DÜNYA l BÖLGEBatı KaradenizBölgedegözler “Karadeniz’in GAP”ında
4 l BÖLGE lKAYSERİBatı Karadeniz, ‘Filyos’u bekliyorFilyos Projesi, bölge için bir’ kalkınma planı’ özelliği taşıyor. Soçi’ye, Rusya’ya, Avrupa’ya yakınlığıyla özellikle ihracatta öne çıkması planlanan proje kapsamında, bölgeye 25 milyon ton/yıl kapasiteli dev bir liman yapılacak. Proje bölgesel açıdan işsizliğe de çare olacak.yaz et sektörü. Bartın ve Düzce’de organize sanayi bölgelerinde, Teşvik Yasası sonrasında fabrika yatırımları hız kazandı. Yatırımların geneli ise yine demir ve çeliğe dayalı yatırımlar oldu. Bartın ve Düzce, coğrafi konumları, büyük yerleşim yerlerine yakınlıkları, ulaşımın otoban ile sağlanması, yasal ve bürokratik işlemler için gerekli tüm kurumların bölgede olması ve denize yakınlıkları ile yatırımda öne çıktı.Batı Karadeniz’in görünürde en büyük problemi ise liman sorunu. Zonguldak Alaplı Liman projesi tamamlandı. Alaplı Limanı, bölgeyi rahatlatacak ama yeterli olmayacak. Bölge için hayati önem taşıyan proje ise Filyos… Proje, Filyos Irmağı üzerinde kimisi taşkının önlenmesi, kimisi sulama amaçlı beş baraj inşaatı planlanıyor. Filyos Projesi, bölge için bir’ kalkınma planı’ özelliği taşıyor. Soçi’ye, Rusya’ya, Avrupa’ya yakınlığıyla özellikle ihracatta öne çıkması planlanan proje kapsamında, bölgeye 25 milyon ton/yıl kapasiteli dev bir liman yapılacak. Arkasında elektrik santralleri, tesisler kurulacak ve Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Karabük de dahil olmak üzere, proje bölgesel açıdan işsizliğe çare olacak. En önemli beklenti ise, Filyos Projesi ile birlikte Batı Karadeniz’in bir ‘enerji üssü’ne dönüşmesi. Proje için gelecek yıl kazmaların vurulması bekleniyor. Karadeniz’in ‘GAP’ı olarak nitelendirilen Filyos Projesi’nde işler planlandığı gibi giderse, bölge, çok büyük yatırımlar ve çok büyük üretim kapasitelerine kavuşmakla birlikte, büyük bir ‘ihracat merkezi’ de olacak. Denizden kara yönünde 22 kilometre uzunluğundaki bölgeyi kapsayan projede, dört önemli üretim bölgesi oluşturulacak. Bölgede yatırım potansiyeli, şu ana kadar başvuran 50’ye yakın firmayla sınırlı kalsa da, rahatlıkla 10 milyar doların üzerine ulaşması öngörülüyor. Bölgede, Kibar Holding’in demir çelik tesisi kurmak istediğini, Enka, Hema, Çalık gibi büyük grupların ise yatırım yapmak için görüşmeler yaptığını biliyoruz. Bölgeye talip olan yatırımcılar arasında yabancılar da var. Yatırım talepleri, enerji, demir-çelik, çimento, ateş tuğla gibi iş kollarında yoğunlaşmış durumda. Projenin gerçekleşmesi halinde, 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağması öngörülüyor. Bölge, ivedilikle projenin hayata geçirilmesini bekliyor. Yüksek kapasiteli limanı, tesisleri, yaratacağı istihdamı ile projenin gerçekleşmesi durumunda, Batı Karadeniz’in önemi kat kat artacak. Yıllardır konuşulduğu halde çalışmaların bir türlü başlamadığı Filyos Projesi’ne, artık hayal gözüyle bakan bölge insanı, son dönemde yapılan kamulaştırma ve ÇED çalışmaları ile birlikte projeye yeniden umut bağlamış durumda. Bölge insanınca ‘çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği’ diye nitelenen proje için dileğimiz, umutların yıkılmaması.Kömür, çelik ve çılgın projeZonguldak’ta, kente atanan il yöneticileri ve seçilmişler, canla başla eski, güzel müreffeh günlere dönebilmek için çaba harcıyor. Ama yetmez. Zonguldak için, Başbakanın İstanbul konusunda dediği gibi uygulanır ‘çılgın bir proje’ gerek.Bölgeler Koordinatörlüğü Danışmanı Büyük önder Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ardından başlattığı ekonomik savaşın en önemli unsurunun teknik gelişmeler olduğu gerçeği ile bu yönde gençlerin yetiştirilmesi direktifini vermişti. Hazırlanan program çerçevesinde bir grup genç “fen ilmi öğrenimi için” Almanya’ya gönderildi. Bunlar, oradan Türkiye Cumhuriyeti’nin gurur kaynaklarından mühendisler olarak döndü. Bu genç mühendislerin önemli bir bölümü o dönemin hemen hemen tek etkin enerji kaynağı maden kömürünün üretildiği Zonguldak’a gönderildi. Bugün kentte bir abide gibi yükselen fabrikalardan Alpullu Şeker Fabrikası, Nazili Dokuma Fabrikası, Eskişehir Demiryolu Cer Atölyesi gibi fabrikalar, ülke içinde ünlendi. Zonguldak’a atanan ve o güne göre iyi maaş alan, istikballeri parlak bu gençler evlenip, kente eşlerini getirdiler. Bunların bir bölümü Osmanlı Sarayı’nın himayesinde, padişahın “İhsanı Şahanesi” ile yaşayan, bu sırada ise işsiz güçsüz kalan paşazade ailelerinin, Fransızca bilen, piyano çalıp tenis oynayan kızları ile evlendiler. Bu genç mühendisler, kızlar ve aileleri için birer okazyon yani fırsattı. İstanbullu hanımlar Zonguldak’a geldiler ve bu batı Karadeniz kentinde yaşamı değiştirdiler. İşletmede görevli diğer yönetici ve üst düzey memurların eşleri ile dostluk kurdular. Klüp kurdular, ilk plaj açıldı. Bunu tenis kortları izledi. Tenis, hala Zonguldak’ta en sevilen ve oynanan sporlardan biridir. Zonguldak’tan başkente gönderilen ilk kömür katarı, Ankara Garı’nda bando mızıka ile karşılandı. İşletmeye özgü bir mağaza kuruldu ve çalışanların maaşlarının bir bölümü basılmış plakalarla ödendi. Satılan mallar dışarıya oranla hem daha kaliteli, hem daha ucuzdu. İstanbul piyasasında olamayan pek çok ürün burada satılıyordu. Zonguldak’ta işletmede yakını olanlar, buradan kendileri için öteberi alınması yolunda İstanbul’dan ricacı olurlardı. Bu Karadeniz kenti, kendine özgü adeta haset duyulan bir yer olmuştu. Bu ayrıcalıkları duyan o dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün, “Bari bir de bayrak yapıp bağımsızlıklarını ilan etsinler” sözü pek ünlüdür. Yıllar geçti devran değişti, kömür derine kaçtı, üretim güçleşti, pahalandı o refah kaynağı devlet yardımına muhtaç kaldı. Zonguldak şimdi kendine özgü, çok büyük ve özenle uygulanacak bir projeye muhtaç. Zonguldak’ın yıldızı sönerken biraz ötesinde yeni bir yıldız ışıldamaya başladı. Karadeniz Ereğlisi’nde kurulan demir çelik fabrikası, Zonguldak’ın bu ilçesine hayat verdi. İnsanlar refaha erişti, ilçe çekim merkezi oldu. Eskiden çileği ile meşhur Ereğli, artık çeliği ile tanınıyor. Ancak kent, bu leziz meyvesini unutmamış. Fabrikanın önündeki anıt; çelik bir çilek. İnsan, çevresi yeşil, denizi mavi kıyı boyunca uzayıp giden bu kentte huzur buluyor. Dilek, büyüyüp gelişen tüm kentlerin uğradığı kargaşa ve dostluk dışı hastalıklar, buraya uğramasın. Yöneticilerine, sivil toplum örgütlerine, kentin ileri gelenlerine çok iş düşüyor. Zonguldak’a her gidişimde gördüm ki; kente atanan il yöneticileri ve seçilmişler, canla başla eski, güzel müreffeh günlere dönebilmek için çaba harcıyor. Ama yetmez. Zonguldak için, Başbakanın İstanbul konusunda dediği gibi ‘uygulanır çılgın bir proje’ gerek.Karadeniz Ereğli Bölge Temsilcisi Batı Karadeniz denince, akla ilk gelen şeylerden biri göz alabildiğine yeşil ormanları ve doğasıdır. Bölge, turizm yönünden oldukça zengin değerlerle dolu. Bolu’da oksijen deposu Köroğlu Dağları, ormanla gölün birleştiği muhteşem manzarasıyla Abant Gölü, Düzce’de mavi bayraklı sahili ile Akçakoca, Zonguldak Ereğlisi’nde 500 yıllık çınar ağaçları, Bartın’da Amasra Çeşm-i Cihan’ı, İnkum’u, Safranbolu’nun evleri, Yenice Ormanları, görülmeye değer eşsiz yerler arasında. Turizmin, bölgenin kalkınmasında yakın gelecekte lokomotif sektörlerden biri olması bekleniyor. Ancak bölge ekonomisi halen demir çelik ve kömüre dayanıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, “Türkiye sanayileşecek. Modern Türkiye’nin endüstriyel atılımlarına öncülük edip temel oluşturacak entegre demir çelik tesisleri, en uygun yerde ve koşulda süratle kurulacaktır’ der, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk. Kuruldu da… Bunlardan biri Erdemir TAŞ, diğeri ise Kardemir AŞ. İki kuruluş da hala bölge ekonomisi için vazgeçilmez bir yer tutuyor. İki kuruluş da dünyada, üretimleri ve kaliteleriyle adını duyurmuş durumda. Erdemir ve Karabük’le başlayan sanayi, Batı Karadeniz’de zaman içinde kömüre ve ormancılığa dayalı olarak da gelişti. Bir diğer işkolu ise, Bolu ağırlıklı olarak olmak üzere be-Ekim 2010Dünya Süper Veb Ofset AŞ adına imtiyaz sahibiAraştırma Servisi Müdürü: Gürhan DEMİRBAŞ Danışman: Talip AKTAŞ Araştırma Servisi Şefi: Yıldız BARS Tasarım ve Uygulama: Çağatay ÖZEN G Hazırlayanlar: Karadeniz Ereğli Bölge Temsilcisi Sabiha TOPRAK - İbrahim ATALAY G Reklam Müdürü: Meral ÖGAT Reklam Planlama Müdürü: Barbaros DARUGA Reklam Müdür Yardımcısı: Alev KOYAŞ YETGİN G Merkez: “Globus” Dünya Basınevi, Balamir Sokak No:7 34810 Kavacık-Beykoz-İSTANBUL Telefon: (0216) 681 18 00 Fax: (0216) 680 39 75 e-posta: dunya@dunya.com web: www.dunya.com Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. 100. Yıl Mah. 34440 Bağcılar-İSTANBUL Araştırma Servisi (0216) 681 19 40-681 18 66 arastirma@dunya.com G Karadeniz Ereğli Bölge Temsilciliği (0372) 322 27 00 kdz.eregli@dunya.com G Ücretsiz Danışma Hattı: 0 800 219 20 24-25Batı KaradenizBÖLGEDidem DEMİRKENTGenel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞ
6 l BÖLGE lBATI KARADENİZBolu’dahedefturizmdemarkaolmakBolu doğal güzellikleriyle, kültürel varlıklarıyla, termalleriyle, yaz-kış sporları, kongre turizmi imkanlarıyla, gerçek anlamda bir turizm kenti olmaya adaydır. İlin en belirgin özelliği ise, turizmin tüm alt sektörlerini aynı coğrafyada bulundurmasıdır. İl ekonomisini ise sanayi ve hizmet sektörü ayakta tutmaktadır.Bolu Valisi Bolu, Ankara ve İstanbul gibi sanayileşmiş bölgelerin ortasında, ülkemizin en önemli yatırım aksı üzerinde yer alan, iller arası sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında 14. sırada bulunan bir ildir. 2001 yılı verilerine göre 4216 dolar olan kişi başına düşen GSYİH ile Türkiye’de Kocaeli’den sonra ikinci durumdadır. Bolu, mevcut coğrafi konumu ve ana pazarlara yakınlığı, Bolu Dağı Tüneli’nin açılmasıyla ulaşım olanaklarının artması, şehir içi dağıtım altyapı çalışmaları yıllık programlar dahilinde sürdürülen doğalgaz kullanımının birkaç yıl içinde ilde yaygınlaşacak olması, zengin turizm potansiyelini değerlendirmeye yönelik çalışmalar, su kaynaklarının yeterli, toprak verimliliğinin yüksek olması, ülkenin önemli kanatlı hayvancılık merkezlerinden biri olması, ilde bir üniversitenin bulunması, eğitim ve sağlık altyapısının büyük ölçüde tamamlanmış olması gibi avantajlara sahiptir. Bolu’da tarım, ticaret, sanayi ve hizmetler sektörü, il ekonomisini ayakta tutan önemli sektörler olarak sıralanmaktadır. Türkiye beyaz et üretiminin yaklaşık yüzde 30’u Bolu’dan sağlanmaktadır. İl topraklarının yüzde 63’ü ormanlarla kaplıdır. 2009 yılında orman ürünlerinden 81 milyon YTL gelir elde edilmiş, 17 milyon TL kar sağlanmıştır. İlde sanayinin büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğu görülmektedir. Bolu’da faaliyette bulunulan önemli sanayi dalları; gıda, orman ürünleri ve mobilya, madeni eşya ve metal sanayi, ısı cam ve temperli cam sanayi, elektrik cihazları üretimi, dokuma-giyim eşyası, çimento ve deri sektörleridir. İlimizde mevcut sanayi tesisleri merkezde yoğunlaşmıştır. Mudurnu’da sunta, gıda(tahin ve helva), tavukçuluk, Mengen İlçemizde orman ürünlerine dayalı sanayi, Gerede’de deri, Yeniçağa’da ise lojistik sektörü gelişmiştir. Diğer ilçelerimizde tarım ve hayvancılık ağırlıklı ekonomik faaliyetlerdir. İlimizde ikisi faaliyete geçen dört adet organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 73 ha. alana sahip olan 45 işyerinin faaliyette bulunduğu Bolu OSB’ye ilave olarak 74 ha. alan ve 41 sanayi parselinden oluşan İlave Tekstil İhtisas OSB’nin imar-parselasyon ve altyapı projeleri tamamlanıp Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca onaylanmış, kamulaştırma ve altyapı çalışmaları devam etmektedir. İlave OSB faaliyete geçtiğinde, ilde yatırım ve istihdam ortamına katkı sağlamış olacaktır. 51 sanayi parselinden oluşan Gerede OSB’de 43 sanayi parselinin tahsisi yapılmış, 8 adet parsel tahsis edilmeyi beklemektedir. 120 ha.ve 53 sanayi parselinden oluşan Yeniçağa OSB’nin ise yer seçimi yapılmış, imar planları ve diğer altyapı projeleri hazır olup kamulaştırma ve altyapı çalışmalarına henüz başlanmamıştır. OSB’lerde toplam 3 bin 162 kişi istihdam edilmektedir. İl ayrıca Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, İzzet Baysal Devlet Hastanesi, İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, İzzet Baysal Doğum ve Çocuk Hastanesi, İzzet Baysal Vakfı tarafından yapımı sürdürülen “İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi” ile Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması planlanan Bölge Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, Bolu’yu sağlık turizminde çok önemli bir merkez haline getirebilecek durumdadır. Bolu doğal güzellikleriyle, kültürel varlıklarıyla, termalleriyle, yaz ve kış sporları, kongre ve seminer turizmi imkanlarıyla, gerçek anlamda bir turizm kenti olmaya adaydır. Bolu’yu dünyanın diğer turizm merkezlerinden ayırt eden en belirgin özelliği, turizmin tüm alt sektörlerini aynı coğrafyada bulundurmasıdır. Abant, Yedigöller, Gölcük, Sünnet Gölü, Çubuk Gölü gibi turistik niteliği olan yaklaşık 200 civarında göl ve göletimiz var. Yaklaşık olarak Abant Gölünün yedi katı büyüklüğünde ( 833 Ha.) olacağı hesaplanan ve yapım çalışmaları tamamlanarak 2008 yılı sonu itibariyle su tutulmaya başlanılan Aladağlar bölgesindeki Seben Göleti’nin, yöreyi turizm açısından daha da önemli hale getireceği ve gölete yakın çevrelerde turizm tesislerine ihtiyaç olacağı değerlendirilmektedir. Bölgenin Turizm Merkezi ilan edilmesi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Köroğlu Dağı Turizm Alanı İkinci Gelişim Bölgesi (Sarıalan) Çevre Düzeni Planında yapılması planlanan gölet ve turizm tesislerinin yapılabilmesi için, planda öngörülen 177 hektar mera vasıflı alanın tahsis amacının değiştirilerek Hazine adına tescili gerekmekte idi. Bu kapsamda, İlimiz Mera Komisyonunca söz konusu alanla ilgili çalışma yapılarak, alanın 21.28 hektar kısmında tahsis amacı değişikliği yapılması uygun bulunmuştur. Planlanan yatırımların yapılabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 21.28 hektar alanın turizm yatırımlarına açılması gerekmektedir. Köroğlu Dağı Turizm Alanı III. Gelişim Bölgesi’nde 956 bin 744 metrekarelik alan üzerinde uygulamaya konulması öngörülen, toplam 2 bin 500 yataklı dört mevsim turizme açık “Tatil Merkezi” alanının, 2634 Sayılı Turizm Teşvik Kanunu uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığınca ilan edilerek, yatırımcılara tahsisi gerekmektedir. Ünlü Kartalkaya Kayak Merkezi’ne ek olarak, doğal yapı ve pist yapısı itibariyle ülkemizin en iyi pistlerine sahip olduğu Türkiye Kayak ve Kızak Federasyonu’nca belirtilen ve Uluslararası Kayak Federasyonu’nca da (FIS) tescil edilen Gerede Arkut Dağı Kayak Merkezi’nde, 2005 yılı itibariyle uluslararası kayak yarışmalarına başlanmıştır. Bolu- Karacasu Kaplıcaları, Mudurnu-Babas ve Sarot, Seben-Kesenözü , Göynük-Çatak Kaplıcaları İlin termal potansiyelini ortaya koyan önemli termal merkezlerdir. Abant, Yedigöller, Göynük Kapı Dağı Ormanı Yaban Hayatı Geliştirme sahalarındaki avlaklar ile Yeniçağa–Gökçesu-Çaydurt arasındaki Sazakiçi Bölgesi Örnek Av Sahası da Bolu’nun önemli bir av turizmi bölgesi adayı olduğunu göstermektedir. Ayrıca ilde bulunan 200 kadar yayla, doğa turizmi açısından zengin bir potansiyel sergilemektedir. Abant, Karacasu, Aladağlar ve Gerede spor turizmine hizmet eden önemli merkezler olarak göze çarpmaktadır. Ankara ve İstanbul illerine yakınlığı nedeniyle Bolu, kongre turizmi açısından da önemli bir potansiyel arz etmektedir. Mudurnu ve Göynük ilçelerimiz, önemli turizm potansiyeline sahip kentsel SİT alanlarımızdandır. Adı geçen ilçelerimizde, birçok tarihi konut Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik, yerel yönetimlerin katkılarıyla onarılmış, birçok konak ve tesis otele dönüştürülerek yatak kapasiteleri önemli ölçüde artırılmıştır. Bu ilçelerimizde gözle görülür bir turizm hareketliliği söz konusudur. Kamu sektörü, özel sektör ve halk olarak turizmde başarıya ulaşılacağına inanmak ve bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Bolu’nun, Türkiye’nin ve dünyanın ünlü turizm bölgelerinden biri olacağına yürekten inanıyor, bu doğrultuda tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bu inancımızın gerçekleşmesi için tüm Boluluların, Bolu’yu sevenlerin çalışmalarımıza destek vereceklerine ve katkıda bulunacaklarına inanıyoruz.Türkiye beyaz et üretiminin yaklaşık yüzde 30’u Bolu’dan sağlanmaktadır. İl topraklarının yüzde 63’ü ormanlarla kaplıdır. 2009 yılında orman ürünlerinden 81 milyon YTL gelir elde edilmiş, 17 milyon TL kar sağlanmıştır.
BATI KARADENİZ 7 FUARZonguldak’ta,özelsektör sanayiyeyatırımyapıyorİlimize özel sektör aracılığıyla özellikle son dönemde önemli sanayi yatırımları yapılıyor. Bu yatırımlardan en önemlileri ; Eren Holding’in Çatalağzı’ndaki termik santral yatırımı; 2006 yılında hizmete giren tersaneler; Çanakcılar Seramik’in banyo mobilyaları fabrikası ve HEMA’nın kömür ve metan gazı yatırımları…Zonguldak Valisi Zonguldak, doğal kaynakların yönlendirdiği bir ekonomik yapı göstermektedir. Yer altı madenleri açısından zengin olan ilimizde taşkömüründen başka, alüminyum, demir, manganez, barit, dolamit, kalker, kuvarsit, şiferton yatakları bulunmaktadır. Bunlardan en başta taşkömürü olmak üzere manganez, kalker ve şiferton yatakları işletilmektedir. Türkiye’nin en büyük demir çelik kuruluşu ve entegre yassı çelik üreticisi ilimizde bulunmaktadır. Demir çelik ve buna bağlı yan sanayi ürünleri sektörünün ( gemicilik, oto yan sanayi vb.) ilimiz içindeki payı giderek artmaktadır. İlimizde yer alan diğer sanayi kolları ise, kağıt, tuğla, seramik, çimento ve gemi inşasıdır. İlimizde özel sektör aracılığıyla önemli sanayi yatırımlarının yapıldığı görülmektedir. Bu yatırımlardan en önemlileri ; Eren Holding’in Çatalağzı Beldesinde yapmakta olduğu termik santral, (yaklaşık maliyeti 1.5 milyar dolar); 2006 yılında hizmete açılan tersaneler (Yaklaşık maliyeti 100 milyon TL); Çanakcılar Seramik’in Devrek İlçesi Çaydeğirmeni Beldesi’ndeki banyo mobilyaları fabrikası (yaklaşık maliyeti 16 milyon TL); HEMA şirketinin Kandilli Bölgesi’nde kömür, il genelinde metan gazı çıkarmaya yönelik yatırımı; Karadeniz Ereğli Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 firmanın çeşitli alanlarda yaptığı 261 milyon 284 bin TL’lik yatırımı. Kamu eliyle de son yıllarda yapılmış ve yürütülmekte olan önemli projeler var. Bunlar arasında, Türkiye Taşkömürü Kurumu yatırımlarının yanı sıra, BartınÇaycuma; Çaycuma- Zonguldak; Devrek-Çaycuma; Zonguldak-Ereğli ayrım yolları; Dorukan Tüneli; Çaycuma-Perşembe-Kozcağız Yolu; Ereğli-Devrek Yolu; Filyos Çayı Çaycuma Köprüsü; Zonguldak-Ereğli Yolu; Ereğli-Alaplı Devlet Yolu Gülüç Köprüsü; Devrek-Zonguldak Ayrımı-Beycuma Yolu; Ovaköy Köprüsü; Ereğli-Devrek Yolunda Çaylıoğlu Köprüsü ve Düzce-Akçakoca-Ereğli Yolu gibi ulaştırma sektöründe devam eden projeler bulunuyor. İlimizde karayolu ulaşımında, 175,49 km bölünmüş yol ağının 2003-2010 arası 104,1 km’sinde bölünmüş yol yapılmış olup, Karayolları Genel Müdürlüğü’nce 53,93 km.’lik kesiminde bölünmüş yol çalışmaları devam etmektedir. Yine ilimizde 9 adet köprü yapılmıştır. Bunun yanı sıra, Filyos Liman Projesi’nin fizibilite etüd çalışmalarında son aşamaya gelindi. Kamulaştıma çalışmalarının yanı sıra önemli firmalar yatırım için yer tahsisi talebinde bulundu. Zonguldak İçmesuyu Projesi, Ereğli Tersaneler Bölgesi Mendirek ve TersaneLiman Yapımı, Zonguldak Kanalizasyon Projesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi yatırımları, merkez ilçedeki bin kişilik öğrenci yurdu inşaatı, merkez ilçede öğretmenevi, tüm belediye ve İl Özel İdaresinin katkıları ile yapılmakta olan Katı Atık Bertaraf Tesisleri, doğalgazın tüm kente ulaştırılması çalışmaları; TOKİ tarafından yapılan konut ve sosyal donatı projeleri, Filyos Kalesi’nde antik kazı çalışmaları da kamunun yaptığı önemli yatırımlar arasında. İlimizin ekonomisi 1990’lı yıllara kadar yalnız kömür üretimi ve buna bağlı demir-çelik sektörüne dayanmaktaydı. İlimizde1992 yılında Birinci Derecede Kalkınmada Öncelikli Yöre ilan edilerek; organize sanayi bölgeleri yapımına gidilmiş, yatırımcılara bedelsiz arsa tahsisi yapılmış, Filyos’a serbest bölge kararı alınmış, ulaştırma ve altyapı yatırımlarına hız verilmiştir. Sektörel çeşitlilikte kısmen başarı sağlanmış ancak beklenen boyutta olamamıştır. 2010’lu yıllara gelindiğinde Karadeniz Ereğli ve Kilimli Tersaneleri ile yapımına başlanılacak olan Alaplı Tersanesi, Çatalağzı beldesinde özel sektörce yapımı tamamlanmak üzere olan termik santral, uzun uğraşlar sonucu açılan Çaycuma Havaalanı ve yıllardır proje olarak kamuoyunun yakından takip ettiği “Filyos Projesi”nde önemli gelişmelere imza atılmıştır. Özellikle Filyos Serbest Bölgesinde bugüne kadar yapılması gereken imar planları, doğalgaz yatırımları, kamulaştırma çalışmaları, ulaşım yatırımları, 25 milyon ton/yıl kapasiteli liman yapım çalışmaları, Filyos Nehri’ne sedde imalatına başlanarak projenin hayata geçirilmesi için somut adımlar atılmıştır. Bu adımların atılmasını Başbakanlık (Yatırım, Tanıtım ve Destek Ajansı) yakından takip ederek, projeyle ilgisi olan tüm kuruluşların koordineli şekilde çalışmasını sağlamış bunun için de bir aksiyon planı hazırlayarak eyleme geçmiştir. Bugün itibariyle bölge için önemli büyüklükteki yerli ve yabancı yatırımcıların talepleri ile karşı karşıya bulunmaktayız. Çabalarımız altyapı çalışmalarının en kısa sürede tamamlanarak yatırımcıların bir an evvel yatırımlarına başlamasını sağlamaktır. Yine ilimizin turizm potansiyeli iyi bir şekilde değerlendirilerek alternatif turizme yönelik yatırımlar yapılmalıdır. Yüzde 55’si ormanlarla kaplı ilde orman turizmi, mağara turizmi, termal turizm, kültür turizmi ve av turizmi gibi çeşitli alanlarda turizm olanaklarına sahip. İlimizde faaliyette olan Çaycuma ve Karadeniz Ereğli OSB’ler olmak üzere iki tane organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Ayrıca kamulaştırma çalışmaları devam etmekte olan Alaplı İlçesinde de organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Çaycuma OSB’de faaliyette olan sektör yoğunluğu sırası ile konfeksiyon, mobilya ve orman ürünleri oluşturmaktadır. Diğer sektörler ise gıda, temizlik kağıdı, makine, cam, ambalaj, inşaat yapı malzemeleri ve çelik kapı sektörleri oluşturmaktadır. Üretimde olan firmalarımızda 2 bin 500 kişi istihdam edilmektedir. Tüm sanayi parsellerinin tahsisi yapıldığında 4 bin 500-5 bin kişinin istihdamının sağlanacağı beklenmektedir. Karadeniz Ereğli OSB’de faaliyet gösteren sektörler ise, çelik, makine imalatı, seramik, büro mobilyaları ve tekstil olup toplam çalışan sayısı 305 kişidir. Parsel tahsisi yapılan firmalar faaliyete geçtiğinde 4 bin kişinin istihdam edilebileceği öngörülmektedir. Alaplı OSB’de ise 81 hektarlık bölgede kamulaştırma işlemleri devam ediyor. 2009 yılı itibariyle 68.3 hektarlık alan kamulaştırıldı. 2009 yılı içinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 299 bin TL ödenek tahsis edilmiştir. 2010 yılı ödeneği ise 158 bin TL’dir. Filyos Bölgesi’nde ise şu anda sedde çalışmaları devam etmektedir. Hali hazır haritalar tamamlanmış olup bundan sonraki aşamada da kıyı kenar çizgisi ve imar planı çalışmaları yapılacaktır. Filyos Liman Projesi’nin de fizibilite-etüd çalışmaları tamamlanmış olup, önümüzdeki günlerde ihaleye çıkılması düşünülmektedir. Yıllardır bölge gündeminden düşmeyen Filyos Projesi için son yıllarda önemli somut adımlar atılmış olup, yapılması gereken altyapı işleri tamamlandıktan sonra yatırımcılara arazi tahsislerine başlanacaktır.İlimizin turizm potansiyeli iyi bir şekilde değerlendirilerek alternatif turizme yönelik yatırımlar yapılmalıdır. Yüzde 55’si ormanlarla kaplı il, orman turizmi, mağara turizmi, termal turizm, kültür turizmi ve av turizmi gibi çeşitli alanlarda turizm olanaklarına sahip.
8 l BÖLGE lBATI KARADENİZKarabük,‘kültürvesanat şehri’olmayahazırlanıyorKarabük küçük bir yerleşim yeri iken süratli bir şekilde sanayileşme ve eş zamanlı olarak kentleşme evresi geçirmiştir.Şimdi ise sadece bir ağır sanayi kenti değil; bir kültür ve sanat şehri olmanın da gerekliliklerine hazırlanmaktadır. Karabük’ün geleceğe hazırlanması, her şeyden önce yaşam standartlarının yükseltilmesine yönelik girişimlerle mümkün olacaktır.Karabük Valisi Karabük, Batı Karadeniz bölümünde, Araç ve Soğanlı Çaylarının birleşerek Filyos Çayı’nı oluşturduğu noktada yer almaktadır. İlk önceleri Safranbolu ilçesinin Öğlebeli Köyüne bağlı 13 haneli bir köyaltı yerleşim birimi olan Karabük, Ankara - Zonguldak demiryolu üzerinde küçük bir istasyon konumunda iken, sanayileşme ile birlikte önemli bir merkez haline gelmiştir. Karabük, 6 Haziran 1995 gün ve 22305 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Çankırı’dan; Ovacık ve Eskipazar ilçeleri ile Zonguldak’tan; Eflâni, Safranbolu ve Yenice ilçelerinin birleştirilmesiyle Türkiye’nin 78. ili olmuştur. Karabük küçük bir yerleşim yeri iken süratli bir şekilde sanayileşme ve eş zamanlı olarak kentleşme evresi geçirmiştir. Sosyal hayat bu gelişme çizgisi içinde şekillenmiştir. Kent, aldığı yoğun göç ile adeta Türkiye’nin küçük bir nüvesi olmuştur. 1944 yılında, demir-çelikte istihdam edilen 3 bin 812 kişinin; 58’i Trakyalı, 453’ü Egeli, 160’ı Doğu Anadolulu, 706’sı Orta Anadolulu, 2 bin 346’sı Kuzey Anadolu, 62’si Doğu Akdeniz, 27’si ise Türkiye harici doğumlulardan müteşekkildir. Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan bir örnektir. Sahip olduğu zengin kültürel mirası korumadaki başarısı Safranbolu’yu UNESCO’nun “Dünya Miras Listesi”ne taşımıştır. Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlıklarının yaklaşık bin 500’ü Safranbolu’ dadır. Bu zenginlik Safranbolu’yu, bir ‘müze kent’ haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise “korumanın başkenti” unvanını kazandırmıştır. Safranbolu’nun ününü oluşturan ‘ev’leri, 18. ve 19. yy Türk hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır. Yaklaşık 2 bin geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu evlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Dağların geniş yer kapladığı Karabük’te ormanlar son derece yaygındır. İlimiz, Türkiye geneli ormanlık alan durumlarına göre yüzde 68’lik orman alanı ile birinci sırada yer almaktadır. Ormanlarının barındırdığı 40’ın üzerinde ağaç türü nedeniyle gerçek bir ağaç müzesi görünümünde olan Yenice’de Gökpınar mevkiindeki 4 hektarlık bir alan Arboratum (Açık Hava Orman Müzesi) olarak tescil edilmiştir. Dünya Ormancılık Örgütü (FAO) ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) dünya üzerinde belirlediği mutlak korunması gereken alanlardan ‘Avrupa Ormanları’nın Sıcak Noktaları’ olarak tanımlanan alanlar biyolojik çeşitlilik açısından en değerli alanlar arasında yer almaktadır. Dünya üzerindeki 100 adet sıcak noktadan 9 adedi Türkiye’de bulunmaktadır. Bu mutlak koruma sahasının birisi de Yenice ormanlarıdır. Karabük’ün Zeugma’sı olarak nitelendirilen Eskipazar Hadrianopolis M.Ö 1’inci yy’dan itibaren Roma hâkimiyeti ile birlikte Çankırı’ da Germanikopalis ismi ile önemli bir merkez kurulmuş, Çerkeş (Antinopolis) ve Eskipazar (Hadrianopolis) da önemli yerleşim merkezleri arasında yer almıştır. İlçe merkezine yaklaşık 3 km mesafeden itibaren başlayan Hadrianapolis şehri kalıntıları içinde mahzenler, saray merdivenleri kalıntıları, hamam harabeleri, sığınak ve su kanallarına rastlanmaktadır. Bu kentin kurulduğu yerin genişliğinden 6 büyük merkezden biri olduğu anlaşılmaktadır. Ülkemizde genç kuşak üniversitelerden olan Karabük Üniversitesi, bugün artık sadece büyük şehirlere yakınlığı ve coğrafi avantajıyla değil; eğitim kalitesi ve akademik zenginliği açısından da modern bir bilim merkezi olma yolundadır. Bir sanayi kenti olarak hızla gelişen Karabük’te bu süratli gelişim ivmesi sosyal, kültürel, çevresel ve iktisadi açılardan beraberinde bir takım avantajları getirdiği gibi doğaldır ki bazı dezavantajlara da yol açmış olabilir. Karabük, sadece bir ağır sanayi kenti değil; bir kültür ve sanat şehri olmanın da gerekliliklerine hazırlanmaktadır. Karabük’ün geleceğe hazırlanması, her şeyden önce yaşam standartlarının yükseltilmesine yönelik girişimlerle mümkün olacaktır. Bu doğrultuda, sanayi alanında mevcut potansiyelin sadece demir-çelik sektörü ile sınırlı olmaması; tekstil ve otomotiv gibi alternatif alanlarda orijinal yan sektörlerin de değerlendirilmesi yönünde planlamalar yapılması önem taşımaktadır. Bu çerçevede yeni kurulan Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA), Zonguldak-Karabük-Bartın çizgisinde olumlu hareketlilik oluşturacağı gibi Karabük’ün ihtiyaç duyduğu projelerin hayata geçirilmesi ve bir istihdam modelinin geliştirilmesi noktasında da fırsatlar doğuracaktır. Yine Batı Karadeniz Kalkınma Birliği (BAKAB) çatısında müzakere edilen hususların, BAKKA boyutunda somut projelere dönüştürülmesi de orijinal imkânlar sunabilecektir. Bu itibarla proje tabanlı çalışmalarla elde edilecek çarpan etkisinin beklenenin ötesinde gerçekleşebilecektir. Diğer taraftan kentin çok yönlü tanıtımı ve uluslararası bilinirliğinin sağlanmasına dönük gayretlerle, sektörel ihracat kapasitesinin artırılması ve ilde düşünülen yatırımlar için gerekli güven ortamının oluşturulması da dikkate alınmalıdır. Eskipazar’da aktif hizmete sunulan Hadrianapolis ve uluslararası standartlara uygun parkur düzenlemesi yapılan Yenice ormanları, Karabük’ün yükselen yeni turistik değerleridir. Tarihsel-kültürel-çevresel karakteristiği haiz bu alternatifler, rehberlik, konaklama ve benzeri hizmetlerle desteklendiğinde hızlı sonuçlar almak mümkün olabilecektir. Sözgelimi, turizmle ilintili olarak; izcilik, dağcılık, trekking gibi aktivitelerin de buna paralel bir gelişim seyri izlemesi beklenmektedir. Son olarak sivil toplumun da ilimizin çok yönlü kalkınması adına inisiyatif üstlenmesinin ekstra verimlilik doğuracağını vurgulamak isterim. Bu arada kentin profesyonel futbol ligiyle tanışıklığı 1990’lı yıllara rastlamaktadır. Kardemir Karabükspor’un ligde temsili sadece Karabük için değil, Anadolu takımları için de anlamlı bir örnek olabilecektir. Takımın başarılı sonuçlar alacağına inancımız tamdır. Mavi ve kırmızı tonlu formasıyla futbolcularımız lige renk ve heyecan katacağını umuyoruz.Yeni kurulan Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA), Zonguldak-KarabükBartın çizgisinde olumlu hareketlilik oluşturacağı gibi Karabük’ün ihtiyaç duyduğu projelerin hayata geçirilmesi ve bir istihdam modelinin geliştirilmesi noktasında da fırsatlar doğuracaktır.
BATI KARADENİZ 9 FUARDüzce;turizm,tarımve üniversitesiylegelişiyorDüzce; sanayisi, üniversitesi, turizm ve tarımsal alandaki potansiyeli, girişimci ruhlu halkıyla geleceğe güvenle bakmakta, ulusal refahın artırılmasına önemli katkılar sağlayacak bir konuma gelmektedir.Düzce Valisi Batı Karadeniz’in ayakta kalan tek antik kenti olan Düzce’nin tarihi, MÖ 1390-800 yılları arasında hüküm süren Hitit Medeniyeti’ne kadar uzanır. Düzce kültürel çeşitliliğin doğal güzelliklerle buluştuğu nadir illerden biridir. İki metropol arasında, doğu-batı ve kuzey-güney ulaşım eksenlerinin kavşağında yer alması; Karadeniz’de kıyısı olması, organik tarıma ve sebzeciliğe elverişli iklim ve toprak yapısı, tarım ve hayvancılıkta yüksek verimlilik, zengin ve nitelikli orman kaynakları varlığı, turizmin bir çok çeşidine uygun, bozulmamış ve kirletilmemiş doğası Düzce’nin güçlü yönlerini oluşturmaktadır. Düzce, doğal ve kültürel aktiviteleri ile turizmin her unsurunu içermektedir. Muhteşem tabiatı, saklı kalmış şelaleleri, mağaraları, rafting, kano, yat ve yelken yarışlarına elverişli akarsuları, göletleri ve denizi… Efteni ve Derdin’deki termal kaynakları, kültürel birikimi, yaylaları, dağları ve ormanlarıyla Düzce, oldukça büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Valiliğimiz, ilimizdeki yatırımları artırmak, dolayısıyla işsizliği azaltmak, ilimiz refahına katkıda bulunmak amacıyla, diğer kaynaklar gibi sahip olduğu turizm imkânlarını da harekete geçirerek gerekli tedbirleri alma gayretindedir. Turizm potansiyeli ile ön plana çıkan Düzce, bunun yanı sıra sanayi, tarım, sağlık ve eğitim alanlarında da her geçen gün artan bir ivme ile gelişimini sürdürmektedir. Bu bağlamda; ilimizde 829 sanayi tesisi, iki organize sanayi bölgesi, üç küçük sanayi sitesi ve bir ticaret ve sanayi odası bulunmaktadır. 1996 yılında kurulan 173 hektar büyüklüğündeki Birinci Organize Sanayi Bölgesinde firmalara yönelik 58 sanayi parseli 58 firmaya tahsis edilmiştir. Halen 41 tesis üretim faaliyetlerini sürdürdüğü bölgede, 4 bin 924 kişi istihdam edilmektedir. Firmaların tamamı üretime geçtiğinde istihdam sayısının yaklaşık 9 bin 500 olması bekleniyor. İlimizin 5084 Sayılı Teşvik Kanunu kapsamına alınması sonrası yaşanan yoğun yatırım talepleri üzerine İkinci Organize Sanayi Bölgesi kurulmuştur. 81 hektar büyüklüğündeki İkinci OSB’de toplam 478 bin 74 metrekare yüzölçümlü 11 sanayi parselinin 11 firmaya tahsisi yapılmıştır. Firmalardan beşi üretime geçerken, bu beş tesiste 313 kişi istihdam edilmektedir. 11 firma üretime geçtiğinde bin 200 kişinin çalıştırılması planlanmaktadır. Diğer yandan Gümüşova İlçesinde oluşan sanayi alanında da Üçüncü Sanayi Bölgesi kurulmasına ilişkin çalışmalar devam etmektedir. İlimizde yapılan üretimlerden elde edilen ihracat geliri yaklaşık 800 milyon dolar civarındadır. İl genelinde 2009 yılı itibariyle dokuz adet kaplama fabrikası, 40 adet kereste fabrikası, 16 adet mobilya fabrikası, beş adet masif parke fabrikası, üç adet lamine parke fabrikası, bir MDF fabrikası ve bir kapı fabrikası faaliyet göstermektedir. İlimizde yüzde 98 ile okur yazar oranı, yüzde 87 olan Türkiye ortalamasının üzerindedir. 17 Mart 2006 tarihinde kabul edilen 5467 Sayılı 15 İlde Yeni Üniversite Kurulması Hakkında Kanun ile Düzce Üniversitesi kurulmuştur. Üniversitemiz bünyesinde, yedi fakülte, ayrıca üç enstitü ve iki yüksekokul bulunmaktadır. Ayrıca sekiz yeni meslek yüksek okulu açılmıştır. 6 bin 982 öğrencinin öğrenim gördüğü fakülte ve yüksek okullarda, 31 profesör, 42 doçent, 106 yardımcı doçent, 103 öğretim görevlisi, 264 araştırma görevlisi, 35 okutman, 8 uzman olmak üzere 589 akademik personel ile 452 idari personel görev yapmaktadır. Netice olarak Düzce; sanayisi, üniversitesi, turizm ve tarımsal potansiyeli, girişimci ruhlu halkıyla geleceğe güvenle bakmakta, ulusal refahın artırılmasına önemli katkılar sağlayacak bir konuma gelmektedir.
10 l BÖLGE lBATI KARADENİZBartın,yoluna‘2023Stratejik İlPlanı’iledevamediyorBartın Valisi İçinde yaşadığımız dünyanın son zamanlardaki en önemli olgusu küreselleşme. Rekabet edebilirlik, küreselleşme ile daha keskin olarak ortaya çıktı. Tüm alanlarda rekabetin arttığı günümüzde, ulusal ve yerel çıkarların korunması ve farklılıklarımızı fırsata dönüştürme zorunluluğunu ortaya çıkmıştır. Biz de rekabet gücümüz olan alanlarımızı, potansiyel değerlerimizi belirlemek ve sektörel hedeflerimizi ortaya koymak amacıyla “Bartın 2023 Stratejik Amaçlar ve İl Gelişme Planı” çalışması yaptık ve belirlenen hedefler doğrultusunda adımlarımızı atıyoruz. Bartın’da belirgin ölçüde güçlü olduğumuz alanlarımız olarak; ulaştırma ve lojistik, turizm, taşkömürü ve bağlı sektörler, demir-çelik ve orman ürünleri öne çıkmaktadır. Kuşkusuz ki; gelecekte ilin gelişimine olumlu katkılar sağlayacak katma değeri en yüksek sektörlerden birincisi turizmdir. Turizm pazarında, Bartın’ın doğal ve kültürel kaynaklarının büyük bir bölümü tabiri caizse görücüye dahi çıkarılamamıştır. Amasra’yı dünya markası yapmalıyız. Amasra, Ankara ve çevresine en yakın deniz, kum, güneş ve önemlisi en temiz ve en yeşil çevresi, zengin tarihi ve ekolojik çeşitliliğiyle bizdedir. İlçemizde arkeolojik kazı çalışmalarına 2010 yılı tamamlanmadan başlanacaktır. İlimize yat limanı ve yolcu iskelesi yapılması çalışmaları yürütülmektedir. Batı Karadeniz kıyı koridorunda yat limanı bulunmamaktadır. Ulusal Turizm stratejisinin hedeflerine uygun çalışmalar başlatıldı. Ana dalga kıran üzerinde yolcu gemisi rıhtımı ve limanda küçük tekne (yat) yanaşma yeri için yüzer iskele yapılması planlanmıştır. İmar Planı çalışmaları bitirildi, ÇED süreci tamamlandı ve ödenek temin edilerek yatırım programına alındı ve 2010 yılı sonuna kadar ihalesi yapılacaktır. Batıda Mugada, doğuda Amasra – Çakraz Merkezli Turizm Bölgesi oluşturmaya çalışıyoruz. 1. bölge Merkez – Kızılkum – Mugada Turizm Merkezi bölgesi, Büyük Kızılkum, Küçük Kızılkum, Hatipler ve Arıönü Köylerini kapsayan alanlardır. 2. bölge Amasra – Çakraz Turizm Merkezi Bölgesi, Çakrazboz, Çakrazşeyhler ve Çakrazova köylerini kapsayan alanlardır. Envanter bilgileri ve etüdü yapıldı, teklif dosyaları, Kültür Turizm Bakanlığı’na sunuldu. Bakanlıkça, inceleme değerlendirme süreci devam ediyor. Bartın Irmağı’nın da ekonomik girdi sağlayacak biçimde turizme kazandırılmasını planlıyoruz. Valiliğimizce “Bartın Irmağı ve Yakın Çevresinin Peyzaj Planlama Odaklı Turizme Kazandırılması Projesi” başlatılmıştır. Bu çalışmayı tarihi bir proje olarak görüyoruz. Bu amaçla, geçtiğimiz günlerde değişik üniversitelerde bu alanda çalışan akademisyenler ile çalıştay düzenlenmiş ve projenin yol haritası belirlenerek çalışmalar bir takvime bağlanmıştır. Bartın’ı sahil şehri yapmalıyız. İl merkezine bağlı sayfiye yeri İnkumu’nu sadece yaz sezonunda iki ay kullanılan bir yer değil, tüm yıl yerleşik hayat olan Bartınlıların yaşadığı yer haline getirmek amaçlanmıştır. Orada bulunan 2 bin 300 konutu da sosyal yaşama katmak amacıyla Liman mevkii’nden İnkumu’na yaklaşık 600 metre olan tünel yapımı veya sahil yolu konusunda çalışmalarımız etüt aşamasındadır. Ulaşım altyapısını geliştirmek ve tüm ulaşım aktörlerinin birbirini destekler biçimde ülkeye ve bölgeye hizmet eder nitelikte olmasını sağlamış bir il olmak da önemli hedeflerimizden biridir. Bu doğrultuda, Türkiye’nin mevcut demiryolu ağına, yeni bir transit bağlantı sağlayacak “Adapazarı- Karasu-AkçakocaEreğli-Bartın-Amasra Liman bağlantıları Demiryolu Projesi” liman bağlantıları ile bölgedeki uluslararası transit demiryolu taşımacılığına yeni boyutlar katacak niteliktedir. Projenin, “ÇED Olumlu” kararı Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çıkmıştır. Bundan sonraki aşamada demiryolu inşa çalışmalarına DLH Genel Müdürlüğü’nce başlanacaktır. Bartın Limanı, ticaret hacmini yılar itibariyle artırmaktadır. Bartın ekonomisi için stratejik öneme sahip liman geliştirme faaliyetleri kapsamında, Liman Dolgu İmar Planı yapılmış, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca onaylanmıştır. Limana seri yükleme ve boşaltmaların yapılabileceği RoRo iskelesi yapılması için ÇED süreci tamamlanmış ve onaylanmıştır. Ayrıca projenin revizyon imar planı onaylanmıştır. İnşa projesinin 2011 yılı için Ulusal Yatırım Programı’na teklifi yapılmıştır. Demiryolu ve liman bağlantıları entegrasyonu ile Karadeniz limanlarını uluslararası ulaştırma merkezi, lojistik üs yapılmalıdır. Zonguldak ili sınırları içindeki Saltukova Havaalanı’nın aktif olarak kullanma açılması hem Zonguldak, hem Bartın ilinin önemli bir ihtiyacını gideren adımdır. Ülkenin kuzeybatısında, Ankara ve İstanbul gibi büyük metropollere yakınlığıyla, sahip olduğu 1. sınıf gümrük kapısıyla Bartın Limanı, diğer limanlarla demiryolu bağlantısı kurulması yoluyla, bölgesel bir lojistik merkez olabilecektir. Organize Sanayi Bölgesi genişletilmesi, alternatif sanayi alanları yaratılması ve yeni bir demir-çelik üssü kurulması gerekliliğini degörüyoruz. Bu amaçla, OSB 200 dönüm genişletildi. Burada önemli bir demir-çelik Fabrikası kuruldu ve üretime başladı.(Günlük 300 ila 400 ton demir-çelik uzun mamul -ticari profil- üretimi ile yıllık 120 bin ton üretim yapılmakta olup, yıllık 100 milyon dolarlık satışın yüzde 75’i ihraç kapsamındadır.) OSB ve 500 dönümlük yeni bir alanın ilave edilerek genişletilmesi için de çalışmalar devam ediyor. Alanla ilgili sorunları aşmak amacıyla çözüm önerileri ilgili bakanlıklara sunulmuştur. Gerçekten, Bartın’ın demir-çelik sektöründe Karabük’ün yanında yine önemli bir demir-çelik üssü olma potansiyeli vardır. Liman bağlantısı bulunması, üretilen mamulün pazarlara ulaştırmada ortaya çıkan maliyet avantajları bu alanda büyük rekabet üstünlüğü yaratmaktadır. Bartın’da, doğalgaz boru hattı ve boru hattı sistemine ait sabit tesislerin inşaatı tamamlanmış ve Kasım 2009 itibariyle gaz arzı sağlanmıştır. Gelecekte, Bartın İlinin tamamında kullanıma geçilmesi için EPDK tarafından yapılacak “dağıtım ihalesi” beklenmektedir. Türkiye’nin taşkömürü rezervi 1.33 milyar tondur ve bunun yaklaşık yüzde 31’lik kısmı olan 408 milyon ton’u Amasra havzasındadır. Amasra havzasındaki rezervin 12 milyon ton’u (yüzde 3) kamu sektörünce çıkarılmakta, 396 milyon tonu (yüzde 97) rödevans ile özel sektöre tahsis edilmiştir. Bartın Üniversitesi kurulmuştur. Üniversitemizin yeni kampus alanı belirlenmiş ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmıştır. Bartın Üniversitesi’nin 20 yıllık gelişme planında, 10 fakülte ve 3 yüksek okulun yer alması hedeflenmiş, tahmini öğrenci sayısı 20 bin olarak tespit edilmiştir. Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılına giderken, biz Cumhuriyet kuşaklarının başta büyük Atatürk’e ve onunla birlikte olan kurtarıcı ve kurucu kuşaklara vereceği en büyük hediye, AB kapısında bekleyen bir Türkiye değil, AB’nin peşinde koştuğu bir Türkiye’yi gerçekleştirmiş olmaktır. 2023’e, yani Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılına giderken, Atatürk’ün bize gösterdiği “çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak” hedefini, milletimizin evrensel ve yaşamsal bir hedefi olarak kabul etmeli ve bu hedef için çalışmalıyız. Unutmamalıyız ki; “çağdaş uygarlık düzeyi” önümüzde duran bizi bekleyen statik bir durum değil, her an değişip, yenilenen bir durumdur. Hedef; çağdaş uygarlığın yapıcı yaratıcı ortağı olmaktır. Bunu için çok çalışacak, yılmayacak ve yorulmayacağız. Bartın, bu yolda kendisine düşen görevleri ve sorumlulukları belirlemiş, hedefe doğru kararlı adımlarla yürümeye ve çalışmalarına devam etmektedir. Demiryolu ve liman bağlantıları entegrasyonu ile Karadeniz limanlarını uluslararası ulaştırma merkezi, lojistik üs yapılmalıdır. Zonguldak ili sınırları içindeki Saltukova Havaalanı’nın aktif olarak kullanma açılması hem Zonguldak, hem Bartın ilinin önemli bir ihtiyacını gideren adımdır.
BATI KARADENİZ 11 FUARHayvancılıkveturizme yatırımcıbekliyoruzBolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bolu, bir araştırma firması tarafından geçtiğimiz günlerde 2010 yılı sonuçları açıklanan “En Yaşanılabilir Kentler” araştırmasında bir önceki yıla göre altı sıra yükselerek yedinci sırada yer almıştır. DPT tarafından en son 2003 yılında yapılan İller Arası Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Araştırması’na göre ise 81 il arasında 14. sıradadır. İlimiz ekonomisinin yüzde 38’ini tarım, yüzde 21’ini sanayi ve yüzde 41’ini hizmetler sektörü oluşturmaktadır. Tarımsal faaliyetler daha ziyade Seben, Mudurnu, Göynük gibi ilçelerimizde yoğunlaşmaktadır. Mevcut sanayi yapısı içinde en büyük paya sahip olan sektörümüz, tarıma dayalı nitelikteki kanatlı hayvancılık ve beyaz et endüstrisidir. İlimiz, Türkiye beyaz et üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu tek başına karşılamaktadır. Sektörde 5 bin dolayında kişi istihdam edilmektedir. Sanayi yapısı içinde bir diğer önemli alan ağaç işleri ve orman ürünleri sanayisidir. Yine en önemli sanayi kollarımızdan birisi olan ve saçaklı metal sanayi olarak da adlandırılan sanayi kolu ise, fırın üretimi yapan ulusal ölçekli bir ana firma (Arçelik AŞ) ve bu firmaya yardımcı sanayi hizmeti sağlayan yan kuruluşlardan oluşmaktadır. Sektörde 3 bin 200 kişi istihdam edilmektedir. Gerede ilçemizde ise güçlü bir deri sanayisi bulunmaktadır. 130 dolayında üretici kuruluşun faaliyet gösterdiği sektörde 3 bin kişiye istihdam olanağı sağlanmaktadır. Bunların yanı sıra gelişmekte olan tekstil sektörü ve cam, çimento, beton üretici kuruluşlarımız da sanayi yapısının diğer unsurlarını teşkil etmektedir. Odamıza kayıtlı 188 tane üretici kuruluşta toplam 13 bin 400 kişi istihdam edilmektedir. Bu sayı, toplam sigortalı istihdamımızın yaklaşık üçte birine tekabül etmektedir. Krizin etkisi altında geçen 2009 yılında ilimizde üretimden yapılan ihracat tutarı, bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında yaşanan bir gerileme ile 365 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. İthalat rakamımız ise 199 milyon dolar civarındadır. Toplamda 565 milyon dolarlık bir dış ticaret hacmine sahibiz. İhracatta öncelikli hedeflerimizden birisi, ilk etapta 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşabilmektir. İlde hizmetler sektörü ise ulaştırma, Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin sağladığı ekonomik katkı ve Bolu’nun gelecek vizyonunun merkezinde yer alan turizmden oluşuyor. Deniz dışı alternatif turizm alanlarından altısında son derece güçlü ve zengin bir potansiyele sahibiz. Bu altı kategori, termalsağlık turizmi, toplantı ve kongre turizmi, doğa turizmi, kış turizmi, spor turizmi ve kültür-tarih turizmidir. Peki Bolu’da yatırım yapmak isteyen bir yatırımcı, hangi alanlara yönelebilir? İlimizde dört adet Organize Sanayi Bölgemiz mevcut. Her şeyden önce Bolu, Ankara ve İstanbul’un ortasında, yoğun bir ticaret hattının üzerinde yer almaktadır. Limanlara yakındır. Ayrıca Bolu Dağı Tüneli’nin hizmete açılmış olması nedeniyle Ankara-İstanbul ulaşım süresi kısalmıştır. Gerede ilçemiz, büyükbaş hayvancılık entegre yatırımları için son derece elverişlidir. Turizme dayalı gelişmenin aktörlerinden biri olmak isteyen yatırımcılarımız için bu sektördeki potansiyelimiz, son derece cazip, rantabl ve verimli bir yatırım alanı teşkil etmektedir. Bu arada, KOSGEB Bolu Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Odamızın uzun süren çalışma ve girişimlerimizin sonucu ilimizde hayata geçiriliyor. Bundan böyle KOBİ’lerimiz, bulundukları yerde KOSGEB hizmetlerinden yararlanabilecek, KOSGEB ile ilgili işlemlerini zaman ve kaynak kaybına sebebiyet vermeden yerine getirebilecekler. Son olarak, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanan 2010-2013 yılı Bölge Planı, DPT Müsteşarlığı’nca onaylanarak yürürlüğe kondu. Ajans, bir dizi alanda KOBİ’lere, kurum ve kuruluşlarımıza destek vermeye dönük programların uygulamasına başladı. İlk olarak, teknik destek programı açıldı. Tüm bu saydığım hususlar çerçevesinde, değerli yatırımcılarımızı Türkiye’nin en güzel kentlerinden birisi olan Bolu’ya davet ediyor ve İlimizin sunduğu eşsiz olanaklardan istifade etmeye çağırıyorum.Her şeyden önce Bolu; Ankara ve İstanbul’un ortasında, yoğun bir ticaret hattının üzerinde . Limanlara da yakın.
12 l BÖLGE lBATI KARADENİZKarabük’ünsanayikültürü kentiyatırımdaavantajlıkılıyorSanayinin büyük önem arz ettiği ve teşvik kapsamında üçüncü bölgede yer alan ilimizde, insanımız zaman içinde gelişen sektörlerin de etkisiyle sanayiyle yoğrularak, belki de ülkemizde çok az ilde görülebilecek ‘sanayi kültürü’nü oluşturmuştur. Bu, bizleri avantajlı bir yatırım merkezi olma yönünde güçlü kılmaktadır.Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sektörel yatırımlarda ülkemiz dört bölgeye ayrılmış olup, Karabük, 3. Bölge teşvik kapsamında yer almıştır. 1937 yılında demir çelik fabrikalarının temellerinin atılmasıyla Cumhuriyetin ilk ağır sanayi yatırımı ilimizde kurulmuştur. O yıllarda 13 haneli bir yerleşim birimi olan Karabük, bu yatırımın sunduğu fırsatla 1995 yılında Türkiye’nin 78. ili olmuştur. Bu nedenledir ki Karabük, hem Cumhuriyet kenti hem de sanayi kenti unvanıyla anılmaktadır. Sanayinin bu kadar önem arz ettiği ilimizde, insanımız zaman içinde gelişen sektörlerin de etkisiyle sanayiyle yoğrularak, belki de ülkemizde çok az ilde görülebilecek ‘sanayi kültürü’nü oluşturmuştur. Diğer kaynaklarımızla birlikte işte bu sanayi kültürü, bizleri avantajlı bir yatırım merkezi olma yönünde güçlü kılmaktadır. Sanayinin yanında, Dünya Miras Kenti Safranbolu ilçemiz, Hadrianapolis antik kentinin bulunduğu Eskipazar ilçemiz, yeşili ve doğasıyla ünlü Yenice ve Ovacık ilçelerimiz, turizm sektörünün her alanında yatırımcılara cazip fırsatlar sunmaktadır. İnsanımızın okuma yazma oranının yüzde 89 gibi yüksek bir oranda olması ve her yıl üniversite sınavlarında ilk 10’da yer alması, eğitime verilen önemi göstermektedir. İlimizde yeni kurulan Karabük Üniversitesi’nin yaptığı çalışmalarla yakın bir gelecekte Türkiye’nin sayılı üniversiteleri arasına gireceğine inanmaktayız. Karabük Organize Sanayi Bölgesi kent merkezine 7 km, Karabük-Ankara karayoluna ise 3.5 km uzaklıkta bulunmaktadır.1997 yılında yapımına başlanılan Organize Sanayi Bölgesinin enerji, su, haberleşme, bölge içi ve dışı ulaşım altyapıları tamamlanmıştır. Filyos Projesi kapsamında yer alan çok önemli projelerden birisi de liman ile ilgilidir. Filyos Limanı Projesi tamamlandığı taktirde, ilimizdeki özellikle demir-çelik sanayinde faaliyet gösteren işletmelerin ihracat ve ithalatla ilgili ulaşım sorunları büyük ölçüde giderilmiş olacaktır. Özelleştirilerek ülke ekonomisine yeniden kazandırılan Kardemir AŞ’nin cevher, kömür, hurda ithalatı ve mamul çelik ihracatı ile yörede kurulan ve planlanan tesislerin ülke ve uluslararası pazarlara açılması bakımından da Filyos Limanı hayati değer taşımaktadır. Geçmişte tek bir il çatısı altında bulunan ve çok fazla ortak değerleri bulunan Zonguldak, Bartın, Karabük, bu üç ilimizin birbirleri ile ortak bir proje içinde yer almaları bölgenin gelişmesi açısından son derecede önemlidir. Kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, bölgesel gelişmeyi sağlama amacını taşıyan kalkınma ajansının kurulması bölge illerinin gelecek AB projelerinden sağlayarak bölge kalkınmasına yeni bir ivme kazandırdı. Karabük, dış ticaret ilişkilerinde bulunabilen ve dış ticaret hacmi günden güne artan bir ilimizdir. Dış ticarette ihracatın payı düşük iken, ithalatın payı yüksektir. Karabük sahip olduğu bu kaynakları ve toplumsal olayların yok denebilecek derecede az yaşandığı huzurlu ve güvenli bir kent olarak yatırımcılara cazip fırsatlar sunmaktadır. Bu arada Kardemir Karabükspor’un mavi ve kırmızı tonlu formasıyla, lige renk ve heyecan katacağını, Karabük ekonomisini canlandıracağını biliyoruz.Düzce TSO’da faal üye sayısı 2 bin 6671959 yılında kurulan Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, 14 meslek komitesinden oluşuyor. Üye sayısı ise 2 bin 667.Düzce TSO Yönetim Kurulu Başkanı İlimiz 2 bin 567 kilometrekarelik yüzölçümü içinde, sekiz ilçe, üç belde, 11 belediye ve 280 köy barındırmaktadır. İl genelindeki mahalle sayısı ise 112. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası, 1959 yılında kurulmuştur ve 14 meslek komitesinden oluşmaktadır. Faal üye sayısı 2 bin 667’dir. Düzce’de özel ve resmi olarak 30 adet banka şubesi Düzce’de hizmet vermektedir. Düzce’nin 5084 Sayılı Yatırım ve İstihdamın Teşviki Hakkındaki Kanun kapsamına alınmasıyla, sanayileşmenin yapısında bir değişim görülmüş, mevcut küçük çaplı sanayi kuruluşlarına 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgelerinin de eklenmesiyle, büyük çaplı fabrikalar kurulmaya ve faaliyet göstermeye başlamışlardır. 1996 yılında kurulan, 173 hektar büyüklüğünde ve 1 milyon 80 bin 105 metrekarelik yüzölçümlü Organize Sanayi Bölgesinde, firmalara yönelik yer tahsisleri tamamlanmış olup, 57 sanayi parseli 57 firmaya tahsis edilmiştir. Tahsisi yapılan sanayi parsellerinin sektörel olarak dağılımına bakıldığında 10 adet tekstil, iki adet tarım ve makine, iki adet silah, bir adet pompa, iki adet plastik enjeksiyon, dört adet otomotiv yan sanayi, üç adet orman ürünleri, dört adet mobilya, 10 adet metal, beş adet makine, bir adet kaynak elektrot, iki adet kauçuk üretimi, iki adet iplik yün, bir adet ısıtma- soğutma, bir adet hortum üretimi, beş adet gıda, bir adet deri konfeksiyon, bir adet inşaat ve bir adet endüstriyel madeni yağ sanayi yer almaktadır. Düzce Organize Sanayi Bölgesi, 2004 yılı sonrasında en hızlı büyüyen OSB’dir. Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısı yüzde 100 tamamlanmıştır.
BATI KARADENİZ 13 FUARKaradenizEreğli’dekısavadede büyükbirlimanaihtiyaçvarŞehrin kendine ait liman olmadığından, Ereğli OSB’ye dışarıdan yatırım yapmak isteyen firmalar yatırıma sıcak bakmamaktadır. İthalat ve ihracat yapan firmalar tahmil ve tahliyede sorun yaşamaktadır.Karadeniz Ereğli TSO Yönetim Kurulu Başkanı Karadeniz Ereğli ilçemiz, 100 bini aşkın merkez nüfusuyla sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan birçok ilimize göre güçlü ve büyük bir ilçedir. 2008 yılında dünyada meydana gelen global kriz öncesinde göç alan güçlü bir kentti, krizle beraber göç verir duruma gelmiştir. Global krizden en çok etkilenen sektörlerin başında ise metal ve denizcilik sektörü gelmektedir. Bu iki sektör Ereğli’de lokomotif sektörler olarak, diğer sektörlerimizin de etkilenmelerine neden olmuştur. Tüm bu olumsuzluklar ekonomik yönden kayıplara ve işsizliğe sebep olmuştur. Karadeniz Ereğli tarihinde böyle bir kriz yaşamamıştı, bu iki sektöre dayalı olarak metal sektörü ve gemi tersaneleri başta olmak üzere yaşanan kriz İlçemizde ağır tahribata yol açmıştır. Karadeniz Ereğli’nin eski günlerine dönmesi refah, yaşanabilir ve tercih edilen bir ilçe olması en büyük temennim ve istediğimdir. Mevcut limanımızın Bölge Komutanlığı’na devredildiğinden ve ilçemize ait limanımız olmadığından, şehir merkezinde bulunan mevcut balıkçı barınağına geçici olarak küçük gemiler yanaşabilmektedir. Şehir içinde kalan balıkçı barınağı, ses ve görüntü kirliliği oluşturmakla beraber, şehrin trafiğini alt üst etmektedir. Şehrin kendine ait liman olmadığından, Ereğli OSB’ye dışarıdan yatırım yapmak isteyen firmalar yatırıma sıcak bakmamaktadır. İthalat ve ihracat yapan firmalar tahmil ve tahliyede sorun yaşamakta, demoraj ödemekte dolayısıyla maliyetler artmaktadır. Karadeniz Ereğli’de 15-20 bin tonluk gemilerin yanaşabileceği bir limana kısa vadede ihtiyaç vardır. 2006 yılında büyük bir emekle kurulan ve krize başlayana kadar yan sanayisi ile toplamda 7 bine yakın kişi istihdam eden bu sektör, şu anda zor günler geçirmektedir. Kriz nedeniyle çalışan sayısı 500 kişinin altına inmiş, faaliyette olan tersaneler de kapanma noktasına gelmiştir. Organize Sanayi Bölgemiz yüzde 25 kapasite ile çalışmaktadır. Yatırımcının OSB’ye yönlendirilmesi için, bölgesel ve sektörel teşvik gerekmektedir. İlçemizin krizden çıkma noktasında etkili olacağını düşünmekteyim. Yassı çelik fiyatlarındaki aşırı dalgalanmalar ile lokomotif sektör olan sac tüccarları, nakliyeci, sanayici ve diğer sektörleri de etkilemiş olup şehir ekonomisi zor günler geçirmektedir. Zonguldak, 3. Bölge Teşvik Bölgesi’nde yer almıştır, İlçemize özel demir çelik ve gemi sektörüne yönelik sektörel ve bölgesel teşvikler süratle verilmelidir. Ereğli’mize açılarak şehrimizin gelişmesinde yararı olacağına inandığımız Batı Karadeniz Üniversitesi adı altında bir üniversitenin şehrimize kazandırılması gerekmektedir. Üniversiteler bulundukları kentlerin bacasız fabrikaları olup, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak o bölgeye büyük katkılar sağlamaktadırlar. Ereğli’mizde mevcut bulunan eğitim fakültemize ilaveten iki yeni fakülte kurularak, süratle üniversiteye dönüştürülmelidir. Ayrıca Ereğli’yi Doğu Karadeniz’e bağlayacak Devrek Yolu çalışmalarının başlaması, Ereğli Düzce çift yönlü yolunun başlayıp, yakın zamanda bitirilmesi gerektiği, Ereğli’mize yapılacak yeni hastane sayesinde Ereğli’mizin önünün açılacağı ve eski cazibesine kavuşacağını düşünmekteyim. Ayrıca bu sayede Ereğli’miz organize sanayi bölgesindeki yer tahsis taleplerinin artacağı ve iş imkanlarının çoğalacağını düşünmekteyim.
14 l BÖLGE lBATI KARADENİZ“Bartın’ın ikinci bir OSB’ye ihtiyacı var”Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Toksöz, kente ikinci OSB’yi kazandırmaları halinde, söz konusu bölgeye Karabük’teki haddehanecilerin de gelmek istediğini belirterek, “Birçok firma yer almak için bekliyor” dedi. Toksöz, “Bartın iş dünyası, kentin kalkınma hedeflerine zarar vereceğini düşündüğü 1/100 bin ölçekli çevre planının, yeniden gözden geçirilmesini istiyor” diyerek, şöyle devam etti: “Birçok yatırımcının yer beklediği kente kamu kurumları ve yerel yönetimin desteğiyle ikinci bir OSB’ye ihtiyaç var. Karabük’teki haddehaneciler ikinci OSB’deki yerlere şimdiden talip. İş çevreleri ayrıca, dışarıdan yatırımcıların taleplerinin karşılanması için acilen kentin sanayi arsası ihtiyacının karşılanmasını ve Amasra’ya yapılması planlanan termik santralin Filyos Havzası’na kaydırılmasını istiyor. Bir diğer talep ise, Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı olarak gördükleri Bartın Limanı’nın genişletilmesi.” İsmail Toksöz, 1/100 bin ölçekli çevre planının, Bartın OSB’yi ve odalarını olumsuz etkilediğini ifade ederek, “Bu plan OSB’nin genişlemesinin önüne geçerek, Çin Seddi gibi önümüzde duruyor. Bu planın ya tekrar ele alınması gerekiyor ya da şimdi hazırlanan 1/25 bin ölçekli planda ba-BAKİAD üyeleri, 8 yılda 30 ülke gezisine katıldıBartın Aktif İşadamları Derneği (BAKİAD) üyelerini dünyaya taşıyor. Anadolu İşadamları Federasyonu (ANFED) ile Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’na (TUSKON) bağlı BAKİAD, kurulduğu 2002 yılından bu yana, yatırım ve yeni pazar arayışları kapsamında üyelerinin yaklaşık 30 ülkede iş gezisine katılımlarını sağladı. BAKİAD Başkanı Birol Dikyurt, bilgi çağının başladığı bu dönemde, mesleki bilgilerin artırılması amacıyla işadamlarına ve üyelerine yönelik şimdiye kadar bir çok konferans ve seminer düzenlediklerini ifade etti. Derneklerinin, üyelerin yurtiçi ve yurtdışında çeşitli yatırımlar yapması ve yeni pazarlar bulabilmeleri için köprü vazifesi gördüğünü belirten Dikyurt, TUSKON’un düzenlediği TürkiyeAvrasya, Türkiye- Asya Pasifik, TürkiyeAfrika Dış Ticaret Köprüleri, Türkiye- Dünya Ticaret Köprüsü zirvelerinin yanı sıra fuar, dış ticaret gezileri ve yatırım forumlarına üye katılımları sağladıklarını kaydetti. BAKİAD Başkanı Dikyurt, 2023 yılında Türkiye’nin 500 milyar dolar olan ihracat hedefinin yakalanmasına katkıda bulunmak istediklerini de belirterek, 130 üyesi bulunan derneklerinin Bartın’daki Sivil Toplum Kuruluşları arasında söz sahibi önemlizı düzenlemeler yapılarak, bir an önce ikinci bir OSB’nin Bartın’a kazandırılması gerekiyor. Bartın’a yatırımcı gelmesi için bu çalışmaların acilen tamamlanmasını arzu ediyoruz” diye konuştu. Bartın’ın bölgenin sanayi üssü olması için sanayi alanlarına ihtiyacı olduğunu vurgulayan Toksöz, şunları söyledi: “Bartın Valiliği, belediye ve odamız, hep birlikte mutlaka kente ikinci OSB’yi kazandırmalıyız. Bunu sağlarsak Bartın’a sanayici gelir, Bartın insanı istihdam edilir. Bölge milletvekillerinin bize özellikle hem Bartın’da hem Ankara’da destek olmasını, sorunlarımıza sahip çıkmak için önderlik etmesini istiyoruz.”bir konumunun bulunduğuna dikkat çekti. Dikyurt, dernek olarak, yerel ve ulusal konularda inisiyatif alarak, ortak akıl çerçevesinde işadamı, sanayici ve halkın sorunlarını, ilgili kurum ve kuruluşlara ileterek çözüm arayışı içinde olduklarını vurguladı. Yeni dönemde AB, KOSGEB, TÜBİTAK, İş-Kur, HEM, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı ve benzeri fonlarla ilgili seminerler düzenleneceğini, KOBİ’lere bilgilendirme yapılarak üyelerinin ilgili fonlardan istifadesinin sağlanacağını kaydeden Dikyurt, elektronik ağ ile güncel bilgileri üyelerine gün içinde anlık iletiler şeklinde gönderdiklerini ifade etti.
BATI KARADENİZ 15 FUARDüzce1ve2.OSB’de firmalarüretimebaşladı1’inci Organize Sanayi Bölgemizde 58 sanayi parseli 58 firmaya tahsis edildi. Bunlardan 41 tesis, üretim faaliyetlerini sürdürüyor. 2. OSB’mizde ise toplam 478 bin 74 metrekare yüzölçümlü 11 sanayi parseli, 11 firmaya tahsis edildi. Bölgede beş tesis üretime geçti.Düzce OSB Müdürü 1996 yılında kurulan, 174 hektar büyüklüğündeki Organize Sanayi Bölgemizde firmalara yönelik yer tahsisleri tamamlandı. 58 sanayi parseli 58 firmaya tahsis edildi. Bunlardan 41 tesis, üretim faaliyetlerini sürdürmekte, beş tesis ise üretimine ara vermiş durumda. Geri kalan beş tesisin inşaatı bitmiş durumdayken, bir tesis inşaat halinde ve altı tesis de proje aşamasında. Üretimde olan 41 tesiste, 4 in 924 kişi istihdam ediliyor. Firmaların tamamı üretime geçtiğinde, yatırımcıların toplam olarak çalıştırmayı planladıkları kişi sayısı ise yaklaşık 9 bin 500 kişi olacak. OSB’de tahsis yapılan sanayi parsellerinin sektörel olarak dağılımına bakıldığında ise, bölgede,11 adet tekstil, iki adet tarım ve makine, bir adet silah, bir adet pompa, iki adet plastik enjeksiyon, altı adet otomotiv yan sanayi, üç adet orman ürünleri, dört adet mobilya, dokuz adet metal, beş adet makine,bir adet kaynak elektrot, bir adet kauçuk üretimi, iki adet iplik yün, bir adet ısıtma-soğutma, bir adet hortum üretimi, beş adet gıda, bir adet deri konfeksiyon, bir adet inşaat ve bir adet de endüstriyel madeni yağ sanayi yer almaktadır. Düzce Organize Sanayi Bölgesi, 2004 yılı sonrasında en hızlı büyüyen OSB’lerden biridir. Organize sanayi bölgemizin, iç yolları, yağmur suyu, atık su, telekomünikasyon ve doğalgaz şebekeleri ile enerji nakil hattı olmak üzere altyapısı yüzde 100 tamamlandı. Betonarme Boru Atık Su Kolektör Hattı ve Duruklar Köyü girişi güvenlik binasının da yapım işleri bitirildi. İlimizin, 5084 Sayılı Yatırım ve İstihdam Desteği Kanunu kapsamına alınması ile yoğun yatırım talepleri üzerine bölge yönetiminin belirlediği kriterler çerçevesinde, 1’inci Organize Sanayi Bölgemizdeki tüm parsellerin tahsis yapıldı. Yoğun yatırım talebi üzerine 1’inci OSB’mizin 3 km doğusunda yer alan 2’inci OSB’mizde de firmalara yönelik yer tahsisleri tamamlandı. 81 hektar büyüklüğündeki 2. OSB’mizde toplam 478 bin 74 metrekare yüzölçümlü 11 sanayi parseli, 11 firmaya tahsis edildi. Firmalardan beş tesis üretime geçti, iki tesis ise üretime ara vermiş durumda. Geri kalan iki tesis inşaat halinde, iki tesis de proje aşamasında. Üretimde olan beş tesiste 313 kişi istihdam ediliyor. 11 firma da üretime geçtiğinde çalıştırmayı planladıkları kişi sayısı yaklaşık olarak bin 200 kişi olacak. Tahsis edilen sanayi parsellerinin sektörel olarak dağılımına bakıldığında bir adet alüminyum profil, iki adet cam sanayi, bir adet inşaat kalıp malzeme, bir adet mobilya, bir adet boru bağlantı elemanları, bir adet ısıtma-soğutma ve bir adet elektrik malzemeleri, bir adet plastik levha, bir adet klima havalandırma ekipmanları ve bir adet otomotiv yan sanayi yer almaktadır. 2’inci Organize Sanayi Bölgemizin iç yolları, yağmur suyu ve atık su şebekesi yüzde 95 tamamlanmış durumda. Telekomünikasyon ve doğalgaz şebekesi ile enerji nakil hattının ise yüzde 100’ü tamamlandı. Betonarme atıksu kolektör hattı yapım işinin ise yüzde 70’i tamamlanmış durumda. OSB içinde idari ve sosyo kültürel tesisler, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın OSB’ler için gerekli gördüğü ihtiyaç programına cevap verecek nitelikte yapılaşmayı sağlamak amacıyla uygun büyüklükte düzenlendi. Bu alanda cami, sağlık, idari ve ticari merkez, kreş ve eğitim, itfaiye tesisleri kurulması planlanıyor. Ayrıca 32 hektarlık alan, yeşil alan ve spor tesisleri için ayrılmış bulunuyor.
16 l BÖLGE lBATI KARADENİZ“AlportAlaplıLimanı,OrtaAvrupa veRusyaile‘ticarethattı’olacak”Alaplı TSO Başkanı Rafet Kılıç, Alport Alaplı Limanı’nın tamamlandığında, Balkanlar, Orta Avrupa, Rusya ve Gürcistan ile etkili bir ticaret hattı olacağının düşünüldüğünü, Alaplı OSB ile birlikte bölgenin yatırımcıların ilgi odağı haline dönüşeceğini söyledi.Batı Karadeniz’de bulunan kamu kurumları, meslek örgütleri ve iş adamları, Alport Alaplı Limanı’nın hayata geçmesini bekliyor. Aynı anda 300 metre boyunda post-panamax iki gemiyi elleçleyebilecek kapasitede olması planlanan limanın, bölge ekonomisine hayat vereceği kaydediliyor. Alaplı Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Kılıç, “Batı Karadeniz olarak ekonomik geleceğimizi bu liman projesine bağladık” dedi. Limanın bölge ekonomisinin gelişmesi için ‘şart’ olduğunu söyleyen Kılıç, şöyle devam etti: “Alaplı’nın liman sayesinde her alanda çehresi değişecek. Üretilen mamullerin en kısa sürede, birim başına en az maliyetle dünyaya ulaştırmanın en cazip yolu deniz taşımacılığı. Kamulaştırma çalışmalarının bittiği Alaplı Organize Sanayi Bölgesi ve liman, birlikte düşünüldüğünde, bölge dışından yatırımcıların ilgi odağı haline gelecek olan Alaplı’nın, ticaret ve sanayisi hızlı bir şekilde gelişecek.” Batı Karadeniz bölgesinin büyük bir limana ihtiyacı olduğunu dile getiren Kılıç, “Alport Alaplı Limanı tamamlandığında, bölgemizin liman sorununa çözüm üretmiş olacağız . Proje bitiminde limana 300 metre boyunda post-panamax tipi gemiler rahatlıkla yanaşabilecek. Alport Alaplı Liman alanının tamamen denizden dolgu yöntemi ile yapılması planlanıyor. Bunun için ise yaklaşık 6 milyon metreküp dolguya ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor” diye konuştu. Rafet Kılıç, “Liman projesi dahilinde -17 m. derinliğinde, 2 bin 246 m. uzunluğunda ana dalgakıran ve -14 m. derinliğinde, bin 57 m. uzunluğunda tali mendirek oluşturuldu. Alaplı İlçesi sınırları içinde yapılması planlanan liman, Alaplı Çayı’nın yaklaşık 580 m. batısından başlayacak. Karayolu boyunca da bin 500 metre uzunluğa sahip. Toplam olarak 1 milyon 583 bin metrekare alanda tasarlanan limanın; kara alanı 962 bin 118 metrekare; deniz alanı ise 575 bin 696 metrekare” şeklinde konuştu. Kılıç, şöyle devam etti: “Limanın birincil hinterlandı olarak Zonguldak, Sakarya, Düzce ve Bolu illeri yer almakta olup, özellikle Sakarya ve Zonguldak illeri ülkenin dış ticaret istatistikleri içinde önemli bir yere sahip. Liman bünyesinde öncelikle genel kargo, Ro-Ro ve konteyner yükleri elleçlenecek olup, ihtiyaç duyulması halinde küçük oranda kuru dökme yük (tahıl veya çimentoya yönelik olarak pnömatik sistem vasıtası ile) elleçlemesi yapabilecek. Liman genel olarak nitelendirildiğinde bir genel kargo ve RoRo/ROPAX limanı olarak tanımlanabilir.” Kılıç, limanın bu koşullar altında, gerek dış ticarette hala önemli bir yere sahip karayolu taşımacılığı vasıtası ile Ro-Ro terminali bünyesinde, gerekse bölgede ağırlıklı olarak parçalı yüklerin mevcudiyeti ile genel kargo terminali bünyesinde, Balkanlar, Orta Avrupa, Rusya, Ukrayna ve Gürcistan ile etkili bir ticaret hattı olacağının düşünüldüğünü söyledi.
BATI KARADENİZ 17 FUARKardemir,2milyonton/yıl üretimkapasitesineulaşacakGenel Müdür Fadıl Demirel, önümüzdeki süreçte tamamlamayı planladıkları yatırımlarla, Kardemir’in 1.8 milyon- 2 milyon ton/yıl üretim kapasitesine sahip, enerjisini kendi üreten, katma değeri yüksek ürünlere yönelmiş bir şirket olacağını söyledi.Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel, önümüzdeki süreçte tamamlamayı planladıkları yüksek fırın ve enerji santrali gibi yatırımlarıyla, Kardemir’in 1.8 milyon- 2 milyon ton/yıl üretim kapasitesine sahip, enerjisini kendi üreten, ray, ağır profil gibi katma değeri yüksek ürünlere yönelmiş bir şirket olacağını söyledi. Türkiye’nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan ve 1995 yılında özelleştirildikten sonra Kardemir adını alan Karabük Demir Çelik Fabrikaları, üretim kapasitesini artıracak ‘yüksek fırın’ yatırımları ile şirketin artan enerji ve hammadde ihtiyaçlarını karşılayacak olan yeni enerji santrali ve yeni sinter fabrikası yatırımlarına devam ediyor. Yatırımlarını son yıllarda hızlandıran Kardemir, 2007 yılında üretime aldığı yeni ray ve profil haddehanesi ile ürün yelpazesini genişleterek, 72 m boyunda ray üretimine başlamıştı. Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel, “Kardemir’in Filyos’ta bir de liman projesi bulunuyor. Şirketin gerek ithalat gerekse ihracatında denizle bağlantısını sağlayacak olan liman projesinde, tüm teorik çalışmaları tamamlayan Kardemir, kısa sürede yatırım başlatacak” dedi. Kapasitesi 1.5 milyon ton/yıl seviyesine çıktı Fadıl Demirel, özelleştirmeden sonra Kardemir’de kapasitenin arttığını vurgulayarak, “Özelleştirme öncesinde 600 milyon ton/ yıl üretim kapasitesine sahip olan Kardemir, özelleştiği 1995 yılından sonra hızla kendini yenilemeye başlamış, çelik üretim prosesini değiştiren yeni bir çelikhane ve bunu besleyecek enerji ünitelerini kurarak kapasitesini 1.5 milyon ton/yıl seviyesine çıkarminde kısa bir süre yavaşlatılan yatırımlardan olan 1 no’lu yüksek fırın yatırımına ise, 2009 yılı sonunda hız verildiğini ve hızla tamamlanan temel inşaat çalışmalarının ardından montaj çalışmalarına başlandığını kaydetti. Demirel, “Halen montaj çalışmaları devam eden bu yatırımın 2010 yıl sonuna kadar tamamlanarak devreye alınması planlanmaktadır. Böylelikle şirketimizin sıvı ham demir üretim kapasitesi 1.8 milyon ton/yıl seviyelerine çıkmış olacaktır” dedi. “Kardemir, yaşanan global krize rağmen iki büyük yatırımın startını verdi” diyen Demirel, “Bunlardan birincisi 50 MW’lık enerji santrali yatırımı. Kardemir prosesinde açığa çıkan ve atmosfere bırakılan atık gazlar, bu tesiste yakılmak suretiyle elektrik enerjisine dönüştürülecek. Proje süresi 26 ay olan bu yatırımla birlikte, Kardemir dışarıdan elektrik alan bir kuruluş değil, kendi elektriğini tamamen kendisi üreten bir kuruluş haline gelecek” şeklinde konuştu. Diğer yatırımlarının ise, yeni sinter fabrikası yatırımı olduğunu kaydeden Demirel, şöyle devam etti: “Bu yatırımın da 18 ayda tamamlanması planlanmaktadır. Böylelikle yüksek fırınlarda kullanma imkanı bulunmayan toz cevherler, bu tesiste harmanlanacak, kalite olarak yüksek fırınların ihtiyacına uygun ama maliyet olarak daha düşük maliyetli bir hammaddeye sahip olunacaktır. Bu yatırımlarla birlikte Kardemir 1.8 milyon- 2 milyon ton/yıl üretim kapasitesine sahip, enerjisini dışarıdan almayan, ray, ağır profil ve kaliteli kalın yuvarlak çelikler gibi katma değeri yüksek ürünlere yönelmiş, maliyet ve üretim yönetimini çok iyi kontrol edebilen, önü açık, geleceği aydınlık bir şirket haline gelecek.”mıştır” diye konuştu. Bu süreçte ray ve profil haddehanesi, iki adet yüksek fırın, oksijen fabrikası, kömür enjeksiyon, gaz holder, su sistemleri enerji yatırımları, hammadde ve sinter yatırımları yapıldığını söyleyen Demirel, şöyle devam etti: “Kurulan Ray ve Profil Haddehanesi ile Kardemir ürün gamını genişletmiş, 72 metre boya kadar ray ve 550 mm genişliğe kadar ağır profillerin ülkemiz ve bölge ülkeler arasındaki tek üreticisi olmuştur. Kardemir bu yatırımla birlikte, ihracatçı bir kuruluş haline geldi. Aynı zamanda da Devlet Demiryollarının ülkemiz genelinde başlattığı demiryolu yatırımlarında adeta iş ortağı oldu ve daha önce ithalatla karşılanan rayları temin edebildi.” “Kardemir’in bu dönemde gerçekleştirdiği en önemli yatırımlardan bir diğeri ise 4 no’lu yeni yüksek fırın yatırımı” diyen Demirel, 2008’de devreye alınan söz konusu yatırımla, Kardemir’in sıvı ham demir üretim kapasitesinin 1.5 milyon ton/ yıl seviyesine çıkarıldığını söyledi. Demirel, kriz döne-KRİZE RAĞMEN, İKİ YENİ YATIRIMA START VERDİ“Kardemir, yaşanan global krize rağmen iki büyük yatırımın startını verdi” diyen Fadıl Demirel, “Bunlardan birincisi 50 MW’lık enerji santrali yatırımı. Diğer yatırımımız ise yeni sinter fabrikası yatırımı” dedi.Er-Duş’un hedefi, global ölçekli bir marka olmakZonguldak’ın Çaycuma İlçesi’nde kurulu Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında, küvet, jakuzi ve yapı malzemeleri alanında faaliyet gösteren Er-Duş’un sahibi Mehmet Ergin, hedeflerini, bölge ve ülke ekonomisine katkıda bulunarak, global ölçekli bir marka olmak olarak açıkladı. Firma sahibi Ergin, düzenli olarak her yıl müşterilerine yönelik katalog hazırladıklarını da hatırlatarak, “Fakat katalog çekimlerinde istediğimiz sonucu hiç alamadık. Satış müdürümüzle birlikte yaptığımız incelemeler sonucunda bu kez, üç boyutlu bir katalog yapma kararı aldık. Ürünlerimizin sergilenmesi açısından da bu kararımız gayet olumlu oldu” dedi. Ergin, “2006 yılında Er-Duş, Shower markası ile üretime başladı. Shower hammaddeden başlayarak satış ve satış sonrası hizmetleri de kapsayan toplam kalite anlayışı ve rekabetçi yaklaşımıyla kısa sürede öncü kuruluşlarından biri olmayı başardı. Günümüzde modern makine parkı, uzman kadrosu ve global ölçekli moda anlayışı ile yeni pazarlar oluşturmakta ve istikrarlı büyümesine devam etmektedir” diye konuştu.
BATI KARADENİZ 19 FUARÇanakcılar,üretiminin yüzde50’siniihraçediyorFirma olarak, yeni üretime girecek ürünlerini, katılacakları yurtdışı fuarlara göre planladıklarını söyleyen Çanakcılar Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Çanakcı, üretimlerinin yarısını, ABD’den Avustralya’ya kadar 60 ülkeye ihraç ettiklerini söyledi.Çanakcılar Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Çanakcı, firma olarak yurtdışı fuarlara katılmayı tercih ettiklerini ve katılacakları fuarları bir yıl önceden planladıklarını söyledi. Çanakcı, “Creavit stand tasarımımız ve yeni üretime girecek ürünlerimiz de bu plan doğrultusunda değerlendiriliyor. İhracat politikamız ise ‘global düşün, yerel karar ver.’ Bu bağlamda 2004 yılında toplam 20 ülkeye ihracat yaparken, bugün geldiğimiz noktada ihracat yaptığımız ülke sayısı yaklaşık 60” dedi. ABD’den Avustralya’ya kadar geniş bir yelpazede ihracat ağları olduğunu kaydeden Çanakcı, üretimlerinin yüzde 50’sini ihraç ettiklerini söyledi. Çanakcı, “Bu rakamların gün geçtikçe artması, ihracat politikalarımızın rotasını güncel tutmamızı ve dersimizi her zaman iyi çalışmamızı gerektiriyor” diye konuştu. Çanakcı, 500 kişilik üretim ve pazarlama kadrolarının her bir bireyinin, sorumluluk bilinciyle hep daha iyiyi ve güzeli üretmek için çalıştığını belirterek, şöyle devam etti: “Çanakçılar Seramik, 47 yıllık üretimi ve 1980’lerde başlayan fabrikasyon süreci ile bugün yoluna Çanakçılar Grubu olarak devam ediyor. Fabrikamız, Zonguldak Gökçebey’de 160 bin metrekarelik toplam alan üzerine kurulu 60 bin metrekarelik kapalı alana sahip. Seramik sağlık gereçleri bizim yola çıkış ve ana üretim alanımız. 30 yıldır banyo takımları, tekil ürünler, tamamlayıcı ürünler ile çeşitlenen ürün gamımız, Ar-Ge ve Ür-ge yatırımlarımız ile gelişiyor. Yıllar sonra dahil olduğumuz banyo mobilyası üretimi ise, son derece önemsediğimiz ve tasarım konusunda her geçen gün ufkumuzu genişlettiğimiz bir konu. Vitrifiyedeki kalitemizi, mobilyada da sürdürmek, aynı güvenceyi tüketicilere sunmak idealindeyiz. Dört yıldır mobilya üretimimiz devam etmesine rağmen, bilhassa son iki yıldır tasarımlarımızla fuarlarda iddiamızı ortaya koyuyoruz. Ürün gamımız dahiline armatürlerin de eklenmesiyle banyolardaki Creavit rüzgarını devam ettiriyoruz. Armatür ve duş setleri ile banyo aksesuarlarıyla beraber skalamızı, her yıl genişletme eğilimimiz sürüyor.” Güçlü bir bayilik sistemleri bulunduğunu da ifade eden Çanakcı, “6 bölgeden oluşan 400 ü aşkın ana bayii ve 5 bini aşkın bayii ile çalışarak, ürünlerimizi her tarafa vermenin gururunu taşıyoruz” diye konuştu. Katılacağı fuarlar, ‘yeni ürün’de etkili oluyor “Ağırlıklı olarak yurtdışı fuarlarına katılmayı tercih ediyoruz. Öncesinde gerçekleştirdiğimiz fizibilite araştırmaları neticesinde katılacağımız fuarları bir yıl önceden planlıyoruz” diyen Çanakcı, şunları söyledi: “Gerek Creavit stand tasarımımız, gerekse yeni üretime girecek ürünlerimiz bu plan doğrultusunda değerlendiriliyor. İhracat politikamızı en iyi ‘global düşün, yerel karar ver’ sözü ifade ediyor. Bu bağlamda 2004 yılında toplam 20 ülkeye ihracat yaparken, bugün geldiğimiz noktada ihracat yaptığımız ülke sayısı yaklaşık 60. ABD’den Avustralya’ya kadar geniş bir yelpaze içinde yer alan ihracat ağımız, üre-Akman Kontrplak, yılda bin 500 metrekare mamul papel üretiyorAkman Kontrplak ve Papel Sanayi, üç kuşaktır hizmet veriyor. Akman’ın, 1945 yılında Tahir Akman, Mehmet Akman ve Nuri Akman tarafından atölye olarak kurulduğunu belirten firmanın ikinci kuşak temsilcisi Ziya Akman, şöyle devam etti: “Bu atölyede o zamanların tonet sandalyeleri yapılıyordu. 1957’de çıkan yangında atölye yandı. Hemen yeni atölye inşaatına başladık. Tonet sandalye işi 1970’lere kadar devam etti. Sandalye üretirken kontrplak bulamadık. O dönemde demir sandalyeler üretilmeye başlandı. Bizim de sermayemiz küçülmeye başlamıştı. 1973 yılında ben işin başına geçtim. Aldığımız banka kredisiyle kontrplak soyma makinesi, presi ve kurutma fırınını kurduk.” 2006 yılında kaliteli üretim için CNC makinesi aldıklarını kaydeden Ziya Akman, “1987 yılında Bolu OSB’deki fabrikanın inşaatına başladık. 1990’da da bu fabrikaya taşındık. Burada, 6 bin metrekare kapalı alan olmak üzere 10 bin metrekarede hizmet veriyoruz. Yılda bin 200- bin 500 metrekare mamul papel üretiyoruz” dedi. Mobilya yapımında kullanılan kontrplak ve kontrplak hammaddesi olan papel üretimi yaptıklarını belirten Akman, “Ayrıca tasarımımız olan koltuk, sandalye, anfi koltuğu imalatı da yapmaktayız. Bunların cila ve döşemesi, satın alan firmalar tarafından yapılmakta ve satışa sunulmaktadır” diye konuştu. Akman ayrıca, İngiltere, İsrail ve Almanya’ya ihracatları olduğunu da kaydetti.‘GENÇ BANYOLARINI’ UNİCERA’DA TANITTIBu yıl, Unicera Fuarı’nda Creavit Up konseptlerini tanıttıklarını belirten Hakan Çanakcı, “Genç banyolarımızı, ürün gamımıza dahil ettik. Buradaki amaç genç ve kendini genç hissedenler, yeni evliler, renkli ve minimalist yaklaşımları tercih eden tüketicilere tasarım sunmak” dedi.timimizin yüzde 50’sini kapsamaktadır.” Creavit olarak sektöre ivme kazandıracağını umdukları bir yeniliği de bu yıl Unicera Fuarı’nda tanıttıklarını kaydeden Çanakcı, şöyle devam etti: “Bir ilki gerçekleştirerek Creavit Up konseptiyle ‘genç banyolarımızı’ ürün gamımıza dahil ettik. Buradaki amaç genç ve kendini genç hissedenler, yeni evliler, renkli ve minimalist yaklaşımları tercih eden tüketicilere tasarım sunmak. Umuyoruz ki, yarattığımız segment gereken ilgiyi görür. Şimdiden söylemek mümkün ki; yurtdışı kanalımız bu adımımızı çok sevdi. Bir de bildiğiniz gibi aslında hepimizin bir nevi sosyal ve sektörel sorumluluğu olan su tasarruflu ürünler var. Biz su tasarruflu klozet sayımızı bu yıl artırdık, nihai amacımız bunu tüm klozetlerimize adapte etmek. Yine fuarda ilk defa görücüye çıkardığımız bir diğer ürünümüz ise Susuz Pisuar. Hem hijyen hem de su tasarrufu açısından dünya bu yönde ivme sergiliyor.”
20 l BÖLGE lBATI KARADENİZDivapan’dangardıropvemutfak dolabıiçin‘sıfırfireli’MDFIamHakan Zengin, “Gardırop ve mutfak dolabı üretiminde 18x210x280 ve 18x183x186 MDF lam ebadı kullanılmaktadır. Divapan fireli, taşıma ve depolama sıkıntıları yaratan bu ebatlara alternatif olarak, ‘sıfır fireli’, 18x210x220 cm özel ebadı, üreticilerin hizmetine sundu” dedi.MDF ve MDF Iam üretimi yapan Divapan Entegre, gardırop ve mutfak dolabı üretiminde kullanılan ve fireli olma, taşıma, ebatlama ve depolama sıkıntıları yaratan 18x210x280 ve 18x183x186 MDF lam ebadına alternatif olarak, ‘sıfır fireli’ 18x210x220 cm mutfak dolabı ve gardırop özel ebadı üretti. Üretimini 47 bin metrekaresi kapalı, toplam 300 bin metrekare alanda gerçekleştiren Divapan, sektöründe uluslararası kalite belgesi alan ilk firmalardan biri. Firmaları hakkında bilgi veren Divapan Genel Müdürü Hakan Zengin, şunları söyledi: “Divapan, kısa bir sürede ülke sınırlarını aşan büyük bir üretim hacmine ulaştı. Sahip olduğu üstün teknoloji, genç ve uzman kadrosu, oluşturduğu geniş ve kaliteli ürün yelpazesi ve hizmet anlayışıyla sektörün büyüyen ihtiyaçlarına cevap veren öncü firmalar arasında yer almanın haklı gururunu taşıyoruz.” Divapan Entegre’nin, İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Raporu’nda, 2009’da, bir önceki yıla göre 110 sıra yükselerek 379’uncu olduğunu hatırlatan Zengin, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da İkinci Büyük 500’e girebilmemiz, kurumsal ilerlememizin dönemsel ve geçici başarılardan oluşmadığının en önemli göstergesi. Divapan, krizde dahi her adımını akıl, çaba ve özveriyle atmaya çalıştı.” Hakan Zengin ayrıca, Divapan’ın, 18x210x220 cm mutfak dolabı ve gardırop MDF lam özel ebadını, üreticilerin hizmetine sunarak, sektöre kazandırdığı yeniliklerle faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydetti. Zengin, şöyle devam etti: “Bildiğiniz üzere orman ürünleri sektörünün en önemli üretim alanlarından ikisi olan gardırop ve mutfak dolabı üretiminde 18x210x280 ve 18x183x186 MDF lam ebadı kullanılmaktadır. Divapan fireli, taşıma, ebatlama ve depolama sıkıntıları yaratan bu ebat-METREKAREDE %5 FİYAT AVANTAJI SAĞLIYORDivapen’in ‘sıfır fireli’ ürünü hakkında bilgi veren Genel Müdür Hakan Zengin, “Ürünün taşınması, ebatlanması, depolanması kolay. Bu ürün metrekare bazında diğer ebatlara göre üreticiye yüzde 5 fiyat avantajı sağlıyor” diye konuştu.lara alternatif olarak, ‘sıfır fireli’, 18x210x220 cm mutfak dolabı ve gardırop özel ebadını üreticilerin hizmetine sundu. Böylece mutfak dolabı ve gardırop üretiminde fire derdi son buldu. Ürünün taşınması, ebatlanması, depolanması kolay. Bu ürün metrekare bazında diğer ebatlara göre üreticiye yüzde 5 fiyat avantajı sağlıyor. Divalam’ın tüm renk ve desenleri artık bu özel ebatla da üreticinin elinin altında.”
BATI KARADENİZ 21 FUAR“Bolu’daProjesi”2bin800 kişiyeişimkanısağlayacak“Bolu’da Projesi” içinde yer alan ve yapımına 2009 yılında başlanan ‘Highway Outlet’in, 2010 yılı Kasım ayında bir bölümünün hizmete girmesini hedeflediklerini söyleyen Bolu Dağı AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Daylan, tüm projenin hayata geçmesiyle birlikte 2 bin 800 kişiye iş olanağı sağlayamayı hedeflediklerini ifade etti.Bolu Dağı AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Daylan, Bolu Tüneli girişine yaptıkları ve 75 milyon dolarla mal olacak “Bolu’da” projesinin, 2 bin 800 kişiye iş olanağı sağlayacağını söyledi. Projenin bir bölümü olan ‘Highway Outlet’in yapımına 2009 yılında başlandığını belirten Adnan Daylan, 2010 yılı Kasım ayında söz konusu tesisin bir bölümünün hizmete girmesinin, ardından da 2011 yılı Nisan ayında tamamının bitirilmesinin planlandığını ifade etti. Daylan, kasım ayında hizmete girecek bölümü ile tesisin ilk olarak 700 kişiye istihdam sağlayacağını kaydetti. Kuzey terastaki tesisi Kurban Bayramı’ndan önce açmayı hedeflediklerini kaydeden Daylan, tesisin istihdam ve ekonomi açısından Bolu’ya büyük katkılar sağlayacağını ifade etti. Adnan Daylan, sözlerine şöyle devam etti: “Kaynaşlı ile Abant sapağı arasında irili ufaklı 153 tane işletme vardı. Bu işletmelerde çalışan 3 bin 600 vatandaşımız vardı. Tünelin açılmasıyla beraber bu 3 bin 600 vatandaşımız işsiz kaldı. 153 işletme ise kapandı. Orada ayrıca köylüler el emeği göz nuru eşyalarını satıyorlardı. Bizim tesisimiz açıldığında hem istihdama, hem bölge esnafına hem de köydeki vatandaşımıza katkıda bulunacak. Tekrar orada aynı işi yapacaklar. Bittiğinde 2 bin 800 kişiyi istihdam etmeyi düşünüyoruz. Tesiste 110 tane de işletme olacak. İşletmeler ve mağazalar, AVM mantığında olacak. Ayrıca köylüler için yöris’ten de olabilir. Ama öncelik Bolu’da olsun istiyoruz. İşletmelerde de önceliğin Bolu esnafı olmasını arzu ediyoruz. Bolu Organize Sanayi’nin tamamında 2 bin 800 kişi istihdam ediliyor. Bu sayı, bizim kuracağımız tesiste istihdam edilecek kişi sayısına eş.” Çok ortaklı bir şirket olan Bolu Dağı AŞ’de, yönetimin ayrı bir meziyet olduğunu vurgulayan Daylan, ortaklık kültürü olarak Bolu’da bir ilke imza attıklarını ve oldukça uyumlu bir yönetim olduklarını belirtti. Daylan, şöyle devam etti: “Şu an 32-33 civarında ortağız. Bunun örnekleri var, gönül arzu ediyor ki daha da olsun. Bolu’da bu ortaklıklarla ilgili bir takım çalışmalar geçmişte yapılmış ama bir türlü başarılı olunamamış. Böyle bir kültürümüz olmadığı için yapamamışız. Bizim de niyetimiz bu ortaklık kültürünü kazanabilmek. Çocuklarımıza bunu miras olarak bırakabilmek istiyoruz. Ülkemizde bu konuyla ilgili ciddi deneyime gerek var. Ortaklık yapmak ayrı bir meziyet. Çok seslilik bir taraftan çok güzel. Ortaklarla beraber oturup bazı konuları istişare etmek daha iyi oluyor. İnsanın yanlış yapmasını ciddi derecede önlüyor. Ortaklığımız olumlu bir şekilde gidiyor. İcra kurulu, Yönetim Kurulu ve son olarak dahil ettiğimiz Polis Sandığı sayesinde, kurumsallaşma adına ilerleme kaydettik. Uyum içinde çalışıyoruz. Son iki-üç aydır sahada ciddi bir çalışma var. Gözle gözülür bir eser ortaya çıkıyor.”TESİSTE 110 İŞLETME OLACAKAdnan Daylan, “Tünel açılmadan önce, Kaynaşlı ile Abant sapağı arasında 153 işletme vardı. Bu işletmelerde ise 3 bin 600 çalışan vardı. İşsiz kalan vatandaşlarımız, tesisimiz açıldığında orada yeniden aynı işi yapacaklar. Tesiste 110 işletme olacak. Ayrıca köylüler için yöresel ürünler satış mağazaları bulunacak” dedi.resel ürünler satış mağazaları bulunacak.” “İstihdamda öncelik Bolu’nun” Tesisin, Düzce ve Bolu’nun ortasında olması nedeniyle, her iki şehirden de istihdam alınacağı şeklindeki yorumlara ise Daylan, şöyle cevap verdi: “İstihdama, ilk olarak tesise yakın olan Elmalık Köyü’nden başlayacağız. Düzce’ye servis getirmek şu aşamada zor. İstihdam, Ankara’dan da, Hakkari’den de Şırnak’tan da ya da Pa-Petek, 2011’de üretiminin %40’ını ihraç etmeyi hedefliyorFirma olarak, 2011 yılında üretim sahalarını büyütmeyi ve yeni makine yatırımları yapmayı planladıklarını belirten Petek Şirketler Grubu Genel Müdürü Ercan Bunyak, şu an yüzde 30 olan ihracat kotalarını ise yüzde 40’a çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.Petek Şirketler Grubu Genel Müdürü Ercan Bunyak, firma olarak, 2011 yılında üretim sahalarını büyütmeyi, yeni makine yatırımları yapmayı ve Ar-Ge çalışmalarına hız vermeyi planladıklarını söyledi. Bunyak, aynı yıl için şu an yüzde 30 olan ihracat kotalarını ise yüzde 40’a çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Firma hakkında bilgi veren Ercan Bunyak, “Petek Banyo Sistemleri, 1982 tarihinde İstanbul’da kuruldu. 1999 yılında İzmir, 2003 yılında Ankara ve 2004 yılında Antalya Bölge Müdürlükleri hizmete açıldı. Grup, bugün itibariyle Türkiye genelinde 81 ilde 400’ün üzerinde bayi ağına sahip. Ahşap, metal aksesuarlar ve klozet kapakları olmak üzere iki ayrı fabrikada toplam 12 bin metrekare kapalı alanda, 200’ün üzerinde personel ile ISO 9001:2008 kalite yönetim sistemi, CE ve TSE normlarında üretim yapmaktadır. Yıllık kapasitesi ise 112 bin modüldür” diye konuştu. Grubun, Belçika, İngiltere, Macaristan, Yunanistan, Moldova, Bulgaristan, Gürcistan, Azerbaycan, Arnavutluk, Ukrayna, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Makedonya, KKTC, Rusya, İran, Fransa, Sırbistan, Libya, Malta, Lübnan, Bosna- Hersek, Ürdün, S.Arabistan, Katar ve İsveç gibi toplam 28 ülkeye ihracat yaptığını belirten Bunyak, üretimlerinin yüzde 30’unu ihraç ettiklerini kaydetti. “İhracat yapmayan firmaların nakit akışını dengelemesi zor” Petek banyo sistemlerinin, tüketiciye yapı marketler ve Türkiye genelinde 400’ün üzerinde bayi ağı ile ulaştığını kaydeden Bunyak, ihracata yönelik olarak ise, şunları söyledi: “Türk ekonomisinin lokomotifi ihracat. Avrupa pazarı, ihracat konusunda önemli ama biz özellikle Ortadoğu’nun da söz sahibi olacağını düşünüyoruz. İhracat yapmayan firmaların her gün değişen piyasa şartlarında nakit akışını dengelemesi oldukça zor. Ayakta kalmak isteyen her firma ihracat yapmalı.”400’ÜN ÜZERİNDE BAYİ AĞI VARErcan Bunyak, Petek banyo sistemlerinin, tüketiciye yapı marketler ve Türkiye genelinde 400’ün üzerinde bayi ağı ile ulaştığını kaydetti.
22 l BÖLGE lBATI KARADENİZLafargeÇimento’daöncelik ‘kalitevemüşterimemnuniyeti’Genel Müdür Merter Gencer, ‘müşteri odaklılık’ ilkeleri doğrultusunda müşterileri için tedarikçi olmaktan öte, ‘ihtiyaç ve beklentileri doğru analiz edip, buna uygun ürün üretmek’ anlayışıyla hizmet verdiklerini belirterek, “Kalite birinci önceliğimiz” dedi.Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel dayanağını oluşturan çevre, ekonomi ve toplumun, Lafarge Çimento’nun yönetsel ve operasyonel anlayışının da başlıca unsurları olduğunu vurgulayan Ereğli Lafarge Genel Müdürü Merter Gencer, “Firmamız, doğal ve kentsel çevreye duyarlılığı, operasyonel önceliklerinden biri olarak görmekte, bu konudaki tüm ulusal ve uluslararası standart ve yükümlülüklere uymaktadır. İçinde yer aldığımız toplumsal çevreye ve ülkemize olan sosyal sorumluluklarımıza da aynı özenle yaklaşıyoruz” dedi. Grup hakkında bilgi veren Gencer, şunları söyledi: “Lafarge Çimento, 200 yıla yaklaşan geçmişiyle dünya çimento sektörünün en köklü kuruluşlarından biridir. Lafarge Grubu, 79 ülkede 84 bin çalışanıyla üç ana alanda faaliyet göstermektedir. Çimentoda dünya lideri; agrega ve betonda dünya ikincisi, alçıda ise dünya üçüncüsüdür. Grubun 2009 yılı cirosu 19.0 milyar Euro olarak gerçekleşmiştir. Bu cironun yüzde 57’si çimento faaliyet alanında olmuştur. Lafarge’ın hisse senetleri Paris, Londra, Frankfurt ve New York borsalarında işlem görmektedir. Lafarge, çimento faaliyet alanında 50 ülkede, 200 milyon tonun üzerindeki kapasiteyle, 166 fabrika ile operasyonunu devam ettirmektedir. Bu alanda toplam 49 bin 300 çalışanı vardır ve 10.9 milyar Euro ciroya saAslan Çimento’nun 1989 yılında Lafarge Grubu’na katılmasıyla, Türkiye’ye adım atan Lafarge Çimento, yatırımlarını Lafarge Aslan Çimento’nun ardından 1992 yılında Lafarge Ereğli Çimento Öğütme Tesisi ile sürdürerek devam etti” dedi. Lafarge Ereğli Çimento’nun, bugün itibariyle Lafarge’ın çimento ticareti alanında faaliyet gösteren ve yılda 15 milyon tondan fazla çimento ve çimentomsu malzeme satışı yapan Cementia şirketine bağlı çalıştığını ifade eden Gencer, “Lafarge Çimento’nun öncelikli hedefi iş sağlığı ve güvenliği; müşteri odaklılık ve sürdürülebilir kalkınma” dedi. Müşteri odaklılı çalıştıklarını ve müşterilerine tedarikçi olmaktan öte, ‘değer yaratma, ihtiyaç ve beklentilerini doğru analiz edip, buna uygun ürün, hizmet ve çözümler geliştirme’ gibi hizmetler verdiklerini kaydeden Gencer, “Şirket olarak, bünyemizde bulunan çimento ve beton laboratuvarları ile müşterilerimizin malzemelerine uygun beton formülleri hazırlıyoruz” dedi. Yıllık üretim kapasitesi 250 bin ton olan Lafarge Ereğli Çimento’nun, 2004 yılından beri ISO 9001 kalite belgesine de sahip olduğunu belirten Gencer, şöyle devam etti: “2009 yılında bu belgenin yeni versiyonu ISO 9001:2008’i de almaya hak kazandık. Ayrıca tüm ürünler için TSE uygunluk belgelerine sahibiz. Önceliğimiz kalite.”Ebil’in, İşKur ortaklı ‘İşgücü Yetiştirme Kursu’ başladıEbil Eğitim Yazılım Danışmanlık Hizmetleri’nin sahibi Fevzi Likoğlu, ekim ayında İş-Kur ortaklığında, ‘İşgücü Yetiştirme Kursu’ başlattıklarını belirterek, “Bu programı, istihdamın artırılması ve işsizlerin, işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu mesleklerde yetiştirilerek istihdam edilmelerini sağlamak için yapmaktayız” dedi. “Kurumumuz 1987 yılında eğitim faaliyetlerine başlamış olup, halen KPSS, bilgisayar programcılığı, bilgisayar işletmenliği, bilgisayarlı muhasebe, bilgisayar ilköğretim müfredat programları, Web tasarım programcılığı, AutoCad, 3D Studio Max, ECDL kursları, matematik, İngilizce, Almanca, AÖF dersleri, tıbbi sekreterlik kursları veriyor” diyen Likoğlu, kurumlarından bu güne kadar toplam 4 bin 112 işletme sertifikası, 3 bin 450 muhasebe sertifikası, bin 336 programcılık sertifikası verildiğini kaydetti. Ekim ayında başlattıkları İş-Kur ortaklı İşgücü Yetiştirme Kursu hakkında bilgi de veren Fevzi Likoğlu, şöyle devam etti: “Kurum olarak, açık işsizlerin ve işsizlik sigortasından yararlananların mesleki eğitim alarak, işgücü piyasasında daha kolay iş bulma olanağına kavuşmalarını amaçlamaktayız. Kurslara katılma koşulları ise, Ereğli İşkur’a kayıtlı işsiz olmak, 15 yaşını bitirmiş ve 36 yaşını aşmamış olmak, yüklenici tarafından belirlenen özel şartlara sahip olmak, İş-Kur tarafından düzenlenen kurslara daha önce ‘son yirmi dört ay’ içinde katılmamış olmak, eğitim bitiminden sonra sigortalı işbaşı yapılacak firmada, son bir yıl içinde SSK’lı olarak çalışmamış olmak.”hiptir.” Gencer ayrıca, Lafarge’ın beş kıtada faaliyet gösteren yedi teknik merkezi ve Fransa’da araştırma geliştirme çalışmalarını yürüten Merkezi Araştırma Laboratuarları’nın bulunduğunu kaydetti. Lafarge’ın Türkiye ilişkilerinin yetmişli yıllarda Çitosan ile mühendislik düzeyinde kurulduğunu hatırlatan Gencer, “Lafarge Çimento’nun Türkiye’de yatırıma başlaması ise daha sonra gerçekleşti. Ülkemizin ilk çimento fabrikası olarak 1910 yılında Darıca’da kurulanİttifak Metal, “Erdemir’den aldığı payı” artırmak istiyorİttifak Metal Genel Müdürü Tarık Babaoğlu, “Erdemir yassı mamul üretiminin ortalama yüzde 7’sini işleyen bir şirket olarak, ileriki dönemde bu oranı yüzde 10’lar seviyesine çıkartmayı hedefliyoruz” dedi. Babaoğlu, çelik servis merkezlerinin 1995 yılında kurulduğunu vurgulayarak, “Yaptığı yatırımlarla bugün 6 bin 500 metrekaresi kapalı olmak üzere, toplam 13 bin metrekare alan üzerinde faaliyet gösteren İttifak Metal, 470 bin ton/yıl kapasitesi, sıcak, soğuk ve galvanizli mamul, rulo açma boy kesme ve rulo dilme makine parkı ile tüm proseslerinde müşteri memnuniyetini ilk sıraya alarak,1.50 mm- 25.00 mm arasında sıcak mamul ile 0.50 mm- 2.00 mm aralığında her tür soğuk ve galvaniz rulo açma boy kesme, 0.18 mm’den 2 mm’ye kadar soğuk ve galvaniz sac ile 1.5 mm’den 5 mm’ye kadar sıcak ve asitlenmiş sac dilme işlemi yapmaktadır” dedi. Babaoğlu, soğuk mamul holünde özellikle otomotiv sektörü ve beyaz eşya sektörüne hizmet vermeyi hedeflediklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Dilinen saclar ölçü hassasiyeti, çapaksız olması yüzey düzgünlüğü ile özellikle otomotiv sektörüne hizmet veren firmaların preslerinde sorunsuzca kullanılmaktadır. Başta otomotiv yan sanayi olmak üzere makine yapı sektörü, asansör, ısıtma ve soğutma sistemleri, panel radyatör, mobilya ve beyaz eşya, çelik kapı, inşaat, tarım makineleri, park alanları, gemi sanayi, damper kasa imalatı gibi, ihtiyaç duyulan alanda her cins ve ebatta, istenilen kalitede hizmet verilmektedir.” “Workcube ERP ile hareket hızımız arttı” Yatırımların, çelik üretim merkezleri için önemine de değinen Tarık Babaoğlu, “Yatırımların üretime dönüşmesi, ekonomiye şüphesiz artı katkı sağlayacaktır. Ancak ülkemizin yıllık çelik tüketim kapasitesine göre yaptığımız hizmette beklenildiği kadar büyük bir artışın olmayacağı, bu üretimlerin piyasada yurtdışından gelen mamul tonajlarına yansıyacağı kanısındayız. Yine de Erdemir yassı mamul üretiminin ortalama yüzde 7’sini işleyen bir şirket olarak,ileriki dönemde bu oranı yüzde 10’lar seviyesine çıkartmak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Hali hazırda makine parkı olarak bu hedefi gerçekleştirebilecek konumdayız” dedi. Yeterli stok ve zamanında teslimatın önemine de değinen Babaoğlu, şunları söyledi: “2010 içinde Workcube ERP sistemine geçişimizle birlikte tüm operasyonlarımızın yalnızca lokal olarak değil, internet üzerinden de yönetilebilmesi, hareket hızımızı yükseltti. Ayrıca bu sistem müşterilerimize online stok, cari hesap bilgilerine ulaşma ve iş emri verme kabiliyeti sunuyor. 24 saat bu bilgilere ulaşabilme ayrıcalığını hem biz hem de müşterilerimiz yaşıyor.”
BATI KARADENİZ 23 FUARGüler Makine, 2015’e kadar ‘marka’ olmayı hedefliyorGüler Makine ve Kalıp’ın sahibi Nevzat Güler, “Firmamız, çalışanlarıyla bütünleşerek, araştırma ve geliştirmeye dayalı yapısıyla, 2015 yılına kadar dünyada tanınır bir marka olmayı vizyon olarak benimsemiş durumda” dedi. Torna-tesviyeye yönelik hizmetlerle 1995 yılında Bolu Sanayi Sitesi’nde faaliyetlerine başladıklarını söyleyen Nevzat Güler, “Faaliyete başladığımızda özellikle müşteri istek ve beklentilerini ön planda tutan özel projeler üretmeye başladık. O yıllarda tasarımı tamamen kendimize ait olan sobalar üretmeye ve Türkiye çapında dağıtımına başladık. Daha sonra Arçelik, Silverline mutfak ürünleri, Termikel, Barilla, Bolu Çimento, Schott Orim, Bolca Hindi, İzopoli, Mupi, Karadeniz Döküm ve otomotiv yan sanayiye üretim yaparak iş alanımızı genişlettik. Şu anda eski işyerimize ek olarak Yukarısoku Deliklitaş mevkiinde 12 bin 500 metrekarelik alan üzerine kurulu 600 metrekare kapalı alanda kalıpçılık sektörüne iddialı bir giriş yaptık” dedi. Sahip oldukları makine parkurunu sürekli genişlettiklerini ifade eden Güler, şöyle devam etti: “Satıh taşlama makinesi 2 adet, tel erozyon 2 adet ,CNC Kent 2000x 4000mm işleme kapasiteli, CNC mv 168 a işleme merkezi, 2 adet CNC mv 106 işleme merkezi, satıh taşlama 0;50 mm hızlı delik delme, freze tezgah, kalıpçı frezesi, torna (2 m) 2 adet, torna 2,5 m, vargel, radyal matkap, sütunlu matkap, hidrolik pres 100 tonluk, eksantrik pres 60 tonluk, 500 lt.15 barlık kompresör, 2 m apkant, 3 m apkant, 3 m giyotin makasa sahibiz.” Güler, tüm müşterilerine zamanında ve kaliteli çözümler üreterek, katma değer yaratma misyonu ile yollarına devam ettiklerini kaydetti.Şanver, ihracatta AB ülkelerini hedefliyorŞanver Helva ve Şekerleme, 77 yıldır helva, lokum, reçel, tahin, pekmez, nugat ve fındık kreması üretiyor. Şimdi dördüncü kuşağın yönetimde olduğu firma, ihracat çalışmaları yürütürken, başta Almanya olmak üzere AB ülkelerini hedefliyor. Firmanın dördüncü kuşak yöneticisi Mehmet Demirkol, “77 yıl önce İbrahim Haydar Demirkol tarafından kurulan Şanver Gıda, ikinci kuşak Mehmet Demirkol ile ürün gamını genişletti. Üçüncü kuşak Burhan Demirkol ile artan üretimini teknoloji ile güçlendirdi” dedi. Demirkol, şöyle devam etti: “Bugün ise, Şanver Gıda, ürünlerini 20’den fazla ilde, bayileri aracılığıyla Türkiye geneline ulaştırıyor. Hedefimiz, daha geniş bir bölgeye yayılmak. İhracatta ise başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” “Temel aldığımız müşteri memnuniyetini, ihtiyaç ve beklentileri, dört kuşaktır Şanver çatısında biriktirdiğimiz deneyimle karşılayarak, pazarda hedeflediğimiz yere gelmeyi, her sofrayı doğanın verdiği gerçek lezzetlerle tanıştırmayı amaçladık” diyen Mehmet Demirkol, 3 bin 500 metrekaresi kapalı toplam 6 bin metrekarelik tesislerinde üretim yaptıklarını kaydetti. ‘Lütfiye’ markası adında ürettikleri ve koruyucu, boya içermeyen, yüzde 70-80 meyve oranıyla yapılan marmelat ve reçelleri hakkında da bilgi veren Demirkol, “Bartın, Amasra, Ulus yöresi ve Küre Dağları’nın yüksek yağmur oranı ve bereketli topraklarıyla çok zengin yöremizin meyvesi, bol su olması nedeniyle, tadıyla, sunumuyla fark yaratıyor. Katkısız reçel ve marmelatlarımız arasında, böğürtlen, kızılcık, kuşburnu, erik, bunun yanı sıra dut, ayva, Bartın çileği, vişne ve mürdüm eriği bulunuyor” dedi. Demirkol, mix, yapay aroma veya süt yağı kullanmadan, sadece süt, salep ve meyve kullanarak üretmeyi prensip edindikleri ürünleri dondurma için, İtalyan bir şeften danışmanlık aldıklarını da söyledi.
24 l BÖLGE lBATI KARADENİZBalcı,kapasiteveürün çeşidiniartırmayaodaklandı“Isı ve su yalıtımının zorunlu hale gelmesi ile yaptığımız iş daha da önem kazandı” diyen Yüksel Balcı, kapasitelerini ve ürün çeşitlerini artırmayı planladıklarını söyledi.Firma olarak kapasitelerini artırdıklarını ifade eden Balcı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Balcı, “Şu anda günlük bin 500 metreküp strafor üretmekteyiz. Bu kapasitemizi artırarak, ürün çeşidimizi de fazlalaştıracağız” dedi. Enerji tasarrufunun, Türkiye’de enerji maliyetlerinin yükselmesi ile daha da önem kazandığını ve binalarda yapılan yalıtım sayesinde, yüzde 50-55’lere varan enerji tasarrufu sağlanabildiğini ifade eden Yüksel Balcı, yapılan yalıtımların kendisini iki yılda amorti ettiğini vurguladı. Balcı, “İnşaat sektöründe ısı ve su yalıtımı artık bir araya geliyor. Enerji Bakanlığı’nın yayınladığı yönetmeliğe göre binalara, enerji tasarruf karnesi olmadan ruhsat verilmiyor. Enerjide dışa bağımlı bir ülke konumunda olmamız nedeniyle ısı ve su yalıtımının zorunlu hale gelmesi ile, kararın stratejik önemi daha da belirginleşiyor. Yalıtımın zorunlu hale gelmesi ile yaptığımız iş daha da önem kazandı” dedi. Binalarda uygulanan yalıtımın sisteminin, dış cephede su yalıtımını yeterince sağlanmadığına dikkat çeken Balcı, şöyle devam etti: “Isı yalıtımı yapılıyordu fakat su yalıtımı yapılmıyordu. Biz bu soruna da çözüm getirerek yalıtım ile ilgili herkesin dikkatini çekmek istiyoruz. Başlangıçta firma olarak yapı harçları üreticisi olarak konumlandık. Üzerinde en çok çalıştığımız ve olmazsa olmaz olarak gördüğümüz ısı ve su yalıtım sistemini entegre olarak üretmek için yoğun çalışmalar yaptık. Binaların dış cephesine uyguladığımız montalama sistemi ısı yalıtımını sağlıyordu. Fakat iklim korozyonlarına bağlı olarak su yalıtımını sağlamak yeterince mümkün olmuyordu. Bu amaçla geliştirdiğimiz ve sektörde ilk olarak sunduğumuz yeni ürünümüz, silikonlu, dekoratif, dış cephe kaplama harcımız sayesinde, su yalıtımına da kesin çözüm getirdik. Yeni ürün ile bir binanın ısı ve su yalıtımını aynı anda yapma imkanı sağladık.” Yeni ürünlerinin, uygulayıcıyı ve kullanıcıyı ayrı bir işçilik ve zaman maliyetinden kurtardığını vurgulayan Balcı, “Ürünümüzün sektörle buluşması ile iyi tepkiler almamız ve ürünümüzün kabul görmesi bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Özellikle sert iklimin etkili olduğu bölgelerden daha çok sipariş gelmesi ve bu durumun uzun süreli bir geçmişi olması nedeniyle satış noktalarımıza sevkiyat sağlamak için Kayseri’den de sevkiyatımıza geçtiğimiz aylarda başlamış bulunuyoruz” dedi. Isı ve su yalıtımı yapılmamış binalar için, maliyetin ‘sıfır’ olduğuna dikkat çeken Balcı, “Çünkü yapılan yatırım sayesinde yüzde 50-55 oranında yakıt tasarrufu sağlanıyor. Binada bulunan daire sayısına göre yapılan yatırım bedeli, 2-3 yılda kendini amorti edebiliyor. Üstelik artık bankalar, yalıtım sistemleri için kredi kullandırıyor. Bu da tüketici açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca biz yerleşkeler için proje finansman çözümü ve uygulayıcı firma desteği de sağlamaktayız” diye konuştu.YATIRIM KENDİNİ 2-3 YILDA AMORTİ EDİYORIsı ve su yalıtımı yapılmamış binalar için, maliyetin ‘sıfır’ olduğuna dikkat çeken Yüksel Balcı, “Çünkü yapılan yatırım sayesinde yüzde 50-55 oranında yakıt tasarrufu sağlanıyor. Binada bulunan daire sayısına göre yapılan yatırım bedeli, 2-3 yılda kendini amorti edebiliyor” dedi.
BATI KARADENİZ 25 FUARTürkova Süt, kapasitesini ikiye katlamaya hazırlanıyorNurşah’ın hedefi üretimde % 20 artışNurşah Metal Satın Alma ve Pazarlama Müdürü Malik Bıyıklı, 2010 yılı için üretim ve satış hacminde yüzde 20’lik artış hedeflediklerini, ihracatta ise rotalarını Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri olarak belirlediklerini söyledi. Firmaları hakkında bilgi veren Bıyıklı, şunları söyledi: “Nurşah Metal, 1980 yılında Karadeniz Ereğli’de aile şirketi olarak kurulmuş, zaman içinde yapmış olduğu yatırımlar ile bugün 5 bin metrekarelik kapalı kesim ve depolama, 10 bin metrekarelik açık depolama sahası ile müşteri memnuniyeti odaklı hizmetlerine devam etmektedir. Firma yıllık 300 bin kapasiteli modern sac ütüleme ve kesim tesisiyle, 0.40 mm’den 25 mm kalınlığa kadar üç adet rulodan boy kesme ve yassı çelik işleme kapasitesine sahip. Firmada 13’ü idari olmak üzere toplam 50 personel görev yapıyor.” Bıyıklı, firmalarının, başta otomotiv yan sanayi olmak üzere, makine, yapı sektörü, asansör, ısıtma ve soğutma, panel radyatör, mobilya ve beyaz eşya sanayilerinde faaliyet gösteren üreticilere tedarikçilik yaptığını kaydetti. Belirlenen stratejik hedefler ve uygulama planları sayesinde, global krizin damgasını vurduğu 2009 yılında Nurşah Metal’in, iş hacmini ve karlılığını yüzde 20 arttırdığını vurgulayan Bıyıklı, “Krizin en yoğun hissedildiği bu dönemde dahi satış ve pazarlama stratejilerimiz sürekli güncellenmek suretiyle yeni müşteri kazanımına ağırlık verilmiş, müşteri portföyünün çeşitlendirilerek genişletilmesi sağlanmıştır” diye konuştu. 2010 yılı için üretim ve satış hacminde yüzde 20’lik artış hedeflediklerini kaydeden Bıyıklı, şöyle devam etti: “Bu yıl içinde, müşterilerimizin kalite ve hizmet beklentilerini karşılamak üzere, 1.56 mm kalınlığındaki boy kesme hattımızın mevcut kesim kalitesi de artırılarak, 600 bin Euro’luk ütüleme sistemi yatırımı gerçekleştirilmiştir. Aynı boy kesme hattımıza yeni boy kesme makası, istif sehpası, modern konveyör sistemi ve otomasyonu ile modernize edildi. Yine kalite iddiası ile 8- 25 mm’lik boy kesme hattımız için 1 milyon Euro’luk ütüleme sistemimiz sipariş edilmiş olup, imalat aşamasına gelmiştir. Ayrıca tüm bu kalite ve müşteri odaklı çalışmalarımızı DIN EN ISO 9001-2008’e uygunluk belgesi ile taçlandırdık.” “Sürekli gelişimi ve değişimi ilke edinen, müşteri mutluluğunun çalışanların mutluluğundan geçtiğine inanan firmamızda, PUKÖ döngüsü çerçevesinde sürekli kalite, maliyet ve verimlilik çalışmaları gerçekleştirilmektedir” diyen Bıyıklı, “Yıl içinde yurtiçi ve yurtdışı firmalar, ekonomik gelişmeler yakinen takip edilecek ve gerekli stratejik kararlar alınarak ivedilikle uygulanacaktır. İhracat olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri potansiyel olarak belirlenmiş olup, ihracat çalışmaları ve görüşmeler devam etmektedir” şeklinde konuştu.Türkova Süt İşletmesi Genel Müdürü Birol Dikyurt, 2000 yılında kurulan işletmelerinin, süt ve süt ürünleri üretimi gerçekleştirerek, dilimli peynir, kaşar peyniri, beyaz peynir, mozerella, yoğurt, ayran, tereyağ ve lor ürettiğini kaydetti. Dikyurt, Bartın Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu fabrikalarında, 7 bin 734 metrekare açık alan içinde, 4 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösterdiklerini belirterek, günlük 100 tonluk süt işleme kapasiteleri olduğunu kaydetti. Dikyurt, “100 ton olan günlük süt işleme kapasitemizi, bir yıl içinde yapacağımız yatırımlarla200 tona çıkarmayı hedefliyoruz. Ürünlerimiz, Marmara, Trakya, Ege ve Batı Karadeniz Bölgesi’nde müşterilerimizle buluşuyor” dedi. “Hammaddemiz olan sütü 7 bin 500 ayrı noktadan kendi araçlarımızla kontrollü bir şekilde topluyoruz” diyen Dikyurt, şöyle devam etti: “Bu ham maddeyi mamul hale getirirken, sahip olduğumuz HACCP ve ISO 9001:2000 gibi kalite ve güvenlik belgelerimizi eksiksiz olarak uyguluyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin kalitesini sürekli iyileştirmek, müşteri beklentilerine cevap vermek, tüke-ticinin güvenini yüzde 100 kazanmak için devamlı çalışıyoruz.” Faaliyete başladığında üç idari, bir teknik eleman ve dokuz işçi olmak üzere toplam 13 kişilik kadroya sahip olan Türkova Süt İşletmesinde, bugün itibariyle beş idari, üç teknik eleman ve 54 işçi olmak üzere toplam 62 kişi çalışıyor.
26 l BÖLGE lBATI KARADENİZTatsan Çelik Konstrüksiyon 2011’de büyümeye odaklandımetrekarelik fabrikamızda, kalite ve müşteri odaklı anlayışımızla hizmet vermeyi sürdürüyoruz. Fabrika binamızı 2011 yılının sonuna kadar bin metrekare daha büyütmeyi planlıyoruz. Böylelikle stok ve imalat imkanlarımızı daha da genişleterek, talep edilen hizmetlere çok daha kaliteli cevap verebilmeyi amaçlıyoruz.” “Tatsan, gelişmiş makine parkı, deneyimli kadrosu ve 34 yıllık tecrübesiyle, endüstriyel çelik yapılar, çok katlı çelik yapılar, akaryakıt tesisleri, depolama tankları, silolar, bunkerler, basınçlı kaplar, boru hatları ve makine imalatları alanında faaliyet gösteriyor” diyen Tatlıbaş, “Firma olarak önceliğimiz müşteri memnuniyeti” dedi. Tatlıbaş, şöyle devam etti: “Yaptığımız imalatı ve verdiğimiz hizmetleri, müşterilerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda, ulusal ve uluslararası standartlar ile şartnamelere uygun olarak, taahhüt edilen süre içinde kaliteli olarak vermek bizim için olmazsa olmazlarımız arasında. Günün değişen koşullarına bağlı olarak kalite politikamızı güncellemeyi, firmamızın büyüme hedefleri doğrultusunda yeniliklerin ve alacağımız stratejik kararların takipçisi olmayı hedefliyoruz.”Ereğli Ünallar Metal, krizde çelik servis merkezi kurduEreğli Ünallar Metal’in sahibi Ünal Bayrak, ekonomik krize rağmen yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini ve geçen yılın sonunda Ünallar Çelik Servis Merkezi’ni kurduklarını söyledi. Bayrak, “Ünallar Çelik Servis Merkezi, 4 bin metrekaresi kapalı, toplam 11 bin metrekarelik alan üzerinde, ütüleme sistemi ile donattığı boy kesme makineleri ile 1.50 ve 8.00 mm arasında sıcak ütüleme hattında aylık 10 bin ton, yıllık 120 bin ton kapasite ile boy kesme hizmeti vermeye başladı” dedi. Ünal Bayrak, “Sıcak ütülemeli hatta başarısını kanıtlayan Ünallar Çelik Servis Merkezi, soğuk hatta da başarısını devam ettirmek üzere, yeni soğuk hat tesisini kurmaya hız verdi” diye konuştu. Çelik servis merkezinin, yalnızca kesim hizmeti vermediğini, aynı zamanda geniş kalınlık ve ebatlarda yüksek stokla, galvaniz, soğuk ve sıcak sac satışıyla da müşterilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını belirten Bayrak, şöyle devam etti: “Çağımızın ticaret anlayışı, firmalar arasındaki rekabeti inanılmaz bir şekilde artırdı. Firmalar, satıştan çok, ‘verimli satış politikasının uygulandığı alanlar’ haline geldi. Bu nedenle çağın ihtiyaç ve beklentilerine göre, üretici fir-Tatsan Çelik Konstrüksiyon, 2011 yılında büyümeye odaklandı. Sektörde 34 yıldır faaliyet gösterdiklerini kaydeden firma sahibi Hüseyin Tatlıbaş “Karadeniz Ereğli’de 1976 yılında kurulan Tatsan, kurulduğu yıldan bu yana dürüst ve ilkeli ticaret anlayışı ile demir-çelik piyasasında güvenilir bir yer edindi” dedi. Firma olarak, 2011 yılında mevcut tesislerini büyütmeyi hedeflediklerini kaydeden Tatlıbaş, şöyle devam etti: “Merkez Sanayi Sitesi ve Karadeniz Ereğli Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 2 binmaların talepleri ve istekleri doğrultusunda çözüm ortağı olarak, her cins ebatta ve kalitede profesyonel bir ekiple güvenli üretim ve lojistik hizmetleri sunuyoruz.” Bayrak ayrıca, şirket olarak, uzmanlık alanları, iş yapış tarzları, teknolojideki yenilikleri takip etmeleri ve kalite çıtalarını her geçen gün yukarıya taşımalarıyla, çelik alanında sektördeki başarılı kuruluşlar arasına girmeyi hedeflediklerini söyledi.Emre Metal, çelik servis merkezi yatırımı yapıyorFirma sahibi Ahmet Büyükemirusta, kriz nedeniyle askıya aldıkları çelik servis merkezi yatırımını bu yıl yeniden gündemlerine aldıklarını, yeni çelik servis merkezinin 22 dönüm alan üzerine kurulacağını söyledi.Yıllık 200 bin ton sac işleme kapasitesine sahip olan Emre Metal, kriz nedeniyle askıya aldığı çelik servis merkezi yatırımını bu yıl yeniden gündemine aldı ve temellerini attı. Organize sanayi bölgesinde temelleri atılan yeni çelik servis merkezinin 22 dönüm üzerine kurulu olduğunu belirten Emre Metal’in sahibi Ahmet Büyükemirusta, tesislerde dört hatta sahip olduklarını söyledi. Grup şirketleri arasında Yurttaş Lojistik firmasının bulunduğunu da hatırlatan Büyükemirusta, şirketin, gerek hacim, gerekse coğrafi kapsam olarak büyümesi ile birlikte, müşterilerine lojistik hizmetleri de sunmak için 2006 yılında kurulduğunu kaydetti. Büyükemirusta, şöyle devam etti: “Grup bünyesinde sac ticareti depolama, dilme hattı ve boy kesim fonksiyonlarını yerine getirmekte olan Emre Metal; makine ve aksamları imalatı yapan Erkay Makine ve lojistik alanında hizmet veren Yurttaş Lojistik bulunuyor. Müşteri memnuniyetini kendine hedef seçmiş olan firmamız, deneyimli personeli ile birlikte özellikle sac sektöründe değişsen ve gelişen piyasa koşullarına ayak uydurmakta olup, tüm bunlara doğru orantılı olarak büyümektedir. Grubumuzun tamamlayıcı firması Yurttaş Lojistik, Erdemir ürünlerinin Türkiye pazarına ulaştırılmasında güvenilir ve hızlı hizmet vermektedir.” Yurttaş Lojistik’in öncelikli hedefinin, lojistik süreçlerini tek elden yöneterek, müşterilerinin tedarik zinciri içinde onlara katma değer yaratmak olduğunu da kaydeden Ahmet Büyükemirusta, “Entegre lojistik hizmetlerimiz, müşterilerimizin tedarik zincirlerini profesyonel uzmanlığımız ve teçhizatlı bilişim teknolojileri sistemlerimizle geliştirerek tam ve koordineli hizmet sağlıyor. Dinamik yönetim vizyonu, finansal yapısı ve güçlü kurumsal alt yapısıyla Yurttaş Lojistik, Türkiye’nin lojistik sektöründe lider isimlerden olma yolunda sağlam adımlarla ilerliyor” dedi.