DÜNYA l BÖLGEAĞUSTOS 2013Öncü Sanayi KuruluşlarıAnadolu’nun
4 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAnadolugirişimcisi ve‘marka’gündemiRÜŞTÜ BOZKURTUzmanları iyi bilir; düşük basınçlı buharlı makinelerin icadından önce, organik enerji döneminde, mekan örgütlenmelerinin ağları, karaların içlerindeki merkezlere göre olurdu. Bugün farklı konumda bulunan Tokat örneğini vermek isterim: Tokat’ta dokunan “cehri bezi”(Cehri bir otun adıdır; sarı ve parlak görüntü verir), Fransa ve Rusya saraylarında “cehri ve levanten bezi” adıyla rağbet görmekte idi. Bugün restore edilmiş olan Tokat Bedesteni, İstanbul, Edirne ve Bursa bedestenlerinden sonra en büyük alana sahipti… Hâlâ bugün ayakta ve kullanılan Taşhan’dan, Yazmacıhan’a, Vartanoğluhan’dan Madimakoğluhan’a canlı bir alışveriş merkezlerinden biri de Tokat’tı… Tokat, kadim birikimini en son ülke ölçeğinde markaya dönüştürdüğü “Kazova trikolarını” bugüne kadar getiremedi… Düşük basınçlı buharlı makinelerin icadı, ardından elektrifikasyon, içten patlamalı motorların gelişmesi, kimya mühendisliğindeki gelişmeler, denizlere dönük ticaret örgütlenmesi Tokat’ın makus talihi oldu… Dünya genelindeki eğilimler üç temel etki yaratır: Birincisi, üretimi iç örgütlenmesini ve hiyerarşisini değiştirir; üretim ve ticaret ağları mekanda yeniden yapılanır. İkincisi, üretim ile devlet arasındaki ilişkilerin bileşenleri ve bağlamları değiştir; yeni adlandırmalar, kavramlar gerekir; yeni düşünceler ile yeni değerler, beklentiler ve davranışlar oluşur. Üçüncüsü de devletlerarası ilişkilerin değerler ve kaynakları farklılaşır; maddi ve kültürel üretimin artırılmasında “devletlerarası ilişkiler değişkeni” dikkate alınmadan gerçekçi kararlar almak ve uygulamak zorlaşır. Bugünlerde çok önemli bir dönemeçten geçiyoruz: Bilgi Toplumu aşamasındayız. Bilgi, maddi ve kültürel zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırmanın temel girdisi haline geldi. Ulaşım ve iletişim olanakları, insanların “erişilebilirliğini” alabildiğine artırdı; daha da artıracak. İnsanlık tarihinde hiç görülmediği kadar hızla insanlar kentsel alanlarda toplanıyor. Sanayi Devrimi’nin yarattığı mekan örgütlenmesi, üretimin mekanda dağılımı ve üretim hiyerarşisi yeniden tanımlanıyor. Düzgün ve akışkanlığı yüksek kentleri geliştiremeyen ülkelerin rekabet gücü olmayacak… Ekonomide güç odakları değişiyor; odak kayması faktörünü bir karar parametresi olarak kullanmadan gerçeğe yaklaşan kararlar almamızın olanağı kalmıyor. Diğer kaynaklara ve teknolojiye erişilebilirlik “karşılaştır-malı üstünlük yaratmayı” klasik bileşen ve bağlamlarından bağımsızlaştırıyor; üretim mekanları yayıldı. Orta sınıfın yükselmesi, harcanabilir gelirin artması ve erişebilme tüketici değer, beklenti ve davranışlarını da değiştiriyor. Bilgi Toplumu aşamasına geçişle birlikte, rekabet gücünün odağına dönüştürücü inovasyon yerleşiyor. Makinelerin birbiri ile iletişim kurması anlamına gelen otomasyon uygulamalarının yaygınlaşması, üretimi emek-sermaye ekseninden çıkararak yaratıcı yenilikçi eksene doğru kaydırıyor. Üretim kuruluşlarında, bir yandan ölçek ekonomisinin erişilebilirliği ile küçük ve orta ölçekli yapının esneklik ve hızını dengelemek gerekiyor. Bu yeni dünya, küresel ölçekli bir ağ sistemi üzerinde gelişiyor. Dünya ölçeğinde üretimin iç örgütlenmesi yeniden yapılanıyor; endüstri-devlet ilişkileri farklı biçimde örgütleniyor; devletlerarası ilişkilerin değerler sistemi ve kaynakları, geçmişten bugüne taşıdığımız ölçülerle değerlendirilirse, günün gelişmelerini doğru okumak mümkün olmuyor. Tohumumun toprağa atıldığı zamandan bu yana, tahminlere göre Anadolu’nun 12 bin yılda oluşturduğu yapısı, son 300 yılda alt üst oldu. Orta Karadeniz’de küçük bir yerleşim yeri olan Samsun, limanı sayesinde yörenin merkezi haline geldi; görkemli ekonomisi ile cazibe merkezi olan Tokat’ı geride bıraktı. Şimdi yeni bir yapılanmanın eşiğindeyiz: Üretimin iç örgütlenmesinde yeraltı ve yerüstü kaynaklara erişilebilirlik, fiziki sermaye stoku- insan eliyle yapılan bütün yapılar-, insan kaynağı ve teknoloji kullanımında Sanayi Toplumu ölçüleri değişiyor. Bilgi Toplumunda kaynak ve değerleri yeni koşullara göre ele almayı gerektiriyor. Teknoloji yetenekleri ve erişilebilirlik mal ve hizmet üretiminde “kalite homojenliği” yarattığı için satışları güven altına alabilmek için “marka ve imaja bağımlılık” giderek artıyor. Türkiye’de üretim bilgisinde çok önemli bir yere gelindiği halde, şimdi üretim altyapısını değiştirerek tasarım, bilgi ve teknolojiyi ürünlere sindiren, özellikle ihraç ürünlerinde “ileri teknoloji içeriği” kadar “marka ve imajı” öne çıkaran, yaygın anlatımı ile “katma değeri artıran” bir eşikte olduğumuz çok net bir gündem oluşturuyor. Gaziantep’ten Kahramanmaraş’a, Adana’dan Kayseri’ye, Denizli’den Uşak’a, Çorum’dan Eskişehir’e, İzmir’den Balıkesir’e, Bursa’dan İstanbul’a bütün ülkenin üretim altyapısında, “güçlendiren, sürdüren ve verimlilik yenilikleri” ile üretimin içTeknoloji yetenekleri ve erişilebilirlik, mal ve hizmet üretiminde “kalite homojenliği” yarattığı için satışları güven altına alabilmek için “marka ve imaja bağımlılık” giderek artıyor. Küreselleşmenin iç mekanlara getirdiği üretim fırsatını bir üst basamağa taşımak için, “marka ve imaj” yaratmayı asla arka plana itmemeliyiz.örgütlenmesini yeniden yapılandırmak gerekiyor. Anadolu’da yaşanan gelişmeleri 30 yıldan daha fazla bir zamandır gözlemeye çalışıyorum: Bugün üretim tesislerinin az konuşulan, ama geleceği güven altına alacak olan üç temel gündemi var: Ölçek ekonomisinin erişilebilirliğini geliştirmek… Bütün tesisleri uzun dönemli rekabete göre yenilemek, yeni bir teknoloji ile donatmak, işleri de bugüne kadar uygulanan yöntemlerden farklı bir yöntemle yönetmek. Rekabet gücünün yaratılması ve uzun dönemli geleceğin güven altına alınması dünya genelindeki eğilimlerin iyi okunması, kendi olanak ve kısıtlarımızın net bilinmesi ve doğru dengelerin kurulması ile mümkün…Bu denge için “ Marka ve İmaj Yaratma” çok önemli parçalardan biri. Üretim ve ticaret sisteminde marka ve imaj konusunu aşırı değerlendirerek kaynak israf edebileceğimiz gibi, gerekli önemi vermeyerek de zaman ve enerji kayıplarına yol açabiliriz. Subjektif olsa da gözlem ve birikimlerimize dayanarak şu genellemeleri paylaşabiliriz: Özellikle ülkemizde petrol bulunmaması, rekabette “insanımıza dayanan üretimden başka çaremiz” yok gerçeğini bize öğretmiştir. Uzun yıllar sürdürülen, sonra da “ne üretsen satıyor” algısını kökleştiren, “ucuz emek eksenli ve düşük katma değerli” üretimle, uluslararası rekabette daha fazla ilerleme şansımızın olmadığı zihinlerimizde netleşmiştir. Ülkemizin her yerindeki üreticiler, “iş süreçlerinin iyileştirilmesi, kalifiye işgücü ile işgücü profilinin değiştirilmesi” ihtiyacında bir kritikeşikte bulunduğumuzun farkındadır. İvedi gündemin, “Ar-Ge’ye dayanan tasarımın, ülke ve dünya genelinde marka oluşturmanın ve ülke ile ürün imajının geliştirilmesi” olduğu bilincine, siyasi iradeden girişimcilere, sivil inisiyatiflerden bürokrasiye herkes ulaşabilmiştir. Ülkemizin her yerinde üretim tesislerinin “üretim becerisi” kanıtlanmıştır. Şimdi sıra, dünya için iyi bir “tedarikçi” imajını; tasarımı, maliyeti, fiyatı, albenisi ve hizmetleri ile “uluslararası marka” düzeyine taşımaktır. Son söz: Gaziantep’ten Silivri’ye, Anamur’dan Sinop’a çok sayıda firmamızın “yereli küresele taşıma” eşiğinde olduğu düşüncesindeyim… Teknolojinin yarattığı “kalite ve tüketim homojenliği” nedeniyle, ürünlerimizi değerlendirmek için “marka ve imajın” etkin bir araç olduğunu da biliyorum. Ekonominin bütün aktörleri, siyasi irade başka olmak üzere girişimciler, sivil toplum örgütleri, toplum adına söz söyleyen kim varsa hepimizin ortak gündemi, değişen koşulları doğru okumak, doğru vaziyet almaktır. Eğilimlerin yarattığı sonuçları değiştiremeyiz ama onu değerlendirmesini bilmeliyiz… Tokat örneği bize zaman içinde ülke ölçeğinde de güç odağının kaydığını gösteriyor. Küreselleşmenin iç mekanlara getirdiği üretim fırsatını bir üst basamağa taşımak için, “marka ve imaj” yaratmayı asla arka plana itmemeli, hak ettiği ağırlıkta ele almalıyız….AĞUSTOS 2013Dünya Süper Veb Ofset AŞ adına imtiyaz sahibiAraştırma Servisi Müdürü: Gürhan DEMİRBAŞ Danışman: Talip AKTAŞ Araştırma Servisi Şefi: Yıldız BARS Hazırlayanlar: Murat AYDIN - İshak SEVGİN - Fatma AKMAN Görsel Yönetmen: Murat KASPAR Tasarım ve Uygulama: Çağatay ÖZEN G Reklam Müdürü: Meral ÖGATGÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIDidem DEMİRKENTGenel Yayın Yönetmeni Hakan GÜLDAĞMerkez: ““Globus” Dünya Basınevi, 100. Yıl Mah. 34204 Bağcılar-İSTANBUL Telefon: (0212)G440 24 24 Fax: (0212) 355 07 86 e-posta: dunya@dunya.com web: www.dunya.com Dizgi ve Baskı: Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. 100. Yıl Mah. 34204 Bağcılar-İSTANBUL 440 27 62 arastirma@dunya.com G Reklam Servisi (0212) 440 27 39 - 440 27 40 reklam@dunya.com G Ücretsiz Danışma Hattı: 0 800 219 20 24-25Araştırma Servisi (0212) 440 27 64 -
6 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAbalıoğlu,denizürünlerinden 18milyoneurocirohedefliyorYem sanayiindeki gücünü gıda, tarım ve hayvancılık alanlarına da taşıyarak Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında yer alan Abalıoğlu Grubu, bu yıl yeni iş kolu olan deniz ürünlerinden 18 milyon euro ciro hedefliyorTürkiye çapında faal yedi yem fabrikası bulunan Abalıoğlu Grubu, 2.5 milyonun üzerindeki yem üretim kapasitesine sahip. Abalıoğlu Grubu, 2011 yılında elde ettiği 921 milyon 935 bin TL’lik üretimden satış rakamını geçen yıl yüzde 27 büyümeyle geçen yıl 1 milyar 171 milyon 127 bin TL’ye çıkardı. Firma bu üretimden satışla İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu’ listesinde bu yıl 12 basamak birden yükselerek 60’ıncı sırada yer aldı. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde her yıl ortalama yüzde 25 ila yüzde 30 oranında büyüme öngören Abalıoğlu Grubu, önümüzdeki beş yıl içinde gıda alanındaki markası Lezita’nın pazar payını artırarak sektörün ilk üç markasından biri haline getirmeyi planlıyor. Yem sanayİindeki gücünü gıda, tarım ve hayvancılığın yanı sıra deniz ürünleri sektörüne de taşıyan Abalıoğlu Grubu, yeni iş kolu olan deniz ürünlerinde bu yıl 18 milyon euro ciro hedefliyor. Deniz ürünleri ihracatını Avrupa, Rusya, Kuzey Afrika, Ortadoğu’ya gerçekleştiren Abalıoğlu, balık ihracatını bu yılın ilk yarısında, 2012’nin aynı dönemine göre 10 kat artırdı. Firmanın hedefinde, Avrupa, Rusya ve Kuzey Afrika ülkelerinden gelecek talebe bağlı olarak balık ihracatındaki artışı 15 katına çıkarmak bulunuyor. (DPT) bir yazı ile başvuran Orhan Abalıoğlu, konuyla ilgili bir cevap alamayınca Ankara’ya giderek Denizli’de yem fabrikası kurma isteğini ilgili mercilere aktarıyor. Bu konuda olumlu cevap alan Orhan Abalıoğlu, 1968 yılında yem fabrikasını kurmaya başlıyor ve Alman Amandus Kahl firmasıyla saatte 10 ton kapasiteli yarı otomatik yem fabrikası makineleri alımı için anlaşma gerçekleştiriyor. Aralık 1969’da fabrikayı faaliyete geçiren Orhan Abalıoğlu, böylece Türkiye’nin özel teşebbüse ait ilk yem fabrikasını Abalıoğlu Yem Sanayi AŞ adıyla Denizli’de kuruyor. Bu günde şirketin başında bulunan Orhan Abalıoğlu, kendilerini 2 bin 400 kişilik bir aile olarak tanımlarken, insan kaynaklarını en büyük zenginlik olarak görüyor.Geçen yıl üretimden satışlarını yüzde 27’lik artışla 1 milyar 171 milyon 127 bin TL’ye çıkaran Abalıoğlu Grubu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu’ listesinde bu yıl 12 basamak birden yükselerek 60’ıncı sırada yer aldı.cirosal anlamda yüzde 115 oranında büyüdü. Firma, yılın ikinci yarısında ise daha hızlı bir gelişim göstererek 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 185 oranında büyüme ile yıl sonu kümülatifte gene 2012’ye göre yüzde 150 büyüme öngörüyor. İhracatta büyümenin özellikle Afrika, Irak pazarı, Körfez ülkeleri, Rusya ve Kafkaslar bölgesinden gelmesi bekleniyor.Lezita, kapasitesini artırdıBeyaz et sektöründeki markası Lezita’ya yönelik geçen yıl 110 milyon TL’lik yatırım geçekleştiren Abalıoğlu Grubu, böylece Lezita Entegre Et Tesisi’nin saatte 12 bin olan piliç üretim kapasitesini 24 bin adede çıkardı. Abalıoğlu aynı yatırımla ileri işlenmiş ürün grubunda ayda bin ton olan kapasiteyi yaklaşık 2.5 katına artırarak 2 bin 500 tona yükseltti. Abalıoğlu Grubu, bu yıl sonunda Lezita markasında yaklaşık yüzde 25 oranında büyüme bekliyor. 2012 yılı sonunda toplam piliç eti, işlenmiş ürünler, yumurta ve balık iş ünitelerinde 17 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşan Abalıoğlu Grubu’nun 2013 yılının ilk yarısında toplam ihracatı2 bin 400 kişi istihdam ediyorDenizli’de sanayi tesisi kurmak amacıyla 1968’in başlarında Devlet Planlama Teşkilatı’na
8 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAralçatısındakiSYS,TP9 modeliylekalitesinitescillediTürkiye’nin hayalet silah olarak tanımlanan polimer gövdeli ilk tabancasının CANİK TP-9 olduğunu anlatan Genel Müdürü Utku Aral, bu tabanca ile Emniyet Genel Müdürlüğü ihalesini alarak, kalitelerini tescillediklerini dile getirdiMERSİNTürkiye’nin ilk polimer gövdeli ve iğne ateşlemesistemine sahip silahı TP 9’un satışına 2012 yılında başlayan Aral Endüstri kuruluşu olan Samsun Yurt Savunma Sanayi (SYS), bu silahın satışını Türkiye’den önce dünya savunma sanayi devi ABD’ye yaptığı ihracatla gerçekleştirdi. Firma, 2017’de Türkiye’nin, 2023’te ise dünyanın ilk 10 savunma firması arasına girme hedefinde. Türkiye’de hem savunma sanayii hem havacılık ve uzay sanayi hem de roket sistemleri üzerine faaliyet gösteren iki firmadan biri olan SYS, yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Henüz 15 yıllık genç bir firma olmasına karşın sektöründe önemli başarılara ve ilklere imza atan firma, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yeni teknoloji bir silah almak, 2014 yılı ihtiyaçlarını karşılamak adına açtığı 25 bin adetlik alım ihalesine TP9 modeliyle katıldı. Yurtdışından gelen katılımcıların da yer aldığı mukavemet testlerini sıfır hata ile tamamlayan SYS, teknik şartnameler çok ağırlaştırılmasına karşın gösterdiği üstün performansla dünyada üretilen en iyi silahlardan biri olduğunu tescilledi.‘Doğu Karadeniz Silah Projesi’ kapmsamında kurulduBir Aral Endüstri kuruluşu olan SYS, Makine Kimya Endüstrisi (MKE) ve KOSGEB öncülüğünde hazırlanan ‘Doğu Karadeniz Silah Projesi’kapsamında projenin Samsun ayağı olarak 1998’de çalışmalarına başladı. Şirketin başında Utku Aral bulunuyor. Kuruluşunda 4 bini kapalı toplam 10 bin metrekare alanda, 60’a yakın personel ile silah tasarımına başlayan firma, üç yıl devam eden Ar-Ge çalışmalarının ardından ilk silah satışını 2002’de gerçekleştirdi. Bugün itibarıyla 13 çeşit silah üretimi bulunan SYS, TP serisini Türkiye’de imal eden tek firma olma özelliğine sahip. Bugün 20 bini kapalı toplam 30 bin metrekare alanda faaliyetlerini sürdüren SYS, üretimini de 200’ün üzerinde personel ile yapıyor. Canik markası altında yılda ortalama 75 bin adet yarı-otomatik tabanca üretimi yapan SYS, üretiminin yüzde 85 ini ise başta ABD olmak üzere toplam 28 ülkeye ihraç ediyor. SYS’nin çalışmaları yalnızca kendisine ait silahlar üretmeyle de sınırlı değil. Firma savunma sanayinde pek çok alanda etkinlik gösteriyor. Tabancanın yanı sıra 2007’de MKE ile çalışmaya başlayan firma, bu kurum adına da otomatik silahların parçalarını üretti. Toplamda yaklaşık 250 bin adet makineli tüfek parçası üreten SYS, yine aynı yıl hizmet alanını genişleterek, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) ile de çalışmalara başladı. Bugün Hürkuş Milli Eğitim uçağının gövde üretiminin yüzde 25’ini imal eden SYS, 2009 yılında ise Roketsan ile çalışmalarına başladı. Cirit, Umtas, OMTAS gibi Türkiye’nin milli savunma projelerinin tamamında yer alan ve yapmakta olduğu üretimleriile Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarının yerlileştirilmesi konusunda üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan SYS’nin bugün üretiminin yüzde 65’ini silah üretimi, kalanını ise diğer savunma sanayii ürünleri oluşturuyor.SYS, Makine Kimya Endüstrisi (MKE) ve KOSGEB öncülüğünde hazırlanan ‘Doğu Karadeniz Silah Projesi’ kapsamında projenin Samsun ayağı olarak 1998’de çalışmalarına başladı. Firma savunma sanayiinin yerlileştirilmesi kapsamında önemli projelerde yer alıyor.İlk ihracat ABD’yeTürkiye’nin hayalet silah olarak tanımlanan polimer gövdeli ilk tabancısının CANİK TP-9 olduğunu anlatan SYS Genel Müdürü Utku Aral, bu tabancının aynı zamanda Türkiye’nin ilk horozsuz iğne ateşleme sistemiyle çalışan tabancası olarak da öne çıktığını bildirdi. Sektör adına böylesine önemli bir tabancayı Türkiye’den önce ilk olarak savunma sanayinin önemli üretim merkezleri arasında yer alan Amerika’ya ihraç eden SYS’nin yalnızca bu yıl ABD’ye gönderdiği tabanca sayısı 22 bin adet. Yıl sonuna kadar bu rakamı 40 bin adete çıkarmayı planlayan firmanın üretimi Türkiye’de gerek askeriye gerekse polis teşkilatı tarafından da büyük ilgi görüyor. TP9 üretimi için 5 milyon euro’luk ek yatırım gerçekleştirdiklerini ve yaklaşık 60 kişilik ilave istihdam sağladıklarını anlatan Utku Aral, üç yıla yakın süren ArGe çalışması sonunda geçen yıl üretime başladıklarını bildirdi. Yıllık 60 bin adet TP9 üretim kapasitesine sahip olduklarını dile getiren Aral, ürünlerinde horoz olmaması nedeniyle daha az parça bulunduğunu ve muadillerine göre çok daha mukavim olduğunu vurguladı.Sırada ağır silah üretimi varHafif silah üretiminde hızla ilerleyen SYS, Savunma Sanayii Müsteşarlığı önderliğinde Türkiye’de üretimi bulunmayan daha ağır silahların üretimine hazırlanıyor. Bu konuda yatırımlarını hızlandıran firma, yakın zamanda farklı silah sistemlerinin de çalışmalarına başlayacak. 2023’te Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın vizyonu ve ihtiyaçları çerçevesinde en az beş farklı silah sistemini kolluk kuvvetlerinin envanterine dahil etmek istediklerini vurgulayan Utku Aral, hedeflerinin yalnızca silah üretimiyle sınırlı olmadığına da dikkat çekti. Türkiye deki sayılı havacılık üreticileri arasında yer aldıklarını anlatan Aral, bugün TUSAŞ’ın yanında, Boeing, Airbus, Locheed Martin, Bombardier ve Agusta Westland gibi dünyanın büyük havacılık firmaları için de uçak parçası üretimleri yaptıklarını anlattı. Türkiye’nin 2023’te kendi milli uçağını üretme hedefi bulunduğunu hatırlatan Aral, ülkenin bu projede başarılı olabilmesi adına tüm güçleriyle çalışacaklarını dile getirdi.
10 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAroma,Ar-Ge odaklıbüyüyorMeyve suyu pazarına yeni ürünler sunan firmalarının Ar-Ge odaklı büyüdüğünü anlatan Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Atom Duruk, bu yıl yüzde 10’luk büyüme hedeflerinin bulunduğunu söyledi. Duruk, Türkiye pazarında ilk üçte yer aldıklarını kaydettiESRA ÖZARFAT BURSATürkiye’nin ilk meyve suyu markaları arasında yer alan Aroma, yıllık 120 bin ton meyve işleme kapasitesine sahip. Sektördeki büyümesini Ar-Ge odaklı sürdüren firma, yeni ürünlerle Türkiye meyve sektöründeki pazar payını artırmaya odaklandı. Aroma Bursa Meyve Suları ve Gıda Sanayi, 1968 yılında Bursa’nın Gürsu ilçesinde Ömer Duruk tarafından kuruldu. 1933 yılında henüz 12 yaşındayken iş hayatına atılan Ömer Duruk, pek çok farklı sektörde yer almasına rağmen gıda sektörüne her zaman özel bir ilgi gösterdi. İstanbul’daki ünlü Gelik Lokantası’nın da sahibi olan Ömer Duruk, 1968 yılında Aroma Bursa Meyve Suları’nı kurdu. Bir aile şirketi olan Aroma’nın Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevini bugün aynı zamanda Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Başkanı da olan Mahmut Atom Duruk yürütüyor. Aradan geçen yıllar içinde yaptığı yatırımlarla sektördeki yerini sağlamlaştıran firma; Aroma, Tropikal ve Meyöz markalarıyla pazarda önemli bir yere sahip. Firma yaptığı yatırımlarla 60 bin ton meyveyi işleyip koruyucu kullanmadan depolayabiliyor. Aroma’nın geniş ürün yelpazesi içinde yüzde 100 meyve suları, meyve nektarları, limonata ile doğal kaynak suyu bulunuyor. Firmanın yıllık meyve işleme kapasitesi ise 120 bin ton. Aroma, aynı zamanda 2004 yılından beri Aroma Ömer Duruk Doğal Kaynak Suyu markası ile de su piyasasında yer alıyor.ni ürünlerle sektördeki pazar payını artırmaya odaklandığının altını çizdi. Bu kapsamda 2005 yılında piyasaya sundukları yüzde 100 vişne-elma, şeftali-elma ve kayısı-elma ürünleriyle sektöre bir yenilik getirdiklerini altını çizen Duruk, ürünlerinde doğallığı benimsediklerine işaret etti. Duruk, geçen zaman içinde piyasaya yüzde 100 nar, üzüm ve portakal suyu ürünlerini de sürdükleri bilgisini verdi. Meyve suyu üretiminde dünyadaki gelişmeleri takip ederek, konsantre ve meyve suyu üretimini ayırarak, kârlılığa odaklandıklarını belirten Mahmut Atom Duruk, bu çerçevede Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdiklerini hatırlattı. Geliştirdikleri yeni ürünleri piyasaya sunduklarını kaydeden Duruk, son olarak limon ve elma aromalı, doğal mineralli gazlı içeceklerinin raflardaki yerini aldığını bildirdi. Sahip oldukları 250 bayi ağıyla Türkiye’nin her yerine dağıtım yaptıklarını anlatan Duruk, 300 kişinin istihdam edildiği şerketn geçen yılı 180 milyon TL’lik ciro ile kapattığını kaydetti.şarıdan bir ürün alarak farklı bir üretime girmeyi düşünemeyebiliyor. Buradaki fleksibiliteyi artırmak için yönetim kararıyla konsantreden çıktık. Kriz dönemi de bu kararın alınmasında etkili oldu. Şimdi hızlı bir şekilde Ar-Ge desteğiyle de üretimlerimizi kuvvetlendiriyoruz.”2015’te halka açılmayı planlıyorMeyve suyu sanayinde yaşanan gerilemeye rağmen firma olarak geçen yıl yüzde 10 büyüdüklerini ifade eden Mahmut Atom Duruk, üretimin yüzde 10’unu ihraç ettiklerini söyledi. Duruk, 2012 yılında 9 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını kaydetti. Bu yılki büyüme hedeflerini yine yüzde 10 olarak aktaran Duruk, halka arz konusunu değerlendirdiklerini, 2015 yılında bu yönde bir adım atacaklarını açıkladı. Pazarda güncel tüketim noktalarına ağırlık verdiklerini anlatan Duruk, “Marketlerden neredeyse çıktık. Marketler piyasa fiyatlarını çok oynatıyor. Bu nedenle mala güvensizlik oluşuyor. Piyasadaki bayi ağını bozuyor. Şu anda bizim bayi adedimiz 250’ye çıktı. Bayi ağı ile noktalara satış ve dağıtım yapıyoruz. Türkiye’nin her yerinde varız” diye konuştu. Ömer Duruk Doğal Kaynak suyu ile su pazarında da yer aldıklarını aktaran Duruk, “Suda büyük rekabet var. Türkiye mineralli suyu hala algılayamadı. Bizim ph değerimiz 8. Su alınırken bakılması gereken değer ph değeridir. Suda 12 milyon TL ciro yaptık” diye konuştu. Sosyal sorumluluk projelerine de değinen Duruk, Türkiye Voleybol Ligi’ne beş yılda, 15 milyon TL harcadıklarının altını çizdi. Duruk, “Özellikle kızlar arasında voleybol artık çok popüler. Türkiye genelinde okullara 6 bine yakın file ve top takımı verdik. 3.5 milyon öğrenciye ulaştık” şeklinde konuştu.Esnek üretim için konsantreden çıktıÖnceki yıl Karaman’daki tesislerini Döhler Gıda’ya satarak, konsantre üretimden çıktıklarını hatırlatan Mahmut Atom Duruk, bu kararı şöyle özetledi: “Aroma olarak şeftali, kayısı, vişne, elma, ihracata yönelik olarak da siyah havuç yapıyoruz. Domates, üzüm ve portakal suları da hammaddesi dışarıdan alınarak üretiliyor. 2008 krizi dünya için beklenmeyen bir krizdi. Ardından dünya da meyve suyu ve konsantre üretiminin bir arada yürümediğini gördük. Çünkü bu alanda ısrar eden firmalar esnekliğini kaybediyor. Şeftali üreten, deposunda şeftali bulunan bir firma dı-“İlk üçte yer alıyoruz”Aroma Bursa Meyve Suları Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Atom Duruk, firmanın ye-Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Türkiye Voleybol Ligi’ne beş yılda, 15 milyon TL harcayan Aroma, Türkiye genelinde okullara 6 bine yakın file ve top takımı verdi. Firma, bu proje kapsamında 3.5 milyon öğrenciye ulaştı.
12 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAşkale,çimentodaki büyümesinisürdürüyorTürkiye inşaat sektöründeki olumlu seyrin etkisiyle çimento sektöründeki büyümelerinin sürdüğünü söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, mevcut talebi karşılamak için tüm tesislerinde kapasite artırımına yöneldiklerini dile getirdiERZURUMÇimento sektöründeki faaliyetlerine bundan 20yıl önce başlayan Aşkale Çimento, bugün itibarıyla inşaat sektöründen aldığı güçle büyümesini sürdürüyor. Firma Türkiye çimento üretiminin yaklaşık yüzde 6’sını ve Doğu Anadolu/Karadeniz Bölgeleri çimentosunun yüzde 27’sini üretiyor. Çimento satış rakamı yıllık 3.5 milyon tonu bulan Aşkale Çimento’nun hazır beton tesisi ise 750 bin metreküplük satış yapıyor. Çimento sektöründe Aşkale, Van, Trabzon, Gümüşhane ve Erzincan’daki fabrikaları ile bölgesel aktör haline gelen Aşkale Çimento; Erzurum, Ağrı, Aşkale, Trabzon, Beşikdüzü, Tirebolu ve Rize’deki hazır beton tesisleri ile de dikkat çekiyor. Ayrıca firmanın Erzincan’da bulunan demir ve çelik tesisi de önemli bir eksiği tamamlıyor.“Aşkale’de kendine özgü bir paylaşma iklimi oluşturduk” diyen Aşkale Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, firmalarına olumlu bir havanın hakim olduğunu söyledi. Aşkale’deki fabrikadan başlayan kapasite artırımının sırasıyla Trabzon, Erzincan, Gümüşhane ve Van fabrikalarına da yansıtıldığını anlatan Yücelik, “Erzurum’daki hazır beton tesisi Ağrı, Aşkale, Giresun, Trabzon ve Rize işletmelerine öncülük etti. Tesisler arttıkça daha fazla genç iş imkânı buldu. Yine daha fazla üretim gerçekleşti” diye konuştu.Firma, son yıllarda çevre ile ilgili beklentilerin dünya ölçeklerine getirilmesi amacıyla biri dizi hazırlık ve iyileştirme yapıyor. Tesislerde modern filtrelerin kullanılması, ağaç dikimi, peyzaj çalışmaları, yasal gereklerin yerine getirilmesi ve tesislerde görüntü kirliliğine sebep olacak olumsuzlukların giderilmesi çevreye yönelik hassasiyetlerin başında geliyor.Standartlar artıyorAşkale Çimento’ya bağlı fabrika ve tesislerde sosyal, çevresel, yönetim anlayışı ve çalışma kültürü dünyanın kabul ettiği standartlara doğru hızla yükseliyor. Bu anlamda sürekli stratejiler geliştiriliyor, planlar yapılıyor ve şirketin özelliklekrizlere karşı dinamik tutulması sağlanıyor. Fabrika ve hazır beton tesislerinde 24 saat esaslı çalışan kalite ve kontrol laboratuvarları şirketin imajını koruma yönünde önemli bir rol üstleniyor. Firmanın tüm tesislerinde Kalite Yönetim Sistemi uygulanıyor. Aynı zamanda çalışanların sağlık ve güvenliğini sistematik olarak sağlamak için İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi’nin standartları yerine getiriliyor. Firma, son yıllarda çevre ile ilgili beklentilerin dünya ölçeklerine getirilmesi amacıyla biri dizi hazırlık ve iyileştirme de yapıyor. Tesislerde modern filtrelerin kullanılması, ağaç dikimi, peyzaj çalışmaları, yasal gereklerin yerine getirilmesi ve tesislerde görüntü kirliliğine sebep olacak olumsuzlukların giderilmesi, çevreye yönelik hassasiyetlerin başında geliyor. Firma, çimentonun üretim süreçlerinden biri olan fırın soğutmasındaki atık sıcak gazdan enerji üretmeye de başladı. Tesis atık gazın miktarına bağlı olarak maksimum 6.82 megavat ila minimum 3.8 megavat saat elektrik enerjisi üretiyor.“Kendi alanımızda başarılıyız”Aşkale Çimento tesislerinin hammadde ihtiyacını bulunduğu bölgeden karşıladığını ve yaklaşık bin 200 kişiye istihdam sağladığını anlatan Lütfü Yücelik, Anadolu’daki 500 şirket temel alınarak yapılan araştırmanın sektörlerle ilgili analizinde Aşkale Çimento’nun, sektöründe 5’inci sırada yer aldığına dikkat çekti. Yine İSO 500 listesinde 231’inci sırada yer aldıklarını hatırlatan Yücelik, Anadolu’nun en büyük sanayi kuruluşları arasında da gösterildiklerinin altını çizdi. Son dönemde ihracatın da toplam satışlar içinde aldığı payı artırmak için çalışma yaptıklarını anlatan Yücelik, bu alanda başarılı olmak için kapasite artırımına gittiklerini sözlerine ekledi.
14 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIArtelon’dan günde 500 çeşit ürünAta Karbon, 20 milyon euro’luk yatırımla sünger demir üretecekKAYSERİHalen üçü grup şirketi olmak üzere yedi şirketle faaliyetlerini sürdüren Ata Karbon, 20 milyon euro’luk yatırımla sürger demir üretimine hazırlanıyor. Ürünün test üretimine iki ay içinde başlayacaklarını bildiren Ata Karbon şirket kurucularından Aytekin Aydemir, “Demir çelik fabrikalarının hurdaya alternatif olarak kullanabileceği ve tamamen yerel kaynaklarla üretilecek olan sünger demir imalatı ile ithalatı engellemiş olacağız” dedi. Ata Karbon’un metalurji sektörünün başlıca ihtiyaçlarından karbon içerikli metalurjik kömür, mineral ve ferro alyaj malzeme tedariki için kurulduğunu, ilerleyen yıllarda enerji, madencilik, demiryolu ve karayolu multimodal taşımacılık sektörlerine de girdiğini aktaran Aydemir, özellikle tehlikeli madde taşımacılığı alanında Türkiye’deki ikinci büyük firma niteliğinde olduklarını savundu. Aytekin Aydemir, henüz 23 yaşındayken bir arkadaşından 10 bin mark borç alarak ticaret hayatına atıldığını, ardından yumurtadan kereste satışına kadar birçok iş yaptıktan sonra 1999 yılında Ata Karbon’un temellerinin atıldığını anlattı. Ata Karbon’un kuruluşundan sonra ortaklı bir yapıya kavuştuklarını aktaran Aydemir, her ortağının firmada farklı bir uzmanlık alanı ile ilgilenerek işi ilerlettiğini belirtti. Halen 2001 krizinden sonra başladıkları kalsiyum florit satışına devam ettiklerini kaydeden Aydemir, Kayseri’de kömür ithal eden tek firma olma özelliğine sahip olduklarını da savundu. Tehlikeli madde taşımacılığına da yine gelen talepler üzerine başladık-larını belirten Aytekin Aydemir, şu anda her gün bin 300 ton malı elleçleyebilme kapasitesine ulaştıklarını aktardı.“Hurda sorununa yerel kaynaklarla çare olacağız”Yatırım rotalarını firma taleplerine göre çizdiklerini aktaran Aydemir, bu doğrultuda demir çelik firmalarının alternatif hammadde olarak kullanabileceği sünger demir üretimini yatırım planına aldıklarını söyledi. Türkiye’ye yılda 30 milyon ton civarı hurda girdisinin olduğunu aktaran Aydemir, sünger demir üretimi ile ithalatı azaltmaya yardımcı olacaklarını anlattı. Bu alanda fizibilite çalışmalarını yaptıklarını belirten Aytekin Aydemir, “Hurdaya alternatif olarak demir çelik fabrikalarının kullanabileceği ve tamamen yerel kaynaklarla üretilecek olan sünger demir üretimi ile ithalatı engellemiş, cari açığı azaltmaya yardımcı olmuş olacağız. Bu yatırımımız için sünger demir üretimi yaygın olan Hindistan’da da araştırmalarımıza devam ediyoruz. Bu yatırım için 20 milyon euro’luk bir bütçe planlıyoruz” diye konuştu. 2023 hedeflerine giden yolda hükümetin cari açığı azaltmaya çalıştığının altını çizen Aydemir, “Bu yatırımımız hurda alımını ikame edecek ve kentsel dönüşüm gibi çalışmalar bu yatırımımızı destekleyecektir. İki ay içinde bu özel ürünle alakalı test üretimine başlayacağız. Türkiye’de bu işi yapan yüzde 100 Türk sermayeli tek firma olacağız” şeklinde konuştu. Çin’de güçlü ve bilinen bir firma olduklarını söyleyen Aydemir, ayrıca Tanzanya’da kurşun ve bakır üretimi yaparak bunu Çin’e ihraç ettiklerini sözlerine ekledi.ESKİŞEHİRİşadamı Göral Çatak’ın kurduğu Artelonfirması bugün itibarıyla günlük 500 çeşit ürün imal ediyor. Doğum yeri olan Malatya’da çiftçilik yaparken 1975 yılında İstanbul’a giden işadamı Artelon’un kuruluşu için gereken ilk adımı da atmış oldu. Çatak, elektrik şalteri üreten Metop firmasına düz işçi olarak girdi. Metop’dan 1984 yılında ayrılan Çatak, kendi işini, Estap firmasını kurdu. Şahıs işletmesi olarak kurulan Estap, 1989’da tüzel kimliğine kavuştu. Firma, 1996 yılına kadar benzin istasyonlarının panoları, reklam panoları ve elektrik panoları üretti.binetleri. Şirket 72 ülkeye ihracat yapmaya başlıyor. Firma aynı zamanda en çok ihracat yapan ilk 1000 firma arasında 614’üncü sıradan kendine yer buluyor. Estap’taki misyonunu tamamladığına inanan Göral Çatak, 2008 yılında Estap’ı Fransız devi Legrand’a sattı.Artelon kuruluyorSonraki süreçte plazma televizyonların yaygınlaşmasıyla Göral Çatak, askı aparatı üretmeye karar veriyor. Bu amaçla da Artelon firmasını kuruyor. Yurt içi ve yurt dışına imalat ve kesim işleriyle bu alandaki faaliyetlerimize devam ediyor. Yine pazardaki yeni boşluklar görülerek, yeni firmalar kuruluyor. Sonuçta Artelon Şirketler Grubu oluşturuluyor. Bugün bünyesinde Özyiğit Elektrik, Artelon Endüstriyel Tasarım, Artelon Makine ve Artelon Ambalaj’ı barındırıyor. Başarının en önemli ölçütü olarak çalışmayı gösteren Artelon Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Göral Çatak, “Çevremdeki insanlar kazandıkça ben hep mutlu oldum. Bir şeyi emek vererek başarmak, bence dünyanın en güzel duygusu” diye konuştu. Artelon Makine ve Artelon Ambalaj’ın Eskişehir’de bulunduğunu, Özyiğit İnşaat ve Artelon Endüstriyel’in ise İstanbul’da olduğunu dile getiren Göral Çatak, şu an Artelon, fason markalar, teknoloji ve yapı marketler aracılığıyla iç pazara günde ortalama 500 çeşit ürün imal ettiklerini söyledi. Çatak, yeni dönemde Rusya, Romanya, Azerbaycan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük ülkelerden gelen talepleri değerlendirip, yurtdışına da çalışmak istediklerini sözlerine ekledi.Bir makine dönüm noktası oluyorMakine fuarını ziyaret için 1996 yılında Fransa’ya giden Göral Çatak, satın almaları halinde işlerini çok büyüteceğine inandığı bir makineyi beğendi. Ama elindeki para yeterli gelmiyor. Arada çok büyük fark vardır. Türkiye’de kredi için başvurmadık yer bırakmamış Göral Çatak. Çabaları sonuçsuz kalınca, makineyi satan Fransız şirketi yetkilisine alamayacaklarını söylüyor. Ama şirket yetkilisi, Çatak’a güvenerek, hem fiyat düşürüyor hem de makineyi ik yıl taksitle veriyor. Çatak, makinenin gelişiyle daha nitelikli iş yapmaya başlıyor. Uzun zamandır takip ettiği bir iş olan bilgisayar rack kabinetleri bu makineyle üretiyor. Çatak, kısa süre içinde Türkiye pazarının yüzde 70’inin ihtiyacını karşılar hale geliyor. Artan talebi karşılamak için de 2004 yılında Eskişehir’de bir fabrika daha kuruluyor. İç pazarın yanı sıra dış pazarda da inanılmaz ilgi gördü Estap’ın ka-
16 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIBaşak’tatemelstrateji,‘inovasyona dayalıbüyümemodeli’olarakbelirlendiİnovasyona dayalı büyüme modeliyle çatı ve cephe sistemlerinde komple çözümler sunmak istediklerini anlatan Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Karık, yeni dönemde çatılarda güneş enerjisi uygulamaları ve inşaat betonu işine gireceklerini söyledi. Karık, bu sayede ciro ve kârlılığı artırmak istediklerinin altını çizdiESKİŞEHİRİnovasyona dayalı büyüme modeliyle çatı ve cephe sistemleri alanında büyüme modeli belirleyen Başak Çatı ve Cephe Sistemleri, bulunduğu alana yön verecek uygulamalara imza atıyor. Bugün itibarıyla 29 bini kapalı alan olmak üzere 120 bin metrekarelik bir alanda imalat yapan firmanın başında ikinci kuşaktan Füruz Karık bulunuyor. Baba Ali Rıza Karık’dan aldığı bayrağı daha da yükseklere çıkarmaya kararlı olduklarını vurgulayan Yönetim Kurulu Başkanı Füruz Karık, bunu da yeni ürünler, malzemeler üretip, dünya konjonktürünü yakından takip edip, Ar-Ge ve inovasyona yönelik yatırımlar yaparak gerçekleştireceklerini söyledi. Cumhuriyet’le birlikte Eskişehir’de kurulan birçok şirketten sonra faaliyete başlıyor Başak Çatı ve Cephe Sistemleri. Kurulduğunda gerek Eskişehir, gerekse de Türkiye genelinde birçok kiremit ve tuğla fabrikası ise hayli yol almıştı. Öyle ki şehirleşme ve sanayileşmenin getirdiği ihtiyaç, üretim adetlerinin milyonlarla ifade edilmesine neden olmuştu. Bu durum, kolektif şirket olarak 1969 yılında üretim için düğmeye ilk basıldığında bir anlamda rakipleri adına üstünlük gibi gözükebiliyordu. Ama aradan geçen 44 yıllık süreçte, Başak Çatı ve Cephe Sistemleri sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasına girmeyi başardı. Eğitimciliğinin yanı sıra kendisindeki müteşebbis ruhu da keşfeden öğretmen Ali Rıza Karık, en iyiyi yaparak bu alanda mükemmeliyetçi bir yapı oluşturma prensibiyle çalışmalarına başlar.lite seviyesi biraz daha artıyor. Bu gelişme iç pazardaki artışın yanı sıra yurtdışındaki potansiyel pazarların da dikkatini çekiyor. 2000’li yılların başında Azerbaycan, Gürcistan, Ürdün ve Kazakistan’a ürün sevkiyatları ile ilk ihracat yapılıyor. Eş zamanlı olarak da ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi alınarak, kalite olgusuna resmiyet kazandırılıyor.Çatı ve cephe sistemleri 2004 yılında ele alınıyorŞirket tepe yönetimi, 2004 yılında çatıyı ve cepheyi bir sistem olarak ele alıyor ve Başak Çatı Yalıtım Sistemleri ile Başak Cephe Yalıtım Sistemleri adları altında iki yeni sistem geliştiriyor. Ar-Ge çalışmalarında müşteri ve kullanıcıyı düşünülerek, kiremit haricinde çatı yalıtımını sağlayacak tüm malzemelerin tedarik anlaşmaları, sektördeki önemli firmalarla iş ortaklığıyla yapılarak, geniş bir ürün yelpazesi müşterilere sunuluyor. Aynı yıl, Dubai’de ‘The Palm City’ projesi dahilinde ‘The Jumeriah Island’a ihracat yapılıyor. Yine Dubai’de Discovery Garden, International City, Palm Jumeriah, Al Saleh ve The Lost City projeleri arasında yer alınıyor. Lübnan, Irak, İran, Ukrayna, Ürdün, Suriye, Sudan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kıbrıs, Gürcistan, Azerbaycan, Libya, Dağıstan, Romanya, Bulgaristan, Hollanda Antil Adaları ve Cezayir’e de ihracatlar başlıyor.Üretim kalitesini zamanla artıran firma, 1976 yılında anonim şirket olarak yoluna devam ediyordu. Ama 1996 yılında alınan stratejik bir karar, kalite basamaklarında çok büyük bir sıçrama getiriyordu. Büyük bir yatırımla ürün çeşitleri artırılıyor ve tünel fırın yapımı ile de fuel-oil sistemine geçiliyordu.100 doğal toprak ve renk hammaddesi, özel üretim teknikleri ve makine parkı ile bu üretim ‘Başak Art Serisi’ adını alıyor. İstenilen renklerde her tip kiremidin imal edilmesiyle, iç pazarda pek çok bölgede genel ve proje kapsamında üretilip uygulaması yapılmaya başlanıyor. Başak Art grubu kiremitler yurtdışında da büyük ilgi görüyor. Başak Çatı ve Cephe Sistemleri, 2009 yılında Afrika kıtasındaki çalışmalarının meyvelerini toplamaya başlıyor. Aynı yıl Mozambik’in çatılarında kendisine yer buluyor. Çeşitli projelerde uygulamaları da üstlenen Başak, uluslararası pazarda anahtar teslim işlere de imzasını atıyor. Şirket 2012 yılıyla birlikte çatı malzemeleri konusunda oluşan değişim ve taleplere göre, dünyaca ünlü Güney Kore KD ONE Metal Kiremit firması ile anlaşarak, bu yeni ürünü de ticari markaları arasına katıyor. Kiremit pazarında yüzde 10’luk bir paya sahip olduklarını ifade eden Firuz Karık, önümüzdeki dönemde hedeflerini de şöyle anlattı: “Çatılarda güneş enerjisi sistemi ve inşaat betonu işine gireceğiz. Yurtdışı öncelikli olmak üzere daha modernize edilmiş yeni bir kiremit fabrikası da hedefliyoruz. Gelmek istediğimiz nokta, çatıyı tam sistem olarak insanlara kazandırmak. Bizim bundan sonraki hedefimiz bu yan ürünlerle birlikte ve gerçek sistemi kurarak ciro ve kârlılığımızı artırma yönünde.”ABD’ye ihracat için N.O.A. belgesi aldıFirmanın ABD’ye ihracat çalışmaları çerçevesinde ürünlerinin testleri ‘Miami-Dade County’ tarafından yapılıyor ve ardından “olur” belgesi alınıyor. Bu belge ile firma yeni bir başarıya doğru adım atıyor. Firma, Amerika’ya ihracatta büyük önemi olan ‘N.O.A.-Notice of Aceptance- Kabul Belgesi’ alan ilk Türk kiremit üreticisi oluyor. Bu da ABD pazarına kalitesinin tescil ettirilmesi anlamına geliyor. Akabinde de Başak Çatı ve Cephe Sistemleri için artık ABD pazarının kapıları ardına kadar açılıyor. 2007 yılında kalite standartlarında Avrupa normu olan CE ibaresini, ürünlerin üzerine uygulamaya başlayan Başak Çatı ve Cephe Sistemleri, ‘Başak Cottoline Kaplama’ tuğlalarını pazara sunuyor. Terracotta olarak anılan cephe kaplama malzemelerinin standart renklerin üretimi dışında, özel renk talebine yönelik de üretim yapılmaya başlanıyor. Aynı yıl uzun Ar-Ge çalışmaları sonucunda renkli kiremit uygulamalarına geçiliyor. Yüzde1996 dönüm yılıÜretim kalitesini zamanla artıran firma, 1976 yılında anonim şirket olarak yoluna devam ediyordu. Ama 1996 yılında alınan stratejik bir karar, kalite basamaklarında çok büyük bir sıçrama getiriyordu. Büyük bir yatırımla ürün çeşitleri artırılıyor ve tünel fırın yapımı ile fuel-oil sistemine geçiliyordu. Artan kalite, talebi patlatıyor ve bu doğrultuda da merkez fabrika ve bayi ağına bölge müdürlükleri, bölge temsilcileri ve pazarlama sorumluları da eklenerek pazarlama ve tanıtım ağı geliştiriliyordu. 2001 yılında kalite kontrol ve Ar-Ge çalışmalarını en iyi şekilde sürdürebilecek yeni ve detaylı laboratuvar yatırım ile pres tuğla grubunda daha kaliteli ürün almak ve ürün çeşitlendirmek için 2003 yılında yurtdışından getirilen yeni tuğla kesicisi devreye alınıyor. Bu uygulama ile ka-
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 81SunTekstil,JimmyKey markasınıbüyütecekZara, Marks & Spencer, Next, Diesel ve Boden gibi markalara üretim yaptıklarını ve Turquality kapsamındaki Jimmy Key markasını büyütmeyi hedeflediklerini söyleyen Genel Müdür Elvan Ünlütürk, “Şu an Türkiye’de 27 mağaza, 100 corner, Kıbrıs’ta dört mağaza, Ukrayna’da 15 Jimmy Key mağazamız bulunuyor” dediARZU ALP İZMİRZara, Marks & Spencer, Next, Top Shop, Diesel, Boden gibi markalarla üretim gerçekleştiren Sun Tekstil, Turquality kapsamındaki Jimmy Key markasını büyütmeyi hedefliyor. Şu anda Türkiye’de 27 mağaza ve 100 corner, Kıbrıs’ta dört ve Ukrayna’da 15 Jimmy Key mağazası bulunan Sun Tekstil, ayrıca vücudu güzelleştirici, selüloit azaltıcı, korse tarzında ürünlere yönelik Pure Nature markasını da yarattı. 2010 yılı itibarıyla İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin 500 büyük sanayii kuruluşu listesinde yer alan Sun Tekstil, geçen yıl gösterdiği performansla listede 262’inci sırada yer aldı. Aylık ortalama 1.5 milyon parça üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren Sun Tekstil, 2012 yılında ihracatta 100 milyon dolar barajını aştı. Geçtiğimiz yıllarda önlerine koydukları en önemli hedefin tasarım odaklı çalışıp satışlarını artırmak olduğunu belirten Sun Tekstil Genel Müdürü Elvan Ünlütürk, “Turquality, bu konuda kaldıraç görevi görüyor. 2006 yılında aldığımız Turquality belgesini önümüzde-ki beş yıl için yeniledik. Önümüzdeki beş yılı iyi değerlendirerek hem yurtiçinde hem de yurtdışında satışlarımızı artırmak istiyoruz” dedi.Yılda 20 milyon metre kumaş üretiyorSun Tekstil, Ekoten Tekstil ve Jimmy Key olmak üzere üç büyük kuruluşu bünyesinde barındıran Sun Holding, kardeş olan Şükrü ve Sabri Ünlütürk tarafından kuruldu. Bir aile şirketi olarak 1987 yılında kurulan firma, 1989 yılında ilk ihracatını gerçekleştirdi. Kuruluşundan bu yana ‘müşterilerine en iyiyi sunmak’ ilkesiyle yatırımlarını entegrasyona yönelik olarak gerçekleştiren firma, sırasıyla 1991 yılında örgü, 1994’te boyahane, 1996’da baskı bölümlerini kurdu. 1999’da Ekoten AŞ’ye ait hisselerin çoğunluğunu satın alan Sun Tekstil, bünyesindeki örme ve boya bölümlerini Ekoten AŞ ile birleştirdi. İstanbul Sanayi Odası’nın her sene açıkladığı Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içinde yer alan Ekoten, dünyanın önde gelen markalarına, yılda 20 milyon metre kumaş tedarik ediyor. Bünyesinde yuvarlak örgü makineleri ve kumaş boya makineleriAylık ortalama 1.5 milyon parça üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren Sun Tekstil, geçen yıl ihracatta 100 milyon dolar barajını aştı. Firma tasarım odaklı çalışarak önümüzdeki beş yıl içinde satışlarını artırmayı planlıyor.bulunduran Ekoten, günlük 35 ton kumaş boyama ve 25 ton örgü kapasitesine sahip. 1997 yılında kendi markasını yaratmak üzere yola çıkan Sun Tekstil, ilk Jimmy Key koleksiyonunu gerçekleştirdi. Ege Serbest Bölgesi’nde teknik tekstil üzerine faaliyet göstermek amacıyla yeni bir şirket kuran Sun Tekstil, BMW ve Mercedes gibi otomotiv firmalarına araba koltuğu kumaşı, çözgülü örme üretimi gerçekleştiriyor.“Tüm testleri uluslararası standartlarda yapıyoruz”Üretim kalitesini kontrol etmek için gereken tüm testlerin, Tommy Hilfiger, Next, Adidas, Decathlon ve Marks&Spencer gibi müşteriler tarafından akredite edilmiş fiziksel test laboratuvarlarında, uluslararası standartlarda yapıldığını söyleyen Elvan Ünlütürk, olası insan hatalarını uygulamadaki robotik boya ve kimyasal dağıtım sistemiyle en aza indirgediklerini vurguladı. Müşterilerin siparişlerini üretim sürecinin her aşamasında internetten izleyebilecekleri tam entegre saha otomasyonu ve üretim yönetimi sistemiyle çalıştıklarını belirten Ünlütürk, “Ekoten bünyesindeki Ar-Ge birimimiz müşteri istekleri, mevcut moda akımları ve global düzeydeki teknolojik gelişmeler doğrultusunda faaliyetlerini gösteriyor” açıklamasını yaptı. İncelmeyi sağlayan, selülit önleyici mikrokapsüllü iç giyim, solmayan siyah tişörtler, haşere kovucu kumaşlar, çekme değerleri çok düşük olan kumaşlar ürettiklerini anlatan Ünlütürk, bunun dışında özel bir boyama teknikleri olduğunu dile getirdi.
82 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARISunarGrup,beşşirketlecirosunu 776milyonTL’yeçıkaracakElita Gıda ve Sunar Mısır için bu yıl başladıkları ek yatırımı yıl sonunda tamamlamayı planladıklarını söyleyen Sunar Grup CEO’su Hüseyin Çomu, “Yine yıl sonuna kadar beş şirketimizle Sunar Grup cirosunu 776 Milyon TL’ye yükseltmeyi hedefliyoruz” dediBELMA BAĞRIK ADANASunar Özlem, Sunar Mısır, NÇS, Elita Gıda ve Su-lamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.“Başarımızın altında, ‘tarladan sofraya’ anlayışı yatıyor”Temeli 1973-74 yıllarında Yüksek Ziraat Mühendisi Nuri Çomu tarafından atılan Sunar Grup bünyesinde Sunar Özlem, Sunar Mısır, NÇS, Elita Gıda ve Sunar Pazarlama adlı firmalar bulunuyor. Çukurova tarım ve ekonomisi için oldukça önemli bir yere sahip olan Sunar Grup, aynı zamanda iç piyasadaki gıda markalarının da en önemli tedarikçilerinden biri. Hüseyin Çomu, “Başarımızın altında her zaman dile getirdiğimiz ‘tarladan sofraya’ üretim anlayışı yatıyor” dedi. İşe sıvı yağ üretimiyle 2006’da başlayan Elita Gıda, yüzde 100 yerli marka olarak ev dışı tüketime yönelik üretilen Sunar Profesyonel markalı margarinini pazara sundu. Kısa sürede yurtiçinde önemli bir başarı sağlayan ve kabul gören ürünle Elita Gıda, ihracatta da yurtdışı firmaların tercihi oldu. Bugün mısır yağı başta olmak üzere bitkisel sıvı yağ pazarında önemli bir konumda bulunan Elita Gıda, 540 milyon TL’lik ciro ve 80 milyon dolarlık ihracat hedefiyle bu yıl sonuna kadar 75 ülkeye ürünlerini ulaştırmayı planlıyor. Elita Gıda, geçen yıl gösterdiği net satışla İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içinde 213’üncü sırada yer aldı. Elita Gıda’yı 2006’da kurduklarını ve firmayı kurma konusunda altı ay boyunca tereddütte kaldıklarını söyleyen Çomu, ancak Elita Gıda’nın şu anda 75 ülkeye ihracat yapan, Türkiye mısır yağı ihracatının üçte biriniBu yıl ‘Türk Malı’ imajının güçlü olduğu coğrafyalarda markalaşmak adına önemli adımlar atan Sunar Grup, bünyesindeki Elita Gıda ve Sunar Mısır için 2013’de başlanan toplam 35 milyon TL’lik ek yatırımı yıl sonunda tamamlamayı hedefliyor.nar Pazarlama adlı firmalarla faaliyet gösteren Sunar Grup, Elita Gıda ve Sunar Mısır için bu yıl başında başladığı toplam 35 milyon TL’lik ek yatırımı tamamlamayı planlıyor. Grup, ayrıca bünyesindeki beş şirketiyle bu yıl sonuna kadar cirosunu 776 milyon TL’ye çıkarmayı hedefliyor. Sunar Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Çomu, firmalarının geçen yıl 110 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirirken, ihracat yaptığı ülke sayısını bir önceki yıla göre yüzde 20 artırdığını söyledi. Bu yıl ‘Türk Malı’ imajının güçlü olduğu coğrafyalarda markalaşmak adına önemli adımlar atan Sunar Grup, bünyesindeki Elita Gıda ve Sunar Mısır için 2013’de başlanan toplam 35 milyon TL’lik ek yatırımı yıl sonunda tamamlamayı hedefliyor. Yine bu yıl sonuna kadar bünyesindeki beş şirketle cirosunu 776 Milyon TL’ye yükseltmeyi, ihraç pazar sayısını 100 ülkeye çıkararak 120 milyon dolarlık ihracat yapmayı hedefleyen Sunar Grup, ayrıca Türkiye’de henüz üretilmeyen bazı ürünlerin imalatı için üretme kararı aldı. Bu konuda özellikle Sunar Mısır bünyesinde başladıkları Sorbitol yatırımını bu yıl içinde tamamlayacaklarını açıklayan Çomu, “Yine Sunar Mısır’da özellikle henüz Türkiye’de hiç üretilmeyen ve Türkiye’ye ithalatı yapılan, aynı zamanda Orta Doğu ve MENA pazarında ihracata dönük potansiyeli olan yeni bir ürünün de yatırımına baş-tek başına karşılayan, sektöründe Türkiye’nin beş firmasından biri haline geldiğinin altını çizdi.Dış pazarlarda marka bilinirliğini artıracakTürkiye’nin 2023 projeksiyonu doğrultusunda ürünlerinin ulaştığı ülke sayısını artırarak bu pazarlarda en çok bilinen marka olmayı hedeflediklerini dile getiren Çomu, bunun için hem pazarlama, hem dış ticaret, hem de üretim ekiplerinin çok ciddi bir çalışma içinde olduğunu aktardı. Çomu, 2023’e kadar belirledikleri coğrafyadaki ülkelere ve bu coğrafyanın dışında Uzakdoğu’dan Amerika kıtasına kadar geniş bir coğrafyada ürünlerine talep oluşturmak için ciddi bir çaba sarf ettiklerini kaydetti. Pazarlama politikaları doğrultusunda Sunar Grup’un her bir şirketinde 2010’dan sonra çok ciddi yatırımlar yaparak kapasite artışları sağladığını belirten Çomu, 2011 ve 2012 yılında devreye alınan yatırımlarla özellikle yağ üretim kapasitesinde artış yaşandığını aktardı. Diğer şirketlerde yatırımlar yaparak hem ürün çeşitliliğini hem de kapasitelerini artırdıklarını söyleyen Çomu “Ayrıca 2023 projeksiyonuna uygun olarak tesislerimizin şu anda mevcut üretim kapasitelerini 2014, 2018 ve 2020 yıllarında artıracak şekilde şimdiden yatırım planlamasını yaptık. Bunun yanı sıra mevcut hammaddelerden üretilen ürün yelpazesini artırmak için de çok ciddi teknik destekler alarak, pazar araştırmaları yaparak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ama bunların hepsinden de önemlisi yeni ülkelere açılarak buralarda markalarımızı tanıtmak ve tüketiciler, müşteriler tarafından beklenen, istenen, talep gören ürünler oluşturma çabasıdır” diye konuştu.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 83ŞevvalMakine,ürünlerini 30ülkeyeihraçediyorZEYNEP BAŞKAYA DENİZLİKuruyemiş sektörünün ihtiyaç duyduğu makineleri imal eden Şevval Makine, inovatif ürünleriyle sektörün çözüm ortağı oldu. Denizli’de 1940 yılından beri kuruyemiş sektöründe faaliyet gösteren Şevval Makine, Hasan Boyacı tarafından kuruldu. Bugün itibarıyla firmanın Genel Müdürü olarak Engin Boyacı görev yapıyor. Firmanın önemli dönüm noktaları arasında ise 1957 yılında imal edilen sarı leblebi makinesi bulunuyor. Böylece kuruyemiş makineleri sektörüne ilk adım atılmış oldu. Buna ilaveten 1961 yılında beyaz nohut makinesi tasarlayan firma, 1964 ve 1965 yıllarında ise ay çekirdeği ve kabak çekirdeğinin de bu makinede işlenmesini sağlar. Firmanın çalışmaları hakkında bilgi veren Engin Boyacı, “Dünya piyasalarına, ileri teknoloji ile ke-sinlikle gıda ürünlerinin doğallığını yitirmeden yeni ve lezzetli ürünler geliştirmek için, 2 bin 400 metrekare kapalı alanda çalışıyoruz. Burada ArGe, satış ve servis departmanlarımızla üretimimiz sürüyor. ISO, TSEK ve CE standartlarında imalat yapan firmamızda 30 kişi istihdam ediliyor” dedi. Bugüne kadar Türkiye genelinde 30’dan fazla tesis kurdukları bilgisini veren Boyacı, yurtdışından da talep aldıklarının altını çizdi. Ürünlerini 30 ülkeye ürünlerini gönderdiklerini anlatan Boyacı, “ABD, Rusya, İsviçre, Almanya, Litvanya, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Ukrayna, Gürcistan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Polonya, Azerbaycan, Suriye, Irak, Mısır, Fas, Cezayir ve Tunus’a düzenli olarak mal gönderiyoruz. Bu ülkelere kavurma sistemleri yapıyoruz” diye konuştu. Türkiye kuruyemiş sektörünün sorunlarını çözmek amacıyla çalıştıklarını vurgulayan Engin Boyacı, 1980 yılında Mehmet Boyacı tarafındanKuruyemiş kavurma, kurutma ve paketleme makineleri imal eden firma, 30 ülkeye ihracat yapıyor. Firmanın ihracat yaptığı ülkeler arasında ABD, Almanya ve Rusya bulunuyor.bu amaca uygun olarak bantlı fırının tasarlandığını söyledi. Bantlı fırın modelinin gıda tüzüğüne uygun çalışması, ürün çeşitliliğini desteklemesi, üretim hacmi ve güvenlik gibi avantajları bünyesinde barındırması nedeniyle yurt içi ve dışında yoğun talep aldığını anlatan Boyacı, tüm ürünlerinin yüksek kalitesiyle öne çıktığını dile getirdi. Bugüne kadar kuruyemiş kavurma ve kurutma makineleriyle sektöre hizmet veren Şevval Makine’nin üretim kalemine paketleme makinesini de eklediklerini söyleyen Boyacı, “Söz konusu makineyi gelen talepler doğrultusunda imal ettik. Önümüzdeki dönemlerde de tarım makineleri ve teçhizatlarına geçmeyi planlıyoruz” aktarımını yaptı.
84 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIŞirikçioğluMensucat,yenidönemde ipliktemarkalaşmayıistiyorDenim imal etmek için kullandıkları ara malı olan iplikten marka oluşturmak istediklerinin altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Atıf Şirikçi, tekstürize iplikte ‘Polyline’ markasıyla ürünlerini piyasaya sunduklarını ifade ettiALİ ESKALEN KAHRAMANMARAŞÜrettiği denim kumaşlar için iplik imalatı yapanŞirikçioğlu Mensucat, yeni dönemde iplikte markalaşmak istiyor. Kendi bünyesinde iplik üretim salonlarında adeta bir iplik marketi andıran çeşitlilik ile Şirikçioğlu Mensucat, hem kendi bünyesindeki denim üretim kalitesini pekiştiriyor hem de bu çeşitliliği pazara sunarak iplikte de güçlü bir aktör olmaya doğru hızla ilerliyor. Firma, bünyesindeki ipliklerin yarısını kendi işletmesinde değerlendirirken diğer yarısını da iplik alıcılarına pazarlıyor. Şirikçioğlu Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı Atıf Şirikçi, iplikte markalaşmak istediklerini bunun içinde tekstürize iplikte ‘Polyline’ markasıyla ürünlerini piyasaya sunduklarını ifade etti. Şirikçi, kompakt, karde, penye, core spun, slub, melanj ring, open-end slub ve dokuma torsiyonlu; 70 denye ile 600 denye arası polyester ve polyesterelastan karışımlı iplik portföyünü tanımlayacak yeni bir marka çalışması başlattıklarını, yeni markanın bir iplik market algısı oluşturacağını söyledi. Şirikçi, “Denimde entegrasyonumuzu tamamlamak için iplik yatırımlarına çok önem verdik. Son yıllardaki iplik yatırımlarımızla gerek kapasite ve çeşitlilik, gerekse de insan kaynağı ve yenilikçi ürün anlamında başarılı olduk. Üstelik ara mamul üretimiyle bunu başardık. Yeni markamızda tüm iplik çeşitlerimizi bir potada toplayacağız” dedi.Faaliyetlerine 1960 yılında başlayan Şirikçioğlu Mensucat, ekonomideki istikrarsızlık yüzünden 1996 yılına kadar manifaturacılık yapıyor. Bu tarihten sonra Kahramanmaraş’taki dokuma yatırımlarının artmasını fırsat bilen ikinci kuşak yöneticiler firmanın üretim hikayesini de başlatmış oldu.İkinci kuşak yöneticiler işin başında bulunuyorKahramanmaraş merkezli Şirikçioğlu Mensucat,1960 yılında Nuri Şirikçi tarafından kuruldu. Firma ikinci kuşak temsilcileri Hacı Ali, Arif ve Atıf Şirikçi kardeşler tarafından yönetiliyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını Atıf Şirikçi yapıyor. İstikrarlı büyüme stratejisiyle çalışmalarını sürdüren firma, 2009 yılında Türkiye’nin ikinci 500büyük sanayi kuruluşu sıralamasında yer aldı. İstikrarlı bir şekilde büyümeye devam eden firma, 2012 yılında ise Türkiye’nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu sıralamasına girdi. Atıf Şirikçi, 1960 yılında bir baba mesleği olarak başlayan dokumacılık işinin o dönemde fazla uzun sürmediğini belirtiyor. Bu yüzden firmanın 1996 yılına kadar geçen sürede manifaturacılık yaparak, kumaş işini sürdürdüğünü anlatan Şirikçi, “1990’lı yıllarda şehrimizde başlayan dokuma yatırımına bizde ayak uydurarak, 1996 yılında şu an şirketimizin de merkezi olan Kayseri yolu üzerindeki Sünger fabrikasını dokuma tesisine çevirdik. O günkü şartlarda altı adet dokuma tezgahı ile işe başladık. Tabii ki çok zor şartlardı. O tarihte altı adet makinenin kazancı iyi bir işletme müdürünün aylığını kaldıracak şartlarda değildi. Ama bizim için dokuma süreci artık başlamıştı” aktarımını yaptı.Altı fabrikada imalatBugün itibarıyla kontrollü büyüme ve zamanlaması iyi yatırımlarla altı fabrikada imalat yaptıklarını anlatan Atıf Şirikçi, 73 bin 800 metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 166 bin 195 metrekarelik bir alanda faaliyet gösterdiklerini kaydetti. Şirikçi, fabrikalarında denim işletmeleri, ring iplik, tekstürize iplik ve dokuma bölümlerinin bulunduğunu söyledi. Denimde bu yılın başında yatırıma yöneldikleri bilgisini veren Şirikçi, anılan dönemde kapasite artırımına yönelik olarak 3 milyon 100 bin euro’luk indigo boyama, ram ve sanfor yatırımı yaptıklarını açıkladı. Bu sayede üretim kapasitenin yılda 27 milyon metreden 36 milyon metreye çıktığını kaydeden Şirikçi, yine 2012 yılında 21milyon metrelik kumaş satan firmalarının bu yıl 27 milyon metreyi hedeflediğini söyledi. Şirikçioğlu ürünlerini ‘Marassi Denim’ markasıyla piyasaya sunduklarının altını çizdi.Dokumada tezgah sayısı arttı2013 yılının Nisan ayında dokuma tesislerine de yatırım yaptıklarını ve 2012 yılında 289 adet olan tezgah sayısını bu yatırımla 355’e yükselttiklerini aktaran Atıf Şirikçi, ayrıca 26 milyon metre olan kapasitenin de 32 milyon metreye çıktığını dile getirdi. Şirikçi, “Tekstürize iplikte ise 70 denye ila 600 denye arası polyester ve polyester likra karışımlı iplik üretimi yapıyoruz. Kapasitemiz ipliğin numarasına göre aylık 100 ila 650 ton arasında değişiyor. Geçtiğimiz yıl 6 bin 900 ton iplik üretimi yaptık. Bunun 3 bin 750 tonunu sattık. Kalanını ise imalatta kullandık. Bu yıl ise 13 bin tonluk üretim hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 85TEI,uçakmotorlarınaait 700parçanınimalatınıyapıyorTürkiye’nin kalıcı uçak motor sanayisini oluşturmak üzere kurulan Tusaş Motor Sanayi (TEI) kuruluştaki hedefini büyüterek, uçak motoru ana üreticisi olmayı amaçlıyor. TEI, bugün itibarıyla uçak motorları konusunda 38 değişik motor programına yönelik 700 parçanın üretimini yapıyorESKİŞEHİRTürkiye’nin kalıcı uçak motor sanayisini oluşturmak üzere kurulan Tusaş Motor Sanayi (TEI) kuruluştaki hedefini büyüterek, uçak motoru ana üreticisi olmayı amaçlıyor. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarını sürdüren TEI, Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. İSO’nun açıkladığı 500 büyük firma arasında 209’uncu sırada yer alan TEI’nin, 1985 yılındaki kuruluşunda 300 olan istihdamı ise bugün itibarıyla bin 500’e çıktı. Oluşturduğu yan sanayi ile Eskişehir ekonomisine katkıda bulunan TEI, bugün itibarıyla uçak motorları konusunda 38 değişik motor programına yönelik 700 parçanın üretimini yapıyor. TEI, yüzde 53.78’lik paya sahip Türk ortaklar ile yüzde 46.22’lik paya sahip General Electric (ABD) arasında imzalanan ortaklık anlaşması ile ulusal bir proje olan F16 uçaklarının F110 motorlarının montaj ve test kabiliyetlerinin oluşturulması, uçak motor üretim teknolojisi transferi, uçak motor parçası üretim kabiliyetinin kazanılması ve Türkiye’de kalıcı bir uçak motor sanayii oluşturulması amacıyla kuruldu. Türk ortakları arasında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve Türk Hava Kurumu bulunan TEI, ilk motor ve motor aksamlarının sevkiyatını 1987’de gerçekleştirirken, 1989 yılından itibaren büyüme sürecine girdi.olarak belirlenen şirket, parça üretiminde ‘Mükemmeliyet Merkezi’ olarak anılıyor ve ürettiği motor parçalarının çoğunda tek kaynak konumunda bulunuyor. TEI’nin üretimi bugün askeri ve ticari alanda 38 değişik motor programına yönelik 700 rakamını aşmış durumda bulunuyor. Bugün itibarıyla motorların mühendislik ve üretim projelerini gerçekleştiren TEI, üretimin yanısıra tasarım ve mühendislik alanlarında da vizyonu doğrultusunda geleceğini şekillendiriyor. TEI, bugün iyi eğitilmiş, nitelikli ve deneyimli yaklaşık bin 500 çalışana sahip bulunuyor. Faaliyet gösterdiği tüm alanlarda çalışanlarına yeteneklerine göre gelişme imkanları sağlayan şirket, kalite ve müşteri memnuniyetini ön planda tutuyor. Takım çalışması ve sürekli iyileştirmeye büyük önem veren TEI, okul-sanayi işbirliği, çevre, işçi sağlığı ve güvenliği gibi konularda ulusal ve uluslararası boyutlarda örnek bir kuruluş olarak dikkatleri çekiyor.Türk ortakları arasında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve Türk Hava Kurumu bulunan TEI, ilk motor ve motor aksamlarının sevkiyatını 1987’de gerçekleştirirken, 1989 yılından itibaren büyüme sürecine girdi.askeri ve ticari paket programları da içerecek şekilde rekabete girecek. Şirket, bu yolla bölgesel motor montaj ve test merkezi olmayı hedefliyor. Bakım, onarım ve revizyon faaliyetleri ulusal ve uluslararası ihtiyaçları karşılayabilecek rekabet gücüne eriştirilecek. Bu sayede şirket bölgesel bakım, onarım ve revizyon merkezi olmayı amaçlıyor. Teknik temsilcilik ve lojistik destek faaliyetleri artan bir ivme ile sürdürülecek. Bu sayede TEI, askeri ve ticari motorların lojistik mükemmeliyet merkezi olmaya çalışacak. Uluslararası projelerde risk ve gelir ortaklığı altında özgün tasarımlarla, tasarım ve analiz mühendisliği faaliyetleri artırılacak. Bu uygulama ile de TEI, uçak motorları tasarım ve mühendislik üssü olmayı arzuluyor.Yan sanayi kullanım oranı arttıBaşlangıçta motor parçası üretirken bugün motor bakım ve onarımı yapabilen, özgün ürün tasarlayabilen ve üretebilen bir şirket konumuna gelen TEI, düzenli olarak kâr eden, ortaklarına kâr dağıtan, ödediği vergilerle ekonomiye katkıda bulunan bir kuruluş oldu. TEI, dünya havacılık pazarından daha fazla iş payı alarak, Türkiye’nin teknolojik altyapısını güçlendirmek, yurttaki yan sanayi ağını genişletmek ve yeni istihdam olanakları yaratmak üzere yan sanayi faaliyetlerine de son yıllarda ivme kazandırdı. TEI’nin bugün itibarıyla yan sanayi kullanımı yüzde 26 düzeyinde bulunuyor.Yeni projeler hedefleniyorTEI, önümüzdeki yıllarda hedeflediği küresel ekonomik büyüklüğe, beş koldan güçlenerek ulaşmayı hedefliyor. TEI’nın yeni dönem hedefleri arasında; parça ve modül üretiminin yeni teknolojik kabiliyetlerle artırılması ve TEI’nin “İleri Teknoloji Motor Parçaları Üretim Merkezi” olması bulunuyor. Ayrıca kuruluş, F110’la kazanılan motor montaj ve test kabiliyetlerini uluslararasıHedef, ana üretici olmakDünya çapında, yüksek kalitede, rekabet edebilir bir uçak motoru ana üreticisi olmak hedefine yönelik üretim yapan ve teknolojik yeniliklere imza koyan TEI, havacılık ve uzay sanayiinin teknolojik temelini geliştirecek üstünlükte ürün ve hizmet sağlayarak, Türkiye’de kalıcı bir uçak motor sanayisi oluşturmayı amaçlıyor. Kuruluş yıllarından itibaren uçak ve helikopter motorlarına yönelik olarak askeri ve ticari alanda yürüttüğü ulusal ve uluslararası projelerle havacılık alanında kendisini kanıtlayan TEI, sürekli geliştirdiği teknolojik altyapısı, üretim, motor montaj, test, bakım, onarım, revizyon ve tasarım kabiliyetleri, müşteri beklentilerini aşan hizmet kapasitesi ve kalite uygulamalarıyla uçak motoru ana üreticisi olma hedefine sağlam adımlarla ilerliyor. Ana faaliyet alanları parça ve modül üretimi, motor montaj ve test, bakım, onarım ve revizyon, servis, motor tasarım ve ürün geliştirme
86 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARITeksüt,ihracattayüzde 25’likartışhedefindeIrak ve ABD’ye her ülkenin kültürüne göre ürün imal ederek, düzenli olarak ihracat yaptıkları bilgisini veren Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Arınık, bu yıl ihracatı yüzde 25 oranında artırmak istediklerini ifade ettiH.AYKUT KONYA BALIKESİRSüt ürünleri sektörüne beyaz peynir üretimiyle giren Teksüt, yeni dönemde ihracatını yüzde 25 oranında artırmaya odaklandı. Teksüt, 1956 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde Recep Arınık tarafından kuruldu. İlk dönemlerde sadece beyaz peynir üretimi üzerine kurulmuş olan Teksüt mandırası, 1990 yılında bugünkü modern tesislere taşındı. Kaliteyi her zaman ön planda tutarak ürün yelpazesini de geliştirmeyi ihmal etmediklerini belirten Teksüt Yönetim Kurulu Başkanı Cevdet Arınık, “Bugün itibarıyla birçok peynir çeşitleriyle Türkiye genelinde hizmet veriyoruz. Yeni dönemde ihracata odaklandık. Teksüt marka sütlerimizle birlikte ihracatımızı yüzde 25 oranında artırmak istiyoruz” dedi.Günde 400 ton süt işliyorBeyaz peynir imalatıyla sektöre giren firmalarının bugün itibarıyla geniş bir ürün gamına sahip olduğu bilgisini veren Cevdet Arınık, “Şu an üretimini gerçekleştirdiğimiz birçok peynir çeşidimiz bulunuyor. Başta kaşar peyniri, krem peynir, tereyağı, sürülebilir beyaz peynir, labne, kaymak, yoğurt, ayran, UHT süt ve yöresel peynirler gibi farklı çeşit ve gramajlarda birbirinden leziz ürünlerimiz mevcut” diye konuştu. Yaklaşık 8 bin metrekarelik kapalı alanda, 320 personelle faaliyetlerinin sürdüğünü anlatan Arınık, günde 400 ton süt işlediklerini dile getirdi. Yeni dö-nemde artacak olan ihracatla birlikte kapasite artışının yanı sıra ek istihdam oluşturmak istediklerinin de altını çizen Arınık, aynı zamanda ürünlerini daha geniş bir coğrafyaya pazarlamak istediklerini anlattı. Kaliteli üretim yapmak için gereken belgelere sahip olduklarını da anlatan Cevdet Arınık, şöyle devam etti: “1998 yılında ISO 9002 Kalite Güvence Belgesi ve 2005 yılında Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları (HACCP) sistem belgelerini aldık. Akabinde TS EN ISO 2001:2008 Kalite Yönetim Sistemi ile TS EN ISO 22.000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgelerini almaya hak kazandık. Personel eğitimine her zaman ayrı bir önem veriyoruz. Yaklaşık beş yıldır gıda hijyeni ve teknolojisi ile gıda güvenliği konularında aylık eğitimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Ayrıca Teksüt olarak, 2011 yılında FDA tarafından denetlendik ve denetim olumlu olarak sonuçlandı.”Mandırada beyaz peynir imal ederek faaliyetlerine başlayan Teksüt, bugün itibarıyla krem peynirden yöresel peynire, sütten yoğurt ve ayrana kadar birçok kalemde ürün imal ediyor. Firma bünyesinde 320 kişi istihdam ediliyor.4 milyon dolarlık ihracatTeksüt olarak ihracata önem verdiklerini dile getiren Cevdet Arınık, Irak ve ABD’ye yaptıkları toplam ihracat miktarının 4 milyon doları bulduğunu kaydetti. Arınık, “Şu an bu ülkelere ihracını yaptığımız çeşitler, tercihlere göre farklılık gösteriyor. 1997 yılından beri ABD’ye, 2006’dan beri de Irak’a devamlı satış yapıyoruz. Ayrıca Libya’ya da ürünlerimizi ihraç etmeye başladık. Satışlarımız her geçen gün artıyor. Ürün gamımıza o bölgedeki mutfağa uygunürünler ilave ederek satışı artırmaya devam ediyoruz. Ayrıca Teksüt markalı sütlerimiz Erbil’de de yer alıyor. Önümüzdeki dönemde Bağdat’a da Teksüt sütlerini gönderebileceğiz. Bu yıl ihracatı yüzde 25 oranında artırma planıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. Bir aile şirketi olan firmalarında kuşak çatışması yaşamamalarının da kendileri için bir avantaj olduğunu söyleyen Cevdet Arınık, şunları kaydetti: “Aile olarak süt sektörünün içinde yetiştik ve büyüdük. Sektörü ve ürünü çok iyi tanıdığımız için birbirimizi anlıyor ve sorun daha oluşmadan kendi içimizde halledebiliyoruz. Bizim bundan sonraki kuşaklarımızda da aynı şekilde Teksüt markasının daha yaygın olarak işletilmesi ve yürümesi çalışmaları esas alınacaktır. Kuşak çatışması yaşayan birçok firmadan daha iyi konumda bulunduğumuzu görüyoruz. Mandıra olarak başladığımız serüvende şu anda Türkiye genelinde adı bilinir bir marka olmak hiç kolay olmadı. Kaliteden hiçbir zaman ödün vermedik. Bizden sonraki kuşaklarımız için tek isteğim kaliteden ödün vermeden ürün imal etmeleridir.”
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 87Tellioğlu’ndahedef ilk500’deyeralmakH.AYKUT KONYA BALIKESİRUndan, kuluçkahaneye, yemden restorana birçokşirketi içinde barındıran Tellioğlu Şirketler Grubu, bu yıl 5 milyon dolarlık un ihracatı yapma hedefinde. Tellioğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Servet Tellioğlu, 2013 yılında yüzde 10 büyüme hedeflerinin bulunduğunu belirterek, “Nihai hedefimiz Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında yer almak” dedi. Tellioğlu Şirketler Grubu olarak Türkiye’nin ikinci 500 şirketi sıralamasında her yıl 30 bazen 40 basamak birden ilerlediklerini dile getiren Tellioğlu, sektörde kaliteleri ile yer edindiklerini vurguladı. Sektörün güvenilir firmalarından olduklarının altını çizen Tellioğlu, “Öyle ki biz hiç sözleşmeli tarım yapma ihtiyacı duymuyoruz. Üreticiler, ürün çıkmaya başladığında bizi arıyor ve gidip ürünü alıyoruz. Aramızda yılların getir-diği bir güven var” diye konuştu. Amerika, Tayland, Filistin, Arnavutluk, Afrika ülkeleri, Ortadoğu ve Uzak Doğu olmak üzere 15 ülkeye un ihracatı gerçekleştirdiklerini belirten Tellioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “1980 yılında ilk un fabrikamızı açtık.1993 yılında bünyemize yem fabrikası ekledik ve damızlık etlik civciv üretimine başladık. 2004 yılında mermer fabrikası kurduk ve şu anda Amerika’da bir ofisimiz var. 2006 yılında kurduğumuz elma bahçelerinde 20 bin ağaç diktik. Bu yatırımın ardından soğuk hava deposu kurduk. BalıkesirBursa karayolu üzerine bir benzinlik ve restoran açtık. 2008 yılında un fabrikamızın kapasitesini artırmak için yeni yatırım inşaatına başladık ve 2010’da bu tesisi devreye aldık” Özellikle un üretiminde kalitenin en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Servet Tellioğlu, un kalitesini buğdayın kalitesi ve işleme tekniğinin belirlediğini vurguladı. Yumuşak buğday ile sert buğ-1980 yılında ilk un fabrikasını açan firma, 1993 yılında ise bünyesine yem fabrikası ve damızlık etlik civciv üretimini ekledi. Geçen zaman içinde yatırımda hız kesmeyen firma, 2004 yılında mermer fabrikası kurdu. 2006 yılında ise elma bahçeleri kuran firma, 20 bin ağaç dikti.dayın bekleme sürelerinin farklı olduğunu belirten Tellioğlu, “Aynı sürede bekletilen iki tip buğday karıştırılıp değirmene verildiğinde kaliteli ürün elde etmek mümkün değildir. Ama Türkiye’de un fabrikalarının yüzde 80’i buna dikkat etmez ve birbirine karıştırır. Biz buna çok dikkat ediyoruz. Bir de ürün aldığımız üreticilerle çok uzun yıllardan bu yana çalıştığımız için ürünle ilgili bizi yanıltmıyorlar. Kalitemiz buradan geliyor” dedi. Kaliteli ürün elde etmek için bazen buğday ithalatı yaptıklarını da belirten Servet Tellioğlu, “Un ihracatı yaparken buğday ithalatı yapmamız gayet normal. Sonuçta kaliteli ürün için kaliteli hammadde gerekiyor” diye konuştu. Kaliteli buğday üretiminde Kazakistan’ın birinci sırda geldiğini hatırlatan Tellioğlu, İngiltere’nin ülke tüketimi için yeterli buğday üreten ülkelerden biri haline geldiğini ancak bu konuda çok prensipli ve planlı davrandıklarını söyledi.
88 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIUludağ,AB’ninenbüyük aileşirketiolmakistiyorAvrupa’daki aile şirketleri içinde ilk beşte yer aldıklarına dikkat çeken Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erbak, kapasiteyi artırıcı yatırımlar ve yeni ürün gruplarıyla bu sıralamada liderliği hedeflediklerinin altını çizdiBURSATürkiye içecek sektörünün köklü ve güçlü markalarından Uludağ İçecek, dört nesildir aynı aile tarafından yönetiliyor. Erbak ailesinin sahibi olduğu firma Avrupa’daki aile şirketleri içinde kapasite ve ciroda ilk beş firma arasında yer alıyor. Erbak ailesinin hedefi ise önümüzdeki beş yıl içinde Avrupa’nın en büyük aile şirketi olmak. 1870’li yıllarda, Fransız bir madencinin Uludağ’da bulduğu ‘ekşi su’ bugün Erbak ailesiyle beraber dünyanın 40 ülkesinde raflarda yer alıyor. Sultan Mehmet Reşat’ın imzasıyla maden suyu ruhsatı alan firmanın, işletme ruhsatında ise 1’inci Cumhurbaşkanı unvanıyla Atatürk’ün imzası bulunuyor. Erbak ailesinin maden suyu sektörüne girme hikayesi, 1877 yılına kadar uzanıyor. Hikaye, maden aramak için Bursa’ya gelen ve ismi saptanamayan Fransız bir madencinin krom ararken ekşi bir su bulması ve bu suyun maden suyu olduğunu fark etmesiyle başlıyor. Bu madencinin Saray’dan Talat ve Fuat Paşalarla ortak olmasından sonra, Keşiş Maden suları endüstriyel olarak ilk kez şişelenerek satışa sunuluyor. 1912 yılında ise Padişah Sultan Mehmet Reşat, Osmanlı İmparatorluğu döneminin ilk işletme imtiyazını Keşiş Dağı Maden Suyu’na veriyor. 1925 yılında Mehmet Hakkı Bey, şirketin işletmeciliğini devralarak içecek sektörüne adım atıyor. 1931 yılında Mehmet Hakkı Erbak, Signor Parodi ve Talat Paşa’nın hisselerini satın alarak, Keşiş Dağı Maden Suyu’nun o dönemdeki sahibi Sıtkı Ulusoy ile ortak oluyor. 1931’de Keşiş Dağı ismi Cumhurbaşkanı Atatürk tarafından Uludağ olarak değiştiriliyor. Uludağ Maden Suları’nın Cumhuriyet döneminde alınan ilk ruhsatında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün onayı yer alıyor ve Bakanlar Kurulu kararıyla Uludağ Maden Suları şirketinin unvanında ‘Türk’ ibaresinin kullanılmasına izin veriliyor. 1931 yılında verilen bu imtiyaz Resmi Gazete’de de yayınlanıyor.üretilen gazlı meşrubat Nilüfer’di. Nilüfer, sade ve portakallıydı. Bu gazozları daha sonra Sinalko Soyder ismiyle köpüren, içinde bir miktar karamel bulunan ve bugünkü kolaya benzeyen ikinci bir meşrubat izledi.1932 yılında ise Mehmet Hakkı Bey’in oğlu Nuri Erbak, Uludağ gazozunun orijinal formülünü bularak, Uludağ markası ile pazara sundu.At arabasından fabrikaya1930’lu yıllardan 1946’ya kadar at arabasıyla dağıtımın yapıldığı firmada, karbondioksit gazı Bulgaristan’dan ithal ediliyordu. Fabrikadaki üretim karbondioksit gazı bulunamadığı zaman duruyordu. Şeker almak için özel tahsisler gerekirken, Amerikalıların Karamürsel üssünde çöplüğe attıkları şişeler toplanıyor ve maden suyu şişesi haline getiriliyordu. Meşrubat şişeleri ise Almanya’dan ithal ediliyordu. 60’lı yıllara kadar Belçika’dan gazoz kapağı ithal ediliyor, bazen da kullanılmış kapaklar toplanıp özel bir aletle düzeltilip tekrar kullanılıyordu. Erbak Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erbak, o yılları şöyle anlatıyor, “Savaş yıllarında memlekette şeker yok. Babamın oradaki, ‘Ben şeker alamazsam gazoz üretmem. Tatlandırıcıyla, sakarinle ben gazoz üretmem’ demesi bizi bugünlere taşıyan önemli bir felsefedir. Hammaddeyi kötü kullandığınızda ürün de kötü olur. Uludağ İçecek’in gazozlarında asıl gelişme ise 1950’li yıllardan son-Uludağ İçecek’in gazoz grubunda asıl gelişmesi 1950’li yıllardan sonra başladı. 1964 yılında Coca Cola Türkiye’ye geldiğinde, firma modernizasyona başlar. 1966 yılında ilk otomatik dolum tesisinin alınması önemli kilometre taşlarının başlangıcı oldu. Aynı dönemde Nur Kola ve Frutti markası ile Türkiye’de ilk kez kolalı ve portakallı gazlı içecekler üretmesi firma açısından önemli bir dönüm noktası olarak kabul görüyor.ra başladı. 1964 yılında Coca Cola Türkiye’ye geldiğinde, babamın hemen modernizasyona geçmesi, efsane şişede üretime başlaması, 1966 yılında ilk otomatik dolum tesisimizi alması, Nur Kola ve Frutti markası ile Türkiye’de ilk kez kolalı ve portakallı gazlı içecekler üretmesi önemli dönüm noktalarındandır.” 1974’te ise Bursa-Yalova yolu üzerindeki 37 bin metrekarelik arazi üzerindeki merkez fabrikalarında faaliyete başladıklarını anlatan Mehmet Erbak, “Sektöründe zamanın en büyük kapasitesi ile üretime geçen fabrikanın özelliği, Türkiye’nin ilk litrelik cam ve pet şişe dolum tesislerine sahip oluşuydu” diye konuştu. O yıllarda kendi şişelerinin kalıplarını yaptırarak marka farklılaşmasına gidildi. Aynı yıllarda Yalova yolundaki fabrikada Türkiye’nin ilk mikrobiyoloji laboratuvarı kuruldu. 1980’li yıllarda ise Uludağ, ilk yeşil maden suyu şişesini pazara sundu. Uludağ İçecek, 1976 yılında Almanya’dan gelen bir sipariş üzerine burada kurduğu fabrikada üretime başladı. Firmanın yurtdışındaki üretimi 2001 yılına kadar devam etti.Limonata imalatı 2007’de yapıldıBugün Uludağ İçecek’in başta ‘Uludağ Gazozu ve Uludağ Limonata’ olmak üzere tüm gazlı ve gazsız meşrubat ürünleri Bursa Yenice’de 30 bin 500 metrekarelik fabrikasında üretiliyor. Uludağ Maden Suları ise 1912 yılından beri Çaybaşı Köyü’ndeki 10 bin metrekarelik tesislerde şişeleniyor. ‘Uludağ’ ana markası altında dört kategori, 13 alt marka, 22 değişik ürün ve 79 farklı ambalaj ile faaliyet gösteriliyor. 101 yıldır aynı kaynakta şişelenen Uludağ Doğal Maden Suyu, meyve aromalı Uludağ Frutti, meyve sulu maden suyu Uludağ Frutti Extra, hafif içimli doğal maden suyu Uludağ Premium, Uludağ Gazoz, Uludağ Limonata, Mandalinata ve Narata ürünler arasında yer alıyor. Firmanın bugün toplam cirosunun yüzde 16 ila 18’i ihracattan geliyor. Uludağ İçecek, beş kıtada 40 ülkeye ihracat yapıyor. Bu ülkeler arasında Almanya, Fransa, İsviçre, Belçika, Hollanda, İngiltere, İskoçya, İrlanda, İsveç, Irak, Ukrayna, Singapur, Suudi Arabistan, İsrail, Filistin, BAE, ABD, Cezayir, Kamerun, Angola, Avustralya ve Yeni Zelanda da yer alıyor. Mehmet Erbak, ihracat oranlarını artırmak istediklerini fakat Mısır, Libya ve Suriye’de yaşanan olayların kendilerini olumsuz etkilediğini söyledi. Irak ve İsrail ise Almanya ile birlikte Uludağ’ın hâlâ en iyi müşterileri arasında yer alıyor.Uludağ gazozun formülü 1932’de bulunduAilenin gazoz sektörüne girmesi de 1930 yılının sonbaharına rastlıyor. İstanbul’da o yıllarda esans, limon tuzu, ithal şişe, asit karbonik tüpü ve meşrubat makineleri satan David Kohen’den bir adet karpuz kazan tabir edilen satüratör ile iki adet şişe doldurma ve kapama makinesi satın alan Mehmet Hakkı Erbak ve ortağı Mustafa Naci, Bursa Setbaşı’ndaki kiralık fabrikada mesleğe ilk adımlarını atıyor. Fabrikada ilk
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 89UlusoyUn’dan60 milyondolarlıkihracatERCAN ÜSLÜ SAMSUNDağılan Sovyetler Birliği’nde ihracat kapıları arayan Fahrettin Ulusoy, bugün Samsun ve Tekirdağ’da bulunan, günlük 900 ton kapasiteli tesislerinde, 24 ülkeye yaklaşık 60 milyon doları aşkın ihracat yapıyor. Baba mesleği zahirecilikle 19 yaşında başladığı ticarette 30 yaşından önce un fabrikası kurarak, kendi deyimiyle zirve yapan Ulusoy Gıda Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Ulusoy, un sektöründe bir marka yaratır. Un ve çay üretimi, akaryakıt perakendeciliği ve gıda işletmeleri olan Ulusoy Gıda Grubu’nu kuran Fahrettin Ulusoy, 45 yıllık iş yaşamına 1963 yılında ortaokulu bitirdikten sonra babasının yanında, Samsun Subaşı’ndaki zahireci dükkanında işe başlıyor. Ulusoy, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası binasının yanında taşan ambarı olarak hizmet veren dükkânın sahibiyle 1968’de dük-kanının kira ve masraflarını karşılamak şartıyla bir bölümünü kullanabileceği bir anlaşma yapıyor. O yılları, “1970’li yıllarda Samsun, ticaret merkeziydi. Gıda ve ihtiyaç maddeleri, inşaat ve yapı malzemeleri, mobilya ve ev eşyaları, kuyumculuğun ve benzeri birçok sektörün bölgesel merkeziydi. Demiryolu, karayolu ve denizyolu ulaşımının sağladığı avantajla Samsun’da ticaret son derece hareketliydi” sözleriyle anlatan Ulusoy, 1980’li yıllarda bölgenin en büyük toptancısı olduğunu iddia ediyor. 1980’li yılların son yarısında mesleğinde ‘zirve’ olarak tanımladığı un fabrikasını kurmayı hayal eden Ulusoy, bu fırsatı 1983’te Anavatan Partisi’nin iktidar ve Turgut Özal’ın da başbakan olmasıyla yakaladı. Bugün Ulusoy Grup’un yönetim merkezi olan Kutlukent’teki arsayı 1985 yılında aldığını söyleyen Fahrettin Ulusoy, hayallerini gerçekleştirmek için sadece tesisin yetmeyeceğinin, iyi yetişmiş elemanlarla kurulmuşBugünün Rusya’sı 1990’lı yılların Sovyetler Birliği’ne giderek ihracat kapıları yaratmaya çalışan Fahrettin Ulusoy (sağdan ikinci) ve iş arkadaşlarıyla birlikte çektirdiği bir hatıra fotoğrafı.güçlü bir kadroya ihtiyacı olduğunun bilincindedir. Bu nedenle 1988 yılında 1950’lerde kurulmuş Hasanusta Un fabrikasının üçüncü jenerasyon yöneticilerinden gelen ortaklık teklifini geri çevirmez. İyi yetişmiş eleman ve kadro sorununu bu vesileyle çözen Ulusoy, bu ortaklık vesilesiyle 7 Temmuz 1989‘da Ulusoy Un Sanayi’nin temellerini atar ve 8 Ocak 1991’de de üretime geçer. Ulusoy Un, 1980 yılından bu yana Samsun’da açıklanan vergi sıralamasında genelde ilk 10’da yer alıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) ‘Türkiye’nin En Büyük 500 İhracatçısı’ anketlerinde, Samsun’da ilk sıralarda, İstanbul Sanayi Odası (İSO) anketlerinde 1997’den beri ‘İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşları’, 2009 yılından sonra ise ‘Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşları’ içinde bulunuyor.
90 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIÜç-ElAyakkabı,üretim kapasitesini%50artıracakSEDAT ALP İZMİRWinchester, Capitol ve Walk markalarıyla yur-tiçine ve yurtdışına ürün sunan Üç-El Ayakkabı, Dr. Flexer markasıyla özellikle dış pazarlarda bilinirliğini artırdı. Üç-El Ayakkabı, Dr. Flexer markasını daha da geliştirmeyi planlıyor. Önümüzdeki dönemde kapasite artırımına yönelik yatırımları gündemine alan firma, makine parkını ve tesisini yenileyerek üretim kapasitesini yüzde 50 oranında artıracak. 2008 yılında yaşanan global ekonomik krizden etkilendiklerini ve krizden kaliteli üretim yaparak çıktıklarını belirten Üç-El Ayakkabı kurucularından Rıfat Sarı, bu stratejinin firmalarını eski gücüne kavuşturduğunu ifade etti. Geçen yıl, 2011’e göre yüzde 30 büyüdüklerini açıklayan Sarı, “2012’de 120 bin çift ayakkabı ürettik. Bu yıl da yüzde 30 büyümeyleyıl sonunda üretim adedini 150 bin çifte çıkarmayı hedefliyoruz. 2018 yılına kadar ise yıllık 300 ila 350 bin çift ayakkabı üreterek, 2006-2007 yıllarında yakaladığımız yıllık üretim kapasitesine ulaşmayı amaçlıyoruz” dedi.Üretimin %40’ını ihraç ediyorÜç ortak tarafından 1983 yılında Manisa’da kurulan Üç-El Ayakkabı, kurulduğu dönemde el emeği ile günde yüz çift ayakkabı üretiyordu. Aradan geçen süre içinde üretimde son teknolojiyi kullanarak katma değeri yüksek ayakkabı üretimine yoğunlaşan firma, bugün Türkiye’nin önemli ayakkabı üreticilerinden biri konumunda bulunuyor. Manisa’da iki adet satış mağazana sahip olan Üç-El, ürünlerini 220 bayi aracılığıyla Türkiye geneline ulaştırıyor. Franchise sistemi çalışan Üç-El’in Fethiye, Tatvan, Elazığ ve Menemen’de mağazaları bulunuyor. 1988’de limitedGeçen yıl, 2011’e göre yüzde 30 büyüyen Üç-El, 120 bin çift ayakkabı üretti. Bu yıl da yüzde 30 büyümeyle yıl sonunda üretim adedini 150 bin çifte çıkarmayı planlayan Üç-El, 2018 yılına kadar yıllık 300 ila 350 bin çift ayakkabı üretmeyi hedefliyor.şirket unvanını alan Üç-El, İlk ihracatını Almanya’ya yaptı. Firma, şu anda ürünlerini yüzde 40’ını İsrail, Almanya, Yunanistan, İngiltere, Dubai, Kuveyt, İran ve Türk cumhuriyetleri gibi ülkelere ihraç ediyor. Celal Bayar Üniversitesi Ortopedi ve Travma Bölümü’ işbirliğinde geliştirdiği Dr. Flexer tabanlıkla iç ve dış pazarlarda bilinirliklerini artırdıklarını söyleyen Rıfat Sarı, Dr. Felexer’in geliştirdiği tabanlığın yüzde 100 anatomik olduğunu ve Celal Bayar Üniversitesi Ortopedi ve Travma Bölümü tarafından onaylandığını aktardı. Dr. Flexer tabanlığının topuk dikeni olan, ayak tabanı çökmüş ya da şeker hastası olanlara konforlu bir yürüyüş sağladığını belirten Sarı, Dr. Flexer markalı ayakkabılarda tamamen sağlıklı hammadde kullandıklarını sözlerine ekledi.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 91VikingTemizlik hammaddeüretecekAvcı Kimya Sanayi’yi bu yıl kurduklarını açıklayan İcra Kurulu Başkanı Hayrettin Avcı, burada temizlik sektörünün ihtiyaç duyduğu hammaddeyi üreterek, önemli bir açığı kapatacaklarının altını çizdiARZU ALP İZMİRTemizlik sektöründeki faaliyetleriyle geçen yılyüzde 30’luk büyüme ve 70.4 milyon TL’lik ciro gerçekleştiren Viking Temizlik ve Kozmetik, kuruluşunun 35’inci yılı olan 2013’te Türkiye’yi tüm dünyada temsil edecek ilklerin üretimi için Avcı Kimya Sanayi’yi kurdu. Viking Grubu, bu yılın son çeyreğinde üretime geçecek olan Avcı Kimya ile piyasaya hammadde ve ara madde sağlayıcısı olarak hizmet verecek. İzmir’in Güzelyalı ilçesinde 1978’de küçük bir işletmede ‘Avcı Kimya’ unvanıyla çamaşır suyu, tuzruhu, kristal çamaşır sodası üreten, Arap sabununu ilk kez naylon torbayla ambalajlayıp satışa sunan Viking Temizlik, yüksek kaliteyi uygun fiyatla sunma stratejisiyle temizlik ve kozmetik alanında Türkiye’nin büyük kuruluşlarından biri olmayı başardı. 1992’de perakende kanalında satışa başlayan ve o dönemde firma adını da ‘Viking’ olarak değiştiren şirket, 2004’ten itibaren faaliyetlerini Viking Temizlik ve Kozmetik Ürünleri unvanıyla devam ettirdi. 2006 yılında da Vikipack Plastik’i kurup ambalaj ihtiyacını da kendi bünyesinde karşılayarak entegre bir yapıya dönüşen Viking Grubu, bugünlerde temizlik malzemesi üretiminde en önemli girdi olan ve ağırlıklı ithalat yoluyla karşılanan hammadde üretimini Türkiye’de gerçekleştirmek için yeni bir şirket daha kurdu. Şirketin bugün ulaştığı noktada en büyük payın kalite yatırımları olduğunun altını çizen İcra Kurulu Başkanı Hayrettin Avcı, “1978 yılında en büyük ağabeyimiz ve bugün şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olan Nurettin Avcı’nın önderliğinde dört kardeşolarak bu işe başlarken Türkiye’de yerli üretimde başarıyı getirecek ilkenin, yüksek kaliteli ürünü herkesin ulaşacağı fiyatla pazara sunmak olduğuna inandık” dedi. 1980’lerde sektöre giren birçok yerli üreticinin daha sonra pazardan çekildiğini ancak Viking’in ayakta kalmayı başardığını belirten Hayrettin Avcı, “İlk sekiz yıl boyunca hiç tatil yapmadık, 365 gün hep çalıştık. Üretimden satışa her aşamada dört kardeş koşturduk. Sıcak satış deneyimi bizim en büyük avantajımız oldu, şirketin hem sahibi hem üreticisi hem de satıcısı olarak tüketicinin ne istediğini direkt kendisinden duymak ve üretimi, kaliteyi bu doğrultuda geliştirmek bizi bir adım önde tuttu” değerlendirmesini yaptı. Viking markası için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na 1987 yılında başvurduklarını söyleyen Hayrettin Avcı, “Yaptığımız araştırmalar sonucunda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na 150 marka ismi bildirdik. Bu 150 isim içinde tescilleyebileceğimiz 5 isim bildirildi, isimlerden biri Viking’ti. İçlerinde Viki de var. Bunlar çocukluğumuzun çizgi kahramanları. Viking ve Viki isimlerini marka olarak tescil ettirdik. Daha sonra bunlar bizim amblemimiz oldu. Hatta bunların çizgi film kahramanını da tescilledik. Bu Viki bebeklerden yüz binlerce yaptırıp marketlerde ürünlerimizin üzerine bantlayıp dağıttık” dedi.İzmir’in Güzelyalı ilçesinde 1978’de küçük bir işletmede ‘Avcı Kimya’ unvanıyla çamaşır suyu, tuzruhu, kristal çamaşır sodası üreten, Arap sabununu ilk kez naylon torbayla ambalajlayıp satışa sunan Viking Temizlik, artık imalatta kullandığı hammaddeyi de kendisi üretecek.racatını 1995’te Kıbrıs’a gerçekleştiren Viking, 2000’li yıllara gelindiğinde artık 6 bin metrekarelik bir fabrikada üretime başladı. 2005 yılı şirket için tarihindeki en büyük adımın atıldığı önemli bir milat oldu ve toplam 53 bin metrekare araziye kurulu, 30 bin metrekarelik tam otomasyonlu sistemlerle donatılmış dev bir fabrikada üretim başladı. Bugün Ege Bölgesi’nin En Büyük Sanayi Kuruluşu Listesi’nde 83’üncü sırada yer alan Viking’in yıllık 214 bin ton üretim yapan ve 330 kişiye istihdam sağlayan bir şirkete dönüştüğünü ifade eden Avcı, “Şimdi hayallerimiz de hedeflerimiz de daha büyük. Türkiye’deki yerli üretimi geliştirmek için kolları sıvadık. Yerli üreticilerin pazarda rekabet gücünü artırmak için Türkiye’de hammadde ve ara madde üretmeye başlayacağız. 2013’ün son çeyreğinde bu tesisimiz de faaliyete girecek” aktarımını yaptı.Markalara da üretim yapıyorViking Temizlik, Viking markasının yanında Türkiye’de birçok önemli perakende grubu için private label üretimi de yapıyor. Viking, bir diğer satış kanalı olan ev dışı endüstriyel temizlik ürünleri (EDT) üretimi ile de sektörde büyümesini sürdürüyor. Makine parkında ileri teknolojiler kullanan Viking Temizlik’in SCADA (PC/PLC) kontrollü üretimi sayesinde üretim süreçlerinin her aşaması ilgili bölümler tarafından gözlenebiliyor. Şirketin ürün gamında çamaşır suyundan bulaşık deterjanına, oda parfümünden sıvı sabuna kadar 100’ün üzerinde ürün olduğunu belirten ve lokomotif ürünlerinin yumuşatıcı grubu olduğunun altını çizen Avcı, 2013 başında konsantre çamaşır yumuşatıcı ürünlerinin lansmanını gerçekleştirdiklerini ve bu alanda yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti. Şirketin gelecek vizyonuna bakıldığında ise iç pazarda kısa vadede yüzde 5, orta vadede yüzde 10 pazar payına ulaşarak yerli üretimde tüketicilerin birinci tercihi olmayı hedefleyen Viking, Ortadoğu, Afrika, Güney Amerika, Uzak Doğu ve Avrupa’ya ihracat gerçekleştiriyor. 54 ülkeye ihracat yapan, sürekli yenilenen teknolojisiyle uluslararası arenada kendini kanıtlayan Viking’in öncelikli dış pazarları ise Lübnan, Cezayir, Irak Mısır ve Almanya. 2012’de 70.4 milyon TL olan cirosunun yüzde 7’si ihracat gelirlerinden oluşan Viking,önümüzdeki dönemde bu payı artırmayı hedefliyor. 2015 sonuna kadar ihracatın cirodaki payının yüzde 15’e çıkmasını hedefleyen Viking, ihracat yaptığı ülke sayısını da 70’e çıkarmayı planlıyor.“Sektöre öncülük ettik”Avcı Kimya ismiyle yola çıkıldığında önce 6 metrekarelik daha sonra 60 metrekarelik bir dükkanda faaliyetlerini sürdüren şirket, Türkiye’de jel bulaşık makinesi deterjanının ve itici gaz içermeyen oda kokusunun ilk yerli üreticisi. İlk ih-
92 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIYalçınAğaoğlu,Corfinileiç pazardan%2payalmayıhedefliyorOsmaniye OSB’de kurdukları tesislerinde geçen yıl Corfin markasıyla gres ve madeni yağ üretimine başladıklarını belirten Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ağaoğlu, hedeflerinin ilk etapta iç pazardan yüzde 2 pay almak olduğunu söylediESRA ÖZARFAT BURSABakım ve koruma kimyasalları üretimi yapan Yal-yatırım alanımız da var. Bu yüzden yatırımı Osmaniye’de gerçekleştirdik” dedi.çın Ağaoğlu Group, Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’nde kurduğu tesisinde geçen yıl Corfin markasıyla gres ve madeni yağ üretimine de başladı. Bu konuda iddialı olan Yalçın Ağaoğlu Group, ilk etapta iç pazardan yüzde 2 oranında pay almayı hedefliyor. Madeni yağlar ve gresler konusunda Osmaniye OSB’de 7 bin metrekarelik arazi üzerinde 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip laboratuvar kuran Yalçın Ağaoğlu Group, burada 43 cihazla 200’ün üzerinde performans ve kalite testi yapıyor. Bunun rakiplerinin ürün geliştirmelerini takip edebilmek ve kendi ürünlerini doğrulamak açsından önemli bir yatırım olduğunu vurgulayan Yalçın Ağaoğlu Group Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ağaoğlu, bugün Türkiye’de gres analizi yapan tek laboratuvar olduklarını savundu. Özellikle gres üretimi alanında uzmanlaştıklarına dikkat çeken Ağaoğlu, “Uluslararası bir marka olmak için yola çıktık ve bu alanda Türkiye’ye yapılan ithalatın azalmasına da etki etmeyi hedefliyoruz. Osmaniye ve çevresinde özellikli yağ ve gres üretimi yapan firma yok. Çevre ülkeler bizim için büyük bir pazar ve yakınlık nedeniyle navlun maliyeti de düşük. Bu navlun maliyetini ödeyen müşteriler açısından satın almada belirleyici bir faktör. İhracatta üst hedefimiz üretimin yüzde 90’ını ihraç etmek. Öte yandan orada kapasiteyi 2 katına çıkarabileceğimizMaliyet avantajlı çözümler sunuyorSanayi yolculuğuna 1993 yılında Bursa Kayapa Sanayi Bölgesi’ndeki 7 bin 200 metrekare kapalı kimyasal fabrika sahasıyla başlayan Yalçın Ağaoğlu Group, bugün özel bakım ve koruma kimyasallarının yanı sıra gres üretiminden dezenfektan üretimine kadar pek çok alanda önemli üretimler gerçekleştiriyor. Gruba adını veren İnan Yalçın Ağaoğlu, şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini yürütüyor. Genç yaşta iş hayatına atılan Ağaoğlu, 1982 yılında ticarete başladı. 1993 yılında özel endüstriyel bakım ve koruma kimyasalları alanında Akoni Kimya’yı, 1999 yılında May Kimya’yı, 2004’te Ağaoğlu İlaç’ı kurdu. Yalçın Ağaoğlu Group, koruma kimyasalları alanında kendini sürekli geliştirerek müşterinin işini kolaylaştıran, zamandan ve maliyetten tasarruf etmesini sağlayan pratik çözümler sunuyor. Şu anda baz yağı stok kapasitesi 800 ton civarında olan Yalçın Ağaoğlu Group, ayrıca 65 tonluk bir baz yağı tankının içinde üretim de yapabiliyor. Group bünyesinde 115 kişilik satış ekibi çalışıyor.Madeni yağ ve gresler konusunda Osmaniye OSB’de 7 bin metrekarelik arazi üzerinde 5 bin metrekarelik kapalı alana sahip laboratuvar kuran Yalçın Ağaoğlu Group, burada 43 cihazla 200’ün üzerinde performans ve kalite testi yapıyor.“Türkiye’de olmayan üç cihaz daha getiriyoruz”Sahip oldukları TSE ve ISO kalite belgelerinin yanı sıra Alman belgelendirme kuruluşu DIN’e de başvuruda bulunduklarını açıklayan Yalçın Ağa-oğlu, Osmaniye’de kurdukları laboratuvarın şu anda Türkiye çağında özellikle spesifik greslerin kalite kontrol, performans ve ömür analizlerinin yapılabildiği tek laboratuvar olduğuna savundu. Bu konuda yatırımlarının devam ettiğini belirten Ağaoğlu, “Türkiye’de bulunmayan üç cihaz daha getiriyoruz. Laboratuvarımız Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürütüyor. Üretim prosesimize ne geri dönüşüm yağı ne de menşeini bilmediğimiz baz yağı giremiyor. Almanya’nın tek devlet rafinerisi ile Türkiye’de Tüpraş’tan hammadde alıyoruz. Bu nedenle ürünler kullanılan makinelerin ömrünü ciddi oranda artırıyor, makinelere zarar vermiyor. Yıllardır yurtdışından gelen sıkıntılı greslerin önünü kesmeyi ve ülkemize katma değer kazandırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 93YeşimTekstil,beşyıliçinde30 milyondolarlıkyatırımyapacakÖnümüzdeki beş yıl içinde 30 milyon dolarlık yatırım yapmayı planladıklarını açıklayan Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya, bu yatırımlarla kapasiteyi artırıp, bünyelerine yeni markalar ekleyeceklerini açıkladıESRA ÖZARFAT BURSANike, Zara, Burberry, Hugo Boss, Marks and Spencer, Mexx ve Aeon, Schlafgut gibi markaların üreticisi Yeşim Tekstil, geçen yılı 260 milyon dolar ciroyla kapattı. Türkiye’deki üretim tesislerinin dışında Moldova ve Mısır gibi ülkelerde fason üretim yapan Yeşim Tekstil, ihracatını da 225 milyon dolara çıkardı. 30 yılda yaklaşık 5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Yeşim Tekstil, ürünleri daha çok Amerika, Almanya, İngiltere, Hollanda, İspanya, İtalya, Rusya ve Japonya’ya satıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde 30 milyon dolarlık yatırım planlayan Yeşim Tekstil, bu yatırımla kapasitesini artırıp bünyesine yeni markalar katmayı amaçlıyor. Firma bu yatırımı Türkiye’de kendi sektöründe gerçekleştirecek. Önümüzdeki dönemde mevcut pazarından daha fazla pay almaya dönük çalışmalara ağırlık vereceklerinin altı-nı çizen Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya, “Yeşim’in üretimdeki marka gücü önümüzdeki beş yılda daha fazla hissedilecek. Özellikle sürdürülebilirlik konusunda yaptığı çalışmalar gittikçe önem kazanacak. Yeşim gibi sosyal sorumluluğu, çevre duyarlılığı yüksek, insana, çalışanına değer veren ve saygı gösteren firmalar önümüzdeki yıllarda çok daha fazla tercih edilecek. Ayrıca 2023 hedefleri doğrultusunda 6’ncı Bölge’yi analiz ediyor ve izliyoruz” dedi.Ağırlıklı olarak Amerika, Almanya, İngiltere, Hollanda, İspanya, İtalya, Rusya ve Japonya’ya ürün satan Yeşim Tekstil, 30 yılda yaklaşık 5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Firma geçen yıl, 225 milyon dolarlık ihracat yaptı.10 bin kişiye istihdam sağlıyorYeşim Tekstil’in kuruluş öyküsü, 1949’da Nergis Holding kurucularından Şükrü Şankaya’nın okumak için Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmesiyle başladı. Geleceğinin ticarette olduğuna inanan Şükrü Şankaya, Bursa Kapalı Çarşı’da tekstil işiyle uğraşan bir dükkanda çırak olarak iş hayatına atıldı ve 1952 yılında kendi işini, 1967’de ise yeğeni Cavit Çağlar ile birlikte kumaş ticare-ti yapan ortak bir şirket kurdu. Daha sonra iki ortak 1973 yılında birlikte yeni bir şirket daha kurarak, tekstil hayatlarında önemli bir dönüm noktasına geldiler. 1983 yılında Yeşim Tekstil’i faaliyete geçirmeleriyle birlikte hızlı bir büyüme ve gelişme dönemine girdiler. Bugün ulusal ve uluslararası birçok firma ile partnerlik yapan Yeşim Tekstil, 1983 yılında 76 çalışanıyla 13 bin metrekarelik bir alanda üretime başladı. Firma, bugün 340 metrekarelik bir alanda, 3 bini kendi bünyesinde olmak üzere çalıştığı fason firmalarla birlikte toplam 10 bin kişiye istihdam sağlıyor. 30 yıl önce ev tekstili ile üretime başlayan firma bugün ev tekstilinin yanı sıra hazır giyim sektöründe de dünyaca ünlü markalar için üretim yapıyor. Ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleriyle çalışan Yeşim, günlük 50 ton örme, 100 ton boyama, 100 bin metre baskı, 150 bin adet hazır giyim ve 100 bin adet ev tekstili üretim kapasitesine sahip. Gelecek nesillere katkı sağlamak için çalışanlarının çocuklarına ücretsiz kreş imkanı sağlayan Yeşim Tekstil, 2003 yılında kurulan Yeşimspor’la da Bursa’daki çocuklara spor yapma imkanı sunuyor.Sektörünün önde gelen firmalarından biriTürkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) ‘İlk 1000 ihracatçı Araştırması’ listesinde 2012 verilerine göre 190.8 milyon dolarlık ihracatla genel sıralamada 62’nci, sektörde ise 6’ncı sırada oldukları bilgisini veren Şenol Şankaya, ayrıca Bursa’nın ihracatında da ilk beş içinde yer alan tek hazır giyim ve konfeksiyon firması olduklarını savundu. Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nde ve Uludağ Hazır Giyim Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde, tekstil ve hazır giyim kategorilerinde ihracat şampiyonu olduklarını söyleyen Şankaya, “Mayıs 2013’te Türkiye Hazır Giyim Sanayicileri Derneği tarafından, 30 yıldan fazla süredir sektöre emek veren firma olarak plakete layık görüldük. 2012 verilerine göre Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 278’inci sırada yer aldık. Fortune Dergisi’nin ‘Türkiye’nin en büyük şirketleri’ araştırmasında ise gene 2012 verilerine göre 233’üncü olduk” dedi. Yeşim Tekstili global bir firma yapmak için attıkları adımların, kalite, sosyal uygunluk, çevre ve maliyet gibi kriterlerini iyileştirme adına yaptıkları tüm çalışmaların firmayı bu günlere getirdiğini dile getiren Şankaya, yürüttükleri Ar-Ge çalışmalarının ve üretimini yaptıkları inovatif kumaşların da Yeşim Tekstil’i katma değeri yüksek ürün üretebilen üreticiler kategorisinde üst noktalara taşıdığını vurguladı.
94 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIYolbulanBaştuğ,yeniyatırımlarla kapasitesiniartıracakKapasite artırımına yönelik başlattıkları yatırımlarla sektörde daha güçlü konuma geleceklerini söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Yolbulan, devam eden yatırımların tamamlanmasıyla mevcut kapasitelerini iki katına çıkaracaklarını açıkladıBELMA BAĞRIK ADANA Kapasite artışına yönelik yeni yatırımlara başlayan Yolbulan Baştuğ Metalurji, bu yatırımlarla sektördeki konumunu güçlendirmeyi planlıyor. Şu anda ark ocağı teknolojisiyle yıllık yaklaşık 2 milyon ton üretim kapasitesine sahip olan Yolbulan Baştuğ Metalurji’nin devem eden yatırımlardaki temel hedefi, mevcut üretim kapasitesini iki kat artırarak 4 milyon tona ulaştırmak. Firma, bir taraftan sıvı çelik kapasitesini artırırken bir taraftan da nihai mamul üretimine yönelik haddehane yatırımı geçekleştirecek. Yatırımlarının tamamını aşamalar halinde yapmayı planlayan Yolbulan Baştuğ, yatırımların bir kısmını iki yıl içinde, geri kalanını da dört ila altı yıl içinde tamamlayacak. Yatırımın ilk etabında Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’nde olan çelikhanede üretilen kütüklerin daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi için entegre çalışabilecek bir haddehane tesisi bulunuyor. Haddehane tesisini geniş bir yelpazede ve farklı ürün imalatı yapabilecek şekilde projelendiren Yolbulan Baştuğ, bu kapsamda tesisin özelliklerini ve en uygun kapasite değerini belirlemek için uzun süreli araştırma ve birçok firmayla görüşmeler yaptı. Yatırımlarının ilk aşamasının hayata geçirilmesi konusunda CVS firmasıyla anahtar teslimi sözleşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Yolbulan Baştuğ Metalurji Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Yolbulan, “İlk aşamada çubuk üretiminin gerçekleştirilmesine yönelik yatırımlar yaptık. Haddehanenin +5.500 mm kotunda yapılmasına karar verilirken üretim kapasitesi 850 bin ton/yıl olarak belirlendi. Çubuk yatırımının 12 ila 13 aylık bir süre içinde bitirilmesini ve sıcak testlere başlaması bekliyoruz” dedi.“Amacımız, mevcut pazarlarda payımızı artırmak”Türkiye’de olmayan birçok teknolojiyi bünyelerinde barındırdıklarını dile getiren Ali İhsan Yolbulan, üretim tesislerinde elektrik ark ocağının teleskopik tipi olduğunu açıkladı. Bu tip ocaklarda hurda şarjı ve ergitme klasik tip ark ocaklara farklı şekilde gerçekleştiğini belirten Yolbulan, “Birden fazla hurda şarjı ile üretim yapılabilen klasik elektrikli ark ocağı uygulamalarından farklı olarak, bir kez hurda şarjı yapılarak döküm alınıyor. Almanların geliştirdiği teleskopik özellikte ark ocağının dünyadaki ilk uygulaması Yolbulan Baştuğ Metalurji’de gerçekleştiriliyor” şeklinde konuştu. Ayrıca ‘combi caster’ olarak ifade edilen kontinü doküm makinelerinin de Türkiye’de henüz bulunmayan çok yönlü bir makine olduğunu savunan Yolbulan, bu makineyle 100 ila 400 arası kare kütük, kütük, blum ve beam blank ürünleri üretebildiklerini kaydetti. Fabrikalarında ana ekipmanlar haricinde yardımcı ekipmanlarda kullanılan teknolojilerin de gelişmiş en son uygulamalar olduğunu vurgulayan Yolbulan, toz toplama ünitesi, su işletmeleri, oksijen fabrikasının döküm ve şarj vinçleri, hammadde ve mamul stok holleri gibi kapasite ve teknolojik seviye açısından son derece modern tesisler olduğunu söyledi. Grup olarak ürün çeşitliliği açısından geniş bir yelpazeye sahip olduklarının altını çizen Yolbulan, “Yolbulan Metal, NPU, NPI, lama, kare, düz, yuvarlak, kare, altı köşe ürünlerini; Baştuğ Çelik ise 8-32 mm arası ebatlarda inşaat demiri üretiyor. Amacımız dış pazarlarda daha etkin konuma gelerek, ürünlerimize ihtiyaç duyulan yeni pazarlara girmek ve mevcut pazarlarda pazar payımızı artırmak” diye konuştu.İstihdamını artıracakDemir çelik sektöründe faaliyet gösteren Yolbulan Baştuğ Metalurji, Yolbulan ve Baştuğ ailelerinin ortaklığıyla 2010 yılında Osmaniye’de kuruldu. Çok genç olmasına rağmen İSO 500 listesine girmeyi başaran Yolbulan Baştuğ Metalurji, İSO 500’ün 2012 listesinde 35’inci sırada yer aldı. Yolbulan Baştuğ Metalurji’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını Ali İhsan Yolbulan yürütüyor. Firmanın fabrikası 75 bin metrekare kapalı alanda 500 dönüm arazi üzerinde kurulu. Fabrikada şu anda 410 mavi yaka, 197 beyaz yaka olmak üzere toplam 607 kişi istihdam ediliyor. Bölgede önemli bir istihdam kaynağı oluşturan firma, ilerleyen yıllarda hayata geçireceği yatırımlarla istihdamı da artırmayı planlıyor. Sosyal sorumluluk konusunda çalışmalar yürüten Yolbulan Baştuğ Metalurji, Osmaniye OSB’de bir adet kreş kurarken yine Endüstri Meslek Lisesi’nin temelini attı.Kapasite artırımına yönelik ilk etapta haddehane kuracak olan Yolbulan Baştuğ Metalurji, haddehane kapsamındaki çubuk yatırımını 12 ila 13 aylık bir süre içinde bitirmeyi ve sıcak testlere başlatmayı planlıyor.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 17BereketEnerji’nin2016hedefi bin500MW’lıkgüceulaşmakBereket Enerji’nin üretim ve dağıtımda Türkiye’nin en önemli sektör temsilcilerinden biri haline geldiğini belirten Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, “Bereket Enerji Grubu olarak hedefimiz, 2016 yılında bin 500 MW’lık bir güce ulaşmak” dediZEYNEP BAŞKAYA DENİZLİ Üretim ve dağıtımda Türkiye’nin en önemli sektör temsilcilerinden biri olan Bereket Enerji Grubu, rüzgâr enerji santrali kurulumuna yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Grup, 2016 yılında toplam bin 500 MW’lık bir güce ulaşmayı hedefliyor. Merkezi Denizli’de bulunan Bereket Enerji, yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretmek amacıyla 1995 yılında kuruldu. Şirketin kurulduğu tarihte henüz Enerji Piyasası Kanunu ve ikincil mevzuatı bulunmadığından, özel sektör enerji yatırımlarını yap-işlet-devret modelinde gerçekleştiriyor. Hazine ve satın alma garantisi olmadan hidroelektrik santral (HES) inşa edip, işleterek enerji sektöründe bir ilki gerçekleştiren Bereket Enerji, bu sayede sektörde farklı bir konuma yer ediniyor. Bereket Enerji’nin hidroelektrik santral yatırımlarına ilk olarak Bereket 1 ve 2 santralleriyle başladığını anlatan Bereket Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, “Bu ilk yatırımların kapasitesi 3.15 MW idi. Bu yatırımın başarıyla tamamlanmasından sonra toplam 37.5 MW gücündeki Dalaman Enerji Projesi’ne başlandı. Bu proje art arda sıralanmış beş adet santralden oluşturuldu. Arkasından yine Dalaman üzerinde Gökyar HES ve Büyük Menderes üzerindeki Feslek projelerini gerçekleştirdik” bilgisini verdi.Dağıtımda beş yıllık yatırım planı 750 milyon TLSaldanlı, Bereket Enerji’nin art arda başarıyla tamamladığı bu projelerin, başka şirketlere de örnek olduğunu söyledi. Türkiye’de yatırım ortamının gelişmesiyle Bereket Enerji’yi örnek alan birçok şirketin sektöre girdiğine, hatta şu anda yüzlerce firmanın yatırım için birbiriyle yarıştığına işaret eden Saldanlı, enerji dağıtımına yönelik faaliyetleri hakkında da şu bilgileri verdi: “Bereket Grubu, enerji üretiminde olduğu kadar enerji dağıtımında da ilkleri gerçekleştirmiş olmasıyla tanınmaktadır. Firmamız bünyesindeki Aydem şirketi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) lisans alarak enerji dağıtımı yapan ilk şirkettir. Dağıtımda özelleştirme idaresinin gerçekleştirdiği Gediz Elektrik Dağıtım Şirketi (EDAŞ) ihalesinin sonucunda bu şirketi de grup bünyesine katmıştır ve artık Aydın, Denizli, Muğla, İzmir ve Manisa illerinin elektrik dağıtımı grubumuz tarafından gerçekleştirilmektedir. 2008’de Aydem ve 2013 yılında Gediz Elektrik Dağıtımşirketlerini devralan firmamız, 4.2 milyon müşteriye hizmet vermektedir.” Sadece bu iki dağıtım şirketinin yıllık yatırım programının 250 milyon TL olduğunu, bu açıdan bakıldığında grubun dağıtım konusunda beş yıllık yatırım planının 750 milyon TL tutarında olduğunu söyleyen Ceyhan Saldanlı, “Bu yatırım planları kapsamında, uzun zamandan beri yatırım yapılmayan dağıtım şebekesi yenilenecek, kapasitesi artırılacak. Hızla artan talebe cevap verebilecek olanaklara sahip hale getirilecek. Aydem bölgesinde (Denizli, Aydın, Muğla) bu yıl 18 bin sayaç kurulmuştur ve yeni otomasyon sistemi sayesinde uzaktan okunmaya başlanmıştır. Aynı yatırım Aydem ve Gediz bölgesindeki beş şehirde de hızlı bir şekilde sürdürülecektir. Akıllı şebeke kavramına uygun şekilde yatırımlar yönlendirilmektedir. Elektrik dağıtımında ise altı ilde toplam 4.2 milyon aboneye hizmet götürülmektedir” açıklamasını yaptı. Bereket Enerji olarak üretim ve dağıtımda dikey entegrasyonla gelinen noktada Türkiye’nin en önemli sektör temsilcilerinden biri haline gelindiğini belirten Saldanlı, şöyle devam etti: “Ayrıca Bereket Enerji, 50-60 MW’lık projeleri başarıyla yürütürken EPDK’nın yaptığı en yüksek kapasiteli HES ihalesi olan Göktaş HES ihalesini kazanarak, bu çapta projelere de imza atmaya başladı. Söz konusu santral 2014 sonunda tamamlandığında 300 MW ile Türkiye’deki en yüksek kapasiteli özel sektör HES yatırımlarından biri tamamlanmış olacak.” Saldanlı, bunun yanında portföylerini satın almalarla da genişletmeye devam ettiklerini, Çankırı’nın Orta ilçesinde 135 MW’lık bir kömür santrali kurulumu için EPDK’yaEnerji üretimi ve dağıtımı alanları ve diğer şirketler dikkate alındığında bugün için grupta 7 bin kişi istihdam ediliyor. Grubun cirosu ise 3.5 milyar dolara ulaşmış durumda. Grup 2023’e kadar güneş enerjisi kurulumu konusuna da yatırım yapmayı hedefliyor.başvurduklarını bildirdi. Ayrıca şirketin şu anda toplam gücü 156 MW olan üç adet rüzgâr elektrik santrali lisansı bulunduğunu aktaran Saldanlı, bu santrallerden biri olan Uşak RES projesinin iki ay içinde devreye alınacağını kaydetti. Diğer RES projelerinin kurulumlarıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü aktaran Saldanlı, “Bereket Enerji Grubu olarak hedefimiz, 2016 yılında bin 500 MW’lık bir güce ulaşmak” dedi. Firmanın, kurulduğu günden bugüne tamamladığı tüm tesislerin projelendirmesini, inşaatını ve işletmesini sahibi olduğu iş makinesi parkı ve deneyimli çalışanları ile tamamen kendisinin üstlendiğini söyleyen Ceyhan Saldanlı, şirketin bu yönüyle de sektörde farklı bir konumda yer aldığının altını çizdi.7 bin kişilik istihdamCeyhan Saldanlı, ayrıca grubun kendi ocaklarından çıkartarak işlediği mermerleri beş kıtaya ihraç ettiği bir mermer şirketinin mevcut olduğunu aktardı. 1980 yılında gruba ait ilk şirket olarak faaliyete başlayan Elsan adındaki şirketin ise emaye tel ürettiğini anlatan Saldanlı, üretimin büyük bölümünün ihraç edildiğini belirtti ve ekledi: “Enerji üretimi ve dağıtımı alanları ve diğer şirketler dikkate alındığında bugün için grupta 7 bin kişi civarında istihdam sağlanıyor. Cirosu 3.5 milyar dolara ulaşmış durumda. Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelini, kendi geliştirdiğimiz insan kaynakları ile çevreye ve insana saygı ilkesinden ödün vermeden değerlendirmek en büyük görevimiz. 2023’te grubumuzun hedefi güneş enerjisi kurulumunda da yatırım yaparak, bir dünya şirketi haline gelmek ve dağıtım yaptığı bölgedeki enerjinin büyük bir bölümünü yenilenebilir olmak üzere kendi santralinden karşılayan, dünyanın başka ülkelerinde de yatırımları olan Türkiye’nin ilklere imza atmış şirketi olabilmektir.”
18 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIBeşlerGrup’tan300 milyondolarlıkihracatM. TEKİN ÇİÇEK GAZİANTEPUn, makarna, sıvı yağ, nişasta/glikoz ve yem sek-törlerinde faaliyet gösteren Beşler Grup, 2012 yılında 300 milyon dolarlık ihracata imza attı. Halen grubun üç şirketi Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu ve en büyük 1000 ihracatçı firması listesinde yer alıyor. Beşler Grup’un yeni yatırımları olan Beşan Nişasta ve Beşyem ile yeni dönemde ihracatını daha da yukarı çekmk istediklerinin altını çizen Beşler Grup Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Çakmak, faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde başarı grafiklerini yükseltmek istediklerini dile getirdi. Çakmak, Grup’un amiral gemisi olan ve Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlar’ın en büyük un üretim tesisi olarak anılan BeşlerUn’un, 2012 yılında 46 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini vurguladı. Çakmak, Beşler Un’un yurt içi ve dışında aranılan marka haline geldiğini belirtti. Grubun ikinci büyük yatırımı olan ve 100’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösteren Beşler Makarna’da SantaSophia, Beşler, Pastacity ve Gonca markaları ile makarna ve irmik üretimi gerçekleştirdiklerini belirten Mesut Çakmak, son olarak TÜBİTAK ve Gaziantep Üniversitesi işbirliği ile dünyada bir ilki gerçekleştirerek Kıtlax Makarna Çerezi’ni ürettiklerini söyledi. Ülfet ve Beşler markalarıyla ayçiçek yağı, zeytinyağı, kanola yağı, pamuk yağı, salamura zeytin ve sabun üretimi yapan Beşler Gıda ve Kimya şirketi hakkında da bilgi verenBeş farklı işletmesiyle 2012 yılında 300 milyon dolarlık ihracata imza atan Beşler Grup’un üç firması hem İSO 500 hem de Türkiye’nin en büyük 1000 ihracatçı listesinde yer alıyor.Çakmak, grubun en büyük yatırımları arasında yer alan ve 2006 yılında faaliyete geçen şirketin bugün günlük 500 ton ayçiçeği yağı, 70 ton zeytinyağı ve yıllık 1000 ton salamura zeytin ürettiğini söyledi. Çakmak, Ülfet ve Beşler Yağ’ın İran, Irak, Suriye ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere 2012’de 205 milyon dolarlık ihracat yaptığını dile getirdi. Mesut Çakmak, Beşler Grup içinde üç olan işletme sayısının yapılan 60 milyon euro’luk yatırımla beşe çıktığını anlattı. Çakmak, gruba 2011 yılında Beşyem’in ve 2012’de de Beşan Nişasta’nın dahil olduğunu dile getirdi.
20 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIKumsan,BilginoğullarıPrefabrik ilesektördekiağırlığınıartırdıBüyük ölçekli inşaat projelerini tek elden ve daha hızlı bir sürede yapmak için farklı kollara yatırım yaptıklarını söyleyen Yönetim Kurulu Üyesi Barış Bilgin, geçen yıl devreye aldıkları prefabrik yatırımıyla bu alanda komple çözüm ortağı olduklarının altını çizdi. Bilgin, yatırımın 7 milyon TL’ye mal olduğunu bildirdiDİLEK TOPRAK ESKİŞEHİRHazır beton, asfalt, altyapı, taşocağı, mermer, taahhüt, konut, sigortacılık, tarım, geri kazanım ve prefabrik sektörlerinde üç kuşaktır faaliyetlerini sürdüren Kumsan Şirketler Grubu, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği Bilginoğulları Prefabrik yatırımı ile inşaak sektöründeki ağırlığını artırmaya devam ediyor. 1955 yılından itibaren Eskişehir’de ticari faaliyetlerine başlayan firma 1989 yılında konut, ulaşım, madencilik, sanayi sözcüklerinin kısaltılmasıyla Kumsan adını aldı. Prefabrike 7 milyon TL’lik yatırım yaptıklarını kaydeden Kumsan Yönetim Kurulu Üyesi Barış Bilgin, böylelikle gerek karayolu ve demiryolu müteahhitliği anlamında gerekse de endüstriyel yapılar konusunda bütün hizmetleri tek elden üretebilen bölgedeki yegane marka olduklarını dile getirdi. Eskişehir, Kütahya,Afyon, Bilecik ve bölgedeki diğer şehirlerdeki tüm projeleri yakından takip ettiklerini anlatan Bilgin, “Teklif aşamasından inşaatın bitişine kadar taviz vermediğimiz iki unsur kalite ve zamandır. Bu iki unsur bizi tercih edilen bir marka yapıyor” dedi.“Projenin tamamı tek elden çıkabiliyor”Barış Bilgin, dört hazır beton santrali, bir asfalt plenti, iki taşocağı, prefabrik, ön germeli köprü kirişi ve mermer üretim tesisleri ile bir yatırımın projesinden hafriyatına, yapı denetim ilişkilerinden ruhsatına, inşaatından altyapısına, asfaltından çevre tanzimine, bordürüne, kilit taşına kadar her aşamayı kendilerinin yaptığını söyledi. Firmanın tarihi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Bilgin, şöyle devam etti: “1955 yılından beri ticari faaliyetini sürdüren firmamız asfalt sektöründeki faaliyetlerine 1995 yılından beri devam ediyor. As-Tarımın yanı sıra konut üretimiyle de ilgilenen firma, asfalt yatırımlarında ise doyuma ulaşmış durumda. Firma ilk etapta her yıl ortalama 150 konut imal etmek istiyor. Firma ayrıca, tarım yapılacak alanlar için fizibilite çalışmalarına da başladı.faltla ilgili yatırımlarımız doyuma ulaşmış noktada. Şehrin en kapsamlı makine parkına sahibiz. Sigortacılık faaliyetlerimiz devam ediyor. Yaklaşık 6 bin dönümlük de ekilebilir tarım arazisi yatırımı gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıllarda tarım yapacağımız tarımsal yatırımların fizibiliteleri ile uğraşıyoruz. Konut üretimine de başladık. İlk etapta senelik ortalama 150 konut üretmek gibi bir hedefimiz var. Grup olarak yaklaşık 150 kişilik bir çekirdek kadromuz mevcut, fakat şu anda faaliyetlerimizin sürdüğü 28 adet şantiyemiz ve buralarda çalışan yaklaşık 500 personelimiz var.”“NATO’nun güvenilir tedarikçi listesine girdik”Hazır beton sektöründe ‘Bizim Beton’ markasıyla piyasada bulunduklarını anlatan Barış Bilgin, “Burada kapasite artışına gittik ve dört adet santrale ulaştık. 2014’te santral sayımızı beşe yükselteceğiz. Ayrıca iki adet taşocağımız var. Eskişehir’deki en büyük imalat kapasiteli taşocaklarına sahibiz” dedi. Altyapı işlerinde de uzmanlaştıklarına işaret eden Barış Bilgin, bu alanda büyük ölçekli taahhüt işlerine girdiklerini dile getirdi. Firma olarak yatırımcıya çok cazip gelen fiyatlar ile projelere teklif verebildiklerinin altını çizen Bilgin, “Daha önemlisi etkin organizasyon yapımız ile ‘zaman’ maliyetini en aza indirebiliyoruz. Artık bir üst lige çıktık diyebiliriz. Bu entegre üretim, çevre, iş güvenliği ve yönetim yapımızı bir üst basamağa taşımak için yola çıktığımız bu süreçte zoru başararak NATO’nun da güvenilir tedarikçi listesine dahil olduk. Böylece taahhüt grubumuzun yakın zamanda yurtdışı projelere de davetli olarak gidebileceği bir zemin oluştu” aktarımını yaptı. Bu yılın başında karayolları ve demiryolları projelerine de prefabrik ürünler temin etmek için ön germeli köprü kirişi yatırımını da devreye aldıklarını bildiren Barış Bilgin, yüksek imalat kapasitesi ile müşterilerine zamanında ve kaliteli hizmet verebildiklerini söyledi. Bilgin, “Kaliteye verdiğimiz önem sayesinde kimisi yüklenici, kimisi alt yüklenici olarak büyük ölçekli işlerin aranılan partneri olduk” ifadesini kullandı. Çin’de yavaşlamaya başlayan mermer sektöründen etkilenmemek için, bugüne kadar blok mermer üreticisi olarak sürdürdükleri faaliyetlerini, mermer işleme tesisini de devreye alarak aştıklarını belirten Barış Bilgin, ‘Marbil Marble’ markasının global marketteki bilinirliğini artırmak üzere çalıştıklarını, aynı zamanda iç piyasaya blok mermer tedariği de yaptıklarını sözlerine ekledi.
22 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIBossa,modernizasyoniçinsekiz yılda155milyondolarharcadıFirmalarına modernizasyon yatırımları kapsamında sekiz yılda, 155 milyon dolarlık harcama yaptıkları bilgisini veren Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Birim Atagan, “Sürdürülebilir başarı için işimizden aldığımızı işimize geri koymaya inanıyoruz” dediBELMA BAĞRIK ADANAKumaş sektöründeki faaliyetlerini üç farklı tesistesürdüren Bossa, son sekiz yılda modernizasyon yatırımlarına 155 milyon dolar harcadı. Söz konusu yatırımlarla güncel teknolojiyi yakalayan firma, üretim kapasitesini de artırmış oldu. Kurulduğu dönemki adıyla Bossa İplik ve Bez Fabrikası, 25 Mart 1951’de Sabancı ve Bosnalı ailelerinin ortak girişimi ile Adana’da kuruldu. Bossa’nın ismi de bu ortaklığı yansıtıyor. Ancak, şirketin isminin bir diğer açılımı, Hacı Ömer Sabancı’nın sloganı olan, “Birlik olalım, sanayi sahasına atılalım.” Bossa, bu sloganın baş harflerini temsil ediyor. Biri Kayseri, diğeri Bosna kökenli olan iki ailenin yolları 1950’lerin başında Adana’da kesişince, Bossa markasının temelleri de atılmış oldu. Bugün Bossa, Adana’nın en güçlü markaları arasında yer alıyor. Ayrıca Bossa, Sabancı Topluluğu’nun da gelişmesinde önemli bir kilometre taşı olarak kabul görüyor.dünya markalarına yapılan ve bizim dolaylı ihracat olarak adlandırdığımız işleri de dikkate alırsak, bu rakam yüzde 85’lere çıkar” dedi. İplik dokumadan başlayarak, dokuma, boya, terbiye ve kalite kontrol olarak adlandırılan ana üretim süreçlerinin tamamında periyodik olarak teknolojisi güncellenen bir makine parkına sahip olduklarını aktaran Birim Atagan, bu makine parkının bir diğer özelliğinin de esnek yapısı sayesinde çok çeşitli ürünleri üretebilme kabiliyeti sağlaması olduğunu belirtti. Ayrıca üç ayrı tesise sahip olmanın bir diğer avantajının da her birindeki farklı teknolojileri kullanarak gerek üretimde sinerji ve verimlilik, gerekse tasarımda çeşitlilik sağlayabilmek olduğunu dile getiren Atagan, şöyle devam etti: “63 yıllık bir tekstil firması olmanın getirdiği deneyim, bilgi birikimi ve tecrübeli, kalifiye insan gücü bu başarının arkasındaBossa İplik ve Bez Fabrikası projesini değerlendiren Dünya Bankası, bu projeye 5 milyon lira karşılığı döviz kredisi verilmesini uygun görüyor. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’ndan alınan kredi, 1950’li yılların en büyük işlemleri arasında kabul ediliyoryatan en önemli unsurlar. Devamında uluslararası bağlantılarımız, bize dünyanın tüm moda merkezlerinden trendlere yönelik tüm gelişmeleri en hızlı şekilde aktaran ve ürün olarak yorumlamamıza yardımcı olan, alanında isim yapmış danışmanlarımız bu başarıyı destekleyen diğer unsurlar. Geride bıraktığımız sekiz yılda şirketimize modernizasyon, ekipman ve makine parkı yenilemesi gibi konularda yaptığımız yatırım yaklaşık olarak 155 milyon doları buldu. Sürdürülebilir başarı için işimizden aldığımızı işimize geri koymaya inanıyoruz.”“Çevreyi önemsiyoruz” Döneminin en büyük yatırım kredisini aldıBossa’nın kuruluşu aşamasında kullanılan kredi miktarı da döneminin en büyük yatırımlarından biri olduğunu gösteriyor. Bossa’nın kuruluşu için gereken kredi Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’ndan alınıyor. O yıllarda bankanın sermayesi 12.5 milyon lira ve bir projeye tahsis ettiği en büyük kredi 1.2 milyon lira. Bossa İplik ve Bez Fabrikası projesini değerlendiren Dünya Bankası, bu projeye 5 milyon lira karşılığı döviz kredisi verilmesini uygun görüyor. O dönemde bankanın uzun yıllar genel müdürlüğünü yapan bankacı Reşit Egeli, “Bir defada, bir firmaya 5 milyon lira kredi vermek, o günün şartlarında inanılamayacak bir işlemdi” diyor yıllar sonra. 2008 yılına kadar Sabancı kuruluşu olarak faaliyetlerine devam eden Bossa, 2008 yılının Temmuz’unda ise Akkar’dan Grubu’na satılıyor. Bossa’nın şu anki Yönetim Kurulu Başkanlığını ise C.Uğurcan Kantül yapıyor. Bossa Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Birim Atagan, 650 bin metrekarelik bir alanda, üç ayrı tesiste kumaş üreten firmalarının 2012 yılında 202.4 milyon dolarlık satış yaptığını kaydetti. Atagan, “Satışımızın yüzde 50’sini direkt olarak ihraç ediyoruz. Ancak Türkiye’nin dünya tekstilindeki önemli bir üretim üssü olması itibarıyla yurtiçindeki konfeksiyonculara sevk ettiğimiz, buralarda işlem gördükten sonra bitmiş ürün olarak Son 10 yıldır Bossa’nın çevreye duyarlı üretim yaklaşımını da benimsediğini anlatan Birim Atagan, ISO 14000 sertifikasına sahip olduklarını anlattı. Farklı bir ifadeyle üretimi çevre yönetim sistemlerine uygun yaptıklarının altını çizen Atagan, doğalgaz ile çalışan fabrikalarında havaya salınan zararlı gazların ise anında regüle edildiğini bildirdi. Atagan, işletmelerinde, Avrupa Birliği kriterleri doğrultusunda REACH sertifikalı kimyasallar kullanıldığını da aktardı. Atagan, ürün gamlarında yer alan organik ve geri dönüştürülmüş ürünlerin her birinin sertifikalı olduğunu dile getirirken, bağımsız denetim kuruluşlarınca her yıl denetlendiklerini söyledi. Atagan, bu yıl içinde dış giyim işletmelerinin bulunduğu alanda kojenerasyon tesislerini kullanıma açtıklarını belirterek, “Kendi elektriğimizi kendimiz üreterek, hem üretim maliyetlerimizi düşüreceğiz hem de karbon salımını aşağıya çekeceğiz” açıklamasını yaptı. Ar-Ge faaliyetlerine önem veren firmalarının sektöre yön verdiğinin altını çizen Atagan, şunları kaydetti: “Bossa’nın inovasyon felsefesinde sadece yeni ve yenilikçi ürün geliştirmek yer almıyor. Ayrıca yeni teknolojiler ve yeni üretim teknikleri geliştirmek de felsefemizin bir parçası. Bu bağlamda TÜBİTAK, Avrupa Birliği, ulusal ve uluslararası akademik kurumlarla da çeşitli projelerde işbirliği yapıyoruz. Yılda ortalama 100 Ar-Ge projesi yapıyoruz. Her yıl birkaç adet patent ya da faydalı modeli devreye alıyoruz.”
24 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIBursalı Havlu ABD’deki etkinliğini artırma hedefindeGÜLAY SOYDAN PEHLEVAN BURSA Üretiminin neredeyse tamamını ihracata kanalize eden Bursalı Havlu, ABD’ye yaptığı ihracatı artırmaya hazırlanıyor. Şu an üretiminin yüzde 10’luk kısmını ihraç eden firma, bu oranı ilk etapta yüzde 35’e 2015 yılında da yüzde 50’ye çıkarmak istiyor. Ayrıca firma, Rusya’da kendi markası ‘Bursalı Havlu’ ile tüm marketlere havlu, bornoz ve plaj havlusu satışı yapıyor. 1980 yılında bir aile şirketi olarak kurulan Süleyman Bursalı Tekstil Sanayi, bugün itibarıyla ikinci jenerasyon Fuat Bursalı liderliğinde faaliyetlerine devam ediyor. Havlu, bornoz ve plaj havlusu üretimi yapan Bursalı Havlu’nun o dönemde iç piyasaya yönelik çalıştığını söyleyen Süleyman Bursalı Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Bursalı, 1990 yılı itibarıyla ihracata yöneldiklerini, 1995’te ise Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) modern makinelere sahip fabrikada tezgahların tamamen ihracat için çalışmaya başladığını vurguladı. İç piyasadan çekilme nedenlerini o dönemde yaşanan sıkıntılara bağlayan Bursalı, “Şu an ihracatta yaklaşık beş ay doluyuz. Bu kulvarda önümüzü görebiliyoruz. 1995’te 1 milyon dolar olan ihracat rakamımız her yıl artan üretim ve satış trendiyle geçtiğimiz yıl 35 milyon dolara tırmandı. Türkiye’nin genel ihracatında, ilk bin ihracatçı firma içinde 510’uncu sıradayız. Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) sıralamasında da 30’uncuyuz” dedi. Fuat Bursalı, 30 bin metrekare kapalı alana sahip üretim tesislerinde, 400 çalışanla faaliyetlerine devam ettiklerine dikkati çekti. Bursalı, teknolojiyi yakından takip ettiklerini ve makinelerini yenilediklerini, kalite ve fiyat rekabetiyle dünya pazarındaki yerlerini aldıklarını anlattı. 2012’de dokuma ve boyahane bölümlerine yapılan yeni teknolojik makine yatırımları ile fabrika içinde yenilemeye gittiklerini dile getiren Bursalı, şöyle devam etti: “Maliyetleri aşağıya çekecek tasarruf yatırımları gerçekleştirdik. Bu yatırımlarla birlikte kapasitemiz yüzde 30 oranında arttı. Üretim tesisimize ilave 6 bin metrekare kapalı alan için düğmeye bastık. 2014 itibarıyla faaliyete geçecek olan ek bina yatırımımızla üretimimiz yüzde 30 oranında artacak. Toplam 7 milyon doları bulan bu yatırım aynı zamanda 100 yeni istihdam demek. Talep artışı nedeniyle böyle bir yatırım kararı aldık.” Üretimin yüzde 99’unu ihracata kanalize ettiklerini belirten Fuat Bursalı, nihai tüketiciye servis ettikleri ürünlerin yüzde 70’ini Avrupa’ya, yüzde 10’unu ABD’ye, yüzde 19’unu da Rusya ve diğer ülkelere gönderdiklerini kaydetti. ‘Bursalı Havlu’ markasıyla Rusya’da tüm marketlere havlu, bornoz ve plaj havlusu satışı yaptıklarına değinen Bursalı, “Rusya’da bulunan konfeksiyon ve satış alanıyla pazara hakim konumdayız. Bu yılki hedefimiz Amerika’ya ihracat oranını yüzde 10’dan yüzde 30-35’lere çıkarmak. 2015’te ise bu rakamın yüzde 50’yi bulmasını hedefliyoruz” dedi.CMS, kapasitesini 10 milyon adede çıkaracakARZU ALP İZMİR BMW, Mercedes, Alfa Romeo, Fiat, Lancia, Ford, Honda, Renault, Nissan, Dacia, Toyota Audi, Bentley, Seat, Skoda, Porsche, Volkswagen gibi otomobil markalarına yönelik hizmet veren CMS Jant ve Makina Sanayi, son yedi yılda 142 milyon euro yatırım gerçekleştirdi. Son olarak Mini markasının da eklenmesiyle müşteri portföyünü toplam 20 markaya ulaştıran CMS Grubu, son 10 yılda üretim kapasitesini yüzde 375 oranında arttırdı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın açıkladığı 2012 yılı üretimden satışlarına göre 100 büyük sanayi kuruluşu içinde 11’inci olan CMS Jant ve Makina Sanayi, İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu listesinde ise 162’nci sırada yer aldı. Şu anda Türkiye’de üç üretim tesisiyle çalışmalarına devam eden CMS, 2011’de CMS Jant Sanayi AŞ adıyla Gaziemir Ege Serbest Bölge’de temelini attığı üçüncü tesisle yıllık üretim kapasitesini artıracak. Toplam 103 bin 700 metrekare alana sahip tesisin birinci fazını geçen yıl hizmete geçiren CMS’nin tesise yönelik yatırımlarının 2014’te tamamlanması planlanıyor. Yıllık jant üretim kapasitesinin yaklaşık 4 milyon olması beklenen yeni tesisin tamamlanmasıyla CMS, 2014-2015 dönemi itibarıyla toplamda 10 milyon jant üretim kapasitesine ulaşacak. 20 bin 944 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 32 bin 175 metrekare alana kurulu olan CMS’nin Pınarbaşı fabrikası yıllık yaklaşık 3 milyon adet jant üretim kapasitesine sahip. CMS, Çiğli fabrikasını ise 2003 yılında faaliyete geçirdi. 14 bin 770 metrekaresi kaplı olmak üzere toplam 30 bin 838 met-rekare alan kurulu olan Çiğli fabrikası yıllık 2 milyon 400 bin adet jant üretim kapasitesine sahip bulunuyor.Yılda 7.5 milyon adet jant üretiyorEn büyük hedefi otomotiv yan sanayiine yönelik yatırım yapmak olan CMS Jant ve Makina Sanayi AŞ’nin kurucusu Tonguç Ösen, bu hedefine yönelik ilk adımı 1955 yılında ortağıyla birlikte attı. Tonguç Ösen, kurduğu alüminyum gravite/enjeksiyon döküm şirketiyle motor parçaları imalatına başladı. 1980’de CMS Jant ve Makina Sanayi AŞ’yi İzmir’de kuran Tonguç Ösen, helan şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor. 1984-88 yıllarında yaklaşık 400 bin adet ile Renault Tr (OYAKRenault), Tofaş (Fiat Türkiye) ve Ford Türkiye için alüminyum alaşımlı jant üreten CMS, bugün yılda 7.5 milyon adet hafif metal jant üretiyor. Satış şirketinden biri olan CMS GmbH 1997 yılında Almanya/Frankfurt’ta kuran CMS, CMS LLC şirketini ise 2005 yılında Moskova’da faaliyete geçirdi. Üretiminin yaklaşık yüzde 85’ini yurtdışına satan CMS, hafif alaşımlı alüminyum jant sektöründe Avrupa’nın büyük firmaları arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji sektörüne yatırım yapmayı amaçlayan CMS, gelecek yıllarda da Rus-
26 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARICoşkunözMetal,WCMdenetim sürecinibaşarıylatamamladıGenel Müdür Şükrü Tetik, Fiat Grubu tarafından yönetilen WCM denetim sürecini başarıyla tamamladıklarını belirterek, Seri Üretim Grubu 3 lokasyonunda yapılan çalışmalarla mevcut yalın üretim sistemine yeni araçların entegrasyonunu sağladıklarını açıkladıBURSA Mercedes Benz Türk A.Ş. tarafından 2012 yılı ‘Yıllık Tedarikçi Değerlendirmesi’ kapsamında ‘A Kategori’ye değer bulunan Coşkunöz Metal Form, Fiat Grubu tarafından yönetilen Dünya Sınıfında Üretim (World Class Manufacturing-WCM) denetim sürecini de başarıyla tamamlayarak, sektördeki yetkinliğini perçinlemiş oldu. Ana faaliyet alanı otomotiv yan sanayi olan Coşkunöz Holding, 1950 yılında M. Kemal Coşkunöz tarafından kuruldu. Bugün itibarıyla sınırsız şekillendirme yapabilen bir makine parkına sahip olan holdingin 12 firması ve 3 bine yakın çalışanı bulunuyor. Holding altı farklı sektörde faaliyet gösteriyor. Holding, başta otomotiv olmak üzere makine, havacılık, ısı ve taşımacılığın yanı sıra enerji alanında da etkin bir şekilde çalışıyor. Karoser sac parçalarının yanında yapısal ve fonksiyonel otomotiv sac parçaları da üreten holding şirketleri, yılda yaklaşık 150 bin ton sac işleyerek, imal ettiği ürünleri başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir yanına sevk ediyor. Yıllık cirosunun yüzde 50’sini ihracattan karşılayan holding, imalatını yaptığı ürünlerle Türkiye otomotiv sanayisinin yapı taşlarının oluşmasında da önemli rol oynadı. Holding kuruluşlarına ait olan patentli ürünler arasında markalama makinesi, yağ keçesi, çelik karoseri, şoför kabini ve akümülatör maşası bulunuyor. ürettiği ürünler arasında otomotive yönelik dış yüzey ve gövde sac parçaları, kenetli-montajlı parçalar, yakıt depoları, kaynak makineleri, presler, 3D lazer kesme makineleri, sac işleme makineleri, sac kalıpları, kauçuk-metal titreşim takozları, uçak gövde parçaları ve panel radyatörler bulunuyor. Coşkunöz Holding’in en büyük firması konumunda olan ve İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı 2012 yılı Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde 156’ncı sırada yer alan Coşkunöz Metal Form Makine, geçtiğimiz yıla kıyasla 32 sıra birden yükselmiş oldu.Ana faaliyet alanı otomotiv yan sanayi olan Coşkunöz Holding, 1950 yılında M. Kemal Coşkunöz tarafından kuruldu. Bugün itibarıyla sınırsız şekillendirme yapabilen bir makine parkına sahip olan holdingin 12 firması ve 3 bine yakın çalışanı bulunuyor. Holding altı farklı sektörde faaliyet gösteriyor.“100 bin tondan fazla çelik sac işleniyor”Firmalarının 100 bin metrekarenin üzerindeki üretim alanıyla yılda 100 bin tondan fazla çelik sac işlediğini ifade eden Coşkunöz Metal Form Genel Müdürü Şükrü Tetik, Türkiye’de ve Avrupa’da OEM’lere sac parça ve kalıp-makine üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Tetik, Coşkunöz Metal Form’un kısa bir süre önce Mercedes Benz Türk A.Ş. Merkezi Satınalma, Otobüs Malzeme Temini ve Kalite Güvence Müdürlükleri tarafından 2012 yılı ‘Yıllık Tedarikçi Değerlendirmesi’ kapsamında ‘A Kategori’ye değer bulunduğunu dile getirerek, “Değerlendirme, Coşkunöz Metal Form’un Mercedes’in Hoşdere’deki fabrikasına gerçekleştirdiği sevkiyattaki ürün kalitesi, sevkiyat güvenliği ve satın alma kriterleri baz alınarak yapıldı. Metal Form, 87.03 puan alarak önemli bir başarıya imza attı” dedi. Şükrü Tetik, geçtiğimiz aylarda FIAT Grubu tarafından yönetilen WCM denetim sürecini de başarıyla tamamladıklarının altını çizerek, Seri Üretim Grubu 3 (SÜG3) lokasyonunda gerçekleştirilen WCM çalışmalarının firmanın mevcut yalın üretim sistemine yeni araçların entegrasyonunu sağlayarak, sistemin daha etkin ve verimli çalışabilmesini sağladığına işaret etti. Tetik, şöyle devam etti: “WCM denetimine giren SÜG 3, TOFAŞ ekibinin yaptığı değerlendirme sonucunda 22 hedef puan üzerinden 16 puan alarak süreci başarıyla tamamladı. Değerlendirme sonrası TOFAŞ tarafından Coşkunöz Metal Form’un ilk denetim sonrası en yüksek puan alan firmalar arasında yer aldığı bilgisi verildi. Coşkunöz, WCM çalışmaları sayesinde birçok yeni iyileştirme aracını görme şansı buldu. Firma olarak bizler entegre çözümler sunan bir yapıyla sürdürülebilirlikten yanayız” değerlendirmesini yaptı. Şükrü Tetik, Coşkunöz Metal Form bünyesinde faaliyet gösteren Coşkunöz Ar-Ge Merkezi’nin holding şirketlerinin araştırma ve geliştirme faaliyetlerini üstlenmek adına 2006’dan bu yana faaliyet gösterdiğini söyledi. 2010’da Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belgelenen merkezin üniversiteler ve yerli-yabancı araştırma şirketleri ile işbirliği yaparak çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Tetik, merkezin özellikle otomotiv ve makine sektörlerinde Avrupa standardının da üzerinde altyapıya ve etkinliğine sahip olmayı hedeflediğini ifade etti. Tetik, “Ar-Ge merkezi çalışmalarımız; otomotiv, lazer teknolojileri ve kalıp-makine uzmanlıkları altında yoğun bir şekilde devam ediyor” dedi.ISO 500’de 32 sıra yükseldiTürkiye otomotiv sanayinin gelişimi için eşik sayılabilecek imalatlar da yapan holding, 1963 yılında, Türkiye’nin ilk çelik otobüs karoseri üretimini M. Kemal Coşkunöz yönetiminde gerçekleştirdi. Holding bu imalatla Bursa’nın otomotiv sanayiindeki etkinliğini artırmak adına tarihi bir adım atmış oldu. Coşkunöz Holding şirketlerinin
28 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIÇanakcılarSeramik,ilk yarıdayüzde25büyüdüGeçen yıl yakaladıkları yüzde 40’lık büyüme oranını bu yıl da devam ettirdiklerini belirten Çanakcılar Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çanakcı, bu yılın ilk yarısında yüzde 25 oranında büyüdüklerini kaydettiSABİHA TOPRAK ZONGULDAKOfis mobilyasında 17 ülkeye, banyo mobilyasındaise 50 ülkeye ihracat yapan Çanakcılar Şirketler Grubu, günlük bin 500 modül ofis mobilyası ve yılda 30 bin adet banyo mobilyası üretim kapasitesine sahip. Geçen yıl elde ettiği yüzde 40’lık büyüme oranını bu yıl da devam ettirme kararlılığında olan ve ilk altı ayda yüzde 25 oranında büyüyen Çanakcılar, yatırım yapmaya ve yeni pazarlara açılmaya devam ediyor. Zonguldak’a bağlı Gökçebey’de ürettiği ürünlerin yüzde 40’ını Creavit markasıyla ihraç eden Çanakcılar, 60 bin metrekarelik kapalı alan üzerine kurulu olan Gökçebey Vitrifiye Üretim Tesisleri’yle tek bir merkezde kurulu en büyük üç tesisten biri konumunda bulunuyor. Firma, yurtiçi satış ve pazarlama faaliyetlerini ise İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Antalya ve Zonguldak olmak üzere yedi bölgede yer alan showro-om’lu bölge müdürlüklerinin yanı sıra Trabzon ve Diyarbakır’daki bölge temsilcilikleriyle yürütüyor. Markalaşma çalışmalarına 1981’de fabrikasyon üretime geçilmesiyle hız veren Çanakcılar, Gökçebey’de 140 bin metrekarelik açık alanda yılda 1.5 milyon adet seramik sağlık gereci üretiyor. Çanakcılar Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çanakcı, uluslararası piyasada sözü edilen bir şirket olma vizyonuyla çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini kaydetti.Fabrikasyon süreciyle üretimi arttıKüçük bir atölyede mozaik tuvalet taşıyla 1960’lı yıllarda başlayan Çanakcılar Şirketler Grubu, 1970’li yıllarda faaliyetlerine polyester boya kaplamalı ve seramik görünümlü tuvalet taşlarının üretim ve pazarlamasını kattı. Grup, 1980’li yılların başında startını verdiği fabrikasyon üretim süreciyle, vitrifiye seramik sağlık gereçleri üretimini her geçen yıl daha da büyüterekKüçük bir atölyede mozaik tuvalet taşı üretimiyle 1960’lı yıllarda faaliyetlerine başlayan Çanakcılar Şirketler Grubu, 1970’li yıllarda faaliyetlerine polyester boya kaplamalı ve seramik görünümlü tuvalet taşlarının üretim ve pazarlamasını kattı.günümüzde yıllık 1.5 milyon adet seramik sağlık gerecine ulaştı. Sosyal sorumluluk çerçevesinde hayata geçirdiği Botanik Alanı ve Hayvanat Bahçesi projesi ‘Doğa fabrikası’ konseptiyle dünyada bir ilk olma özelliğini taşıyor. Aydınlık bir Türkiye için eğitimin öneminden hareketle Gökçebey Mithat-Mehmet Çanakcı Meslek Yüksek Okulu’nu 2006-2007 Eğitim-Öğretim döneminde hayata geçiren Çanakcılar Seramik, 2008’de ilk mezunlarını verdi.Yatırımlarını inovasyon odaklı yapıyorCreavit’in yanı sıra Doxa ve Armica markasına sahip olduklarını açıklayan Hakan Çanakcılar, 2006’da kurdukları Çaydeğirmeni üretim tesislerinin Creavit markalı banyo mobilyaları, gömme rezervuar ve klozet kapakları ile Doxa markalı ofis mobilyaları ve Armica markalı batarya üretiminin tamamını karşıladığını söyledi. Her bir markanın geliştirilmesi ve büyütülmesi için yatırımlarını inovasyon odaklı yaptıklarını kaydeden Çanakcı, makine parkına yaptıkları teknoloji yatırımlarıyla tesislerinde kapasiteyi her geçen gün artırdıklarını aktardı. Pek çok sektörde kullanılabilir olmasıyla beraber nanoteknolojinin insanların hayatına yavaş yavaş girmeye başladığını dile getiren Çanakcı, “Şu an nanoteknolojinin üçüncü devresinde olduğumuz düşünülürse, 2020 yılı itibarıyla dördüncü nesil nanoteknolojik ürünlerin çıkmasını bekliyoruz. Elbette sektör olarak çalışmalarımız inovatif olmalı ve yatırımlarımızı pek çok dinamiği göz önünde bulundurarak güncel tutmalıyız” dedi. Yılda 30 bin adet banyo mobilyasının ve 300 bin modül ofis ürünün hammaddesini işlediklerini belirten Çanakcı, tüm ürünlerini güvenilirlik, fonksiyonellik ve üstün performans konusunda birçok teste tabi tuttuktan sonra piyasaya sunduklarını söyledi.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 29Çiltuğ,RESünitelerinin tamamınıüretecekGAMZE ERDEN GAZİANTEPGaziantep OSB’DE, 17 bin metrekaresi açık, toplam 49 bin metrekare alanda faaliyet gösteren Çiltuğ A.Ş, 4 bin ton hidromekanik-elektromekanik ile 10 bin ton rüzgar kulesi ve aksamı üretiyor. Çiltuğ’un, 2011 yılında 89 milyon TL olan cirosu, 2012’de 151 milyon TL’ye yükseliyor ve 2013 yılı ciro hedefi 250 milyon TL olarak planlanıyor. Çiltuğ Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tuğsuz, 1971 yılında kurulan fabrikalarında 37 mühendis ve teknik eleman olmak üzere toplam 475 personel çalıştığını ifade ediyor. Tuğsuz, 1965’te Keban Barajı inşaatında mühendis olarak çalışmaya başladığı mesleğinin ilk yıllarında yüksek basınçlı baraj kapaklarının yaptırılması bir yana Amerika’dan ithal edildiğini ve Avrupa ülkelerinde bu çaptaki projelerin yapılıp yapılmayacağının tartışıldığını söylüyor. Çiltuğ’da, enerji projelerinin hidromekanik veelektromekanik her türlü teçhizatı ile türbin ve jeneratör parçaları, giriş vanası, inlet pipe, salyangoz, emme borusu, türbin parçaları ve muhafazaları General Electric, Voith Siemens Hydro Power Generation, Alstom gibi dünyaca bilinen markalara üretim yapılıyor. Yakın gelecekte önemli bir potansiyel vadeden rüzgar enerjisi projeleri için türbin ve jeneratör aksamları ve kule imalatlarının miktarını artırmayı hedeflediklerini söyleyen Tuğsuz, en kısa sürede komple ünitelerin üretimine yöneleceklerini söyledi. Tuğsuz, fabrikalarında NDT testleri için uluslararası kurumlarca onay görmüş akreditasyonlu firmalardan EN473 standardında LEVEL-II sertifikalı mühendisler ve EN 287 standardında testli kaynakçılar istihdam ettiklerini belirtti. Tuğsuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “1971 kuruluş yılımızdan bugüne Güneydoğu Anadolu’da Karakaya, Atatürk, Batman ve Birecik Barajları için kapak ve cebri boruları imal ettik. Yaptığımız yeni yatırım ve geliştirdiğimizEnerji projelerinin hidromekanik ve elektromekanik tüm teçhizatlarını General Electric, Voith Siemens, Hydro Power Generation, Alstom gibi dünyaca ünlü markalar için üreten Çiltuğ, önümüzdeki yıllarda RES ünitelerinin tamamını üretmeyi hedefliyor.yeni teknolojilerle bugüne kadar salyangoz, emme borusu ile özel, yüksek basınca dayanıklı kelebek, sürgülü ve konik vana ürünlerimizle ithal ikamesini yaparak ülkemize büyük ölçüde döviz kazandırdık. 2012’den beri rüzgar enerjisi alanında rüzgar kuleleri imal ediyoruz.” Çiltuğ çatısı altında yer alan Tektuğ Elektrik Üretim’in, üretim lisansını aldığı yedi tane (141MW) Hidroelektrik Santral (HES) projesinden beşinin (99MW) tüm hidromekanik makine ve teçhizatlarının imalat ve montajını tamamladıklarını belirten Tuğsuz, bu santralleri 2005 yılından beri işlettiklerini söylEDİ. 28 MW ve 13,5 MW kurulu güçteki Sırımtaş HES ve Kalealtı-II HES’leriyse 2013 yılında tamamlanmış. Ek olarak 27,5MW lık Sincik Rüzgar Enerji Santrali’nin (RES) ise Eylül 2013’te devreye alınması planlanıyor. Tektuğ Elektrik Üretim, lisansı alınan 10 MW lık santralin de devreye girmesiyle toplamda 151 MW HES ile 27,5 RES kurulu güce sahip oluyor.
30 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIÇopuroğlu 2013yılı içinhedef büyüttüGeçen yıl imalatı adet bazında %110 oranında artırdıklarına dikkat çeken Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Çopur, bu yıl içinde imalatta hedef büyüttüklerini söyledi. Çopur, mevcut sapan imalat kapasitelerini artırmak için 2 bin tonluk pres makinesi alımı hazırlıklarını sürdürdüklerini açıkladı. Çopur, ihracatta ise Ortadoğu’yu hedef pazar olarak belirlediklerini kaydettiANKARA Çelik halat ve çelik sapan üretimi alanında faaliyet gösteren Çopuroğlu Sanayi Malzemeleri, farklı ürün grupları ile aynı zamanda demir çelik üreticisine de çözüm ortağı oldu. Firma olarak 2012 için hedefledikleri cirolara ulaştıklarını belirten Çopuroğlu Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Çopur, “2012 yılında mevcut imalatımızın adet bazında yaklaşık yüzde 110 oranında artış gösterdiğini görüyoruz. İmalatımızdaki artışın bir sonucu olarak ciromuzda da 2011 yılına göre yüzde 57 oranında bir büyüme söz konusu. İstihdamda da geçtiğimiz seneye göre personel sayımızda yüzde 20’lik bir artış gerçekleştirdik” şeklinde bilgi verdi. Farklı ürün grupları ile demir çelik üreticisine çözüm ortağı olduklarını belirten Seyfi Çopur, 2012 yılında açtıkları ikinci mağaza ile çelik halat ve sapan imalatını bu mağazaya aktardıklarını vurgulayarak, “Bu sayede çelik halat ve sapan konusunda ikinci mağazamızla, kaldırma üniteleri konusunda da ilk mağazamızla ivme kazanarak devam etmeyi hedefliyoruz. Gerek çelik halat gerekse sapan imalatı konusunda öncelikle Ankara’da, daha sonra da Türkiye genelinde ilk akla gelen isim olmak hedeflerimiz arasında bulunuyor” dedi. de yapılan aktivitelerin en sorunsuz şekilde sistem üzerinden takibi ve kontrolüdür. Bunu yaparken doğal olarak hız kazandırması gerekir ki; firmanın tedarik zincirindeki çözüm ortakları ile iletişimi en hızlı ve sorunsuz şekilde gerçekleşsin. Bu programın firmamıza sağlayacağı en büyük avantajı, kazandıracağı hızdır” dedi.Yeni makine yatırımı yapılacakMevcut sapan imalat kapasitelerini 2013 yılında artırmak için 2 bin tonluk pres makinesi alımı hazırlıklarını sürdürdüklerine de dikkat çeken Seyfi Çopur, “Çelik halat sapanlarımız için alacağımız test makinesi ile tüm imalatımızı test ederek, kusursuz hale getirmek de 2013 hedeflerimiz arasında yer alıyor” şeklinde konuştu. 2013 yılında hayata geçirmeyi planladıkları önemli bir projenin de CANIAS programına geçmek olduğunu söyleyen Seyfi Çopur, “Sektörde tam anlamı ile ERP kullanan firma ne yazık ki bulunmamakta. ERP’lerin en büyük amacı şirket için2011 yılında süren krize rağmen yatırımlarına devam eden Çopuroğlu Sanayi Malzemeleri, kriz dönemindeki bu girişimleri sonucunda alanında dünya çapında söz sahibi olan Hollanda firması ile anlaşma sağlayarak, bu markayı Türkiye piyasasına getirdi.“Krizin devam ettiği 2011’de girişimlerimize hız verdik”Seyfi Çopur, 2008 yılında başlayan krizin etkilerinin 2011 yılına kadar sürdüğünü, tüm sektörler gibi demir-çelik sektörünün de krizden aşamalı olarak etkilendiğini belirtti. 2011 yılında süren krize rağmen ithalata tekrar hız kazandırdıklarını ve ürün yelpazelerini genişlettiklerini söyleyen Çopur, “Tüm bu girişimlere rağmen 2011 yılı rakamları beklentilerimizin altında kaldı. Buna rağmen yatırım ve girişimlerimize devam ettik. 2012 yılında, iş birliği yaptığımız mevcut Alman ve Çinli firmalarla ithalatımızı artırmamızın yanı sıra konusunda dünya çapında söz sahibi olan bir Hollanda firması ile anlaşma sağlayarak, Türkiye piyasasına getirmeyi başardık” ifadelerini kullandı.Ortadoğu’da bayiler açacağızİhracatlarının son iki yılda düşük bir seyir izlediğine de değinen Seyfi Çopur, “Ancak 2013 ve 2014 yılları için gerçekleştirdiğimiz yurtdışı ortaklıkları ile aldığımız yabancı markaların Ortadoğu bayiliklerini de almayı hedefliyoruz. Bu nedenle Ortadoğu ülkelerini hedef pazar olarak görüyoruz. Ayrıca yerli imalatçılarla olan işbirliklerimizden aldığımız güç ile de Avrupa piyasasına girmek yine gelecekteki hedeflerimiz arasında. Bazı ülkelerde girişimlerimizi başlattık” şeklinde konuştu.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 31DalanKimya d’Olivemarkasıyla kozmetikteliderliği gözünekestirdiYılda 50 bin ton sabun imalatı yaptıklarını ve sabundaki tecrübelerini kozmetiğe taşıdıklarını açıklayan Dalan Kimya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aysu Dalan Benlioğlu, “d’Olive markamızla zeytinyağlı kozmetik ürünlerinde liderliği hedefliyoruz”dediARZU ALP İZMİR Pirinalı sabunun yanı sıra kalıp sabun, kozmetik, gliserin konusunda da yılda 50 bin tonluk imalat yapan Dalan Kimya, Türkiye’nin ilk üç büyük üreticisi arasında yer alıyor. Üretiminin yüzde 60’ını 100’den fazla ülkeye ihraç eden Dalan, yurtdışında Diana, Nancy, Cindy, Alara, Adalya ve Roxy markalarıyla tanınıyor. Türkiye genelinde Ege, Marmara, Güney Doğu Anadolu, Orta Anadolu ve ulusal zincir mağazalar olmak üzere beş bölge müdürlüğüne sahip olan Dalan, Türkiye geneline sahip olduğu bayilerle faaliyet gösteriyor. Bu yıl 72’nci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Dalan Kimya, 500’ü aşkın çalışana sahip. Sabun üretimindeki tecrübesini 2011’de kozmetiğe taşıyan Dalan, d’Olive markasıyla zeytinyağlı kozmetik ürünleri konusunda liderliği hedefliyor. d’Olive’in ürün yelpazesinde şampuan, saç kremi, sıvı sabun, yüzde 100 zeytinyağlı kalıp sabun, yoğun bakım kremi, vücut kremi, duş jeli ve vücut yağı bulunuyor. Portföylerinde 600’den fazla ürün çeşidinin bulunduğunu açıklayan Dalan Kimya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aysu Dalan Benlioğlu, “Gelecek kuşaklara daha temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakmak için doğal kaynaklara ve ekolojik sisteme duyarlı, çevre yönetim sistemi kriÜretiminin yüzde 60’ını 100’ü aşkın ülkeye ihracat eden Dalan Kimya, geçen yıl 84 milyon TL’lik ihracat gerçekleştirdi. Yüzde 10’luk artışla geçen yılı 150 milyon TL ciroyla geride bırakan firma, bu yıl ise 165 milyon TL ciro hedefliyor.terlerine uygun üretim yapıyoruz. ‘Çevre dostu’ üretim yapan şirketler arasında yer alan Dalan’ın ISO–9001 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi bulunuyor” dedi.Üretim kapasitesini yüzde 30 artıracakGeçmişi, Hamdi Dalan’nın 1941 yılında İzmirNamazgah’taki sabun imalatına kadar dayan Dalan Kimya, şu anda Akın Dalan Yönetim Kurulu Başkanlığında ve İzmir Pınarbaşı’ndaki 70 bin metrekarelik tesiste faaliyetlerine devam ediyor. 1976’da Dalan Kimya Endüstri AŞ’yi kuran Akın Dalan, 1979’da Dalan Pınarbaşı tesislerini 1985’te de Dalan Yağ Endüstri’yi faaliyete geçirdi. 1981’de makineli sabun imalatına başlanırken, 1987’de ilk ihracat yapıldı. 1993’te Ar-Ge çalışmaları yürütülen Dalan Kimya’da 1994’te bilgisayar kontrollü tam otomatik tesisler kuruldu. 2003’te ISO 9001:2000 Kalite Belgesi alan Dalan Kimya, 2006’da kozmetik ürünleri imalatına başladı. Geçen yıl, 2011’e göre yaklaşık yüzde 10’luk artışla 150 milyon TL ciro elde eden Dalan Kimya’nın cirodaki ihracat payı ise 84 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu yıl 72’nci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Dalan Kimya, 2011’de lansmanını yaptığı d’Olive ürünlerinin yanı sıra bu yıl d’Olive Body Butter ürünlerini de tüketiciyle buluşturdu. Bu yılın ilk yarısında gerçekleştirdiği yatırımlarla üretim kapasitesini yüzde 30 oranında artırmayı planlayan Dalan Kimya, yılı yüzde 10’luk bir artışla 165 milyon TL civarında ciroyla kapatmayı hedefliyor. Dalan’ın geçen yılı başarılı bir şekilde geride bıraktığını dile getiren Aysu Dalan Benlioğlu, “Geçmişte yaşanan krizlerden edindiğimiz tecrübeler bu hedeflerimizi tutturmakta en büyük yardımcımız oldu. İç ve dış piyasadaki hedeflerimiz bazı ürün gruplarında planlananın üzerinde gerçekleşti. Bu yıl da bu başarıyı daha iyi seviyelere taşımak için çalışıyor” şeklinde konuştu.Dalan Kimya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aysu Dalan Benlioğlu (solda) ve Dalan Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Akın Dalan bir arada.
32 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIDeğirmen,yarımasırdırgıda sektörüiçinmakineüretiyorUn ve irmik için gerekli olan değirmen makinelerinin imalatını yaptıklarını anlatan Yönetim Kurulu Başkanı M. Selçuk Ataseven, bugün itibarıyla ulaştıkları teknoloji ile yeni nesil fabrikaları kurabilecek donanıma sahip olduklarını dile getirdiGAMZE ERDEN GAZİANTEP Değirmen Makina, yarım asırdır Türkiye’nin ve dünyanın birçok ülkesinde gıda üretimi yapan firmaların makine ihtiyacını karşılıyor. Özellikle un üreticilerinin ihtiyaçlarına karşılayan firma ihracatta da iddialı bir konumda bulunuyor. Temelleri 1953 yılında atılan ve halen Gaziantep 4’üncü Oganize Sanayi Bölgesinde (OSB) faaliyet gösteren firma, 16 bin metrekaresi kapalı, toplam 30 bin metrekarelik alanda üretim yapıyor. Şirketlerinin gelişimi hakkında bilgiler veren Değirmen Makina Yönetim Kurulu Başkanı M. Selçuk Ataseven, 1989 yılında üretimi yapılan makinelerin pazarlaması ve yurtdışından tedarik edilecek makine ve ekipmanlar için Almanya’nın Frankurt şehrinde As-Com Trading Industrial Products GmbHy’yi, Ortadoğu pazarı için de 2006 yılında Karagöz International Makina Sanayi adlı şirketleri kurduklarını söyledi. 2009 yılı sonunda bin metrekarelik yeni bir boyahane kurduklarını, ürettikleri makina ve ekipmanların, elektrostatik toz boya ve akrilik boya işlerini modern tesislerinde kendi bünyelerinde yaptıklarını anlatan Ataseven, yine 2012 yılı Nisan ayında 7 bin 500 metrekare alana üretim tesislerinin kalitesini artırmak için lazer kesme tezgahları ile ilave yatırım yaptıklarını açıkladı. Üretimleri hakkında da bilgi veren Ataseven, “Firmamızda açılı cebri tav, aspilatör, atık kırıcı, bulgur parlatma, combı separator, detanjör, dozajlama, irmik fanı, irmik sasörü, jet filtre, kabuk soyucu, kepek fırçası, kuru taş ayırıcı, larva kırıcı, pneumatik fan, pneumatik teçhizat grubu, posta sasörü, radyal tarar rotoflow, strato, tahıl temizleme aspirasyonu, taşıma ekipmanları, temizleme separatörü, ultra triyör, vals, yıkama ve kurutma gibi üretilen ana ürünlerin satışı yapılıyor. Un, irmik, bakliyat, kahve ve tohum tesislerini anahtar teslimi projelerle gerçekleştiriyoruz” ifadesini kullandı. liği (AB) ülkelerine ürünlerini gönderdiklerini söyledi. Yıllık 25 milyon dolar ihracat hedeflerinin bulunduğunu kaydeden Ataseven, CE sertifikası, Hizmet Yeri Yeterlilik Belgesi, Marka Tescil Belgeleri, Ülkelere Giriş Belgelerinin yanı sıra TSE ISO EN 9000 K-Q, TSE EN ISO 900 kalite belgelerine sahip olduklarının altını çizdi. Sektörel değerlendirmelerde de bulunan M. Selçuk Ataseven, “Daha önceleri değirmen denildiğinde çok çeşitli maddeleri parçalayan, ezen ve öğütmeye yarayan makinalar akla gelirdi. Ama artık değirmen denildiği zaman akla hububat işleme, un ve irmik sektörüne makine üreten üreticilerin teknolojideki son gelişmelerle ve ülke ekonomisine sağladığı katma değerler akla geliyor” değerlendirmesini yaptı. Türkiye’de üretilen değirmen makinelerinin teknolojik yönden dünyada söz sahibi konumda olmasının altında yatan başlıca nedeni Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerine bağlayan Ataseven, marka değeri bilincine varılması ve daha kaliteli üretim yapma anlayışının da sektörlerine olumlu yansıdığını vurguladı. Sektördeki üreticilerin yeni pazarlar bulmak için farklı coğrafyalarda arayış içinde olduğunu aktaran Ataseven, Afrika, Türk cumhuriyetleri ve ABD’nin potansiyel pazarlar olduğunu söyledi.Temelleri 1953 yılında atılan Değirmen Makina’nın yurtdışında iki ayrı şirketi bulunuyor. Bu şirketler aracılığıyla geniş bir coğrafyada çalışma imkanı bulan firma, her yıl ortalama 25 milyon dolarlık ihracat yapmayı hedefliyor.“Dünyanın dört bir yanına satış yapıyoruz”“Dünyanın dört bir yanına satış yapıyoruz” diyen M. Selçuk Ataseven, ABD, Kanada, Arjantin, Azerbaycan, Lübnan, Cezayir, Ürdün, Bulgaristan, Gürcistan, Rusya, Moğolistan ve Avrupa Bir-“Türkiye’nin 35 milyon ton un üretme kapasitesi var”M. Selçuk Ataseven, değirmen makineleri sektöründeki üreticilerin tamamına yakınının yüksek kapasiteli, ekonomik, bakım maliyetleri düşük ve hepsinden öncelikli iki, hatta üç makinenin yaptığı işi tek başına yapabilecek makine imal etmeye odaklandığını söyledi. Ataseven, “Dünyanın birçok ülkesinde temel besin kaynağı denildiğinde akla ilk başta un gelir. Bu besin kaynağı bizim sektörde yapılan gıda makinaları ile imal ediliyor” şeklinde bilgi verdi. Türkiye’deki toplam un üretim kapasitesinin 35 milyon tonu bulduğunu kaydeden Ataseven, “Üretilen un, tüm dünyadaki un ticaretini karşılayacak vaziyette. İhracatçı birlikleri verilerine göre, 2011 yılında 100’ün üzerinde ülkeye 2 milyon ton un ihracatının karşılığında 892 milyon 500 bin dolarlık satış yapılmış. Makine sektörü olarak bunu çok iyi değerlendirmeliyiz. Kapasiteyi yukarı çekecek ürünleri ele almalıyız” şeklinde görüş bildirdi. Ataseven, firma olarak Türkiye’nin en büyük tesislerine sahip olduklarını iddia ederek, “Tecrübeli personellerimiz ile uzaktan çalıştırılabilen, anlık verilere ulaşılabilen, müdahale edebilme gibi birçok işlemin gerçekleştirilmesine olanak sağlayan yeni nesil fabrikaları yapacak bilgi ve donanıma sahibiz” ifadelerini kullandı.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 65Kemsan,güçelektroniğinde Ar-Ge’yeodaklandıDİLEK TOPRAK ESKİŞEHİR Kaynak Elektronik, Kemsan markasıyla Türkiye’deki güç elektroniği sektörünün sayılı firmaları arasında yer alıyor. Genel Müdürlüğü’nü Adil Ceyhan’ın yürüttüğü Kaynak Elektronik, özellikle savunma sanayi, raylı sistemler, yenilenebilir enerji kaynakları sektörlerinde gerçekleştirilecek Ar-Ge projeleri ile dünya çapında önemli çalışmalara imza atmak istiyor. 1984 yılında Adil Ceyhan’ın kurduğu Kare Endüstriyel Elektronik, 1985 yılında Ahmet Öncüer’in kurduğu Öncü Elektronik ve 1989 yılında Ahmet Öncüer ve Fuat Güraslan’ın kurduğu Kaynak Madencilik firmaları 1990 yılında Kaynak Elektronik Makina Sanayi adı altında birleşerek, faaliyet göstermeye başladı. Temel faaliyet alanı güç kaynağı ve güç elektroniği olarak belirlenen firmada, Kemsan markasıyla kesintisiz güç kaynağı ve güç elektroniği cihazları üretilmeye başlandı. O günden bu güne güç elektroniği sektöründe 20 yılı aşkın tecrübesi ile rekabet gücü yüksek cihazlar üreterek yenilikçi, yaratıcı, saygın ve güvenilir bir konum elde eden firmanın Ar-Ge, üretim, satış ve teknik servis birimlerinin yer aldığı merkez binası Eskişehir’de bulunuyor. Kaynak Elektronik Genel Müdürü Adil Ceyhan, Kemsan’ın özellikle askeri uygulamalar için geliştirdiği özel cihazları ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kaliteli enerji gereksinimini karşıladığını söyledi. Askeri uygulamalarda kullanılan ürünleri hakkında değerlendirme de yapan Ceyhan, şöyle devam etti: “Ürünlerimiz, savaş gemilerinde ve karakol botlarında silah sistemlerinin 400Hz güç ihtiyacını karşılıyor. Kesintisiz enerji ihtiyacı bulunan birimlerin beslenmesinde, denizaltılarda 60Hz ve 400Hz güç ihtiyacının karşılanmasında,1984 yılında Adil Ceyhan’ın kurduğu Kare Endüstriyel Elektronik, 1985 yılında Ahmet Öncüer’in kurduğu Öncü Elektronik ve 1989 yılında Ahmet Öncüer ve Fuat Güraslan’ın kurduğu Kaynak Madencilik firmaları 1990 yılında Kaynak Elektronik Makina Sanayi adı altında birleşerek Kemsan markasının da temelini atmş oldu.jet üslerinde, hangar ve şaltırlarda jetlerin elektriksel testlerinin yapılmasında 400Hz kaynak olarak, askeri konteynerler içinde güç kaynağı ve güç dağıtım ünitesi olarak, askeri laboratuvarlarda ve savunma sanayine hizmet veren kuruluşlarda test konvertörü olarak kullanılıyor.” Önümüzdeki dönemde Kemsan’ın yeni projelerle ciddi çalışmalara imza atacağını bildiren Adil Ceyhan, TÜLOMSAŞ ve TÜBİTAK ortaklığı ile yürütülen E1000 milli lokomotif projesi kapsamında üretimini tamamladıkları 140kVA gücünde yardımcı konvertör ünitesine dikkat çekti. Adil Ceyhan, “Bu proje özelliği itibarıyla askeri şaltırlar içinde ihtiyaç duyulan farklı gerilimlerin tek bir cihaz ile sağlanması konusunda da örnek bir çalışma oldu. Projede özellikle önemli olan konular boyut ve ağırlığın az olması. Projede EMC ve titreşim konularında maksimum önlem alındı” diye konuştu.
66 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIİşeyorgancılıklabaşlayanKıvanç globalmarkalarakumaşihraçediyorBundan 50 yıl önce yorgancılıkla başlayan üretim faaliyetlerinin bugün kumaş, iplik ve geri kazanımla sürdüğünü söyleyen Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç, artık global markalara kumaş ihraç ettikleri bilgisini verdi. İhracatta 50 ülkeyle çalıştıklarını kaydeden Kıvanç, “Beş ayrı bölgede çalışan pazarlama sorumlularımız, dış pazar payını artırmaya çalışıyor” dediADANA Yaklaşık 50 yıl önce yorgancılık yaparak, sektöre adım atan Kıvanç Tekstil, şimdi dünya devi markalara kumaş ihraç ediyor. Türkiye’nin en büyük bin şirketi arasında yer alan Kıvanç Tekstil, yeni yatırımlarla büyümesini sürdürecek. Babaları Hacı Mustafa Kıvanç’ın Sivas’ta1950’li yıllarda zamanın gözde sektörü yorgan, yastık ve yatak üretmeye başlamasıyla sektöre adım attıklarını kaydeden Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç, şirketlerinin Adana’da kuruluş hikayesinin ise 1967 yılına dayandığını söylüyor. “Babam o zamanlarda iplik fabrikalarından telefleri alıyor, temizliyor toptan olarak Türkiye’nin tüm il ve ilçelerine yatak, yorgan, yastık, kırlent imalatı yapan yorgancılara dağıtımını ve satışını yapıyordu” diyen Kıvanç, 1980’li yıllarda İtalya’dan ikinci el olarak aldıkları iki adet open end iplik makinesinin Kıvanç Tekstil’in işletme tarihinde yeni bir devri başlattığını vurguluyor. Kıvanç, “Türkiye’nin dışa açıldığı, ekonominin dünya piyasalarıyla bütünleştiği ve duvarların yıkıldığı bir zamanda çok doğru bir adım attık” derken, 1990’ların sonunda ring iplik ve kumaş üretimine girdiklerini kaydediyor. Kıvanç, 2005 yılında tamamladıkları makine parkıyla farklı işletmeleri de bünyelerinde barındırarak entegre bir sanayi tesisine dönüştüklerini dile getirirken, “Adana’da yaklaşık 100 bin metrekare kapalı, 50 bin metrekare açık alana sahip entegre tesislerimizde yıllık ortalama 15 milyon metre kumaş ve 6 bin ton iplik üretiyoruz” dedi. Kıvanç ailesinin ikinci kuşağı olarak alanında tecrübeli profesyonel yöneticileriyle yenilikçilik anlayışını sürdürdüklerini belirten Zeki Kıvanç, iç ve dış piyasaların gerektirdiği piyasa performansını ve rekabetçi özelliklerini geliştirerek sağlamaya çalıştıklarına dikkat çekti. Kıvanç, gerek pazarlama ve gerekse finansal yönetim konusunda atılan emin ve sağlam adımlarla sahip oldukları saygınlığı güçlendirdiklerine işaret etti. Dokunan tüm kumaşların her türlü piyasa talebine uygun olarak aylık ortalama 1 milyon 200 bin metre üretim kapasitesine ve son model boya ve apre makinelere sahip boya terbiye işletmesinde boyandığını ve terbiye işlemine tabi tutulduğunu anlatan Kıvanç, hazırladıkları kumaş koleksiyonlarının bay, bayan ve çocuk giyimlerini kapsadığını ve 140 gram metrekareden 450 gram metrekare ağırlığa kadar çeşitli karışımlarda elastanlı veya elastansız olarak üretim yaptıklarını söyledi.Yeni yatırımlar yoldaKıvanç Tekstil olarak bu yıl boya apre ve dokuma işletmelerine yatırım yapacaklarını açıklayan Zeki Kıvanç, “2012 yılında yaptığımız 5.5 milyon euro yatırıma ek olarak 2013 yılında 5 milyon euro’luk makine ve ekipman yatırımı yapacağız. Üretim ve ciromuzu yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Modaya daha uygun, katma değeri daha yüksek ürünler yapacağız. Şu an zaten ürün geliştirme bölümümüzde 30’a yakın personel çalışıyor. En çok önem verdiğimiz iş, ürün geliştirme. Piyasada en çok taklit edilen ürünler, bizim ürünlerimiz. Taklit eden değil taklit edileniz” şeklinde konuştu.Türkiye’nin en eski geri kazanımcıları arasında anılan Kıvanç Tekstil, cirosunun yüzde 13’ünü geri kazanılmış pamuk teleflerinin kullanıldığı ürünlerden karşılıyor. Firma open end iplik işletmelerinde bazı ürünlerinin yüzde 60’ı bazılarının ise yüzde 30’unu geri kazanılmış pamuktan üretiyor.“Kadife de üretiyoruz”Kıvanç, kadife üretiminde de söz sahibi olduklarını dile getirirken, “Çözgüstreç, akstreç ve nonstreç olarak pamuk ve pamuk polyester karışımında 8, 11, 16, 18 ve 21 fitil kadifeleri Kıvanç kalitesiyle gerek iç, gerekse dış piyasaya sunuyoruz. İstanbul, Adana ve İzmir’de bulunan satış ofislerimiz ve showroomlarımız iç piyasa taleplerini karşılamak için konuşlandırırken, Adana fabrikada bulunan ihracat bölümümüzle 50 ayrı ülkeden gelen taleplere cevap veriliyor. Beş ayrı bölgede faaliyet gösteren pazarlama sorumlularımız da dış pazar payının artırılması için çalışıyor” aktarımını yaptı. Babalarının Türkiye’nin en eski geri kazanımcılarından biri olduğunu söyleyen Zeki Kıvanç, geri kazanım işlerinin hala devam ettiğini, cirolarının yüzde 13’ünün geri kazanılmış pamuk teleflerinin kullanıldığı ürünlerden geldiğine işaret etti. Open end iplik işletmelerinde bazı ürünlerinin yüzde 60’ı bazılarının ise yüzde 30’unun geri kazanılmış pamuktan üretildiğini ifade eden Kıvanç, bu işletmelerinde dünyaca ünlü markalara kumaş üreten firmaların iplik ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirtti. Kıvanç, “Türkiye’de yeteri kadar pamuk üretimi yok. Türkiye’de 1 milyon 200 bin ton civarında pamuk tüketimi var. Bunun yüzde 15’i olan 180 bin ton telef Türkiye’de geri kazanımla yeniden iplik oluyor. Bir de 60 -70 bin ton civarında penye telefi üretimi var. Bunların hepsi iplik fabrikalarından çıkan artıklar. Toplam 250 bin ton geri dönüşüm yapılmış oluyor. Eskiden biz telefleri İtalya ve İspanya’ya ihraç ederdik. Artık en az yüzde 80’i Türkiye’de kullanılıyor. Penye telefinin bir kısmı kağıt sanayide de kullanılıyor” değerlendirmesini yaptı.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 67NG Kütahya’nın faaliyet gösterdiği tüm branşlarda zirveyi hedeflediğini anlatan Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, yenilikçi vizyonları ve yatırım yapmaktan çekinmeyen organizasyon yapılarıyla tüm branşlarda başarılı olduklarını dile getirdiNG Kütahya’nın Kütahya Seramik Fabrikası’ndan bir görünüm. (18 Ağustos 1998)NGKütahyaSeramik,yenilikçi vizyonuilezirveyeçıkmakistiyorEDA ERGİN KÜTAHYA NG Kütahya Seramik Porselen Turizm A.Ş. porselen, seramik ve turizm alanlarında faaliyet gösteriyor. NG faaliyetlerine, dört kardeş ve annelerinin birlikte verdiği çaba ile devam ediyor. Firma, yenilikçi vizyonu ile faaliyet gösterdiği tüm alanlarda zirveyi hedefliyor. Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, halen Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı olarak çalışmaya devam eden babaları Nafi Güral’ın 40 yıl emek verdiği porselen sektöründeki tecrübelerini göz önünde bulundurarak, kendisinin izinden gittiklerini belirtiyor. Güral, yenilikçi vizyonlarını zirveye taşıyarak, farklılıklar meydana getirmek istediklerine işaret ediyor. Kütahya ile özdeşleşmiş ve Türkiye’yi uluslararası arenada büyük başarı ile temsil eden NG şirketleri, kurumsallaşma çalışmalarına büyük önem veriyor. Yeni kuşağın başarıları, şirketleri birer marka haline getirirken, ekonomiye olan katkılarını da giderek artırıyor. Kardeşlerin her birine bir görev düştüğünü belirten Erkan Güral, “Ben NG Kütahya Seramik markasını yönetiyorum. Büyük kız kardeşim Sema Güral Sürmeli NG Kütahya Porselen markasını, ortanca kız kardeşim Hediye Güral Gür NG Hotels & Resorts markasını, küçük kız kardeşim Gülden Güral ise e-ticaret grubumuzu yönetiyor” şeklinde bilgi verdi. şarılı işlere imza attığımızı gösteriyor” şeklinde görüş bildirdi. Son dönemde özellikle porselen sektöründe büyük atılımlarının bulunduğuna işaret eden Güral, “125 yıllık Alman porselen devi Mitterteich’ı satın aldık. Ardından İspanya’da bir porselen geleneği olan ve bu ülkenin en bilinen porselen markası Porcelana Irabia’yı bünyemize kattık” ifadesini kullandı. Ar- Ge çalışmalarına önem verdiklerine işaret eden Erkan Güral, “Ar-Ge çalışmaları neticesinde anahtar teslim porselen fabrikası yapacak konuma ulaştık. Makinelerinin tasarım ve üretimini tamamen NG Makine’nin yaptığı üç porselen fabrikamızı daha devreye aldık. Bunların neticesinde NG Kütahya Porselen olarak dünyadaki en büyük porselen üretim kapasitesine ulaşmış olduk. Türkiye’nin porselen ihracatında önemli bir konuma ulaştık ve ülkemizin porselen ihracatının yüzde 40’ını gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.Turizm sektöründe yöneldikleri yatırımlara da değinen Erkan Güral, Sapanca’daki otellerinin sayısız ödüle layık görüldüğünü dile getirdi. Güral, şöyle devam etti: “NG Hotels & Resorts olarak turizm sektöründe wellness, termal ve spa alanlarında yatırıma yöneldik. Öncelikle 2005 yılında Kütahya Belediyesi’nin Ilıca’daki tesisini kiralayıp, yenileyerek NG Güral Harlek adı ile hizmete açtık. 2008 yılı nisan ayında hizmete açılan NG Güral Sapanca otelimiz, orman içindeki muhteşem konumu ile misafirlerini ağırlıyor. Burası birçok ödüle layık görüldü. 2012 yılında açtığımız NG Güral Afyon otelimiz ise gelecekteki diğer turizm yatırımlarımız için bizi heveslendiriyor.”“Eğitime önem veriyoruz”Firmalarının eğitime de önem verdiğine dikkat çeken Erkan Güral, “Eğitime önem vermek dedemiz Ali Güral’dan bize kalan değerli bir miras. Dedemizin önemsediği konulardan biri, imkanı olmayan ama hevesi olan gençleri okutmaktı. Onun bu yaklaşımı, babamıza ve bize yol gösterdi. Önceleri kendi çapımızda eğitime katkı yapmaya çalıştık. Ancak bu konudaki faaliyetlerimizin kurumsallaşması gerektiğini düşünerek, NG Eğitim Vakfı’nı kurduk. Başkanı annemiz Gülsüm Güral olan NG Eğitim Vakfı’nda üniversite eğitimi almaya istekli ama imkanı olmayan öğrenci kardeşlerimize karşılıksız destek oluyoruz” diye konuştu. Üniversite eğitimleri sonrasında arzu edenlerin branşları uygun ise şirketlerinde iş bulabildiğini anlatan Güral, Kütahya’ya kazandırdıkları Nafi Güral Fen Lisesi ve Öğrenci Yurdu’nun da ilin ihtiyacını karşıladığını söyledi.“İki dev firmayı bünyemize kattık”Hizmet verdikleri her sektörde yenilikçi ve öncü olmayı felsefeleri olarak belirlediklerini söyleyen Erkan Güral, sektörde saygın bir yer edindiklerinin altını çiziyor. Güral, “Bayilerimizin bize duyduğu güvenin yanı sıra NG Kütahya Seramik olarak dünyada ilk defa bir seramik firmasına verilmiş olan Red Dot Design Award Best Of The Best ödülünün sahibi olmamız da ba-Son dönemde özellikle porselen sektöründe büyük atılımlarda bulunan firma, 125 yıllık Alman porselen devi Mitterteich’ı satın aldı. Bu satın almanın ardından hız kesmeyen Kütahya Porseln, İspanya’da bir porselen geleneği olan ve bu ülkenin en bilinen porselen markası Irebia’yı da bünyesine ekledi.
68 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIMarmarabirlik,ihracataodaklandıFirmalarının 60’ıncı yılında ihracatta sıçrama yapma hedefinin bulunduğuna dikkat çeken Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, geçtiğimiz yıl 22 milyon doları bulan ihracatı bu yıl 30 milyon dolara çıkarmak istediklerini söylediZEHRA ORUÇ BURSA Zeytin üretimiyle bu alandaki saygın markalar arasında yer alan Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Marmarabirlik), bu yıl ihracatını 30 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Birlik geçen yıl ihracatta 22 milyon doları görmüştü. 1954 yılında kurulan Marmarabirlik, başlangıçta Gemlik, Mudanya ve Erdek kooperatiflerinin bir araya gelmesiyle faaliyetlerine başlıyor. Daha sonra gelişen birlik, bugün itibarıyla Bursa ili dahilinde; Gemlik (1942), Mudanya (1951), Orhangazi (1955) ve İznik (1970) Kooperatiflerini, Balıkesir ili dahilinde; Erdek (1952), Edincik (1976) ve Marmara Adası (1988) Kooperatiflerini, Tekirdağ ilinde Mürefte (1986) Kooperatifini içine alan sekiz kooperatifi ile faaliyetlerini sürdürüyor. Birlik, Bursa ili Başköy entegre tesislerindeki zeytin-zeytinyağı-zeytin ezmesi işleme ve ambalajlama entegre tesislerinde ürünlerini imal ediyor. Marmarabirlik, Türkiye’de sofralık salamura siyah zeytinde düzenleyici, fiyat belirleyici, piyasa oluşumunu yönlendirici, bilgilendirici ve organize edici olmasını yanı sıra yeniliklerde de öncü rol oynuyor. 35 bin ton/yıl zeytin, 220 ton/gün zeytinyağı, 250 ton/yıl zeytin ezmesi işleme kapasitesiyle öne çıkan birlik, zeytinlerini tane iriliğine göre sekiz farklı isim ve 225 çeşit ambalajda satışa sunuyor. Birliğin zeytinyağları ise 15 farklı ambalajda piyasaya arz ediliyor. Marmarabirlik portföyünde Karamürsel tipi, Edremit çizik, domat dolgulu, kokteyl, yeşil ve kırma, dilimli zeytin, sofralık siyah, zeytinyağı ve zeytin ezmesi gibi ürünler yer alıyor. Kurulu Başkanı Hidamet Asa, 403 dönüm alan içinde 136 dönüm kapalı alanı ve 70 bin ton depolama ve olgunlaştırma kapasitesi ile 150 ton/gün kapasiteli zeytin ambalajlanması ve 220 ton/gün zeytinyağı üretim ve dolumu yaptıklarını söyledi. Türkiye’de sektöründe lisanslı depoculuğa geçiş yapan ilk kuruluş olduklarını hatırlatan Asa, 23 milyon TL sermayeli lisanslı depolarının 13 bin 350 ton zeytin, 3 bin 360 ton zeytinyağı kapasitesinin bulunduğunu ifade etti. Asa, Marmarabirlik’in 28’i Ar-Ge biriminde olmak üzere toplam 600 çalışanı ile faaliyet gösterdiğini kaydetti.50 bin ton zeytin alımı gerçekleştirecekHidamet Asa, 2010 Kasım- 2011 Ekim tarihlerini kapsayan sezonda 7.8 milyon TL, bir sonraki dönemde 17 milyon TL, bu yıl itibarıyla da 7 milyon TL kâr elde ettiklerini belirterek, geçen yılki sezonun kâr yüksekliğini alımlarla ilişkilendirdiklerini açıkladı. 2012 yılında yaklaşık 45 bin 500 tonluk alım gerçekleştirdiklerini belirten Asa, “Geçen yılki alım miktarı son yılların en yüksek seviyeydi. Bedel olarak da 137 milyon TL’yeAvrupa’da yeni bir yapılanmaya giden Marmarabirlik, buradaki satışlarını tek distribütör ile sürdürürken bu yılın başı itibarıyla Almanya Köln’de Marmarabirlik Avrupa Temsilciliği kurdu. Firma şu anda Avrupa pazarında 11 distribütör ile hizmet veriyor.ulaşmıştı. Rekolte olarak bu yıl Bursa bölgesindeki kooperatiflerimizde geçen yılki rekoltenin yüzde 50 üzerinde olacağını öngörüsündeyiz. Zeytinde bu sene var yılı. Yaklaşık 50 bin ton alım gerçekleştirebileceğimizi düşünüyoruz” dedi.İhracatta sıçrama bekleniyorHidamet Asa, Avrupa’da yeni bir yapılanmaya gidildiğini ve bu seneye kadar, Avrupa’daki satışlarını tek distribütör ile sürdürürken yılbaşı itibari ile Almanya Köln’de Marmarabirlik Avrupa temsilciliği kurduklarını ve bu sayede ihracatta ciddi bir artış beklediklerini ifade etti. Önümüzdeki yıllar için Avrupa’da bir depo oluşturmanın planlarını yaptıklarını kaydeden Asa, “Uzun yıllar yalnızca bir distribütör ile faaliyette olduğumuz Almanya, Avusturya, Lüksemburg, Fransa, Hollanda ve Belçika’da artık 11 distribütör ile çalışıyoruz” diye konuştu. Toplamda 43 ülkeye ihracat yaptıklarını ifade eden Asa, Avrupa ve Amerika pazarlarına yoğunluk verdiklerini ve Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Dubai gibi Arap ülkelerine de ihracat başlattıklarını söyledi. Asa, geçen yıl 4 bin 847 ton ile yaptıkları 22 milyon dolarlık ihracatı, bu yıl 6 bin tona ulaştırarak, 30 milyon dolara yükseltmeyi planladıklarını belirtti. Marmarabirlik’in uzun vadeli hedef ve planlarından da bahseden Hidamet Asa, şunları kaydetti: “Ar-Ge’de ürün çeşitliliğinin artırılması, mevcut ürünlerin farklı damak tatlarına göre uyarlanması ve tuz oranlarının minimuma indirilmesi konularında çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye’deki ambalajlı sofralık zeytinde pazarın yüzde 75’ine hakimiz. Bu oranı gelecek yıllarda daha yukarılara taşımayı hedefliyoruz. Yurtdışında da diğer etnik grupların damak tadına uygun ürünler geliştiriyoruz. Toplam satış hedefimizi 40 bin ton olarak değerlendirdiğimizde yüzde 10 olan ihracatımızı yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Birlik olarak iki yılda 14 milyon TL’nin üzerinde yatırım yaptık. Amaç entegre tesislerdeki üretimi ve ürün kalitesini artırmak, farklı ürünleri ürün gamına dahil edebilmek. Bu sebeple Marmarabirlik’in kâr etmesi gerekiyor.”30 bin ortaklı dev yapıMarmarabirlik’in toplam 30 bin ortağı bulunduğu bilgisini veren Marmarabirlik Yönetim
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 69MAKSAN,yüksekgerilim trafoüretmeyehazırlanıyorMALATYA MAKSAN Malatya Makina Sanayii, çok ortaklı bir yapıda, 120 bin metrekaresi açık, 11 bin metrekaresi kapalı alan üzerinde, 1974 yılında boru üretmek amacıyla kuruluyor. Yatırım sürecinde karşılaşılan, trafo teminindeki uzun terminler ve yerli üreticilerin talebi karşılayamaması gibi etkenler nedeniyle kısa bir süre sonra MAKSAN’da trafo üretimi yapılmasına karar veriliyor. İngiliz Bonar-Long lisansıyla transformatör üretimine başlanan firmada dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Recai Tortum’un gayretleriyle lisans bırakılıyor ve böylelikle MAKSAN proje ve markası oluşturuluyor. 25-2500 kVA dağıtım, 2500-31500 kVA arası 36 kV gerilim seviyesine kadar orta gerilim, oto ve ‘step-up’, ‘step down’ güç transformatörleri üreten MAKSAN, 2013 yılında 154 kV’de yüksek gerilim güç trafoları üretmek için gereken fizibilite çalışmalarını sürdürüyor. Çok uluslu firmaların yoğun rekabet içinde olduğu bir sektörde faaliyet gösteren MAKSAN, Türkiye’de sektörde TS 267 ve TS 1055 belgelerini alan ilk firma ünvanını taşıyor. Bugün iç pazarın yanı sıra, üç kıtaya ihracat yapan MAKSAN, 39’uncu yılını geride bıraktığı sektörde 80 binin üzerinde transformatör üretimiyle 3 bin 500 MVA veya 5 bin transformatör üretebilecek yıllık kapasiteye ulaşıyor. MAKSAN, yurtiçinde ve dışında TEDAŞ, TEİAŞ, EÜAŞ, TPAO, DSİ, DHMİ, Köy Hizmetleri, MKE, Türk Telekom, İSKİ, ASKİ ve belediyeler gibi kamu kuruluşlarıyla, demir çelik endüstrisi, rafineriler, petro kimya tesisleri, çimento fabrikaları, tekstil fabrikaları, turizm tesisleri, HES, RES ve doğalgaz çevrim santralleri gibi özel sektör kuruluşlarına hizmet veriyor. Malatya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından1987’den beri her yıl, Malatya kurumlar vergisinde birinci ya da ikinci olan MAKSAN’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Tortum Kara “Yaklaşık 200 kişilik deneyimli, mavi ve beyaz yakalı çalışanımızla ilk günkü amatör ruhumuzu taşıyarak, profesyonel hizmet verme gayreti içindeyiz” diyor. Kara sözlerini şöyle tamamlıyor: “2012’de özellikle dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesinin hızlanması ve ihracat sayesinde, dağıtım trafo sektörü açısından büyümenin gerçekleştiği bir yıl oldu ve biz de sektöre paralel olarak yüzde 42 büyüdük. Senegal, Nijerya, Kenya, Tacikistan, Türki Cumhuriyetler ve Rusya gibi ülkeleri de eklediğimiz dış pazarlarımızda ihracatımızı yüzde 82 artırdık. Başarımızın arkasında, HES ve RES projeleriyle doğalgaz çevrim santralleri için sunduğumuz üretim anlayışı, doğru tasarım, hızlı teslimat, yerinde devreye alma ve servis işlemleri yatıyor.”Üç kıtaya ihracat yapan MAKSAN, orta gerilimli, oto ve step up, step dowm güç transformatörlerinden sonra yüksek gerilim güç trafoları üretmek için fizibilite çalışmaları yapıyor.
70 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIMatlıYem’deciro500 milyonTL’yiaşacakBURSA Matlı Yem, ekim ayında devreye alacağı Gaziantep fabrikasıyla ülke genelinde altı fabrikada toplam 1 milyon 320 bin ton/yıl yem üretimi kapasitesine ulaşacak. Geçen yılı 530 bin ton yem üretimiyle kapatan firmanın bu yılki üretim hedefi 700 bin ton yem. Burdan markasıyla yumurta üretimini de sürdüren grubun toplam cirosunun 500 milyon TL’yi aşması bekleniyor. Türkiye yem pazarından aldığı yüzde 8’lik payla ilk üç firma arasında yer alan Matlı Yem; büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yemi üretimiyle Marmara, Ege, Trakya ve İç Anadolu bölgeleri ağırlıklı olmak üzere yurt genelinde hizmet veriyor. Planladığı büyük bütçeli yatırımlarla sektördeki ağırlığını günden güne artıran firma, hayvanların dönemsel ihtiyaçlarına yönelik özel yemler üreterek Doğuş Yem’i Burda Yem markasıyla, Pro Can Yem’i de ProYem markasıyla piyasaya sunuyor. Karacabey tesisinde üretim kapasitesi aylık 13 bin ton yem, 2 bin 500 ton da tavuk yemi olmak üzere yaklaşık 15 bin ton olan Matlı’nın toplam kapasitesi Turgutlu ve Konya fabrikalarıyla birlikte ağırlıklı süt yemi olmak üzere aylık 35 bini buluyor. Çorlu’da 40 bin metrekare alana kurulu 15 milyon TL’lik yatırımla yapılan ve saatte 50 ton yemin üretileceği fabrikayı da faaliyete geçiren Matlı, Samsun Gıda OSB’de de 50 ton/saat kapasiteli fabrikasında deneme üretimlerine başladı. Temelleri 1965 yılına kadar dayanan ve bugün itibarıyla ikinci kuşak sanayicilerin işleri idare ettiği Matlı Yem, yarım asırlık tecrübesini yumurta üretimine de taşıyarak 2010 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinin Canbaz köyünde yumurta üretim tesisini faaliyete geçirdi. Matlı Yem Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, bu yıl içinBursa Karacabey, Manisa Turgutlu, Samsun, Çorlu ve Konya’da yem fabrikaları bulunan Matlı Grubu, altını fabrikasını da Gaziantep’te devreye alacak. Grup yeni fabrikayla birlikte yılda 1 milyon 320 bin ton yem üretme kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.de devreye alacakları Gaziantep fabrikasıyla yurt genelinde altı fabrikada, toplam 1 milyon 320 bin ton/yıl yem üretimi kapasitesine ulaşmak istediklerinin altını çizdi. Bu yıl yemde ilk ihracatlarını Irak’a yapacaklarını anlatan Matlı, geçen yılı yüzde 6’lık büyüme ile kapattıklarını bildirdi. Grubun toplam cirosunun 500 milyon TL’yi aşacağını belirten Özer Matlı, yumurta üretiminde yüzde 40, yemde ise yüzde 10’luk bir büyüme yaşayacaklarını söyledi. Yem üretiminde iddiasını kanıtlamış olan Matlı Gıda Grubu’nun yumurta üretiminde de iddialı olduğunun altını çizen Özer Matlı, 300 bin metrekare arazi üzerinde kurulan modern tesislerde, günde 1 milyon 200 bin adet, yılda yaklaşık 500 milyon adet yumurta üretildiğini aktardı. Matlı, “Bu yılın sonuna kadar 2 milyonu yumurta tavuğu olmak üzere toplamda 3 milyon hayvana ulaşacağız” açıklamasını yaptı.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 71MunzurSu,14yıldaüretim kapasitesini10katartırdıEDA ERGİN TUNCELİ Tunceli’nin ihracat yapan ilk ve tek firması olma özelliğini taşıyan Munzur Su, yaz aylarında 60’a ulaşan çalışana faaliyet gösteriyor. 1.5 milyon dolarlık yatırımla yola çıkan Munzur Su, kuruluşundan bu yan toplam 12 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Munzur Su, her sene üretim ve satış miktarını artırıyor. Üretime başladığı günden bu yana 10 kat artıran Muzur Su, bu yıl üretim miktarını bir önceki yıla göre 1.5 kat artırdı. Munzur Su, geçen sene 42 milyon şişe su satışını bu yıl yaklaşık 63 milyon şişeye çıkardı. 1.5 milyon dolarlık bir yatırımla yola çıktıklarını açıklayan Munzur Su Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halit Ötün, “Amacımız Tunceli’de bir ilke imza atmaktı. Yatırım yapıp bir adım atmak, gelecek yatırımların önünü açmak ve ekonomik kalkınmanın sağlanmasına katkıda bulunmak, memleketimizin kaderinin değişeceğine olan inancımızla öncelikli hedeflerimiz oldu” dedi.Şirketin 240 ortağı bulunuyorTunceli’de 1999’da kurulan Munzur Su, uzun süren bürokratik işlemler sonucunda 2005’te üretime başladı. Zamanla katılan yeni ortaklar ve sermaye artırımlarıyla 240 ortaklı bir şirkete dönüşen ve bölgenin ihracat yapan ilk ve tek firması olma özelliğini taşıyan Munzur Su, ürünlerini İran, Irak, Hollanda, Almanya ve İngiltere’ye satıyor. Gelen yoğun talebi karşılamak amacıyla makine hattında bazı yenilikler gerçekleştiren Munzur Su, saatte 8 bin adet üretim yapan yarım litrelik üretim hattı ve saatte 24 bin adet üretim yapan yeni hattını devreye aldı. Üretimini her geçen günTunceli’de 1999’da kurulan Munzur Su, uzun süren bürokratik işlemler sonucunda 2005’te üretime başladı. Zamanla katılan yeni ortaklar ve sermaye artırımlarıyla 240 ortaklı bir şirkete dönüşen firma, bölgenin ihracat yapan tek firması olarak dikkat çekiyor.artıran Munzur Su, ürünlerini yurtiçinde Tunceli, Erzincan, Elazığ, Bingöl, Muş, Diyarbakır, Batman, Şırnak, Van, Hakkari, Siirt ve İstanbul’da pazara sunuyor.
72 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARINormGrup,Salihlitesisiile kapasitesini80bintonaçıkaracakŞu anda beş ayrı üretim tesisi ve beş pazarlama şirketiyle faaliyet gösteren Norm Grup, bu yıl Manisa Salihli’de hizmete alacağı altıncı üretim tesisiyle toplam üretim kapasitesini 80 bin tona çıkaracakAHMET USMAN İZMİR Norm Grup, bugün 80 bin metrekarenin üzerinde kapalı alana sahip beş ayrı üretim tesisi, beş farklı pazarlama şirketi ve bine yakın çalışanıyla Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında yer alıyor. Norm Grup, altıncı üretim tesisini Salihli’de imalata açmaya hazırlanıyor. Cirosu 200 milyon euro’ya yaklaşan Norm Grup, üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını ihraç ediyor. Bu yıl 58 bin ton üretim hedefleyen Norm Grup’un üretimi 2001’den bu yana üretimde yüzde 233’lük artış gösterdi. Bu yıl içinde Manisa Salihli’de 12 bin metrekare kapalı alanda, 20 bin ton cıvata ve vida üretmesi planlanan altıncı tesisini devreye alacak olan Norm Grup, 200 kişinin istihdam edileceği bu tesisle toplam üretim kapasitesini 80 bin tona çıkaracak. Ürün yelpazesini de sürekli geliştiren Norm Grup, geçen yıl perçin somunu, rakor, çelik konstrüksiyon cıvatalarını pazara sundu. Yurtiçinde Ford, Fiat, Renault, Mercedes, Man, Toyota, BMC, ISUZU, Türk Traktör’e satış yapan Norm Grup, yurtdışında ise Almanya’da VW, Audi, Porsche ve yan sanayileriyle birlikte, İsveç’te Volvo ve Scania’ya, Fransa’da PSA firmalarının montaj hatlarına malzeme veriyor. öncülük eden Norm Grup’un temelleri 1973’te çift vuruşlu bir makinede cıvata üretimiyle başladı. Firmanın kurucusu Nedim Uysal, aradan geçen 40 yılı “1973 yılında çift vuruşlu bir makine ile ürettiğimiz ilk cıvatanın çanağa düştüğünde çıkardığı ses bizi bugünlere getirdi” şeklinde özetliyor. Nedim Uysal ile birlikte ailenin ikinci ve üçüncü kuşak temsilcileri de artık bir şirketler grubuna dönüşmüş firmanın yönetiminde etkin olarak yer alıyorlar. Bu yıl 40’ıncı yılını kutlayan Norm Grup, 1973’te Norm Cıvata’yla başladığı cıvata üretimini dört yıl sonra somun imalatıyla devam ettirdi. 1982’de pazarlama konusunda faaliyet yürüten Standart Cıvata kuruldu. 1994’te Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki mevcut tesisine taşınan Norm Cıvata, o yıl ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bu tesisin açılışı dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından yapıldı. Norm Cıvata’nın 30 bin metrekaresi kapalı toplam 58 bin metrekare alan üzerine kurulu Atatürk OSB’deki tesisi bugün 44 bin ton üretim kapasitesine sahip. Üretimde miktarlar artmaya başlayınca 1996’da somun üretimi için ayrı bir tesis kuran firma, 10 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 20 bin metrekare alanda sahip tesiste yıllık 14 bin ton üretim yapıyor. Uysal Makine markasıyla kaplama tesisi üretime de başlayan Norm, Fransa’da tüm Avrupa’ya pazarlama ve depo hizmeti verecek Vissart Europe firmasını kurdu. 2001’de Bursa’da Norm Bursa pazarlama şirketi faaliyete geçiren Norm, İstanbul’da, Best Kale Cıvata pazarlama şirketini bünyesine kattı. Norm, 2006’da ise kalıp üretim tesisi Ne-Du Kalıp markasıyla hizmete aldı. İki yıl önce 62 mühendisin katılımıyla grubun Ar-G merkezi Sanayi Bakanlığı tarafından tescil edildi. İlk patentli ürünü ‘NORM-EST’i üreten Norm Grup, ayrıca Almanya’da Norm GmbH adlı pazarlama şirketini hizmete açtı.Cirosu 200 milyon euro’ya yaklaşan Norm Grup, üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını ihraç ediyor. Bu yıl 58 bin ton üretim hedefleyen Norm Grup’un üretimi 2001’den bu yana üretimde yüzde 233’lük artış oldu.Atatürk OSB’deki tesisi, 44 bin ton kapasiteye sahipBağlantı elemanları konusunda Türkiye’ye
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 73ÖnderMetal,bölgesinde liderolmahedefindeHATİCE BAŞPINAR CARI KONYA Metal işleme sektöründe faaliyet gösteren Önder Metal, 2023 yılında metal işleme sektöründe bölgenin lider ve öncü kuruluşu olmayı hedefliyor. Önder Metal, 1971 yılında şu anki Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Sertok tarafından kaporta tamiratı ve kamyonet kasası imalatı yapmak üzere şahıs firması olarak kuruldu. Firma daha sonraki yıllarda dorse imalatı da yaptı. 1975 yılında ilk abkant presini ve giyotin makasını yaptırarak, kendi imalatına yönelik sac kesim ve büküm işlerini yapmaya başlayan firma, daha sonraki yıllarda değişen piyasa koşulları gereği ve hızla ilerleyen otomotiv sektöründen dolayı yatırımlarını piyasaya yönelik sac satış kesim bükümü ve imalatçılara yönelik yarı mamul üretimine yoğunlaştırdı. 2001 yılında kurumsallaşma çalışmalarının başlangıcı olarak şirketleşen firma, Önder Metal Makine unvanıyla faaliyetlerine devam etti. Firma aynı yıl içinde 2 bin metrekare kapalı alanı olan yeni işyerini şirket merkezi olarak belirledi. Burada ikinci el makine alım satımı işini de yapmaya başladı. Yine 2001 yılında, içinde bölgenin en gelişmiş sac işleme fabrikasını kurmak için toplam 30 bin metrekarelik alanda ve 4 binadan oluşan yeni tesislerinin inşaatına başlayan firma, 2004 yılına gelindiğinde ise hedeflenen bina yatırımlarını tamamladı. Önder Metal, 2006 yılında da hedeflenen sektörlerde üretim yapan imalatçıların ihtiyacı olan özellikle yüksek mukavemetli ve aşınma direnci yüksek saclar ile diğer tüm kalite sacların, üretim prosesi ve tekniğine en uygun şekilde işlenebilmesi için teknik ve teknolojik donanıma sahip,Metal alanında bölgesinin lideri olmak isteyen firma, önümüzdeki altı yıl içinde Konya-Ankara yolu üstündeki 100 bin metrekarelik tesisine geçmeyi hedefliyor. Yine 2023 yılına kadar firma cirosunun yüzde 40’ını ihraç etmek istiyor.yüksek kapasiteli makine teçhizat ve ekipman yatırımlarını gerçekleştirdi. Yine 2006 yılında faaliyet gösterdiği takım tezgahları sektörü için Türkiye’nin önde gelen makine imalatçıların üretmiş olduğu dünya markası ürünlerin teşhiri ve satışını yapmak üzere mağaza da açan firma, burayı tesisleri içinde faaliyete geçirdi. Önder Metal Makine Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Sertok, 2023’te cirolarının yüzde 40’ını ihraç etmek istediklerinin altını çizdi. Bu tarihte şu an 20 milyon euro olan cirolarını 60 ila 70 milyon euro’ya çıkarmak istediklerini anlatan Sertok, bu rakama ulaşmak için altı yıl içinde Konya-Ankara Karayolu üzerindeki 100 bin metrekarelik yeni tesislerine taşınacaklarını açıkladı. Sertok, “Bu yatırımla metal işleme sektöründe bölgemizdeki önemli bir eksikliği gidermiş olmanın yanında sektörümüzde öncü kuruluş olmayı sürdüreceğiz” dedi.
74 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI‘Pakpenolarakyapısektöründe öncümarkalarımeydanagetiriyoruz’Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuza, Paksiding, PakCountry, PakForm, PakPanel, PakBoard, PakDoor ve PakPlast markalarını bünyesinde barındıran Pakpen’in ürettiği ürünlerle yapı sektörünün ilklerine imza attığını vurguluyorARAŞTIRMA SERVİSİ Yapı sektöründe pencere, bahçe aksesuarları, dış cephe, kapı ve borudan yalıtım ürünlerine varana kadar bir bina için gerekli birçok enstrümanı üretebilen tek firma olduklarını kaydeden Pakpen Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuza, Pakpen’in çatısı altında her yıl yeni bir markanın faaliyete başladığını ve tüm markalarının kendi alanında ilklere imza attığını söylüyor. Paksiding, PakCountry, PakForm, PakPanel, PakBoard, PakDoor ve PakPlast markalarını bünyesinde barındıran Pakpen Şirketler Grubu, ürünlerinin dağıtım ve satışını İstanbul, Ankara, İzmir, Konya ve Antalya bölge müdürlükleri ve Türkiye geneline yayılmış bin 500’e yakın bayisi aracılığıyla gerçekleştiriyor. Yenilikçi ürünleriyle sektöre yön verdiklerini söyleyen Tuza, Pakpen’in Türkiye’nin ilk vinil dış cephe kaplaması Pak Siding, ilk çit-korkuluk, pergola ve kameriye sistemleri Pak Country, ilk taş görünümlü formlanmış PVC plakalar Pak Form, PVC sandviç panel Pakpanel, dekoratif dış kapı ve kompozit kapı sistemleri Pak Door, Türkiye’nin ilk ekolojik ısı yalıtım levhası Pak Board, altyapı ve iç tesisat boru sistemleri Pakplast ile hizmet verdiğini ifade ediyor. Pakpen son olarak Pakplast markası ile Türkiye’de ilk defa yerden ısıtma sistemleri için en uygun boru tipi PE-RT üretimine başladı. Esnek yapısı sayesinde montaj kolaylığı sağlayan PE-RT borularının yeni nesil yaşam alanlarına farklı bir soluk getireceğine inanılıyor. Bina içi sıhhi tesisat uygulamalarında uygulama ve montaj kolaylığı sağlayan PE-RT boruları yoğuşmalı kazanlar ve kombiler dışında soğutma proseslerinde de uygunluk gösteriyor. re tesisleriyle Pakpen, Konya Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) en büyük sanayi kuruluşu konumuna geliyor. 250 bin ton plastik, 650 bin metreküp metreküp yalıtım malzemesi üretim kapasitesi, 750’yi aşkın uzman çalışanı ve bin 500’e yakın bayisi ile sektörünün öncüleri arasına adını yazdırıyor. Pakpen Dış Ticaret’in 1998’de kurulmasıyla yurtdışına açılan Pakpen, bugün Avrupa, Türk cumhuriyetleri, Kuzey Afrika’da 50’ye yakın komşu ülkeye ihracat yapıyor. Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Türkmenistan, Irak, Libya, Suriye, Moritanya, Romanya, Bulgaristan ve İsveç ile oldukça yoğun bir ticari ilişki içinde bulunan Pakpen, yurtdışı pazarlarda büyüme hedefliyor. 2013’ün ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18 oranında artan ihracatını, yılsonunda önceki yıla göre yüzde 20 oranında özellikle Afrika, Kafkasya, Orta Asya ve Ortadoğu bölgelerinde artırmayı hedefliyor. Pakpen, 11 yılda 27 kat büyüyerek 2012’de 20 milyon TL yatırımla toplam 413 milyon TL ciroya ulaşıyor. 2013 yılında yaklaşık 20 milyon TL’lik yenileme ve kapasite artırımına yönelik yatırımla çift haneli bir büyüme hedeflediklerini ifade eden Tuza, kapı, yalıtım ve alt yapı borularında yenileme üzerine yatırımlar yapmayı planladıklarını söylüyor. Yüksek teknolojiyle kapasitelerini artırma yoluna gittiklerini söyleyen Tuza şunları söylüyor: “Bu süreçte Konya’daki alt yapı boru yatırımlarına devam etmek, limana yakın lokasyonlarda yatırımlar gerçekleştirmek ve pazara yakın olmak amacıyla farklı bölgelerde de yalıtım üretim tesisleri kurmak gelecek dönem planlarımız arasında.” ISO’nun ‘Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ arasında her yıl biraz daha yükselen Pakpen, bunun dışında PVC Capital 500, Fortune 500, SUPERBRANDS 2012, Ekonomist Dergisi ‘Anadolu’nun En Büyük 500 firması, Birleşmiş Milletler UNIDO Çevre Programı gibi listelerde kendine üst sıralarda yer buluyor. Pakpen’in tüm ürünlerinin AB normlarında olduğuna vurgu yapan Tuza sözlerini şöyle sürdürüyor: “Pakpen, sektördeki haklı yerini kaliteden taviz vermeden, tüketicilerin ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alarak üretim yapmasına borçlu. Pakpen’in tüm ürünleri AB normlarında ve CE işaretine sahip. TS EN ISO 17025 standartlarına göre belgelendirilen modern bir laboratuarı olan Pakpen, tüm ürünlerinin testlerini bu laboratuarda gerçekleştiriyor. Türkiye’nin uluslararası geçerliliği bulunan tek kurumu olan Türk Akreditasyon Kurumu’ndan (TÜRKAK) aldığı sertifika ile dünya markası olma vizyonuna her geçen gün bir adım daha yaklaşıyor.”İhracatta yüzde 20 artış hedefliyorTemelleri 1970 yılında Tuza ailesi tarafından Paksu A.Ş. ile atılan Pakpen Plastik Boru ve Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret, yapı sektöründe 42 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor. Üretime 30 bin metrekarelik alanda profil fabrikası kurarak başlayıp bugün 300 bin metrekarelik entegTuza ailesinin 1970’te Konya’da 30 bin metrekarelik alan üzerine kurduğu profil fabrikasıyla üretime başlayan Pakpen, bugün Konya OSB’nin en büyük sanayi kuruluşu konumunda.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 75Pekdemir,proje geliştiriciliği alanında büyüyecekKonut sektöründe artık satış ve pazarlamanın öne çıktığını, işin yanı sıra finansal altyapının da firmalar için önemli olduğunu anlatan Genel Müdür Mert Pekdemir, yeni dönemde proje geliştiriciliği alanında büyümek istediklerinin altını çizdiKOCAELİ Pekdemir’in Gölcük Donanması’nın yangın kulelerini inşasıyla başlayan inşaat sektöründeki serüveni kuruluşunun 69’uncu yılında da devam ediyor. Şirketin 3’üncü kuşak temsilcisi Mert Pekdemir, “Bizim için şirketin en önemli sermayesi saygın geçmişimiz, itibarımız ve güvenilirliğimizdir” diye konuştu. Arzın çok talebin ise kısıtlı kaldığı inşaat sektöründeki faaliyetlerinde pazar payını artırmak isteyen firma, yeni dönemde fikir geliştirme, satın alma ve müşteri memnuniyetine odaklandı.Firma özellikle proje geliştiriciliği alanında büyümek istiyor. Küçük yaşlardan itibaren inşaatlarda marangozluk, demir işçiliği, kalfalık ve ustalık yapan İsmail Pekdemir, memleketi Gümüşhane’den göç ettiğinde henüz 20’li yaşlarının sonlarındaydı. O zamanlar küçük bir kasaba olan İzmit’te işe Gölcük Donanması’nın yangın kulelerini inşa ederek başladı. Takvimler 1944 yılını gösteriyordu. Ardından cumhuriyetin önemli simgelerinden biri SEKA Fabrikası’nın ambar ve stadyum işini aldı. Yine anılan dönemde Türkiye’nin en büyük 7’nci büyük oteli olan Asya Otel, Sanat Okulu ve Leyla Atakan Caddesi referans işler sıralamasında başı çekti. Ayrıca sektörlerde uzmanlık kavramı gelişmediğinden altyapıdan üst yapıya, konut inşaatından kurumlara kadar inşaatın her alanında hizmet verdi. Sadece Kocaeli değil Eskişehir, Erzurum, Erzincan, Kütahya, Bilecik, Bursa gibi Türkiye’nin sanayileşen illerinde önemli projelere imza atan İsmail Pekdemir, güçlü bir organizasyonun da temellerini atmış oldu. 2000’li yılların başında şirketin 3’üncü kuşak temsilcisi Mert Pekdemir, şirketin yeni yüzü olarak ortaya çıktı. Mert Pekdemir, 1999 yılında vefat eden dedesi İsmail Pekdemir ile birlikte çalışma fırsatı yakalayamadıysa da aileden miras aldığı dürüstlük ve kalite öğelerinden taviz vermeyen köklü ticari bir geleneği yaşatma hedefinde. Pekdemir İnşaat Genel Müdürü Mert Pekdemir, geçen yarım asırlık süreçte sadece kişilerin değil inşaat sektörünün ve ticari algının da kökten değişime uğradığını düşünüyor. İnşaat sektöründe öncelerden beri var olan ‘ne iş olsa yaparım’ mantığının artık kalmadığını ve sektörün segmantasyona uğradığını dile getiren Pekdemir, proje geliştiriciliği alanında büyümeyi hedeflediklerini kaydediyor. Taahhüt sektöründe kısa zaman, az maliyet hesabıyla yaşanan yoğun rekabet ortamında yer almak istemediklerini dile getiren Pekdemir, “Kalitesiz işlerde yer almama bir aile şirketi olarak en temel prensiplerimizden biri. Bizim en önemli sermayemiz saygın geçmişimiz ve güvenilirliğimiz. Yılların birikimiyle adım adım inşa edilen bu itibarı korumak ve yükseltmek bizim en önemli önceliğimiz” diyor. Son iki yıldan bu yana fikir geliştirme, satın alma, müşteri memnuniyeti gibi konulara odaklandıklarını söyleyen Mert Pekdemir, bu kapsamda yer alan konut, fabrika, okul gibi zincir projelerde yer almayı tercih ettiklerini kaydetti. İnşaat sektöründe arzın çok, talebin ise kısıtlı olduğuna dikkat çeken Pekdemir, kararın altında yatan nedeni ise şöyle dile getirdi: “Belki işlerin boyutu büyüdü ancak kâr marjları da o kadar daraldı. Artık işin satış ve pazarlama ayağı gelişmeye başladı. Öncesinde böyle bir algıdan bahsetmek güçtü elbette. Satış işlemlerinde ruhsat, kağıt alınır herkes sözleşmeye imza atınca konut satılırdı. Günümüzde ise işin finansmanını sağlamak ayrı bir olay, müşteri bulmak ayrı bir çaba. Yani önceki dönemlerde emek ön planda idi. Deyim yerindeyse, erken kalkan yol alıyor, işler bilek gücü ile dönüyordu. Artık firmaların bilgi ve finans altyapısı ön plana geçti. Biz de tüm bu sürece bağlı olarak taahhüt işlerinde yer almama kararı aldık.”İzmit’te işe Gölcük Donanması’nın yangın kulelerini inşa ederek başlayan Pekdemir İnşaat, geçen zaman içinde köklü bir geçmişe sahip oldu. Bugün itibarıyla şirketin üçüncü kuşak temsilcisi tarafından yönetilen firma son olarak Başiskele’de 936 konutluk bir projenin yapımını üstlendi.Başiskele’de konut projesiBaşiskele’de üç ay önce start verdikleri 936 konutluk projelerinden de bahseden Mert Pekdemir, 24 ay sonra tamamlanacak olan projeye ilginin yoğun olduğunu kaydetti. 122 dönümlük alan üzerine 150 milyon TL’lik yatırım bedeliyle inşa edilen projenin konut alıcılarına olduğu kadar kente de yeni bir ekonomik değer kazandıracağını dile getiren Pekdemir, şöyle konuştu: “Yaptığımız bağımsız araştırmaların da gösterdiği üzere, Pekdemir markası kalite ve güvenin ifadesi olarak kabul görüyor. Biz şimdi Pekdemir kalitesini, son derece ekonomik fiyatlarla geniş kitlelere yayacak, Pekdemir güvencesiyle bine yakın aileyi konut sahibi yapacağız.”İkinci kuşak yönetime geçiyor1960’lı yılların sonuna doğru ise Pekdemir İnşaat’ın ikinci kuşak temsilcisi Sami Pekdemir iş başına geçti. Babası gibi 20’li yaşlarda inşaat sektörüne giren Sami Pekdemir, babasıyla birlikte yaklaşık 25 yıl birlikte görev yaptı. 1990’lı yıllarda babasından aldığı tam yetki ve sorumlulukla şirketi daha da büyüten Sami Pekdemir, sanayileşme sürecini tamamlayan kentte konut ve kamu yatırımlarına öncelik verdi.
76 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIPilotcar,2014’te1000adet elektrikliaraçsatışıhedefliyor1963 yılında Şükrü Özkılıç tarafından karoser imalatı için kurulan Pilot Taşıt Koltukları, 1967 yılı itibarıyla da Otomarsan’a haftada bir adet şoför koltuğu üretimi yaparak faaliyetlerini sürdürdü. Firma 2012 yılı Aralık ayında ise ‘Pilotcar’ marka golf aracını imal etti.Pilot Taşıt Koltukları Finans Müdürü Mefkure Zümbülova, ‘Pilotcar’ markasıyla Aralık 2012’de piyasaya sunulan golf aracının kısa sürede hem iç hem de dış pazarda yoğun ilgi gördüğünü belirterek, 2014 yılında bin araç satışı hedeflediklerinin altını çizdi. Zümbülova, şu an için ayda 50 adet ürettikleri bilgisini verdiZEHRA ORUÇ BURSA Yaklaşık iki yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından yüzde 75 yerli elektrikli golf aracı üretimine başlayan Pilotcar, Antalya’ya açtığı showroom ile iç pazar hakimiyetini artırmaya odaklandı. İlk ihracatını İran’a yapan firma, kısa vadede ise İran pazarını genişletmeyi ve Rusya’ya açılmayı planlıyor. Aylık 50 araç üretim kapasitesine sahip Pilotcar, 2014’te kapasite artışına giderek bin araçlık satış hedefliyor. Bursa’da 1963 yılında Şükrü Özkılıç tarafından karoser imalatı için kurulan Pilot Taşıt Koltukları, 1967 yılı itibarıyla da Otomarsan’a haftada bir adet şoför koltuğu üretimi yaparak faaliyetlerini sürdürdü. Aile şirketi olarak çıktığı yolda yoğun Ar-Ge çalışmalarına odaklanan firma, 1982 yılında Türkiye’nin tek koltuk üreticisi olarak tüm otobüs firmalarına koltuk imalatı gerçekleştirebilir konuma ulaştı. Geçen zaman içinde gelişerek her türlü taşıt koltuğu üreten firma, kısa sürede yurtdışı pazarlarına da açılarak Almanya’da Grammer firması ile know-how anlaşması yaptı. Bu firmayla kısa süreli de bir ortaklık yapan firma, 1991yılında ihracata başladı. 2008 yılı kriz döneminde durağan bir yapıya bürünen firma, 2010 yılında Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’nde (NOSAB) bulunan fabrikanın bir kısmına, kendi koltuk üretimindeki plastik ihtiyacını karşılamak üzere kurduğu HPA Plastik firmasını, diğer kısmına da elektrikli golf aracı üretimi için kurulan Pilotcar firmasını yerleştirdi. Pilot Taşıt Koltukları sahiplerinden Ahmet Özkılıç’ın girişimleriyle kurulan Pilotcar, 10 kişilik Ar-Ge ekibinin iki yıllık çalışması neticesinde yüzde 75 yerli ve elektrikli golf aracı üretti. ‘Pilotcar’ markasıyla Aralık 2012’de piyasaya sunulan golf aracı, kısa sürede dış piyasanın da ihtiyacına yanıt verebilen konuma ulaştı. İlk ihracatını İran’a gerçekleştiren Pilotcar, kısa vadede İran pazarını genişletmeyi ve Rusya pazarına açılmayı planlıyor. Aylık 50 araç üretim kapasitesine sahip Pilotcar, 2014’te kapasite artışına giderek, bin araç satışı hedefliyor. ni dile getiren Zümbülova, “Yaklaşık 1 milyon TL maliyetle Tayvan’dan getirttiğimiz makineleri en kısa sürede devreye alacağız. Bu yatırımlar beraberinde başka yatırımları da getirecek. Bu sebeple yatırım teşviki başvurusunda bulunduk” ifadelerini kullandı.2014’te yüzde 80 ihracat hedefliyorBu yıl üretimin yüzde 60’ını ihracata kanalize etmeyi hedefleyen firma, 2014 sonuna kadar 2008 krizi öncesinde ulaştığı yüzde 80’lik dilimi yakalamak istiyor.Makine yatırımlarıyla kapasiteyi artıracakAraçların golf sahaları dışında otel, okul, havalimanı, hastane, sera, et kombineleri ve fabrikalar gibi birçok alanda kullanılabildiğini anlatan Pilot Taşıt Koltukları Finans Müdürü Mefkure Zümbülova; İzmir, Ankara, Antalya, İstanbul ve Bursa’da, yurtdışında ise İran ve Rusya’da bağlantılar kurduklarını söyledi. Zümbülova, Türkiye’deki ilk ve tek üreticisi oldukları elektrikli aracı, ‘Pilotcar’ markasıyla Aralık 2012’de piyasaya sunduklarını ifade ederek, “İki kişilik şekliyle tasarımına başladığımız aracın; 4-6 ve 8 kişilik dizaynı ile 500 kilo yük taşıyabilen kamyonet ve içinde sedyenin bulunduğu ambulans modellerini de üretiyoruz” dedi. Yılın ilk çeyreğinde Antalya’da, aynı zamanda showroom olarak da kullanılabilecek bir servis ofisi açtıklarını belirten Zümbülova, yıl sonuna kadar İstanbul ve çevresinde faaliyet gösterecek özel bir satış ekibi kurmayı planladıklarını da sözlerine ekledi. Yurtdışından birkaç makine alarak kapasite artışına gidecekleri-Dört ayrı fabrikada 250 kişilik bir kadro ile çalıştıklarını belirten Mefkure Zümbülova, traktör, şoför, yolcu, kokpit ve iş makineleri koltuğu üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Zümbülova, uçak koltuğu üretimi için de Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini ve kısa sürede ürün gamına uçak koltuğunu da ekleyeceklerini belirtti. Ürünlerini 41 ülkeye ihraç ettikleri bilgisini veren Zümbülova, bu yıl Tanzanya’ya da otobüs koltuğu gönderimine başladıklarını kaydetti. Zümbülova, “2007’de Rusya’da bir montaj fabrikası kurduk. Ayrıca Fas’ta 2004’ten bu yana faaliyette olan ve Almanya’da da 2003 yılında kurulan satış şirketlerimiz var. Bu yıl içinde Rusya’da ayrı bir şirket daha kurma hedefindeyiz. Burada yalnızca yolcu koltuğu ürününe yöneleceğiz. İrlanda’da bir satış temsilcimiz bulunuyor. Kısa süre içinde Hindistan’da da bir satış ofisi açma planımız var” şeklinde bilgi verdi. Bu yıl üretimin yüzde 60’ını ihracata kanalize etmeyi hedeflediklerini belirten Zümbülova, 2014 sonuna kadar 2008 krizi öncesinde ulaştıkları yüzde 80 ihracat faaliyetine ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Zümbülova, ihracatta Rusya ve Almanya’yı hedef pazar olarak belirlediklerini de sözlerine ekledi.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 77Sanko,kazancınıGaziantep’eyatırıyorTürkiye’nin önemli sanayi kuruluşlarından biri olmalarına rağmen yatırımlarını öncelikle Gaziantep’te yaptıklarını söyleyen Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, “14 bin kişinin istihdam edildiği büyük bir grup olmamıza rağmen, merkezi İstanbul’a taşımadık” dedi. Sanko Grubu, bugün 12 sektörde faaliyet gösteriyorSanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşlarından biri olmalarına rağmen yatırımlarını öncelikle Gaziantep’te yapmaya özen gösterdiklerini vurguladı. Bu anlayışın doğal sonucu olarak merkezini İstanbul’a taşımadıklarını dile getiren Konukoğlu, Gaziantep’in sanayileşmesi ve gelişmesinde öncü rol oynadıklarını ifade etti. Temelleri 1904 yılında yedi dokuma tezgâhı ile Gaziantep’te atılan Sanko Holding’in bugün tekstilin yanı sıra enerji, inşaat, ambalaj, iş makineleri, alışveriş merkezleri, finans, bilişim, gıda, sağlık ve eğitim sektörlerinde faaliyet gösterdiğini anımsatan Konukoğlu, “Tüm kuruluşlarında üst kalitede ürünler sunmayı amaçlayan Sanko şirketleri, dünyanın her köşesine ulaşabilme gücüne sahip. Bir işi Gaziantep’te yapabiliyorsan dünyaya açılırsın” ifadesini kullandı. Sanko’nun tarihsel gelişimini anlatan Konukoğlu, Gaziantep’e sevgi ve güvenlerinden dolayı yatırımları planlarken kendisinin sözü olan ve slogan haline gelen “Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep” ilkesi ile hareket ettiklerini söyledi. Gaziantep’in yatırımlarının öncelikli adresi olduğunu belirten Konukoğlu, “O yatırım burada yapılamıyorsa diğer illere yöneliriz. Bu anlayışla 12 sektörde yaklaşık 14 bin kişinin istihdam edildiği büyük bir grup olmamıza rağmen, merkezi İstanbul’a taşımadık” dedi. da Bursa’da imal ettirdiği tezgahların üzerine atılacak jakar makinelerini de Gaziantep’teki tornacılara yaptırıp, havlu imalatına başladı. koğlu’nun, ‘İşin hilesi dürüstlüktür’ sözü, bunu en güzel şekilde ifade ediyor. Kaliteli mal ve hizmet üretiminden taviz verilmemeli. Şirketin büyümesi sürecinde, özellikle aile şirketlerinde her anlamda adil olunmalı.” Abdulkadir Konukoğlu, “Herkes, doyduğu yer kadar doğduğu yere de yatırım yapmalı ve içinden çıktığı halkına iş, ekmek sunmalı. Bu yapıldığı takdirde ülkemizde bölgeler arası gelişmişlik farkı ortadan kalkar” diyor. Yatırımlarını mümkün olduğunca, “Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep” anlayışı ile yönlendiren Konukoğlu, diğer illerde de sanayicilerin, iş adamlarının bu anlayışta olması gerektiğini belirtiyor. Her platformda, “Hedefimiz öncelikle mümkün olduğu kadar daha çok yatırım yaparak, grubumuzu büyütmek ve kazanmak. Biz kazanırken daha çok insanı istihdam etmek ve müşterilerimize, iş yaptığımız kesimlere kazandırmaktır. Bir de kazandığımız parayı vergi olarak devletimizle ve sosyal sorumluluk anlayışıyla halkımızla paylaşmaktır” diyen Abdulkadir Bey, “Rüzgâr durmuşsa küreklere asılın” sözü ile de pes etmeyen, mücadeleci yönünü ortaya koyuyor. Beş kuşaktır tekstilde faaliyet gösteren Sanko yönetimi, 1990’lı yılların başından itibaren değişik iş kollarına girme kararı aldı. Grup, bugün tekstil dışında enerji, inşaat, ambalaj, iş ve tarım makineleri, bilişim, sağlık, finans, gıda, AVM, gayrimenkul ve eğitim alanlarında da faaliyet gösteriyor. Sanko bugün, 12 sektörde yaklaşık 14 bin çalışanıyla hizmet veriyor.Yeni tesisler kuruluyorÇalışkanlığı ve bilinçli yatırımlarıyla şirketini büyütmeye devam eden Sani Bey, 1966 yılında Hilal Kollektif Şirketi’ni kurdu. Projesini 1968 yılında hazırlattığı 25 bin iğlik iplik tesisinin 20 bin iğlik bölümünü 1974 yılında işletmeye açtı. Hilal Kollektif Şirketi’nin unvanı, 1977 yılında Sani Konukoğlu’nun isminden esinlenilerek Sanko Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne dönüştürüldü. Sanko, 1987’de Türkiye’ye ilk defa düğümsüz bobin makinelerini de getirtti. Diğer sanayicilerle birlikte 15 Ağustos 1989’da Gaziantep Sanayi Odası’nı kuran ve ilk Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirilen Sani Konukoğlu’ndan sonra işleri Abdulkadir Konukoğlu devradı. Babasının 1994 yılında vefatı sonrasında Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Abdulkadir Konukoğlu, Sanko Grubu’nu 1996 yılında Sanko Holding adı altında yapılandırdı. Daima temel ve gerekli ürün ve servislere yatırım yaparak, topluma kaliteli ürün ve servis sunma çabasında olan Sanko, rekabetçi piyasa koşullarında ayakta kalabilmek ve önde olmak amacıyla Ar-Ge çalışmalarına da önem verdi. Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, 109 yıllık köklü bir şirket olmayı şöyle yorumluyor: “Köklü şirket olabilmek için mal ve hizmet üretiminde dürüst olunmalı. Sanko’nun kurucusu babam merhum Sani Konu“İşin hilesi dürüstlüktür” ilkesiyle 109 yıldır çalışmalarını sürdüren Sanko Holding, bugün itibarıyla tekstil dışında enerji, inşaat, ambalaj, iş ve tarım makineleri, bilişim, sağlık, finans, gıda, AVM, gayrimenkul ve eğitim alanlarında da faaliyet gösteriyor.Temeller 1904’te atılıyorSanko’nun temelleri bundan beş kuşak önce, 1904 yılında büyük dede Sani Bey’in kurduğu dokuma tezgâhları ile atıldı. Sani Bey’in başladığı mütevazı dokuma işini, kendisinden sonra oğlu Zekeriye Bey devam ettirdi. 1926 yılında babasından dokuma tezgâhını ve mesleğini devralan Zekeriye Bey, bu işi 1943 yılında oğlu Sani Konukoğlu’na bıraktı. Sani Konukoğlu, babasından aldığı dede mesleği dokumacılığı, yaptığı önemli yatırımlar ve girişimlerle büyük bir işletmeye dönüştürdü. “İşin hilesi dürüstlüktür” ilkesini benimseyen Sani Konukoğlu, ileri görüşlülüğü ve büyük hedefleriyle firmayı, dünya çapında ürün ve servisler sunan bir şirketler topluluğu haline getirmeyi başardı. Sani Bey, 1947 yılında İstanbul’da 24 gözlü yerli bobin makinesi yaptırarak, Gaziantep’e bu kapasitede bir bobin makinesini ilk getiren kişi oldu. 1951’de, mevcut dokumalarının kalitesini daha da yükseltmek istedi. Bu amaçla Halep’ten aldığı apre makinesini bir mağaraya koyarak çalışmaya başladı. İki yıl sonra da Bursa’daki tornacılara dört mekikli ekose gömleklik dokuyan Avrupa dokuma tezgâhlarının benzer modelini yaptırıp Gaziantep’e getirtti. Böylece Gaziantep’te el tezgahlarını motorlu tezgaha dönüştürmede öncülük etti. Sani Bey, 1962 yılında ise yine bir mağaraya hidrofil pamuk tesisi kurdu. Bunu 1963 yılında kurduğu bin 500 iğ kapasiteli pamuk ipliği tesisi izledi. 1965 yılın-
78 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARISarar,Eskişehirveİstanbul’da toplam600yataklıotelkuruyorGiyim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra farklı alanlarda da yer almak istediklerini belirten Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, hizmet sektöründe yer almak amacıyla İstanbul ve Eskişehir’de toplam 600 yataklı otel kuracaklarını söylediEskişehir’de beş üretim tesisi ve 5 binin üzerinde çalışanı olan Sarar Giyim, Sarar, Sarar Kadın, Interview, CCS, Sarar Eşarp, Sarev ve Sartoria Sarar markalarıyla yurtiçinde 150’den fazla perakende mağazasına ve 600’ün üzerinde satış noktasına sahip bulunuyor. Türkiye’de markalaşıp, mağazalaşmayı sürdüren Sarar, yurtdışında da ciddi bir mağazalaşma ve şirketleşmeye yönelik atılımlar gerçekleştiriyor. Giyim konusundaki yatırımlarını ev tekstiline de taşıyan Sarar Giyim, ayrıca hizmet sektörüne de girmek amacıyla yatırımlara başladı. Yeni yatırım alanı olarak AVM ve otelciliği seçen Sarar Giyim, İstanbul ve Eskişehir’de toplam 600 yataklı otel yatırımına başladı. Otel yatırımlarının yanında AVM yatırımlarına da devam eden Sarar Giyim, Bozüyük’te faaliyete geçirdiği AVM’nin karşısına yeni bir AVM yapımına başladı. Eskişehir’de AVM ve otel yatırımı başlatan Sarar, İstanbul Beylikdüzü’de otel yatırımına, üretim kompleksi tesislerin içinde yer alan komplekste de apart otel yatırımına başladı. Otelcilik alanında da iddialı olan Sarar Giyim, üretimin yanında hizmet sektörüne de girerek, var olan 5 bin kişilik istihdamını 6 bin kişiye çıkarmayı hedefliyor. ve yıllık 300 milyon dolar ciroyla hazır giyim markaları arasında lider konumda olduklarını vurguladı. Avrupa, ABD, Rusya, Mısır, Türk cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri’nde gerek konsept mağazaları gerekse yaygın satış noktalarıyla geniş bir satış ağına sahip olduklarını belirten Sarar, “Sermayelerinin tamamı Sarar’a ait olan Avrupa’daki Sarar Europe GmbH, Amerika’daki Sarar USA Inc., Rusya’daki Sarar Tekstil ve Çin’deki Sarar Shanghai Inc. şirketlerimizin faaliyetleri başarıyla devam ediyor. Ayrıca İsrail’de, Sarar’ın yüzde 50 hissesine sahip olduğu Sarar Gusto International Company Ltd. girişimi (joint venture) mevcut. Al Shaya ile yaptığımız anlaşma gereği, başta Kuveyt olmak üzere Ortadoğu ülkelerinde 100 adet mağaza açmayı sürdürüyoruz. 2023 yılına kadar Amerika’da 100 mağazaya ulaşmış olacağız” dedi.“Stratejimizi, yeni iş birlikleri kurmak üzerine oluşturduk”Avrupa Birliği ülkelerinde markalaşmak, pa-2014’te 70’inci yılını kutlayacakEskişehir’in en önemli sanayi kuruluşlarından biri olan Sarar Giyim Sanayi, 1944 yılında başladığı erkek giyim üretimini, çeşitlendirerek büyümesini sürdürdü. Sadece Türkiye içinde değil, dünyanın çeşitli ülkelerinde açtığı mağazalarla da Türkiye’yi ve Eskişehir’i temsil eden Sarar Giyim, önümüzdeki yıl 70. Yaşını kutlayacak. Sarar Giyim Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, Sarar’ın bugünlere uzun soluklu bir yolculuktan sonra adım adım geldiğini ve babaları Abdurrahman Sarar’ın 14 metrekarelik dükkanından bugünkü dev üretim tesislerine ulaştığını söylüyor.Eskişehir’de beş üretim tesisi ve 5 binin üzerinde çalışanı olan Sarar Giyim, otelcilik alanında da iddialı. Sarar Giyim, üretim faaliyetinin yanı sıra hizmet sektörüne de girerek var olan 5 bin kişilik istihdamını 6 bin kişiye çıkarmayı hedefliyor.2023’e kadar Amerika’da 100 mağazaya ulaşacakYurtiçinde olduğu gibi dış pazarlarda da aranan marka olma hedefine yönelik yatırımlara devam ettiklerini söyleyen Sarar Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, yurtdışında 20’si Avrupa’da, 14’ü ABD’de ve 40’ı diğer ülkelerde olmak üzere toplam 72 konsept mağazazarlama ve satış faaliyetlerini yürütmek amacıyla 2000 yılında ‘Sarar Europe GmbH’ şirketini kurduklarını dile getiren Cemalettin Sarar, böylece ilk yurtdışı çalışmalarına başladıklarını kaydetti. ‘Sarar Europe GmbH’ şirketinin merkezinin Almanya-Düsseldorf’ta olduğunu belirten Sarar, bu şirkete bağlı olarak 2002-2006 yılları arasında Almanya’da dokuz, Avusturya’da bir, İspanya’da bir, Belçika’da bir, İsviçre’de iki, Çek Cumhuriyeti’nde iki ve Macaristan’da bir mağaza olmak üzere Sarar konseptine sahip toplam 17 perakende satış mağazası açtıkları bilgisini verdi. Sarar’ın Avrupa’daki toptan ve perakende operasyonlarının bu şirket tarafından yönetildiğini açıklayan Sarar, ayrıca ABD operasyonlarını düzenlemek ve yönetmek üzere 2001 yılında ‘Sarar USA Inc.’ isimli şirketi kurduklarını akardı. Bu şirketin 2002-2012 yılları arasında ABD’nin değişik eyalet ve kentlerinde açılan ve halen faaliyet gösteren toplam 12 adet perakende satış mağazasına sahip olduğunu kaydeden Sarar, şöyle konuştu: “Bu mağazalarımızın yanı sıra ürünlerimiz, kendi mağazalarımızın bulunmadığı şehirlerdeki çeşitli alışveriş merkezlerine de verilerek, satışa sunuluyor. Sarar olarak üretim alanındaki büyümemizi ulusal piyasada tamamlamış bulunuyoruz. Önümüzdeki yıllar için genel stratejimizi Sarar Home Textile, Marketing, Franchising, Joint Venture ve Know-How lisans anlaşmalarıyla yeni iş birlikleri oluşturmak ve geliştirmek üzerine oluşturduk. Mağaza ağlarımızın yurtiçinde ve dünya üzerindeki gelişimleri, ortaklık konusundaki doğru seçimlerimiz, Sarar’ın büyüme ve küreselleşme stratejisinin en önemli maddelerini oluşturuyor.”
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 79Sarmak,sektöreözel kompresörüretiyorBELMA BAĞRIK ADANA Sarmak Makina, bu yıl içinde Türkiye’de marka bilinirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını tamamlayıp Ar-Ge ve Ür-Ge (üretim-geliştirme) çalışmalarına ağırlık vermeyi planlıyor. Önümüzdeki yıl ise ihracata ağırlık vermesi planlanan Sarmak’ta bu konuda profesyonel bir ekip kurularak Türk cumhuriyetleri ile olan ilişkilerin güçlendirilmesi planlanıyor. 2015’te Türkiye pazarındaki dominant yabancı markalardan ciddi anlamda pazar payı alarak Türkiye’nin bu konudaki ithalatını azaltmayı hedeflediklerini ifade eden Yönetim Kurulu Üyesi Murat Saracoğlu, “Aynı yıl içinde firmanın üretim kapasitesinin artırarak birlikte çalıştığımız üniversitelerle Türkiye’de üretimi gerçekleşmeyen kompresörlerin üretimi için gereken çalışmalara başlayacağız” diyor. Geçtiğimiz yıl başında satış ve servis ekiplerinden gelen verilere göre özellikle maden sektörünün farklı ihtiyaçları olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Saracoğlu, sözlerini “Sektörün ihtiyacına yönelik bir kompresör üretimi gerçekleştirdik. Bu, Türkiye’de ender yapılan çalışmalardan biri, diğer sektörlere özel tasarımlar yaparak bu alandaki faaliyetlerimize devam edeceğiz” şeklinde sürdürdü. Hemen her sektöre özel geniş bir ürün gamı olan Sarmak’ın yıllık üretim kapasitesi pistonlu kompresörlerde 5 bin, vidalılarda bin 500 adede ulaşıyor. Temelleri, makina yüksek mühendisi Turgay Saracoğlu’nun Adana’da 1969 yılında kurduğu Tusar Tesisat Mühendislik firmasına dayanan Sarmak Makina, 1975’te tekstil yüksek mühendisi Kemal Saracoğlu ve daha sonra diğer aile üyelerinin katılmasıyla yeni ismini alıyor ve üretime başlıyor. Firma, 1980 yılında 1.5- 7.5 kW seri pistonlu kompresör üretimine geçerken, 1988 yılında Alman ‘Mannesmann Demag Drucklufttechnik’ lisansı altında sabit vidalı hava kompresörleri üretimini devreye alıyor. Adana Organize SanaTemelleri, makina yüksek mühendisi Turgay Saracoğlu’nun Adana’da 1969 yılında kurduğu Tusar Tesisat Mühendislik firmasına dayanan Sarmak Makina, 1975’te tekstil yüksek mühendisi Kemal Saracoğlu ve daha sonra diğer aile üyelerinin katılmasıyla yeni ismini alıyor ve üretime başlıyor.yi Bölgesi’nde (OSB), 2008’de 10 bin metrekaresi kapalı, toplam 24 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş olan modern üretim tesisine kavuşan Sarma, İstanbul ve Ankara’da satış sonrası bakım hizmetleri de sunan bölge müdürlükleri, İstanbul’daki pazarlama merkezi, Bursa, Kayseri ve Denizli’de yeni açılan servis merkezleri ile hizmet sunuyor. İlk ihracatını 1990 yılında gerçekleştiren Sarmak, ilk yurtdışı açılımını başta Türkmenistan, Özbekistan olmak üzere Türk cumhuriyetlerine yapıyor. Ardından Orta Asya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkan ülkelerine yönelen Sarmak’ın ikinci kuşak yöneticisi olan Yönetim Kurulu Üyesi Murat Saracoğlu, “Satışlarımızdaki ihracat oranımız yüzde 15 civarında. Pazar payını sürekli artıran firmamız, bugüne kadar İran, Irak, Suriye, Mısır, Suudi Arabistan, Bulgaristan, Yunanistan, Rusya, Ukrayna, Romanya, Cezayir, Ürdün ve Kazakistan’daki yurtdışı sektör fuarlarında yerini aldı” diyor.
80 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIAlmanya’yateknolojisatanSimge Grup,dünyamarkasıolmakistiyorAlman AMW-HTV GmbH firmasına 3 milyon euro’ya tasarımı ve lisans hakları Simge Grup’a ait olan asfalt ve asfalt geri dönüşüm fabrikası sattıkları bilgisini veren Yönetim Kurulu Başkanı Nezir Gencer, bu alanda dünya markası olmak istediklerini söylediESRA ÖZARFAT BURSA Geliştirdiği agrega hazırlama sistemi ile asfalt üretiminde ezber bozan E-Mak Makine, asfalt teknolojilerinde ürün yelpazesini geliştirerek dünya markası olmayı hedefliyor. Dünyanın önde gelen asfalt plent üreticilerinden Simge Grup, bünyesindeki E-Mak Makine ile ilklere imza atıyor. Yüzde 40’a varan enerji tasarrufu sağlayan agrega hazırlama sistemi “Simge Challenger” ile dünyada dikkatleri üzerine çeken E-Mak, bu yıl bir ilke daha imza atarak sektörde ilk kez Almanya’ya kendi teknolojisini ihraç etti. Alman AMW-HTV GmbH firmasına asfalt ve asfalt geri dönüşüm fabrikası satan Simge Grup, üç yılda bir Almanya’nın Münih şehrinde gerçekleşen Uluslararası İnşaat ve Maden Makineleri Fuarı (BAUMA) 2013 fuarında da övgüyle karşılandı. Dünyanın sayılı üreticileri arasında yer alan Simge Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Nezir Gencer, asfalt teknolojilerinde ürün yelpazesini geliştirerek, dünya markası olmayı hedeflediklerini söyledi. du. Daha önce Karayolları bünyesinde görev yaptığı Bursa’ya taşınma kararı alan Gencer, Bursa’da Karayolları Bölge Müdürlüğü’nde bir süre görev yaptıktan sonra 1977 yılında görevinden istifa etti. Kısa bir süre kardeşleri ile birlikte kurdukları şirkette taşeronluk işleri yapan Gencer, daha sonra ‘Simge İnşaat Taahhüt Ticaret M. Nezir Gencer’ firmasını kurarak ticari faaliyetlerine başladı.Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çalışırken Türkiye genelinde karayolları şantiyelerinden topladığı hurda parçalarla Van tersanesindeki ekipmanlardan da yararlanarak, oluşturduğu ekiple saatte 30 ton sıcak asfalt üreten bir asfalt plenti kuran Nezir Gencer, aslında bu buluşuyla ileride kuracağı firmanın da temelini atmış oluyordu.Almanya’ya teknoloji sattıSimge Grup bugün bünyesindeki E-Mak Makina ile farklı model ve kapasitelerde asfalt plentleri, Simge Challenger adını verdikleri agrega (mıcır) hazırlama ünitesi üreterek, bunları dünyaya ihraç ediyor. Nezir Gencer, dünyanın önde gelen asfalt plent üreticileri arasında yer alan Simge Grup’un ilk olarak yüzde 40’a varan enerji tasarrufu sağlayan agrega hazırlama sistemi “Simge Challenger” ile dünyada dikkatleri üzerine çektiğini söyledi. Simge Challenger’ın ilk olarak 1994 yılında üretildiğini hatırlatan Gencer, gelinen sürede yapılan geliştirmelerle Simge Challenger’ın dünyaya ihraç edilen inovatif bir ürün olduğunu ifade etti. Bu yıl ilk kez Almanya’ya kendi teknolojilerini ihraç ettiklerini anlatan Nezir Gencer, “Grubun amiral gemisi E-Mak ile Alman AMW-HTV GmbH firmasına 3 milyon euro’ya tasarımı ve lisans hakları bize ait olan asfalt ve as-İcatlarla dolu bir ömürSimge Grup’un ulusal ve uluslararası başarısının ardından Yönetim Kurulu Başkanı Nezir Gencer imzası bulunuyor. 65 yıllık ömrünü icat ve buluşlarla zenginleştiren Gencer, 13 yaşında atıldığı iş yaşamında bugün asfalt üretiminde çığır açan buluşlara imza atmayı sürdürüyor. 13 yaşında lüküs lambası ile çalışan tab makinesi icat eden, evlerinde kullandıkları kömür ile çalışan ütüyü elektrikli hale dönüştüren Nezir Gencer, Elazığ’da okuduğu Yol ve İnşaat Makineleri Uzmanlık okulunun ardından Karayolları Van Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Tatvan Şubesinde 1965 yılında memuriyete başladı. Doğu Anadolu’da kış mevsiminin ağır geçmesi ve bölgenin şartları Gencer’i arayışa yöneltti. Geliştirdiği projeyi Karayolları Bölge Müdürü’ne aktaran Gencer, aldığı ‘olur’ ile harekete geçerek, Türkiye genelinde karayolları şantiyelerinden topladığı hurda parçalarla Van tersanesindeki ekipmanlardan da yararlanarak, oluşturduğu ekiple saatte 30 ton sıcak asfalt üreten bir asfalt plenti kurdu. Bütün imkansızlıklara rağmen kurulan asfalt plenti ile Karayolları Genel Müdürlüğü’nden takdir ve terfi bekleyen Gencer, Ankara’dan gelen üst düzey bir bürokratın emri ve daha sonra resmi yazısı ile bilinmeyen bir nedenle asfalt plentinin sökülüp hurdalığa atılması isteği ile adeta yıkıldı. Ancak bu karar Nezir Gencer için bir dönüm noktası ol-falt geri dönüşüm fabrikası sattık. BAUMA 2013 fuarında görücüye çıkardığımız teknolojimizle büyük övgü aldık. Bugün Almanya’da İtalyan, İngiliz ya da Fransız malı asfalt makinesi yoktur. İlk defa bu alanda bir Türk malı Almanya’ya girdi. Bunun da sebebi çok özel bir teknolojiye sahip olmasıdır. Alman firmanın temsilcisi, ‘Türkiye’den böyle bir teknoloji satın aldığım için çok isabetli bir karar vermişim. Bu tamamen inovasyonlar içeren bir tesistir. O nedenle Türkiye’den aldım’ dedi. İyi bir ürün iyi bir fabrikada üretilir. Almanların bizim teknolojimiz karşısında ‘evet’ demeleri, Bursa’dan Türkiye’ye teknoloji anlamında bir ışık doğuyor demektir. Demek ki istersek yapabiliriz. Biz bunu Almanlara söylettik” dedi.Global yapılanmada sonraki durak KazakistanGrubun iki önemli üretim ayağı var. Biri yol ve asfalt yapmak, diğeri de yol ve asfalt yapan makineleri üretmek. Simge Grup geliştirdiği asfalt plentlerini ilk olarak yol ve asfalt ürettiği kendi tesislerinde deniyor. 850 kişi istihdam eden ve cirosu 40 milyon dolar olan Grup, şimdilik 10 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Ancak ihracatta 2019 yılı hedefi 200 milyon dolara yükselmek. Bunun da yolu dünyaya açılarak, farklı bir yapılanma modelini gerektiriyor. Almanya Hamburg, Suudi Arabistan Riyad, Rusya’nın Moskova, Krasnodar ve St. Petersburg gibi kentlerde ofisleri bulunan Grup, yakın bir zamanda da Kazakistan’da ofis açmaya hazırlanıyor. Temsilcilik açtığı ülkelerin dışında Doğu Avrupa ülkeleri, Nijerya, Suudi Arabistan, Suriye, Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Cezayir gibi ülkelere de ihracat yapıyor. Nezir Gencer, ileriye dönük büyük hayallerinden bir tanesinin de Güney Amerika’ya ve Brezilya’ya açılmak olduğunu söylüyor.
34 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIDirinler,üçayrı fabrikadayılda bineyakın makineüretiyorÇiğli’de toplam 30 bin metrekarenin üzerinde kapalı alana sahip üç ayrı fabrikada faaliyet gösteren Dirinler Grubu, yılda bine yakın makine üretiyor. Geçen yıl 70 milyon TL ciro elde eden firma, 40 ülkeye de ihracat yapıyorAHMET USMAN İZMİR Bugün 15 ton ile 50 ton arasında C tipi eksantrik presler, 30 ton ile 1000 ton kapasiteler arasında H tipi eksantrik presler, 60 ton ile 160 ton kapasiteler arasında C tipi hidrolik presler, 250 ton ile 1000 ton kapasiteler arasında H tipi hidrolik presler üreten Dirinler Grubu, ayrıca Modified Knuckle Joint Pres imalatı da yapıyor. Çiğli’deki Organize Sanayi Bölgesi’nde toplam 30 bin metrekarenin üzerinde kapalı alana sahip üç ayrı fabrikada üretime davam eden Dirinler Grubu, yılda bine yakın makine üretiyor. 200’ü makine bölümünde olmak üzere 500’e yakın kişiyi istihdameden Dirinler Grubu, geçen yıl 70 milyon TL ciro elde etti. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde Dirinler Döküm ile döküm alanında da faaliyet yürüten Dirinler Grubu, 16 bin metrekare kapalı alana sahip bu fabrikada 15 ton kapasiteli tek parça sfero ve pik döküm yapabiliyor. Grubun bünyesinde yer alan Dirinler Sanayi Makinaları ise ‘Drinns’ markasıyla CNC torna tezgahı, CNC matkap tezgahları ve CNC dik işleme makinesi üretiyor. Ayrıca Maksaş Makina Sanayi firması ve Lupamat markasıyla pistonlu ve vidalı hava kompresörleri sektörüne giren Dirinler Grubu, Levent Marina’yı bünyesine alarak marinacılığa da başladı. Bünyesinde ithalat ve ihracat işlerini organize eden bir pazarlama firmasıda yer alan Dirinler Grubu, şu anda 40 ülkeye ihracat yapıyor.Geçen yılı 70 milyon TL ciroyla kapattıDirinler Grubu’nun temellerini 70 yıl önce atan Cemal Dirin, ilkokuldayken çalışmaya başladı. Gazoz kasası taşımacılığından marangoz çıraklığına kadar çok farklı işlerde çalışan Cemal Dirin, 14 yaşında torna atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı. Değişik atölyelerde çalışıp, ustalığını geliştirdikten sonra Osman Konak ile ortak torna atölyesi kuran Cemal Dirin, 1952 yılında ise kendi torna atölyesini açtı. 1967’de argel ile birlikte pres makinesi üretimi yapmaya başlayan Cemal Dirin, o dönem yan sanayi için önemli makinelerden biri olan eksantrik pres üretiminin artmasıyla vargel üretiminden tamamen vazgeçerek tamamen eksantrik pres üretimine başladı. O zamana kadar 40, 60 ve 100 metrekarelik üç ayrı alanda devam eden imalat 1970’te Çamdibi’ndeki 750 metrekarelik binada birleştirildi. Başta 20 ton olarak ürettiği presleri giderek çeşitlendiren Dirinler, kısa sürede üretimini 150 ton kapasiteye kadar çıkardı. 1990’larda Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 6 bin metrekarelik kapalı alana sahip modern fabrikaya geçen Dirinler, kısa sürede buranın kapalı alanını 12 bin metrekareye çıkardı. Grup Mustafa, Nihat, Ali ve Melih Dirin tarafından yönetiliyor. Şu anda 200’ü makine bölümünde olmak üzere 500’e yakın kişiyi istihdam eden Dirinler Grubu, geçen yıl 70 milyon TL ciro elde etti.1990’larda Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 6 bin metrekarelik kapalı alana sahip modern fabrikaya geçen Dirinler, kısa sürede buranın kapalı alanını 12 bin metrekareye çıkardı. Grup Mustafa, Nihat, Ali ve Melih Dirin tarafından yönetiliyor.
36 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIDurmazlar,Türkiye’ninilkyerli hızlıtreniniüretmekistiyorTürkiye’nin ilk yerli tramvayını Bursa Büyükşehir Belediyesi için ürettikleri bilgisini veren Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, yeni dönemde metro ve hızlı tren imal etmek için çalışmalara başlayacaklarını açıkladıBURSA Ürettiği makineleri dünyanın dört bir yanına ihraç eden ve ABD’de uzay roketlerinin yakıt depolarının üretimini sağlayan makineler de imal eden Durmazlar, yeni dönemde Türkiye’nin ilk yerli hızlı trenini üretmek istiyor. Bu konuda kendisine referans olabilecek bir projeyle bu aladaki iddiasını ortaya koyan firma, Türkiye’nin ilk yerli tramvayını Bursa için imal etti. İpekböceği adlı bu tramvay, yakın zamanda Bursa sokaklarındaki seferlerine başlayacak. Firma bu projenin ardından Türkiye’nin ilk yerli hızlı trenini imal etmek istiyor. Durmazlar Makina, 1956 yılında Ali Durmaz tarafından kuruldu. Kurulduğu günden beri yapılmamış olanı imal etme ve yapılmış olanı daha iyi bir noktaya taşıma prensibiyle çalışan firma, bugün itibarıyla Bursa’da 100 bin metrekare kapalı alanda, bin 250 çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde ise Hüseyin Durmaz’ın bulunduğu firmada, lazer ışını ile çeliği şekillendiren uçak kanadı ve roket yakıt deposu yapan makineler imal ediliyor. Ar-Ge merkezine sahip firmada 65 mühendis bulunuyor. 120 ülkede ‘Durma’ marka makineyle yer alan firmanın aynı zamanda 80 ülkede bayisi bulunuyor. tüm süreçleri başarıyla uyguladıklarını anlattı. Türkiye makine sektörünün dış pazarda artık yoğun rağbet gördüğünü anlatan Durmaz, “Artık Türk malı makineler aslanlar gibi satılıyor. Türk makinelerinin kalitesi artık kanıtlandı. Ürünlerimizi çok rahat ihraç edebiliyoruz” dedi. Trinidad Tobago’da bile Türkiye’de imal edilen Durma markalı makinelerin kullanıldığına dikkat çeken Durmaz, “İrlanda’da Bombardier fabrikasında uçak kanatları yapımında bizim makinelerimizi kullanılıyor” şeklinde bilgi verdi. Yerli firmaların başarısı sayesinde artık Almanya ve İtalya’da bu işi yapan firmanın kalmadığına işaret eden Durmaz, “Yani Türkiye belirli makinelerin üretiminde Avrupa’nın imalat üssü olma noktasında. Biz bu işi bir adım ileriye götürüp hafif raylı sistemler imalatına da giriyoruz” ifadesini kullandı.“Ar-Ge kabiliyetimizin yüksek olması projeleri getirdi”Durmazlar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı’nın teşvikiyle Türkiye’nin ilk yerli tramvayı İpekböceği’ni de üretti. Hüseyin Durmaz, “Baktılar Ar-Ge yapımız buna uygun. Biz de maliyetini hesapladık ve bu işin riskini üstlendik” aktarımını yaptı. Tramvayın statik testlerinin tamamlandığını anlatan Durmaz, yakın zamanda ürünün hareket halindeki testlerine başlayacaklarını bildirdi. İpekböceği’nin Berlin’deki Innotrans 2012 fuarında da yoğun ilgi gördüğünü anlatan Durmaz, “Fuar sayesinde gördük ki rakiplerimizden büyük ilgi var. Çünkü dünyada çokDurmazlar Makina, 1956 yılında Ali Durmaz tarafından kuruldu. Kurulduğu günden beri yapılmamış olanı imal etme ve yapılmış olanı daha iyi bir noktaya taşıma prensibiyle çalışan firma, bugün itibarıyla Bursa’da 100 bin metrekare kapalı alanda, bin 250 çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Firmada lazer ışını ile çeliği şekillendiren uçak kanadı ve roket yakıt deposu yapan makineler imal ediliyor.üretici yok. Zor bir sektör. Fransızlar, Almanlar, Çinliler, Japonlar, Çekler ve Polonyalılar bu alanda etkin. Bizim gibi sonradan bu sektöre giren firma bulunmuyor. Avrupa çok önce girmiş bu işe. Onların pazarına giriyoruz. Rakiplerimiz ürünümüzün defalarca fotoğrafını çekti. Bir bakıma işler lehimize döndü” şeklinde görüş bildirdi. Bu ürünü Bursa’nın yanı sıra İstanbul ve Konya gibi büyük illere de satmak istediklerinin altını çizen Durmaz, bu sayede yurtdışında ellerinin güçleneceğine işaret etti.“Türkiye’deki hızlı tren projesinin potansiyeli büyük”Hüseyin Durmaz, artık iç pazarda da Türk malına duyulan güven endeksinin yükselmesini bekliyor. Firmalarının üretim kalitesine güvendiğini, yeni dönemde metro ve hızlı tren imal etmek için çalışmalara başlayacaklarını anlatan Durmaz, Türkiye pazarından destek beklediklerine vurgu yaptı. Durmaz, şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’deki hızlı tren projesi 2 milyar doları buluyor. Potansiyel çok büyük. Biz tramvayla sektöre giriş yaptık, hedeflerimiz çok yüksek. Metro üretmek için testleri yaptık, projeler bitti. Tramvaylar alçak, yürütme sistemini yerleştirmek zor. Biz bunu başardığımız için yurtdışında yoğun ilgi gördük. Yani işin zorundan başladık, bundan sonrası kolay. Yeter ki destek verilsin, arkamızda durulsun. Türkiye yerli hızlı trenini üretemez mi? Yok mu bir deli? Bence var. Ve biz bu işe talibiz.” Hüseyin Durmaz, firmalarının farklı sektörlere de girdiğini belirterek, Bursa’da açtıkları Hilton otelleri ile de öncülük yaptıklarını, dünyada ilk kez üç ve beş yıldızlı iki Hilton’u yan yana açtıklarını anlattı. Durmaz, “Bizim ardımızdan Bursa’ya diğer büyük otel markaları da geldi. Şimdi bir AVM projemiz var. Ayrıca yalıtım malzemesi üretmek için de bir fabrika kuruyoruz. Yeni işlerle aldığımız riskleri dağıtıyoruz. Bir sektörde kriz olursa diğeriyle bunu dengelemeyi planlıyoruz. Orta vadede havacılık sektörüne bile girebiliriz” diye konuştu.“Türk malı makineler pazarda rağbet görüyor”Durmazlar Makina Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, makine üretimi için gerekli olan
38 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIDünyaPolistrenGrup,2013’te inovasyonlabüyümeyeodaklandıYalıtım alanına yönelik ürettikleri polistrendan kartonpiyerlerle sektöre yeni bir soluk getirdiklerini anlatan Genel Müdür Bülent Kunt, inovatif ürünler imal etme kabiliyetlerinin büyümelerinde önemli rol oynadığını söyledi. Kunt, son olarak arı kovanı geliştiren firmalarının seri üretime başlayacağını açıkladıBELMA BAĞRIK ADANA Yalıtım alanına yönelik olarak ürettiği inovatif ürünlerle 12 yıl gibi kısa bir sürede hızla büyüyen Dünya Polistren Grup, yenilikçi ürünlerinin imalatına devam etme hedefinde. Dekorasyon işi yapan bir esnaf olarak 2001 yılında faaliyete geçen firma, zaman içinde geliştirdiği yeni ürünlerle sektöre yeni bir soluk getirdi. Dünya Dekor, Kappla, Sitrokovan ve Rexo markalarıyla hizmet sunan Dünya Polistren Grup Genel Müdürü Bülent Kunt, ilk etapta 50 metrekarelik bir alanda faaliyetlere başladıklarını söyledi. Şahıs işletmesi olarak kurulan firmanın, başlangıçta polistrenden kartonpiyerin satış ve pazarlamasını yaptığını aktara Kunt, o yıllarda Türkiye’de üretimi yapılmayan polistrenden kartonpiyeri Adana’ya taşıdıklarını anlattı. Piyasada bu ürünün geçerliliğini koruyamayacağı ve tutmayacağı yönünde görüş hakim olsa da Bülent Kunt ürünü tanıtma yoluna giderek, önemli bir başarı yakalıyor. Ürünün fayda değerinin nihai tüketiciye anlatılması sonucunda hızlı bir büyüme yakalayan firma, 2003 yılında şirketleşiyor. 2004’ün ilk çeyreğinde Adana Yeni Sanayi Sitesi’ne taşınan şirket, 700 metrekarelik bir alanda faaliyetlerine hız veriyor. Firma, 20042005 yılında tamamen ürün geliştirme, ürün kalite standartlarını oturtma, firma üretim kültürünün standartlaşması konularına ağırlık veriyor. Kunt, “Ar-Ge’ye yapılan yatırımlar 2006 yılında Türkiye genelinde ürün portföyü en geniş firma profilinin ortaya çıkmasını sağladı. Sadece belirli bölgelerde faaliyet gösteren şirketimiz, 2006 yılı sonu itibarıyla organizasyonunu Türkiye eksenli oluşturmaya başladı. İstanbul Bölge Müdürlüğü ayrıca tüm bölgelerde de bayi ağı oluşturuldu” dedi. vam eden bir firma olduk” değerlendirmesini yaptı. Bugüne geldiklerinde AOSB’de ve Karataş yolundaki iki ayrı tesiste, toplam 20 bin metrekare alanda bunun 16 bin metrekaresi kapalı tesislerinde faaliyetlerine devam ettiklerini dile getiren Bülent Kunt, hammaddesi petrol olan ve halk arasında köpük ya da strafor olarak tanınan polistren hammaddesinden mamuller ürettiklerini belirtti. Bülent Kunt, polistren ürünler hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Polistrenden strafor çok iyi bir yalıtım malzemesi. Hem dekoratif ürün olarak hem de ambalaj olarak kullanılabiliyor. Ürünün yalıtım özelliğinden faydalanarak yalıtıma ihtiyacı olan ambalaj ürünlerini üretiyoruz. Bunlar dondurma kutusu, balık kutusu gibi bir yerden bir yere gönderdiğinizde bozulmasını engelleyecek ve hacim oluşturacak ürün gurupları. Bu alanda oldukça iddialıyız.” çıktıklarını dile getiren Bülent Kunt, Kappla’nın altı ürünün bir araya gelmesinden oluşan, nihai çözüm sunabilecek bir ısı yalıtım sistemi olduğunu anlattı. Kunt, “Yıllık üretim kapasitemiz 7 bin ton civarında. Bölgemiz için çok iyi bir rakam. Üretim değil ama sunumu itibarıyla bölgede tekiz. Yalıtımla ilgili organizasyon ve pazarlama yatırımı yapıyoruz. Sektörde bölgesinde entegre yapıya sahip bir firmayız. Marmara’dan sonra makine parkı anlamında organizasyonu en güçlü firmayız. Bunu yalıtımla da sunuyoruz. Bundan sonra Kappla’yı çok sık göreceğiz” şeklinde konuştu. Tüm Türkiye genelinde ilk etapta hareket etmeyi düşünmediklerini kaydeden Kunt, bölgesel anlamda Adana, Mersin, Maraş, Niğde, Kayseri, Konya, Antep, Antakya bölgesinde Kappla ile etkin olmak istediklerini bildirdi. Kunt, “Yalıtım sektöründe Türkiye pazarının yüzde 60’ı marka değeri olan büyük firmalarda. Yüzde 30 oranında ise bölgesel firmalar hareket ediyor. Biz Adana’da yüzde 40’lık bir pazar payı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaştığımız takdirde ismimizle çok güçlü oluruz” şeklinde konuştu.İlk yıllar alçısız kartonpiyer ve aksesuarları üretimi gerçekleştiren Dünya Grup, üretim tesisini 2006’nın sonu itibarıyla Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ne (AOSB) taşıyor ve burada ilk etapta 2 bin metrekarelik bölümde üretime başlıyor.Kappla markası ile potansiyel kullanılacakYalıtım sektöründe daha etkin olabilmek için henüz çok yeni olan Kappla markasıyla yola“Arıcıların beklentilerine yönelik bir ürün imal ettik”Bülent Kunt, Ar-Ge ve Ür-Ge’ye cirodan yüzde 4’lük bir pay ayırdıklarını belirterek, Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkan ve ödül alan arı kovanı ürünlerinde seri üretime geçeceklerini anlattı. Kunt, “Straforun yalıtım malzemesi olma özelliğinden, teknolojik altyapımız ve bilgi birikimimizden yararlanarak arıcıların beklentilerine yönelik bir ürün yaptık. Bu ürünümüze ciddi talep aldık. Seri imalata bu nedenle geçeceğiz. Strokovan markasıyla Türkiye’de arıcılık anlamında çok önemli bir firma ve marka haline geliyoruz” aktarımını yaptı. Türkiye’nin 20 bin civarında kovan ihtiyacı olduğunu ifade eden Kunt, bu ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilecek kapasitelerinin olduğunu aktardı. Kunt, bu ürünle ihracat da yapacaklarını vurgularken, arıcılık sektöründe Romanya, Bulgaristan gibi önemli ülkelerin hedef pazarları arasında yer aldığını dile getirdi. Üretimlerinin yüzde 10’unu ihraç eden Dünya Polistren Grup, önümüzdeki beş yılda ihracatta agresif bir tutum sergilemeyi planlıyor. Genel Müdür Bülent Kunt, “Ameraki ve Asya kıtaları hariç her kıtaya ihracat yapıyoruz. 17 ülkeye ürün gönderiyoruz. Sektör ağımız sürekli genişliyor. Önümüzdeki dönemde yeni ürünlerimizle birlikte üretimimizin yüzde 40’ını ihraç etmeyi hedefliyoruz” ifadesini kullandı.OSB’ye geçiliyorİlk yıllar alçısız kartonpiyer ve aksesuarları üretimi gerçekleştiren Dünya Grup, üretim tesisini 2006’nın sonu itibarıyla Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ne (AOSB) taşıyor ve burada ilk etapta 2 bin metrekarelik bölümde üretime başlıyor. Bülent Kunt, polistren üretimindeki yatırımlarını aralıksız sürdürdüklerine işaret ederek, “AOSB’ye taşındıktan sonra polistren ürünler üzerinde yoğunlaşma kararı aldık ve birçok sektöre hizmet vermeyi hedefledik. ‘Her işi yapan’ firma yerine uzmanlık alanı polistren ürünler olan ve yatırımlarına bu doğrultuda de-
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 39EJS,‘Devrim’otomobilinden havacılığauzanıyorESKİŞEHİR Yurt dışından gelen römorklara jant ihtiyacı doğmasıyla faaliyetlerine başlayan firma, yokluk yıllarında Ahmet Musubeyli’nin kısıtlı imkanlarıyla jant üretmeyi başarıyor. Ahmet Musubeyli’nin kurduğu Eskişehir Jant Fabrikası 1950’lerde üretime başlıyor ve başta römork jantları olmak üzere, otomobil, traktör, iş makinesi, forklift ve diğer araçlar için oluşan jant talebini; fabrikasyon üretim yaparak uzun yıllar tek başına karşılıyor. 1950’lerde Türkiye’nin dış dünyaya günümüzde olduğu kadar entegre olmadığını ve makine ithal etmenin çok zor olduğunu ifade eden Eskişehir Jant ve Makine Sanayi’nin (EJS) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Musubeyli, Ahmet Musubeyli’nin yurtdışı fuarlarda görüp incelediği tezgahları, daha sonra kendi atölyelerinde üreterek makine parkını geliştirdiğini ve böylelikle şirketin 1970’li yıllarda üst üste vergi rekortmenleri arasına girdiğini bildiriyor. EJS, Türkiye’nin ve Eskişehir’in kilometre taşlarından birisi olan ‘Devrim otomobili’ projesinde de jant tedarikçisi olarak yer alıyor. Musubeyli, her ne kadar günümüzde başarısız addedilse de dört buçuk ay gibi kısa bir sürede hem tasarımının tamamlandığı hem de çalışır dört adet otomobil prototipinin üretildiği dünyada bir benzeri daha olmayan bu projede yer aldıklarını hatırlatıyor. Turbomak ismiyle 1999’da havacılık alanına adım attıklarını söyleyen Musubeyli, çeşitli askeri ve sivil havacılık unsurlarıyla, gözü göklerde olan Eskişehir’de faaliyet göstermenin Eskişehir Jant Fabrikası’na yenilikçi bir bakış açısı kazandırdığına inanıyor. Musubeyli, uçak motor parçalarının türbin parçalarında talaşlı imalat operasyonlarını gerçekleştiren EJS’nin bu alanda Avrupa pazarına girerek önemli bir başarıya imza attığını söylüyor.‘Devrim’ otomobili projesinde jant tedarikçisi olarak yer alan EJS, 1999’da Turbomak markasıyla girdiği havacılık sektöründe tahribatsız muayene gibi ileri uygulamalarıyla Avrupa’da önemli başarılara imza atıyor.Sektörde tahribatsız muayene alanında da yatırım yaptıklarını belirten Musubeyli, firmalarının sağladığı katma değeri artırmak üzere gerekli adımları attıklarını sözlerine ekliyor. Havacılıkta özellikle uçak motor parçaları konusunda tahribatsız muayenenin çok önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Musubeyli şu bilgileri veriyor: “Gerekli sertifikasyonların tamamlanmasının ardından bir yıldır tahribatsız muayene yapıyoruz ve uluslararası alanda kabul gören bu seviyedeki bir muayeneyi gerçekleştirmekten dolayı gurur duyuyoruz. Geçtiğimiz yıllarda kalite sistemimizin AS9100 sertifikasyonuna layık görülmesiyle beraber Türkiye’de alanında sayılı kurumlar arasına giren firmamızın, bu sayede geleceğe daha güvenle bakmasını sağladığını düşünüyorum.”
40 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIErdemoğlu’nunmarkasıMerinos mağazasayısınıartıracakHalı, battaniye, ev tekstili, yatak ve baza satışlarından oluşan ‘Corner’ mağazaların sayısının bin 500’e çıkacağını bildiren Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Erdemoğlu, ‘Showroom’ sayısının 500’e, ‘Elegance’ mağaza sayısının ise 250’ye çıkacağını bildirdi. Erdemoğlu, mobilyada halı cirosunu geçmek istediklerinin altını çizdiM. TEKİN ÇİÇEK GAZİANTEP Halı, mobilya ve ev tekstili sektörlerinde15 şirketiyle büyümeye devam eden Merinos, ‘Corner’ mağaza sayısını bin 500’e çıkaracak. Bu mağazaların Merinos’un halı, battaniye, ev tekstili, yatak ve bazalardan oluştuğunu bildiren Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Erdemoğlu, ‘Corner’ mağazaları her şehrin en güzel caddelerinde açacaklarını söyledi. Bunların, tüketicilerin sağlıklı bir şekilde görebileceği modern teşhir imkanı olan mağazalar olacağını belirten Erdemoğlu, “Mobilyada 6 bin civarında satış noktası bulunmasına rağmen Merinos’u farklı bir noktaya taşımak adına farklı bir uygulamaya gidiyoruz. Merinos için üç çeşit mağaza tipi oluşturacağız. Bunlardan biri, 300 metrekare genişlikteki ‘Corner’lar. Diğeri bin 500 metrekarelik alanlara kurulacak kanepe, oturma gruplarının da dahil olduğu ürünlerin satıldığı ‘Showroomlar’. Diğerlerini ise 3 bin metrekarelik alanlarda kurulu olan ‘Elegance’ mağazalar oluşturacak. Hedefimiz bin 500 ‘Corner’, 500 Showroom, 250 ‘Elegance’ mağazaya ulaşmak” dedi. Erdemoğlu, ‘Elegance’ların, Merinos’un tüm ürünlerinin teşhir edildiği mağazalar konsepti olacağını iletti. Firmanın, Amerika’daki Wal Mart ve IKEA mağazaları başta olmak üzere dünyanın 70 ülkesine ihracatta bulunduğunu kaydeden Erdemoğlu, “2012 yılında Merinos’un ihracatı yüzde 35 artarak 220 milyon dolara ulaştı. 2013 yılı ihracat hedefimizi ise 300 milyon dolar olarak belirledik. Geçen yıl yüzde 25 büyüyen Erdemoğlu Holding, 65 milyon dolarlık yatırım yaptı” diye konuştu. 2012 yılında yapılan yeni ilave kapasitelerle üretim anlamında gerek yuriçindeki pazar paylarının, gerekse ihracat anlamında büyümelerinin sürdüreceğini savunan Erdemoğlu, şöyle devam etti: “Geçen yıl daha modern makinelerle kapasitemizi yüzde 25 artırdık. Biz tüm dallardaki makinelerde 10 – 12 yıl yaşlananı yeniliyoruz. Teknoloji sürekli gelişiyor. Böyle olunca rekabetten geri kalmamak ve fiyat olarak piyasanın dışında kalmamak için yeni teknoloji ürünleri alıyoruz. Yeni makinelerimizin montajları tamamlandı ve üretime başlandı. Son gelen makinelerle makine halısında üretimimiz yüzde 25 arttı.”Mobilya cirosu, halı cirosunun üzerine çıkacakGerek makine parkı, gerek altyapı, gerekse hammaddede ürün depolanacak yerler anlamında alt yapılarının hazır olduğuna değinen Erdemoğlu, mobilyada yeni marketler, showromlar açmak yolunda çalışmalarının devam ettiğini aktardı. Mobilyadaki hedeflerinin, halıdaki cironun üzerine çıkmak olduğunun altını çizen Erdemoğlu, “Tüketim olarak baktığınızda mobilyanın tüketimi halıdan 10 kat daha fazla. Biz mobilyaya iç piyasa için başlamıştık. Şu anda Almanya, İran, Libya, Kazakistan, Azerbaycan gibi 15 ülkeye mobilya ihracatı yapıyoruz. Halıda 70 ülkeyle ihracat yapıyoruz. Mobilyada da pazar ciromuzu artırdıkça büyüyeceğiz” ifadesinde bulundu.Sosyal sorumluluk projelerinde eğitime ağırlık veren Erdemoğlu Holding, son olarak Besni’de kız öğrenci yurdunun inşaatını tamamladı. Holding, şu anda Besni’de bir de mimarlık fakültesi yapmak için çalışmalarda son aşamaya geldi“Eğitime önem veriyoruz”Türkiye’nin kalkınması için en önemli unsurların eğitim ve üretim olduğuna dikkat çeken Mahmut Erdemoğlu, bu konuda yaptıkları çalışmalar hakkında şunları söyledi: “Sosyal sorumluluk üzerine yaptığımız yatırımların yüzde 90’ı eğitim üzerinedir. En son olarak Besni’de kız öğrenci yurdunun inşaatını tamamlayarak hizmete açtık. Okul çağındaki kızlarımızın okuyabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Kadınlarımızın eğitimli olması ve çalışması Türkiye’nin kalkınması yönünden son derece önemli bir faktördür. Kişi başına düşen milli gelirin artmasında önemli bir etkendir. Köylerde oturan kız çocuklarımız konaklayacak yerleri olmadığı için ilçelere veya şehirlere gelerek okuma şansını elde edemiyorlardı. Bu yurdun yapılmış olması bu açıdan ayrı bir önem ve anlam kazanmaktadır.” Ayrıca şu anda Besni’de bir mimarlık fakültesi yapmak için çalışmalarının son aşamaya geldiğini anlatan Erdemoğlu, bu fakültenin yakın zamanda temelini atacakları haberini verdi. “Gaziantep’te dört okul, Besni’de de bir okul, iki öğrenci yurdu yaptırdık” diyen Erdemoğlu, şöyle devam etti: “Şu anda da Van’da Mehmet Erdemoğlu Ticaret Meslek Lisesi’nin yapımı devam ediyor. Van’a ikinci bir okul daha yaptıracağız. Gaziantep’te bir okul daha yapmak için kolları sıvadık. Yine Gaziantep’te annemizin adına Servi Erdemoğlu Camii yaptırmak için gerekli girişimleri yaptık ve yakında yapımına başlayacağız.”
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 41Er-Bakır,İSO500listesinde 23’üncüsıradayeraldıDENİZLİ Elektrolitik bakır iletken sektöründe üretim yapan Er-Bakır, İstanbul Sanayi Odası (İSO)’nın her yıl açıkladığı ‘Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu’ anketine 2012’de 23’üncü sıradan girdi. Faaliyete başladığı günden beri yapılan yatırımlarla sürdürülebilir büyüme içinde olan şirket, bugün Türkiye’nin en büyük elektrolitik bakır tel üretim tesislerinden birine sahip. Faaliyetlerine 1981 yılında başlayan firma, blister şeklindeki bakır cevherinin ana üretim birimleri olan anod döküm, elektroliz, sürekli döküm ve tel çekme ünitelerinde işlenmesiyle 0.05 milimetreye kadar inen çaplarda yaklaşık 3 bin 500 değişik özellikte bakır tel imalatı yapıyor. İlk yıllarında bugüne göre çok küçük bir işyeri olarak faaliyet gösteren Er-Bakır, 1983 yılıyla birlikte genişlemeye gider. Er-Bakır günümüzde başta ABD, İtalya, İngiltere, Almanya olmak üzere NASA dahil birçok yüksek teknoloji uygulayıcılarının kablo ve cihaz üreten teknoloji devi şirketlerin bakır iletken ihtiyaçlarını karşılıyor. Gerçekleştirdiği başarılı satış rakamlarıyla Türkiye’de sektörünün ikinci büyük firması olan ErBakır, gösterdiği başarılı performansı ile her yıl, İSO’nun 500 büyük sanayi kuruluşu arasında düzenli olarak ön sıralarda yer alıyor. Türkiye’de sektöre yön veren firmalar arasında gösterilen firma, stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda ABD’de kurduğu CN Wire isimli kendi pazarlama şirketiyle gerçekleştirdiği satışlarıyla, kendi alanında Türkiye’den ABD’ye yapılan ihracatta lider firma konumunda. Kalite yönetim sistemlerine büyük yatırım yapan Er-Bakır, QS9000, ISO 9002, ISO 14001 ve OHSAS 18001 belgelerine sahip. Bu sayede dünya çapında güvenilirliği, ürün kalitesi ve hızlı servisi ile tanınan firma, girilmesi zor olan pazarlara dahi güçlü referanslarıyla girebiliyor. Nuri Erikoğlu, 1937 yılından itibaren Denizli Kale İçi Bakırcılar Çarşısı’nda el becerisi ile kazan, tencere, sini gibi evlerde kullanılan bakır maNuri Erikoğlu, 1937 yılından itibaren Denizli Kale İçi Bakırcılar Çarşısı’nda el becerisi ile kazan, tencere, sini gibi evlerde kullanılan bakır mamulleri üreticiliği yapar. Erikoğlu, ilerleyen yıllarda bakırın kullanım alanının değişeceğini öngörerek, 1960’lı yıllarda girişimcilik ruhuyla bu ürünün imalatını yapmaya başlar.mulleri üreticiliği yapar. Erikoğlu, ilerleyen yıllarda bakırın kullanım alanının değişeceğini öngörerek, 1960’lı yıllarda girişimcilik ruhuyla bu ürünün imalatını yapar. 1984 yılında ise Erikoğlu, yakın arkadaşı Cafer Sadık Abalıoğlu ile Er-Bakır’da ortaklık kurar. Bu işbirliği sonucunda üretimi hızla artan firmanın şu anki Ticari Grup Müdürlüğü’nü Cemal Çubukçuoğlu yürütüyor.1985 yılında aylık 32 ton filmaşin üretim kapasitesiyle çalışan firma bugün itibarıyla yıllık 200 tonluk kapasitesiyle çalışıyor. Firma 40’tan fazla ülkeye de mamullerini ihraç ediyor.
42 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIErtanDöküm,tarımmakinelerinden sonrauzaysanayisinihedefliyorDöküm alanında artık teknolojiyi kullanan değil teknolojiyi üreten firmaların büyüyeceğini söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Ertan, 2023 yılına kadar firmalarının havacılık, uzay sanayii ve raylı sistemlere yoğunlaşacağını dile getirdiESKİŞEHİR Ertan Döküm, yeni dönemde havacılık ve uzay sanayisini hedefliyor. Şirketlerinin bir okul gibi görev üstlendiğini anlatan Ertan Döküm Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Ertan, bugüne kadar tarım makineleri alanında birçok imalata imza atan firmalarının artık havacılık ve uzay sanayisini hedeflediğini söyledi. Sektörde istikrarlı bir şekilde büyüyerek, son teknolojiyi kullandıklarını anlatan Ertan, üretimlerinin yüzde 60’ını ihracata kanalize ettiklerin söyledi. Ertan, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Suudi Arabistan ve Libya’ya ürünlerini gönderdiklerini belirterek, yılda 3 milyon dolarlık ihracat yaptıkları bilgisini verdi. bulma noktasında sıkıntı yaşamaları nedeniyle tam kapasite ile çalışmadıklarına dikkat çeken Ertan, bu yüzden birçok siparişi geri çevirdiklerini ifade etti. Ertan Döküm’ün hikayesi 1939 yılında kaynakçı ustası Fehmi Ertan’ın küçük atölyesini kurmasıyla başlıyor. O yıllar, cumhuriyetin emekleme dönemleri. 1931’deki 1’inci Sanayi Planı olumlu sonuçlar vermeye başlayınca birçok girişimci kendi işini kuruyor. Fehmi Ertan’da atölyesi ile bu akıma ayak uyduruyor. Henüz 19 yaşında kurduğu atölyesinde işleri hızla büyükten Ertan, 1945 yılında Fehmi Ertan Tarım Aletleri ismiyle şirketleşiyor. Tarım ekonomisine dayalı olan Türkiye’nin temel ihtiyaçlarını gidermek isteyen Ertan, ürettiği alet ve makineler ile bölgede ve Türkiye’de ilklere imza atıyor. Anılan dönemde firma pulluklar, harman makineleri, römorklar, saman makineleri ve benzeri makinelerle Türkiye’nin önemli bir alanda açığını kapatmayı başarıyor. kineler ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün ihtiyacına yönelik mibzer, tohum ekme selektörleri gibi özel amaçlı makineler imal eder. Bunu Tarım Bakanlığı öncülüğünde üretilen yer fıstığı harman makinesi takip eder. O tarihlerde imalatını yaptığı ürünlerin döküm parçalarını da üretme ihtiyacı doğar. Böylece makine sektörünün yanı sıra devreye alınan döküm tesisi ile dökümcülüğe de başlanır. 1978 yılında da alaşımlı çelik üretimine geçilir. Üç yıl sonra tüzel kimlik oluşturup, Ertan Döküm 1989’da da bugünkü ismi olan Ertan Döküm ve Makine adını alır. 2000 yılında katodik koruma anotları üretip Libya’ya ihraç eden firma, yurt içi ve dışındaki dev petrol ve doğalgaz boru hattı projelerinde bu ürünlerin kullanılması sayesinde marka değerini de artırır. Ömrünün son anlarına kadar iş hayatının içinde olan Fehmi Ertan, 2007 yılında vefat eder. Bugün bayrağı babasından devralan Zeki Ertan idare ediyor şirketi. Aynı ilkelerle, aynı ideallerle. Kuruldukları günden bu yana öz kaynaklarıyla devam ettiklerini, aile şirketlerinin diğer bireylerinin de bünyeden ayrılıp farklı şirketler kurduklarını söylüyor Zeki Ertan. Bunun büyüme ivmesini bir nebze yavaşlattığını vurgulayan Zeki Ertan, “Bu nedenle uzun yıllardır butik üretim yapıyoruz, gelen talebe göre hareket edip, attığımız adımlara çok dikkat ediyoruz. Aynı zamanda talaşlı imalatımız da devam ediyor” aktarımını yaptı.Belli dallarda uzmanlaşacakÜç çeyrek asırlık bir şirket olmanın kendilerine büyük bir özgüven getirdiğini anlatan Zeki Ertan, bunu sahip oldukları beceri ve bilgiyle de birleştirerek, yeni hedefleri belirlediklerini vurguladı. Ertan, artık yüksek teknolojiyi kullanmanın başarı olmadığını, asıl başarının onu üretmek olduğunu dile getirdi. Bu nedenle 2023 için havacılık ve uzay sektörü ile Eskişehir’de önemli bir yer tutan raylı sistemler üzerinde yoğunlaşacaklarının, bu alanlarda ihtisaslaşacaklarının altını çizen Ertan, butik ürünlerde de seri imalat yapacaklarını açıkladı. Kapasitelerinin yarısını kullandıklarını dile getiren Zeki Ertan, bu durumu kalifiye eleman eksikliğine bağladı. Yetişmiş eleman1950’lerde farklı bir alana giriliyor1950’li yıllara kadar üretimini sürdüren firma sanayideki boşluklara yönelik olarak da yatırım yapma hedefindedir. Mevcut üretimleri sürerken sanayide yine bir eksiklik, bir boşluk gören firma, marangozluk ve mobilya sektörüne yönelir. Fehmi Ertan, 1955 yılında bu alanda a başarıyı yakalar. Ürünleri yoğun ilgi görür. Ertan, şerit makineleri, kenar ebatlama makineleri, diğer maCumhuriyet döneminde kurulan firma, 1945 yılında Fehmi Ertan Tarım Aletleri ismiyle şirketleşiyor. Tarım ekonomisine dayalı olan Türkiye’nin temel ihtiyaçlarını karşılamak isteyen firma ürettiği pulluk, harman makineleri, römorklar, saman makineleri ve benzeri makinelerle önemli bir açığı kapatıyor.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 43Endüstriyeltuzdapazarlideriolan Estuz,sofratuzundadailküçteBundan dört yıl öncesine kadar endüstriyel tuz imal eden firmalarının artık sofra tuzu da ürettiği bilgisini veren Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Özdemir, bugün itibarıyla sofralık tuzda Türkiye’de ilk üçte yer aldıkları bilgisini verdiESKİŞEHİR Ağırlıklı olarak endüstriyel tuz üretimi ile gıda sektöründe faaliyet gösteren Estuz, son dört yılda çeşitli ödüllerle taçlandırdığı perakende sektörüne sofra tuzu ile giriş yaptı. Eskişehir’deki üretim tesislerine ek olarak üretimini İzmir ve Afyonkarahisar’a da yayan firma, üç üretim tesisinde sofra tuzu ve endüstriyel tuz üretimini sürdürüyor. Endüstriyel tuz üretiminde pazar lideri olan Estuz, sofra tuzu üretiminde ise ilk üç firma arasında yer alıyor. Estuz’un temellerinin 1982 yılında babaları Bahattin Özdemir tarafından atıldığını söyleyen Estuz Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Özdemir, bugün itibarıyla firmanın toplam tesis sayısıyla en büyük mamul tuz üreticilerinden biri olduğunu ifade etti. Özdemir, “Firmamızın kurucusu Bahattin Özdemir, uzun yıllar hizmet sektörüne emek vermiş bir iş adamıydı. Üç ayrı noktada beyaz eşya sektörü üzerine faaliyet gösterirken girişimci ruhu ve yeni iş arayışları onu tuz sektöründe çalışmaya yöneltmiş. Ayrıca dönemin şartları içinde sektördeki boşlukta bu alanda çalışmasında etkili olmuş. Bir süre ayrı iş kollarında faaliyet gösterdikten sonra sadece tuz sektöründe çalışmaya, bu alanda üretmeye ve Estuz’u bir marka olarak geliştirmeye kendini adamış. Daha sonraki süreçte ise ikinci ve üçüncü kuşaklar olarak bayrağı biz devraldık ve Estuz’u bu günlere taşıdık” değerlendirmesini yaptı.Eskişehir’de göl tuzundan mamul gıda sanayine yönelik tuz üretimi yapan Estuz, İzmir’de ise sadece deniz tuzundan üretilen gıda sanayi tuzları ile endüstriyel kullanım alanı için tuz üretimi yapıyor. Firma Afyon’da perakende sektörüne yönelik iyotlu sofra tuzlarının üretimi ile birlikte yine farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik rafine ve kurutulmuş tuz üretiyor.Son dört yıldır sofra tuzu alanına da girdiFirmanın ilk olarak Eskişehir, Baksan Sanayi Sitesi’nde mütevazı bir işletme olarak faaliyete geçtiğini anlatan Vedat Özdemir, 1997 yılında aldıkları bir karar ile Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınarak, üretimlerinin Eskişehir ayağını burada sürdürdüklerini vurguladı. Öncelikli hedeflerini tüketici ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak şekilde güvenilir gıda ürünleri sunarak, bilinir bir marka olma şeklinde belirleyen Estuz’un 31 yıldır aralıksız ürettiğinin altını çizen Özdemir, şöyle devam etti: “İlk zamanlar sofra tuzunun yanı sıra yoğun olarak endüstriyel tuz üretimi gerçekleştiren ancak son dört yıldır da sofra tuzu üretimine ağırlık veren şirketimiz, bu alanda ülkemizde örneklerine rastlanmayan projelere imza attı. Örneğin firmamız, TSE tarafından düzenlenen Altın Ambalaj Yarışması’nda, ‘Sofrada Öğütme Deniz Tuzu’ ve ‘Sodyumu Yüzde 50 Azaltılmış İyotlu Tuz’ ambalaj tasarımı ve şişesi ile Altın Ambalaj ödülü adı. Tüm Tüketicileri Koruma Derneği tarafından da Altın Marka ödülüne layık görüldük.”Üç fabrikada üretimEstuz’un bugün itibarıyla üç ayrı bölgede yoluna devam ettiğinin üzerinde duran Vedat Özdemir, Eskişehir dışında Çiğli/İzmir ve Dazkırı/Afyonkarahisar’da dahil olmak üzere üç üretim tesislerinde farklı alanlar için üretim yaptıklarını belirtti. Eskişehir’de göl tuzundan mamul gıda sanayiine yönelik tuz üretimi yaptıklarını anlatan Özdemir, “Eskişehir OSB’de bulunan fabrikamız, hammadde olarak göl tuzu kullanıp, yoğun olarak gıda sektörüne yönelik üretim yapıyor. Buradaki tesisimiz bir nevi butik üretim modelinde çalışıyor. Yani standart üretimimiz yanında müşteri istekleri ile şekillenen bir üretim kabiliyeti de söz konusu” dedi. Eskişehir tesisleri dışında ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla 2003 yılında Çiğli/İzmir’de bir üretim tesisi kurdukları bilgisini veren Vedat Özdemir, Sasalı Sanayi Bölgesi içinde yer alan tesislerinde sadece deniz tuzundan üretilen gıda sanayi tuzları ile endüstriyel kullanım alanı için tuz üretimi yapıldığını bildirdi. Bu bölgeyi tarımsal üretime uygun olması ve hammadde kaynaklarına yakınlığı dolayısıyla seçtiklerine işaret eden Özdemir, “Eskişehir ve İzmir dışında 2008 yılında yaptığımız bir çalışma ile bünyemize rafine sof-ra tuzunu da ekledik. 2008 yılında firma olarak Alkim Alkali Kimya ile bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma gereği Alkim/Koralkim tesislerinde üretilen tuzların Estuz markası ile ambalajlanması ve pazara sunulması amacıyla gerçekleşen yatırımımız ile Dazkırı tesislerimiz devreye alındı. Burada perakende sektörüne yönelik iyotlu sofra tuzlarının üretimi ile birlikte yine farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik rafine ve kurutulmuş tuz üretiliyor” değerlendirmesini yaptı. Tuz’un sadece beslenme amaçlı tüketilmediğinin, yaklaşık 14 bin kullanım alanına sahip olduğunun altını çizen Vedat Özdemir, tuzun kimyadan tekstile, metalürjiden petrol ürünlerine, yemden kar ile mücadeleye kadar birçok farklı alanda kullanıldığını dile getirdi. Estuz’un bugün hem endüstriyel hem de perakende alanında ilerleyen, sürekli iyileştirme ve geliştirme çalışmalarıyla kendini dinamik bir firma olarak tuttuğunun altını çizen Özdemir, sektörlerinde farklılık yaratmak için çalıştıklarını ifade etti. Dört yıl öncesine kadar üretimlerinin yüzde 95’inin endüstriyel sektöre yönelik olduğunu açıklayan Özdemir, yapılan Ar-Ge ve markalaşma çalışmaları sonrasında bunun değiştiğini belirtti. Özdemir, şunları kaydetti: “Kısa bir süre önceye kadar sadece üç adet olan ürün çeşidimizi, Estuz markası altında 10 adete çıkardık. Sadece beş olan bayi sayımızı 38’e ve ulaşabildiğimiz 11 şehri de 52’ye taşıdık. Market raflarında 175 gramlık ambalajıyla deniz tuzundan üretilen ‘Değirmen Kapaklı Sofrada Öğütme Tuzu’ ve 350 gramlık ambalajında deniz tuzundan üretilmiş ‘Sofrada Öğütme Tuzu’ ile yer alıyoruz.”
44 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIEndelBeyazGrup,2013yılında yüzde10’lukbüyümeöngörüyorGeçen yıl satış anlamında hedeflerine ulaşan firmalarının 50 milyon euro’luk ciro yaptığını kaydeden Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şeref Burak Özaydemir, bu yıl yüzde 10’luk bir büyüme öngördüklerini dile getirdiESKİŞEHİR Endel Şirketler Grubu’nun bünyesinde beyaz eşya yan sanayii konusunda üretim yapan Endel Beyaz Grup, dört kentte bulunan beş işletmesiyle beyaz eşya ana sanayiine yönelik hizmet veriyor. Geçtiğimiz yıl 50 milyon euro ciro yapan Endel Beyaz Grup, üretiminin dörtte birini ihracata kanalize ediyor. Grup, otomotiv sektörüne yönelik üretim yapmayı da planlıyor ve bu konuda yatırımlarını sürdürüyor. 2013 yılında da yüzde 10’luk bir büyüme öngörüyor. Türkiye’nin beyaz eşya üretimi konusunda Avrupa’nın lider ülkelerinden biri olduğunun altını çizen Endel Beyaz Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şeref Burak Özaydemir, Endel Beyaz Grup’un da Türkiye’de beyaz eşya ana sanayiine yönelik üretim yapan lider kuruluşlardan biri olduğunu söyledi. Beyaz eşyadaki faaliyetlerinin 35 yıllık bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Özaydemir, “Endel olarak üretim faaliyetlerimiz ilk olarak Eskişehir’de başladı. Eskişehir’de Arçelik Buzdolabı İşletmesi’nin kurulması ile bizim de yardımcı sanayi çalışmalarımız başlamış oldu. Arçelik, Eskişehir’deki servisimizden memnun kalınca önce Gebze daha sonra da Ankara işletmelerimizi faaliyete geçirdik” dedi. Özaydemir, Eskişehir’deki ilk çalışmalarının 1977 yılında başladığını belirterek, daha sonra 1987 yılında OSB’ye taşındıklarını hatırlattı. Özaydemir, “Gebze’deki işletmemizin açılış yılı 1989, Ankara’daki işletmemizin açılışı ise 1993’tür. 1997 yılında Eskişehir’de kondanser işletmemizi açtık. Manisa işletmemiz ise üretime 2007’de başladı. Manisa fabrikamızı 2011 yılında kendi fabrika alanına taşıyarak tam kapasite ile devreye aldık. 2012 başı ile yeni fabrikamızda üretim yapar haldeyiz” diye konuştu. Üretimini yaptıkları ürünler hakkında da bilgi veren Burak Özaydemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ürün gamımızda en büyük payı kablo grupları alıyor. Bunun dışında buzdolabı kondanserleri ve bulaşık makinesi sepetleri de üretiyoruz. Bulaşık makinesi sepeti üretiminde Avrupa’nın sayılı firmalarından biriyiz. Bulaşık makinesi sepeti sektörün spesifik bir ürünüdür, bulaşık makinesi aldığınızda baktığınız en önemli noktalardan biridir. Dolayısıyla kritik bir komponenttir.”Türkiye’de Arçelik, Bosch Siemens, Vestel ve Candy ile çalışan Endel Beyaz Grup, toplam 28 işletmeye hizmet veriyor. Bunun 14 tanesi Avrupa’daki beyaz eşya lokasyonlarında bulunuyor. Firma üretiminin yüzde 25’ini ise ihracata kanalize ediyor.Otomotiv sektörüne yönelik ürünler üretecekGeçtiğimiz yıl, altyapı çalışmalarına önem verdiklerini ve kalite sistemlerini revize ettiklerini söyleyen Burak Özaydemir, “Bütün işletmelerimizde ISO 9000 kalite belgemiz var. 2012 yılında TSE16949 çalışmalarına ağırlık verdik ve bu yılın başlarında tüm işletmelerimizde Bureau Veritas tarafında denetimden geçerek belge ve uygunluk mektubu alma hakkını kazandık. Otomotiv sektörünün istediği bu kalite sistemini kurarak, yönetim sistemimizi güçlendirmek hedefindeyiz. Grup olarak güvenirliliğe önem veriyoruz. Bu nedenle otomotiv başta olmak üzere hedeflediğimiz farklı sektörlerdeki lider müşterilere alt yapı çalışmalarımızı tamamlamış olarak gitmeyi amaçlıyoruz” değerlendirmesini yaptı. 2012 yılını olumlu bir yıl olarak değerlendirdiklerini ve koydukları hedeflere ulaştıklarını belirten Burak Özaydemir, söz konusu dönemde 50 milyon euro’yu aşan bir ciro yaptıklarını kaydetti. Özaydemir, 2013 yılında da yüzde 10’un üzerinde bir büyüme öngördüklerini belirtti. Özaydemir, gruplarının beyaz eşya biriminde bin 400 kişinin istihdam edildiğini belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye’de Arçelik, Bosch Siemens, Vestel ve Candy ile çalışıyoruz. Toplam 28 işletmeye hizmet veriyoruz. Bunun 14 tanesi Avrupa’daki beyaz eşya lokasyonlarıdır. Avrupa’da yaklaşık 120 ila 140 milyon arası ürün üretiliyor ve bunun 20 milyonu Türkiye’den çıkıyor. Bu da Türkiye’nin beyaz eşya sektöründeki konumunun bir göstergesi. Türkiye çok önemli bir üretici, bizim de ihracatımız şu an üretimimizin yüzde 25’i durumunda. Bu anlamda yüzde 25 ihracat oranının olumlu olduğunu düşünüyoruz. Avrupa’daki kriz her ne kadar sektörü etkilese de Türkiye’deki olumlu trend ile 2013 yılında da yüzde 10’un üzerinde bir büyüme bekliyoruz.”
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 4580ülkeyeihracatyapanEzinç yeniortaklıklarpeşindeTürkiye’de güneş enerjisinin alternatif enerji kaynağı olarak önümüzdeki günlerde büyümeye çok açık bir alan olduğunu açıklayan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ezinç, yakın dönemde güneş enerjisinden elektrik üretme lisansına sahip firmalarla yatırım ortaklığı kurmaya hazırlandıklarını söylediRAMAZAN SÖNMEZ KAYSERİ Türkiye’den yapılan güneş kollektörü ihracatının yarısını tek başına gerçekleştiren Ezinç, 80 ülkeye doğrudan ihracat yapıyor. Firma Avrupa’da yaşanan ekonomik krizden dolayı yönünü son yıllarda Avrupa dışındaki ülkelere yöneldi. Türkiye genelinde ise 950 satış noktasıyla faaliyet gösteren Ezinç, önümüzdeki dönemde güneş enerjisinden elektrik üretme lisansına sahip firmalarla yatırım ortaklığı kurmaya hazırlanıyor. 26 bin metrekare kapalı alanda 300 çalışanıyla hizmet veren Ezinç, 60 farklı kollektör tipi ve 35 farklı depo tipi üretiyor. Türkiye’nin ısıtma sistemlerine ait komponentlerin tamamına yakınını imal eden Ezinç, 30 yıldır bu alanda üretim gerçekleştiriyor. Ezinç Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ezinç, imalatını yaptıkları ürünlerin 12 ay boyunca 24 saat kesintisiz sıcak su imkanı sağlayan sistemler olduğunu vurguladı. Türkiye’de güneş enerjisinin sadece su ısıtmak olarak algılandığına işaret eden Ali Ezinç, yakın zamanda güneşten elektrik üretiminin yaygınlaşması ile birlikte yeni bir pazar oluşacağını belitti. Ali Ezinç, 2013 Haziran ayında güneş enerjisi konusunda yatırım yapmak isteyen firmaların lisans başvurularının kabul edilmeye başlandığını, firma olarak lisans başvurusu yapacaklarını, ancak büyük yatırımcılar lisans aldıktan sonra firmalarla güneş tarlaları kurma konusunda işbirliği yapacaklarını belirtti. Yeni kanunla birlikte her elektrik tüketicisinin lisans almadan 1000 kw’lık güce kadar kendi elektriğini üretmesinin önünün açıldığını anlatan Ali Ezinç, “İsteyen güneş enerjisinden kendi elektriğini üretip, yetmediği zaman şebekeden kullanabilecek. Bu sistemde evlere iki farklı sayaç kuruluyor. Ürettiğiniz ve şebekeye sattığınız elektrikle, kullandığınız elektrik miktarı ölçülüyor. Bu sistem 9-10 yılda kendini amorti edebiliyor. 16 daireli bir apartman bu sistemi çatısına kurarsa, 6Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın talebi üzerine 165 bin TL tutarında bir proje hazırlayan Ezinç, projeyi Van’ın Akdamar adasına kurdu. Adayı kesintisiz olarak aydınlatan ve 20 yıl garanti kapsamında olan sistem, üç yılda kendini amorti edebilecek bir yapıda inşa edildi.7 yılda amorti edebiliyor. Biz bu konuda önemli sayıda siparişler alıyoruz” dedi. 2023 yılına dair hedeflerinin güneş enerjisi ve ilişkili sektörlerde dünyada akla gelen ilk kuruluşlardan biri olmak istediklerini vurgulayan Ali Ezinç, güneş enerjisi ürünlerinin kullanımını kolaylaştırarak geniş tüketici kitleleri tarafından kullanılmasına katkıda bulunmak istediklerini söyledi.Nanosol ile Avrupa İnovasyon Ödülü’nü aldıEzinç, güneş enerjisi sektörünün Oscar’ı olarak kabul edilen Intersolar Innovatıon Award 2013 ödülünü ‘Solar Thermal Technologies’ kategorisinde kazandı. Ödülü Nanosol ürünüyle alan Ezinç, bu ödülü alan ilk Türk firması olma özelliği taşıyor. Nanosol’un son kullanıcının kolayca kurup çalıştırabileceği, pratik, ekonomik ve portatif güneş enerjili su ısıtma sistemi olduğunu belirten Ali Ezinç, “Biz uzun vadeli büyümemizi teknolojiye ve Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlara dayandırarak ‘sürekli yenilikçilik’ vizyonuyla ulusal ve uluslararası piyasalardaki pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Aldığımız dünya çapındaki bu ödül bize doğru yolda emin adımlarla ilerlemekte olduğumuzu gösteriyor” açıklamasını yaptı. Sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde Ezinç Güneş Enerjisi Sürekli Eğitim Merkezi’ni (EZGESEM) kurduklarını da belirten Ezinç, burada ücretsiz olarak güneş enerjisi sistemleri konusunda sertifikalı eğitimler düzenlediklerini söyledi. Ezinç, bu kapsamda ilköğretim öğrencilerine yönelik güneş enerjisi bilinçlendirme eğitimi, meslek lisesi öğrencilerine yönelik güneş enerjisi işletmeciliği ve montajı, makine mühendisliği son sınıf öğrencilerine yönelik olarak ise güneş enerjisi planlama ve hesaplama eğitimi verdiklerini ifade etti.
46 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIFaikÇelikHolding globalleşmehedefindeTürkiye’deki üretim anlayışını farklı ülkelere taşıyarak, globalleşme hedefini gerçekleştirmek istediklerini anlatan CEO Baran Çelik, 2014 yılında Romanya’daki fabrikalarını faaliyete geçireceklerini açıkladı. Çelik, Rusya’ya da yatırım yapacaklarının altını çizdiBURSA Soba kalıpçılığından otomotiv yan sanayiinde global devlere hizmet veren bir şirkete dönüşen Faik Çelik Holding, komşu ülkelerde de üretime geçerek globalleşme planları yapıyor. Faik Çelik Holding CEO’su Baran Çelik, otomotiv alanında önemli bir büyüme potansiyeli gördüklerini belirterek, Romanya’da üretimin gelecek yıl başlaması için hazırlık yaptıklarını açıkladı. Faik Çelik Holding’in kurucusu Faik Çelik, otomotivde uzmanlaşma sürecine giren Bursa’ya Ankara Polatlı’dan 1968 yılında geldi. O dönem Bursa’da komşuları kalıpçılık ve tornacılık konusunda usta olduğu için kendisi de bu alanda çalışmaya başladı. Genç yaşta bu işte eğitilen Faik Çelik, askerlik görevini bitirmesini ardından soba kalıpçılığına yönelik bir yer açtı. Aynı dönemde ustasının soba kalıpçılığından otomotiv yan sanayiine geçmesiyle müşteri portföyü artan Faik Çelik, kısa zamanda hızla büyüdü. Otomotivdeki hızlı gelişmeyi gören Faik Çelik, 1977 yılında Beyçelik’i kurarak, otomotiv sektörüne kalıp üretmeye başladı. Anılan dönemde ilk üretim Tofaş’a yapıldı. Geçen zaman içinde seri üretim yapacak firma arayan otomotiv endüstrisinin potansiyelini görüp, pres yatırımı da yapan Faik Çelik, 1990’lı yılların başında Beyçelik’i 200 kişilik bir fabrikaya dönüştürdü. Otomobilin iskeletini, metal iç aksam parçaların presli şekillendirilmesi konusunda uzmanlaşan Faik Çelik, bu alanda da kalıpçılıkla ön plana çıkmayı tercih etti. nelinde hizmet veren bir yapı kurmak için çalıştıklarını anlatan Çelik, “Beş yıl içinde belirlediğimiz ülkelerde faaliyete geçerek, Hindistan ve hatta Çin’e kadar uzanan bir yapı kurmayı planlıyoruz” dedi. Faik Çelik Holding’in sıçrama yılları hakkında da bilgi veren Baran Çelik, öncelikle 1992-1993 dönemine dikkat çekiyor. Bu dönemde otomotiv sektöründeki hızlı büyümeden olumlu etkilendiklerini anlatan Çelik, asıl sıçramayı ise 1999-2000 dönemindeki Doblo projesiyle yaptıklarını söyledi. Çelik, “Doblo’ya kimse inanmıyordu. Biz önyargılı olmadık, inandık. Güçlü girdik ve bu modelin başarısının bize çok faydası oldu. Satılmasaydı yapılan o yatırımlar bize sıkıntı olacaktı. O günler rüzgar bu farklı modelin başarılı olamayacağı yönündeydi. Biz ise Jan Nahum ve ekibinin planlarına inandık ve bizim için önemli bir sıçrama oldu bu projenin başarısı. Daha sonra Transit Connect modeli de aynı başarıyı yakaladı ve o süreçte biz de yer aldık” ifadelerini kullandı. 2007 yılında ise globalleşme adına dev bir adım attıklarının altını çizen Çelik, anılan dönemde İspanyol Gestamp ile ortaklık kurduklarını hatırlattı. Çelik, “Yüzde 50-50 ortaklık sonrası Beyçelik Gestamp adını alan şirket, böylece 6 milyar dolar cirolu dünya devinin üretim ağına dahil oldu” şeklinde bilgi verdi.Avrupa’nın en büyük radyatör üreticilerindenFaik Çelik Holding, 1994 krizi otomotivi vurunca saç şekillendirme ve metal işlemedeki tecrübesini radyatör üretimine de yönlendirdi. Sonraki süreçte Avrupa’daki üretim birimleri birer birer kapanınca bölgenin en büyük üreticilerinden biri haline gelen holdingin kuruluşu Çelikpan, bugün itibarıyla 2 milyon 200 bin litre yıllık üretim kapasitesi ile ciddi bir büyüklüğe ulaştı. Üretiminin yüzde 40’ını iç piyasaya veren firma, geçen yıl 24 milyon dolarlık ihracata imza attı. Buna ilave rüzgar enerjisi alanında da hızla büyüyen holding, yıllık 250 adet rüzgar kulesi üretiyor. Holding enerji üretimi alanında İspanyol ortağıyla Kayseri’de 82 megawatlık bir santrali de hayata geçirmeyi planlıyor.Bursa’nın otomotiv sanayiindeki potansiyelini görerek, soba kalıpçılığının yanında Beyçelik firmasıyla bu alana yönelen Faik Çelik Holding, 2007 yılında İspanyol Gestamp firmasıyla gerçekleştirdiği ortaklık sonucu bu alanda global pazarın iddialı aktörleri arasındaki yerini aldıDoblo ve Transit modelleri büyük sıçrama yarattıFaik Çelik Holding CEO’su Baran Çelik, bugün itibarıyla otomotiv sektöründe güçlü bir konuma geldiklerini belirterek, önümüzdeki yıllarda Rusya ve Romanya’da yatırım yapacaklarını açıkladı. Romanya’nın genel ihracatlarından yüzde 40’lık pay aldığına dikkat çeken Çelik, “Romanya’da Ford ve Dacia fabrikalarının önemli tedarikçisiyiz. Romanya’da şirketimizi kurduk, üretim 2014’te başlayacak” açıklamasın yaptı. Ana hedeflerinin globalleşmek olduğunu ve dünya ge-Yıllık büyüme oranı yüzde 20 ila 40 arasındaBeyçelik Gestamp’ın 200 yılından beri her yıl ortalama yüzde 20 ila 40 oranları arasında büyüdüğünü kaydeden Çelik, 2012 yılında Avrupa’daki krize rağmen yeni pazarlar, özellikle de Rusya ve ABD pazarlarının etkisi ile yüzde 30’luk büyümeye yakaladıklarını vurguladı. Çelik, bu yıl ise büyüme hedeflerinin yüzde 15 civarında olduğunu dile getirdi. İhracatta ise güçlü bir Ar-Ge ekibi ve tasarım odaklı çalışmanın önemli olduğunu anlatan Çelik, geçen yıl bu anlayışın etkisi ile doğrudan ihracatı 50 milyon dolara çıkardıklarını kaydetti. Bu yıl için hedefin 75 milyon dolar olduğuna işaret eden Çelik, otomotivlerin iç iskeletini üreten firmalarında dolaylı ihracatın da oldukça yüksek olduğunu ifade etti. Çelik, “Beyçelik, 2012 yılında 410 milyon TL ciroya imza attı. Grubumuz ise 700 milyon TL ciroyu geçti. Bu fabrika yapılırken bu kapasitenin yüzde 40’ı kadar bir hacimdeydik. Daha büyük düşünüp, risk alıp yaptık ve iki yıl içinde kapasitemiz yüzde 100’e ulaştı. Yani işi daha almadan, o işin geleceğini öngörüp hazırlandık ve iş kapıyı çaldığında biz hazırdık” sözleriyle ileriyi gören stratejileriyle başarıyı yakaladıklarının altını çizdi.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 47Hastavuk,Susurluk’taki tesisinidevreyealdıSusurluk’ta devreye aldıkları tesisin saatte 12 bin adet, günde 200 bin adet kesim kapasitesine sahip olduğuna dikkat çeken Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Hakkı Yılmaz, bu kapasitenin Türkiye üretiminin yüzde 8 ila 10’unu karşıladığını belirttiZEHRA ORUÇ BURSA Hastavuk, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde devreye aldığı yeni tesisi ile çiftlik işinden sonra beyaz et sektöründeki yerini de aldı. Bu yıl üretiminin yüzde 30’unu ihracata kanalize etmek isteyen firma, tavukçuluk sektörünün “altın buluşu” olarak adlandırılan ve dünyada sadece iki ülkede uygulanan ‘Aeroscalder’ sistemini de Türkiye’ye getirdi. Hastavuk, Bursa merkezli olarak 1972 yılında kuruldu. Sedat Sırrı Sezer ve İsmail Hakkı Yılmaz’ın girişimleriyle faaliyete başlayan şirket, damızlık yumurtadan, yumurtalık ve etlik civcive, yarkadan konsantre yem ve beyaz et üretimine kadar tavukçuluğun pek çok alanında faaliyet gösteriyor. Türkiye genelinde 35 ayrı noktada yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik alanda üretim yapan Hastavuk, yıllık 35 milyon damızlık civciv üretimiyle Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacının yüzde 70’ini tek başına karşılıyor. riş yapan Hastavuk, bu yıl devreye aldığı Balıkesir’in Susurluk ilçesindeki tesisine 100 milyon dolarlık yatırım yaptı. Bu tesiste 25 bin metrekarede kesimhane, 10 bin metrekarede arıtma ve render gibi atıkların işlendiği yan üniteler de kuruldu. 2013 yılının Mayıs ayında devreye alınan tesiste ilk etapta yıllık 60 milyon kesimin yapılması planlanıyor. Beyaz et sektöründe ayrıca ihracat da hedefleyen Hastavuk, yurtdışına yıllık 20 ila 25 bin ton beyaz et yollamayı planlıyor. Son tüketiciye en sağlıklı beyaz eti üretme kararı ile çıktıkları yolda Susurluk tesisinin yanı sıra yem tesisi de kurmaya hazırlanan firma, 2015’e kadar kümes ve yumurta yatırımlarıyla entegre bir yapıya bürünmenin planlarını yapıyor. Aynı bölgede 15 milyon dolara 2 milyon tavuk kapasiteli, yıllık 600 milyon adet yumurta üretilecek tesisin yatırımı ise 2015 yılında hayata geçirilecek. Öte yandan damızlık civciv üretiminde de kapasite artırımına yönelik yatırım gerçekleştirecek olan firma, bu yıl içinde 10 milyon dolarlık yatırım planlıyor.İstihdam artacakBugün 800’ün üzerinde personeliyle faaliyet gösteren firma, kapasite artışı ve yeni tesis yatırımları ile büyüyerek bu yıl içinde bin 200, 2014 yılı içinde de 2 bin kişilik istihdama ulaşacak. Giriştiği yatırımlarla damızlık civciv üretiminde kapasitesini genişleterek beyaz et sektörüne de gi-Yılmaz, bu kapasitenin Türkiye üretiminin yüzde 8 ila 10’unu karşıladığını belirtti. Yılmaz, ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Türk cumhuriyetlerine ihracat gerçekleştirdiklerini ve her gün bir TIR ürün gönderdiklerini dile getirdi. Yılmaz, “Helal Gıda Sertifikası’nı aldık. Satışlarımızı ağırlıklı bayi kanalıyla gerçekleştiriyoruz. Bursa’da da yerel zincir marketlerin pek çoğunun raflarında Hastavuk markamızla yer alıyoruz” şeklinde konuştu. Bu yıl için üretimin yüzde 30’unu ihracata kanalize etmeyi planladıklarını aktaran Yılmaz, yıl sonuna kadar yaklaşık 14 bin ton et üretmeyi ve bunun 4 bin tonunu ihraç etmeyi hedeflediklerini söyledi.Sedat Sırrı Sezer ve İsmail Hakkı Yılmaz’ın girişimleriyle Bursa merkezli olarak faaliyetlerine başlayan Hastavuk, bugün itibarıyla Türkiye genelinde 35 ayrı noktada yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik alanda üretim yapıyor. Firma yıllık 35 milyon damızlık civciv üretimiyle Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacının yüzde 70’ini tek başına karşılıyor.4 bin ton beyaz et ihracatı hedefliyorSusurluk’ta devreye aldıkları tesisin saatte 12 bin adet, günde 200 bin adet kesim kapasitesine sahip modern bir tesis olduğuna dikkat çeken Hastavuk Yönetim Kurulu Başkanı İsmail HakkıAeroscalder sistemini Türkiye’ye getirdiBeyaz et sektöründe ellerini güçlendirmek için son teknolojiye yatırım yaptıklarını anlatan İsmail Hakkı Yılmaz, tavukçuluk sektörünün ‘altın buluşu’ olarak adlandırılan ve sadece iki ülkede bulunan ‘Aeroscalder’ sistemini Türkiye’ye getirdiklerini ifade etti. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aeroscalder dünyadaki en cazip sistem. Bu sistemde piyasa bilinirliğinin çok dışında bir üretim yapılıyor. Ürünler el değmeden, sulu ortama sokulmadan, birbirine temas etmeden, herhangi bir enfeksiyona maruz kalmadan, birebir işlem görerek ve hava akımına tabi tutularak üretiliyor. Farklı bir ifadeyle daha sağlıklı ir ortamda üretim yaptığımızı söyleyebilirim. Üstelik bu sistemle büyük miktarda enerji ve su tasarrufu yapılıyor. Bu da doğal kaynakların ve çevrenin kullanımı ile korunmasında oldukça yararlı. Kesim sonrası kasların sertleşmesini önleyen, etin daha yumuşak ve lezzetli olmasını sağlayan yeni bir sistem Türkiye’de sadece Hastavuk tarafından kullanılıyor. Bu yatırıma ilave yakın zamanda Türkiye’de olmayan birkaç sürpriz ürünü, Hastavuk markasıyla çok yakında tüketici beğenisine sunmayı planlıyoruz.”
48 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIHesKablo,küreselbeşoyuncu arasınagirmeyeodaklandıYatırımlarını kablo sektöründe global bir marka olma hedefiyle hayata geçirdiklerini söyleyen Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak, önümüzdeki 10 yıl içinde bu alanda global beş oyuncu arasına girme hedeflerinin bulunduğuna dikkat çektiKAYSERİ Türkiye’nin önemli girişimcilerinin çıktığı Kayseri’’nin Hacılar ilçesinde kurulan Hes Kablo, yeni dönemde kablo sektöründe küresel pazardaki beş büyük oyuncudan biri olmak istiyor. Yapılan yatırımlar ile her yıl yüzde 10’luk büyüme hedefini yakalayan firma, küresel pazarın en büyük oyuncuları arasına girmek için satış, pazarlama ve ürün geliştirme faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Kayseri sanayisi için tam anlamıyla okul işlevi gören Hes Kablo, 1974 yılında genç mühendislerin de bulunduğu bir girişimci grup tarafından kuruldu. Bu oluşum için sonrasında Almanya’da işçi olarak çalışan Hacılarlı gurbetçilerden de sermaye katkısı sağlanıyor. 1999’da çok sektörlü bir dev haline gelen Hes’in gönüllü dağılma kararı alma sonrası ana ortak olan altı ailenin her biri istediği kuruluşu alıyor. Bu dağılımda Boydak Ailesi, Hes Kablo’yu alıyor ve firmanın küreselleş süreci de başlamış oluyor. Bugün itibarıyla Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında 65’inci sırada yer alan Hes Kablo, yıllık 1.1 milyar TL’nin üstünde ciro yapıyor. Ayrıca 122 ülkeye, yıllık 172 milyon doların üzerinde ihracat yapan firma, Türkiye pazarında sektörün lideri konumunda bulunuyor. Hes Kablo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak, 1974 yılında dayanışmayı seven girişimci Hacılar bölge halkı tarafından, tesisat kablosu üretmek amacıyla kurulan küçük bir atölye ile Hes’in hikayesinin başladığını anlattı. Boydak, “Katılımcılar ismini yaşadıkları bölgeden alan firmayı gelecekleri için bir umut kapısı olarak görerek, tüm birikimlerini ortaya koymuşlardı. Ai-Karar alma süreci hızlanıyor1999 yılında Boydak ve Gürdoğan Ailesine geçen Hes Kablo’da artık daha hızlı kararlar alınır. Sağlanan geniş finansman imkânları ile yatırımlar çok daha hızlı yapılır. Bu nedenle sadece ölçek bazında büyümeyen firma, birçok ilkleri gerçekleştiren ve takip edilen öncü firma konumuna da yükseliyordu. Artık Hes, yerel pazarda ve yakın coğrafyada bulunan küresel ölçekteki firmalar tarafından da yakından izleniyordu. Hes’te her yıl reel bazda yüzde 10 büyüme hedefi var. 122 ülkeye ihracat yapılan firmadan geçen yıl, 172 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Yakın tarihteki ihracat hedefi ise 200 milyon dolar. 1999 yılında 30 ton/gün olan bakır işleme kapasitesi de şimdilerde 150 ton/gün. Hes Kablo’da bin kişiye istihdam sağlanıyor.1999 yılında Boydak ve Gürdoğan Ailesine geçen Hes Kablo’da artık daha hızlı kararlar alınır. Yatırımlar çok daha hızlı yapılır. Bu nedenle sadece ölçek bazında büyümeyen firma, birçok ilkleri gerçekleştiren ve takip edilen öncü firma konumuna da yükseliyordu. Artık Hes, yerel pazarda ve yakın coğrafyada bulunan küresel ölçekteki firmalar tarafından da yakından izleniyordu.le büyüklerimizin de yer aldığı kurucular, yıllar itibarıyla işleri büyütmüşler ve bugünkü firmamızın altyapısı oluşturmuşlar. 1987 yılında firmamızda stajyer olarak göreve başladığımda idealimiz ülke ekonomisine katkı sağlayacak güçlü bir sanayi kuruluşu olmaktı. Bu yolda atılan adımlar, uygulanan stratejiler, yapılan yatırımlar sonuç vermiş ve 1990’lı yıllara gelindiğinde firmamız KOBİ ölçeğinden çıkarak, kimyadan çelik sektörüne, finanstan makine sektörüne kadar birçok sektörde büyük ölçekli firmaları barındıran bir şirketler grubuna dönüştü” ifadelerini kullandı. Farklı departmanlarında görev yaptığı Hes Kablo’nun hisselerinin tamamına yakınının 1999 yılında Boydak ve Gürdoğan Ailesi tarafından satın alındığını anlatan Boydak, “Bu satın alma sonrası Genel Müdür olarak görevlendirildiğim kuruluşumuzun o tarihlerde yıllık 20 milyon dolarlık ihracatı ve 30 ton/gün bakır işleme kapasitesi bulunmaktaydı” dedi.“Bölgesel bazda güçlüyüz”“Ürün yelpasimizle pazarın en büyüğü ve bölgesel boyutta güçlü bir markayız” diyen Mustafa Boydak, “Alüminyum filmaşin ve alüminyum iletken ile fiber optik kablo, orta ve yüksek gerilim kabloları artık tesislerimizde en son teknoloji kullanılarak üretiliyor ve ürün yelpazemizde yer alıyor. Hes Kablo büyürken, kablo sektörüne tedarik sağlayan ve stratejik yan sanayi konumunda olan çelik halat sektörüne de girdi” açıklamasını yaptı. Erciyes Çelik Halat firmasını satın almalarının ardından buraya ciddi miktarda yatırım yaptıklarını dile getiren Boydak, “Bu firmayı Türkiye’nin en büyük kapasitesine sahip çelik halat firmalarından birisi haline getirdik. Artık güçlü bir ekibe sahip, geniş ürün yelpazesi ile pazarın en büyüğü ve bölgesel boyutta güçlü bir markayız” şeklinde konuştu. Önümüzdeki 10 yıl içinde dünya kablo pazarının küresel beş oyuncusundan biri olma hedeflerinin bulunduğuna dikkat çeken Boydak, yatırımlarını bu hedefe göre şekillendirdiklerini sözlerine ekledi.
50 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIHidrokonKonya,tesis yatırımlarınadevamediyorKonya üretim tesislerinde kapalı alanı artırma çalışmalarının sürdüğünü bildiren Hidrokon Konya Hidrolik Makine Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kütükçü, Çayırova’da satın alınan arsaya yeni montaj tesisi kurma faaliyetlerinin de devam ettiğini dile getirdiYILDIZ DOĞRUER YEMİŞ KONYA Araç üstü vinç ve insan kaldırma platformu üzerine faaliyette bulunan Hidrokon, kapasite artışı için Konya ve Kocaeli’de yatırımlarını sürdürüyor. Konya’daki üretim tesislerinde yer alan 18 bin metrekare kapalı alanı 23 bin metrekareye yükseltme çalışmaları devam eden firma, Kocaeli Çayırova’da daha önce satın aldığı 8 bin 550 metrekarelik arsaya yeni bir montaj tesisi kurma faaliyetlerini sürdürüyor. Tesis yatırımları yanında makine yatırımlarının da devam ettiği bilgisini veren Hidrokon Konya Hidrolik Makine Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kütükçü, satış sonrası servis hizmeti de verecek olan Marmara Bölgesi’ne kurulacak bu yeni montaj tesisi ile yoğun olarak hizmet verdikleri Marmara Bölgesi’nin ayağına gideceklerini söyledi. Üretimi Konya’da, montaj ve teslimini Kocaeli tesislerinde gerçekleştirerek dünya pazarlarına açılmada da önemli bir avantaj yakalayacaklarını iddia eden Kütükçü, “2013 yılında makine parkımıza yatırımlarımız 750 bin euro değerinde olan yatay işleme makinesiydi. Oldukça önemli olan bu tezgâh yatırımımızı tamamladık” diye konuştu. Hidrokon’un 1993 yılında araç üstü vinç üretiminde kurulan üçüncü firma olduğunu belirten Kütükçü, şunları söyledi: “Firma kurulduğunda aylık 4-5 araç üstü vinç üretimi gerçekleştiriyordu. 1998 yılında 540 metrekarelik bir dükkânda imalata başladık. 1998 yılında Kostim Sanayi Sitesi’nde 3 bin metrekaresi kapalı 3 bin metrekaresi açık bir tesise taşındık. 1999 yılında ortaklıktan ayrılarak Hidrokon ismiyle yolumuza tek başımıza devam etmeye başladık. 2001 krizinin yaşandığı dönemde yeni yatırımlar yaparak büyümeye çalışan bir firma olarak ciddi şekilde etkilendik. 2002 yılı Hidrokon’un iş hacmi anlamında büyümesinin miladı oldu diyebilirim. 2005 yılında Konya 3’üncü Organize Sanayi Bölgesi’nde şu anda üretim faaliyetlerimizi sürdürdüğümüz 18 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 46 bin metrekare alana sahip arsamızı aldık. 2007 yılında ise tüm bina ve makine yatırımlarımızı tamamlayarak şimdiki tesisimize taşındık.” Araç üstü vinç ve insan kaldırma platformu üretiminde aylık 50 birim kapasiteyle çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Kütükçü, 1993 yılında kurulduklarında bu alanda Türkiye’deki 3’üncü firma olduklarını, bugün ise bu alanda üretim yapan Konya’da yaklaşık 40, Türkiye genelinde ise toplamda yaklaşık 60 firma bulunduğunu anımsattı.İlk 500 sanayi kuruluşu arasına girmeyi hedefliyorFirma olarak 2023 vizyonlarının ilk 500 sanayi kuruluşu arasına girmek olduğunu ifade eden Kütükçü, “2016 yılında Marmara Bölgesi yatırımımız tamamlandığında bu hedefe daha da yaklaşmış olacağız. Türkiye’de ve dünyada vinç sektöründe söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Üretimin yüzde 50’sini ihracata yönlendirerek dış ticarette daha çok söz sahibi olmayı planlıyoruz” dedi. Üretimini gerçekleştirdikleri ürünleri dört ana başlık altında topladıklarını dile getiren Kütükçü, bu ürünlerin katlanır bomlu vinç, teleskopik bomlu vinç, insan kaldırma platformu ve diğer hidrolik ataşmanlar olduğunu kaydetti. Kütükçü, bu ürünleri yurtiçi piyasa haricinde, komşu ülkeler başta olmak üzere, 15 ayrı ülkeye ihraç ettiklerini aktardı. İki yeni ürün için Ar-Ge çalışmalarının devam ettiğini ve 2014 yılı başlarında bu ürünlerin görücüye çıkacağını açıklayan Kütükçü, şöyle devam etti: “Bu yeni ürünlerden biri 70 metreye kadar yükselebilen insan kaldırma platformu. Bu özelliklerdeki insan kaldırma platformu ülkemizde olmadığı gibi Avrupa ülkelerinde bile çok az sayıdaki tesiste üretiliyor. İkinci ürünümüz ise TÜBİTAK destekli olarak Ar-Ge çalışmalarını sürdürdüğümüz 100 ton kaldırma kapasitesine sahip teleskopik mobil vinçtir. Bu ürünümüzün özelliği ise yürüyen aracını bizim yapacak olmamız. Her iki ürünümüzün Ar-Ge’si için bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 500 bin euro harcadık.” Araç üstü vinçlerin 1998 yılında kadar tek kırımlı, yani tek hidrolik bomlu olduğuna değinen Kütükçü, Türkiye’de ilk iki kırımlı, yani iki hidrolik bomlu araçüstü vinci Hidrokon’un ürettiğini ifade etti. 2000 yılında 75 ton kaldırma kapasiteli ilk araç üstü vinci yine Hidrokon’un ürettiğinden bahseden Kütükçü, “İnsan kaldırma platformlarında ise 2008 yılına kadar 25 metreye kadar yükselebilen platformlar üretiliyordu. Sırasıyla 27 metreye, 36 metreye ve 45 metreye kadar yükselebilen insan kaldırma platformlarını da ilk olarak biz ürettik” şeklinde konuştu.İki yeni ürün için Ar-Ge çalışmalarına devam eden firma, 2014 yılı başlarında bu ürünlerin lansmanını yapacak. Firma, sözü edilen ürünlerin Ar-Ge’si için 1.5 milyon euro harcadı.
52 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIHünerKriko,kalıpta üretimigenişletiyorKalıp üretimini genişletmek için yatırımlarını sürdürdüklerini söyleyen firma sahibi Hüseyin Karabacak, HOSAB’da 15 bin metrekarelik bir alan üzerine kurdukları, 10 milyon TL’lik makine yatırımının yapıldığı tesislerinin bu yılın eylül ayında faaliyete geçeceğini açıkladıZEHRA ORUÇ BURSA Hüner Kriko, Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’nde (HOSAB) şekillendirdiği yeni fabrika yatırımı ile kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaptığı kalıp imalatını genişletiyor. Hünel Kalıp adı ile 2013 yılının Eylül ayında devreye alınacak fabrikada, beş metrelik kalıp ve makine parçalarının üretiminin yanı sıra havacılık ve raylı sistem parçaları da imal edilecek. Kuruluşu 1975 yılına dayanan Hüner Kriko ve Yedek Parça Sanayi, üretim hayatına küçük bir sermayeyle 12 metrekarelik bir atölyede başladı. Ardından 1985 yılında firma, ‘limited şirketi’ konumuna ulaşarak aile şirketi oldu. Firma, 1989 yılında Demirtaş OSB’de 7 bin metrekarelik alana taşınarak, imalat sürecindeki ilk sıçramasını yaptı. Hüner Kriko, zamanla gerçekleştirilen yatırımlarla 12 bin metrekarelik kapalı alanda preslenmiş sac şekillendirme, alüminyum enjeksiyon döküm ve muhtelif montajlı komple parçaları üretip, ürün çeşitliliğini artırarak kalıp tasarım ve üretim yeteneğine sahip oldu. kaya dönüştürdüklerini söyledi. Bu yatırım ile grup şirketlerine 4’üncü fabrikayı da eklediklerini ifade eden Karabacak, yine HOSAB’da 15 bin metrekarelik alana kurulan yeni tesisi Hünel Kalıp adı ile eylül ayında devreye alacaklarını belirtti. Kalıp fabrikası için yaklaşık 10 milyon TL’lik makine yatırımı gerçekleştirdiklerini kaydeden Karabacak, “Kalıp fabrikamız için yeni makineler aldık. Yapılan yatırımın devreye alınmasıyla birlikte beş metrelik kalıp ve makine parçalarının üretimi yapılabileceği gibi havacılık ve raylı sistem parçalarının da imalatını gerçekleştirebileceğiz” dedi. 2014 yılı yatırım planlarından da bahseden Karabacak, pres fabrikasına 400, 600 ve bin ton kapasiteli G-3 ve G-1 pres hatları, transfer presleri ve prograsif pres hatları yatırımı gerçekleştirecekleri bilgisini verdi.Yatırımlar sürdü2009 yılında gerçekleştirdiği yeni yatırım ile HOSAB’da 11 bin metrekarelik kapalı alana sahip 17 bin metrekarelik fabrikayı da bünyesine dahil eden firma, 2011 yılının ikinci yarısında ise Akçalar Sanayi Bölgesi’nde 25 bin metrekarelik kapalı alanda kurulan üçüncü fabrika ile bu yılın başından itibaren Hüner Alüminyum adı altında üretime başladı. Alaşımlı alüminyum profil ve borular üretilerek otomotiv, raylı sistem, havacılık ve makine sektörlerine hizmet veren fabrikada; ürün çeşitliliğinde de artışa gidilerek gelecek yıl ‘Hüner’ markasıyla kendi ürününü üretmeyi planlıyor. 40 kişilik çalışanı ile üretime başlayan Hüner Alüminyum fabrikasının ilerleyen dönemlerde 60 kişiye istihdam sağlaması planlanıyor.Faaliyetlerine 1975 yılında, 12 metrekarelik bir alanda Hüner Kriko ve Yedek Parça Sanayi adıyla başlayan firma bugün itibarıyla üç fabrikada hizmet veriyor. Firma, bu yılın eylül ayında Hüner Kalıp adıyla devreye alacağı tesisle dördüncü fabrikasını da faaliyete geçirerek, kalıpçılık alanında daha etkin bir yapıya kavuşma hedefindeMakine yatırımına 10 milyon TLHüner Kriko sahibi Hüseyin Karabacak, uzun yıllardır yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşıladıkları kalıp atölyesini genişleterek, yeni bir fabri-İhracatta hedef cironun yüzde 70’iHüseyin Karabacak, 2012 yılı cirosunda ihracatın payının yüzde 60 olduğunu, bu yıl ise yüzde 70’e çıkarmayı hedeflediklerini anlattı. Ürünlerini Almanya, İtalya, Polonya, Macaristan, Romanya, ABD ve Çin’e ihraç ettiklerini belirten Karabacak, “Alüminyum ekstrüzyon profilleri üretimi konusunda yeni işbirlikleri araştırmalarımız devam ettik. Geçtiğimiz yıl 2 milyon 100 bin adet boru parça, 2 milyon 250 bin adet de sac parça teslimatı yaptık. Bu yıla ilişkin öngörümüz ise 2 milyon 450 bin adet boru parça, 2 milyon 400 bin adet sac parça üretimi yapmak. Turbo motor boru üretiminde Avrupa’da ilk beş firma içinde yer alıyoruz. Turbo motor borularında kullanılan metal rezinatör (susturucu) üretiminde ise Avrupa’da ikinci firma olduk. Gelecek yıllarda ilk üçe yükselmeyi hedefliyoruz” dedi. Hüner Alüminyum fabrikasının yıllık 4 bin 500 ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Hüseyin Karabacak, yıl sonuna kadar kapasiteyi 9 bin tona ulaştıracaklarını söyledi. Hüseyin Karabacak, fabrikanın toplamda makine ekipmanları ile birlikte 8.5 milyon TL maliyetinde bir yatırım olduğunu ve laboratuvar oluşumu ile toplam maliyetin 10 milyon TL’yi bulduğunu belirtti. HOSAB’da bulunan fabrikada ise otomotiv sanayisinde kullanılan motor soğutma ve turbo motor hava borularının üretimini yaptıklarını anımsatan Karabacak, buradaki üretimin yüzde 90’ını ihraç ettiklerini sözlerine ekledi.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 53İnoksan,Turqualityileendüstriyel mutfaktayönünüihracataçevirdiTurquality marka desteğini 2012 yılında almalarının ardından ihracata odaklandıklarının altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, önümüzdeki beş yıl içinde ihracatlarını beş kat artırmak istediklerini söyledi. Varlık, üretimlerinin yüzde 50’sini ihracata kanalize etmek istediklerini dile getirdiGÜLAY SOYDAN PEHLEVAN BURSA Endüstriyel mutfak sektörüne yönelik ürünleriyle bu alanın saygın markaları arasındaki yerini alan İnoksan, 2012 yılında aldığı Turquality marka desteği ile yönünü yurtdışına çevirdi. Faaliyetlerine bundan 33 yıl önce küçük bir atölyede başlayan firma, bugün itibarıyla ürettiği profesyonel mutfak ekipmanları ile dünyanın en prestijli kuruluşlarının tercih ettiği markalar arasında yer alıyor. Turquality desteğinin ardından yönünün ihracata çeviren firma, önümüzdeki beş yıl içinde ihracat kapasitesini beş kat artırmayı planlıyor. Yıldız Belgesi’ni alan firma, Türkiye’de bir ilk olan paletli bulaşık yıkama makinesi üretimini de yine 2008’de yaptı. Firma, 2012 yılında ise Türkiye’de yine bir ilk olan gazlı kombi fırını üretti.60 ülkeye ihracatFirmanın kurucusu ve halen Yönetim Kurulu Başkanı olan Vehbi Varlık, endüstriyel mutfak sektörüne yön veren İnoksan’ın, bugün 20 bin metrekare kapalı alanda üretim yapan ve üretiminin yüzde 35’ini 60 ülkeye ihraç eden bir marka haline geldiğini söyledi. Yaklaşık 600 çeşit ürünü imal ettiklerini anlatan Varlık, Ar-Ge faaliyetlerine büyük önem verdiklerini ve 26 kişiden oluşan Ar-Ge ekibini 50’ye yükselterek, Ar-Ge merkezi olmak istediklerini vurguladı. Varlık, “Türkiye genelinde altı kentte bölge müdürlüğümüz bulunurken, 70 kentteki servis noktasıyla hizmet veriyoruz. İhracat yapılan ülkelerin yüzde 80’inde distribütörlük sistemiyle çalışıyoruz. 2012’de aldığımız Turquality marka desteği ile yönümüzü yurtdışına çevirdik. İhracatta daha da büyümeyi hedefliyoruz ve her geçen yıl beş kıtadaki yayılımımızı artırıyoruz. Önümüzdeki beş yıl sonunda ihracat kapasitemizi beş katına çıkarmayı hedefliyoruz. Kuzey Afrika ülkeleri, Avrupa ülkeleri ve Türk cumhuriyetlerinde yakalanan başarı ile Uzak Doğu, ABD ve Avustralya ile daha birçok ülkenin mutfağına imza atmaya hazırlanıyoruz” diye konuştu. Afrika’nın adını bilmedikleri adalarından bile işler almaya başladıklarına ve AB pazarına soğutucularıyla girmeye hazırlandıklarına dikkati çeSektörde ilk sayılabilecek ürünleriyle dikkat çeken İnoksan, 2008 yılında 17’nci Ulusal Kalite Kongresi’nde EFQM Mükemmellikte ‘5 Yıldız Belgesi’ni aldı. Firma, Türkiye’de bir ilk olan paletli bulaşık yıkama makinesi üretimini de yine 2008’de yaptı. Firmanın yakın dönemde sektöre kazandırdığı son yenilik ise 2012 yılına ait. Bu dönemde İnoksan Türkiye’de yine bir ilk olan gazlı kombi fırını üretti.Yenilikçi yapı büyümeyi getirdiİnoksan, 1980 yılında başlayan faaliyetleriyle endüstriyel mutfak alanında önemli projelere imza attı. Firma kurulduğu dönemde ilk olarak Türkiye’nin güney kıyılarında inşa edilen onlarca otelin mutfağını kurdu. 1985’te ilk patates soyma makinesini üreten firma, 1986’da ise Türkiye’de bir ilk gerçekleştirdi ve bulaşık yıkama makinesi, kuzine ve pasta-börek fırınına TSE belgesi alarak, kalitesini tescil ettirdi. 1990’lar firma için ihracatta atılım yılları oldu. 1997’de ise patent ve Ar-Ge’de atağa geçildi. Özgün ürünler için Ar-Ge’ye odaklanıldı. Gelişerek büyüyen İnoksan, 25’inci yılında tüm cihazlarının Avrupa normlarına uygunluğunu belgeleyerek, uluslararası büyük anahtar teslimi projelerde de adını duyurmaya başladı. 2007’nin tamamı Avrupa için High Quality servis sistemleri üretimine başladı. 2008’de 17’nci Ulusal Kalite Kongresi’nde EFQM Mükemmellikte ‘5ken Vehbi Varlık, ihracat oranını yüzde 35’ten yüzde 50’ye çıkarmayı hedeflediklerinin altını çizdi.Kayıtlı siparişlerde 33 yıllık rekor kırıldıVehbi Varlık, yeme içme sektörünün hızla büyümesinin endüstriyel mutfak sektörünün gelişmesini de hızlandırdığını vurguladı. Sektörün bu derece hızla gelişmesinde rol oynayan firmaların da her geçen gün kendisini geliştirdiğinin altını çizen Varlık, “Sektör büyüdükçe bu oluşum içinde yerini almak isteyen firmalar da artıyor. Ancak elbette yılların tecrübesine sahip, büyük tedarikçiler yükü sırtlanıyor. 2013’te Türkiye’nin ortalama yüzde 4 büyümesi bekleniyor. Biz de büyümeyi bu civarda tutmayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı. Vehbi Varlık, şirket olarak sektörde vadelerin anlamsız biçimde uzamasının şirketlerin çalışma sermayesini müşterilere kullandırılması, müşterilerin sermayesiz yatırım kararı alması ve çalışma sermayesi devir hızının düşmesi anlamına geldiğine dikkat çekti. Varlık, “Bu nedenle çalışma sermayesi devir hızını yükseltmeye dolayısıyla vadeleri kısaltmaya karar verdik. Şirketimiz, önce faaliyet giderlerinin etkin kullanımı planı çerçevesinde, başa baş satış noktasını yaklaşık yüzde 30 oranında düşürerek, daha düşük ciro yapmayı göze alarak vadeleri kısaltma uygulamasına geçti” dedi. Varlık, beş yıl sonraki ciro hedefleri aynı kalsa da 2013 ciro hedefinde giderlerle paralel olarak indirime gittiklerini kaydetti. Yılın ilk ayları itibarıyla şaşırtan pozitif gelişmeleri üst üste yaşamaya başladıklarının altını çizen Varlık, sipariş artışları nedeniyle kayıtlı siparişlerinin 33 yıllık rekorlarını kırdığını sözlerine ekledi.
54 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIİpeker,sürekligelişimiçinyeniliğe veteknolojiyeyatırımyapıyorSürdürülebilir büyüme için yenilik ve teknolojiye yatırım yaptıklarını anlatan Yönetim Kurulu Üyesi İhsan İpeker, altyapıya yaptıkları yatırımlar sonucunda ev tekstili ve teknik tekstil ürünlerini de imal edeceklerini açıkladıGÜLAY SOYDAN PEHLEVAN BURSA Gaffarzade Mehmet İpeker tarafından kurulan tesisiyle ticaretten sanayiye adım atan ve Türkiye’nin özel sektör eliyle kurulan ilk sanayi tesislerinden olan İpeker Tekstil, hızlı gelişimini sürdürüyor. 1930’lu yıllarda başlattığı faaliyetlerini halen sürdüren firma, dev tekstil markalarından da yoğun ilgi görüyor. Aynı zamanda İpeker, geniş yurtdışı ağı sayesinde Türkiye tekstil sektörünü de global pazarda başarı ile temsil ediyor. Sürdürülebilir büyümeyi yenilik ve teknolojiye endeksleyen firma, her yıl sektördeki son gelişmeleri tesislerine anında adapte ediyor. 1800’lü yılların sonunda Osmanlı döneminde ‘Gaffarzadeler’ olarak bilinen ailenin ipek böceği tohumu ticaretiyle uğraşıyor. Aile, Soyadı Kanunu sonrasında ipek işiyle uğraşıldığı için ‘İpeker’ soyadını alıyor. İpek böceği tohumu ticaretini sürdürürken, bir yandan da bu alanda iplik üreterek, tekstüre kurmak isteyen aile, bu sayede yeni yatırımlar yapıyor. İpeker Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi İhsan İpeker, “Yatırımın ardından tekstüre ipliği üretip satmaya başladık. Malum o dönemde Bursa’ya çok sayıda Fransız gelip-gidiyor ve yurtdışında da Bursa dokuması kullanılıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında çok az entegre tesis olduğu için dönemin ülke kralları, cumhurbaşkanları ve önemli şahısları İpeker’e getiriliyordu. 1930 yılana gelindiğinde ise ailede dokumayı da yapma düşüncesi ağır basmış ve bir dokuma tesisi kurulmuş. Bu yatırım ile Türkiye’nin özel sektör eliyle kurulan ilk entegre tekstil sanayi kuruluşu olduk” diye konuştu. Anılan dönemde firmaya know-how sahibi mühendislerin getirildiğine dikkat çeken İpeker, “Bu vizyon gelecek kuşaklara aktarıldı. 1940 yılı sonrasında boya-baskı-apre bölümleri ile beraber Avrupa’nın nadir entegre ipek tesislerinden birini oluşturuldu” dedi. racat yaptıklarını anlattı. İpeker, “Bizim için dönüm noktalarından birisi de aynı yıllarda kontinü inceltme makinesini Bursa’ya getirmiş olmamızdır. Söz konusu dönemde kaçakçılık nedeniyle Türkiye’de ipek üretimi düşmeye başlamış ve hastalıktan tohum bulunamıyordu. Sonrasında ipek tesisi kapanıyor, yerini ipek tuşeli mallar ve en önemlisi bakır ipeği Cupro alıyor. Şu anda halen Fibrile Cupro’nun entegre üretiminde Türkiye’de tek dünyada sayılı firmalardanız. Bu makineyi de Cupro için getirdik” şeklinde konuştu. 1990’ların da dönüm noktalarından biri olduğunu ve Amerika’ya ilk büyük ihracatın gerçekleştirildiğini kaydeden İhsan İpeker, “1995’te yine tarihi bir karar alarak, ürettiğimiz ürünlerin yabancılar tarafından kendi markalarıyla satılarak, katma değeri de haliyle onlara kalarak satılmasının önüne geçmek için Almanya’da İpeker Gmbh şirketini kurduk. Aile büyüklerimizin bu kararı yine vizyon sahibi olmayı gerektiren bir adımdır. Bu karar sayesinde Türkiye’de düşük fiyat politikası başta olmak üzere birçok problemle uğraşmanın ötesinde komple yabancı bir ekiple dünyaya açıldığınızda çok ayrı noktalara gelinebildiğini anlamış olduk” görüşünü kaydetti.Seri dijital baskıda büyümeyi hedefliyorİhsan İpeker, bugün itibarıyla aylık üretim kapasitelerinin 800 bin ila 1 milyon 200 bin metre kumaş arasında değiştiğini kaydetti. Almanya ekonomisinde yavaşlama olunca 2002’de İngiltere pazarına da ağırlık vermeye başladık-İpek böceği tohumu ticaretini sürdürürken, bir yandan da bu alanda iplik üreterek, tekstüre kurmak isteyen İpeker Ailesi, bu sayede yeni yatırımlar yapıyor. Firma, yatırımın ardından tekstüre ipliği üretip satmaya başladı. 1930’lu yıllarda dokumaya yönelen firma, bu sayede entegre bir tesis olma yolunda da ilerliyor.larını anlatan İpeker, inovasyona önem vermeleri sayesinde pazarın saygın markaları arasında yer aldıklarını dile getirdi. Geniş bir ürün gamına sahip olduklarını anlatan İpeker, şöyle devam etti: “Cupro, ipek, pamuk, yün, floş, viskon, akrilik, tactel, tencel, modal, polyester, keten ve bunların elastanlı karışımlarını örme, dokuma jakar olarak boyalı veya baskılı üretebiliyoruz. Dünyada kendi alanımızda bu çeşitlilikte çalışabilen çok nadir firmalardan biriyiz. 85 çeşit ve birçok renk seçeneğinde sunduğumuz kumaşların yannı sıra ekolojik kumaşın entegre üretimini de yapıyoruz. Yeni bir iş kolu olarak ekolojik ürünlerde çevre dostu seri dijital baskıda büyümeyi planlıyoruz.”Üretimin yarısı ihracatSon dört yılda tüm departmanlarda yeni teknolojiye yönelik makine yatırımı yaptıklarını dile getiren İhsan İpeker, böylece altyapıda tekrar yenilenme sağladıklarını kaydetti. İpeker, tekstil sektörünün sıkıntıya girmesine karşın bu yılın ilk yarısı itibarıyla yüzde 22 oranında büyüdüklerini anlattı. İpeker, şunları kaydetti: “Katma değerli ürün gruplarını artırmak için çalışıyoruz. Üretmediğimiz ürünlere yöneliyoruz. Özellikle teknik tekstil ve ev tekstili imalatı ile yeni sektörlere girmiş olacağız. Yine üretimimizin yüzde 50’sini ihracata kanalize ediyoruz ve şu an tüm kıtalara ihracat gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık dört yıl önce Japonya’yı da pazar ülkelerimiz arasına kattık. Japonya’nın önümüzdeki dönemde cironun yüzde 20 ila 25’ini oluşturmasını amaçlıyoruz.”“Birçok ilke öncülük ettik”İhsan İpeker, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren firmalarının temelinin 1958’de atıldığını ve 1961’de devreye alındığı bilgisini verdi. Firmalarının anılan dönemde Bursa OSB’deki ilk üç fabrikasından biri olduğuna dikkat çeken İpeker, Umurbey fabrikasındaki tüm işlerin buraya taşındığını ve Bursa OSB’deki fabrikanın tek tesis olarak full entegre çalışır hale getirildiğini vurguladı. İpeker, ilerleyen yıllarda otomatik baskı makinesini yurtdışından getirdiklerini ve 1980’lerde kendi koleksiyonuyla ih-
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 55İpekişMensucat,2025’te 100yıllıksınaimarkasıolacakKumaş üretimine akıllı kumaş konseptini de eklediklerini anlatan Genel Müdür Aşkın Kandil, Atatürk’ün talimatıyla kurulan firmalarının 2025 yılında 100’üncü yılına gireceğine dikkat çektiBURSA Akıllı kumaş imalatıyla dikkat çeken İpekiş, 2025 yılında 100 yıllık sınai markası olacak. İpekiş’in akıllı kumaşları arasında su ve leke tutmayan, parfüm kokulu, antibakteriyel, zayıflamaya yardımcı, polen itici, UV etkisini ve stresi azaltan kumaşlar yer alıyor. Bursa’daki ipek böcekçiliği üretiminin tekstil sanayisinde değerlendirilmesi ve sektörü daha ileriye taşıyan öncü bir kuruluş olarak örnek teşkil etmesi için Atatürk’ün talimatıyla 1925 yılında kurulan İpekiş Mensucat, 1927 yılında faaliyete geçti. 1991 yılında Tarman Group bünyesine dahil olan firma, Tarman Group’un 45 milyon doların üzerinde yaptığı yatırımlarla farklı bir noktaya geldi. İpekiş; fantezi kadın kumaşı, paltoluk gibi yünlü, kalın üst giyim kumaş ağırlıklı olan üretimini 2005 yılından itibaren fütüristtik bir anlayışla şehirli iş yaşamına uygun, yüzde 100 yün, ince takım elbiselik kumaş üretimine kaydırdı. 300 kişi görev yapıyor. İpekiş Bursa-İpekiş İtalya üretim ve tasarım ekibinin işbirliği içinde üretimlerini sürdüren firma, geçen yıl tamamı yüzde 100 takım elbiselik kumaş olmak üzere 2.2 milyon metre üretim yaptı. Anılan dönemde firma 45 milyon TL’lik ciroya ulaştı.Üretimin yüzde 40’ı ihracataBursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) toplam 22 bin metrekare kapalı alana sahip yeni fabrikasında üretimlerini sürdüren firma, buraya makinelerin haricinde yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaparak, son teknolojiye uygun üretim altyapısı kurdu. Aşkın Kandil, “Yeni fabrikamızda üretim ve istihdamda artış sağlandı. Fabrikamızda doğal liflerin karışımından takım elbiselik ve ceketlik kumaşlar üretmeye devam edeceğiz” dedi. Üretimlerinin yüzde 40’ını doğrudan kumaş olarak ABD, Rusya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İran’a ihraç ettiklerini anlatan Kandil, Almanya başta olmak üzere yeni pazarlara yönelik çalışmalarının da devam ettiğini vurguladı. Büyüme hedefleriyle ilgili de konuşan Kandil, “Köklü bir marka olan İpekiş 2012 yılında yüzde 28 büyüme gerçekleştirdi. Bu yıl da yüzde 15 büyümeyi hedefliyoruz. Kumaş üretimimizi yıllık ortalama yüzde 10 artırarak yolumuza devam ediyoruz.”Özel tasarım, butik üretim ve hızlı servisİpekiş Genel Müdürü Aşkın Kandil, 2025 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 100 yıllık sınaî markası unvanını kazanacak olan İpekiş’in o yıla kadar yünlü kumaş üretiminde önde gelen bir dünya markası olmayı hedeflediğini söylüyor. “Bu hedefimize ulaşmak için müşteriye özel tasarım, butik üretim ve hızlı servis iş modeliyle dünya pazarındaki payımızı artırma ve iç pazarda lider olma vizyonuyla çalışmayı sürdüreceğiz” diyen Kandil, her yıl ortalama yüzde 12 oranında büyüme hedeflerinin bulunduğunu anlattı. İpekiş’te İstanbul Nişantaşı ve İtalya’nın Biella şehrindeki Ipekis Italia SPA’daki satış pazarlama ofisinde çalışanlar da dahil olmak üzere yaklaşık“İtalyanlarla rekabet ediyoruz”Aşkın Kandil, 2008 yılında dünyanın kumaş üretiminin kalbi olarak bilinen, İtalya’nın Biella şehrinde pazarlama, araştırma ve satış şirketi olan Ipekis Italia SPA’yı kurarak, İtalyan markalarıyla rekabete başladıklarını hatırlattı. Kandil, “İtalya’dan yaptığımız ticareti her geçen gün büyütüyoruz. Bugün İpekiş kumaşları, başta Versace, Moschino, Patrizia Pepe, Cavalli, Armani veİpekiş Bursa-İpekiş İtalya üretim ve tasarım ekibinin işbirliği içinde üretimlerini sürdüren firma, geçen yıl tamamı yüzde 100 takım elbiselik kumaş olmak üzere 2.2 milyon metre üretim yaptı. Anılan dönemde firma 45 milyon TL’lik ciroya ulaştı.Christian Dior olmak üzere dünya devi moda markaları tarafından kullanılıyor. Versace’nin 2011 koleksiyonunun yüzde 80’i İpekiş kumaşlarından yapıldı. Doğrudan ihraç ettiğimiz üretimin yüzde 50’si daha çok Rusya, İtalya, Fransa ve İran’a ihraç ediliyor. Bunun yanında İtalya’ya ihraç edilen kumaşlar da dünyanın birçok ülkesine satılıyor. Bu sayede bugün dünyanın birçok ülkesinde İpekiş kumaşlarından üretilen yünlü takım elbiseler ve ceketler kullanılıyor” ifadesini kullandı. Teknik tekstil ve akıllı kumaşlar konseptinin hızla gelişmesi İpekiş’i de Ar-Ge’ye yöneltmiş durumda. Kandil, “Bu yıl itibarıyla bütçemizin yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırdık. Son üç yıldır Ar-Ge ve ÜrGe’ye yaptığımız yatırımların karşılığını alıyoruz” diye konuştu. Yünde uluslararası düzeyde kalite ve güven sembolü olan Woolmark tesciline sahip lisanslı yünlü kumaş üreticisi İpekiş’in Woolmark’ın en eski üyelerinden biri olma özelliğini taşıdığını da anlatan Kandil, İpekiş ürünlerinin yüzde 90’ının sıcak havalarda serin tutma özelliği sayesinde Woolmark’ın “Coolwool kumaşlar” sınıfına girdiğine de işaret etti. ‘Kumaşın 7 Harikası’ konseptli akıllı kumaş koleksiyonu ile ilgili de bilgi veren Kandil, “Akıllı kumaş koleksiyonumuzda maksimum hareket kabiliyeti ve dayanıklılık sağlayan Pure Woolstretch, su ve leke tutmayan Bionic Finish, antibakteriyel Silverplus, zayıflamaya yardımcı Slimming, gün boyu hoş koku yayan parfüm kokulu Bioperfume, polen itici Zeropolen, koyu renklerde yakıcı güneşe rağmen serin tutan ve UV etkisini azaltan Cooldark kumaşları bulunuyor” dedi.
56 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIBoydaklar’ınmobilyadakilokomotifi İstikbal,küreselmarkaolmakistiyorİstikbal’i küresel marka yapmak için çalıştıklarını anlatan Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak, bugün itibarıyla 100’den fazla ülkede İstakbal marka ürünlerin satıldığını söyledi. Boydak, holdingin mobilya grubunun cirosuna İstikbal’in 1 milyar TL ile katkı verdiğini dile getirdiGÜNEŞ DOĞDU SOYLU KAYSERİ Boydak Holding’in mobilya grubu 2012 yılında, 3.1 milyar TL’lik ciro yaptı. Bu rakamın 1 milyar TL’si holdingin lokomotif şirketleri arasında kabul edilen İstikbal tarafından gerçekleştirildi. İstikbal’in 750’yi aşkın mağazası ve dünya geneline yayılmış 5 binden fazla satış noktası bulunuyor. Yine holdingin mobilya grubu Türkiye mobilya ihracatının yüzde 25’ini tek başına gerçekleştiriyor. Mobilya grubu Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’da sürekli büyüyor. Holding, bazı ülkelerde fabrikalar kuruyor, bazılarında ise mağazalar açarak büyüme trendini aksatmadan devam ettiriyor. İstikbal’i küresel marka yapmak için çalıştıklarını anlatan Boydak Holding CEO’su Memduh Boydak, “İstikbal markasıyla Türkiye’yi sararken bir dünya markası olma yolunda da hızla ilerliyoruz. Şu an 100’ü aşkın ülkeye İstikbal markası ile ürünlerimizi sunuyoruz. İstikbal bugün Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Mısır, Almanya, Kazakistan, Romanya, İngiltere ve Fransa gibi birçok ülkede mağazası ve satış noktası ile Türk kalitesini yurtdışına taşıyor. Bir dünya markası olma yolunda hızlı ve istikrarlı bir süreç izleyen İstikbal’in, 2023 yılında dünyanın en büyük mobilya markalarından biri olmasını istiyoruz” dedi.Memduh Boydak Mustafa Boydak Hacı Boydakİstikbal’in temeli 1950’li yıllarda atılıyorBoydak Holding’i bu günlere taşıyan ‘İstikbal’ markasının temelleri 1950’li yıllarda oldukça zor koşullarda atılır. Hacı Sami ve Hacı Mustafa Boydak kardeşler, Kayseri’nin Hacılar ilçesinde yaşamaktadır. Hacılardaki araziler tarıma elverişli değildir. Bu yüzden 50’li yıllara rastlayan gençlik dönemlerinde iki kardeş kapı ve pencere doğraması üretimini öğrenerek geçirir. Hacı Mustafa Boydak askerden döndükten bir yıl sonra, Kayseri’de Eski Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 50 metrekarelik küçük bir atölye satın alır. Ancak önce ruhsat almada daha sonra karaborsaya düşen hammaddeden dolayı demir ve çimento temininde sıkıntı yaşanır. Ancak Boydak kardeşler tüm sıkıntılara rağmen pes etmeyerek, 1957 yılında çeyiz sandığı, gardırop, masa, sandalye ve karyola üretmeye başlar. Mustafa Boydak, üretimden Sami Boydak ise işin daha çok satış ve tahsilat yönünden sorumludur. Zaman içinde mobilya işini bu iki kardeşe Eskişehir’den gelen ustaları Cemal Tanrıdiler (Sarı Cemal) öğretir. O yıllarda Eskişehir ve Ankara mobilya işinde öndedir. Cemal Usta, Kayseri’ye gelip yerleştiğinde Boydak kardeşlere ahşaptan mobilMarangoz ve mobilya ustası babalarının “istikbaliniz parlak olsun” temennisinden esinlenerek, amca çocukları Hacı ve Şükrü Boydak’ın, ‘İstikbal’ adıyla temelini attıkları Boydak Holding, artık daha büyük hedeflere ilerlemek istiyor.ya yapmayı ve döşeme işini öğretmek ister. Babaları ise doğrama işinde kalmalarını ısrar eder. Ancak o da sonradan meslekleri marangozluğu, mobilya ile geliştirmelerine izin verir.“İstikbaliniz parlak olsun”Boydak Holding’in başında ikinci kuşaktan bugün Hacı Boydak var. Hacı Boydak, baba Boydaklar’dan merhum Sami Boydak’ın dört oğlundan biri. Hacı Boydak, 1958 doğumlu. Ortaokulu bitirdikten sonra babası ve amcasına ait atölyede katip olarak çalışmaya başlar. Hacı Boydak, “Babam ‘okuma’ demedi. Ancak iş hayatı bana daha cazip geldi. Biz amca çocuklarıyla hep birlikte büyüdük. Başından beri biz de amca çocuklarıyla birlikte hareket etmeyi öğrendik. Ve adeta bir birimize kenetlendik” diyor. Marangoz ve mobilya ustası babalarının “istikbaliniz parlak olsun” temennisinden esinlenerek, amca çocukları Hacı ve Şükrü Boydak’ın, ‘İstikbal’ adıyla temelini attıkları Boydak Holding, artık daha büyük hedeflere ilerlemek istiyor. Holding CEO’su Memduh Boydak, “Türkiye’de İstikbal var” sloganıyla başlattıkları mobilya ticaretinde özellikle son 20 yıl içinde başarılı bir grafik çizdiklerini belirtti. İyi bir takım gibi çalışan holding bünyesinde İstikbal’in 56’ncı yılına girdiğine dikkat çeken Memduh Boydak, şunları kaydetti: “Yaşadığımız köyde yani Hacılar’da tarıma elverişli arazi yoktu. Hayvancılık da yapılamıyordu. Kısacası ırgatlık karın doyurmuyordu. Babalarımız evin geçimi için önce çıraklıkla başlamışlar bu işe. Sonra Kayseri’nin Eski Sanayi Bölgesi’nde ortaklaşa atölye açmışlar. Babam Sami Boydak ile amcam Hacı Mustafa Boydak, önce sandalye üretip ahşaba yoğunlaşmışlar. Sonra, mobilyaya yönelmişler. Bugünkü İstikbal markası, ustaları Sarı Cemal’in ‘sizin istikbaliniz parlak olur. Adınızı İstikbal koyun’ önerisinden esinlenerek bugünlere gelen bir unvan. Boydak Holding, ‘İstikbal’ misyonundan sağladığı kazanımlarıyla bugün Türkiye’nin istihdamda ilk 10, yıllık ciroda ilk 15 kuruluşu arasında. Ancak bununla da yetinmiyoruz. Hedef ilk beş arasına girmek.”
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 57İzober,vakumluambalajlı ürünlerleihracatınıartıracakGÜNEŞ DOĞDU SOYLU KAYSERİ Yıllık 20 bin ton üretim kapasitesiyle faaliyete geçen İzober, geçen yıl kapasitesini 60 bin tona çıkardı. Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde 30 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda 80 bin metrekare alan üzerinde faaliyetlerine davam eden İzober, Azerbaycan, Irak, Gürcistan, Tunus, Türkmenistan, İsrail başta olmak üzere toplamda 15 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şu anda toplam üretiminin yüzde 12’lik kısmını ihraç eden İzober, üretimine yeni başladığı vakumlu ambalajlı ürünlerle navlun maliyetlerini daha aşağıya çekerek ihracat oranını ve ihracat yaptığı ülke sayısını artırmayı planlıyor. Geçen yıl yüzde 42 oranında büyüyen İzober, bu yıla ise yüzde 47 büyümeyi hedefliyor. Rekabetin giderek arttığı yalıtım sektöründe sabit maliyetlerin azaltılması ve kârlılığın korunabilmesi adına üretimi ve ciroyu artırmaya yönelik çalıştıklarını söyleyen İzober Genel Müdürü Harun Hasyüncü, 2014 yılı hedefleri doğrultusunda sektörde, üretim, satış, ürün gamı ve pazar payı açısından lider konuma gelmek istediklerini aktardı.Altı farklı markayla faaliyet gösteriyorPenye pamuk ipliği üreticisi Beşler Tekstil’in izolasyon sektöründe mineral taşyünü yatırımı yapma kararıyla 2007 yılında kurulan İzober, 2008 yılında üretime yıllık 20 bin ton üretim kapasitesiyle üretime başladı. Taşyünü üretiminin yanı sıra ihtiyacı olan bazalt taşının maden işletmeciliğini de yapan İzober, sektörde altı farklı markayla faaliyet gösteriyor. İzober olarak komşu ülkeler dahil 2023 yılında bölgesinde en büyük taşyünü üreticisi olmayı hedeflediklerini söyleyen Harun Hasyüncü, Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığını azaltmaya katkı sağlamanın temel amaçları olduğunu aktardı.Rekabetin giderek hız kazandığı yalıtım sektöründe üretimini ve cirosunu sürekli artırmaya yönelik çalışmalar yürüten İzober, geçen yılı yüzde 42’lik büyüme oranıyla geride bıraktı. Firma bu yıl, yüzde 47 oranında büyümeyi hedefliyor.2023’e kadar Türkiye’de taşyünü yalıtım sektöründe üretimi gerçekleştirilmeyen ürünleri üretmek istediklerini belirten Hasyüncü, “Yürüttüğümüz ArGe çalışmalarıyla iki ürün konusunda sonuçlar aldık” dedi.
58 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARITürkiye’ninilkelaletleriüreticisi İzeltaş’tan40’ıaşkınülkeyeihracatBu yıl ilk defa Senagal pazarına girerek, Avrupa’daki daralmayı kapattıklarının altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Avrupa’nın tamamı, Asya, Kuzey ve Güney Amerika’ya ihracat yapan firmalarının 40’tan fazla ülkeye mal sattığını bildirdiARZU ALP İZMİR Türkiye’nin ilk el aletleri üreticisi İzeltaş, 1968 yılında yüzde 100 Türk sermayesi ile İzmir’de kuruldu. İzeltaş bugün 155 bin metrekaresi açık, 40 bin metrekaresi kapalı, modern teknoloji ile donatılmış tesislerinde, 3 bin çeşidin üzerinde el aleti üretip, 40’ ı aşkın ülkeye ihracat yapıyor. İzeltaş, el aletlerinin yanı sıra 30 bin grama kadar ürettiği dövme parçalar ile başta otomotiv sektörü olmak üzere, savunma ve havacılık sanayiine, ziraat endüstrisine, madencilik sektörüne, denizcilik, altyapı işlerine ve diğer birçok kamu ve özel sektör kuruluşlarına hizmet veriyor. Her yıl devam eden yatırımları ve her biri kendi alanında uzman 700 deneyimli çalışanı ile konusunda lider olan İzeltaş; proje, Ar-Ge, kalıphane, dövme, işleme, ısıl işlem, krom-nikel kaplama, boyama, plastik daldırma, plastik enjeksiyon ve markalama departmanlarından oluşan entegre bir yapıya sahip. CAD/CAM programları kullanarak, CNC tezgahlarında başlayan kalıp üretimi, 4 bin kilograma kadar serbest düşüşlü çekiçler, 3 bin 600 KGM havalı çekiçler, 4 bin KGM’a kadar elektronik kontrollü hidrolik, serbest düşüşlü ve hidrolik vuruşlu presler ve 80 ila 200 tona kadar yatay preslerde şekillenen el aletleri daha sonra modern işleme ünitelerinden geçerek, son şekillerini alıyor. Atmosfer kontrollü ısıl işlem fırınları, indüksiyon tezgahları ve elektrikli fırınlarda gerekli sertlikleri verilen el aletleri, ful otomat galvano tesisinde veya kontinü boya fırınlarında yüzey kaplamaları yapılarak devam eden üretim operasyonları, bazı aletlerde plastik enjeksiyon sap basımı veya daldırma PVC kaplama ve markalama ile üretim operasyonları sonuçlanıyor.Kalite testleri yapılıyorÜretimin çeşitli aşamalarında kalite kontrolleri yapılan ürünler, son kez kalite kontrol laboratuvarında fiziksel, metalürjik, kimyasal ve elektrik testlerinden geçirilerek ömür boyu İzeltaş kalite güvencesi altına alınıyor. Sektör içindeki tüm müşterileri ve kullanıcılarının ihtiyaçlarını ve isteklerini teknik şartnameler ve standartlar içinde en iyi düzeyde karşılayarak, en yüksek kalite ve hizmeti sunan İzeltaş, yenilikçi, rekabetçi, hızlı ve en iyi hizmet anlayışı ile müşteri odaklı çalışmayı prensip edindi. Tüm personel bu prensipler doğrultusunda sürekli eğitime tabi tutularak, bilgi ve becerileri üst düzeyde tutuluyor. Daima yüksek kalite ve zengin ürün çeşidini hedefleyen İzeltaş, sahip olduğu ISO 9001 , ISO 16949:2002 belgeli yönetim sistemleri, TSE ve TÜV GS belgeleri ve yüksek teknolojisi ile bugün Türkiye’de olduğu kadar, başta bütün Avrupa olmak üzere Asya, Kuzey ve Güney Amerika’da beğeniyle tercih ediliyor. Satış sonrası tüketici haklarını koruyan ömür boyu garanti ve sınırsız hizmet anlayışı İzeltaş’ı bu alanda öne çıkıyor. Firma, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından düzenlenen geleneksel ‘Başarılı Sanayi Kuruluşları’ ödül töreninde, altı kategoride “birinci derecede başarı” ödülü aldı. İzeltaş, 2011 yılında kalıp-hırdavat ve el aletleri sanayi meslek grubunda; istihdam sağlama, yatırım, üretim ve ihracat yapma, vergi ödeme dallarında birincilik ödülünü de almıştı. Ayrıca firmaya yarattığı marka ile yurtdışı üstün satış performansı ödülüne de layık görülmüştü.“Sac işleme işinde büyüme kararı aldık”İzeltaş Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, saç işleme işinde büyüme kararı alarak Turgutlu’da yatırım yaptıklarını söyledi. Şu anda 3 bin metrekare alanda sürdürdükleri saç işleme faaliyetlerini yeni kurulacak tesis ile 13 bin metrekareye taşıyacaklarını belirten Yorgancılar, tesis için 20 milyon TL’ye yakın yatırım yaptıklarını ifade etti. Yorgancılar, “Saç işleme konusunda hem kendimize hem de dışarıya hizmet veriyorduk. Şimdi işimizi büyütüyoruz” dedi. Yorgancılar, 2013 yılının İzeltaş açısından iyi geçtiğini, hedefledikleri çerçevede büyümelerni sürdürdüklerini dile getirdi. Bu dönemde alternatif pazarlara ağırlık verdiklerini anlatan Yorgancılar, hedef pazarlarının Kuzey ve Güney Afrika olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Bizim ihracatımız yüzde 30. Yüzde 30’un da yüzde 20’si Avrupa’ya. Türkiye’nin ihracatının yüzde 40’ının AB ülkelerine olduğu bir ortamda AB’deki daralma ihracat açısından bizi de etkiledi. Biz alternatif pazarlar ve müşterilerle o ihracattaki eksiğimizi kapatmaya çalışıyoruz. Hedef pazarlarımız Kuzey ve Güney Afrika. Daha önceleri Mısır, Cezayir, Fas ve Tunus’a ihracatımız vardı. İlk defa Senegal’e girdik. Bu ülkeye daha önce hiç ihracatımız yoktu. Türkiye’nin girmekte geç kaldığı bu ülkeler büyüyen bir trend içinde.”İzeltaş, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından düzenlenen geleneksel ‘Başarılı Sanayi Kuruluşları’ ödül töreninde, altı kategoride “birinci derecede başarı” ödülü aldı. İzeltaş, 2011 yılında kalıp-hırdavat ve el aletleri sanayi meslek grubunda; istihdam sağlama, yatırım, üretim ve ihracat yapma, vergi ödeme dallarında birincilik ödülünü de almıştı.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 59Kafkas,yenidönemde ciroyuartırmakistiyorSon dönemde ağırlığı iç piyasaya verdiklerini belirten Genel Müdür Ali Tatveren, mevcut cirolarının 45 milyon TL civarında olduğunu, önümüzdeki beş yıl içinde ise 100 milyon TL’lik ciroya ulaşmayı hedeflediklerini dile getirdiZEHRA ORUÇ BURSA Adını kestane şekeri ile duyuran Kafkas, yeni ürünlerle iç piyasada büyümeyi hedefliyor. 2012 yılını 45 milyon TL’lik ciro ile kapatan firma, önümüzdeki beş yıl içinde bu rakamı 100 milyon TL’ye çıkarmayı planlıyor. Faaliyetlerine 1930 yılında başlayan firmanın kurucusu Ali Şakir Tatveren, anılan dönemde Bursa’da kestaneyi şekerlemeye dönüştürüyor. Şekerleme ve pastacılık mesleğini babasının yanında öğrenen Ali Şakir Tatveren, aile mesleğini bir süre Kars Sarıkamış ve Kafkasya’da sürdürdü. Tatveren, 1930 yılında Kafkas Kollektif Şirketi’ni kurarak ilk dükkanını Bursa’da açtı. Geleneksel yöntemlerle yapılan üretim zamanla endüstriyel ölçekte bir üretime dönüştü. Tatveren’in 1957 yılında vefatı üzerine şirket yönetimi, eşi Nedret Tatveren ile çocukları Alparslan, Atilla ve Yüksel Tatveren’e geçti. 1960 ve 1970’li yıllarda imalathanesini taşıyarak teknolojik yenilikler yapan Kafkas, zamanla reçel üretimine de başladı. Firma 1980’li yıllardan itibaren Bursa dışından gelen talepleri karşılamak üzere il dışına bayilik vermeye başladı. 1995 yılında şirket yapısı anonim şirkete dönüştü. Kafkas, 1999 yılında üretimini, İzmir Yolu üzerine inşa edilen modern tesisine kaydırdı. Kafkas, günümüzde 3’üncü kuşağı temsil eden Ali Tatveren yönetiminde yeniliklere imza atmayı sürdürüyor. Bursa’da kendine ait 13 mağazası bulunan şirket, yurtiçi pazarlama faaliyetlerini Türkiye’nin merkezi bölgelerindeki shop veya cornerlarla oluşturulan bir bayilik zinciriyle yürütüyor. Kafkas’ın Türkiye çapında 90 civarında satış noktası bulunuyor. Üretimin yüzde 10’unu ihracata kanalize eden Kafkas, başta Fransa olmak üzere ABD, Yunanistan, Avusturya, Polonya, Suudi Arabistan, BAE, Kuzey Kıbrıs, Japonya, Tayland, Tayvan, İngiltere ve İsviçre’ye ihracat yapıyor. Kestane şekerinin yanı sıra üzeri kristalize şeker kaplı kestane şekeri, değişik kuru meyvelerin karışımıyla hazırlanan üzeri çikolata kaplı kestane ezmesi, karamelli kestaneli ve kestaneli sütlü tatlılar, acıbadem kurabiyesi, yer fıstıklı gofret, kuru kayısıkuru erik ve hurmalı kestane püresi, marmelat, şekerleme ve unlu mamuller firmanın ürün gamında yer alıyor. ve Makedonya’daki orta ölçekli fabrikalarla da yatırım amaçlı ilgilendiklerinin sinyalini verdi. Geçtiğimiz yılı satış anlamında yaklaşık yüzde 10’luk büyüme ile kapattıklarını belirten Ali Tatveren, şöyle devam etti: “2011 ve 2012 yılları ArGe odaklı geçirdiğimiz yıllardı. 2012 yılı sonuna geldiğimizde ise özellikle kestane şekeri grubunda katma değeri yüksek ve daha önce denenmemiş ürünler çeşitlendirmeye başladık. ‘Yeni nesil karyoka’ adını verdiğimiz yeni kestane ezmesi ürününü, kakaolu fındık kreması, karamel sos ve fındık kreması ile dolgu yapıp, bitter çikolatası ile kaplayarak, farklı lezzet meraklılarının beğenisine sunduk. Yılın ikinci altı ayı itibari ile kestaneli hindistan cevizli pralinli, kestaneli antep fıstık ezmeli, kestaneli badem ezmeli, kestaneli hindistan cevizli karyoka topları yaptık. Bu ürünler biraz daha pasta türünde oldu. Dolayısıyla 2013 yılının, 2011 ve 2012’de Ar-Ge’ye yapılan yatırımların meyvelerini alma yılı olacağını düşünüyorum.”Hedef 100 milyon TLSon dönemde ağırlığı iç piyasaya verdiklerini belirten Kafkas Genel Müdürü Ali Tatveren, mevcut cirolarının 45 milyon TL civarında olduğunu, önümüzdeki beş yıl içinde ise 100 milyon TL’lik ciroya ulaşmayı hedeflediklerini dile getirdi. Tatveren, ciro artışını desteklemek için BulgaristanBu yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ilk yurtdışı mağazasını açacak olan firma, burada franchise sistemi ile çalışacak. Cidde’nin en büyük alışveriş merkezlerinden birinde bulunacak olan mağaza, 30 metrekarelik bir alanda şekillenecek.2013 sonuna kadar 20 yeni ürün daha sunacakKafkas markası ile ürün gamına dahil ettikleri yeni ürünler arasında son dört yılın en iyi satışını yakalayan ürünün acıbadem kurabiyesi olduğunu ifade eden Ali Tatveren, “Bu ürün bizi, zaten dede mesleğimiz olan unlu mamuller alanına yönlendirdi. Bu grupta da yeni ürünler üzerine çalışmalara başladık” diye konuştu. Tatveren, ‘Bambaşka’ adı ile piyasaya sürdükleri gofretin ardından da aynı kategoride bulunan kestane dolgulu bisküvi ürününü müşterileriyle buluşturacaklarını söyledi. Toplamda 80 kalem ürüne sahip olduklarını belirten Tatveren, 2013 yılı sonuna kadar 20 çeşit yeni ürünü daha piyasaya sunacakları bilgisini verdi. Bu yılın sonuna kadar Suudi Arabsitan’ın Cidde kentinde ilk yurtdışı mağazasını açacaklarını ifade eden Ali Tatveren, “Franchise sistemi ile açacağımız bu mağazamız Cidde’nin en büyük alışveriş merkezlerinden birinde olacak. Yaklaşık 30 metrekarelik bir alanda şekillenecek. Bu, bizim yurtdışındaki yapılanmamızın ilk adımı olacak. Bu yıl iç piyasadaki bayi operasyonumuzu elden geçiriyoruz. Bu kapsamda, Bursa’daki mağazalarımızdan birini de gourmet shop oluşturacağız. Konseptini yurtdışı mağazamıza uygun tasarlamayı planlıyoruz” şeklinde konuştu. Tatveren, yurtdışı mağazası için hem ambalaj hem de lezzet anlamında farklı ürünler çalıştıklarını da sözlerine ekledi.
60 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI‘FabrikalaryapanKardemir’den yenifabrikalariçinyatırımÖzelleştirildiği 1995 yılında ‘fabrikalar yapan fabrika’ olarak bilinen Kardemir’in Genel Müdürü Fadıl Demirer, yeni yatırımları olan kok, sinter, yüksek fırın, kireç fabrikalarının tamamının 2014’ün ilk çeyreğinde tamamlanacağını söylüyorSABİHA TOPRAK KARABÜK Yeni kok, sinter, yüksek fırın, kireç fabrikaları, oksijen konverterleri, sürekli döküm tesisleri ve enerji santrali gibi önemli yatırımlara geçtiğimiz yıllarda start verilen Kardemir’de, söz konusu yatırımlardan sinter, kireç ve kok fabrikaları, sürekli döküm tesisleri ve enerji santrali yatırımları tamamlanarak bu yıl işletmeye alınıyor. Devam eden diğer yatırımların ise bir kısmının bu yıl, kalanlarının ise gelecek yılın ilk çeyreğinde tamamlanması bekleniyor. Böylelikle şirket, hedeflediği 3 milyon ton çelik kapasitesine ulaşırken, yaptığı enerji yatırımlarıyla kendi enerjisinin tamamını kendisi üreten ve fazlasını da ulusal enerji ağına veren bir şirket konumuna geliyor. Yüksek döküm ve mekanik işleme kapasitesiyle sektörde Türkiye’nin lider kuruluşlarından biri haline gelen Kardömak, her cins ve karakterde çelik konstrüksiyon imalatı yapan Karçel, hidroelektrik santrali yatırımını yürüten Enbatı olmak üzere üç büyük bağlı kuruluşu bulunan Kardemir’in, ayrıca çimento sektöründe Karçimsa, madencilik sektöründe Erdemir Maden ve her türlü konvansiyonel ve yüksek hıza uygun demiryolu makasları üretmek üzere kurulan Vademsaş’la ortaklığı bulunuyor. Bağlı kuruluşlarla birlikte yaklaşık 4 bin kişinin istihdam edildiği Kardemir, geçtiğimiz yıl 1 milyar 680 milyon TL ciro yapıyor. Türkiye’nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan Karabük Demir Çelik Fabrikaları, 1937 yılında kuruldu. Özelleştirildiği 1995 yılına kadar bir kamu kuruluşu olan Kardemir, kuruluşundan itibaren ülke genelinde çok sayıda endüstriyel tesisin proje, imalat ve montajını gerçekleştirdiği ve ülkenin sanayileşme hamlesine büyük katkılar sağladığı için Türkiye’de ‘fabrikalar yapan fabrika’ olarak tanınıyor.Kapasite artıyorÖzelleştirildiği 1995 yılında 550 bin ton seviyesinde olan çelik üretim kapasitesi, özelleştirme sonrasında 1.8 milyon tona çıkıyor. Kardemir, uluslararası kalite standartlarında pik, blum, kütük, nervürlü inşaat çeliği, profil, köşebent, maden direği, ray, kok ve kok yan ürünleri üreterek, inşaat, madencilik, ulaştırma ve sanayi sektörüne temel girdi sağlıyor. Hisselerinin tamamı Borsa İstanbul’da işlem gören Kardemir, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl açıklanan ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ sıralamasında, 2012 yılı faaliyet sonuçlarına göre kendine 34’üncü sırada yer buluyor. Yatırım planlarının doğal kaynakların etkin yönetimi ve temiz teknolojilerle üretim anlayışıyla sürdürüldüğü Kardemir’de, kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) projeleri aracılığıyla toplumsal ihtiyaç ve beklentilerin karşılanmasına büyük önem veriliyor. Karabük’te eğitim, sağlık, spor, kültür ve sosyal hayatın hizmetine sunulmuş onlarca tesiste Kardemir’in imzası olduğunu ifade eden Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirer, Karabük Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile Demir Çelik Enstitüsü ve Araştırma Geliştirme Merkezi, Kardemir’in yerli demir-çelik sekHedeflediği 3 milyon ton çelik kapasitesine ulaşan ve yaptığı enerji yatırımlarıyla ihtiyacından fazlasını üretebilen Kardemir’in, geçtiğimiz yıl cirosu 1 milyar 680 milyon TL.törüne ve yükseköğretime armağan ettiği sosyal sorumluluk projelerinin son iki örneği olduğuna dikkat çekiyor. Demirer, “Alanında Türkiye’de tek olan ve üniversite sanayi işbirliğinin en güzel örneklerinden birini teşkil eden Demir Çelik Enstitüsü ve Ar-Ge merkezi bünyesinde uluslararası akredite olmuş laboratuvarlar bulunuyor ve merkezin inovasyon kültürüne önemli katkılar sağlamasını bekliyoruz” diyor.“Eğitime önem veriyoruz”Demirer, kurum geleneği ve anlayışıyla kendisi de tüm çalışanları için bir okul gibi olan Kardemir’de bilgi birikimi ve yetkinliklerin artırılması için, çalışanların gelişimine yönelik sürekli olarak fırsatlar sunulduğuna işaret ediyor. “Bunun en iyi örneği ise şirketin 2012 yılı kişi başına düşen eğitimlerinin 51.6 saat olması” diyen Demirer, Kardemir’de mükemmelliği bir kurum kültürü haline getiren, süregelen yönetim anlayışından ve ‘toplam kalite yönetimi’ni felsefe haline getirdiklerinden söz ediyor. Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı’nın (EFQM) ‘mükemmellik modeli’nin bir yönetim aracı olarak uygulandığı Kardemir, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından yapılan ilk dış değerlendirmesinde ‘Mükemmellikte Yetkinlik 3 Yıldız Belgesi’ni almaya hak kazanıyor ve bu alanda EFQM büyük ödülünü alabilmek şirket hedefi haline geliyor. Ray ve ağır profil üretiminde Türkiye ve bölge ülkeler arasında tek kuruluş olan Kardemir’de söz konusu ivme 2007 yılında Ray ve Profil Haddehanesi’nin devreye alınmasıyla yakalanıyor. 2008 ve 2011 yıllarında işletmeye aldığı yeni yüksek fırınlarla büyümesini sürdüren ve kapasitesini yıllık 1 milyon 800 bin tona çıkaran Kardemir’de, yeni kapasite hedefi 3 milyon ton olarak belirleniyor. Demirer, Kardemir için izlenen büyüme stratejileri doğrultusunda 2012 yılında alınan en önemli kararlardan birinin de kangal ve kaliteli yuvarlak haddehanesi yatırımı olduğuna işaret ederken haddehanenin yılda 700 bin ton üretim kapasitesi olduğunu vurguluyor. Demirer, haddehanede düşük ve yüksek karbonlu, öngermeli beton, yüksek alaşımlı, rulman, otomat, yay, otomotiv ve özel çubuk çeliklerle kaynak telleri üretileceğini belirtiyor.
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 61Kahya,sürdürülebilir büyümeyeodaklandıHASAN COŞKUN SAKARYA Ömrünü tamamlamış lastiklerin geri kazanımı ve kauçuk imalatıyla öne çıkan Kahya Kauçuk, her iki alanda sürdürülebilir büyüme hedefliyor. Bu sayede sektörde daha güçlü bir konuma gelmek isteyen firma, doğru zamanda yapılacak yatırım hamleleriyle de büyümesine destek vermek istiyor. Bir aile şirketi olan firmada üretim faaliyetleri dede İsmail Kahya ile başlıyor. Marangoz ustası dede İsmail Kahya’dan sonra baba Yaşar Kahya’nın 62 yıl önce yorgancı dükkanında çırak olarak başladığı üretim yolculuğu üçüncü kuşaklar İsmail ve Çetin Kahya ile devam ediyor. Kahya Kauçuk Genel Müdürü Yaşar Kahya, bugüne kadar yaptıkları yatırımlarla bütün kuruluşların atıklarını geri dönüşüm tesislerinde yeniden ekonomiye kazandırabilecek güçlü bir altyapıya sahip olduklarını iddia etti. Kahya, “Bu konuda Marmara Bölgesi’nin en güçlü altyapıya sahip firmasıyız. Geri dönüşüm sektöründeki büyümemizi yeni yatırımlarla sürdürüyoruz. Güçlü altyapımız ile sektörde liderliğe koşuyoruz. Geri dönüşüm sektöründe üretime yönelik önemli yatırımlar yaptık. Ayrıca ihracata yönelik çalışmalarımızı da hızlandırdık. Yatırım çalışmalarımızın yanında yeni üretimler konusunda da Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz” dedi Sektörde sürdürülebilir bir büyüme hedefinde olduklarının altını çizen Yaşar Kahya, ömrünü tamamlamış lastiklerin ve benzeri ürünlerin geri dönüşümünü sağladıklarını bildirdi. Kauçuk firmalarının üretim hatalarından kaynaklanan atıkları tesislerinde değerlendirerek, yeniden ekonomiye kazandırdıklarını belirten Yaşar Kahya, şunları kaydetti: “Bu konuda lisanslı üretim yapan bu çeşitliÇetin ve Yaşar Kahya Kahya Kauçuk, bin 200 metrekare kapalı alanda kağıt, naylon, plastik, kauçuk, metal, çuval, pet, ahşap palet, cam, demir ve tekstille alakalı atıkların lisanslı toplama ayırma ve geri dönüşüm tesisi yatırımını tamamladı.likte bölgenin tek firmasıyız. Ambalaj atıkları, geri kazanım ve metal atıkları toplama, ayırma işine başladık ve özellikle tüm atıkları kayar kasalı araçlar ile toplayıp, çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde tesislerimizde işleyerek yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Bin 200 metrekare kapalı alanda kağıt, naylon, plastik, kauçuk, metal, çuval, pet, ahşap palet, cam, demir ve tekstille alakalı atıkların lisanslı toplama ayırma ve geri dönüşüm tesisi yatırımını da tamamladık. Bu konuda geniş kapsamlı Sakarya ve çevresinin ÖTL-İnert Atık-Ambalaj Atıkları Geri Kazanım Belgeli ve konusunda uzman tek firmasıyız.”
62 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIKatmerciler,yeni pazarlarıhedefliyorAraç üstü ekipmanları üretiminde Türkiye pazarına liderlik ettiklerinin altını çizen Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci, 41 ülkeye ihracat yapan firmalarının hedefinde Afrika ve Latin Amerika’nın bulunduğunu söylediAHMET USMAN İZMİR Araç üstü ekipmanları alanında Japonya’dan Almanya’ya, Azerbaycan’dan Hindistan’a, Irak’tan Nijerya’ya, dünyanın farklı bölgelerinden 41 ülkeye ihracat yapan Katmerciler, Türkiye’nin en büyük 247’nci ihracatçısı ve ilk 1000 ihracatçı arasında yer alan tek araç üstü ekipman şirketi olarak sektörünün açık ara ihracat lideri oldu. BMC, Ford, Hyundai, Isuzu, Iveco, MAN, Mercedes, Mitsubishi, Renault, Scania ve Volvo gibi dünya otomotiv pazarının devleriyle çalışan şirket, özel üretim yeteneği ve geniş ürün yelpazesiyle, bu şirketlerin yurt içi ve dışı araç üstü ekipman üretimine yönelik işlerinde en önemli tedarikçileri arasında bulunuyor. Son olarak Savunma Bakanlığı’ndan ‘Tesis Güvenlik Belgesi’ alan Katmerciler, savunma sanayii ihalelerine girmeye de hak kazandı. Yaklaşık 360 çalışanıyla sektörüne öncülük eden firma, uluslararası araç üstü ekipman sektörünün daha güçlü, etkin ve saygın bir markası haline gelmeyi hedefliyor. aynı zamanda halka açık ve Borsa İstanbul’da işlem gören tek şirket olarak sektöründe ayrıcalıklı bir konuma geldi. 1985’te damper üretimiyle işe başlayan Katmerciler, 1987’de itfaiye ekipmanını, 1994’te çöp ekipmanını ürün gamına ekledi. 1998’de Japonya ile ilk ihracatına başladı ve zamanla Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan geniş bir coğrafya üzerinde ihracat hacmini genişletti. Kasım 2010’da hisselerinin yüzde 24’ünü halka açarak, hem kurumsal tarihinde hem de sektörün tarihinde yeni bir sayfa açan firma, bir ilke de imza atmış oldu. 2011’de itfaiye ekipmanı üretiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden Fransız Gimaex International ile merkezi İzmir’de olan, eşit pay sahipliğinde yeni bir şirket kuran firma, Şubat 2012’de üretime geçen ve GimKat adını alan yeni şirketi ile özellikle yurtdışı pazara yönelik katma değeri yüksek itfaiye araç ve ekipmanı üretiyor. Araç üstü ekipman sektörünün Türkiye açısından yeni sayılabilecek, geçmiş yıllarda büyük ölçüde ithalatla ihtiyaçların karşılandığı bir sektör olduğunu anlatan Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci, “Bu nedenle kendi know-how’ımızı kendimiz üretmek durumunda kaldık. Bu durum, sektörümüzde öncü bir şirket olmamızı da beraberinde getirdi. Artık bölgesinde ‘güç’ haline gelmiş, yeni kıtalarda yeni pazarlar arayışında olan bir şirketiz” dedi.Katma değeri yüksek ürünlere yoğunlaşma stratejisi kapsamında, 2010 yılında Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları (TOMA) üretimine başlayan firma, emniyet ve jandarma için çok sayıda TOMA üretti. Katmerciler, bu ürünü savunma sanayine geçiş için bir basamak olarak değerlendiriyor.Katmerciler 30’u aşkın ürün gamına sahip. Bunlar itfaiye araçları, kanal açma araçları, kurtarma araçları, su ve yakıt tankerleri, tanker treyler, hidrolik sıkıştırmalı çöp kasaları, vidanjör ve çöp semi treyler, hidrolik çöp kasaları, mobil bakım araçları, eklemli platformlar, damperler, damper treyler, vinçli kasalar, vinç, low-bed treyler, kayar platformlar, kablo döşeme araçları, kablo çekme araçları ve hidroliftler olarak sıralanabilir. Kasım 2010 tarihinde halka açılan Katmerciler’in dış denetimden geçmiş 2007-2012 yılları arasındaki mali sonuçlarına göre faaliyet kârı beş yılda 10 kat artış gösterirken, gelirleri 4.8, özkaynakları 8.3, aktif büyüklüğü 7.5, ihracatı ise 6.3 kat artış gösterdi. Şirketin aynı dönemdeki yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 40’ı aştı. 2012 yılı itibarıyla gelirlerini 153 milyon TL’ye, net kârını 9.2 milyon TL’ye yükseltirken, 73.5 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.TOMA ile savunma sanayiine geçiş yapıldıKatma değeri yüksek ürünlere yoğunlaşma stratejisi kapsamında, 2010 yılında Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları (TOMA) üretimine başlayan firma, emniyet ve jandarma için çok sayıda TOMA üretti. Yurtdışı pazarlara yönelik olarak bu üründeki yoğunlaşması devam edecek. Katmerciler, bu ürünü savunma sanayine geçiş için bir basamak olarak değerlendiriyor. Aynı strateji çerçevesinde şirketin öncelikli hedefi savunma sanayi sektörüne giriş yapmak. Milli Savunma Bakanlığı tarafından 19 Mart 2013 tarihinde verilen ‘Tesis Güvenlik Belgesi’ sayesinde, artık hem Türk Silahlı Kuvvetleri hem de NATO’nun ihtiyaçları için açılan savunma sanayii ihalelerine katılabilme imkanını elde etti. Bu sektöre yönelik ilk adım olarak, tekerlekli zırhlı araç üretimine odaklandı. Hali hazırda, iki farklı ana görev ihtiyacı anlamında birbirini tamamlayan özelliklerdeki zırhlı personel taşıyıcı araçlar üzerine yoğunlaşmış durumda. Firmada her iki araç için yapılan test ve değerlendirmeler başarıyla sonuçlandı. Ayrıca, muhtemel bazı yurtdışı projeler için görüşmeleri devam ediyor. Bu araçların üretimi için gerekli makine ve ekipman yatırımını da tamamlamış durumda.İhracat portföyüne yeni ülkeler eklemek ve mevcut dış pazarlardaki payını artırma yönünde yoğun uluslararası temasları süren firmanın öncelik verdiği bölgeler Afrika ve Latin Amerika.28 yılda borsaya açıldıİzmir’de 1985’te İsmail Katmerci tarafından kurulan Katmerciler Araç Üstü Ekipman, aradan geçen 28 yılda, araç üstü ekipman sistemleri alanında öncü konumuna yükseldi. Katmerciler,
ANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARI l 63Karavil’den2015’teihracatatılımıDİYARBAKIR Ticarette geçirdiği 30 yılın ardından üretim sektörüne 2009’da ‘bims tesisi’ satın alarak adım atan Karavil Şirketler Grubu, daha sonra entegre bir alçı-alçıpan tesisi kurarak üretim sektöründeki yatırımlarını büyütür. Kurduğu entegre tesis ile Diyarbakır’a yatırım tutarı yaklaşık 50 milyon euro olan, dünyanın beşinci, Avrupa’nın ise en büyük yatırımını kazandıran Karavil’in sektöre yönelik yatırımları sürecek. Üretim hacminin yüzde 30’unu ihracata ayrılan Karavil’in 2015 hamlesi ihracat yaptığı ülke sayısını 28’e çıkarmak. Küçük yaşlarda babasının ticaret yapması nedeniyle kendisini direk ticaretin içinde bulduğunu belirten Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karavil, “Küçük yaşta başladığım çalışma hayatında işimin başına her sabah yeni işe başlamış bir gencin heyecanıyla gidiyorum” diyor. Karavil, 1974 yılında beyaz eşya sektörüyle başladıkları ticarette faaliyet alanlarını 1984’te mobilya sektörünü bünyelerine katarak genişlettiklerini söylerken, “Bugün İstikbal, Bellona, Mondi ve Regina Mutfak’ın bölge bayiliklerini yapıyoruz. Öncelikli olarak bir pazarlama şirketiyiz. Artık zamanı geldiğine inanarak bu alandaki tecrübelerimizi üretimle birleştirme yoluna gittik ve böyle ciddi bir yatırıma imza attık” şeklinde konuşuyor. Günlük bin 600 ton alçı, 360 ton yapı kimyasalı, 48 bin metrekare alçı plaka, 48 bin metre profil, 120 bin adet bims ve 360 ton kalsit üretimi gerçekleştiren Karavil’de 2015’te 38 ülkeye ihracat yapılması hedefleniyor. İran, Azarbaycan, Gürcistan, Türkmenistan, Tayland ve İsveç gibi ülkelere ihracat yaptıklarını söyleyen Karavil, “Üretim hattına ilk olarak hazır bir bims tesisini satın alarak başladık. Daha sonra organize sanayi bölgesinde (OSB) 85 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 120 bin metrekare alanda entegre bir tesis kurup üretime başladık” diye konuşuyor. Karavil, ilkin alçı ürettiklerini, alçıyı kalsit, alçı plaka ve profilin takip ettiğini bildiriyor. Ürünlerin yaklaşık yüzde 30’unun ihracata ayrıldığı Karavil’de 2015’te 38 ülkeye ihracat yapılması planlanıyor. Grup bünyesinde lojistik faaliyetleri de sürdürülüyor. Ceylan A.Ş ile ortak yürütülen bir AVM ve otel projesi var. Şanlıurfa yolu üzerinde-50 milyon euro’luk yatırımla dünyanın 5’inci, Avrupa’nın en büyük yatırımı ünvanını elinde bulunduran Karavil’de 2015 yılı için ihracat yapılan ülkelerin 38’e çıkarılması hedefleniyor.ki projenin 2014 yılının ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. 55 bin metrekare arsa alanı, 206 mağazası, 65 bin metrekarelik kullanılabilir alanı, 2 bin araç kapasiteli otoparkı, 3 ve 5 yıldızlı otel ve rezidansı, 11 bin 500 metrekarelik süper marketi, 6 bin metrekarelik yapı marketi, 4 bin 500 metrekarelik elektronik marketi, 8 salon kapasiteli sineması, 3 bin 500 metrekare dev çocuk kompleksi gibi alanların yer aldığı projenin 2014 yılının ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi ve 4 bin kişiye istihdam sağlaması planlanıyor.
64 l ÖZEL EKANADOLU’NUN ÖNCÜ SANAYİ KURULUŞLARIKılıçoğlu,İzocephemarkasıyla yalıtımsektöründekiyerinialdı“Doğru yalıtım daha fazla kazandırır” sloganıyla ısı yalıtımı konusunda da hizmet sunmaya başladıklarını bildiren Genel Müdür Barış Özaydemir, bu alana yönelik olarak İzocephe markasını tüketici beğenisine sunduklarını dile getirdiESKİŞEHİR Kiremit sektöründe 84 yıllık bir geçmişi bulunan Kılıçoğlu, yalıtım alanında da faaliyete başladı. “Doğru yalıtım daha fazla kazandırır” sloganıyla ısı yalıtımı konusunda da hizmet sunmaya başladıklarını bildiren Kılıçoğlu Kiremit Genel Müdürü Barış Özaydemir, İzocephe markasıyla ısı yalıtımı konusunda faaliyetlere başladıklarını kaydetti. Özellikle bina duvarlarına sonradan uygulanması nedeniyle mantolama sistemlerinin son derece kuvvetli ve uzun ömürlü bir şekilde duvarlara yapıştırılması gerektiğini savunan Özaydemir, sektördeki yanlış ve eksik uygulamaları inceledikten sonra Kılıçoğlu İzocephe mantolama paketlerini oluşturduklarını iletti. Anılan dönemde günlük 20 bin kiremit ve 6 bin tuğla kapasiteli fabrikalar hedeflendiğini anlatan Özaydemir, yine bu dönemde Türkiye’de özel sektörde ilk ateş tuğlası üretiminin Eskişehir’de Kılıçoğlu’nda gerçekleştiğine dikkat çekti. Özaydemir, Kılıçoğlu’nda ilk kojenerasyon ve suni kurutma kurulumu yapıldığını da belirtti. Firmanın ikinci fabrikasını da açtığından bahseden Özaydemir, şunları söyledi: “Böylece Kılıçoğlu yurtiçinde satış bağlantılarını oluşturmaya başladı. İnşaat malzemesi satıcılarının ürünlerin satışı ile ilgili talepleri şirketi pazarlama ilişkileri kurmaya zorladı. Türkiye’nin modern tesislerde üretilmiş ilk kavisli kiremit olan Alaturka Kiremit üretimi yapıldı. Türkiye’nin ilk kanalsız yapılı düz kiremidi olan Lüks Kiremit üretimi yapıldı. Kılıçoğlu Tesisleri’nde 450’lik ek vakum pres kurulumu yapıldı. Kapasite artırımı sağlandı. Alınan çamur karıştırıcı ile hem ham malzeme kullanımında kalite artırıldı hem de üretimin daha seri olması sağlandı.”Kurulduğu 1927 yılından beri 1 milyar adetten fazla kiremit üreten Kılıçoğlu’nun bugün itibarıyla Eskişehir’de bulunan Türkiye’nin en yüksek kapasitelerinden birine sahip tam otomatik fabrikasında yılda 60 milyon adetlik kiremit üretim kapasitesi bulunuyor.“Özel sektörün ilk ateş tuğlasını ürettik”Firmanın 86 yıl önce Sabri Kılıçoğlu tarafından kurulduğuna değinen Özaydemir, “Devralınan 150 bin metrekare alan üzerine kurulu Arslan Kiremit Fabrikası’nda bu yıla kadar yurtdışından ithal edilen Marsilya tipi kiremit ve Mahya üretimi ilk kez Eskişehir’de üretildi. 1930’lu yıllarda Arslan Kiremit, Kılıçoğlu ve Tuğla fabrikaları yeni eklerle geliştirildi. Dönemin Bayındırlık Bakanlığı’nda görev yapan Murat İnce profesyonel yönetici olarak Kılıçoğlu Fabrikası’nda göreve başladı. Aynı yıl Arslan Kiremit, adını Kılıçoğlu Limited Şirketi olarak değiştirdi” diye konuştu.1 milyardan fazla kiremit ürettiFirmanın kurulduğu 1927 yılından bu yana 1 milyar adetten fazla kiremit üretimi gerçekleştirdiğini söyleyen Barış Özaydemir, “Kılıçoğlu, sürekli araştırma ve geliştirme çalışmaları neticesinde ürünlerinde ve hizmetlerinde çeşitlilik sağlayarak yapı sektörünün önde gelen isimleri arasında yer aldı. Eskişehir’de bulunan Türkiye’nin en yüksek kapasitesine sahip tam otomatik fab-rikası olan üretim tesisinde yıllık 60 milyon adet kiremit üretimi kapasitesine sahip. Fabrikasında yeni hat ve teknolojilerle günden güne büyüyen firma, yeni yatırımlarla ürün kalitesini her geçen gün bir adım daha ileriye taşıyor. 80 bin metrekare arazi üzerine kurulu kiremit üretim tesisleri Ortadoğu ve Balkanlar’ın en yüksek kapasiteli tam otomatik fabrikasıdır” diye konuştu. Eskişehir’in kaliteli kil hammaddesini ileri teknoloji ile şekillendirip pişirerek oluşturduğu kiremitlerin, Kılıçoğlu’nun kalitesinin sırrını oluşturduğunu ifade eden Özaydemir, şunları söyledi: “Kılıçoğlu, mikronize öğütme tesisi, bilgisayar kontrollü kiremit presleri, bilgisayar kontrollü kurutma ve pişirme fırınları, otomatik vagon yükleme, vagon boşaltma üniteleri, forklift yükleyicili sevkiyatı ve özel paletleme sistemine sahiptir. Kılıçoğlu, üretimde kullanılan araçların yanında kalite kontrol ile üretim süreçlerinde de dünya standartlarını takip ediyor. Kılıçoğlu, kurulduğu günden bu yana toplumun bir parçası olma bilinciyle, destek olduğu ve faaliyetlerini yürüttüğü projelerle topluma ve sosyal hayata karşı sorumluluklarını yerine getiriyor.” Kılıçoğlu Kiremit’in, birçok Avrupalı rakibini geride bırakarak dünyanın çeşitli bölgelerine ihracat yaptığını ve özellikle Ortadoğu ile Afrika ülkelerinde aranan bir marka haline geldiğini dile getiren Özaydemir, şöyle devam etti: “Kılıçoğlu, ürünlerinde oluşturduğu kalite ilkesini sunduğu hizmete de taşıyor. Modern çatı teknolojilerini Türkiye çatılarına taşıyarak, çatı sistemleri ürünlerini oluşturuyor. Bu ürünlerin doğru uygulanmasını sağlamak amacıyla ‘Kılıçoğlu Yetkili Servisler’ kuruldu. Türkiye’nin dört bir yanında yaygın bayi ağı ile müşterilerimize hizmet götürüyoruz. Çatı ustalarımıza vizyon katan ‘Çatı Ustası Kulübü’ sayesinde Türkiye’nin seçkin çatı ustalarını bir araya getirerek bir paylaşım ortamı oluşturduk. Böylece Kılıçoğlu liderliğinde Türkiye’nin çatılarını daha ileri bir düzeye ulaştırma misyonu için sektörün her kesiminden katkı alıyoruz.”