Türkiye’nin en dinamik kent ve şirketlerinin yeni platformu‘Taştan’ konaklamaGeleneksel Urfa taşı El-Ruha ile hayat buldu Sayfa 2k Cuma,Endüstriyi doyuruyorGebze ve Bursa’nın catering hizmeti Obasan’dan Sayfa 6kMarkaya ‘adım attı’Ünlü markaların tedarikçisi Konya marka yaratacak Sayfa 7Gül kokusu yayılıyorRosense, eczanelerde ve AVM’lerde satışta Sayfa 519 Şubat 2010k Sayı:56k Web:www.dunya.com / email: dunya@dunya.comwww.kobiden.comk DünyaGazetesi’nin ücretsiz yayınıdır14 TIR yayı bir araca ‘sardı’Geliştirdiği yay sarma makinesi ile 14 TIR’lık yayı 1 TIR’a düşürerek nakliyede ve depolamada büyük tasarruf sağlayan Akdemir Makine, Avustralya, Hollanda, Cezayir’e satış yapmaya başladı.Gülsüm ERDEM KAYSERİKümese 200 bin tavuk ekleyecekKAYSERİ-350 bin tavuk kapasitesi bulunan Birlik Yumurta, yapacağı yatırımlarla bünyesine 200 bin tavuk daha ekleyecek. 1993”de kurulan firmalarının büyümesini südürdüğünü kaydeden Birlik Yumurta Gıda Tarım Hayvancılık San. Tic. AŞ Ticaret Müdürü Ali Samur, “Aile şirketi olan tesisimiz, şahıs firması olarak bölgede en büyük kapasiteye sahip.15 kümesli günlük 350 bin tavuk kapasiteli Birlik, 50 çalışanla faaliyet gösteriyor” dedi. Bu yıl yeni yatırımlara imza atacaklarını vurgulayan Samur, 200 bin yeni tavukla tavuk sayısını 550 bine çıkaracaklarını söyledi. Yurtiçinde büyük mağaza zincirlerine tedarikçi olarak çalıştıklarını ve dönemsel olarak üretiminin yüzde 10’unu ihraç ettiklerini belirten Samur, “Irak, Gürcistan ve Bulgaristan’a ihracat yaptık. Son zamanlarda Irak pazarına çalışıyoruz” dedi.Sektöre tornacılıkla giren Akdemir Makine, bugün ürettiği plastik ambalaj ve tekstil ambalaj sektörüne yönelik imalat hızlandırıcı makinelerle dünyanın dört bir yanına ulaşıyor. 4. kuşakla büyüme sürecini sürdüren Akdemir, 2009 Mayıs ayında üretimini tamamladığı yay sarma makinesi ile 14 TIR yayı 1 TIR’a düşürmeyi başardı. Nakliye ve depolamada üreticiye yeni ufuklar açan Akdemir Makine, yay sarma makinesini dünyada bu özellikte ve kapasitede üreten tek, Türkiye’de ise seri olarak üretim yapan ilk firma. Akdemir’in yay sarma makinesi sayesinde yurt içinde nakliyede 14 araç için ortalama 14 bin TL’yi bulan nakliye maliyeti bin TL’ye düşüyor. Yurtdışı taşımada tasarruf daha da gözle görülür şekilde artıyor. Kayseri-İspanya arası 1.20’lik bir konteynerin maliyetinin bin 500 dolar olduğu düşünülürse; 14 konteynır için 21 bin doları bulan gider, bu makine sayesinde bin 500 dolara düşüyor. Yay sarma makinesi depolamada da faydasını gösteriyor. Bin metrekarelik bir alanda depolama maliyeti 6 bin Eoru iken; bu makine ile yaylar bin metrekare yerine sadece 72 metrekarelik bir alanda depolanabiliyor. Böylece depolama maliyeti 6 bin Euro’dan 430 Euro’ya düşüyor. 1934’de Kayseri Eski Sanayi Bölgesi’nde tornacılıkla işe başlayan Akdemir Makine’nin 16 yıldır makine imalatı yaptığını anımsatan firma ortağı OsmanAkdemir, “Dedem bu işe tornacılık ile başlamış. 1991’de Eski Sanayi’den Kayseri OSB’ye taşınmış. 1999’a kadar torna ile devam etmiş. 16 yıldan beri ise plastik ambalaj ve tekstil ambalaj sektörüne yönelik imalat hızlandırıcı makine ve tezgahlar üretiyoruz” dedi. Üretiminin yüzde 90’ını dünyanın dört bir yanına ihraç ettiklerini kaydeden Akdemir,“Plastik ambalaj ve tekstil ambalaj sektörüne yönelik olarak kanepe ve yatak yayı ambalajlanmasında kullanılan makine geliştirdik ve büyük tasarruf sağladık: Bu makineyle yayları arka arkaya verip, rulo halinde sarıyoruz. 14 TIR’lık yay, 1 TIR oluyor. Nakliyede de depolamada da ciddi avantaj sağlıyor. Toplamda dört makine ürettik. Avustralya, Cezayir ve Hollanda’damakinelerimiz çalışıyor” bilgisini verdi. “Bu makineyi Türkiye’de seri olarak üreten ilk firmayız” diyen Akdemir, “Dünyada da aynı özellikte aynı kapasiteyi verecek üretici yok. Bu otomatik bir makine. Makineye verdiğiniz adet belli. Bir ruloda kaç yay sarmayı planlıyorsak rakamı giriyoruz. Kağıdın üzerine sarıyor, otomatik olarak kesiyor, sıcak yapıştırıcı sıkıp, kağıt ile rulo tutturulmuş oluyor. 2009 Nisan ayında ilk makinemiz sunum haline geldi. Mayıs ayında fuarda sergiledik. Otomatik kesmesi, sıkma sistemi, otomatik silindir üzerine kağıdı tutturma işlevleri diğer makinelerde yok. İlk satışını fuarda Cezayir’e yaptık. Talepler doğrultusunda üretiyoruz. Bir makine 9 çalışanımızla 1.5 -2 ayda ortaya çıkıyor” dedi. Firmalardan yoğun alep var Son 1 ayda 15-20 firma ile görüştüklerini söyleyen Akdemir, “Normalde bu makinemize çok büyük ilgi vardı. Fuardan çok umutlu dönmüştük. Ama krizin patlak vermesi ve devam etmesi çok etkiledi. Müşteriler 2010 ilk çeyreğinde döneceğiz dediler. Bu yıldan çok umutluyum. 15-20 tane çok ciddi görüştüğümüz firma var. Bir ayda gördüğüm talebi 2009’da yıl olarak görmedim. Son bir ayda çok güzel gelişmeler oldu” şeklinde konuştu. Üç farklı ülkede çalışan makinelerden geri bildirim aldıklarını ve mevcut sistemi geliştirmek üzere çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Akdemir, hedef pazarın ise Güney Afrika ülkeleri olduğunu vurguladı.KOBİ’lerin ‘yeni normal’ gündemiRüştü BOZKURT 3500 bin $Yıllık yaptığı toplam ihracat miktarı%Üretimi içinde yurtdışı yaptığı satış payı90%14 TIR’lık yurt içi nakliye sağladığı tasarruf miktar13 bin TL 5.570 £Bin metrekarelik depolama giderinden sağladığı tasarrufKGF’ye vurmadan önceTaylan ERTEN 5Yeni bayiliklerle büyüyecekTuğba KÖMÜR GAZİANTEPSabun üretimi 1955 yılında başlayan Mısırlı Kimya, yıllar içinde ürün çeşitlerini artırarak yurtdışına açıldı. 2009 yılında modernize edilmiş 2 bin metrekarelik yeni bir kapalı alana taşınan firma, organik sabun gruplarını Mısırlı, Jasminlife, Arbella, Nevalux markaları adı altında Almanya, İngiltere, Fransa ve Kanada’ya ihraç ediyor. Bu yıl yeni bayiliklerle yurtiçi satış ağını genişletmeyi planlayan firma temizlik, hijyen, kozmetik, otel sabunu ve buklet gibi ürün çeşitleriyle başlayan faaliyet-lerini sıvı deterjan, çamaşır tozu, sıvı el sabunu, sıvı bulaşık deterjanı, mineralli temizlik maddesi, arap sabunu, doğal zeytinyağlı ve defineli sabun, kayısılı sabun, kükürtlü sabun ve el jeli ile çeşitlendirmiş durumda. Sabunlarının cilt hastalıkları ve mantar hastalıkları, saç dökülmesi gibi rahatsızlıklara fayda sağladığını belirten Mısırlı Kimya Temizlik Kozmetik Gıda İthalat İhracat Limited Şirketi sahibi Orhan Mısırlı, “Yüzde 100 doğal ve şifalı bitkilerden ürettiğimiz bu sabun gruplarımızı Almanya, Kanada, İngiltere, Fransa’ya satıyoruz. Yurt içinde ağırlıklı olarak turistelere yönelik hizmet veren Ba-tı, Ege, Akdeniz bölgelerine çalışıyoruz. Bitkisel sabun, hamam tası, lif, kese, ponza taşından oluşan hamam seti şeklinde de ürün satıyoruz. Sıvı grubumuz market tipi ambalajlarda satışı sunuluyor” dedi. “Ortadoğu’da söz sahibi olacağız” Yeni ürünleriyle Ortadoğu pazarında söz sahibi olmak istediklerini belirten Mısırlı; “Yurt içinde bayilik sistemiyle çalışacağız ve Türkiye genelinde bayilikler vereceğiz. Ürünlerimizi Mısırlı, Jasminlife, Arbella, Nevalux adı altında satışa sunuyoruz. Ar-Ge çalışmalarımız içinde çocukşampuanları da var. Fason olarak da başka firmalara sabun üretimi yapıyoruz. Hammaddeyi yurtdışında temin ediyoruz. Kimyasalların birinci kalite olmasına özen gösteriyoruz” ifadesini kullandı. Türkiye’de kamu kurum ve kuruluşlarına yönelik endüstriyel tip ürün imal etmeyi hedeflediklerini vurgulayan Mısırlı,”Bu sektördeki firmalara yan ürün de temin edeceğiz. Türkiye’de marka olmak istiyoruz. Bu yıl kolonya, kozmetik sektöründe ürün yelpazemizi genişletmeyi hedefliyoruz. Sıkıntılarımız özellikle merdiven altı firmalardır. Devletin bu konuda bizlere destek vermesi gerekiyor” dedi.Atanaz, Ar-Ge ile büyüyorKONYA-DÜNYAGeniş ürün yelpazesi ve donanımlı personeli ile en kaliteli hizmeti vermeyi ilke edinen Atanaz, Ar-Ge’ye verdiği önemle gelişmesini sürdürüyor. Yurt dışından ithal ettikleri teknik hırdavat kesici takımlar ve teknik hırdavat sanayi malzemelerini kapsayan geniş ürün portföyleri ile müşterilerine en iyi hizmet sunduklarını belirten Atanaz Makine Otomotiv Gıda San. Tic. Limitet Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Atanaz, “Firmamız, iyi hizmet, ihtiyaç hissedilen her türlü teknik bilgi, desteğe tüm personelimizle cevap verme ilkesiyle büyüyen piyasada yerini aldı” dedi. Atanaz, “Teknolojik gelişmelerin takip edilmesiyle yapılan yatırımlarının yanında, insan kaynağına yatırımı da ihmal etmedik. Atanaz Makine eğitimli; yetenekli yönetim kadrosu ve tecrübeli çalışanları sayesinde, müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışını sektörel bilgi ve deneyimiyle birleştiriyor” diye konuştu. AR-GE’ye önem verdiklerinin altını çizen İbrahim Atanaz, “Araştırma ve geliştirmeye büyük pay ayırdık. Finans kaynaklarını doğru yönlendirerek, piyasaya hakim firma uzmanlarını bünyemizde barındırarak, insan kaynaklarına gereken önemi verdik. Türkiye’den dünyaya uzanan bu yolda yarattığımız değerleri çalışanımızla paylaşarak, bugünlere geldik” dedi. Atanaz, “Geleceğe bakarken, bugün de ülkemizden ve çalışanlarımızdan aldığımız güç; bizi daha kararlı, daha istekli ve daha mutlu kılıyor” şeklinde konuştu.
2> 19 ŞUBAT 2010 CUMAKobidenyurthaber@dunya.com
DÜNYA> yurthaber@dunya.comKobidenBUZDAĞININ DİBİ19 ŞUBAT 2010 CUMA <3İnşaat malzemelerinden enerjiye ‘güneşli’ geçişDuş ve küvet kabinleri, banyo küveti, duş teknesi, jakuzi gibi imalatlarda bulunan İnterduşkabin, yeni kurduğu Diston firması ile solar panelleri projesi ve montajı yapacak. Ürünleri Çin’den ithal eden firmanın hedefi üretime geçebilmek.ADANA - DÜNYAKOBİ‘lerin “yeni normal” gündemimalar, işbirlikleri ve ortaklıkÖnce çok sık başvurduğular daha da önem kazanıyor. muz Harvey’nin “birikim Örgütlenme derinliği ve kosistemi” tanımını bir kez ordinasyon ustalığı gerekiyor. daha anımsayalım: “Birikim sistemi, net ürün tüAlan ekonomisi ketimi ve üretimi arasınKriz, yerel kaynaklara daki dağılımın uzun bir dayalı üretim yapanların dönem boyunca istikrar ayakta durabildiğini gösterdi. kazanmasını tanımlar; Öte yandan, ileri-teknohem üretim koşullarlında lojilere ve gelişen alanlarda hem de üreticilerin ‘yeniüretim yapanların da çok den üretme’ koşullarında fazla talep daralması ile karmeydana gelen dönüşılaşmadığı gözlendi. Rüştü şümler arasında bir karYaratıcı-yenilik konuBOZKURT şılılık içerir”. Birikim sissunda iyi örgütlenmiş işyerrustu.bozkurt@dunya.com teminin işlemesi “eski lerinin durumu kurtardığı normal”dır. Birikim sistehatta krizi fırsata dönüştürdüminin krizlerle bozulması “eski normal” ğü görüldü. koşullarının geçerliliğini yitirmesidir. Coğrafi yakınlık, hız ve esneklikle taYeni bir “birikim sistemi” oluşması da lepleri hızlı karşılayabilmenin yeni iş “yeni normal”ın adıdır. alanları yarattığını bir kez daha kanıtla“Yeni normal”ı yaratan üç temel mış oldu. eğilim her yerde karşımıza çıkıyor: “ÖlÜretim alanını iyi analiz eden işyeri çek ekonomisi” rekabeti daha ehven yöneticilerinin, aynı dış koşullara rağmen şartlarda atlatmanın temel araçlarınkrizi hafif atlattıkları görüldü. dan biri oldu. “Alan ekonomisi” geçmişte Bütün gelişmeler gösteriyor ki, “alan olduğu gibi, yaşadığımız bu büyük krizekonomisi” konusunda kafa yormak gede de önemini yitirmediğini kanıtladı. Bu rekiyor… Bu konu KOBİ‘lerin temel krizde “yaratıcı yenilikçilik ekonomisi” ise gündemlerinden birini oluşturuyor. ne denli gerekli bir araç olduğunu çok somut biçimde herkese gösterdi. Bu üç Farklılık yaratma temel eğilim KOBİ‘lerin “yeni normal Krizde dayanıklılık gösteren işyergündemini” de netleştirmiş oldu. lerinin “yeni ürün”, “yeni üretim metodu” Ölçek ekonomisi kanıtları Bizim kriz ve krizden çıkış sürecinde gözlediğimiz en önemli eğilim, rekabet edebilir ölçekteki kuruluşların krizi geçmiş koşulları koruyarak ya da büyüyerek atlatmasıdır. En çarpıcı örneğimiz mobilya sektörüdür. Bu sektör, bir tahmine göre bütünde yüzde 40’lar düzeyinde gerilediği halde, belli ölçeklerdeki üreticiler yüzde 7 ile yüzde 18 arasında büyüyebildi. Sadece mobilya değil, makine imalatında da belli ölçeklerdeki firmaların ürün çeşitlendirmesi, yeni pazarların bulunması, yeni müşterilerin kazanılması, mevcut müşterilerin kalitelerin artırılması konusunda daha esnek, hızlı ve etkili sonuçlar alabilen bir davranış gösterdiklerini ortaya çıkardı. Gelişmeler KOBİ‘lerin gündemini de belirliyor: Organik büyüme koşullarını belirleyen planlar önemli hale geliyor. Şirket satın alve “yeni üretim şekli” arayışlarının öne çıktığını gördük. KOBİ‘lerin “yeni ekonomi kültürü” üzerine kurulu bir “işyeri kültürü” yaratmaları gündemin önemli kosunu. Dışa ve dünya açık durma bir başka algılama biçimi. Alışkanlıklarla yönetme yerine, eğilimleri analizle yönetme ihmal edilmemesi gereken bir husus. İşyerinde gözetim ve denetimin ciddiye alınması da gerekiyor. Daha da önemlisi iş üzerine odaklanma çok önemli bir yetenek olarak karşımıza çıkıyor. Farklılık yaratmadan rekabette ayakta kalmanın olanağı yok. Bana göre yeni birikim sistemi oluşurken yani “yeni normal” yaratılırken, gündemi iyi izlemek gerekiyor… Gelin bu konuları hep birlikte yaygın biçimde tartışalım ki, kişilerin kişisel genellemelerinin tuzağına düşmeden, ortak aklın yaratıcılığından gerektiği kadar yararlanmış olalım.Türkiye ve yurt dışı pazarında; duş ve küvet kabinleri, banyo küveti, duş teknesi, jakuzi, hidromasajlı küvetler, buhar banyosu, Türk hamamı fonksiyonlu kompakt duş üniteleri üretip pazarlayan İnterduşkabin, enerji sektörüne yöneldi. İnşaat malzemeleri sektöründe 19 yıllık deneyim ile faaliyetlerini sürdüren firma, yeni kurduğu Diston Solar Panel Enerji Sistemleri ile güneş enerjili aydınlatma sistem-leri ve kendi enerjisini üreten ekolojik binaları projelendiriyor. Firmanın asıl hedefi ise şu anda Çin’den ithal ettiği güneş solar panellerini üretebilmek. Kurdukları yeni şirket ile güneş santrallerinden oluşan yenilenebilir elektrik enerjisi üretmine yöneldiklerini belirten İnterduşkabin Genel Müdürü Veysel Demir, “Güneş enerjili aydınlatma sistemleri ve kendi enerjisini üreten ekolojik binalar projelendirmeyi amaçlıyoruz. Belediyeler, alışveriş mer-PAZAR ARAŞTIRMASI YAPILDIİhracat hedefi doğrultusunda Suriye’de pazar araştırması yaptıklarını ifade eden Metin Öksüz, “Bu ülkede bazı noktalara ürün tanıtımları gerçekleştirdik. Ürünlerimiz çok beğenildi. Bu ülkelerle ilgili çalışmalarımızı yakında netleştireceğiz” dedi.kezleri, organize sanayi bölgeleri, turizm tesisleri ve fabrikalar için güneş enerjili çatı sistemleri; çiftlik, dağ evleri, tarla, sera ve bahçe sulaması için solar enerji ile çalışan dalgıç ve yüzey pompaların montajını gerçekleştireceğiz” dedi. Demir, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler için güneş enerjisinden elektrik üreten sistemlerin satış, montaj ve servisini yürütmenin yanında, güneş enerjisi ile şebekeden bağımsız çalışan sokak lambaları, güneş enerjili bahçe aydınlatma panoları ve temiz enerji odaklı sosyal sorumluluk projeleri yeni yatırımımız çerçevesinde planladığımız faaliyetler arasında yer alıyor” bilgisini verdi. İnşaat sektöründeki deneyimlerinden yola çıkarak, kendilerine uygun olan kulvarı ‘güneş solar panelleri’ olarak belirlediklerini kaydeden Demir, “2009’un 6’ıncı ayından bu yana altyapı çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu iş için yeni bir ekip kurduk. Şu an Çin’den getirdiğimiz solar panellerin projelendirme ve montajını gerçekleştiriyoruz. Kısa sürede 8 projeyi tamamladık ve 20 proje de sırada bekliyor. Hedefimiz, satışın yanı sıra imalatını da gerçekleştirmek. Hedeflerimiz çok geniş ama Yenilenebilir Enerji Kanunu’nda yapılacak değişikliği bekliyoruz. Yapılacak ek değişiklik ile devlet, güneş enerjisinden elde edilen elektriği satın alacak. Biz de, sınırlarımızı tam olarak belirlemek için bu yasanın netleşmesini bekliyoruz” dedi. Tüm dünyada satışı gerçekleştirilen güneş enerjisi panel-lerinin yüzde 95’inin Çin’de imal edildiğini söyleyen Veysel Demir, “Çinliler bu hücreleri Avrupa’dan alıyor ve paneli tamamlıyor. Bizim panel getirtiğimiz firma, 53 ülkeye ihracat yapıyor. Güneş panellerini üretmek için çok büyük yatırımlara, altyapı maliyetine gereksinim var. Bizim üretime geçeceğimiz zaman yapacağımız şey de; hücrelerini ithal edip alt montaj takımlarını, kablolarını, prizlerini, camını, profilini montajlayıp piyasaya sunmak” diye konuştu. LED lamba sistemleri üzerine yoğunlaştı Enerji sektöründe araştırma yaparken, park ve bahçe aydınlatmaları için çok rantabl bir sistem olabileceğini fark ettiklerini dile ge-tiren Veysel Demir, “Park ve bahçelerin genelde belediyelere ait olduğu ve aydınlatma işinin belediyeler tarafından sağlandığını, elektrik maliyetinin de çok yüksek olduğunu gördük. Çevre park bahçelerini aydınlatmak için LED ışık dediğimiz direkler söz konusu. Üzerinde paneli, lambası, direği mevcut. Bu lambalar gündüz aldığı güneş ışığını elektriğe çevirerek, gece bunu kullanılır hale getiriyor. Park ve bahçeler, sokaklar, fabrikaların çevre aydınlatması için çok uygun bir sistem. Yatırım da çok maliyetli değil. Bir direğin maliyeti 2 bin 500 TL. Şu anda bu sistem üzerinde ağırlıklı çalışıyoruz. Bu konudaki projelerimizi belediyelere ve organize sanayi yönetimine sunduk” dedi.İnterduşkabin’de hedef, dünya pazarındaki payı artırmakİnterduşkabin olarak Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi’de 10 dönüm kapalı, toplam 20 dönüm arazilik alanda faaliyet gösterdiklerini ve Türkiye genelinde 450 bayileri bulunduğunu kaydeden Veysel Demir, “Ekibimiz bölgelerle birlikte yaklaşık 75 kişi. Ankara, Antalya, İstanbul ve Karadeniz bölge müdürlüklerimiz var. Yılda toplam üretimi ve satışı yapılan ürün miktarı, 130 bin adet. Çabamız, bu kapasiteyi 200 bin adete çıkarmak” diye konuştu. Yüzde 30 oranında olan ihracat payını da yüzde 60 civarına taşımayı hedeflediklerini bildiren Demir, üründe fiyattan önce kaliteyi arayan müşterilerle çalıştıklarını ve yurt dışında 13 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirtti. Avrupa pazarında Hollanda, İtalya ve Yunanistan’ın yanı sıra Suriye, Gürcistan ve Ukrayna ile işbirliği içinde olduklarını anlatan Demir, Londra’da kısa süre önce faaliyete geçen satış mağazalarında da İngiltere pazarına girdiklerini söyledi. Türkiye’nin her yerinde toplu inşaat ve TOKİ‘lere de bayiler aracılığıyla malzeme satışı yaptıklarını ifade eden Demir, “Geçen yıl TOKİ‘lere 24 bin adet duş teknesi sattık” dedi.Üretimde ihracat payı % 50’ye çıkacakKAYSERİ-DÜNYASuriye ve Lübnan’a cezerye satacakdürdü. Kardeşlerinden ayrılan babam Necim Öksüz, 1989’a kadar perakende satış yaparak, ticaret hayatına devam etti. 1990’da ise lokum imalatına başladı. 1993’te biz çocuklarıyla birlikte Metin Gıda’yı kurdu. 1999’da ürün çeşitliliğini arttırarak cezerye imalatına da başladık” bilgisini verdi. Şuanda lokum ve cezerye üretimi ve pazarlaması yapan firmalarının kahve, kuruyemiş, badem şekeri ve şekerli leblebi imalatı da gerçekleştirdiğini kaydeden Öksüz, “Kapasite artışına devam ediyoruz. 2006’da kapasite artırımı için makine ve tesis yatırımı gerçekleştirdik. Bu amaçla imalatı daha büyük bir binaya taşıyıp, yeni makinalar aldık. Yıllık 300 ton lokum ve cezerye imalat kapasitesine sahibiz” dedi. Ürünlerini iç piyasanın yanı sıra dolaylı olarak yurtdışına da gönderdiklerini ifade eden Öksüz, “Kendi markamız dışında biri Gaziantep’te, diğeri Antakya’da olmak üzere 2 firmaya fason üretim yapıyoruz. Almanya ve Ürdün bağlantıları olan 2 firma için üretim yapıyoruz” şeklinde konuştu. İhracat için hedef pazarlarının Suriye ve Lübnan olduğunu vurgulayan Öksüz, “Bu amaçla Suriye’de bir pazar araştırması yaptık. Bazı noktalara ürün tanıtımları gerçekleştirdik. Ürünlerimiz çok beğenildi. Bu ülkelerle ilgili çalışmalarımızı yakında netleştireceğiz” dedi. “Necim Öksüz” markasını kullandıklarını dile getiren Öksüz, “Komşu ülkelerle vizelerin kalkmasının yarattığı canlılık, işlerimizi olumlu yönde etkileyecek. Yeni pazarlara daha rahat ulaşacağımız için ilerleyen süreçte kapasite artırımına gidebiliriz. 2011’de kapasitemizi ikiye katlama hedefindeyiz” dedi. Krizi yeni çeşitler, farklı tatlar yaratarak aşmaya çalıştıklarını ifade eden Öksüz, “2009’da tahsilatta sorunlar yaşadık. Vadeler uzadı. Önümüzdeki yıllarda kaliteli ürünlerle düşük kaliteli ürünler arasındaki uçurumun artacağı ve kaliteli ürünlerin piyasaya hakim olacağını öngörüyorum” dedi.Oluklu mukavva ve temizlik kağıdı üretimi gerçekleştiren Parteks, hem yurt içinde hem de yurt dışında pazar payını artırmayı hedefliyor. Üretiminin yarısını ihracata yönlendirmek isteyen firma, pazar araştırmalarını artıracak. Sektöre 1996 yılında kağıt makinesi üretimi ile başladıklarını dile getiren Parteks Teks. Kağıt San. Tic. Limited Şirketi Genel Müdürü Osman Çapar, “2002 yılında oluklu mukavva üretime geçtik. 2008 yılında ise temizlik kağıdı üretimini devreye aldık” dedi. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve İncik mevkiindeki üretim tesislerinde 210 kişiye istihdam sağladıklarını ifade eden Çapar, “Kayseri OSB’de 30 bin metrekarelik alan üzerine kurulu üretim tesisimizde aylık 3 bin tonluk oluklu mukavva üretiyoruz. 18 bin metrekarelik alan üzerine kurulu İncik mevkiindeki tesisimizde ise aylık bin 500 tonluk temiz-lik kağıdı üretimi yapıyoruz. Proses kontrol sistemi ile üretimin her aşamasında kalite kontrolü gerçekleştiriyoruz. Üretimlerimizde ISO 9001 ve TSE belgelerine sahibiz” diye konuştu. Çapar, “Kağıt havlu, peçete ve tuvalet kağıdı ürünlerimizi ulusal marketlere vermeye başladık. Bu yıl bu ürünlerimizin hem yurt içi hem yurt dışı pazarda satışlarını attırmayı planlıyoruz” dedi. Üretimlerinin yüzde 50’sini ihracatla değerlendirmek istediklerini ifade eden Çapar, “Yunanistan, İsrail ve Almanya’ya ihracat yapıyoruz. Hedefimiz pazar payımızı artırmak. Bu amaçla bu yıl başta Avrupa ülkelerinde olmak üzere ihracatta pazar araştırmalarımızı yoğunlaştıracağız. Ürünlerimizin yüzde 50’sini ihracatla değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. Yeni pazar arayışıyla müşteri odaklı pazarlama ve tanıtım faaliyetlerine ağırlık verdiklerini belirten Çapar, kriz sonrasında önemli bir çıkış beklediklerini kaydetti.Asil Treyler 2010’u yatırım yılı ilan ettiKONYA-DÜNYA Tamir-bakım işleri aparak başladığı faaliyetlerine üretimle devam eden Asil Treyler, 2010’u yatırım yılı ilan etti. 2005 yılında Zafer Sanayi Sitesi’nde tamirbakım işleri yapmak amacıyla kurdukları atölyeyi 2009 yılında Büsan Sanayi Sitesi’ne taşıyarak büyüttüklerini ifade eden Asil Treyler San. Tic. Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Yılmaz, “Damperli dorse başta olmak üzere kuruyük kasası, optima, römork, yarı römork gibi ürün çeşitlerini üretmeye başladık” dedi. Bu yıl için önemli yatırımlarının olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Kapasite artırımıma geçmeyi planlıyoruz. Bunun için Ar-Ge’ye verdiğimiz önemi bir kat daha artırdık. 2010 bizim için yatırım yılı olacak” diye konuştu. “Müşterimizin her türlü ihtiyacını karşılıyoruz” diyen Yılmaz, “Kurulduğumuzdan beri teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak, yeni ürünlerin öncülüğünü yapıyoruz. Tecrübeli ekibimiz, Ar-Ge ile birlikte ürün yelpazesini sürekli yeniliyor” şeklinde konuştu. Kaliteye ve müşteri memnuniyetine önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, “Birinci hedefimiz kalite ve müşteri memnuniyeti. Bunu başardığımıza inanıyoruz. Sırada ise ürün çeşitliliğini artırmak var. Acele etmeden, araştırarak, müşterilerimizin beklentilerine cevap verebilecek ürünler hazırlıyoruz. Biz her zaman olduğu gibi bugün de kurumsal kimliğimiz ile sektörün öncülerinden olmaya devam edeceğiz” dedi.Yıldız DOĞRUER ANTAKYAAntakya’da lokum ve cezerye imalatı gerçekleştiren Metin Gıda, üç kuşaktır aynı mesleği sürdürüyor. Dolaylı olarak Ürdün ve Almanya gibi ülkelere ihracat gerçekleştiren firma, Suriye ve Lübnan’ı hedef pazar olarak belirledi. 1950’li yıllarda dedelerinin odun ateşinde lokum ve leblebi imalatı yapmasıyla şekerciliğe başladığını belirten Metin Gıda Paz. Tic. Limited Şirketi Genel Müdürü Metin Öksüz, “Dedemle adım attığımız mesleği babam ve iki kardeşi 1970’e kadar sür-
4> 19 ŞUBAT 2010 CUMAKobidenyurthaber@dunya.com
DÜNYA> yurthaber@dunya.comKobidenBir soruyla başlayalım: Son yıl-19 ŞUBAT 2010 CUMA <5Gülün kokusu, içeride ve dışarıda daha çok yayılacakEczanelerde satışa çıkmaya başlayan Rosense, Hollanda, Rusya, ABD, Luxemburg, Belçika, Avusturya, Macaristan, Kanada, Suudi Arabistan, G. Kore, Avustralya ve Japonya’ya bayilikler verdi; Almanya, İsviçre ve Fransa’ya ise showroom açtı.Duygu ŞAHİN ANTALYAKGF’ye vurmadan önce…Çünkü KGF, Hazine destekli son düzenlemeden sonlarda ekonominin geneli ra, zaten krizle beli bükülmüş; ve sektörleriyle ilgili kaç bankaların genellikle kredi poyasa veya bakanlar kutansiyelinden çok ‘risk unsuru’ rulu kararnamesi veya olarak gördükleri KOBİ‘ler için yönetmelik, tebliğ, ge‘can simidi’ değerine yükseldi. nelge, özelge gibi mevMekanizma iyi çalışıyor olsa, zuat demeti enine boyukim kalkar da şikâyet eder. na yeterli hazırlandı, ‘tıkır Fakat, bu mekanizmadan tıkır’ uygulandı, ‘hedef yararlanma şartlarını haiz KOkütlesini’ memnun etti, Bİ‘ler, belli ki düzenlemenin ‘icsorunlarına çare oldu? ra emri’ olan Bakanlar Kurulu Bu soruyu, yasayı yaKararnamesi’nin çıktığı 14 zanlara, bağlı mevzuatı Temmuz 2009’dan beri ‘hayal oluşturanlara ve ekonokırıklığı‘ndan başka bir şey elTaylan miyi yöneten siyasetçilere de edemiyorlar. Sektör temERTEN sorarsanız, alacağınız cesilcilerinin yakınmaları işte bu taylane@dunya.com vap ‘hepsi’ olacaktır. Bugerçeği anlatıyor; inanmak nunla da kalmayacaktır. durumundayız. Özellikle yönetimin baKGF’ye verilen yeni görev ve sağşındaki siyasetçiler; ‘biz gereken her şelandığı söylenen parasal destek, uyyi yapıyoruz, daha ne istiyorsunuz’ digulamanın taraflarını oluşturan KGF- yetyecektir. kili bankalar-Hazine üçlüsünün hiç tarHattâ, Ekonomiden Sorumlu Devtışmasız ‘uyumlu çalışmasını gerektirilet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali yor. Yani, bu üçlü, Bakanlar Kurulu KaBabacan, İstanbul Sanayi Odası Mesrarnamesi’yle belirlenmiş amaç, hedef lek Komiteleri Toplantısı’nda çözülve çerçevede üzerlerine düşeni büromemiş sorunları dile getiren sanayicilere kratik veya subjektif kurumsal baha‘bazı işadamları kamuda kapalı kapılar nelerle asla eğip bükmeden yerine ardında iş bitirdikleri eski günleri özgetirmeliler ki KOBİ‘lerin kredi garanti lemle arıyorlar; şikâyetleri bundan dosorunları çözülebilsin, yollarına devam layıdır’ bile diyebilecektir; (DÜNYA, 11 edebilsinler. Şubat.) Oysa, olmuyor! Altı aydır ne KGFBöyle bir açıklama, rakip boksörün Bankalar-Hazine üçlüsünün kendi içinsert kroşelerini sürekli ‘faulle’ savuştudeki “sorunlar” çözülebiliyor ne de rarak yıldırma taktiğini anımsatsa da, sa-ANKARA’DANGülbirlik iştiraki olarak 2005 yılında kurulan Rosense Kozmetik, bugün 40 dalda 120 çeşit ürünle gül konseptinde dünyanın en geniş ürün yelpazesine sahip üretici konumunda. Güneş kreminden peelinge, rujdan far ve rimele kadar pek çok çeşit sunan Rosense, kısa sürede sektörde marka olarak yer almayı başardı. Büyümesini sürdüren Rosense, eczanelerin yanı sıra AVM’lerde de boy göstermeye başladı. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerindeki eczanelerde ürünlerinin satışı için çalışmalarına hız veren Rosense; Hollanda, Luxemburg, Belçika, Avusturya, Macaristan, Kanada, Amerika, Rusya, Suudi Arabistan, G.Kore, Avustralya ve Japonya bayilikler verdi. Almanya, İsviçre ve Fransa’ya ise showroom açan Rosense’in hedefi yurt içi ve yurt dışında pazar ağını genişletmek. Pazar ağını genişletme amacıyla değişik ecza depoları ile anlaşma sağladıkları-nı belirten Gülbirlik Genel Müdürü Bolat Tamer, “Rosense ürünlerini İstanbul ve Trakya’daki birçok eczanede satışa sunduk. Eczanelere yönelik dağıtım İstanbul ve Bursa ile devam ediyor. Mart ayına kadar Marmara ve Ege Bölgeleri’nde 3 bini aşkın eczanede Rosense yer alacak. Mart ayından sonra çalışmalarımıza hız vererek, güneye doğru kayacağız. Türkiye genelinde yaklaşık 5 bin eczanede Isparta’nın gururu Rosense insanlara ulaştırılacak. Amacımız Rosense’i Türkiye genelindeki tüm eczanelerde satışa sunmak” dedi. Kozmetik ürünlerin eczanelerde satışının tüketicide güven hissi uyandırdığına işaret eden Tamer, “Rosense tamamen doğal bir ürün. Doğanın sunduğu imkanı insanlara aktarıyoruz. Rosense’in eczanelerde satışa başlaması, doğallık konusunda ne kadar iddialı olduğumuzu gösteriyor” diye konuştu. Tamer, “Doğalgüzellik felsefesi üzerine kurulmuş olan Rosense, kozmetik ala-Gülbirlik Genel Müdürü Bolat Tamer, mart ayına kadar Marmara ve Ege bölgelerinde 3 bini aşkın eczanede Rosense markalı ürünlerin yer alacağını belirterek, “Daha sonra çalışmalarımıza hız vererek güneye doğru kayacağız. Türkiye genelinde yaklaşık 5 bin eczanede Isparta’nın gururu Rosense insanlara ulaştırılacak. Amacımız Rosense’i Türkiye genelindeki tüm eczanelerde satışa sunmak” şeklinde konuştu.Ciro hedefi 6.5 milyon TLGeçen yıl ciro rakamlarının 5 milyon 120 bin TL olduğunu kaydeden Bolat Tamer, 2010 ciro hedeflerinin ise 6.5 milyon TL olduğunu açıkladı. Tamer, bu yılki satışlarda yurtdışı payını ise yüzde 20 olarak hedeflediklerini dile getirdi. Ekonomik krize rağmen Rosense’in satışlarının düşmediğini belirten Bolat Tamer, fiziki olarak da büyüme gerçekleştirdiklerini ifade etti. Tamer, antibakteriyel sıvı sabun ve Türkiye’de ilk defa antibakteriyel el losyonu üretimini yaptıklarını ve piyasaya sunduklarını sözlerine ekledi.nında kurucusu Gülbirlik tarafından 50 yılı aşkın bir tecrübe ve bilgi birikimine sahip. Faaliyetlerinin her alanında kalite ilkelerine bağlı olan şirketimiz, kalite güvenliği tescili olan Kalite Yönetim Sistemi ISO 9001:2000 ve gıda Güvenliği Yönetim Sistemi ISO 22000: 2005 belgelerine sahip” açıklamasında bulundu. AVM’lerde de satışa sunulmaya başladı Bolat Tamer, eczanelerin yanı sıra büyük alış veriş merkezlerine (AVM) de Rosensemarkasını sokmaya başladıklarını dile getirdi. İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyük illerdeki AVM’lerde ürünlerinin satışının yapılmaya başlandığını ifade eden Tamer, “Yeni Karamürsel Mağazaları‘nın 15 tanesinde Rosense satışa sunuldu” dedi. Almanya, İsviçre ve Fransa’da showroom açtıklarını bildiren Bolat Tamer, “Hollanda, Luxemburg, Belçika, Avusturya, Macaristan, Kanada, Amerika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Kore, Avustralya, Japonya bayilikler verildi. Yurtdışında daha etkin olmak için çalışmalar devam ediyor” şeklinde konuştu.Fas’tan Romanya’ya birçok oteldeBURSA-DÜNYABursa’da 1993 yılında bu yana faaliyet gösteren Mekso Soğutma, yaptığı yatırımlarla iç ve dış piyasada fark yaratma peşinde. Soğutma sistemleriyle sektöre giriş yapan firma, daha sonra endüstriyel mutfağı da faaliyet alanlarına ekleyerek büyümeye gitti. Son iki yıldır otel ekipmanlarında farkını gösteren Mekso, unlu mamuller, ahşaplı ürünler, komple dekorasyon, teşhir üniteleri, otellerin açık servis üniteleri alanında hizmet veriyor. Yurtdışındaki birçok otelde imzası bulunan firma, yurt içinde de önemli isimlerle çalışıyor.Afrika Ginesi’nden Fas’a, Romanya’dan Fransa’ya birçok ülkede projeler gerçekleştiren Mekso, yeni çalışmasını ise Belçika için sürdürüyor. Bu seneki planlarını ahşaplı ürünler, açık büfeler üzerine kurduklarını belirten Mekso Soğutma San. Tic. Limited Şirketi Genel Müdürü Nihat Coşkunman, “Pazarlama kadromuzu da güçlendiriyoruz. Makine ve personel yatırımını 2009 yılında yaptık. Kriz dönemi olmasına karşın, bizim için 2009, 2008’den daha verimli geçti. Özellikle ihracatta büyüme yakaladık. Bu yıl da yurtdışında, ahşaplı soğutmada Karelli adıyla öne çıkacağız” dedi. 18 ülkeye aktif olarak ihracat yaptıklarını kaydeden Coşkunman, “2009’da,üretimin yüzde 60’ını ihracata yönlendirdik. Bu yıl ihracatımızı daha da arttırmak istiyoruz. Bunun yanında iç piyasada da sektördeki iddiamızı göstermeyi hedefliyoruz. Pazarlama ekibine bu amaçla yatırım yaptık. Kapasiteyi arttıracak donanıma sahip olduğumuz için, hedeflerimizi büyük tutabiliyoruz” şeklinde konuştu. Belçika’ya proje hazırlanıyor Yurtdışında birçok otele hizmet verdiklerini ifade eden Coşkunman, “Geçen yıl Afrika Ginesi’nde Hilton Oteli’nin mutfak ekipmanlarını yaptık. Kuzey Irak’ta ABD birliklerinin projesinde çalışan firmamız, Fas’ta Abdal Medine isimli 5 yıldızlı otelin tüm açık büfesini tamamladı. Yine 2009 yılında, Romanya’da Cubik Oteli’nin tüm odalarını, yatak, halı, tekstil ürünleri, açık büfe olmak üzere yaptı. Fransa’ya yeni bir proje teslim eden Mekso, şu an Belçika’da bir projeye devam ediyor” bilgisini verdi. Bin 200 metrekare kapalı alanda 30 kişiyle hizmet verdiklerini dile getiren Coşkunman, “Bursa’da tüm İskender’lerin mutfaklarını biz kurduk. Yıldırım Belediyesi’nin yapacağı tesisin düzenlemesini de yapıyoruz. Ayrıca Sütaş, Yörsan, İçim Süt, Ülker, Apikoğlu, Eker gibi firmaların promosyon dolaplarını üretiyoruz” diye konuştu.Uygar liderliğe göz diktiGEBZE-DÜNYATehlikeli ve tehlikesiz atıkların lisanslı araçlarla nakli; geri dönüşüm atıklarının değerlendirilmesi; fabrika söküm işlemleri ile hafriyat taşınması gibi çevre mühendisliği alanında hizmet veren Uygar Geri Dönüşüm, atıkların taşınmasında lider bir firma olmayı hedefliyor. Gelişen teknoloji ile birlikte sanayi sektörünün birçok atığı da beraberinde getirdiğini belirten Uygar Geri Dönüşüm Genel Müdürü Emin Gürsel Güner, “Çevreye duyarsızlık sebebiyle değişim ve küresel ısınmanın belirgin şekilde hissedildiği günümüzde atıkların düzenli bir şekilde toplanıp bertaraf edilmesi önem taşıyor” dedi. Çalışmalarını 2004’ten beri Gebze’de sürdürdüklerini ifade eden Güner, “Bölgede yer alan fabrikaların atıklarını bertaraf tesisimize taşıyoruz. Çevre ve Orman Bakanlığı‘ndan lisanslı bir firma olarak fabrikalara çevre danışmanlığı yapıyoruz. Genel olarak atık yönetimi, atık özel-liklerinin belirlenmesi, envanter çıkarılması, atık yönetim planının oluşturulması, atık azaltımı ve geri kazanım imkanlarını belirliyoruz. AB’deki uygulamaları örnek alarak, atıkların İZAYDAŞ tesisleri ve diğer resmi kurumların bertaraf tesislerine naklediyoruz” dedi. 11 çalışan ve 5 adet araçlarıyla birlikte bin tona yakın tehlikeli atık ve 600 ton da atık yağ taşıdıklarını belirten Güner, “Aslan Çimento, Nuh Çimento, Bolu Çimento, İzmir ve Çimentaş gibi firmalarla atıkların bertaraf edilmesi için çalışıyoruz. Ayrıca bu firmaların tedarikçisiyiz. Daha önceleri Eskişehir’e kadar cam plakların toplanması işini yaptık” dedi. Güner, “Önümüzdeki dönemde Çerkezköy ve Çorlu’ya da bir tesis açmayı düşünüyoruz. Ayrıca tehlikeli atıkların taşınmasında danışman ve taşıma işini yapan lider bir firma olmak uzun vadedeki hedeflerimiz arasında” diye konuştu.nayicilerin, çoğu haklı yakınma ve taleplerini ortadan kaldırmaz. Ayrıca, sanayi dünyası aktörlerinin ‘kulakları‘ kapalı kapılar ardında ‘dün’ olduğu kadar bugün de neler olup bittiğini bilecek kadar ‘delik’tir! Her neyse, konumuz Kredi Garanti Fonu (KGF). Rotayı oraya çevirelim ve bakalım iş dünyası yönünden son durum ne? Son bir aydır ‘son durum’ şu: Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi yakınıyor: ‘KGF çalışmıyor!’ İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük yakınıyor: ‘KGF’nin daha etkin çalışmasına ihtiyaç var!’; (DÜNYA, 11-13 Şubat.) Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir yakınıyor: ‘KGF çalışmıyor, sorunlar çözülmeli!’ (ASO Meclisi, 21 Ocak). Bu isimler, Türkiye toplamındaki sanayicilerin nicel ağırlığını, büyük çoğunluğunu temsil ediyorlar. Yalan söyleyecek, gerçeği çarpıtacak halleri yok. ‘KGF çalışmıyor’ diyorlarsa, çalışmıyordur veya garanti süreçleri ilgili taraflardan birinin ‘taş koymasıyla’ aksıyordur.KGF bu sorunlardan başını kurtarıp kendisine verilen görevi rahatça yerine getirebiliyor. Aradaki sorun ne, diye araştırıldığında, ortalıkta bir “iflas erteleme maddesi anlaşmazlığı‘ lâfı dolaşıyor ki KGF’nin bununla bir ilgisi yok. Sorun Hazine ile yetkili bankalar arasında. Bir de TİM Başkanı Büyükekşi’nin dile getirdiği diğer sorun var. Başkan, ‘KGF çalışmıyor’ dedikten sonra şunları söylüyor: “Bankaların bu fonu kullanarak yeni ve taze krediler vermek yerine, sorunlu hale dönüşmekte olan kredileri için kullanmak istemelerini büyük bir tedirginlikle izliyoruz.” (DÜNYA, 13 Şubat.) Bu ne demek? Yetkili bankalar veya bazıları, Hazine’nin parasıyla KOBİ‘leri destekleyecek yerde, sorunlu kredilerini kurtarmaya çalışıyorlar demek! İnsanın, bu ‘işbilir bankacılığa’ şapka çıkarası geliyor! Tabii olumsuz anlamda… O halde, ya bu işin mevzuat altyapısı yanlış veya eksik ya bankalar işi kendi çıkarları doğrultusunda yokuşa sürüyor ya da Hazine bu sorunlara sadece kendi zaviyesinden bakıyor; sorunlar ortada kalıyor! KGF nasıl çalışsın?
6> 19 ŞUBAT 2010 CUMAKobidenGEBZE-DÜNYAyurthaber@dunya.com
DÜNYA> yurthaber@dunya.comKobiden19 ŞUBAT 2010 CUMA <7100 yıllık tedarikçi, markalaşıyorKonya, bir asra yaklaşan ayakkabıcılık geleneğine değer katacak. Avrupa’ya fason üretim yapan Konyalı firmalar kendi markaları ile dünyaya açılmak için kolları sıvadı.KONYA-DÜNYAKonya’da sektörün kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla son yıllarda lise ve yüksekokul düzeyinde ayakkabıcılıkla ilgili eğitim programları müfredata girdi.1.800 işyeriSektördeki işletme sayısı50 fabrikaKentte bulunan ayakkabı fabrikası sayısı1000 işletmeKüçük ölçekli imalatçı sayısı1000 kişiSektörde istihdam oranıKonya, 1900’lü yıllarda adım attığı ayakkabı sektöründe yıllar içinde Türkiye’nin ilk 3 kenti arasına girmeyi başardı. 10 bin kişiyi doğrudan istihdam eden, Türkiye’nin bütün bölgelerine ürünlerini ulaştıran Konyalı ayakkabıcılar geldikleri aşamada artık Avrupalı firmaların tedarikçiliğinden çıkıp ArGe ile kendi markalarını yaratmayı hedefliyor. Bu süreçte son teşvik yasasıyla aldığı desteğe güvenen Konya ayakkabı sektörü, birleşerek dünya ülkeleriyle rekabette öne çıkmak amacında Son yıllarda yan sanayi alanında da gelişen, ayakkabı imalat makineleri sektöründe ilerleme kaydeden sektör, imitasyon ürünleri ile öne çıkan sektör lideri Çin’deki gelir seviyesi yüksek yüzde 15’lik kesime de gözüne kestirdi. Markalaşma hedefleri doğrultusunda 2000’li yılların başında Konya Meram Atatürk Kız Meslek Lisesi’nde ayakkabı teknolojisi alanının açılmasına ön ayak olan Konya Ayakkabıcılar Odası, 2006 -2007 Eğitim ve Öğretim yılında Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda Ayakkabı Tasarım Bölümü’nün hizmete girmesine de katkı sundu. Bu süreçte ayakkabı sektörüne bir katkı da büyükşehir belediyesinden gelmiş. Odanın girişimleri ile oluşturulan 2 bin 500 metrekare kapalı alana sahip eğitim merkezi de sektöre eğitim desteği veriyor. Konya’nın yüzyıllık geleneği, altyapısı ve makine parkuru ile ayakkabı sektöründe iddialı olduğunu vurgulayan Konyalı ayakkabı üreticileri, küresel kriz nedeniyle ancak yarısını kullandıkları 30 milyon çiftlik üretim kapasitelerinin tamamını kullanmak amacıyla yeni pazar arayışlarına yoğunlaştıklarını belirtiyor. Büyükhelvacıgil: Türkiye’de sektörün lideri olabiliriz Konya Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, kriz nedeniyle yüzde 50 kapasite ile çalışan Konya ayakkabı sektörünün İstanbul, İzmir’den sonra 3’üncü sırada yer aldığını belirterek, “Konya ayakkabı sektöründe lider illerin başında geliyor. Birçok ünlü markaların fason üretimini yapıyor. Bunun yanı sıra son dönemlerde kendi markalarını da yaratmaya başladılar” dedi. “10 bin kişinin çalıştığı ayakkabı sektörü Konya’da gelecek vaat ediyor” diyen Büyükhelvacığil, “Konya ayakkabı sanayinde üretim sürecinin tamamında bütün parçaları üretebilme kabiliyetine sahip. Ayrıca Konya’da ayakkabı makineleri malatı da yapılıyor.Türkiye pazarının yüzde 15’ine sahip olan sektör alacağı teşvik ile kendini daha da büyüterek, lider konuma gelebilir”diye konuştu. Sektörün önünde bulunan sorunların başında kalifiye elaman sıkıntısının geldiğine dikkat çeken Büyükhelvacığil, “Konya şanslı illerden bir tanesi. Kalifiye elaman sıkıntısının giderilmesi konusunda bir meslek lisesi ve bir de Meslek Yüksek okuluna sahip. Buradan yetişen gençlerimizin aynı zamanda pratiğini de yaparak katkı sağlıyorlar” dedi. Sektör birleşerek kendi markasıyla ön plana çıkabilir Kendi öz sermayesi ile çalışan ayakkabı sektörünün birleşerek kendi markasını ön plana çıkardığı gibi dünya ile de rekabet edebilme gücünü yakalayacağını vurgulayan Büyükhelvacığil, “Konya’da üretilen ayakka-Sektör ihracata ısınıyor> İkbal Ayakkabı San. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nusret NasYurtdışı pazar arayışı içerisindeyizKüçük olmak yerine büyük olmayı hedefleyerek 4 arkadaş bir araya geldik. 1996’da kurulan fabrikamızda markalarımız Fast Way, Fa Style ve Fa St Archer’in üretimini AB standartlarında üretim yapıyoruz. Ürünlerimiz tüm Türkiye’de bulunuyor. Üretim kapasitemiz aylık 30 bin çift. Kalifiye 25 personel ile çalışıyoruz. Yurtdışı pazarı arayışı içerisindeyiz. Avrupa’dan gelen teknik elaman ürün kalite kontrolümüzü yaptı. Şimdi ihracatın yollarını arıyoruz. Özel tasarımlarımız var. Sadece erkek ayakkabısı çalışıyoruz. Dünya ile rekabet edebilmek için önce sektörel destek almak gerekiyor. Birleştik ve şimdi alabileceğimiz desteklerle büyük mağaza zincirlerine tedarikçi olarak hem ürün satıp hem de pazarımızı büyütebiliriz. AB’ye açılabiliriz.> Güven Ayakkabıcılık Genel Müdürü Mustafa BayırHollanda ve Rusya’ya ayakkabı gönderiyoruzSektöründe Türkiye’nin en büyük toptancısı olan firmamız, Konya’nın alanında ihracat yapan tek firması olma özelliğini taşıyor. 400 farklı firmaya fason üretim yaptırdık. Punto, Tımer, Ba & Ba, Meico ve Merry, Pace markaları ile Türkiye’de en büyük toptancısı olduk. Çocuk, bayan, erkek ve spor ayakkabı çeşitlerimiz ile sürekli değişen modayı yakından takip ediyoruz. Model ve tasarım sürekli değişiyor. Biz bu değişime ayak uydurarak, gelişen teknoloji takip ederek kendimizi yeniliyor ve pazardaki yerimizi büyütüyoruz. Hollanda ve Rusya’ya ayakkabı gönderiyoruz. Türkiye’nin her yerinde bulunuyoruz. Punto markamızın bilinirliğini artırdık. Yurtdışı Pazar payımız yüzde 10 civarında.Bu yıl içerisinde pazarımızı büyütmeyi hedefliyoruz.> Köylü Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muammer DadakAğını kuran firma İtalya’ya da ürün satarKonya ayakkabı sanayinin en önemli sorunlarının başında tanıtım eksikliği geliyor. Model konusunda dar bir alana sahibiz. Alt yapı ve teknolojik cihazlar açısından ise en ön sıralarda yer alıyor. Fakat firmalar kurumsallaşamamış. Reklam ve pazarlama ağına önem vermiyorlar. Reklamını iyi yapan ve pazarlama ağını kuran firmalar bugün ayakkabıda lider olan İtalya’ya ürün satabilir.Kalifiye elaman sıkıntısı çeken firmaların üniversite ile işbirliği yapması yararlı olur. Selçuk Üniversitesi bünyesinde bulunan Ayakkabılık Meslek Yüksekokulu’nda yetişen gençlerin mutlaka ama mutlaka pratiklerini sanayide yapmaları gerekir” dedi.> Şafak Ayakkabıcılık firma sahibi Cihat LimanE-ticaret konusunda önemli girişimler olacakEn önemli sorunların başında pazarlama geliyor. Kurumsallaşma aşamasında da sıkıntı var. Belki yeni kuşak bunu aşar. Baba mesleği ayakkabıcılık daha çok ne gördüyse onu yapar ama dönem e-ticaret dönemi. E- ticaretle ilgili olarak da önemli girişimlerin olacağını düşünüyoruz. Kurumsallaşmayı tamamlayan çok sayıda firma birlik içerisinde yeni pazarlar buldu. Yeni jenerasyon ile pazarlama ve kurumsallaşma sorunu ortadan kalkacak. İyi modelistler ve kalifiye elemanlarla önümüz açılacak. Böylece dünya ile rekabet edebilecek güce ulaşacağız. Konya ayakkabı sanayi teknolojik acıdan son derece iyi. Devlet, AB ülkelerinde olduğu gibi bizim sektöre özel teşvikler çıkarmalı ve desteklemeli. O zaman sorunların çoğunluğu aşılmış olur. bı kalite acısından AB standartlarında. Ayakkabıcılar kalifiye elaman sıkıntısını ortadan kaldırıp, birleştiği takdirde Türkiye’nin birinci sırada üretim merkezi olabilir. Bunun için önemli girişimlerin olduğunu görüyoruz. Sektörden ekmek yiyen insan sayısı oldukça fazla. Tam makineleşmemiş bile olsa kente önemli bir istihdam sağlayan sektöre devlet de önemli teşvikler sağlanmalı. Sektörel bazda olacak olan teşvikler ile hem büyümesini sürdürecek olan ayakkabıcılık sektöre hem de kendi markasını çıkartarak, dünya ile rekabet edebilecek güce gelecektir” diye konuştu. Uzman: Dünya markalarına tedarikçi olarak çalışıyoruz Konya Ayakkabıcılar Odası Başkanı Hasan Uzman, ayakkabı sektöründe Çin’in yüzde 50 ile dünya lideri olduğunu belirterek, “Ayakkabı’da markası bulunmayan Konya isterse Çin’e ayakkabı satabilecek altyapı ve kapasiteye sahip. Konya’da üretilen ayakkabılar 81 ilde satılıyor. Sektörün kendi markası yok. Büyük dünya markalarına tedarikçi olarak çalışan bir sanayimiz var. Türkiye’de aklımıza gelebilecek bütün Avrupa markalarının tedarikçisi durumundayız. Fason üretim yapan sanayimizin kendi markası yok. Marka yaratabilmek için kurumsallaşmış ve Ar-Ge’ye önem veren kuruluşların çıkması gerekiyor. Konya altyapısı ve makine parkuruyla en iyi illerin başında geliyor. Türkiye’ye giren ürünlerinin sayısında yüzde 50 düşüş yaşanan Çin’in ayakkabıları tamamen imitasyon, Türkiye’nin hatta Konya’nın ayakkabıları ise tamamen deri. Çin’in yüzde 15’lik gelir seviyesi yüksek kesimine ayakkabı satabilecek güçteyiz” ifadesini kullandı. Konya’da Aykent Ayakkabıcılar Sanayi’nin, 1970’li yıllarda Eski İstanbul yolu üzerinde faaliyete başladığını aktaran Uzman, “Burada bin 100 civarında işyeri mevcut. Daha sonra Pabuç Sarayı ve ilave bloklar yaptırıldı. 1993’te yeni kooperatifler kurularak bin 500 civarında yeni işyeri ve 30 fabrika yeri inşa edildi. Konya ayakkabı sektöründe halen ayakkabı ve yan sanayi ile ilgili bin 800 civarında esnaf mevcut. Bunlardan bin tanesi imalatçı, 50 tanesi fabrika, 200 tanesi orta boy işletme, diğerleri ise saya, tamir ve perakende alanında faaliyet gösteriyor” bilgisini verdi. Ayakkabıcılık sektörtörünün Konya’da yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağladığını dile getiren Hasan Uzman, “Sanayideki işyerleri yarı makinalaşmış durumda. Günlük ortalama üretim 100 bin, yıllık ise 30 milyon çift kapasiteli. Ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle yüzde 50 kapasiteyle çalışan işyerleri günlük ortalama 50 bin, yıllık 15 milyon çift kapasiteye kadar düştü” şeklinde konuştu. Ayakkabı sektöründe çok ortaklı fabrikalar kurulmaya devam edildiğini belirten Hasan Uzman, “Konya son yıllarda ayakkabı yan sanayi alanında da büyük bir ilerleme kaydetti. Ayakkabıcı esnafı ile sıkı diyaloğu olan özellikle tornacı esnafı, Avrupa modelleri ile eşdeğer otomatik makinelerin imalatını Konya’da yapıyor. Bu sayede birçok yan iş kolu da aktif şekilde çalışıyor” dedi. Kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak için eğitimler veriliyor Konya Ayakkabıcılar Odası olarak sürdürdükleri girişimler sonucu 2001-2002 öğretim yılında Konya Meram Atatürk Kız Meslek Lisesi’nde ayakkabı teknolojisi alanı açılması sağladıklarını belirten Uzman, daha sonra yine üniversite ve oda işbirliği ile 2006 -2007 öğretim yılında Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda Ayakkabı Tasarım Bölümü açıldığını kaydetti. Hasan Uzman, “4 yıllık fakülte olarak bölüm açılabilmesi için de çalışmalarımız sürüyor. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya Ayakkabıcılar Odası işbirliği ile Çıraklık Okulu, meslek lisesi, üniversite boyutunda bütün eğitimlere cevap verebilecek fiziki yapıya sahip bir eğitim merkezi yapıldı. Toplam 2 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkezin içinde birer saya ve üretim atölyesi de var. En büyük avantajı sanayi içinde esnafla iç içe olması” ifadesini kullandı.%ilkokul mezunu çalışan oranı60 25 10 5%Ortaokul mezunu çalışan oranı%Lise mezunu çalışan oranı%Üniversite mezunu çalışan oranı%Türkiye pazarındaki payı15
Gelin-kaynanadan demir dayanışmasıTürkiye’nin en dinamik kent ve şirketlerinin yeni platformuk Cuma,SAMSUN-Samsun’un Umutlu köyünde yaşayan Ezine Uslu ile gelini Güllü Uslu aile bütçesine katkı için demircilik yapıyor. Gelin ve kaynanın demir döverek yaptığı orak, balta ve kazma gibi aletleri kayınpeder Veli Uslu pazarda satıyor. 26 yıldır demircilik yaptığını söyleyen Ezine Uslu, 4 yıldır gelininin de kendisine yardım ettiğini söyleyerek , “Kor ateşte demir kaynatmayı, demirlere şekil vermeyi, balta, kazma, keserk Sayı:gibi birçok tarım aleti ve ev gereçlerini yapmayı eşimden öğrendim. Ben de gelinim Güllü’ye öğretiyorum. Birlikte demir döverek tarım aletleri yapıyoruz” dedi. Gelini ve eşinin yaptığı aletleri kendisinin pazarlarda sattığını belirten Veli Uslu ise, “Demircilik bizim meslekleğimiz. Yaptığımız tarım aletlerini cinsine göre 5 TL ile 30 TL arasında satıyoruz. Geçimimizi bu şekilde sağlıyoruz” şeklinde konuştu.19 Şubat 201056k Web:www.dunya.com / email: dunya@dunya.comkwww.kobiden.comk DünyaGazetesi’nin ücretsiz yayınıdırErzurum’da 32 yıl önce nalburiye ile faaliyetlerine başlayan şirket, ikinci kuşakla adım attığı boya üretimi alanında iddialıŞahika, boyada komşulara açıldıBoya sektörüne 1995’de üretici kimliğiyle giriş yapan Şahika, bugün ‘Şahika’ ve ‘Şen’ markaları ile Gürcistan, Nahcivan, Türkmenistan gibi komşu ülkelere ulaşıyor.Ela KARASU ERZURUMGüney Marmara’ya hitap etmek için Bursa’da şirket kuran Şahika, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Kars, Iğdır, Ardahan, Ağrı ve Van’a da ürün gönderiyor.Nalburiye toptancılığının ardından ikinci kuşakla birlikte boya üretimine de adım atan Şahika Boya, yıllar içinde komşu ülke pazarlarına da girmeyi başardı. Kendi ürettiği boyaların ihracatındaki payını zamanla yüzde 30’lara çıkaran firma Gürcistan, Nahcivan ve Türkmenistan’a ürün gönderiyor. Kenan Ardahanlı‘nın 32 yıl önce ‘Ardahan Ticaret’ adıyla temellerini atttığı firma, 1995 yılında şirketleşerek Dadaş adıyla boya imalatına başladı. Pazarda iddiasını artırmak için ürün ve markada yenilikler yapan firma, piyasada artık Şahika ve Şen markaları ile yer alıyor. Bir çok markanın bölge disbiritörlüğünü yapan, 600 kadar da bayisi olan firma, bölgedeki 300 müteahhite de hizmet sunuyor. Tortum yolu üzerinde 2 bin metrekare kapalı alana sahip fabrikasında yıllık 2 bin 450 tonluk kapasiteyle çalışan Şahika Boya, 2005 yılında aldığı AB hibesiyle bir yandan kurumsallaşma, bir yandan da Ar-Ge’ye yoğunlaşma fırsatını yakaladı. Şimdi 50’ye yakın dükkânın raflarında ulusal markaların yanındaki yerini alan, Güney Marmara’ya da hitap etmek için Bursa’da bir şirket kuran Şahika Boya, Erzurum’un yanısıra Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Kars, Iğdır, Ardahan, Ağrı ve Van’a da ürün gönderiyor. Üçüncü bir markanın tescili konusunda çalışma yürüten firma, Ar-Ge çalışmalarına destek almak için TÜBİTAK’a da bir ürün projesi sunmayı hedefliyor. Şahika Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şener Ardahanlı firmasının kuruluş öyküsünü ve gelecek hedeflerini KOBİDEN’e anlattı. Kuruluş öykünüzü anlatır mısınız? Babam Kenan Ardahanlı, 1979’da ‘Ardahan Ticaret’ adıyla ticaret hayatına başlamış. Taner, Soner ve Şener Ardahanlı kardeşler olarak biz de okullarımızı bitirip, askerlik görevimizi yaptıktan sora işin başına geçtik. 2000 yılında işi büyüterek şirketleştik. 32 yıllık bir firmayız 1995 yılına kadar sadece satış yaparken bu tarihten itibaren babamın, ‘Madem satıyoruz neden üretmeyelim’ fikrinden hareketle, Şahika Boya ve Kimya Sanayi AŞ‘yi kurarak ‘Dadaş‘ adıyla boya imalatına başladık. Bu ilk ürün iyi bir boya olmasına rağmen büyük markaların yanında tutulmadı. Sonrasında ciddi yenilikler yaparak isim değişikliğine gittik, ‘Şahika’ ve ‘Şen’ isimleriyle piyasaya çıktık. Üretim faaliyetinize ne kadar bir yatırımla başladınız? 1995 yılında şimdiki parayla 300 bin liralık bir yatırımla işe başladık. Tortum yolu üzerinde kurulan üretim yerimiz toplam 3 bin metrekarelik bir alan.Bunun 2 bin metrekaresi kapalı. Yedi yıldan beri fabrikadan kazandığımız tüm geliri yine fabrikanın gelişimi için harcıyoruz. Bu yatırımı yaparken sektördeki en iyile-ri örnek aldık ve ulusal firmaların imalathanelerinin minyatürünü kurduk. Ayda 208 tonluk yıllık olarak da yaklaşık 2450 tonluk kapasiteye sahibiz. Ama biz bu kapasitemizin yüzde 40 kadarını kullanabiliyoruz. Bunu da yaklaşık 15 kişilik bir ekipli gerçekleştiriyoruz. Boyanın tüm çeşitlerini; yağlı boya, tavan boyası, dış cephe boyası, duvar boyası üretiyoruz. 2005 yılında Erzurum’da Avrupa Birliği’nden proje geçirmeyi başaran 3 firmadan biriyiz. Bu çalışma bir yıl sürdü. Yaklaşık 49 bin Euro gibi bir hibe aldık.Bu hibeyi firmamızın eksiklerinde kullandık. Aile şirketimizi kurumsallaştırmaya çalıştık. Makine parkurumuzdaki eksiklikleri tamamladık, elektronik aletlerimizi yeniledik, büyük bir bölümünü ise Ar- Ge’ye ayırdık. Yurt içi ve yurtdışı pazar payınız nedir? Pazarımızın önemli bir kısmını Erzurum oluşturuyor. Şehrimizdeki TOKİ faaliyetleri, özel şirketler ve belediyeler bu konuda bize destek oluyor. Erzurum’da ki nihai tüketicinin de yüzde 8’ine ulaşmış durumdayız. Boyamız 50’ye yakın dükkânda ulusal markaların yanında raflardaki yerini aldı. Bunun yanında; Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Artvin, Kars, Iğdır, Ardahan, Ağrı ve Van’a da boyalarımızı gönderiyoruz. Bu yıl Doğu Anadolu ihracatındada ilk 5 firmadan biri olduk. İhracatımızın yüzde 30’unu kendi boyamız oluşturuyor. Gürcistan, Nahcivan, Türkmenistan’a ürün gönderiyoruz. Geçmişte Afganistan tecrübemiz de oldu fakat ihracatımızın büyük bir bölümünü Türkmenistan’a yapıyoruz. İhracattan fazla bir kazancımız yok henüz istediğimiz noktaya gelemedik fakat şirketimize vizyon katıyor ve yenilenmemizi zorunlu kılıyor. Bu nedenle ihracata önem veriyoruz. Her geçen gün dış pazar payımız büyüyor. Geçen yıl boya kapasitemizi yüzde 10 artırdık. Firma olarak markalaşmanın neresindesiniz? En önemli hedefimiz boyanın her alanında marka olmaktır. Fakat ulusal markalarla rekabet etmek sektörde yer edinebilmek çok zor. Bana göre bu zorluklar içinde marka olmak, farklı olmakla başlıyor. Biz bu farklılığı yakaladığımız an, marka olmuş olacağız. Bunu da Şahika ve Şen markalarının farklılığı ile başarabileceğimize inanıyorum. Bu farklılığı şöyle ifade edebilirim: Türkiye’de herkes çay üretiyorsa, biz ıhlamur üreteceğiz ve herkesin ıhlamur içmesini sağlayacağız. Boya sektörü devamlı kendini yenileyen bir sektör, Şahika ve Şen Boya da devamlı kendini yeniliyor. Farklılık yaratma adına, büyük çalışmalarımız var. Zamanı önemsemiyoruz. 3 yılda da olsa 5 yılda da olsa boya alanında spesifik ürünü yaratacağız. Bu farklılık için bir tasarım Ar Ge ekibi kurduk. Bu ekiple Türkiye’de muadili olmayan ürünü üreterek, bizimle aynı iklim şartlarını taşıyan ülkelere satacağız. Bu marka da Şahika ve Şen Boya’dan dolayısıyla Erzu-150 tedarikçimiz, 600 bayiliğimiz varFaaliyetlerimiz 5 gruba ayrılıyor. İlki imalatçılık. En çok önem verdiğimiz konu, boya imalatı. İkincisi, toptancı kimliğimiz. Vaillant, Çanakkale Seramik, Dizayn, Marshall, Polisan gibi markaların bölge disbiritörlüğünü yapıyoruz. Bu alanda 150 tedarikçi ile çalışıyoruz, 600 tane bize bağlı bayii, 300 tane müteahhit, 300 kadar da nihai tüketicimiz var. Üçüncüsü; bölgede otomotiv sektöründeki servislerin ikmallerini karşılıyoruz. Dördüncü faaliyet alanımız da nihai tüketiciye evin iç düzeninde yardımcı olmak. Bilgisayarımızda üç boyutlu projeleri göstererek bir yaşam alanı tasarlıyoruz. Son olarak müteahhitlerden aldığımız binaların boyasını, alçısını, seramiğini, döşemesini 50 kişilik ekibimizle yapıyoruz. Yaz aylarında iş imkanlarını artmasına bağlı olarak bu sayı artabiliyor.rum’dan çıkacak. Şahika ve Şen Boya’nın ürünlerinin hepsi tescilli. Buna ciddi manada yatırım yapıyoruz. Ürünlerimizin standardını koruyarak yükselmek istiyoruz. Bir aile şirketini nasıl kurumsallaştırırız düşüncesiyle Türkiye’nin önde gelen firmalardan yetkili kişilerinden şirketimize davet ederek tüm şirket çalışanlarıyla beraber eğitim aldık. Almaya da devam edeceğiz Bunun faydasını göreceğimize inanıyorum. Yeni yatırım planlarınız var mı? Hep ileriyi hedeflediğimiz boya sektöründe müşteri memnuniyetini önemsiyoruz. Amacımız boya yapmayı çile olmaktan çıkarıp keyfe dönüştürmek. Bu özverili çalışmalarla sektördeki hak ettiğimiz yeri alacağız. Öncelikli hedefimiz en kısa zamanda üçüncü ürünümüzün de tescilini alıp raflarda sergilemek. İlgililerle görüşüyoruz. Tescillendiği an piyasadaki yerine alacak. Daha düzgün, daha konsept, daha sistematik , işlevsel bir fabrikayı OSB’de kurmayı düşünüyoruz. Şirketimizin taahhüt ve tasarım ekibine daha bilgili , tecrübeli, üst düzey elemanlar aldık. Bun-lardan güzel işler bekliyoruz. ARGE ekibimizin çalışmalarıyla TÜBİTAK’a bir ürün sunmayı hedefliyoruz. Bunun sonucunda TÜBİTAK’dan ciddi bir yardım almayı, bu yardımın katkılarıyla da pazar payını artırmayı hedefliyoruz. Bursa’da yaklaşık 6 ay önce bir şirket kurduk. Bu şirkette de bayisi olduğumuz bir firmanın distbirütörlüğünü alıyoruz. Güney Marmara’ya hitap edeceğiz. Markalaşmada en önemli hedefimiz; boyada bize özgü en farklı ürünü bulmak. Sektörde öne çıkan sorunlarınız nedir? Sanayicilerin bir çoğunda görülen sıkıntılar bizde de görülüyor. Boya sektöründeki en büyük sorunlardan biri hammadde de dışa bağımlı olmak.. Bu hammaddenin bize özellikle doğudaki fabrikaya ulaşımı zor. Bu zorluk maliyete de yansıyor. Doğu’da olmak hammaddeye, ulaşımdaki zorluğun yanında pazara, tüketiciye ulaşma zorluluğunu da beraberinde getiriyor. Çünkü bizim tüketicimiz Marmara Bölgesi’nde. Dolayısıyla doğuda olmak bizim için pazara uzak olmak gibi. Doğu Anadolu’nun iklim şartları,180 gün kar altında olması çalışma imkânlarını kısıtladığı gibi bize ek masraflar da çıkarıyor. Kalifiye elaman bulmakta bizim için önemli sorunlardan birisi. Çünkü beyin göçü Erzurum’da da var. Yetişmiş elemanı Erzurum’da tutmak gerekiyor. Bu nedenle bana göre teşviklerin Doğu için istihdam yaratacak şekilde olması gerekir. Sanayiciye istihdamına göre destek verilmesi lazım. Örneğin 10 kişi çalıştırdığınızda şu kadarı, 20 kişi için şu kadarı, üniversite mezunu çalıştırdığınızda şu kadarı benden denmesi gerekiyor. Bunu yaptıklarında göç duracaktır. Bu gibi sorunların giderilmesi açısından Erzurum’daki sivil toplum örgütlerine de iş düşüyor. Erzurumlu müteşebbislerin üzerindeki ölü toprağınının kaldırılması lazım. Müteşebbisin eğitilmesi, eski kuşakların anlayışına son verilmesi gerekiyor. Ben oturayım para gelsin, çok kazanayım ama çalışanıma az para vereyim düşüncesi olmamalı. Bis kazandıkça kazandırmalıyız ki hep beraber zenginleşelim. Böylece bu kısır döngü de yok olur. Zengin olmayı değil hep beraber zengin olmayı amaçlamalıyız. Birbirimizi desteklemeliyiz.Tayaş Gıda, Asaf ile Bursa’dayaş Gıda Genel Müdürü Kazım Taycı, “1965 yılından bu yana gıda sektörüne hizmet veriyoruz. 1992 yılında bünyemize kattığımız Gebze’deki üretim tesislerinde Tayaş Gıda San. Tic. AŞ unvanıyla faaliyetlerimize devam ediyoruz. Yarım asırlık bir firmayız. Bu zaman zarfında kalite ve müşteri memnuniyetini rehber edinerek büyümeye devam ettik” diye konuştu. Tayaş Gıda’nın, bugün itibari ile üretici ihracatçılar arasında Türkiye’nin ilk 500 firması içinde yer aldığını söyleyen Taycı, “Toplam 45 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren iki fabrika ve 800 personelimiz ile yüzde 90’nın üzerinde kapasite ile çalışmakta olup; günlük 100 ton satışa hazır üretim kapasitesine ulaşmış bulunuyoruz. Yıllık üretimimizin yüzde 80’lik bölümünü 5 kıtada yaklaşık 110 ülkeye ihraç ediyor ve yüzde 20’sini de iç piyasaya sunuyoruz” dedi.BURSA-DÜNYA Sektöre 1965 yılında Konya’da giren, 1991 yılında tesislerini Gebze-Kocaeli’ne taşıyarak üretimlerini sürdüren şekerleme, kokolin ve çikolata üreticisi Tayaş, Bursa distribütörlüğünü açtı. Asaf Gıda ile Bursa’daki faaliyetlerini yürütecek olan firma bu yıl Türkiye şeker ve çikolata pazarından ciddi pay almayı hedefliyor. Türkiye pazarında bu sektörde önemli bir güç olmayı hedeflediklerini kaydeden Ta-