerenköy’deki İsviçre Hastanesi’ni satın alarak Bayındır Sağlık Grubu bünyesine kattıklarını hatırlatan Genel Müdür Doğan Sarban, “118 yatak kapasitesi ile Bayındır Hastanesi İçerenköy en yeni halkamız” diye konuştu.latımızı ve teknoloji yatırımlarımızı yaptık. 26 Şubat 2010 itibariyle de hastalarımıza hizmet vermeye başladık. 118 yatak kapasitesi ile Bayındır Hastanesi İçerenköy en yeni halkamız.” Diğer taraftan, Grubun ilk hastanesi olan Ankara/ Söğütözü Hastanesi’nde gerçekleştirdikleri renovasyon ve teknoloji geliştirme yatırımlarını yine geçen yıl tamamladıklarını ifade eden Sarban, “Bugün itibariyle planladığımız yeni bir yatırım yok. Öncelikle yapılmış olan yatırımların Bayındır Sağlık Grubu içindeki yerinin sağlamlaştırılması ve yeni yatırımlar için bize cesaret vermesi gerekir” dedi. Sarban, sağlık politikalarındaki hızlı değişimin etki ve sonuçlarının da yeni yatırım kararlarının verilmesinde belirleyici olacağını söyleyerek, “Bizim için fiziki büyüme, ancak nitelikli büyüme anlamına da gelecekse değerlendirilebilir” şeklinde konuştu. Bayındır Sağlık Grubu’nun sağlık turizmine yönelik faaliyetleri bulunduğuna da dikkat çeken Sarban, şunları söyledi: “Azerbaycan, Suriye, Irak, Mısır, Makedonya, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk, Bulgaristan, Ukrayna, Kırım, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Cezayir, İngiltere ve ABD’de kurmuş olduğumuz temsilcilikler ve anlaşmalı olduğumuz hastane ve klinikler aracılığıyla tıp turizmi faaliyetlerini yürütüyoruz. Bu faaliyetler kapsamında Azerbaycan’daki faaliyetlerimiz öne çıkıyor. Bakü’de geçen yıl açtığımız Bayındır Sağlık Grubu Ofisi aracılığıyla özellikle tıbbi onkoloji, kemik iliği nakli ve omurga cerrahisi branşlarında hasta transferi yapılıyor.” Bayındır Sağlık Grubu’nun uluslararası hasta koordinatörlüğü, yurtdışı hastalarımıza ikinci görüş olanağını da sunuyor” diyen Doğan Sarban, “Bu sayede hiçbir seyahat ve konaklama masrafı olmaksızın, tıbbi raporlar uzman doktorlarımız tarafından inceleniyor, onların görüş ve tavsiyeleri hastalarımıza ulaştırılıyor” dedi. Sarban, Bayındır Sağlık bu projedeki en büyük amaçlarının hastaları, dallarında başarılı doktorlarla buluşturup doğru tanıyı elde etmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.Bayındır Sağlık Grubu Genel Müdürü Doğan Sarban, geçen sene İçerenköy’deki İsviçre Hastanesi’ni satın alarak Bayındır Sağlık Grubu bünyesine kattıklarını hatırlatarak, “Bizim için fiziki büyüme, ancak nitelikli büyüme anlamına da gelecekse değerlendirilebilir” dedi. “Biz Ankara’da iki hastaneyle devam ederken, kafamızda hep şu vardı; sahip olduğumuz bilgi birikimini İstanbul’a taşımamız gerekiyor. Bu amaçla önce kendi hastanemizi yapmak üzere yola çıktık” diyen Sarban, şöyle devam etti: “15 Şubat 2008’de yayınlanan Planlama Yönetmeliği yeni yatırımları sınırlayan bir yönetmelik. O yönetmelik çıktıktan sonra, araştırmalarımızı yaptık ve kendimiz için uygun olan İçerenköy’deki İsviçre Hastanesi’ni satın aldık. Bayındır Hastanesi İçerenköy olarak ruhsatımız çıktı. Tadi-‘YATIRIMDA SAĞLIK POLİTİKALARI BELİRLEYİCİ’Doğan Sarban, sağlık politikalarındaki hızlı değişimin etki ve sonuçlarının yeni yatırım kararlarının verilmesinde belirleyici olacağını söyleyerek, “Bizim için fiziki büyüme, ancak nitelikli büyüme anlamına da gelecekse değerlendirilebilir” şeklinde konuştu.Duygu Ruh Sağlığı, ‘psikodrama’ uygulaması ile grup terapi yapıyorDidem AKIN AKÇAY- ADANAMevlana Üniversitesi 40 milyon dolara hastane kuruyorMehtap DEMİR/KONYARuhsal sorun ve hastalıkların tedavisinde bütüncül bir yaklaşımla ve kapsamlı bir ekip çalışmasıyla çözüm üretmeye özen gösterdiklerini belirten Duygu Ruh Sağlığı Merkezi Psikiyatristi Dr. Mustafa Övül, hastalıkların tedavisinde “insan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır” görüşüyle hizmet sunduklarını ifade etti. Merkez olarak psikodrama yöntemini tedavi, eğitim ve kişisel gelişim konularında yıllardır uyguladıklarını kaydeden Övül, “Merkezimizde psikiyatrik değerlendirmeye ek olarak gerekli psikolojik ve sosyal değerlendirmeler yapılarak tedavi belirleniyor. Hasta ve yakınları hastalık ve tedavi konusunda bilgilendirilerek gerekli iletişimin devamı sağlanmaya çalışılıyor. Bireysel ve grup psikoterapileri, aile, eş ve evlilik terapileri bu anlayışla oluşturulan hizmetler. Amacımız, bu hizmetleri özellikle sağlıklı bireylere ulaştırmak” dedi. Sağlıklı kalmayı sürdürme çabalarının, koruyucu yöntemler olarak açıklandığını aktaran Övül, “Ruhsal has-talıkların oluşumunda, uzun süre stres altında olma ve aşırı öfke birikimi önemli etkenler. Stresle ve öfkeyle baş etmeyi öğrenen biri hastalanma riskini engellemiş olur. Aile içi çatışmalar, okul ve iş yaşamındaki güçlük ve başarısızlıklar, tüketilemeyen yas ve matem tepkileri, geçmişe ait pişmanlıklar, gelecekle ilgili korku ve endişeler, insan ilişkilerinde hatalı tutum ve değerlendirmeler hastalığa dönüşmeden çözümlenebilirse, ruh sağlığı korunmuş olur” diye konuştu. Bireyin yaşama bakış ve algılama biçiminde aksayan, hatalı olan yanları fark edip gerekli değişiklikleri ve düzenlemeleri yapabilmesini sağlayan girişimlerin tümüne ‘koruyucu ruh sağlığı yöntemleri’ denilebileceğini ifade eden Övül, “Merkezimizde kendini tanıma ve geliştirme, ‘hayır’ diyememe ve kendini etkin ifade etme, iletişim becerileri geliştirme gibi psikodrama uygulamalı grup terapileri uygulanıyor” diye konuştu.Eğitim-öğretime 2010/2011 döneminde başlayan Mevlana Üniversitesi, Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kuruluş çalışmalarına başladı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Özen, inşaat için ihale sürecinin tamamlandığını ve hastanenin yaklaşık 40 milyon dolara mal olacağını söyledi. Özen, “Eğitim ve mühendislik fakültesindeki çeşitli bölümlerde okuyan 300 öğrenciyle eğitim öğretime başlayan ve Konya’nın ilk özel yükseköğretim kurumu olan üniversitemizde, üçüncü bölüm olarak Tıp fakültesi açmaya karar verdik. Tıp fakültesine 2011-2012 eğitim öğretim yılında öğrenci kabul etmeye başlayacağız. Öğrencilerimizin üçüncü sınıftan itibaren pratik eğitim yapacakları fakülte hastanesinin yapımı için ise ihale sürecini de tamamladık. 40 milyon dolara mal olacağını tahmin ettiğimiz Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi Mevlana Hastanesi’nin, ihale süreci geçtiğimiz haftalarda tamamlandı” dedi. Özen, şöyle devam etti: “Bu sene hastanenin inşaatına başlayıp, yine bu yıl eğitim öğretime başlayacak öğrencilerin, pratik eğitim görmeye başlayacakları üçüncü yıl tamamlamayı öngörüyoruz. Mart ayı sonuna kadar fakülte hastanesiinşaatı işinin yaptırılacağı firmayla sözleşme imzalamayı, nisan başında da inşaata ilk kazmayı vurmayı hedefliyoruz. Bir yıl içinde kaba inşaatı, sonraki iki yılda da ince işçilik ve tefrişatı tamamlamayı planlıyoruz.” Prof. Dr. Özen, “Tıp Fakültesi Hastanesi, Konya’nın merkezinde 10 bin metrekare alan üzerine kurulacak ve 350 yatak kapasiteli olacak. Şehrin her yerinden kolaylıkla ulaşılabilecek bir yere inşa edilecek hastane binası, mono blok ve akıllı bina konseptinde yapılacak” dedi. Özen, 10 ameliyathane ve 10 yoğun bakım ünitesi bulunacak hastanede her bölümün polikliniğinin kendi içinde hizmet vereceğini ifade etti.
TIP&SAĞLIK 9 FUARDünyagöz,20milyondolarlık yatırımlabüyümehedefindeYurtiçi ve yurtdışında yeni hastane ve klinik yatırımları planladıklarını söyleyen Gülferi Yıldırım Öğün, 2011 ve 2012’de hayata geçirmeyi planladıkları bu yatırımlar için 20 milyon $ kaynak ayırdıklarını açıkladı.Türkiye ve Avrupa’da toplam 17 şubesiyle faaliyet gösteren Dünyagöz Hastaneleri 20 milyon dolarlık yeni hastane ve klinik yatırımları gerçekleştirmeyi planlıyor. 2010 yılında Antalya ve Gaziantep’te hastane açtıklarını hatırlatan, yurtdışında ise Dünyagöz Londra Ön Tanı Merkezi’nin faaliyetlerine bu yıl içinde başladığını kaydeden Dünyagöz Hastaneler Grubu İcra Kurulu Üyesi Gülferi Yıldırım Öğün, Dünyagöz Hastanesi’nin 15 yılda sağlığa 300 milyon dolarlık yatırım yaptığını söyledi. Öğün, 2011 ve 2012 yılları için de 20 milyon dolarlık yatırım yapmayı planladıklarını duyurdu. Nisan ayı içinde Adana, Samsun ve İstanbul-Pendik’te yeni hastanelerin açılacağını açıklayan Öğün, “Bu yılın sonuna kadar üç şehirde daha hastane açma projelerimiz olacak. Bu konuyla ilgili fizibilite çalışmalarımız sürüyor. Yurtdışında ise Almanya, Romanya, Bahreyn ve İngiltere’de yeni klinikler açmayı hedefliyoruz. Frankfurt’ta açılmasını planladığımız göz hastanemizin haziran ayında hizmete girmesini planlıyoruz. Yeni yatırımlara paralel olarak istihdam sayımızda da ciddi artışlar olacak. 2011 yılında 600 kişiye istihdam sağlayacağız” diye konuştu. Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun temellerinin 1996 yılında dört doktor, 15 personel ve Levent’te açılan hastane ile atıldığını hatırlatan Öğün, Dünyagöz Hastaneleri’nin bugün geldiği noktada 17 şube bin 200’ü aşkın personel ve 150 kişilik bir hekim kadrosu ile büyümesini sürdürdüğünü belirtti. Öğün, Dünyagöz Hastaneleri’nin gözün 19 ayrı alt branşında 250 farklı tedavi yöntemi ile branş hastaneciliği alanında hizmet verdiğini ifade ederek, “2010 yılında Dünyagöz Hastaneler Grubu ortalama 350 bin hastanın gözlerine baktı. Türkiye çapında İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit ve Gaziantep olmak üzere beş ayrı ilde toplam 11 hastane ile; yurtdışında ise Hollanda, Almanya, Belçika, İngiltere ve Arnavutluk’ta bulunan altı klinikle hizmet veren Dünyagöz Hastaneler Grubu, önümüzdeki dönemde yurtdışında açacağı hastaneleriyle de geniş bir coğrafyaya yayılmayı hedefliyor. Sağlık turizmi alanında ise Grup, dünyanın yaklaşık 107 ülkesinden gelen 25 bine yakın yabancı hastaya hizmet veriyor” dedi. Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun, Türkiye’nin sağlık turizminin gelişmesi için çalıştığını da belirten Gülferi Yıldırım Öğün, “2011 yılında hedefimiz 50 bin yabancı hasta. Dünyanın 107 farklı ülkesinden gelen bir hasta profilimiz var. Avustralya, Yeni Zelanda, Amerikan’dan da gelen hastalarımız var” bilgisini verdi. Öğün, “Dünyagöz Grubu olarak ilaçta Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi standartlarını malzeme ve cihazlarda kendimize standart olarak belirledik. FDA belgesi taşımayan hiçbir tıbbi malzemeyi hastanelerimizden içeri sokmuyoruz. Sağlık malzemelerine uygulanan denetim mekanizmalarının daha da artırılmasını bekliyoruz ve bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları olduğunu da biliyoruz” şeklinde konuştu. Öğün ayrıca, “Kornea ithalatı da yasaklandığı için binlerce hasta kornea nakli için sırada bekliyor” ifadesini kullandı.
10 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKBilimİlaç,2014yılıhedefini ‘ihracatlideri’olarakbelirledi48 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORErhan Baş, “Yüzde 100 Türk sermayeli Bilim İlaç, 58 yıldır Türk ilaç pazarına sunduğu 176 farklı formda 67 ilaç ile 48 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor” dedi. Son beş yılda ciroda 236 milyon TL’den 765 milyon TL’ye ulaşarak üç katın üzerinde büyüme sağladıklarını belirten Bilim İlaç Genel Müdürü Erhan Baş, 2004 yılında 3.9 olan pazar paylarını ise, 2010 yılı itibariyle yüzde 5.1’e taşıdıklarını kaydetti. Bu büyümeyi, üretim tesisleri, insan kaynakları, Ar-Ge yatırımları ve ihracat gücü ile sağladıklarını belirten Baş, “2009 yılında İSO 500’de 109’uncu sırada yer aldık. Yüzde 100 Türk sermayeli Bilim İlaç, 58 yıldır Türk ilaç pazarına sunduğu 176 farklı formda 67 ilaç ile 48 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor” dedi. Bilim İlaç’ın son üç yılda Ar-Ge bütçesinde yüzde 275’lik artış sağladığını vurgulayan Baş, “Firmamız, kendi laboratuvarlarında geliştirdiği ve ruhsatına sahip olduğu ürünlerle Türk ilaç pazarında önemli bir konumda bulunuyor. Bilim İlaç’ın hedefi Ar-Ge gücü ile 2014 yılı sonuna kadar Türk ilaç pazarında ilk iki firma arasında yer almak ve en fazla ihracat yapan yerli ilaç üreticisi olmaktır. Bu vizyonla Bilim İlaç her yıl bütçesinin yüzde 5’ini Ar-Ge yatırımlarına ayırıyor” diye konuştu. Bilim İlaç’ın ihracat alanında hedeflerini yüksek tuttuğunu ifade eden Baş, “Yeni pazarlar konusunda çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda, Batı Avrupa’da iki ilacımızın ruhsatlandırma çalışmaları sürüyor. ABD’ye de ilaç ihraç etmek stratejik planımız içinde. Ürünlerimizin kalitesi ve nitelikleriyle global pazarlarda rekabet eden, 48 ülkeye ihracat yapan kuruluşumuz, buna ilave olarak Moldova, Gürcistan, Ukrayna ve Arnavutluk’ta temsilcilikleri ile de gücüne güç katıyor” dedi. Bilim İlaç’ın yarım asrı geride bıraktığını kaydeden Baş, firma hakkında şu bilgileri verdi: “Bilim İlaç, üretimlerini Gebze ve Çerkezköy tesislerinde gerçekleştiriyor. Gebze, Çerkezköy üretim tesisleri de dahil olmak üzere merkez ofisinde ve 11 bölge müdürlüğünde toplam bin 857 çalışan istihdam ediyor. 1975 yılından itibaren faaliyette olan Bilim İlaç’ın Ayazağa-İstanbul üretim tesisi, hızla artan üretim ihtiyaçlarını karşılamak ve yüksek ihracat hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla 2008 yılında Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 60 bin metrekarelik arazisine taşındı. 51 bin 500 metrekare kapalı alanıyla Bilim Gebze, 120 milyon Euro’ya mal oldu. Yılda 250 milyon kutu üretim kapasitesi ile Türk ilaç sektörünün yüzde 17’sini üretecek güce sahip. Bilim Çerkezköy ise, 1998 yılında faaliyete başladı. Tesisin, Almanya Sağlık Bakanlığı onayı alması da özellikle ihracatta büyük katkı getirdi.” 2010 yılının Türk ilaç sektörü için çok zor bir yıl olduğunu söyleyen Erhan Baş, buna karşın sektörün yeniden şekillenmesinde çok önemli gelişmeler de yaşandığını anlattı. Baş, 2010 yılı başındaki iskontu yüzde 10 fiyat düşüşünün ardından, aynı yılın sonunda ıskontoların tekrar yüzde 9.5 artırılmasının ilaç firmalarını olumsuz etkilediğini vurguladı. “Firmalar gelişen koşullarda tüm organizasyonlarını gözden geçirmek zorunda kaldı” diyen Baş, bu durumun sektör için endişe verici olduğunu savundu.
12 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKAnadoluSağlık,yabancı hastada%40artışbekliyorEmre KAYAY/GEBZEAnadolu Sağlık Merkezi Genel Direktörü Dr. Hasan Kuş, “Anadolu Sağlık Merkezi olarak 2007 yılından bu yana geliştirdiğimiz stratejilerle, 30 ülkeden gelen hastaya hizmet veriyoruz. Her yıl yurtdışından gelen yabancı hasta sayımız katlanarak artıyor. 2011’de bu alanda yüzde 40 artış bekliyoruz” dedi. Anadolu Vakfı tarafından, Anadolu Sağlık Merkezi için hastane, kemik iliği nakli merkezi, Suadiye ile Ataşehir Tıp Merkezleri ile otellerine toplam 150 milyon dolarlık yatırım yapıldığını belirten Dr. Hasan Kuş, sağlık turizmi alanındaki hedeflerinin, isimlerinin dünya geneline yayılması olduğunu söyledi. Sağlık akreditasyon kuruluşlarından ‘The Joint Commission’ın, uluslararası programı olan Joint Commission International (JCI) tarafından verilen akreditasyona sahip olduklarını kaydeden Kuş, Anadolu Sağlık Merkezi’nin, Avrupa Tıbbi Onkoloji Derneği (ESMO) akreditasyonuna da sahip olduğunu ifade etti. Son yıllarda Türkiye’nin sağlık turizmi açısından bölgedeki önemli merkezlerden biri olduğunu vurgulayan Kuş, şöyle devam etti: “2007 yılından itibaren geliştirdiğimiz stratejilerle, dünyanın farklı bölgelerindeki 30 ülkeden gelen hastaya hizmet veriyoruz. Yabancı hastalarımız, onkoloji veradyasyon onkolojisi, kemik iliği nakli, Cyberknife, kalp cerrahisi, beyin cerrahisi ve ortopedi, diş sağlığı, tüp bebek ve check-up bölümleri için başvuruyor. En fazla hastanın ABD, Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Irak, İran, Gürcistan, İngiltere, Kazakistan, Ukrayna, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hollanda’dan geldiğini söyleyebilirim. Her yıl yurtdışından gelen yabancı hasta sayımız katlanarak artıyor. Özellikle son dönemlerde Ortadoğu ülkelerinden gelen hasta sayısında büyük bir artış oldu.” 2011 yılında yabancı hasta sayılarında yüzde 40 artış beklediklerini kaydeden Kuş, “Hastalarımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerinin yanında, uluslararası hastalarımız ve yakınlarının tıbbi süreçlerini organize etmek için büyük bir kadro oluşturduk. Farklı kanallardan bize ulaşan hastalarımız, ülkelerinden Türkiye’ye geldikleri andan itibaren Uluslararası Hizmetler departmanımızdaki ekipler tarafından karşılanıyor. Havaalanından hastaneye ulaşmaları, gerekli tıbbi süreçlerinin başlaması, takibi, konaklamaları ve hatta turistik gezileri bu departmanımızca organize ediliyor” diye konuştu. 2010 yılını, Anadolu Sağlık Merkezi için ‘yenilik ve büyüme yılı’ olarak nitelendiren Kuş, bu dö-BUTİK OTELİ HİZMETE GİRDİHasan Kuş, geçen yıl, hastanelerinde uzun süreli tedavi gören hasta ve yakınlarının misafir edilebildiği 41 odalı butik otellerinin hizmete girdiğini söyledi. nemde cirolarının yüzde 17.4 arttığını söyledi. Kuş, bununla birlikte geçtiğimiz yıl kemik iliği nakli merkezini hayata geçirdiklerini belirterek, bu merkezde aynı anda 22 hastaya kemik iliği nakli gerçekleştirebildiklerini ifade etti. Bununla birlikte, hastanelerinde uzun süreli tedavi gören hasta ve yakınlarının misafir edilebildiği 41 odalı butik otellerinin geçen yıl hizmete girdiğini de vurgulayan Kuş, bu otellerinin 15 gün gibi kısa bir sürede tam kapasiteyle çalışır duruma geldiğini dile getirdi. Kuş, şöyle devam etti: “Geçen yıl, Skyra 3 Tesla MR ve Flash CT cihazlarımızla birlikte, teknolojiye yaptığımız yatırım 5 yılda yaklaşık 60 milyon TL’ye ulaştı. Anadolu Sağlık Merkezi olarak geçen yıl çok başarılı bir yıl geçirdik, hasta sayımızın artış gösterdiği yıl oldu. Ciromuzu yüzde 17.4 artırdık. 2011’in de çok başarılı bir yıl olacağını öngörüyorum.”
TIP&SAĞLIK 13 FUARBausch+Lomb,Ar-Geile yenilikçiürünhedefindeGeçen yıl ilaç operasyonlarını Türkiye’de bizzat yürütme kararı aldıklarını belirten Yüce Tümer, yeni yapılanma ve yeni yatırım çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. Tümer, “Ar-Ge çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Hedefimiz, yenilikçi ürünlerimizle işimizi büyütmek” dedi.Göz sağlığı alanında faaliyet gösteren Bausch+Lomb, geçtiğimiz yıl ilaç operasyonlarını Türkiye’de bizzat yürütme kararı aldı. Firma bu doğrultuda, göz ilaçlarının distribütörlüğünü yürüten Abdi İbrahim firması ile yapılan anlaşma sonucu İlaç Bölümü’nün tüm operasyonunu devraldı. Bausch+Lomb Türkiye Vision Care İş Birimi Yöneticisi Yüce Tümer, son iki yılda gösterilen ekonomik istikrar ve göz sağlığı alanındaki ekonomik büyümenin, Bausch+Lomb’un ilaç operasyonlarını devralma sürecini hızlandırdığını söyledi. Bu karar doğrultusunda yeni yapılanma ve yeni yatırım çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Tümer, “ArGe çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Hedefimiz, yenilikçi anlayışımız doğrultusunda, üstün teknolojiyi kullanarak ürünler sunmak ve özellikle Vision Care alanında yenilikçi ürünlerimizle işimizi büyütmek” diye konuştu. Ocak ayında, biyo-esinlenme yöntemi ile geliştirilen yeni lens solüsyonlarını kullanıcılara sunduklarını kaydeden Tümer, Bausch+Lomb’un 1853’te New York’ta küçük bir optik dükkânı olarak faaliyetlerine başladığını hatırlattı. Yüce Tümer, şu anda yaklaşık 120 ülkede faaliyet gösteren firmanın dünya çapında yaklaşık 13 bin çalışanı bulunduğunu söyledi. Bausch+Lomb’un üç farklı iş kolu bulunduğunu vurgulayan Tümer, “Vision Care bölümümüzle kontakt lens, lens solüsyonu ve lens aksesuarları üretimi ve satışı yapıyoruz. Cerrahi birimimizle intraoküler lensler, oftalmik cerrahi makineler ve oftalmik cerrahi ekipmanların üretim ve satışını yapıyoruz” açıklamasını yaptı. Tümer, üçüncü bölümlerinin ise, ilaç olduğunu kaydetti. Bausch+Lomb’un Vision Care bölümü ile Türkiye’de 1990’lı yılların başından beri direkt operasyonla faaliyet gösterdiğini anlatan Tümer, 2010İLAÇ OPERASYONLARINI ‘BİZZAT’ YÜRÜTÜYORBausch+Lomb’un, geçtiğimiz yıl ilaç operasyonlarını Türkiye’de bizzat yürütme kararı aldığını hatırlatan Yüce Tamer, firmanın bu doğrultuda, göz ilaçlarının distribütörlüğünü yürüten Abdi İbrahim firması ile yapılan anlaşma sonucu İlaç Bölümü’nün tüm operasyonunu devraldığını söyledi.yılında ise ilaç bölümünün operasyonunu bizzat yürütme kararı aldıklarını ve bundan sonraki süreçte bu alanda da faaliyet göstereceklerini kaydetti. “Lens kullanımında göz sağlığı için en önemli konu kullanıcıların kurallara uyması” diyen Tümer, her türlü lens kullanımı için mutlaka göz doktoruna danışılması gerektiğini ifade etti. Tümer, “Türkiye’de kontakt lensin doğru kullanımını öğretmek amacıyla Türk Oftalmoloji Derneği’nin yürüttüğü TOD Kontakt Lens Bilgilendirme Projesi içinde aktif olarak yer alıyoruz. Benzer projelerde var olmayı ve bu tarz projelere öncülük etmeyi, önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz” diye konuştu.
14 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKAkademi Göz, ‘sağlık turizmi’ hedefindeGülsüm CAN-DENİZLİÖzel Körfez, doktor ve yatak sayısını artıracakKOCAELİAkademi Göz Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Cem Yıldırım, “Yatırımlarımızda en büyük güvencemiz bölgemizin dinamiği ve sağlık turizmi potansiyeli. Bölgemizin ihtiyacıyla birlikte Denizli’nin sağlık turizmi potansiyelini aktif hale getirmek en büyük arzumuz” dedi. Uzun yıllar Denizli Devlet Hastanesi ve Servergazi Devlet Hastanesi’nde başhekimlik görevinde bulunan Op. Dr. Necdet Durmuş’un önderliğinde temelleri atılan Akademi Göz Hastanesi, 6 Ağustos 2007 tarihinde hizmet vermeye başladı. 2008 yılında Erikoğlu Holding’in iştirakiyle yatırımlarını hızlandıran Akademi Göz, bu tarihten itibaren 1 milyon 500 bin Euro’luk cihaz yatırımı yaptı. Yıldırım, “SLT lazer cihazları dışında, OCT, Excimer lazer, Wavefront kişiye özel lazer teknolojisi, YAG lazer, Argon lazer, Fako cihazları, ameliyat mikroskopları, anjiyo, ön segment görüntüleme, görme alanı, mikrokeratom ve diğer birçok cihaza yatırım yapıldı” dedi. Yıldırım, kurumlarında 11 hasta odasıyla birlikte,özel filtreli iklimlendirme sistemiyle donatılmış iki ameliyathane, yine özel filtreli iklimlendirme sistemine sahip Excimer lazer operasyon merkezi, 24 saat acil ünitesi ve ambulans hizmeti bulunduğunu kaydetti. Yıldırım, kurumun bin 800 metrekare kapalı alana sahip olduğunu ifade etti. Yıldırım, şunları söyledi: “Hastanelerimizde, muayene, katarakt ve refraktif cerrahi, glokom, kornea ve kontakt lens, çocuk göz hastalıkları ve şaşılık, retina ve uvea, okuloplasti gibi sağlık hizmetleri veriyoruz. Tetkikler ise, bilgisayarlı göz ve göz tansiyonu muayenesi, çocuklarda bilgisayarlı göz muayenesi, bilgisayarlı görme alanı, pentacam kornea topografisi, ultrasonografi ve biometri, optik koherens tomografi (OCT), fundus floresein anjiyografi (FFA), pakimetri” bilgisini verdi. Yıldırım, hastanelerinde, katarakt ameliyatları, miyop, hipermetrop, astigmat ameliyatları, glokom ameliyatları, selektif lazer trabekuloplasti gibi cerrahi operasyonlar yaptıklarını duyurdu.Marmara depreminde yıkılmasının ardından prefabrik binada cerrahi tıp merkezi olarak hizmetlerini sürdüren, bugün ise 3 bin 500 metrekarelik alana sahip yeni binasında hizmet veren Özel Körfez Marmara Hastanesi, doktor ve yatak sayısını artırmayı planlıyor. Özel Körfez Marmara Hastanesi Başhekimi Dr. İsmail Yılmaz, önümüzdeki dönemlerde mevcut binayı büyütmek ve yatak sayısını çoğaltmak istediklerini belirterek, “Hastane binasını genişleterek farklı branşlarda doktorları da aramıza katmayı düşünüyoruz. Hizmet kalitemizi artırmak için doktor sayısı ve personel sayısının arttırılmasını istiyoruz” dedi. Kocaeli’nin Körfez İlçesi’nde ilk özel tıp merkezi olarak hizmete başladıklarını söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti: “Depremin ardından zor koşullarına rağmen hastanemiz 2000 yılında ilçede kurulan iki katlı prefabrik bir binada cerrahi tıp merkezi olarak hizmet vermeye başladı. Prefabrike binada 5 yıl boyunca cerrahi merkez olarak ilçede ve çev-re ilçelerden gelen hastalarımıza hizmet veren hastanemiz, 2006 yılında yeni yerine taşındı.” Yılmaz, “Konusunda deneyimli uzman hekimlerce poliklinik, cerrahi ve dahili yataklı tedavi hizmetlerimize dört katlı binamızda devam ediyoruz. Yataklı servis katında 12 yatak kapasitemiz var. Hastanemiz bünyesinde, iki ameliyat salonu, bir lokal odasından oluşan ameliyathane, doğumhane, yoğun bakım, kadın doğum, dahiliye, genel cerrahi, ortopedi, çocuk, göz, üroloji, kulak burun boğaz poliklinikleri ve laboratuvar, radyoloji ile diş ünitesi bulunuyor. Sağlık alanında çalışanlara ve emeklilere ise düşük maliyette checkup imkanı sunuyoruz” diye konuştu. Böbrek taşı kırma ünitelerinde ESWL cihazıyla tedavi yapıldığını söyleyen Yılmaz, “Radyoloji birimimiz ultrason, doppler ve röntgen cihazları ile hizmet vermektedir. Gastroskopi ve kolonoskopi ünitemiz hizmete girmiştir. Yeni doğan yoğun bakım ünitesi ise 2009 yılı içinde kullanıma açılarak, hizmetlerimize bir yenisini ilave ettik” dedi.Ortadoğu Hastanesi, Irak ve Suriye’ye odaklandıDidem AKIN AKÇAY- ADANAOrtadoğu Özel Sağlık Hastanesi, rotayı Irak ve Suriye pazarlarına çevirdi. Yönetim Kurulu Üyesi Başhekim, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bayrak, hastanelerine, hem Çukurova bölgesinden hem de Güneydoğu’dan hasta geldiğini, çevre ülkelerden gelen hasta sayısının ise ayda 10’u bulduğunu söyledi. Bayrak, son dönemde özellikle Irak ve Suriye’den sıklıkla hasta kabul ettiklerini belirterek, “Suriye ve Irak’taki turizm şirketleriyle zaman zaman görüşüyoruz. Onlara kolaylıklar sağlıyoruz. Adana’da sağlık turizminin gelişmesine katkıda bulunuyoruz. Check- up, tedavi ya da ameliyat için bu ülkelerden gelenler var. Bu yıl, sağlık turizminin gelişmesine sağladığımız katkıyı artırmaya yönelik çalışmalarımıza daha da hızkazandıracağız” dedi. Türkiye’de kalp cerrahinin ilk uygulandığı hastanelerden biri olduklarına işaret eden Bayrak, Adana’da 1988 yılından bu yana hizmet verdiklerini kaydetti. Bayrak, “106 yatak kapasiteli hastanemizde, günlük yaklaşık 750- 1000 arası poliklinik hizmeti verirken, ortalama 40 ameliyat yapılıyor” dedi. Bayrak, geçtiğimiz yıl hastanedeki hemen her cihazın yenilendiğini belirterek, şunları söyledi: “Hastanemizde kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, gastroenteroloji, dahiliye, üroloji, kulak burun boğaz, cildiye, göğüs hastalıkları ve gözün yanı sıra; geçtiğimiz yıl kurduğumuz ve hastalarımıza hem ayakta hem yatarak hizmet verebildiğimiz fizik tedavi ünitemiz gibi tüm branşlarda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bunun yanında, hastanemizde 26 yataklı yeni doğan ünitemiz mevcut, yeni doğanda 11 adet vantilatörümüz var.” Bayrak, sekiz yataklı genel yoğun bakım, altı yataklı kardiyovasküler cerrahi ve sekiz yataklı koroner yoğun bakımları bulunduğunu ve tam teşkilatlı bir hastane olarak hizmet sunduklarını kaydetti. Geçtiğimiz yılı yatırım yılı ilan ederek, teknolojik yatırım yaptıklarını ifade eden Bayrak, otelcilik hizmetini de yenileyerek tek kişilik ve iki kişilik odalarla hizmet sunduklarını bildirdi. Bayrak, “Geçtiğimiz yıl, kanser taramalı gastroenterolojinin kullandığı endoskopi cihazını hastanemizde kurduk. Ayrıca Red Light lazer sistemimiz ise özellikle prostat ameliyatlarında kullanılıyor. Ayrıca hastanemizde pankreas kanserinde, uygun vakalarda, elektroşok vererek tedavi uyguluyoruz” diye konuştu.
TIP&SAĞLIK 15Mespa, Düsseldorf’ta yeni doğum yatağını tanıtacakGAZİANTEPHastane ekipmanları ve medikal tekstil üretiminde faaliyet gösteren Mespa, dört kıtada toplam 35 ülkeye ihracat yapıyor. Ulusal bir marka olma yolunda ilerlediklerini belirten Mespa Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Polat, “Yakın şehirlerden başlayarak genişleyen bir satış ağı yakaladık. 2005 yılında Devlet Malzeme Ofisi onayı alan ürünlerimiz Türkiye’de her hastanede adı kalite ile birlikte anılan bir marka haline dönüşüyor. Müşterilerini dinleyen bir firma olmanın sonucu olarak sağlık sektörünün ihtiyaçlarına cevap verebilen ürünler üretiyoruz. Şu anda dört kıta ve toplam 35 ülkeye ürünlerimizi gönderiyoruz. İhracat yaptığımız bölgeler Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri, Türki cumhuriyetler, Avrupa ülkeleri ve Güney Amerika” diye konuştu. Toplam 10 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini söyleyen Polat, “Firmamızda elektronik ve manüel hasta yatakları, elektronik doğum ve jinekoloji masaları, elektronik diya-liz ve kan alma koltukları, hasta taşıma koltukları, sedyeler, nevresim takımları, alezler, hasta ve doktor kıyafetleri, battaniyeler, yastıklar, paslanmaz çelik grubundan; morg üniteleri, çalışma tezgahları, alet masaları, otopsi ve gasil tezgahları ve istif rafları üretimini yapıyoruz” dedi. Sektörle alakalı fuarları yakından takip ettiklerini söyleyen Polat, “Her yıl düzenlenen ve medikal sektörünün en önemli iki fuarından birisi olan Arap Health 2011 fuarına her yıl olduğu gibi bu yıl da katılım gösterdik” diye konuştu. Polat, şöyle devam etti: “Endüstriyel kimliğiyle öne çıkan Çin’de Guangzhou - Ningbo, Polonya’da Krakow, Hindistan’da Mumbai, İngiltere’de Manchester gibi şehirlerle beraber, Gaziantep adının da anılması bizleri çok memnun etti. Bu denli prestijli fuarlara katılmanın getirilerinden biri de bu. Kasım ayında ise, sektörün diğer önemli fuarı olan ve Almanya Düsseldorf’ta düzenlenen Medica 2011 fuarına katılım göstereceğiz ve bu sene geliştirdiğimiz yeni doğum yatağını bu fuarda tanıtacağız.”Özel Cankatan, sanayiye verdiği hizmeti geliştirecekKOCAELİÖzel Cankatan Tıp Merkezi Müdürü Opr. Dr. Uğur Doğan, sağlık güvenlik birimleri Kapsam ile birlikte, Kocaeli’de bulunan sağlık sanayi kollarına, işçi sağlığı ve tarama hizmeti, acil yardım eğitimi ve işyeri güvenliği hizmeti verdiklerini söyledi. Doğan, “Periyodik muayene, portör tarama, işe giriş raporları düzenlemekteyiz. Bir sanayi kenti olan bölgemiz için bu hizmeti daha da geliştirmeyi planlıyoruz” dedi. Tıp merkezlerinin, üç yıl önce, 10 uzman hekimin bir araya gelerek açıldığını söyleyen Opr. Dr. Uğur Doğan, “Bu ortaklardan sekiz tanesi halen fiilen bizimle çalışmaktadır. 24 saat hizmet veren beş katlı tıp merkezimiz, bin 300 metrekare kapalı alana sahip” dedi. “Merkezimiz, 10 branş ve 11 hekimle birlikte, toplam 60’a yakın personelle hizmet veriyor” diyen Doğan, şöyle devam etti: “Kadın doğum, dahiliye, çocuk, genel cerrahi, gastroenteroloji cerrahisi, cildiye, psikiyatri, KBB, üro-loji ve diş olmak üzere 10 branşta uzman hekimlerimiz hizmet vermektedir. Ameliyathanemiz ve doğumhanemiz var. Laporoskopik safra kesesi ameliyatının yanı sıra rectoskopi, kolonoskopi, gastroskopi alanlarında hastalara hizmet veriyoruz. Röntgen ve gelişmiş teşhis laboratuvarımız var.” SGK ve özel sağlık sigortalarıyla anlaşmalarının bulunduğunu söyleyen Opr.Dr. Uğur Doğan, “Sağlıkta dönüşüm politikalarının uygulandığı 2008 yılından beri zor şartlarda sağlık hizmeti veriyoruz” ifadesini kullandı. Doğan, şunları söyledi: “Devletin özel sektöre başvuran hastalardan katkı payı olarak aldığı 12 TL’lik ücretin, tüm kamu ve özel sektör sağlık sunucuları tarafından makul ve eşitlik ilkesi çerçevesinde alınmasını istiyoruz. Hastaya hekim seçme hakkını tanıyoruz. Ama hasta onu seçince de ‘Neden oraya gittin ver 12 TL’ diyoruz ve hastayı cezalandırıyoruz. Tüm kurumlardan 3 TL katkı payı alınması, hem bizi hem de bizi tercih eden hastalarımızı rahatlatacaktır”.
16 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKBurtom,nükleertıp merkezikuruyorErol Kılıç, 2.5 milyon dolarlık yatırımla nükleer tıp merkezi kuracaklarını belirterek, önümüzdeki aylarda faaliyete başlaması planlanan merkezde kanser hastalıklarının teşhisi konusunda hizmet vereceklerini söyledi.Esra ÖZARFAT/ BURSABSK Metropark, sağlık turizminde Suriye, Irak ve Kıbrıs’a odaklandıDidem AKIN AKÇAY/ ADANAYalnızca Adana’ya değil, bölgeye hizmet sunma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren BSK Metropark Hastanesi, önümüzdeki günlerde devreye almaya hazırlandığı yeni servislerle hizmet alanını genişletmeye odaklandı. Tıbbi onkoloji, plastik cerrahi, fizik tedavi rehabilitasyon ve sporcu sağlığı merkeziyle faaliyet alanını genişleteceklerini bildiren Hastane Genel Müdürü Dr. Tansel Turan, “Bir yandan hastane donanımızı geliştirirken bir yandan da sağlık turizmi alanında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öncelikle Suriye, Irak ve Kıbrıs’ta birtakım işbirliği ve ortaklıkla pazar payımızı artırmayı planlıyoruz. Halen bu ülkelerden önemli sayıda hasta alıyoruz” diye konuştu. Toplam 16 bin metrekare alan üzerine kurulu olan ve 2009 yılından bu yana faaliyet gösteren hastanenin 7 katta, 122 yatak kapasitesi bulunduğunu belirten Turan, 18 adet erişkin ve 10 adet yeni doğan yoğun bakım yatağına sahip olduklarını dile getirdi. Dr. Turan, şunları söyledi: “Beş ameliyathane ve iki doğumhanesi bulunan BSK Metropark Hastanesi, kardiyoloji, kardiyovaskuler cerrahi, kanser cerrahisi, obezite cerrahisi, beyin ve omuriliği cerrahisi, ortopedi ve hareket cerrahisi, üroloji, kadın doğum, girişimsel radyoloji konularında hasta kabul ediyor. Aynı zamanda göz hastalıkları konusunda da donanıma sahip merkezimizde, katarakt cerrahisi, retina hastalıkları ve cerrahisi konularında hizmet sunuluyor. Tüm bunların dışında çocuk hastalıkları ve çocuk cerrahisi, göğüs hastalıkları ve uyku bozuklukları laboratuvarı, nöroloji ve biyofeedback alanlarında, gastroenteroloji, nefroloji, enfeksiyon hastalıkları gibi üst ihtisas alanlarında hastalara yardımcı oluyo-ruz.” Hastanenin geçtiğimiz yıl Joint Commission International (JCI) tarafından verilen uluslararası kalite ve akreditasyon belgesini almaya hak kazandığını belirten Turan, engellilerin hastane için özel bir öneme sahip olduğunu söyledi. Turan, “Hastanemizin tüm yapısını engellilere uygun hale getirerek ‘Engelsiz Mekan’ plaketini almaya hak kazandık. Bunun yanında iki ayrı engelli spor kulübünün sponsoruyuz. Bölgemizi başarıyla temsil eden ve bu sezon birinci lige çıkacağını tahmin ettiğimiz Büyükşehir Belediyesi AGİAD Kız Basketbol Takımı’nın da sağlık sponsorluğunu yürütüyoruz. Çukurova Endura Motosiklet Kulübü de sponsoru olduğumuz spor kuruluşlarından bir diğeri” diye konuştu. “Sağlık turizmi kentimiz için önemli bir fırsat” Adana Sağlık Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan Tansel Turan, bu çerçevede de bölgede önemli çalışmalar yürüttüklerini bildirdi. “Sağlık turizmi, Adana’nın ekonomik kurtuluşunun en önemli fırsatlarından biri” diyen Turan, şöyle devam etti: “Suriye, Irak, Lübnan hatta Ürdün, İsrail, Kıbrıs gibi ülkeler sağlık turizminde önemli pazarlar. Sağlık turizmi son dönemde meydana gelen siyasi gelişmeler sonrası daha da önem kazandı ve pazar büyüdü. Adana biraz geç kaldı ancak elindeki olanaklar o kadar fazla ve güçlü ki fark, çok rahat kapatılabilir. Kentimizde çok güçlü ve donanımlı hastaneler var. Adana’da gerek kamu hastanelerinde gerekse özel hastanelerde her türlü hastalık en iyi teknolojiler ve en yetkin hekimlerle en doğru şekilde tedavi edilebilir. Öncelikle Suriye, Irak ve Kıbrıs’ta birtakım işbirliği ve ortaklıkla pazar payını artırmayı planlıyoruz. Halen bu ülkelerden önemli sayıda hasta alıyoruz.”Teknolojik gelişmeleri sektörüne yansıtarak, tanı ve teşhisin yanı sıra tedavi alanında da hizmet vermeye başlayan Burtom, 2.5 milyon dolarlık yatırımla nükleer tıp merkezi kuruyor. Önümüzdeki aylarda faaliyete başlaması beklenen merkez, Bursa ve çevre iller için kanser hastalıklarının teşhisi konusunda hizmet verecek. Burtom, 23 merkezde günde 4 bin tetkik yapıyor. Burtom Sağlık Grubu bünyesinde 35 hekim, 30 radyoloji uzmanı, üç mikrobiyoloji ve biyokimya uzmanının yanı sıra 300’e yakın sağlık personeli görev yapıyor. Bursa’da 1994 yılında tıbbi görüntüleme alanında Radyoloji Uzmanı Doktor Erol Kılıç tarafından kurularak hizmet vermeye başlayan Burtom Sağlık Grubu, bugün görüntüleme ve laboratuvar konusunda Bursa’da beş ayrı noktada hizmet veriyor. Bu yıl nükleer tıp merkezi açmak için hazırlıklarını tamamlayan Burtom Özel Sağlık Tesisleri Genel Müdürü Uzman Doktor Erol Kılıç, “Burtom olarak hedefimiz ilk planda ileri görüntüleme dediğimiz, MR, tomografi, ultrason, ağız ve diş sağlığına hizmet etmek üzere, panoramik röntgen, mamografi, röntgen ve aklınıza gelen her türlü teşhis yöntemlerini kullanarak tedaviye yardımcı olmak. Görüntüleme ve laboratuvar konusunda şu an Bursa’da beş ayrı noktada hizmet veriyoruz. 23 merkezde günde 4 bin tetkik yapıyoruz” dedi. 2008 yılına kadar, sağlığın sadece teşhis tarafında yer aldıklarını kaydeden Kılıç, 2008’den sonra Nilüfer’de 4 bin metrekarelik bir alanda Biyofiz Tıp Merkezi’ni kurduklarını ve burada fizik tedavi rehabilitasyon, nöroloji, dâhiliye ve göğüs hastalıkları olmak üzere dört ana klinik branşta hizmet verdiklerini ifade etti. Devam eden projelerin yanı sıra 2011 yılın-da mevcut yapılarda yenileme ve genişleme yapacaklarını ifade eden Erol Kılıç, 2010 yılında 3 milyon Euro yatırım yaptıklarını belirtti. 2011’de yatırımlarının süreceğini anlatan Kılıç, yıl içinde yapılacak yatırımların 2.5 milyon Euro’yu geçeceğini kaydetti. Bursa merkezde kanser hastalıkları teşhisinde kullanılan bir cihaz yatırımı yaptıklarını anlatan Erol Kılıç, bir nükleer tıp merkezi kurma hazırlıklarını da tamamladıkları bilgisini verdi. Kılıç, şunları söyledi; “2011 yılı içinde açılacak olan merkez Atatürk Caddesi üzerinde bin metrekarelik alanda kuruldu. Böylece tanı kısmına nükleer tıp hizmetlerini de ekledik. Bu yatırım Bursa ve çevre iller için bir kazanç olacak. 2.5 milyon dolarlık yatırım tamamlandı. Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlandırmayı bekliyoruz. Ardından hizmete başlayacağız.”Özel İzmit Kadın Sağlığı gebeliği ‘evde’ takip edecekKOCAELİÖzel İzmit Kadın Sağlığı ve Doğum Merkezi, gündemine ‘suda doğum’ ve ‘evde gebelik takibi’ni aldı. Merkez olarak, sadece kadın ve bağlantılı dallar olan dahiliye ile çocuk hastalara hizmet verdiklerini söyleyen Özel İzmit Kadın Sağlığı ve Doğum Merkezi ortaklarından Kadın Doğum Uzmanı Dr. Ertan İzgiç, “Amacımız kadının rahatsızlıklarını, dahili, endokrinolojik ve psikolojik, çok daha geniş bir yelpazede değerlendirmek” dedi. Kliniklerinin 750 metrekare kapalı alana sahip olduğunu söyleyen İzgiç, “Kliniğimiz sekiz yataklı bir cerrahi dal merkezidir. Tam teşekküllü bir ameliyathane ve doğumhane mevcut. 20hemşire ve personel çalışmaktadır. Üç kadın doğum, bir çocuk, bir dahiliye, bir anestezi ve bir de mikrobiyoloji olmak üzere toplam yedi uzmanla hizmet veriyoruz” diye konuştu. “Geleceğe yönelik planlarımızda suda doğum ve hastanın evinde gebelik takibi var” diyen İzgiç, “Kliniğimizde dönem dönem sağlık alanında çalışanlara ve emeklilereyönelik kampanyalar ve ücretsiz muayene günleri uygulanmaktadır” ifadesini kullandı. Sağlık sektörünün devamlı yatırım gerektiren bir sektör olduğunu kaydeden İzgiç, şunları söyledi: “Sağlık giderleri ülke ekonomilerine ciddi bir yük getirmektedir. Bu yüzden pek çok ülkede masraflı bazı tedaviler ödeme kapsamından çıkartılmaktadır. Örneğin bizde, ödenen tüp bebek yöntemi, çoğu ülkede ödenmemekte. Ancak ülkemizde de ‘ağrısız doğum’ gibi doğum şekillerine de normal doğum harici bir ödeme yapılmamaktadır. Bu da sağlık işletmelerinde yapılan işlem çeşitliliğini azaltmakta ve kaliteyi etkilemektedir. Ülkemizde özel sağlık sigortacılığı yaygınlaştıkça sağlık daha ileri gidecektir.”
TIP&SAĞLIK 17 FUARAlvimedica, Çatalca’yı ‘sağlık vadisi’ yapacakGirişimsel kardiyoloji alanında faaliyet gösteren ve üretimiyle ön plana çıkan Alvimedica, Çatalca Belediyesi ile yaptığı işbirliği çerçevesinde, bu bölgede bir ‘sağlık vadisi’ projesi için çalışmaya başladı. Alvimedica Genel Müdürü Mehmet Özkan, “Gelişmiş ülkelerin belli bölgelerinde bu tip faaliyetler var. Hedefimiz Çatalca’yı dünyadaki bu konuda ismi duyulmuş merkezlerden biri haline getirmek” dedi. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulacak en önemli kaynak olan ‘kalifiye işgücü’ yetiştirmek için, Medikal Cihaz Teknik Lisesi projesi üzerinde çalıştıklarını da belirten Özkan, “Ek olarak üniversite-endüstri işbirliğimizi daha da artırarak bu konudaki lider araştırma üniversitelerinden birini kurmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Özkan, 2010’da gruplaşma yapısı oluşturduklarını da kaydederek, bu çerçevede Türkiye dışında ilk olarak Hollanda’da Alvimedica BV’yi kurduklarını, Türkiye’de de Alvimedica Sağlık Ekipmanları Pazarlama Satış ve Dağıtım AŞ’yi kurarak, Türkiye ve dünyadaki satış pazarlama alanındaki tüm yapılanmalarını bir çatı altında topladıklarını duyurdu. Alvimedica’nın faaliyet gösterdiği ürün gruplarında dünyadaki lider firmalardan biri olma yolunda hızla büyüdüğünü belirten Özkan, “Girişimsel kardiyoloji alanındaki ürün yelpazemizi genişletiyoruz. Bunun yanı sıra farklı branşlarda da ürünler geliştirmek suretiyle; ülkemizin medikal teknoloji ürünlerine yönelik ihtiyaçlarına cevap verecek ve yurtdışı bağımlılığını azaltacak Ar-Ge ve Ür-Ge projeleri yürütüyoruz” diye konuştu. Özkan, “2011 yılı, bizim için öncelikle yurtdışı pazarında sesimizi daha da duyurmak istediğimiz bir yıl olacak” ifadesini kullandı.Plinth, sedyede kendi markasını oluşturuyorİngiliz bir firma adına, Mersin’de 2007 yılından bu yana hasta bakım sedyesi üretimi gerçekleştiren Plinth Demir Sedye, bu yıl kendi markası ile yurtiçi ve dışında satışa başlıyor. İngiliz firma için yaptıkları üretimin devam edeceğini bildiren firma sahibi Metehan Bilister, kendi markalarıyla iç pazarın yanı sıra Dubai, Suriye, Amerika ve Ermenistan’a da satış yapacaklarını söyledi. Çalışmalarını bin 750 metrekare alanda sürdürdüklerini kaydeden Metehan Bilister, bu yıl kendi markaları ile satışa sunacakları iki yeni sedye modeli üzerinde çalıştıklarını ve böylece ürün çeşitlerini 13’e yükselteceklerini ifade etti. Markaları Plinth’i, katılacakları yurtiçi ve dışı fuarlarla tanıtmayı planladıklarını dile getiren Bilister, yılı yüzde 50 büyümeyle tamamlamayı hedeflediklerini kaydetti. Geçen yıl gerçekleştirdikleri enjeksiyon makinesi yatırımı ile sedyelerin deri döşemelerinin kaplamasını kendi bünyelerinde yapmaya başladıklarını hatırlatan Metehan Bilister, bu yıl yapacakları yeni makine yatırımıyla da sedye yüzeylerini tek parça dikişsiz olarak kaplayacaklarını söyledi. Zımba teli kullanılmayacak olması nedeniyle daha hijyen bir ürün olacağına dikkat çeken Bilister, “Türkiye’de bu sistem farklı ürünlerde kullanılıyor ancak sedyede bir ilke imza atmış olacağız” dedi. Bu yıl Türkiye’deki yapılanmalarına ağırlık vereceklerini bildiren Metahan Bilister, İstanbul’da bir firma ile anlaşma aşamasında olduklarını söyledi. Büyük bir firmaya ana bayilik vereceklerini ve bu firmanın alt bayiler oluşturacağını kaydeden Bilister, yeni anlaşmaları ile üretim kapasitelerinin yaklaşık yüzde 25 artacağını dile getirdi. Bunun yanında Amerika’dan sipariş aldıklarını ve Amerika adına üretime başladıklarını da ifade eden Bilister, Dubai, Suriye ve Ermenistan ile de görüşmeler yaptıklarını söyledi. Geçen yıl ağırlıklı olarak İngiltere’ye çalıştıklarını ve çok iyi satışlar gerçekleştirdiklerini kaydeden Metehan Bilister, “İngiltere’de krizin etkileri bu yıl kendisini göstermeye başladı. Geçen yıl ise oldukça iyi satışlar gerçekleştirdik ve bu dönemde yaklaşık yüzde 200 büyüdük” ifadelerini kullandı. Bu yıl ise krizin etkilerinin artık ortadan kalktığı Türkiye üzerinde yoğunlaşacaklarını bildiren Bilister, 2011’de yaklaşık yüzde 50 büyüme hedefinde olduklarını kaydetti. Yeni bir pazarlama stratejisi başlattıklarına da değinen Metehan Bilister, bir panelvan minibüs içine dört adet sedye koyduklarını ve arzu eden müşterilerine bu sedyeleri götürüp kalitelerini bire bir görmelerini sağladıklarını söyledi. Oldukça iyi geri dönüşler aldıklarını ve bu aracı talep olması halinde Türkiye’nin her yerine gönderebildiklerini belirten Bilister, yıl sonuna kadar araç sayısını dörde çıkaracaklarını ifade etti.
18 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKLupamat,yeniürünleriylesatış rakamınıikiyekatlamayıhedefliyorİZMİRMaksaş Makine Satış Müdürü Levent Tuncer, rakiplerinden daha iyi olmak, hizmet kalitesini artırmak, ileri teknoloji kullanmak ve fark yaratmak isteyen sağlık kuruluşlarının Lupamat yağsız kompresörlerini tercih ettiğini dile getirdi. 42 yıldır kompresör üretimi yapmalarına karşın, geçen yıl başına kadar ürün portföyünde sadece iki model yağsız kompresör bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Bu nedenle her ihtiyaca yanıt veremiyorduk. Japon Anest Iwata firmasıyla yaptığımız işbirliğinin sonuçlarını geçen yıl başında aldık. Şu an 1 beygirden 15 beygire kadar yağsız basınçlı hava üretimi yapan yedi modelimiz var. Bu da yağsız hava kompresörlerinde en küçük diş muayenehanesinden, orta boyutlu bir hastaneye kadar hemen her türlü ihtiyacı karşılayacak ürün çeşitliliğine ulaştığımız anlamına geliyor” diye konuştu. Geçen sene yeni ürünlerin tanıtımıyla ilgili yoğun bir çalışma yaptıklarını vurgulayan Tuncer, “Bu ürünün hedef kitlesini hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, diş klinikleri, ilaç ve gıda firmaları oluşturuyor. Biz de bu kapsamda sektörel dergi ve fuarlarda kendimizi gösterdik. Çok iyi geri dönüşler aldık. Hatta önümüzdeki yıl İstanbul’da yapılacak olan İDEX 2012 - Ağız Diş Sağlığı Cihaz ve Ekipmanları Fuarı’nda yerimizi şimdiden ayırttık. Bu ürünler yeni olmalarına karşın çok iyi bir satışdüzeyi yakaladı. Bu yıl, geçen yılın satış rakamlarını ikiye katlamayı hedefliyoruz” dedi. Yağsız modellerin depo üstü kompresörler olarak ya da daha sessiz ortamlar için kabin içinde imal edilebildiğini ifade eden Tuncer, “Paslanmayı engellemek için standart olarak galvanizli hava tankları kullanıyoruz. Temiz, güvenli bir enerji türü olması nedeniyle gün geçtikçe pek çok alanda yağsız basınçlı havanın kullanımı gerekli hale geliyor. Bunların başında da sağlık ve gıda sektörleri var. Günümüzde işletmeler seçtikleri üretim yöntemlerinde, sonuçları risk taşımayan ve ne olduğundan kesinlikle emin oldukları sistemleri tercih ediyorlar” dedi. Yağsız basınçlı havanın dişçilik, sağlık, gıda sektörlerinde ve hastanelerde genellikle solunum havası sağlanmasında kullanıldığını anlatan Tuncer, “Bu modeller elektrik, elektronik, çimento, otomotiv, cam, tekstil, kağıt, metalurji, demir-çelik, kimya, petrokimya, ilaç, meşrubat gibi sektörlerde ise hassas pnömatik kontrol devrelerinde, üretim malzemeleri ile temas eden havada, robot ve makine sistemlerinde, boyama ve kaplama işlemlerinde kullanılıyor. Basınçlı hava eğer yağsız bir kompresörle elde ediliyorsa, normal kompresörlerde olduğu gibi hava içindeki yağın alınması için yüksek maliyetli ve kullanımı zaman zaman risk taşıyan yağı alıcı filtreleme işlemi gerekmiyor” diye konuştu. Türkiye’deki sağlık tesislerinin çok büyük bir bö-5 YENİ MODELGeçen yıl, yağsız hava kompresörlerinde beş yeni modeli ürün gamlarına eklediklerini belirten Maksaş Makine Satış Müdürü Levent Tuncer, “Bu yıl, geçen yılın satış rakamlarını ikiye katlamayı hedefliyoruz” dedi.lümünün standart kompresör sistemleri ve hava filtrelerini kullandığını dile getiren Tuncer, “Bu ciddi bir risk taşıyor. Çünkü filtrenin herhangi bir nedenle devre dışı kalması durumunda, yağın sisteme sızması ihtimali var. Bu elde edilen havanın kalitesini düşürmesi, ciddi sağlık sorunları yaşanması yanında, zor ve zahmetli bir temizlik işlemi gerektiriyor” dedi.Est Panel, PN’de ‘rehbere uygun temiz oda’ için hazırÇORLUÖzel Konak Hastanesi ek bina yatırımı yapacakKOCAELİİlaç, gıda, otomotiv ve elektronik sektörüne ‘temiz oda’ üretimi ve montajı yapan Est Panel Sistemleri, ciddi hastalarda yara iyileşmesi sağlayan, Kaşeski’yi (kötü beslenmeyle birlikte ortaya çıkan aşırı düşkünlük) önleyen, çocuklarda büyümeyi sağlayan Parenteral Nütrisyon’un (PN - Parenteral Beslenme) üretiminde, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği normlarda ‘temiz oda’ projelerine adım atıyor. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün geçen yıl yayınladığı “Total Parenteral Nütrisyon İçin Güvenli Uygulamalar Rehberi” ne göre, kontrolsüz koşullarda hazırlanan ve çok şişeli PN uygulamasının önüne geçmek için şart koşulan “temiz oda” üretimi için gerekli hazırlıklarını tamamladıklarını kaydeden Est Panel Sistemleri Yönetici Ortağı Nüvit Kırçuval, “Bu beslenme solüsyonları kontaminasyon durumunda bakteri ve mantar üremesine çok açıktır. Bunun önüne geçmek PN’u, steril ‘temiz oda’lar da ve Laminer Air Flow (Laminer hava) altında otomatik karıştırıcı aletler kullanarak hazırlamak gerekiyor. Biz bu konudaki uzmanlığımızı harekete geçirerek konuyla ilgili modüler yapımızı hazırladık, anahtar teslimi üretime hazırız” şeklinde konuştu. Eczacıbaşı, Mustafa Nevzat, San-doz, Berko, Atabay, Deva, Avis gibi ilaç firmalarının üretim tesislerinin temiz odalarını inşa ettiklerini belirten Kırçuval, “Eczacıbaşı’nın tesislerini yaparken, temiz oda panellerini ithal ederek İtalyan montör yönetiminde kendi ekibimizle kurduk. Bu operasyondan sonra önemli bir deneyim kazandık, Eczacıbaşı bittikten sonra Sandoz’un bir işi vardı. Sandoz’un işini yaparken de yine yurtdışından temiz oda için paneller, kapılar, asma tavanlar, aksesuarlar, passbox’lar, air shower’lar gibi ürünleri İtalya’dan getirirken bazı güçlüklerle karşılaştık. Üretici firma malzemeleri zamanında yetiştiremedi. Bu lojistik sorunlardan sonra bu ürünleri üretmeye karar verdik” dedi. Üretim için gerekli malzemelerin yüzde 80’inin Türkiye’den tedarik edebildiklerini ifade eden Kırçuval, İtalyan dizayner yönetiminde bütün teknik bilgilere ulaştıklarını söyledi. Kırçuval, şöyle devam etti: “Türkiye’de daha önceden ithal temiz panellerin montajı yapılıyordu. Biz yüzde 90 yerli üretimi gerçekleştirerek, yaklaşık 10 milyon Euro’luk bir ithalatı engelledik.” 2010 yılında toplam 25 bin metrekare temiz alan inşa ettiklerini kaydeden Kırçuval, “Yılda 50 bin metrekare temiz oda paneli üretme kapasitesine sahibiz. 2011’in ilk yarısındaki kapasitemiz dolu.”İzmit’te 2006 yılında faaliyete geçen ve 84 yatak kapasitesi ile hizmet veren Özel Konak Hastanesi, TSE ISO 9001:2008 sertifikasının yanı sıra geçen yıl, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptığı sınıflamada A sınıfı olmaya hak kazandı. Kadın doğum, çocuk hastalıkları, yeni doğan doğum bakım, kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi alanında hizmet verdiklerini söyleyen Özel Konak Hastanesi İcra Kurulu Direktörü Opr.Dr.Ömer Vefik Özozan, “Bunun dışında plastik ve estetik cerrahi, cildiye, genel cerrahi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, nöroloji, beyin cerrahi, dahiliye, enfeksiyon, göz ve kulak burun boğaz hastalıkları, anesteziyoloji klinikleri mevcut. Ayrıca, fizik tedavi, ağız diş sağlığı üniteleri bulunmaktadır” dedi. Hastanede KVC, genel ve koroner yoğun bakım servislerinin de olduğunu söyleyen Özozan, “Anjiyo laboratuvarı ve doğumhane, psikolog ve diyetisyen mevcut. Hastanede üç odalı ve bir adet uyanma odası olan tam teşekküllü ameliyathane de var. Biyokimya uzmanı yönetiminde bir adet biyokimya laboratuvarı ve radyoloji uzmanı yönetiminde görüntüleme merkezi USG, Doopler USG, bilgisayarlı tomografi, mamografi, düz grafi ve skopi de mevcut” diye konuştu. Yoğun bakım, görüntüleme merkezi, laboratuvar, ameli-yathane ve doğumhaneyi büyütmek için ek bina yapacaklarını söyleyen Özozan, şöyle devam etti: “Yeni idari birim odaları ve hastane yatakları inşa edilecek. Bazı yeni ünitelerin eklenmesini de planlıyoruz. Bu yıl yeni ek bina ile hastane fiziki şartlarını iyileştirerek daha fazla hastaya hizmet vermeyi düşünüyoruz. Sağlık turizmi konusunda altyapı oluşturarak hangi alanlarda potansiyel olduğunun ortaya konması da hedeflerimizin arasında.” “2010 yılında yaşanan en önemli olaylar hastane sınıflaması ve fark ücret oranlarının arttırılması olmuştur. Bu durum özel hastanelere biraz rahatlama getirmiştir ve karamsarlığın yerini iyimserlik almıştır” diyen Özozan, şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı’nın acil ve yoğun bakımlara yönelik kademelendirme çalışmaları ve yeni düzenlemeler özel hastanelerin bir takım zorunlu değişiklikler ve düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır. Sağlık Bakanlığı, hastane kadroları ile ilgili bir takım imkanlar tanıyarak sektörü bu konuda biraz rahatlatmıştır.”
TIP&SAĞLIK 19Mes Alüminyum’un yeni ürünü haziranda piyasadaEmre KAYAY/GEBZEAvrupa genelinde alüminyum alaşımlı yüksek basınçlı gaz tüplerini üreten iki firmadan biri olan Mes Alüminyum, yeni ürünü olan 7000 serisini haziran ayında pazara sunacak. Otomotiv yan sanayi, savunma sanayi ve enerji sektörünün yanı sıra sağlık kuruluşları ve hastanelere de alüminyum alaşımlı yüksek basınçlı gaz tüpleri üreten Türkiye’deki tek, Avrupa’daki iki firmadan biri olan Mes Alüminyum, özellikle medikal oksijen tüplerindeki ürün gamını genişletmeye de-vam ediyor. Yılda 1 milyon adet alüminyum alaşımlı tüp ürettiklerini bunun da yaklaşık yüzde 20’lik kısmının tıp ve sağlık sektöründe kullanılan tüplerden oluştuğunu söyleyen Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Cenk Düzyol, “Tıp sektöründeki yeni ürünümüz olan 7000 serisi alüminyum alaşımlı tüpleri bu yılın ikinci yarısından itibaren pazara sunacağız” dedi. Tıp-sağlık sektörüne yönelik alüminyum alaşımlı 1 litreden 10 litreye kadar medikal oksijen tüpleri, solunum cihazları, kuvözler, oksijen kitleri ve anestezi cihazlarında kullanılan çeşitli medi-kal gaz tüplerini ürettiklerini belirten Düzyol, 7000 serisi tüplerin, savunma sanayinde roket yapımında kullanılan aynı malzemeden üretileceğini, dolayısıyla tüplerin daha hafif ve mukavemetinin daha güçlü olacağını ifade etti. Cirolarının yüzde 2’lik kısmını Ar-Ge faaliyetlerine ayırdıklarını ve Ar-Ge sonucu ortaya çıkan bu ürün için kalıp ve sertifikasyon yatırımı yaptıklarını söyleyen Düzyol, alüminyum tüplerin, çelik tüplere kıyasla oldukça hafif olduğunu bu açıdan kullanımının kolaylık sağladığını ifade etti. Düzyol, alüminyum alaşımlı yüksek basınçlı gaz tüp-lerinin üretimi konusunda Avrupa’daki iki firmadan biri olduklarını söyledi. Özellikle 7000 serisi tüpler için yurtdışındaki büyük gaz firmalarıyla görüşme halinde olduklarını sözlerine ekleyen Düzyol, yeni ürünle ilgili kasım ayında Avrupa’nın en büyük tıp fuarı olan Almanya’daki Medica Fuarı’na katılacaklarını belirtti. Haziran ayında pazara sunacakları yeni ürünleri 7000 serisinin kendilerine prestij anlamında çok şeyler katacağını vurgulayan Düzyol, “Bu ürünün faydalarını Medica Fuarı’ndan sonra 2012 yılından itibaren göreceğimizi tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu.Merkez Hastanesi ‘fiziki yenilenme’ yatırımı yapacakEmre KAYAY/GEBZEGebze’de 2003 yılında kurulduklarını ve Kocaeli, Gebze, Dilovası, Darıca ve Çayırova’ya hizmet verdiklerini belirten Merkez Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Höbek, 50 yataklı hastanelerinde, 14 yeni doğan yoğun bakım ünitesi ile üç adet ameliyathane bulunduğunu söyledi. Höbek, bununla birlikte 203 kişilik personelleriyle, kalp-damar haricindeki ortopedi, kadın-doğum, mikro cerrahi ve diğer bölümlerde 24 saat hizmet verdiklerini ifade etti. Gebze bölgesinde sanayi kuruluşlarının yoğun olmasından dolayı, iş kazalarının çok görüldüğünü vurgulayan Höbek, bölgede mikro cerrahi alanındaki tecrübeli personelleriyle hizmet verdiklerini söyledi. Kuruldukları günden itibaren teknolojik anlamda yatırımlar yaptıklarını, önümüzdeki dönemden itibaren hastanelerine fiziki anlamda yatırımlar yapacaklarını vurgulayan Höbek, şöyle devam etti: “8 yıllık dönemimizde şimdiye kadar hep teknolojik yatırımlar yaptık. Önümüzdeki dönemde hizmet kalitemizi artırmaya yönelik VIP odaları ve binamızın dış görünümüne yönelik ciddi yatırımlar yapacağız.” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan OSGB (Ortak Sağlık Güvenlik Birimi) yönetmeliğince, Gebze’deki Plastikçiler OSB’de kurdukları İleri Sağlık Merkezi ile sanayi kuruluşlarına koruyucu hekimlik yaptıklarını dile getiren Höbek, buradaki sanayi kuruluşlarına iş sağlığı ve iş güvenliği konularında hizmet verdiklerini kaydetti. İleri Sağlık Merkezi’ni sanayi kuruluşlarına iş güvenliği ve iş sağlığı eğitimleri ile koruyucu hekimlik verebilmek amacıyla kurduklarını belirten Höbek, İleri Sağlık Merkezi bünyesinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, fabrikalardaki risk analizlerini gözler önüne serdiklerini, iş yerinde güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için işyeri hekimi ve iş güvenliği sorumlusuyla ortak çalışma içinde yer aldıklarını kaydetti.
20 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKAbbott’un geçen yılki Ar-Ge yatırımları 3.7 milyar dolar olduİlaç, beslenme ürünleri, tıbbi cihazlar ve tanı gereçlerine yönelik üretim, Ar-Ge ve pazarlama faaliyetleri yürüten Abbott International’ın Türkiye Genel Müdürü Emin Fadıllıoğlu, tüm dünya çapında 2010 gelirlerinin 35.2 milyar dolar olduğunu, Ar-Ge yatırımlarının ise 3.7 milyar doları bulduğunu söyledi. Abbott’un 100 yılı aşan bir geçmişe sahip olduğunu kaydeden Fadıllıoğlu, firmanın sağlık alanında teknoloji geliştirmeye odaklandığını, geniş bir yelpazede medikal ürün içeriğiyle yeni doğanlardan yaşlılara kadar insan sağlığına hizmet verdiğini ifade etti. Fadıllıoğlu, tüm dünyada yaklaşık 90 bin kişiyi istihdam eden Abbott’un, ürünlerini 130’dan fazla ülkede pazarladığını da kaydetti. Abbott’un 1987 yılından beri Türkiye’de faaliyet gösterdiğini hatırlatan Fadıllıoğlu, “Abbott Türkiye, 800’ü aşkın çalışanı ile ilaç, beslenme, diyabet ürünleri ve medikal cihazlar gruplarında hizmet veriyor. Faaliyetlerimiz sadece ilaçla sınırlı değil, firmamızın ürünleri ‘sağlık hizmetleri’ dediğimiz, beslenme ürünleri, medikal cihazlar ve tanı gereçlerinin de dahil olduğu geniş bir yelpazeyi içeriyor. Bu çeşitlilik, sağlık alanında önemli bir bilgi birikimi ve deneyim zenginliğini beraberinde getiriyor” diye konuştu. Türkiye’de sağlık hizmeti ve hastaya verilen desteğin giderek geliştiğini ifade eden Emin Fadıllıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bununla beraber bu endüstrideki paydaşların rolleri de yeniden tanımlanıyor. Doğal olarak ilaç endüstrisi önemli değişimler yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Satış mümessili ile doktor arasındaki ilaç tanıtımına dayalı modelden, birden fazla paydaşın karar sürecinde yer aldığı daha detaylı bir modele geçiliyor. Artık ürünü hizmete sunuş ve hizmette tutuş stratejileriniz net değilse ve topluma bir katma değer yaratmıyorsa, hekim tanıtımı tek başına yeterli olmuyor.” Fiyat ve geri ödeme düzenlemeleri nedeniyle 2010 yılının ilaç endüstrisi için zor bir yıl olduğunu dile getiren Fadıllıoğlu, “Yenilikçi ürünlerin hizmete sunuluşunun uzun süre alması, ziyaret kısıtlamaları, karşılaşılan sıkıntılara örnek olarak verilebilir. Mevcut sağlık sistemi verilerinin saydam bir şekilde endüstri ile paylaşılarak, ortak çözüm üretme süreçlerinin yaratılması bu sorunların üstesinden gelmemizde fayda sağlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.Echomar,yeni yatırımlarlabüyüyorGeçtiğimiz ay Özel Ataköy Hastanesi’ni bünyelerine kattıklarını belirten Dr. Serdar Mutlu, satın alma ve yatırımlarını sürdüreceklerini, önümüzdeki süreçte, şubelerinin bulunmadığı bölgelerde yeni hastane ve görüntüleme merkezi yatırımı yapacaklarını söyledi.nuştu. Hastanede altı yetişkin yoğun bakım yatağı ve iki yeni doğan yoğun bakım yatağı bulunduğunu belirten Mutlu, “Hastanemiz bünyesinde; dahiliye, kadın doğum, cerrahi, çocuk, üroloji, nöroloji, göz, KBB, beyin cerrahisi, ortopedi, plastik cerrahi, fizik tedavi, radyoloji, anesteziyoloji, göğüs hastalıkları, dermatoloji, diyetisyen ve laboratuvar branşları mevcut. Olmayan branşlarda da konsültan hekim davet ederek, hastalarımıza yardımcı olmaktayız” ifadesini kullandı. Yeni yatırım planları kapsamında şubat ayı itibariyle Özel Ataköy Hastanesi’ni bünyelerine kattıklarını kaydeden Serdar Mutlu, şunları söyledi: “40 yataklı hastanemizin, üç ameliyathanesi ve üç doğumhanesi bulunuyor. Hastanede yedi yetişkin yoğun bakım yatağı, iki yataklı koroner yoğun bakım yatağı ve dört yeni doğan yoğun bakım yatağı mevcut. Hastanemiz bünyesinde; dâhiliye, kadın doğum, cerrahi, çocuk, üroloji, nöroloji, göz, KBB, beyin cerrahisi, ortopedi, plastik cerrahi, fizik tedavi, radyoloji, anesteziyoloji, göğüs hastalıkları, dermatoloji, diyetisyen, laboratuvar branşları mevcut. Bu hastanemizde de olmayan branşlarda konsültan hekim davet ederek hizmet veriyoruz” dedi. Türkiye’deki hastaların yanı sıra yurtdışından gelen hastaların tedavi süreçlerinde sağlık turizmine yönelik çalışmalar yaptıklarını da belirten Mutlu, Özel Echomar Göztepe Hastanesi’nin bu alanda hizmet verdiğini kaydetti. Mutlu, “Hastanemiz yaptığı, anlaşmalarla her geçen gün yurtdışından hasta sayısını artırmaktadır. Hastanemiz genel bir hastane olduğundan yurtdışından gelen tüm hastalar hastanemizde bulunan bütün branşlardan hizmet alabiliyor. Ancak bu hastalarımız daha çok cerrahi branşları seçmektedir. Başta beyin cerrahi, genel cerrahi, üroloji, plastik cerrahi, KBB olmakla birlikte, Check up ve diğer branşları tercih eden hastalarımız bulunmaktadır” bilgisini verdi. Mutlu, sağlık hizmeti verdikleri ülkeler arasında, Almanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, İsviçre, İsveç, Romanya, Makedonya, Rusya, Azerbaycan, Irak, İran, Libya, Kırgızistan, Türkmenistan gibi ülkeler yer aldığını ifade etti.Görüntüleme merkezi ile 24 yıl, Özel Echomar Göztepe Hastanesi ile 19 yıldır sektörde faaliyet gösteren Echomar Sağlık Grubu, şubat ayında Özel Ataköy Hastanesi’ni bünyesine kattı. Hastane, şu an Özel Echomar Ataköy Hastanesi adıyla faaliyetlerini sürdürürken, Grup, yeni yatırımlar için arayışta. Echomar Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Serdar Mutlu, hayata geçirmeyi düşündükleri iki, üç proje daha bulunduğunu belirterek, “Yeni yatırım ve satın alma konusunda planlarımız var. Hastalarımızın kolaylıkla ulaşabileceği, şubelerimizin bulunmadığı yerleri tespit ederek, yeni hastane ve özellikle görüntülemede o noktalarda hizmet vermeyi planlıyoruz” dedi. Echomar Sağlık Grubu olarak, görüntüleme ve laboratuvar hizmetleri, poliklinik ve hastane hizmetlerini verdiklerini hatırlatan Mutlu, Özel Echomar Göztepe Hastanesi’nin 1992 yılından bu yana İstanbul Anadolu yakasında hizmet verdiğini kaydetti. Mutlu, “Hastanemiz 56 yataklı, 24 saat hizmet veren tam donanımlı acil hizmet ambulansı, üç ameliyathanesi ve üç doğumhanesi olan, ISO–9000 kalite belgesine sahip, kurumsallaşmış bir sağlık kurumudur” diye ko-Biodpc, portföyüne iki yeni ürün eklediSağlık sektöründe biyokimya ürünleri ithalatıyla faaliyet gösteren Biodpc, geçen yıl iki yeni ürünün daha ithalatına başladı. Biodpc Genel Müdürü Şeref Atik, geçtiğimiz yıl moleküler ve genetik cihazların ve testlerinin ithalat servis ve satış hizmetlerine başladıklarını söyledi. Bu ürünlerin GeneXpert Sistem ve NanoChip 400 Sistem olduğunu belirten Atik, “GeneXpert Sistem birbirinden bağımsız çalışan ve değişik testleri eş zamanlı gerçekleştirebilen modüllerden meydana geliyor. NanoChip 400 Sistemi ise, tek bir örnekte birden çok hedefi tespit etme ve aynı elektronik mikroarray üzerinde çoklu örneklerle walk-away analiz yapma özelliğine sahip otomatik bir platform” bilgisini verdi. Biodpc’nin, 1996 yılında faaliyetlerine başladığını belirten Atik, “Şirketimiz, hastalıkların ve diğer bazı klinik bulguların tanımlanmasında kullanılan laboratuvar testleri, doğru teşhisin konması ve tedavinin yapılmasında ve hastaların doğru biçimde izlenmesinde hekimlere önemli bilgiler sunuyor” dedi. Atik, firma olarak, Türkiye’deki her laboratuvarda en az bir tanı cihazlarının kullanılması hedefiyle faaliyet gösterdiklerini kaydetti. 2009 yılında şirket olarak satış hedefini tutturduklarını belirten Atik, “Buna karşın, özellikle tahsilat sıkıntıları öncelikle bayi satışlarında daha sonra da kurum satışlarında ciddi bir sıkıntı yarattı. 2010 yılına bu sıkıntıların eş-liğinde başladık. Daha da artan tahsilat problemleri, daralan ticaret hacminin yanı sıra SGK uygulamaları, 2010 satışlarımızda hedefimize tam olarak ulaşmamızı engelledi” dedi.
TIP&SAĞLIK 21 FUARPrimer, yaptığı satın alma Doruk Tıp, Nilüfer’de sağlık ile kadrosunu genişletti turizmi için hastane kuracakGAZİANTEP Hakan OĞUZ / BURSAÖzel Primer Hastanesi Müdürü Mehmet Kişi, hastane olarak, gelişme, iyileşme ve teknolojiyi kullanma konusunda Avrupa standartlarını yakalama hedefiyle hizmet sunduklarını söyledi. 2007 yılından bu yana Gaziantep’te hizmet verdiklerini ve hastanelerinde günde yaklaşık 25 ameliyat gerçekleştirdiklerini söyleyen Kişi, “Toplam 69 yatak kapasitesine sahibiz ve bunların içinde suit odalarımız da bulunuyor” dedi. 400 kişilik ekipleriyle hizmet verdiklerini kaydeden Kişi, “Hastanemiz toplam 7 bin metrekare alan üzerine kurulu olup, bünyemizde Acil Servis, Genel Cerrahi, Çocuk Hastalıkları, Kadın Doğum, Kardiyoloji, Dahiliye, Üroloji, KBB, Nöroloji, Beyin Sinir Cerrahi, Plastik Cerrahi, Ortopedi, Psikiyatri, Gastroenteroloji, Dermatoloji, Diyetisyen, Biyokimya Laboratuvarı, Mamografi, MR, Lazer, Anestezi ve Reanimasyon olmak üzere 21 branş üzerinde 40 doktorumuz ile hizmet vermekteyiz” diye konuştu. Geçen yıl yaklaşık 4 milyon dolar civarında yatırım yaptıklarını kaydeden Kişi, şöyle devam etti: “Bu yatırımla hastanemizin kapasitesini genişlettik. Sağlık Bakanlığı özel hastanelerin kadro genişlemesini 15 Şubat 2008 tarihindeki yönetmelikle durdurmuş oldugundan, İzmir’den 17 branşlı bir tıp merkezi satın aldık ve kadrolarını hastanemize aktararak, kapasitemizi ve doktor sayımızı artırmış olduk.” Kişi ayrıca, “Gaziantepspor, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor ve basketbol takımlarının sağlık sponsorluğunu yapıyoruz” dedi.Kısa bir süre önce temeli atılan Doruk Yıldırım Hastanesi’nin bu yıl kasım ayında hizmete gireceğini söyleyen Doruk Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mustafa Esgin, Nilüfer ilçesinde kurulacak ve sağlık turizmi alanında hizmet verecek yeni hastanelerini ise, 2012 yılında devreye almayı ve yurtdışından hasta ağırlamayı planladıklarını söyledi. Bursa’da 13 yıldır sağlık alanında hizmet veren Doruk Sağlık Grubu, Yıldırım ilçesinin ilk tam donanımlı özel hastanesi olan Doruk Yıldırım Hastanesi’nin temelini geçtiğimiz günlerde attı. Yedi bin metrekarelik alan üzerinde kurulacak olan hastanede, 33’ü yoğun bakım olmak üzere toplam 90 yatak hizmet verecek. 1998 yılı sonunda küçük bir tıp merkezi olarak yola çıktıklarını ve 2003’de Doruk Tıp ve Cerrahi Merkezi’ni hayata geçirdiklerini ifade eden Esgin, “2006 yılında Bursa’nın ilk özel hastanesi olan Özel Bursa Hastanesi’ni bünyemize katarak özellikle kadın doğum, çocuk ve 16 yataklı yeni doğan yoğum bakım ünitesi ile Bursa’da önemli bir boşluğu doldurduk” diye konuştu. 2007’de bir dal hastanesi olarak Doruk Yıldırım FizikTedavi Merkezi’ni hizmete aldıklarını dile getiren Esgin, son olarak da Yıldırım’da yeni bir yatırım kararı alarak, bu yıl sonunda hayata geçirmeyi planladıkları Doruk Yıldırım Hastanesi’nin temellerini attıklarını kaydetti. Esgin, bugün gelinen noktada hemen hemen tüm branşlarda multidisipliner anlamda hizmet verdiklerini ve 500’ün üzerinde çalışanları ve 80 doktorlarıyla sağlıkta Bursa markası olmak için hızla ilerlediklerini belirtti. Esgin, şöyle devam etti: “Doruk Yıldırım Hastanesi tamamlandığında Bursa’nın üçüncü büyük özel hastanesi olacak. Yeni hastanemizi 2011 yılında, Kasım ayında, saat 11.11’de açmak istiyoruz. Bu yatırımımızla Yıldırım, Gürsü, Kestel, İnegöl, Yenişehir, Bilecik, Tavşanlı ve Domaniç gibi çevre il ve ilçelerden de hasta ağırlayacağız.” Doruk Yıldırım Hastanesi’nin ardından kentin batı tarafında da Doruk Nilüfer Hastanesi’ni hayata geçirmeyi planladıklarını vurgulayan Esgin, “Orhaneli Yolu üzerinde kurulacak olan hastanenin 150 yataklı olmasını planlıyoruz ve temelini 2012’de atacağız. Hastanemiz uluslararası arenada akredite olacak. Bundan sonraki süreçte de Amerika ve Kanada gibi ülkelerden hasta ağırlamayı planlıyoruz” diye konuştu.
22 l SEKTÖR lTIP&SAĞLIKMedline,mobilteknoloji yatırımlarınahızverdiSağlık sektöründe hastane öncesi acil sağlık hizmeti ile faaliyetlerine başlayan Medline, 2009 yılında başlattığı yeniden yapılanma ile ‘yerinde sağlık ve acil durum ihtiyaçları’ karşılamaya başladı. Medline Pazarlama Direktörü Lerzan Altan, geçen yıl ise, sistemlerinde mobil teknolojiye ağırlık verdiklerini belirterek, entegre navigasyon projesini hayata geçirdiklerini kaydetti. Bu projeyle, alarm merkezi, ambulanslara, gidilecek adres bilgisini, merkezden bir tuşa basarak ambulans navigasyon sistemine yükleyebiliyor. Bu sayede, en uygun rota belirleniyor ve olay yerine daha kısa sürede ulaşılabiliyor. Altan, “Bunların dışında tıbbi danışma hizmetini telefon ile almak yerine web üzerinden doktorlarımızla yüz yüze görüşmek isteyen müşterilerimiz için internet tabanlı Görüntülü Tıbbi Danışma Hizmeti’nin testlerini başarıyla gerçekleştirdik” dedi. Geçen yıl, 10 adet ambulanslarını yenilediklerini ve renklerle ifade ettikleri bireysel hizmet paketlerinin içeriğini zenginleştirdiklerini de kaydeden Altan, “Bu sayede hedef kitlemizin, yerinde sağlık ihtiyacını karşılayacak şekilde yoğun bir hizmet sunduk. Bunun yansımasını da finansal sonuçlarımızda gördük” diye konuştu. Medline’ın kurumsal pazarda, 17 farklı sektörde 200’ün üzerinde anlaşmalı kuruma hizmet verdiğini kaydeden Lerzan Altan, kurumsal anlaşmalarla yaklaşık 2.5 milyon üyeye ulaştıklarını, bireysel pazarda da farklı hizmet paketleriyle yaklaşık 20 bin üyeye hizmet verdiklerini açıkladı. Altan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hizmet paketlerimizin içinde; evde doktor ziyareti, yerinde tetkik hizmetlerimiz mevcut. Kendi ekiplerimizi gönderip, gerekli numuneleri alıyor, bunların tahlil sonuçları çıktığında üyemize bizzat ulaştırıyoruz. Yılda 20 bine yakın vaka gerçekleştiriyoruz. Bu da günde 70 vaka ediyor. Çağrı merkezimize günde yaklaşık 900 çağrı geliyor.” “Teknolojiyi kullanarak daha iyisini nasıl yaparız diye düşündük ve içine USB özelliği ekleyerek, üyelerimize daha farklı bir üyelik kartı olan Medline Sağlık Kart’ı sunmaya karar verdik” diyen Altan, üyelerinin bu karta hem kişisel, hem de sağlık bilgilerini yükleyebileceğini ifade etti. Altan, üyelerin, bu kart sayesinde tüm sağlık bilgilerine anında ulaşabileceğini de kaydetti. Mev-‘GÖRÜNTÜLÜ HİZMET’ VERECEKLerzan Altan, “Geçen yıl, tıbbi danışma hizmetini telefon ile almak yerine, web üzerinden doktorlarımızla yüz yüze görüşmek isteyen müşterilerimiz için, internet tabanlı Görüntülü Tıbbi Danışma Hizmeti’nin testlerini başarıyla gerçekleştirdik” dedi.cut kurumsal müşterilerde derinleşmeye giderken, yeni kurumları da bünyelerine katmayı hedeflediklerini dile getiren Lerzan Altan, özellikle mobil teknolojileri kullanarak hastalık yönetimi gibi hizmetlere girmeyi amaçladıklarını söyledi. Mobil teknolojinin getirdiği yeniliklerin sektöre yansımasının hızlı data transferi olduğunu ifade eden Altan, “Örneğin; acil bir durumdaki hastaya giderek EKG’sini çektiğimizde, hastayı götüreceğimiz hastaneye grafiğini daha hızlı gönderebileceğiz” dedi. Bu yıl Tohum Otizm Vakfı’na destek vereceklerini de belirten Altan, her üye adına belli bir miktarı vakfa yönlendireceklerini ve orada eğitilen çocuklara katkıda bulunmak istediklerini ifade etti.SPM, yurtdışı pazar yelpazesini genişletecekİZMİRAnti dekübitus olarak tabir edilen ‘bası yarası’na yönelik yatak üretimi yapan SPM, bu yıl içinde yurtdışı pazar yelpazesini genişletmeyi hedefliyor. Faaliyete 2004’te İzmir’de başladıklarını dile getiren SPM Yönetim Kurulu Üyesi A.Oğuz Özoğuz, “İşe Almanya’ya ihracat yaparak başladık. Bu yıl yurtdışı fuarına da ağırlık vererek, ihracat hacmimizi genişletmeyi hedefliyoruz. Yurt içinde belli bir noktaya geldik. Bu nedenle atıl kapasitemizi yurtdışında değerlendirmeyi amaç edindik” dedi. Almanya ile firmanın kurulmasından bu yana çalıştıklarını kaydeden Özoğuz, “Bunun yanında şu an için Arap ülkeleri ve diğer Avrupa ülkeleri ile temaslarımız ve başlayan ticari bağlantılarımız var. Katıldığımız fuarlar yardımıyla müşteri yelpazemizi geliştirmeyi ve bu ülkelerde başlayan ticari bağlantılarımızın sürekliliğini sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Üç marka ile üretim yaptıklarını belirten Özoğuz, şunları söyledi: “Öncelikle Alman AKS firmasına ait marka ve onların tasarımları ile bu ürünleri ihraç etmeye başladık. Bunlar Almanya’da reçete ile satılan ürünler. İkinci olarak ülkemiz pazar koşullarına daha uygun SPM ürünlerini çıkarttık. Başlangıçta Basic modelimizle başlattığımız ürün yelpazemizi daha komplike modellerle genişlettik. Tasarımları bize ait vetescilli anti dekübitus ürünlerimizi, günden güne geliştirerek medikal sektördeki yolumuza devam etmekteyiz. Daha sonra da üçüncü markamız olan My Bed’i oluşturduk. My Bed ile de ev kullanımına uygun yatak üretimine başladık.” SPM ile My Bed ürünlerinin birbirlerinden uzak olmadığına dikkat çeken Özoğuz, “Hasta yatağı isminin yarattığı soğukluğu gidermek adına My Bed markasını oluşturduk. Hasta yatağından gelen tecrübemizi ev yatağına taşıdık” dedi. Medikal yatak üretme prensipleri doğrultusunda yataklarında, vücudun bir kısmının yatağın içine gömülmesini ve o bölgede terleme oluşmasını engellemek için viskoelastik malzemeye özel şekiller verdiklerini ve hava kanalları açtıklarını kaydeden Özoğuz, “Ayrıca altındaki destekleyici malzemede de özel kesimler ve hava kanalları kullanıyoruz. Hava geçirgen özel kılıflarla da ideal sonucu elde etmiş oluyoruz” diye konuştu. Yatak ihalelerine anti dekübitus yatak şartının konulmasının sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Özoğuz, “Bizim için üzücü kısmı, sektörde bu yatakların genellikle ithal yolla sağlanması. Her konuda olduğu gibi bizim sektörümüzde de tüketici için ithal malın cazibesi var. Bizim 10 TL’ye sattığımızı, 20 TL’ye ithal ediyorlar. Hatta daha ilginci, bazen bizim ihraç ettiğimizi ithal ediyorlar” dedi.Medistate, 35 milyon dolarlık yatırımla faaliyetlerine başladıKavacık Medistate Hastanesi, yaklaşık dört yıllık bir yatırım sürecinin ardından şubat ayında resmi olarak hasta kabulüne başladı. Medistate Kavacık Hastanesi Başhekimi Mustafa Tekkeşin, 2007 yılında altyapı çalışmalarının başlatıldığını hatırlatarak, hastanenin toplam yatırım bedelinin 35 milyon dolar olduğunu söyledi. Hastane inşaatı için 15 milyon dolar, teknik ekipmanlar için ise 20 milyon dolar harcandığını kaydeden Tekkeşin, “17 bin metrekare kapalı alan üzerine konumlandırılan Medistate Kavacık Hastanesi’nde 120 yatak kapasitesi dokuz yeni doğan, dokuz erişkin, üç koroner, beş kalp ve damar cerrahisi yoğun bakım üniteleri ve beş ameliyathanemiz mevcut. Hastanemizde 80 doktor ve 100 hemşireden oluşan 400 sağlık personeli çalışıyor” bilgisini verdi. Üniversite hastanesi olma hedefinde Tekkeşin, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, beyin cerrahisi, ortopedi ve travmatoloji, üroloji, nöroloji ve genel cerrahi başta olmak üzere tüm branşlarda ön planda olmayı hedeflediklerini kaydetti. Medistate Kavacık Hastanesi olarak amaçlarının, iyi ve kaliteli sağlık hizmetini ileride bir Üniversite Hastanesi olarak da hastalara sunabilmek olduğunu belirten Mustafa Tekkeşin, “Önümüzdeki süreçte Da Vinci robotik cerrahi alanında yatırımımız olacak. Çok genç bir hastane olmamıza rağmen tıbbın tüm branşlarında hizmet vermek istiyoruz” diye konuştu.