SAYFA 01SİYAH MAVİ KIRMIZI SARITürkiye’nin en dinamik kent ve şirketlerinin yeni platformu‘Abaküs’le öğretiyorŞükran Özer, MaxMind Abaküs Akademi’yi Türkiye’ye getirdik Cuma,‘Öğrenmeyi öğretiyor’ dediği bu sistemi Mersin’de açtığı merkezle tanıtmaya başlayan Özer’in Isparta’da temsilciliği bulunuyor.Derya EĞRİCAN GÜLEÇ k sayfa 2kSalçaya ‘Altın Marka’Altınüzüm, salça dalında ‘Altın Marka’ seçilerek kalitesini ve lezzetini kanıtladıTTKD tarafından ödüllendirilen Altınüzüm, geliştirdiği inovatif makine ve sistemlerle kalitesini sürekli geliştirmeyi hedefliyor.Mutlu GÜNEŞ k sayfa 318 Şubat 2011k Sayı:106 k Web: www.dunya.com / email: dunya@dunya.comwww.kobiden.comk DünyaGazetesi’nin ücretsiz yayınıdırCaretta 45 ülkede patent aldıSAKARYAÇelik Steel, asansörde markasını güçlendirecekMutlu GÜNEŞ ŞANLIURFADünyanın 45 ülkesinde patenti alınan iki kişilik karavan ‘Caretta’, 14 ülkeye ihraç ediliyor. Başoğlu Karavan’ın üretimini yaptığı Caretta, dünya markası olmayı hedefliyor. Üretimine 4 yıl önce başladıkları mini karavan modelini çok geliştirdiklerini belirten Başoğlu Karavan Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Engin Başoğlu, amaçlarının yerli üretim Caretta’yı dünyada marka yapmak olduğunu söyledi. Sektörde 35 yıldır hizmet verdiklerini kaydeden Başoğlu, “Mini karavanları 4 yıl önce tasarlayarak üretmeye başladık. Caretta’yı İngiltere, Fransa ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu 14 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu yıl ürünü ihraç edeceğimiz ülkelerin sayısını 20’ye çıkaracağız. Ürüne karşı muazzam bir heyecan var. Avrupalı‘nın buna ihtiyacı olduğunu keşfettik. Tek firmayız, 45 ülkede bunun patentini aldık. Hatta geçen yıl bayimiz olan İtalyalı bir firma bizi taklit etti, fuardan çıkarttırdık. Caretta’yı Avrupa’da değil, dünyada marka yapıyoruz. Şu anda Avustralya’ya bile gönderiyoruz. Avrupalılar mutlaka her hafta sonu tatile çıkan insanlar. Caretta ile Almanya’da oturan bir insanın Fransa kıyılarına gitmesini cazip hale getirdik” dedi. Büyük karavanların sunduğu konforu mini karavanlara da uyarladıklarını kaydeden Başoğlu, karavanlarda güneş enerjisi ile elektrik üretme sistemi ve kalorifer tesisatının da bulunduğunu belirtti. Bu yıl Caretta modelinden 5 milyon doların üzerinde ihracat beklediklerini ifade eden Başoğlu, “Geçen yıl 250 civarında Caretta sattık. Bu yıl satışları dörde katlayacağımızı düşünüyorum. Birkaç yıl içinde en büyük hevesim Caretta satışlarını dörtlü hanelere, binlerin üzerine taşımak” dedi.Gaziantep’ten aldıkları asansör eğitiminin ardından 1991 yılında Şanlıurfa’da ‘Çelik Steel Asansör’ firmasını kuran Nuri ve Eray Çelik kardeşler, her türde ve kapasitede elektrikli ve hidrolik asansörlerin tasarımı, montajı, imalatı, servisi ve bakımı konusunda faaliyet gösteriyor. ‘Çelik Steel’ markasını güçlendirmeyi hedefleyen firma, teknolojiyi yakından takip ediyor ve kalifiye elemana büyük önem veriyor. 20 yıldır asansör konusunda bakım, onarım, re-vizyon ve taahhüt işlerini aksaksız sürdürdüklerini belirten Çelik Steel Asansör’ün sahibi Nuri Çelik, “Her türde ve kapasitede elektrikli ve hidrolik asansörlerin tasarımı, montajı, imalatı, servisi ve bakımı konusunda faaliyet gösteriyoruz. Sunduğumuz standart paketler ve özel çözümlerle müşterilerimizin her zaman yanınızdayız. Satış, tasarım, imalat, montaj ve satış sonrası hizmetlerle devam eden süreçte, departman yetkililerimiz ve müşteri temsilcilerimiz aracılığı ile müşterilerimize çözümler sunuyoruz. 20 yıldan bu yana aynı adreste hizmet veren firmamızbundan sonra çalışmalarını aynı kalitede sürdürecek” şeklinde konuştu. Nuri Çelik, “Bölgede tercih edilen bir firma olmayı başaran Çelik Steel, Yenişehir semtinde sürdürdüğü çalışmaları ile şimdiye kadar 140 adet montaj, 50 adet revizyon, 130 adet bakım gerçekleştirdi. Firmamız bayilik yoluyla 2002 yılında aldığı montaj ve bakım yapma belgeleri ile hizmet veriyor” bilgisini verdi. Güncel kalite standartlarını ve teknolojiyi yakından takip ettiklerini dile getiren Nuri Çelik, “Kalite Yönetim Sistemi güvencesinde hizmet veriyoruz.Teknik mevzuatı asansör direktifine uygun olarak gerçekleştiriyoruz. Modül yeterliliğinde faaliyet gösteriyoruz. Nihai hedefimiz; mevcut mevzuatlara tam uygunluğun yanı sıra, iştigal alanımız çerçevesince insanlara ve çevreye başka faydalar sağlayabilmek, bu konularda da faaliyet gösterebilmek ve Çelik Steel markasını güçlendirerek yarınlara taşımak” şeklinde konuştu. Kalifiye eleman yetiştirmeye büyük önem verdiklerini ifade eden Çelik, “Öyle ki yanımızda çalışıp bu alanda kendini geliştiren ve sonrasında iş yeri açan onlarca çalışanımız var” diye konuştu.‘Engelsiz’ yüzme özgürlüğüAKE, engellilere özel bir asansör üretiyor. Hiçbir harici bağlantıya ihtiyaç duymadan şarj edilebilir akü sistemi ile çalışan ‘havuz asansörü’ geliştiren firma, engellilerin ve yaşlıların suda rahatça hareket edebilmesini sağlıyor.Duygu ŞAHİN ANTALYAAr Yıldız’dan ‘eksik parça’ güvencesiYURT HABERLERİMutfak kültürüne 5 bin 200 çeşit ürünle hizmet veren Ar Yıldız, yılların eskitemediği, ancak taşınma ya da kaybolma gibi nedenlerle eksilen yemek takımlarını, 60 yıl önce ürettiği modellere varana kadar tamamlıyor. Ar Yıldız, Türkiye’de mutfağını süslediği 3 kuşağa ‘eksik parça’ güvencesi veriyor. Ar Yıldız’ın yemek takımlarında ‘eksik parça güvencesi’ bugüne kadar üretilmiş tüm kaşık, çatal, bıçak modellerini kapsıyor. Kurulduğu 1948 yılından bu yana ürettiği hemen hemen tüm yemek takımı modellerinin kalıp arşivine, Çorlu’daki yüksek teknoloji üretim kampüsünde sahip olan Ar Yıldız, müşterilerinden gelen eksik parça taleplerini, aynı orjinal kalıplarla eksik ürünleri yeniden üreterek karşılayacak. Ar Yıldız sayesinde Türk mutfak kültüründe özenle saklanan yemek takımlarının yıllar içinde yitirilen parçaları artık istenirse geri gelecek. Ar Yıldız, çeyizle alınan ya da en çok sevilen, bu yüzden duygusal değeri, maddi değerinin de üzerinde olan yemek takımlarının eksik parçalarını, aradan onlarca yıl geçse de tamamlama uygulaması başlattı. Ar Yıldız’ın yemek takımlarında ‘eksik parça’ güvencesi, 60 yıl önce satın alınan ürünlerde olduğu gibi, bugün alınan ürünlerde de 60 yıl boyunca geçerli olacak. Yıllar içinde yitirilen Ar Yıldız yemek takımlarının eksik parçalarını tamamlamak için, Ar Yıldız’ın 81 ildeki 534 bayisinden birine, eksik parçadan bir örnekle başvurmak ve sadece üretilecek parçanın bedelini ödemek yeterli olacak.Asansör malzemelerinin pazarlanması üzerine 1995 yılında kurulan AKE Asansör, 2002 yılında bir karar aldı ve Antalya’daki asansör firmalarının malzeme ihtiyaçlarını karşılamak adına Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika yatırımı yaptı. Kabin ve yarı otomatik kat kapısı üretimine başlayan firma, 2003 yılında Alman Osma - Aufzüge ile lisans anlaşması yaparak, tam otomatik kapı üretimine geçti. İlk ihracatını ise 2003 yılında yapan AKE, 2006 yılında Japon Fujitec firmasının temsilciliğini alarak yürüyen merdiven ve yürüyen bant montajına başladı. Şu anda otomatik kapı, kabin, kabin karkası, ağırlık karkası, ray mesnetleri,engelli sistemleri üretimi ve yürüyen merdiven-bant sistemleri temsilciliği yapan AKE Asansör, üretimin yüzde 60’ını 24 ülkeye ihraç ediyor. Engelliler için 3.5 milyon TL yatırımla özel olarak geliştirdiği akülü havuz asansörü ile dikkat çeken firma; yaşlılar, hareket kabiliyetini kaybetmiş kişiler, tekerlekli sandalye kullanıcıları ve bedensel engelliler için yüzmeyi ve suda fizik tedaviyi sorunsuz hale getiriyor. Sektöre pazarlama ile adım atan firmalarının 2002 yılında OSB’de 10 bin metrekare açık, 6 bin 300 metrekare kapalı alandan oluşan fabrikada üretime başladığını belirten AKE Asansör Malz.3.5 milyon TL 24yatırım ülkeHavuz asansörü için yapılan yatırım İhracat yaptığı toplam ülke sayısı%ihracat60Üretimde yurtdışı satış payıuygun olarak geliştirilebiliyor” bilgisini verdi. Geçen yıl engelliler için ‘havuz asansörü’ üretimine de başladıkları ifade eden Çetin Keskin, “Ürünümüz akü ile çalışıyor. Bu sistemle Türkiye’de ilk kez AKE üretim yaptı” şeklinde konuştu. Suda fizik tedavi imkanı sağlıyor Havuz asansörünün yaşlılar, hareket kabiliyetini kaybetmiş kişiler, tekerlekli sandalye kullanıcıları, bedensel engelli kişiler için geliştirildiğini kaydeden Keskin, “Bu durumdaki insanlarımızın yüzmelerini veya suda fizik tedavi alabilmelerini sağlıyoruz. Engel durumuna göre refakatçi eşliğinde ya da hiç kimseden yardım almadan suya girebilmelerine olanak veriyoruz. Otel, kaplıca, dinlenme tesislerinin havuzlarına konforlu bir şekilde girip çıkmalarını sağlayan son derece güvenli ve estetik bir çözüm sunduk. Aynı zamanda deniz suyuna karşı dayanıklı olan bu ürün, denizde de kullanılabilir. Portatiftir, çıkarıp takılabilir. Tek kişi kullanabilir. Kurulum için ayrıntılı bir montaj gerektirmez, her türlü havuz yapısında rahatlıkla kullanılabilir. Kullanıcı sisteme oturduktan sonra belli bir eğimle havuz içine girer” açıklamasında bulundu. Havuz asansörünün 150 kg taşıma kapasitesine sahip olduğunu dile getiren Çetin Keskin, “Havuz asansörü üretimine geçmemizle birlikte yurtdışından ithal edilen bu ürünleri, yarı fiyatına sunmaya başladık” dedi.Paz. Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Keskin, 6 yıl sonra ise fabrikayı 15 bin metrekare açık, 10 bin 300 metrekarelik kapalı alana çıkardıklarını kaydederek, “Bugün yılda 36 bin adet otomatik kapı, 2 bin 400 adet kabin, 150 adet engelli platformu üretimi gerçekleştiriyoruz. Yıllık ciromuz ise 20 milyon dolar civarında” dedi. 2005 yılında Almanya’nın dünyaca ünlü engelli asansörü markası Hirolift’in Türkiye ve Ortadoğu distribütörlüğünü aldıklarını hatırlatanKeskin, yürümekte zorluk çeken, yaşlı, engelli ve tekerlekli sandalye kullanıcılarının ulaşımlarını kolaylaştırmayı amaçladıklarını söyledi. Geçen yıl kendi bünyelerinde engelli asansörü üretmeye başladıklarını ifade eden Keskin, ‘Wormlift’ adlı sonsuz vida sistemi ile çalışan engelli asansörleri ve hiçbir harici bağlantıya ihtiyaç duymadan şarj edilebilir bir akü sistemi ile çalışan ‘havuz asansörü‘ ile tüm engellilere, engelsiz bir yol açmayı başardıklarını dile getirdi. Wormlift’in dub-leks daireler, villalar, müzeler, okullar, hastaneler, alt ve üst geçitler, metro istasyonları, iş merkezleri, eski binalar, restoranlar, kafeler ve alışveriş merkezleri gibi birçok yerde uygulandığını kaydeden Keskin, “Wormlift, sonsuz vida sistemi ile çalışan dikey bir platformdur. Beton kuyu ve kuyu dibi olmayan projelerde uygulanabilen inovatif bir sistemdir. Düşük enerji kullanımı ile ekonomiktir. Montaj için hiçbir ön hazırlığa gerek yok. Kısa sürede teslim edilebiliyor. Özel ihtiyaçlaraFındığı ‘soslayıp’ Almanya’ya yolladıGİRESUN - Giresun TSO, KOSGEB Giresun T2 Sinerji Odağı ile İŞ-KUR İl Müdürlüğü’nce düzenlenen “Girişimcilik Eğitimi” programına katılarak bir proje üreten ev hanımı Münevver Çelebi, Çorum leblebisinden ilham alarak, soslu fındık üretti. Çelebi, soslu fındıkların ilk numunelerini Almanya’ya gönderdi. Bir televizyon programında Çorum leblebisinin tanıtımını izlediği sırada fındık için sos hazırlama fikrinin doğduğunu anlatan Çelebi, “Daha önce fındık fabrikasında çalıştım. Buradaki tecrübelerimi de kullanarak fındığı farklı tatlarda piyasaya sunmaya karar verdim. Belirli imalathaneleri dolaşarak fikir aldım. Bir işletmeye 50 kilogram fındık götürdüm. Fındığı baharatlı, kıtır kaplama, limonlu, tarçınlı, karışık meyveli, naneli, kakaolu karışımlarla kaplayarak farklı tatlar ortaya çıkardım. Daha profesyonel nasıl yapabilirim diye çalıştım ve tat oranlarını belirleyip şu anda piyasaya sunulacak şekilde hazır hale getirdim. KOSGEB ve çevremdeki herkes bana ve projeme inandı. Şu anda talepler çok güzel” dedi. 16 farklı çeşit daha fındık üretimeyi planladığını belirten Münevver Çelebi, laboratuvar çalışmalarını tamamlayıp bu ürünleri kısa sürede hazır hale getireceğini söyledi. Hazırladığı ilk 50 kilogramlık numunelerden Almanya’daki bazı firmalara gönderdiğini ifade eden Çelebi, olumlu cevap beklediğini, talep alması halinde seri üretime geçeceğini açıkladı. Eğitim programına başladığında kısa vadedeki hedefinin, ürünlerinin Giresun ve Karadeniz Bölgesi’nde tanınması olduğunu vurgulayan Çelebi, uzun vadede ise bir dünya markası haline gelmek istediğini açıkladı. Çelebi, “Amacım önce Türkiye pazarında güvenilir bir isim sahibi olmak, daha sonra da dünya markası haline gelebilmek. KOSGEB bu tür çalışmalara büyük önem veriyor. Bunu bir avantaj olarak görüyorum. Bu projeme KOSGEB tarafından verilecek 30 bin lira destekle önemli bir adım atacağımı düşünüyorum” dedi.Rega dekorasyona bütünlük getirdiİZMİR - Yapı malzemeleri sektöründeki başarılı uygulamalarıyla tanınan Rega, İzmir’de tüm iç ve dış dekorasyonun bir arada sunulduğu özgün bir mağaza konsepti oluşturdu. İzmir’de yapı malzemesi satan birçok firma olduğunu, fakat Rega’nın mimar ve inşaatçılar için bütün ürünleri bir arada sunduğunu belirten Kurucu Ortak Tahsin Kabadayı, “Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak doğru ürünü, doğru kişilere satmayı öncelikli hedef olarak belirledik. Perakende satışların yanı sıra iş yerleri, hastaneler, kafeler, barlar, oteller ve alışveriş merkezleri için farklı ve kaliteli çözümler sunuyoruz. Dünyaca ünlü firmaların distribütörlüğünü üstlendik. Masif, lamine, laminat parke, deck zemin kaplamaları, duvar kağıtları, halı, paspas, alüminyum sistemleri ve cephe giydirme sistemlerinde iddialıyız” dedi. Kabadayı, 2004 yılında patentini aldıkları Maxflor markalı laminat parkeyi Türkiye genelinde satışa sunduklarını ve Kronoflooring’in de Türkiye distribütörleri arasında yer aldıklarını kaydetti. Rega bünyesinde çalışan mimarların üç boyutlu sunumlarla projelerin bitmiş halini müşterilere tanıttıklarını dile getiren Kabadayı, “İyi ve kaliteli ürün satmak tabii ki çok önemli. Fakat uygulamayı yapan ustaların kalitesi de büyük önem taşıyor. Uygulama da yapılan bir hata, ürünün kalitesini gölgeler. Bu anlamda biz çok profesyonel, işinin ehli bir ekiple çalışıyoruz” dedi. Tahsin Kabadayı, “Rega, silikon ve kapaklı cephe, yarı kapaklı ve transparan cephe sistemleri, kompozit, fibercement, prekast ve thermowood cephe sistemleri, mantolama sistemleriyle yapıların cephelerini tamamen yeniliyor; çağdaş bir görünüme kavuşturuyor” diye konuştu.Doğrucan Mobilya’dan ‘maliyetine satış’İZMİR - Kaliteyi ucuza satmayı ilke edinen Doğrucan Mobilya, 20’nci yıl coşkusunu kutluyor. ‘Tüketiciyi Koruma Sertifikası’na sahip olan firma, ‘maliyetine satış‘ kampanyasıyla büyük ilgi görüyor. Sektöre 1991’de Yeşilova’da 200 metrekarelik bir mağazada adım attıklarını kaydeden Doğrucan Mobilya Genel Müdürü Reşat Hacıoğlu, “Bugün üçü outlet olmak üzere toplam sekiz mağaza ile satışlarımıza devam ediyoruz” dedi. Yeşilova, Kısıkköy ve Çiğli’deki outlet mağazalarıyla yılın 365 günü müşterilerine ucuza mobilya alma imkanı sunduklarını belirten Hacıoğlu, “Düzenleyeceğimiz kampanyalarla İzmirlilere kaliteyi maliyetine alma imkanı sunacağız. Etkinlikler kapsamında maliyetine satışlara ilk olarak Yeşilova Outlet mağazasından başladık. Kampanya dahilinde olan 500 ürünün tümü kısa sürede tükendi. Kampanyalar yıl boyunca devam edecek” dedi.Desteklerinizi bekliyoruz…Rüştü BOZKURT 2Türkiye için az KOBİ’ler için zor!Taylan ERTEN 3
SAYFA 00SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI2> 18 ŞUBAT 2011 CUMAKobidenyurthaber@dunya.com
SAYFA 01SİYAH MAVİ KIRMIZI SARIDÜNYA l DOSYAAntalya’da Siteleri SanayiKSS’lerden ‘toplu işyerleri’ modeline geçmek zorundayızÇetin Osman Budak Antalya Sanayi ve Ticaret Odası BaşkanıAntalya’nın yeni bir sanayi sitesine ihtiyacı var << Çandırlıoğlu, yapı market açmaya hazırlanıyor << İHDA, Explosion’u Boat Show’da görücüye çıkaracak << Katkar Çelik, Türkmenistan ve Gürcistan’daki projelerde yer alacak <
SAYFA 01SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI> 18 ŞUBAT 2011 CUMADosyaAntalya’da Sanayi SiteleriAbdullah SEVİMÇOK Antalya Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği (AESOB) Başkanıarastirma@dunya.com
SAYFA 01SİYAH MAVİ KIRMIZI SARIDÜNYA> arastirma@dunya.comDosyaAntalya’da Sanayi Siteleri18 ŞUBAT 2011 CUMA
SAYFA 01SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI> 18 ŞUBAT 2011 CUMADosyaAntalya’da Sanayi Siteleriarastirma@dunya.com
SAYFA 00SİYAH MAVİ KIRMIZI SARIDÜNYA> yurthaber@dunya.comKobidenNusret Temamoğulları, “İçinde olduğumuz havza; biber, nar, üzüm gibi ürünleri işleyerek pazarlara sunma açısından önemli bir fırsat sunuyor. Bu doğrultuda acı ve tatlı biber salçası, nar ekşisi, kuru siyah üzüm, sirke, pekmez ile birlikte kurutulmuş patlıcan, acur, biber, kabak sebzelerini paketleyerek, iç ve dış pazarlara sunması konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. ‘Altınüzüm’ markasını geniş ürün çeşitliliği, hijyen ve lezzetiyle ulusal ve uluslararası pazarlarda aranılan bir marka yapmayı vizyon olarak üstlendiklerini belirten Temamoğulları, “Büyük çoğunluğunu kendi topraklarımızda yetiştirdiğimiz kaliteli ürünleri toplandıktan sonra 6-8 saat içinde vitamin ve besin değerlerini yitirmeden hijyenik şartlarda işliyoruz. Birinci önceliğimiz kalite. Gıda güvenliği yönetim şartlarına uyuyor ve ve bunu sürekli iyileştirme hedefiyle kaliteden ödün vermeden çalışıyoruz. Kalitesi ile dikkat çeken ürünlerimiz girdiği mutfaklardan bir daha hiç çıkmadı” diye konuştu. Ortadoğu’nun yanı sıra Avrupa pazarında da söz sahibi olmak istediklerini ifade eden Nusret Temamoğulları, Hollanda’ya ihracat yaptıklarını belirterek, “Hollanda’nın yanı sıra Almanya, İngiltere ve Fransa’ya da ihracat yapmak istiyoruz” dedi. TTKD tarafından 2010 yılında salça dalında ‘Altın Marka’ seçildiklerini hatırlatanNusret Temamoğulları, “Tüm Tüketicilere Tavsiye Olunur logosunu kullanma hakkı elde eden firmamız, ISO mız, kendi ihtiyaçlarına göre makine ve teçhizat geliştirme yolunu ilerleme yolunu seçti. Üretim süreçlerinde kullanılan bazı makineler kendi geliştirdiğimiz makinelerdir. Proses süreçlerinde de inovasyon yaptık. Salça ve nar ekşisindeki üretim süreci firmamıza özgüdür. Ürünlerimiz kalitesini bu proseslerde oluşturulan inovasyonlardan alır. Belirttiğim gibi patlatma ünitelerinin tasarımı ve uygulamalarının önemli bir kısmı bize ait. Katı salçayı soğutmaya yönelik bir sistem firmamız tarafından tasarlandı ve imal edildi. Aynı şekilde katı salça transfer pompası firmamız tarafından tasarlandı ve yapıldı. Bu ürünler piyasada yok, sadece kendi fabrikamızda kullanıyoruz. Bunun yanı sıra kurutma teknolojisine ilişkin bir proje hazırlığındayız. Nar ekşisinde ise başka firmalarda olmayan soğuk kefleme geliştirdik. Nar ekşisi kalitesini bu inovasyona borçluyuz. Taneleme işlemleri de makinelerde yapılıyor. Biber salçasındaki kalitemiz de önemli bir inovasyondan geliyor: Bir bölgenin yaş biberi aroma, bir başka bölgeninki renk, bir başkasınınki tat ve koku özellikleri bakımından iyi olunca, salçayı biberleri özel proseslerle sentezleyerek üretiyoruz” diye konuştu.18 ŞUBAT 2011 CUMA <3Altınüzüm’e Altın Marka geldiAcı biber salçası ile Tüm Tüketicileri Koruma Derneği tarafından salça dalında ‘Altın Marka’ seçilen Özkorkmazlar Gıda’nın Altınüzüm markası, geliştirdiği inovatif makine ve sistemlerle kalitesini sürekli artırıyor.Mutlu GÜNEŞ ISLAHİYETürkiye için az KOBİ’ler için zor!Geçenlerde açıklanan “Sanayi Strateji Belgesi”nin stratejik hedefi Türkiye’yi Avrasya’nın teknoloji üssü haline getirmek. Teknoloji üssü olabilmenin ilk şartı araştırma-geliştirme (Ar-Ge) kapasitesinin nicelik ve niteliği. Bu ölçütle bakıldığında siyasi otoritenin Türkiye’nin önüne koyduğu bu hedef çok iddialı görünüyor. Mevcut Ar-Ge kapasitesi ile Avrasya’nın teknoloji üssü haline gelme hedefi arasındaki mesafe, bugün itibarıyla, çok uzun. Alınması gereken epey yol var. Bu yol, kamuya yansıyan bilgilere göre, “trafiğe” açık ama son deTaylan rece yetersiz. ERTEN Hele hele Ar-Ge’nin anlam ve öneminin taylane@dunya.com her fırsatta vurgulandığı bir ortamda, olan ile olması gereken arasındaki “dengesiz” ilişki dikkati çekiyor; mevcut durumuyla Türkiye sanayisi Ar-Ge fakiri. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren hükümetlerin çıkardığı onca kanuna, sağladıkları teşviklere rağmen, halen toplam Ar-Ge merkezi sayısı 79, Ar-Ge personeli sayısı 10 bin 800 civarında. Bunlar Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü‘nün verileri (9 Kasım 2010). Küçük ve orta ölçekli işletmeleri de kapsayan çeşitli Ar-Ge teşvikleri bu genel müdürlük tarafından yönetiliyor. Dolayısıyla en sağlam veriler de burada. Mevcut durum şu: 5746 sayılı Ar-Ge Kanununun Uygulama ve Denetim Yönetmeliği 31 Temmuz 2008 tarihinde uygulamaya konulmuş. O tarihten bu tarafa 95 işletme Ar-Ge merkezi başvurusunda bulunmuş. 79 işletmeye merkez belgesi verilmiş. 3 merkezin faaliyeti, birleşme ve tüzel kişilik değişikliği nedeniyle sona ermiş, 8 firmanın başvurusu ret edilmiş, 3 başvuru yetersizlik nedeniyle kabul edilmemiş, 5 başvuru da değerlendirme aşamasında. Ar-Ge Merkezi Belgesi alan işletmeler 2009 yılında 1 milyar 633.5 milyon TL, 2010 yılında 1 milyar 858.7 milyon TL Ar-Ge harcaması taahhüt etmişler. Tabii, bu taahhütlerin gerçekleşme düzeyi bilinmiyor. Veriler, sanayi sektöründe teknoloji üretimi ve Ar-Ge kapasitesinin, Türkiye ölçütlerine göre “büyük” kategorisine giren şirket veya grupların egemenliğinde bulunduğunu gösteriyor. Ar-Ge bağlamlı yeni ve ileri teknoloji üretiminin yatırım, harcama, zaman ve nitelik maliyetlerinin büyüklüğü dikkate alındığında, bu olağan bir durum. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ne gücü ne de çapı “tek başlarına” böyle işlerin altına girmeye yeter. Kamu otoritesi de yetmeyeceğini bildiğinden, KOBİ dünyasını da Ar-Ge faaliyetlerine özendirmek ve yönlendirmek için bazı tedbirler geliştirdi. Bunlardan birisi 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge destekleri; diğeri KOSGEB tarafından uygulanan KOBİ‘lere yönelik İşbirliği-Güçbirliği Destek Programı (İGDP) Bunu belirtiyorum, çünkü, tek başına Ar-Ge merkezi kuramayacak işletmelere, işbirliğigüçbirliği etmeleri yoluyla bu imkânın sağlanacağı düşünülmüş. Ne var ki, kamu otoritesinin iyi niyetine rağmen, sanayinin genel ArGe kapasitesini ve niteliğini güçlendirmeyi amaçlayan bu destekler, KOBİ‘ler söz konusu olduğunda, umulan sonuçları veremiyor. Sebebine gelince, gerek 5746 sayılı Kanunun gerekse İGDAP’ın içerik ve kurguları KOBİ‘lerin bırakın teknolojik konuları, sıradan ortak ihtiyaçlar için dahi bir araya gelmelerini zorlaştırıyor. İGDAP kapsamında diğerleri bir tarafa, ortak projeler için “en az beş işletme” şartı var. Keza, Ar-Ge teşviklerinde kendi merkezini kurmak isteyen hangi KOBİ “50 tam zaman eşdeğer Ar-Ge personelini” tek başına istihdam edebilir? KOBİ‘ler bunca özendirmeye, desteğe rağmen ortak amaçlarda buluşamıyor, Ar-Ge kapasitesi yaratamıyorsa, kamu destek yapılarında ciddi sorunlar var, demektir. Verimli sonuçlar isteniyorsa, işbirliği ile Ar-Ge teşviklerini bu gözle elden geçirilmek ve düzeltmek şart!ANKARA’DANGaziantep’in Islahiye ilçesinde büyük çoğunluğunu kendi yetiştirdiği ürünlerle salça, nar ekşisi, üzüm sirkesi, üzüm pekmezi, kuru üzüm ve patlıcan, biber gibi kurutulmuş ürünler üreten Özkorkmazlar Gıda, ‘Altınüzüm’ markası ile kalitesini ispatladı. Geçen yıl Tüm Tüketicileri Koruma Derneği (TTKD) tarafından salça dalında ‘Altın Marka’ seçilen firma, inovasyon çalışmaları sonucu geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekiyor. Üretim sürecinde kullandığı bazı makineleri kendisi geliştiren firma, proses süreçlerinde de inovasyon yaptı. 5 yıldır üretim yapan firmalarının başta salça olmak üzere nar ekşisi, üzüm sirkesi, üzüm pekmezi, kuru üzüm ve patlıcan, biber gibi kurutulmuş ürünler üzerine faaliyet gösterdiğini kaydeden Özkorkmazlar Gıda San. Tic. Limited Şirketi Genel MüdürüBüyüme hedefi doğrultusunda ortaklık yapacakSezonluk ortalama 700 ton üretim kapasitesi ile çalışan firmalarının üretim sistemine yapacağı küçük eklemelerle kapasiteyi 2 bin tona çıkaracağını ifade eden Nusret Temamoğulları, “Pazarlama ağımız bu kapasiteleri rahatlıkla kaldıracak durumda. Diyarbakır, Urfa, Gaziantep, Adana, Malatya, Kayseri, Ankara gibi illere ürünlerimizi ulaştırıyoruz. Pazar payımız her sezon artıyor. Büyüyüp, rekabet gücümüzü artırabilmek için doğru insanlar ve firmalarla ortaklık yapmayı planlıyoruz” dedi. 9001 ve ISO 22000 kalite belgelerini de sahip” diye konuştu. Fabrikalarının yeniliklerle donatıldığını aktaran Nusret Temamoğulları, “Üretim bandımızı ikiye çıkartarak üretim kapasitemizi artırdık. Ayrıca patlatma sisteminde inovasyon yaparak, hiçbir fabrikanın işleyemediği özellikte biber işleme yeteneği oluşturduk. Bu çalışmalarımız, ürettiğimiz ürünün kalite ve mükemelliğine katkıda bulundu. Özellikle acı biberden en doğal şekilde acı salça yapma yeteneği oluştu. Piyasadaki tüm ürünlerde ucuz katkı maddeleri kullanılırken, Altınüzüm olarak hiçbir katkı maddesi kullanmıyoruz” şeklinde konuştu. Daha iyi üretim için makine geliştirdi Yaptıkları inovasyonlar hakkında bilgi veren Temamoğulları, “Firma-Tek Akü, üretim kapasitesini Dizayn Kalıp, makine parkurunu genişletiyor yüzde 25 artırmaya odaklandıKAYSERİ-DÜNYASac ve plastik kalıp imalatıyla beyaz eşya ve otomotiv sektörüne hizmet sunan Dizayn Kalıp, makine parkurunu geliştirecek yatırımlar yapmayı planlıyor. Bu amaç doğrultusunda Orta Anadolu Kalkınma Ajansı‘na “İktisadi Kalkınma Mali Destek Programı“ kapsamında proje başvurusunda bulunan firma, ay sonunda olumlu cevap alırsa yatırıma başlayacak. Kayseri Ağaç İşleri Sanayi Sitesi’nde 2004 yılından beri üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Dizayn Kalıp ve Makine Firma Müdürü Hasan Bulut, “400 metrekare alana sahip tesisimizde 12 kişiye istihdam sağlıyoruz. Ankara, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat gibi illerden çok fazla talep alıyoruz. Bu illerdeki firmalar kalıp ihtiyaçlarını genellikle Kayseri’deki kalıpçılardan sağmayı tercih ediyorlar. Ayrıca ihracat da yapıyoruz. Pazarımız Orta Doğu ülkeleri” diye konuştu. Bulut, “Kalıp; standart ve düşük maliyetli üretimin en temel ekipmanıdır. Özellikle otomotiv imalat sanayine yönelik yapılan yeni yatırımlar, kalıba olan ih-tiyacı artırıyor. Kalıp sektöründeki amaç fabrikalardaki seri üretimi gerçekleştirmektir. Seri üretim olunca her bir farklı ürün için farklı bir kalıp gerekir, bu kalıp firmalarının beyaz eşya sektörüne yönelik çalışmalarını da sağlıyor” şeklinde konuştu. Orta Anadolu Kalkınma Ajansı‘nın “İktisadi Kalkınma Mali Destek Programı“ kapsamında firmalara verdiği finansman desteğinden faydalanarak makine yatırımı yapmayı hedeflediklerini açıklayan Hasan Bulut, “Ürün çeşitliliğimizi ve kapasitemizi artırmak için makine yatırımı yapmayı planlıyoruz. Bunun için de Orta Anadolu Kalkınma Ajansı‘na proje başvurumuzu yaptık. Şubat ayı sonunda beklediğimiz destekle yatırımımızı faaliyete geçireceğiz” diye konuştu. Kayseri’nin kalıp sektöründeki yerini değerlendiren Bulut, “Kalıp sektörü için en önemli alan otomotiv sektörüdür. Otomotiv sektörüne yönelik yatırımların Kayseri’de olmaması bizleri olumsuz etkiliyor. Ancak Kayserili firmalar olarak kalıp sektörünün geleceğine inandığımızdan yatırımlarımıza ve pazar araştırmalarımıza devam edeceğiz” dedi.Pelin GÜMÜŞ GAZİANTEPGaziantep’te akümülatör imalatı sektöründe 1976 yılından bu yana faaliyet gösteren Tek Akü, bu yıl makine parkurunu genişleterek üretim kapasitesini yüzde 25 arttırmayı hedefliyor. Ürünlerinin yüzde 60’ını ise Irak, Rusya ve Türki Cumhuriyetler’e ihraç eden firma, ulaştığı pazarlara bu yıl Suriye’yi de eklemeyi hedefliyor. Toplam 2 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini belirten Tek Akü Sanayi’nin sahibi Sinan Durakoğlugil, “Akümülatör imalatı, akümülatör malzemeleri imalatı ve satışını yapıyoruz. İç pazarda motosiklet üretimi artışından dolayı ürün yelpazemize geçen yıl motosiklet akülerini de ekledik. İthalata olan bağımlılığın ortadan kaldırılmasını amaçlayarak böyle bir üretim içerisine girdik. Bu hedef doğrultusunda bu yıl içerisinde yatırımlarımıza devam ederek, tüm akü çeşitlerinin üretimini gerçekleştirmeye çalışacağız” şeklinde konuştu. Yıllık ortalama 400 bin adetlik üretim kapasitesine sahip olduklarını ifade eden Durakoğlu-gil, “22 kişiye istihdam sağlayan firmamız, bu yıl üretim kapasitesini yüzde 25 artış ile 500 bine çıkaracak” dedi. TSE belgesine sahip olduklarını ve ürünlerinin 2 yıl garantili olduğunu kaydeden Durakoğlugil, “TSE belgeli ürünlerimizin yüzde 40’ını iç piyasaya, yüzde 60’ını dış piyasaya sunuyoruz. İç piyasada ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, dış piyasada ise Irak, Rusya ve Türki Cumhuriyetler’e çalışıyoruz. Bu yıl bölgesel olarak ilişkilerimizde olumlu gelişmeler yaşadığımız Suriye ile temaslarda bulunarak, yeni pazar yaratmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu. Sinan Durakoğlugil, “Daha iyi ve hızlı hizmet verebilmek adına farklı segmentlerde ürün sunabilmek için yatırımlarımıza devam edeceğiz. Müşteri memnuniyeti ve kaliteli ve zamanında üretim ilkesi doğrultusunda seçkin ürün gruplarımız ile müşterilerimize hizmet sunuyoruz” diye konuştu.DÜNYA Ekonomi-PolitikaKurucusu:Nezih DEMİRKENTDünya Süper Veb Ofset A.Ş. adına imtiyaz sahibi:Didem DEMİRKENTBaşyazar: Genel Yayın Yönetmeni:Osman S. AROLATGenel Yayın Yönetmen Yardımcısı:Hakan GÜLDAĞSorumlu Yazıişleri Müdürü (Yayın Koordinatörü):Talip AKTAŞÖmer TÜRKDÖNMEZYazıişleri Müdürü:İbrahim EKİNCİMurat KASPAREditör:Görsel Yönetmen:Handan Sema CEYLANHazırlayanlar:Sibel ÖZTAYLAN ALTUN • Kamil ESERTasarım Uygulama:İlknur ÖZENReklam Sorumlusu:Semra KAÇAR Tel: 0216 681 18 50Merkez: “Globus” Dünya Basınevi, Balamir Sok. No:7, 34810 Kavacık-Beykoz / İstanbul Telefon: (0216) 681 18 00 e-posta: dunya@dunya.com Yazıişleri: (0216) 681 19 13 Fax: (0216) 680 39 75 İstihbarat: (0216) 681 19 25 Araştırma: (0216) 681 19 40 İşletme: 0212 629 08 08 Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb A.Ş. 100. Yıl Mahallesi 34440 Bağcılar / İstanbul Ankara Baskı Tesisleri: Turkuvaz Matbaacılık Yayıncılık AŞ Dağıtım: Doğan Dağıtım A.Ş.
SAYFA 04SİYAH MAVİ KIRMIZI SARITürkiye’nin en dinamik kent ve şirketlerinin yeni platformuk Cuma,18 Şubat 2011k Sayı:106 k Web: www.dunya.com / email: dunya@dunya.comkwww.kobiden.comk DünyaGazetesi’nin ücretsiz yayınıdırMobilya ve inşaattan sonra zeytinle tarımdaİstikbal, Bellona ve Mondi markalarının ana bayiliklerinin yanı sıra perakende mağaza zincirleri ve inşaat projeleri ile çalışmalarını sürdüren Günep Grup, yaklaşık bin dönüme yakın alanda zeytin dikti. Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmayı şirketleştirmeyi hedefleyen firma, zeytinyağı ya da salamura alanında da yatırım yapmayı planlıyor. Günep, bu konuda hem Türkiye hem de dünyanın çeşitli yerlerine geziler düzenleyip, araştırmalar yapıyor.Didem AKIN AKÇAY ADANAdönemlerde bu çalışmaları şirketleştirmeyi hedeflediklerini belirten Öksüzkaya, zeytini işlemeye yönelik bir mekanizma da planladıklarını açıkladı. Yağ ya da salamura konusunda henüz karar vermediklerini açıklayan Öksüzkaya, bu konuda hem Türkiye hem de dünyanın çeşitli yerlerine geziler düzenleyip, araştırmalar yaptıklarını ifade etti. İzzet Öksüzkaya, yeni yatırımlarını ve hedeflerini KOBİDEN’e anlattı. Günep’in hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Günep’in geçmişi yaklaşık 30 yıla dayanıyor. 30 yılın, yaklaşık 15 senesi züccaciye sektöründe geçti. Bu alanda önce Kayseri’de, ardından Adana ve civar illerde toptan dağıtıcılık yaptık. O dönemlerin önemli firmalarından olan Emsan markasının bölgede dağıtıcılığını yürüttük. 1993 yılından bu yana da İstikbal markasıyla çalışmaya başladık. Bunu 1997’de Bellona, 2005’te Mondi izledi. Yani yaklaşık 17 yıldır Boydak Grubu’nun Çukurova’daki temsilciliğini yapıyoruz. Çukurova Bölge Bayiliğimiz Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay’ın yarısını kapsıyor. Batıda Anamur, doğuda İskenderun’a kadar bu bölge bizim inisiyatifimizde. Yaklaşık 40 İstikbal, 40 civarında Bellona, bir o kadar da Mondi bayimiz bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde, Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak’ın katılımıyla devreye aldığımız yeni lojistik merkezimizle toplam 32 bin 500 metrekare alanda hizmet sunmaya başladık. 50’ye yakın aracımız da bu bölgede teslimat yapıyor. Grup firmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Günep Grup çatısı altındaki dört şirketle pazarlama ve inşaat sektörlerinde hizmet sunuyoruz. Belirttiğim gibi bölgede İstikbal, Bellona ve Mondi markalarıylaSosyal sorumluluk projelerine önem veriyorGlobal krizde dahi, küçülmedik ve 2010’da da büyüme kaydettik. Bu yılki hedefimiz Türkiye’nin tüm ana bayileri gibi yaklaşık yüzde 10’un üzerinde bir büyüme. Lojistik depomuzun açılışında Türkiye’nin tüm ana bayiler toplantısını burada yaptık. Önümüzdeki yıllarda İstikbal ve Bellona’yla ilgili yüzde 10’un üzerinde bir büyüme hedefledik. Türkiye’deki 17 bölgenin hedefi, geçen yılların cirosuna göre dağıtıldı. Biz de geçen seneki ciroları nispetinde, bize bağlı olan bayilerimize rakamları dağıtarak, planlı bir çalışmayla hedefimize ulaşacağız. Kurumsallaştığımızı iddia ediyoruz. Bunun yanında sosyal sorumluluk projelerini de çok önemsiyoruz. Ben devletten burs alarak okudum, eğitim benim için çok önemli. Aşağı yukarı 15 senedir, kendi gücümüze göre üniversitede okuyan öğrencilere burs veriyoruz ama bu konuda seçici ve hassasız. Bunun yanında, Kayseri’de önümüzdeki eğitim- öğretim yılında eğitime başlayacak olan İzzet Öksüzkaya İlköğretim Okulu’nu yaptırıyoruz. Hem bölgemiz hem de ülkemize faydalı olmaya çalışıyoruz. ro ile inşaat işinde de başarı sağlayabileceğimizi gördük. Böylece şirketimizi kurduk ve bazı noktalarda arsalar alıp çalışmalara başladık. Şu anda da Adana’da çok merkezi bir yerde, iş merkezi inşaatımız sürüyor. Yılın ikinci yarısında Günep İş Merkezi’ni teslim etmeyi planlıyoruz. Merkez, toplam 19 bin metrekare alan ve 15 kattan oluşacak. Tamamını ofis olarak satacağız. Zemin ise geniş dükkanlardan oluşuyor. Şu anda belli büyük bankalardan bölge müdürlüğü olarak talep edenlervar, netleşmesini bekliyoruz. Bununla birlikte yeni bir şantiye açmayı düşünüyoruz. Arsa çalışmalarımız var, onun neticelenmesinin ardından konutla ilgili inşaat yatırımımıza başlayacağız. Adana’da, daha önce de yaptığımız gibi konut da yapacağız. Tüm bunlara şimdi de tarımı ekliyorsunuz... Evet, tarım sektöründe de yatırımlarımız var. Henüz tarımdaki bu yatırımımızı, bu işten para kazanma boyutuna taşımadığımız için şirketleştirmedik. Halen yatırımlarımız sürüyor. Şu ana kadar, yaklaşık bin dönüme yakın alana zeytin diktik. Zeytin, Çukurova’nın çok eski yıllarda yetiştirdiği bir bitki. Son yıllarda Çukurova’nın özdeşleştiği pamukta yaşanan sıkıntılar nedeniyle alternatif ürünler de yeniden gündeme gelmeye başladı. Zeytin de bu ürünlerden biri. İstiyoruz ki, bu konuda yatırım yapacakların hangi cins zeytin dikecekleri, bu bölgeye hangi zeytinin daha uyumlu olduğu konusunda destek sağlansın. Biz çalışmalarımızı, Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) danışmanlığında yürütüyoruz. Bu konuda da şirketleşmeye yönelik çalışmalarınız var mı? Evet, önümüzdeki dönemlerde bu çalışmaları şirketleştirmeyi hedefliyoruz. Arazi büyük olunca, zeytini sıkmaya yönelik bir mekanizma da planlıyoruz. Yağ ya da salamura mı yöneleceğimize henüz karar vermedik. Bu konuda hem Türkiye hem de dünyanın çeşitli yerlerine geziler düzenliyoruz, araştırıyoruz. Çalışmalarımız bu çerçevede devam ediyor. Tesisle ilgili yatırıma başladığımızda, şirketimizi kurup gerekli işlemleri hayata geçireceğiz. Bağımsız bir şirket olarak tarımda faaliyetlerimize devam edeceğiz.Faaliyete 30 yılı önce züccaciyecilikle başlayan, 15 yıl bu alanda hizmet verdikten sonra İstikbal markasıyla mobilya sektörüne adım atan Günep Grup, bugün İstikbal, Bellona ve Mondi markalarının ana bayiliklerinin yanı sıra perakende mağaza zincirleri ve inşaat projeleri ile çalışmalarını sürdürüyor. İnşaat sektöründe iş merkezi projesinin inşasına devam eden Günep, Adana’da çok merkezi bir yerde hayata geçirilen bu projeyi yılın ikinci yarısında tamamlamayı hedefliyor. Başarıyla faaliyet gösterdiği tüm bu alanlara şimdi de tarımı eklemeye hazırlanan Günep Grup, yaklaşık bin dönüme yakın alanda zeytin dikti. Bu yatırımı, bu işten para kazanma boyutuna taşımadıkları için henüz şirketleştirmediklerini kaydeden Günep Grup Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Öksüzkaya, çalışmalarını Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) danışmanlığında yürüttüklerini söyledi. ÖnümüzdekiBoydak Holding’in temsilciliğini yürütüyoruz. Grup şirketlerinden Günep Dayanıklı Tüketim Malları Ticaret Pazarlama AŞ ile İstikbal ve Mondi’nin; İzpa Dayanıklı Tüketim Malları Ticaret Pazarlama AŞ ile de Bellona’nın bayiliğini üstleniyoruz. Bayiliklerimizin yanı sıra; Mersin’de bir Bellona, Adana’da üç İstikbal, iki Bellona ve bir Mondi olmak üzere toplam yedi mağazamız bulunuyor. Mobilyada nasıl bir hizmet sunuyorsunuz? Bayiliğini yürüttüğümüz grup ile hem Çukurova hem de Türkiye’de farklı bir konsepte oturduk. Mobilya yıllardır Çukurova’da çok uzun vadelerle, çok büyük kar marjlarıyla satılan bir emta oldu. İstikbal sektörde çığır açarak fabrikasyon sistem, seri üretim ve fiks fiyat uygulamasısağladı. Merdiven altı üretim yapan mobilyacılar büyük zararlar gördü. Kullanıcı şu an gönül rahatlığıyla, aldanmadan mal almanın zevkini yaşıyor. Edirne’den Ardahan’a kadar birbirine çok yakın şartlarda İstikbal, Bellona, Mondi satın alınabiliyor. Mobilyada servis olayı da, İstikbal tarafından uygulanmaya başladı. Ağımızda Türkiye’de 17 bölge var. Bu bölgelerin her birinde ayrı lojistik servisi var. Bizim servisimizde şu an, arızalı malların arızalarının giderilmesi için bölgeye hizmet eden yaklaşık 30 eleman, sekiz aracımız bulunuyor. Peki ya inşaat alanındaki çalışmalarınız? İnşaat faaliyetlerini de Günep İnşaat adıyla sürdürüyoruz. Mağaza yapılaşmamız sırasında oluşturduğumuz teknik kad-Lion, 15 yeni mağaza açacakAhmet USMAN İZMİRtındağ’daki kendi atölyemiz ve bizim için çalışan fason atölyelerde yaklaşık 500 kişiye istihdam sağlıyoruz. Geçmişte bir dönem Irak’a ihracat yaptık. Bu yıl da yurtdışına yönelmeyi planlıyoruz. Hedef pazarlar olarak Türk Cumhuriyetleri, İran ve Irak olarak belirledik. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de İranlılara yönelik bir alım heyeti organizasyonu gerçekleştirildi. Biz de burada İranlılarla görüşmeler yaptık. Bunların sonuçlanmasını bekliyoruz. Yıl içinde fuarlar ve karşılıklı ziyaretlerle yurtdışı pazarlara tekrar adım atmak istiyoruz” diye konuştu. 1971’de Mardin’de terzi çırağı olarak mesleğe adım attığını anlatan Yılmaz, “1979’da askerlik yapmak için İzmir’e geldim. Askerlikten sonra da işime burada devam etmeye karar verdim. Terziliğin yerini hazır giyime bıraktığını zamanında gördüğüm için 1988’de iki makine ile konfeksiyon sektörüne girdim. İki kişi çalışıyor, fason üretim yapıyorduk. O dönemde fason hizmet verdiğim firma ve markaların çoğu şu an piyasada yok. Attığım doğru adımlar sayesinde zamanla atölyeyi büyüttüm. Makine sayısı 20’ye çıktı, Mardin’de beraber terzilik yaptığımız iki kardeşim de yanıma geldi. Kısa süre içinde fason üretimi bırakıp kendi markamızı oluşturma kararı aldık. O dönemde blue jean tüketimi üretimden çok daha hızlı artıyordu” dedi. Marka, arkadaş sohbetinde ortaya çıktı Jean pantolona ilginin ekonominin liberalleştiği 1983’ten itibaren daha da arttığını söyleyen Behçet Yılmaz, şöyle konuştu: “Biz de Yılmaz markasıyla kot pantolon üretimine başladık. Fakat gördük ki blue jean tüketicisi olan gençler arasında yabancı marka merakı çok fazla. Gençler Levi’s, Lee gibi markaların yanında Yılmaz adını görünce, yerli olduğu için burun kıvırıyorlardı. Arkadaşlarımla yaptığım bir sohbet sırasında Lion adını marka olarak almaya karar verdim. Hem anlamı hem de söylenişi çok hoşuma gitmişti. Kardeşlerimin itirazına karşın bu isimde karar kıldım.” Sadece markalarını değil zaman içinde ürünlerin kalitesini de yükselttiklerini dile getiren Yılmaz, başlangıçta modelleri başka markalardan esinlenerek üretirken, daha sonra kendi tasarımlarını oluşturmaya başladıklarını belirtti. 1992’den bu yana kendi dizaynlarını kullandıklarını vurgulayan Yılmaz, “Ürün çeşitliliğimizi geliştirdik. Tesisimiz büyüdü, çalışan sayımız arttı, kendi satış noktalarımızı oluşturduk. Şu an spor giyim denince akla gelen tüm ürünler portföyümüzde bulunuyor, İzmir’de Lion adıyla 15 mağazamız var. Türkiye’nin farklı yörelerinde 75 satış noktasından tüketiciye ulaşıyoruz” diye konuştu.Krizin etkilerinin geçmesiyle büyüme planlarını devreye alan Lion Company, mağazalaşma çalışmalarını Ege Bölgesi geneline yayacak. Halen İzmir’de 15 konsept mağazası bulunan Lion Company, bu yıl içinde bölgenin diğer illerinde 15 mağaza daha açmayı hedefliyor. Krizin etkilerinin geçen senenin ortasına kadar sürdüğünü vurgulayan Lion Company Yönetim Kurulu Başkanı Behçet Yılmaz, “Fakat yılın ikinci yarısında piyasalarda ciddi bir rahatlama meydana geldi. Biz de yıl sonuna kadar yaralarımızı sardık. Bu yıl büyüme sürecine girmeyi hedefliyoruz. Lion Company, İzmir’de iyi tanınan bir marka. Kentin çeşitli bölgelerinde 15 konsept mağazamız var. Hedefimiz 3 yıl içinde bu mağazaları ülke geneline yaymak. Buna Ege Bölgesi’nden başlayacağız. 2011 yılı içinde Ege’deki diğer illerde toplam 15 mağaza daha açmayı hedefliyoruz” dedi. Konsept mağazalar dışında çeşitli satış noktaları ile son tüketiciye ulaştıklarını belirten, “Türkiye genelinde 75 satış noktasına ürün veriyoruz. Gömlek, jean, triko kazak, sweatshirt gibi bay ve bayan spor dış giyim ürünleri üretiyoruz. Al-Şampiyonun mutfağı İnoksan’danBURSA - Endüstriyel mutfak sektörünün öncü firmalarından İnoksan, Turkcell Süper Lig’de 2009- 2010 sezonunun şampiyonu olan Bursaspor’un Vakıfköy Tesisleri’ndeki mutfağını yenileyerek kulübe hediye etti. İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, Bursa’ya şampiyonluk gururunu yaşatan Bursaspor’un Vakıfköy’deki tesisinin mutfağını yeniden düzenlediklerini belirtti. Varlık, “Bursaspor şampiyon olarak tüm Bursalılara çok güzel bir armağan verdi. Biz de İnoksan olarak Bursaspor’a bir armağan vermek istedik ve kulübümüzün Vakıfköy Tesisleri’ndeki mutfağı yeniledik. Bize şampiyonluğu yaşatan Bursasporumuza bu hediye bir başarı ödülüdür. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da takımımızı tüm Bursa destekleyecektir. Bursaspor’un bize ikinci şampiyonluğu yaşatması hayal değil. Yeter ki kent olarak buna inanalım ve Bursaspor’u destekleyelim” diye konuştu. Bursaspor’un Özlüce Tesisleri’ndeki mutfağının da İnoksan tarafından yapıldığını hatırlatan Bursaspor yöneticilerinden Mustafa Yedikardeş ise, “100 bin TL’ye mal olan ve 500 kişilik yemek kapasitesi bulunan bu tesisimiz, Şampiyonlar Ligi’nde top koşturan takımları bile kıskandıracak kalitede. Özlüce Tesisleri’ndeki mutfağımızda imzası bulunan İnoksan, Vakıfköy Tesisleri’ndeki mutfağımızı yeniledi. Katkılarından dolayı İnoksan AŞ’ye teşekkür ediyoruz” diye konuştu.